Saldırganlık
Bu konu başlığı altında 240 tez
Cinsiyetçi mizah ve algılanan fiziksel çekiciliğin misilleme içeren saldırganlık üzerindeki etkisi
Günümüzde sosyal medya hayatımızın her alanında varlığını sürdürmektedir. Kullanıcılar sosyal medyada hem kendi içeriklerini üretebilmekte hem de diğer kullanıcıların paylaştıkları içerikleri tüketebilmektedir. Mizahla ilişkili içeriklerin de sıklıkla paylaşıldığı bir platform olan sosyal medyada cinsiyetçi mizahı bünyesinde barındıran içeriklere sıklıkla maruz kalınmaktadır. Alanyazında cinsiyetçi mizahı sosyal medya bağlamında ele alan sınırlı sayıda çalışma mevcuttur. Bu tez çalışmasında algılanan fiziksel çekiciliğin ve cinsiyetçi mizahın kişilerin misilleme içeren saldırganlık düzeyini nasıl etkileyeceği araştırılmıştır. Misilleme içeren saldırganlık, işe alma göreviyle ölçülmüştür. Çalışmaya yaşları 18 ila 34 arasında değişen 264 kadın üniversite öğrencisi dahil edilmiştir. Mizahı değişimlemek adına cinsiyetçi mizah, nötr mizah içeren ve mizah içermeyen tweetler sunulmuş; algılanan fiziksel çekiciliği değişimlemek için ise algılanan fiziksel çekiciliği düşük ve yüksek fotoğraflar kullanılmıştır. Bu tez çalışması kapsamında yürütülen analizler, profillerin algılanan fiziksel çekicilik düzeyleri arasında anlamlı bir fark olduğunu ortaya koymuştur. Bu anlamlı fark incelendiğinde algılanan fiziksel çekiciliğin yüksek olması kişinin işe alımını arttırdığı görülmüştür. Ayrıca yürütülen analizlerde cinsiyetçi mizah içeriği paylaşılan koşulun, nötr mizah içeriği paylaşılan ve mizah içermeyen içerik paylaşılan koşullara kıyasla daha az işe alındığı bulunmuştur. Fakat cinsiyetçi mizah koşulunda algılanan fiziksel çekiciliği yüksek olan profil ile algılanan fiziksel çekiciliği düşük olan profil arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Sonuç olarak, algılanan fiziksel çekicilik düzeyi yüksek olduğunda işe alım, algılanan fiziksel çekiciliğin düşük olduğu düzeye kıyasla daha fazladır. Mizah türleri değerlendirildiğinde ise cinsiyetçi mizah içeriklerinin paylaşıldığı koşul diğer iki koşula kıyasla daha fazla işe alınmıştır. Bununla birlikte cinsiyetçi mizahın ve fiziksel çekiciliğin etkileşim etkisinde cinsiyetçi mizahın algılanan fiziksel çekiciliğe kıyasla daha baskın olduğunu söylememiz mümkündür.
Okul öncesi dönemde agresyonun çocuk resimlerine yansıması
Resim birçok uzman tarafından çocuğun kişiliğini değerlendirmede kullanılan araçlardan biri olarak nitelendirilmektedir. Çocuklar resim aracılığı ile duygu ve düşüncelerini dışa yansıtabilmektedir. Bu düşünceden hareketle mevcut çalışma, agresyonun çocuk resimlerine yansımasını araştırma amacıyla planlanmıştır. Çalışmaya; devlet ve özel okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden, 5-6 yaş grubu, 42 kız 43 erkek çocuk olmak üzere toplam 85 çocuk katılmıştır. Tüm çocuklara sosyal davranış ölçeği uygulanmış ve çocukların fiziksel- ilişkisel saldırganlık düzeyleri belirlenmiştir. Çocuklardan bütün bir insan figürü, "Evimde Bir Akşam Yemeği" konulu bir resim ve "Okuldaki Oyun Saatim" konulu bir resim çizmeleri istenmiştir. Çocuklara her çizim için 12 farklı renkte boya kalemi verilmiştir ve çocuklar çizimlerini tercih ettikleri renklerde yapmıştır. İnsan figürü çizimleri, Koppitz'in 9 duygusal göstergenin varlığına göre belirlemiş olduğu Bir Adam Çiz Test'i kullanılarak analiz edilmiştir. "Evimde Bir Akşam Yemeği" ve "Okuldaki Oyun Saatim" konulu resimler ise çalışmacı tarafından hazırlanan "Şema", "İfade", "İçerik", "Oran", "Çizgi" ve "Alan" boyutlarını içeren Resim Değerlendirme Ölçeği kullanılarak analiz edilmiştir. Çocuklar Resim Değerlendirme Ölçeği'nden aldıkları puanlara göre riskli, şüpheli ve normal olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. İnsan figürü analizleri sonucunda saldırganlığa sahip olan çocukların çizimlerinde asimetri olduğu görülmüştür. Ayrıca, "Evimde Bir Akşam Yemeği" konulu resmin "Şema", "İfade", "İçerik", "Oran" ve "Çizgi" boyutları ile saldırganlık düzeyi arasında anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte "Okuldaki Oyun Saatim" konulu resmin de "Şema", "İfade", "İçerik", "Oran", "Çizgi" ve "Alan" boyutları ile saldırganlık düzeyi arasında anlamlı fark olduğu görülmüştür. Diğer taraftan, saldırganlık düzeyi ile renk tercihi arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır.
Üniversite öğrencilerinde mizah eğiliminin saldırganlık üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Türk Dil Kurumu tarafından gülmece olarak tanımlanan mizah, gündelik hayatta toplumun her kesimi tarafından aktif olarak üretilmekte ve tüketilmektedir. Toplumdaki her bireyin bir mizah temsiline sahip olması, onu önemli bir iletişim aracı kılmaktadır. Batı dünyasında mizah, sıklıkla psikoloji biliminin araştırmalarına konu olmasına karşın ülkemizde genellikle güzel sanatlar, iletişim ve edebiyat alanları çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu nedenle ülkemiz literatüründe mizahın psikolojik yönüyle ilişkili araştırmaların azlığı dikkat çekmektedir. Bu araştırmanın amacı ise üniversite öğrencilerinin mizaha olan genel eğilimleri ile saldırganlık eğilimleri arasındaki ilişkinin psikolojik açıdan incelenmesidir. Mizahın saldırganlıkla olan ilişkisi Platon ve Aristoteles'in metinlerinde kadar uzanmaktadır. Bu dönemde mizahın bir tür aşağılama aracı olduğu ve bu nedenle insanı saldırganlığa yönelteceği görüşü hakimdir. Freud ise mizahı, insanı gerginlikten kurtaran bir savunma mekanizması olarak ele almaktadır. Dolayısıyla bu iki teorik bakış açısı, mizahın saldırganlıkla ilişkilendirilmesi bağlamında uyuşmakta fakat sonuçları bakımından farklılık göstermektedir. Araştırmanın hipotezi ise psikanalitik görüşü referans almakta ve mizah eğiliminin saldırganlığı azaltacağı görüşünü benimsemektedir. Çalışmanın örneklemi 2016-2017 Eğitim-Öğretim Yılı'nda İstanbul Aydın Üniversitesi'nin çeşitli bölümlerinde eğitim gören 18-25 yaş arası 205 ön lisans ve lisans öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu (KBF), Ergenlerde Mizah Ölçeği (EMÖ) ve Buss-Perry Saldırganlık Ölçeği (BPSÖ) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için ise NCSS 2007 programı kullanılmıştır. Gerçekleştirilen istatistiki analiz sonuçlarına göre korelasyon analizinde mizah eğilimi ve saldırganlık arasında düşük düzeyde pozitif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bu ilişkideki etkiyi belirlemek amacıyla gerçekleştirilen regresyon analizinde ise mizah eğiliminin saldırganlık üzerindeki toplam etkisinin %2.9 olduğu belirlenmiştir. Saldırganlığın alt boyutlarına etki eden en önemli faktörün bilişsel süreçlerde mizah kullanımı olduğu gözlemlenmiştir. Bu bağlamda bilişsel süreçlerde mizah kullanımın düşmanlığı, öfkeyi ve sözel saldırganlığı arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öfke duygusunun saldırgan davranışa dönüşmesinde kişilerarası ilişki boyutlarının rolünün incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin öfke ve saldırganlık tepkileri ile kişilerarası ilişki boyutları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma evrenini, 2016-2017 eğitim öğretim yılında İstanbul Aydın Üniversitesi'ne bağlı Fen Edebiyat, Sağlık Bilimleri, Eğitim ve Mühendislik Fakültesi'nin farklı bölümlerinden tabakalı örnekleme yöntemi ile seçilen 257'si kız, 223'ü erkek olmak üzere toplam 480 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğrencilerin bazı kişisel bilgileri için "Kişisel Bilgi Formu", öfke ve saldırganlık puanlarının belirlenmesi amacıyla "Öfkeye İlişkin Derin Düşünme Ölçeği" ve "Saldırganlık Envanteri" ile kişilerarası ilişki boyutları arasındaki ilişkinin belirlenebilmesi amacıyla "Kişilerarası İlişki Boyutları Ölçeği", kullanılmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklem, T-testi, ANOVA, Çoklu Regresyon Analizi ve Aracı Değişken Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin öfke, saldırganlık ve kişilerarası ilişki boyutları ile cinsiyet, bölüm, sorun paylaşımı, çocukken aile içi şiddete maruz kalıp kalmama ve bazı sosyo-demografik değişkenler arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Araştırmanın regresyon analizi sonucuna göre; öğrencilerin öfke duyguları ile fiziksel, sözel saldırganlık alt boyutları ve başkalarına güven alt boyutu arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu; onay bağımlılık alt boyutunda ise negatif yönde anlamlıbir ilişki olduğu görülmüştür. Çocukken anne ve/veya babaları tarafından aile içi şiddete maruz kalan öğrencilerin, şiddete maruz kalmayan öğrencilere göre öfke duygusunu daha yoğun yaşadıkları tespit edilmiştir. Araştırmanın aracı değişken analizi sonucuna göre ise, fiziksel saldırganlık davranışının ortaya çıkmasında intikam düşünceleri ile duygu farkındalığının birlikte güçlü bir etki yarattığı ve öğrencilerde görülen fiziksel saldırganlık davranışını açıkladığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Öfke, Saldırganlık, Aile İçi Şiddet, Kişilerarası İlişki Boyutları
İşitme engelli ergenlerin benlik algıları ile saldırganlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada işitme engelli ergenlerin benlik algıları ile saldırganlık düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. İstanbul İl Merkezi Fatih ilçesinde bulunan eğitim kurumları ve özel rehabilitasyon merkezlerinde eğitim alan ergenlik dönemindeki 230 işitme engelli birey bu araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS programı (Statistical Package for Social Sciences) kullanılarak analiz edilmiştir. Cinsiyet, eğitim, özel eğitime devam etme süresi, okul öncesi eğitim alıp almama durumu, ailenin aylık geliri, anne-baba birliktelik durumu, çocuk sayısı, anne baba öğrenim durumu, işitme kaybının nedeni, türü, derecesi, kullanılan işitme cihazı türü, işitme cihazı kullanım süresi araştırmanın değişkenleri arasında yer almaktadır. Bu değişkenler benlik kavramı ve agresyon ölçeği alt boyutları ile karşılaştırılmıştır. Söz konusu karşılaştırmalarda kullanılan uygun istatistiksel yöntemi belirlemek için benlik kavramı, fiziksel agresyon, sözel agresyon, öfke ve saldırganlık boyutunda yer alan verilerin dağılımının normal olup olmadığı Kolmogorov– Smirnov testi ile araştırılmış ve dağılımların normal olduğu görülmüştür. Araştırmanın nicel değişkenleri arasında ilişkileri saptamak amacıyla da Korelasyon analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgular %95 güvenle, %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışmada agresyon ölçeğine ait alt boyutların birbirleriyle korelasyonları incelendiğinde ise fiziksel agresyon ile sözel agresyon arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmaktadır. Buna göre fiziksel agresyon eğilimi arttıkça, sözel agresyon eğilimi de artmaktadır.
İlköğretim I. kademe 4.ve 5. sınıf öğrencilerinin saldırganlık düzeyleri ile anne baba tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada ilköğretim 4. ve 5.sınıf öğrencilerinin saldırganlık düzeyi ve anne-baba tutumu arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu genel amaç çerçevesinde ayrıca öğrencilerin saldırganlık düzeyleri, ?cinsiyet, yaş, kardeş sayısı, algılanan başarı düzeyi, anne eğitim düzeyi ve yaşı, baba eğitim düzeyi ve yaşı, algılanan ekonomik durum, göç yılları, anne ve babanın dövüyor olması ve sınıf seviyesi? gibi değişkenler açısından incelenmiştir.Araştırma Bakırköy ilçesindeki üç farklı sosyoekonomik bölgede yer alan üç ilköğretim okulunun 4. ve 5. sınıflarında eğitim gören 136'sı kız ve 126'sı erkek olmak üzere toplam 262 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada, öğrencilerin saldırganlık düzeyini belirlemek amacıyla Şahin (2004) tarafından geliştirilen ?Saldırganlık Ölçeği?, Anne baba tutumunu belirlemek için S.Polat (1986) tarafından geliştirilen ?Ana Baba Tutum Ölçeği? kullanılmıştır. Öğrencilerin kişisel niteliklerine ilişkin bilgiler araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kişisel Bilgi Formu? ile elde edilmiştir. Toplanan veriler SPSS 15,0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada tek yönlü varyans analizi (ANOVA)'nın parametrik olmayan karşılığı Kruskal-Wallis H Testi, Mann Whitney U Testi, Pearson's Ki-Kare Testi ve Spearman Korelasyon Testi kullanılmıştır. İstatistiksel çözümlemeler için önemlilik düzeyi .05 olarak alınmıştır.Araştırma bulguları, babanın tutumunun, annenin dövmesinin, cinsiyetin, yaşın, algılanan başarı düzeyinin, okulun ve sınıf düzeyinin saldırganlık düzeyiyle ilişkili olduğunu, babanın dövmesi, annenin tutumu, kardeş sayısı, annenin eğitim düzeyi, annenin yaşı, babanın eğitim durumu, babanın yaşı, algılanan ekonomik durum, göç durumu ile saldırganlık düzeyi arasında ilişkiolmadığını ortaya çıkarmıştır.Anahtar Kelimeler: Anne Baba Tutumu, Saldırganlık, ilköğretim öğrencileri.
Şiddet içerikli bilgisayar oyunu oynayan ikinci kademe öğrencilerinin saldırganlık eğilimlerinin ve benlik saygı düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma şiddet içerikli bilgisayar oyunu oynayan çocukların saldırganlık eğilimleri ve benlik saygı düzeylerinin incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini İstanbul'daki Özel Bahçelievler İhlas Koleji'ne 2013-2014 eğitim ve öğretim yılında devam etmekte olan 5., 6., 7. ve 8. sınıf öğrencisi 273 çocuk oluşturmaktadır. Geçersiz olan ölçeklerin elenmesiyle araştırma 265 kişi üzerinden yapılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla, katılımcıların bazı kişisel özelliklerini (kardeş sayısı, anne ve babanın beraber olup olmama durumu, aylık gelirleri, herhangi bir oyun konsoluna sahip olup olmadıkları) belirleyebilmek için araştırmacı tarafından hazırlanan ''Kişisel Bilgi Formu'', saldırganlık düzeyini belirlemek amacıyla ''Buss Perry Agresyon Ölçeği'' ve öz-kavramına ilişkin bilgilere ulaşmak için de'' Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği'' kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen veriler SPSS22 istatistik programında değerlendirilmiştir. İki gruplu değişkenlerde Bağımsız Örneklem T testi, Mann Whitney U testi ikiden fazla gruplu değişkenlerde Kruskal Wallis testi, Anova testi uygulanmıştır.Araştırma sonucunda şiddet içerikli bilgisayar oyunu oynayan çocukların diğer oyun türleriyle oynayan çocuklara göre saldırganlık eğilimlerinin fazla olduğu görülmüştür. Bunun yanında şiddet içerikli bilgisayar oyunu oynayan çocukların diğer çocuklara oranla benlik saygılarının daha düşük olduğu saptanmıştır.
Örgütsel dışlanma, olumlu sosyal davranış, saldırgan davranış, iş-yaşam dengesi, öz-kontrol ve zaman yönelimini ilişkisinin incelenmesi
Sosyal bir varlık olarak insan gruba ait olma ihtiyacı duymaktadır. Bu ihtiyacının karşılanmaması, reddedilmesi ya da görmezden gelinmesi kendisi ya da grup için olumsuz sonuçlara neden olabilmektir. İş yaşamında da çalışanların sıkça karşılaştıkları (Fox ve Stallworth, 2005) bir durum olarak örgütsel dışlanma özellikle incelenmesi gereken bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmadaki amacımız, örgütsel dışlanma temelinde İstanbul ilinde yaşayan beyaz yakalı çalışanların iş-yaşam dengeleri, öz-kontrol düzeyleri, zaman yönelimleri, pro-sosyal ve saldırgan davranışlarının ilişkisi incelenmeye çalışılacaktır. Bu amaçlar, veri toplama yöntemi olarak; kişisel bilgi formu "İş Yerinde Dışlanma Ölçeği" (Ferris ve ark., 2008), "İş-Yaşam Dengesi" (Apaydın, 2011), "Öz-Kontrol Ölçeği" (Tangley ve ark., 2012), "Zimbardo Zaman Yönelimi Envanteri" (Zimardo ve Boyd, 1999), "Buss-Perry Saldırganlık Ölçeği" (Buss ve Perry, 1992) ve son olarak da "Yetişkin Pro-Sosyallik Ölçeği" (Caprara ve ark., 2005) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen verilerde iş yerinde yaşanan dışlanma deneyiminin iş-yaşam dengesi ve saldırganlık üzerinde, neden sonuç ilişkisi açısından anlamlı bir etkiye sahip olarak görünmektedir. Zaman yönelimi açısından iş yerinde dışlanma deneyimine baktığımızdaysa, gelecek yönelimli olan bireylerin dışlanma deneyiminden etkilendikleri görülmektedir.
Şiddet içerikli video oyunları oynayan üniversite öğrencilerinde saldırganlık düzeyi ve vital bulguların incelenmesi
Şiddet içerikli oyunların saldırganlık davranışını tetiklediği ve şiddet içerikli oyun oynama sırasında kişilerde vital bulgularda değişiklik olduğu, şiddet içerikli durumların ve heyecanın kan basıncı ve nabız üzerinde etkileri bilinmektedir. Bu çalışma, şiddet içerikli video oyunları oynayan üniversite öğrencilerinde saldırganlık ve vital bulguların incelenmesi amacıyla tanımlayıcı, karşılaştırmalı ve kesitsel araştırma tipinde gerçekleştirildi. Araştırma verileri, İstanbul Avrupa yakasında bulunan bir vakıf üniversitesinde Ocak-Şubat 2020 tarihinde toplandı. Araştırmanın evrenini araştırmanın yapıldığı vakıf üniversitesinde öğrenim gören öğrenciler, örneklemini ise 50'si şiddet içerikli oyun oynayan, 42'si ise bu oyunları tercih etmeyen öğrenciler olmak üzere toplam 92 üniversite öğrencisi oluşturdu. Araştırma verileri, anket formu ve Buss Perry Saldırganlık Ölçeği ile toplandı. Deney grubunun Buss Perry Saldırganlık Ölçeği toplam puanları 81.28±15.29; kontrol grubunun 81.78±8.91; tüm grubun 81.51±12.72 olup aralarında anlamlı fark bulunmadı. Deney ve kontrol gruplarının vital bulguları oyun öncesi karşılaştırıldığında, sistolik kan basınçları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık olmadığı, divastolik kan basıncı, nabız ve vücut ısısı değerleri açısından deney grubu ile kontrol grubu arasında anlamlı bir farklılık olduğu saptandı. Deney grubunun oyun sırasında (oyun öncesi, oyunun 5. dakikası ve oyunun 10. Dakikasında) vital bulguları karşılaştırıldığında öğrencilerinin sistolik kan basınçları ile nabız ve vücut ısısı değerleri açısından bir farklılık olduğu saptandı. Sonuç olarak; üniversite öğrencilerinde şiddet içerikli oyun oynamanın öğrencilerin saldırganlık düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı, vital bulgularda ise değişiklikler olduğu bulunmuştur.
2-6 yaş arasındaki çocukların ekran karşısında geçirdikleri süre ile ebeveyn tutumları ve saldırganlık davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada 2-6 yaş arasındaki çocukların ekran karşısında geçirdikleri süre ile ebeveyn tutumları ve saldırganlık davranışları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, Türkiye'nin farklı il ve ilçelerinde bulunan ve çocuğu anaokuluna giden 242 ebeveyn ve çocukları oluşturmuştur. Araştırmada, demografik özellikleri, çocukların ekran karşısında geçirdiği süreyi ve izledikleri programları tespit etme amacı ile araştırmacı tarafından hazırlanmış olan "Çocuklara Yönelik Medya Anketi", ebeveynlerin çocuklarına karşı sahip oldukları tutumları tespit etme amacı ile "Ebeveyn Tutum Ölçeği", çocukların saldırganlık düzeylerini tespit etme amacı ile "Çocuklar için Saldırganlık Ölçeği Anne-Baba Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS for Windows 22.0 programından yararlanılmıştır. Veriler normallik koşullarını sağladığı için parametrik testler uygulanmıştır. Bu kapsamda, basit korelasyon, kısmi korelasyon, regresyon, t-testi ve tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, "otoriter ebeveyn tutumu" ile çocukların "ekran karşısında geçirilen süre" arasında pozitif yönlü orta düzeyde, "demokratik ebeveyn tutumu" ile çocukların "ekran karşısında geçirdikleri süre" arasında negatif yönlü çok düşük düzeyde bir korelasyon bulunmuştur. "Aşırı koruyucu ebeveyn tutumu" ile çocukların "ekran karşısında geçirdikleri süre" arasında ise pozitif yönlü çok düşük düzeyde, "izin verici ebeveyn tutumu" ile çocukların "ekran karşısında geçirdikleri süre" arasında pozitif yönlü çok düşük düzeyde bir korelasyon hesaplanmıştır. Çocukların "Ekran karşısında geçirdikleri süre" ile "saldırganlık ölçeği" alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. "Otoriter ebeveyn tutumu" ile "sözel saldırganlık" puanları arasında ise pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca otoriter ebeveyn tutumunun, çocukların ekran karşısında geçirdiği sürenin %10,8'ini açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Bağımsız örneklem t-testi sonucuna göre ise erkek çocuklarının nesne ve hayvanlara yönelik, kışkırtılmış ve kışkırtılmamış fiziksel saldırganlık puanlarının kız çocuklarına göre daha fazla olduğu sonucuna ulaşılırken, ebeveynlerin eğitim durumları ve ekonomik durumlarına göre çocukların ekran karşısında geçirdikleri sürenin farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ebeveyn Tutumu, Saldırganlık Davranışı, Görsel Medya, Kitle İletişim Araçları, Çocuk, Okulöncesi
Saldırganlık ve yeme tutumları arasındaki ilişkide duygusal yemenin aracı rolü
Bu araştırmada yetişkinlerde saldırganlık ve yeme tutumu arasındaki ilişkide duygusal yemenin aracı rolü ve saldırganlık, yeme tutumu ve duygusal yeme arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi 223 kadın 70 erkek olmak üzere toplam 293 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada Demografik Bilgi Formu, Buss Perry Saldırganlık Ölçeği, Yeme Tutum Testi (EAT 26) ve Türkçe Duygusal Yeme Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların saldırganlık özelliklerinde, duygusal yeme davranışlarında ve yeme tutumlarında cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir fark bulunmuştur. Yeme tutumunun sağlıklı ve sağlıksız olduğu durumlara göre örneklem grubunun saldırganlık ortalamasında anlamlı bir fark görülmüştür. Yeme tutumunun sağlıklı ve sağlıksız olduğu durumlara göre örneklem grubunun duygusal yeme ortalamasında anlamlı bir fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Duygusal yemenin olup olmamasına göre örneklem grubunun yeme tutumu ortalamasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Yapılan Pearson Çarpım Moment Korelasyon analizi sonucunda saldırganlık ve yeme tutumu arasında istatistiksel açıdan pozitif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Duygusal yeme ve saldırganlık arasında istatistiksel açıdan pozitif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Duygusal yeme ve yeme tutumu arasında istatistiksel açıdan pozitif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Test edilen yapısal eşitlik modeli sonuçlarına göre; bulimiya ve yeme meşguliyeti ve düşmanlık arasındaki ilişkiye duygusal yeme aracılık etmektedir. Düşmanlık ve diyet arasındaki ilişkiye duygusal yeme aracılık etmektedir. Düşmanlık ve oral kontrol arasındaki ilişkiye duygusal yeme aracılık etmektedir. Anahtar Kelimeler: Saldırganlık, fiziksel saldırganlık, sözel saldırganlık, düşmanlık, öfke, yeme tutumu, bulimiya ve yeme meşguliyeti, diyet, oral kontrol, duygusal yeme.
Bireylerin nesne ilişkileri ve kullandıkları savunma biçimleriyle, tecavüz olgusunda tecavüz yaşantısı olana ve saldırgana yönelik duyulan empati düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı bireylerin nesne ilişkileri ve kullandıkları savunma biçimleriyle, tecavüz olgusunda tecavüz yaşantısı olana ve saldırgana duyulan empati düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırmada ilişkisel tarama modeli ve verilerin toplanması aşamasında kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Katılımcılar, yaşları 18-65 yaş arası değişen 201 kadın, 106 erkek olmak üzere toplam 307 kişiden oluşmaktadır. Araştırmaya katılım gönüllülük esasına dayalıdır. Araştırmaya katılan bireylere Bilgilendirilmiş Onam Formu, Demografik Bilgi Formu, Bell Nesne İlişkileri ve Gerçeği Değerlendirme Ölçeği, Savunma Biçimleri Testi ve Tecavüz Empati Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizinde, IBM SPSS 24 programı kullanılmış olup Bağımsız Örneklem t Testi, Tek Yönlü Anova ve Pearson Korelasyon Analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Bell Nesne İlişkileri ve Gerçeği Değerlendirme Ölçeği'nin alt boyutları ile Savunma Biçimleri Testi'nin immatür, nevrotik ve olgun savunma biçimleri alt boyutlarıyla anlamlı ilişkisi olduğu saptanmıştır. Nesne ilişkilerinin yabancılaşma alt boyutu ile tecavüz yaşantısı olan formu arasında ve gerçeği değerlendirmenin algıların bozulması alt boyutu ve tecavüz yaşantısı olan formu arasında pozitif yönlü ve zayıf düzey ilişki bulunmuştur. Saldırgan formu incelendiğinde ise nesne ilişkilerini ölçen yabancılaşma, güvensiz bağlanma, egosentrizm alt boyutları ile gerçeği değerlendirmedeki bozulmaları içeren gerçekliğin bozulması, algıların belirsizliği ve halüsinasyonlar alt boyutlarında zayıf düzey pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Demografik özelliklerin etkilerine bakıldığında cinsiyete göre ii nesne ilişkileri- gerçeği değerlendirme ve savunma biçimlerinde farklılaşmadığı görülmektedir. Tecavüz ile kurulan empatide ise kadın katılımcıların erkek katılımcılara göre tecavüz yaşantısı olanla empati düzeylerinin daha yüksek olduğu bulgulanmıştır. Erkek katılımcıların ise saldırganla kurulan empati düzeyinde yüksek puanlar aldığı görülmektedir. Yaş değişkenine göre nesne ilişkileri- gerçeği değerlendirme alt boyutlarında farklılaştığı görülmektedir. Yaşa göre yalnızca olgun savunmaların farklılaştığı bulgulanmakla birlikte tecavüz empati düzeyinde de farklılaşma bulgulanmıştır. Eğitim durumuna göre nesne ilişkileri-gerçeği değerlendirme ile savunma biçimlerinde farklılaşmalar olduğu görülmektedir. Medeni duruma göre boşanmış kişilerin nevrotik savunmaları daha fazla kullandığı ve tecavüz empati düzeyinde farklılaştığı gözlenmiştir. Regresyon analizi sonuçlarına göre olgun savunmaların kullanımı arttıkça tecavüz yaşantısı olan ile empati düzeyinin arttığı bulgulanmıştır. İmmatür savunmaların kullanımı arttıkça ise saldırganla kurulan empati düzeyinin arttığı bulgulanmıştır. Elde edilen bulgular literatür desteği ile tartışma bölümünde detaylı olarak tartışılmış ve araştırmanın son kısmında önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Nesne İlişkileri, Gerçeği Değerlendirme, Savunma Mekanizmaları, Tecavüz ve Empati
Çocuk saldırganlığına yönelik anne baba tutum ölçeği
Günümüzde saldırganlık ve şiddetin tüm dünyada ve ülkemizde her geçen gün artış gösterdiği yazılı, görsel ve dijital medya aracılığıyla ortaya koyulmaktadır. İnsan yıkıcılığının bireysel ve toplumsal bağlamda ortaya çıktığı; savaş, salgın hastalıklar, doğanın tahrip edilmesi, kadına, çocuklara, hayvanlara yönelik şiddet, ayrımcılık ve zorbalık gibi durumlar saldırganlığın kökenlerini araştırmayı ve bu konuda önleyici çalışmalar yapmayı önemli kılmaktadır. Alanyazında şiddet ve saldırganlığın sebeplerini ortaya koyan bilimsel araştırmalar incelendiğinde, anne ve baba tutumlarının çocuk saldırganlığı üzerinde önemli bir etkisi olduğuna dair çeşitli bulgulara rastlanmaktadır. Saldırganlık ve anne baba tutumları üzerine araştırma yapabilmek adına çeşitli ölçme araçları incelendiğinde, bu iki konuyu ayrı ayrı değerlendiren ölçekler olmasına karşın, çocuk saldırganlığı karşısında anne ve babaların nasıl tepkiler verdiğini bir arada inceleyen bir ölçeğe rastlanamamıştır. Bu bağlamda, araştırmanın temel amacı çocuk saldırganlığına yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Ölçeğin teorik alt yapısı psikanalitik kurama dayanamaktadır. Ölçek geliştirme sürecinin geçerlik ve güvenirlik analizleri çatısı altında; kapsam geçerliği, yapı geçerliği ve ölçüt geçerliği; güvenirlik analizleri kapsamında ise; iç tutarlılık kat sayıları (cronbach alpha) hesaplanmış ve test tekrar test uygulaması yapılmıştır. Açımlayıcı, doğrulayıcı faktör analizleri ve test tekrar test uygulaması toplam 1048 kişiden oluşan üç farklı örneklem üzerinde gerçekleştirilmiştir. Yapı geçerliği kapsamında uygulanan açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri sonucunda 5 faktörden ve 36 maddeden oluşan bir ölçek ortaya çıkmıştır. Ölçeğin geneline ait güvenirlik katsayısı olan cronbach alpha değeri .80 olarak bulunmuştur. Ölçeğin alt boyutlarına ait iç tutarlılık kat sayıları ise; Saldırgan Tutum: Sözel/Eylemsel için .81, Kapsayıcı Tutum için .88, Doyum Odaklı Tutum için .73, Çöken Tutum için .76 ve 2 son olarak Katı/Kuralcı Tutum için .80 olarak tespit edilmiştir. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda ortaya çıkan uyum iyiliği indekslerinin; χ2/Sd (1715.47/584) = 2.93, IFI=.95, NFI=.93; CFI=.95; SRMR: .066; RMSEA=.058 değerlerine sahip olduğu gözlenmiştir. Ölçüt geçerliği kapsamında ölçeğin, Kapsayıcı İşlev Ölçeği (KİÖ) ile olan ilişkisini değerlendirek için Pearson Korelasyon analizi uygulanmış ve her iki ölçeğin alt boyutları arasında anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Ölçeğin farklı uygulamalardaki kararlılığını ölçen test tekrar test uygulamasında tutarlı sonuçlar elde edilmiştir. Tün bu veriler ışığında Çocuk Saldırganlığına Yönelik Anne Baba Tutum Ölçeği'nin iyi düzeyde psikometrik özelliklere sahip ve geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu ortaya koyulmuştur. Anahtar Kelimeler: Saldırganlık, anne baba tutumları, çocuk yetiştirme, ölçek geliştirme, yaratıcılık, davranım problemleri
İlköğretim 3, 4 ve 5.sınıf öğrencilerinde akran zorbalığı ve sosyal beceri arasındaki ilişkiyi etkileyen ve bu ilişkiye eşlik eden faktörler ile birlikte incelenmesi
Amaç: Bu araştırmada, akran zorbalığı ve sosyal beceri arasında olası anlamlı bir ilişkinin araştırılması planlanmıştır. Yöntem: Katılımcılar, İstanbul'da Anadolu yakasında bulunan özel okulda okuyan, normal gelişim gösteren, 2018-2019 dönemi içinde ilköğretim 3., 4. ve 5. sınıfta okuyan toplam 164 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmaya toplam 17 sınıftan 164 öğrenci ve onların ebeveynleri, 17 sınıf öğretmeni ve 8 rehberlik öğretmeni katılmıştır. Araştırılması amaçlanan bilgiler Sosyodemografik/Kişisel Bilgi Formu, Olweus Öğrenciler İçin Akran Zorbalığı Ölçeği ve Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği ile elde edilmiştir. Bulgular: Araştırma sonucuna göre, zorbalık davranışı ile sosyal beceriler arasında anlamlı bir ilişki bulunamazken, akran zorbalığına maruz kalan öğrencilerin sosyal becerileri puanlarının anlamlı olarak daha düşük olduğu bulunmuştur. Akran zorbalığına maruz kalan öğrencilerin ilişki başlatma ve sürdürme, saldırgan davranışlar ve dürtülerle başa çıkma, plan yapma ve sosyal becerilerinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Sonuçlar, sosyal beceri problemleri ve akran zorbalığına maruz kalmanın ilişki içerisinde olduğunu desteklemektedir. Bu bulgular ilgili literatür göz önüne alarak tartışılmış ve gelecek araştırmacılara ve uygulayıcılara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: akran zorbalığı, sosyal beceri, atılganlık, saldırganlık.
Annelerin Covıd-19 korkusunun okul öncesi çocuklarda kızgınlık/saldırganlık, sosyal yetkinlik ve kaygı davranışları üzerindeki etkisinde annenin ebeveynlik tutumunun aracı etkisinin incelenmesi
Bu araştırma, annelerin Covid-19 korkusu ile okul öncesi çocukların kızgınlık/saldırganlık, sosyal yetkinlik ve anksiyete/içe dönüklük davranışları arasındaki ilişkide annelerin ebeveynlik tutumlarının aracı etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Bununla birlikte, ana değişkenlerin sosyodemografik verilere göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırma örneklemi özel ve devlet anaokuluna giden 140 okul öncesi çocuk sahibi ve Covid-19 geçirmemiş anneden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler Covid-19 Korkusu Ölçeği, Sosyal Yetkinlik ve Davranış Değerlendirme Ölçeği, Ebeveyn Tutum Ölçeği ve Sosyodemografik Bilgi Formu aracılığıyla uygun örneklem yöntemi ile çevrim içi ortamda toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere göre otoriter ebeveynlik tutumunun ve aşırı koruyucu ebeveynlik tutumunun, annelerin Covid-19 korkusu ile çocukların anksiyete/içe dönüklük davranışları arasındaki ilişkide tam aracılık ettiği bulunmuştur. Diğer yandan, sosyodemografik veriler ile yapılan analizler sonucunda ise Covid-19 korkusunun Covid-19 aşısı olma durumu, annelerin otoriter ebeveynlik tutumunun annenin öğretim düzeyi, annenin izin verici ebeveynlik tutumunun babanın öğretim düzeyi, annenin aşırı koruyucu ebeveynlik tutumunun annenin öğretim düzeyi, annenin çalışma zamanı ve şekline göre, çocukların sosyal yetkinlik becerilerinin ise sosyoekonomik düzey değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, annelerin Covid-19 korkusu ile çocukların anksiyete/içe dönüklük davranışları arasındaki ilişkide otoriter ve aşırı koruyucu ebeveynlik tutumlarının tam aracılık etkisinin olduğu saptanmıştır. Bulgular doğrultusunda, araştırma annelerin Covid-19 korkusu ile çocukların anksiyete/içe dönüklük davranışları ilişkisinin annelerin otoriter ve aşırı koruyucu ebeveynlik tutumları aracılığıyla gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Pandemi sürecinde ebeveynlik tutumlarının aracı etkisine yönelik yapılan araştırmaların kısıtlılığı göz önüne alındığında bu araştırma literatüre katkı sağlamaktadır. Ayrıca, bu anlamda elde edilen bulgular, ebeveynlik tutumlarının önemini ortaya koyacak ve pandemi sürecinde çocukların anksiyete/içe dönüklük davranışları ile ilişkili tedavi planlarına katkı sağlayacaktır.
Erişkin acil serviste çalışan hemşirelerin hasta agresyonu hakkında algıları, etkilenme durumları ve başa çıkma tutumlarının incelenmesi
Bu çalışma, erişkin acil serviste çalışan hemşirelerin hasta agresyonu hakkında algıları, etkilenme durumları ve başa çıkma tutumlarının incelenmesi amacıyla planlanmıştır. Çalışma İstanbul Başakşehir Şehir Hastanesi Erişkin Acil Serviste aktif olarak çalışan 152 hemşire ile yapılmıştır. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Agresyon (Saldırganlık) Algılamaları Ölçeği, Agresif ve Şiddet İçeren Davranışlardan Etkilenme Ölçeği, Başa Çıkma Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği COPE-R kullanılarak toplanmıştır. Bulguların yorumlanmasında frekans tabloları ve tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalamasının 27,17±2,33, acilde çalışma süresinin ortalama 2,7±1,4 yıl olduğu, %51,3'ünün kadın, %75,7'sinin bekar, %94,1'nin lisans mezunu olduğu ve %53,5'ünün çalıştığı kurumda agresyon yönetimine ilişkin hiçbir eğitim almadığını bildirdiği belirlenmiştir. Maruz kalınan sözel agresif davranış türlerine %59,9 oranında aşağılayıcı sözler, %55,9 oranında tehdit edici sözler, %44,1 oranında küfür cevabı verilirken hakaret, sitem gibi ifadeler de görülmüştür. Maruz kalınan fiziksel agresif davranış türlerinde %36,2 oranında itme, %17,8 oranında bir eşya ile saldırma, %16,4 oranında tekmeleme cevabı verilirken taciz davranışına da maruz kaldıklarını tespit edilmiştir. Hemşirelerin yaşları ile hasta ile ilişkinin bozulması arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=-0,175; p=0,031). Bu sonuçlar doğrultusunda; hemşirelerin agresyona maruz kalınması halinde izlenecek yollar ve prosedürler ilgili birimler tarafından açık ve net şekilde belirlenmelidir. Ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde olduğu gibi tüm acil servis hemşirelerine agresyon yönetimi eğitimi verilmeli ve agresyona karşı başa çıkma tutumları incelenmeli, böylece kendine güven, korku ile baş etme gibi açılardan kuvvetlenmeleri sağlanmalıdır. Kurumların acil servis hemşireleri için hasta agresyonundan etkilenme durumları açısından periyodik olarak görüşmeler sağlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Agresyon, Erişkin Acil Servis, Hasta Agresyonu
Dijital oyun bağımlılığı ile saldırganlık eğilimi ve sosyalleşme arasındaki ilişkinin incelenmesi
Dijital oyun bağımlılığının çeşitli psikolojik etkilere sebep olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, bireylerdeki dijital oyun bağımlılık düzeyinin saldırganlık eğilimi ve sosyal kaygı, algılanan sosyal destek, yabancılaşma sosyalleşme düzeyleri arasındaki ilişkisini incelemektir. Bu amaçla 18 – 30 yaş aralığındaki kartopu örnekleme yöntemiyle ulaşılan 370 genç yetişkine Sosyo Demografik Bilgi Formu, Oyun Bağımlılığı Ölçeği, Buss- Perry Saldırganlık Ölçeği (BPSÖ), Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği, Dean Yabancılaşma Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda yaş faktörünün dijital oyun bağımlılıyla negatif yönde anlamlı bulunmuştur. Cinsiyet ile dijital oyun bağımlılığı düzeyi incelendiğinde erkek olmak ile dijital oyun bağımlılığı düzeyi arasında anlamlı ve yüksek düzeyde ilişkili bulunmuştur. Evinde bilgisayar bulunma durumu ile dijital oyun bağımlılığı düzeyinin belirginlik, dayanıklılık ve durum değiştirme boyutlarında evinde bilgisayar olan genç bireylerin dijital oyun bağımlılığı düzeyleri, bilgisayarı olmayanlara göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Dijital oyun bağımlılığı ile yabancılaşma düzeyi ve sosyal yalıtılmıştık boyutu arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Dijital oyun bağımlılığı düzeyi ile algılanan sosyal destek düzeyi ve aile alt boyutu arasında negatif yönde ve anlamlı düzeyde ilişki saptanmıştır. Dijital oyun bağımlılığı ve sosyal kaygı düzeyi ve kaçınma, kaygı boyutları arasında pozitif ve anlamlı ilişki saptanmıştır. Dijital oyun bağımlılığı ve saldırganlık; fiziksel saldırganlık, öfke, düşmanlık ve sözel saldırganlık alt boyutları arasında pozitif yönde ve anlamlı düzeyde ilişki saptanmıştır. Bu çalışmanın dijital oyun bağımlılığı konusunda alanyazına katkı sağlaması hedeflenmektedir.
Üniversite öğrencilerinde internet bağımlılığının saldırganlık ve benlik saygısı ile ilişkisinin incelenmesi
Bu tez çalışmasında İstanbul ili, Haliç Üniversitesi öğrencilerinde internet bağımlılığının ile saldırganlık ve benlik saygısı ilişkisi incelenecektir. Katılımcıların sağlayacağı veriler doğrultusunda, araştırmanın amacı çerçevesinde değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesi hedeflenmektedir. Araştırmanın evrenini İstanbul ili, Haliç Üniversitesi'nde okuyan, 18-25 yaş arası 1350 öğrenci kapsamaktadır. Araştırmanın örneklemi, örneklem boyutu hesaplama yöntemi olan raosoft ile %95 güven aralığında belirlenmiştir. Buna göre araştırmanın örneklemini; İstanbul ili, Haliç Üniversitesi'nde okuyan, 18-25 yaş arası internet bağımlılığı olan öğrencilerden, bu araştırmayı kabul eden ve çalışma kriterlerine uyan 300 kişi oluşturmaktadır. Bu çalışma başvurunun onaylanmasının hemen ardından veri toplama işlemi ile başlatılacak olup, Ekim 2019'da başlayıp Aralık 2019 tarihinde bitirilmesi planlanmaktadır. Veri toplama araçları olarak Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Buss-Perry Saldırganlık Ölçeği'nin kullanılması öngörülmektedir. Araştırmaya katılım için gönüllü onamı alınan katılımcılarla anket çalışması yürütülecektir. Anketlere yanıt verilmesi yaklaşık 15 dakika sürmektedir. Katılımcılardan toplanan verilerin istatistiksel analizleri için SPSS (Statistical Package fort he Social Sciences) 19.0 programı kullanılacaktır. Çalışmada elde edilecek bulgular ile ilgili psikolojik faktörlerin değerlendirilmesi, hem ileri çalışmaları hem de uygulayıcılara katkı sağlayabilecek gelişmeleri öngörmektedir. Üniversite öğrencilerinin genel özellikleri, tanımlayıcı istatistikler; kesikli değişkenler için sıklık ve yüzde, sürekli değişkenler için ortalama, standart sapma, medyan, minimum-maksimum değerleri verilecektir. Verilerin değerlendirilmesinde bağımlı değişkenlerin betimleyici istatistikleri verilecektir. Verilerin normal dağılıma uygun olup olmadığını ortaya koymak amacıyla 'Shapıro Wılk-w' testi uygulanacaktır. Normallik testi sonucunda dağılımın normal olması halinde parametrik testler; bağımsız gruplar için t testi, tek yönlü(ANOVA) testi, pearson korelasyon bağıntısı uygulanacaktır. Dağılımın normal olmaması halinde ise non-parametrik testler; mann-whitney u Testi, kruskal wallis, spearman'ın sıralı bağıntısı uygulanacaktır.
Üniversite öğrencilerinde saldırganlık, empatik beceri ve algılanan ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada üniversite öğrencilerinde saldırganlık, empatik beceri ve algılanan ebeveyn tutumları arasındaki ilişki ve bu değişkenlerin belirlenen sosyo-demografik değişkenlerle ilişkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak seçilmiş, İstanbul ilinde öğrenim gören 384 üniversite öğrencisine Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Buss-Perry Saldırganlık Ölçeği (BPSÖ), Empatik Beceri Ölçeği (EBÖ) ve Ana-Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ) uygulanmıştır. Üniversite öğrencilerinin empatik becerileri ile saldırganlık toplam puanı ve saldırganlığın alt boyutları olan fiziksel saldırganlık, düşmanlık, öfke ve sözel saldırganlık boyutları arasında negatif yönde ve anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinin empatik becerileri ile demokratik anne ve baba tutumları arasında pozitif yönde; koruyucu/istekçi ve otoriter anne baba tutumları arasında ise negatif yönde ve anlamlı düzeyde ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Üniversite öğrencilerinin saldırganlık, empatik beceri ve anne baba tutumları arasındaki ilişkisinde; saldırganlık ile anne baba tutumlarının bir bütün olarak empatik beceriyi yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Fiziksel saldırganlık, düşmanlık, koruyucu/istekçi anne tutumu, otoriter anne tutumu, koruyucu/istekçi baba tutumu ve öfke alt boyutunun; empatik becerileri yordadığı tespit edilmiştir. Yapılan bu çalışmanın, gelecek araştırmalara katkı sağlaması hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: Saldırganlık, Empatik Beceri, Anne Baba Tutumları.
Lise öğrencilerinin siber saldırganlık eğilimlerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi
Bu araştırmanın amacı siber saldırganlık kavramını tanımlamak ve lise öğrencilerinin siber saldırganlık eğilimini çeşitli değişkenlere göre incelemektir. Bu amaç için hazırlanan Siber Saldırganlık Ölçeği geliştirilmiştir. Bu araştırma nicel araştırma desenlerinden olan betimsel türde tarama modeline örnektir. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Van ili İpekyolu ve Edremit ilçelerinde öğrenimlerine devam eden öğrencilerden oluşmaktadır. Ölçek, açımlayıcı faktör analizi için 1573 öğrenci, doğrulayıcı faktör analizi için 188 öğrenci olmak üzere toplam 1761 öğrenciye uygulanmıştır. Açımlayıcı faktör analizine katılan öğrencilerin %54,2'u kadın (n= 852), %45,8'i erkek (n=721) öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından alan yazın incelenerek oluşturulan Siber Saldırganlık Ölçeği ve demografik bilgi formu kullanılarak toplanmıştır. Ölçeğin geçerliliğini araştırmak için KMO ve Bartlett testi, açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Elden edilen veriler SPSS 22.0 ve LISREL 8.8 paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda Cronbach's Alpha Güvenirlik kat sayısı tüm ölçeğe ilişkin 0,92 (>0,70) olarak tespit edilmiştir. Ölçeğin 6 faktörlü yapısı, doğrulayıcı faktör analizinden elde edilen uyum istatistiklerine göre doğrulandığı tespit edilmiştir. Siber Saldırganlık ölçeğinin doğrulayıcı faktör analizinin uyum indeksleri: RMSEA değeri 0,076, AGFI indeksi 0,72, NNFI değeri 0,93, NFI değeri 0,91 ve CFI değeri 0,94'tür. Siber Saldırganlık Ölçeği 6 faktörlü yapısının doğrulayıcı faktör analizinden elde edilen uyum istatistiklerine göre doğrulanmıştır. Veri analizinde t-testi, ANOVA, Scheffe testleri uygulanmıştır. Ayrıca yapılan analizler ölçeğin "Görsel ve Cinsel Siber Saldırganlık", "Huzursuzluk Verme ve Alay Etme", "Kullanıcı Hesabına Yönelik Siber Saldırganlık", "Tehdit", "Dışlama" ve "Sahte Hesap" olmak üzere 6 faktörde toplandığı görülmüştür. Bu bağlamda Siber Saldırganlık Ölçeği altı faktör altında toplanan, 32 maddeden oluşan bir ölçektir. Analizler ölçeğin, bireylerin siber saldırganlık davranışlarını ölçmeye yönelik geçerlik ve güvenilir bir araç olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmanın bulgularına göre lise öğrencilerinin siber saldırganlık eğilimleri okul türü, cinsiyet, internet kullanım süresi, ebeveynlerin internet kullanması, kullandıkları sosyal ağlara, sosyal ağlarda anonim olmasına, öğrencilerin ebeveynlerine karşı sosyal ağ tutumuna, odaya sahip olması ve sosyal ağlarda etkileşimli olmasına, bilgisayara sahip olmasına göre anlamlı farkın olduğu tespit edilmiştir.
Okul öncesi dönem çocuklarının saldırganlık yönelimleri ile ebeveynlerinin anne baba tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma okul öncesi dönem çocuklarındaki saldırganlık yönelimi ile ebeveynlerinin anne baba tutumları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Buna ek olarak ebeveynlerin yaşları, cinsiyetleri, eğitim durumları, aylık gelirleri, medeni durumları gibi bazı değişkenlerin çocukların saldırganlık yönelimi ve ebeveynlerin anne baba tutumları üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemi 506 ebeveyn ve 506 çocuktan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", Karabulut Demir ve Şendil (2008) tarafından geliştirilen "Ebeveyn Tutumları Ölçeği" ve Kaynak, Kan ve Kurtulmuş (2016) tarafından hazırlanan "36-72 Aylık Çocuklara Yönelik Saldırganlık Yönelim Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizi için, bağımsız örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçları, ebeveynlerin anne-baba tutumlarının yaşlarına göre farklılık göstermezken, medeni durumlarına, cinsiyetlerine, eğitim durumlarına, yaşadıkları eve, aylık gelirlerine, sahip oldukları çocuk sayısına, ilk çocuklarına sahip olma yaşlarına, ölçekte esas alınan çocuğun cinsiyeti, yaşı, okul öncesi eğitim aldığı süre ve kaçıncı kardeş olduğuna göre Ebeveyn Tutum Ölçeğinin bazı alt boyutlarında anlamlı düzeyde farklılaştığını göstermektedir. Çocuğun saldırganlık yöneliminin ise ebeveynlerin yaşı, sahip oldukları çocuk sayısı, ölçekte esas alınan çocuğun cinsiyeti, yaşı, okul öncesi eğitim aldığı süre ve kaçıncı kardeş olduğuna göre farklılaşmazken; ebeveynlerin eğitim durumları, medeni durumları, yaşadıkları ev, aylık gelirleri ve ilk çocuklarına sahip olma yaşlarına göre farklılaştığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca, anne-baba tutumları boyutlarından "demokratik tutum" boyutu ile saldırganlık yönelimleri boyutlarından "başkasına yönelik fiziksel saldırganlık" boyutu arasında negatif yönde anlamlı "orta" düzeyde bir ilişki; diğer tüm saldırganlık yönelimi boyutları arasında ise negatif yönde anlamlı "düşük" düzeyde ilişki bulunmuştur. "Otoriter tutum" boyutu ile saldırganlık yönelimleri boyutlarından "başkasına yönelik fiziksel saldırganlık" ve "nesneye yönelik saldırganlık" boyutları arasında pozitif yönde anlamlı "orta" düzeyde ilişki; "başkasına yönelik ilişkisel saldırganlık" ve "kendine yönelik saldırganlık" boyutu arasında pozitif yönde anlamlı "düşük" düzeyde ilişki bulunmuştur. Son olarak, "izin verici tutum" boyutu ile saldırganlık yönelimleri boyutları arasında pozitif yönde anlamlı "düşük" düzeyde bir ilişki bulunmuştur.
Spor eğitimi veren yükseköğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin akademik öz yeterlik ve saldırganlık düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı spor eğitimi veren yükseköğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin akademik öz yeterlik ve saldırganlık düzeylerini incelemektir. Bu araştırmada Kiper (1984) tarafından geliştirilen Saldırganlık Envanteri ile Owen ve Froman (1988) tarafından geliştirilen, Türkçe'ye uyarlanarak geçerlik ve güvenirlik çalışması Ekici (2012) tarafından yapılan, Akademik Öz-yeterlilik Ölçeği kullanılmıştır. Envanter grup olarak üniversite öğrencilerine uygulanmaktadır. Araştırma 2017-2018 öğretim yılında Ankara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'nda ve Uşak Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören 480 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Spor eğitimi veren yükseköğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin akademik öz yeterlikleri ve saldırganlık düzeyleri; cinsiyet, yaş, sınıf, ikamet etme şekli, üniversitenin spor aktivitelerine katılma durumu, sporculuk düzeyi, spor branşı, kaç yıldır spor yapıldığı, anne öğrenim durumu, baba öğrenim durumu, baba mesleği, anne mesleği, aile aylık geliri ve aylık ele geçen para miktarı algılarına göre anlamlı biçimde farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin akademik öz yeterlik düzeyleri ile saldırganlık eğilimleri arasında pozitif yönde ihmal edilecek düzeyde bir ilişki bulunduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan spor eğitimi veren yükseköğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin saldırganlık eğilimi ve akademik öz yeterliklerinin orta düzeyde oldukları saptanmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin akademik öz yeterlik ve saldırganlık düzeyleri sınıf düzeyine göre anlamlı bir fark göstermemiştir. Anahtar Kelimeler: akademik öz yeterlik, saldırganlık, öz yeterlik
İzmir ilindeki profesyonel liglerde mücadele eden futbol, basketbol, voleybol ve hentbol branşlarındaki erkek sporcuların saldırganlık düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma İzmir ilindeki profesyonel liglerde mücadele eden Futbol, Basketbol, Voleybol ve Hentbol branşlarındaki erkek sporcuların saldırganlık düzeylerini incelemek amacıyla planlanmıştır. Yöntem: Çalışma kapsamında toplam 158 (Futbol:46, Basketbol:38, Voleybol:29, Hentbol:45) erkek sporcu ile çalışılmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından oluşturulan 10 maddelik 'Kişisel Bilgi Formu' ve İpek İLTER (Kiper)(1) tarafından geliştirilen 30 maddelik 'yıkıcı saldırganlık', 'atılganlık' ve 'edilgen saldırganlık' olmak üzere üç alt boyutlu 'Saldırganlık Envanteri' kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma grubunun kişisel özelliklerine ilişkin analizinde büyük çoğunluğunun (%69, n=109) 18-25 yaş aralığında, %83.5(n=132)'inin boylarının 1,80m'nin üzerinde ve yine büyük çoğunluğunun (%65.2 n=103) üniversite mezunu olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan sporcuların %29.1'ini futbol , %24.1'ini basketbol, %18.4'ünü voleybol, % 28.5'ini hentbol branşı oluşturmaktadır. Branşlara göre bakıldığında sadece atılganlık alt boyutunda futbol ile voleybol arasında anlamlı bir fark belirlenmiştir( F =3.206; p=0.025; tukey=0.015). Sporcuların anne- baba eğitim durumlarına göre saldırganlık düzeyleri incelendiğinde, üniversite mezunu annelerin ve babaların çocukları ile lise mezunu anne-babaların çocukları arasında atılganlık alt boyutunda anlamlı bir fark bulunmuştur (anne eğitim: F=2.601; p=0.038; tukey=0.035) (baba eğitim: F=4.611; p=0.02; tukey=0.02). Sporcuların düzenli kitap okuma alışkanlığına göre saldırganlık alt boyutları incelendiğinde atılganlık alt boyutunda anlamlılık bulunmuştur (t=2.196; p=0.030). Sonuç: Sonuç olarak; saldırganlık düzeylerine göre bakıldığında branşların genel saldırganlık düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Sadece futbol oynayanların, voleybol oynayan sporculara göre daha atılgan oldukları belirlenmiştir. Üniversite mezunu anne ve babaların sporcu çocukları, lise mezunu anne ve babaların çocuklarına göre daha atılgan oldukları tespit edilmiştir. Düzenli kitap okuma alışkanlığına sahip sporcuların da düzenli kitap okumayan sporculara göre daha atılgan oldukları belirlenmiştir. Anahtar kelimeler; profesyonel lig, saldırganlık, sporcu.
Mardin ili lise öğrencilerinin spor yapma durumları ve bazı demografik özelliklerine göre saldırganlık ve sosyalleşme düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma lisede öğrenim gören öğrencilerin sosyalleşme düzeyleri ile saldırganlık eğiliminin spor yapma durumlarına göre bir farklılık gösterip, göstermediğini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya 2019-2020 öğretim yılı içerisinde Mardin iline bağlı liselerde eğitimine devam eden 1036 öğrenci katılım göstermiştir. Çalışma grubunda yer alan öğrencilerin 586'sı düzenli olarak spor yapan kişilerden oluşurken 450'si ise okul içi veya dışı spor etkinliklerinde yer almamış öğrencilerdir. Araştırmada 5'li Likert tipi bir ölçek olan Şahan'ın (2007) "Sosyalleşme Boyutu" adlı envanteri ile Madran (2013) tarafından Türkçeye uyarlanan 5'li Likert tipi Buss-Perry saldırganlık ölçeği kullanılmıştır. Çalışma için İl Milli Eğitim Müdürlüğünden ve öğrenci velilerinde gerekli izinler alındıktan sonra, araştırmacı tarafından anket uygulaması yapılmıştır. Sonuç olarak, spor yapan ve yapmayan öğrencilerde saldırganlık eğilimleri ile sosyalleşme düzeyleri arasında negatif yönlü ilişkili olduğu, sporun saldırganlık eğilimlerine anlamlı fark katmadığı görülmüştür. Ancak, spor yapmanın sosyalleşme düzeyine olumlu etkisi olduğu gözlenmiştir. Cinsiyet, okul türü, sınıf, ebeveyn eğitim durumu, aile gelir düzeyi, haftalık spor yapma süreleri, profesyonellik durumu, spor yaşı ve spor branşı gibi parametrelerin de sosyalleşme ile saldırganlık üzerine etkileri incelenmiş ve elde edilen bulguların istatistiksel sonuçları tartışılmıştır.