Endüstri Devrimi

64 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Organize sanayi bölgelerinin kent istihdamına katkısı: Batman örneği

18. yüzyılda İngiltere de meydana gelen sanayi devrimi insanlık için önemli bir dönüm noktası olmuştur. Sanayi alanındaki gelişmeler, üretim alanında yeni fikirlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bölgesel Sanayi kavramı ilk defa ABD'de gündeme gelmiş olsa bile Organize Sanayi Bölgelerinin ilk örneği İngiltere de kurulmuştur. Organize Sanayi bölgeleri; Farklı veya aynı sektörlerde faaliyet gösteren firmaların bir araya gelmesiyle oluşturdukları kümeleşme alanlarıdır. Organize Sanayi Bölgelerinin temel amacı planlı bir sanayinin yanında organize bir yapılaşmayı meydana getirmektir. Türkiye de 1960'lı yıllar da uygulamaya konulan Organize Sanayi Bölgelerinin amacı; İstihdam yaratıp işsizliği azaltmak, sanayi alanındaki yatırmaları hızlandırmak ve üretimde kalite standartlarını yükseltmek olmuştur. Dünyada organize sanayi bölgelerinin yaygınlaşması özellikle 1970'li yıllardan sonra dünya ekonomilerinde yaşanan değişimlerle birlikte, sanayi alanında gelişimini tamamlayamamış ülkelere imalat sanayinin kaydırılması ve dünya pazarı için üretim, teknoloji geliştirme, ürün pazarlama amacıyla OSB'ler yaygınlaşmıştır. Bu çalışmanın amacı Organize Sanayi Bölgelerinin kent istihdamına katkısı; Batman ili esas alınarak, Batman Organize Sanayi Bölgesinin kent istihdamına katkısı araştırılmıştır. Çalışma neticesinde Organize Sanayi Bölgesinde faaliyette bulunan firmaların kent istihdamına katkıda bulunulduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sanayi, Organize Sanayi Bölgesi, Sanayi Devrimi, Batman Organize Sanayi Bölgesi

BatmanEndüstri DevrimiOrganize endüstri bölgesi+2
İdris Durmaz
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Dördüncü Sanayi Devriminin yol açtığı değişimlerin Türk yükseköğretim sistemi bağlamında değerlendirilmesi

Bu çalışmada dördüncü sanayi devriminin (DSD) temel özellikleri, bu devrime yönelik eleştiriler, yükseköğretim sistemlerinin genel yapısı, işleyişi, sanayi ile ilişkileri ve araştırma-geliştirme faaliyetlerinin dördüncü sanayi devriminin sonuçları ile ne derecede uyumlu olduğu, bu devrimin Türkiye'de ve Türk yükseköğretim sisteminde hangi değişiklikleri gerekli kıldığı konuları ele alınmıştır. Çalışma betimsel araştırma deseninde yürütülmüştür. Konuyla ilgili kitap, makale, bildiri, rapor, tez çalışmaları, politika metinleri ve dokümanları, strateji belgeleri vb. kaynakların incelenmesini içeren bir alanyazın taraması yoluyla veri toplanmış ve bunların içerik analizleri yapılmıştır. Çalışma neticesinde dördüncü sanayi devrimi ile birlikte gelen dönüşüm sürecine dünyada birçok ülkenin uyum sağlama çabasında olduğu, ancak eşgüdüm eksikliği bulunduğu görülmüştür. Bunun yanında üniversite 4.0 anlayışı bağlamında yükseköğretim sistemlerinin bütün boyutlarında, katmanlarında ve misyonlarında değişimler yaşandığı ve yaşanacağı, Türk yükseköğretim sisteminin bu devrime uyumlaştırılması için çeşitli projeler geliştirildiği ve uygulandığı ancak bu konuda daha etkin çalışmalara ihtiyaç olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, üniversite-devlet-sanayi işbirliğinde ar-ge ve inovasyon çalışmalarında eksiklikler bulunduğu, dördüncü sanayi devriminin getirdiği olumlu yönlerin yanında dikkate alınması gereken olumsuzlukları da beraberinde getirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma kapsamında; Türkiye'nin dördüncü sanayi devrimine uyumu ile ilgili çalışmaların daha eşgüdümlü yönetilmesi, yükseköğretim sistemlerinde bu devrimin ihtiyaç duyduğu insan gücünü ve yeni nesil yetkinlikleri yetiştirmeye yönelik öğretim programları ve uygulamaların hayata geçirilmesi, üniversitelerdeki öğretim programlarının bu devrimle uyumlu, esnek, modüler, bireyselleştirilmiş, daha geniş kesimlere de hizmet verecek şekilde tasarlanması, üniversite-sanayi-devlet işbirliğine yönelik yeni çalışma modellerinin belirlenmesi, ar-ge faaliyetleri ve patent alma süreçleriyle ilgili farkındalığın artırılması önerilmektedir.

Endüstri 4.0Endüstri DevrimiYükseköğretim sistemi+2
Serkan Sarıtaş
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kobilerde endüstri 4.0 farkındalığı ve bir saha araştırması

Endüstriyel dönüşümlerin en net hissedildiği ve bu dönüşümün sonuçlarının görüldüğü ilk basamaklardan birinin Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerde (KOBİ) olduğu bilinmektedir. Bu tez çalışmasında endüstriyel dönüşümün en kısa sürede uygulama alanı bulduğu KOBİ yapıları incelenmiştir. Ayrıca, KOBİ çalışanlarının endüstri 4.0 dönüşümü konusundaki farkındalıkları araştırılmıştır. Tezin birinci bölümünde problemin tespiti, çalışmanın amacı, araştırmanın metodolojisi ve ünitelerin planı yer almaktadır. Tezin ikinci bölümünde, KOBİ yapıları, endüstriyel dönüşümler ve buna bağlı olarak endüstri 4.0 farkındalığı incelenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde endüstri 4.0 dönüşümüne etki yaptığı varsayılan etmenler irdelenmiştir. Tezin son bölümünde ise, KOBİ çalışanlarından bir araştırma örneklemine anket uygulamak suretiyle endüstri 4.0 farkındalığı araştırılmıştır. Sonuç olarak araştırma bulgularından yola çıkarak, hipotezler ile ileri sürülen ilişkiler istatistiksel olarak test edilmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Endüstri 4.0, KOBİ, Kişilik Özellikleri, Endüstri 4.0 Etmenleri

Endüstri DevrimiEndüstri mühendisliğiEndüstriyel gelişme
Ezgi Yıldırım
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri 4.0 kapsamında tedarik zinciri yönetiminin etkinliği ve verimliliği

1698 yılında İngiliz Mühendis Thomas Savery tarafından buhar makinasının patenti alındıktan sonra 1908'de Johann Stumpf makinayı geliştirmiş ve devamında ilgili birçok yenilik yaşanmıştır. Anılan tarihleri takiben Almanya, Japonya, İngiltere, ABD ve İsviçre gibi ülkelerde buharlı makine üretimine başlanmıştır. Bu sayede akıllı fabrikalarla birlikte tedarik zinciri alanında da teknolojik sunularla beraber önemli gelişmeler söz konusu olmuştur. Yapay zekânın da etkili olduğu bu süreçte, robotik çalışma alanları hızla yayılma göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Endüstri 4.0, Buhar Makinası, Yapay Zekâ, Tedarik Zinciri

Endüstri 4.0Endüstri DevrimiEtkinlik+6
Elif Sena Erdoğan Korkut
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İngiltere ve Osmanlı Devleti'nde sanayi devrimi ve form algısı

Bu tezin temel amacı, Sanayi Devrimi'nin sonucunda değişen sanat algısını İngiltere ve Osmanlı Devleti örneği üzerinden değerlendirmektir. Bu tezde öncelikle Sanayi Devrimi öncesi sanat ve zanaat algısı ve ilişkileri sunulmuştur. Sanayi Devriminin kısaca tanımlanmasından sonra İngiltere'de Kraliçe Victoria Dönemi'nde Sanayi Devrimi sürecindeki yaşanan toplumsal değişimler ele alınmıştır. Sonraki bölümde İngiltere örneği üzerinden Sanayi Devrimi sonrasında sanat/zanaat alanlarında sanayileşmeden kaynaklanan problemler hakkında bilgi verilmektedir. Tezin devamında ortaya çıkan sorunlar ve değişimlere karşı çözüm getirmeye çalışan kişiler ve akımlar hakkında bilgi sunulmuştur. Ayrıca, tasarım/sanat/zanaat alanlarını sanayi ile yakınlaştırma çabalarına değinilmiştir. Daha sonraki bölümde Osmanlı Devleti'nin sanayileşme çabaları incelenmiş, Batılılaşma öncesi Osmanlı Devleti hakkında bilgi sunulmuş; ve 19. yüzyıldaki değişimler tartışılmıştır. Son olarak bir değerlendirme sunulmuştur.

El sanatlarıEndüstri DevrimiEndüstrileşme+5
Birrin Pakman
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaşam dünyası bağlamında geleneksel konut yerleşmelerinin sürdürülebilirliği ve Kastamonu örneği

Mimari çevreler, fiziksel bir olgu olmasının yanı sıra hafızayı günümüze taşıyan değerler bütünü olarak insan varlığının izlerini yansıtmaktadır. Bu çevreler, zamana yayılan bir süreç içerisinde, tarihi ve toplumsal etkenlere de dayalı olan bireysel deneyimlerle oluşturulmaktadır. Yerin kullanımındaki öncelikler, her çevreye farklı anlamlar yüklemekte ve onu farklı kimliğe büründürmektedir. İnsan ise özgün kimliğini yansıttığı kendi yaşam çevresini bir varlık izi olarak sürdürmek istemektedir. Dünyada yaşam akışının 18. ve 19. yüzyıla kadar durağan seyretmesi, büyük kırılmaların yaşanmaması, sürdürülebilirliği kendiliğinden mümkün kılmıştır. Ancak Endüstri Devrimi'yle başlayıp küreselleşme ile devam eden hızlı değişim süreci, kent dokularını da etkilemiş, geçmişin izlerini yansıtan gündelik yaşam çevreleri yok olmaya, aynılaşma görüntüleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Kalabalık ancak iletişimin az olduğu modern yaşam anlayışı, insanlar üzerinde ruhsal ve duygusal olumsuz etkiler yaratmakta, yabancılaşmaya neden olabilmektedir. Bu süreç, yaşantı çeşitliliğinin yarattığı katmanlaşmış karakteristik yerleşme dokusunu yok olma aşamasına getirmektedir. Geçmişle bağların kopması kaygısı, insanlığı sürdürülebilirlik arayışlarına yöneltmiştir. Bu arayış kapsamında yapılan çalışmalar uzun yıllar boyunca geçmişin izlerini taşıyan yapıların fiziksel anlamda korunmasına yönelik olmuş, sürdürülebilirlik yapı-yaşantı bütünlüğü çerçevesinde irdelenmemiştir. Mutlak değişime izin veren ya da mutlak korumayı zorunlu kılan uygulamalar, gündelik yaşam çevrelerinin yok olmasına izin vererek veya yerleşmelerin/yapıların müze haline getirilmesine yol açarak geleneksel dokunun sürdürülebilirliğini engellemektedir. Bu nedenle de yaşantılar değişip dönüştükçe, geleneksel çevreler yitirilmeye başlamıştır. Bu çalışma, kentsel yerleşmelerin değişim sürecinin nasıl yönetilebileceğini, modernleşme ve küreselleşme olgularının yıkıcı etkilerinin bertaraf edilerek çevrelerin sürdürülebilirliğinin nasıl sağlanabileceğini araştırma ve tartışma amaçlıdır. Modern yaşamın gerektirdiği değişimleri içerecek şekilde geçmiş ile gelecek arasındaki sürekliliği sağlayacak, gündelik yaşantılardaki tekdüzeliğe ve yabancılaşmaya karşı tavırların geliştirilmesine yardımcı olacak alternatifler, bunların yöntemlerinin ne olabileceği ve meselenin hangi boyutları ile ele alınması gerektiği irdelenmektedir. Çalışmanın ilgi alanı, gündelik yaşam ve onun değişen dinamikleri bağlamında konut yerleşmeleridir. Kastamonu özelinde yapılan araştırmada, günümüze kadar yaşantısını sürdürmüş olan ve hala sürdürülebilecek olan, yere ait özellikler, yaşam-mekan birlikteliği ile ele alınmıştır. Bu doktora çalışmasında kullanılan yöntem, Husslerl'in "yaşam dünyası/life world/lebenswelt" kavramı üzerine kurulmuştur. Husserl'e göre "yaşam dünyası" bizim içinde yaşamımızı sürdürdüğümüz eylemlerimizce özümsediğimiz doğal dünyamızdır. Kendimizi hem nesnel olarak var olan obje, hem de deneyimleyen obje olarak görüp dünyayı algılar ve standartlar koymaya çalışırız. Ancak bireysel olarak algıladığımız şeylerin bile kökeninde aslında toplumsal yönlendiriciler yer almaktadır. İnsan çevresini diğer bireylerle empati yaparak deneyimlerken varsayımlar, kabuller, inançlar onu sınırlandırmakta, ortak öznel deneyimler hacimsel, zamansal dünyayı oluşturmasına yardımcı olmaktadır. Bütün deneyimlerimizin içinde yer aldığı "yaşam dünyası", durağan olmayan, bizimle birlikte yaşayan ve değişen dinamik bir yapıdır. Bireyin uzun zamana yayılan deneyimlerine dayanan eylemleriyle fiziksel çevresi oluşmakta ve anlam kazanmaktadır. Çok sayıda bireyin farklı zamanlarda farklı üretimlerle peyderpey oluşturdukları fiziksel çevrelerin bir araya gelmesi ile de kent dokusu ortaya çıkmaktadır. Mimari elemanlarla somutlaşan "yaşam dünyaları" Husserl'in felsefesinde tanımlandığı gibi deneyimlere dayalı olgularla ifade edilebilirler. Bu çalışmada, konut yerleşmelerinin farklı bakış açıları ile değerlendirilmesine dayanan, mekânsal oluşumların zemininde yer alan yaşam dünyaları ile birlikte ele alındığı bir deneyimleme modeli geliştirilmiştir. Bu modelde yerleşmeler, sokak-bahçe-evden oluşan ilişkiler ağı içinde, iki farklı ilişkileniş biçimiyle ele alınmaktadır: Dışarıdan, kentin bütünleşik algısını içeren algı aracılığıyla mesafeli ilişkilenme; gezinen yaya tarafından, nesnesiyle özdeşleşen, an be an deneyimlemeyi içeren, yakın mesafeden doku kalıpları ile ilişkilenme. Kuşbakışı ile mikro ölçekteki birçok yaşantı izinin bir araya gelerek kent dokusunda oluşturduğu bütün algılanmakta; sokakta gezinirken yakın mesafeden ise sokak-bahçe-evden oluşan örüntüler ağı, hem mekânsal, hem de yaşantıya ait özellikleri ile eylem alanları olarak deneyimlenmektedir. Sokak, gündelik yaşamın kamusal alanla ilişkisini sağlayan bir bağlantı; bahçe, doğa ile ilişkinin kurulduğu ve ev içi faaliyetlerin devamının gerçekleştirildiği yarı açık alan; ev ise sokağa yansıyan yaşantı izleri olarak ele alınmaktadır. Çalışmada Kastamonu'nun modernleşme döneminin izlerini taşıyan Cumhuriyet Meydanı'nı çevreleyen konut dokusu ele alınmıştır. Meydan, kentin iki tarihi merkezinden biri olması ve barındırdığı idari yapıları ile kentli için anlam ve önem taşıyan, doku içinde kolayca hatırlanabilen bir alandır. Bu özellikleri nedeniyle geleneksel "çıpa eleman" olarak tanımlanan bu referans alanı, onu çevreleyen geleneksel konut yerleşme dokusu ile ön plana çıkmakta, görünürlüğünü korumaktadır. Yaşantı çeşitliliği ile oluşmuş ve bir standardı olmayan yerleşmede, özgün dokunun ortaya çıkarılabilmesi için her sokakta ayrı çalışma yapılması gerekmektedir. Değişim süreci ve sürdürülebilirlik, doktora tezi kapsamında Cumhuriyet Meydanı çevresinde bulunan dört sokak üzerinde araştırılmış, kent dokusuna karakterini kazandıran yaşantı izleri bu sokaklar için ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Araştırma süreci, önce kent genelinde geçmişten günümüze bölgede yaşamış toplumlar ve toplulukların düşünce yapılarının fiziksel dokunun biçimlenmesine etkilerinin araştırılması ile başlamış, daha sonra modernleşmenin konut yerleşmelerine getirdiği değişime bakılmıştır. Mevcut yazılı belgeler, haritalar incelenmiş, yerinde tespit çalışmaları ve fotoğraflamalar yapılmış, gündelik yaşama ait yazılı kaynaklarda bulunmayan bilgiler de sözlü tarih araştırmaları ile elde edilmiştir. "Yaşam dünyaları"na yönelerek yapılan bu araştırma, hafızayı canlandırırken aynı zamanda bugünün ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak yaşam akışını aksatmadan fiziksel doku bütünlüğünün sürdürülmesini amaçlamaktadır. Önerilen yöntem ile bunun için temel çerçevenin oluşturulmakta, sokaklarda yapılacak analizler için sorgulama elemanları belirlenmektedir. Yerleşme dokusunun iki farklı bakış açısıyla ve yaşam-mekan birlikteliği çerçevesinde irdelendiği bu analiz yöntemi, biçim, ölçü, malzeme gibi fiziksel sürdürülebilirliğin detaylarını belirleyecek olan, ileride hazırlanması muhtemel bir "tasarım rehberi" için ön adım olmaktadır.

Endüstri DevrimiHusserl, EdmundKentsel yerleşim+5
Nurderen Özbek
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Modern batı sanatının toplumsal yapı ve modayla etkileşimi

Rönesans döneminde ortaya çıkan hümanizm akımı insanların kültürel anlamda gelişimine katkıda bulunmuş ve Modern Batı Sanatı'nın temellerini atmıştır. 19. yüzyılın ortalarından 20. yüzyılın ortalarına kadar etkinliğini sürdüren Modern Batı Sanatı, toplumla sanatın etkileşimini anlamak açısından zengin bir tarihi süreç sunar. Bu süreç, politik, ekonomik ve sosyo-kültürel açıdan mercek altına alındığında, Modern Batı Sanatı'nın toplumsal yapı ve modayla etkileşiminin diyalektik bir yapıda olduğu ve ciddi değişimler geçirdiği gözlemlenir. Toplumun kökten değişmesini sağlayan önemli tarihi olaylar; I. ve II. Dünya Savaşları ve Soğuk Savaş bu dönemde yer alır. Çağın en önemli entelektüel akımları olan Aydınlanma Çağı ve Romantizm dönemi sadece sanatı ve modayı etkilememekte, sanat, moda ve toplum arasındaki ilişkiyi de değiştirmektedir. Bu diyalektiğin değişim sürecinin tanımlanması ve yukarıda adı geçen üç değişik perspektiften değerlendirilmesi tezin ana kapsamını oluşturmaktadır. Batı kültürünün etkin olduğu ülkelerdeki yaşayış biçimini anlamak ve toplumu sosyolojik olarak değerlendirebilmek için kendi dönemine damgasını vuran resimler analiz edilmiş, üç farklı başlık altında incelenmiştir. İlk olarak, dönemin tarihi olaylara bakış açısını yansıtan resimler, ikinci olarak saray ve burjuva kesimin kıyafetlerinin değerlendirilmesini sağlayan resimler, üçüncü olarak da halkın ruh halini yansıtan resimler üzerinden ele alınmıştır. Resimleri incelerken tarihin şartları göz önünde bulundurularak neden- sonuç ilişkisi gözetilmiştir. 16.- 19. yüzyıllar arasında sanat sadece kraliyet-saray mensubu kişilerin duvarına astığı müzelik yapıtlar iken, 20. yüzyılın son çeyreğine gelindiğinde sanat artık yaşam biçimini ve ruh halini yansıtan, onu biriktirmenin entelektüel bir hareket olduğu bir olguya dönüşmüştür. Sanatçılar kendi duygularını dışa vurmakta özgürleşmiş, temel resim teknikleri dışında kendi hayal güçlerini veya bilinçaltlarını resimlerine yansıtmışlardır. Özgürleşen sanatçı ekolü, sanat tacirleri, din adamları veya kraliyetin isteklerine bağımlı olmadıklarından, resimlerinde toplumsal olaylar ve halkın hissettiklerini çarpıcı bir şekilde yansıtırken, dönemin ruhunu anlamamızı sağlamış, tarihe ayna tutmuşlardır. Fransız Devrimi ile başlayıp, iç savaşları ve Sanayi Devrimi'ni konu alan önemli resimler dönemin politikasını ve halkın yaşadıklarını çözümlemek adına incelenmiştir. Batı uygarlığının dönemsel farklılıklarını araştırmak üzere kendi yaşadığı döneme damgasını vuran 18 ressamın 37 adet resmi üzerinden kıyafet analizi yapılmıştır. Halkın yaşadığı zorlukların tüm gerçekliğiyle çizildiği resimlerde toplum yapısını anlamak için analiz edilmiştir. Sanayi Devriminin ortaya çıkmasıyla gazete ve dergiler sayesinde modanın yayılma hızı artmış, makineleşmenin sonucu olarak kıyafetlerin üretim süresi kısalmış ve halkın daha kolay ulaşabileceği bir hal almıştır. Sonuç olarak sanatçı yeni bir özgürlük kazanarak gelenekten arınmış, tablolarına veya kıyafetlerine kendi ruh halini yansıtabilir hale gelmiştir. Anahtar Kelimeler: Modern Batı Sanatı, Rönesans, Fransız Devrimi, Sanayi Devrimi, Sanat, Moda, Tekstil

Avrupa sanatıEndüstri DevrimiFransız İhtilali+3
Şiir Önen
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

A simple evolutionary model of invention and growth takeoffs

This thesis studies a simple evolutionary model of invention to understand how different behavioral limitations would have affected the transition to modern growth. In neoclassical models of invention, "entrepreneur-inventor"s are fully informed, fully rational, and able to solve mathematical optimization problems. In contrast, this thesis assumes that they are not fully informed, they are subject to bounded rationality constraints, and they cannot solve mathematical optimization problems. Within this structure, the thesis uses a genetic algorithm to model how a society—where the norm (or the status quo) is initially not to spend valuable resources to invention—can learn that invention is actually optimal. In other words, this thesis studies how a technologically stagnant society can converge to a growth equilibrium. Three exogenous factors are mutation (how tolerant the society is to deviant entrepreneurs), elite persistence (how effective the knowledge transmission is across generations), and the size of population. These potentially affect two model outcomes, i.e., how long the transition is and whether the society can converge to the neoclassical benchmark exactly. Results show the following: (i) Mutation is not very strongly correlated with the model outcomes, but higher mutation rates are observed along with faster convergence in some specifications. (ii) Elite persistence does not have a monotone effect on the duration of convergence. (iii) Societies generally exhibit variation around the neoclassical optimum in terms of equilibrium values. (iv) There is a very strong scale effect of population size; larger populations converge significantly faster, and the degree of variation around the neoclassical equilibrium is much smaller for larger populations. Even in the best-case scenario—i.e., high mutation rates, high elite counts, and large populations—the evolutionary model converges to the neoclassical equilibrium in 51 generations.

AlgorithmsGrowthIndustrial Revolution+4
Farhan Kurnıa Mayendrı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri 4.0 ve endüstri 4.0 teknolojilerinin işletme fonksiyonları üzerine olası etkileri

Tarih boyunca yaşanan sanayi devrimlerinin ortaya çıktığı coğrafyalarda bıraktığı ekonomik ve toplumsal etkiler zamanla tüm dünyaya ulaşmıştır. Sanayileşmenin başlamasından bu yana hız kesmeden yaşanan teknolojik ilerlemelere baktığımızda, Dördüncü Sanayi Devrimi olarak da nitelendirilen Endüstri 4.0 oluşumu karşımıza çıkmaktadır. Endüstri 4.0 oluşumu hızlı ve kapsamlı teknolojik gelişmelere ayak uydurma ve üretimde rekabet üstünlüğünü koruma ihtiyacından doğan bir stratejik dönüşüm sürecinin ürünüdür. Üretimin insandan bağımsız hale getirildiği, fiziksel alan ile dijital alanın iç içe geçtiği bu stratejik dönüşüme işletmelerin ayak uydurması gelecekteki konumları açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmada Endüstri 4.0'ın ortaya çıkış süreci ve bünyesinde bulundurduğu teknolojilerin yapısı anlatılmış ve bu bilgilerden faydalanılarak Endüstri 4.0 teknolojilerinin işletme fonksiyonları üzerindeki olası etkileri ortaya konulmuştur.

Endüstri 4.0Endüstri DevrimiTeknoloji+2
Özlem Yalpa
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı deniz gücü ve faaliyetleri (1888-1914)

Fransız İhtilali ve Sanayi Devrimi'nin etkisiyle XIX. yüzyıl, dünya tarihi açısından çok büyük gelişmelerin yaşandığı ve güçler dengesinin tamamen değiştiği bir yüzyıl olmuştur. Ardı arkası kesilmeyen teknolojik gelişmeler bu tarihe kadar teknolojik yatırımlar yapmakta zorlanmış devletler için yeni bir fırsat olarak ortaya çıkmıştır. Hemen hemen her gün yeni bir teknolojik gelişmenin yaşandığı bu süreçten, bütün devletler gibi Osmanlı Devleti'ni de derinden etkilemiştir. Tüm dünya devletleri gibi Osmanlı Devleti de bu gelişmeleri yakından takip etmiş ve kullanım alanlarına ve önceliklerine göre kendi bünyesinde uygulamaya çalışmıştır. Bu çalışma, böylesine büyük teknolojik gelişmelerin yaşandığı bir dönemde Osmanlı Devleti'nin bu gelişmeleri donanma üzerinde nasıl uyguladığını, bu uygulamalarda nasıl eksiklikler olduğunu, bireyler üzerinden yapılan tartışmaların ne kadar sağlıklı olduğunun ve sonucunda elde edilen verilerin uygulamada nasıl sonuçlar doğurduğunu anlama çabasıdır. Süreç boyunca yaşanan siyasi gelişmelerin donanma üzerine etkisinin nasıl olduğu, ülkenin ekonomik durumunun satın alımlar veya üretim bazında ne gibi değişikliklere sebep olduğunu ve istihdam edilen uzmanların teknoloji transferindeki etkilerinin nasıl olduğunu inceleyip, bu gelişmelerin donanmanın faaliyet alanlarına nasıl etki ettiğine cevaplar aranmıştır. Osmanlı Devleti 1888-1914 yılları arasında sadece siyasi sorunlar yaşamamış, aynı zamanda yönetimsel olarak da çok büyük değişiklikler yaşamıştır. Siyasi olarak devletin hem iç hem de dış sorunlarla mücadele ettiği, ardı ardına hasımlarıyla savaşa girmek ve donanmayı aktif bir şekilde kullanmak zorunda kaldığı bir dönemdir. Bunun yanında klasik yönetim anlayışı terk edilip, meşruti bir yönetime geçilmiştir. Böylesine önemli bir gelişme de ister istemez yukarıda bahsi geçen modernleşme sürecini etkilemiştir. Bu bağlamda, Avrupa'daki teknolojik gelişmelerin Avrupalı devletler ve Osmanlı Devleti tarafından nasıl takip edildiği ve donanmalarına nasıl uyarladıklarını anlamak için çapraz okumalar yapılmıştır. Böylece iki tarafın süreçteki benzerlikleri, farklılıkları ve birbirinden nasıl faydalandığı tespit edilmeye çalışılmıştır.

Abdülhamid IIDeniz kuvvetleriDonanma+7
Kamil Akar
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Endüstri 4.0 ve çalışma yaşamının geleceği

Endüstri devrimleri, insanlık tarihinin seyrini değiştirerek köklü değişimlerin yaşanmasına neden olan gelişmelerdir. Sanayi Devrimi ile birlikte ortaya çıkan üretim sisteminin makineleşme süreci, işlerin yapılma şekillerinin de değişmesine neden olmuştur. Endüstri Devrimi öncesinde, el tezgahlarında atölye ortamında yapılan üretim faaliyeti, daha sonra makinelerin üretim sistemine entegre olması sayesinde fabrikalara taşınmıştır. Fabrikaların artması; istihdam, çalışma koşulları ve üretim imkanlarının gelişmesine yol açmıştır. Endüstri 4.0, 2011 yılında Almanya'nın Hannover kentinde düzenlenen fuarda ortaya çıkmıştır. Dördüncü Sanayi Devrimi olarak bilinen Endüstri 4.0, üretimde otomasyon sisteminin endüstriyel internet tabanlı teknoloji ile donatılması ve uzaktan kontrol edilebilmesini mümkün kılmaktadır. Robotlar, Siber-Fiziksel Sistemler, sensörler, RFID gibi birçok teknolojiyi barındıran Endüstri 4.0, birçok niteliksiz ya da orta nitelikteki işin insan gücünün yerine robotlar ve otomasyon sistemi sayesinde yapılmasını sağlamaktadır. Bu çalışmanın amacı; endüstri alanında ortaya çıkan gelişmelerin neler olduğunu anlayarak, bu gelişmelere ayak uydurmanın önemini ortaya koymaktır. Endüstri devrimlerinin etkileri sadece endüstriyel alanda sınırlı kalmamaktadır. Ekonomik, sosyal ve kültürel değişimleri de beraberinde getirmektedir. Endüstri devrimlerinin ortaya çıkışı ile birlikte yarattığı dönüşümlerin yer aldığı bu çalışma içerisinde Endüstri 4.0'ın ortaya çıkış tarihine kadar yaşanan tüm teknolojik gelişmeler yer almaktadır. Endüstri öncesi dönemden başlayarak tarihsel sürecinin incelenmesiyle başlayan çalışma, aynı zamanda Endüstri 4.0'ın paradigmaları ve bileşenlerinin hakkında bilgi vermektedir. "Türkiye'de Endüstri 4.0 ve Çalışma Yaşamının Geleceği", çalışmanın ana içeriğini oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Endüstri 4.0, Çalışma Yaşamının Geleceği, Türkiye'de Endüstri 4.0

Endüstri 4.0Endüstri DevrimiEndüstrileşme+1
Musa Öztürk
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri 4.0'ın gelişmekte olan ülkelere transfer edilebilirliği: Türkiye örneği

On sekizinci yüzyılda Birinci Sanayi Devrimi ile başlayan sanayileşme yolculuğu bugün Dördüncü Sanayi Devrimi ile birlikte yeni bir döneme girmiştir. Buhar makinesinin keşfiyle başlayan sanayileşme süreci, yirminci yüzyılın başlangıcında elektriğin ve kitle üretim sistemlerinin kullanılmasıyla ikinci aşamaya geçmiş, 1970'lerden itibaren teknolojiyi daha üst düzeye taşıyan bilgi teknolojilerinin devreye girmesiyle de üçüncü aşama başlamıştır. 2011 yılına gelindiğinde ise yeni bir süreç olan ve Endüstri 4.0 olarak da adlandırılan 4. Sanayi Devrimi, üretimde siber-fiziksel sistemlere dayalı Endüstri 4.0 bileşenlerinin kullanılmasıyla ortaya çıkmıştır. Günümüzde gelişmiş ülkelerin ekonomilerini Endüstri 4.0 sürecine göre şekillendiriyor olması, ancak gelişmekte olan ülkelerin bu sürecin gerisinde kalma olasılığı küresel eşitsizliğin daha da artması endişelerine sebep olmaktadır. Bu çalışmanın ana amacı, Türkiye özelinde Endüstri 4.0 teknolojilerinin transfer edilebilirliğini araştırarak, gelişmekte olan ülkelerin bu süreçte karşılaşacakları sorun ve fırsatları değerlendirmektir. Bu konudaki yazının çok sınırlı olması tezin ana motivasyonunu oluşturmaktadır. Bu çalışmada ilk olarak Endüstri 4.0 kavramı ve Endüstri 4.0 bileşenleri kısaca gözden geçirildikten sonra, Dünya'da ve Türkiye'de Endüstri 4.0 sürecinin gelişimi ele alınacaktır. İlerleyen bölümlerde, Endüstri 4.0'ın ekonomide özellikle makro değişkenler üzerinde yaratmış olduğu etki ele alınıp, önceki sanayi devrimlerinin ve asıl konumuz olan Endüstri 4.0'ın gelişmekte olan ülkelere transfer edilebilirliği incelenecektir. Son bölümde, Endüstri 4.0'ın Türkiye'ye transfer edilebilirliği üzerine anket çalışmamızı değerlendirip tezimizi tamamlayacağız.

Ekonomik etkiEndüstri 4.0Endüstri Devrimi+4
Savaş Acar
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Avrupa'da modern seramik sanatı

Sanayi Devrimi'ne kadar olan süreçte Dünya'da değişik kültürlerin etkileriyle gelişme göstermiş olan seramik sanatı, farklı alan ve amaçlar doğrultusunda üretilerek fonksiyonellik ile özdeşleştirilmiş bir disiplin olarak görülmüştür. Avrupa'da temellenen Sanayi Devrimi'nin oluşturduğu koşulların toplumu ve sanatı yenilikçi bakış açısı içinde etkilemesi, seramik sanatını da kalıplarının dışına çıkararak modern bir sanat alanı olarak kabul göreceği gelişim süreci içerisine sokmuştur. Sanayi Devrimi'nin etkisi ile tetiklenen bu gelişim süreci ile birlikte oluşan ekoller ve sanatsal hareketler, günümüz seramik sanatına da yansıyarak, modernist yaklaşımların ve sınıflandırmaların oluşmasına neden olmuş, böylelikle Modern Seramik Sanatına geçişe ilk adım Avrupa'da atılmıştır. Avrupa'da modern seramik sanatının gelişimi ile günümüzde seramik sanatının yeri, durumu ve kapsamı hakkında genel hatlarıyla yapılan araştırma kapsamında, modernleşmeyi hazırlayan etkenler ve süreç kronolojik bir düzen içerisinde verilmiş, seramik sanatının gelişim serüveninde rol oynayan başlıca ülkelere değinilerek gelişimine yön veren Avrupa kökenli sanatçılar hakkında bilgi ve örnekler sunulmuştur.

AvrupaEndüstri DevrimiModern sanat+3
Nizam Orçun Önal
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Varlık olarak mobilya ve endüstri devriminin mobilya üzerine etkileri

Varlığın ne olduğuna ilişkin soru felsefenin en eski problemlerinden biridir. Bu çalışma da en temelde varlık olarak mobilyayı sorgulamaktadır. Mobilyanın bir varlık olarak ele alınmasında çalışmanın ilk aşaması olarak mobilya için yapılmış tanımlara değinilmektedir. Devamında Aristoteles ve Heidegger'in varlık felsefelerinin temelleri aktarılarak mobilyayı varlık yapan unsurların neler olduğu ortaya koyulmaya çalışılmaktadır. Birinci bölümde elde edilen veriler doğrultusunda ikinci bölümden itibaren Endüstri Devrimi öncesinde Aristoteles'in varlık felsefesi ekseninde mobilya değerlendirilmektedir. Üçüncü bölümde Endüstri Devrimine, bu devrimin toplum yapısında ve üretim biçimlerinde ne gibi değişimlere yol açtığına yer verilmektedir. Endüstri devriminin üretim ve tasarım alanlarında sebep olduğu değişimlerin mobilyaya yansımaları Heidegger'in varlık felsefesi ekseninde incelenmektedir. Sonuç bölümünde ise Aristoteles ve Heidegger'in varlık felsefeleri bir arada ele alınarak bir varlık olarak mobilya tanımlanmaya çalışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Mobilya, mobilya tasarımı, endüstri devrimi, varlık felsefesi, Aristoteles, Heidegger

Endüstri DevrimiMobilyaMobilya endüstrisi+4
Ozan Peker
Anadolu University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sanayide endüstri 4.0 süreçleri: Çorum sanayisinde bir uygulama

Endüstri 4.0'ı günümüz yaşam şartlarını iyileştirmek için biyoloji, teknoloji ve endüstriyel otomasyon alanlarındaki ileri araştırmaları bir araya getirerek insan hayatına değer katmak olarak özetleyebiliriz. Otonom arabalardan, nano robotların hastalıkların teşhisi ve tedavisinde kullanılmasına ve önceleri hayal dahi edilmeyen çözümlerle yeni bir hayatı yaşıyoruz. Endüstri 4.0 terimi, dijital teknoloji, biyoloji ve donanım otomasyonlarındaki önemli yeniliklerin birleşiminden gelmektedir. Ortaya çıkan siber-fiziksel sistemler kendi basit kararlarını alabilmekte, cihazların, makinelerin, sensörlerin Nesnelerin İnterneti (IoT) aracılığıyla birbirleriyle iletişim kurabilmeleri sağlanmakta, rahat yönetilebilen, takip edilebilen verimli sistemler süreçlerin dizaynında rol almaktadır. Ani sorunları kısa sürede çözme yeteneği önemlidir. Siber fiziksel sistemler, insanlar için mümkün olmayan ya da bir anda mümkün olmayacak bir dizi iş yürütmekte aynı zamanda da insanları fiziksel olarak destekleyebilmektedirler. İnsan işgücü için tehlikeli ve zor olan bazı görevler, farklı otonom sistemlerle insanların yerini alabilmektedir. Sürecin önemli figürlerinde Nanoteknoloji, Nesnelerin İnterneti, Bulut Bilişim, Veri Analitiği gibi kavramlarla hayatımıza göre donanım ve yazılımlar; sağlık alanından çevre hizmetlerine, hava tahminlerine ve tarım alanındaki faaliyetlere kadar ve artık sıklıkla karşılaşıldığı üzere her tür üretim alanında tahminleme, analiz etme ve iyileştirmelerimizde bize destek vermektedir Malzemelerin özelliklerini geliştirmekte daha fazla güç, daha hafif ağırlık vb. gibi hedeflenen iyileştirmelerde önemli rol oynamaktadır. Anahtar Kavramlar: Endüstri 4.0, Sanayi Devrimleri, Büyük Veri, Robotik Sistemler, Sanal Gerçeklik ...

Büyük veriEndüstri 4.0Endüstri Devrimi+3
Emre Berksun
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatında Arts&Crafts akımının güncel sanattaki yeri

Bu tez çalışmasında amaçlanan Arts&Crafts Akımı'nın günümüz sanatındaki yeri, önemi ve varlığının güncel sanatçı örnekleri ile araştırmacının çalışmaları üzerinden değerlendirilmesiyle etki ettiği teknik ve materyallerin günümüz sanatında nasıl kullanıldığını tespit etmektir. Çalışmanın kapsamı ise Arts&Crafts Akımı'nı araştırma kapsamında resim sanatı üzerinden inceleyerek örneklendirmektir. Çalışmanın önemi Arts&Crafts Akımı'nın günümüz sanatında el sanatı yani zanaat çalışmalarının ne kadar kullanıldığını tespit ederek, yapılan çalışmalar da ne kadar kullanıldığı ve varlığının ne kadar sürdürüldüğünü çözümlemektir. Çalışmanın sınırlılıkları ise Arts&Crafts Akımı'nın araştırmacının da kullandığı nakış ve bezeme teknikleri üzerinden kendi içerisinde ve günümüz sanatındaki değerlendirmeleriyle incelenmesidir. Geçmişten günümüze sanat, toplum ve kültür katmanlarını incelediğimizde, bu üç temel olgunun birbirleri içinde eriyerek gelişim gösterdiklerini ve şekil değiştirdiklerini görürüz. Bu şekil değiştirmeler bazen küçük evrilmeler şeklinde olurken bazen de devrimsel kırılmalar ile yepyeni yapılara dönüşmüşlerdir. Sanayi devriminin yeni paradigması bu üç alanda da kökten değişimlere sebep olmuş en önemli dinamiklerden birisidir. Sanat, toplum ve kültürün, gerek kendi özel alanlarında gerekse de birbirleri ile etkileşimlerinde artık eskisi gibi olamayacakları yeni bir çağa girilmiştir. Sanat bu büyük dönüşüme; sanayi üretimi ürünlerin zanaatın yerini almasına tepki olarak şekillenen Arts&Crafts akımı ile direnmeye çalışmıştır. Arts&Crafts akımının tarihsel süreçte ki temel söylemi, sanat ve zanaat birlikteliği düşüncesi ile üretilen sanata dair üretimlerini, sanayinin seri üretim ürünlerden ayırmak ve zanaatı öne çıkarmak olmuştur. Zanaatin ön plana atılışı üzerine tarihsel süreç içerisindeki etkileri ve sanat tarihinde ki rolünden güncel sanata kadar nasıl geldiği birçok düşünce, varsayım ve örneklerin izleyiciye aktarılmasıyla güncel sanat üzerindeki zanaatin nerede olduğu konusunu gözler önüne sermektedir. Sanayi üretimi nesneleri, kullanım açısından Arts&Crafts Akımı ile ters düşse de bu araştırma kapsamında incelenip gözler önüne serilen günümüz sanatında birçok geleneksel yöntem ve yeni teknikler birleştirilerek tekrar yüksek zümre ile halkın kullanacağı bir durum haline getirilmektedir. Sanatsal yaratımda zanaatin de birlikte kullanıldığı çalışmalar, güncel sanattın bu yönelim doğrultusundaki araştırmalarla değerlendirilerek, tüm içerik sanatsal doğrultuda sanatçıların ifade ettikleri kadarıyla sınırlandırılmıştır.

El sanatlarıEndüstri DevrimiGüncel sanat+3
Duygunur Bel Kılıç
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sanayi devrimleri sürecinde kadın istihdamı ve iktisadi gelişme: Türkiye özelinde bir inceleme

Geçmişten günümüze sanayileşme süreci dört aşamada gerçekleşmiştir. 18. yüzyılın sonlarına doğru buhar makinesinin icat edilmesiyle Birinci Sanayi Devrimi gerçekleşmiş ve üretim faaliyetleri fabrikalara taşınmıştır. İkinci Sanayi Devrimi'yle birlikte üretimde elektrik sistemleri kullanılmaya başlanmış ve seri üretim ortaya çıkmıştır. Tüm bu gelişmeleri takiben, elektronik ve bilgisayar teknolojisinin gelişmesiyle üretimde otomasyonun sağlandığı dönem ise Üçüncü Sanayi Devrimi ile olmuştur. Teknolojinin gelişmesi ve üretimde akıllı makinelerin kullanılmaya başladığı dönem ise Dördüncü Sanayi Devrimidir. Her sanayi devrimi yaşandığı dönem itibariyle sosyal ve ekonomik dönüşümleri beraberinde getirmekle birlikte işgücü piyasalarını etkilemiş ve kadın işgücü için önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu doğrultuda kadınların işçi statüsüyle çalışma hayatına dahil olmaları da sanayi devrimi ile gerçekleşmiştir. Bu çalışmanın amacı, sanayi devrimleri sürecinde kadın istihdamının gelişimini ele almak; özelde Türkiye'de kadının çalışma hayatındaki durumunu ve kadın istihdamının iktisadi gelişmeye olan katkısını kaynak taraması ve istatistiki veriler ile incelemektir. Gelişen teknoloji ile birlikte ortaya çıkan yeni meslek grupları çerçevesinde kadının ekonomideki önemini açıklamaktır. Çalışma; tarihsel süreçte sanayi devrimlerini, kadın istihdamı gelişimini açıklayabilmek saiki ile ele almaktadır. Çalışmada, iktisadi gelişme açısından kadın istihdamının önemli olduğu fakat uygulanan politikaların kadın istihdamını istenilen düzeyde arttıramadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda cinsiyet eşitsizliğine ve kadın istihdamına yönelik politikaların geliştirilmesi gerektiği belirtilerek, kadının mevcut ve yeni meslek gruplarına dahil olabilmesi adına politika önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Cinsiyet Eşitsizliği, Kadın İstihdamı, Sanayi Devrimleri, Teknoloji, Toplumsal Cinsiyet Rolleri

Ekonomi tarihiEkonomik gelişmelerEndüstri Devrimi+5
Gizem Leventer
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri Devrimi ile birlikte kent kültüründe bireyin modern yaşam algısının resim sanatına yansıması

19. yüzyılda endüstrinin gelişmesiyle birlikte, kentlerin büyümesi, bilim ve teknolojideki büyük gelişmeler, yeni toplumsal sınıfların ortaya çıkması ve yönetim sistemlerinin değişimi toplum hayatının tüm alanlarına etki ettiği gibi resim sanatına da etki etmiştir. Endüstri bir taraftan toplumun kurtarıcısı olarak görünürken diğer bir taraftan toplumu yalnızlaştıran ve bireyi yabancılaştıran bir etken olarak görülmüş, gelişen teknoloji insanların düşünme yetisini ve duyarlılığını etkilemiş, kitle kültürü, moda yabancılaşma, bireyselleşme, mekanikleşme gibi kavramlar 19. yüzyıl sosyolog, düşünür ve sanatçılarının üzerine eğildiği konular olmuştur. Peki tüm bu gelişmelere resim sanatı nasıl bir tepki vermiştir? Bu mekanik yeni düzen içerisinde özgürlüklerini ifade edebilecekleri ne gibi arayışlara yönelmişlerdir? Bu çağ resim sanatına neler katmıştır? "Sanatçılar, insanların mekanikleşmekten ve otomatikleşmekten, aşırı düzenli ve standartlaşmış bir hayata sahip olmalarından ürkmektedirler. Kişisel tuhaflıklara, kaprislere hâlâ izin verilen ve dahası değer verilen tek yer sanat olmasından dolayı da bu duruma karşı çıkışın adresi de burası görülmektedir." (Gombrich, 1997:613) Anahtar Kelimeler: Endüstri devrimi, kitle kültürü, yabancılaşma, moda, bireyselleşme, mekanikleşme, sanat akımları, sanat yansımaları.

BireyselleştirmeBireysellikEndüstri Devrimi+7
Mihriban Mirap
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde sanayi ve Zeytinburnu Demir Fabrikası

Tezimizin konusunu XIX. Yüzyılda Osmanlı Devleti'nde sanayi oluşturmaktadır. Konuya örnek olarak Zeytinburnu Demir Fabrikası verildi. Ekonomi ile siyasi olayların ve ıslahatların birbirine olan etkisinden dolayı bu konulara da yer verildi. Bu tezde Sanayi Devrimi'nin getirileri ve Osmanlı Devleti'nde oluşturduğu yenilik hareketleri sanayinin gelişmesi için yapılan hamleler anlatıldı. Mevcut ekonomik ilişkiler Sanayi Devrimi'nin getirisi ile değiştirdi. Buna ek olarak yapılan ticari anlaşmalardan dolayı uluslararası ticaret değişime uğratıldı. Devlet, sanayiyi geliştirmek için hem özel sermayeyi teşvik etmiş hem de kendisi sanayileşme yoluna gidildi. Esnaf Teşkilatı (Lonca)'nda değişim yapıldı. Şirketler oluşturulmuş ve üretime katkıda bulunmak için fuarlar düzenlendi. Tezimizin konusunu oluşturan fabrikalar Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz döneminde kurulan fabrikalardır. Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz döneminde kurulan tüm fabrikalar değil, dönemine göre farklı özelliklere sahip olan fabrikalar konu olarak alındı. Halı, bez ve cam fabrikaları dönemin yaygın ürünlerini üretmek adına oldukça önemliydi. Gazhaneler, henüz yeni başlayan sokak aydınlatması uygulamasını başlattığından belediyecilik adına önemli bir gelişmedir. Yine gazhaneler, telgraf fabrikası, değirmen, su ve tramvay şirketleri, Zeytinburnu Demir Fabrikası dönemin önemli yenilikleridir. Savaş sanayinde önemli yerleri bulunmaktadır. Mum, kahve, suma, mobilya ve boza üretimleri dönemin sosyal yapısında yenilik oluşturmuştur. Zeytinburnu Demir Fabrika-i Hûmayunu, büyük bir sanayi kompleksi olarak hem silah üretimi hem de tamiri görevlerini üstlendirildi. Ayrıca küçük ölçekte demir doğrama üretimi yapılmaktaydı. Fabrikaya zaman içerisinde ek binalar yapıldı. İlerleyen üretim döneminde savaş sanayisi için oldukça önemli olan topun dünyada ilk kez seri atışlı olarak üretimi de burada yapıldı. XIX. yüzyıl boyunca devlet sanayileşmek için büyük atılımlar yaptı. Yaşanan siyasi olayların etkisiyle ekonomi ve üretim etkilendi. Devlet zor ekonomik şartlar altında dahi sanayileşme hamlelerine önem verdi. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Sanayi, Sanayi Devrimi, Zeytinburnu Demir Fabrika-i Hûmayunu.

19. yüzyılDemir endüstrisiEndüstri+4
Mine Su Mızrak
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Determination of problems in transition to smart manufacturing model and suggestions for enterprises

Technological developments affect human life in economic, political, cultural and social areas. These technological developments led to industrial revolutions and three major industrial revolutions took place. These are the first industrial revolution in which production systems became mechanical by using water and steam power, the second industrial revolution in which mass production was carried out by using electric power and the third industrial revolution in which automation in production was provided by the introduction of information technologies. At the point where modern industry has arrived today, there is a process called Industry 4.0, which is the fourth phase of industrialization. Industry 4.0, which came into being with the digital transformation that occurred in industrial manufacturing and was first mentioned at the Hannover Fair in 2011, contains high-tech components. An innovative manufacturing model in which these components are involved and emerging as the ultimate goal of Industry 4.0 is called Smart Manufacturing. The aim of this study is to expose the problems faced by enterprises in transition to smart manufacturing processes and to reveal how enterprises find solutions to these problems. This study is a guide for enterprises that will make the transition to smart manufacturing. In-depth interviews were conducted through a semi-structured interview form with 10 participants from four companies of Turkish origin who agreed to take part in the research. Descriptive and content analysis techniques were applied to the data obtained from the interviews. It has been observed that enterprises face organizational, technological, economic and environmental problems during the transition to smart manufacturing. As a result of the study, problems encountered in the transition to smart manufacturing and their solutions were identified and suggestions were made to the researchers for future studies.

Industrial Revolution
Merve Öncül
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri 4.0 ve çalışmanın anlamı: Kuşaklar arası bir inceleme

Endüstri 4.0 kavramı 2011 yılında Hannover'da "Endüstri 4.0 Manifestosu" adıyla açıklanmıştır. Çalışmanın anlamı ve kuşaklar ise daha önce birçok kez üzerinde çalışmalar yapılmış kavramlardır. Literatür araştırması yapıldığında; Endüstri 4.0 ile birlikte yeniden şekillenen çalışma hayatı ile ilgili bir çalışma olmadığı için böyle bir çalışma tasarlanmıştır. Bu çalışmanın amacı; Endüstri 4.0, çalışmanın anlamı ve çalışma hayatından beklentiler ile ilgili bilgilerin, öngörülerin, atfedilen anlamların belirlenmesi ve kuşaklar arası karşılaştırılmasıdır. Tezin amacı doğrultusunda 6 hipotez oluşturulmuştur. Demografik sorular ile 3 ayrı ölçekten oluşan bir anket formu 435 kişiye uygulanmıştır. Yapılan araştırma IBM SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Ayrıca literatürde Endüstri 4.0 ile ilgili bir ölçek bulunmadığı için geliştirme çalışması yapılmıştır. Yapılan pilot uygulama sonuçları da IBM SPSS 22.0 programında değerlendirilmiş ve cronbach's alpha değeri 0,75 olarak bulunmuştur. Bu sonuçla birlikte ölçek araştırmaya dahil edilmiştir. Endüstri 4.0 Ölçeği'nin açımlayıcı faktör analizi (EFA) de incelenmiş ve açımlayıcı faktör analizi sonucunda, ölçeğin KMO (Kaiser-Meyer Olkin) değeri 0,714 ve Barlett'in Küresellik testi (Bartlett's Test of Sphericity) değerleri Χ²=1971.176, p<0,001 anlamlılık düzeyinde elde edilmiştir. Çalışmada çoklu bağımsız grup karşılaştırması için Kruskal Wallis testi ile değerlendirmeler yapılarak ikili karşılaştırmalarda Dunn testi kullanılmış ve sonuçları medyanlar üzerinden tartışılmıştır. İş hayatından beklenti ile işin anlamı kavramlarının kuşaklar arasındaki korelasyonunun incelenebilmesi için de, Pearson Korelasyon Analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, kuşakların işin anlamı üzerindeki algılarında herhangi bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. X, Y ve Z kuşaklarının iş hayatından beklentileri ve X-Y kuşaklarının işe atfettiği anlam açısından da bir farklılık bulunamamıştır. Ancak Y kuşağı üyelerinin iş hayatından beklentileri ile işin anlamı arasında anlamlı pozitif zayıf korelasyon bulunmuştur. Son olarak, Endüstri 4.0 ile ilgili bilginin de kuşaklar arası bir farklılığı olmadığı, ancak robotik gelişmelerin X-Z kuşaklarında anlamlı farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Endüstri 4.0Endüstri DevrimiKuşaklar+5
Rıza Demir
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Endüstri devrimi sonrasında teknoloji mimarlık etkileşimi

Mimaride kullanılan teknik tarih boyunca mimarinin en önemli öğelerinden biri olmuştur. Özellikle 18. yüzyılda başlayan endüstrileşme süreci ve bu yüzyıl sonlarındaki sanayii devriminden sonra, yeni mimari elemanların kullanılması ve bunlar için geliştirilen teknikler mimarlık alnında köklü değişikliklere neden oldu. Bu dönemlerdeki Aydınlanma felsefesinin de etkisiyle manevi kimliğinden sıyrılan dünyada yeni bir dünya kuruldu Geleneksel mimarlık kavramları tekrar gözden geçirilmeye başlandı Yeni mimarlık teorilerinin oluşumu ve yeni yapım teknolojileri ile mimarlık dünyası daha önce yaşanmamış bir değişime sahne oldu. 18. yüzyıldaki rasyonel düşünceler, bilim ve teknolojinin ön plana çıkmasına neden oldu Bu gelişmeler mimarlık alanında, teknolojinin gerek düşüncede gerek uygulamada vurgulanması ile sonuçlandı Amacım teknolojinin mimari anlam üzerindeki yaratıcı etkilerini ortaya çıkarmaktır. Özellikle yoğun teknolojik değişimlerin yaşandığı 19. yüzyıl sonu ve 20.yüzyıl ortamında bu etkinin nasıl geliştiğini araştırmaktır. Bunu yaparken teknoloji ve mimarinin etkileşiminden doğan ilgi çekici durumları göz önüne sermektir. Teknoloji ile mimarlık arasındaki ilişki karmaşık bir ilişkidir. Birbirleriyle etkileşim içinde olan birçok bileşenden oluşmaktadırlar. Bu ilişkiyi oluşturan ve mimarlıkta önemli yeri olan bazı kavramlar ele alınacaktır. Bu kavramların incelenmesi, bugünün mimarlığı ile teknoloji arasındaki ilişkiyi anlamak için temel meydana getirecektir. Yüzyıl içindeki teknoloji ve mimarlığın değişimleri incelenerek ikisi arasındaki ilişkinin özellikleri hakkında bir fikir edinilmiş olunacaktır. I

Endüstri DevrimiEtkileşimTeknolojik gelişmeler
Dilek Karaköz
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri devriminin Osmanlı mimarlığına etkileri: 1847 - 1920

Günümüzün insanı elindeki olanakları doğru ve iyi yolda kullanma çabasını sürdürmektedir. Duruma bu açıdan baktığımızda Endüstri Devrimi'nin bize bıraktığı maddi ve manevi birçok kargaşalıklara karşın yeni bir uygarlığın büyük ve insancıl bir geleneğini doğurduğunu söyleyebiliriz. XIX. yüzyılın mimarlık ve sanatını incelediğimizde XX. yüzyılın mimarlığını hazırlayan özellikleri geçmiş çağların üsluplarım taklit eden anıtsal yapıların yerine mühendislerin yeni teknik ve gereçlerden yararlanarak gerçekleştirdikleri yapılarda buluyoruz. Bu çalışmada Endüstri Devrimi ve sonrasında Avrupa'da başlayıp tüm dünyaya ve dolayısıyla Batılılaşma Hareketi'nin sonucu Osmanlı Devleti' ne yayılan mimari alandaki değişimleri göz önüne sermek ve günümüze kadar gelebilmiş, o dönemi anlatan tarihi belge niteliği taşıyan yapılan daha yakından tanımak ve tanıtmak amaçlanmıştır. Bu çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde konuya kısa bir giriş yapılmıştır. İkinci bölümde Endüstri Devrimi ve sonrasında Avrupa ve Amerika'daki mimarlık ortamı ele alınmış, bilimsel buluşlarla teknolojik gelişmeler sonucunda ortaya çıkan ürünlerin mimari sahada kullanılması, farklı düşünce yapılan ve bunu doğurduğu mimari akımlar anlatılmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde Endüstüri Devrimi ile Osmanlı Mimarlığı'nda ortaya çıkan yeni yapı türleri, ve bu yapı türlerinin Avrupa ve Amerika'daki benzerleri ile karşılaştırması yapılmıştır. Devrin özelliklerini yansıtan yapılar arasından seçilen örnekler katalogda ayrıntılı olarak incelenmiştir. Ayrıca Endüstri devrimi sonrası ortaya çıkan yeni malzeme ve teknolojilerin ilk kullanım alanları ele alınmıştır. Dördüncü bölümde yapılan çalışma ve elde edilen bilgiler değerlendirilmiştir. Beşinci bölümde ise bu bilgiler ışığında bir sonuca varılmaya çalışılmıştır.

Endüstri DevrimiOsmanlı mimarisi
Murat Kıyıcı
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nin yurtdışında katıldığı sergiler

Sergi olarak isimlendirdiğimiz ticari, sanayi, zirai ve kültürel unsurların tanıtımı amacıyla yapılan organizasyonların tarihi oldukça eskidir. Sanayileşmenin ve ticari faaliyetlerin gelişerek yoğunlaştığı 18.yüzyılın ikinci yarısından itibaren Avrupa Devletleri'nde üretimin artması, yeni Pazar ve hammadde ihtiyacını da beraberinde getirmiştir. Bu ihtiyacın giderilebilmesi için, sanayi ürünlerinin ve üretim araçlarının tanıtılması amacı ile uluslararası sergiler düzenlenmeye başlamıştır. Ayrıca bu sergilerde ülkelerin sanayi, teknoloji, bilim ve tarım alanındaki gelişme ve yeniliklerin tüm milletlere duyurularak çok daha geniş bir alana hitap edilmesi amaçlanmıştır. İlk ulusal nitelikli sanayi sergisi 1789'da Fransa'da düzenlenmiştir. 1849'a kadar bu ülkede çok sayıda sergiler düzenlenmiştir. Avrupa'da 19.yüzyıl boyunca açılan sanayi sergileri milyonlarca insan tarafından ziyaret edilmiştir. Osmanlı Devleti'nde ise çeşitli ürünlerin sergilendiği ve eğlence niteliğinde olan geleneksel panayırlar eskiden beri kurulmuştur. Ancak 1851'e kadar Osmanlı Devleti'nin uluslararası sergiler hakkında genel bir fikri olmamıştır. 1851 I.Londra Sergisi Osmanlı Devleti'nin katıldığı ilk sergi olmuştur. Ardından 1855 Uluslararası Paris Sergisine katılmıştır. Osmanlı Devleti, 18. yüzyıl'da içte ve dışta bir takım sıkıntılarla karşı karşıya kalmış olmasına karşın, uluslararası sergilere yoğun bir şekilde ilgi göstermiş, ülkesine ait her biri kendine has özellikler taşıyan ürünlerini sergilere göndererek tüm dünya'ya tanıtmayı hedeflemiştir. Osmanlı Devleti'nde 1862 sergisinden sonra II. Uluslararası Londra Sergisinden sonra en çok ülke içerisinde yankı uyandıran 1867 II. Uluslararası Paris Sergisi olmuştur. Çünkü ilk defa bir Osmanlı Padişahı kendi ülkesinin sınırları dışında bir Avrupa ülkesini görmek arzusuyla Avrupa Seyahatine çıkmıştır. III. Napolyon'nun daveti ile seyahat hazırlıkları başlamıştır. Sultan Abdülaziz bu seyahati ilk başta razı olmamış fakat Ali ve Fuat Paşaların ısrarıyla bu sergiye katılma kararı almıştır. Osmanlı Devleti'nin bu sergiye katılmaktaki amacı ise; kendi ülkesinde bulunan kaynakları sergi yoluyla tanıtmak, ülkesi üzerine ilgi toplamak, Avrupa Devletleri olan problemlerini çözmek ve destek sağlamaktır. 1867 II. Uluslararası Paris Sergisi'nden sonra 1873 Viyana Uluslararası Sergisi'ne katılan Osmanlı Devleti, tahıl ürünlerinin yerini alan mimari eserleri, dünya şartlarının gereği olarak ön plana çıkarmıştır. Sergide özellikle III. Ahmet Çeşmesi'nin minyatürü sergilenmiştir. Ayrıca bu sergide resim sergileri de açılmıştır Osmanlı Devleti bu sergilerden sonra Fransız Devrimi'nin 100.yılına rastlayan 1889 Paris Sergisi'ne katılmak içinde 1888'de resmen müracaat etmiştir. Amerika'nın keşfini anmak adına düzenlenen 1889 Şikago (Chicago) Sergisi'ne de katılmıştır. Bu sergi ticaret odası açısından büyük bir başarı olmuştur. Osmanlı Devleti'nin katıldığı son Uluslararası sergi 1990 Paris Uluslararası Sergi'si olmuştur. Anahtar Kelime: Sanayi Devrimi, Osmanlı Devleti, Uluslararası Sergiler, Sultan Abdülaziz, III. Napolyon.

Endüstri DevrimiOsmanlı DevletiSergiler+1
Menekşe Yıldız Uslu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00

Related subjects