Bosna-Hersek
Bu konu başlığı altında 53 tez
Motivasyonun çalışanların çalışma performansına etkisi: Bosna-Hersek Ziraat Bankasında bir inceleme
İşletmelerin rekabet ortamında ayakta kalabilmesi açısından yüksek düzeyde performans göstermesi gerekmektedir. İşletmelerin performansının en önemli bileşenlerinden biri de çalışanların performansıdır. Bu nedenle çalışanların performansına etki eden faktörlerin incelenmesi önemlidir. Çalışanların performansında etkili olan faktörler arasında çalışanların motivasyonun ne derecede etkili olduğunun ortaya konması performansın yükseltilmesine katkı sunacaktır. Bu bağlamda bu çalışmada motivasyonun çalışma performansına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bosna-Hersek'te faaliyet gösteren Ziraat Bankası şubelerinde çalışan 188 kişinin katılımı ile nicel bir araştırma yapılmıştır. Bu bağlamda, bahse konu banka şubelerinde görevli çalışanlara demografik bilgi formu, performans ve motivasyon ölçeklerinden oluşan bir anket uygulanmıştır. Anket yoluyla elde edilen veriler SPSS paket programıyla analiz edilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda görev performansının bağlamsal performans ile pozitif yönde orta düzeyde ilişkili olduğu, içsel motivasyon ile pozitif yönde orta düzeyde ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Bağlamsal performansın iş performansı ile pozitif yönde yüksek düzeyde ilişkili olduğu, içsel motivasyon ile pozitif yönde orta düzeyde ilişkili olduğu, dışsal motivasyonla pozitif yönde zayıf bir ilişkiye sahip olduğu, iş motivasyonu ile pozitif yönde orta düzeyde bir ilişkiye sahip olduğu saptanmıştır. İş performansı ile içsel motivasyon arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğunu tespit edilmiştir. İş performansı ile iş motivasyonu arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. İçsel motivasyon ile dışsal motivasyonun pozitif yönde orta düzeyde bir ilişkiye sahip olduğu saptanmıştır. İçsel motivasyon ile iş motivasyonu arasında ise pozitif yönde güçlü bir ilişki olduğu gözlenmiştir. Dışsal motivasyon ile iş motivasyonu arasında ise pozitif yönde çok güçlü bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Motivasyon, performans, bağlamsal performans, görev performansı, içsel ve dışsal motivasyon
Bosna-Hersek müze ve koleksiyonlarında yatağan
Çalışmamızda Bosna Hersek'te müzelerde ve koleksiyonlarda bulunan yatağan örnekleri incelenmiştir. Tezde konu edilen örnekler 17., 18. ve 19. yüzyıla ait olduğundan dönemsel açıdan konunun sınırları bu yüzyıllar arasındadır. Tezimizin ikinci bölümünde Bosna-Hersek'in coğrafi özellikleri, Osmanlı Döneminden önce Bosna-Hersek'teki siyasi ve sosyal yapı, Bosna-Hersek'te Osmanlı Dönemi gibi konular ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde yatağanın tanımı ve belirgin özellikleri, tarihsel süreçteki değişim ve gelişimi, yatağanın yapımında ve süslemesinde kullanılan malzemeler, yatağanın yapım ve süsleme teknikleri, süsleme özellikleri incelenmektedir. Tezin dördüncü bölümünde Bosna-Hersek'te Osmanlı Döneminden önce kesici silah üretimi ve kullanımı, Bosna-Hersek kültüründe yatağanın kullanımı, Bosna-Hersek'te yatağanın üretimi, Bosna-Hersek'te yatağan üretiminin tarihi kapsamı; Bosna-Hersek'te Osmanlı Dönemi'nde yatağanın hammaddelerine ilişkin madencilik faaliyetleri ve maden ocakları; Bosna-Hersek'te yatağan üretim merkezleri ve ticaret; Bosna-Hersek'te yatağan üreten atölyeler ve zanaatkârlar/ sanatkârlar hakkında bilgi verilmektedir. Tezin beşinci bölümünde Bosna-Hersek müze ve koleksiyonlarında bulunan yatağanların analizi yapılmıştır. Beşinci bölümden sonra sonuç bulunmaktadır. Çalışmanın ekinde Katalog bölümü bulunmaktadır. Bosna-Hersek kültüründe ve folklorunda yatağan 15.-20. yüzyıllar arasında önemli bir yer tutmaktadır. Savaşlarda, yanı sıra günlük hayatta, diplomatik ilişkilerde, törenlerde, iyileşme ve tılsım yönüyle folklorun bir parçasıydı. Ele alınan örneklerin bir çatı altında toplanması, analiz edilmesi, tipoloji oluşturulması, yatağanların yazıtlarının yeniden tercüme edilmesi ve konuya ilişkin diğer yeni bulguların akademik literatüre kazandırılması araştırmamızın amacı ve önemini teşkil etmektedir. Çalışmamızda müze ve koleksiyonlardaki eserleri incelemede yöntem olarak analiz ve literatür taraması kullanmıştır. Anahtar Sözcükler: Yatağan; Osmanlı; kesici silahlar; Bosna-Hersek folkloru, tipolojisi.
Denial of justice: The case study of victims of gross human rights violations in Bosnia and Herzegovina
The dissertation attempts to examine issues of whether the entity governments of Republika Srpska are responsible for gross human rights violations and denial of justice to non-Serb persons. It finds that Republika Srpska governments are importantly ethically and legally responsible for the massive crimes and denial of justice conducted against non-Serbs in Bosnia and Herzegovina. The International Criminal Tribunal for the former Yugoslavia established beyond a reasonable doubt that Republika Srpska government is responsible for the ethnic cleansing campaign in Prijedor and Srebrenica genocide carried out against non-Serbs. However, the entity governments officially deny both the ethnic cleansing in Prijedor and Srebrenica genocide through interpretative denials of non-Serbs' human sufferings as "Serbian defensive-liberation war" and "mass crime". Consequently, many survivors' human rights to full reparations, such as public and factual acknowledgement of serious mass crimes and recovering of human dignity are violated systematically. Denial of moral responsibility for the mass crimes by the governmental officials and supporters, such as regular humiliation of victims, nationalistic moral relativism or righteousness of ethnic purity negate the victims' rights to remembrance and equal human treatment. Nationalistic and racial ideological remnants of "Great Serbia" and "Islamophobia" are still present within public pillars and affairs of the entity which hinder adequate redress. Except for the restitution, rehabilitation, satisfaction, compensation and non-repetition are worryingly unaddressed based on empirical research. Denial of justice in a strictly legal sense witness about discriminatory reparation laws, sham judicial proceedings, inadequate material compensations, rehabilitation programs, memorialisation and commemoration events. Historically, denial of justice to victims of mass crimes leads to further resentments and conflicts. Recommendations about adequate respect and protection of the victims' human rights are to be found in human rights education and mainly within an application of normative standards provided by Basic Principles and Guidelines on the Right to a Remedy and Reparation for Victims of Gross Violations of International Human Rights Law and Serious Violations of International Humanitarian Law instrument which sets a victim-centred approach and international legal principles for creation of good redress politics by governments. Keywords: Denial, Human Rights, Universality, Victims, War Crimes, Reparations, Srebrenica
Türk kökenli Bosna Hersek soyadları
Bu çalışmada, yaklaşık dört yüz yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu hâkimiyeti altında kalan Bosna-Hersek'te tarihte ve bugün Türk kökenli soyadları belirlenecek; ses (phonetic), yapı (morphology), anlam (semantic) ve köken bilimi (etymology) açılarından araştırılıp incelenecektir. Bir süre Osmanlı İmparatorluğu hâkimiyeti altında kalan Bosna-Hersek toplumu, sadece Osmanlı kültür ve geleneğini değil, aynı zamanda da devamlı olarak kullandığı Boşnak dilinde bazı Türk kelime ve unsurlarını da benimsemiştir. Bosna-Hersek'te, Osmanlı Türkçesi dil unsurları soyadlarında da yer almaktadır. Bunlar, özel isimlerinin yanı sıra, çeşitli unvan veya lakap niteliklerini taşımaktadır. Bunların yanı sıra, meslek, askeri unvan ve malzemeler, hayvan adları, yemek adları, yer birimi, mimari ve diğer yapılar, bitki adları, dini terimler ve soyut adlarından türemiş soyadlar da bulunmaktadır. Özellikle belirtilmesi gereken şey ise, bu soyadların içerisinde Arap veya Fars unsurlarının da mevcut olmasıdır. Yalnız bu unsurların da Boşnak diline girmesi Osmanlı Türkçesinin vasıtasıyla olduğu için, söz konusu soyadlar, Türk kökenli olarak değerlendirilecektir. Boşnak ve Türk dili arasındaki ilişkiler ile ilgili çeşitli kitap ve makaleler yazılmıştır. Bunların çoğu Türkçeden Boşnakçaya ödünç alınmış kelimeler üzerindedir. Şimdiye kadar antropoloji ile ilgili ciddi bir çalışma yapılmamıştır. Bilindiği üzere, yeterince dokunulmamış sahalardan birisi de sosyal antropoloji alanıdır. Bu doktora tez çalışmasının da antropoloji alanında katkı sağlayacağı ve benzeri çalışmalara yol açacağı umut edilmektedir. Bu doktora tez çalışmanın araştırma planı ve yöntemleri üç bölüme ayrılacaktır: Birinci bölümde Bosna Hersek'te bulunan Devlet ve Tarihi Arşivi, Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi, Şarkiyat Enstitüsü gibi kurumlar ziyaret edilecek ve bu kurumlarda bulunan tapu tahrir defterleri, sicil defterleri incelenecektir. Soyadların en büyük hazinesi olan telefon rehberleri de incelenecektir. İkinci bölümde, söz konusu doktora tez çalışmasına benzer yapılmış yazılı kaynaklar, özellikle sosyal antropoloji üzerinde yayınlanmış makale ve kitaplar incelenecek. Aynı zamanda, soyadları, ölüm ilanlarında da bulmak mümkün olacaktır. Üçüncü bölümde ise bazı Boşnak ailelerinde mevcut olan soyadlar ile ilgili bilgiler incelenecek. Çeşitli soyadlar ile ilgili aile ferdileri tarafından yazılmış makale, kitap gibi kaynaklar değerlendirilecektir. Anahtar kelimeler: onomastik, sosyal antroponomi, soyad, Boşnakça, Türkçe, kök;
Boşnakçada yaşamaya devam eden Türkizmler'in Bosna Hersek'te yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanımı: A1 düzeyi
1966 yılında Abdulah Škaljić'in Turcizmi u srpskohrvatskom jeziku çalışmasıyla bizlere kendi zamanındaki Boşnakça ve Türkçe ortak söz varlığını göstermesi gibi bu tezin amacı da güncel Boşnakçadaki ve güncel Türkçedeki ortak söz varlığını tespit etmektir. Bu çalışmanın hazırlanmasında esas alınan eserler; Abdulah Škaljić Turcizmi u srpskohrvatskom jeziku, S.Halilović, I. Palić, A. Šehović Rječnik bosanskoga jezika ve TDK Güncel Türkçe Sözlük'tür. Tezde, 1966 yılından bugüne kadarki Boşnakçada alıntı sözcüklerin ne kadarının kullanılmaya devam ettiği, bu sözcüklerin ne kadarının Güncel Türkçede kullanılmakta olduğu ve geçirdikleri anlam değişmeleri değerlendirilmiştir. Bunun yanında,Bosna Hersek'te yabancı Dil Olarak Türkçe öğretiminde kullanılan Haydi Türkçe Öğrenelim kitap setinin A1 düzeyi kitapları da bu ortak söz varlığı açısından incelenmiştir.
Bosna-Hersek savaşı temalı filmlerde kadına yönelik şiddet
Kadına yönelik şiddet yaygın bir toplumsal sorunudur. Evrensel olarak bütün dünyada uygulanan insan hakkı ihlalidir. Kadına yönelik şiddet türleri çeşitlidir. En sık uygulananlar: Psikolojik, Fiziksel, Sözel, Ekonomik ve Cinsel şiddet türleridir. Bu çalışmanın amacı kadına yönelik cinsel şiddet üzerinden 1992-1995 yılları arasında Bosna-Hersek'te meydana gelen savaşta kullanılan tecavüz ve şiddet olgularının bunu konu edinen filmlere uyarlanmasını incelemektir. Bu çalışma temel olarak üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde şiddet olgusunun nasıl bir olgu olduğu, şiddetin nedenleri ve biçimleri üzerinden, siyasal şiddet kavramı ele alınmıştır. Şiddet olgusu üzerinden kadına yönelik şiddet türleri ve nihayetinde kadına yönelik cinsel şiddet ve tecavüz olgusu incelenmiştir. İkinci bölümde savaş kavramı üzerinden savaş suçları, soykırım ve soykırımsal tecavüzün değerlendirmesi yapılarak, Bosna-Hersek'te yaşayan insanların demografik tarihi incelenerek savaşa neden olan unsurlar muhakeme edilmiştir ve Bosna-Hersek Savaşında uygulanan tecavüzlerin biçimsel boyutları incelenmiştir. Üçüncü bölümde Bosna-Hersek Savaşında kullanılan tecavüz olgusunu konu edinen filmlerdeki uyarlanmasını niteliksel içerik analiz yöntemi kullanarak, gerçek tecavüz olgularına göre hafifleştirilmiş olarak ele alındığını ve Bosna-Hersek Savaşında kullanılan tecavüz olgusu ve kurbanlarının sinema yapıtlarında yeterince konu edinmediği sonucuna varılmıştır.
İki savaş arasında Osmanlı idaresinde Bosna eyaleti (1739-1768)
Bu çalışma dört asrı aşkın Türk idaresi altında kalan Bosna eyaletinin 1739-1768 yılları arasındaki tarihî kesitine odaklanmaktadır. Osmanlı Devleti'nin Balkan yarımadasındaki en önemli eyaletlerinden birisi olan Bosna'da Osmanlı-Avusturya-Rus savaşının (1736-1739) ardından bir müddet sükûnet hâkim olsa da XVIII. yüzyıl ortalarına doğru büyük bir isyan patlak vermiştir. Bu çalışma sonuçları itibariyle söz konusu isyanın ortaya çıkmasında görevlerini suistimal eden yerel yönetici sınıfın ve kendilerini yeniçeri ilan eden bazı asilerin önemli rol oynadığını göstermiştir. Merkezî hükûmet ve yerel yönetici sınıf söz konusu isyanı bastırmakta oldukça güçlük çekmiş, eyaletteki mevcut yönetim işleyemez bir hâle gelmiştir. Bu nedenle isyan fasılalarla yaklaşık on yıl devam etmiştir. İsyanın bastırılmasından sonraki yıllarda ise Bosna'da devlet otoritesi yeniden sağlanmış ve eyalet nispeten daha huzurlu bir ortama kavuşmuştur. Ele alınan dönemde eyaletin Avusturya ve Venedik hudutlarında asayişi bozan çok sayıda olay yaşanmıştır. Bu sorunların çözümünde diplomatik yollar tercih edilmiş ve uzlaşmacı bir siyaset takip edilmiştir. Bosna valileri bu yıllarda Karadağ'da ortaya çıkan isyanlarla da ilgilenmek zorunda kalmışlardır. Bosna'dan bölgeye düzenlenen askerî operasyonlarla Karadağlı asiler itaat altına alınmışlarsa da askerî geri çekilişi fırsat bilen Karadağlılar her defasında yeniden isyan bayrağı açmışlardır. Bu çalışmada söz konusu döneme dair Bosna eyaletindeki sadece siyasi ve sosyal gelişmelere ışık tutulmamıştır. Aynı zamanda eyaletteki idari, askerî, dinî, kültürel ve iktisadi yapılar ile mimari alandaki faaliyetlere yönelik de fikir verici tespitlerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Bosna, Hersek, Bosna eyaleti, Balkanlar, XVIII. yüzyıl.
Devlet kalkınma kurumlarının orta ölçek güçteki ülkelere etkisi: TİKA'nın 2002-2018 dönemi Türkiye Somali ve Bosna-Hersek dış politikasına etkisi
This thesis examines the relationship between state development agencies and middle power countries' foreign policy. Theoretically, this relationship was explored at two levels: a) state-level and b) the sub-state level. Through both primary and secondary empirical data collected, the theoretical framework was studied by using Turkey's development and cooperation agency, TİKA's, influence on Turkish foreign policy on Somalia and Bosnia and Herzegovina between 2002 and 2018 as a case study. Turkey has been rising middle power state since in early 2000s and the use of development aid through TİKA as a foreign policy instrument, has been considered one of the key successes in establishing a prestigious presence in the international arena. The study puts an emphasis on the state agencies' role in shaping foreign policy implementation through its behaviors where development aid is delivered. It argues that the more effective a development aid agency works where the aid is delivered, the more effective a middle power country can implement its foreign policy objectives in its relations with the aid receiving country. Ultimately, this research is a scholarly attempt to answer two main questions: a) what is a middle power country? Moreover, b) do state development agencies positively or negatively affect middle power countries' foreign policies? Keywords: Middle Power, State Agencies, Development Aid, Behavioral Approach, Foreign Policy
Genel kamu hukuku açısından soykırım: Bosna Hersek-Sırbistan soykırım davası çerçevesinde inceleme
Bosna-Hersek'te 1992-1995 döneminde yaşanan savaş, yeni bir uluslararası sistem yaratımı, uluslararası hukukta değişim ve dönüşüm imkânı yaratmıştır. BM'nin yetersizliği ve ulus-devletin sonunun geldiğine işaret edilmiştir. İnsani müdahale konsepti bu savaştan sonra geliştirilmiş ve NATO, uluslararası müdahalede BM Güvenlik Konseyi'nin yetki tekeline ortakçı olmuştur. Bosna savaşı sonrasında yürütülen uluslararası yargılamalar, Soykırımı Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesinin pratiğine ilişkin kapsamlı bir içtihat oluşturmuştur. Tartışmalı kavramlara yanıt ve çerçeve sunulmuştur. Ne var ki, Uluslararası Adalet Divanı'nın Sırbistan'ın ihlalini araştırdığı davada, Devletlere Sözleşmede yer almayan "soykırım işlememe" yükümlülüğü de atfedilmiştir. Diğer taraftan adaletin siyasallaştığı tartışmaları, Sözleşmedeki boşlukların siyasi yönelimlerle doldurulduğu iddiaları gündeme gelmiştir.
In search of sustainable peace: Conflict transformation in Kosovo and Bosnia-Herzegovina
The struggle for the establishment of the sustainable peace continues in some Western Balkan countries like Bosnia-Herzegovina and Kosovo. This comparative case study explores the role of intervention process on post-conflict structural transformation and progress toward sustainable peace in Kosovo and in Bosnia-Herzegovina. The main objective is to show that the way a conflict is handled might have an important impact on post-conflict environment and progress towards the establishment of sustainable peace. This exploratory research is based on a secondary analysis of existing qualitative data. The findings of this research reveal that there is stable but not sustainable peace in Kosovo and in Bosnia-Herzegovina. The main structural problems remain institutionalization of ethnicities in Bosnia-Herzegovina; a limited sovereignty in Kosovo; and lack of a state building culture for both cases. This study suggests the revision of power sharing structure in Bosnia-Herzegovina and the clarification of Kosovo's status as first steps toward positive peace. The importance of this research rests on its criticism to the orientation in conflict resolution towards negative peace and on understanding the long-term (post-conflict) effects of interventions. Overall, it contributes to the literature of conflict studies by trying to uncover the relation between intervention and conflict transformation.
A comparison of civic orientation and identities: Bosnian and Bosniak Muslims
The present study addresses the contested dichotomy between ethnic and civic nationalism, a widely debated issue in sociological literature. Specifically, the study engages with literature that challenges the existence of this dichotomy, focusing on the case study of Muslims living in Bosnia-Herzegovina. The Bosnian national identity is regarded as a civic identity that encompasses diverse social groups, while the Bosniak identity is one of the most significant ethnic identities, alongside Serbs and Croats. To investigate this topic, the study employs a secondary data set collected by IPSOS on the nation-making process of Bosnia-Herzegovina. Using binary logistic regression models, the study demonstrates the impact of different ethnic identities and tendencies towards civic engagement on the significance placed on civic identity. In the subsequent stage, the study employs SPSS two-step clustering to identify latent subgroupings within the categorical ethnic or civic identities presented in the literature. The findings indicate that Bosniaks and Bosnians have similar tendencies to prioritize their citizenship identity over their ethnic identity when compared to other ethnic identities in the region. Additionally, the study uncovers examples of subgroups within the Bosniak and Bosnian groups, thereby questioning the validity of categorizing national identities in terms of the ethnic-civic dichotomy.
Geniş grup kimliği bağlamında çatışma sonrası gruplarda çatışma yönetimi ve kimlik inşası – Bosna-Hersek örneği
Kimlik, devlet ve toplum ilişkileri üzerinde oldukça etkili bir unsurdur. Kimlik nedeniyle devlet veya toplumlar arasında yeni ilişkiler kurulabilir veya bu ilişkiler bozulabilir. Dünya tarihinde birçok kanlı çatışma kimlik farklılıkları sebebiyle meydana gelmiştir. Bosna-Hersek'te 1992 yılında başlayan iç savaş da kimlik farklılıklarından kaynaklanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Bosna-Hersek'te yaşanan savaşın ardından bölgedeki kimlik inşasının incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda kimlik inşası, Geniş Grup Kimliği Kuramı bağlamında ele alınmıştır.
Barış inşa sürecinde bir çatışma çözüm stratejisi olarak uluslararası arabuluculuk: Bosna Hersek ve Dağlık Karabağ örnekleri
Bu çalışmada, bir uluslararası uyuşmazlık çözüm yöntemi olan ve aynı zamanda BM Şartı'nın "Uyuşmazlıkların Barışçıl Yollarla Çözülmesi" başlığını taşıyan 6. bölümünün 33. maddesinde anlatım bulan çözüm yöntemlerinden de biri olan arabuluculuk, Bosna-Hersek ve Dağlık Karabağ vakaları çerçevesinde ele alınmıştır. Çalışmanın ana amacı, söz konusu vakaları karşılaştırmak suretiyle uluslararası arabuluculuğun başarısına etki eden koşullar ve etkenler üzerine test edilmeye açık bir takım hipotezlere ulaşmaktır. Veri toplama tekniği bağlamında çalışma, ulaşılabilen ilgili ya da uzman kişilerle röportaj ve diğer her türlü ikincil veriye dayanmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde temel olarak arabuluculuk kurumu detaylı bir biçimde betimlenmiş, ikinci bölümde Bosna-Hersek Krizi hakkında bilgi verilmiş ve söz konusu krizde arabuluculuk süreci incelenmiş, üçüncü bölümde ise yine ilk olarak Dağlık Karabağ sorunu hakkında bilgi verilmiş ve ardından bu sorunda arabuluculuk girişimleri irdelenerek başarılarına ilişkin değerlendirmelerde bulunulmuştur. Ulaşılan sonuçlara göre, daha önce benimsenen kriterler ışığımda, Bosna-Hersek krizinde uluslararası arabuluculuk faaliyetleri başarılı olarak değerlendirilirken, Dağlık Karabağ sorununda arabuluculuk süreci genel anlamda başarısız olarak değerlendirilmiştir. Bu bulgu temelinde uluslararası arabuluculuğun başarısına etki eden temel bazı faktörler üzerine bir takım tespit ve önerilerde bulunulmuştur.
Learning through experience: The limitations of a consociational solution to the Cyprus issue
This thesis explores the notion of consociationalism and also focuses on the reasons why the consociational model failed in Cyprus. The literature on the consociational model is explored. While Arend Lijphart's consociational democracy model offered a comprehensive solution for deeply divided societies, efforts to implement the Lijphart's model with the 1960 Constitution of the Republic of Cyprus and the Annan Plan in 2004 failed to unite the two communities on the island. In this study; in-depth case studies of Austria, Switzerland, Bosnia and Herzegovina, and Lebanon are also conducted with a focus on the factors that lead to the failure and success of the consociational model. The study attempts to identify the missing components of the model in the case of Cyprus by comparing the constitutions of the four countries chosen as case studies. The four case studies show that even a well-written constitution can culminate in failure if favourable conditions of consociationalism are not met.
Bosna-Hersek'te tersine göçün dini ve toplumsal yapıya etkisi: Janja örneği
Semberija bölgesinde bulunan Janja kasabası Bosna-Hersek'in kuzeydoğusunda 1992 yılında başlayan savaşta işgal edilmiş, sonrasında Boşnaklar tehcir edilmiştir. Belirli bir süre sonra Dayton Antlaşması gereğince tüm göçmenlere evlerine geri dönme hakkı tanınmış ve böylece Boşnakların Janja'ya kitlesel tersine göçü başlamıştır. Janja kasabası, tersine göçün en yoğun yaşandığı yerleşim yerlerinden biridir. Savaşta yok olan dini ve sosyal yaşam bu göç hareketi ile yeniden canlanmıştır. Bu bağlamda çalışmada göç kavramı, göç kuramları ve göçün etkilerine yer verildikten sonra gözlem ve derinlenmesine görüşmeler yapılarak dini ve sosyal yapının göç öncesi ve sonrası durumu karşılaştırılmış ve tersine göçün etkileri tespit edilmeye çalışılmıştır.
Post-kolonyal feminizm açısından savaşta kadın: Bosna örneği
Post-kolonyal feminizm 1980'lerden sonra doğmuş ve feminist uluslararası ilişkiler kuramının üçüncü dalga hareketine dahil olmuş bir teoridir. Post-kolonyal feminizm klasik Batı feminizmin sadece orta sınıf beyaz kadınını ele aldığı yaklaşımlarını sorunsallaştırmıştır. Aynı zamanda liberal siyaset biliminde yer alan temel kavramları yapı-bozuma uğratmıştır. Milliyetçi ve militarist düşünce sistemine karşı çıkan teori, Batılı gözlerle Batı dışı toplumların konumunu anlamaya çalışmış, Batılı feministlerin Batı dışı toplumlardaki kadınların sorunlarını homojenleştirmesini ve ötekileştirmesini ise eleştirmiştir. Bu tezde, Batılı feministlerin Bosna Savaşı'na ve buradaki kadınların deneyimlerine yönelik yaklaşımları analiz edilerek, kadınların savaşları farklı şekillerde deneyimledikleri ileri sürülmektedir. Çalışmada feminist yaklaşımların yeni savaşlar argümanına, kimlik unsuruna ve savaş söylemlerine karşı bakış açısı da Bosna Savaşı üzerinden ele alınmaktadır. Çalışma bu teorik noktaları birleştirerek toplumsal cinsiyetin savaş zamanlarında siyasi liderler, iktidar ve medya tarafından nasıl kullanılabileceğine ve arka planda yatan motivasyonlara ışık tutmayı ummaktadır. Bosna-Hersek toplumundaki geleneksel toplumsal cinsiyet rollerinin savaşın gidişatını nasıl etkilediği ve ayrıca toplumsal cinsiyet ilişkilerinin savaştan hemen önce ve savaş sırasında nasıl değiştiği araştırılmaktadır. Savaşta kadın olgusunun Bosna Savaşı üzerinden feminist analizi ise, devlet-merkezli milliyetçi politikaların toplumsal cinsiyet kimlikleri boyunca ürettiği iktidar ilişkilerini açığa çıkarması nedeniyle önemlidir. Diğer bir ifadeyle bu tez, Bosna Savaşı'ndaki cinsel şiddetin sadece bireye yöneltilmiş fiziksel şiddet eylemleri olarak görülemeyeceğini, saldırıya uğrayan bireylerin bedeni üzerinden toplumun kültürünün hedef alındığını, milliyetçi ve militarist uygulamaların var olan toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini derinleştirdiğini ve kadınların savaşları farklı şekillerde deneyimlediklerini savunmaktadır.
Bankacılık düzenlemelerinin bankacılık performansı üzerine etkileri: Hırvatistan, Bosna Hersek, Sırbistan ve Türkiye örneği
Finansal piyasaların önemli sektörlerinden birisi bankacılık sektörüdür. Bu sebeple bankacılık sektörü, etkileri bakımından piyasaya yön veren sektörlerden birisidir. Sektörü etkilemesi beklenen en önemli unsurlardan birisi de düzenleyici otoriteler ve politika yapıcılar tarafından uygulamaya konulan bankacılık düzenlemeleridir. Bankacılık düzenlemeleri, riskleri minimize ederek performans artışında devamlılığı ve finansal piyasaların istikrarını sağlamaktadır. Bu çerçevede bankacılık düzenlemelerinin bankacılık sektörü performansına etkilerinin incelenmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmada, bankacılık düzenlemelerinin bankacılık sektörü performansına etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada sermaye yeterliliği, likidite ve toplam karşılıklar olarak belirlenen temel bankacılık düzenleme göstergelerinin bankacılık performans göstergelerinden aktif karlılığı, özsermaye karlılığı ve iflas riskini ölçen performans göstergesi olan z-skoru üzerindeki etkileri incelenmiştir. Birbirinden farklı gelişmişlik düzeyleri olan Hırvatistan, Sırbistan, Bosna Hersek ve Türkiye'nin bankacılık sektörlerinin 2010-2019 dönemlerine ait yıllık verileri ile genelleştirilmiş momentler yöntemi uygulanmıştır. Literatür incelemelerinde bankacılık düzenlemelerinin farklı gelişmişlik düzeyinde olan ülkeler için olumlu ve olumsuz sonuçlarının olduğu gözlemlenmektedir. Bu sebeple düzenleme otoriteleri ve kanun yapıcılar tarafından, ülke ve sektör farklılıkları göz önünde bulundurularak yapılacak olan düzenlemelerin daha faydalı olacağı öngörülmektedir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre özellikle düzenlemelerin en önemli göstergelerinden birisi olan sermaye yeterliliğinin bankacılık performansına etkisi Hırvatistan, Bosna Hersek ve Sırbistan'da anlamlı ve pozitif yönde gerçekleşmiştir. Bu da düzenlemelerin gelişmişlik düzeyleri ve sektör performansları farklı olsa da ülkeler açısından genel olarak bankacılık performansına etkilerinin olumlu olduğunu göstermektedir.
Bosna Hersek'te nakşbendî tarikatı
İslam'ın Bosna Hersek'e tasavvuf yoluyla girdiği ve sufiler tarafından yayıldığı bilinmektedir. Osmanlı toplumunun din anlayışının merkezinde yer alan tasavvufun, Bosna halkının hayatına etkileri gönümüze kadar sürmüştür. Bosna'da yaygınlık kazanan tarikatların başında şüphesiz Nakşbendî tarikatı bulunmaktadır. Gaziler Tekkesi, İskender Paşa Tekkesi, Yediler Tekkesi, Mlin (Değirmen) Tekkesi, Ali Paşa Nakşbendî Tekkesi, Koskî Mehmet Paşa Hankahı, Foynica Tekkesi, Vukeljiçi Tekkesi, Oglavak Tekkesi, Seonica Tekkesi, Visoko Tekkesi, Meytaş Tekkesi ve Mesudiye Tekkesi Bosna Hersek'te Nakşbendî tarikatına ait yalnızca birkaç tanesidir. Bu tekkeler tasavvufi açısından olduğu kadar sanat tarihi yönüyle de önemi haiz mekânlar olup dini kimlikleri yanında fikri ve edebî yönleri güçlü isimlerin yetişmesinde de mühim rol oynamıştır. Bunlardan bazıları Şeyh Hüseyin Zukiç, Şeyh Abdurrahman Sırrî, Şeyh Meylî Baba, Şeyh Hüsnü Numanagiç, Abdulvehhab İlhâmî ve Mehmed Sami Şerbiç'tir. Anahtar Sözcükler: Bosna Hersek, Nakşbendîlik, Tarikat, Tekkeler.
Bosna Hersek'te din değiştirme ve dini dönüşümde psiko-sosyal etkenler (Tuzla örneği)
"Bosna Hersek'te Din Değiştirme ve Dini Dönüşümde Psiko-Sosyal Etkenler (Tuzla Örneği)" konulu çalışmada, başlangıçtan bugüne kadar ana hatlarıyla din değiştirmenin ve dini dönüşümün tarihsel gelişimi ve günümüzdeki durumu ele alınmıştır. Bosna'da, geçmişte olduğu gibi günümüzde de dini değişim ve dönüşüm problemleri devam etmektedir. Halen insanlara, dini değişim ve dönüşüm konusunda psikolojik ve sosyolojik baskılar yapılmakta, Bosna'da da dini değişim ve dini dönüşüme yönelik propagandalar tüm hızıyla devam ettirilmektedir. Bosna Savaşı'nın kaçınılmaz bir sonucu olarak birçok insanın yakınını veya yaşamını kaybetmesi, birçok şehir ve kasabanın yıkılması, insanların evlerinden ve yurtlarından olması gibi nedenler, dini değişim ve dönüşüm ile ilgili propaganda yapan bu grupların faaliyetlerinde ve istedikleri sonuçları elde etmelerinde etkili rol oynamıştır. Yine savaşın bir sonucu olarak, tüm olumsuzlukları ile insanların dini bilgisizlikleri de bu durumun oluşmasına zemin hazırlamıştır. İslam'dan başka dine geçilmesi adına yapılan bu propagandalar, İslam adı altında farklı akımları da ortaya çıkarmıştır. Buna sebep olan pek çok etken vardır. Araştırmamızdaki amaç, Bosna Hersek'in belli bir bölgesinde dini dönüşümü araştırırken, aynı zamanda tarihteki din değişime de değinmek ve yaşanan tecrübelerin psiko-sosyal etkenlerini ortaya çıkartmaktır.
Türkiye'nin Bosna-Hersek ile olan siyasi ve iktisadi ilişkileri (1990-2010 dönemi)
Uluslararası arenada devletler birbirleriyle diplomatik ilişkilerini geliştirmeye özen göstermektedir. Birçok ülke karşı tarafla kendi ulusal çıkarı için ilişkiler kurmaktadır. Fakat, Türkiye ve Bosna-Hersek'in ilişkileri bu çıkar ilişkisinden çok ötededir. Türkler ve Boşnaklar uzunca süre aynı kaderi paylaşmışlardır. Birbirlerine kültürel ve dini yönden sıkı sıkıya bağlanmışlardır. Günümüzde ise bu ilişkiler yine aynı özenle devam etmektedir. Bu çalışmada, Türkiye ve Bosna-Hersek'in 1990-2010 tarihleri arasındaki siyasi ve iktisadi ilişkileri ele alınmaktadır. Türklerin ve Boşnakların günümüzdeki ilişkilerini en iyi şekilde anlayabilmek için bu çalışma, Osmanlı Devleti dönemi Bosna'daki durumdan başlanılmıştır. İleriki bölümlerde Yugoslavya Krallığı ve Yugoslavya Federal Cumhuriyeti zamanlarındaki Bosna'da tez çalışmasında yer almaktadır. İki devletin siyasi ve iktisadi ilişkilerini zorlanmadan anlayabilmek için Bosna-Hersek'in idari ve siyasi yapısı detaylı bir şekilde bu çalışmada kendine yer bulmuştur. Tez çalışmasının esas bölümlerini oluşturan başlıklar ''Türkiye ve Bosna-Hersek Arasındaki Siyasi İlişkiler'' ve ''Türkiye ve Bosna-Hersek Arasındaki İktisadi İlişkiler'' olarak belirlenmiştir. Bu bölümlerde iki devletin siyasi ve iktisadi anlaşmaları ile birbirleriyle olan siyasi ve iktisadi işbirlikleri açıklanmaktadır. Bu çalışmanın hipotezi ise Türkiye'nin Bosna-Hersek'e olan yardımları ile Bosna-Hersek'in kendi ayakları üzerinde durabilecek bir devlet durumuna gelebileceği ve yeniden patlak verecek bir savaşı Türkiye'nin bölge ülkelerini diplomatik yöntemlerle bir araya getirme çabasıyla engellemeye çalıştığı ve başarılı olduğu üzerine belirlenmiştir.
II. Abdülhamid Dönemi Bosna-Hersekli devlet adamları
Osmanlı Devleti'nde 1879-1909 yılları arasında görev yapmış memurların biyografilerinden oluşan Sicill-i Ahvâl Kayıtları, biyografi yazımı için önemli kaynak durumundadır. Ayrıca Osmanlı Devleti'nin son dönemi ile ilgili önemli bilgiler içermektedir. Sicill-i Ahvâl Komisyonu'nun kuruluş tarihi olan 1879 yılından önce Osmanlı Devleti'nde memurların sicillerinin resmi olarak tutulmadığı görülmektedir. Sicill-i Ahvâl Kayıtları ile memurlar hakkında birçok bilgiye ulaşmanın yanında, devletin malî, idarî, ekonomik, sosyal ve eğitim gibi birçok alanlarında önemli verilere ulaşılabilmektedir. Bu çalışmada Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bulunan ve Sicill-i Ahvâl Defterlerinde kayıtlı olan, II. Abdülhamid döneminde Osmanlı bürokrasisinde görev almış Bosna-Hersekli 171 memurun biyografileri incelenmiş ve bu inceleme sonucunda bazı çıkarımlarda bulunulmuştur. Bu kayıtların incelenmesi sonucunda Bosna-Hersekli memurların adı, baba adı, doğum yeri ve tarihi, eğitim durumu, bildiği lisanlar, bulunduğu memuriyetler ve aldığı maaşlar, göreve başlama yaşı, aldığı ödüller ve cezalar gibi birçok bilgiye ulaşılmıştır. Elde edilen bu bilgiler Bosna-Hersek tarihi ile ilgili araştırma yapacak kişiler için kaynak niteliği taşıyacaktır.
Değişim ve süreklilik bakımından Balkan İslamı: Aliya İzzetbegoviç üzerine bir çalışma
Bu çalışmanın konusu yirminci yüzyıl Bosna-Hersek tarihinde entelektüel ve politik bir figür olarak yer alan Aliya İzzetbegoviç'in İslam ve Müslümanlara bakışını değişim ve süreklilik bağlamında tespit etmektir. Bu çerçevede onun İslamî düzen ve çağdaş Müslüman kimliğin oluşum sürecine nasıl bir katkıda bulunduğunu eserlerinden hareketle ortaya koymak istiyoruz. Nitel bir desen kullanılan bu araştırmada veriler, İzzetbegoviç'in yayınlanmış eserleri ile ulaşabildiğimiz kadarıyla onun hakkında yazılmış lisans üstü tezler, kitaplar, makaleler ve sempozyum bildirilerinden toplanmıştır. Verilerin çözümlenip yorumlanmasında anlayıcı geleneğe bağlı olarak hermenötik çözümlemeden faydalanılmıştır. Bu süreçte "Sosyal Kimlik Kuramı" ve "Gerçekçi Çatışma Kuramı"ndan ziyadesiyle destek alınmıştır. Çalışma "Giriş" hariç "Kuramsal ve Tarihsel Çerçeve", "İzzetbegoviç'in Hayatı ve Eserleri" ve "İzzetbegoviç'te Birey, Toplum ve Din" temel başlıklarından oluşmaktadır. Bosna-Herkes'in tarihsel serüveninin incelenmesi özellikle oradaki etnik ve dini mücadeler İzzetbegoviç'i anlama açısından işlevseldir. Bu çalışmada İzzetbegoviç'in düşünce dünyasını oluşturan ve biçimlendiren faktörler, onun hem İslam toplumu ve İslamî düzen kavramlarını hem de Müslüman bilinci yeniden inşa etme çabalarını açıklayıcı mahiyettedir. İzzetbegoviç tevhit temelli İslamî bir bilinç üzerinden dünya-ahiret, bilim-din, fizik- metafizik, uygarlık-kültür, nefs-ruh, şekil-öz vahdetini ısrarla önemsemektedir. Müslüman toplumun dinî-sosyal kimliklerini koruyarak yaşayabilmesi için İslam'ın özü (süreklilik) ile modern dünyanın bu öze aykırı olmayan taleplerini kaynaştırarak (değişim) üçüncü yolun açılması gerektiği kanaatindedir. Anahtar Sözcükler: Aliya İzzetbegoviç, İslam, Balkan İslamı, Din, Dindarlık, Medeniyet.
Bosna-Hersek'in (1908) Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafından ilhakının Osmanlı basınındaki yansıması
Balkanlar bölgesinde önemli bir yeri olan Bosna-Hersek, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun hedefi haline gelmiş, 1875 Bosna-Hersek İsyanı ile birlikte Avrupa siyasetine Doğu Sorunu adıyla yansımıştır. 19. yüzyılın siyasi bloklaşması arasında kendine bir yer bulamayıp, siyasi dengelerin değişmesine ayak uyduramayan Osmanlı Devleti, 1878 Berlin Antlaşması ile birlikte Balkanlardaki birçok toprağını kaybetmiş ve halkının çoğunluğu Müslüman olan Bosna-Hersek'i, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun işgaline bırakmak zorunda kalmıştır. İşgale ve bahsi geçen imparatorluğun yeni bir kimlik oluşturma çabalarına tepki duyan ve yeni yönetimden memnuniyetsizliğini ifade eden Bosna halkı, yeni hükümetten gördüğü baskı ve olumsuz tavır sonucu göç etmek zorunda kalmıştır. İşgalden sonra, Bosna-Hersek'e askerlerini yerleştiren ve otuz yıl bu eyaleti yöneten Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, bu süreçte Bosna-Hersek'i ilhak planlarını gizli bir şekilde yürütmüştür. 19. yüzyılın siyasi bloklaşması neticesinde, dönemin siyasi dengesini kendi lehine kullanan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Berlin Antlaşması'na sadık kalmayıp, 1908 yılında Bosna-Hersek'i ilhak ederek, siyasi bir krize sebep olmuştur. Avusturya-Macaristan'ın uluslararası bir antlaşmayı görmezden gelerek Bosna-Hersek'i ilhakı, büyük bir savaşla sonuçlanmamasına rağmen, Avrupalı devletlerin ve Osmanlı Devleti'nin büyük tepkisine sebep olmuştur. İlhak krizi, en fazla Osmanlı Devleti ve Sırbistan'ı etkilemiş ve bu durum, her iki devletin Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile olan siyasi ilişkilerini durdurma noktasına getirmiştir. Bosna-Hersek'in ilhakı, dönemin Osmanlı Devleti'ni ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nu birçok yönden etkilemiş, Avrupa'da siyasi ittifakların gözden geçirilmesine ve Birinci Dünya Savaşına giden yolda yeni siyasi blokların oluşmasına sebep olmuştur. Bu sebeple, Bosna-Hersek'in ilhakı hem Osmanlı tarihi hem de Avrupa tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu tez, Bosna-Hersek İsyanının sebep olduğu Bosna krizinin ardından, Bosna-Hersek'in, 1877-1878 Berlin Antlaşması'nın 25'nci maddesine istinaden Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafından işgalini, Başbakanlık Osmanlı Arşivi belgelerine dayanarak ele almayı ve 1908'de yine aynı devlet tarafından ilhakının Osmanlı basınındaki yansımalarını ve Osmanlı hükümetinin bu durum karşısındaki tutumunu analitik bir bakış açısıyla değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
Kamil paşa'nın Rumeli müfettişliği (1851-1854)
Tanzimat'ın ilanı ile birlikte imparatorluğun her alanında önemli değişikliklere gidilmişti. Bundaki amaç; milliyetçiliğin etkisini önleyerek, merkezi bir otorite kurmak ve dağılmakta olan ülkeyi bir arada tutmaktı. Ancak, Tanzimat'ın getirdiği yeni düzenlemeler imparatorluk genelinde özellikle de devlet otoritesinden uzak olan bölgelerde şiddetli tepki ile karşılaştı. Bunda çıkarları zedelenen ağa, voyvoda, ayan, kocabaşı gibi yerel güçlerin etkisi büyüktü. Hem çıkan tepkilerin sebeplerini araştırmak ve bunların önüne geçmek hem de Tanzimat uygulamalarını denetlemek için imparatorluğun çeşitli yerlerine müfettişler gönderildi. 1840, 1842 denemelerinden sonra 1850 yılında üçüncü kez teftiş işine girişildi. Ağustos 1851'de Rumeli Müfettişliğine getirilen Kamil Paşa, dolaştığı yerleri her yönüyle inceledi. Yaptıklarını ve ulaştığı sonuçları merkeze bildirdi. 1852 yılında Bosna ıslahatı ile görevlendirilen Paşa, burada da halkı memnun etmek ve eyaleti düzene sokmak için birçok icraata bulundu. Ocak 1854'e kadar süren çalışmaları sonucunda, bölgede uzun yıllardır devam eden kargaşalığa kısa bir müddette olsa son verdi. Anahtar Kelimeler: Tanzimat, Kamil Paşa, Bosna-Hersek, Rumeli'nin teftişi