Elektrik
62 theses under this subject heading
Elektrik piyasaları, borsaları ve fiyat riskinin yönetilmesi
Elektrik sektöründe liberalleşme aşamalarının başında devlet kontrolündeki tekel şirketlerin yeniden yapılandırılması gelmektedir. Elektrik sektörünün üretim, iletim ve dağıtım kısımlarına ayrılıp, iletim hariç diğer kısımlara özel sektörün girişinin önünün açılmasıyla birlikte yatırımcılar bu sektörlere yatırım yapmaya başlamışlardır. Böylece elektrik piyasalarında rekabetçi bir yapıya geçiş başlamıştır. Elektrik enerjisi, piyasaların serbestleşmesi sürecinin bir parçası olarak yalnızca bir tüketim maddesi olmaktan çıkmış ve finansal piyasaların bir parçası haline gelmiştir. Bunun başlıca nedenleri olarak elektrik pazarında serbest fiyat hareketlerinin oluşması ve buna bağlı olarak fiyatlarda oluşan oynaklık ve risk gösterilebilir. Bu yüzden elektriğin fiziksel olarak toptan ya da perakende günlük ticaretinin yanında futures, forward ve opsiyon kontratları da alınıp satılmaya başlanmıştır. Özellikle ABD ve Avrupa'da yalnızca enerji ve enerji türev ürünlerinin alınıp satıldığı borsalar kurulmuştur. Son yıllarda Türkiye'de de enerji sektöründe serbestleşme yönünde önemli adımlar atılmış ve ayrı bir enerji borsası kurma safhasına geçilmiştir. Bu çalışmada Avrupa ve Amerika'daki enerji borsaları araştırılarak elektrik ticaretinin enerji borsaları içindeki konumu, elektrik kontratlarının özellikleri ve bu borsaların işleyişleri ile elektrik piyasalarında görülen risklerin ortaya konması, bu bilgiler ışığında da Türkiye için öneriler oluşturulması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Elektrik Piyasaları, Elektrik Borsaları, Gün Öncesi Piyasası,Elektrik Kontratları
Dünya enerji emtia fiyatları ile Borsa İstanbul (BİST) elektrik endeksi arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Enerji emtiaları, üretim sürecinin vazgeçilmez girdileridir. İnsanlığın kullandığı elektriğin çok büyük kısmı, bugüne kadar fosil yakıt kökenli enerji emtialarından; petrol, kömür ve doğal gazdan üretilmiştir. 2018 yılı itibariyle, fosil yakıtların dünya elektrik üretimindeki payı %64, Türkiye'de ise %67,6 civarındadır. Bu çalışmada, fosil kaynaklı enerji emtialarında dışa bağımlılığı yüksek olan Türkiye'de; petrol, doğal gaz ve kömür getirilerinin düzeltilmemiş ve piyasa faiz oranına göre düzeltilmiş Borsa İstanbul (BİST) Elektrik endeksinin getirisi ile nedensellik ilişkisi araştırılmıştır. Ayrıca, bu emtiaların ticaretinde ABD Doları kullanıldığından, kur değişimlerinin etkilerini görmek amacıyla TL/ABD Doları kuru, emtia fiyat değişimlerinin sektöre özgü olup olmadığını tespit etmek için de BİST 100 endeks getirileri analize dâhil edilmiştir. Bildiğimiz kadarıyla bu araştırma, Türkiye'de BİST Elektrik endeksi getirisinde dünya petrol ve doğal gaz fiyatlarının yanında dünya kömür fiyatlarının da etkisini inceleyen ilk çalışma olma özelliğini de taşımaktadır. Analiz dönemi olarak 17 Mayıs 2010 – 29 Mayıs 2020 dönemi belirlenmiş, değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi Granger nedenselliği test etme yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda; Petrol ve kömür fiyatlarındaki değişimler ile BİST Elektrik Endeksinin getirisi arasında karşılıklı nedensellik ilişkisi olduğu, doğal gaz fiyatlarındaki değişim ile ne BİST 100 ne de BİST Elektrik Endeksinin getirileri arasında nedensellik ilişkisinin olmadığı tespit edilmiştir.
Türkiye elektrik spot ve vadeli işlem piyasaları arasındaki nedensellik ilişkisinin analizi
Elektrik enerjisi gelişen teknoloji ile birlikte hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Elektriğe duyulan ihtiyaç giderek artarken, bu ihtiyacın karşılanabilmesi için sektörün büyümesi de kaçınılmaz olmaktadır. Yatırımların sektöre çekilebilmesi için güven veren, sağlıklı işleyen bir piyasa yapısı ayrıca önem arz etmektedir. Bu nedenle piyasanın gelişimi adına dünyada ve Türkiye'de pek çok adım atılmakta, köklü değişimler yaşanmaktadır. Türkiye'de Elektrik Piyasası Kanunu ile başlayan ve elektrik piyasasının şeffaf, güvenilir, rekabete dayalı ve diğer ülkelerin elektrik piyasaları ile entegre bir elektrik piyasasının oluşturulması hedeflenen süreçte her ne kadar ilerleme kaydedilse de henüz istenilen noktaya ulaşılamamıştır. Bu nedenle Türkiye'deki elektrik spot ve vadeli işlem piyasalarının gerçek fiyatları tam anlamıyla yansıtamadığı düşünülmektedir. Piyasanın daha serbest ve daha güvenilir olabilmesi adına Türkiye Enerji Borsası kurulmasına ve ilk etapta bu borsada elektrik ticaretinin yapılmasına karar verilmiştir. Türkiye Enerji Borsası'nın faaliyete başlamasından sonra piyasalara güven duyulması, her iki piyasanın derinliğinin artması ve böylece daha gerçekçi fiyat oluşması beklenmektedir. Çalışmada, öncelikle elektrik piyasa yapısının nasıl işlediği, piyasada ne gibi değişimler yaşandığı araştırılmış, daha sonra önemli elektrik piyasa yapılanmalarından, Türkiye'deki mevcut piyasalardan ve bu piyasalardaki fiyat oluşumlarından söz edilmiştir. Bu kapsamda, Türkiye'deki elektrik spot ve vadeli işlem piyasaları arasındaki nedensellik ilişkisi Granger nedensellik testi ile incelenmiştir. TEİAŞ PMUM'da belirlenen Kısıtsız Piyasa Takas Fiyatı'nın günlük ortalaması spot veri olarak, Borsa İstanbul'da işlem gören en yakın vadeli Baz Yük Elektrik Vadeli İşlem Sözleşmesi'nin uzlaşma fiyatı da vadeli fiyat olarak kullanılmıştır. Zaman serisi verilerinin analiz için uygunluğu Augmented Dickey Fuller birim kök testi ile test edildikten sonra yapılan Granger nedensellik testi ile çift yönlü nedensellik ilişkisinin varlığı tespit edilmiştir. Bu sonuca göre her iki piyasa birbirinden etkilenmektedir. Teoride, vadeli işlem piyasalarında oluşan fiyatların spot fiyatlarla ilgi öncü gösterge olması ve böylece risk yönetimine katkı sağlaması savının, mevcut yapı itibariyle Türkiye Elektrik Piyasası için geçerli olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Elektrik Enerjisi, Elektrik Piyasaları, Elektrik Spot ve Vadeli Piyasaları, Granger Nedensellik Testi.
Elektrik ve buhar üreten santrallerde yük optimizasyonu
Bu yüzyılın ikinci yarısında bazı fosil yakıtların rezervlerinin sonuna gelinecegi tahmin edilmektedir. Bu sebepten dolayı, bütün enerji kaynaklarının verimli bir sekilde kullanılması büyük önem tasımaktadır. Elektrik sektöründeki rekabetin ana hedefi, güvenilir ürün, daha yüksek kalite, daha düsük fiyat teklifi, elektrigin dagıtılmasında ve üretilmesinde ki verimliligin arttırılmasıdır. Elektrik piyasa katılımcılarının daha düsük fiyat teklifi verebilmeleri için enerji santrallerinde ekonomik yük dagıtımı ve üretim planlaması yapmaları gerekmektedir. Bu çalısma, kojenerasyon santrallerindeki yük optimizasyonu ve elektrik güç üretiminin planlanması ile ilgilidir. Bu, ünite karakteristikleri ve sistem kısıtlamalarının uydugu optimizasyon periyodundaki bütün ünitelerin üretim seviyelerinin belirlenmesini içermektedir. Ünite karakteristikleri ve kısıtları, minimum ve maksimum üretim sınırlarını, yakıt maliyeti fonksiyonunu, start-up maliyetini, minimum çalısma süresi ve maksimum durma sürelerini ele almaktadır. Sistem kısıtlamaları, rezerv güç gereksinimleri ve güç dengesidir (tüm saatlerde talebin arza esit olması). Çalısmanın birinci kısmında, rekabetçi elektrik piyasasının genel yapısı ve Türkiye'deki elektrik piyasa yapısı ele alınmıstır. kinci kısmında, üretim planlama, kojenerasyon santrallerinde enerji maliyeti, optimizasyon teknikleri, lagrangian relaxation yöntemi bahsedilmistir. Son kısımda ise, Lagrangian Relaxation yönteminde birinci dereceden Gradient yöntemi kullanarak, termik santrallerdeki optimum ekonomik yük dagıtım çalısması verilmistir. Anahtar kelimeler: Enerji, Elektrik, Yük optimizasyonu, Kojenerasyon, Lagrangian, Rekabetçi elektrik piyasaları
Transformatör merkezlerinin yapım, bakım ve onarım işlerinde iş sağlığı ve güvenliği açısından risk değerlendirmesi
Bu çalışma, transformatör merkezlerinin yapım, bakım ve onarım işlerinde karşılaşılan tehlike ve risklerin iş sağlığı ve güvenliği açısından araştırılması ve değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Elektrik enerjisi, modern yaşamın sürdürülebilirliği açısından kritik bir öneme sahip olmakla birlikte, yanlış uygulamalar sonucu ciddi iş kazalarına ve meslek hastalıklarına neden olabilmektedir. Bu kapsamda, yüksek gerilim içeren transformatör merkezlerinde çalışan personelin maruz kalabileceği risklerin belirlenmesi, analiz edilmesi ve bu risklere karşı önleyici tedbirlerin alınması hayati önem taşımaktadır. Araştırmada, Yozgat ilinde bulunan bir transformatör merkezinde incelemelerde bulunulmuş ve Fine-Kinney Risk Değerlendirme Metodu kullanılarak risk analizleri gerçekleştirilmiştir. Saha çalışması ve verilerin toplanması sürecinde kurumsal izinler alınmış, olası riskler yerinde tespit edilerek değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında elde edilen bulgular, yalnızca ilgili trafo merkezi özelinde değil, benzer nitelikteki tesislerde de uygulanabilir öneriler sunmaktadır. Çalışma sonucu elde edilen bulgular doğrultusunda, elektrik enerjisi sektöründe çalışanların iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasına yönelik farkındalık oluşturmalı, proaktif yaklaşım yaygınlaştırılmalı ve sürdürülebilirlik sağlanmalıdır.
Elektrik özelleşmesinin tekstil işletmelerinin maliyetlerine etkisi: Maliyet analizi
Elektrik enerjisi milyonlarca insan tarafından kullanılan insan hayatı için oldukça önemli bir enerji türüdür. Elektrik enerjisi sektörü dünya ve ülke ekonomisinde oldukça önemli bir paya sahiptir. Elektrik enerjisi üretim yapan sektörleri de önemli düzeyde etkilemektedir. Bu sektörlerin başında tekstil sektörü gelmektedir. Tekstil üretimi, teknolojinin geliştirmiş olduğu makinelerle üretimi gerçekleşmektedir. Küresel rekabetin artması kalitesi yüksek olan ürünlerin daha düşük maliyet ile üretilmesini zaruri bir hale getirmiştir. Küresel piyasanın böyle bir şekil alması, tekstil işletmelerinde maliyetin ve maliyet muhasebesinin önemini da arttırmaktadır. Çalışmanın amacı, özelleşen elektrik enerjisinin tekstil işletmelerindeki maliyetine etkisini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda elektrik enerjisi sektörünün yeni oluşumu, tekstil sektörünün gelişimi ortaya konularak, tekstil sektöründe girdi olarak kullanılan elektrik enerjisi fiyatının ürün üzerindeki maliyet etkisi tespit edilmesi için Safha Maliyet yöntemi kullanılmıştır. Gaziantep'te faaliyet gösteren emsal iki işletmeninin üretime konu olan ürünlerin maliyet yapısı bu işletmelere hizmet veren SMMM ofisinden temin edilmiştir. İşletmelerin ismi değiştirilerek ve verilerin gerçekliğine bağlı kalarak; sayısal işlemlerin kolaylaştırılması amacıyla rakamların sıfırları azaltılıp tam sayı şeklinde bir düzeltme yapılmıştır. Elektriğin özelleştirilmesi sonucu serbest tüketici olarak tedarikçisini seçme hakkını kullanan Y tekstil A.Ş, X Tekstil A.Ş 'ye göre her iki tür üründe de birim başına 0,24 Türk Lirası daha az maliyete katlanmıştır. Gaziantep'te faaliyet gösteren emsal iki şirket olan X A.Ş ve Y A.Ş Tekstil üretim işletmesinde karşılaştırmalı olarak anlatılmaktadır. Kelimeler: Elektrik Enerjisi, Tekstil İşletmesi; Maliyet muhasebesi, Özelleştirme
Elektrik tesisatı ve ekipmanlarının yangından korunmasında kullanılan otomatik yangın söndürme sistemlerinin incelenmesi
Ülkemizde elektrik kaynaklarında meydana gelen kaza-olaylar neticesinde elektrik kaynaklı yangınlar büyük oranda görülmektedir. Elektrik kaynaklı kazalar birçok sebepten dolayı oluşabilmekte olup, kazaların önceden kestirilmesi çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Çok ani şekilde meydana gelen bu kazaların en büyük sonuçlarından bir tanesi yangındır. Bu yüzden elektrik kaynaklarında oluşabilecek yangınlara karşı gerekli önlemlerin alınması, birçok yangının engellenmesini sağlayacaktır. Elektrik yangınları günümüzde çok büyük kayıplara neden olmaktadır. Bunun için can ve mal güvenliğinin sağlanması için elektriğe bağlı yangınların incelenmesi önem arz etmektedir.
Renewable energy and sustainable development: SWOT analysis of Djibouti
From a general point of view, the imminent scarcity of fossil fuels, the need to fight against global warming, environmental consciousness and lastly importance of sustainable development of energy policy have put renewable energies at the centre of a strategic struggle for the world's future. The objective of this thesis is to find solutions for cheaper electricity and to recommend solutions to support the sustainable development of renewable energies in Djibouti. These solutions and recommendations are subjective and not quantitative. The country's existing electricity position is strongly deficit. 97% of the population's energy needs (mostly urban with more than 85%) are fulfilled by imports of petroleum products and 90% of Djiboutian households use kerosene as household fuel. The electricity coverage rate is very small, in the range of 30% (Fouad Aye, 2009). And yet, the country has a large potential in renewable energies. In order to ensure sustainable development, a stable energy supply at a reasonable cost is necessary. For Djibouti, the implementation of a long-term energy strategy is important. This will encourage energy conservation in Djibouti and the production of renewable, efficient and economical power systems. But can the access of renewable energy solve the electricity problems of the country? And how a better electricity can contribute to the sustaible development of the country? Those are the main questions to be answered on the energy field. In this thesis the Swot analysis is the tool used to carry out the research. Keywords: integration, renewable energy, energy planning, national energy balance Energy
Türkiye elektrik sektöründe yenilenebilir enerjinin rolü
Yenilenebilir enerji; yerli, temiz ve çevre dostu özellikleri ile Türkiye elektrik üretimi için stratejik bir öneme sahiptir. Yenilebilir kaynakların yerli nitelikli oluşu ve yakıt maliyetinin düşük olması, elektrik üretiminde daha çok kullanılmaları için önemli birer tercih sebebidir. Yenilenebilir enerji kaynaklı elektrik üretimi yapan firmalara devlet tarafından belirlenen fiyatlardan elektrik alım garantisi uygulamaları, sektörün gelişimi için ne yazık ki tek başına yeterli değildir. Türkiye?de yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi sürecinde kullanılan rüzgar türbini, güneş pili gibi elektro-mekanik aksamların üretimi, çok yetersiz düzeydedir. Öncelikle bu girdilerin ülke içi üretimine yönelik teknolojik gelişmeyi sağlayacak AR-GE harcamalarının devletçe doğrudan desteklenmesi ve bu amaçla kapsamlı bir teşvik sisteminin oluşturulması gerekmektedir. Yükselen enerji ithalatı ve buna bağlı olarak artan enerjideki dışa bağımlılık, Türkiye?de cari işlemler açığının yapısal bir özellik kazanmasına aracılık etmiştir. Söz konusu dışa bağımlılığın azaltılabilmesi için yenilenebilir enerji dışındaki politika önerileri; uygun tasarruf önlemleri çerçevesinde enerji yoğunluğunun düşürülerek enerji verimliliğinin artırılması, nükleer enerjiden elektrik üretimi ve linyit gibi yerli enerji kaynaklarının akılcı kullanımı olarak sıralanabilir. Ülkenin artan elektrik talebini karşılayacak yatırımların tümüyle kar amacına odaklanmış özel sektör tarafından gerçekleştirilmesini beklemek, günümüz koşullarında çok gerçekçi değildir. Özel yatırımlarla birlikte devletin de özellikle ciddi bir enerji stratejisi ve planlaması dahilinde aktif olarak yatırım faaliyetlerine devam etmesi gerekmektedir. Enerji politikası uygulayıcıları, bir an önce enerjideki mevcut dışa bağımlı yapının değiştirilmesi için elektrik üretimi sürecinde kullanılan ithal girdilerin yurt içi üretimle ikamesini amaçlayan teknoloji geliştirici uygulamaları teşvik etmelidir.
Nesnelerin interneti (IoT) tabanlı transformatör izleme sistemi
Günümüzde teknolojinin hızla gelişmesi izleme sistemlerinde akıllı sistem çözümlerini de beraberinde getirmiştir. Akıllı teknolojiler ile birlikte transformatörlerdeki farklı parametrelerin uzaktan izlenmesi, analiz edilmesi, transformatör hakkında bilgi edinilip gerekli önlemlerin önceden alınması ve operatörlerin uyarılması olanaklı hale gelmiştir. Bu tez çalışmasında Nesnelerin İnterneti (IoT) tabanlı bulut sistemi ile düşük maliyetli modüler bir sistem tasarımı hedeflenmiştir. Sistemde kullanımı kolay olan, açık kaynak kodlu Arduino Mega 2560 mikrodenetleyicisi kullanılmıştır. Modüler sistem tasarımı ile sensörlerden alınan sargı sıcaklığı, yağ sıcaklığı, ortam sıcaklığı, akım ve yağ seviyesi gibi parametreler izlenmiştir. Sürekli izlenen parametrelerin yanı sıra sargı sıcaklığından yola çıkarak IEEE standardına uygun şekilde transformatörün yalıtım yaşlanma düzeyi hesaplanmış ve buna bağlı olarak kalan servis ömrü kestirilmiştir. Sensörlerden alınan ve hesaplanan değerlerin kablosuz modül ile ThingSpeak web arayüzüne gerçek zamanlı olarak aktarılması sağlanmıştır. Diğer taraftan aynı veriler hafıza kartına zaman bilgisi ile kaydedilmiş ve tasarlanan sistem üzerindeki ekranda gösterilmiştir. Opsiyonel olarak kullanılan 4-20mA/0-5V dönüştürücü modül ile farklı sensörlerin sisteme entegresi olanaklı hale getirilmiştir. Sensörlerden alınan parametrelerin değişimlerine göre başka bir aygıtın kontrolünün sağlanması için röle modülü kullanılmıştır. Ücretsiz bir platform olan Pushingbox uygulaması sisteme entegre edilerek sensörden alınan verilerin kritik değer aralıklarında veya kritik değer aşımlarında tanımlı olan mobil cihaza ve bilgisayara uyarı mesajı gönderilmesi sağlanmıştır. Tasarlanan modüler yapılı sistem prototip deney transformatörü için denenmiştir.
Antibiyotik toksisitesinin mikrobiyal yakıt hücresi (NHY) tabanlı biyosensör kullanarak tespiti
Antibiyotikler, insan ve hayvanlarda bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde yaygın bir şekilde kullanılan antimikrobiyal ilaçlardır. Antibiyotiklerin dünya genelinde kullanımının giderek artması sonucunda bu bileşikler atıksu arıtma tesislerine ulaşmakta ve aktif çamur prosesinin performansını etkilemektedir. Biyolojik arıtma tesislerinde erken uyarı sistemleri toksik bileşiklerin saptanması için kritik öneme sahiptir. Bu tez çalışmasında üç farklı tetrasiklin antibiyotiklerinin (terasikilin, klortetrasiklin ve oksitetrasiklin) mikroorganizmalar üzerindeki toksik etkisinin mikrobiyal yakıt hücresi (MYH) tabanlı biyosensörler kullanılarak tespiti araştırılmıştır. MYH reaktörlerine enjekte edilen antibiyotik konsantrasyonu 0.25-50 ppm aralığında olacak şekilde ayarlanmıştır. Söz konusu antibiyotik konsantrasyonları altında MYH reaktörünün performansı detaylı bir şekilde araştırılmıştır. Çalışma sonuçları MYH sistemine enjekte edilen antibiyotik konsantrasyonu ile MYH'nin güç üretiminde meydana gelen inhibisyon oranı arasında korelasyonun mevcut olduğunu göstermiştir. En yüsek toksik etki klortetrasiklin antibiyotiğinde meydana gelmiştir. Diğer taraftan, antibiyotik konsantrasyonunun artışı ile biyofim direncinin arttığı belirlenmiştir. İşletme süresi sonunda anot yüzeyinden alınan SEM görüntülerinde az sayıda bakterinin varlığına rastlanmıştır. Ayrıca membran yüzeyinde yüksek miktarda bir çökelti tabakasının mevcut olduğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlar MYH tabanlı biyosensörlerin antibiyotiklerin tespiti için kullanılabileceğini göstermiştir.
Kayseri belediyesi molu çöp toplama tesisinde çöp gazından elektrik üreten tesisin enerji ve ekserji analizleri
Bu araştırmada; ülkemiz enerji politikalarına genel bir bakış yapılarak, yenilenebilir enerji kaynakları arasında önemli bir yere sahip olan çöp gazından elektrik üretilmesi amaçlanmıştır. Atıkların yakılmasının çevre üzerine olabilecek olumsuz etkilerini, özellikle hava, toprak, yüzey suları ve yeraltı sularında emisyonlar sonucu oluşan kirliliği ve insan sağlığı için ortaya çıkabilecek tehlikeleri uygulanabilir metotlarla engellemek ve sınırlandırma amaçlanmaktadır. Atıkların arazide depolanması, atık bertaraf yöntemlerinin en eskisi ve en çok kullanılanıdır. Katı atıkların rastgele atılması ne yazık ki ülkemizde yaygın olarak kullanılmaktadır. Çöp yakma veya beraber yakma tesisinin işleticisi, özellikle havanın, toprağın, yüzey ve yeraltı sularının kirlenmesi ile koku ve gürültü gibi çevre üzerindeki olumsuz etkileri ve insan sağlığı açısından doğrudan tehlike oluşturan kirlilik kaynaklarını önlemek veya azaltma amaçlıdır. Ayrıca enerjinin korunumu ve ekonomik açıdan faydalanmak amacıyla enerji ve ekserji analizleri yapılmalıdır. Kayseri Belediyesi Molu çöp toplama tesisinde çöp gazından elektrik üreten tesisin ekserji analizi ile daha verimli sistemlerin tasarlanabilmesi adına bir katkı sağlayacaktır. Enerjinin verimli kullanımına odaklı bir yaklaşım sergilenerek enerji ithalatına bağımlılığın azaltılmasına katkıda bulunan tesisin enerji ve ekserji analizleri yapılacaktır.
Ortaöğretim 9.sınıf öğrencilerinin elektrik ve manyetizma ünitesine hazır bulunuşluk düzeylerini tespit edecek ölçme aracı geliştirilmesi
Bu araştırmanın amacı; 9.sınıf öğrencilerinin, elektrik ve manyetizma konusundaki bilişsel hazır bulunuşluk seviyelerini belirlemede kullanılabilecek, geçerliliği ve güvenirliği çeşitli istatistiksel çalışmalarla ortaya konmuş, nitelikli bir ölçme aracı geliştirmektir. Bu sayede öğretmenler, öğrencilerini tanıma, öğretimi planlama ve öğretim hedeflerini tespit etme konularında öğrencileri ile ilgili ihtiyaç duydukları verileri elde edebileceklerdir.Çalışmanın başında, 9.sınıf fizik dersi programından elektrik ve manyetizma ünitesine ait kazanımlar incelendi. Bu kazanımlara alt yapı oluşturacak ilköğretim 6,7 ve 8. sınıflar ?Yaşamımızdaki Elektrik? ünitelerinin kazanımları uzman görüşü doğrultusunda belirlendi. Bu kazanımlara yönelik hazırlanan soruların oluşturduğu ilk test kapsam geçerliği için uzman görüşlerine sunuldu. Bu aşamada düzeltilmesi gereken maddeler düzeltildi. Son hali verilen test ön deneme grubu olarak seçilen 95 öğrenciye uygulandı. Elde edilen verilerle test maddelerinin ayırt edicilik ve güçlük indeksleri hesaplandı. Bu indeksleri istenen değerde olmayan maddeler düzeltilerek son test elde edildi. Son test ise yine örneklem olarak seçilen 100 tane 9. sınıf öğrencisine uygulandı.Elde edilen yeni verilerle madde istatistikleri hesaplanmış ayırıcılık gücü düşük maddeye rastlanmamıştır. Son testte yer alan maddelerin ortalama ayırt edicilik indeksi 0,38 ortalama güçlük indeksi ise 0,54 olarak bulunmuştur.Ölçme aracının güvenirliğini belirlemek için Cronbach'ın Alpha katsayısı yöntemi kullanılmış ve test maddelerinin güvenirliği 0,741 olarak bulunmuştur. Bu sonuçlar ile testin kullanılabilir olduğu sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Elektrik ve manyetizma, hazır bulunuşluk, ölçme aracı
Elektrik enerjisi tedarik sözleşmeleri
4628 sayılı ve 03.03.2001 tarihli Elektrik Piyasası Kanunu ile elektrik sektöründeki faaliyetler ayrıştırılmıştır. Kanunda piyasa faaliyetleri üretim, iletim, dağıtım, toptan satış, perakende satış, perakende satış hizmeti, ticaret, ithalat ve ihracat olarak sayılmıştır. Elektrik Piyasası Kanunu öncesinde elektrik endüstrisinde tekelci bir yapı söz konusu iken, Kanun sonrasında elektrik endüstrisinin tekelci yapısı ortadan kaldırılarak, rekabete dayalı bir elektrik piyasası kabul edilmiştir. Yeniden yapılandırma çerçevesinde elektrik faaliyetlerinden rekabete açılabilecek nitelikteki olanlar rekabetçi rejime tabi tutulmuş, buna karşılık rekabete açılamayan faaliyetler ise bağımsız düzenleyici kuruluşların düzenleme ve denetlemesine (regülasyonuna) tabi tutulmuştur. Gerek dünyada gerek Ülkemizde uzun yıllar elektrik dağıtımı ve satış iç içe geçmiş ve birlikte düşünülmüştür. Klasik elektrik tedarik sözleşmesinde elektriğin satışı ile şebekeye bağlantı ve şebekenin kullanımı bir tek sözleşme içinde yer almaktaydı. Buna karşılık modern hukukî düzenlemeler ile özellikle dağıtım ve satış birbirinden ayırt edilmiş; elektrik satışı, dağıtımdan ayrı bir faaliyet olarak düzenlenmiştir. Sektörün yeniden yapılandırılması, klâsik elektrik tedarik sözleşmesinin unsurlarını, taraflarını ve içeriğini farklılaştırmış elektrik ticaretinin ve borsalarının önünü açmıştır. Gerçekten de rekabete dayalı serbest piyasanın oluşumu ile birlikte, elektrik tedarik sözleşmesi bir tarafta şebekeye bağlantı ve şebekenin kullanımı, diğer tarafta elektriğin satışı şeklinde hukuki niteliği farklı iki ayrı sözleşme halini almıştır.
Türkiye'de elektrik piyasasında fiyat oluşumunun dünü, bugünü ve geleceği
Ekonomik kalkınmanın ve büyümenin yanında, yurttaşlar için de zorunlu bir mal olan elektrik enerjisine, toplumun her kesiminin kolay bir şekilde ulaşabilmesi, herkesin rahatça ödeyebileceği bir fiyattan satılmasına bağlıdır. Elektrik fiyatları geçmişte üretim, iletim ve dağıtım alt kesimlerinin tümünün devlet tekelindeki piyasa yapısında, belli ölçüde kamu yararı da gözetilerek elektrik KİT'lerinin maliyetleri ile hükümet programları ve enflasyon hedeflerine göre belirlenmekteydi. Devletin egemen olduğu dikey bütünleşikli bu yapıda sübvansiyonlar ve diğer teşvik unsurları fiyatların günümüze oranla daha düşük olmasını sağlamaktaydı. Piyasada önce devlet tekelinin kaldırılması, sonra da hükümetlerce yürütülen serbestleştirme çalışmaları ve özelleştirmelerle birlikte devletin sadece iletim sektöründe yer aldığı, üretim ve dağıtım pazarlarının özel kesime bırakıldığı bir piyasa yapısına geçiş hedefi büyük ölçüde gerçekleşmiştir. 4628 sayılı Yasa'nın çıkarılması sonrası Geçiş Dönemi olarak ifade edilen alt aşamada üretim ve dağıtım özelleştirmelerinin tamamlanmasıyla piyasanın yeniden yapılandırması sonucu, toptan piyasada fiyatların belli ölçülerde sunum ve istem dengesine göre marjinal fiyatlandırma ile belirlendiği bir yapı kurulmuştur. 2013 yılında geçilmesi tasarlanan son aşamada ise bütün piyasanın anlık sunum ve istem durumuna göre belirlendiği bir yapı kurulmuş olacaktır. Böyle bir ortamda belirlenecek, zorunlu olarak kullanılması gereken bir mal olan elektriğin fiyatının da geçmiş yıllardaki karar alma mekanizmalarının belirlediği fiyatlardan farklı olacağı açıktır. Özel sektörün egemen olduğu bir yapıda elektrik fiyatlarının gelecekte daha fazla artacağı yaşanan birkaç olayla gözler önüne serilmiştir.Buna göre, AB ve diğer uluslararası kuruluşların dayatmalarıyla stratejik açıdan önemli olan enerji ve elektrik konusunda Türkiye'nin kendi karar alma haklarını önce özel sektöre daha sonra uluslararası tekellere devredeceği olasılığının yüksek olduğu bir ortamda, belirlenecek olan bir fiyatlandırma yapısı da Türk toplumunun gönenci ve ülkenin geleceği açısından önemli sorunlar oluşturacaktır.
2007 fizik öğretim programı elektrik ve manyetizma konusu hakkında öğretmen görüşleri
Araştırma, ortaöğretim fizik programı elektrik ve manyetizma konusu hakkında öğretmen görüşlerinin tespiti amacıyla yapılmıştır.Araştırma örneklemi, Ankara iline bağlı üç ilçesinde (Çankaya, Mamak, Yenimahalle) bulunan okullarda fizik dersine giren, rastgele seçilmiş 13 öğretmeni kapsamaktadır.Araştırmada veri toplama aracı olarak 40 sorudan oluşan likert tipi anket ve dört temel sorudan oluşan yapılandırılmış mülakat kullanılmıştır. Öğretmenlerin ankete vermiş oldukları cevaplar SPSS programında kodlanmış ve analizi yapılmıştır. Bununla birlikte katılımcıların mülakat sonuçları ise nitel olarak analiz edilmiştir.Veriler göre; öğretmenler yeni programı içerik olarak yeterli bulmamakta, konuların dağılımında problemler olduğuna ve genel liselerin laboratuar ortamlarının yetersiz olduğuna bulunmuştur. Buna ek olarak 9. Sınıf fizik programında elektrostatik konusunun yer alması gerektiği vurgulanmaktadır. Sarmal program anlayışının fizik dersi yapısından dolayı çok anlamlı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Fizik öğretimi, öğretim programı, öğretmen görüşleri.
Türkiye'de elektrik kamu hizmetinin yürütülmesi ve lisans usulü
Çalışmada öncelikle elektrik piyasası faaliyetlerinin kamu hizmeti niteliği tartışılmıştır. Çıkan sonuç elektrik piyasasının düzenlenme ve denetlenmesine ilişkin idarenin yürüttüğü faaliyetlerin genel anlamda kamu hizmeti olduğuna şüphe olmamakla beraber, ?iletim? ve ?dağıtım? faaliyetinin kamu hizmeti niteliğine ait özellikleri taşıdığı ancak ?üretim? ve elektrik ticaretine ilişkin faaliyetlerin kamu hizmeti olmadığı yönündedir. Çalışmada ayrıca AB direktifleri doğrultusunda gelişme gösteren Türk elektrik piyasa yapısı ortaya konmuş ve bu bağlamda Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun görev ve yetkileri ile birlikte idari yapı içerisindeki konumu ele alınmıştır.Son olarak özel hukukta karşılaşılan lisans sözleşmeleri, maden işletme ruhsatnameleri ve kolluk kapsamında verilen ruhsatlar ile enerji piyasasında verilen lisanslar karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve bir sınıflandırma yapılmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak elektrik iletim ve dağıtım alanında verilen lisansların kamu hizmetinin gördürülmesi usulü olarak imtiyazlarda olduğu gibi sözleşme ilişkisi niteliği taşıdığı kabul edilmiştir. Elektrik üretim ve ticareti için verilen lisansların kural olarak kolluk kapsamında tek taraflı bir işlem olduğu görülürken; üretim lisansının doğal bir kaynağın devrini içermesi halinde, maden işletme ruhsatnamelerinde olduğu gibi sözleşme yönü bulunduğu belirtilmiştir.
Türkiye enerji piyasasının çok değişkenli doğrusal regresyon analizi ile incelenmesi
Enerji ekonomik kalkınma için temel etmendir. Son yıllarda enerji ekonomisi üzerine çalışmalar yaygınlaşmıştır. Ancak bu çalışmalar bir enerji kaynağının incelenmesi üzerine odaklanmaktadır. Bu çalışmada dünya ve Türkiye enerji tüketimi içinde en büyük paya sahip olan üç enerji kaynağı doğal gaz, elektrik ve petrol tüketimi birlikte incelenmektedir. Bu incelemede kullanılan yöntem Çok Değişkenli Doğrusal Regresyon Modeli'dir. ÇDDR modeli aynı bağımsız değişken setine sahip doğrusal regresyonlar sistemidir. Bu modelde denklemler arası doğrusal kısıtlamalar denklemler arasında standart F istatistiği ile sınanabilmektedir. Çalışmanın amacı adı geçen bu üç enerji kaynağının Türkiye verileri için talep denkleminin tahmin edilmesidir. Bu amaçla Türkiye 2001:01-2010:06 dönemi aylık verileri ile doğal gaz, elektrik ve petrol tüketimlerinin bağımlı değişken ve bu enerji kaynakların fiyatlarının, gelirin ve nüfusun bağımsız değişken olduğu ÇDDR modeli kurulmuştur. Petrol fiyatı dışındaki tüm katsayıların bütün modellerde istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır. Elde edilen katsayılar iktisadi olarak yorumlanmış ve arz ve talep hareketinin genel beklentinin dışında Türkiye enerji piyasasına özgü şekilde hareket ettiği saptanmıştır.
Türkiye ekonomisinde enerji tüketimi ile ekonomik büyüme ilişkisi (1972-2011)
Enerji bazı biyofiziksel modellerde üretim sürecinde iş gücü ve sermaye tarafından kullanılan önemli bir faktör olarak kabul görmektedir. Özellikle Sanayi Devrimi ve 1973 petrol krizinden sonra enerji tüketimi Dünya'da önemli ölçüde artış göstermiştir. Bu çalışmada enerji tüketimleri (petrol, elektrik, kişi başına ve toplam birincil enerji tüketimi, karbon dioksit salınımı) ve ekonomik büyüme arasındaki nedensellik ilişkileri 1972-2011 döneminde Türkiye ekonomisi için Johansen-Juselius eş-bütünleşme testi, Dolado-Lütkepohl VAR, genelleştirilmiş etki-tepki ve varyans ayrıştırma analizleri kullanılarak tahmin edilmiştir. Johansen-Juselius eş-bütünleşme testi sonuçlarına göre uzun dönemde enerji tüketimi ve ekonomik büyüme arasında herhangi bir ilişki bulunamamış, fakat Dolado-Lütkepohl VAR analizi sonuçları enerjinin kısa dönemde Türkiye ekonomisi için önemli bir girdi olduğunu göstermiştir. Tek yönlü nedensellik petrol, elektrik, birincil enerji tüketimi ve karbondioksit salınımından ekonomik büyümeye doğrudur ancak ampirik bulgular tersi yönde bir nedensellik ilişkisini desteklememektedir. Genelleştirilmiş etki-tepki ve varyans ayrıştırma analizleri Dolado-Lütkepohl VAR analizinin bulgularını desteklemektedir.
Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretim maliyetlerinin hesaplanması
Dünyada elektrik tüketimi her yıl artış göstermektedir, bu artışta teknolojik gelişmeler ve sanayileşme önemli etkenlerdendir. Elektrik talebinin karşılanabilmesi için alternatif enerji kaynaklarının önemi her geçen gün daha da şiddetli hissedilmektedir. Fosil kaynakların tükenme ihtimali ve çevreye vermiş olduğu zararlar, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını hızlandırmış, yenilenebilir enerji kaynaklarının yatırım maliyetleri yanında, elektrik üretim maliyet ve hesaplamalarının yapılması giderek önem kazanmış ve bu maliyetlerin düşürülmesi hususunda çalışmalar yapılmıştır. Fosil kaynakların 2050'li yıllarda tükenme ihtimalinin olması, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelişi hızlandırmıştır. Gelişen teknoloji ile birlikte elektrik üretim maliyetlerinde de düşüş yaşanmıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ve yaygınlaşması, enerji arz güvenliğini sağladığı gibi, ülke ekonomisine katkıda bulunurken aynı zamanda çevreci çözüm önerileri getirmektedir. Dünyada son otuz yılda oluşan kritik çevre kirliliği düşünüldüğünde temiz enerjinin ne denli önemli olduğu anlaşılacaktır. Hava kirliliği, çevre kirliliğinin en büyük sorunları arasındadır. Karbon salınımının %98'lik kısmı fosil yakıt kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Fosil yakıt kullanımının azaltılması karbon- dioksit ve diğer zehirli gazların oranını azaltacaktır. Karbon ve zararlı gazların oranının düşürülmesi ancak yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasıyla mümkün olacaktır. Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi gerçekleştiren santrallerin benzer maliyet kalemleri ile birlikte sadece kendine özgü maliyet kalemleri de bulunmaktadır. Çoğrafi konumun ve doğa koşullarının yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi maliyetlerinin düşmesinde etkisi oldukça yüksektir. Yenilenebilir enerji kaynaklarından üretim yapacak tesislerin fizibilite ve AR-GE çalışmalarına gereken önemi vermesi elektrik üretim maliyetinin düşmesinde fazlasıyla etkisi olacaktır. Elektrik üretim maliyetlerinin yüksek olmasında amortisman ve finansman giderlerinin etkisi yüksektir. HES ve RES'in elektrik üretim maliyetleri birbirine yakın değerler içerirken, GES'in üretim maliyeti daha yüksek konumdadır. GES üretiminde yaşanan teknolojik gelişmeler ile birlikte elektrik üretim miktarlarında artış beklenirken, üretim maliyetlerinde de düşüş yaşanacaktır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının yakın zamanda daha çok kullanılması, hem fosil kaynakların yerini alacak hem de temiz ve doğa dostu tükenmeyen bir enerji olarak gereken önem ve değerini yakalayacaktır. Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretiminin yaygınlaşması için verilen teşvik (USD-Cent) ve alım garantisi iyi hesaplanmalıdır. Gereğinden fazla verilen teşvikler devlet ekonomisine zarar verirken, yetersiz verilen teşvikler ve alım garantisinin olmaması yenilenebilir enerji kaynaklarının gelişimini yavaşlatmaktadır. Elektrik üretimi dışında, elektrik satış işlemlerinde yenilenebilir enerjiye verilen teşvik ödemeleri satış işlemini gerçekleştirecek firmalar tarafından karşılanmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretim tahminlerinin sağlıklı yapılmaması ve dolar kurundaki artış serbest elektrik satış imkânını engellemektedir. Anahtar Kelimeler: Yenilenebilir Enerji, Elektrik Üretim Maliyeti, Hidroelektrik Santrali (HES), Rüzgâr Enerjisi Santrali (RES), Güneş Enerjisi Santrali (GES), Elektrik Hizmet Maliyeti
İlköğretim 7. sınıf fen ve teknoloji dersi yaşamımızdaki elektrik ünitesinin öğretiminde işbirlikli öğrenme yönteminin öğrencilerin başarılarına ve derse olan tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 7. sınıf Fen ve Teknoloji dersinde ?Yaşamımızdaki Elektrik? ünitesinin sunumunda geleneksel öğretim ile işbirlikli öğretim yöntemi arasında öğrencilerin başarılarında, Fen ve Teknoloji dersine karşı olan tutumlarında ve öğrenilen bilgilerin hatırda kalıcılığında fark olup olmadığını incelemektir.Bu araştırmada nicel araştırma desenlerinden kontrollü ön ve son test modeli kullanılmıştır. Deney grubunda, işbirlikli öğretim yönteminin Jigsaw tekniği, kontrol grubunda ise geleneksel öğretim yaklaşımının düz anlatım ve soru-cevap tekniği kullanılarak uygulama yapılmıştır.Çalışma, İstanbul ili, Pendik ilçesi, bir ilköğretim okulunda 2008-2009 eğitim- öğretim yılında 7. sınıfta öğrenim gören 72 öğrenci ile yapılmıştır. Çalışmada deney grubu öğrencileri (N=36) ve kontrol grubu öğrencileri (N=36) rastgele belirlenmiştir.Yapılan bu çalışma, dört hafta süren bir uygulama süresini kapsamıştır. Uygulama öncesinde ve sonrasında, deney ve kontrol grubu öğrencileri arasındaki öğrenme düzeyleri, bilgilerin kalıcılık seviyeleri ve Fen ve Teknoloji dersine karşı olan tutumlarını belirlemek ve deney grubu öğrencilerinin jigsaw ile ilgili düşüncelerini tespit etmek amacıyla farklı veri toplama araçları kullanılmıştır. Bunlar; Ön Bilgi Testi, Akademik Başarı Testi, Fen ve Teknoloji Dersi Tutum Anketi ve Jigsaw Görüş Formu' dur.Sonuçlar SPSS paket programında analiz edilmiştir. Bulgulara göre, ilköğretim 7. sınıf Fen ve Teknoloji dersi ?Yaşamımızdaki Elektrik? ünitesinde, işbirlikli öğrenme yöntemi tekniği olan jigsawın, öğrencilerin akademik başarısını ve bilgilerin kalıcılığını arttırdığı saptanmıştır. Jigsaw tekniği, öğrencilerin Fen ve Teknoloji dersine karşı olan tutumlarını değiştirmemiştir.Anahtar Kelimeler: İşbirlikli Öğrenme, Jigsaw, Elektrik, İlköğretim, Tutum, Görüş
Enerji sektöründe özel kişiler lehine kamulaştırma: Elektrik piyasası özelinde inceleme
Önceleri devletin asli ve vazgeçilmez ödevlerinden biri sayılan enerji üretimi ve dağtımı, dünyayı etkisi altına alan özelleştirme dalgası ile birlikte devlete mahsus olmaktan çıkmış ve enerji alanında da özelleştirmeler başlamıştır. Bu özelleştirmeler ise, münhasıran devlet denetiminde olmakla birlikte enerji alanında faaliyet gösterecek özel kişilere de bir takım haklar tanınmıştır. Ancak, enerji sektörünün çok geniş olması ve her pazarın kendi özel dinamiklerine sahip olması nedeniyle konunun elektrik piyasası özelinde incelenmesi zorunluluğu doğmuştur.Bu çalışmada, elektrik piyasasında faaliyet gösterecek özel kişilere tanınmış haklardan, lehe kamulaştırma yapılmasını isteme hakkı ele alınmıştır.Çalışmanın sonucunda, özel kişilerin lehe kamulaştırma yapılmasını isteme hakkının Menafii Umumiyeye Müteallik İmtiyazat Hakkında Kanun'da düzenlenmiş olduğu, kanunun oldukça eski ve dilinin ağır olması sebebiyle uygulamada sorunlara yol açtığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler1.Enerji Sektörü2.Elektrik Piyasası3.Lehe Kamulaştırma4.Özel Kişiler5.Kamu Hizmeti
İlköğretim 6., 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin elektrik konusunda sahip oldukları yanlış kavramların tespiti üzerine bir araştırma
ÖZET Bu araştırma, ilköğretim 6., 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin fen bilgisi dersi müf redatında yer alan elektrik konusundaki temel kavramları nasıl algıladıklarını ve bu konu ile ilgili kavram yanılgılarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amacı ger çekleştirebilmek için, elektrik konusunda 28 adet çoktan seçmeli sorudan oluşan bir kavram testi geliştirilmiştir. Elektrik Kavram Testi, Ankara İl Merkezinde bulunan 12 adet ilköğretim okulunun 6., 7. ve 8. sınıflarında öğrenim gören 1162 öğrenciye uygulanmıştır. Uygulama yapılırken, örneklemi oluşturan öğrencilerin kavram testi nin soruları ile ilgili konular hakkında eğitim almış olmalarına dikkat edilmiştir. E lektrik Kavram Testi' nin uygulanmasından elde edilen verilerin analizi ile ulaşılan sonuçlar: İlköğretim 6., 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin elektrik konusu ile ilgili çok sayıda kavram yanılgılarına sahip oldukları belirlenmiştir. Bunlara örnek olarak; i) Elektrik devrelerinde akım tüketilir. ii) Pil, elektrik devrelerinin bağlanma şeklinden bağımsız olarak sabit akım kaynağıdır. iii) Pil, elektrik devrelerinde sabit gerilim kaynağı değildir. iv) Pilin (+) kutbundan çıkan akım ile pilin (-) kutbundan çıkan akımın am pulün içinde karşılaşması sonucunda ampul yanar gibi kavram yanılgıları verilebilir. İlköğretim 6., 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin elektrik konusunda benzer kavram yanılgılarına sahip oldukları belirlenmiştir. Buna dayalı olarak, öğrencilerin sahip oldukları yanlış kavranılan doğruları ile değiştirerek düzeltmek oldukça güçtür ve öğrenciler bu değişime direnç gösterirler.11 Öğrencilerin, elektrik konusunun en temel ve soyut olan akım ve gerilim kav ramlarını karıştırdıkları belirlenmiştir. Elektrik kavram teşrindeki bazı sorulara öğ rencilerin verdikleri cevaplar; akımı gerilim, gerilimi ise akım olarak düşündüklerini göstermiştir. Elektrik devrelerine direnç eklenerek herhangi bir değişim yapıldığında; öğ rencilerin devrelerde gerçekleşebilecek eşdeğer direnç, akım ve gerilim ile ilgili de ğişimleri anlamakta güçlük çektikleri ve bununla ilgili kavram yanılgılarına sahip oldukları belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler : Fen Bilgisi Eğitimi, Elektrik, Kavramlar, Yanlış Kav ramlar. Sayfa Adedi : 135 Tez Yöneticisi : Prof. Dr. Necati YALÇIN
Zenginleştirilmiş 5E Modeli'nin 7. sınıf öğrencilerinin kavramsal değişimine etkisi: Elektrik akımı örneği
Bu çalışma, ilköğretim fen ve teknoloji öğretim programındaki ?Yaşamımızdaki Elektrik? ünitesi elektrik akımı konusuna yönelik 7. sınıf öğrencilerinin alternatif kavramlarını belirlemek ve zenginleştirilmiş 5E modelinin öğrencilerin kavramsal değişimine olan etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Zenginleştirilmiş 5E modeli kapsamında, animasyon, simülasyon, çürütücü metin ve çalışma yapraklarını kullanılmıştır.Çalışmanın örneklemini, Trabzon ili Çarşıbaşı ilçe merkezindeki bir ilköğretim okulunun 7.sınıflarındaki üç farklı şubeden toplam 68 öğrenci oluşturmaktadır. Bu şubelerden birisi rastgele olarak deney grubu (N=23) olarak belirlenirken, diğer gruplar ise kontrol-1 (N=23) ve kontrol-2 (N=22) olarak atanmıştır. Karma yöntemin kullanıldığı bu çalışmanın verileri 12 sorudan oluşan iki aşamalı kavram testi ve 13 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış mülakattan elde edilmiştir. Kavram testi bütün gruplara uygulamadan bir hafta önce öntest olarak uygulanırken, aynı test uygulamadan bir hafta sonra sontest olarak tekrar uygulanmıştır. Kavramsal değişim düzeylerine göre deney ve kontrol gruplarından toplam 6 öğrenci ile de yarı yapılandırılmış mülakatlar yürütülmüştür. Araştırmanın bulguları deney grubunun kavramsal anlamasının kontrol gruplarına göre istatistiksel olarak daha başarılı olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, zenginleştirilmiş 5E modeli 7. sınıf öğrencilerinin elektrik akımıyla ilgili alternatif kavramlarını gidermede başarılı olsa da onları tamamen ortadan kaldıramamıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara bağlı olarak, zenginleştirilmiş 5E modelinin diğer fen konularının öğretiminde de uygulanması önerilebilir.