Byzantine Period

119 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Türk fetihleri çağında Phıladelphıa: Kendine özgü bir Bizans taşra kenti (11-14 yüzyıllar)

Philadelphia , Türk fetihleri çağında, yani 11. yüzyılın son çeyreğinden 14. yüzyılın sonlarına kadar, bölgedeki gücünü ve bağımsızlığını koruyan, bir başka ifadeyle Türklere karşı en uzun süre direnç gösteren ünik bir Bizans kentidir. Siyasi ve askerî açıdan dönemin bölgedeki en güçlü kenti olarak karşımıza çıkan Philadelphia bu gücünü bazen bağlı olduğu Bizans İmparatorluğu'na karşı sergilediği tavır ve tutumlarla da gösterirdi. Özellikle merkezi otoritenin zayıfladığı, siyasi ve ekonomik krizlerin yaşandığı dönemlerde merkezi yönetime karşı çıkardığı isyanlarla ve elde ettiği başarılarla dikkat çekmektedir. Bu başarı bazen yarı özerk bir statü elde ederek bölgedeki diğer kentlerden farklı bir sivil idare ortaya koymasıyla da kendini göstermiştir. Bütün bu başarıların veya farklılığın arkasında yatan pek çok sebepten bahsetmek mümkündür. Her şeyden önce kentin oldukça prestijli bir geçmişi vardı. Gerek kuruluşundan itibaren gerekse Hristiyanlık döneminde pek çok başarıya imza atmıştı. Coğrafi konumunun kendisine sağladığı imkanlardan fazlasıyla yararlanan kent bölgenin en önemli ekonomik güçlerinden biri haline gelmişti. Devlet denetiminde olan ipekli dokuma endüstrisinde faaliyet göstermeyi başaran önemli Bizans kentlerinden biri olmuştu. Ayrıca diğer endüstriyel üretimlerde, tarımda ve ticarette de parlak bir performans sergilemişti. Bizans taşra kentleri arasında kendine özgü niteliğe kavuşmasında bu ekonomik potansiyelin rolü büyüktür. Ama şehrin zaman içerisinde ara ara sahip olduğu karizmatik liderler sayesinde oluşturduğu idari gelenek, belki daha da önemlisi prestijli dinsel kimliği onu ayrıcalıklı kılan diğer yanlarını oluşturuyordu. Şehir daha Hristiyanlığın ilk dönemlerinden itibaren önemli bir dinsel merkez, Hristiyan hacıların uğrak yerlerinden biri haline gelmişti. Zira Hıristiyanların kutsal kitabında adından övgüyle söz edilen nadir kentlerden biriydi. İşte bu güçlü dinsel kimliği sayesindedir ki şehir Osmanlı egemenliğine girdiği dönemde dahi Hıristiyan kimliğini korumuş ve en fazla gayrimüslimin yaşadığı şehirlerden biri olmuştur. Yine kentte inşa edilen görkemli dini yapılar ve güçlü savunma binalarıyla da çağdaşı diğer bölge kentlerinden farklılaşmıştır. Philadelphia şehrini diğer Bizans taşra kentlerinden farklılaştıran bütün bu yönleriyle ele alan bu tezde öncelikle coğrafyanın ve tarihsel mirasının ona kattıkları üzerinde durulmuş, akabinde zaman içerisinde oluşturduğu idari gelenek ve bu geleneğin diğer Bizans taşra yönetimiyle ilintisi veya farklılığı irdelenmeye çalışılmıştır. Bu arada şehrin kendine özgülüğünü büyük ölçüde borçlu olduğu dinsel kimliği ve bu kimliğin inşa süreci de olabildiğince detaylı incelenmeye çalışılmıştır.

Bizans DönemiCoğrafyaDin+2
Nurcan Barman
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üç eski Anadolu topluluğunda biyolojik uzaklık çalışması

Anadolu, Paleolitik dönemlerden bu yana çok sayıda insan topluluğuna ev sahipliği yapmış ve Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasında bir köprü görevi görmesi nedeniyle yoğun popülasyon hareketliliklerinin yaşandığı bir coğrafya olmuştur. Anadolu'da yürütülen biyoarkeolojik çalışmalar, eski insan topluluklarına ilişkin popülasyon hareketliliğine dair önemli bilgiler sunmaktadır. İnsan toplulukları arasındaki biyolojik ilişkilerin araştırılması ve popülasyon hareketliliklerinin incelenmesinde kafatasının ölçülemeyen özelliklerinin kullanıldığı biyolojik uzaklık çalışmaları kayda değer bir veri sağlamaktadır. Bu verilerin analizi sonucunda Anadolu'ya ilişkin popülasyon tarihinin oluşturulmasına katkı sağlamak mümkün görünmektedir. Anadolu'da popülasyon hareketliliği Tunç Çağı sonrasında artış göstermiş ve bu artış, Orta Çağ'da oldukça belirgin hale gelmiştir. Ancak, Orta Çağ'a tarihlendirilmiş Anadolu topluluklarıyla yapılan biyolojik uzaklık çalışmalarının sayısı oldukça sınırlıdır. Bu çalışmada, Anadolu'da yaşamış ve Roma ve Bizans dönemlerine tarihlendirilen üç eski topluluk (Hatunköy, Gre Fılla ve Hastane Höyük) arasındaki biyolojik ilişkiler 92 bireyin kafatasında bulunan 39 ölçülemeyen özellik kullanılarak incelenmektedir. Üç topluluktan elde edilen veriler, diğer Anadolu ve dünya topluluklarının verileriyle karşılaştırılarak Anadolu'nun Orta Çağ dönemindeki popülasyon hareketliliğine ilişkin bir bakış açısı sunmak amaçlanmaktadır. Yapılan AnthropMMD analizi sonucunda, birbirleriyle daha yakın yüzyıllara tarihlendirilen Hastane Höyük ve Gre Fılla topluluklarının daha yakın biyolojik ilişkilere sahip olduğu tespit edilmiştir. Daha erken bir döneme tarihlendirilen Hatunköy topluluğu ise diğer iki toplulukla daha uzak biyolojik ilişkilere sahiptir. Diğer Anadolu topluluklarıyla yapılan karşılaştırma sonucunda Hastane Höyük ve Gre Fılla topluluklarının tarihsel olarak kendilerine yakın topluluklarla kümelendiği görülmüştür. Dünya topluluklarıyla yapılan karşılaştırmalarda Anadolu toplulukları, Avrupa topluluklarıyla birlikte kümelenmiştir. Sonuç olarak, biyolojik uzaklık analizi sonuçlarının tarihsel veriler ve antik DNA çalışmalarının sonuçları ile paralellik sergilediği görülmüştür. Elde edilen veriler, Orta Çağ'da Anadolu ve Avrupa arasındaki çift taraflı popülasyon hareketliliğinin topluluklar arasındaki biyolojik ilişkileri etkilediğini ve Avrupa ve Anadolu toplulukları arasındaki biyolojik benzerliği arttırdığını göstermektedir.

Anadolu uygarlıklarıAntropolojiBiyolojik uzaklık+5
Erge Bütün
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İmparator Herakleios döneminde Bizans (610-641)

Kartaca Eksarhı Herakleios'un oğlu olan Herakleios, İmparator Phokas'ın (602-610) tedhiş rejimine karşı ayaklandı. Mısır eyaletinin desteğini de alarak Kuzey Afrika birliklerinden oluşan bir filonun başında 3 Ekim 610'da Konstantinopolis'e varan Herakleios, Bizans tahtına oturdu. İmparator Herakleios Bizans tahtına çıktığında devlet sıkıntılı günler geçiriyordu. Aslında I. Justinianos (527-565)'un saltanatından sonra ortaya çıkan bu sıkıntılar halefleri sebebiyle daha da kötü bir hâl aldı. Bu kötü gidişatı durdurmak ve devleti tekrar ayağa kaldırmak için İmparator Herakleios köklü reformlarla işe başladı. Ekonomisini kilise aracılığıyla düzeltti. Ardından devlet açısından en önemli olan şeye orduya yöneldi. Bunun için Anadolu toprağı üzerinde "thema"lar (askerî eyalet) sistemini kurdu. Herakleios, thema ordusunu oluşturduktan sonra ilk olarak Sâsânîlerin üzerine giderek 625'de Hazarların da desteği ile Armenia bölgesinden Suriye'ye kadar ilerledi. Sâsânîlerle savaş devam ettiği esnada Avarlar, 626 yılında Konstantinopolis surları önünde göründü. Fakat Bizans için önemli olan bu iki tehdit bir yanda Herakleios, bir yanda ise Patrik Sergios ve halk tarafından savuşturuldu. 628'de savaş sona erdiğinde imparatorluk, Sâsânî ve Avar tehdidinden tamamen kurtulmuş bulunuyordu; fakat bu huzurlu devre kısa sürdü. Pek az sonra başlayan ve bütün tarihin akışını değiştiren İslâm fetihleri Bizans'ın doğuda kazandığı başarıları silip götürdü. İslâm ordularıyla mücadele sırasında hasta olan Herakleios 641 yılında öldü. Herakleios'un ölümünü kısa bir aile çatışması takip etti. Sonunda duruma torunu II. Konstans (641-668) hâkim oldu.

Bizans DönemiBizans İmparatorluğuBizanslılar+3
Burcu Karakuş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

I. Basileios Dönemi'nde Bizans ve Batı ilişkileri (867-886)

Bizans İmparatorluğu, III. Leon (717-741)'un 726'da başlattığı tasvir kırıcılık hare-ketiyle dinsel ve siyasal açıdan zor bir döneme girdi. Hem dâhili hem de harici siya-sette zor duruma düşen Bizans, bu hareketin 843'te sonlanmasıyla rahat bir nefes aldı. III. Mikhael (856-867)'in başlattığı misyonerlik faaliyetleriyle imparatorluk politikası farklı bir seyre girdi. Makedonyalı bir Ermeni olan I. Basileios, 867'de İmparator III. Mikhael'i bir komplo neticesinde öldürterek Bizans tahtına oturdu. Başa geldikten sonra papalık ile ihtilaf içinde olan Patrik Photios'u görevden alarak yerine Ignatios'u getirdi. I. Basileios, Tuna Bulgarlarını, Slavları ve Rusları Ortodoks Kilisesi'ne bağlamak için misyonerlik faaliyetleri yürüttü. Ancak misyonerlik faaliyetleri doğrultusunda Tuna Bulgarlarının Katolik Kilisesi'ne mi yoksa Ortodoks Kilisesi'ne mi bağlı olacağı meselesi Roma ile Konstantinopolis arasındaki ilişkilerin tekrardan bozulmasına neden oldu. I. Basileios, Güney İtalya'da imparatorluk topraklarının el-den çıkmasını önlemek için Ağlebîlere karşı girişilen mücadelede Franklar ile ittifak oluşturmaya çalıştı. I. Basileios'un 886'da ölmesiyle yerine VI. Leon geçti. Biz de I. Basileios'un iktidarında batı ile olan ilişkilerde izlediği siyasal ve dinsel politikayı ele aldık.

AğlebilerBasileios IBatı dünyası+4
Yıldırım Öztürk
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Alanya Arkeoloji Müzesi'nde bulunan Bizans sikke örnekleri

Bu çalışmada "Alanya Arkeoloji Müzesi'nde Bulunan Bizans Sikke Örnekleri" başlıklı tez konusu ele alınarak Alanya Arkeoloji Müzesi'ne satın alma ya da devir yoluyla getirilen 56 adet Bizans sikke örneği envanter kayıtlarına bakılarak incelenmiştir. Alanya Arkeoloji Müzesi'nde incelenen sikke örnekleri 6.yüzyıl ile 10.yüzyıla tarihlendirilmektedir. Başta İstanbul olmak üzere Anadolu'da siyasi varlığını sürdürmüş Bizans İmparatorluğu'nun kültürel izlerini taşıyan Bizans sikkeleri bizlere Bizans'ın siyasi gücünü ve ekonomik gücüne ait bilgiler sunmaktadır. İncelenen Bizans sikkelerinin bir kısmını "Anonim Follisler" adı verilen bir grup sikke örneği oluşturmaktadır. Müzede yer alan anonim follis örnekleri kendi aralarında çeşitli sınıflara ayrılmıştır. Bunlar A, B, C ve I Grubu'nu oluşturan sikke örnekleridir. İncelenen çalışma içerisinde 12 adet anonim follis grubuna ait sikke örneği incelenmiştir. Katalog çalışması içerisinde ise toplamda 56 sikkenin ön yüz ve arka yüz fotoğraflaması yapılmış ve böylece sikkelerin daha iyi incelenmesine olanak sağlanmıştır. Tezimin içerisinde Bizans sikkeleri ve Bizans sikkeleri içerinde değerlendirilen katalog çalışmasının bir bölümünü oluşturan "Anonim Follisler" tanıtılıp gruplandırılması yapılmıştır. Bir katalog çalışması şeklinde gerçekleştirilen çalışmanın amacı Bizans sikkelerinin katalog yöntemiyle tanıtılıp değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada önce Alanya Arkeoloji Müzesi tanıtımı sağlanmıştır. Daha sonra ise, Bizans İmparatorluğu hakkında kısa bilgi verilmiş ve daha sonra ise sikkenin tanımı ve tarihçesi anlatılmıştır. Ayrıca Bizans sikke özellikleri sikkelerde kullanılan yazı, imparatorlar ve sikkeler üzerinde geçen imparator ünvanları, sikke birimleri, darphaneler hakkında kısa bilgi verilmiştir. Altıncı bölümde ise sikkelerin katalog çalışması yapılmıştır. Katalog çalışması şeklinde yapılan tezin son bölümünde ise sikkelerle ilgili bir değerlendirme çalışması yapılarak sikkelerin basıldığı darphaneler, imparatorların unvanları, figür, geometrik bitkisel düzenlemeler hakkında bilgi verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Alanya Arkeoloji Müzesi, Bizans sikkeleri, katalog çalışması, Anonim Follisler, Sikke

Antalya-AlanyaBizans DönemiMüzeler+1
Yaşar Yaman
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sürgündeki İznik İmparatoru III. Ioannes Dukas Vatatzes

Bizans İmparatorluğu'nun merkezi ve sosyo-ekonomik yapısı Dördüncü Haçlı Seferi sonucunda Latinlerin Konstantinopolis'i işgal etmesiyle dağılmıştır. Laskarisler tarafından 1204-1261 yılları arasında İznik merkez olmak üzere kurulan İznik Devleti, Bizans İmparatorluğu'nun geleneksel idari, sosyo-ekonomik ve kültürel yapısını sürdürerek dağılan merkezi yapıyı tekrar kurmuştur. Bizans kaynaklarında ve modern literatürde Bizans İmparatorluğu'nun sürgün dönemi olarak adlandırılan İznik Devleti'nin en etkili imparatorlarından biri III. Ioannes Dukas Vatatzes'tir. Tez çalışması Vatatzes'in başarılı imparatorluk portresini sosyo-ekonomik, idari ve kültürel yapı içerisinde neden sonuç ilişkisi kurarak değerlendirmeye çalışmıştır. Bu bağlamda sosyo-ekonomik yapı temelinde oluşan Vatatzes dönemi imar faaliyetleri, sürgün döneminde İznik Devleti'nin Batı Anadolu'daki etkinliğini belirtmek üzere örnek olarak ele alınmıştır.

Bizans DönemiBizans İmparatorluğuIoannes Dukas Vatatzes III+3
Gül Ataç Demirel
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortaçağ duvar resimlerinde Aziz İoulitta ve Kerykos örneklemi eşliğinde şifa teması

Martir azizler İoulitta ile Kerykos odağında görsel ve yazılı veriler eşliğinde bir aziz kültünün incelendiği örneklem sunan tez çalışmasında, Orta Çağ'da Bizans ve çevresindeki kiliselerdeki şifa teması irdelenmiştir. Azizlerin kültleri Geç Antik Çağ'dan başlamak üzere Orta Çağ'da hem Doğu hem de Batı'da yaygındır. Azizlerin birçok farklı dile çevrilmiş ve farklı versiyonlarda şehit edilme öyküleri bulunmaktadır. Azizlerin orijinal kabul edilen öyküleri abartılı özellikler taşıdığından 5. yüzyılın sonlarına doğru Batı'da Papa tarafından yasaklanmıştır. Yasağa rağmen azizlerin Orta Çağ boyunca Batı dünyasında oldukça saygı gören azizler arasında yer aldığı görülmektedir. Çalışmamızın çıkış noktasını ve odağını azizlerin Bizans döneminde Kapadokya'da resmedildikleri duvar resim örnekleri oluşturmakla beraber; 8. yüzyıldan başlayarak 16. yüzyıla kadar Orta Çağ'da İtalya, Yunanistan ve Balkanlar, Kıbrıs, Gürcistan, Kıpti Mısır ve Etiyopya'da resmedildikleri kiliseler de araştırmamıza dahil edilmiştir. Azizler resim programlarındaki konum ve diğer tasvirlerle ilişkileri açısından incelenerek azizlerin şifacı özellikleri saptanmaya çalışılmıştır. Ayrıca, azizlerin kültlerinin anlaşılmasına ışık tutan bilgilerle karşılaştığımız Latin Batı dünyası "azizlerin batıya göçen kültü" kapsamında çalışmamızda ayrı bir bölümde ele alınmıştır. Azizlerin genel şifacı ve koruyucu özelliklerini yansıtan göstergelerin yanı sıra, Geç Orta Çağ İngilteresinde olduğu gibi Bizans dünyasında da doğum ve çocukların koruyucu azizleri olarak saygı görmüş olabileceklerine işaret eden bulgular örneklerle sunulmuştur.

AzizlerBizans DönemiBizans eserleri+5
Şükran Ünser
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Paleologoslar Döneminde Bizans ordusundaki paralı Türk askerler (13-15. yüzyıllar)

Bizans İmparatorluğu yüzyıllar boyunca tarih sahnesinde kalmış, geniş bir coğrafyaya yayılmış ve doğu-batı arasında köprü vazifesi görmüş çok önemli bir devlettir. Bu imparatorluğun yaklaşık bin yıl kadar ayakta kalmasının en önemli sebeplerinden biri de, sahip olduğu güçlü ordudur. Dönemin en üst savaş teknolojisine sahip olan bu ordu, strateji dehası komutanları ve disiplinli askerleriyle döneminin korkulan ve güçlü ordularından biri olmuştur. Sahip olduğu Roma askeri mirasını doğulu unsurlarla harmanlayan ve aynı zamanda gelişmiş bir toprak sistemiyle de ordusunu destekleyen Bizans İmparatorluğu uzun yıllar boyunca ordusunun güçlü yapısını korumayı başarmıştır. Ancak 7. yüzyıldan itibaren başlayan toprak kayıpları, bu sürecin sonucu olarak 9-10. yüzyıllarda toprak sisteminde yaşanan bozulmalar ve sık yaşanan taht kavgalarıyla birlikte komutanların güvenilirliğinin azalması gibi durumlar Bizans ordusunu olumsuz yönde etkilemiştir. Özellikle toprak sisteminde yaşanan sıkıntılar ve İmparatorluğun küçülmesi asker yetiştirmeyi zorlaştırmıştır. Buna bağlı olarak Bizans İmparatorluğu'nun 11-15. yüzyıllar arası olarak belirtebileceğimiz geç döneminde, ordunun büyük çoğunluğunu paralı ve yabancı askerler oluşturmaya başlamıştır. Özellikle 13-15. yüzyıllar arasında İmparatorluğu yöneten Paleologosların döneminde orduda paralı ve yabancı askerler ciddi bir yer tutuyor ve bu askerlerin önemli bir kısmını da Türkler oluşturuyordu. Peki bu Türk askerlerin ordu içindeki durumu nasıldı? Savaşlarda nasıl rol almışlardı? Kullandıkları silahlar ve teçhizatlar nelerdi? Hangi halklara mensuplardı? Bu çalışma bahsedilen bu soruların cevabını arayacak ve Batı Anadolu'nun Bizans ile olan sınır bölgelerindeki Türklerin Bizans ordusunda yer alıp almadığını araştırarak bu durumun Bizans ve Anadolu beylikleri arasında yol açabileceği siyasal ilişkileri irdeleyecektir.

Askeri birliklerAskerlerBizans Dönemi+6
Berkem Narinoğlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Bizans dönemi marjinal psalterlerde çarmıh sahnesi

Orta Bizans Dönemi Marjinal Psalterlerde Çarmıh Sahnesi başlıklı Yüksek Lisans Tezi konusu beş ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çarmıh teriminin kökeni, sembolizmi ve kutsal kitaplardaki ilgili konu ve bapları ele alınmıştır. İkinci bölümde Orta Bizans dönemi resimli el yazmaları olan marjinal psalterlerin tarihsel sürecine, ikonografisine, terminolojik terimleriyle eser tanıtımına yer verilmiştir. Katalog bölümünü içeren üçüncü bölümde sahneler tanıtılmış ve detaylı ikonografik çözümlemesi yapılmıştır. Dördüncü bölümde tarihsel olaylar ile beraber etkileşim halinde olan üslup gelişimi, beşinci ve son bölümde ise Çarmıh sahnelerinin sahne sayıları ve resim düzenlemesi, folyo konumları, figür sayıları, resim-metin ilişkisi, ikonografi ve üslup değerlendirmesi Erken, Orta ve Geç Bizans dönemi karşılaştırma örnekleriyle birlikte resim üslubu açısından incelenerek değerlendirilmiştir. Çarmıh sahnesi, ikonografik ve tipolojik olarak ikonoklazm ve sonrası dönemde ele alınan altı marjinal psalterde çok büyük farklılıklar içermemektedir. Aynı ya da farklı dönemlerde alınan karşılaştırma örneklerinde ise teknik, ikonografik ve tipolojik açıdan farklılıkların olduğu gözlenmiştir. Anahtar Sözcükler Orta Bizans Dönemi, Psalter, Resimli El Yazmaları, Çarmıh Sahnesi, İkonografi, Üslup.

Bizans DönemiDini eserlerKutsal kitaplar+4
Ceyda Sevcan Sargın
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Michael Astrapas ve atölyesi

Michael Astrapas ve atölyesi on dördüncü yüzyılda Makedonya ve Sırbistan'da bulunan anıtlarda çalışmıştır. Çoğunlukla anonim kalan Bizans ressamları, dönemin değişen siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel durumları nedeniyle imzalarını anıtlara bırakarak kendilerini göstermeye başlamışlardır. Kiliselerde korunmuş imzalar, yazıtlar ve yazılı kaynaklar birçok ressamın kimliği, profili, eğitimi ve atölyelerin organizasyonuna dair bilgi vermektedir. Michael Astrapas ve atölyesi yaklaşık yirmi beş yıllık süre boyunca bir dizi kilisenin freskolarını yapmıştır. Söz konusu eserlerden yola çıkarak ressamların ikonografi ve üslup açısından yaklaşımları Geç Bizans kültürü ve resmi genel çerçevesi içinde ele alınmaktadır.

AnıtlarAstrapas, MichaelBizans Dönemi+6
Gülşah Uslu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

XIII. yüzyıl Bizans tarihyazımında Türk imajı

IV. yüzyıldan itibaren Bizans İmparatorluğu ile karşı karşıya gelen Türklerin Konstantinopolis merkezli Bizans tarihyazımında, tarihi süreçte meydana gelen değişimlere bağlı olarak Türk İmajının nasıl bir değişim süreci izlediği oldukça ilgi uyandıran bir problem olarak tarihçilerin ilgisini çekmektedir. XI. yüzyıla kadar, özellikle Balkanlar ve Karadeniz'in kuzeyinden Bizans İmparatorluğunu tehdit eden Türkler (İskitler-Kumanlar) Bizans tarihçileri tarafından Antikçağ geleneğinden gelen kavramla "Barbar" olarak nitelendirilmiştir. Bizans tarihyazımında XI-XII. yüzyıllarda meydana gelen Bizans-Selçuklu mücadelesi çerçevesinde ve genellikle çatışmacı ilişkilerin gölgesinde şekillenen Türk imajının, IV. Haçlı Seferi ile oluşan olağanüstü koşullar neticesinde XIII. yüzyılda farklı bir boyuta evirildiği dikkati çekmektedir. 1204 yılında meydana gelen bu olayla başkent Konstantinopolis'in Latin Haçlılar tarafından işgalinin ve yağmalanmasının ardından Bizans İmparatorluğu, başkentten kaçan hanedan ailelerinin kurduğu yeni siyasi yapılarla varlığını devam ettirmeye çalışmıştır. Dolayısıyla bu tarihten itibaren Bizans'ın Anadolu'daki Türklerle ilişkilerinde yeni bir dönem başlamıştır. XIII. yüzyılın ilk çeyreğinde Türkiye Selçuklularının Anadolu'da siyasi ve kültürel birliği sağlaması ve diğer halkları kontrolü altına alması, Türklerin Bizans kaynaklarında daha fazla yer almasına sebep olmuştur. İki güç arasında yaşanan siyasi gelişmeler/çatışmalar zaman zaman devam etse de Türklerin varlığının artık kabullenildiği, politik, ekonomik, kültürel ve akrabalık da dâhil çeşitli düzeylerde komşuluk ilişkilerinin tesis edildiği bir sürece girilmiştir. Bu gelişmeler Bizans tarihyazımına olumlu veya olumsuz bir şekilde yansımıştır. Buna bağlı olarak doğrudan ilişki içerisine girdikleri "ötekilerin" durumundan daha fazla bahsetmişlerdir. XIII. yüzyılda meydana gelen bu "Türk İmajı" değişimini dönemin belli başlı kaynakları olan Niketas Khoniates, Georgios Akropolites, Georgios Pakhymeres gibi tarihçilerin eserlerinde açık bir şekilde görmek mümkündür. Bu çalışma bahsedilen yüzyılda yazılan Bizans tarih eserlerinde Türk İmajının önceki yaklaşımlardan nasıl bir farklılık arz ettiğini, bunun muhtemel sebeplerini ve nasıl bir imaj oluştuğunu tartışmayı amaçlamaktadır.

13. yüzyılAnadolu SelçuklularıAnadolu tarihi+7
Canan Öztürk
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

1455 tahririne göre İstanbul tarihi yarımadasının mahalleleri ve dini yapıları

Bu tez çalışmasının esas amacı, 29 Mayıs 1453 tarihinde Fatih Sultan Mehmed (1444-1446, 1451-1481) tarafından fethedilen Doğu Roma İmparatorluğu'nun (Fransız, Alman tarihçilerinin isimlendirmesi [yakıştırması] ile Bizans İmparatorluğu) başkenti Konstantinopolis'in, şehir sınırları içerisinde yer alan anıtları, yapıları ve şehir teşekkülünü, sistematik olarak gerçekleştirilmiş ve fetih tarihine en yakın olan 1455 tarihli tahrir defteri ve içerisinde yer alan kayıtları, en erkeni 1471/1472 tarihli olan Fatih ve Ayasofya Vakfiyeleri'nde geçen bilgiler ile kıyaslayarak incelemektir. Osmanlıların daha sonraları İstanbul olarak anacağı bu şehri üç kadılık merkezine (Galata, Eyüp, Üsküdar) bölerek yönettikleri, bu sisteme "Bilâd-ı Selâse" şeklinde bir ilmiye terimini verdikleri ve bu terimi kullandıkları ve bunun da 19. yüzyıla kadar kullanımının sürdürüldüğü bilinmektedir. 1455 Tahriri, 2012 yılında merhum hoca ve "Tarihçilerin Kutbu" olarak anılan Profesör Doktor Halil İnalcık tarafından, Osmanlıca hazırlanmış belge İngilizceye çevrilmiş ve yayınlanmıştır. Halil İnalcık'ın üzerinde çalıştığı bu belgede şehrin iki (2) bölüme ayrılarak sınırlanmış olduğu ve sınırlar içinde kalan mülklerin kayıtlarının tutulmuş olduğu görülen bir belgedir. Bizim çalışmamız bugün Tarihi Yarımada ya da Suriçi olarak adlandırılan ve 1455 tarihli belgede de "şehr-i Kostantiniyye" şeklinde geçtiğini gördüğümüz ve II. Theodosius (408-450) tarafından inşa ettirilmiş olan kara surlarının içerisinde kalan ve Sarayburnu'na kadar uzanan bir alan ile sınırlandırılmıştır. Fetihten iki yıl sonra gerçekleştirilen bu belge, "Târîh-i Ebü'l-Feth" adlı eseri ile bilinen Tursun/Dursun/Tur Sina Bey tarafından hazırlanmış ve belgede geçen her kayıt tek tek incelenmiştir. Konutlar, abideler ve diğer mülkler niceliklerine göre sınıflandırılmış ve listelenmiştir. Aynı çalışma Fatih Vakfiyeleri için de gerçekleştirilmiş olup, ayrıca fetihten önceki ve sonraki yüzyıllarda şehre gelen gezginlerin ürettikleri çalışmalar ve belgeler de (anılar, gravür, harita v.b.) incelenmiş ve çapraz bir okuma yapılmaya çalışılarak Bizans Konstantinopolisi'nden bakiye kalan yapı anlaşılmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler İstanbul, Mahalle, Tahrir, Vakıf, Vakfiye, Konut, Abide, Kent.

AnıtlarAnıtsal yapılarBizans Dönemi+7
Sinan Harmanda
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ordu ili Hristiyan dini mimarisi

Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Ordu ili, tarih öncesi çağlara uzanan köklü geçmişiyle dikkat çekmektedir. Bu tarihsel süreç içerisinde şehir merkezi ve bağlı ilçeleri, farklı dönemlerde çeşitli etnik ve kültürel topluluklara ev sahipliği yapmıştır. Bu topluluklardan biri de bölgede uzun yıllar varlık göstermiş olan Hıristiyan nüfustur. Bu çalışmada, Ordu il sınırları içerisinde yer alan Hıristiyan dini yapıları tarihsel ve mimari açıdan ele alınmıştır. Yapılan arazi çalışmaları sonucunda yedi farklı ilçede toplam 21 kilise tespit edilmiş, bu yapılar Sanat Tarihi disiplini çerçevesinde belgelenmiş ve incelenmiştir. İncelenen yapılar arasında erken dönem Hıristiyanlık, Bizans, Trabzon Rum ve Osmanlı'nın son dönemlerine tarihlenen örnekler yer almakta olup bölgenin çok katmanlı tarihsel geçmişinin yansımaları olarak dikkat çekmektedir. Ordu ilindeki şapel ve kiliselerde; üç nefli bazilikal plan, tek nefli plan, kubbeli bazilikal plan, serbest haç plan, oktagonal plan ve kapalı Yunan haçı planı gibi çeşitli şemaların kullanıldığı görülmüştür. İncelenen yapılar arasında yalnızca bir yapının, kaya kilisesi şeklinde tasarlandığı; bir yapının ise mevcut durumuna bağlı olarak planının tespit edilemediği belirlenmiştir. Bu yapılardan bazıları daha önce çeşitli araştırmalara konu olmuşken bazılarının ise herhangi bir akademik çalışmasının yapılmadığı gözlemlenmiştir. Bu bağlamda çalışmamız, hem daha önce çalışılmış hem de literatürde yer almayan yapıları bir bütünlük içerisinde ele alarak; Sanat Tarihi disiplini çerçevesinde tarihsel olarak incelenmesi ve mimari özelliklerinin ortaya koyulması açısından önemlidir.

Bizans DönemiBizans kiliseleriBizans mimarisi+7
Gülşen Otur
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bizans'a giden yolda Varegler (11. yüzyıl)

793 yılında Lindisfarne'da başlayan ve bütün Avrupa'da etkili olan İskandinav istilaları, Avrupa'nın sosyal ve ekonomik yapısının şekillenmesinde etkili olmuştur. Anglo-Sakson kültürde "Viking" olarak adlandırılan İskandinav gruplar gittikleri her coğrafyada farklı isimler ile anılmışlardır. Vareg tabiri ise bu grupların doğudaki kollarını işaret etmektedir. Rus kaynakları 860/862 yılları arasında Novgorod ve çevresine Slavlar tarafından çağrılan ve Vareg adı ile anılan bir kuzeyli gruptan bahsetmektedir. Bu söz konusu grup Konstantinopolis'e kadar ilerlemiş ve şehri kuşatmıştır. Çoğunlukla bu kuşatma ile başladığı kabul edilen Bizans-Vareg ilişkileri II. Basileios döneminde (976 – 1025) Vareg/Vareng adı ile anılan, imparatoru korumakla görevli özel bir muhafız alayının kurulması ile farklı bir boyut kazanmıştır. 1034 yılında efsanevi Norveç Kralı Harald Hardrada'nın (doğ. 1015 – öl. 1066) bu alaya katılması ve akabinde komutanlık etmesi ile Vareg muhafız alayının hem imparatorluk hem de İskandinav topraklarında ünü yayılmıştır. 11. yüzyılda, alaya katılmak için İskandinavya'nın çeşitli yerlerinden birçok farklı İskandinav grubun "Bizans'a giden yola" doğru uzun ve zahmetli bir yolculuğa çıktığını görmekteyiz. Bu "yol" paralı asker olmak ve zenginlik kazanmak isteyenleri kendine çekmenin yanı sıra dönemin ticari, dini ve sosyal ilişkilerini takip edebilmemizi sağlayan çok boyutlu bir yolculuğu kapsamaktadır. Vareg muhafız alayının kuruluşuna giden süreci en temel hatları ile açıklamak ve Vareglerin Bizans ordusundaki yerlerini, Anadolu'daki varlıklarını ve İskandinavya'daki Vareg algısını anlamaya çalışmak bu çalışmanın başlıca problematiklerini oluşturmaktadır.

11. yüzyılBizans DönemiBizans İmparatorluğu+3
Sena Özbay
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Mistra, Panagia Peribleptos Manastır Kilisesi

Mistra, Mora yarımadasının güneyinde, 1249 yılında Fransız Mora (Akhaya) Prensliği (1205-1432) tarafından kastron olarak kurulmuştur. Mistra 1262 yılında Bizans yönetimine geçmiş ve ardından 1348 yılında Mistra merkezli Mora Despotluğu (1348- 1460) kurulmuştur. Siyasi ve idari gelişmelerin sonucunda Mistra geç Bizans döneminin önemli merkezlerinden birine dönüşmüştür ve sosyal, kültürel ve sanatsal açıdan yeniden doğuş yaşanmıştır. Yerleşimde 14. ve 15. yüzyıllara tarihlenen askeri yapılar (surlar, burçlar ve iç kaleler), sivil (despotluk sarayı ve aristokrat evleri) ve dini mimari (manastırlar, kiliseler ve şapeller) örnekleri görülmektedir. İlgili yüzyıllarda inşa edilen yedi kiliseden biri olan, Panagia Peribleptos manastır katholikonu ve resim programı tezin konusunu oluşturmaktadır. Panagia Peribleptos manastırının, aristokrat ve Hesikazm taraftarı bir hanedan olan Kantakuzenos hanedanı üyelerinden ve Mora'nın ilk despotu Manuel Kantakuzenos (1349-1380) ile eşi Isabella Lusignan tarafından inşa edildiği bilinmektedir. Manastır katholikonu duvar resimleri, Mistra'da bulunan diğer altı kiliseden farklı olarak bütün, eksiksiz ve görece iyi bir durumda günümüze gelebildiği için yapının resim programı, geç Bizans resim sanatının anlaşılması açısından büyük önem taşımaktadır. Katholikonun resim programı, başkent üslubunu biçim ve ikonografi açısından yansıtmaktadır. Bakire Meryem'e ithaf edilen yapının resim programında On İki Bayram, İsa'nın Acıları ve Dirilişi, Bakire Meryem'in Yaşamı yanı sıra doğrudan Liturji kaynaklı Ökaristi siklusuna ve döneminin öne çıkan sembolik İlahi Liturji ve İsa ikonografilerine yer vermektedir. Tez kapsamında öncelikle Peribleptos katholikonunun resim programı, mekânsal çözümlemelerle ve sikluslarla tanıtılmış ve sahnelerin mevcut fiziki durumları belirtilmiştir. İkinci olarak sikluslarda bulunan yazıtlar hakkında bilgi verilerek, siklusların olası İncil ve -dışı kaynakları tartışılmıştır. Üçüncü olarak kilise resim programının diğer Mistra kiliseleri ile benzerlikleri ve farklılıklarına değinilmiş, yapının geç Bizans dönemi resim programında yeri ve önemi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler Geç Bizans, Mistra, Mora Despotluğu, Peribleptos, resim programı, İlahi Liturji

Bizans DönemiBizans resim sanatıDuvar resimleri+3
Hayriye Bilici
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Kuzeybatı Karadeniz'de Bizans Dönemi dini eserler

Kuzeybatı Karadeniz Bölgesi tarihte Pontos, Bithynia ve Paphlagonia arasında birçok defa sınır değiştirmiştir. Bu bölge güneydeki yerleşim alanlarını kuzeyde Karadeniz'e ulaştırmasının yanında Orta Karadeniz ve İstanbul arasında ulaşımı sağlamaktadır (Konukçu, 1988: 213). Erken Bizans döneminde bölgenin batısı Honorius, doğusu ise Paphlagonia olarak ayrılmıştır. Honorias, batıda Sakarya Nehri ile Bithynia'dan, Bartın Nehri ile doğuda Paphlagonia'dan ayrılmaktadır. İlk dönemde beş piskoposluk merkezinin görüldüğü Honorias'ta piskoposluk sayısı artarak (Bolu, Karadeniz Ereğlisi, Konuralp-Üskübü, Filyos, Gerede ve Eskipazar) altı olmuştur (Bingham, 1840: 100, Feissel, 2006: 139-142). Çalışmada 13. yüzyılın sonuna kadar önemini koruyan, dini gücünü kaybetmeyen Kuzeybatı Karadeniz'deki Karadeniz Ereğlisi, Alaplı, Filyos ve Amasra'daki dini eserler incelenmiştir. Kuzeybatı Karadeniz'de Zonguldak; Alaplı Göktepe'deki (Kilisecik) Kilise (AGKMK), Karadeniz Ereğlisi; Orhan Gazi Camii (OGC), Karadeniz Ereğlisi Akheron Vadisi'ndeki Kayaya Oyma Yapılar (KEKOY I-IV), Zonguldak Çaycuma'da Filyos Kilise A Yapısı (TAKAY), Amasra'da Fatih Camii (FC), Kilise Mescidi (KM), Doğu Burç Kilisesi (DBK), Boztepe Kalesi Ağlayan Ağaç Mevki Kilise (AAMK) (I. ve II. Evre), Amasra Büyükada (Tavşanadası) Kapalı Yunan haçı Planlı Kilise (ABAMKYHPK) ve güneyindeki Manastır ile Boztepe Kalesi Karanlıkyer Kapısı'ndaki Niş (AKYKN) doktora tez çalışmasının konusunu oluşturmaktadır . Anahtar Sözcükler Kuzeybatı Karadeniz, Herakleia Pontike, Karadeniz Ereğlisi, Tios, Amasra, Kilise, Dini Yapı.

Batı Karadeniz havzasıBizans DönemiBizans eserleri+4
Durmuş Gür
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kappadokia Bölgesi Bizans Dönemi duvar resimlerinde Anargyroi Hekim Aziz tasvirleri

Bu çalışmanın konusu Bizans sanatında ayrıcalıklı bir yere sahip olan Kappadokia Bölgesi'ndeki kayaya oyma kiliselerin duvar resimlerinde görülen Anargyroi hekim aziz tasvirleri ve ikonografisidir. Bu bölgedeki hekim aziz tasvirleri daha önce monografik bir araştırmaya konu olmamıştır. Anargyroi hekim aziz tasviri içeren 27 kilise, 2018 ve 2019'da gerçekleştirilen yüzey araştırmalarında ziyaret edilmiş, belgelenmiş ve tezde katalog haline getirilmiştir. Hekim aziz tasvirlerinin Kappadokia örnekleri, Bizans anıtsal resminin diğer hekim aziz örnekleri ile karşılaştırılmış ve yerel farklılıklar ortaya konmuştur. Anargyroi azizlerin mesleki kimliği hekimlik tarihi kapsamında irdelenmiş ve Bizans toplumunda sosyal, dini, kültürel, siyasi ve tarihi değişimlerle 'hekimliği' belirleyen unsurlara değinilmiştir. Bizans hekiminin anıtsal resim sanatına yansımalarını takip edebilme amacı ile Bizans İmparatorluğu'nda hekimlik mesleğinin yüzyıllar içinde geçirdiği dönüşüm sanat tarihi ve tıp tarihi perspektifi ile ele alınmıştır. Ortaçağ tıp aletleri katalogları incelenmiş, böylelikle hekimlerin kullandığı tıp aletleri ve bunların Kappadokia duvar resimlerindeki tasvirleri karşılaştırılmıştır.

AzizlerBizans DönemiBizans eserleri+6
Nazlı Ece Göymen
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kadıkalesi/Anaia kazısında (2001-2017) 5.-13. yüzyıl Bizans Dönemi sikke buluntuları

Çalışmamızda, 2001-2017 yılları arasında Kadıkalesi/Anaia'da gerçekleştirilen çalışmalarda bulunmuş 5.-13. yüzyıllar arasına tarihlenen Bizans İmparatorluğu Dönemi sikke buluntuları sunulmaktadır. Çalışmamız sonucunda 5.-13. yüzyıllar arasına tarihlenen 194 adet Bizans İmparatorluğuna, Bulgar ve Latin İmitasyon grubuna ait sikke tespit edilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda kronolojik düzenlemeye uygun bir katalog oluşturulmuştur. Çalışmamızda, Kadıkalesi/Anaia içerisinde yer alan anıtsal kilise, sarnıç ve atölyeler olmak üzere kale surları içerisinde bulunan plankarelerde yapılan kazı çalışmalarında ele geçen Bizans İmparatorluğu sikkeleri incelenmiştir. Bu nedenle, Kadıkalesi/Anaia kazısının ilk başladığı dönemden günümüze kadar yapılan çalışmaları için ayrı bir bölüm oluşturulmuştur. Tez kapsamı içerisinde Bizans numismatiği hakkında ana hatlarıyla bilgi sunulmuş, son olarak katalogda yer alan sikkelerin istatistik bilgileri sunularak değerlendirme yapılmıştır.

AnaiaAnaia KazısıArkeolojik eserler+5
Merve Toy
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Bizans dünyasında ve sanatında kadının yeri

Bizans yazılı kayıtları, kadının şeytanın aracısı ve görüldüğü zaman kaçılması gereken bir tür olduğunu belirtmektedir. Bu nedenle kadınlar her zaman sosyal yaşamda kısıtlanmalı ve kontrol altında tutulmalıdır. Bizans'ta nüfusun neredeyse yarısını oluşturan ve tamamını doğuran kadınlar, yazılı kayıtların belirttiği gibi sosyal yaşamdan dışlanmışlar mıydı? Sadece yazılı kaynakların ışığında bu soruya yanıt vermek çok zordur. Zira, yazılı kayıtlar genellikle gerçek yerine olması gerekeni sunarlar. Bu bağlamda, ideolojiden ziyade gerçeği belirlemek ve gerçeğe ulaşmak için arkeoloji ve sanat tarihinin sağladığı kanıtlara yüzümüzü çevirmemiz gerekmektedir. Bu nedenle tezimizde kadının Bizans sosyal yaşamındaki yerini ve sanata katılımlarını yazılı kayıtların yanında ve özellikle de görsel kayıtların bize sunduğu ayrıntılar ile değerlendirmek amaçlanmıştır. Bu bağlamda, Bizanslı kadınların imgesel olarak üç kategoriye ayrıldığı ve her kategorideki imgeye de farklı anlamlar yüklendiği görülmüştür. İdeolojinin belirlediğinin ötesinde sosyal yaşama katıldığını destekleyen Bizanslı halk kadını, politik güç yaratmak ve hafızalarda yer edinilmesini sağlamayı amaçlayan imparatoriçe ve klasik dünyanın (Ana) Tanrıça geleneğinin devamını sağlayan kutsal kadın imgeleri, sivil ve dini sanat eserleri üzerinden incelenmiştir. İmparatorluğun tüm tarihi boyunca imparatoriçelerin imparatorların yanında veya tek olarak imparatorluğu temsil eden görsel kayıtları, Hıristiyanlığın yayılışında dişi figür olarak Meryem'in görsel sanatta kendine Tanrı Anası, diğer kutsal kadınların da azize olarak yer bulması, ideoloji ne kadar inkar etse de Bizans İmparatorluğu'nun dişi figürlere verdiği önemi ve ihtiyacı göstermektedir. Yazılı ve görsel kayıtlar, Havva'nın kızı olarak yaftaladığı Bizans kadınlarının güçlerini kontrol altında tutmaya çalışan ataerkil yapının da pek başarılı olamadığını ve nüfusun yarısını oluşturan ve tamamını doğuran dişi figürlerin toplumun kıyısında değil tam da merkezinde bulunduklarını kanıtlamaktadır.

Bizans DönemiBizans resim sanatıBizans sanatı+3
Dilek Yeliz Maktal Canko
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Pithos buluntuları yoluyla Kuşadası, Kadıkalesi'ndeki Bizans yapılaşmalarına ilişkin öneriler

Kuşadası Kadıkalesi, Proto-historik Dönemden kalma bir höyük üzerine kurulmuştur. Bizans Dönemi içinde özellikle Ortaçağ'da Batı Anadolu'nun önemli limanlarından ve üretim merkezlerinden biri olmuştur. Kuşadası Kadıkalesi Anaia Kazısı, 2001 yılından bu güne kadar Prof. Dr. Zeynep Mercangöz başkanlığında sürdürülmektedir. İlk inşası Erken Bizans Dönemi'ne tarihlenen, Orta Bizans Dönemi'nde onarımlar görüp daha sonrada yıkılan, devasa bir kilise bulunmaktadır. Yıkılan kiliseye mensup olan ruhban sınıfının, burayı terk etmesinden sonra buraya, kale içine, Bizanslı ustalar yerleşmiştir. Özellikle Kadıkalesi, Bizans Dönemi seramiklerinin üretimi açısından çok önemli bir merkezdir. Kilisenin işlevi esnasında yaşayan bireyler, seramik ustaları ve günlük yaşantısını idame ettiren sosyal halk, bu kale içinde, farklı dönemlerde yaşamışlardır. Günlük kullanım kaplarını, litürjik kaplarını ve depolama kaplarını bizlere miras olarak bırakmışlardır. Çalışma konumuz ise bu mirastan sadece bir tanesi olan pithoslardır. 2001-2016 yılları arasında, Kuşadası Kadıkalesi Kazılarında ele geçirilmiş olan, pithos buluntuları ile mimari kalıntılar arasında, bir bağ olabileceğini saptanmıştır. Bu zaman zarfı içinde in situ olarak, toplamda otuz sekiz adet pithos, alanın farklı bölgelerinden, tüm veya tüme yakın vaziyette ele geçirilmiştir. Yapılan çalışmalar, sadece tüm pithosları kapsamaktadır. Toprağa gömülü olarak kullanılan pithosların, form özelliklerini belirlemede gövde şekilleri dikkate alınarak yapılmıştır. Gerek duyulan alanlarda, sondaj çalışmaları ile gövde formları belirlenmiştir. Çizim ve litre hesaplamaları yapıldıktan sonra beş ana tipe ayrılmıştır. Benzer örnekleri dikkate alınarak ve kazı raporları gibi belgeleri tarandıktan sonra tarihlendirmeleri yapılmıştır.

Aydın-Kuşadası-KadıkalesiBizans DönemiBizans kiliseleri+1
Faruk Fidanci
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Bizans Anaia'sı (Asia) ve çerçevesinin tarihsel ve kültürel coğrafyası

Bu doktora tezi kapsamında, Anaia Kenti ve çevresi tarihi coğrafyasının yeni veriler ışığında araştırılması amaçlanmıştır. Öncelikle Anaia Kenti ile ilgili birincil ve ikincil kaynaklardaki metinler bir araya getirilmiştir. Elde edilen veriler bugün için kabul edilen Kadıkalesi/Kuşadası ve Anaia eşleştirmesinde ciddi sorunlar olduğunu ortaya koymuştur. Klasik Dönem'den XVII. yüzyıla kadar olan metinler ve haritalara bakıldığında Kadıkalesi'nin konumu ile burada bulunan yapılar ve buluntuların, Anaia Kenti'nden daha çok Phygela Kenti'ne uyduğu görülmüştür. Bu durum Kadıkalesi kazılarında ortaya çıkarılan anıtsal kilisenin, Hagios Georgios Katholikonu olabileceği ve XVI. yüzyıl Ayayorgi limanının bu noktada bulunabileceği ihtimallerini sorgulamamızı gerekli kılmıştır.

AnaiaAnaia KazısıBizans Dönemi+3
Ayça Elalmış
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir Belevi'nde bir ortaçağ savunma yapısı: Keçi Kalesi (Tarihi, stratejik önemi ve mimarisi)

Keçi Kalesi, İzmir'in Selçuk İlçesi'ne bağlı Belevi Beldesi'nin yakınındaki Alaman Dağı'nda yer almaktadır. Bizans İmparatorluğu tarafından artan Türk akınlarına karşı inşa ettirilmiştir. Komnenos hanedanlığı döneminde kırsaldaki halkın korunmasını sağlamak amacıyla büyük bir savunma yapısı inşası faaliyeti görülmektedir. Manuel Komnenos döneminde ise idarî anlamda da bir adım atılarak Neokastra adında yeni bir thema teşkilatı kurulmuştur. "Yeni Kale" anlamına gelen bu thema adını inşa edilen kalelerden almaktadır. Bu dönemde, Batı Anadolu'da bir çok irili ufaklı savunma yapısı inşası söz konusudur. Bu savunma ağının bir parçası olan Keçi Kalesi de civarındaki halkın sığınabileceği bir tahkimat olarak inşa edilmiştir. Kalenin, batısındaki hariç bütün surları neredeyse tamamen ayaktadır. Ephesos ve Metropolis kentlerine yakın, doğudan batıdaki kentlere ulaşımı sağlayan güzergâhı denetim altında tutan 300 m. yükseklikte dik bir tepe üzerine inşa edilmiştir. Savunmaya yönelik şekillenen planı, duvarlarda kullanılan örgü teknikleri ve net bir biçimde gözlemlenebilen iki aşamalı inşasıyla dikkat çeker.

Askeri mimariAskeri savunmaBizans Dönemi+6
Ali Riza Bilgin
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Kuşadası, Kadıkalesi/Anaia Kazısı cam buluntuları yoluyla Bizans camcılığı

Kadıkalesi kazıları 2001 yılından beri Prof. Dr. Zeynep Mercangöz tarafından sürdürülmektedir. Tezimizin konusu 2001- 2016 kazı yılları arasındaki cam buluntular ile Bizans camcılığına veri oluşturmaktadır. Çalışmamızın amacı Kadıkalesi camlarının form ve işlev olarak tiplere ayrılması, kaledeki cam üretimine ve ticaretine ilişkin verilerin yanı sıra tarihlendirmelerine dair öngörülerde bulunmaktır. Tezimiz Kadıkalesi kazısının 2001-2016 yılları arasındaki cam eserlerini tasnif edip bir tipoloji oluşturmak ve kaledeki cam üretimine ilişkin verileri ortaya çıkarmaktı. Bu doğrultuda 264 adet cam buluntuya katalogumuzda yer verilip tiplere ayrıldı. Aydınlatmaya yönelik, kandiller ve pencere camları; günlük kullanıma yönelik, kadehler, bardaklar, şişeler ve kâseler; süs amaçlı eserler arasında bilezikler ve boncuklar. 2001-2016 yıllarında Kadıkalesi kazısında; 4591 adet pencere camı, 3786 adet kandil, 1667 adet bardak, 883 adet Anaia şişesi, 471 adet şişe, 132 adet kâse parçası, 258 adet kadeh, 1508 adet bilezik parçası ve 3 adet cam boncuk bulunmuştur. Bu buluntuların yanı sıra çeşitli ağız ve kaideler ele geçirilmiştir ancak bunların kesin olarak hangi kap formuna ait oldukları bilinmediğinden sadece sayısal dökümleri yapılarak sınıflandırmaksızın kayıt altına alınmıştır. Bu bağlamda söz konusu yıllarda 874 adet profil veren parça, 6339 adet profil vermeyen cam parça incelenmiştir. Cam buluntuların zenginliği, fritler, cüruflar, hatalı üretilmiş parçalar ve pota parçası olabilecek buluntular kaledeki cam üretimini kanıtlayan buluntulardır. Bunun yanı sıra kalın cidarlı şişelerin bir liman kenti olan Anaia'nın şarap ticareti gibi şimdilik ne olduklarını bilmediğimiz parfüm ya da tıbbı sıvıların içine konulup ticaretinin yapılmış olabileceği gibi varsayımlar kaledeki cam ticaretinin de varlığını gösteren ipuçlarıdır. Son yıllarda yapılan çalışmalarla Kuşadası, Kadıkalesi Kazısı cam buluntuları Bizans günlük yaşamına ışık tutarken, Orta Çağ cam ticareti hakkında güncel veriler sunmaktadır. Bu buluntuların sayısal çokluğunun yanında, pek azı tümlenebilir olsalar da Orta Çağ cam objelerindeki biçim ve renk zenginliği önemlidir.

AnaiaAnaia KazısıArkeolojik alanlar+7
Tümay Coşkun
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Myra-Demre Aziz Nikolaos Kilisesi kazılarında ortaya çıkarılmış Episkopeion'da (Piskoposluk ikametgahı) malzeme ve yapım teknikleri

Myra Aziz Nikolaos Manastır Kompleksi içerisinde yer alan Episkopeion'un malzeme-teknik özellikleri; mimari, tarihi ve arkeolojik veriler yardımıyla değerlendirilmiş, bölgedeki benzer örnekleriyle karşılaştırılarak tarihlendirme önerileri yapılmıştır. Aynı zamanda, Bizans Dönemi'nde bölgede malzeme üretimi ve kullanımı araştırılarak, yapının malzeme kaynakları tartışılmıştır. Episkopeion, kentin piskoposluk kilisesinin yanında; kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen biçimli inşa edilmiştir. Mevcut haliyle iki katlı görünümündedir ancak, üst kat inşa edilirken altta yer alan mekan kapatılarak kullanılmamıştır. Esas biçimlenmesini üst katta alan yapı, birbirinden bölme duvarlarıyla ayrılmış, kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen biçimli altı mekandan meydana gelmektedir. Yapı, Erken Bizans Dönemi'nden başlayarak Orta Bizans Dönemi'nin sonlarına kadar kullanılmış olmalıdır. Yapıda bu zaman aralığında dört büyük imar değişikliği yapılmıştır. İlk inşası 6. yüzyıla tarihlendirilmiş, üst katta esas biçimlenmesini ise 11. yüzyıldaki ikinci yapım evresinde almıştır. İkinci yapım evresinin ardından, 13. yüzyılın ikinci yarısına gelmeden iki inşa süreci daha geçirmiş, büyük salonları küçültülerek yapı içerisinde yeni mekanlar oluşturulmuştur. 13. yüzyılın 2. yarısının başlarında kentte büyük bir afet yaşanmış, Episkopeion 5-6 metrelik alüvyon toprağın altında kalmıştır. 1995 yılında yapıda başlatılan kazılarla ortaya çıkarılmış; örtü ve örtüye geçiş sistemleri dışında, beden ve bölme duvarlarıyla günümüze ulaşmıştır. Episkopeion, yoğun olarak taş, az oranda tuğla ve çok az oranda devşirme parçalardan inşa edilmiştir. Yapıyı meydana getiren malzemenin neredeyse tamamı yerel formasyonlardan elde edilmiştir. Yapı taşlarının birbirine bağlayıcısı ise harçtır. Harcın içerisinde bağlayıcı madde olarak kireç, katkı olarak dere kumu, agrega olarak ise çakıl taşı, pişmiş toprak ve bitki lifleri kullanılmıştır. Kazılarında bulunmuş malzeme yardımıyla, ahşap iskelet üzerine kiremit kaplama bir örtü sistemi olduğu anlaşılmıştır. Yapının duvar örgüsünde görülen az orandaki tuğla parçaları, inşa sürecinde devşirme olarak kullanılmıştır. Devşirme kullanım, benzer şekilde taş yapı malzemesinde de görülmüştür. Episkopeion'da görülen malzeme ve yapım teknikleri hem manastır hem de bölgedeki Bizans Dönemi örnekleriyle belirli oranda paralellik göstermektedir.

Arkeolojik kazılarAziz Nikolaos KilisesiBizans Dönemi+5
Emre Semiramis
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Related subjects