Öğretmen yeterliliği
279 theses under this subject heading
The assessment of speaking skills: Perceptions and reported practices of secondary school teachers
Speaking is a core skill that is fundamental regarding learning English as a second language. Mastering the speaking ability in the target language (TL)is considered a must; thus, the assessment of the speaking skills is highly sought after to ensure the development of the English language learners. In Turkey, there is a perception that even the learners with an adequate and even excellent competency in reading, listening, writing, and a high-level proficiency in English grammar rules have a hard time mastering the speaking skill and implementing it into their everyday life. However, considering students start learning English as early as second grade, the incompetency or inability to speak fluently in the target language indicates a problem that needs to be addressed. A considerable amount of research concerning English as a Foreign Language (EFL) in Turkey has disclosed numerous issues encountered by English language learners and teachers regarding assessing and evaluating the speaking skill. This study aims to scrutinize Turkish secondary school EFL teachers' perceptions and reported practices regarding the assessment of speaking in TL. This research also focuses on problems EFL teachers encounter and their recommendations on the solutions concerning the evaluation of the speaking skill. This paper seeks its answers through the EFL teachers' responses who work at EFL departments in a Turkish context. The qualitative data in this study was derived within two phases. In the first phase of the research, a questionnaire with open-ended and "yes or no" questions completed by 42 participants, and a focus group interview conducted with seven volunteers. Based on the thematic analysis of the participants' answers who contributed to the questionnaire and the focus group interview, the following results have been revealed. EFL teachers reported that they encounter several setbacks during the implementation of the speaking assessment process such as class size, time restrictions, the objectivity of assessment, finding the right tools for evaluation, focusing on the proper assessment criteria, speaking and test anxiety students go through and making sure that the assessment is fair, valid and reliable. Diversity in activities, personalization of assessment tools and activities according to the student differences, effective use of corrective feedback to prepare students for speaking assessment, focusing on the right grading criteria and use of target language in the classroom to ensure students get substantial exposure was deemed as solutions to make the English speaking assessment process more efficient. Lastly, EFL teachers stated that for the assessment of the speaking to be effective, the professional development of the educators is also required.
Ders araştırma modelinin, öğretmenlerin profesyonel gelişimleri ve öz-yeterlik algıları ile öğrencilerin öz-düzenleme becerileri üzerindeki değişimin incelenmesi
Eğitim alanında yapılan reformları incelediğimizde başarının ön koşulunun değişimi okuma ve hızlı cevap verme olduğu dikkat çekmektedir. Başarılı eğitim sistemlerinin kurulması, öz-düzenlemeli öğrenme ortamlarının oluşturulması ve yaşam boyu öğrenme becerilerinin kazandırılması için yüksek kalitede öğretmen profesyonel gelişim programlarına ihtiyaç vardır. Bu kapsamda İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü (İl MEM) ve Intel Eğitim Vakfı işbirliği ile İstanbul genelinde, 2013-2015 eğitim yılları arasında Ders Araştırma Modeli (DAM) öğretmen eğitimi planlanmıştır. Araştırmanın amacı, DAM'ın, öğretmenlerin profesyonel gelişimleri ve öz-yeterlik algıları ile öğrencilerin öz-düzenleme becerileri ve geliştirdikleri ürünlerdeki değişime etkilerini incelemektir. Çalışma grubunu, İstanbul İl MEM bünyesinde 39 ilçeden 27 ortaokul-lise öğretmeni ile bu öğretmenlerin 383 öğrencisi oluşturmaktadır. Eylem araştırması deseniyle yürütülen çalışmanın nicel boyutunda öğrencilere "Öğrenmeye İlişkin Motivasyonel Stratejiler Ölçeği", öğretmenlere ise "Öğretmen Öz-yeterlik Ölçeği" uygulanmıştır. Nitel boyutunda ise, DAM kapsamında farklı zamanlarda 3 ve üzeri ders tasarımı uygulayan 10 öğretmenin tasarımı ile seçilen 10 öğrencinin süreçte geliştirdikleri ürünler seçilmiş ve öğretmen tasarımları öğretmen tasarımı rubriği ve öğrenci ürünleri ise öğrenci ürünleri değerlendirme rubriği ile analiz edilmiştir. Ayrıca, süreçle ilgili görüşlerini almak için 20 öğretmenle üç kez odak grubu görüşmesi yapılmış, veriler içerik analizi tekniği ile çözümlenmiştir. Seçilen öğretmenlerin öz-yeterlilik algılarının, öğrencilerinse öz-düzenleme becerilerinin gelişiminin eğitim öncesi ön-testler ve eğitim sonrası son-testlerde farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi için bağımlı örneklem "t" testinden faydalanılmıştır. Araştırma bulguları öğretmen boyutunda, DAM uygulama sürecinin, öğretmenlerin meslektaşları ile etkileşimini, işbirliğini, akran öğrenmesini ve öz-yeterlik algısını güçlendirdiği, disiplinler arası ilişkilendirmeleri ve çevrimiçi araçları öğretim süreçlerine etkin şekilde dahil ederek yaratıcı ve yenilikçi tasarımlar oluşturmaya katkı sağladığını ortaya koymuştur. Öğrenci boyutunda ise, DAM uygulamaları sonunda öğrenci ürünlerinin çevrimiçi araçların kullanımı, özgün içerik, yaratıcılık ve bilişüstü öğrenme stratejilerini destekleme kriterlerinde gelişim gösterdiği gözlemlenmiştir.
Sınıf öğretmenlerinin özel gereksinimli bireylere yönelik tutumu ve kaynaştırma uygulamalarındaki yeterliğinin incelenmesi
Özel gereksinimleri olan çocuklar için en az sınırlandırılmış ortamlar tipik gelişim gösteren yaşıtlarıyla birlikte olabileceği genel eğitim sınıflarıdır. Akranlarıyla daha çok birlikte olabilmesi nedeniyle kaynaştırma eğitiminin onlar için daha faydalı olduğu düşünülmektedir. Kaynaştırmanın başarıya ulaşmasında kilit öneme sahip olan öğretmenlerin kaynaştırmaya, özel gereksinimi olan bireylere yönelik olumlu tutum geliştirmesi ve aynı zamanda nitelikli bir eğitim sunabilmesi için yeterli donanıma, becerilere, yeterliliğe sahip olması beklenmektedir. Öğretmenlerin öz-yeterliği, tutumu gibi değişkenlerin önemli olduğu düşünüldüğü için bu çalışmada sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma uygulamalarındaki yeterliği ile özel gereksinimli bireylere yönelik tutum arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırma 2023-2024 döneminde Malatya' da çalışan 251 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın verileri "Kaynaştırma Uygulamalarında Öğretmen Yeterliliği Ölçeği" ve "Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Tutum Ölçeği" ile elde edilmiştir. Yapılan normallik testi sonucu normal dağılım tespit edildiği için ANOVA testi, Bağımsız Gruplar t Testi ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon testi kullanılarak bulgulara ulaşılmıştır. Yapılan analizler sonucunda sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma uygulamalarındaki yeterlik puanlarının tüm alt boyutlarda çok yüksek; özel gereksinimli bireylere yönelik tutumlarının beğeni boyutu yüksek, duyarlılık boyutu çok yüksek, olumlu tutumlarının ise yüksek olduğu bulunmuştur. Sınıf öğretmenlerinin özel gereksinimli bireylere yönelik tutumunda eğitim durumuna, özel eğitim ile ilgili kurs alma durumuna, kaynaştırma öğrencisi ile çalışma durumuna göre; kaynaştırma uygulamalarında öğretmen yeterliliğinde ise özel eğitime dair kurs, seminer v.b. eğitim almasına, kıdeme göre anlamlı farklılaşmalar olduğu görülmüştür. Kaynaştırma uygulamalarında öğretmen yeterliliği ölçeğinin alt boyutları ile özel gereksinimli bireylere yönelik tutumu ölçeğinin faktörleri arasında orta ile düşük olmak üzere iki farklı düzeyde, pozitif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir.
The relationship between teacher efficacy and technological pedagogical content knowledge within the scope of efl pre-service teachers
The present study aimed to investigate (a) perceptions of Turkish EFL pre-service teachers related to their overall teacher efficacy and its three sub-scales: student engagement, classroom management, and instructional strategies; (b) level of their Technological Pedagogical Content Knowledge (TPACK); and, (c) the relationship between levels of teacher efficacy and TPACK of Turkish pre-service teachers of English language. Involving the analysis of quantitative and qualitative data, "Data Triangulation" was employed in this study. The research was carried out in the contexts of English Language Teaching in Educational Faculties in Anadolu University, Marmara University, Yıldız Technical University, and Yeditepe University in 2013-2014 Spring Term. A total of 110 fourth-year students in these universities responded to all of the questions in the instruments. Data were collected through 3 main instruments: (1) English Teachers' Sense of Efficacy Scale to gather information related to their understanding of their efficacy levels (Chacon, 2005); (2) TPACK-Deep Scale for gaining information about combining technology, pedagogy, and content knowledge in the ways of both learning and teaching processes (Kabakçı-Yurdakul, Odabaşı, Kılıçer, Çoklar, Birinci, and Kurt in 2012); and (3) Open-ended questions to assess their self-report of how efficaciously they integrate and use technology in their teaching experiences during the last part of their undergraduate studies. Additionally, "Teacher's Background Information" part was also used in order to detect the participants' technology use in English language teaching in a more detailed way. Quantitative data were analysed by descriptive statistics including frequency, percentage, mean and standard deviation, correlation analysis, and bivariate regression methods; and, qualitative data were analysed with constant comparison method. The findings of the analysis of descriptive statistics indicated high levels of teacher efficacy beliefs of the Turkish EFL pre-service teachers. Additionally, the participants reported to have high levels of TPACK. Furthermore, correlation analysis demonstrated a meaningful relationship between overall teacher efficacy and TPACK competence. As for the further analysis, the results of regression analysis showed that TPACK has an influence on all three sub-scales of teacher efficacy which are "Student Engagement", "Classroom Management", and "Instructional Strategies". The results of the open-ended questions also supported the relationship between TPACK and teacher efficacy. Thus, quantitative data results were supported with qualitative data. As it was carried out to reveal the relationship between teacher efficacy and TPACK for the first time, this study proved to have valuable contributions in order to improve training process of Turkish EFL pre-service teachers. At the end of the study, there are some implications for educators and educational researchers.
The factors affecting teacher efficacy perceptions of pre-service English language teachers
Teacher efficacy is considered to be one of the most important constructs which affect not only teacher practices but also learner performances. It has been asserted that teacher efficacy is also influenced by some factors such as subject areas, motivation, and teaching practice in its developmental phase; that is, in pre-service years. In order to understand the judgments that teachers make about themselves better in these years, what kind of factors affect the perceptions of pre-service teacher efficacy can be explored. This might provide some benefits in terms of the things that can be done to improve teacher efficacy positively early in learning. Indirectly, this may give some insights about the quality of teacher education programs and the practicum. With these in mind, the present study aims to investigate the factors that may have an impact on the efficacy perceptions of pre-service English language teachers. A total of 113 pre-service English language teachers who were at their final year at Anadolu University participated in the study. Since the current study is based on the explanatory design, surveys and focus group interviews were utilized. Descriptive statistics were run to examine the quantitative data, and content analysis was used to examine the qualitative data. The results showed that the sample had a moderate level of perceived teacher efficacy. Moreover, their perceived efficacy in classroom management, instructional strategies and student engagement were found to be close to each other, though efficacy in classroom management had a little higher mean score than the other two components. Focus group discussions, carried out by 22 representative pre-service ELT teachers, revealed four main factors that affect their efficacy perceptions: ELT education they received at university, their practicum experiences, perceived language proficiency and their affective states. Compared to others, practicum experiences had the biggest role in the development of teacher efficacy. Furthermore, these factors were found to have either positive or negative effects in their perceived teacher efficacy. While classroom practices, students, the view of teaching as a profession, personality characteristics, and motivation contributed positively to efficacy, the content of the teacher education program, cooperating and supervisor teachers, perceived language proficiency and emotions had negative effects. The findings of the study are believed to provide new perspectives into the efficacy perceptions of pre-service ELT teachers.
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin küresel eğitim bilgi, deneyim ve uygulamaları
Küresel eğitimin amacı, siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel alanda sınırların belirginliğini giderek kaybettiği ve ülkeler arası etkileşimin hızla arttığı dünyada, bireyde hem yerel hem de evrensel değerler ve sorunlar karşısında bilinçli ve etkin bir biçimde var olabilmek için gerekli bilgi, beceri ve tutumları geliştirmektir. Bu açıdan düşünüldüğünde küresel eğitim, bireyleri toplumsal hayata duyarlı ve etkin vatandaşlar olarak hazırlamayı hedefleyen sosyal bilgiler dersi ile doğrudan ilişkilidir. Erken yaşta alınan eğitim, sonrasında oluşacak bilgi, deneyim ve değerleri büyük oranda etkileyeceğinden, ilköğretim aşamasında verilen Sosyal Bilgiler eğitiminin öğrencilerin ulusal ve evrensel değerlerle donatılmış bireyler olarak yetişmesine olanak tanıyacak biçimde yapılandırılması büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, etkili küresel eğitimin en önemli paydaşı öğrencileri küresel vatandaşlık kavramı ile tanıştıracak olan sosyal bilgiler öğretmenleridir. Bu çalışmanın temel amacı, sosyal bilgiler öğretmenlerinin küresel eğitimin temel kavramlarına ilişkin algılarını anlamak ve küresel eğitime dair bilgi, deneyim ve sınıf içi uygulamalarını hakkında fikir edinmektir. Nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde olgubilim deseni ile yürütülecek olan çalışmada, maksimum çeşitlilik örnekleme tekniği ile belirlenecek 4 sosyal bilgiler öğretmeni ile 4 ayrı yarı yapılandırılmış bireysel görüşme yapılmıştır. Araştırmanın katılımcıları, 2012-2013 bahar döneminde görevde bulunan Sosyal Bilgiler öğretmenlerinden oluşmaktadır. Sosyal bilgiler öğretmenleri ile yapılacak olan yarı yapılandırılmış görüşmelere ek olarak inandırıcılığı arttırmak için katılımcı gözlem yoluyla bu öğretmenlerin sınıf içi uygulamaları gözlemlenmiştir. Görüşmeler, gözlemler ve araştırmacının günlüğünden elde edilen veriler NVivo 10 nitel veri analizi programı kullanılarak tümevarımsal analiz tekniği aracılığıyla çözümlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Küresel Eğitim, sosyal bilgiler öğretimi programları, sosyal bilgiler öğretmenleri, öğretmen eğitimi
İlköğretim matematik öğretmen adaylarının doğrusal ilişkileri modelleme süreçlerinin ve bilişsel yeterliklerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ilköğretim matematik öğretmen adaylarının doğrusal ilişkileri modelleme süreçlerini ve bu süreçlerde gösterdikleri bilişsel modelleme yeterliklerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmada durum çalışması modeli kullanılmıştır. Araştırmanın uygulaması 2014-2015 öğretim yılı bahar döneminde bir devlet üniversitesinde eğitim gören dört öğretmen adayı ile on dört hafta süren bir ders kapsamında dokuz modelleme etkinliği çerçevesinde yürütülmüştür. Araştırmanın verileri gözlem, görüşme ve doküman incelemesi kapsamında toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Doğrusal ilişkiler; tam doğrusal, parçalı doğrusal ve doğrusala yakın olmak üzere üç farklı türde ele alınmıştır. Etkinlikler, belirsizlik durumları giderek artan üç farklı yapıda hazırlanmıştır. Modelleme yeterlikleri anlama, düzenleme, tahmin ve doğrulama süreç adımları çerçevesinde analiz edilmiştir. Bulgular modelleme süreçlerinde gösterilen yeterliklerin problem tür ve yapılarına göre değişebildiğini göstermiştir. Bulgular, problemdeki belirsizlik düzeyinin artması ile birlikte bireylerin problem durumundaki aranan ilişkileri kurabilmesi için daha fazla bilişsel yeterlik göstermesi gerektiğine işaret etmektedir. Ayrıca, bazı alt yeterliklerin anahtar rolü oynadığı ve bu anahtar yeterliklerin kullanılması halinde diğer bazı alt yeterliklerin kullanılmasına gerek duyulmadığı belirlenmiştir. Öte yandan, anahtar alt yeterliklerin gösteriminde yaşanan sorunların modelleme sürecinin tamamlanmasına ve model oluşturmaya önemli ölçüde engel olduğu görülmüştür. Bulgular ayrıca uygun ortam ve planlı modelleme etkinlikleri sağlandığında öğretmen adaylarının modelleme yeterliklerinin gelişebileceğini göstermiştir. Anahtar Sözcükler: Matematiksel modelleme süreci, Bilişsel yeterlikler, Matematiksel modelleme yeterlikleri, Doğrusal ilişkiler, Öğretmen adayları.
Sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri öğretim yeterlikleri ile ihtiyaçsal ve mekânsal durumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin Fen Bilimleri dersi öğretim yeterlikleri ile mekânsal ve ihtiyaçsal durumlarını incelemektir. Araştırma, nicel ve nitel araştırma desenlerini bir arada bulunduran karma araştırma desenine göre tasarlanmış ve İzmir il ve ilçelerinde 2014-2015 eğitim-öğretim yılında ilkokullarda görev yapan 1413 sınıf öğretmeniyle gerçekleştirilmiştir. Örneklemin belirlenmesinde karma yöntem örneklem anlayışına dayalı olarak "Sıralı Karma Yöntem Örneklemi" tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri, "Fen Bilimleri Öğretim Yeterlik Ölçeği" (FBÖYÖ) ile "Fen Bilimleri Öğretiminde Mekânsal ve İhtiyaçsal Durum Anketi" (FBÖMİDA) kullanılarak elde edilmiştir. Ayrıca çalışmaya katılan ve rastgele seçilen 63 sınıf öğretmeniyle de yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak mülakat yapılmıştır. FBÖYÖ verilerinin analizinde, betimsel istatistiksel analizler yanında değişkenlere göre farkın anlamlılığını görebilmek için Kruskal Wallis testinden, anlamlı farklılığın kaynaklarını belirlemek içinde Mann-Whitney U Testinden yararlanılmıştır. FBÖMİDA'ya yönelik analizlerde ise betimsel istatistiksel analiz kullanılmıştır. FBÖYÖ ve FBÖMİDA'daki değişkenlerin ilişkisini görebilmek için Pearson korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Nitel verilerin analizinde ise betimsel ve içerik analiz yöntemlerinden faydalanılmıştır. Araştırma bulgularında, sınıf öğretmenlerinin Fen Bilimleri öğretim yeterlikleri ile derse ait ünitelerin tümü için öğretim becerisi ve konu alan bilgisi seviyelerinin "yeterli" düzeyde olduğu belirlenmiştir. Öte yandan, sınıf öğretmenlerinin, Fen Bilimleri öğretim yeterliklerinin; cinsiyete, mezun olunan fakülteye, öğrenim durumuna göre değişmediği; deneyim yılına, mezun olunan bölüme, görev yapılan yere göre ise istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, sınıf öğretmenlerinin; Fen Bilimleri öğretim yeterliği ile mekânsal durumları arasında düşük düzeyde, pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki [r= .243; p<.01]; Fen Bilimleri öğretim yeterliği ile ihtiyaçsal durumları arasında ise orta düzeyde, pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki [r= .336; p<.01] olduğu anlaşılmıştır.
Sosyal bilgiler dersi kapsamında öğretmenlerin tarih konularının öğretimine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi
Sosyal bilgiler dersi öğrencilerin yaşadıkları toplumun bir ferdi olarak varoluşunu şekillendirmeyi amaçlayan temel derslerden birisidir. Tarih, coğrafya, hukuk, sosyal bilimler ve vatandaşlık bilgisi gibi çeşitli konuların bir başlık altında toplandığı dersin en önemli amacı öğrencilerin etkin bir yurttaş ve birey olması için gereken bilgi, beceri ve donanımı kazandırmaktır. Bu araştırmada sosyal bilgiler dersi kapsamında tarih konularının öğretiminde öğretmenlerin görüşlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışmanın ilk iki bölümünde araştırmayla ilgili genel bilgiler ve sosyal bilgiler dersinin tanımı, önemi ve gelişimi anlatılmış daha sonra tarih öğretiminin sosyal bilgiler dersi içerisindeki yeri analiz edilmiştir. Bu kapsamda tarih öğretimindeki teorik yaklaşımlar, kullanılan araç ve yöntemler, ölçme ve değerlendirme ve tarih öğretiminin öğrencilerin toplumsal ihtiyaçları karşılamasına ilişkin literatür incelenmiştir. Üçüncü ve dördüncü bölümlerde çalışmanın gerçekleşmesi için uygulanan yöntem ve bulgular yer almaktadır. Araştırmada öğretmenlerin görüşlerinin tespit edilmesi amacıyla nicel ve nitel verilerin kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. İlk olarak öğretmenlerin görüşlerinin belirlenmesi amacıyla bir ölçek geliştirilmiştir. Geliştirilen ölçek soruları İzmir ilinde yer alan okullardan küme örneklemi yöntemi kullanılarak belirlenen okullarda görev yapan öğretmenler arasından tesadüfi örneklem yöntemiyle belirlenen 303 öğretmene sorulmuş ve 5'li likert tipi ölçek kullanılarak veriler toplanmıştır. Ayrıca öğretmenler arasından seçilen16 kişilik bir grupla da derinlemesine yarı yapılandırılmış mülakat yapılarak araştırma konusuna ilişkin ayrıntılı bilgiler elde edilmiştir. Toplanan bu nicel ve nitel veriler uygun analiz yöntemleriyle analiz edilmiş ve sosyal bilgiler dersi kapsamında tarih öğretiminde yaşanan sorunlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, öğretmenler lisans eğitiminin yetersiz olduğunu, hizmet içi eğitim kurslarının verimsiz ve az olduğunu, zümreler ise sağlıklı geçmediğini belirtmektedir. Tarih konularının öğretimi öğrencilerde değer kazanımı sağlamaktadır. Okullarda teknolojik imkânların kısıtlı ve fiziksel koşullar yetersizdir. Öğretim programı yoğun olmasına karşı ders saatleri yetersizdir. Program güncellenerek kapsamı daraltılmalıdır. Anahtar kelimeler: Değerler eğitimi, öğretmen görüşleri, sosyal bilgiler öğretimi, tarih öğretimi.
Ortaokul matematik öğretmenlerinin öz yeterlik algılarının ve mesleki iş birliği algılarının OECD ülkeleri ile karşılaştırılması
Bu çalışmada OECD ülkeleriyle Türkiye ortaokul matematik öğretmenlerinin öz yeterlik algıları ve okul ortamlarındaki mesleki iş birliği algıları karşılaştırılmıştır. Araştırmada 2018 Uluslararası Öğretme ve Öğrenme Anketinin (TALIS- The Teaching and Learning International Survey) verileri kullanılmıştır. Bu verilere OECD tarafından oluşturulmuş veri tabanlarından ulaşılmıştır. TALIS 2018 uygulaması 15.498 öğretmenin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Ankete katılan öğretmenlerden toplam 5922' si ortaokul matematik öğretmeni olup 238'i Türkiye'de görev yapmaktadır. Elde edilen verilerde ortaokul matematik öğretmenlerinin öz yeterlikleri ve mesleki iş birliklerini etkileyen faktörler Sosyal Bilimler İstatistik Programı (SPSS) programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde parametrik olmayan istatistiksel analizlerden çapraz tablo analizi sıklıkla kullanılmış ve bunun yanında korelasyon analizi yapılarak değişkenler arasındaki ilişki incelenmiştir. Ortalamalar arasındaki farkı incelemek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. ANOVO testiyle gruplardan en az birinin diğerlerinden farklılığı test edilmiştir. Sonunda istatistiksel olarak anlamlı bir p değeri bulunduğunda (p<0,05) gruplar arasında fark olup olmadığını görmek için çoklu karşılaştırma testleri (Post-hoc testi) kullanılmıştır. Araştırmadan ulaşılan bulgulara göre öz yeterlik algılarının sınıf yönetimi, öğretim ve öğrenci katılımı boyutlarına göre Türkiye ortaokul matematik öğretmenlerinin ortalamalarının OECD ülkelerine kıyasla daha yüksek sonuçlar verdiği görülmüştür. Ayrıca OECD ülkelerinin genelinde ve Türkiye'de öz yeterlik algılarının cinsiyete göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar gösterdiği görülmüştür. Tüm yeterlik çeşitlerinde kadın öğretmenlerin öz yeterlik algıları erkeklerden anlamlı bir şekilde yüksek çıkmıştır. Türkiye ile OECD ülkelerindeki ortaokul matematik öğretmenlerinin öz yeterlik algıları mesleki deneyime göre incelendiğinde Türkiye'de ve diğer birçok OECD ülkesinde anlamlı, pozitif, zayıf bir korelasyon tespit edilmiştir. Türkiye ile OECD ülkelerindeki öğretmenlerin iş birliğine dair ortalamalarına bakıldığında kimi ülkelerle anlamlı farklar saptanmış olup Türkiye'deki öz yeterlik algıları birçok ülkeye göre yüksek olmasına rağmen iş birliğine dair algılarının düşük çıktığı görülmüştür.
Öğretmenlerin motivasyon düzeyleri ile yetkinlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Gaziantep ili örneği)
Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin motivasyonları ile yetkinlikleri arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Araştırmada betimsel ve ilişkisel model kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2019-2020 eğitim öğretim yılı Gaziantep ili Merkez ilçelerindeki resmi ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenler, örneklemini ise bu okullarda görev alan 398 öğretmen oluşmaktadır.Ortaokulda görev yapan öğretmenlerin motivasyon düzeylerini belirlemek amacıyla "Öğretmen Motivasyonu Ölçeği", yetkinlik düzeylerini belirlemek amacıyla "Ohio Öğretmen Yetkinlik Ölçeği" ve belirlenen bazı değişkenlere ilişkin verileri toplamak için araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Ölçekler ile toplanan veriler, SPSS 18.0 paket programıyla bilgisayarda analiz edilerek, betimsel istatistikler hesaplanmış ve korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucuna göre öğretmenlerin içsel ve dışsal motivasyonları cinsiyete, yaşa, branşa, kıdeme ve görev süresine değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Araştırmada; öğretmenlerin yetkinliğin alt boyutu olan öğretim becerisi; cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterirken; öğretmenlerin yetkinliğin alt boyutları olan yönlendirme, davranış yönetimi, motivasyon ve ölçme ve değerlendirme düzeyleri cinsiyete göre anlamlı bir fark göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda; öğretmenlerin; davranış yönetimi, motivasyon, öğretim becerisi ve ölçme ve değerlendirme düzeyleri yaşa, branşa, kıdeme ve görev süresine değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Araştırmada öğretmenlerin motivasyonları ile yetkinlik düzeyleri arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin sahip olduğu motivasyonun yetkinliğin anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmüştür. Yani öğretmenlerin yetkinliklerinin, motivasyon sürecinden etkilenmesi söz konusudur. Bu nedenle okul içi örgütsel iletişimin olması motivasyonun artmasında büyük önem taşımaktadır.
Matematik öğretmenlerinin matematik okuryazarlığı ile ilgili mesleki gelişimlerinin dokümantal yaklaşım çerçevesinde incelenmesi
Matematik okuryazarlığı, matematik eğitimi dünyası için yirmi yıldan beri üzerinde çalışılan bir çalışma alanı olarak görülmektedir. OECD'nin düzenlediği PISA uygulamalarına katılan 72 ülke arasında Türkiye'nin 2015 yılında 50. sırada yer alması ülke genelinde yankı uyandırmıştır. Bu sıralamanın Türkiye'nin sınava katıldığı ilk yıl olan 2003'teki sıralamadan bile daha geride olması özellikle dikkat çekmiştir. Bunun sonucu olarak çok sayıda çalışma yapılmıştır. Literatürde matematik okuryazarlığı ile ilgili yapılan çalışmalar incelendiğinde yapılan çalışmaların büyük bir kısmının PISA sınavlarına katılan öğrenciler ve aileleri üzerinde yapılmış demografik çalışmalar olduğu görülmektedir. Bu çalışmalar, sınavlara katılan öğrenciler ile ilgili bir fikir oluşturmamıza olanak tanımaktadır. Ancak, Türkiye'nin içinde bulunduğu mevcut durum dikkate alındığında, PISA'da alınan sonuçlar da incelendiğinde, matematik okuryazarlığı başarısını artırmaya yönelik çalışmalar yapılması gerektiği düşünülmektedir. Bu tez çalışması da bu kapsamda yapılmıştır. Bu araştırmada, matematik öğretmenlerinin lisans eğitimleri sırasında aldıkları matematik okuryazarlığı eğitimini kendi öğretimlerine nasıl yansıttıkları ve matematik okuryazarlığı bağlamındaki mesleki gelişimlerinin nasıl olduğu araştırılmaktadır. Araştırmada, nitel araştırma yaklaşımına dayanan bir yöntem olan gelişimsel araştırma yöntemi kullanılmaktadır. Gelişimsel araştırma, farklı yaşlardaki veya farklı kültürlerdeki bireylerin duygu, düşünce veya davranışlarındaki farklılıkları ya da aynı bireylerin yaşamlarının farklı zamanlarındaki duygu, düşünce veya davranışlarındaki değişimleri ve gelişimleri incelemek için kullanılmaktadır. Araştırma stratejisi olarak durum çalışması seçilmiştir. Araştırmanın katılımcı seçiminde, nitel araştırmalarda önerildiği gibi amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Amaçlı örnekleme yöntemlerinden de ölçüt örnekleme yöntemi benimsenmiştir. Araştırmanın katılımcıları 2016-2017 akademik döneminde lisans öğreniminin son yılında olup, "Matematik Eğitiminde Alan Yazıları" ve "Öğretmenlik Uygulaması" derslerini almış olan ve 2018 yılında MEB'e bağlı devlet okullarına öğretmen olarak atanmış olan dört matematik öğretmenidir. Katılımcıların lisans eğitimlerinin son yılı olan 2016-2017 dönemi bahar yarıyılında başlamıştır. Öncelikle lisans eğitimi sırasında verilen matematik okuryazarlığı eğitimi takip edilmiştir. Araştırma sonuçlarına etki edebilecek yönleri olabileceğinden, araştırmacı notları alınarak hafta hafta her bir ders takip edilmiştir. Sonrasında, dersi alan öğretmen adaylarının öğretmenlik uygulaması dosyaları toplanmış ve analiz edilmiştir. Bu aşamada, dersi alan tüm öğretmen adaylarının dosyaları incelenmiştir. Ancak, katılımcılar belirlendikten sonra, seçilen katılımcıların dosyaları araştırmaya dahil edilmiştir. Öğretmen adaylarının, atama döneminin ve ilk adaylık eğitimi dönemlerinin geçmesi için veri toplama sürecine bir yıl ara verilmiştir. 2018-2019 döneminde, daha önceden araştırmaya katılmış olup, atanmış olan öğretmenler ile her birinin hangi şehirlere atandığı ve araştırmaya devam etme ile ilgili ne düşündükleri konusunda kısa görüşmeler yapılmıştır. Bu süreçte araştırmaya birlikte devam edilecek olan katılımcılar belirlenmiştir. 2019-2020 döneminde çalıştıkları ortamların yaklaşık olarak birbirine eşit olanaklara sahip olup olmadığı, öğrenci seviyeleri gibi değişkenlerin de yakından görülebilmesi için araştırmaya katılmaya gönüllü olan dört öğretmenin çalıştıkları şehre gidilerek araştırmaya devam edilmiştir. Öğretmenlerin her biri ile önce matematik okuryazarlığı ile ilgili bir ön görüşme daha sonra ders hazırlığı görüşmeleri ve arkasından ders gözlemleri yapılmıştır. Her bir ders gözleminin ardından, öğretmenler ile dersteki durumlara ilişkin kısa görüşmeler yapılmıştır. Son olarak her bir öğretmen ile araştırmacının analizlerine dayanarak vardığı sonuçlar görüşülmüş ve bu sonuçların doğruluğuna ilişkin onay alınmıştır. Her bir katılımcı öğretmenin 25 saat dersi gözlemlenmiş, ders gözlemi sırasında araştırmacı arka sıralarda öğrenci gibi oturarak not almış, sürece müdahale etmemiştir. Sonuç olarak, öğretmen adayından öğretmen olma sürecinde katılımcıların değişen ve sabit kalan şemaları olduğu görülmüştür. Bu şemalardan muhakeme etme, problem çözme için strateji geliştirme ve matematiksel araç-gereçleri kullanma yeterliklerine hizmet eden şemaların sabit kaldığı görülmüştür. Ancak katılımcıların önceden sahip olduğu sembolik ve formal dili kullanma, temsil etme ve modelleme yeterliklerine hizmet eden şemaların öğretmen olduktan sonraki süreçte görülmediği dikkat çekmiştir. Bununla birlikte öğretmen olduktan sonra gelişen, ancak doğrudan matematiksel yeterlikler ile bağdaştırılamayan şemalar da olmuştur.
Okul öncesi öğretmenlerinin epistemolojik inançları ile teknolojik yeterliklerinin incelenmesi
Araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin epistemolojik inançlarıyla teknolojik yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca cinsiyet, mesleki kıdem, eğitim durumu ve bilişim-teknoloji yeterlilik algılarına bağlı olarak okul öncesi öğretmenlerinin epistemolojik inançlarının ve teknolojik yeterliklerinin değişip değişmediği sorularına da yanıt aranmaktadır Araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin epistemolojik inançları ile teknolojik yeterlikleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni Türkiye'de devlet okulunda görev yapan okul öncesi öğretmenleridir. Araştırmanın örneklemini; Mart 2021- Eylül 2021 tarihleri arasında yapılan, Türkiye'de değişik illerde görevine devam eden 693 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak öğretmenlerin demografik özelliklerini belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", epistemolojik inançlarını incelemek için "Epistemolojik İnanç Ölçeği (EİÖ)" ve teknolojik yeterliklerini belirlemek için ise "Eğitimde Teknoloji Kullanımı Öz-Yeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında ulaşılan veriler SPSS 22 programında analize tabi tutulmuştur. Araştırmada elde edilen veriler, betimsel analiz ile değerlendirilmiş ve elde edilen frekans ile yüzdeler tablolarda sunulmuştur. Verilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Bu nedenle, ikili karşılaştırmalarda t-testi, çoklu karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Öğretmenlerin epistemolojik inançları ile teknolojik yeterlikleri arasındaki ilişkinin tespitine yönelik ise Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Epistemolojik İnanç Ölçeği alt boyutları ile Eğitimde Teknoloji Kullanımı Öz-Yeterlilik Ölçeği alt boyutları arasındaki ilişkide ETKÖÖ Temel Yetenekler alt boyutu ile EİÖ tüm alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki vardır. Temel Yetenekler ile Öğrenmenin Çabaya Bağlı Olduğuna İnanç alt boyutu arasında yüksek, Temel Yetenekler ile Öğrenmenin Yeteneğe Bağlı Olduğuna İnanç ve Tek Bir Doğrunun Var Olduğuna İnanç alt boyutları arasında zayıf bir ilişki vardır. ETKÖÖ Kaygı alt boyutu ile EİÖ Öğrenmenin Yeteneğe Bağlı Olduğuna İnanç ve Tek Bir Doğrunun Var Olduğuna İnanç alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki vardır.
Sınıf öğretmenlerinin ilkokul görsel sanatlar derslerinde karşılaştıkları sorunlar ve öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi (Bursa ili örneği)
İlkokul eğitimi temel eğitimdir. Bu düzeyde öğrenciler öğrenmeye son derece açıklardır ve Görsel sanatlar alanında verilen eğitim ile bireyin yaratıcı yönü desteklenmektedir. İlkokullarda görsel sanatlar derslerini vermekle yükümlü öğretmenlerse sınıf öğretmenleridir. Dolayısıyla sınıf öğretmenlerinin görsel sanatlar derslerine karşı tutumları, yeterlilikleri ve karşılaştıkları sorunlar önem kazanmaktadır. Karşılaşılan sıkıntılardan mümkün olduğunca arınmış bir öğretmen, dersin kazanımlarını en doğru ve faydalı şekilde karşısındaki bireylere aktarabilir ve gerekli uyarımlarda bulunabilir. Bu araştırma, Bursa ili örneğinde, sınıf öğretmenlerinin, görsel sanatlar derslerinin işleyiş ve uygulama aşamasında karşılaştıkları sorunları ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırma tarama modelinden yararlanarak, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında, Bursa İli çerçevesinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet okullarında yapılmıştır. Anket uygulaması, Bursa ilinde 3 merkez ilçeden seçilen üçer devlet okulunun 1.,2.,3. ve 4. sınıfların, A,B,C şubeleri sınıf öğretmenlerinden oluşan 108 eğitimci ile gerçekleştirilmiştir. 42 sorudan oluşan 3'lü Likert tipi anket formu veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Doldurulan anket formlarından elde edilen verilerin çözümlenmesi sırasında frekans ve yüzdelik dağılımları hesaplanmış, bulgular sayısallaştırılarak sunulmuştur. Yapılan literatür taraması desteğiyle nicel yorumlamalara gidilmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara göre; öğretmenlerin birçoğunun sanattan tat alan bireyler yetiştirmeyi önemsedikleri, Görsel Sanatlar dersinde öğretim materyallerini kullanabildikleri, yöntem ve teknikleri öğrenciye aktarma konusunda bilgi sahibi oldukları, öğrencilerin çalışmaları hakkında dönüt sağlama ve değerlendirme yapabildikleri ve uygulama konusunda kendilerini yeterli hissettikleri sonucuna varılmıştır. Yine az sayıda öğretmen Türk ve Dünya Sanatı hakkında ve öğrenciye aktarma konusunda bilgi sahibi olduklarını, öğrenme alanlarından kültürel miras alanında kendilerini yeterli hissetmediklerini belirtmişlerdir. Elde edilen verilere göre öğretmenlerin yarısından fazlasının programın yapısı ve amaçları, hedefleri, öğrenme alanları, öğrenci kazanımları ve işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğu söylenebilir. Ayrıca genel kanı ders süresinin yeterli olmadığı yönündedir. Bu araştırma, İlkokul Görsel Sanatlar Derslerinde sınıf öğretmenlerinin karşılaştıkları sorunların belirlenmesi açısından önem taşımaktadır. Araştırma sonuçları doğrultusunda uygulayıcı ve araştırmacılara yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Görsel sanatlar eğitimi, ilkokul, öğrenme alanları, öğretmen yeterlilikleri, sınıf öğretmeni
Öğretmenlerin STEM+S için sorgulamaya dayalı öğretim öz-yeterlilikleri ile 21.yy. becerileri öğretimi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada, öğretmenlerin STEM+S için sorgulamaya dayalı öğretim öz -yeterlilikleri ile 21. yy. becerileri öğretimi arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nicel araştırma modelinde ilişkisel desenle desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini, 2021-2022 öğretim yılında Gaziantep ilindeki resmi ve özel okullarda görev alan öğretmenler, örneklemini ise evrenden seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenen 407 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak STEM+S için sorgulamaya dayalı öğretim öz-yeterlilik ölçeği ile 21. yy. becerileri öğretimi ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler SPSS Paket Programı kullanılarak, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü ANOVA, pearson korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda; öğretmen STEM+S için sorgulamaya dayalı öğretim öz-yeterlilikleri ile 21. yy. becerileri öğretimi arasındaki ilişkinin orta düzeyde olduğu görülmektedir. Öğretmenlerin STEM+S için sorgulamaya dayalı öğretim öz-yeterliliğin ve alt boyutlarının puanları 21. yy. becerileri eğitimi alma durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermiştir. STEM eğitimi alma durumuna göre ise ilişkilendirme alt boyutu hariç anlamlı bir farklılık oluşmaktadır. 21. yy. becerileri ve alt boyutların puanları STEM ve 21. yy. beceri eğitimi alma durumuna göre incelendiğinde, anlamlı bir farklılık göstermektedir. 21. yy. becerileri öğretimi ölçeği ile iş birliği alt boyutları puanı öğretmenlerin cinsiyetine göre anlamlı bir farklılık oluşturmazken, diğer alt boyutlarının puanları anlamlı bir farklılık oluşmaktadır. STEM+S için sorgulamaya dayalı öğretimi, 21. yy. becerileri öğretimine istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. 21. yy. becerileri öğretimi için açıklanan varyansın yaklaşık %46'sının STEM+S için sorgulamadan kaynaklı olduğu ortaya çıkmıştır. Bu durum incelendiğinde öğretmenlerin 21. yy. becerileri öğretimini yordamada STEM+S için sorgulamaya dayalı öğretim öz-yeterliliğin önemli bir etkisi olduğu ifade edilir.
Sınıf içi değerlendirme yaklaşımları envanterinin Türkçe'ye uyarlanması ve ölçme değişmezliğinin incelenmesi
Bu araştırmada Sınıf İçi Değerlendirme Yaklaşımları Envanteri (Approaches to Classroom Assessment Inventory, ACAI) Türkçe'ye uyarlanmış ve envanterin cinsiyete göre ölçme değişmezliği incelemiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 154'ü erkek ve 251'i kadın olmak üzere toplam 405 öğretmen oluşturmaktadır. Uyarlama için öncelikle envanteri geliştiren araştırmacılardan izin alınmıştır. Envanterin çevirisi her iki dile hakim iki çevirmen ve iki ölçme değerlendirme uzmanı tarafından yapılmıştır. Dil eşdeğerliğinin sağlanması amacıyla uzman görüşleri alınmış, envanterin Türkçe ve İngilizce formları 15 İngilizce öğretmenine iki hafta ara ile uygulanmıştır. Dil eşdeğerliğinin sağlanmasının ardından ise envanterin deneme uygulaması ve son uygulaması yapılmıştır. Envanterin güvenirlik analizlerine ilişkin Cranbach α ve McDonald's ω katsayıları hesaplanmıştır. Son uygulamadan elde edilen verilerle sırasıyla varsayımların kontrolü, madde analizleri, ki-kare analizi ve doğrulayıcı faktör analizleri gerçekleştirilmiştir. Uyarlama sürecinden sonra ise envanterin cinsiyete göre ölçme değişmezliği ÇGDFA ile incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre envanterde yer alan ölçeklerin tüm ölçme değişmezliği aşamalarını sağladıkları görülmüştür. Sonuç olarak Sınıf İçi Değerlendirme Yaklaşımları Envanteri kullanılarak cinsiyet gruplarında geçerli ve güvenilir ölçümler ve karşılaştırmalar yapılabileceği ifade edilebilir.
İlköğretim matematik öğretmenliği programının değerlendirilmesi: Bir durum çalışması
Bu araştırma İlköğretim matematik öğretmenliği lisans programının yapılandırmacılık felsefesine dair kazandırmış olduğu becerilerin, Milli Eğitim Bakanlığı'nın kendi bünyesinde çalışan öğretmenler için belirlemiş olduğu yeterlikler ile uyumlu olup olmadığını tespit etmek üzere planlanmıştır. Bu amaçla araştırmada bir devlet üniversitesi belirlenmiş ve belirlenen bu devlet üniversitesinde çalışmakta olan öğretim üyelerinin, bu üniversitede İlköğretim Matematik Öğretmenliği Lisans Programı'nda son sınıfta okumakta olan aday öğretmenlerin ve araştırmanın yapıldığı üniversiteden mezun olan ilköğretim matematik öğretmenlerinin görüşleri alınmıştır. Görüşmeler esnasında veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yeterlikleri esas alınarak ve uzman görüşüne başvurularak yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Araştırmada görüşmelerle birlikte doküman incelemesi de yapılmıştır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden gerçek durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini araştırmanın gerçekleştirildiği devlet üniversitesinde İlköğretim Matematik Öğretmenliği Anabilim dalında görev yapmakta olan 7 öğretim üyesi, yine bu üniversitede İlköğretim Matematik Öğretmenliği lisans programına kayıtlı olan 62 son sınıf öğrencisi ve bu üniversitenin İlköğretim Matematik Öğretmenliği lisans programından mezun olmuş öğretmenler oluşturmaktadır. Evreni oluşturan paydaşlardan öğretim üyelerinin ve son sınıfta okumakta olan aday öğretmenlerin tamamına ulaşılmış ve 4 öğretim üyesi ile 11 aday öğretmen çalışmaya katılmaya gönüllü olmuşlardır. Çalışmaya katılan 6 öğretmene de kartopu örnekleme yöntemi ile ulaşılmıştır. Program değerlendirme çalışması olan bu araştırma Alkin'in UCLA değerlendirme modeli esas alınarak yürütülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre İlköğretim Matematik Öğretmenliği Lisans Programının yapılandırmacı yaklaşımın ilkelerini kazandırması bakımından hem aday öğretmenler, hem öğretim üyeleri hem de programdan mezun olan öğretmenler tarafından eksiklerinin olduğu tespit edilmiştir. Katılımcılar programda daha çok uygulamanın yapılabildiği derslere önem verilmesi gerektiğini, Ölçme ve Değerlendirme, Öğretim Teknolojileri ve Materyal Tasarımı ve Bilimsel Araştırma Yöntemleri derslerinin içeriklerinde düzenleme yapılması gerektiğini, üniversitelerin teknolojik olarak her türlü donanıma sahip hale getirilmesi gerektiğini, lisans programında yer alan staj derslerinin hem sayısının arttırılması hem de içerik olarak daha verimli hale getirilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Program Değerlendirme, İlköğretim Matematik Öğretmenliği Lisans Programı, Öğretmen yeterlikleri, Yapılandırmacı yaklaşım
İlköğretim öğretmenlerinin öz-oluşum türleriyle, mesleki etkililik algıları ve tercih ettikleri öğretme stilleri arasındki ilişki
İlköğretim Öğretmenlerinin Öz-Oluşum Türleriyle, Mesleki Etkililik Algıları ve Tercih Ettikleri Öğretme Stilleri Arasındki İlişkiAraştırmanın amacı, İlköğretim öğretmenlerinin öz-yeterlik algılarının öz-oluşum türlerine ve tercih ettikleri öğretme stillerine göre incelenmesidir. Araştırmanın modeli ilişkisel tarama modeli olarak seçilmiştir.Araştırmanın evrenini, İstanbul'da resmi ve özel ilköğretim okullarında görev yapan sınıf öğretmenleri ile 6.-8. sınıflarda görev yapan Türkçe, Matematik, Sosyal Bilgiler, Fen ve Teknoloji, Müzik, Resim, Beden Eğitimi, Yabancı Dil, Bilgisayar, Sosyal Bilgiler, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri oluşturmuştur. Araştırmada örneklem tayini oransız küme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. 1691 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmuştur.Araştırmada kullanılan birinci ölçek, öğretmenlerin öz-oluşum türlerini saptamak amacıyla Singelis (1994) tarafından geliştirilen ve Çukur tarafından Türkçe'ye uyaranan ?Öz-oluşum Ölçeği?dir. Araştırmacı tarafından ölçeğin Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı .72 olarak hesaplanmıştır. İkinci ölçek öğretmenlerin öz-yeterliklerini saptamak amacıyla Gibson ve Dembo (1984) tarafından geliştirilen ve daha sonra Guskey ve Passaro (1994) tarafından yeniden gözden geçirilen ?Öğretmen Yeterlik Ölçeği? dir. Ölçeğin Türkçe uyarlaması, yapı geçerliği ve güvenirlik çalışması Diken (2005) tarafından yapılmıştır. Ölçeğin iç tutarlılık katsayısı .71 olarak hesaplanmıştır. Ölçme araçlarından üçüncüsü, öğretmenlerin öğretme stillerini saptamak amacıyla Mamchur (1996) tarafından geliştirilen ve Türkçe uyarlaması Saban tarafından yapılan ?Yetişkinler İçin Tip Göstergesi Envanteri? dir. Envanterin güvenirlik çalışması, araştırmacı tarafından yaplmıştır. Test-tekrar test yöntemi ile elde edilen güvenirlik katsayısı .68; Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı ise .79 olarak hesaplanmıştır. Araştırmada öğretmenlerin kişisel bilgilerini saptamak amacıyla kullanılan bir diğer veri toplama aracı da ?Kişisel Bilgi Formu?dur.Araştırma sonucunda, ilköğretim öğretmenlerinin öz-yeterlik algıları ile cinsiyetleri, okul türü, mesleki kıdemleri arasında anlamlı farklılaşma saptanmıştır.Öğretmenlerin öz-yeterlik algıları ile mezun oldukları okul türü ve branşları arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır.Ayrıca öğretmenlerin öz-yeterlik algı düzeyleri öğretim stillerine göre anlamlı bir farklılık göstermezken, öğretmenlerin öğretme stilleri ile öz-oluşum türleri arasında anlamlı farklılık bulunmuşturAnahtar Kelimeler: İlköğretim öğretmeni, öz-oluşum, öz-yeterlik algısı, öğretme stili.
Öğretmenlerin sınıf yönetimindeki yeterlikleri
Öğretim elemanlarının ölçme ve değerlendirme yeterlik algılarının belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı öğretim elemanlarının ölçme ve değerlendirme yeterlik algılarının belirlenmesidir.Betimsel türde olan bu araştırmanın örneklemini 2011-2012 eğitim öğretim döneminde Adnan Menderes, Anadolu, Ankara, Sütçü İmam, Çukurova, Dicle, Ege, Gazi, İnönü, Mersin ve Mustafa Kemal Üniversitelerinin Eğitim Fakülteleri'nde görev yapan 337 öğretim elemanı oluşturmuştur. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen nicel veri toplama aracı ve bilgi formu ile elde edilmiştir. Geliştirilen ölçme aracı 5 faktörlü bir yapıya sahip olup, faktör yükleri .41 ile .85, Cronbach Alfa iç tutarlık katsayıları .66 ile .85 arasında değişmektedir. Geliştirilen aracın test- tekrar test korelasyonu ise .72'dir.Araştırma sonuçları; dersin içeriği, hedefleri, konu alanı gibi değişkenlerin ölçme yöntem ve tekniklerini belirleme aşamasında öncelikle dikkate alındığını ancak bununla birlikte; öğrenci sayısı, ölçme aracını hazırlama kolaylığı, ders yükü gibi değişkenlerin de azımsanmayacak düzeyde etkili olduğunu göstermektedir.Öğretim elemanlarının ölçme sürecinde ağırlıklı olarak yazılı sınavlar ve çoktan seçmeli testleri tercih ettikleri ve sonuç ve değer biçmeye yönelik değerlendirmenin ön plana çıktığı, öğrenciye geribildirim boyutunda sorunların yaşandığı, ölçme araçlarının geçerlik ve güvenirliğine ilişkin uygulamalara yer verilmediği, ölçüm sonuçlarına ilişkin istatistiki işlemlere başvurulmadığı gözlenmiştir.Öğretim elemanlarının ölçme aracına verdikleri cevap ortalamaları doğrultusunda, cinsiyet,öğrenim durumu, uzmanlık alanı değişkenlerinde anlamlı farklılaşmanın olduğu, kıdemin bu farklılaşmada etkili bir değişken olmadığı gözlenmiştir.Bu araştırmada yükseköğretimde ölçme ve değerlendirme konusunda öğretim elemanlarının eksikliklerinin olduğu belirlenmiş ve araştırma bulguları doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur.
Öğretmenlerin kaynaştırma eğitimindeki yeterlikleri ile kaynaştırma eğitimine ilişkin duygu, tutum ve kaygılarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı kamuya ait ilkokul ile ortaokullarda sınıfında kaynaştırma öğrencisi olan öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimindeki yeterlikleri ile kaynaştırma eğitimine ilişkin duygu, tutum ve kaygılarını incelemektir. Çalışma betimsel nitelikte olup tarama modelleri esas alınarak yapılmıştır. Çalışmanın araştırma grubunu 2019-2020 eğitim öğretim yılında sınıfında kaynaştırma öğrencisi bulunan sınıf öğretmenleri ile ortaokul öğretmenleri oluşturmaktadır. Çalışmada Google form üzerinden 590 öğretmenden veri toplanmış, tam ve doğru dolduran 490 katılımcının verileri analiz edilmiştir. Çalışmada Kişisel Bilgi Formu, Kaynaştırma Uygulamalarında Öğretmen Yeterliği Ölçeği ve Kaynaştırma Eğitimi ile İlgili Duygular, Tutumlar ve Kaygılar Ölçeği veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklem T testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis H testi, Korelasyon Analizi ve Tukey HSD kullanılmıştır. Çalışmada öğretmenlerin kaynaştırma uygulamalarındaki yeterliklerinin yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin kaynaştırma uygulamalarındaki yeterlikleri ile kaynaştırma eğitimiyle ilgili duygu, tutum ve kaygıları arasında düşük düzeyde, pozitif yönlü ilişki bulunmuştur. Öğretmenlerin kaynaştırma uygulamalarındaki yeterlikleri cinsiyet, eğitim durumu, daha önceki yıllarda kaynaştırma öğrencisinin olup olmaması ve mesleki kıdem yılına bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermezken; kaynaştırmayla ilgili eğitim alma, kaynaştırma eğitimiyle ilgili herhangi bir yayın okuma ve branşa bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermiştir. Kaynaştırmayla ilgili eğitim alan ve kaynaştırmayla ilgili herhangi bir yayın okuyan öğretmenlerin kaynaştırma eğitimindeki yeterlikleri kaynaştırmayla ilgili eğitim almayan ve kaynaştırmayla ilgili herhangi bir yayın okumayan öğretmenlerden daha yüksektir. Öğretmenlerin kaynaştırma eğitimiyle ilgili duygu, tutum ve kaygılarının orta düzeyde olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine yönelik duygu, tutum ve kaygıları cinsiyet, eğitim durumu, daha önceki yıllarda kaynaştırma öğrencisinin olup olmaması, kaynaştırma eğitimiyle ilgili eğitim alıp almaması, kaynaştırma eğitimiyle ilgili herhangi bir yayın okuyup okumaması, branş ve mesleki kıdem yılına bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermemiştir.
Sınıfında yabancı uyruklu öğrenci bulunan öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumları ve kültürlerarası anlayışları ile mesleki genel yeterlik algılarının incelenmesi
Yer aldığı coğrafya itibariyle çok kültürlü yapısı ile bilinen Türkiye, son yıllarda yoğun göç hareketleri ile karşı karşıya kalmaktadır. Gerçekleşen göç hareketleri sonucunda Türkiye'de 1.5 milyona yakın yabancı uyruklu okul çağında çocuk bulunduğu tahmin edilmektedir. Bu öğrencilerin eğitim faaliyetlerini yürüten öğretmenlerle ilgili çalışmaların kısıtlı olduğu görülmektedir. Bu çalışmada sınıfında yabancı uyruklu öğrenci bulunan öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumları ve kültürlerarası anlayış düzeyleri ile mesleki yeterlik algıları arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amaçlanmaktadır. İlişkisel tarama modelinde tasarlanan bu çalışma, Kayseri ilinde görev yapan ve sınıfında yabancı uyruklu öğrenci bulunan 393 öğretmenin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumları "Teknolojiye Yönelik Tutum Ölçeği", kültürlerarası anlayışları "Kültürlerarası Anlayış Ölçeği", mesleki genel yeterlik algıları "Öğretmenlik Mesleği Genel Yeterlikleri Ölçeği" ile belirlenmeye çalışılmıştır. Tanımlayıcı bilgileriyle değişkenler arasındaki ilişkiyi açıklamak için "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Öğretmenlerden elde edilen verilere SPSS 25.0 paket programı aracılığıyla "Bağımsız Örneklemler T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Kanonik Korelasyon ve Çoklu Doğrusal Regresyon" analizleri yapılmıştır. Çalışma sonucunda, öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumlarının ve mesleki genel yeterlik algılarının çok yüksek, kültürlerarası anlayışlarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumlarının eğitim durumu ve yaş; kültürlerarası anlayışlarının eğitim durumu; mesleki genel yeterlik algılarının ise cinsiyet, yaş ve branş değişkenlerine göre anlamlı şekilde farklılaştığı saptanmıştır. Öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumları, kültürlerarası anlayışları ve mesleki genel yeterlik algıları arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki bulunmuştur. Çalışma sonucunda araştırmacılara, uygulayıcılara ve politika yapıcılara yönelik çeşitli öneriler sunulmuştur.
Sınıf öğretmeni adaylarının Türkçe öğretimine ilişkin yeterlik algılarının ve tutumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmeni adaylarının Türkçe öğretimine ilişkin yeterlilik algılarının ve tutumlarının belirlenmesi ve çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırmanın çalışma evrenini, Türkiye'nin Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yer alan üç farklı üniversiteye ait dört farklı Eğitim Fakültesi Sınıf Eğitimi Ana Bilim Dalı'nın üçüncü ve dördüncü sınıflarında öğrenim görmekte olan öğretmen adayları oluşturmaktadır. Bu kapsamda, 2016-2017 eğitim öğretim yılında basit tesadüfi (random) örnekleme yöntemiyle ulaşılan toplam 328 katılımcıya Türkçe Öğretimi Dersi Tutum Ölçeği ve Türkçe Öğretimine Yönelik Yeterlik Ölçeği uygulanmıştır. İlişkisel tarama modeli ile desenlenen araştırma verilerinin çözümlenmesinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmış ve veri setinin normal dağılım özellikleri göstermemesinden ötürü verilerin çözümlenmesinde nonparametrik testlerden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre sınıf öğretmeni adaylarının Türkçe öğretimine ilişkin yeterlik algılarının yüksek, Türkçe öğretimine ilişkin tutumlarının ise olumlu yönde olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte katılımcı puanlarının bazı değişkenlere göre anlamlı bir biçimde farklılaştığı ve Türkçe öğretimine ilişkin yeterlik algısı ile Türkçe öğretimine yönelik tutum arasında anlamlı bir ilişki söz konusu olduğu tespit edilmiştir.
Sınıf öğretmeni adaylarının özel öğrenme güçlüğüne ilişkin bilgi düzeylerinin ve yeterlilikleri hakkındaki düşüncelerinin incelenmesi
Sınıf öğretmeni adaylarının özel öğrenme güçlüğüne ilişkin bilgi düzeyleri, özel öğrenme güçlüğüne yönelik yeterlilikleri hakkındaki düşünceleri ve özel öğrenme güçlüğü (ÖÖG) hakkında bilgi edinmeye yönelik istekliliklerinin incelenmesi amacıyla yürütülen bu araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. 2016-2017 eğitim öğretim yılı bahar dönemi ve 2017-2018 eğitim öğretim yılı güz döneminde 4 farklı üniversitenin sınıf öğretmenliği programının son sınıfında öğrenim görmekte olan 213 öğretmen adayı araştırmanın katılımcılarını oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Yiğiter (2005) tarafından geliştirilen "Özel Öğrenme Güçlüğüne İlişkin Soru Listesi" ve araştırmacı tarafından geliştirilen 7 açık uçlu soru kullanılmıştır. Soru listesinin analizinde her bir öğretmen adayı verdiği doğru cevap sayısına göre gruplandırılmış ve sınıf öğretmeni adaylarının soru listesinden aldıkları ortalama puan hesaplanmıştır. Öğretmen adaylarının açık uçlu sorulara vermiş oldukları yanıtların analizinde ise içerik analizinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda sınıf öğretmeni adaylarının ÖÖG'ye ilişkin orta düzeyde bilgi sahibi oldukları, bununla birlikte çoğunun ÖÖG ile ilgili yeterince bilgi sahibi olmadıklarını düşündükleri tespit edilmiştir. Araştırmada ayrıca sınıf öğretmeni adaylarının ÖÖG hakkında daha çok bilgiye sahip olmak istedikleri, kendilerini en çok çocukların özellikleri ve belirtileri konularında, en az ise öğretimde uygulanacak yöntem ve teknikler konusunda yeterli gördükleri belirlenmiştir. Diğer yandan, bilgi edinmek için en çok internetten yararlandıkları, bununla birlikte en az güvenilir buldukları kaynağın da internet olduğu görülmüştür. Araştırmanın sonuçlarından hareketle sınıf öğretmeni adaylarına lisans eğitimleri sürecinde verilen ders sayısı ve niteliğinin artırılarak ÖÖG'ye yönelik konulara ilişkin uygulama yapabilme fırsatı sunulması önerilmiştir. Anahtar kelimeler: Sınıf öğretmeni adayları, özel öğrenme güçlüğü, bilgi düzeyi