Boşanmış aileler
Bu konu başlığı altında 50 tez
Ebeveynleri boşanmış ergenlerin boşanma sonrası yaşama uyumu
Araştırmanın amacı, ergenlerin psikolojik dayanıklılığının boşanma sonrası uyumlarını yordayıp yordamadığının incelenmesi ve ergenlerin boşanma sonrası yaşama uyumlarının çeşitli demografik değişkenlere göre anlamlı fark gösterip göstermediğinin değerlendirilmesidir. Bu kapsamda öncelikle araştırmacı tarafından Boşanma Sonrası Yaşama Uyum Ölçeği geliştirilmiştir. Araştırmanın üç çalışma grubu da Ankara'da bazı ortaöğretim kurumlarına devam eden anne babası resmi olarak boşanmış dokuz, 10 ve 11. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Birinci çalışma grubu, araştırma kapsamında geliştirilen Boşanma Sonrası Yaşama Uyum Ölçeği'nin psikometrik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla uygulama yapılan 437 ergenden; ikinci çalışma grubu, Ergen Boşanma Sonrası Yaşama Uyum Ölçeği açımlayıcı faktör analizinde ortaya çıkan faktör yapısını doğrulamak amacıyla uygulama yapılan 271 ergenden; üçüncü çalışma grubu ise Ergen Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği alt boyut puanlarının Ergen Boşanma Sonrası Yaşama Uyum Ölçeği toplam puanını yordayıp yordamadığının ve boşanma sonrası yaşama uyumun bazı değişkenlere göre anlamlı fark gösterip göstermediğinin incelenmesi amacıyla uygulama yapılan 358 ergenden oluşmaktadır. Araştırma bulgularına göre, altı boyuttan ve toplam 31 maddeden oluşan bir yapının açığa çıkarıldığı Ergen Boşanma Sonrası Yaşama Uyum Ölçeği'nin ebeveynleri boşanmış ergenlerin boşanma sonrası yaşama uyum düzeylerini ölçmek için yeterli psikometrik özelliklere sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarından bir diğerinde, Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği alt boyutlarından aile desteği, mücadele azmi ve empatinin ergenlerin boşanma sonrası yaşama uyumlarını anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur. Ayrıca, ergenlerin boşanma sonrası yaşama uyum düzeylerinin cinsiyete, birlikte yaşamadığı ebeveyni ile görüşme sıklığına, sosyoekonomik düzeye ve ebeveynler arasındaki ilişkiye göre anlamlı fark gösterdiği; birlikte yaşadıkları kişiye göre ise anlamlı fark göstermediği sonuçlarına ulaşılmıştır.
Anne babası boşanmış ve tam aileye sahip 15-18 yaş dönemi ergenlerinin benlik saygısı düzeylerinin karşılaştırılması
Yapılan çalışmada araştırılması amaçlanan temel konu ''Ebeveyni ayrılmış ve tam aileye sahip 15-18 yaş arası ergenlik dönemi çocuklarının benlik saygısı düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek'' tir. Araştırmanın temel beklentisi anne ve babası ayrılmış olan 15-18 yaş dönemindeki ergenlerin tam aileye sahip yani aile bütünlüğü bozulmamış 15-18 yaş dönemindeki ergenlere kıyasla benlik saygısı düzeylerinin daha düşük olacağı yönündedir. Ayrıca alt amaçlar olarak, ergenlerin benlik saygısı düzeylerinin ailenin bazı demografik özelliklerine göre farklılaşabileceği beklenmektedir. Bu beklentilerden hareketle, seçilen 15 ve 18 yaş grubuna dahil toplam 185 lise öğrencisine öncelikle Kişisel Bilgiler Formu uygulanarak aile yapıları ve ailenin demografik özellikleri tespit edilmiştir. Sonrasında bu öğrencilere Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği uygulanarak, ölçeğin puanlarına göre, yüksek, orta ve düşük benlik saygısı gruplarına ayrılmıştır. Araştırma bulgularına göre, gencin anne babasının ayrılmış ya da ayrılmamış olması ile benlik saygısı düzeyi arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Araştırma sonuçları, ailesi ayrılmış ya da ayrılmamış ergenlerin benlik saygısını artırma yönündeki önermeler ışığında tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Anne-Baba 2. Boşanma 3. Tam Aile 4. Ergenlik 5. Benlik Saygısı
Boşanmış ve evliliğini sürdüren bireylerin iletişim becerileri ve problem çözme becerilerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada, boşanmış veya evliliğini sürdüren bireylerin iletişim becerileri ve problem çözme becerilerinin karşılaştırılması ve bu becerilerin arasındaki ilişkinin keşfedilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla sosyodemografik veri formunun, problem çözme envanterinin ve iletişim becerileri envanterinin kullanıldığı bir online anket formu ile 327 boşanmış veya evliliğini sürdüren bireye ulaşılmış ve istatistiksel analiz yöntemleri kullanılarak araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda boşanmış veya evli bireylerin problem çözme becerileri ve iletişim becerileri arasında bir ters orantı olduğu ve problem çözme becerisi ve iletişim becerisinin boşanmış veya evliliğini sürdüren bireyler için farklı kontrol değişkenleri ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir.
Parçalanmış aile üyesi olan 9-12 yaş aralığındaki çocukların amksiyete ve depresyon düzeylerinin incelenmesi
Aile, kişinin kişilik gelişiminde, bireyin dünyayı algılamasını, değerlendirmesini ve bu değerlendirme doğrultusunda tepki vermesini etkileyen şemalarının ve bilişsel inançlarının gelişmesinde etki eden ilk ve belki de en önemli faktördür. Ailenin dağılmasının ya da parçalanmasının kişi için ciddi bir stresör olduğu bilindiğinden bu konuyla ilgili çeşitli araştırmalar yapılarak, böylesi bir stresin, bireyin ruhsal durumunu nasıl ve ne ölçüde etkilediği tespit edilmeye çalışılmaktadır. Ruhsal problemlerin genel olarak ilk belirtilerini ergenlik döneminde gösterdiği, psikolojik problemlerin ağırlıklı olarak ergenlik döneminde başladığı ya da çeşitli semptomlarla kendini gösterdiği bilindiğinden, bu araştırma da 9-12 yaş aralığındaki çocuklarla yapılmıştır. Anne-babadan birinin hayatını kaybetmesi, ya da ebeveynlerden birinin evi terk etmesi, ya da anne babasın boşanması nedenlerinden birine bağlı olarak aile bütünlüğünün bozulması durumunun 9-12 yaş aralığındaki kız ve erkek çocuklarının anksiyete ve depresyon düzeylerinin İncelenmesi amacıyla, söz konusu çalışma yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi İstanbul ilinın Esnyurt ilçesinde bulunana Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlı Esenyurt Sosyal Hizmet Merkezı'ne 01.01.2019-01.05.2019 tarihleri arasında Sosyal ve Ekonomik Destek talebiyle başvuran ailelerin, 9-12 yaş aralığındaki çocuklarının seçkisiz yöntemle belirlenmesiyle oluşturulmuştur. Katılımcılar, Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği, Çocuklar için Süreklilik Anksiyete Ölçeği ve Demografik Bilgi Formu İle değerlendirilmişlerdir. Yapılan değerlendirme sonunda yaş ile anksiyete düzeyi arasında anlamlı bir ilişki bulunurken, yaş ile depresyon düzeyi arasında anlamlı bir ilişki bulunamadığı, katılımcıların anne ve babalarının hayatta olma durumunun, anksiyete düzeyleri üzerinde anlamlı bir etksinin olduğu, anne-baba ölüm yılının, anksiyete ve depresyon düzeylerinde de anlamlı bir etkisinin olduğu, ebeveynlerin ayrılık yılı ile katılımcıların anksiyete düzeyleri arasında anlamlı bir İlişkinin olduğu, ebeveynlerin ayrılık nedenini bilme durumu ile depresyon ve anksiyete düzeyleri arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu, tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Aile, Parçalanmış aile, Depresyon, Anksiyete
Boşanmalar üzerine sosyolojik bir araştırma: Van örneği (2001-2016)
Tarihsel süreçte toplum yapılarının çoğunda aile kurumu önemli bir yer tutmuştur. Günümüz modern toplumlarında da değişen koşullara ve algılara rağmen ailenin birey ve toplum hayatında parsellediği geniş bir alandan söz edilebilir. Fakat diğer taraftan da hem geçmişte hem de günümüzde neslin devamı, cinsel hayatın tanzimi, duygusal beraberlik, sosyo-kültürel ve dinsel normların kuşaktan kuşağa aktarımı gibi hayati öneme sahip olan aile birliğinin çeşitli sebeplerle zayıflaması ve çözülmesi ile boşanmalar gerçekleşmiştir ve gerçekleşmeye devam etmektedir. Özellikle II. Dünya Savaşı'nın ardından tüm dünyayı, 2000'li yıllarla birlikte de Türkiye'yi etkisi altına alan boşanmalar, sosyo-ekonomik ve kültürel gelişmelere bağlı olarak artış kazanmaya başlamıştır. Modernleşmeyle birlikte birey ve toplum hayatında yaşanan sosyo-ekonomik dönüşümler tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de evlilik kurumunu etkileyerek boşanma eğilimlerini de arttırmıştır. Boşanmaların sadece modern toplumsal kesitlerde kendini gösteren bir olgu olmadığı bunun yanı sıra bireyin yaşam alanını kuşatan ve bu konuda dirençli bir tavır takınan geleneksel dokularda da kendini hissettirdiği görülmektedir. Bu çalışmanın amacı bir taraftan sosyo-ekonomik bileşenler üzerinden modern bir toplumsal desen diğer taraftan da barındırdığı gelenek, kültür ve aşiret dokusuyla yoğrulmuş geleneksel bir yapı özelliğine sahip Van'da 2001-2016 yılları arasında gerçekleşen boşanmaları sosyolojik açıdan incelemektir. Van'daki boşanmaları merkeze alan bu çalışma, konuyu Doğu Anadolu Bölgesi ve Türkiye'deki genel boşanmalar ile birlikte tartışmayı da hedeflediğinden 2001-2016 yılları arasında bu cephedeki boşanmaları da etüt etmektedir. Van'daki boşanmaları geniş bir açıdan değerlendirmeye çalışan bu araştırmada konu, TUİK (2001-2016), Aile Mahkemesi (2013-2016), Van Barosu Adli Yardım Bürosu (2013-2016) ve nitel görüşmelerden elde edilen geniş bir veri seti üzerinden anlamlandırılmaya çalışıldı. Van'da boşanmalar hem kadın hem de erkek açısından kültürün ve geleneğin bütün anlaşmazlıklara rağmen ertelemeye ya da kamufle etmeye çalıştığı bir durum olmaktan çıkmış görünmektedir. Boşanmaların ard alanına bakıldığında evlilik kurgusu, evlilik biçimi, aile sermayeleri kadar kentin barındırdığı sosyolojik dokunun da etkili olduğu ortaya çıkmaktadır.
İslam Hukukunda nikah akdinin fonksiyonu ve sürdürülebilirlik problemleri
Bu çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın amacını, İslam'ın muamelat noktasında nikâha ve dolayısıyla evlilik müessesine yüklemiş olduğu misyonunun irdelenmesi, akabinde de bu misyon ile bağlantılı olarak nikâhın sürdürülebilirliğini etkileyen problemlerin tespiti oluşturmaktadır. Bu tespit, aynı bir marazın teşhisi gibi, İslam'ın sunduğu prensiplerden bağımsız olarak inşa edilen nikâh müessesesinin, yaşamına devam etmesini engelleyen problemlere ışık tutmayı gaye edinmektedir. Girişte konunun önemi ve amacı, çalışmanın kapsam ve yöntemine yer verilmiştir. Birinci bölümde ise İslam hukukuna göre nikâhın mahiyetine dair; ne anlama geldiği, hükmü, nasıl gerçekleştiği, kurulabilmesi için gerekli olan şartların neler olduğu ve çeşitleri incelenmiştir. İkinci bölümde de "insan" ve "toplum" için nikâhın nasıl bir fonksiyona haiz olduğu açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise öncelikle nikâh kurumunun yaşayan bir yapıya sahip olması sebebiyle en sağlıklı şekilde yürütülebilmesi için İslam'ın ortaya koyduğu ve Müslüman olan bireylerden bu nizama göre yaşamalarını beklediği hususlar açıklanmıştır. Akabinde de İslamî bir niteliğe sahip olmaktan kısmî veya topyekûn olarak uzaklaşan bireylerin nikâh müesseselerini sürdürebilmeleri noktasında karşılaştıkları problemler irdelenmiş ve çözüm yollarının İslam hukukundaki varlığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Nikâh, Aile Hukuku, Boşanma, Nitelikli İnsan ve Toplum
Boşanma sonrası yaşam deneyimleri: Ebeveyne yabancılaşmaya ilişkin nitel bir araştırma
Aile; çocuğun toplumsallaşmasına, kişilik ve kimlik gelişimine destek olan birey için doğal ve en birincil ortamdır. Parçalanmış aile ise ölüm, boşanma ve ayrılma olarak üç ana şekille ortaya çıkan aile tipidir. Çalışmanın konusu çerçevesinde ele alınan boşanmayla parçalanmış ailelerde; boşanma sürecinde ve bağlantılı olarak ortaya çıkabilen anlaşmazlıklar sürecinde çocuğun özellikle velayetini alamamış olan ebeveynine yabancılaşabildiği görülebilmektedir. Literatürdeki baskın görüş, yabancılaşmanın; ebeveynlerden birinin çeşitli motivasyonlarla, çocuğu diğer ebeveyne bilerek yabancılaştırdığı üzerinedir. Ek olarak, ebeveynler arasında gerçekleşebilen aile içi işlevsel olmayan iletişim örüntüleri temelinde boşanma öncesi, sırası ve/veya sonrası yaşanan pek çok farklı ilişkisel nedenle gerçekleşebildiği de bilinmektedir. Bu doğrultuda araştırmanın amacı; boşanmayla parçalanmış ailelerin boşanma davasına kadarki süreci veya dava da dahil tüm süreci 18 yaşından küçükken geçirmiş olan şimdiki ergin çocuklarının, ebeveyne yabancılaşma konusundaki deneyimlerini yapısal aile sistemleri kuramı aracılığıyla ortaya koymak ve bu konu üzerinden çözüm önerileri geliştirmektir. Bu amaçla 29 özneyle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Boşanma öncesindeki aile içi işlevsel olmayan etkileşim örüntülerinden doğan iletişim sınırları ve bu doğrultuda şekillenen ilişki yapıları, bu dönemde temeli atılan yabancılaşma deneyimiyle ilk ve en önemli bağlantıdır. Boşanmanın ve beraberinde yaşanan ilgili sorunların bu temelin üzerine eklemlenerek yabancılaşmayı güçlendirebildiği görülmüştür. Öznelerden bazıları için boşanmanın hayatlarına olumsuz etkisinin ya da hiçbir etkisinin olmaması, aile yapısının ve üyeler arası ilişkilerin önemini göstermiştir. Özneler arasında boşanma sonrasında ebeveynine karşı duygu ve düşüncelerinde var olmayan bir yabancılaşmayı deneyimlediği görülen bir kişi yoktur. Boşanma öncesi veya sırası süreçlerde yaşananlar ebeveynle ilişkinin yabancılaşma boyutuna ulaşmasına neden olmuştur. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında sosyal hizmet çerçevesinde sunulan en belirgin iki öneri; tüm süreç boyunca herkesin ulaşabileceği belediye gibi kurum ve/veya kuruluşlardan verilebilecek aile danışmanlığı hizmetiyle bir destekleme programının uygulanması ve velayet davalarında uygun görülen aileler için alternatif bir seçenek olarak "ortak velayet" uygulamasıdır.
Ebeveynleri boşanmış üniversite öğrencileri ile ebeveynleri boşanmamış üniversite öğrencilerinin kişilik özellikleri, bilişsel duygu düzenleme ve psikolojik dayanıklılık açısından karşılaştırılması
Psikolojik dayanıklılık bilişsel duygu düzenleme kişilik ve boşanma literatürde farklı konular ile birlikte araştırma konusu olmuştur. Bu çalışmanın temel amacı ebeveynleri boşanmış veya boşanmamış olan bireylerin duygu düzenleme becerileri, psikolojik dayanıklılık düzeyleri ve kişilik özellikleri yönünden karşılaştırmaktır. Araştırma 2019-2020 yılları arasında İstanbul Gelişim Üniversitesi ve İstanbul Okan Üniversitesinde eğitim ve öğretin gören 77 kadından 31 erkekten oluşan 108 kişilik ebeveynleri evli grup ile 67 kadın 33 erkek 100 kişilik ebeveynleri boşanmış toplamda 208 kişinin katıldığı iki gruptan oluşmuştur. Cinsiyet yaş ebeveynlerinin boşanma durumları gibi sorulardan oluşan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Bununla beraber Bilişsel duygu düzenleme ölçeği kişilik özellikleri için beş faktör kişilik ölçeği ve son olarak psikolojik dayanıklılık ölçeği kullanılmıştır. Araştırma grubundan toplanacak olan veriler SPPS 25 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre; ebeveynleri boşanmış veya boşanmamış bireylerin bilişsel duygu düzenleme alt ölçeklerinde orta seviyede anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bilişsel duygu düzenleme becerileri alt ölçekleri ile kişilik arasındaki ilişki incelendiğinde, pozitif ve negatif ilişkili anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Boşanmış ebeveynlere sahip bireylerin kişilik özellikleri ve psikolojik dayanaklılık düzeyleri arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Cinsiyetin de boşanma üstünde etkisi anlamlı bulunmuştur. Anahtar sözcükler: Bilişsel Duygu Düzenleme, Psikolojik Dayanıklılık, Kişilik Özellikleri, Boşanma, Üniversite Öğrencisi
Boşanma sonrası ergen yaşantıları ölçeğinin geliştirilmesi ve boşanma sonrası ergenlerin yaşam deneyimleri
Bu araştırma, ebeveynleri boşanmış ergenlerin boşanma sonrası yaşantılarını belirlemeyi ve bu yaşantıları çeşitli değişkenler açısından incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma grubunu; büyükşehir statüsünde olan bir ilin merkez ilçelerinden seçkisiz olarak belirlenen devlet liselerinde, 2019-2020 eğitim-öğretim yılı içerisinde öğrenimlerine devam eden ve ebeveynleri resmi olarak boşanmış 672 ergen oluşturmaktadır. Araştırma da katılımcılara ait kişisel bilgileri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ve boşanma sonrası yaşantıları belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen "Boşanma Sonrası Ergen Yaşantıları Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma doğrultusunda toplanan verilerin istatistiksel analizleri için SPSS 20 ve LISREL 8.0 paket programları kullanılmıştır. Öncelikle geliştirilmekte olan ölçme aracının geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Daha sonra, ebeveynleri boşanmış ergenlerin boşanma sonrası yaşantılarının cinsiyete göre anlamlı bir fark gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla bağımsız örneklemler t testi; algılanan aile gelir düzeyine, şu anda birlikte yaşadığı kişiye, kardeş varlığına/sayısına, ebeveynlerinin boşanması üzerinden geçen süreye ve birlikte yaşamadığı ebeveynini görme sıklığına göre anlamlı bir fark gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla ise tek yönlü varyans analizinden (ANOVA) yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda; geçerliği ve güvenirliği kanıtlanmış bir ölçme aracı geliştirilmiştir. Aynı zamanda yapılan diğer analizlerle, ebeveynleri boşanmış ergenlerin boşanma sonrası yaşantılarının; cinsiyete ve ebeveynlerinin boşanması üzerinden geçen süreye göre istatistiksel açıdan anlamlı bir fark göstermediği; algılanan aile gelir düzeyi, şu anda birlikte yaşadığı kişi, kardeş varlığı/sayısı ve birlikte yaşamadığı ebeveyni görme sıklığına göre ise istatistiksel açıdan anlamlı bir fark gösterdiği bulunmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen bu bulgular ilgili literatür ışığında tartışıp yorumlanarak, gerekli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar sözcükler: ergen, boşanma, boşanma sonrası yaşantılar, içselleştirme problemleri, dışsallaştırma problemleri, ebeveyn ilişkileri, kaçınma
Boşanma sürecinde çatışma deneyimlerinin stratejik aile terapisi temelinde analizi bir karma yöntem araştırması
Bu araştırma, boşanma sürecinde bireylerin yaşadıkları çatışma durumlarını anlamlandırma çabasının neticesinde, tarafların içinde bulundukları çatışma durumları, bu çatışmalara yönelik onarma girişimleri ve çatışmalarını yönetmek için ihtiyaç duydukları hizmetleri ortaya koyma ve bir model önerisi sunma amacındadır. Araştırmanın yöntemi karma yöntem olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda yapılandırılmış (denetimli) gözlem tekniği kullanılarak Ankara Sıhhiye Adliyesi'nde yer alan 11 aile mahkemesinde toplam 200 duruşma gözlemi gerçekleştirilmiş, nitel boyutunda ise 9 boşanma davası devam eden birey, 7 hâkim, 5 avukat ve 14 mahkeme uzmanı ile toplam 35 derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Duruşma gözlem sürecinden elde edilen nicel veriler öncelikle SPSS 23.0 for Windows programında analiz edilmiştir. Nitel verilerin analizinde ise MAXQDA 12 Nitel Veri Analiz Programı kullanılmış ve her iki veri kümesi Caracelli ve Greene'nin oluşturdukları veri destekleme (birleştirme) stratejisi kullanılarak birleştirilmiş ve karma analiz edilmiştir. Yapılan analiz boşanma sürecinde yaşanan çatışmaların evlilik sürecinde yaşanan çatışmalardan bağımsız olmadığını ve eşler arasındaki çatışmaların konumunun özellikle boşanma sürecinin hukuki boyutunda yer alan tanık beyanları, dilekçeler, avukat savunmaları, hâkimin usulü gibi etmenlerle arttığını göstermektedir. Ayrıca boşanma sürecinin yalnızca eşler arasında değil çocukların yanı sıra, kök aile, yakın arkadaş, akraba, komşu vb yakın çevrenin ve daha büyük ölçekte toplumun sınırları içerisinde gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Ancak boşanma sürecindeki bireylerin bu sınırlar içerisinde yeterli sosyal destek sistemlerine sahip olmadıkları kök aile gibi var olan sosyal destek sistemlerinin ise çatışmaları artırıcı, çatışma konularının yönünü değiştirici ve çatışmanın sınırlarını geliştirici bir etkiye sahip olabileceklerini göstermektedir. Bu çalışma kapsamında, elde edilen bulgular ışığında, boşanma sürecindeki bireylerin ihtiyaç duydukları hizmetlerin ortaya konulması amaçlanmış ve nihayetinde stratejik aile terapisinin özü kaybedilmeden ve çatışma yönetiminin sınırlarından çıkılmadan oluşturulan model "Barışçıl sosyal boşanma çalışması" olarak kavramsallaştırılmış ve bu sayede boşanma çalışmalarına katkıda bulunulmuştur. Araştırmanın sonuçları boşanma sürecinde özellikle hukuki boyuta ilişkin hizmet modellerinin yok denecek kadar az olması sebebiyle boşanma olgusuna yönelik yeni bir kavram okumasından hareketle hukuki süreçte, sosyal refah hizmetlerinde bir değişim gerektiğine işaret etmekte ve yeni hizmet modellerinin alana kazandırılmasının gerekliliğine vurgu yapmaktadır. Ayrıca evlilik ve boşanma kavramlarının yeniden tanımlanmasına ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır.
Anne babası boşanmış ortaokul öğrencilerinin psikolojik sağlamlığının ailesel, kişisel ve sosyal faktörlerle modellenmesi
Bu araştırma ile anne babası boşanmış ortaokul öğrencilerinin ailesel ( ebeveyn kabul ve reddi "düşmanlık/saldırganlık, kayıtsızlık/ihmal, ayrışmamış red, sıcaklık/sevgi" ), kişisel ( yaşam kalitesi, benlik saygısı ve başarı için denetim odağı) ve sosyal (akran ilişkileri için denetim odağı, batıl inanç için denetim odağı, kader için denetim odağı, arkadaşlardan algılanan sosyal destek ) faktörlerin psikolojik sağlamlık düzeyini ne derece etkilediği yapısal eşitlik modeli kullanılarak belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada seçilen resmi/özel her ortaokulun 5., 6., 7. ve 8. sınıflarında öğrenim gören tüm öğrencilere uygulama yapılmış ve araştırmanın örneklemini anne babası boşanmış olan 247 kız, 278 erkek olmak üzere toplam 525 ortaokul öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama araçları; Ego Sağlamlık Ölçeği, Arkadaşlardan Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (PSS-Fr), Nowicki-Strickland İç-Dış Denetim Odağı Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği-Kısa Form, KINDL Yaşam Kalitesi Ölçeği (Kid-KINDL), Ebeveyn Kabul-Red/Kontrol Ölçeği-Çocuk Formu (EKRÖ/K) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizi Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada ailesel, kişisel ve sosyal faktörlerin anne babası boşanmış olan ortaokul öğrencilerinin psikolojik sağlamlığını etkilediği hipotez edilmiştir. Bulgular; ailesel, kişisel ve sosyal faktörlerin anne babası boşanmış olan ortaokul öğrencilerinin psikolojik sağlamlık düzeyini anlamlı düzeyde yordadığını doğrulamaktadır. Sonuçlar, anne babası boşanmış ortaokul öğrencilerinin sahip olduğu yaşam kalitesi, benlik saygısı, başarı için denetim odağı, akran ilişkileri için denetim odağı, kader için denetim odağı, arkadaşlardan algılanan sosyal destek, ebeveyn kabul ve reddi düzeyleri arttıkça psikolojik sağlamlık düzeylerinin de bununla ilişkili olarak arttığını göstermektedir. Sonuç olarak; psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri çerçevesinde, koruyucu ve önleyici çalışmların yapılması, çocukların ailesel, kişisel, sosyal alanlardaki beceri ve yeterliklerinin gelişmesine ve dayanıklı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Sağlamlık, Kişisel Faktörler, Sosyal Faktörler, Ailesel Faktörler, Boşanma, Ortaokul öğrencileri.
Boşanmış ailelerin yetişkin çocuklarının romantik ilişkilere, evliliğe ve ebeveyn olmaya dair algılarının incelenmesi: Nitel bir araştırma
Bu araştırmanın temel amacı ebeveynleri boşanmış evli ya da bekar yetişkinlerin romantik ilişkilere, evliliğe ve çocuk sahibi olmaya ilişkin görüşlerinin, olası ve mevcut çocuk yetiştirme tutumlarının ve ebeveyn öz yeterlik algılarının ebeveynlerinin boşanmış olması bağlamında derinlemesine incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda bu araştırmada nitel araştırma yaklaşımlarından fenomonolojik desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu kartopu örnekleme yoluyla ulaşılan, araştırma sırasında romantik ilişkisi olan 7, romantik ilişkisi olmayan 2 ve evli olan 4 olmak üzere 13 birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama amacı ile araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Katılımcılar ile yapılan görüşmelerden elde edilen verilerin içerik analizi sonucunda 9 tema, 26 alt tema ve 137 kod oluşturulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre boşanmış ailelerin yetişkin çocuklarında ebeveyn boşanmasının romantik ilişkilere, evliliğe ve çocuk sahibi olmaya ilişkin görüşleri ve olası ve mevcut çocuk yetiştirme tutumları ve ebeveyn öz yeterlik algılarını biçimlendirebildiği görülebilmektedir. Araştırmanın sonuçları ebeveynleri kendileri çocukken boşanmış ve şu anda yetişkin olan bireylerin romantik ilişkilerde, evlilik ilişkilerinde ve ebeveynlik süreçlerinde ebeveyn boşanmasına bağlı olarak yaşadıkları güçlüklerin anlaşılması noktasında önemlidir. Araştırmanın bulguları ilgili literatür kapsamında tartışılmış ve ruh sağlığı uzmanlarına ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.
Understanding the relational experiences of emerging adults from divorced families
Despite limited research, numerous studies have explored the impact of parental divorce on children in shaping their outlook on romantic relationships and marriage. This study investigated the experiences of emerging adults with divorced parents and their perspectives on romantic relationships, marriage, and divorce. The study employed a qualitative research design wherein 15 residents of Saudi Arabia whose parents got divorced between the ages of 18 and 29 were interviewed. Following Interpretative Phenomenological Analysis, 15 main themes emerged discussing the cultural context of divorce, parents' motivations for divorce, participants' revelation of parental divorce, emotional responses to divorce-related decisions, and the complex interplay of thoughts and behaviors surrounding divorce. The findings revealed that parental divorce has significant implications for emerging adults in influencing their perspectives, thoughts, and behaviors in romantic relationships, marriage, and divorce. Moreover, the results also addressed the impact of cultural factors and religion on perspectives of emerging adults during this transitional period. The results of the study were discussed in the light of the existing literature and recommendations for further studies were suggested.
Zihinsel engelli çocuğu olan boşanmış annelerin boşanma sürecine ilişkin yaşantılarının incelenmesi
Araştırmanın amacı zihinsel engelli çocuğu olan boşanmış annelerin boşanma sürecindeki deneyimlerine ilişkin algılarının kendi bakış açılarıyla belirlenmesi; fiziksel, sosyal, bilişsel, duyuşsal, tinsel boyutlarıyla değerlendirilmesi; boşanmadan önce aile yaşamının incelenmesi, boşanma fikrinin oluşmasına ilişkin deneyimlerle birlikte boşanma sürecinde ve boşanma sonrasında yaşadıkları güçlüklerin ve geliştirdikleri başetme stratejilerinin keşfedilmesidir. Nitel desende fenomenolojik yaklaşımla gerçekleştirilen araştırmanın çalışma grubunu zihinsel engelli çocuğu olan, boşanmış, on sekiz yaşını doldurup on dokuz yaşından gün almış engelli olmayan 30 kadın oluşturmaktadır. Veriler yarı-yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerde elde edilmiştir. Araştırmanın verileri MAXQDA 2020 nitel veri analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda annelerin boşanma öncesi yaşantıları, annelerin boşanma sürecinde yaşantıları, annelerin boşanma sonrası yaşantıları olmak üzere üç tema ortaya çıkmıştır. Araştırmaya göre, zihinsel engelli çocuğu olan ailelerde duygusal yakınlığın olmaması, bakım yükünün fazla olması, cinsiyetçi iş bölümü, eşin psikolojik baskısı, eşin ilgisiz ve sorumsuz davranışları, şiddet ve maddi sorunlar eşlerin birbirleriyle ilişkilerini olumsuz etkilemektedir. Annenin kendini çocuğuna adaması, babanın çocuğun özel durumunu kabullenmemesi ve "evden kaçması", ilgisiz ve sorumsuz davranması, çocuğun eğitim ve tedavi süreçlerinde yaşanan anlaşmazlıklar, eşler arasındaki ilişkide kaynağını zihinsel engelli çocuktan alan sorunlardır. Çocuğun bakım yükü nedeniyle annenin çalışamaması, çocuğun engeli nedeniyle ortaya çıkan ek masraflar, babanın düzensiz gelir elde etmesi, para yönetimi ve harcamalar konusunda bilinçsiz davranışları ailenin ekonomik sorunlarını derinleştirmektedir. Annelerin yarısı depresyon, kaygı, anksiyete gibi psikiyatrik sorunlar yaşamışlardır. Babanın sorumsuz davranışları, ilgisizlik, aldatma, şiddet, evden ayrı yaşama, terk, alkol kullanımı, akrabaların aile içi ilişkilere karışması, ekonomik sorunlar, kıskançlık, fikir uyuşmazlıkları, suçlama, yabancılaşma, kumar, pornografi boşanmaya yol açan faktörlerdir. Boşanma birden fazla faktörün etkisiyle gerçekleşmektedir. Ailelerin yarısına yakını ergenlik çağında çocukları olan aileler döneminde boşanmıştır. Annenin zihinsel engelli çocuğunun iyilik halini ve gelişimini düşünmesi, yalnız bırakılması, suçlanması, çocuğunun engelli olma durumundan kaynaklanan sosyal ve ekonomik haklardan yararlanmak istemesi, babanın çocuğun zihinsel engelli olma durumunu kabullenememesi, zihinsel engelli çocuğu olduğu için evi terk etmesi, zihinsel engelli çocuğa yönelik şiddet uygulaması, sorumsuzluğu, hayal kırıklığı yaşaması boşanmada kaynağını zihinsel engelli çocuktan alan faktörlerdir. Zihinsel engelli çocuğun varlığı ailede boşanmayı geciktirici bir faktördür. Bakım veren olarak anne kendini ihmal etmekte, baba ise çocuğuna yabancılaşmaktadır. Anneler boşandıktan sonra daha çok olumlu duygular yaşamakta, kendilerini genellikle mutlu, huzurlu, özgür, gururlu, rahat, memnun ve değerli hissetmektedirler.
Sembolik etkileşimci çerçevede kimliğin inşası: Boşanmış bireylerin deneyimleri
Boşanma günümüzde giderek daha görünür hâle gelen bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu anlamda çeşitli sosyal bilim alanlarında olduğu gibi sosyolojik olarak da merak uyandıran bir inceleme konusudur. Refleksif modernite imâl edilmiş küresel riskler ve belirsizlikleri bünyesinde barındırmakta, bu küresel riskler, belirsizlikler ve bireyselleşmenin yükselişi toplumsal ilişkileri ve aile kurumunu da etkilemektedir. Aşk, mahremiyet, aile kavramları da akışkanlaşarak bünyesinde çelişkili anlamları bir arada taşır hâle gelmiştir. Bu bağlamda boşanmalar Batılı ülkelerdeki kadar yüksek oranlarda olmasa da Türkiye'de de artmaktadır. Aydın ise, yaklaşık son yirmi yıldır Türkiye boşanma oranları ortalamasının üzerinde seyreden on ilden birisi olma konumunu sürdürmektedir. Bu çalışma, Türkiye'de boşanma oranlarının en yüksek olduğu illerden biri olan Aydın'da yaşayan boşanmış bireylerin benlik ve kimlik inşa süreçlerini kuramsal olarak sembolik etkileşimci bir çerçeveden incelemektedir. Nitel yöntemle yürütülen araştırmada 14'ü kadın, 8'i erkek olmak üzere toplam 22 katılımcıyla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışmada boşanmanın bireylerin sosyal ilişkilerine, toplumsal rollerine, benlik algılarına ve kimliklerine nasıl etki ettiğine odaklanılmıştır. Benlik ve kimliğin refleksif biçimde yeniden inşası, özellikle boşanma sonrası yaşanan sosyal etkileşimler ve bireylerin bu etkileşimlere verdikleri anlamlar aracılığıyla Maxqda programında analiz edilmiştir. Goffman'ın "damga" kavramı bağlamında boşanmış birey kimliği, bu kişilerin toplum içindeki konumlarını nasıl deneyimlediklerini anlamada temel kavramlardan biri olmuştur. Erkek katılımcılar, geleneksel çevrelerde sınırlı sosyal dışlanmalar yaşadıklarını belirtmiş; ancak kadınlar, doğrudan ya da dolaylı biçimde sosyal baskı, yargılanma ve damgalanma deneyimlerinin kimlik inşa süreçlerini etkilediğini ifade etmişlerdir. Katılımcıların büyük çoğunluğu boşanmayı "iyi ki" ifadesiyle olumlu bir dönüm noktası olarak tanımlarken, "keşke daha önce boşansaydım" söylemi de dikkat çekmektedir. Boşanma, başlangıçta psikososyal zorluklar barındırsa da zamanla benlik farkındalığını artıran, kimliği yeniden kurmaya olanak tanıyan bir gelişim alanına dönüşebilmektedir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Benlik, Boşanma, Damga, Gündelik hayat, Kimlik.
Sistemik aile yaklaşımı temelli grup psikoeğitim programının boşanmış bireylerin boşanmaya uyum düzeylerine etkisi
Bu araştırmada, Sistemik Aile yaklaşımına (SAY) dayalı olarak hazırlanan Boşanmaya uyum Grup Psikoeğitim Programının (BUPP) boşanmış kadın ve erkeklerin boşanmaya uyum düzeylerine etkisi ve bu etkinin altı hafta süre ile zamana bağlı kalıcılığı incelemiştir. Araştırma Temmuz-Kasım 2019'da Denizli'de özel bir danışma merkezinde araştırmaya gönüllü olarak katılan boşanmış kadın ve erkeklerden oluşmuştur. Araştırmada deney ve kontrol gruplu ön test-son test ve izleme test modeline dayalı 2x3'lük yarı deneysel desen kullanılmıştır. Deney grubunda 11 (5 erkek, 6 kadın), kontrol grubunda 11 (4 erkek 7 kadın) olmak üzere toplam 22 boşanmış kişi araştırmaya katılmıştır. Katılımcılara araştırma kapsamında geliştirilen Boşanmaya Uyum Ölçeği (BUÖ) ön test-son test ve izleme testi olarak uygulanmıştır. Araştırmada deney grubuna dokuz oturum ve her oturum 120 dakika olan SAY'a dayalı olarak hazırlanan BUPP'ı uygulanırken, kontrol grubuna herhangi bir işlem uygulanmamıştır. Araştırmanın bulguları nicel veriler kullanılarak elde edilmiş ve nitel verilerle desteklenmiştir. Araştırmanın nicel verilerini analiz etmede ANCOVA ve t testi kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları incelendiğinde deney ve kontrol gruplarının ön test-son test ve izleme test puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunduğu ve bu farkın deney grubu lehine olduğu görülmüştür. Sonuç olarak boşanmaya uyum psikoeğitim programının boşanmış kişilerin boşanmaya uyum düzeylerini arttırmada etkili olduğu ve bu etkinin altı hafta boyunca devam ettiği bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Boşanma, boşanmaya uyum, psikoeğitim, boşanmış kişiler, sistemik aile yaklaşımı
Fen bilimleri öğretmenlerine göre boşanmış ebeveynlere sahip olmanın öğrencilerin fen öğrenimlerine olan etkileri
Ebeveyni boşanmış ailelerden gelen çocukların Fen öğrenim süreçlerinde karşılaştıkları dezavantajlı durumları tespit etmek öğrenme ortamından gerektiği gibi faydalanabilmeleri açısından önemlidir. Bu amaçla yapılan çalışmada boşanmış ebeveynlere sahip olan öğrencilerde böyle bir aile geçmişine sahip olmanın Fen bilimleri öğrenimlerine olan etkileri zümre ve okul kültürünün muhtemel şekillendirici etkisi ile birlikte ortaya çıkarılmıştır. Kültürel yansıtmalar içeren araştırmada etnografik araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma Bursa ilinde MEB'e bağlı bir ortaokulda yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemi, amaçlı örneklem ile seçilen iki Fen Bilimleri öğretmeni ve araştırmacının kendisidir. Katılımcı öğretmenlerin seçiminde uzun süre aynı ortamda öğretmenler ile paylaşılan iş ortaklığı deneyiminden yararlanılmıştır. Araştırmada veri toplama amacıyla gözlem ve yarı yapılandırılmış görüşme kullanılmıştır. Toplanan veriler içerik analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonuçları; boşanmış ebeveynlere sahip öğrencilerin Fen öğrenim süreçleri için ebeveynlerinden yeterli desteği alamadıklarını ve Fen öğrenim süreçleri ile ilgili (1) hedeflerinden uzaklaştıklarını, beklentilerinin farklılaştığını ve Fen öğrenim sürecine yükledikleri değerin azaldığını, (2) içsel motivasyonlarını kaybettikleri için daha fazla dışsal motive edicilere ihtiyaç duyduklarını, (3) öz yeterliliklerinin farkında olmadıklarını ve yapabileceklerine dair inançlarının azaldığını, (4) odaklanmada yaşadıkları sorunlar nedeniyle Fen kavramlarını yapılandırmakta zorluk çektiklerini ve sıklıkla kavram yanılgılarına sahip olduklarını, (5) soru-cevap-dönüt etkileşimlerine katılmak istemediklerini ve (6) derslere katılımı sürekli aksattıklarını ve ders içi etkin katılım düzeylerinin genellikle düşük olduğunu göstermiştir.
Anne babası boşanmış ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin algıladıkları aile işlevlerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi: İstanbul ili Fatih ilçesi örneği
Bu araştırmada anne babası boşanmış ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin algıladıkları aile işlevleri bazı değişkenler açısından incelenmiştir. Tarama modeline uygun olarak düzenlenen araştırmada, öğrencilerin aile işlevlerine ilişkin algılarını belirlemek için Bulut (1990) tarafından Türkçeye uyarlanan Aile Değerlendirme Ölçeği ve araştırmanın bağımsız değişkenleriyle ilgili veri toplamak amacıyla da araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır.Araştırmanın evreni 2011?2012 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Fatih ilçesindeki resmi ilköğretim okullarının ikinci kademesindeki boşanmış ailelerden gelen öğrencilerdir. Araştırmanın örneklemini ise anne babası boşanmış 151 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmanın verilerinin analizinde parametrik dağılımlarda bağımsız gruplar t testi (independent sample t test) ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmış, ANOVA analizlerinin anlamlı çıktığı durumlarda homojen varyanslarda Scheffe testi, homojen olmadığı durumlarda Tamhane's T2 testi kullanılmıştır. Ayrıca non-parametrik dağılımlarda Kruskall Wallis H testi kullanılmış, Kruskall Wallis H analizinin anlamlı çıktığı durumlarda ise Mann Whitney-U testi kullanılmıştır.Araştırmanın bulgularına göre anne babası boşanmış öğrencilerin iletişim ve duygusal tepki verebilme boyutlarında aile işlevlerini sağlıksız olarak algıladıkları; diğer boyutlarda ise aile işlevlerini sağlıklı olarak algıladıkları görülmüştür. Anne-babanın medeni durumu açısından aile işlevleri değerlendirildiğinde ise ebeveyni boşanmış öğrencilerin ebeveyni evli olanlara göre aile işlevlerinin iletişim, duygusal tepki verebilme, gereken ilgiyi gösterme ve genel fonksiyonlar boyutlarını daha sağlıksız olarak algıladıkları görülmüştür.Ebeveyni boşanmış öğrencilerin algıladıkları aile işlevlerinin doğum sırası, kardeş sayısı, aile yapısı, ebeveyn boşandığında çocuğun bulunduğu yaş grubu ve boşanma konusunda çocuğu bilgilendiren kişi değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı; buna karşılık cinsiyet, yaş, anne-babanın eğitim düzeyi, anne-babanın mesleği, anne ve babanın hayatta olup olmaması, algılanan gelir düzeyi, anne babanın kaç yıl önce boşandığı, boşanma konusunda çocuğun bilgilendirilmesi, çocuğun birlikte yaşadığı kişi, evden ayrılan ebeveyni görme sıklığı ve algılanan anne-baba tutumu değişkenlerine göre ise anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Aile, Aile İşlevleri, Boşanma, İlköğretim İkinci Kademe
Türkiye'de ailenin karşılaştığı temel bir risk olarak boşanma
Toplumsal yapının temel taşlarından biri olan aile, günümüzde daha karmaşık ve derinleşen risklerle yüzleşmektedir. Bireylerin sosyal, ekonomik ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılayan aile kurumu aynı zamanda toplumsal yapının sürekliliğinde de temel bir rol oynamaktadır. Ancak aile, çeşitli sosyal, ekonomik ve psikolojik etkenler nedeniyle zaman zaman ciddi risklerle karşı karşıya kalabilir. Bu risklerden biri de boşanmadır. Boşanma, bireyler ve aileler üzerinde derin etkileri olan ve toplumsal dinamikleri derinden etkileyen çok boyutlu bir risk unsuru haline gelmiştir. Boşanma oranlarındaki artış, doğurganlık seviyelerinin düşmesi, hane halkı büyüklüğünün küçülmesi ve tek ebeveynli ailelerin yaygınlaşması gibi demografik değişimleri de beraberinde getirmektedir. Bu dönüşüm, sadece sayısal verilerle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda toplumsal yapının niteliğinde de köklü değişimlere işaret etmektedir. Çalışmada Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri kullanılarak, yaş, eğitim düzeyi, gelir durumu, evlenme yaşı, kentleşme oranı, kadınların iş gücüne katılımı ve evlilik süresi gibi değişkenlerin boşanma riski üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Pandemi, doğal afetler ve dijitalleşme gibi kriz dönemleri, boşanma olgusundaki değişimi daha da hızlandırmıştır. Özellikle COVID-19 sürecinde yaşanan ev içi gerilimler, artan şiddet olayları, ekonomik belirsizlikler ve sosyal izolasyon, birçok evliliğin sonlanmasına zemin hazırlamıştır. 6 Şubat depremleri gibi büyük ölçekli afetler, toplumsal dayanışma mekanizmalarını zayıflatarak aile kurumunun daha savunmasız ve kırılgan bir yapıya bürünmesine neden olmuştur. Bununla birlikte, sosyal medyanın mahremiyeti aşındıran etkisi ve bireylerin beklentilerindeki farklılaşma da boşanma süreci üzerinde doğrudan belirleyici olmaktadır. Sonuçta boşanma süreci ve sonrasında ortaya çıkan sorunlar yalnızca eşleri değil, özellikle kadınlar, çocuklar ve düşük gelirli bireyler gibi toplumsal açıdan kırılgan grupları daha derin ve kalıcı biçimde etkilemektedir. Öte yandan boşanmanın demografik, ekonomik ve psikososyal boyutları birlikte ele alındığında, bireyden devlete kadar uzanan çok katmanlı bir risk alanı ortaya çıkmaktadır. Boşanma öncesi ve sonrası alınacak önlemler ve uygulanacak sosyal politikalar, etkilerinin en aza indirilmesine katkı sağlayacaktır.
Boşanmış aile çocuklarının sosyal uyum süreci ve dindarlık düzeyleri arasındaki ilişki üzerine bir araştırma
Günümüzde boşanma, yaygın bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır ve pek çok sıkıntı ve zorluğu beraberinde getirmektedir. Türkiye'de yaşanan boşanma oranlarının da gün geçtikçe arttığı görülmektedir. Boşanma sonrasında öncelikle boşanan bireyler, dolaylı olarak da toplum üzerinde ruhsal açıdan büyük hasara neden olmaktadır. Boşanma durumuna hazırlıklı olmadıkları ve anne babaları ile olan bağlarının kopması söz konusu olduğu için çocuklar, bu durumdan çok daha fazla etkilenmekte ve çocuklar yaşadıkları olumsuz durumlar sonucunda sosyal uyum problemleri yaşmaktadır. Bu araştırmanın amacı 12-17 yaşlarında bulunan boşanmış aile çocuklarının boşanma sonrası sosyal uyum ve dindarlık düzeylerinin incelenmesidir. Araştırma, Hatay ilinde lise seviyesinde eğitim gören ergenlik (12-17) dönemindeki boşanmış aile çocuklarından 111 katılımcı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ilişkisel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırma verilerini toplamak "Boşanma Uyum Envanteri", "Dindarlık Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde; istatistik paket programı kullanılmıştır. Araştırma temel problemine göre gerçekleştirilmiş ve sosyal uyum ile dindarlık ilişkisi bakımından boşanmanın çocuğun bu durumun olumsuz etkilerinden kurtulup sosyal uyumuna etki eden etmenler açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca boşanma sonrası dindarlığın sosyal uyum üzerinde etkisi olup olmadığını açıklamak da hedeflenmiştir.
İslâm aile hukukunda boşanmanın mali sonuçları
İslâm Aile Hukukunda "mîsâgan galîza" olarak tanımlanan evlilik akdi ve bu akdin sonlandırılması diğer hukuk alanlarına göre ayrı bir önem arz etmektedir. Nasslarda evlilik akdi ve bunun getirdiği mali sorumluluklar ile boşanma ve sonrasında tarafların yükümlülüklerine yer verilmiştir. İslâm aile hukukunda boşanmanın mali sonuçları kadına tanınan nafaka (iddet nafakası) hakkı, tazminat, süknâ (mesken) hakkı, tamamının veya bir bölümünün müeccel olması durumunda mehir hakkı, boşamanın maraz-ı mevt (ölüm hastalığı) halinde yapılması durumunda miras hakkı ve müt'a hakkından oluşmaktadır. Boşanmanın mali sonuçlarını oluşturan bu başlıklar içerisinde boşanma nafakası ve tazminatı günümüz hukuk sistemlerinin güncel sorunlarını da oluşturması açısından ayrı bir öneme sahiptir. İslâm hukuku boşanma sonrası nafaka sorumluluğunun süresi, kapsamı ve nafaka yükümlüsü kişiler hususunda getirdiği sistem ile günümüz hukuk sistemlerinde yer alan boşanma sonrası nafaka sorumluluğu ve süresi hususundaki güncel sorunlara önemli bir çözüm yolu sunmaktadır. Boşanma sonrası tazminat klasik fıkıh kaynaklarında müstakil bir başlık altında yer almasa da temel hukuk ilkeleri ve makasıd teorisi boşanma tazminatının İslâm hukukuna yabancı bir kavram olmadığını göstermektedir. Bu temel prensipler dikkate alındığında maddi ve manevi zarara uğrayan kusursuz eşin zararlarının tazmini İslâm hukuku açısından ehemmiyet arz etmektedir. Evliliğin sona ermesi durumunda nafaka ve boşanma tazminatı gibi mali sorumlulukların yanı sıra kadının belirli süre barınma ihtiyacını temin yükümlülüğü, müt'a ve mehir gibi ekonomik yükümlülükler boşanma sonrası kadının temel ihtiyaçlarının karşılanması ve hayatını idame ettirmesi için önemli bir kolaylık sağlamaktadır. Tezimizin temel konularını teşkil eden boşanma hukukunun (özellikle evliliğin sona ermesi sebebiyle karşılaşılan) mali konular analiz edilerek değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İslam Hukuku, Nafaka, Tazminat, Süknâ, Müt'a.
Çocuk-ebeveyn ilişki terapisi eğitiminin boşanmış annelerin empati, kabul ve stres düzeylerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, çocuk-ebeveyn ilişki terapisi eğitiminin boşanmış annelerin ebeveyn stresi, kabulü ve empati düzeyleri üzerinde etkisi olup olmadığını incemektir. Araştırmaya katılan annelerin stres düzeylerini belirlemek amacıyla, Anne-Baba Stres Ölçeği (ABSÖ) kullanılmıştır. Annelerin kabul düzeyini belirlemek için Porter Ebeveyn Kabul Ölçeği (PEKÖ) kullanılmıştır. Annelerin empati düzeylerini ölçmek amacıyla da Ebeveyn-Çocuk Etkileşiminde Empati Değerlendirme Formu (EÇEEDF) kullanılmıştır. Ayrıca katılımcı annelerin eğitim programına ilişkin görüşlerini öğrenmek için yarı yapılandırılmış görüşme formundan yararlanılmıştır. Bu araştırmanın modeli öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen türündedir. Araştırmanın bağımsız değişkeni uygulanan müdahale yöntemi; bağımlı değişkenleri ise ebeveyn stresi, ebeveyn kabulü ve ebeveyn empati düzeyleridir. Araştırmanın deney ve kontrol gruplarına toplam 19 boşanmış anne atanmıştır. Annelere okul öncesi eğitim kurumları aracılığıyla ulaşılmıştır. Deney grubunda yer alan 9 anne ile 10 haftalık çocuk ebeveyn ilişki terapisi oturumları Çukurova Üniversitesi psikolojik danışma biriminde yürütülmüştür. Araştırmanın nicel değişkenlerinin analizinde parametrik olmayan testlerden yararlanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde; çocuk ebeveyn ilişki terapisi eğitiminin boşanmış annelerin ebeveyn stres düzeylerinin azalmasında, kabul ve empati düzeylerinin ise artmasında etkili olduğu ve bu etkinin uzun sürede kalıcı olduğu görülmektedir. Buna ek olarak çocuk ebeveyn ilişki terapisinin annelerin kendileri (annelik rolüne ilişkin kazanım, oyunda değişim ve bireysel kazanım), çocukları (davranışsal kazanım, oyunda değişim) ve anne-çocuk ilişkisi açısından (yakınlık ve disiplin) kazanımlar elde etmesine yardımcı olduğu görülmektedir. Anahtar kelimeler: Oyun terapisi, filial terapi, stres, kabul, empati, boşanma.
Boşanmış ebeveynlerin ortak ebeveynliğe yönelik algılarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, boşanmış ebeveynlerin, eski eşleri ile ortak ebeveynlik konusundaki deneyimleri hakkındaki görüşlerini betimlemek, ortak ebeveynliğe ilişkin yeterlik algılarını ortaya çıkarmak ve bu konuda ihtiyaç hissedilen çalışmalara yönelik önerileri belirlemektir. Nitel araştırma yöntemlerinden görüşmenin kullanıldığı çalışmada farklı illerden farklı sosyo-ekonomik ve eğitim düzeylerine sahip 19 kadın, 7 erkek olmak üzere 26 katılımcı yer almıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme yoluyla toplanan verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, boşanma sonrasında ortak dil oluşturabilen boşanmış ebeveynlerin çocuklarıyla ilgili ortak karar alabildikleri, etkili iletişim kurabildikleri, çocuk yetiştirmede ortak amaçlarda buluşabildikleri, görev ve sorumluluk paylaşımında işbölümü yapabildikleri, birbirlerinin ebeveynlik becerilerini onaylayarak destekledikleri, kişisel ve kültürel farklılıklara rağmen çocuğun faydasını gözeterek ortak kararda buluşabildikleri görülmüştür. Ortak karar almalarının kendileri, çocukları ve ebeveynlik ilişkileri üzerinde olumlu psikolojik yansımalarının olduğu görülmüştür. Boşanma sonrasında ortak dil oluşturamayan boşanmış ebeveynlerin çocuklarıyla ilgili ortak karar almada zorlandıkları, çatışmalı iletişim içinde oldukları, çocuk yetiştirmede farklı tutum ve önceliklerinin olduğu, görev ve sorumluluk paylaşımının olmadığını, birbirlerinin ebeveynlik becerilerini onaylamayıp zayıflatarak ortak karar alamadıkları görülmüştür. Boşanma öncesi ortak dil oluşturmayı başaramayan ebeveynlerin boşanma sonrasında da ortak dil oluşturamadıkları görülmektedir. Anahtar kelimeler: Ortak Ebeveynlik, Boşanma, İşbirliği, Ebeveyn-çocuk ilişkisi, aile sistemi
Şema terapiye dayalı bireysel psikolojik danışmanın anne babası boşanmış ön ergenlerin problem davranışları ile duygusal ve psikolojik iyi oluşlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, Şema Terapi'ye dayalı bireysel psikolojik danışmanın anne babası boşanmış ön ergenlerin problem davranışları ile duygusal ve psikolojik iyi oluşlarına etkisini incelemektir. Araştırma süreci nicel ve nitel olmak üzere iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Bireysel psikolojik danışmanın etkililiği nicel ve nitel yöntemlerle incelenmiştir. Araştırma modeli olarak "karma yöntem araştırması" kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda, deneysel müdahale kapsamında yaşları 12 ile 14 arasında değişen, 10 (7 kız, 3 erkek) ön ergene 11 hafta boyunca Şema Terapi'ye dayalı bireysel psikolojik danışma uygulanmış, ön ergenlerin ebeveynleriyle de eş zamanlı olarak 4 hafta ebeveyn danışması gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılmaya gönüllü olan danışanlara ve ebeveynlerine psikolojik danışma oturumları öncesinde ve sonrasında ergenlerin problem davranışlarını belirlemek amacıyla "Okul Çağı Çocuk ve Gençler için Davranış Değerlendirme Ölçekleri (ÇGDDÖ/6-18 ve GKDÖ/11-18)" uygulanmıştır. Danışanlardan veri toplamak için "Gençler için Kendini Değerlendirme Ölçeği (GKDÖ/11-18)", ebeveynlerden veri toplamak için "6-18 yaş Çocuk ve Gençler İçin Davranış Değerlendirme Ölçeği (ÇGDDÖ/6-18)" kullanılmıştır. Danışanların psikolojik ve duygusal iyi oluş düzeyleri de "Stirling Çocuklar için Duygusal ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (SÇDPİOÖ)" kullanılarak ölçülmüştür. Ölçümler sonrası elde edilen veriler, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda ise, araştırmaya dahil olan danışanlar ve ebeveynleri ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nitel veriler ise, içerik analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları, Şema Terapi'ye dayalı hazırlanan bireysel psikolojik danışmanın anne babası boşanmış ön ergenlerin genel problem davranışlarına etkisi olduğunu gösterirken, ayrıntılı yapılan analizler içe yönelim türü problem davranışlar ile toplam problem davranışlara yönelik sonuçların istatistiksel açıdan anlamlı, dışa yönelim türü problem davranışlara yönelik sonuçların ise, istatistiksel açıdan anlamlı olmadığını göstermiştir. Ayrıca, Şema Terapi'ye dayalı hazırlanan bireysel psikolojik danışmanın ön ergenlerin duygusal ve psikolojik iyi oluşlarının artmasında etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Danışanlar ve ebeveynlerinden elde edilen nitel verilerin analizi sonucunda ulaşılan bulguların, nicel bulgularla tutarlılık gösterdiği ek olarak, Şema Terapi'ye dayalı hazırlanan bireysel psikolojik danışmanın danışanların duygu düzenleme becerilerine olumlu etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Şema Terapi, psikolojik danışma, ön ergenlik, boşanma, problem davranış, psikolojik ve duygusal iyi oluş.