Stock exchange
265 theses under this subject heading
Koronavirüs salgını döneminde Borsa İstanbul pay piyasasında gerçekleşen işlem bazlı manipülasyon olaylarının analizi
Çalışmanın amacı, küresel koronavirüs salgınının bir yıllık döneminde gerçekleşen işlem bazlı manipülasyon olaylarının Borsa İstanbul'daki ilgili hisse senetlerinin günlük getiri, işlem hacmi değişimi ve volatiliteleri üzerinde etkili olup olmadığını araştırmaktır. Bu dönemde manipülasyona uğrayan hisse senetleri ile karşılaştırmak amacıyla seçilen aynı veya benzer sektörde faaliyet gösterip ödenmiş sermaye tutarı bakımından da manipülatif hisselere en yakın hisse senetlerinden oluşan bir kontrol grubu oluşturulmuş, iki grup arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını analiz etmek amacıyla manipülasyon, manipülasyon öncesi ve manipülasyon sonrası dönemlerde manipülasyon durumuna göre tanımlanmış kukla değişkenlerle regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışmada analizi yapılan veriler Investing.com, Thomson Reuters veri tabanları ile Sermaye Piyasası Kurulu'nun resmi internet sitesinden alınmıştır. Tarih aralığı 17 Şubat 2020-17 Mart 2021 olarak belirlenmiştir. Analizler neticesinde manipülasyon döneminde işlem hacmi değişiminin ve manipülasyon sonrası dönemde volatilitenin manipülatif hisselerde diğer hisselere göre anlamlı düzeyde farklılaştığı bulgularına ulaşılmıştır. Manipülatörlerin işlem bazlı manipülasyon amacıyla hisse senedinde işlem yapmaya başlamalarıyla suni işlem hacmi oluşmakta ve işlem hacmindeki günlük değişim oranı artmaktadır.
Türkiye'de ekonomi yöneticilerinin değişiminin borsa endekslerine olan etkisi: BİST endekslerinde bir uygulama
Bu çalışmanın amacı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanlığında ve Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığında gerçekleşmiş olan yeni atamaların belirlenmiş olan altı farklı borsa endeksine olan etkisini incelemektir. Bu etki incelenirken iki kurumda da gerçekleşmiş olan son üç değişim dikkate alınmıştır. Çalışmada BİST100, BİST BANKA, BİST GIDA, BİST TURİZM, BİST TİCARET ve BİST SANAYİ endekslerinin 2018 ile 2021 yılları arasındaki günlük getirileri olay çalışması yöntemi ile inceleme altına alınmıştır. Analiz gerçekleştirilirken t-testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, gerçekleşmiş olan değişimlerin belirtilen altı farklı endeksin anormal getirileri üzerinde çeşitlilik gösteren farklı etkilere sahip olduğu saptanmıştır.
Tekirdağ ilinde bulunan oda ve borsaların üyelerine sağladığı katkıların analizi
Türkiye ekonomisinin hedefine ulaşabilmesi açısından ve iş dünyasında taleplerin ve ihtiyaçların daha kolay karşılanabilmesi için odalar ve borsalar çok önemlidir. Odalar ve borsalar bulundukları bölgelerin kalkınabilmesi için en etkili kuruluşlardır. Üyeleriyle yakın temas kurarak, sektör sorunlarına ve üyelerin taleplerine çözümler aramaktadır. Bu çalışmada Trakya Bölgesinde faaliyet gösteren Ticaret Odalarının ve Borsalarının çalışmaları incelenmiştir. Tekirdağ ilindeki Ticaret Oda ve Borsalarının üyelerine sağladığı katkıların neler olduğu araştırılmıştır. Çalışma 3 bölümden oluşmakta olup; Birinci bölüm, Ticaret Oda ve Borsalarının genel tanımı, ortaya çıkışı, geçmişi, görevleri, temel nitelikleri, faydaları, işleyişi gibi alt başlıklardan oluşmaktadır. İkinci bölümde Tekirdağ ili konumu, sosyo-ekonomik durumu, tarım ve sanayi yapısı incelenmiştir. Son bölümde ise Tekirdağ ilindeki Ticaret Odası ve Borsasının tarihçesi, görevleri, üyelerine sağladığı katkıların analizi, avantajları, dezavantajları incelenmektedir.
Borsada işlem gören sigorta şirketlerinin karlılık analizi
Sigorta şirketlerinin temel fonksiyonu topladıkları primler karşılığında sigortalıların gelecekte karşılaşacakları maddi hasarları tazmin etmektir. Sigortalılar, riskin gerçekleşmesiyle ortaya çıkan zararları birlikte karşılamak amacıyla sigorta sistemine dahil olmaktadır ve hasar gerçekleştiği anda hasarlarının tazmin edilmesini talep etmektedir. Sistemin sağlıklı işlemesi, sigorta şirketlerinin sigorta sözleşmesiyle taahhüt ettikleri yükümlülükleri yerine getirmeleriyle mümkün olmaktadır. Bu yükümlülüklerini yerine getirebilmeleri için de güçlü bir finansal yapıya sahip olmaları gerekmektedir. Türk sigorta sektöründe rekabet gücünün arttırılması için de sigorta şirketleri kâr zarar oranını dengede tutmak zorundandırlar. Ürün primi ile o üründen gelecek hasarların hesaplanması kâr- zarar dengesi açısından önem arz etmektedir. Bunun için de kullanılacak üründe kişinin moralitesi, yaşamını sürdürdüğü yerin risk değerlendirmesi, aracına sigorta istiyorsa aracın kullanım amacı ve kişinin hasar prim dengesi, sağlık ürünü kullanılacaksa sigortalının geçmişte yaşadığı rahatsızlıkların değerlendirilmesi şirketlerin en önem verdiği hususlardır. Sigorta şirketlerinde kârlılık için bir diğer önemli faktör de pazar payıdır. Sigorta şirketleri ne kadar çok ürün geliştirebilirse o kadar çok kişiye ulaşabilmektedir. Pazarda daha büyük bir paya ulaşabilmesi diğer şirketlerde olmayan ürünlerin geliştirilmesi ve piyasaya sürülmesi ile mümkün olmaktadır. Sigorta sektöründe yer alan şirketlerin kârlılığının yüksek olması finansal açıdan güçlü olmalarını gerektirmektedir. Bu sebeple, sektörde faaliyet gösteren sigorta şirketleri finansal durumlarını, yatırımlarının güvenilirliğini veya risklerini sürekli olarak değerlendirmelidirler. Sigorta şirketleri performanslarını ölçmek için şirket içi ve şirket dışı analizler yardımıyla sistematik bir şekilde değerlendirme yapmaktadır. Bu çalışmada, Borsa İstanbul'da işlem gören ve toplam sektör payları %80'i bulan seçilmiş sigorta şirketlerinin performanslarına dayalı kârlılık analizinin yapılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, sigorta şirketleri bilanço yapısı ve bilanço yönetimi açılarından irdelenmekte ve şirketlerin gelir gider boyutları çerçevesinde bilançolarını nasıl yönettikleri açıklanmaktadır. Çalışmanın uygulama bölümünde, finansal analiz aracılığıyla sigorta şirketlerinin kârlılık ve performans analizleri yapılarak, kârlılık ve kârlılığa dayalı performans konularında somut ölçütler belirlenmekte ve şirketlerinin kârlılığı etkileyen içsel faktörler ortaya konulmaktadır. Elde edilen bulgular sayesinde, finansal sektörün önemli unsurlarından olan sigorta şirketlerinin mâli başarıya ulaşmaları için izlemeleri gereken yollar ve almaları gereken önlemler konusunda kanıtlar sağlanmaktadır
Borsa temelli finansal gelişme ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki: Türkiye örneği
Bu tez çalışması, Türkiye örneği üzerinden finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Finansal gelişme ve ekonomik büyüme, iktisadi kalkınmanın temel unsurları olarak kabul edilmekte ve bu ilişki, iktisat literatüründe uzun süredir tartışılan önemli bir konu olmuştur. Türkiye'deki finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak ve ekonomi politikalarının gelecekteki yönlendirmeleri için önemli bir referans sağlamak amacıyla araştırılmaktadır. Bulgular, ekonomi politikası yapıcılarına, finansal sektör paydaşlarına ve araştırmacılara fayda sağlayacak bir analiz sunmayı hedeflemektedir. Çalışmanın analiz kısmında, Türkiye ekonomisinin 1999:1-2023:1 dönemine ilişkin çeyreklik veriler alınmıştır. Çalışmanın analizinde eşbütünleşme analizi için ARDL (Autoregressive Distributed Lag-ARDL) yaklaşımından yararlanılmıştır.
Volatilite Endeksi (VIX) ile BİST Banka ve Uluslararası Banka Endeksleri arasında volatilite etkileşimi
Küreselleşmeyle birlikte uluslararası sermaye hareketlerinde yaşanan artış finansman ihtiyacının yükselmesine neden olmuş; finansman ihtiyacının karşılanmasında ise bankalar etkin bir rol oynamıştır. Bankacılık sektörünün küresel düzeydeki önemi nedeniyle çalışmamızda bankacılık sektörü üzerine yoğunlaşılmış ve sektöre yönelik geniş çapta literatür taraması yapılmıştır. Literatürde rastlanılan çok sayıda çalışma sınıflandırılarak bankacılık sektörü üzerine volatilite alanında yapılan çalışmaların nispeten daha az sayıda olduğu görülmüştür. Bunun üzerine hem ülkemiz hem de küresel düzeyde banka endekslerinde volatilite etkileşimlerinin araştırılması amacıyla Borsa İstanbul'da işlem gören banka hisse senetlerinin oluşturduğu Bist Bank endeksi ile Morgan Stanley Capital Inernational'ın uluslararası bankacılık endeksleri çalışmamıza dahil edilmiştir. Buna ek olarak küresel çapta finansal piyasalar için önemli bir gösterge olan VIX (korku endeksi) endeksi ile bahsedilen bankacılık endeksleri arasındaki volatilite etkileşimleri DCC-GARCH model ile incelenmiştir. İnceleme dönemi aralığındaki başlıca çalkantılı dönemler 2008 küresel finans krizi ve Covid-19 salgını olup bu dönemlerde bahsedilen endeksler arasındaki etkileşimler ayrıca araştırılmış ve sonuçlar analiz edilmiştir. Sonuçların yatırımcılara, hükümetlere ve bireylere karar verme sürecinde destek olması hedeflenmiştir.
ESG skorları ve finansal performans arasındaki ilişki: BİST 100 ve Avrupa borsalarındaki firmaların karşılaştırmalı analizi
Son dönemde artan kaygılar ile işletmeler, sürdürülebilirlikle ilgili performanslarını artırıp, bu alanda getirilen düzenlemelere ayak uydurmaya, paydaşları önündeki kurumsal imajlarını güçlendirmeye ve küresel rekabette geri kalmamaya çalışmaktadır. Kuruluşların çevresel (E), sosyal (S) ve yönetişim (G) yönünden etkilerini ölçmeye yarayan ESG (Environmental, Social, Governance) skorları sürdürülebilirlik performansı ölçümü için kullanılan kapsamlı bir araçtır. İşletmelerin sürdürülebilirlik kaygıları çerçevesinde yürüttüğü çalışmaların ek maliyetler doğuracağı ve finansal performansı olumsuz etkileyeceği yönünde görüşler olmakla birlikte, bunun tam tersini savunan görüşler de söz konusudur. Çalışmamızda bu iki farklı görüşü inceleyebilmek adına firmaların ESG skorlarının finansal performanslarına etkisi panel veri analiz yöntemi ile ortaya konulmaya çalışılmıştır. İlişki incelenirken BİST 100 Sürdürülebilirlik Endeksine kayıtlı firmalar ve Türkiye'nin Avrupa genelinde en çok dış ticaret hacminin olduğu ülkelerdeki borsalarda işlem gören ve düzenli ESG skoru hesaplanan firmalar çalışma kapsamına alınmıştır. Çalışmanın sonucunda Türkiye'de ESG toplam skoru, çevresel ve sosyal skorlar firma finansal performansını olumlu etkilerken, Avrupa'da bu ilişki ülkelere göre ya olumsuz çıkmış ya da anlamlı bir ilişki bulunmamıştır.
Finansal piyasalar arasındaki volatilite yayılımı: Yeni kırılgan beşli ülkeler
Son zamanlarda uluslararası finansal serbestleşme hareketleri ve inovasyon sektörünün ilerlemesi ile birlikte ülkeler arası finansal piyasalar arasındaki bağlantı piyasalarda bütünleşme sağlayarak önemli bir kavram halini almıştır. Literatürde volatilite yayılımı, uluslararası sermaye hareketlerinin piyasalar arasındaki etkileşimi ile dikkate alınan bir konu olmuştur. Volatilite yayılımı, farklı finansal piyasalar arasında oluşan bir şokun diğer piyasadaki volatiliteyi arttırması olarak ifade edilmektedir. Finansal piyasalarda meydana gelen volatilite yayılımı neticesinde hisse senetlerindeki getiri ve fiyatların bu şokların etkisi altında kalacağı görülmektedir. Bu bağlamda yatırım yapanların portföy çeşitlendirme kararları da değişkenlik gösterebilir. Yatırımcılar tarafından yapılan yatırımın getirisi ve buna bağlı oluşacak risklerin dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca gelişmekte olan ülkelerde bazı durumlarda ekonomik belirsizlik ve istikrarsızlık yüksek volatiliteye sebep olabilir. Yatırımcı duyarlılığı olarak da bilinen "Korku Endeksi" finansal piyasalar için öncü göstergedir. Günümüzde finansal piyasalarda volatilitenin araştırılması ve tespitinin yapılması önemli bir konudur. Bu çalışmada volatilite endeksi (VIX) Endeksi ile kırılgan beşli (Türkiye MSCI Turkey, Arjantin MSCI Argentina, Katar MSCI Qatar, Mısır MSCI Egypt ve Pakistan MSCI Pakistan) hisse senedi piyasaları arasındaki volatilite yayılımının olası varlığının test edilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada beş ülke borsa endeksine ait ortak ve erişilebilir veri seti olarak 01.04.2014- 14.02.2023 dönemine ait günlük hisse senedi kapanış fiyatları kullanılmıştır. Asimetrik etkiyi dikkate alarak ülke piyasa endekslerinin etkileşimleri yönünden volatilite yayılım etkilerini EGARCH modelleri kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular değerlendirildiğinde VIX korku endeksinden yeni kırılgan beşli ülke borsalarının tümüne volatilite yayılımının olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Teknik analiz yönteminin bulanık mantık yaklaşımı ile uygulaması BIST30, BIST100 endeksleri örneği
Günümüzde piyasalara olan ilginin artması Borsa İstanbul'da de işlem gören hisse senedi sayısını artırmıştır. Bu durum yatırımcılar açısından karar verme, ne zaman ve hangi fiyatla yatırım yapılacağı sorularını beraberinde getirmiştir. Bu tez çalışmasında teknik analiz yöntemi yatırımcılar tarafından doğru bir yaklaşımla kullanılması amacıyla teknik analiz sistem ve BIST30 ve BIST100 verileri yardımıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın uygulama bölümünde BIST30 ve BIST100 verileri alınarak teknik analiz yöntemiyle Bollinger bant, RSI, CCI, MACD göstergeleri BIST30 ve BIST100'de test edilerek göstergenin performansları teknik analiz yaklaşımı olan Al sat kararsız stratejisiyle karşılaştırmış ve Bollinger bandı, RSI, CCI, MACD göstergelerin BIST30 ve BIST100'de uygulanabilirliği ve hangi indikatörün daha doğru ve sistemli kullanılması yatırım kararlarında doğru ve güvenilir bilgi sunduğu görülmüştür. Bulanık mantık yaklaşımı ise Aristoteles'in iki değerli mantık yaklaşımına karşı çıkarak çok değerli mantık temeli üzerinde kurulmuştur. Oysa bulanık mantık klasik mantığın aksine bir varsayımın doğru ya da yanlış olabileceği gibi arada da bir değeri alabilmesi ön görür. Bulanık mantı göre sonuç sadece siyah ya da beyaz değil, mavinin de farklı tonları da olabilir. Bu çalışmada farklı indikatörlerden gelen Bollinger, RSI, CCI, MACD teknik analiz göstergeleri bulanık mantık sitemleri tabi tutulmuş ve çıktıları BIST30 ve BIST100 endekslerinde yer alan hisse senetlerinde al-sat ve kararsız kararlarında kullanılmıştır. Anahtar kelimeler: Teknik Analiz, BIST30,BIST100 endeks verileri, Bulanık Mantık.
Sepet opsiyonlarının fiyatlanması ve duyarlılık parametrelerinin incelenmesine yönelik bir araştırma
Vadeli işlemler piyasalarında yapılan işlemler, opsiyon sözleşmelerinin tercih edilmesiyle yeni bir boyut kazanmıştır. Bunun başlıca nedenleri hem opsiyonların hem de vadeli işlem sözleşmelerinin yatırımcılara, kaldıraç etkisi ve farklı stratejiler seçerek riski minimize edebilecek mekanizmalar sağlamasıdır. Türev ürünlerin piyasalardaki işlem hacminin artmasına neden olan yatırımcı talepleri sayesinde opsiyon piyasaları da gelişmiş, yatırımcıların istekleri doğrultusunda hizmet vermeye başlamıştır. Standart opsiyonların ve borsa ürünlerinin yetersiz kaldığı yeni türev isteklerinin şekillendiği piyasalarda çeşitli opsiyon türlerinin ortaya çıkması kaçınılmaz olmuştur. Egzotik Opsiyonların bir türü olan Sepet Opsiyonları, bireysel yatırımcılara daha az riskli hizmet verebilmek için özel koşullar eklenmiş standart olmayan ve genellikle tezgahüstü piyasalarda işlem gören opsiyonlardır. Bu çalışmada, opsiyon işlemlerinden bahsedilip sepet opsiyonları incelenerek kurulan modelin duyarlılık parametreleri ölçülmüştür. Uygulama bölümünde ise BIST30ve BIST100 endekslerinden varsayımsal olarak oluşturulan Sepet Opsiyonun altı aylık vadede farklı varsayımlar için Black&Scholes modeline göre fiyatlamaları hesaplanmıştır. Vade sonucunda oluşan değerler daha önceden belirtilen uygulama yöntemiyle sınanarak ulaşılan bu verilerle bir sonuca varılmıştır. Opsiyonun fiyatlaması Black&Scholes Modeli ile yapılmıştır.
Dönemsel halka arzlarda şirket büyüklüğü ve halka arz yönteminin kısa ve uzun dönem hisse senedi fiyat performansına etkisi: Borsa İstanbul uygulaması
Bu çalışmanın amacı, Borsa İstanbul'da 2010 – 2015 döneminde dönemsel halka arzı gerçekleştirmiş firmaların hisse senetlerinin halka arz sonrası kısa ve uzun dönem fiyat performansını tespit etmek ve söz konusu performans üzerinde başta şirket büyüklüğü ve halka arz yöntemi olmak üzere etkili olan diğer belirleyici faktörlerin analizini gerçekleştirmektir. Çalışmada hisse senetlerinin fiyat performansı ile ilgili olarak, kısa dönem düşük fiyatlama (underpricing) ve uzun dönem düşük performans (underperformance) anomalilerin varlığı incelenmiştir. Hisse senetlerinin düzeltmiş getirileri baz alınarak yapılan t-testi sonuçlarına göre; inceleme döneminde Borsa İstanbul'da kısa dönem düşük fiyatlama anomalisi tam olarak teyit edilememiştir. Sadece yıl bazında 2011 ile 2015 yıllarında ve sektör bazında ise sanayi sektörü hisse senetlerinde düşük fiyatlama anomalisi istatistiki açıdan teyit edilebilmiştir. Diğer bir ifadeyle yatırımcıların, sanayi sektöründe yer alan firmalar tarafından gerçekleştirilen 2011 ve 2015 yıllarına ait dönemsel halka arzlardan hisse senedi almaları durumunda, kısa dönemde anormal getiri elde etmeleri mümkündür. Uzun dönem düşük performans anomalisi ise inceleme dönemindeki tüm yıllar ve sektör bazında teyit edilmiştir. Dönemsel halka arzın gerçekleştiği tarihte hisse senedini alıp, arzdan sonraki ilk 36 ay boyunca elinde tutan bir yatırımcının getirisi; piyasanın (Bist 100 Ulusal Endeksi) ve benzer firmaların (şirket büyüklüğü ile PD / DD çarpanına göre örneklemdeki firmalarla eşleşen dönemsel halka arzı gerçekleştirmemiş firmalar) hisse senedi getirileriyle kıyaslandığında çok daha düşük kalmaktadır. Hatta yapılan uzun dönem için yapılan analizlerde yatırımcının ham, anormal ve kümülatif anormal getirilerinin sürekli negatif çıktığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular istatistiki açıdan anlamlı olup, literatürde yer alan önceki çalışmaların sonuçlarıyla da uyumludur. Çalışmada ayrıca hisse senetlerinin kısa ve uzun dönem fiyat performansı üzerinde etkili olan faktörler incelenmiştir. Panel regresyon analizi yapılarak hisse senedi fiyat belirleyicileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Hisse senetlerinin kısa ve uzun dönem fiyat belirleyicileri olarak; Hisse Senedi Fiyatı, Halka Arz Adedi, Firma Büyüklüğü, Halka Arz Yöntemi, İşlem Hacmi, Fark, Kaldıraç Oranı, Sermaye Artırım Oranı, PD / DD ve Volatilite olmak üzere 9 bağımsız değişkenin etkisi analiz edilmiştir. Kaldıraç oranı, sermaye artırım oranı ve bedelli sermaye artırım yöntemi değişkenlerinin kısa dönem içindeki tüm zaman dilimlerinde hisse senedi fiyat performansına etkisi pozitif olarak tespit edilirken, PD / DD ve tahsisli sermaye artırım yöntemi değişkenlerinin ise negatif olarak tespit edilmiştir. Diğer değişkenlerin ise seçilen kısa dönem zaman dilimine bağlı olarak hisse senedi fiyat performansı üzerindeki etkisi pozitif veya negatif olmaktadır. Uzun dönemde ise kaldıraç oranındaki değişim, halka arzın tahsisli sermaye artırımı şeklinde yapılması ve işlem hacmi değişkenlerinin hisse fiyat performansı üzerindeki etkisi pozitif iken diğer tüm değişkenlerin hisse senedi fiyat performansına etkisi negatif olarak tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler : Halka Arz, Dönemsel Halka Arz, Düşük Fiyatlama, Düşük Performans, Fiyat Anomalileri.
Dolar, Euro ve altın fiyat değişimlerinin Bist 30 trendlerine etkileri üzerine ampirik bir uygulama
Türkiye'deki pay piyasalarından Bist 30 Endeksi içerisinde belirli kriterleri sağlayan ülkenin en büyük otuz şirketinin hisse senetlerinden oluşmaktadır. Bunun yanında farklı yatırım araçlarının kullanımı da oldukça fazladır. Dolar, euro ve altın diğer yatırım araçlarından işlem hacmi yüksek olanlardır. Yatırımı dört ucu olan bir denge tahtası olarak gördüğümüzde, bu dört ucundan ilkine Bist 30 endeksini koyulduğunda diğerlerinde; dolar, euro ve altın yer alır. Araştırmamda bu dört uçlu denge tahtasındaki yatırım araçlarının birbirleri ile olan etkileşimini, ilişkisini ve bu ilişkinin yönünü; çoklu doğrusal regresyon ve lojistik regresyon analizleri kullanarak tahmin etmenin ne ölçüde başarılı sonuçlar vereceğini tespit etmektir. Analizlerde, Bist 30 endeksi, dolar, euro ve altının 01.01.2010-31.12.2014 tarihleri arasında gerçekleşen günlük fiyat verileri, çoklu doğrusal regresyon ve lojistik regresyon analizlerinde kullanılmıştır. Analizlerinde öncelikle beş yıllık veriler ile yapılan uygulamalarda ilişki düzeyleri ve tahmin etme başarıları düşük seviyelerde tespit edilmiştir. Buna karşı üç analizde de yıl bazlı bölünerek uygulama yapıldığında; ilişki seviyeleri, açıklama düzeyleri ve tahminlerde başarı seviyeleri genel olarak yüksek seviyelerde tespit edilmiştir.
Finance-inequality nexus in emerging countries
This study intends to empirically test the relationship between financial development and income inequality in advanced emerging and secondary emerging countries. To study the impact of financial development on income inequality, we cover five bankbased and market-based dimensions of financial development. These are access, depth, efficiency, stability, and liberalization. We use a panel of 20 countries for the time period between 2000-2017 and estimate the empirical model by employing dynamic panel data method of Generalized Method of Moments (GMM). Our findings suggest that only one dimension of bank-based financial development namely depth is significant in reducing income inequality. In case of stock market-based financial development three dimensions namely depth, efficiency, and stability are important to alleviate income inequality. We also find strong support for income inequality reducing impact of financial liberalization. We conclude that, in our sample of emerging countries, stock market-based financial development plays a more significant and effective role in abridging income inequality than the bank-based financial development. Keywords: Banking System Development, Emerging Countries, Generalised Method of Moments, Income Inequality, Stock Market Development
Impact of COVID-19 on stock markets; evidence from global equity indices
Does increasing uncertainty and volatility deter investors to benefit from equity diversification on the international market? How did equity indices perform during the COVID-19 pandemic? Using updated daily data from 2010-2021 this study aims at understanding how equity markets have performed in the international financial markets during this period. Can investors diversify their portfolio by investing in more than one equity market? The study also tries to understand the performance of these equity indices during the COVID-19 pandemic, employed as a dummy variable. In this case the study looks at equity indices that performed better and those that have a quick speed of recovery. Vector Error Correction Models (VECM) was used in the study to establish relationship among the 12 equity indices. Results from the study indicates that there are signs of further cointegration in the international equity markets. Adding COVID-19 as a dummy variable to the equation, there are increased number of cointegrating vectors among 12 equity indices included in the study as proxies for global equity indices. Furthermore, the results shows that investors can benefit by investing in particular, equity indices that have exhibited quick speed of recovery from the pandemic record lows. The data for the study was collected from Thompson Reuters and investing.com.
The effects of global oil prices on local stock market indexes of emerging markets: A cross-country analysis
The study investigated the effect of global oil prices on local stock market indexes of emerging markets for both oil exporting and oil importing countries. Data covering the period from January 2010 to March 2021 for 15 emerging countries was used. Two objectives guided the study. First, the impact of global oil prices on local stock markets was assessed. Secondly, the relationship between stock price and changes in macroeconomic variables was investigated. A panel regression model was carried out to analyze the data. The findings show that global oil price is negatively related to stock market index in oil importing countries. On the other hand, the findings revealed that global oil price is positively related to stock market index in oil exporting countries. The findings also reveal that interest rate, consumer price index, exchange rate and industrial production index impact stock markets in emerging economies for both oil exporting and importing countries. Stock market price index moves in opposite direction to interest rate and exchange rate in both oil exporting and oil importing emerging economies. Stock market price index moves in the same direction as industrial production index and consumer price index. The results have policy implications. As the results in this paper have shown, stock markets in emerging economies not only respond to changes in oil price but also to changes in economic fundamentals like interest rate, inflation rate, exchange rate and economic growth. Stock market indexes are often seen as leading economic indicators. Unforeseen shocks in global oil prices may disturb expectations related to economic growth in emerging economies. Therefore, central banks should use required monetary policy tools to offset the consequences of oil price shocks.
Küresel finans krizinin reel döviz kuru, enflasyon (TÜFE), mevduat faiz oranları ve İMKB-100 endeksi üzerindeki etkileri ve bir uygulama
Yapılan çalışmada Küresel Finans Krizinin Reel Döviz Kurları, Enflasyon (TÜFE) oranları, Faiz Oranları ve İMKB?100 endeksi üzerindeki etkileri genel olarak incelenmiştir. Bu kapsamda küresel finans krizi ile makro ekonomik değişkenler hakkında bilgi verilerek krizin etkilerinin daha net görülebilmesi için 2003?2010 yılları arasındaki enflasyon (TÜFE), mevduat faiz oranları ve İMKB-100 Endeksindeki aylık ortalama değişmeler incelenmiş ve yorumlanmıştır.Bunun yanında finans piyasalarında temel gösterge olarak en yaygın kullanılan İMKB?100 endeksini etkileyen Reel Döviz Kuru, Enflasyon Oranları ve Faiz Oranları arasındaki ilişki ve değişkenler arasındaki nedensellik yönü Regresyon Analizi ile Granger nedensellik testi kullanılarak analiz edilmiştir.Regresyon Analizi sonuçlarına göre; Reel Döviz Kuru ile İMKB?100 Endeksi arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilirken, Mevduat Faiz Oranı ile TÜFE değişkenleri İMKB?100 Endeksi arasında negatif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.Granger Nedensellik Testi sonuçlarına göre ise; Reel Döviz Kuru ve Mevduat Faiz Oranı, İMKB?100 Endeksini etkilediği ve İMKB?100 Endeksi'nin de Reel Döviz Kuru ve Enflasyon (TÜFE)'yi etkilediği tespit edilmiştir.
Borsa İstanbul'u etkileyen faktörlerin incelenmesi ve 2011-2015 döneminde BİSTde işlem gören bankaların veri zarflama analizi ile etkinliklerinin değerlendirilmesi
Borsa bir ülkede küçük fonların büyük yatırımları finanse edebilmesi için kurulmuş olup daha sonraları ekonominin genel yönünün tespit edilmesi için kullanılan bir barometre olmuştur. Borsadan kazanç elde etmek isteyen yatırımcılar analiz yöntemleri kullanmaya başlamışlardır. Analiz yöntemlerinin dışında, borsayı etkileyen faktörler de analizlerle birlikte kullanılarak kazanç elde etme ihtimali yükseltilmiştir. Çalışmada borsayı etkileyen faktörlerden istikrar-istikrarsızlık dönemlerinde bankaların etkinlik dereceleri ele alınarak yorum getirilmeye çalışılmıştır. 2011-2015 yılları arasında Türkiye istikrar olarak çalkantılı dönemler yaşamasına rağmen bankaların etkinlik dereceleri yüksek olmuştur. Bu durum Türk bankalarının istikrarsız ortamda dahi rasyolarının güçlü olmasından kaynaklanmaktadır. 2001 bankacılık krizinden sonra BDDK'nın kurulması ve denetlenmesi bunun en önemli nedeni olarak gösterilir. Veri Zarflama Analizi ile girdi ve çıktılar kullanılarak anlamlı etkinlik seviyelerine ulaşılmaya çalışılmıştır. Sonuç kısmında ise bankaların 2011-2014 döneminde etkin olduğu, 2015 yılında yaşanan gelişmelerin aşırı olumsuz olması nedeniyle bankaların 3/2 si etkin çıkmamıştır. Anahtar Kelimeler: Borsa, Teknik Analiz, Veri Zarflama Analizi
Hisse senedi fiyat tahmininde ekonometrik ve makine öğrenme yöntemlerinin karşılaştırılması: BIST bankacılık uygulaması
İnsanların gelecek ile maddi kaygılarını azaltmanın bir yolu yatırım yapmaktır. Günümüzde çok çeşitli ve karmaşık yatırım araçlarından hisse senetleri en çok rağbet edilenlerin başında gelmektedir. Özellikle risk algısı veya yatırım beklentisi yüksek yatırımcılar tarafından hisse senetlerinin gelecek dönemlerine ilişkin fiyatları merak unsuru olmuştur. Hisse senedi fiyat tahmin çalışmaları uzun zamanlardan beri yapılmakta olan ve her geçen gün geliştirilen yöntemler ile yapılmaya devam eden bir çalışma alanıdır. Genel itibariyle ekonometrik ve makine öğrenme yöntemleri şeklinde iki grup halinde yapılan çalışmalar gelişen yeni tekniklerin uyumlanması ile birlikte daha da çeşitlenmektedir. Bu tez kapsamında ekonometrik yöntemlerden ARIMA ve ARIMAX ile makine öğrenme yöntemlerinden NNAR ve NNET yöntemleri karşılaştırılmıştır. Bu dört yöntem aynı zamanda otoregresif yöntemler (ARIMA ve NNAR) ve bağımsız değişkenli yöntemler (ARIMAX ve NNET) olarak da gruplanabilmektedir. Bu yöntemlerin performansları Türkiye'de piyasaların en önemli aktörlerinden biri olması, kurumsal yapılarının güçlü olması, ekonomiye yön verme potansiyeline sahip olmaları ve yatırımcı açısından önemli sinyaller barındırması sebebiyle BİST Bankacılık şirketleri (Akbank Türkiye A.Ş., Garanti Bankası A.Ş., Halk Bankası A.Ş., İş Bankası A.Ş., Vakıflar Bankası T. A. O. ve Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Uygulama kısmında bağımsız değişkenli yöntemler için dışsal girdilere ihtiyaç duyulması sebebiyle hisse senetlerinin günlük işlemlerinden türetilen 25 adet teknik gösterge ve piyasa değişkenleri kullanılmıştır. Tüm bu değişkenlerin hisse senedi fiyatı üzerinde etkilerinin aynı olmaması ve her hisse senedinin kendine ait dinamik ve karakteristik yapısında farklılık gözeteceği noktalarından hareket ile her bankaya ait kendine özgü model oluşturulmuştur. Bu aşamada on adet değişken azaltma tekniği uygulanmıştır. Bunlardan beş tanesi (SFBS, MARS, RFE, GA ve SA) kapanış fiyatı ile en yüksek ilişkili değişken kümesini herhangi bir ağırlıklandırma yapmadan sunarken, diğer beş tanesi (BORUTA, LM, RF, SVM KNN) tüm değişkenlerin kapanış fiyatını temsil etmesini önem derecesi olarak sunmuştur. Modeli oluşturan değişkenler, yöntemlerde başarılı kümelerde yer alma sıklıkları ve hisse senedi fiyatı ile ilişkisi göz önüne alınarak seçilmiştir. Ekonometrik ve makine öğrenme yöntemleri bankalara özgü model verilerine uygulanan kayan pencere tekniği yardımıyla uygulanmıştır. Yöntem kıyaslamasının yanı sıra veri periyotları 220, 180, 120, 90, 60 ve 30 günlük olarak belirlenmiş ve periyot farklılıklarının etkileri incelenmiştir. Bunun yanı sıra tahmin penceresi de 1 günden 10 güne kadar belirlenmiş ve pencerelerin yöntemler üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bankalara ait analizler yıllar kapsamında değerlendirilmiş olup 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılları ayrı ayrı yorumlanmıştır. Analizler neticesinde fiyat tahmini ile gerçekleşen fiyat arasındaki hatalar RMSE, MAE ve MAPE hata ölçütleri kullanılarak raporlanmıştır. Çalışmanın temel noktası bankaya özgü model üzerinden tahmin çalışması olmasına karşın yöntemler açısından genel bir değerlendirme yapıldığında NNET yönteminin pek çok bankanın analizlerinde en başarılı yöntem olarak tespit edildiği görülmektedir. Analizler neticesinde NNET yöntemi İş Bankası ve Halk Bankası'nda %85 üzerinde başarılı olmuştur. Garanti Bankası ve Vakıflar Bankasında %75 civarında iken en az Yapı Kredi Bankası'nda (%45) başarılı olmuştur. ARIMA yöntemi ise en çok Yapı Kredi Bankası'nda başarılı olurken onu Garanti Bankası ve Vakıflar Bankası izlemiştir. ARIMAX yönteminin başarısı çok kısıtlı miktarda kalmasına karşın Yapı Kredi Bankası modelinde önemli düzeyde başarı elde ederken Garanti Bankası'nda da belirgin bir katkı sağlamıştır. NNAR yöntemi ise en ciddi başarısını Akbank'ta gösterirken tüm analizler içerisinde %6 ile sınırlı kalmıştır. Diğer bankaların modellerinde önemli düzeyde bir başarı elde edememiştir. Veri periyodu bakımından en başarılı periyot 18 kez en düşük hata payı ile çalışan 220 günlük periyot olurken, 30 günlük periyot 6, 180 günlük periyot 3, 60 ve 90 günlük periyot 2 kez başarılı olmuştur. 120 günlük periyodun herhangi bir başarısı olmamıştır. Tahmin penceresi bakımından bir çeşitlilik söz konusu değildir. Tüm analizlerde en düşük hata payı ile çalışan pencere 1 günlük pencere olarak tespit edilmiştir. Bu durum hisse senetleri gibi çok çeşitli faktörlerden etkilenen ve hemen reaksiyon gösteren bir finansal varlıklarda uzun süreli tahminlerin istenilen düzeyde başarılı olamayacağının bir göstergesi niteliğindedir. Ekonometrik ve makine öğrenme yöntemleri bağlamında değerlendirme yapıldığında ise Akbank ve Garanti Bankası'nda ekonometrik yöntemler ortalama %24 başarılı olurken, makine öğrenme yöntemleri %76 oranında başarılı olmuştur. Bu oran Halk Bankası ve İş Bankası'da ise %90'a çıkmaktadır. Vakıflar Bankası'nda ekonometrik yöntemler %19 başarılı olurken, makine öğrenme yöntemleri %81 oranında başarılı analizler gerçekleştirmiştir. Tüm bankaların analizleri temel alındığında ekonometrik yöntemler %22.7, makine öğrenme yöntemleri ise %77.3 oranında başarılı olmuştur. Otoregresif yöntemler ve bağımsız değişkenli yöntemler bakımından genel bir değerlendirme yapıldığında, İş Bankası, Garanti Bankası ve Halk Bankası'nda otoregresif yöntemlerin başarısı ortalama %10 ile sınırlı kalmıştır. Vakıflar Bankası ve Akbank'ta bu oran ortalama %20 civarında iken Yapı Kredi Bankası'da ise %38'e kadar çıkmıştır. Bankalara ait tüm analizler göz önüne alındığında otoregresif yöntemler %18.3 oranında başarılı olurken bağımsız değişkenli modeller %81.7 oranında başarılı olmuştur. Analizlere bir bütün olarak bakıldığında bankaların kendi iç dinamikler dikkate alınmadığında makine öğrenme yöntemleri daha başarılı tahminler üretmiştir. Bunun yanında makine öğrenme yöntemleri ve bağımsız değişkenli yöntemlerde NNET, ekonometrik ve otoregresif yöntemlerde ise ARIMA başarılı olmuştur.
Finansal risklerin türev araç kullanımına etkisi: Türkiye bankacılık sektörü üzerine bir uygulama
Finansal sistemin önemli ve büyük çoğunluğu bankalardan oluşmaktadır. Finansal piyasalardaki dalgalanmalar bankacılık sektörünü etkisi altına almaktadır. Bankalardaki finansal risklerin önemli hale gelmesiyle, piyasalardaki dalgalanmaların bankalara etki derecesi de değişmiştir. Hem finansal piyasalarda hem de bankacılık sektöründeki finansal risklerden korunma ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Finansal risklerin yönetiminde ve minimize edilmesinde yaygın olarak türev araçlar kullanılmaktadır. Bu doğrultuda çalışmada, BIST Banka Endeksi'nde faaliyette bulunan bankaların verilerinden yararlanılarak, finansal risklerin türev araç kullanımlarına etkisini ortaya çıkartmak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, BIST Banka Endeksi'nde 2010-2018 yılları arasında faaliyette bulunan yedi banka esas alınarak, finansal riskler ile türev araç kullanımı arasındaki ilişki panel veri analiz yöntemiyle incelenmiştir. Analizde kullanılmak üzere spekülasyon (SPEK) ve hedging (HED) amaçlı türev araç kullanımı bağımlı değişken; borç riski, faiz riski, kredi riski, kur riski ve sermaye riski de bağımsız değişkenler olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda iki panel regresyon modeli oluşturulmuştur. Analiz sonucunda Model 1 için borç riski, faiz riski, kur riski ile spekülasyon amaçlı türev araç kullanımı arasında anlamlı; ancak borç riski ile pozitif yönlü, faiz riski ve kur riskiyle de negatif yönlü ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın kredi riski ve sermaye riski ile spekülasyon amaçlı türev araç kullanımı arasında anlamlı ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Model 2 sonuçlarında ise faiz riski, kredi riski, kur riski ve sermaye riski ile hedging amaçlı türev araç kullanımı arasında anlamlı ve negatif yönlü ilişki olduğu; buna karşın borç riski ile hedging amaçlı türev araç kullanımı arasında anlamlı herhangi bir ilişki olmadığı belirlenmiştir.
Etkin piyasa hipotezi ve teknik analiz: BIST katılım 30 endeksindeki paylar üzerinde bir uygulama
Finansal piyasalarda etkinlik kavramı ve rasyonel yatırımcı davranışına ilişkin teoriler 18. yy dan beri tartışılan bir konudur. Bireylerin servet edinmeleriyle başlayan bu süreç bilim adamları tarafından çeşitli dönemlerde teoriler ortaya konulmasına sebep olmuştur. Bu teorilerin başında 1738 yılında Bernoulli'nin ortaya attığı Beklenen Fayda Teorisidir. Bu teori uzun bir dönem boyunca insanların yatırım yaparken veya bir risk karşısında alternatiflerden birini seçerken kendisine en fazla fayda sağlayacak seçeneği seçeceğini varsaymıştır. Dolayısıyla bireylerin risk karşısında mantıklı hareket ederek sürekli rasyonel davranacağı kabul edilmiştir. Bu teori zamanda birçok bilim adamı tarafından hem geliştirilmeye çalışılmış hem de eleştiriye maruz kalmıştır. Teorinin geliştirilmesine yönelik adımlardan bir tanesi de Eugene Fama tarafından 1970 yılında ortaya atılan Etkin Piyasa Hipotezidir. Fama bu çalışmasında finansal piyasalarda yatırımcıların karar verme davranışını etkileyen durumun halka açıklanan bilgilere bağlı olduğunu ifade etmiştir. Bununla birlikte söz konusu bilgileri eşit ve maliyetsiz bir şekilde elde eden yatırımcıların salt bir şekilde değerlendirerek karar rasyonel bir şekilde karar verdiklerini varsaymaktadır. Ayrıca daha önce açıklanmış bilgilerin tekrar değerlendirilerek gelecekle ilgili olasılık tahmininde bulunmanın mümkün olmadığını ileri sürülmüştür. Bu nedenle yatırımcıların piyasadan normalüstü getiri elde edilemeyeceği ve piyasaların etkin bir şekilde olduğunu ifade edilmiştir. Etkin Piyasa Modelinin keskin olan bu varsayımları karşısında 1979 yılında Kahneman ve Tversky nin Beklenti Teorisi: Risk Altında Karar Verme Analizi adlı çalışmalarında karşıt bir finansal anlayışı ve teoriyi ortaya koymuşlardır. Bu çalışmada bireylerin bir risk karşısında karar verirken heyecan, sevinç, üzüntü, veya geçmişte yaşanmış bir hayal kırıklığının kararına etki edebileceği ortaya konulmuştur. Bireylerin birer canlı olduğunu dolayısıyla zihinsel etkilerden, duygusal ve çevresel durumlardan etkilenmesinin kaçınılmaz olduğu varsayılmaktadır. Üstelik yatırımcıların bu durumu bir kereye mahsus değil sistemli bir şekilde tekrar ettiği ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla insanların geçmişte yaptıkları bu hareketlerin gelecekte de yapılabileceği olasılığı finansal piyasalarda bir olasılık tahmin etme ve analiz yapma durumunu ortaya çıkarmıştır. Bu noktada ise finans piyasalarının en önemli araçlarından biri olan hisse senedi yatırımlarına yönelik kullanılan analiz yöntemi de teknik analizdir. Bu çalışmada bu analiz yönteminin BIST 30 Katılım Endeksinde yer alan paylar üzerinde test edilmesi yoluyla etkinliği ve verimliliği ölçülmeye çalışılmıştır. Çalışmamızda teknik analize ait RSI-MACD ve EMA göstergeleri kullanılmıştır. Bu göstergelerin seçilmesinin temel sebebi de en çok kullanılan teknik analiz göstergeleri olmalarıdır. Sonuç olarak elde edilen bulgular teknik analize ait göstergeler kullanılarak bu göstergelerin ürettiği sinyaller sonucunda alım-satım kararının verilmesi halinde önemli kârlar elde edilebileceği tespit edilmiştir. Aynı zamanda kısa vade de teknik analize dayalı yatırım yapmanın avantajlı bir yol olduğu kanaatine varılmıştır
Pay piyasalarında volatilite modellemesi: BİST banka endeksi üzerine bir uygulama
Volatilite, fiyat dalgalanmalarının ölçüsü olarak kullanılır ve riskin derecesini yansıtır bu nedenle volatiliteyi etkili bir şekilde modellemek ve tahmin etmek finansal piyasalarda stratejik kararlar almak için kritik bir önem arz etmektedir. Ayrıca volatilite yatırımcılar, risk yöneticileri ve finansal kurumlar için risk yönetimi, portföy çeşitlendirmesi ve karar verme süreçlerinde kritik bir rol oynar. Bu kapsamda çalışmada Şubat 2000-Temmuz 2023 kapsayan BİST Banka Endeksi getiri volatilitesinin simetrik ve asimetrik modeller ile araştırılması amaçlanmıştır. Gerçekleştirilen analizler sonucunda BİST Banka endeksi için ilgili dönemde en uygun volatilite modelinin GARCH (1,1) olduğu tespit edilmiştir. Buna göre BİST Banka endeksine etki eden şokların yaklaşık %14'ü geçmiş dönem şoklardan ve %59'nun mevcut dönemden bir önceki dönem şoklarından kaynaklandığı ortaya çıkarılmıştır. Koşullu değişen varyansın tarihsel süreçteki dalgalanmalarına göre 2001, 2008 ve 2022 dönemleri en yüksek volatilite tarihleri olarak belirlenmiştir. HL ölçüsü hesaplamaları sonucunda de BİST Banka Endeksi serisinde meydana gelen bir şokun etkisinin 2 aydan fazla sürebileceği gözlemlenmiştir. BİST Banka endeksinde meydana gelen voltilite kümelenme tarihlerinin 2001 Türkiye ekonomik krizi ve 2008 Küresel finansal kriz dönemlerinde gerçekleştiği söylenebilir. Elde edilen bulgular yatırımcılar, banka yöneticileri, analistler ve piyasa katılımcıları açısından önemlidir.
Türkiye pay piyasalarında yatırımcı duyarlılığı ve belirleyicileri
Bu çalışmada, Türkiye Pay Piyasalarında Yatırımcı Duyarlılığının varlığının test edilmesi ve hisse senedi yatay kesitsel getirileri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Yatırımcı Duyarlılığı kavramının varlığının incelenmesi amacıyla finans literatüründe sıklıkla ele alınan temsilciler eliyle teorik bir endeks oluşturulmuş ve Ocak 2010 Ocak – Ocak 2022 yılları arasında Borsa İstanbul Pay Piyasalarında işlem gören hisse senetlerinin aylık getiri serileri analize konu edilmiştir. Analiz kapsamında ele alınan hisse senetleri gözlem aralığı boyunca kesintisiz işlem gören 146 şirketten oluşmaktadır. Söz konusu şirketler duyarlılığın etkili olduğu düşünülen Büyüklük, Değer ve Volatilite ölçeğinde 10 alt portföy grubuna ayrılmış ve kurgulanan çoklu regresyon modellerinde Fama-French Üç Faktör Modeli'nde yer alan değişkenler kontrol değişkeni olarak ele alınmıştır. Ayrıca Yatırımcı Duyarlılığı kavramının dönemsellikten ne şekilde etkilendiğini gözlemlemek amacıyla gözlem aralığı üç alt döneme ayrılmış ve duyarlılığın etki gücü ölçülmüştür. Elde edilen bulgular, Yatırımcı Duyarlılığını temsil eden Duyarlılık Endeksinin, piyasa ölçeğinde ve tüm alt portföy gruplarında getiri serilerini istatiksel olarak açıklayıcı gücü olduğunu ortaya koymakla birlikte duyarlılığın finans literatüründe ileri sürüldüğü üzere özellikle küçük hisse senetleri, aşırı büyüme hisse senetleri ve yüksek volatiliteye sahip hisse senetleri üzerinde görece daha yüksek etkisinin olduğu görülmüştür. Dönemsellik açısından ise duyarlılığın alt gözlem dönemlerinde açıklayıcı gücünün ekonomik ve siyasi faktörler nedeniyle farklılaştığı gözlemlenmiştir. Bu bağlamda Yatırımcı Duyarlılığının Türkiye Pay Piyasaları özelinde çeşitlendirme ile ortadan kaldırılamayan sistematik bir risk olduğu ve yatırımcıların söz konusu yatırımcı duyarlılığı olgusunu varlık tahsislerinde göz önünde bulundurması gerektiği savunulmaktadır.
Makine öğrenmesi yaklaşımıyla Borsa İstanbul'da işlem bazlı manipülasyonların tespiti
Capital markets, one of the pillars of the financial system, play a vital role in transferring the excess funds of savers to investors who need funds in the medium and long term. Trust is essential for the safe and effective operation of capital markets and for the healthy transfer of resources from those who supply funds to those who request them. The capital market is constantly regulated and supervised in order to ensure it functions and develops in a reliable, transparent, efficient, stable, fair, and competitive environment and to protect the rights and interests of investors. Manipulation, which prevents the capital market from operating regularly within trust and transparency norms, is an important issue that should be considered both for individual investors who offer funds to the securities markets and for companies that request funds by issuing stocks. This study examines the trade-based manipulations in Borsa Istanbul (BIST). Data on stocks that were manipulated between 2010 and 2015 were used in BIST, and a model consisting of supervised machine learning classification techniques and artificial neural networks was proposed to detect trade-based manipulation from the daily data of manipulated stocks. It has been shown that the proposed model is successful in detecting trade-based manipulations in the stock market based on accuracy, sensitivity, and f1 scores. Experimental results show that an f1 score of 0.86, a sensitivity of 0.87, and an accuracy of 0.89 in market manipulation detection were achieved. With this study, the manipulation in the stock market, the biggest obstacle for investors to make safe investments in the capital markets, will be minimized and the principles of transparency and trust, essential for the formation and development of the capital market, will be established. In addition, due to the success achieved in market manipulation detection, our study will benefit regulators especially in detecting stock market manipulation.
Borsa şirketlerinde maliyet, karlılık ve performans ilişkisi üzerine veri zarflama analiziyle bir uygulama: Üretim işletmeleri örneği
İşletmelerin sürdürülebilirliğinde ve performansında nitel ve nicel birçok etmenin katkısı söz konusudur. Nicel etmenler arasında yer alan maliyet yapısı ve karlılık işletmelerin bir bütün olarak performansını etkilemektedir. İmalat işletmeleri için maliyet yapısı ve karlılığın performansa etkisini verimlilik ve etkinlik perfpektifinden incelemek önem taşımaktadır. Bu ampirik temelli bilimsel araştırmada, imalat işletmeleri örnekleminde maliyet yapısı, karlılık ve performans arasındaki ilişki veri zarflama yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Araştırmada tekstil iş kolunda faaliyet gösteren 21 işletmenin verisi girdi ve çıktı yönelimli veri zarflama analizi yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Analiz öncesinde maliyet yapısı ve karlılık kavramları detaylı olarak ele alınmıştır. Sonrasında ise işletmelerde performans ve etkinlik ilişkisi açıklanmıştır. Veri zarflama analizi sonuçlarına göre tekstil işletmelerinin 2018 yılı verimlilik değerleri 2019 yılına göre daha yüksek bulunmuştur. 2018 yılında etkinlik skoru düşük olan işletmelerin temel olarak satış maliyetlerinin ve pazarlama giderlerinin yüksek olduğu görülmektedir. Bu giderlerin maliyet yapısında büyük bir paya sahip olmaları ise işletmelerin karlılık ve aktif getirisini olumsuz etkilemiş ve verimliliği düşürmüştür. 2019 yılında ise maliyet yapısında sabit giderlerin giderek artan ağırlığının olduğu görülmektedir. Genel yönetim giderlerindeki artış, verimlilik skorunu bir önceki yıla göre aşağıya çekerek işletmelerin performansını düşürmüştür. Aynı dönemde karlılık ve aktif tutarlarındaki artışta bir önceki yıla göre azalma eğilimi göstermiştir. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında imalat işletmelerinde performansı iyileştirmeye yönelik yönetsel ve teorik öneriler sunulmuştur.