Teacher proficiency
334 theses under this subject heading
Öğretmenlerin öğrenci tanıma yeterliğine Enneagram kişilik tipleri hizmet içi eğitiminin etkisi
Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin öğrencileri tanıma yeterliğine Enneagram kişilik tipleri hizmet içi eğitiminin etkisini incelemektir. Araştırmada ön test son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi İstanbul ili Beylikdüzü ilçesi devlet okullarında görev yapan ve hizmet içi eğitime katılmaya gönüllü olan 24 öğretmenden oluşmaktadır. Veri toplama araçları olarak Öğretmenlerin Öğrencileri Tanıma Yeterliliği Ölçeği, Enneagram Kişilik Ölçeği ve demografik özellikleri belirlemek için araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.00 for Windows paket programı kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubu katılımcılarının denkliğini belirlemek için bağımsız gruplar için t-testi kullanılmıştır. Deney grubu katılımcılarının öğrenci tanıma yeterliğine eğitimin etkisini ölçmek için de ön test ve son test puanlarına ilişkin bağımlı gruplar t testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonunda deney grubu katılımcılarının öğrenci tanıma yeterliğine Enneagram hizmet içi eğitimin pozitif yönde, anlamlı ve önemli etkisinin olduğu bulunmuştur. Kontrol grubu katılımcılarının öğrenci tanıma yeterliklerinde herhangi bir değişimin olmadığı tespit edilmiştir.
Öğretmen adaylarının ve aday öğretmenlerin öğretmenlik mesleği genel yeterlikleri ile 21. yüzyıl becerileri öz yeterlikleri
Bu araştırma ile Siirt Üniversitesinde öğrenimlerine devam eden öğretmen adaylarının ve Siirt'te kamu okullarında görev yapan aday öğretmenlerin öğretmenlik mesleği genel yeterliklerini ile 21. yüzyıl becerileri öz yeterlik algı düzeylerini belirlemek ve bunlar arasındaki ilişkinin durumuna bakılması amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelindeki araştırmanın evrenini 2019-2020 ve 2020-2021 eğitim-öğretim yıllarında Siirt Üniversitesi Eğitim Fakültesinde, İlahiyat Fakültesinde ve Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunda 4. sınıfta öğrenim gören 1935 öğretmen adayı ile 2020-2021 eğitim- öğretim yılında Siirt'te kamu okullarında görev yapan ve henüz adaylık döneminde bulunan 987 aday öğretmen oluşturmaktadır. Evrenden tabakalı örnekleme yoluyla seçilen 325 öğretmen adayı ve basit tesadüfi örnekleme yoluyla seçilen 300 aday öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre öğretmen adayları ve aday öğretmenler öğretmenlik mesleği genel yeterlik ölçeğinin toplamında, mesleki beceri ile tutum ve değerler yeterlik alanlarında kendilerini çok yeterli; mesleki bilgi yeterlik alanında ise yeterli görmektedirler. Bölüm, okumaya ayrılan zaman, internete ayrılan zaman, televizyon izlemeye ayrılan zaman, bilimsel, sosyal ve sanatsal faaliyetlere katılım değişkenlerine göre öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleği genel yeterlik algıları farklılaşmaktadır. Bilimsel, sosyal ve sanatsal faaliyetlere katılım değişkenlerine göre öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleği genel yeterlik algıları farklılaşmaktadır. Öğretmen adayları ve aday öğretmenler 21. Yüzyıl becerileri öz yeterlik ölçeğinin toplamında ve alt boyutlarında 21. yüzyıl becerileri öz yeterliklerine çok yüksek düzeyde sahip oldukları görüşündedirler. Okumaya ayrılan zaman, internete ayrılan zaman ve not ortalaması değişkenlerine göre öğretmen adaylarının 21. yüzyıl becerileri öz yeterlik düzeyleri farklılaşmaktadır. Cinsiyet ve bilimsel, sosyal ve sanatsal faaliyetlere katılım değişkenlerine göre aday öğretmenlerin 21. yüzyıl becerileri öz yeterlik düzeyleri farklılaşmaktadır. Öğretmen adaylarının algılarına göre öğretmenlik mesleği genel yeterlik düzeyleri ile 21. yüzyıl becerileri öz yeterlikleri düzeyleri arasında pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Aday öğretmenlerin algılarına göre öğretmenlik mesleği genel yeterlik düzeyleri ile 21. yüzyıl becerileri öz yeterlikleri düzeyleri arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğretmen adaylarının ve aday öğretmenlerin öğretmenlik mesleği genel yeterliklerinin 21. yüzyıl becerileri öz yeterliklerinin anlamlı yordayıcısı olduğu görülmüştür.
Analysis of the relationship between teachers 'culturalcapital competency and organizational socialization levels
The aim of this study is to examine the relationship between teachers' cultural capital competence levels and organizational socialization levels. The universe of the study conducted with the relational screening model consists of 7837 teachers working in preschool, primary, secondary and high schools among 375 schools in Batman and Siirt city center in the 2019-2020 academic year. In the study, 468 teachers working in 70 schools determined by simple random method were reached as a sample. "Cultural Capital Scale" and "Organizational Socialization Scale" were used as data collection tools in the study. The data obtained in the study were analyzed with a statistical package program. Independent sample t-test, descriptive statistics, one-way analysis of variance, correlation and regression analysis were used in the analysis of the data in the study. According to the results of the research, both the cultural capital competencies and the organizational socialization levels of the teachers were found to be "high". In the cultural capital adequacy levels of teachers; A significant difference was found according to education level, professional seniority, school level and broadcast time followed. At teachers' organizational socialization levels; A significant difference was determined according to education level, monthly income, professional seniority, school level and the duration of the broadcast followed. A moderate positive relationship was found between teachers' cultural capital competencies and their organizational socialization. Teachers' cultural capital competencies are a significant predictor of organizational socialization.
Öğretmen adaylarının öz yeterlilik inançları ile mesleki kaygıları arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı öğretmen adaylarının öz yeterlik inançları ile mesleki kaygı düzeylerini ve bunlar arasındaki ilişkiyi belirlemektir. İlişkisel tarama modelinde yapılan araştırmanın evreni 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Siirt Üniversitesinde öğrenim gören 1863 öğretmen adayından oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini, tabakalı örnekleme tekniğiyle seçilen 319 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada "Öz Yeterlik Ölçeği" ve "Mesleki Kaygı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistik, parametrik fark analizleri ve korelasyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda öğretmen adaylarının genel mesleki kaygılarının düşük, öz yeterlik inançlarının ise yüksek olduğu saptanmıştır. Öğretmen adaylarının öz yeterlik inançları ile mesleki kaygıları arasında orta düzeyli anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının özyeterlik inançları mesleki kaygı düzeylerini anlamlı yordayıcısı olduğu görülmüştür.
Okul öncesi öğretmenlerinin çevre eğitimi yeterliliklerine ilişkin bir araştırma
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin çevre eğitimi yeterliliklerine ilişkin görüşlerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda okul öncesi öğretmenlerinin çevre eğitimi yeterliliklerine yönelik görüşlerinin neler olduğu, çevre eğitimi konusundaki yeterlik düzeyleri ve çeşitli değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmada betimsel araştırma modeline başvurulmuş hem nitel hem nicel verilerin birlikte kullanıldığı eş zamanlı karma desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda tarama yöntemi, nitel boyutunda ise olgu bilim yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada, 2021-2022 öğretim yılında Diyarbakır ilinde MEB'e bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapmakta olan okul öncesi öğretmenlerinden, nicel veri toplamak amacıyla 250, nitel verileri toplamak amacıyla ise 30 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmada nicel veri toplanma aracı olarak "Çevre Eğitimi Öz-Yeterlik Ölçeği" kullanılmış olup, örnekleme olarak basit seçkisiz ve uygun örnekleme yöntemine başvurulmuştur. Nitel veri toplama aracı olarak ise araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, kolay ulaşılabilir durum örneklemesine başvurulmuştur. Farklılık analizlerinde iki bağımsız grubun karşılaştırılmasında t testi, üç ve daha fazla bağımsız grubun karşılaştırılmasında ANOVA testi kullanılmıştır. ANOVA testinde farklılık bulunduğunda farklılığa neden olan grupların belirlenmesinde Post-Hoc Scheffe testinden yararlanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutundaki verilerin analizi için içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin çevre eğitimi öz-yeterlik algılarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Görev yaptığı okulun sosyoekonomik düzeyi yüksek olan katılımcıların ortalamasının, orta ve düşük olanlara göre daha yüksek olduğu, cinsiyet, yaş, mezuniyet düzeyi, çevre eğitimi ile ilgili eğitim almış olma, herhangi bir sivil toplum kuruluşuna üye olma, görev yaptıkları okulun mesken durumu değişkenlerinde ise katılımcıların ortalamalarında anlamlı bir farklılık olmadığı görüşmüştür. Araştırmanın nitel boyutunda, okul öncesi öğretmenlerinin, öğrencilerine çevre bilinci kazandırma konusunda kendilerini yetersiz bulduklarını, fakat çevre eğitimi konusunda yeterli bulduklarını ifade ettikleri tespit edilmiştir. Verilen cevaplar ayrıntılı olarak incelendiğinde, okul öncesi öğretmenleri bu çelişkili durumun sebebini "okulda verilen çevre eğitiminin aile ve toplum tarafından yeteri kadar desteklenmemesi" olarak ifade etmişlerdir.
Okul öncesi öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgisinin ve çevrimiçi öğretmen yeterliklerinin incelenmesi
Bu çalışma, okul öncesi öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgisi (TPAB) ve çevrimiçi eğitim yeterliklerini değerlendirmeyi hedeflemektedir. Özellikle, geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmeyi ve TPAB öz-yeterlikleri ile çevrimiçi eğitim öz-yeterlikleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Eğitimde teknolojiyi etkili bir şekilde kullanma ihtiyacının önemi dikkate alındığında, okul öncesi öğretmenleri için özel olarak tasarlanmış bir TPAB ölçeğinin geliştirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu ölçek, okul öncesi döneme özgü durumları, kavramları, alanları ve gelişim bilgisini kapsayan, aynı zamanda okul öncesi öğretmenlerinin sahip olması gereken becerileri içermektedir. Okul öncesi öğretmenleri için özel olarak tasarlanmış TPAB ölçeğinin geliştirilmesi, onların özel gereksinimlerine yönelik bir değerlendirme aracına olan ihtiyacı karşılamaktadır. Ölçeğin geçerliliği ve güvenilirliği sağlanmış olup, yol analizi okul öncesi öğretmenlerinin TPAB ve çevrimiçi öğretim öz-yeterlik puanları arasındaki ilişkiyi doğrulamaktadır. Ayrıca, çalışma öğretmenlerin çevrimiçi eğitim sürecinde kendi yeterlik seviyelerini nasıl değerlendirdiğini ve TPAB'ın bu yeterliklerle ne ölçüde uyumlu olduğunu araştırmaktadır. Yol analizi aracılığıyla, okul öncesi öğretmenlerinin TPAB öz-yeterlikleri ile çevrimiçi eğitim öz-yeterlikleri arasındaki anlamlı ilişki incelenmiştir. Ek olarak, çalışmada yaş, eğitim düzeyi, çalışma süresi, çalışılan okul türü ve hizmet içi eğitim gibi demografik değişkenler de araştırılarak, öğretmenlerin teknolojiyi etkili bir şekilde kullanma öz-yeterliklerine etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Bu çalışma, okul öncesi öğretmenlerinin TPAB ve çevrimiçi eğitim yeterliklerini daha iyi anlamaya katkıda bulunarak, öğretmen eğitimi ve profesyonel gelişim alanına ışık tutmaktadır.
Eğitsel veri okuryazarlığı yeterlik algısı ölçeği: Bir ölçek geliştirme çalışması
Gelişimin hızının yüksek olduğu erken çocukluk döneminde çocuklarla ilgili verilecek kararlar, uygulanacak etkinlikler veya alınacak önlemler onların çocukluk ve ileriki dönemlerini daha sağlıklı bir şekilde geçirmelerini sağlayacaktır. Veriye dayalı karar verme, öğretmenlerin, çocukların güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini belirlemek için değerlendirme verilerini inceledikleri ve elde ettikleri sonuçları uygulamalarında kullandıkları süreci ifade eder. Veriye dayalı karar vermenin bir parçası olan veri okuryazarlığı ise, verileri kullanarak soruları formüle aktarma ve bu soruları cevaplama becerisini içerir. Bu bağlamda, eğitsel veri okuryazarlığı, sınıfta veya okulda öğrenme ve öğretimi sürekli olarak geliştirmek amacıyla farklı türdeki verileri doğru bir şekilde elde etme, analiz etme ve bunlara yanıt verme yeteneği olarak tanımlanmaktadır. Bu araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin eğitsel veri okuryazarlığına yönelik bir yeterlik algısı ölçeği geliştirmek amaçlanmıştır. Bu amaçla eğitsel veri okuryazarlığı için gerekli kaynaklar, yapılar, süreçler incelenmiş̧ ve eğitsel veri okuryazarlığını etkileyen etmenler ile geliştirmeye yönelik çıkarımlar araştırılmıştır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden tarama yöntemi kullanılmıştır. Çalışmaya 2022-2023 eğitim öğretim yılında Türkiye'de 81 ildeki MEB'e bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan 579 okul öncesi öğretmeni katılmıştır. Araştırma, rastgele atama yöntemi ile çevrimiçi bir link üzerinden uygulanmıştır. Araştırmanın veri analizi, SPSS veri analizi programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde ilk olarak, açıklayıcı faktör analizi ve güvenirlik analizleri için IBM SPPS 22.0, doğrulayıcı faktör analizi için ise IBM AMOS 24.0 paket programları kullanılmıştır. "Eğitsel Veri Okuryazarlığı Yeterlik Algısı Ölçeği", okul öncesi öğretmenlerinin eğitsel veri okuryazarlığı yeterlik algılarını belirlemeye yönelik sorular yer almıştır. Çalışmanın sonucunda geliştirilen Eğitsel Veri Okuryazarlığı Yeterlik Algısı Ölçeğinin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu görülmüştür.
Üstün zekâlılar ve yeteneklilere eğitim veren öğretmenlerin öğretimde rol değiştirmeye ilişkin yeterliliklerinin araştırılması
Bu araştırmanın amacı üstün zekâlı ve üstün yetenekli öğrencilere eğitim veren BİLSEM'de çalışan öğretmenlerin etkili rol değiştirme yeterliliklerini araştırmaktır. Çalışma iki basamaklı, ilki betimsel ikincisi ise karşılaştırmalı bir araştırmadır. Çalışmada odaklanılan değişkenler, öğretmenlerin halihazırda uyguladıkları roller, rol değiştime becerileri ve öğrencilerin öğretmenlerinin uygulardıkları roller ve rol değiştirme becerilerine ilişkin değerlendirmeleridir. Bu çalışmanın örneklemi, Ankara BİLSEM'de eğitim gören üstün yetenekli ve üstün zekâlı 298 ( 144 kız, 154 erkek ) ilk ve orta okul öğrencisi ve Ankara BİLSEM'de eğitim veren 173 (114 kadın, 59 erkek) öğretmenden oluşmaktadır. Bu araştırmada öğretmenlerin öğretimde girdiği rollerin belirlenmesi ölçeği, öğretmenlerin öğretimde rol değiştirme becerileri ölçeği ve öğretmenlerin öğretimde rol değiştirme becerilerinin öğrenciler tarafindan değerlendirilmesi ölçeği kullanılmıştır. Toplanan verilerin analizi, açımlayıcı faktör analizi, Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısı hesaplanması, betimsel istatistiksel analizler, Pearson korelasyonu ve t-testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin hem halihazırda uyguladıkları roller hem de rol değiştirme becerileri açısından kendilerine ortalamanın üzerinde puanlar verdikleri belirlenmiştir. Yine, öğretmen farklı rolleri uygulama puanları ve öğrencilerin öğretmenlerinin farklı rolleri uygulama düzeylerine ilişkin verdikleri puanlar arasında anlamlı farklılık görülmüştür (t[22]= -3,06; p< ,05). Öğretmenlerin halihazırda uyguladıkları rollere ilişkin algıları (X= 3,8), öğrencilerin öğretmenlerinin halihazırda uyguladıkları rollere ilişkin algılarından (X= 3,3) yüksek olduğu görülmektedir. Yine, öğretmenlerin rol değiştirme becerilerine ilişkin algılarının (X= 3,8), öğrencilerin öğretmenlerinin rol değiştirme ilişkin algılarından (X= 3,3) yüksek olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular öğretmenlerin hem uyguladıklarını düşündükleri roller hem de rol değişimi becerileri açısından öğrencilerce sağlanan bulgularla tutarlı bir sonuç vermediklerini göstermiştir.
İkinci dil olarak Türkçe öğreticileri ve yabancı dil olarak İngilizce öğreticilerinin dijital yeterlilikleri
Dijital yeterlilik, bilgi teknolojilerini bilinçli bir şekilde kullanabilmenin yanı sıra, işlevsel olarak çalışan bir sistem oluşturabilme ve bu sistemi etkin, aynı zamanda verimli kullanabilme yetisidir. Özellikle Covid-19 salgını sonrası dijital ortam ve araçların kullanımının zorunlu hâle gelmesiyle dil öğretiminde bu araç ve ortamları etkili bir şekilde kullanabilme ve yönetebilmenin öğretim süreçlerine büyük etkisi olmuştur. Günümüzde yabancı dil öğretiminde dilin dört temel becerisinin geliştirilmesi, dijital araç ve ortamlardan bağımsız olarak değerlendirilememektedir. Bu nedenle bu tez çalışmasının amacı ikinci dil olarak Türkçe ve yabancı dil olarak İngilizce öğreticilerinin dijital yeterlilik seviyelerini karşılaştırmalı olarak nicel ve nitel veriler yoluyla incelemektir. Öğreticilerin yeterlilik seviyeleri nicel verilerle belirlenmiştir. Covid-19 dönemi, bireysel motivasyonlar ve farklı sepeplerin dijital öğreticilerin yeterliliklerine olan etkisi nitel bulgularla betimlenmiştir. Verilerin toplanmasında karma yöntemin tamamlayıcılık ilkesine uygun olarak nitel ve nicel veriler eş zamanlı ve eşit statülü olarak toplanıp karşılaştırılmıştır. Katılımcılar, ikinci dil olarak Türkçe alanından 51 öğretici, yabancı dil olarak İngilizce alanından 53 öğretici olmak üzere Türkiye'deki TÖMER ve YDYO'da çalışan öğreticilerden oluşmaktadır. Deneyimli öğreticilerden oluşan 31-40 yaş aralığında yoğunluk gösteren katılımcılar en az 4 yıldır öğretim amaçlı olarak dijital araçları sıklıkla kullanmışlardır. Ayrıca verilerin toplandığı akademik dönemde salgın sonrası kısıtlamaların değişmesiyle yaklaşık %25'i derslerini uzaktan vermektedirler. Avrupa Birliği Eğiticiler için Dijital Yeterlilik Çerçevesi'nden uyarlanmış ölçek yoluyla elde edilen nicel verilerde Türkçe öğreticilerin genellikle B1- Bütünleştirici seviyesinde, İngilizce öğreticilerin ise B1- Bütünleştirici ve B2 - Uzman seviyesinde dijital yeterliliğe sahip oldukları görülmüştür. Ayrıca dijital yeterlilik çerçevesinin tüm alt boyutları incelendiğinde, katılımcıların dijital yeterlilik seviyelerinde Türkçe ve İngilizce alanında çalışma durumuna göre anlamlı bir fark bulunmamıştır. Nitel veriler ise Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi, TÖMER ve YDYO birimlerindeki 20 öğreticiyle yapılan yarı yapılandırılmış görüşme yoluyla toplanmıştırtır. Nitel verilerin analizi MAXQDA, nitel veri analizi programı, kullanılarak oluşturulan kodlar yoluyla dijital yeterliliğin alt boyutlarında içerik analizi yapılmış ve Covid -19 dönemi ile öğretici motivasyonu başlıklarında tematik analiz yapılmıştır. Öğreticilerin motivasyon kaynaklarının çoğunlukla öğrenici temelli olduğu ve öğreticilerin özellikle Covid-19 dönemi edinmiş olduğu dijital yeterliliklerin salgın sonrası normale dönen öğretim sürecinde sürdürülebilir olmadığı ortaya çıkmıştır. Ayrı ayrı toplanıp analiz edilen nitel ve nicel veriler tüm değişkenlere göre tek tek bir araya getirilerek incelenmiş, sonuçta dijital yeterlilik alt boyutlarında Türkçe ve İngilizce alanında çalışma durumuna bağlı anlamlı fark bulunmamıştır. Nitel sonuçlar, ikinci dil olarak Türkçe öğretiminin yabancı dil olarak İngilizce öğretimine kıyasla yeni bir alan olmasından dolayı ve öğretim materyali, kurumsal kaynak, teknolojik alt yapı ve hizmet içi eğitimde var olan eksikliklerin bulunduğunu ve bu sebeple ikinci dil olarak Türkçe öğreticilerinin bireysel olarak kendi dijital içeriklerini ve çözümlerini üretmek durumunda kaldığını göstermektedir. Bunun aksine yabancı dil olarak İngilizce öğreticilerinin kurumsallaşmış sistematik eğitimleri, on yıllardır kullanılan dijital araç, ortam ve kaynakları bulunmaktadır. Bu sebeple, yabancı dil olarak İngilizce öğreticilerinin kendi öğrenicilerinin dijital yeterliliklerini iyileştirmede etkin bir rol üstlendiği görülmüştür. İkinci ve yabancı dil bağlamında kapsamlı ve çeşitli verilere dayalı olarak yürütülen bu çalışma Türkiye'deki öğretici dijital yeterliliklerine betimsel katkıda bulunmuştur. Toplanan veriler ışığında, her iki alan için öğretici dijital yeterliliklerini geliştirmeye dayanan kurumsal, bireysel ve öğrenici odaklı öneriler sunulmuştur.
Fen bilimleri öğretmenlerinin çokkültürlü eğitime yönelik algı ve yeterliliklerinin incelenmesi
Tüm dünyada farklı kültürlere mensup kişiler farklı gerekçelerle bir arada uyum içinde yaşamak durumundadır. Bu nedenle çokkültürlülük, eğitimin bir parçası olmaktan ziyade bütününü kapsayan bir faktör olmalıdır. Çokkültürlü eğitim günümüzde daha da önem kazanmış ve öğretmenlerin çokkültürlülüğe ilişkin farkındalık ve algılarının belirlenmesine yönelik ihtiyaç artmıştır. Bu araştırmanın amacı çokkültürlü eğitim hakkında ortaokullarda görev yapan fen bilimleri öğretmenlerinin algı ve yeterliliklerinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırma karma yöntemin açıklayıcı desenine uygun olarak tasarlanmıştır ve fen bilimleri öğretmenlerinin çokkültürlü eğitime yönelik algı ve yeterliliklerinin belirlenmesi ve algı ve yeterliliklerinin arasındaki ilişkinin incelenmesi için Çokkültürlü Yeterlik Algıları Ölçeği ve Çokkültürlü Eğitim Algısı Ölçeği ile nicel veriler toplanmıştır. Toplanan nicel veriler doğrultusunda öğretmenlere görüşme soruları uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemi ulaşılabilir örnekleme yöntemidir. Nicel veriler için ölçeklerin uygulanmasından sonra öğretmenler ile görüşmeler yapılarak nitel veriler toplanmış ve daha detaylı bilgiler edinilmiştir. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler uygulanmış ve Pearson korelasyon katsayısı hesaplanarak yorumlanmıştır. Nitel veriler ise içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulguların çokkültürlü fen eğitimine yönelik politikaların geliştirilmesine ışık tutacağı öngörülmektedir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin yaşları, cinsiyetleri, etnik kökenleri, eğitim durumları, mesleki deneyim yılları, çalışılan okul türü ile bulunduğu bölge ve çalışılan şehirler farklılık göstermektedir. Fen bilimleri öğretmenlerinin büyük bir kısmı çokkültürlü eğitim algı ve yeterliliğine sahiptir. Yaş aralığı, deneyim gibi değişkenlerde farklılıklar tespit edilmiştir. Yaş ve deneyim olarak daha büyük olan fen bilimleri öğretmenleri diğer öğretmenlere göre daha yüksek çokkültürlü eğitim algı ve yeterliliğine sahiptir. Fen bilimleri öğretmenleri ile yapılan görüşme sonuçlarına göre çokkültürlü eğitim ile ilgili bilgi ve yeterliliğe sahip oldukları tespit edilmiştir.
Intercultural communicative competence, communication apprehension and willingness to communicate levels of English language instructors
This study aims to examine the Intercultural Communicative Competence (ICC), Communication Apprehension (CA) and Willingness to Communicate (WTC) levels of English language instructors and if there is any relationship among these constructs. The study also explores whether there is a relationship between demographic factors and the aforementioned constructs. Based on these purposes, data of the study which a quantitative method design were collected from a total of 108 English language instructors working at the School of Foreign Languages of 8 different universities in Turkey. Data analyses revealed that English language instructors had average ICC, CA and WTC. In addition, ICC, CA and WTC of English language instructors were significantly correlated. Regarding the demographic factors, it appeared that age, gender, years of teaching, educational background and time spent in a foreign country had no statistically significant effect on ICC, CA and WTC levels of English language instructors. Nevertheless, a noteworthy outcome related to the amount of time spent in a foreign country was that as the amount of time spent in a foreign country increased the mean values of Intercultural Communicative Competence increased while the mean values of Communication Apprehension decreased. Overall, the study puts forward significant implications for language teacher education departments, professional development programs, curriculum developers, language teaching institutions and language teachers.
Ortaöğretim okullarındaki öğretmenlerin mesleki alanda eğitim teknolojilerini kullanma düzeylerinin incelenmesi
Gelecek nesilleri bilgi toplumu bireyi olarak yetiştirmek, okulların temel amaçlarındandır. Özellikle, yeni teknolojilere en hızlı ulaşması ve teknolojileri en etkin kullanması gereken kurumların başında okullar gelmektedir. Teknoloji sadece eğitimi etkilemez, bütün yaşam biçimini ve kültürümüzü etkiler. Bu nedenle okulların bilişim teknolojilerinden ayrı düşünülmemesi ve öğretmenlerin bilişim teknolojilerini etkin kullanması bir zorunluluk haline gelmiştir. Günümüzde bilişim teknolojilerinden uzak durmak neredeyse imkansızdır. Okullar da toplumun ihtiyaçlarına uygun bireyler yetiştirmek zorundadır. Bu amaçla öğretmenlerin eğitim teknolojilerini aktif olarak kullanma yaklaşımlarını ve değişen öğretmen profilinin ortaya çıkarılması gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim okullarındaki öğretmenlerin mesleki alanda eğitim teknolojilerini kullanma düzeylerini incelemektir. Böylelikle öğretmenlerin eğitim teknolojilerini kullanmada ihtiyaç duydukları eğitim gereksinimlerini ortaya koymaktır. Araştırma, genel tarama türünde nicel bir çalışmadır. Çalışma 2012-2013 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde İstanbul ilinin Başakşehir ilçesinde resmi 10 ortaöğretim okulundan 200 öğretmene anket uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Uygulanan bu anketin ilk 8 sorusu katılan öğretmenlerin cinsiyet, yaş, meslek yılı, eğitim seviyesi, branşı, okulu ve daha önce öğretim teknolojileri ile ilgili bir kurs alıp almadığıyla ilgili demografik bilgilerdir. Kalan 55 soru ise eğitim teknolojileri kullanımını incelemektedir. Araştırma sonuçlarının analizinde SPSS 16 (Sosyal Bilimler İçin İstatistik Programı) paket programı kullanılmıştır. Önce öğretmenlerin cinsiyet, yaş, kıdem, eğitim seviyesi ve branşa göre dağılımları, daha sonra da öğretim teknolojilerini kullanım düzeyleri frekans ve yüzde olarak hesaplanmıştır. Belirtilen değişkenlere göre öğretim teknolojilerinin kullanımında anlamlı fark olup olmadığı, Ki-kare testi ile hesaplanmış, anlamlı fark bulunanların frekans ve yüzdeleri çapraz tablolar kullanılarak belirtilmiştir. Araştırmanın bulgularına bakıldığında, öğretmenlerin düz yapıya sahip teknolojileri ve öğrenme-öğretme yöntemlerini iyi düzeyde, internet temelli teknolojileri, görsel-işitsel teknolojileri ve bilgisayar teknolojilerini orta düzeyde, bilgisayar sistemlerini düşük düzeyde kullandıkları görülmüştür. Bunun sebepleri olarak, okulların yeterli teknolojik alt yapıya sahip olmaması ve öğretmenlerin eğitim teknolojileri ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmamaları gösterilebilir. Anahtar Sözcükler 1. Eğitim teknolojileri, 2. Ortaöğretim öğretmenleri, 3. Bilgisayar Teknolojileri, 4. Öğretim teknolojileri, 5. Öğrenme-öğretme yöntemleri
Ortaöğretim matematik öğretiminde öğretmenlerin öğretim yöntem ve teknikleri konusundaki yeterlilikleri
Eğitim hedeflerinin gerçekleşmesi uygun bir öğretim yöntem ve tekniklerin seçilmesiyle sağlanabilir. Bu nedenle her ders için tek bir yöntem değil, çok farklı yöntemlerin kullanılması söz konusu olmaktadır. Sınıf içinde öğrenme-öğretme sürecinin etkili olabilmesi uygun yöntemlerin seçimiyle doğru orantılıdır. Öğretmenlerin yöntem konusunda seçici olabilmesi onların çok farklı yöntemleri tanımaları ve kullanabilmeleri ile olanaklıdır. Diğer bir tanımla, yöntem zenginliğine sahip olmaları gerekmektedir(Demirel, 2011, s. 68). Yöntem, genelde hedefe ulaşmak için izlenen en kısa yol olarak tanımlanırken; teknik ise bir öğretme yöntemini uygulamaya koyma biçimi, ya da sınıf içinde yapılan işlerin bütünü olarak tanımlanabilir(Demirel, 2011, s. 92). Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim matematik öğretmenlerinin öğretim yöntem ve tekniklerini kullanma düzeyinin belirlenmesi ve eğilimlerinin hangi düzeyde olduğunun tespit edilmesidir. Çalışmanın evreni, İstanbul ilinin Küçükçekmece ilçesi oluştururken, örneklemini bu ilçede görev yapmakta olan 5 lise Matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma, 5 öğretmenin 5 farklı dersinden elde edilen video kayıtlarının (döküman analizi) kullanılmasıyla nitel bir çalışmadır. Elde edilen video kayıtları, ilgili literatür taranarak araştırmacılar ve bir uzman görüşüne başvurularak oluşturulan analiz kriterlerine göre analiz edilmiştir. Ayrıca veri sonuçlarını derinlemesine değerlendirmek için örneklem gruba uygulanmak üzere araştırmacı ve danışmanı tarafından hazırlanan yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Analizlerin değerlendirilmesi sonucunda, öğretmenlerin düz anlatım, soru-cevap, problem çözme, beyin fırtınası, tanımlar yardımıyla öğretim, analiz yoluyla öğretim, kurallar yardımıyla öğretim, örnekler yoluyla öğretim yöntem ve tekniklerini kullanma düzeyi yüksek bulunmuştur. Grupla çalışma yöntemi, proje tabanlı öğrenme, gösterip yaptırma, benzetim tekniği, deney yoluyla öğretim, oyunlarla öğretim ve teknoloji destekli öğretim yöntem ve tekniklerini kullanım düzeyi düşük bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: 1. Matematik Öğretimi 2. Öğretim Yöntemleri 3. Öğretim Teknikleri 4. Öğretmen Yeterlilikleri 5. Öğretmen Eğitimi
Öğretmenlerin sınıf yönetimi yeterliklerine ilişkin öğrenci görüşleri
Öğretme öğrenme etkinliklerinin etkili olabilmesi için öğretmenlerin sınıf yönetimi konusunda gerekli bilgiye sahip olmaları ve sınıflarında uygulayabilmeleri büyük önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, öğrenci görüşlerine göre öğretmenlerin sınıf yönetimi yeterliklerini belirleyebilmektir. Araştırmada karma yöntem olarak nicel ve nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Nicel Araştırma, 2014-2015 eğitim öğretim yılı Kasım 2014 ile Şubat 2015 tarihleri arasında İstanbul ili Kadıköy ilçesindeki ortaokulların 5. 6. 7 ve 8. sınıflarında öğrenim gören 1016 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Nicel araştırma verileri "Öğretmenlerin Sınıf Yönetimi İlkelerine Uyma Düzeyini Belirleme Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak frekans, yüzde, ortalama, standart sapma kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verileri ise İstanbul Kadıköy ilçesindeki ortaokulların 5. 6. 7. ve 8. sınıflarda öğrenim gören 50 öğrenci ile Mart 2015, Nisan 2015 tarihlerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nitel bölümünde görüşmeler yapılmıştır. Nitel araştırma verileri içerik analizi yardımıyla değerlendirilmiştir. Araştırmanın nicel verilerine göre, öğretmenlerin "öğretmen öğrenci ilişkilerine uyma" "eğitim öğretime yönelik ilkelere uyma" boyutlarında belirtilen maddelere "orta" düzeyde uydukları görülmüştür. Öğrenciler, öğretmenlerinin sınıf yönetimi ilkelerine genel olarak "orta" düzeyde uyduklarını belirtmişlerdir. Ortaöğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin sınıf yönetimi ilkelerine uyma düzeylerine ilişkin öğrenci görüşleri arasında cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılıklar görülmüştür. Sınıf değişkenine göre öğrenci görüşleri arasında anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Nitel araştırma sonuçlarına göre ise, öğrenciler öğretmenlerinin sınıfta esprili, eğlenceli olmasını istemektedir. Öğrenciler notla ödüllendirilmek istemekte, ceza olarak uyarılmak, affedilmek istemektedir. Öğrenciler, öğretmenlerinin dersi eğlenceli etkinliklerle, oyunlarla anlatmalarını istemektedir. Araştırma bulgularına göre, öğretmenlere sınıf yönetimi ile ilgili hizmet öncesi ve hizmet içinde uygulama ağırlıklı eğitimler verilmesi, sınıf içi istenmeyen davranışların önlenmesine ve daha etkili bir eğitim öğretim faaliyetinin gerçekleştirilmesine katkı sağlayabilir. Araştırma bulgularının öğretmenlerin sınıf yönetimi yeterliklerinin geliştirilmesi ve etkili sınıf yönetimi konusunda önemli faydalar sağlayacağı beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Sınıf, Yönetim, Sınıf yönetimi, Öğrenci, Davranış,
كفاءة أستاذ اللغة العربية لغير الناطقين بها من نظريات اللغة وظواهرها
Arabic Language has many phenomenon that make it near of mind and thinking. The old books are full of them. By having a deep look and analysis, we will be able to comprehend the harmony between linguistic system related to these phenomenon and the mental one which depends on logic and syplification in comprehension and treatment. Analyzing these phenomenon seeks to providing Arabic vocabulary with an easy way which help students understand meaning and learing by heart. This research illustrates and proves the relationship between teaching that depend on languages Jurisprudence and what can Arabic non-speakers students collect of linguistic Arabic vocabulary according to the linguistic Jurisprudence theaory which depends on principle of minds cells which has been used by the researcher according to the mechanism mind job, and how the human mind treats with language symbols and the memory of human beings depending on mental data coming to memory. In this paper, the researcher depended on what linguistics studied about mental logic and method of human memory. According to this theory it is clear that mind Works during memorizing preventing similar cells from working. These cell form containers like couple container,triple, quadruple, quinary, sixfold and phonetic one.All of these container work according to nervous flowing, but the mental symbolism is different from each other. They have an importantr role in symplifiying words to be learned by heart anh the ability to restore them. To deal with the current atmosphere of the educational process in the universities inwhich Arabic is being taught, the researcer did a questionnaire of 73 teachers who teach Arabic fon on-speakers in Turkish universities about the procedures of educational process, its elements and dimensions related to the phenomenon of languages understanding and to induct to what extent these phenomenon is important in the educational meaning. The researcher also suggested for Arabic teachers of non-speakers acurruculumn related to linguistic treatment by dealing with Qotrub triangle in this method by which teacher can deal with languages understanding easily, on the other hand students can learn by heart Arabic words in an easy way.
كفاية مدرس اللغة العربية في مدارس الأئمة والخطباء في مهارة النحو في المرحلة الثانوية، الواقع وسبل التطوير
This research whose title is (Teaching grammatical structures for non-Arabic speakers to the beginner and intermediate levels from a functional perspective related to the importance and methods of performance) discusses the importance of teaching grammar to non-Arabic speakers in absence of a communicative environment that enables students to acquire language automatically. The study also highlights grammatical structures that must be taught to the beginner and intermediate levels from a functional perspective that enables the learner to use the appropriate grammatical structure and how the teacher performs these compositions.
Okul öncesi öğretmenlerinin üstün yetenekliler eğitimine ilişkin öz yeterlik düzeyleri ile üstün yeteneklilerin eğitimine yönelik algı ve bilgisi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Okul öncesi dönemi yetenek gelişiminde için kritik bir dönemdir. Bu çalışmada okul öncesi öğretmenlerinin üstün yetenekliler eğitimine ilişkin öz yeterlik düzeyleri ile üstün yeteneklilerin eğitimine yönelik algı ve bilgisi arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma modeli nicel araştırma modellerinden ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın örneklemini Türkiye'de Kayseri ili merkezinde yer alan resmi ilkokullar ve bağımsız anaokullarında görev yapan 261 okul öncesi öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama araçları; Üstün Yetenekliler Eğitimine İlişkin Öz yeterlilik Ölçeği, Üstün Yetenekliler Eğitimi Bilgi Testi ve Üstün Yetenekliler Eğitimi Algı Testi kullanılmıştır. Bu ölçekler 5'li likert tipte ölçeklerdir. Veri analizinde yüzde, frekans ve pearson momentler çarpıı kullanılmıştır. Elde edilen veriler sonucunda okul öncesi öğretmenlerin üstün yetenekliler eğitimine ilişkin öz yeterlilik öz yeterlik ve algı düzeyleri yüksek çıkmıştır. Ancak okul öncesi öğretmenlerinin üstün yetenekli çocuklara yönelik bilgi düzeyleri düşük çıkmıştır. Okulöncesi öğretmenlerinin üstün yetenekliler eğitimine ilişkin öz yeterlilik, algı ve bilgi düzeyi ölçüm verileri eğitim düzeyi değişkenine göre anlamlı bir farklılık göstermektedir (p<0.05). Okul öncesi öğretmenlerinin üstün yetenekliler eğitime ilişkin öz yeterlik düzeyleri, üstün yeteneklilerin eğitimine yönelik algı ve bilgi düzeyleri arasında anlamlı ilişkiye bakıldığında; okul öncesi öğretmenlerin öz yeterlilik düzeyleri ile üstün yetenekli çocuklara yönelik algı düzeyleri arasında pozitif, yüksek, istatistiksel olarak anlamlı (r=.813) bir ilişkini olduğu bulunmuştur. Okul öncesi öğretmenlerin öz yeterlilik düzeyleri ile üstün yetenekliler eğitimi bilgi testi düzeyleri arasında negatif, yüksek, istatistiksel olarak anlamlı (r=-.790) bir ilişkini olduğu bulunmuştur. Okul öncesi öğretmenlerin üstün yetenekli çocuklara yönelik algı düzeyleri ile üstün yetenekliler eğitimi bilgi testi düzeyleri arasında negatif, yüksek, istatistiksel olarak anlamlı (r=-.776) bir ilişkini olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Üstün Yetenekli, Öz yeterlilik, Algı, Üstün Yetenekliler Eğitimi Bilgisi
Okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin bilimsel alan gezisi yapmaya ilişkin öz-yeterliklerinin ve yaparken yaşadıkları zorluklar hakkında görüşlerinin incelenmesi
Bilimsel alan gezisi; drama, oyun, proje tabanlı öğrenme, gösterip yaptırma gibi önemli eğitimsel stratejilerden bir tanesidir. Hızla gelişen bilgi dünyasında öğrencinin bilgiyi birincil elden deneyimleyerek öğrenmesi kalıcı öğrenmenin gerçekleşebilmesi için önemli bir fırsat oluşturmaktadır. Yapılan bu çalışmada okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin alan gezisi yapmaya ilişkin öz-yeterlikleri ve yaparken yaşadıkları zorluklar hakkında görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel ve nicel araştırma metodları kullanılarak bütüncül bir yaklaşım sergilenmiştir. Araştırma örneklemi olarak İstanbul İlinde görev yapan okul öncesi ve ilkokul öğretmenleri seçilmiştir. Araştırma sonucunda okul öncesi ve ilkokul öğretmenlerinin yaş, kıdem, mezun olunan okul gibi çeşitli parametrelere bağlı olarak öz-yeterlik düzeyleri belirlenmiştir. Öz yeterlilik düzeyler hesaplanırken t-testi ve ANOVA analizleri kullanılmıştır. Yapılan t- testi analizlerinde cinsiyet, branş bazlı ve okul türü kıyaslamaları gerçekleştirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre cinsiyet ve branş bazlı olarak anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Buna karşın, okul türü bazlı kıyaslamalarda anlamlı bir farklılık elde edilmiştir. ANOVA metodu kullanılarak gerçekleştirilen analizlerde yaş, kıdem ve okul tipine göre öz yeterlilik düzeyleri değerlendirilmiştir. ANOVA sonuçlarına göre öz yeterlilik düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Araştırmaya katılan öğretmenler tarafından bilimsel alan gezisinin, etkili öğrenme, deneyimleyerek öğrenme, yerinde öğrenme ve yaratıcılık geliştirme konularında olan faydaları ön plana çıkarılmıştır. Araştırma sonucunda bilimsel alan gezisi yapmaya ilişkin motivasyonlarını ise öğrenciye deneyimleme fırsatı sunma, yerinde öğrenme fırsatı sunma, sosyal çevreye uyum sağlama fırsatı, pozitif yönlendirme ve etkili öğrenme ana başlıkları ile ifade etmişlerdir. Son olarak bilimsel alan gezisi yapmaya ilişkin yaşadıkları zorluklar ile ilgili olarak, öğrenci kontrolü, ulaşım zorluğu gezi planlama ve dikkat süresi gibi konular üzerinde durmuşlardır. Anahtar Kelimeler: Bilimsel alan gezisi, nitel araştırma, nicel araştırma, öz-yeterlik düzeyi.
Anasınıfı öğretmeninin okuma yazmaya ilişkin yeterlilik algıları ile okuma yazma öğretiminde oyun kullanımı hakkındaki görüşlerinin karşılaştırılması
Bu çalışma anasınıfı öğretmenlerinin okuma yazmaya ilişkin yeterlilik algıları ile okuma yazma öğretiminde oyun kullanımı hakkındaki görüşlerinin karşılaştırılması amacıyla yapılmıştır. İlişkisel tarama modelinden yararlanılarak yapılan bu çalışma grubunu 2017-2018 eğitim öğretim yılı güz döneminde İstanbul ilinde özel ve devlet okullarında görev yapmakta olan okul öncesi öğretmenleri oluşturmaktadır. Çalışma grubu gönüllülük esasına dayalı olarak oluşturulmuş olup ölçme araçları 109 okul öncesi öğretmenine uygulanmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Okul öncesi öğretmenlerinin okuma yazmaya hazırlık çalışmalarına ilişkin yeterliklerini belirlemek amacıyla Bay (2008) tarafından geliştirilen ''Okul Öncesi Öğretmenlerinin Okuma Yazmaya Hazırlık Çalışmalarına İlişkin Yeterlikleri Ölçeği'' kullanılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin oyun seçimi hakkındaki görüşlerini belirlemek amacıyla İnan (2011) tarafından hazırlanan "Özel Okulöncesi Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Oyun Seçimi Hakkındaki Görüş" anketi kullanılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin, okuma yazmaya hazırlık çalışmalarına ilişkin yeterlikleri ve oyun seçimi hakkındaki görüşlerini incelemek üzere ortalama puanları ve standart sapmaları hesaplanmıştır. Bunun yanında okul öncesi öğretmenlerinin oyun hakkındaki görüşlerinin düzeyinin belirlenmesinde puanı "1- 2,33" arasında olanlar "Düşük", "2,34- 3,67" arasında olanlar "Orta" ve "3,68- 5,00" arasında olanlar "Yüksek" düzey olarak kabul edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin tümü IBM SPSS 21.0 paket programı ile analize tabi tutulmuştur. Çalışma grubunu oluşturan okul öncesi öğretmenlerinin demografik özelliklerini özetlemek açısından değişkenlerinin frekans ve yüzdeleri hesaplanmıştır. Okul öncesi öğretmenlerine uygulanan okul öncesi öğretmenlerinin okuma yazmaya hazırlık çalışmalarına ilişkin yeterlikleri ölçeği' nin normal dağılım gösterip göstermediği basıklık-çekiklik değerlerine, histogram grafiğine bakılmış ve dağılımının normal olduğu belirlenmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin, demografik özelliklerinden yaş ve çalışılan okul değişkenine göre okuma yazmaya hazırlık çalışmalarına ilişkin yeterliliğin anlamlı farklılaşma olup olmadığını araştırmak üzere ilişkisiz (bağımsız) gruplar t-testi yapılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin, demografik özelliklerinden kıdem yılı, mezun olunan okul türü ve eğitim verdikleri öğrencilerin yaşlarına göre anlamlı farklılaşmanın olup olmadığını belirlemek üzere tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. ANOVA sonucunda gruplar arasında fark bulunduğunda, farklılığın kaynağını (hangi gruplar arasında olduğunu) belirlemek için post-hoc Scheffe analizine yer verilmiştir. Buna göre yapılan analizler doğrultusunda elde edilen sonuca göre, 30 yaş altında olan öğretmenlerin puanının, 31 ve üzeri olan öğretmenlerin puanına göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca 6 yaş grubunda eğitim veren öğretmenlerin puanının, 4 ve 5 yaş grubunda eğitim veren öğretmenlerin puanına göre yüksek olduğu görülmüştür. Yine çalışmaya katılan öğretmenlerin bilgi durumları, çalıştıkları kurum türüne göre incelenmiş ve anlamlı bir fark bulunmuştur. İlköğretim anaokulunda çalışan öğretmenlerin bilgi durumu puanları bağımsız anaokulunda çalışan öğretmenlerin puanına göre daha yüksek düzeyde çıkmıştır. Öte yandan çalışmaya katılan öğretmenlerin okuma yazmaya ilişkin bilgi durumları, mezun oldukları okul türü ve mesleki kıdeme göre incelendiğinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Yapılan analizler doğrultusunda çalışmanın sonucunda anasınıfı öğretmenlerinin okuma yazmaya ilişkin yeterlilik algıları ile okuma yazma öğretiminde oyun kullanımı hakkındaki görüşlerinin karşılaştırılması incelenmiş ve çalışmaya katılan öğretmenlerin oyun hakkında "yüksek" düzeyde bilgi sahibi oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Dönem, İlkokul Dönemi, Okul Öncesi Öğretmeni, Okuma Yazmaya Hazırlık Çalışmaları, Okul öncesi Dönemde Oyun
الكفاية المهنية لمعلمي اللغة العربية لغير الناطقين بها
The professional competence of the teacher is essential, and important in teaching the Arabic language to non-native speakers. In this study the concept of professional competence of the teacher, the role of the professional teacher, and its importance in teaching Arabic non-native speakers were defined and inform the officials in education in training the teacher on how to acquire those competencies, and the need to choose appropriate methods and ways of teaching to achieve the goals of the educational situation. In addition, the methods to be followed to achieve the desired goals in teaching Arabic language to the foreign, and the important talents and qualities in a successful teacher, and the purpose of teaching Arabic language for non-Arabic speakers were clarified. A field study was conducted to determine the professional competencies of the teachers of the Arabic language for non-native speakers, and to know the extent of their practice by preparing a list of competencies for the teachers of the Arabic language for non-native speakers. This was done using a questionnaire. The list of professional competencies required 5 basic areas, and 40 competences. The survey was conducted on the teachers of Arabic for non-native speakers of different nationalities residing in Turkey or in Arab countries or other countries. The sample number selected from the total responses received was 28 responses for this study.The results of the study were to build a list of the professional competencies needed for teachers of Arabic language for non-native speakers, in addition to determining the extent of practicing the professional competencies of Arabic language teachers.
مكانة القصة التعليمية في رفع كفاية المعلمفي تعليم اللغة العربية للناطقين بغيرها
The story is still considered by many researchers and linguists as one of the most important ways and means of teaching language as a second language, because it has an effective impact on the learner's linguistic, educational and educational aspects. In order to clarify the status of the story and its role in the process of teaching Arabic to non-Arabic speakers, the researcher prepared this message, taking advantage of what the researchers and students reached in previous stages to add wealth to activate the importance of the story and its educational role. The purpose of this thesis is to expose the importance of the role of the educational story in raising the performance efficiency of Arabic language teachers to other speakers, based on a theoretical perspective supported by evidence and the importance of the educational story in the teaching of foreign languages in general and teaching the Arabic language in particular comes through the way it adopts the teacher on the one hand and the mechanisms of implementation of this method of interesting style and content that attracts the learner and deepen the interaction with the lesson on the other hand. In order to shed light on the reality of teaching Arabic to non-Arabic speakers in universities and educational centers that teach Arabic to other speakers, the researcher conducted a questionnaire of fifty one teachers of Arabic for non-Arabic speakers in Turkish schools and universities to explain the status of the story and its main role in raising the adequacy of Arabic language teachers For non-native speakers, and reveal the impact of the story in raising the level of learners and the extent of their response to the method of the story of education to achieve the desired goal is to make use of the desired learning story in learning Arabic language speakers in other languages. The researcher also conducted a mini questionnaire and practical applications on the first level students at Istanbul Aydin University, to demonstrate the positive impact of the educational story in the minds of the learners in raising their level linguistically, verbally and educationally, whether the story is audible or read or implemented in the form of a representative scene, For the researcher that the status of the story continues to live up to a high level in the educational process in terms of teaching languages in general and teaching the Arabic language to speakers of other languages in particular.
الثقافة العربية وأثرها في كفاءة معلم اللغة العربية للناطقين بغيرها
There are many aspects of Arab culture nowadays that includes information out of the framework of the mother tongue or the target language, which means that it forms a background of many humanities and professional sciences, as well as language sciences in general, and Arabic linguistics in particular. And the teacher of the Arabic language for non-native speakers is interested in providing the necessary Arab culture, to surround the students of the target language and then the culture of the life of new language; as well as its vocabulary and composition, to achieve cultural competence, instead of remaining the language performance exclusive of communication efficiency, where the cultural dimension of the highest levels Language, as culture is the language pot, and that the reaching of an advanced degree of cultural competence is one of the highest levels of language proficiency, especially with regard to the practice of social language. The aim of this study is to clarify the importance of acquiring the Arabic language teacher for the Arabic culture necessary and the effect of this in raising his educational efficiency and supporting his scientific specialization, building his personality and refining it, and the ability to examine and evaluate. In this context, the researcher has established the cultural relationship between the Arab culture and the Arabic language, the Arab culture and efficiency, the teacher's attitude towards these concepts, the theories of education and its cultural aspects and the role of the teacher in each. The average cultural level of the teacher, the advanced cultural level of the teacher, and the standards of each level. The study has also included the meaning of the cultural preparation of the teacher of the Arabic language for non-native speakers, and the criteria of this preparation to enhance the adequacy of the cultural teacher. The study has been concluded with conclusions and recommendations. To achieve the aim of identifying the reality of Arabic culture for teachers of Arabic language for non-native speakers, and to extrapolate the importance of this culture to the teachers, and the need to provide it to achieve the required efficiency, the researcher conducted a questionnaire of opinions (52) of experts, academics and directors of institutes, centers and faculty members in Arabic language education programs in Turkey and Jordan and many other Arab and foreign countries.
أسلوب التعليم الجماعي في تدريس الأصوات وأثره في كفاية معلّم اللّغة العربيّة للناطقين بغيرها
The researcher started his study from the errors noted by foreign learners when uttering some of the Arabic voices, which indicates a flaw in the curriculum used in the teaching of sounds, so that The researcher chose to research in techniques of teaching Arabic sounds and in particular chose the collective technique to be the focus of his research, because the specialists have multiple views for this technique, and to leave the rest of the techniques for other studies. The researcher should begin his study in a statement on the nature of the sounds and their place in the field of teaching the Arabic language, and its leading role in acquiring language, Then he spoke about the reality of teaching sounds and moved from this point to the basic subject of his research and to talk about the collective technique and research about the uses of this technique in the field of teaching sounds. The researcher continued his study to assess the competencies necessary to be available in the teacher of Arabic voices for the other speakers, and then concluded the relationship of influence between the collective technique in the teaching of sounds and these competencies. In order to evaluate the opinions of those working in the field of teaching Arabic to non-native speakers, the researcher prepared a questionnaire that included 92 workers in this field, which Through he can know the views, and draw conclusions from them. In the end, the researcher conducted an experimental lesson on his students to support his findings through practical experience. Finally , The researcher classifies what he has achieved at points as a reference for the teachers of the Arabic language for non-speakers in general and the teachers of the sounds in particular through which they can use the collective technique in teaching the sounds at the correct time and way, for the best results.
أثر أساليب التفكير الإبداعي في تطوير الكفاية المعْرِفيَّة لدى مُعلِّمي اللغة العربية للناطقين بغيرها
The aim of the study is to reveal the extent of cognitive competence required in creative thinking and some of the techniques of creative thinking among the teachers of Arabic language for non-Arabic speakers in universities that teach Arabic in Istanbul. The random sample included (58) female and male teachers from different public and private universities. To achieve this aim we used the descriptive approach; we designed a questionnaire to measure cognitive competence. The questionnaire covered six areas that specifically measure the knowledge of creative thinking and creative action. After we confirmed the validity of the virtual and internal questionnaire, we carried out the study. The findings showed that the level of creative thinking and factors that help in the emergence of creativity were low among the sample. Knowledge of the principles and foundations of the methods dealt with in the study were also low. The results showed that there were no statistically significant differences between the average estimates of the sample in creative thinking at (p=<0.05) after controlling for the effects of gender variable, experience or degree. In light of the results, the proposals were submitted.