Bizans Dönemi

89 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Konya çevresi Bizans Dönemi mimari plastiği

Doktora tezinin ana konusunu Antik Çağ'da Lykaonia olarak adlandırılan bölgenin sınırları içerisindeki Konya iline bağlı ilçe merkezleri ve bunlara bağlı köylerde tespit edilen Erken ve Orta Bizans Dönemi mimari ve liturjik işlevli elemanlar oluşturmaktadır. Konya iline bağlı ilçe merkezleri (Hüyük, Derbent, Doğanhisar, Akşehir, Tuzlukçu, Ilgın, Kadınhanı, Sarayönü, Beyşehir, Karatay, Altınekin) ve köylerde yapılan araştırmalarda dağınık ya da Türk Dönemi yapılarında devşirme olarak kullanılmış 279 parça tespit edilmiştir. Bunlar mimari ve liturjik işlevli olmak üzere iki ana grup altında değerlendirilmiştir. Mimari işlevli olanlar; 4 sütun kaidesi, 2 çifte sütun kaidesi, 2 postament, 13 sütun başlığı, 7 çifte sütun başlığı, 9 paye, 2 çifte sütun, 51 çifte sütunce, 49 lento, söve ve friz bloğu ve 1 konsol, liturjik işlevli olanlar; 16 balüster, 36 levha, 12 sütunce, 20 arşitrav, 2 ambon podyumu, 2 ambon payesi, 1 altar ve 8 altar tabanı oluşmaktadır. Kesin bir işlev önerisinde bulunmak mümkün olmayan 42 blok ayrı bir başlık altında ele alınmıştır. Malzeme olarak gri mermer ve kireçtaşı yoğun olmakla birlikte beyaz/Dokimeion mermeri de kullanılmıştır. İşçilik açısından çok az sayıdaki örnek başkent Konstantinopolis atölyelerinin işlenim özelliklerini yansıtırken, çoğunluğu Phrygia, Pisidia ve İsauria gibi yakın bölge örnekleriyle benzerlikler taşır. Anahtar Kelimeler: Lykaonia, Konya/Ikonium, Bizans, Mimari Plastik, Süsleme.

Bizans DönemiKonyaLykaonia bölgesi+2
Aytuğ Arslan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Olympos Antik Kenti Erken Bizans Dönemi dini yapılarında malzeme ve teknik

Bu çalışmada Olympos Antik Kenti'nde yer alan Erken Bizans dönemi dini yapılarında kullanılan malzeme ve inşa teknikleri konu edilmiştir. Tez çalışması kent içerisindeki Erken Bizans Dönemi dini yapılarından altısını kapsamaktadır. Bu yapılardan üçü kentin kuzey bölümünde yer alan Nekropol Kilisesi ve aynı kompleks (Episkopeion) içerisinde bulunan Piskoposluk Kilisesi ve Vaftizhanesidir. Diğer üçü ise kentin güney bölümünde yer alan Liman Bazilikası, Yamaç Yerleşimi Aşağı Kilise ve Yamaç Yerleşimi Yukarı Kilisedir. Çalışma kapsamında bu dini yapıların mimari tasvirleriyle birlikte kendi araştırma ve gözlemlerimize dayanarak, yapıların duvar örgüsü ve diğer mimari elemanlarda kullanılan malzeme türleri ve yapım teknikleri ayrıntılarıyla tanıtılmıştır. Aynı zamanda kentsel dönüşüm süreci içerisinde kentteki dini yapılarda görülen malzeme-teknik farklılıklar ortaya koyulmuştur. Ayrıca söz konusu dini yapıların malzeme-teknik özellikleri kent içerisindeki ve Likya bölgesindeki benzer örnekleriyle karşılaştırılarak tarihlendirme sorunlarına çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Olympos, Likya, Bizans, Kilise, Malzeme, Teknik.

Antik şehirlerArkeolojik alanlarBizans Dönemi+7
Mehmet Cihangir Uzun
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Dağlık Frigya Bölgesi Bizans Dönemi kaya mimarisi

Tez çalışmasının konusunu, Dağlık Frigya Bölgesi'nde, Eskişehir, Kütahya ve Afyonkarahisar şehirleri çevresinde bulunan, tüf tipi kayalıkların oyulması ile oluşturulmuş Bizans Dönemi kiliselerinin plan tipleri, işlevleri ve dekoratif özellikleri ile tanımlanıp tanıtılmaları, Sanat Tarihi açısından değerlendirilmeleri oluşturmaktadır. Bölgeye ismini veren Frigler özellikle "Dağlık Frigya" olarak adlandırılan bölgede kayaya tapınaklar, sunaklar, mezar odaları oymuşlardır. Kaya oyma geleneği bölgede Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde de kesintisiz olarak devam etmiştir. Özellikle Bizans Dönemi'nde gündelik hayatın her türlü ihtiyacını karşılayan kaya mimarisi örnekleri ile karşılaşılır; bunların başında ise kaya kiliseleri gelir. Dağlık Frigya Bölgesi'nin kaya kiliseleri, Bizans kilise mimarisinin başlıca bütün tiplerini içermektedir: Başta tek nefli olmak üzere, iki nefli, üç nefli (bazilikal), haç planlı, kapalı Yunan haçı planlı kiliseler inşa edilmiştir. Kiliselerin duvarlarında kazıma ve boyama ile yapılmış çeşitli motifler, figürler ve yazıtlar da görülmektedir. Bu araştırmada, bölgedeki kaya kiliselerinin saptanması ve üzerlerinde belgeleme çalışmalarının yapılarak plan tiplerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Saptanan ve sınıflandırılan kiliselerin özellikle Anadolu'daki benzerleriyle karşılaştırılmasıyla, Bizans mimarisi içindeki konumunun ve benzerleriyle olan etkileşimlerinin de ortaya konulmasına çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eskişehir, Afyonkarahisar, Kütahya, Kilise, Frigya, Bizans.

Bizans DönemiFrigyaKaya kiliseleri+6
Seçkin Evcim
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye müzelerinde bulunan Erken Bizans Dönemi (M.S. 4 – 6. yy.) İon sütun başlıkları

Bu tez çalışması, Türkiye müzelerinde bulunan Erken Bizans Dönemi (M.S. 4.-6. yy.)'ne ait İon sütun başlıklarının tespitini ve kronolojik bir tipoloji oluşturmayı amaçlamaktadır. Araştırmamız kapsamında İstanbul, Sinop, Antalya, Kocaeli, Tokat ve Yalvaç Arkeoloji Müzeleri'nde, Erken Bizans Dönemi'ne ait 43 İon sütun başlığı tespit edilmiştir. Tespit edilen başlıkların sınırlı sayıda olmasına rağmen araştırmamıza alınan örnekler üzerinden bir gruplama yapılmaya çalışılmıştır. Başlıklar üç grup altında incelenmiştir. Üretim yeri ve tipine göre sınıflandırılan birinci grup, Prokonnesos üretimi Geç Antik Çağ – Erken Bizans Dönemi İon sütun başlıkları adı altında değerlendirilmiştir. İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde bulunan ve Konstantinopolis/Prokonnesos üretimi İon sütun başlıkları ikinci grubu oluşturmuştur. Türkiye müzelerinde farklı bir grup oluşturan İon sütun başlıkları, M.S. IV.-VI. yüzyıl Anadolu İon sütun başlıkları başlığı altında değerlendirilmiştir. Araştırmada, M.S. 4.-6. yüzyıl Anadolu geneli ve Konstantinopolis örneklerinin oran, orantı ve biçimleri ile süsleme unsurları konu alınmış, İon sütun başlıklarındaki değişim değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırmamızda tespit ettiğimiz, büyük çoğunluğu M.S. 4. ve 5. yüzyıllara ait olan sütun başlıklarının zamana bağlı olarak biçimsel bozulmaların arttığı ve ait oldukları yapılar kesin olarak tespit edilememekle birlikte, düzenin genellikle üst yapı elemanlarına yer verilmeyen sütunlu cadde, stoa, peristyl ve anıt gibi boyutları itibari ile daha küçük ve ikincil yapılarla sınırlı kaldığı gözlemlenmektedir. M.S. 6. yüzyıldan itibaren İon Düzeni ve buna bağlı olarak İon sütun başlıklarının tamamen ortadan kalktığı anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: İon Sütun Başlığı, Bizans, Geç Antik Çağ Mimarlığı, Erken Bizans Dönemi Mimarlığı, Prokonnesos, İstanbul.

Bizans DönemiBizans eserleriErken Bizans+6
Erkan Kaya
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Bizans Dönemi resimli Oktateukh el yazması: Seraglio (Topkapı Sarayı Gi.8)

Tezin konusu "Bizans Dönemi Resimli Oktateukh El Yazması: Seraglio (Topkapı Sarayı Gi. 8)"dur. Bizans'tan günümüze kalan Türkiye'deki tek resimli Oktateukh el yazması olması nedeniyle tez konusu olarak seçilmiştir. 12. yüzyıla tarihlendirilen Topkapı Sarayı G.İ.8; Yunanca küçük harfle yazılmış resimli Eski Ahit metni içeren 569 folyolu, 301 resimli, üç ciltlik bir el yazmasıdır. El yazmasının tüm resimlerini kapsayan bir katalog hazırlanmış, ilgili konuların Yunancadan Türkçeye çevirisi yapılmış, resim-metin ilişkisi irdelenmiş, resimler ikonografik ve üslup açısından değerlendirilmiş ve farklı dönem resimli el yazmalarıyla karşılaştırma yapılmıştır. El yazmasının resimleri detaylı incelendiğinde,birbirinden farklı tarzda yapılmış pek çok resmin olduğu görülmüştür. Aralarında benzerlik kurulabilen resimler dikkate alındığında, A'dan H'ye kadar 8 üslup grubunun olduğu ve bazı resimlerin de onarım gördüğü tespit edilmiştir. El yazmasının başından sonuna kadar değişim gösteren resimlerinin gelişim sürecini anlayabilmek ve onarım gördüğü dönemi tespit etmek için farklı dönem el yazmaları incelenmiştir. Topkapı Sarayı G.İ.8 el yazmasının resimleri; Sina Gr. 1186 (11. yy.), plut., 9.28 (11. yy.), Vatikan Gr. 747 (11. yy.), Vatikan Gr. 746 (12. yy.), İzmir A. 1 (12. yy.), Vat. Gr. 1162 (12. yy.), Oxford Bodleian Gr. Th. F1 (14. yy.) ve Codex Gr.5 (14. yy.) ve diğer el yazmaların resimleriyle karşılaştırılmıştır. Yapılan karşılaştırmalar sonucunda, Topkapı Sarayı G.İ.8el yazmasının resimlerinin 11-12. yy el yazmalarında görülen kalıplaşmış ikonografik programlarla benzer olduğu ve orijinaline bağlı kalınarak 14. yüzyılda Palaiologoslar döneminde onarım gördüğü önerilebilir. Anahtar Sözcükler: Bizans, Oktateukh, Orta Bizans Dönemi, Resimli El Yazmaları,12. yüzyıl.

12. yüzyılBizans DönemiBizans resim sanatı+5
Necla Kaplan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hıristiyanlıkta ikonoklazm dönemi ve ikonofillerin kalesi olarak Uludağ

Bizans Devleti tarihinin kırılma noktalarından birini oluşturan ikonoklazm dönemi aynı zamanda Hıristiyanlık tarihinin de en önemli dönemlerinden biridir. Yüz yılı aşkın (726- 843) bir süre devam eden bu dönemde ikon yanlısı olan ikonofiller kazanacakları başarı öncesinde çetin sınavlar vermişler ve kovuşturmalara maruz kalmışlardır. İkonofillerin baskı ve eziyetten kaçabilmek için sığındıkları yerlerin başında başkente yakın olması ve kolayca gözden kaybolmaya imkân vermesi sebebiyle Uludağ gelmiştir. Emniyet ve mahremiyete imkân sağladığı için keşişlerin tercih ettiği Uludağ, ikonoklazm tarihi boyunca kendisine sığınanlara ev sahipliği yapmış ve bu süreçte Uludağ'da büyük bir manastır mirası vücuda gelmiştir. IX. ve XI. yüzyıllarda Uludağ'ı, imparatorların dahi ziyaret ettiği bir hac merkezi haline getiren manastırlar ve keşişler bu çalışmanın esas konusunu oluşturmaktadır. Çalışma boyunca keşiş menkıbelerinden ve günümüzdeki kalıntılarından hareketle manastırların yerleri araştırılmış ve Uludağ'daki Hıristiyanlık mirası detaylıca incelenmeye çalışılmıştır

Bizans DönemiBizanslılarDinler tarihi+5
Ömer Kaptan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İznik Gölü Bazilikal Kilise 2019 ve 2021 yılı Atrium kazıları: Bizans dönemi seramikleri

İznik (Nikaia) prehistorik dönemlerden itibaren insanlar tarafından mesken edilmiş topraklar olarak bilinmektedir. Tarih boyunca defalarca isim değiştirse de önemini her zaman korumuştur. Roma İmparatorluğu döneminde kentin değeri çok fazla olmasa da özellikle Bizans döneminde, Hristiyanlığın kabulü ve Ekümenik Konsil toplantıları ile daha da önem kazanmıştır. Özellikle Bizans ve Osmanlı Dönemlerinde seramik üretimde önemli bir yere sahip olan İznik'te dini aktiviteler dışında da seramik konusunda olarak ön plana çıkmıştır. Özellikle Roma, Bizans ve Osmanlı seramik örneklerinin yoğun olarak bulunduğu İznik'te, çalışmanın alanını oluşturan Sualtı Bazilikal Planlı Kilise yapısında ağırlıkta Bizans Dönemi seramik buluntuları ele geçmiştir. 2019 yılında kazısına başlanılan Atrium S12A açmasında ise genelde Orta ve Geç Bizans Dönemi seramik buluntularının bulunması, bu tezin konusunu oluşturmuştur. Bu çalışmanın amacı, Bursa İli, İznik İlçesi, Sualtı Bazilikal Planlı Kilise yapısı içerisinde 2019 ve 2021 kazı dönemlerinde ele geçirilen Orta ve Geç Bizans Dönemi seramiklerini form, süsleme, malzeme ve teknik özellikleriyle birlikte değerlendirmektir.

Bizans DönemiNikaiaSeramik dekoru+2
Muhammed Çınar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

13. yy'a ait geç dönem Bizans kafataslarının 3 boyutlu yöntem ile restorasyonu ve dijital prototiplendirmesi

3 boyutlu modelleme ve yazıcıların sağlık alanında kullanımı gün geçtikçe artmaya ve geliştirilmeye devam etmektedir. 3 boyutlu modellemenin kullanım alanlarından biri de osteolojik materyal ve veriler üzerindedir. Anatomi, antropoloji, adli bilimler ve arkeoloji bilimleri açısından eski kemik kalıntılarının arşivlenmesi ve korunması, osteolojik materyaller üzerinde yapılacak çalışmalar için en önemli gerekliliklerden biridir. Eski ve yıllanmış kemik yapılar yıllar içerisinde deforme olmakta ve saklanmalarında zorluklar yaşanabilmektedir. Tez çalışmasında, Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı Osteoloji Koleksiyonu'nda yer alan 33 adet nispeten deforme olmuş ve 13. yy'a ait geç dönem Bizans kafatasları kullanılmıştır. Kafatasları kodlanıp, 3 boyutlu Hscan Prince Lazer tarayıcıyla modelleme yapılarak STL 3 boyutlu dosya formatında dijital arşiv olarak saklanmıştır. Deformiteler mümkün olduğunca restore edilip, eksik kemik yapılarının, mandibula hariç, yeniden modele eklenmesi gerçekleştirilmiştir. Deformitelerin restorasyonunda "Simetriye Dayalı Yeniden Yapılandırma" ve "Geometriye Dayalı Yeniden Yapılandırma" yöntemi kullanılarak, dijital restore edilmiş prototipler elde edilmiştir. Çalışmada ayrıca 3 boyutlu modellerden antropometrik noktalar arasındaki dijital ölçümler ile gerçek kemikler üzerindeki ölçümler karşılaştırılmıştır. Karşılaştırmalarda SPSS istatistik yazılımı kullanılmıştır. Prototiplendirilmiş kafataslarının plastik örneklendirilmesinde Zaxe X1 yazıcı ve PLA türü plastik materyal kullanılmıştır. 3 boyutlu tarama ile elde edilen eski kafatası materyallerini, dijital ortamda ve basılı olarak prototiplendirip, arşivlendirip, gerçek kemiklere yakın morfometrik veriler alıp daha kalıcı, tekrar kullanılabilir, daha hassas materyal olarak araştırma ve eğitim amacıyla kullanmayı hedeflemekteyiz. Çalışmada aynı zamanda restore edilerek prototiplendirilmiş tarihi kafataslarından 3 boyutlu yazıcı ile çıktı alınması ve birer sert plastik örneklerinin de arşive ve eğitime kazandırılması hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: Kafatası, 3 boyutlu modelleme, restorasyon, morfometri.

13. yüzyılAnatomiBizans Dönemi+6
Hüseyin Uzabacı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Maksiller foramen incisivum'un 13. yy'a ait geç dönem Bizans ve günümüz kafataslarında morfolojik ve morfometrik özelliklerinin karşılaştırılması

Maxiller foramen incisivum'un 13. yy'a ait geç dönem Bizans ve günümüz kafataslarında morfolojik ve morfometrik özelliklerinin karşılaştırılması konulu tez çalışmamızda, cinsiyeti belirlenemeyen 32 adet 13. yy'a ait geç dönem Bizans ve 24 adet 21. yy'a ait erişkin cranium'u veya maxilla'sı kullanılarak ölçümler yapıldı. Maxiller foramen incisivum'un; çapı, foramen incisivum ile foramen palatinum majus arası mesafe sağ-sol olarak, 3. dens molaris serotinus'un en uzak noktası arası mesafe sağ-sol olarak, spina nasalis posterior arası mesafe, sutura palatina transversa arası mesafe, foramen palatinum majus arası hatta uzaklık, dens incisivus medialis'in en yakın noktası arası mesafe sağ-sol olarak ölçüldü. Elde edilen değerlerin kayıt altına alınan istatistiksel hesaplamaları yapılarak günümüz ile Bizans, sağ taraf ile sol taraf karşılaştırılmaları yapıdı. İstatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmedi. Yapılan literatür taramalarında konu ile ilgili yeterli parametre bulunamadığı için karşılaştırma yapılamadı. Bu tez çalışmasından elde ettiğimiz değerlerin literatüre kazandırılması ile antropoloji ve tıp eğitimine katkı sağlayacağı inancındayız. Özellikle çok az çalışma konusu yapılmış olan foramen incisivum'un konum ölçülerinin bilinmesi açısından faydalı bir çalışma olduğu görüşündeyiz.

AnatomiBizans DönemiForamen incisivum+3
Erol Ertan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Heraclius Dönemi Anadolu seferleri ve o dönemde darbedilen sikkeler

Heraclius'un Anadolu seferleri ve o dönemde darbedilen sikkeler başlığını taşıyan çalışmamızın amacı, Heraclius'un Anadolu'ya yani Sâsânîlere ve Müslüman Araplar üzerine düzenlemiş olduğu seferleri ele alıp incelemektir. Bunun yanı sıra o dönem sikkeleri incelenerek sikkelere ilişkin, darp tarihi, darp yeri, çap, ağırlık, et kalınlığı ve lejand vs. gibi bilgiler verilmiş, konuyla bağıntılı görsellerde eklenerek sikkeler hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Bu çalışmada öncelikle temel kaynaklar olan Bizans kaynakları ( Sebeos, Willermus Tyrensis vb.) ve Arap kaynakları ( Belazuri, Abu'l-Farac, Taberi vb.) kullanılmış, daha sonra bu kaynaklar üzerinde çalışan araştırmacıların eserlerine başvurmak suretiyle bu metin üretilmiştir.

Bizans DönemiBizans İmparatorluğuHeraclius+1
Hicran İnaltekin
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

MTR (Sinop-Kefevi) toplumunda aneminin biyoarkeolojik tespiti ve sosyokültürel yaklaşımı

Antropoloji bilimi genel anlamda insanları birçok yönüyle ele alarak değerlendirir. İnsanı ayakta tutan vücudunun en sağlam yapısı olan iskelet yapısı yaşadığı dönem içerisinde sürdürmüş olduğu yaşamın nasıl geçtiğine dair birçok bilgiler barındırmaktadır. Bilindiği üzere kemiklerin bozulmadan bulunduğumuz güne kadar korunarak geldiği için buda bize geçmiş dönemde yaşamış olan toplumlar hakkında önemli bilgiler sağlar. Ele geçen iskeletlerin paleopatolojik açıdan incelemeleri yapılan dönem toplumların sağlık yapıları ya da farklı hastalıklara maruz kalıp kalmadıkları bunu yanı sıra bir salgın hastalığının var olup olmadığı, bireylerin olası ölüm nedenleri bulunabilmektedir. Yapılan araştırmalar dönem hakkında fikir almamız için yol göstermektedir. Kemik üzerine yansımış olan hastalıklardan biri ise anemidir. Anemi göstergesi olarak kemik üzerinde varlığını gösteren bu hastalık üç farklı yöntemle açığa çıkar bunlar; Cribra Orbitalia, göz tavanında meydana gelen küçük delikler şeklinde ortaya çıkar, kafatasında oluşan Protic Hyperostosis ve kafatasında Diploe Kalınlaşmasından yola çıkılarak aneminin varlığı tespit edilebilir. Bu çalışmada Anadolu coğrafyasının Kuzeyinde yer alan Sinop ili Kefevi nekropolü mahallesinden gün yüzüne çıkarılan iskeletlerden oluşmaktadır. 2016 yılında Sinop İl merkezinde gerçekleştirilen kazılar neticesinde Kefevi Mahallesi Nekropolü (MTR) kurtarma kazında elde edilen 30 kadın birey, 41 erkek birey, 25 çocuk birey, 6 adölesan ve 6 bebek birey olmak üzere 108 bireyde inceleme yapılmıştır. Bu iskeletler üzerinde farklı palepatolojik hastalıklara bakılmıştır. Bu çalışmalarda tezin konusunu oluşturan aneminin tespiti için, kafatası üzerinde Cribra Orbitalia, Protic Hyperostosis ve Diploe Kalınlaşmalarına bakılmıştır. Varılan sonuçlar neticesinde Anadolu toplumlarında bu hastalıkların oranları ile karşılaştırılmalar yapılmıştır. Bu araştırmalar sonucu toplumun, Bizans Dönemi Kefevi Nekropolü bireylerinde Cribra Orbitalia ve Diploe Kalınlaşması %27,80 (30/108) oranında hesaplanırken Protic Hyperostosis %50,92 (55/108) olarak hesaplanmıştır. İskeletler üzerinde belirlenen anemi hastalığı başka Anadolu toplumlarıyla birbiriyle olan benzerlikleri ve farklılıkları Sinop Kefevi antik toplumunun sosyo-kültürel yapısı beslenme şekilleri ortaya çıkarılmıştır.

AnemiAntik ÇağAntropontoloji+7
Tuğçe Orhan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

MTR/Bizans toplumunda Vertebrae Cervicales'in cinsiyet tayininde kullanılabilirliği hakkında bir çalışma

Antropoloji bilimi, insanı pek çok farklı yönü ile ele alan bir bilimdir. Çalışmalarını gerek geçmişte yaşamış insan iskelet kalıntılarından gerekse günümüz insanı üzerinde gerçekleştirmektedir. Antik Çağ insanlarının iskelet kalıntıları üzerinde yapılacak olan ilk çalışmalar ise bireylerin cinsiyet tayin çalışmalarıdır. İskeletten cinsiyet tayin çalışmaları genellikle kemiğin iriliği ve kütleviliği referans alınarak yapılırken aynı zamanda osteometrik çalışmalar ile de mümkün olmaktadır. Ancak söz konusu kemik kalıntılar her zaman sağlam bir şekilde ele geçmemektedir. Bu gibi durumlarda cervical vertebraların sayıca çok olmaları, C1 ve C2 vertebralarının foramen magnun çukurunda yer alarak daha korunaklı olmaları ve tanınabilirliklerinin de daha kolay olması bu kemiklerin cinsiyet tayin çalışmalarında önemli çalışma materyali olmasını sağlamıştır. Bu çalışmada Sinop ili, Meteoroloji Sokak, Kefevi Nekropolünde 2016 yılında yapılan kurtarma kazısında elde edilen iskelet toplumu cervical vertebralarının cinsiyet tayininde kullanılabilirliği araştırılmıştır. Çalışmada MTR toplumuna ait yaşları 20 ila 56 arasında değişen 40 erkek, 28 kadın birey ele alınmış ve bunlardan 28 erkek, 18 kadın çalışmaya uygun görülmüştür. Çalışmada her bir cervical vertebradan dijital kumpas yardımı ile CHT, CAP ve CTR olmak üzere 3 farklı ölçüm alınmış ve bunlar IBM SPSS Statistics (v.20) programı ile değerlendirilmiştir. Buna göre: Cervical vertebraların CHT, CTR ve CAP ölçümleri bir arada kullanıldığında %81 oranında cinsiyet tayininin yapılabileceği tespit edilmiştir. Bu üç ölçümde en anlamlısı %85 ile CTR iken hemen ardından %80 ile CHT ve %78 ile CAP ölçümü gelmiştir. CHT ve CTR ölçümü tüm vertebralarda yüksek anlamlı çıkarken CAP ölçümü yalnızca %90 oran ile C1 vertebrasında istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır. Vertebralar içinde ise en anlamlı çıkanlar, %90-92 ile C1 ve %72-94 ile C2 vertebrası olmuştur. Ölçüm sonuçları yaş ile beraber değerlendirildiğinde ölçüm yöntemine ve vertebraya bağlı olarak farklılaştığı saptanmıştır. Genel olarak sonuca bakıldığında ise cervical vertebralardan alınacak CHT, CTR ve CAP ölçümleri, başta C1 ve C2 olmak üzere diğer toplumlar üzerinde yapılan çalışmalar ile benzerlik göstermiş ve bunların cinsiyet tayininde kullanılabileceği tespit edilmiştir.

Bizans DönemiBizanslılarCinsiyet tayini+4
Serhan Mucur
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bizans Döneminde Bursa (Siyasî, fizikî, dinî ve sosyo-ekonomik yapı)

Prusa (Bursa) kentinin kuruluşu bilinen kayıtlara göre, Bithynia Kralı I. Prusias (M.Ö. 230-182) döneminde meydana gelse de şehrin yakın bölgelerinde Neolitik yerleşimler bulunmaktadır. Kentin önem kazanmasındaki nokta ise M.S. I.-II. yüzyılda Plinius'un bu bölgeye vali olarak atanmasıdır. Roma İmparatorluğu'nun merkezinin doğuya kayması ve Constantinopolis'in (İstanbul) inşa edilip başkent ilan edilmesiyle kent, coğrafi olarak merkeze yakın hale gelmiş ve başkentin politikalarını yakından izlemesini sağlamıştır. Prusa kentinin yaklaşık bin yıllık Bizans tarihi belli bir çizgide devam etmiştir. Nikaia'nın 1081 yılında Selçuklular tarafından ele geçirilmesine kadar Prusa siyasi olarak Nikaia'nın gölgesinde kalmıştır. Olympos (Uludağ) Dağı'nın manastır hayatı ve Pythia (Çekirge) kaplıcaları XI. yüzyıla kadar Prusa kenti için en önemli noktaları teşkil etmektedir. Haçlı seferleri, Latin İmparatorluğu ve sonrasında Osmanlıların ortaya çıkışıyla kent, aktif siyasette önemli bir rol oynamış ve Türk-Bizans mücadelesinin merkezi haline gelmiştir. İdari olarak Opsikion Theması'na bağlı olan kent, bu sistem bozulana kadar aynı thema altında statüsünü korumuştur. Latin İmparatorluğu dönemi dâhil olmak üzere 1326 yılına kadar Bizans imparatorluğu'nun hâkimiyetinden net bir şekilde çıkmamıştır.Prusa'nın ekonomik yapısında zeytin ve üzüm gibi ürünler önemli bir yer tutmaktadır. Ayrıca Prusa'nın ovaları ve çiftlikleri de Bizans tarihi boyunca üzerinde durulması gereken bir husustur. Surlarla çevrili Prusa kenti Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinde devamlı yerleşim görmüştür. Özellikle Osmanlı döneminde Prusa'nın başkent olmasıyla fiziki olarak da şehirde İslamlaşma yaşamış ve Bizans dönemi eserlerinin çok azının günümüze ulaşmasına neden olmuştur. Bizans döneminden sur duvarları ve zindanlar dışında kente ait ne yazık ki bilgi sağlayacak bir yapı gün yüzüne çıkmamıştır. Şehirde yapılacak olan arkeolojik çalışmalarla Bizans devri yapılarının ortaa çıkarabileceğini umuyoruz. Paganlık ile Hristiyanlık arasındaki mücadele sonrasında Prusa'nın dini hayatında büyük ölçüde Hristiyanlık inancı hakim hale gelmiştir. Olympos dağı manevi bir inziva yeri olarak uzun yıllar keşişler tarafından tercih edilmiş olup şehirde manastır kültürü oluşmuştur. Tasvir (İkona) kırıcılık dönemi de Olympos dağına kaçmak zorunda kalan din adamlarının bölgeyi ve şehri önemli bir noktaya taşıması hususunda önem arz etmektedir.

Bizans DönemiBursaOrta Çağ+3
Rahim Erdi Efendiler
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bizans İmparatorluğu'nun ilk kadın hükümdarı İrene (752-803)

Bizans İmparatorluğu ortaçağın en uzun süreli siyasi kurumu olmuştur. Bizans'ın hem yöneticileri hem de halkı içgüdüsel olarak muhafazakâr olarak bilinmiş ve Bizans tarihi kaynakları genel olarak siyasi, idari, askeri olaylar üzerinde durmuştur. Bizans İmparatorluğu'nda iktidar sahipleri, ordu komutanları ve kilise yöneticileri erkekti ve bu nedenle Bizans ataerkil bir toplum olarak tanımlanmış, kaynaklarda kadınlardan pek söz edilmemiştir. Böyle bir toplumda basilissa (imparatoriçe) değil basileus (imparator) unvanını kullanarak ilk kadın hükümdar olan İrene Bizans tarihinde çok önemli bir konuma sahip olmuştur. Nitekim bu çalışmada İrene'nin nasıl tek başına hükümdar olduğunu açıklama amacındadır.

Bizans DönemiBizans İmparatorluğuKadınlar+4
Gülcan Gülyaprak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Roma-Bizans döneminde Kudüs (IV.-VII. yüzyıl)

Kudüs, M. Ö. 10.000'lere dayanan bir takım yerleşim yerlerine sahne olmasına rağmen, şehir olarak Bronz çağının başlangıcında ortaya çıkmıştır diyebiliriz. İlk yerleşimcileri Kenâniler olan Kudüs şehrinin, krallık olarak ortaya çıkması Hz. Dâvud dönemine denk gelmiştir. Hz. Süleyman tarafından Tapınağın inşa edilmesi ve Tapınağın Babiller tarafından yıkılması arasında geçen zaman dilimi I. Tapınak Dönemi olarak adlandırılırken, Tapınağın Persler döneminde yeniden inşa edilip M. S. 70'te Romalılar tarafından yıkılması arasında geçen zaman ise II. Tapınak Dönemi olarak adlandırılır. Kudüs, M. Ö. 63'te Romalılar'ın eline geçtikten sonra, Konstantin'in dönemine kadar geçen IV asırlık süre zarfında iki büyük isyana sahne olmuştur. Bu isyanlar neticesinde Yahudiler kanlı bir şekilde bastırılmış olup dünyanın dört bir yanına dağılarak Yahudi diasporasını oluşturmuşlardır. Konstantin'in Bizans İmparatorluk tahtına geçmesiyle birlikte devlet içinde Hristiyanlığa serbestlik vermesi, Kudüs'ün Yahudi kimliğinden sıyrılması ve Hristiyanlık kimliğiyle öne çıkmasının başlangıcı olmuştur. Bu tarihten itibaren Kudüs şehri, Hristiyanlık yapılarıyla donatılarak, dünyanın dört bir tarafından Hristiyan hacıların bu şehre akışını sağlamıştır. Kudüs şehri VII asır Roma-Bizans hakimiyeti altında kaldıktan sonra, 638'de Müslümanların fethiyle, yeni bir dönemin başlangıcına sahne oldu.

Bizans DönemiFilistin-KudüsHristiyanlar+5
Muhittin Çeken
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Antakya: Kuruluşundan İslam fethine kadar

Antakya founded by Seleucids B.C. 300 was one of the biggest cities of the world during Antiquity and medivial ages.During this era Antakya was cultural, commercial and religious centre of the Eastern world. Antakya was invaded by Emperor Pompei B.C 64.Thus in Antakya Reign of Roman commenced.This period lasted until the Muslims conquest A.D 636.With the conquest of the city by Emperor Pompei it was ruled as an autonomous city within the empire. In Antakya history one of the most eminent events During the rerign of Emperor Caligula desciples of Jesus Christ Saint Barnabas,Pavlos and Peter settled in the city to emit the Christianity As a result of the missionary services done by these saints they could congregate a mass which is called for the first time as Christians.Thus Christianity spread throughout the Roman World. A.D 37 during the Spread of Christianty in Roman territory Christians saw an unprecedented salughter and torture.In A.D 313 with the Great Constantin's Milan Decree Christians were relieved of torture inflicted by the Roman Emperor. Roman Emperors used Antakya as a military base. On the 20 August 636 Antakya was conquered by Ebu Ubeyde Bin Cerrah. Thus Roman Reign ended and Muslims started to rule Antakya. Antakya profusely bears the features of the era which was the pivot of many cultural and religious observations and events of the most significant events was Olympic Games held in Antakya during Roman Times. Edifices built then were the best manifest of Greek and Roman civilization.Those collosial buildings were a Palace, stadiums, agoras, a Hippodrome. Because seven big earthquakes took place in Antakya it had to be rebuilt seven times. At present time in Antakya these buildings are completely destroyed. If these buildings had survived Antakya would be the biggest open air museum at present day. The principal objective of this work is to shed light on cultural inheritance of Antakya between B.C. 300 and A.D. 636 and make it known in the world history 154

Antik ÇağBizans DönemiOrta Çağ+1
Gürhan Bahadır
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesinde yer alan Bizans dönemi sikkeleri

Bağımsız devlet olma vasfının temel unsurlarından birisi tarih boyunca para basma hakkıdır. Eski çağlarda ticaretin yapılması için devletlerin başlıca hedeflerinden birisi beklide en önemlisi madenlere sahip olmak ve para basamak olmuştur. Bu tezin amacı Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesi'nde bulunan Bizans dönemine ait sikkeleri tanıtmaktır. Bu amaçla Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesi'nde yapılan araştırmada çalışmaya yön verecek olan 2500 Bizans Sikkesi incelenmiştir.İncelenen sikkelerin Altın, Gümüş ve Bronz metallerden oluşan sikkeler kronolojik olarak tarihi belirlenmiştir. Sikkelerin hemen hemen tamamına yakını satın alma yoluyla müzeye kazandırılmıştır. Satın alma dışında müzeye kazandırılan sikkeler arasında hediye ve zoralım ( istirdat ) yönetimiyle alınan sikkeler oluşturur. Sikkeler üzerinde yapılan incelemede sikkelerin büyük bir kısmının silik olduğundan okunamadığı gözlemlenmiştir. Bazı sikkelerin ise oldukça korozyonlu olmasından dolayı sikke ikonografisi belirlenememiştir. Müzedeki sikkeler Genel olarak V. yüzyıl ile VII. yüzyıl arasında kesintisiz olarak devam etmektedir. Kahramanmaraş müzesinde yer alan Bizans sikkelerinin önemli bir kısmını ise "Anonim Follisler" oluşturmaktadır. Yüz yıl gibi bir dönemi (970–1072) kapsayan bu follisler Müzede A2, B, C, D, G,I ve İ Grubu ile adlandırılmıştır. Ayrıca katalog içerisindeki 1494 sikkenin Envanter numarası belirtilmiş, Müzeye geliş şekli ve tarihi belirlenerek ağırlık ve çapları belirlenmiştir. Bu uygulama ile sikkelerin daha iyi tahlil edilmesi amaçlanmıştır.

ArkeolojiArkeolojik eserlerBizans Dönemi+5
Mehmet Güriçin
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bizans siyasetinde imparatoriçelerin rolü (VI. ve IX. yüzyıllar)

Adını kurucusundan alan Roma imparatorluğu, Romulus öncülüğünde MÖ III. Yy'da bugünkü İtalya'da kurulmuştur. Roma imparatorluğunun ikiye bölünmesinden sonra merkezi günümüzdeki İstanbul olan Konstantinopolis'te Doğu Roma olarak bilinen Bizans( yaklaşık 10 asır devam etmiş) Osmanlı Devletinin 1453 tarihinde İstanbul'un fethi ile bu devlet nihayete ermiştir. Bu çalışmada Bizans İmparatorluğu (Doğu Roma) VI. Ve IX. Asırlar arasındaki devletin siyasi, askeri, ekonomik, dini ve kültürel yönlerden imparatoriçelerin taht üzerindeki etkileri imparatorluluğun kaderini belirleyecek kadar önemli roller üstlendikleri ifade edilmeye çalışılmıştır. İmparatoriçelerin Bizans tarihindeki yeri ve öneminin yanı sıra ortaçağda kadının toplum içerisindeki değeri açısından dikkate şayandır. İmparatoriçeler Bizans tahtında sadece kralın yanında yer alan bir kadın olmamakla birlikte Bizans siyasetinin yüzyıllarca etkisinden çıkmayacağı düşünce ve politikalar üretmişlerdir. Anahtar sözcükler: Roma imparatorluğu, Bizans, İmparatoriçe, Kadın, Din, Siyasi

Bizans DönemiBizanslılarDin+5
Ömer Yıldırım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlk dönem Abbâsî-Bizans ilişkileri' (sosyo-kültürel açıdan)

İslâmiyetin zuhurundan itibaren başta Hz. Peygamber olmak üzere onun ardından gelen diğer liderler, komşu devletleri İslâm'a davet etmek ve barış antlaşması yapmak üzere elçiler görevlendirdiler. Özellikle Hz. Peygamber, liyakatli ve muktedir kişiler arasından seçtiği elçiler sayesinde önemli diplomatik faaliyetler yürüttü. Hz. Peygamberden sonra Raşit Halifeler ve nihayet Emevîlerde bu geleneği sürdürdüler. Emevîlerin ardından yönetimi devralan Abbâsîler ise özellikle Bizans İmparatorluğu ile diplomatik münasebetler tesis ederek; siyasi, sosyal, ticari, ekonomik ve kültürel alanlarda da birçok faaliyet yürüttüler. İslâm dünyasına miladî 750'den 1258'e kadar egemen olan Abbâsî devleti, İslâm devletinin sınırlarını genişleterek birçok yeri fethetmiş ve bu kapsamda pek çok Bizans şehrini de topraklarına katmıştı. Böylece Müslümanlar, doğrudan Bizans kültür ve medeniyeti ile tanışma fırsatı buldular. Bununla birlikte, karşılıklı gidip gelen elçilik heyetleri ve liderlerin bizzat yürüttüğü tercüme faaliyetleri sayesinde, Bizans kültürü ile İslâm kültürü kısa sürede birbirinden etkilendiler. Öyle ki Bizanslılar ile Anadolu'da yapılan mücadeleler, Arap ve Bizans destanlarında dahi yerini aldı. Bizde çalışmamızda; farklı dünyalara mensup her iki devletin birbiri üzerindeki tesirlerini mümkün olduğunca ortaya koymaya ve değerlendirmeye gayret ettik.

AbbasilerAbbasiler DönemiBizans Dönemi+5
Hatun Polat
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Bizans İmparatorluğunda ticaret (VIII-X. yüzyıllar)

İnsanlık tarihi ile başlayan ticaret, tarih boyunca farklı gelişim süreçleri yaşamıştır. Hayatın devamı için gerekli olan zorunlu tüketim ürünlerinin takası (trampa) ile başlayan bu süreç, günümüze gelindiğinde küresel bir boyut kazanmış ve dünya siyasetinin temel belirleyici unsurlarından biri halini almıştır. Başlangıçtan günümüze yaşamış olduğu gelişim sürecinde ticarete katkı sunan aktörlerden birisi ise Bizans'tır. Bir çağa damgasını vurmuş bu büyük imparatorluk, uygulamış olduğu ticaret politikaları ve ticarete kazandırmış olduğu müesseselerle sadece kendi döneminde değil, kendinden sonra kurulan güçlü devletlere de örnek oluşturmuştur. Bizans'ın sahip olduğu coğrafi konum, onu doğu ve batı dünyası arasında bir kavşak yapmıştır. Özellikle de Bizans, doğunun lüks ürünlerini batıya aktarmada önemli bir aracı rol üstlenmiştir. İmparatorluğun başkenti olan Konstantinopolis, uluslararası ticaretin yürütülmüş olduğu yolların kesişme noktasındadır ve adeta bir dünya başkentidir. Ayrıca "Altın Boynuz" olarak tabir edilen doğal ve muhteşem bir limana sahip olması bu kentin ticari anlamda en büyük avantajlarından biri olmuştur. Nüfusunun en az olduğu dönemlerde dahi sayının iki yüz binin altına düşmemesi burayı ticari açıdan hep önemli kılmıştır. Kentte yoğun bir üretim yapılmasına rağmen, bu üretim kentin ihtiyaçlarını karşılama noktasında yeterli gelmemektedir. Bu sebeple başkent, imparatorluğun farklı bölgeleriyle ve dış dünyayla ithalat ağırlıklı bir ticari faaliyet sürdürmektedir. Bu noktada özellikle ipek ve baharat gibi pahalı ve lüks ürünlerin temininde dış dünyaya muhtaçtır. Gerçi VI. Yüzyılla birlikte başkent ve çevresinde ipek üretimine geçilmiş olsa bile, uzunca bir süre daha yeterli üretim kalitesi ve hacmi yakalanamadığı için bu üründe dışa bağımlılık devam etmiştir. Kentin hayvansal gıda ve sebze talebi çoğunlukla başkent ve çevresinden sağlanmış, hayati öneme sahip tahıl ise Mısır'ın kaybedilmesinden sonra yoğun olarak Anadolu ve Balkanlardan karşılanmıştır. Başkent nüfusunun oluşan gıda talebini karşılamayı ise Bizans imparatorları kendilerine görev bilmişlerdir ve bu noktada yapılan ticarette kârlılıktan öte halka karşı sorumluluk bilinciyle hareket edilmiştir. Bizans bütçesi içerisinde en büyük gelir kalemi toprak vergisi olmasına rağmen, ticaretten elde edilen gümrük vergileri Bizans ekonomisi için oldukça önemlidir. İmparatorluğun yaşamış olduğu siyasi çalkantılar, savaşlar, istilalar, doğal afetler ve kıtlıklar gibi olumsuzluklar Bizans'ın ticaretini olumsuz olarak etkilese dahi, bu faaliyeti hiçbir zaman bitirmemiştir. X. Yüzyıla gelindiğinde Bizans ticareti dünyada özel bir noktadadır. Konstantinopolis, sokaklarında binlerce yerli ve yabancı tüccarın iş yaptığı, limanlarında onlarca ticaret gemisinin demirlediği ve gümrük noktalarının sürekli hareketli olduğu bir kent görünümü çizmektedir. Ayrıca Konstantinopolis dışında Antakya, Sinop, Trabzon, Kıbrıs, Girit ve Selanik gibi ticaret açısından önemli merkezler, imparatorluğun ticaretinin canlanması ve gelişmesine büyük katkı sunmuşlardır. Anahtar Kelimeler: Bizans, Ticaret, Konstantinopolis, Ekonomi, Anadolu,Balkanlar, Tarih, İpek.

Bizans DönemiBizans İmparatorluğuEkonomi+7
Mehmet Ertan Bamyacı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Bizans İmparatorluğu Döneminde Nusaybin'in siyasi, sosyal, iktisadi, mimari ve kültürel durumu: IV.-X. yüzyıl

Nusaybin, bilinen tarihi Asurlular dönemine kadar uzanan kadim ve önemli bir şehirdir. Nemrut tarafından kurulduğu klasik kaynaklarda sıkça belirtilen bu şehir, antik dönem kaynaklarında da adı geçmekle birlikte Roma İmparatorluğu hâkimiyetine geçtikten sonra Mezopotamya'da bir sınır şehri olarak daha önemli ve stratejik bir rol üstlendi. İlk kez MÖ. 68 yılında Lucullus döneminde Romalılar Nusaybin'e sahip oldular. Sonraki dönemlerde Part ve Roma savaşlarının paylaşılamayan arazilerinden biri oldu ve bu süreçte Pers-Roma sınırında Roma ordularının askeri harekât üssü olarak önemli bir görev ifa etti. 363 Barışı akabinde Sasanilere terk edildikten sonra 507 yılında yeni istihkâm şehri Dara inşa edilinceye kadar Bizans İmparatorluğu doğu sınırında yaklaşık bir buçuk asırlık bir bocalama süreci geçirdi. Bizans imparatorluğu bu tarihten sonra Nusaybin'i ezeli rakibi Sasanilerden geri alamadı. Sasanilerin inkırazından sonra, imparatorluğun yeni rakibi Müslüman Araplardı ve şehir 639'da diğer Mezopotamya şehirleriyle birlikte Müslümanların eline geçti. Bizans'ın Abbasiler dönemine tekabül eden X. asır ortalarında gerçekleştirdiği birkaç girişim, çok kısa süren hâkimiyetlerle sonuçlandı.Bizans İmparatorluğu çağında Nusaybin, sosyal açıdan çokçeşitli ve iktisadi açıdan İpekyolu güzergâhında bir ticaret gümrük şehri olarak var oldu. Mimari açıdan klasik Roma tarzının askeri, dini ve sosyal mimari unsurları kent ve yakın çevresindeki yapılar üzerinde egemen oldu. Dini açıdan Hıristiyan kiliselerinin ikiye ayrıldığı dönemde Sasanilerin koruması altında monofizitçilere karşı diyofizit anlayışın en önemli merkezi oldu. İlmi açıdan kentte kurulan akademi vesilesiyle özellikle Süryaniler arasında tıp, hukuk, felsefe, mantık, astronomi ve dilbilgisi gibi alanlarda temayüz etmiş önemli isimler yetişti. Bu akademinin eğitim kadrosunda önemli yer eden Yakub, Efraim, Narsay, Barsawmo, Pavlos ve Baboy gibi isimlerin gerek ilkçağ eserlerini tercüme ederek günümüze ulaştırmaları gerekse kendi meydana getirdiği eserler, Araplar tarafından muhafaza edilip tercüme edilerek Haçlı Seferleri kanalıyla Avrupa'ya taşınmış ve aydınlanma çağının başlamasında önemli bir görev ifa etmiştir.Anahtar Kelimeler: Nusaybin, Dara, Mezopotmaya, Bizans İmparatorluğu, Sasaniler, Justinian, Hüsrev, Nusaybin Okulu, Nusaybinli Yakub, Efraim, Narsay, Barsawmo, Pavlos

Bizans DönemiEkonomik durumKültürel yapı+4
Ahmet Kütük
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Pisidia antiokheia Bizans Dönemi nekropolleri

Pisidia Antiokheiası Helenistik dönemde kurulmuş, Roma ve Bizans Döneminde varlığını sürdürmüş önemli bir antik kenttir. Kent, özellikle Hıristiyanlık inancının yayılması ile beraber var olduğu zaman içerisinde büyük öneme sahip olmuş ve Hıristiyanlık inancıyla birlikte bölgenin metropoliti haline gelmiştir. Kentin özellikle Roma Dönemi iyi bilinmekle birlikte Hellenistik ve Bizans dönemine ait bilgilerin nispeten daha az olduğu söylenebilir. Bunun en önemli nedenlerinden biri kente gelen araştırmacıların kentte yaptıkları çalışmalarda daha çok mimari yapılarla ilgilenmiş olmalarıdır. Bu çalışmada, erken dönem araştırmacılarının birbirinden bağımsız olarak yaptıkları çalışmalardaki nekropol alanlarına ait veriler bir araya getirilmiş ve Helenistik Dönemden Bizans Dönemine kadar olan gömü geleneğindeki farklılıklar ele alınmıştır. Gömü geleneğindeki bu değişim mezar yazıtlarından da anlaşıldığı üzere Hıristiyanlık inancının etkisiyle açıklanabilir. Antiokheia nekropol alanları, 4 farklı yönde dağılım göstermekte ve günümüz Yalvaç yerleşim sınırları içerisinde kalmaktadır. Çalışmada ağırlıklı olarak nekropollerin dağılım gösterdiği alanların topoğrafyası, mezar tipolojisi ve mezarların ait olduğu dönem incelenmiştir. Çalışmada ayrıca, nekropol alanlarının dağılım gösterdiği 4 farklı noktadan biri olan Görgü Bayram Mahallesi'nde yapılan kazı çalışmalarına ait veriler sunulmuş ve belirlenen 8 farklı mezar mimarisine ait detaylar araştırılmıştır. Bu kapsamda belirlenen mezar tipleri tanımlanmış ve değerlendirmeye alınmıştır. Özelikle Görgü Bayram Mahallesi'nde yer alan mezarlık alanının Geç Bizans Dönemi'ne ait olduğu sonucuna varılmıştır. Kentin sit alanı dışında kalan ve kaçak kazılarla tahrip edilen diğer üç nekropol alanı da değerlendirmeye alınmış ve bu üç alan da mezar tipolojisi, dönem ve buluntu ilişkisi açısından incelenmiştir.

Bizans DönemiBizans eserleriBizans sanatı+4
Fatma Kahraman
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Urbanism of Xanthos in the Byzantine period

The city of Xanthos, which has a long history of excavations, has been mentioned mostly for its world-famous tomb monuments dating back to the Classical period. However, the Byzantine urbanism of the city has never been studied comprehensively, except for some excavations carried out in certain structures with limited publications. This dissertation aims to offer a complete building inventory of the city in the Early and Middle Byzantine periods and to interpret the urban landscape of Byzantine Xanthos based on these data. In order to do so, besides the publications made in the past, the results of new studies carried out in the field were used. This encompasses some structures that have never been the subject of detailed studies before, as well as some newly discovered ones which were studied and interpreted in order to contribute to a better understanding of the city plan. Xanthos always had a unique urban texture, even in the Classical period. It came under Roman rule in 43 BC and was subsequently turned into a Roman city through extensive construction activities. Starting in the Late Antique Period, Xanthos gradually became a Byzantine city, with the corresponding religious and cultural shift. The city shared to a large extent the same path and ultimate fate of other cities in the nearby region, keeping, however, its own unique characteristics. Four particularly large basilicas, aristocratic residences with rich architectural features, and a commercial life that spread to almost every part of the urban area give clues about how wealthy the city actually was – something that was difficult to understand before due to the lack of written sources. Through the examination of its architectural catalog, the city's importance, which is not evident from the Byzantine historical narrative, becomes apparent. In addition, preserving the ancient monuments in the city center can be explained as a conservative approach but may also point to a special bond with the past and even to the construction of a specific Xanthian urban identity.

Archeological areasArchaeological materialsArchaeological settlement+5
Sadık Emre Üstündağ
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Laodikeia kazılarında ortaya çıkarılmış erken Bizans Dönemine ait kazıma-kabartmalı tabaklar ve bir uygulama

Seramik sanatı ilk çağlardan günümüze kadar uzanan en eski el sanatlarından biridir. Arkeolojik ve sosyolojik araştırmalar dahilinde incelenen Seramik buluntular sayesinde insan yaşamı çok daha kolay anlaşılabilmektedir. Çalışmaya kaynaklık eden Laodikeia Antik Kenti geçmişten günümüze birçok yerleşime sahne olmuş Denizli (Lykos) Ovası içerisindeki en önemli yerleşimlerdendir. Bu antik kent özellikle seramik incelemeleri bakımından birçok araştırmaya ışık tutmaktadır.Bu tez çalışmasında Laodikeia Antik Kentine ait seramiklerin tarihi genel biçimde ele alınıp kronolojik olarak incelenmiş ve bununla birlikte özellikle Erken Bizans Dönemine ait Kazıma-kabartılı tabaklar detaylı biçimde incelenmeye çalışılmıştır. Eserler hammadde, dekor, teknik gibi fiziksel başlıkların yanında, köken ve yayılış gibi tarihsel, coğrafik etmenler göz önünde alınarak araştırılmış, bu araştırmanın ışığında günümüz koşullarında üretimi denenmiştir.Araştırma esnasında Laodikeia buluntusu dışında benzer biçim ve dekorlu örneklerin Saraçhane, Sardeis, Yumuktepe, Pergamon ve Allianoi'de de var olduğu görülmüştür. Bu tabakların tam olarak ne amaçla üretildiği belli olmamakla birlikte Laodikeia`ya ait yerel üretim olduğu düşünülmektedir. Ayrıca eserlerde betimlenen sahnelerin daha çok doğu toplumlarına özgü olduğu düşünülmektedir.Uygulamanın ilk kısmı, alçı tornasında modelin hazırlanması ve modelin şablon tornasına göre kalıbının alınması ile seri üretime hazır hale getirilmiş, kalıba çamur sıvanarak tabakların şekillendirilmesi sonucu hazırlanmıştır. İkinci kısımda ise ürün astarlanarak, astar üzerine şamlöve ve sgrafitto teknikleri kullanılarak dekorlama gerçekleştirilmiştir.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Seramik 2- Bizans 3- Kazıma-kabartı dekor 4- Laodikeia 5- Astar

ArkeolojiArkeolojik kazılarBizans Dönemi+7
Aslı Şalbaş
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2012
00

Related subjects