Respiratory function tests

214 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Erişkin kistik fibrozisli hastalarda ve sağlıklı bireylerde egzersiz kapasitesi, arteryel sertlik ve bilişsel fonksiyonların karşılaştırılması

Erişkin kistik fibrozisde (KF) egzersiz kapasitesi, kas kuvveti, bilişsel fonksiyon ve arteryel sertlik etkilenebilir. Bu çalışmada, erişkin KF hastaları ve sağlıklı bireylerde solunum fonksiyonu, solunum ve periferal kas kuvveti, egzersiz kapasitesi, egzersiz kas oksijenasyonu, arteryel sertlik, anksiyete, depresyon, bilişsel fonksiyon, uyku ve yaşam kalitesinin karşılaştırılması ve parametreler arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amaçlandı. Çalışmaya 24 erişkin KF'li birey ve 22 sağlıklı birey katıldı. Solunum fonksiyonu, solunum ve periferal kas kuvveti, egzersiz kapasitesi (6 dakika yürüme testi [6DYT]), kas oksijenasyonu (SmO2, total hemoglobin), arteryel sertlik, anksiyete ve depresyon (Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği [HADS]), bilişsel fonksiyon (Mini Mental Durum Testi [MMDT] ve Montreal Bilişsel Değerlendirme Testi [MoCA], fiziksel aktivite, uyku kalitesi (Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi), yaşam kalitesi (Yeniden Düzenlenmiş Kistik Fibrozis Anketi ve Nottingham Sağlık Profili [NSP]) ile değerlendirildi. Erişkin KF'li bireylerde solunum fonksiyonları, quadriseps kas kuvveti, 6DYT mesafesi ve SmO2 değerleri, MoCA ve MMDT puanı sağlıklı bireylerin değerlerinden anlamlı olarak daha düşüktü (p<0,05). Erişkin KF'li bireylerin agumentasyon indeksi değeri, NSP fiziksel mobilite puanı, sağlıklı bireylere göre anlamlı olarak daha yüksekti (p<0,05). Erişkin KF'de AIx@75 ile toparlanma SmO2 ve yaşam kalitesi ilişkiliydi; PWV ile solunum fonksiyonları ve yaşam kalitesi arasında korelasyon vardı (p<0,05). Erişkin KF'de arteryel sertlik, bilişsel fonksiyon, egzersiz kapasitesi ve kas oksijenasyonu etkilenmektedir. Toparlanmada düşük kas oksijenasyonunda arteryel sertliğin belirleyici bir faktör olabilir. Pulmoner rehabilitasyon programı belirlenirken, kas oksijenasyonu, bilişsel fonksiyon ve arteryel sertlik göz önünde bulundurulmalıdır.

Akciğer hastalıkları-obstrüktifBilişsel işlevlerEgzersiz testi+3
Zeynep Soyoğlu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik hava yolu hastalıklarında spirometrik ölçütlerin değerlendirilmesi

Spirometri, akciğer hastalıklarının tanısında ve izleminde en yaygın kullanılan tekrarlanabilir solunum fonksiyon testidir. Birinci saniye zorlu ekspiratuvar volüm (FEV1), zorlu vital kapasite (FVC) ve FEV1 / FVC oranı spirometri ile ölçülebilen ve hava yolu hastalıkları hakkında bilgi veren parametrelerdir. Uluslararası rehberlerde spirometrik parametreleri değerlendirmek için standardizasyon kriterleri yayınlanmıştır. Ancak uygulanan test hastanın eforuna bağımlıdır ve test uygulanırken hastanın uyumunu gerektirmektedir. Bu çalışmanın amacı spirometri ölçümlerini kullanılarak hava yolu hastalıkları ile ilgili fizyolojik parametreler geliştirmek ve bu parametreleri mevcut spirometrik parametrelerle karşılaştırmaktır. Çalışmamızda, 12.326 spirometri testinin verileri matematiksel modellemeler kullanılarak analiz edilmiştir ve yeni tanımlanan parametreler ROC eğrileri ile incelenmiştir. Modelde, eğri altındaki alan (AUC) t2 için 0,988 (%95 güven aralığı (GA) 0,986-0,990), (duyarlılık (Se) %95 ve özgüllük (Sp) %95); t3 için 0,986 (%95 GA 0,984-0,988) (Se %97, Sp %92); t4 için 0,929 (%95 GA 0,922-0,935) (Se %88, Sp %84); t1 geometrik ortalaması (gmean) için 0,881 (%95 GA 0,872-0,890) (Se %78, Sp %82); tp gmean için 0,849 (%95 GA 0,839-0,859) (Se %75, Sp %79); tq gmean için 0,912 (%95 GA 0,905-0,919) (Se %85, Sp %82) olarak bulunmuştur (Tüm ölçümler için p<0,001). Hesaplanan t2 ve t3 parametreleri, hava yolu obstrüksiyonunu saptamada maksimal ekspirasyon ortası akım hızı (MMEF%25-75) değerinden daha özgül ve duyarlı olarak bulunmuştur. Araştırmamız bu parametrelerin hava yolu obstrüksiyonu ile güçlü bir ilişkisi olduğunu göstermiştir.

SpirometriSolunum fonksiyon testleriSolunum sistemi+3
Maide Gözde İnam
Hacettepe University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Myastenia gravis hastalarında spinal stabilizasyon egzersizlerinin yorgunluk, kas kuvveti, solunum fonksiyonları ve fonksiyonel kapasite üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, Myastenia Gravis (MG) hastalarında spinal stabilizasyon egzersizlerinin yorgunluk, kas kuvveti, solunum fonksiyonları ve fonksiyonel kapasite üzerine olan etkilerini araştırmaktı. Çapraz geçişli, randomize, tek kör olarak planlanan bu çalışmaya MG Fonksiyonel Değerlendirmesine göre evre II ve III'te olan MG hastaları dahil edilmiştir. Çalışma 4'ü kadın, 6'sı erkek olmak üzere 10 hasta ile tamamlanmıştır. Grup-1'deki hastalara, önce haftada 3 gün, 6 hafta spinal stabilizasyon egzersizleri uygulanmış, ardından 4 hafta dinlendirilmiş, sonrasında solunum egzersizleri, kalistenik egzersizler ve mat aktivitelerinden oluşan 6 haftalık ev programı verilmiştir. Grup-2'deki hastalara, önce içeriği aynı olan 6 haftalık ev programı verilmiş, ardından 4 hafta dinlendirilmiş, sonrasında haftada 3 gün olmak üzere 6 hafta spinal stabilizasyon egzersizleri uygulanmıştır. Her iki egzersiz programının başında ve sonunda değerlendirmeler yapılmıştır. Değerlendirmelerde; Yorgunluk Şiddet Ölçeği ve Görsel Analog Ölçeği, dinamometrik ölçümler, solunum fonksiyon testleri ve 6 dakika yürüme testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonunda, spinal stabilizasyon egzersizlerinin ve ev programının yorgunluğu azalttığı, kas kuvvetini ve fonksiyonel kapasiteyi geliştirdiği görülmüştür (p<0,05). Solunum fonksiyon testlerinden FVC, FEV1 ve SVC parametrelerinde sadece spinal stabilizasyon egzersizleri sonrasında gelişme olmuştur (p<0,05). Her iki egzersiz yaklaşımı karşılaştırıldığında tüm parametrelerde spinal stabilizasyon egzersizlerinin, ev programına göre daha etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır (p<0,05). Bu bulgular doğrultusunda, spinal stabilizasyon egzersizlerinin uygun evre ve remisyondaki MG hastalarında yorgunluk, kas kuvveti, solunum fonksiyonları ve fonksiyonel kapasite üzerine olumlu etkiler oluşturacağı görüşüne varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Myastenia Gravis, spinal stabilizasyon egzersizleri, ev programı, yorgunluk, kas kuvveti

Egzersiz tedavisiFizik tedaviFizik tedavi yöntemleri+5
Ali Naim Ceren
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Obstruktif uyku apne sendromunda CPAP tedavisinin pulmoner fonksiyon, anksiyete/depresyon ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Obstrüktif uyku apnesi sendromu (OUAS), yaygın olarak gündüz aşırı uyku hali ve nörofizyolojik fonksiyon bozukluğu ile ilişkili bir durumdur ve kardiyovasküler ve serebrovasküler morbidite ve mortaliteyi arttırır. Sürekli hava yolu basınç (CPAP) tedavisi, OUAS'ın ana tedavisidir; uyku sırasında üst solunum yolu kollapsını durdurur ve uyku bölünmesi ile gündüz uykuya meyili azaltarak yaşam kalitesini iyileştirir. Egzersiz kısıtlılığı daha önce yapılmış çalışmalarda 6 dakika yürüme testi (6DYT), ile değerlendirilmiş ve apne hipopne indeksi (AHİ), vücut kitle indeksi (VKİ), kadın cinsiyet, hipertansiyon (HT), düşük FVC değerleri ile ilişkili bulunmuştur. CPAP tedavisinin bu parametrelere etkisi ile ilgili az sayıda çalışma mevcuttur. Çalışmamızda; OUAS tanısı alan ve CPAP kullanma endikasyonu olan hastalarda CPAP kullanımı ile solunum fonksiyon testi (SFT), 6DYT yaşam kalitesi (SF-36) vehastane anksiyete/depresyon ölçeği sonuçlarındaki değişimlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 18 hasta dahil edildi. Bu hastaların; %17'si kadın, %83'ü erkek, yaş ortalaması 46,9±9 idi. Bir aylık CPAP tedavisi sonrası yapılan değerlendirmelerinde anksiyete ve depresyon skorlarında anlamlı derecede azalma izlendi. CPAP tedavisi öncesinde 4 hastada anksiyete ve 8 hastada depresyon mevcut iken tedavi sonrası 2 hastada anksiyete mevcuttu, depresyon hiçbir hastada saptanmadı. Egzersiz kapasitelerine bakıldığında tedavi öncesine göre anlamlı derecede yürüme mesafelerinde artış saptandı (548,83±60,6, 579,33±54 ) (p:0,007). Yaşam kalitesinin alt ölçeklerinde genel sağlık, fiziksel fonksiyon, vitalite (enerji), sosyal fonksiyon ve mental sağlık alt parametrelerinde CPAP tedavisi ile anlamlı derecede düzelme gözlendi. Spirometrik ölçümlerde CPAP tedavisi ve titrasyon yatışı öncesi ve sonrasında anlamlı bir değişiklik saptanmadı. Korelasyon analizinde tedavi sonrası 6DYT'deki değişim ile fiziksel fonksiyondaki kısıtlılık, enerji, mental sağlık ve anksiyete skorundaki değişim arasında anlamlı bir ilişki saptandı. Aynı zamanda anksiyete ve depresyondaki iyileşme ile yaşam kalitesi alt ölçekleri arasında da anlamlı bir ilişki saptandı. Sonuç olarak; OUAS egzersiz kısıtlılığına, yaşam kalitesinde ve anksiyete/depresyon parametrelerinde bozulmaya neden olmaktadır. OUAS hastalarında uygulanan CPAP tedavisi ile egzersiz kapasitesi, anksiyete/depresyon duygudurumları ve yaşam kalitesi alt parametrelerinde iyileşme gözlenmektedir.

AnksiyeteDepresyonPozitif basınç solunumu+7
Emine Keleş
Hacettepe University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Akciğer kanseri olan ve kemoterapi alan hastalarda uygulanan pulmoner rehabilitasyonun solunum fonksiyon testine, egzersiz kapasitesine ve yaşam kalitesine etkisi

Son yıllarda yapılan çalışmalarda pulmoner rehabilitasyonun hem solunum yolu hastalıklarında, akciğer kapasitesini geliştirmesinde hem de akciğer kanseri hastalarında genel sağlık durumunu olumlu yönde etkilediği saptanmıştır. Literatürde kemoterapi alan akciğer kanseri hastalarının pulmoner rehabilitasyonun iyileşmeye ve genel sağlık durumunu olumlu yönde etkilediğini gösteren sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Çalışmamızda kemoterapi gören akciğer kanseri hastalarına uygulanan pulmoner rehabilitasyonun solunum fonksiyonlarına , egzersiz kapasitesine ve yaşam kalitesine etkisi araştırıldı. Akciğer kanseri olan 30 hasta randomize olarak 15'er kişiden oluşan iki gruba ayrılmıştır. Her iki gruba da pulmoner rehabilitasyon öncesi ve sonrasında solunum fonksiyonlarını ölçmek için Solunum Fonksiyon Testi (SFT) , egzersiz kapasitesini ölçmek için 6 Dakikalık Yürüme Testi (6 DYT) , akciğer kanserinde yaşam kalitesini ölçmek için Lung Cancer Symtom Scale (LCSS) anketi uygulamıştır. Tedavi grubu olan 15 hastaya fizyoterapist eşliğinde 8 hafta boyunca günde 2 kez 20 tekrarlı solunum egzersizi, bronşiyal temizleme teknikleri, öksürme egzersizleri ve aktif solunum döngüsü uygulandı. Kontrol grubuna ise sadece ev programı verilerek solunum egzersizleri ve öksürme egzersizleri öğretildi. Tedavi öncesi ve sonrasında bağımsız iki grubun parametrelerini değerlendirmek için Independent Samples Test, grubun kendi içinde tedavi öncesi ve sonrası bağımlı olduğu değişkenler için ise Paired Samples Testi ile analiz yapıldı. Kontrol grubu ve tedavi grubu arasında cinsiyet, yaş ortalaması beden kütle indeksinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmayıp demografik veri açısından 30 bireyin de benzer olgular oldukları saptandı. Tedavi sonrasında tedavi grubunda solunum fonksiyon testinde zorlu vital kapasite (FVC), birinci saniye zorlu ekspirasyon volümü (FEV1), tepe akım hızı (PEF) değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunurken (p<0,05), FEV1/FVC ve maksimal ekspirasyon ortası akım hızı (FEF 2575%)'te istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamadı (p>0,05). Kontrol grubunda sadece FEV1 ve PEF değerlerinde istatistiksel anlamlı fark bulundu (p<0,05). Her iki grupta da FEV1 ve PEF değeri istatistiksel olarak anlamlı sonuçlandı (p<0,05). 6 DYT ve LCSS anketinde fizyoterapist eşliğinde olan tedavi grubu pulmoner rehabilitasyon sonrası kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı sonuçlandı (p<0,05). Sonuç olarak; Fizyoterapist eşliğinde 8 hafta pulmoner rehabilitasyon uygulanan tedavi grubunun, evde egzersiz programı uygulanan kontrol grubuna göre istatiksel olarak daha anlamlı sonuçlar elde ettiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Akciğer kanseri, pulmoner rehabilitasyon, egzersiz kapasitesi, yaşam kalitesi

Akciğer hastalıklarıAkciğer neoplazmlarıEgzersiz+6
Merve Hasgül
Haliç University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İnme sonrası hemiplejik hastalarda solunum fonksiyonları ve solunum kas kuvvetinin, gövde kontrolü, fonksiyonel kapasite ve fonksiyonel bağımsızlık ile ilişkisinin belirlenmesi

İnme serebral damarların tıkanması, yırtılması ya da kopması sonucu motor kayıp, duygu ve denge bozukluğu, konuşma ve bilişsel fonksiyonların görüldüğü klinik bir tablodur. İnmeli hastaların % 10'u ilk bir ay içerisinde kendiliğinden iyileşmekte olup; diğer % 10'luk kısım tedaviye yanıt vermemektedir. Hastaların % 80'i ise rehabilitasyona ihtiyaç duymaktadır. İnme rehabilitasyonundaki amaç bireylere en kısa sürede ihtiyaç duyduğu fonksiyonel kapasite ve fonksiyonel bağımsızlığı kazandırmaktır. Bu çalışma inme sonrası hemiplejik hastalarda solunum fonksiyonları ve solunum kas kuvvetinin, gövde kontrolü, fonksiyonel kapasite ve fonksiyonel bağımsızlık ile ilişkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya inme sonrası hemipleji tanısı almış, dahil edilme kriterlerimize uyan 25 gönüllü hasta dahil edilmiştir. Bireylerin solunum fonksiyonlarının değerlendirilmesinde spirometrik ölçüm, solunum kas kuvvetinin değerlendirilmesi amacıyla ağız içi basınç ölçümü (MIP: maksimal inspiratuar basınç, MEP: maksimal ekspiratuar basınç), gövde kontrolünün değerlendirilmesinde Gövde Bozukluk Ölçeği (GBÖ), fonksiyonel kapasite değerlendirilmesinde zamanlı kalk-yürü testi (ZKYT) ve fonksiyonel bağımsızlıklarının değerlendirilmesinde Barthel İndeksi (Bİ) kullanılmıştır. İstatiksel analizler, Windows tabanlı SPSS 22 istatistik paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. İstatiksel analizde yanılma olasılığı p<0.05 olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak PEF (%) ve FEV1/FVC değerleri dışında solunum fonksiyonları ile fonksiyonel kapasite arasında, FEV1 (%) ve FVC (%) ile gövde kontrolü arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu gösterilmiştir. Solunum kas kuvveti ile fonksiyonel kapasite, gövde kontrolü ve fonksiyonel bağımsızlık arasında bir ilişki olmadığı görülmüştür.

HemiplejiPostural dengeSolunum fonksiyon testleri+2
Kübra Boz
Haliç University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan idiyopatik skolyozda schroth egzersizlerinin solunum fonksiyonları üzerine etkisi

Bu araştırma, adölesan idiyopatik skolyoz tanısı ile korse kullanan bireylerde, korse kullanımı ve Schroth egzersizlerinin bireylerin solunum fonksiyonları üzerindeki etkisini ortaya koymak amacıyla Formed Healthcare Skolyoz Korse ve Tedavi Merkezinde takipli 24 olgu ile gerçekleştirildi. Örneklem; Korse grubu ve Korse&Egzersiz grubu olmak üzere ikiye ayrıldı. Olgulara ait demografik ve klinik veriler araştırmacı fizyoterapist tarafından hazırlanan form ile, solunum parametrelerine ilişkin veriler ise spirometre ile literatürde tanımlanan protokoller dikkate alınarak tedavi öncesi ve Korse&Egzersiz tedavisinin 8. haftasında olmak üzere iki aşamada kaydedildi. Verilerin analizinde Statistical Package for Social Science (SPSS) Windows Version 22.0 kullanıldı. Elden edilen verilerin analizinde; Korse&Egzersiz grubunda tedavi sonrası FEV1 parametresinde, tüm olguların analizinde ise FVC parametresinde artış saptandı. Olguların analizinde Lomber Cobb açısı ve VKİ arasında pozitif korelasyon, tedavi sonrası korse giyme süresi ve FVC arasında negatif korelasyon; korse giyme süresi ve FEV1 parametresi arasında negatif korelasyon olduğu tespit edildi (p < 0,05). Elde edilen veriler sonucu; kısa dönemde Schroth egzersizlerinin FEV1 üzerine olumlu katkısnın olduğu ve kısa dönemde asimetrik korse kullanımının AİS'li olgularda solunum parametrelerini olumsuz etkilemediği saptandı.

EgzersizEgzersiz tedavisiErgenler+3
Hande Tunç
Haliç University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Açık maden işletmelerinde çalışan işçilerin mesleki maruziyetinin günlük yaşam, fiziksel aktive ve solunum fonksiyonuna etkisinin değerlendirilmesi

Sanayileşmenin artması ile madencilik faaliyetleride hız kazanmıştır. Açık ve kapalı olarak yürütülen madencilik faaliyetleri dünyadaki iş faaliyetleri arasında en tehlikelisidir. Çalışmamızda açık ocak maden işletmelerinde çalışan işçilerin günlük yaşam, fiziksel aktivite ve solunum fonksiyonlarını değerlendirmek amaçlanmıştır. 5 Aralık 2021 ve 10 Haziran 2022 tarihleri arasında Muğla/Milas' ta yürütülen çalışmaya 30-50 yaş aralığında olan, en az 3 yıldır kum madeninde çalışan madenciler grubunda yer alan 31 kişi ve farklı işlerde çalışan, kontrol grubunda yer alan 31 kişi olmak üzere toplamda 62 katılımcı dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil olan tüm katılımcılara İş sahasında ve çevresel olarak yaşadıkları maruziyeti ve solunumsal semptomları değerlendirmek için Mesleki ve Çevresel Akciğer Hastalıklarını Değerlendirme Formu, solunum fonksiyonlarını değerlendirmek için Solunum Fonksiyon Testi, mesleki maruziyetin yaşam kalitesinde yol açmış olabileceği kayıpları belirleyebilmek için St George Solunum Anketi, katılımcıların günlük yaşam aktivitelerindeki bozuklukları değerlendirmek için London Chest Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği, katılımcıların fiziksel aktivite düzeyini belirlemek için Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi, göğüs kafesinin hareketliliği ve postür analizi için Üst Gövde Postür Analizi ve Torakal Ekspansiyon Değerlendirmesi, katılımcıların son bir hafta içinde yaşadıkları dispne şiddetini belirlemek için Modifiye Borg Skalası uygulanmıştır. Çalışmanın solunum değerlendirmesinde yapılan spirometre sonuçlarına göre madenciler ve kontrol grubu arasında anlamlı bir fark bulunamadı. (FVC (L) , FVC (%) , FEV1 (L) , FEV1 (%) , FEF25-75 (L), FEF25-75 (%) , FEV1/FVC, PEF (L) ve PEF (%) parametreleri için p ≥ .05). Saint George Solunum Anketi ve solunum fonksiyon parametreleri arasındaki ilişkide anketin aktivite bölümü ile FEF25-75 (%) ve FEV1/FVC değerleri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişiki tespit edilirken, sırasıyla; r = -0,37, p =0,03 ve r = - 0,39, p= 0,03, diğer günlük yaşam ve fiziksel aktivite anketleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamadı, tüm parametreler ve değerler için p ≥ 0,05. Madencilere yapılan Modifiye Borg Skalası sonucu ile FEV1/FVC değeri arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulundu r = -0,41, p =0,02. Sonuç olarak çalışmamızda, açık ocak madeninde çalışan ve mesleki maruziyet yaşadığı düşünülen katılımcıların solunum, günlük yaşam ve fiziksel aktivite açısından kontrol grubu ile kıyaslandığında maruziyet-etkilenme ilişkisi bulunamamıştır.

Açık maden ocaklarıAçık ocak madenciliğiFiziksel aktivite+7
Derya Boncuk
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Torakotomi ve VATS ile gerçekleştirilen lobektomi cerrahilerinde solunum kas kuvveti, diyafragma kalınlığı ve fonksiyonel egzersiz kapasitesinin değerlendirilmesi

Erken evre küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK)'nin en sık kullanılan tedavisi lobektomidir. Lobektomi uygulanırken yapılan farklı cerrahi girişimlerin solunum fonksiyonları ve egzersiz kapasiteleri üzerine farklı etkileri olduğu düşünülmektedir. Çalışmanın amacı; standart torakotomi, kas koruyucu torakotomi ve video yardımlı torasik cerrahi (VATS) girişim yöntemleriyle lobektomi uygulanan gruplarda solunum kas kuvveti, fonksiyonel egzersiz kapasitesi ve diyafragma kalınlığını değerlendirmekti. Çalışmaya 18-72 yaş arası %57'si erkek 42 birey dahil edilmiştir. Solunum kas kuvveti, ağız içi basınç ölçümü ile maksimal inspirasyon basınç (MIP) ve maksimal ekspiratuar basınç (MEP) değerleri ile kaydedilmiştir. Fonksiyonel egzersiz kapasitesini değerlendirmek için 6 dakika yürüme testi (6DYT) yapılmıştır. Diyafragma kalınlığını ölçmek için ultrason kullanılmıştır. Değerlendirmeler cerrahiden bir gün önce ve taburculuk sonrası 15-20. günde yapılmıştır. 6DYT mesafeleri, MIP ve MEP değerleri ve cerrahi taraf inspiryum sonu diyafragma kalınlıkları cerrahi sonrası cerrahi öncesine göre anlamlı olarak daha düşüktür (p<0,05). VATS grubunun 6DYT mesafesi ve MIP-MEP değerleri değişim yüzdeleri, standart torakotomi grubundan anlamlı olarak daha yüksektir (p<0,017). Akciğer kanserli hastalarda yapılan lobektomilerde VATS cerrahi yaklaşımı, standart torakotomi yaklaşımına göre solunum kas kuvveti ve fonksiyonel egzersiz kapasitelerini korumak bakımından daha üstün bir yöntemdir. Lobektomi geçirecek hastalarda egzersiz kapasitesinin ve solunum kas kuvveti parametrelerinin öneminin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Çalışmamız cerrahi öncesi ve sonrası planlanacak olan pulmoner rehabilitasyon programları için yol gösterici olacaktır.

Akciğer hastalıklarıAkciğer neoplazmlarıDiyafram+5
Funda Sırakaya
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

COVİD-19 enfeksiyonu geçiren bireylerde egzersiz eğitiminin solunum fonksiyonları, fonksiyonel kapasite, fiziksel aktivite ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

COVID-19 enfeksiyonu sonrası verilen egzersiz eğitimi post akut dönemde ortaya çıkan fonksiyonel kayıpların giderilmesinde etkili olabilir. Bu nedenle çalışmamız, COVID-19 enfeksiyonunu şiddetli geçiren olgularda taburculuk sonrası enfeksiyona ve yoğun bakımda yatışa bağlı gelişebilecek solunum fonksiyonu, fonksiyonel kapasite, denge, fiziksel aktivite ve yaşam kalitesi problemlerinin değerlendirilmesi, sağlıklı olguların özellikleri ile karşılaştırılması ve COVID-19 enfeksiyonu geçiren olgulara yönelik egzersiz eğitiminin etkinliğinin araştırılması amacı ile randomize kontrollü olarak planlandı. Çalışmamızın birinci kısmında COVID-19 enfeksiyonunu geçiren bireyler (n=26) ile sağlıklı bireyler (n=26) karşılaştırıldı. İkinci kısımda ise COVID-19 enfeksiyonu geçiren bireylerden oluşan egzersiz (n=25) ve kontrol (n=25) grubu bireylerde egzersiz eğitiminin etkileri karşılaştırıldı. Bireylerin solunum fonksiyonları, solunum ve periferik kas kuvvetleri ölçüldü. Altı dakika yürüme testi ile fonksiyonel kapasite değerlendirildi. Sağlıkla ilişkili yaşam kalitesi için Nottingham Sağlık Profili ve St George Solunum Anketi, anksiyete ve depresyon için Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği ve yorgunluk için Yorgunluk Şiddeti Ölçeği, bilişsel fonksiyonlar için Mini Mental Durum Değerlendirmesi, denge için stabilometre değerlendirmesi ve zamanlı kalk yürü testi kullanıldı. Egzersiz grubuna rutin takip ve tedavilerine ek olarak 12 hafta süre ile aerobik egzersiz ve kuvvet eğitimi verildi. Kontrol grubunun ise sadece rutin tedavi ve takiplerine devam edildi. COVID-19 grubunun solunum fonksiyonları, periferik kas kuvveti, fonksiyonel kapasite, yaşam kalitesi, denge, yorgunluk, anksiyete ve depresyon düzeyleri sağlıklı gruptan anlamlı olarak daha düşük bulundu (p<0,05). Solunum kas kuvveti ve bilişsel fonksiyon birbirine benzerdi (p>0,05). Egzersiz eğitimi sonucunda, egzersiz grubunun solunum fonksiyonu, solunum ve periferik kas kuvveti, fonksiyonel kapasitesi, yaşam kalitesi, denge, yorgunluk, anksiyete ve depresyon düzeyleri anlamlı olarak arttı (p<0,05). Bilişsel fonksiyonlarda anlamlı bir fark gösterilmedi (p>0,05). Kontrol grubunun ise ölçülen parametreleri çalışma sonunda anlamlı değişiklik göstermedi (p>0,05). Sonuç olarak, şiddetli COVID-19 enfeksiyonu geçiren olgularda sağlıklı bireylere göre, taburculuktan altı ay sonra bile solunum fonksiyon kayıpları ve yorgunluk şikayetleri devam etmekte, yaşam kalitesi, kas kuvveti ve fonksiyonel kapasite azalmaktadır. Aerobik egzersiz ve kuvvet eğitimini içeren 12 haftalık egzersiz eğitimi, bireylerin solunum fonksiyonları, fonksiyonel kapasite, yaşam kalitesi, depresyon, anksiyete ve yorgunluk düzeylerini düzeltmede etkilidir. Çalışmamızın sonuçlarına göre, COVID-19 enfeksiyonunu şiddetli geçiren olgularda aerobik egzersiz ve kuvvet eğitimini içeren egzersiz eğitimi, güvenilir, etkili ve klinikte uygulanabilir bir yöntemdir. Anahtar Kelimeler: Post-akut COVID-19, Aerobik egzersiz, Kuvvet eğitimi, Solunum fonksiyonları, Yorgunluk.

COVID 19EgzersizEgzersiz tedavisi+6
Ukbe Şırayder
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Göğüs cerrahisi hastalarında ameliyat öncesi eğitimin iyileşme üzerindeki etkisi

Bu çalışma, ameliyat öncesi eğitimin akciğer kanseri hastalarının göğüs cerrahisi sonrası iyileşme sürecine etkilerini incelemiştir. Çalışma, İstanbul'daki üçüncü basamak bir kamu hastanesinin göğüs cerrahisi servislerinde, araştırma kriterlerini karşılayan 100 hasta (uygulama grubu = 50, kontrol grubu = 50) ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, Haziran 2022 ile Aralık 2023 tarihleri arasında randomize kontrollü deneysel bir yaklaşımla toplanmıştır. İlk görüşmede standartlaştırılmış veri toplama formu uygulanmış, solunum fonksiyon testleri ve omuz eklem hareket açıklıkları değerlendirilmiştir. Kontrol grubu, hastanenin rutin uygulamalarını takip ederken, uygulama grubuna ameliyat öncesinde hasta eğitim kitapçığı eşliğinde sistematik eğitim verilmiştir. Ameliyatın birinci gününde, İyileşme Kalitesi -40 (QoR-40) anketi uygulanmış, solunum fonksiyon testleri ve omuz eklem hareket açıklıkları yeniden değerlendirilmiştir. Ameliyatın dördüncü gününde gerçekleştirilen üçüncü görüşmede, solunum fonksiyon testleri ve omuz eklem hareket açıklıkları tekrar ölçülmüştür. Veri analizinde istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Hastaların yaş ortalaması 59,22±8,43 yıl olup, %61'i erkek, %82'si evli, %43'ü ağır sigara içicisi ve %77'sinin kronik hastalığı mevcuttur. Sonuçlar, uygulama grubunda FEV1, FVC, omuz fleksiyonu ve internal rotasyon açıklıklarının, kontrol grubuna kıyasla ameliyat sonrası 1. ve 4. günlerde istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek olduğunu göstermektedir (p<0,05). Uygulama grubundaki hastalar, her iki günde de kontrol grubuna kıyasla önemli ölçüde daha düşük ağrı seviyeleri bildirmiştir (p<0,05). Ayrıca, uygulama grubunda toplam QoR-40 skoru, duygusal iyileşme ve ağrı ilişkili iyileşme açısından kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Ancak, fiziksel konfor, bağımsızlık ve hasta desteği ile ilişkili iyileşme skorları açısından iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Ameliyat öncesi planlı hasta eğitimi, göğüs cerrahisi sonrası solunum komplikasyonlarını azaltır ve omuz hareket açıklığını korur. Sonuç olarak, ameliyat öncesi yapılandırılmış hasta eğitimi; ameliyat sonrası dönemde solunum fonksiyonlarının korunmasına, ağrının azaltılmasına ve fonksiyonel iyileşmenin desteklenmesine katkı sağlamaktadır. Bu bulgular doğrultusunda, yüksek riskli göğüs cerrahisi hastalarında planlı eğitim uygulamalarının klinik bakım protokollerine entegre edilmesi önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Göğüs cerrahisi, Ameliyat öncesi eğitim, İyileşme kalitesi, Omuz eklem açıklığı, Solunum fonksiyon testi

Cerrahi hemşirelikGöğüs cerrahisiHasta bakımı+6
Eda Çiftci Karan
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Erişkin kistik fibrozisli ve sağlıklı bireylerin fonksiyonel kapasite, yürüme ve solunum parametrelerinin karşılaştırılması.

Erişkin kistik fibrozisli (KF) bireylerin fonksiyonel kapasiteleri, yürüme ve solunum parametreleri etkilenebilir. Ancak bu parametrelerin sağlıklı bireylere göre ne düzeyde etkilendiği bilinmemektedir. Bu çalışmanın amacı, erişkin KF'li ve sağlıklı bireylerin fonksiyonel kapasite, yürüme ve solunum parametrelerini karşılaştırılmaktı. Çalışmaya 23 KF'li birey ile yaş ve cinsiyet olarak uyumlu 23 sağlıklı birey katıldı. Bireylerin fiziksel ve demografik özellikleri kaydedildi. Solunum fonksiyonlarının ölçümleri spirometre ile yapıldı. Birinci saniyedeki zorlu ekspiratuar volüm (FEV1), zorlu vital kapasite (FVC), FEV1/FVC ve maksimal ekspirasyon ortası akım hızı (FEF%25-75) değerleri kaydedildi. Solunum kas kuvvetleri (maksimal inspiratuar basınç-MIP, maksimal ekspiratuar basınç-MEP) ağız içi basınç ölçen cihaz ile ölçüldü. Sabit eşik yükünde (MIP'in % 60'ı) solunum kas enduransı değerlendirildi ve süre saniye cinsinden kaydedildi. Egzersiz kapasiteleri artan hızda mekik yürüme testi (AHMYT) ile değerlendirildi. Test öncesinde ve sonrasında ulaştıkları oksijen saturasyonu (SpO2), kalp hızı (KH), kan basıncı, kas oksijenasyonu (SMO2), modifiye Borg skalası ile dispne, quadriceps ve genel yorgunluk değerlendirildi. Yürüme parametreleri yürüyüş analiz cihazı ile değerlendirildi. Bireylerin altı dakika boyunca yürüme esnasındaki yürüme döngüsü (saniye), yürüme hızı (m/sn), maksimum yürüme mesafesi (m), adım uzunluğu (m), adım sayısı ve ambulasyon indeksini içeren çeşitli parametreleri kaydedildi. Çalışma sonucunda erişkin KF'li bireylerin solunum fonksiyonları sağlıklı bireylere göre düşük bulundu (p<0,05). MIP ve MEP değerlerinde iki grup arasında anlamlı bir fark yoktu (p>0,05). Erişkin KF'li bireylerin solunum kas enduransı sağlıklı bireylere göre düşük bulundu (p<0,05). AHMYT'inde erişkin KF'li bireylerin mesafe, test sonrası KH ve sistolik kan basıncı, test öncesi SpO2, test öncesi ve sonrası SMO2 değerleri erişkin KF'li bireylerde sağlıklı bireylere göre anlamlı derecede düşük bulundu (p<0,05). Test öncesi KH ve dispne değerleri erişkin KF'li bireylerde sağlıklı bireylere göre daha yüksekti (p<0,05). Erişkin KF'li bireylerin yürüme hızları sağlıklı bireylere göre düşük bulundu (p<0,05). Diğer yürüme parametreleri sonuçlarında iki grup arasında fark yoktu (p>0,05). Erişkin KF hastalarının solunum kas kuvvetleri korunmuştu. Solunum fonksiyonları, solunum kas enduransı, AHMYT mesafesi ve yürüme hızları sağlıklı bireylere göre düşüktü. Pulmoner rehabilitasyon programları planlanırken erişkin KF'li hastaların solunum enduransları, fonksiyonel kapasite ve yürüme parametreleri değerleri de göz önünde bulundurulmalı. Gerekli durumlarda uygun yaklaşımlar programa dahil edilmelidir.

Fonksiyonel yetkinlikKistik fibrozSolunum fonksiyon testleri+3
Rabia Bağcı
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Anormal glukoz toleransı olan ve olmayan kistik fibrozisli hastalarda solunum fonksiyonları, fonksiyonel kapasite, kas kuvveti, fiziksel aktivite, fiziksel uygunluk ve günlük yaşam aktivitelerinin karşılaştırılması

Kistik fibrozis (KF)'li çocuklarda anormal glukoz toleransı (AGT), solunum fonksiyonları ve egzersiz kapasitesini olumsuz yönde etkiler. Literatürde KF'de AGT ile kas kuvveti, fiziksel aktivite, fiziksel uygunluk ve günlük yaşam aktiviteleri (GYA)'nin nasıl etkilendiğine dair bilgi bulunmamaktadır. Çalışmanın amacı, AGT olan ve olmayan (NGT) KF'de solunum fonksiyonları, solunum ve periferal kas kuvveti, fonksiyonel kapasite, fiziksel aktivite, fiziksel uygunluk ve GYA düzeyini karşılaştırmaktı. Solunum fonksiyonları kaydedildi. Solunum kas kuvveti taşınabilir ağız basınç ölçüm cihazı ile ölçüldü. Quadriceps femoris kas kuvveti ve el kavrama kuvveti değerlendirildi. Altı dakika yürüme testi (6DYT) ve artan hızda mekik yürüme testi (AHMYT) yapıldı. Bouchard Fiziksel Aktivite Anketi ve Münih fiziksel uygunluk testi uygulandı. GYA, Glittre GYA testi ile belirlendi. AGT ve NGT olan grupların solunum fonksiyonları, solunum kas kuvveti, fiziksel aktivite ve fiziksel uygunluk düzeyi, Glittre GYA testi süresi ve AHMYT mesafesi birbirinebenzerdi (p>0,05). AGT olan grupta quadriceps kas kuvveti, el kavrama kuvveti, 6DYT mesafesi ve aerobic güç anlamlı olarak daha düşüktü (p<0,05). İstirahat ve egzersiz kalp hızı, dispne ve yorgunluk algısı AGT grupta, NGT gruba göre anlamlı olarak daha yüksekti (p<0,05). AGT olan KF'de egzersiz kapasitesi, periferal kas kuvveti ve anaerobik güç olumsuz yönde etkilenmektedir. AGT olan KF'de egzersiz eğitiminin etkileri ileri çalışmalarda araştırılmalıdır.

Akciğer hastalıkları-obstrüktifAkciğer volüm ölçmeleriEgzersiz testi+6
Elif Kocaağa
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı bireylerde çevresel faktörlerin solunum kas enduransı testi sonuçlarına etkisinin incelenmesi

Çevresel uyarılar kişiyi duygusal ve fiziksel olarak olumlu veya olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu çalışmada, çevresel faktörlerden müziğin, solunum kas endurans testleri sırasında kullanımının etkisi araştırıldı. Çalışmaya yaş ortalaması 24,042,88 yıl olan 24 sağlıklı olgu alındı. Solunum fonksiyon testi, solunum kas kuvveti ölçümü, solunum kas enduransı testleri, artan hızda mekik yürüme testi (AHMYT), Uluslararası Fiziksel Aktivite Düzeyi Sorgulama Anketi uygulandı. Olguların dinlemeyi en çok tercih ettikleri motivasyonel ve yavaş tempolu parçalar, doldurdukları forma göre belirlenip, sabit iş yükü (SİY) ve artan iş yükü (AİY) solunum kas endurans testlerinde sıraları randomize edilerek dinletildi. SİY solunum kas enduransı testinde kişinin maksimum inspiratuar basıncının (MIP) % 60'ı kullanıldı. AİY testinde % 20 MIP ile başlayıp her iki dakikada artışlarla % 100 MIP'e ulaşılan test protokolü kullanıldı. Olguların fiziksel aktivite düzeyleri ile solunum kas enduransı skorları arasında bir ilişkiye rastlanmadı (p>0,05). AHMYT mesafesi ile motivasyonel müzik dinlerken yapılan SİY testi süresi arasında pozitif yönlü orta dereceli bir korelasyon saptandı (r=0,477, p<0,05). SİY ve AİY testinde olgular, motivasyonel ve yavaş tempolu müzik dinledikleri testlerde, müziksiz teste göre anlamlı olarak daha uzun endurans süresine ulaştılar (p<0,05). Motivasyonel müzik kullanılan testlerde olguların solunum frekansı, yavaş tempolu ve müziksiz testlere göre anlamlı oranda daha yüksekti (p<0,05). Sonuç olarak, farklı türlerde müzik kullanımının solunum kas enduransı testinde kalp hızı, solunum frekansı, kan basıncı, yorgunluk, dispne parametrelerini etkileyebildiği, test sırasında müzik varlığının SİY ve AİY solunum kas endurans sürelerini artırabildiği gösterildi. Endurans gerektiren testlerde ve egzersizlerde müzik kullanımı, test sürelerini, kan basıncını, kalp hızı, solunum frekansı, algılanan dispne ve yogunluk düzeyini değiştirebilir. Anahtar Kelimeler: Respiratuar kaslar, müzik, egzersiz toleransı

EgzersizEgzersiz tedavisiFarkındalık+3
Caner Acartürk
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Üst havayolu ölçümlerinde kullanılan farklı sınırlar arasındaki korelasyonun değerlendirilmesi

Giriş: Bu çalışmanın amacı, orofaringeal havayolu değerlendirmelerinde kullanılan farklı alt ve üst sınırlar arasında, hacim ve minimum aksiyal alan (MAA) ölçümlerinin korelasyonunu değerlendirmektir. Bireyler ve Yöntem: Bu çalışmaya, Hacettepe Üniversitesi Ortodonti bölüm arşivinden, ortognatik cerrahi planlaması amacıyla alınmış 49 konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) görüntüsü dahil edilmiştir (32 kadın, 17 erkek; ortalama yaş= 20,9 ± 5,22). Dolphin3D (Dolphin Imaging & Management Solutions, Chatsworth, California, ABD) programı kullanılarak, 4 farklı üst (palatal düzlem, PNS noktasından geçen horizontal düzlem, PNS-Ba düzlemi, PNS ve 1. servikal vertebranın alt iç sınırından geçen düzlem) ve 8 farklı alt sınır (2.,3. ve 4. servikal vertebraların en alt ön noktasından, epiglottisin en üst noktasından, vallecula'dan geçen horizontal düzlemler, 4.servikal vertebranın en ön alt noktası ile hyoid kemiğin üst ön köşesinden geçen düzlem, 3.servikal vertebranın en alt ön noktası ve menton'dan geçen düzlem, 4.servikal vertebranın en üst ön noktasından ve menton'dan geçen düzlem) ile oluşturulan 32 farklı havayolu segmentasyonunda, hacim ve MAA ölçümleri yapılmıştır. Bütün ölçümler aynı araştırmacı tarafından, 2 hafta ara ile ikişer kez yapılmıştır. Bulgular: Hacim ölçümleri ortalama 0,997 ve minimum aksiyal alan ölçümleri ortalama 0,999 sınıf içi korelasyon katsayısı ile ölçümler arasında mükemmel gözlemci içi güvenilirlik göstermiştir. 32 farklı havayolu segmentasyonunda yapılan hacim ölçümleri birbirleri ile 0,896-0,999 aralığında, MAA ölçümleri birbirleri ile 0,859-1,00 aralığında değişen korelasyon katsayıları ile yüksek düzeyde pozitif yönlü korelasyon göstermişlerdir. Sonuçlar: Bu çalışmada havayolu segmentasyonu için kullanılan alt ve üst sınırlar birbirleri ile yüksek düzeyde korelasyon göstermişlerdir. Yapılacak üst havayolu çalışmalarında ihtiyaçlar doğrultusunda, çalışmamızda incelemiş olduğumuz alt ve üst sınırların güvenli bir şekilde kullanılabileceği bulunmuştur.

AntibiyotiklerHidroksiizokaproik asitKalsiyum hidroksit+3
Gediz Aksöz
Hacettepe University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Stabil durumdaki KOAH hastalarında solunum fonksiyonları, egzersiz kapasitesi, yaşam kalitesi, anksiyete ile birlikte ağrı, kas kuvveti ve kemik mineral yoğunluğunun incelenmesi

Şahman Çakır F, Stabil durumdaki KOAH hastalarında solunum fonksiyonları, egzersiz kapasitesi, yaşam kalitesi, anksiyete ile birlikte ağrı, kas kuvveti ve kemik mineral yoğunluğunun incelenmesi, Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı, Protez Ortez ve Biyomekanik Programı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2019. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), akciğer kapasitesinde azalma ve hava yolu direncinde artma ile karakterize önemli mortalite ve morbiditeye sebep olan bir hastalıktır. Bu çalışmanın amacı; GOLD evre I ve II olan stabil durumdaki KOAH'lı hastalarda solunum fonksiyonları, egzersiz kapasitesi, yaşam kalitesi, anksiyete ile birlikte ağrı, kas kuvveti ve kemik mineral yoğunluğunun incelenmesidir. Çalışmaya 40-70 yıl yaş aralığında değişen klinik olarak stabil 40 KOAH'lı birey ve aynı yaş grubunda 35 KOAH olmayan birey alınmıştır. KOAH'lı hastaların ve kontrol grubunun değerlendirilmesinde solunum fonksiyonları ve diffüzyon kapasiteleri spirometre ile, ağrı değerlendirmeleri vizüel analog skalası (VAS) ile, her iki grubun egzersiz kapasiteleri 6 Dakika Yürüme Testi (6DYT) ile, depresyon düzeyleri, Beck Depresyon Anketi ile, anksiyete düzeyleri Beck Anksiyete Ölçeği ile, yaşam kalitesi Sağlık Değerlendirme Anketi (HAQ) ve Kısa form SF36 anketleri ile, kemik mineral yoğunlukları ise kemik mineral dansitometrisi (BMD) ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda KOAH'lı hastaların solunum fonksiyon test değerleri tüm parametrelerinde (FVC%, FEV1%, FEV1/FVC%, FEF25-75%), kontrol grubuna göre azalmıştır.(p<0,05) 6DYT sonuçları KOAH grubunda kontrol grubuna göre azalmıştır (p<0,001). Beck Anksiyete ve Beck Depresyon ölçeği KOAH grubunda kontrol grubuna göre daha yüksektir (p<0,001). 6DYT sonrası ağrı (VAS) ve istirahatte ağrı değerleri KOAH grubunda daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). KOAH ve kontrol gruplarının Gastroknemius ve Abdominal kas kuvveti KOAH grubunda kontrol grubuna göre daha düşük bulunmuştur (p<0,05). Hamstring, Kuadriseps ve Sırt Ekstansörler iki grup karşılaştırıldığında benzer bulunmuştur (p>0,05). Kemik mineral yoğunluğu da iki grupta benzer bulunmuştur (p>0,05). Sonuçlarımıza göre, stabil KOAH hastalarında pulmoner fonksiyonlar, egzersiz kapasitesi, yaşam kalitesi ve kas kuvveti azalırken, ağrı seviyesi, anksiyete ve depresyon düzeyleri artmıştır, postür ve kemik mineral yoğunluğunda ise KOAH grubunda azalması beklenirken, aksine fark görülmemiştir. Anahtar Kelimeler: KOAH, ağrı, egzersiz kapasitesi, kemik mineral yoğunluğu, yaşam kalitesi

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifAnksiyete+6
Fatma Fulden Çakır
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı onkolojik cerrahi geçiren hastalarda fonksiyonel kapasiteyi etkileyen faktörlerin belirlenmesi

Farklı onkolojik cerrahi geçiren hastalarda postoperatif dönemde preoperatif döneme göre fonksiyonel kapasitede bir düşüş yaşanmaktadır ve bu düşüşü etkileyen birçok etmen bulunmaktadır. Bu nedenle farklı onkolojik cerrahi geçiren bireylerde solunum ve periferal kas kuvveti, fonksiyonel kapasite, günlük yaşam aktiviteleri ve ağrı parametreleri değerlendirilebilir. Çalışmanın amacı farklı onkolojik cerrahi geçiren hastalarda fonksiyonel kapasiteyi etkileyen faktörleri belirlemekti. Meme, mide, kolon, pankreas ve karaciğer onkolojik cerrahisi geçiren geçiren 32 birey çalışmaya dahil edildi. Bireylerin fiziksel ve demografik özellikleri kaydedildi. Bütün değerlendirmeler preoperatif dönem, postoperatif 2. Gün, poatoperatif 5. Gün ve postoperatif 6. Gün olmak üzere dört kez tekrarlandı. Solunum kas kuvveti ağız içi basınç ölçüm cihazı ile değerlendirildi. Periferal kas kuvveti değerlendirmesi için el dinamometresi ile el kavrama kuvveti değerlendirildi. Fonksiyonel kapasite değerlendirmesinde 6 dakika yürüme testi (6DYT), 5 tekrarlı otur kalk testi (5OKT) ve süreli kalk yürü testi (SKYT) kullanıldı. Günlük yaşam aktivitesi değerlendirmesi için Barthel İndeksi'nden yararlanıldı. Ağrı değerlendirmesi Mcgill Kısa Form Ağrı Anketi ile yapıldı. MİP ortalaması preoperatif dönemde 63,28±22,98 cmH2O, MEP ise 80,97±27,25 cmH2O olarak belirlendi. Postopeartif 2. günde bu değerler MİP için 43,06±16,16 cmH2O, MEP için 59,00±16,16 cmH2O şeklindeydi. 6DYT mesafe ortalaması preoperatif dönem ölçümünde 444,13±80,65 m idi. Postoperatif 2. günde ise 192,63±144,02 m bulundu. Solunum kas kuvveti ve fonksiyonel kapasite değerlendirmelerinde preoperatif ölçümler ve postoperatif 2. gün ölçümleri arasında anlamlı fark bulundu (p<0,05). 6DYT'nin MİP ile çok güçlü (r=0,788, p=0,007), MEP ile güçlü (r=0,667, p=0,035) ve SKYT ile güçlü (r =-0,672, p=0,033) ilişkisi bulundu. Sonuç olarak, farklı onkolojik cerrahi geçiren hastalarda fonksiyonel kapasite ve solunum kas kuvveti ciddi düzeyde etkilenmektedir. Anahtar Kelimeler: Onkolojik cerrahi, fonksiyonel kapasite, solunum kas kuvveti.

CerrahiFonksiyonel analizFonksiyonel yetkinlik+6
Fatma Rümeysa Kasap
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Profesyonel basketbol oyuncularının solunum fonksiyonları ve fiziksel uygunluk parametrelerinin sedanter kontrollerle karşılaştırılması

Düzenli yapılan egzersizler sonucu vücutta doku seviyesinde, dolaşım-solunum sistemlerinde ve vücut kompozisyonunda birçok adaptasyon meydana gelir. Aerobik ve anaerobik enerji sistemlerini etkili kullanma kapasitesi artar. Bu nedenle düzenli spor yapan bireyler sağlıkla ve sporla ilişkili birçok parametrede sedanterlerin önüne geçer. Profesyonel düzeyde spor yapan sporcularda solunum kas yorgunluğu merkezi sinir sistemi (MSS)'ne duyu girdisi artışına sebep olur. Bu artış metaborefleks mekanizmayı aktifleştirerek lokomotor kaslara giden kan akışının azaltır ve egzersiz performansını düşürür. Solunum kas kuvveti ve dayanıklılığındaki artışla metaborefleks mekanizmanın aktifleşmesi ertelenebilmekte ve daha az yorgunlukla daha uzun süre egzersiz yapılabilmektedir. Bir basketbol oyununda oyuncuların performansı müsabaka boyunca yüksek şiddetli aktiviteleri en az yorgunlukla aynı kalitede tekrar edebilmesine bağlıdır. Çalışmanın amacı profesyonel basketbolcular ile sedanter kontrolleri solunum kas kuvveti, solunum kas enduransı ve fiziksel uygunluk parametreleri yönünden karşılaştırmak ve basketbolcularda solunum fonksiyonları ile fiziksel uygunluk parametreleri arasındaki ilişkiyi incelemekti. Çalışmaya profesyonel basketbol oynayan 21 kadın basketbolcu ile yaş ve cinsiyet açısından benzer 21 sedanter birey dahil edildi. Bireylerin yaş, spor yaşı gibi özellikleri kaydedildi. Bireylerin değerlendirilmesinde ağız içi basınç ölçümü (maksimal inspiratuar basınç-MIP ve maksimal ekspiratuar basınç-MEP), solunum kas enduransı testi, 20 m mekik koşu testi, T-Drill testi, 20 m sürat testi ve el reaksiyon sürat testi kullanıldı. Çalışmanın sonucunda, basketbolcuların MIP, MEP, solunum kas enduransı, mekik koşu mesafesi, maksimal oksijen tüketimi (VO2max) sedanter bireylerden anlamlı olarak daha yüksekti (p<0,05). T-Drill testi, 20 m sürat testi, el reaksiyon sürat testi sonuçları ise sedanterlerden anlamlı şekilde daha düşük bulundu (p<0,05). Basketbolcuların vücut yağ oranı ölçümleri ile 20 m sürat testi ve T-Drill testi değerleri istatiksel olarak anlamlı negatif yönde orta düzeyde ( r= -0,648 p= 0,002 ve r= -0,480 p= 0,028) korelasyon gösterdi. Yağsız vücut kütlesi (FFM) değerleri ile MIP ve MEP değerleri arasında istatiksel olarak anlamlı pozitif yönde orta düzeyde korelasyon ( r=0,450 p=0,041) vardı. Basketbolcuların solunum kas enduransı ile mekik koşu mesafesi ve VO2max değerleri arasında istatiksel olarak anlamlı pozitif yönde ilişki bulundu (r= 0,811 p<0,001 ve r= 0,644 p=0,002). MIP değerleri ile mekik koşu mesafesi ve VO2max değerleri arasında istatiksel olarak anlamlı pozitif yönde orta düzeyde ( r= 0,518 p=0,016 ve r=0,560 p=0,008) ve MIP değerleri ile el reaksiyon sürat testi ve T-Drill testi arasında ise istatiksel olarak anlamlı negatif yönde ( r= -0,489 p=0,024 ve r= -0,465 p=0,034) ilişki vardı. Sonuç olarak, basketbol oynamak gibi düzenli sportif aktivitelerin solunum fonksiyonları ve fiziksel uygunluk parametrelerini pozitif yönde geliştirdiği görüldü. Ayrıca solunum kas kuvveti ve enduransı daha iyi olan basketbolcuların bazı fiziksel uygunluk parametrelerinde daha başarılı oldukları görülmektedir. Bu nedenle sporcuların antreman programlarına solunum kas eğitimi eklenmesi önerilebilir.

BasketbolBasketbolcularFiziksel uygunluk+5
Hilal Güngör
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Akciğer kanserinde günlük yaşam aktiviteleri ve yaşam kalitesinin çok boyutlu değerlendirilmesi

Akciğer kanserli hastaların günlük yaşam aktivitelerindeki (GYA) bağımlılık oranı yapılan çalışmalarda % 13–49 olarak tanımlanmıştır. Aynı zamanda GYA'da en çok etkilenen aktiviteler, hastalar tarafından kişisel bakım, yürüme-transferler, ev işleri, alışveriş ve taşıma olarak tanımlanmıştır. Bu bağlamda akciğer kanserinde GYA değerlendirilmesi ve GYA'daki sorunların tespiti önem arz etmektedir. Yapılan literatür incelemelerinde akciğer kanserli hastalarda GYA ölçümüne dayalı veriler elde edilirken sadece ölçeklerin kullanıldığı görülmüştür. Çalışmanın amacı, akciğer kanserli hastaların GYA'larını performans tabanlı bir protokolle değerlendirmek, akciğer kanserli hastaların GYA ölçüm sonuçlarını benzer fiziksel ve demografik özelliklere sahip sağlıklı kontrol grubuyla karşılaştırmak ve akciğer kanserli hastaların GYA'larının nasıl etkilendiğini araştırmaktı. Çalışmaya 22 akciğer kanseri tanısı konulan, kemoterapi ve radyoterapi gibi adjuvan tedavilerini 6 ay önce tamamlamış kür olmuş hastalar ile benzer fiziksel ve demografik özelliklere sahip 22 sağlıklı birey dahil edildi. Bireylerin fiziksel ve demografik özellikleri kaydedildi. Bireylerin akciğer kapasiteleri spirometre ile, fonksiyonel kapasiteleri 6 dakika yürüme testi ile, iskelet kas kuvvetleri el dinamometresi ile ölçüldü. Bireylerin GYA değerlendirmeleri Londrina Protokolü kullanılarak değerlendirildi. Yaşam kalitesi ölçümleri için EORTC-QLQ c30 anketi kullanıldı. Çalışma sonucunda akciğer kanserli hastaların akciğer kapasiteleri, 6 DYT mesafeleri, diz ekstansörleri, omuz abdüktörleri, omuz fleksörleri, dirsek fleksörleri ve el kavrama kuvvetleri anlamlı olarak düşük bulundu (p<0,05). Akciğer kanserli hastaların GYA'da harcadıkları toplam süre sağlıklı kontrol gruba göre istatiksel olarak anlamlı bir şekilde daha fazla bulundu (p<0,05). İki grup arasında yaşam kalitesi açısından anlamlı bir fark bulunamadı (p>0,05). Bireylerin Londrina Protokolünü tamamlama süreleri ile 6DYT mesafesi arasında ilişki bulundu (p<0,05). Sonuç olarak akciğer kanserli hastaların GYA'ları etkilenmektedir. Akciğer kanserli hastalar kendileriyle benzer fiziksel özelliklere sahip bireylere göre GYA'daki aktiviteleri daha uzun sürede yapmaktadırlar. Londrina Protokolü akciğer kanserli hastalarda GYA'yı değerlendirmek için etkin ve objektif bir yöntemdir. Akciğer kanserli hastalarda GYA değerlendirilmesinin objektif olarak yapılması fizyoterapi ve rehabilitasyon programlarının belirlenmesinde yön gösterici olacaktır.

Akciğer hastalıklarıAkciğer neoplazmlarıFizyolojik kapasite+5
Hamide Şahin
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik boyun ağrılı bireylerde manuel tedavinin solunum parametreleri, ağrı, postür ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, kronik boyun ağrılı bireylerde manuel tedavinin solunum parametreleri, ağrı, postür ve yaşam kalitesi üzerine etkisini araştırmaktır. Kronik boyun ağrılı 46 hasta blok randomizasyon yöntemi ile Servikal Mobilizasyon+Egzersiz Grubu (SM+E G, n=15, yaş:32,06±2,79), Torakal ve Servikal Mobilizasyon+Egzersiz Grubu (TM+SM+E G, n=16, yaş 31,86±2,98) ve Egzersiz Grubu (E G, n=15, yaş:32,73±3,23) olarak üç gruba ayrılmıştır. Manuel tedavide Maitland mobilizasyon yöntemleri uygulanmış; egzersiz programında stabilizasyon egzersizleri, boyun ve skapulo-torasik kuvvetlendirme egzersizleri kullanılmıştır. Çalışmaya katılan tüm hastalar haftada 2 seans, 6 hafta süre ile tedaviye alınmış; tedavi öncesi ve sonrasında değerlendirilmiştir. Ağrı şiddeti Görsel Analog Skalası (VAS) ile, servikal hareket açıklığı universal gonyometre ile, boyun derin fleksör kas enduransı (DFK) basınçlı Biyofeedback ile, postür (başın anterior tilti) fotoğraflama yöntemi ile değerlendirilmiştir. Yaşam kalitesi ve özür için Kısa-form 36 (SF-36) ve Boyun Özürlülük İndeksi (BÖİ) kullanılmıştır. Torakal ekspansiyon mezura ile, solunum fonksiyonları spirometre ile ölçülmüştür. Maksimum inspiratuvar (MIP) ve ekspiratuvar basınç (MEP), ağız basınç ölçüm cihazı ile değerlendirilmiştir. Tedavi sonrası Egzersiz Grubu hariç, her iki manuel tedavi grubunda solunum fonksiyonlarının geliştiği; aksillar ekspansiyonun ise hiçbir grupta gelişmediği görülmüştür. Üç grupta, solunum parametreleri dışındaki tüm parametrelerde anlamlı düzeyde gelişmeler olmuştur. TM+SM+E Grubu'nun, MIP, MEP, solunum fonksiyonları, subkostal ekspansiyon, aktivite ağrısı, boyun sol lateral fleksiyon ve sağ rotasyonu, anterior tilt, DFK enduransı, BÖİ, SF-36 açısından en etkili yöntem olduğu görülmüştür (p<0.05). TM+SM+E ile SM+E Grubu'nun, istirahat ağrısı, MIP ve subkostal ekspansiyonu geliştirme açısından benzer olduğu bulunmuştur (p>0.05). SM+E Grubu'nun, solunum fonksiyonları, MIP, subkostal ekspansiyon, istirahat ve aktivite ağrısı, sağ rotasyon ve sol lateral fleksiyon, anterior tilt ve DFK enduransı açısından E Grubu'ndan daha etkili olduğu; DFK kuvveti, MEP, BÖİ ve SF-36 açısından ise E Grubu ile benzer etkiye sahip olduğu gözlenmiştir (p>0.05). Çalışmamızda, kronik boyun ağrılı hastalarda her üç tedavinin de bazı yararları olduğu; ancak özellikle torakal bölgeyi de içeren manuel tedavinin, solunum fonksiyonları başta olmak üzere en etkili yöntem olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kronik boyun ağrısı, manuel tedavi, solunum fonksiyonları, yaşam kalitesi

AğrıBoyunBoyun ağrısı+7
Seval Tamer
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Duchenne musküler distrofi'de gövde eğitiminin üst ekstremite ve solunum fonksiyonlarına etkisi

Bu çalışmanın amacı, Duchenne Musküler Distrofi'li (DMD) çocuklarda gövde eğitiminin, üst ekstremite ve solunum fonksiyonlarına etkisini araştırmaktı. Çalışmaya yaşları 6-16 arasında, DMD tanısı almış 26 çocuk dahil edildi. Çalışma grubundaki 13 çocuğa 8 hafta boyunca konvansiyonel tedavi programına ek olarak fizyoterapist tarafından gövde egzersizleri yaptırıldı. Kontrol grubundaki 13 çocuğa konvansiyonel tedavi programı uygulandı. Çocukların demografik verileri kaydedildi. 8 haftalık egzersiz programı uygulaması öncesinde ve sonrasında çocukların gövde kontrolü (Gövde Kontrol Ölçüm Skalası- GKÖS), boyun ve gövde kas kuvvetleri, üst ekstremite (Üst Ekstremite Fonksiyon Değerlendirmesi- PUL) ve solunum fonksiyonları (Solunum Fonksiyon Testi) skorları kaydedildi. Çalışma grubunda gövde eğitimi sonrası gövde kontrolünde, boyun ve gövde kas kuvvetinde, üst ekstremite ve solunum fonksiyonlarında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0,01). Kontrol grubunda ise Zorlu Vital Kapasite yüzde değeri (%FVC) ve Birinci Saniyedeki Zorlu Ekspirasyon Hacmi yüzde değerinde (%FEV1) anlamlı bir azalma bulunurken (p<0,05), diğer parametrelerde değişiklik olmadı (p >0,05). Çalışmada DMD'de gövde egzersizlerinin gövde kontrolü, boyun ve gövde kas kuvveti, üst ekstremite ve solunum fonksiyonları üzerinde etkili olduğu belirlendi. DMD'de fonksiyonel seviyenin korunması ve geliştirilmesinde erken devrelerden itibaren gövde eğitiminin tedavi programına dahil edilmesinin önemi gösterildi.

Beden koordinasyonuEgzersizKas distrofileri+3
Gökçe Yağmur Güneş Gencer
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Parsiyel kalça protezi uygulanan hastalarda abdominal masajın boşaltım aktivitesi ve solunum fonksiyon testleri üzerine etkisi

Bu araştırma, parsiyel kalça protezi (PKP) uygulanan hastalarda abdominal masajın boşaltım aktivitesi ve solunum fonksiyon testleri (SFT) üzerine etsini belirlemek amacıyla yapıldı. Tek merkezli, prospektif, iki kollu (1:1), randomize kontrollü deneysel klinik araştırmanın örneklemini Eylül 2021-Nisan 2022 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinin ortopedi ve travmatoloji kliniğine yatan, PKP uygulanan 78 hasta oluşturdu. Randomizasyonla çalışma ve kontrol grubuna atanan hastalardan çalışma grubuna (n=39) PKP sonrası sabah ve akşam öğünlerinden en az 30 dakika sonra, 15 dakika abdominal masaj uygulandı. Kontrol grubuna (n=39) ise rutin hemşirelik bakımı uygulandı. Araştırmada veriler, PKP öncesi, sonrası ilk akşam, 1., 2. ve 3. günlerde abdominal masaj uygulama öncesi ve sonrası, Boşaltım Aktivitesi Formu ve Solunum Fonksiyon Testi Formu (FVC, FEV1, FEV1/FVC) kullanılarak değerlendirildi. Verilerin analizinde, tanımlayıcı istatistikler, Pearson-χ2 testi, bağımsız gruplarda t-testi ve Man Whitney U testi kullanıldı. Araştırmada, çalışma ve kontrol grubundaki hastalar karşılaştırıldığında; çalışma grubundaki hastaların PKP sonrası 1. gün akşam, 2. gün sabah abdominal masaj uygulamasından önce ve sonra intraabdominal basınç (İAB) değeri ortalamalarının kontrol grubundan anlamlı olarak daha düşük olduğu belirlendi (p<0,05). Çalışma grubundaki hastaların PKP sonrası ilk akşam ve 1. gün sabah-akşam uygulamadan önce ve sonra, 2. gün sabah-akşam ve 3. gün sabah uygulamadan sonra bağırsak sesleri ortalamalarının kontrol grubundan anlamlı olarak daha yüksek olduğu saptandı (p<0,05). Çalışma grubundaki hastaların bağırsak seslerinin geri dönüş zamanının ve ilk defekasyona çıkma zamanının kontrol grubundan anlamlı olarak daha düşük olduğu belirlendi (p<0,05). Çalışma grubundaki hastalara PKP sonrası 1., 2. ve 3. günlerde kontrol grubundan anlamlı olarak daha az laksatif uygulandığı tespit edildi (p<0,05). Çalışma ve kontrol grubundaki hastalar karşılaştırıldığında; çalışma grubundaki hastaların PKP sonrası 1. ve 2. gün sabah-akşam, 3. gün sabah FVC değeri ortalamalarının; PKP sonrası 2. gün sabah-akşam FEV1 değeri ortalamalarının kontrol grubundan anlamlı olarak yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Araştırma; PKP uygulanan hastalara hemşireler tarafından uygulanan abdominal masajın İAB'ı, laksatif kullanım sayısını azaltırken; bağırsak seslerini, STF değerlerini arttırdığını ve bağırsak seslerinin geri dönüş zamanı ile ilk defekasyon zamanını kısalttığını ortaya koydu.

AbdomenBağırsak hareketleriBağırsak sesleri+7
Canan Kanat
Mersin University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sigara içen 18-50 yaş arası bireylerde, torakal bölge kayropraktik uygulamalar ve kayropraktik uygulamalar ile birlikte solunum egzersizlerinin solunum fonksiyon parametrelerine, tansiyon ve nabıza etkisi

Bu çalıĢmada, uzun süreli sigara kullanan ve inaktif derecede aktivite düzeyine sahip olan bireylerde kayropraktik uygulama ve kayropraktik tedavi ile birlikte solunum egzersizlerinin uygulanmasının solunum fonksiyon parametreleri, tansiyon, oksijen satürasyonu ve nabıza etkilerinin araĢtırılmasını amaçlandı. En az 10 paket-yılı sigara kullanımı ve Uluslararası Fiziksel Aktivite Ölçeği (IPAQ) anketinden inaktif veya minimal aktif derecesinde puan alan 60 gönüllü katılımcı kontrol grubu (KG) (kayropraktik uygulama grubuna) ve deney grubu (DG) (kayropraktik ve solunum egzersizleri uygulama grubu) (n=1:1) randomize edildi. Her iki gruba da 6 hafta boyunca haftada 1 defa olacak Ģekilde yüksek hızlı, düĢük Ģiddetli (HVLA) kayropraktik manüplasyon uygulandı. DG‟na ise kayropraktik tedavi ile birlikte egzersiz sıklığı ve set sayısı arttırılarak solunum egzersizi uygulandı.Egzersizler her hafta 1 seansı kayropraktik uygulama yapılırken izlendi, kalan 2 gün katılımcılar egzersizleri süpervizyon altında olmadan kendi baĢlarına tamamlamıĢlardır. Katılımcıların FEV1 (Zorlu Ekspiryumun 1. Saniyesinde Çıkarılan Hava Hacmi) , FVC (Zorlu Vital Kapasite), FEV1/FVC , PEF (Zirve Ekspiratuar Akım Hızı), Nabız, Sistolik ve Diastolik basınç ve SaO2 (Oksijen Satürasyonu) değerleri uygulama öncesi (UÖ) , ilk uygulama sonrası (ĠUS) ve ilk ölçümden 6 hafta sonra(US-6hft)değerlendirildi. ĠUS ve US-6 ile UÖ öncesi değiĢim v karĢılaĢtırıldığında DG‟da tüm ölçüm parametrelerinde, kontrol grubunda nabız, sistolik ve diastolik kan basıncı dıĢında tüm ölçüm parametrelerinde anlamlı fark bulundu. ĠUS ve US-6 ile UÖ öncesi değiĢimin gruplar arası karĢılaĢtırmasında ise iki grup arasında hiçbir ölçüm parametresinde anlamlı fark bulunmadı.

Fizik tedaviFizik tedavi yöntemleriGöğüs+7
Ünal Öğüten
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

COVİD-19 sonrası kardiyopulmoner uygunluk düzeyinin normal değerlerle karşılaştırılması ve fiziksel kapasiteyi etkileyen faktörlerin araştırılması

Amaç: SARS-CoV-2 2019 yılı sonlarında saptanan yeni bir koronavirüs türüdür, neden olduğu hastalık COVID-19 olarak adlandırılmıştır. COVID-19 başta akciğerler olmak üzere birçok organı ve sistemi etkilemesi nedeniyle COVID-19'un uzun dönem etkilerinin aydınlatılması önem taşımaktadır. Bu çalışma ile COVID-19 geçiren bireylerin egzersiz kapasitesinde değişiklik olup olmadığının ortaya konması ve bunun yaş, cinsiyet, fiziksel aktivite düzeyi, hastalık şiddeti ve komorbiditelerle ilişkisinin aydınlatılması amaçlanmıştır. Çalışmanın ikincil amacı egzersiz kapasitesindeki değişikliklerin nedenlerini belirlemek ve rehabilitasyon programlarının hedeflerini tanımlamaktır. Gereç ve Yöntem: Katılımcıların demografik bilgileri ile semptomları, eşlik eden tıbbi durumları, hastalık şiddetleri kaydedilmiştir. Katılımcılara 6 dakika yürüme testi, solunum fonksiyon testleri ve kardiyopulmoner egzersiz testi uygulanmış, fiziksel kapasite maksimum oksijen tüketimiyle (VO2maks) değerlendirilmiştir. Katılımcılar ayrıca Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ) ile değerlendirilmişlerdir. Bulgular: Çalışmaya hafif, orta, ağır, kritik hastalık şiddetlerinden sırasıyla 53, 44, 26, 9 katılımcı katılmıştır. Yorgunluk, miyalji ve baş ağrısı en sık bildirilen semptomlardır. Obezite, hipertansiyon ve sigara kullanımı en sık eşlik eden tıbbi durumlardır. IPAQ ile yapılan değerlendirmelerde bireylerin fiziksel aktivite düzeylerinin COVID-19 sonrasında azaldığı saptanmıştır. Hastalık şiddeti farklı gruplar arasında VO2maks düzeyleri açısından anlamlı fark saptanmamıştır. Bireyler COVID-19 öncesi sahip oldukları fiziksel aktivite düzeylerine göre gruplandıklarında VO2maks düzeyleri arasında anlamlı fark saptanmamıştır. Sadece hastalık şiddeti hafif olan bireylerde erkeklerin kadınlara göre VO2maks düzeyleri anlamlı olarak düşük saptanmıştır. Obezite, hipertansiyon, sigara kullanımı, diyabet ve aterosklerotik kalp hastalığı olan ve olmayan gruplarda ve farklı yaş gruplarındaki bireyler arasında beklenen VO2maks düzeyleri arasında anlamlı fark gözlenmemiştir. Egzersiz kapasitesi düşük olan grupta vital kapasite (VC), zorlu vital kapasite (FVC), birinci saniyedeki zorlu ekspirasyon hacmi (FEV1) ve maksimal istemli ventilasyon (MVV) daha düşük saptanmıştır. Düşük kapasiteye sahip grupta egzersiz testi sırasında anaerobik eşiğe daha erken ulaşılmıştır. COVID-19 geçiren bireylerde 6 dakika yürüme testi yürüme mesafesi ve VO2maks düzeyleri arasında güçlü korelasyon saptanmıştır. Sonuç: COVID-19 geçiren bireylerin egzersiz kapasitesinde azalma nedeninin öncelikli olarak azalmış fiziksel aktivite düzeyi ve solunum kısıtlılıkları olduğu sonucuna varılmıştır. Hastalık seyri üzerinde negatif etkisi olan ileri yaş, düşük fiziksel aktivite düzeyi ve komorbiditelerin öngörülen egzersiz kapasitesi üzerinde etkili olmadığı gösterilmiştir. COVID-19 geçiren bireylere yönelik rehabilitasyon programlarının fonksiyonel akciğer kapasiteleri, solunum kas gücü ve dayanıklılığı geliştirmeye öncelik verilecek şekilde tasarlanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: 6-dakika yürüme testi, COVID-19, egzersiz toleransı, kardiyopulmoner egzersiz testi, solunum fonksiyon testleri

COVID 19EgzersizSARS virüsü+3
Burak Kamil Turan
Ankara University
2023
00

Related subjects