Biyolojik mücadele
61 theses under this subject heading
Entomopatojen nematod ürünlerinin uygulanması için bir robotik sistem tasarımı ve optimizasyonu
Dünya nüfusunun artışına bağlı olarak gıda ihtiyacını karşılamak ve sürdürülebilir tarımın gereği, en iyi kalitede ürünü en uygun maliyetle üretmek için hassas tarım uygulamaları günden güne artmaktadır. Hassas tarımın gereği, doğru girdiyi, doğru miktarda, doğru yere, doğru zamanda ve doğru şekilde uygulamak için robotik sistemler tarımsal faaliyetlerin her aşamasında kullanılmaktadır. Robotik sistemler ile birim alandan maksimum ürün elde edilirken, çevreye zarar en aza indirilmek istenmektedir. İhtiyaca göre pestisit uygulamaları ön plandadır, böylelikle arazinin her yeri değil gerekli yerler ilaçlanmaktadır. Bu çalışmada, kimyasal mücadeleye alternatif olan biyolojik mücadele ajanı olan entomopatojen nematodların hassas uygulanmasına yönelik bir robotik sistem tasarlanmıştır. Robotik sistemin tüm sac kısımları 2 mm alüminyum, plastik kısımları 20 mm delrin malzemeden imaldir. Tüm bağlantı elemanları sökülebilirdir bu sayede kolaylıkla taşınabilir. CNC kontrol kartına yüklenen G-kodlar sayesinde step motorlara hareket verilmektedir. Mekanik, hidrolik ve pnömatik gibi geleneksel karıştırma sistemlerine karşın yeni bir çalkalama metodu olan salıncak yöntemi kullanılmıştır. Peristaltik pompa ile dozajlama sağlanmıştır. Step motorların peristaltik pompa ile uyumu, Arduino kullanılarak her noktaya aynı ya da her noktaya farklı dozajlama imkânı sağlayan yazılım sayesinde optimize edilmiştir. Robotik sistem ile iki farklı entomopatojen nematod türünün (Steinernema feltiae ve Heterorhabditis bacteriophora), farklı dozlar (0.1, 0.2, 0.4, 0.8 g ve 60 000, 120 000, 240 000 adet) ve hacimler (25, 50, 100 ve 5, 15, 45 ml) ile denemeleri gerçekleştirilmiştir. Denemeler sonucu bazı kombinasyonların arasında istatistiksel olarak farklılık olmasına rağmen ticari doz değeri olan cm2'ye 50 adet nematod uygulamasından dolayı robotik sistemin hassas uygulama yaptığını söylemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Hassas tarım, robot, biyolojik kontrol, entomopatojen nematod
Turunçgillerde phytophthora citrophthora (smith ve smith) leonian'nın populasyon dinamiği, kök infeksöyonları ve biyolojik mücadelesi üzerinde çalışmalar
Turunçgillerde gövde zamklanması, kök çürüklüğü ve meyvelerde kahverengi çürüklük oluşturan Phytophthora citrophthora ' nın turunçgil topraklarındaki populasyon dalgalanmalarının, kök infeksiyonlarının ve antagonistlerinin araştırıldığı bu çalışma 1990-1994 yılları arasında yürütülmüştür. Hastalık simptomlarının görüldüğü bahçelerden alınan toprak, kök ve meyve örneklerinden spesifik yöntemlerle ve PARPH selektif ortamı ile yapılan izolasyonlardan 12 P. citrophthora izolatı elde edilmiştir. Bu izolatlarla limon meyvelerinde yapılan patojenite testine göre PA-5 kod nolu izolat en virulent fungus olarak saptanmış ve çalışmalarda bu izolat kullanılmıştır. P. citrophthora ' nın bahçe topraklarındaki populasyon dalgalanmalarını incelemek amacıyla ağaçlarda gövde simptomlarının görüldüğü Büyük Kapılı, Tömük ve Davultepe' de bulunan 3 bulaşık limon bahçesi ve simptomlann görülmediği Kale, Yakapınarı ve Şıhmurat' daki 3 sağlıklı limon bahçesi deneme alanı olarak seçilmiştir. Yıl boyunca yapılan izolasyonlarda, Haziran ayındaki yapılan örneklemelerde tüm bahçe topraklarında etmenin inokulum oranlarının en yüksek değerlere ulaştığı görülmektedir. Haziran ayında, ortalama sıcaklık P. citrophthora ' nın gelişme sıcaklığına çok yakın bir değer olan 24.5° C yi bulurken,örnekleme tarihinde toprağa düşen yağışın 91.40 mm olması fungus için uygun koşullar yaratmıştır. Temmuz ve Ağustos aylarında anan sıcaklık ve iyice azalan yağışla populasyon düşerken, Eylül ve Ekim aylarındaki hava sıcaklığının düşmeye başlamasıyla birlikte inokulum biraz artırmıştır. Kasım ayı ortalarına kadar yağışın çok (218.3 mm) ve toprak sıcaklığının yeterli oluşu inokulum artışını sürdürmüş, ancak inokulumdaki bu artış sıcaklığın düşmesiyle birlikte son bulmuştur. Nitekim Aralık ve Mayıs aylan arasındaki dönemde patojen bu nedenlerden dolayı çok düşük inokulum düzeylerinde saptanmıştır. Bu çalışmada etmenin topraktaki dağılımında iklim faktörlerinin ve özellikle sıcaklığın büyük oranda etkisi olduğu görülmektedir. Ancak suyun primer faktör olduğu kabul edilmektedir. Nitekim bahçelerde gerek yağmur ve gerekse yağmurun olmadığı zaman dilimlerinde, su faktörünün sulama ile karşılanması halinde, bunun sınırlayıcı etkisi kısmen de olsa ortadan kaldınlabilmektedir. îklim kontrollü koşullarda, kaba limon çöğürleriyle yapılan kök inokulasyonlannda 18 SKD+1 uygulaması başanlı olup, % 11 kök çürüklüğü oluşturmuştur. Doğada kök infeksiyonlannı saptamak amacıyla geç sonbahar ve104 ilkbaharda yürütülen çalışmalarda, % kök infeksiyon oranlan Nisan ve Mayıs aylarının yağış ve sıcaklık değerlerinin fungusun gelişmesi için daha uygun olması nedeniyle. Aralık ve Ocak aylarına göre daha yüksek değerlerde saptanmıştır. Kontrollü koşullarda yapılan paralel çalışmada ise etmenin sıcaklık isteği optimuma yakın tutulduğu için bu oranlar genel olarak daha yüksek seyretmiştir. P. cürophthora ' ya antagonistik etki gösterecek izolat elde etmek amacıyla yapılan toprak ve kök izolasyonlarından 9 antagonist fungus, 12 antagonist bakteri izolatı elde edilmiştir. In vitro' da ikili kültür çalışmalarında Penicillium sp. % 39, Aspergillus niger % 39, A. ochraceus % 53.34, Mucor sp. % 64.50, Trichoderma pseudokoningii % 70.54, T. viride % 71.24, T. harzianum % 71.38, T. hamatum % 71.66 oranlarında inhibisyon oluşturmuşlardır. Funguslann gliotoksin-fermentasyon sıvı kültür çalışmasında inhibisyon değerleri % 49.53-78.70 arasında değişmiştir. Bakterilerin in vitro1 da ikili kültürde gösterdikleri inhibisyon değerleri ise % 28.94-51.49 arasında değişmiştir. Bakterilerin agar-halka yönteminde gösterdikleri inhibisyon değerleri ise % 50-100 arasında değişmiştir. PD sıvı kültür çalışmalarında tüm antagonist bakteri izolatlan patojenin lysis olmasına neden olmuşlardır. In vitro çalışmalarda etkili bulunan antagonistlerin kök çürüklüğüne karşı koruyucu etkileri iklim kontrollü koşullarda saksı çalışmalarıyla araştırılmıştır. Patojen ve antagonist bakterilerin saksılara birlikte verildiği Ul uygulamasında koruyucu etkiler % 50-100 arasında değişirken, antagonist uygulandıktan 1 hafta sonra patojenin uygulandığı U2 uygulamasında ise koruyucu etkiler % 63-100 arasında değişmiştir. Antagonist funguslar ise, Ul uygulamasında % 40-100 arasında, U2 uygulamasında ise patojene karşı % 53-100 arasında değişen koruyucu etkiler oluşturmuşlardır. Antagonist izolatların tanı çalışmalarında funguslardan F-2 Penicillium sp., F-7 Aspergillus niger, F-9 Rhizopus sp., F-10 Mucor sp., T-l Trichoderma pseudokoningii, T-2 T. viride, T-3 T. harzianum, T-4 T. hamatum olarak tamlanmıştır. Antagonist bakteri izolatlannın floresan pigment oluşumu, tütünde aşırı duyarlılık, potasyum hidroksit, oksidaz, nişasta hidrolizasyon, levan oluşumu, arginindehidrolaz, patates çürüklük testlerine karşı gösterdikleri reaksiyonlar incelenmiştir. Floresan pigment oluşumuna pozitif reaksiyon veren B-8 ve B-9 nolu izolaûar Pseudomonas cinsine dahil edilmişlerdir.
Çukurova'da mısır kurdu (Ostrinia nubilalis Hübner, Lepidoptera; Pyralidae)'nun biyolojik mücadelesinde yumurta parazitoidi (Trichogramma evanescens Westwood, Hymenoptera; Trichogrammatidae)'nin kitle salım etkinliği ile doğal parazitleme oranının saptanması
Bu çalışma 1993-1994 yıllarında Çukurova'da mısırda zararlı olan Mısırkurdu {Ostrinia nubilalis Hübner Lepidoptera ; Pyralidae)'nun biyolojik mücadelesinde, yumurta parazitoidi (Trichogramma evanescens Westwood Hymenoptera, Trichogrammatidae)'nin Türkiye'de ilk defa kitle salım etkinliği, yörede parazitoidin yayılış alanı ve populasyon gelişmesini saptamak amacıyla laboratuvar ve doğa çalışmaları olarak yürütülmüştür. Mısırkurdu O. nubilalis, laboratuvar konukçusu E kuehniella Zeller (Lepidoptera ; Pyralidae) ve yumurta parazitoidi T. evanescens 'in sürekli olarak üretimi, 25±1°C sıcaklık ve %65±10 orantılı neme ayarlı iklim odasında yapılmıştır. Ç.Ü.Z.F. Araştırma ve Uygulama Çiftliğinde II. ürün mısırda 1993 yılında O. nubilalis r\n 3. dölünün ovipozisyon başlangıcında bir hafta ara ile iki kez salınan parazitoidin (40 000+40 000 parazitoid/5 da), ortalama %80.93 oranında bir parazitleme sağladığı belirlenmiştir. 1994 yılında, zararlı populasyonunu ekonomik zarar eşiğinin altında tutabilecek en uygun salım sayısını belirlemek amacıyla yapılan parazitoid şahmında, parazitoidin etkinliğinin bir, iki ve üç kez yukarıda belirtilen miktarda, salım yapılan parsellerde sırasıyla; %48.68, %71.49 ve %81.29 oranında olduğu bulunmuştur. Çukurova'da 1993-1994 yıllarında, T. evanescens doğada ortalama %52.66 ve %16.16 oranında parazitleme sağlamıştır. Adana, Balcalı'da, Bitki Koruma Bölümü Araştırma Arazisinde 1993 ve 1994 yıllarında, T. evanescens %81.25 ve % 56.66 oranında doğal parazitleme sağlamıştı. Her iki yılda da artan konukçu populasyonuna bağlı olarak parazitoidin populasyonunun da arttığı ve dolayısıyla parazitleme oranında artış olduğu belirlenmiştir.
Farklı sıcaklıkların avcı böcek nephus includens kirsch (coleoptera: coccinellidae)'nin bazı biyolojik özellikleri üzerine etkileri
34 ÖZET Turunçgilerin en önemli zararlılarından birisi olan Turunçgil unlubiti, Planococcus cîtri Risso (Homoptera: Pseudococcidae)'nin etkin avcılarından birisi Nephus includens Kirsen (Coleoptera:Coccinellidae)'dir. Bu çalışma ile bu avcı böceğin biyolojik mücadelede kullanımına temel teşkil edecek bazı özelliklerinin ortaya çıkartılması amaçlanmıştır. Bunun için 15, 20, 25, 30, 35 sabit ve 25-35°C değişken (günün 12 saati 25°C, diğer 12 saati 35°C) sıcaklıklarda ve %70±10 orantılı nemde N. includens 'in gelişme süreleri, ölüm oranları, erginlerin preovipozisyon, ovipozisyon postovipozisyon süreleri, bıraktıkları yumurta sayıları, cinsiyet oranları, ' vücut irilikleri ve açlığa dayanma süreleri belirlenmiştir. Elde edilen bu verilerden avcının 25, 30, 35 ve 25-35°C'lerde yaşam çizelgeleri oluşturulmuştur. N. includens 'in 20, 25, 30, 35 ve 25-35°C'lerdeki ergin öncesi gelişme süreleri sırası ile, ortalama 48.8, 31.4, 24.6, 22.0, 25.4 gün olarak saptanmıştır. Değişik gelişme dönemlerinde görülen toplam ölüm oranı (%) 20°C'de 55.6, 25°C'de 36.7, 30°C'de 34.4, 35°C'de 71.6 ve 25-35°C'de 46.7 olarak belirlenmiştir. Ovipozisyon süresi 25°C'de ortalama 45.8, 30°C'de 41.2, 35°C'de 33.8, 25-35°C'de 48.2 gün olarak bulunmuş olup, aynı sıcaklıklarda bırakılan ortalama yumurta sayıları da sırası ile 133.5, 123.0, 50.8, 123.4 adet olarak saptanmıştır. Toplam ömür 70 gün ile 25°C'de gelişen bireylerde en uzun olarak tesbit edilirken, 30°C'de 69, SS'C'de 57, 25-35°C'de 61 gün olmuştur.35 Bütün bu verilerden yararlanılarak oluşturulan yaşam çizelgelerinde 25°C'de gelişen bireylerin net üreme gücü (Ro) 54.47 dişi/dişi ile en yüksek bulunurken, bunu 46.07 ile 25-35 °C'de, 35.62 ile 30 °C'de, 7.65 ile 35°C'de gelişen bireyler izlemiştir. Ortalama döl süresi (T) 25°C'de gelişen bireylerde 58.36, 30°C'de 44.66, 35°C'de 37.68, 25-35°C'de 47.88 gün olarak tesbit edilmiştir. Kalıtsal üreme yeteneği (rm) ise 25, 30, 35 ve 25-35°C'de gelişen bireylerde sırası ile 0.069, 0.080, 0.054 ve 0.080 olmuştur. Tüm bu sonuçlara göre N. includens 'in kitle üretimi için en uygun sıcaklıkların 30 ve 25-35 °C'ler olduğu kanısına varılmıştır. Fakat 25-35 °C gibi doğal koşullara yakın bir sıcaklık ortamının oluşturulmasının kolay ve ekonomik olması nedeni ile 25-35 °C'nin tercih edilebileceği kanısına varılmıştır.
Domates bakteriyel solgunluk hastalığı etmeni [Clavibacter michiganensis subsp. michiganensis (Smith) Davis et. al.]'nin tanılanması ve bitki büyüme düzenleyici rizobakteriler ile biyolojik mücadele olanaklarının araştırılması
Bu çalışmada Adana ve Mersin illerinde yetiştiriciliği yapılan domates üretim alanlarında yapılan sörveylerin yanı sıra Antalya, Artvin, Bursa ve İzmir illerinden temin edilen hasta domates bitkilerinden toplam 57 bakteri izolatı morfolojik, fizyolojik, biyokimyasal, serolojik (indirekt ELİZA), moleküler (PCR) ve yağ asit metil ester analiz yöntemleri sonucunda domates bakteriyel solgunluk hastalığı etmeni olan Clavibacter michiganensis subsp. michiganensis (Cmm) olarak tanılanmıştır.Tanılama çalışmalarının yanı sıra hastalıkla kimyasal mücadeleye alternatif olarak bitki büyüme düzenleyici rizobakterilerin (Plant Growth Promoting Rhizobacter, PGPR) kullanılma olanakları da araştırılmıştır. Adana, Antalya, Hatay, Osmaniye, Mersin ve Muğla illerinden temin edilen 39 farklı toprak örneğinden 499 adet aday PGPR bakteri izolatı elde edilmiştir. Bu izolatlar arasında en fazla fosforu çözme, azotu bağlama özelliklerine sahip 30 izolat aday PGPR olarak seçilmiş olup, bu izolatlar arasında en etkili olan 8 izolatın Cmm tarafından neden olunan hastalığı baskılayabilme potansiyelleri in vivo saksı çalışmaları ile belirlenmiştir. Saksı çalışmaları sonucunda 3 izolat ve kombinasyonları ile tohum denemeleri, 2 izolat ve kombinasyonları ile tarla çalışmaları yürütülmüştür. Çalışmalarda bitki aktivatörü olan ISR 2000 adlı ticari preparatta PGPR uygulamalarıyla karşılaştırılmak amacı ile kullanılmıştır.Elde edilen sonuçlara göre PGPR izolatları ile muamele görmüş domates bitkilerinde Cmm tarafından neden olunan hastalık şiddetinin tarla koşullarında ortalama %43 oranında azaldığı belirlenmiştir. Hastalık etmeninin bulunmadığı koşullarda PGPR izolatları bitki büyümesini (bitki boyu, gövde çapı, dal sayısı, bitki yaş ağırlığı ve kuru ağırlığı, kök boyu ve verim) değişen oranlarda artırmışlardır
Orta Anadolu buğday alanlarında önemli bitki paraziti nematodların belirlenmesi ve tahıl kist nematodu Heterodera filipjevi`nin biyolojisi ile mücadelesi üzerine çalışmalar
Bu çalışmada Orta Anadolu bölgesinde tahıl yetiştirme alanlarında bitki paraziti nematod türleri saptanmış, Heterodera filipjevi'nin bazı biyolojik özellikleri ile bazı tahıl çeşitlerinin bu türe karşı dayanıklılıkları araştırılmıştır. Tahıllarda ekonomik öneme sahip nematodlardan, H. filipjevi, Pratylenchus thornei ve P. neglectus yaygın bulunmuştur. Yalnızca Yozgat ilinde bir lokasyonda H. latipons türünün bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Ditylenchus, Geocenamus, Pratylenchoides, Helicotylenchus, Paratylenchus, Trophurus, Paratrophurus ve Tylenchorynchus cinslerine bağlı türler saptanmıştır. Tahıl kist nematodu H. filipjevi' nin kist içinden larva çıkışı en yüksek 15 ve 10oC' de gerçekleşmiştir. Kistlerin 5 ve 10oC' den sonra 20oC'ye maruz bırakılması ani larva çıkışına neden olmuştur. Tarla sıcaklık koşullarında larva çıkışı Ekim ayında başlamış, Nisan ayının sonuna kadar devam etmiştir ve en fazla larva çıkışı sıcaklıklar ortalama 5-15oC arasında iken Ekim ve Şubat aylarında gerçekleşmiştir. Bezostaya buğday çeşidinin kök salgıları ve ZnCl2 uygulamaları larva çıkışını önemli oranda arttırmıştır. Sera koşullarında nematodlara karşı buğday hat ve çeşitlerinin denenmesi için kullanılacak en uygun toprak karışımı oranının 70: 29: 1 oranında Kum: tarla toprağı: organik gübre içeren karışım olduğu ve denemelerde bitki başına 200 larva verilmesinin uygun olduğu saptanmıştır. Bu çalışmada 150 adet ulusal ve uluslar arası buğday çeşit ve hatları H. filipjevi' ye karşı testlenmiş; Yakar 99, Sönmez, KırmızıMısri, Altındane12, Kunduru 1149, IWA8604765, Yelken2000, Üveyik, Katea, IWA8608077, Sorgül, Germir, Hartog, Tosunbey, HN7/OROFEN/BJN8/3/SERI çeşit ve hatların, bu türün Haymana populasyonuna karşı dayanıklı ve orta dayanıklı oldukları tespit edilmiştir.
Patates siğil hastalığı etmeni (Synchytrium endobioticum (Schilb) Perc.)'nin biyolojisi, hastalık epidemiyolojisi ve mücadele olanaklarının araştırılması
2006?2008 yılları arasında, 3 yıl süre ile yürütülen, inokulum seviyesinin yıllara ve ürün desenine göre değişikliklerinin incelendiği sörvey çalışmalarında ürün deseni ile sporangium seviyesindeki artış ve azalış oranları arasında herhangi bir uyum gözlenmemiştir. Patates çeşitlerinden %11.1 (Jelly, en duyarlı) ve %26.2 (Binella, en dayanıklı) arasında hastalık şiddeti göstermiştir. Denemede 45-70 ºC arasında değişen 6 farklı sıcaklık ve sıcaklıklara göre değişen sürelerde tutulan bulaşık toprak örneklerinde, 60ºC'de 204 saat, 65ºC'de 34 saat ve 70ºC'de 8 saat sürede %100 sporangium ölümü gerçekleşmiştir. Ayçiçeği%74 ve Çavdar %73 oranında sporangium ölümü gerçekleştirmiş ve bölgede patatese alternatif olarak önerilebilecek bitkiler olarak öne çıkmıştır. Synchytrium endobioticum sporangiumlarının topraktaki canlılığı üzerine , formaldehit %93.8-97.5 oranıyla en etkili uygulama olmuştur. Kontrolle karşılaştırıldığında, fungusitlerin hastalık oluşumu üzerine etkileri %25.2 ila 62.5 arasında değişmiştir. Ancak etki oranlarında rakamsal olarak önemli farklar olmasına karşın, istatiksel olarak tüm uygulamalar birbirinden farksız görülmüştür. Synchytrium endobioticum'un hastalık oluşturması üzerine etkilerini belirlemek amacıyla Formaldehit, Metam sodium, Dazomet ve bitki besin elementlerinden ürenin 4 konsantrasyonunun denendiği çalışmada, en etkili uygulama, metam sodyumun 60 ve 80 g /m2 dozları olmuştur.
Antalya ili örtüaltı domates üretim alanlarında domates güvesi Tuta absoluta (Meyrick) (Lepidoptera: Gelechiidae)'nın parazitoitlerinin belirlenmesi
Bu çalışma, 2021 yılında Antalya ili sera üretiminin yapıldığı Aksu, Demre, Elmalı, Finike, Korkuteli, Kumluca ve Serik ilçelerinde zararlı Domates Güvesi, Tuta absoluta (Meyrick) (Lepidoptera: Gelechiidae)'nın parazitoitlerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Örneklemeler, örtüaltı domates yetiştiriciliğinin yoğun yapıldığı alanlarda, mart ve ekim ayları arasında yapılmıştır. Antalya ilinde toplam 920 adet seradan örnek alınmış ve alınan örneklerin %10.43'ünden parazitoit elde edilmiştir. Örnekleme yapılan ilçelerin tamamında Hymenoptera takımı Braconidae familyasına ait Bracon (Habrobracon) didemie Beyarslan, saptanan tek larva parazitoiti türü olmuştur. Parazitoit elde edilen sera oranı en yüksek Elmalı (%15) ilçesinde saptanmış, bunu sırasıyla Korkuteli (%12.5), Finike (%12), Kumluca (%11.43), Serik (%9.73), Demre (%8.97) ve Aksu (%8.65) ilçeleri izlemiştir. İlk parazitoit bireyleri mayıs ayının 3. haftasında (Serik, Kumluca ve Finike) saptanmış, çıkışlar ekim ayına (Elmalı ve Korkuteli) kadar devam etmiştir.
Domates bakteriyel solgunluk hastalığı'nın kimyasal ve biyolojik mücadele olanaklarının araştırılması
Clavibacter michiganensis subsp. michiganensis'in neden olduğu Bakteriyel Solgunluk Hastalığı ekonomik anlamda domates bitkilerinde önemli ürün kayıplarına neden olmaktadır. Bu yüksek lisans çalışmasında bu hastalıkla mücadelede çevre dostu mikrobiyal gübreler (SS-Stomafix, Bio-Ag ve SS-Süper Root), iki dezenfektan (klordioksit ve hidrojen peroksit) ve domateste ruhsatlı bir bakırlı preparatın Kocide (%35 Metalik bakıra eşdeğer bakır hidroksit) domates bitkilerinde baskılayıcı etkisi cam serada saksı denemesiyle araştırılmıştır. Ayrıca bu uygulamaların domates yeşil aksamındaki toplam bakteriyel floraya etkisi de ortaya konmuştur. Bu uygulamalar arasında, 14 farklı antagonist bakteri türünü içeren bir biyolojik mücadele ürünü olan Bio-Ag, Bakteriyel Solgunluk Hastalığı'nı %51.07 oranında baskılayarak en etkili ve en başarılı uygulama olarak belirlenmiştir. Bunu takiben, SS-Süper Roots ve SS-Stomafix uygulamaları da etkili diğer uygulamalar olarak belirlenmiş ve hastalık sırasıyla %35.70 ve %35.17 oranında baskılanmıştır. Bakır hidroksit, klordioksit ve hidrojen peroksit uygulamaları ise pozitif kontrolle aynı grupta bulunduğundan etkisiz uygulamalar olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak mikrobiyal gübrelerin domates bitkilerinde Bakteriyel Solgunluk Hastalığı'nın biyolojik mücadelede kullanılma potansiyeline sahip olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelime: Domates, Bakteriyel Solgunluk, Mikrobiyal Gübre, Dezenfektan, Biyolojik Mücadele
Doğu Akdeniz Bölgesi meyve bahçelerinde zararlı Drosophila suzukii Matsumara (Diptera: Drosophilidae) parazitoitlerinin belirlenmesi ve bunların mücadelede kullanım olanaklarının araştırılması
Drosophila suzukii (Matsumara, 1931) (Diptera: Drosophilidae) Asya kökenli, geniş konukçu tercihi olan istilacı ve karantinaya tabi bir meyve zararlısıdır. Ülkemizde 2014 yılında ilk kez Erzurum'da tespit edilmiştir. Bu çalışma 2020-2022 yıları arasında laboratuvar ve doğa koşullarında yürütülmüştür. Drosophila suzukii'nin Doğu Akdeniz Bölgesi'nde yayla ve ova kesiminde parazitoitleri araştırılmış ve Pachycrepoideus vindemmiae (Rondani, 1875) (Hymenoptera: Pteromalidae) ile Leptopilina boulardi Förster (Hymenoptera: Figitidae)'in laboratuvar koşullarında konukçu-tercih denemeleri, farklı sıcaklıklarda gelişme süresi, sayısal-işlevsel tepkisi ve yaşam çizelgesi araştırılmıştır. Çalışma sonucunda, D. suzukii'nin kiraz, kayısı, incir, elma, böğürtlen, dut, çilek, turunçgil, erik, şeftali, nektarin ve hünnap meyvelerindeki bulunma oranları ile birlikte parazitoit türlerini ve bunların yaygınlığı belirlenmiştir. D.suzukii'nin Ganaspis bralisiensis (Ashmead, 1896), L. boulardi, Leptopilina heterotoma Förster (Hymenoptera: Figitidae) ve Asobara japonica Belokobylskij (Hymenoptera: Braconidae) olmak üzere 4 adet larva parazitoiti ile P vindemmiae, Spalangia erythromera Forster (Hymenoptera: Pteromalidae), ve Trichopria drosophilae (Perkins, 1910) (Hymenoptera: Diapriidae) olmak üzere3 adet pupa parazitoiti saptanmıştır. Bu türler arasında en yoğun olarak tespit edilen türler P. vindemmiae ve L. boulardi olmuştur. Bu sebepten dolayı laboratuvar çalışmaları bu parazitoit türleri üzerinden yürütülmüştür. Larva parazitoitlerinden A. japonica ve G. bralisiensis türlerinin Türkiye için yeni kayıt olduğu tespit edilmiştir. Pachycrepoideus vindemmiae'nin laboratuvar çalışmaları sonucunda, bu parazitoitin D. suzukii'nin en çok 48 saat yaşındaki pupa dönemini parazitlediği (%68.7) saptanmıştır. Ergin öncesi gelişimini 15 °C'de tamamlayamadığı ve erginlerin en iyi 27°C de geliştiği tespit edilmiştir. Leptopilina boulardi türünün ise D. suzukii'nin 2. dönem larvalarını tercih ettiği ve parazitlediği (% 45.3) tespit edilmiştir. Ergin öncesi döneminde 15 ve 18°C'de gelişme olmadığı 27°C'de geliştiği ancak erginlerin en iyi 24 °C'de olduğu saptanmıştır. Alınan meyve örneklerinden elde edilen sonuçlara göre D. suzukii ve parazitoitlerinin yoğunluğunun en fazla tespit edildiği zaman dilimi ova kesiminde mart-mayıs ile eylül-kasım aylarında; yayla kesiminde ise mayıs-temmuz ile ekim-kasım aylarıolarak saptanmıştır. Parazitoitlerin en çok tespit edildiği meyveler; şeftali, elma, çilek, hurma, incir ve kiraz olarak belirlenmiştir.
Determination of biological control opportunities against Fusarium oxysporum f. sp. lactucae in lettuce
Lettuce is one of the important vegetables. One of the important diseases that cause yield losses in lettuce production is lettuce wilt, which is caused by Fusarium oxysporum f. sp. lactucae. This study was carried out to investigate the possibilities of biological control against F. oxysporum f. sp. lactucae. In this context, entomopathogenic fungus M. anisopliae, which is used successfully in general applications, especially in biological control of insects, and also contributes to plant growth and resistance, was investigated against this pathogen. The dual culture method and culture filtrate of M. anisopliae were used in in vitro experiments. In the pot trials, spore suspension and culture filtrate of M. anisopliae were tested separately. As a result of the trials, M. anisopliae YK33 with 60.44% was the most effective isolate inhibiting of mycelial growth of F. oxysporum f.sp. lactucae in the daul culture method. In the culture filtrate experiment, the isolate YK34 showed an effect of 72.13%. On the other hand, in the pot trials, spor suspensions of YK33 and YK43 isolates showed an effect of 65% . In the culture filtrate experiments, the isolate YK43 had an effect of 67.62%. When these results are evaluated, it is thought that M. anisopliae has the potential to be used in integrated pest management against Fusarium oxysporum f.sp. lactucae by combining it with other control methods.
Kastamonu yöresinde Coccinella septempunctata L.'nın biyolojisi ve Macrosiphum rosae L. üzerindeki yırtıcı potansiyelinin belirlenmesi
Bu çalışma Aphididae familyasına ait zararlıların doğal düşmanı olan Coccinella septempunctata L.'nın Kastamonu yöresindeki biyolojisini ve Macrosiphum rosae L. üzerinde larva dönemi yırtıcı potansiyelini tespit edebilmek amacıyla yapılmıştır. Coccinella septempunctata L.' nın Kastamonu yöresindeki üretimi 21.3±4.00 ºC ortalama sıcaklık ve % 78.8±9.44 nispi nem koşullarında çeşitli ebatlarda saklama kapları kullanılarak yapılmıştır. C. septempunctata L.' nın Kastamonu yöresinde 2014 yılı için ilk uçuşları Nisan ayının üçüncü haftası 13,63±1,93 oC sıcaklık ve % 8,37±2,18 nispi nemde gerçekleşmiştir. 21.3±4.00 ºC ortalama sıcaklık ve % 78.8±9.44 nispi nemde kuluçka döneminin 5.33±0.81 gün, birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü larva dönemleri sırası ile 4.00±0.89, 3.83±0.40, 4.17±0.75 ve 5.17±0.75 gün, pupa döneminin süresi 5.00±0.63 gün ve toplam larva döneminin 17.16±1.94 gün olduğu tespit edilmiştir. 21.3±4.00 ºC ortalama sıcaklık ve % 78.8±9.44 nispi nemde Coccinella septempunctata L.' nın birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü larva dönemlerinde tükettiği M. rosae miktarları sırası ile 20.3, 54.3, 108.2 ve 232.7 adet olarak kaydedilmiştir. Bu sonuçlara göre literatürde tespit edilen C.septempunctata L.' nın larva dönemlerinde tükettiği değişik türdeki aphid miktarları Kastamonu'da M. rosae ile yapılan bu çalışmanın sonuçlarıyla uyum göstermektedir. Bu çalışma sonucunda Coccinella septempunctata L.' nın M. rosae üzerinde birinci larva döneminden dördüncü larva dönemine kadar artan bir yırtıcı potansiyelinin olduğu tespit edilmiştir.
Amerikan beyaz kelebeğinin, Hyphantria cunea (Fam: Erebidae)'nın farklı biyoinsektisitlere duyarlılığı üzerine araştırmalar
Amerikan Beyaz Kelebeği olarak bilinen Hyphantria cunea (Drury, 1773) (Fam: Erebidae) Türkiye'de fındık bitkisinin önemli zararlılarından birisidir. Ülkemizde bu böcek türüyle mücadelede daha çok sentetik insektisitler tercih edilmektedir. Biyolojik mücadele seçenekleri ise oldukça sınırlıdır. Bu çalışmada ülkemizde farklı tarım ürünlerindeki zararlı böceklere karşı kullanılan altı farklı biyoinsektisitin (Spintor, Florbac, Biobit, Delfin, Rapax, Rebound) H. cunea'ya karşı etkinliği test edilmiştir. Böylece bu böceğe karşı biyolojik mücadele seçeneklerinin artırılması amaçlanmıştır. Çalışmada etken maddeleri Spinosad (Spintor), Bacillus thuringiensis aizawai Bonnefoi & de Barjac, 1963 (Florbac) ve Bacillus thuringiensis (Bt) kurstaki Berliner, 1915 (Biobit, Delfin, Rapax, Rebound) olan farklı biyoinsektisitler H. cunea'nın farklı larva dönemlerine karşı laboratuvar ve doğal koşullarda test edilmiştir. Alan denemeleri 2019 yılında Düzce ilinde yürütülmüştür. Sonuçlara göre H. cunea'nın farklı dönem larvalarında en hızlı etki gösteren ve ölüm meydana getiren biyoinsektisit Spinosad'dır. Bunun ardından sırasıyla Bt aizawai ve Bt kurstaki suşları gelmektedir. Laboratuvar deneylerinde spinosad 96 saat sonunda H. cunea'nın 2. ve 3. dönem larvalarının %98'ini, 4. ve 5. dönem larvaların ise %83'ünü öldürmüştür. Bt aizawai 2. ve 3. dönem larvalarının %98'ini, 4. ve 5. dönem larvalarının ise %43'ünü, Bt kurstaki suşları 2. ve 3. dönem larvalarının %95'ini, 4. ve 5. dönem larvalarının ise %51'ini öldürmüştür. Alan denemelerinde de spinosad en iyi etkiyi göstermiştir. Çalışmada daha ileri dönem larvaların daha az duyarlı oldukları görülmüştür. Elde edilen sonuçlar ülkemizde H. cunea'ya karşı Bt kurstaki dışında özellikle spinosad ve Bt aizawai etken maddesine sahip biyoinsektisitlerin de kullanılabileceğini göstermiştir.
Capnodis tenebrionis'ten bakteri izolasyonu ve bu bakterilerin insektisidal etkilerinin belirlenmesi
Capnodis tenebrionis Coleoptera takımından birçok meyve ağacında ciddi zararlar meydana getiren önemli bir tarım zararlısıdır. Bu sebeple hem ülkemizde hem de birçok Asya ve Avrupa ülkesinde bu zararlı ile mücadele büyük önem taşımaktadır. C. tenebrionis ile mücadele kimyasal insektisitlerle yapılmaktadır. Ancak kimyasal insektisitlerin hem doğaya hem de canlılara zararlılarında dolayı alternatif yöntemler önem kazanmıştır. Bu nedenle bu zararlı ile mücadelede bakterilerin kullanılmasına yönelik yapılan bu çalışmada C. tenebrionis larva ve erginlerinden 21 adet bakteriyel izolat elde edildi ve bu izolatların morfolojik, fizyolojik, biyokimyasal ve moleküler özellikleri belirlendi. Yapılan karakterizasyon çalışmalarına göre C. tenebrionis'in bakteriyel florası, Bacillus cereus (E-1, E-4, E-5, E-6, ÖL-4, L-2, L-5, L-6) Bacillus mycoides (ÖL-1), Bacillus pumilus (L-7), Paenibacillus xylanilyticus (L-8), Bacillus flexus (L-9), Bacillus simplex (L-10, ÖL-5), Raoultella terrigena (L-1), Enterobacter cloacae (L-3), Klebsiella oxytoca (E-2), Bacillus anthracis (L-4), Bacillus safensis (E-3), Bacillus amyloliquefaciens (ÖL-2), Bacillus aryabhattai (ÖL-3) şeklinde belirlendi. Bakteriyel izolatların karaağaç yaprak böceği (Pyrrhalta luteola), un kurdu (Tenebrio molitor) ve petek güvesi (Galleria mellonella) larvaları üzerinde insektisidal aktiviteleri araştırıldı. ÖL-4, E-4 ve E-5 numaralı izolatların bu larvalar üzerinde en yüksek öldürücü etkiye sahip olduğu tespit edildi. Bu izolatların C. tenebrionis'e karşı etkili bir bakteriyel mücadele etmenleri olabileceği düşünülmektedir.
Bazı entomopatojenik bakterilerin vejetatif insektisidal protein (vip) gen içeriklerinin ve insektisidal etkilerinin belirlenmesi
Bu çalışma ile daha önceki çalışmalarda izole ve karakterize edilmiş lokal Bacillus thuringiensis kurstaki (BnBt, MnD) ve Bacillus thuringiensis tenebrionis (Xd3, Mm2) izolatlarında vip (vip1, vip2 ve vip3) genlerinin PCR ile taranması, izolatlara ait bazı vip genlerinin klonlanması, karakterizasyonu gerçekleştirildi. BnBt ve MnD izolatlarından kısmi olarak saflaştırılan Vip3 proteinlerinin Spodoptera littoralis larvalarına karşı insektisidal aktivitesi belirlendi. Yapılan PCR taraması ve klonlama sonucunda MnD ve BnBt suşlarında vip3 geninin, Xd3 ve Mm2 suşlarında ise vip1 ve vip2 geninin varlığı tespit edildi. BnBt ve MnD izolatlarına ait Vip3 proteinleri, kültür süpernatantlarından iyon değişim kromagrafisiyle elde edilerek SDS-PAGE analizi yapıldı ve proteinlere ait 90 kDa'luk bant belirlendi. Elde edilen proteinler S. littoralis larvalarına karşı kullanıldı ve biyotest sonucunda BnBt'ye ait Vip3 proteininin % 40, MnD'ye ait Vip3 proteininin % 31 oranında öldürücü etkiye sahip olduğu gözlendi. Tezin ikinci kısmında BnBt ve MnD izolatlarına ait tam uzunluktaki vip3A genleri klonlandı ve baz dizilimleri belirlendi. vip3A geninin, 2.370 bp uzunluğunda olup 790 aminoaside sahip olduğu belirlendi. Daha sonra pGEX-2T ekspresyon vektörüne klonlanarak E. coli BL21(DE3)'de ifade edildi ve kısmi olarak saflaştırıldı. SDS-PAGE analizi sonucunda ~90 kDa'luk Vip3A proteinine eklenmiş 26 kDa'luk GST kuyruğu ile ~116 kDa'luk bir bant gözlendi.
Silene compacta (Fisch.) türünün süs bitkisi özelliklerinin belirlenmesi, kültüre alınma imkanlarının araştırılması ve moleküler karakterizasyonu
İnsanoğlunun toprakla temasının büyük oranda azaldığı kent yaşamında, doğaya, yeşile ve çiçeğe olan ilgisi gün geçtikçe artmaktadır. Silene compacta Fischer, karanfilgiller familyasının Silene L. cinsi içerisinde süs bitkisi özelliği bulunan bir bitki türüdür. Bu çalışma, Bolu, Nevşehir, Isparta ve İzmir olmak üzere 4 farklı bölgede 2019-2021 yılları arasında yürütülmüştür. Çalışmada, bitki boyu 10-150 cm, çiçekli baş yüksekliği 24.2-61.4 mm, baş çapı 33.3-105.2 mm, ortalama çiçekli dal ağırlığı 4.99-22.08 g, kapsül tohum sayısı 50-200 adet, 1000 tane tohum ağırlığı 0.025-0.080 g, ortalama vazo ömrü 7.9-11.3 gün, tohum çimlenme oranı %12-100, çimlenme süresi ise 3.4-5.5 gün arasında bulunmuştur. En yüksek köklenme oranı ortalama %70 ile 2000 ppm IBA uygulamasından olmak üzere genel olarak %46 oranında köklenme sağlanmıştır. Dört farklı bölgeden toplanan 40 bitki genotipinin moleküler karakterizasyonu 10 adet ISSR primeriyle yapılmıştır. UPGMA dendrogram analizine göre 2 ana klad oluşmuş ve bu iki ana kladın her biri ikişer alt klada ayrılmıştır. Oluşan toplam 4 alt kladın her birinin 4 bölgeden sadece bir bölgeyi temsil ettiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla kullanılan 10 farklı ISSR primerinin Silene compacta türünde bölgeler arası genetik farklılıkları ortaya çıkarabileceği belirlenmiştir. Neighbor-Joining dendogramına göre ise benzer şekilde 2 ana klad ve bu iki ana kladın her birine ait ikişer alt klad oluşurken alt kladların belirli bir bölgeyi temsil etmediği görülmüştür. 140 polimorfik, 5 monomorfik olmak üzere 250-3500 bp aralığında değişen toplamda 145 bant elde edilmiştir. Primerlerin polimorfizm oranı %86.67-100 arasında tespit edilmiştir. Bunların yanında Silene compacta'nın hem bazı ağır metale karşı toleransından dolayı fitoremediasyon için hem de gövdesinde bulunan yapışkan özelliğinden dolayı biyolojik mücadele için potansiyelinin oldukça yüksek olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak; Silene compacta, tekli veya gruplar halinde refüj, bordür veya kaya bitkisi olarak dış mekan süslemeleri için kullanım potansiyeli yüksek bir bitki türü olduğu belirlenmiştir.
Mardin ili bağ alanlarındaki Thysanoptera türleri, yayılışları, zarar oranları, doğal düşmanları ve popülasyon değişimleri ile mücadele olanaklarının belirlenmesi
Bu çalışmada, Mardin ili bağ alanlarındaki Thysanoptera türleri, yayılışları, zarar oranları, doğal düşmanları ve popülasyon değişimleri ile alternatif mücadele olanakları araştırılmıştır. Bu çalışma sonucunda bağ alanlarında Thysanoptera takımına bağlı 3 familyaya ait 19 adet thrips türlerinin yanı sıra, sürvey yapılan bağ alanlarında İnsecta sınıfına ait 6 Takıma bağlı ait 42 adet ve Arachnida sınıfına ait 1 Takıma bağlı 1 adet faydalı tür tespit edilmiştir Çalışmanın yürütüldüğü tüm bağ alanlarında yaygınlık ve yoğunluk açısından Haplothrips globiceps (Bagnall) önemli tür olarak tespit edilmiş olup, bu türün doğada popülasyon değişimi takip edilmiştir. Bu zararlı thrips türünün mart ve nisan aylarında ilk olarak doğada görüldüğü, mayıs ve haziran aylarında bağ fenolojik olarak çiçeklenme ve tomurcuklanma döneminde iken en yüksek yoğunluk ve zararını oluşturduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışma süresince thrips türlerinin bağ yaprak % 11,2, sürgün ve üzüm tanelerinde meydana getirdiği zarar oranları da belirlenmiştir. Bağlarda zararlı olan thripslere karşı alternatif mücadele olanaklarının belirlenmesi amacıyla arazi ve laboratuvar koşullarında ilaç denemesi yapılmıştır. Yapılan denemelerde bağlarda thripse karşı Spinosad'ın ( 20 ml'lik dozu) % 93.11 iken, Azadirachtin'in (500 ml'lik dozu) ise % 89.60'lik en yüksek etkiye sahiptir. En yüksek etkinin ise 7. gün sonunda olduğu sonraki günlerde ilaç doz etkinliğinin düştüğü ve en düşük etkinliğin ise 15. günün sonunda ortaya çıktığı saptanmıştır. Zararlı thrips türlerinin görsel mavi ve sarı yapışkan renk tuzaklarına yönelimi ve yakalanmalarını belirlemek amacıyla denemeler yapılmıştır. Yapılan denemelerde bağ alanlarına asılan renkli yapışkan tuzaklarda thrips türlerinin yakalanma durumu karşılaştırıldığında, mavi renkli yapışkan tuzaklarda yakalanan birey sayısının sarı renkli yapışkan tuzağa göre önemli oranda yüksek olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Haplothrips globiceps, Yayılışları, Zarar Oranları, Doğal Düşman Türleri ve Bağ
Güneydoğu Anadolu bölgesi beyazsinek türleri, doğal düşmanları ve Bemisia tabaci (Gen.) (Hemıptera: Aleyrodidae)' nin pamukta popülasyon dalgalanmasının belirlenmesi
Bu araştırma, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde tespit edilen Beyazsinek (Hemiptera: Aleyrodidae) türleri üzerinde faunistik bir çalışma olup, ayrıca Bemisia tabaci' nin pamuktaki popülasyon dalgalanması, doğal düşmanları ve konukçularının belirlemesi amacıyla 2019-2022 yılları arasında yürütülmüştür. Özellikle Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP)'nin faaliyete geçmesiyle birlikte artan bitki türü çeşitliliği ve tüm yıl üretim yapılabilmesinden kaynaklı olarak tüm yıl boyunca böcekler varlığını korumaktadır. Ayrıca tarımsal sulamadan dolayı artan yüksek nem oranı nedeniyle bu bölge için potansiyel bir zararlı konumuna geçen Bemisia tabaci' nin popülasyon yoğunlunda ciddi artışlar görülmüş ve başta pamuk olmak üzere birçok tarım ürününde ekonomik anlamda kayıplara neden olmuştur. 2019-2022 yılları arasında Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bulunan Şırnak, Siirt, Batman, Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa, Adıyaman, Gaziantep ve Kilis illerindeki tarım ve tarım dışı alanlardan yılın tüm dönemlerinde düzensiz çıkışlar yapılarak farklı konukçulardan toplanan Aleyrodidae familyasına ait türler, pupa kabuğuna ait morfolojik tanı karakterleri kullanılarak Beyazsinek (Hemiptera: Aleyrodidae) türleri belirlenmiştir. Ayrıca beyazsineklerin doğal düşmanları, konukçuları ve Bemisia tabaci (Gennadius) (Hemiptera: Aleyrodidae)' nin popülasyon takibide yapılmıştır. Bölgede toplanan örneklerden 10 beyazsinek türü tespit edilmiştir. Bu türler; Bemisia afer (Priesner & Hosny), B. argentifolii (B biyotip) (Bellows and Perring), B. tabaci (Q biyotip) (Gen.), Dialeurodes citri (Ashmead), Dialeurolobus pulcher Datsig, Dialeurolobus rhamni Bink-Moenen & Gerling, Massileurodes setiger Goux, Siphoninus phillyreae (Haliday), Trialeurodes vaporariroum Westwood ve Tetraleurodes neemani Bink Moenen olarak tespit edilmiştir. Tarım ve tarım dışı alanlardan toplanan örneklerde Coccinelidae familyasına ait 22 tür, Miridae familyasına ait 6, Nabidae familyasına ait 1, Geocoridae familyasına ait 3, Aphelinidae familyasına ait 2 ve Chrysopidae familyasına ait 1 adet doğal düşman tespit edilmiştir. Bu alanlarda yapılan survey çalışmalarında toplanan beyazsineklere konukçuluk eden toplam 70 adet konukçu belirlenmiştir. Bemisia tabaci' nin popülasyon takibinde ilk beyazsinek çıkışları temmuz ayının son haftasında olup ağustos ayının ortasında en yüksek yoğunluğa ulaştığı ve eylül ayı ortasına doğru giderek azalmaya başladığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Beyazsinek, Doğal düşman, Bemisia tabaci, Popülasyon takibi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi-Türkiye
Sıcaklık ve nemin yumurta parazitoiti Trichogramma euproctidis Girault (Hymenoptera: Trichogrammatidae)' in bazı biyolojik özelliklerine etkileri
Trichogramma türleri Lepidoptera takımına bağlı birçok zararlının önemli yumurta parazitoitleridirler. Bu çalışmada, dört farklı sıcaklık (15, 20, 25 ve 30ºC) ve üç farklı nem (%30, %60 ve %80) koşullarının yumurta parazitoiti Trichogramma euproctidis (Girault) (Hymenoptera: Trichogrammatidae)'in bazı biyolojik özelliklerine etkileri araştırılmıştır. T. euproctidis'in üretimi için un güvesi, Ephestia kuehniella (Zeller) (Lepidoptera: Pyralidae) konukçu olarak kullanılmıştır. Çalışmalarda, parazitoitin ergin ömür uzunluğu, kararma süresi, ergin öncesi dönemlerin gelişme süresi, parazitlenen toplam yumurta sayısı, meydana getirdiği birey sayısı, konukçu yumurtası başına çıkış yapan ortalama parazitoit birey sayısı, çıkış oranı ve çıkış yapan bireylerin eşey oranları değerlendirme parametreleri olarak kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, sıcaklık ve nemin ergin öncesi gelişme süresi, yumurtaların kararma süresi ve bir yumurtadan çıkan birey sayısı üzerine etkileri önemli bulunmuştur. Bununla beraber, parazitlenen yumurta sayısı, meydana getirilen birey sayısı ve ergin ömür uzunluğu gibi parametreler yalnızca sıcaklıktan etkilenmiştir. Sıcaklık ve nem interaksiyonunun çalışmada ele alınan tüm biyolojik özellikler üzerine etkilerinin önemli olduğu saptanmıştır. Bununla beraber, sıcaklık artıkça parazitoitin ergin ömür uzunluğu, yumurta kararma süresi ve ergin öncesi gelişme süresinin azalırken, parazitlediği yumurta sayısının arttığı görülmüştür. Parazitlenen yumurta sayısı, çıkış yapan birey sayısı ve eşey oranı parametreleri için ideal sıcaklık-nem kombinasyonu 30ºC sıcaklık ve %80 nem olarak, ancak, ergin ömür uzunluğu için 20ºC sıcaklık ve %60 nem olarak bulunmuştur. Bu çalışma, T. euproctidis'in kitle üretiminde bu çalışmada ele alınan biyolojik özellikleri bakımından maksimum verimin elde edilmesi amacıyla test edilen sıcaklık ve nem koşullarının dikkate alınması gerektiğini ortaya koymuştur. Anahtar kelimeler: Trichogramma euproctidis, Ephestia kuehniella, yumurta parazitoiti, nem, sıcaklık, biyolojik özellikler
Trabzon yöresinden entomopatojen nematodların izolasyonu, karakterizasyonu ve melolontha melolontha üzerindeki etkilerinin araştırılması
Bu çalışmada, Trabzon ili ve ilçelerindeki tarım arazilerinden entomopatojen nematod izolasyonu, karakterizasyonu ve Melolontha melolontha üzerinde insektisidal etkilerinin araştırılması amaçlandı. Bu amaçla alınan 77 toprak örneğinden 7 tane entomopatojen nematod izolasyonu gerçekleştirildi (%9,09). Yapılan morfolojik ve morfometrik çalışmalara göre, izolatların tamamının Heterorhabditis ve Steinernema cinsine ait olduğu tespit edildi. İzolatların moleküler tanımlanmaları, 18S-28S nüklear rDNA'daki ITS bölgelerinin dizin analizleri yapılarak gerçekleştirildi. Çalışmalarda elde edilen sonuçlara göre izolatların beş tanesinin Heterorhabditis bacteriophora (ZET02, ZET04, ZET09, ZET28, ZET35) ve iki tanesinin de Steinernema feltiae (ZET31, ZET76) olduğu belirlendi. Çalışmaya göre H. bacteriophora ve S. feltiae bölgedeki en yaygın türler oldukları tespit edildi. İzolatların M. melolontha üzerindeki insektisidal aktiviteleri farklı sıcaklık (15 °C ve 25 °C) ve konsantrasyonlarda (500, 1000 ve 2000 İJ/ml) test edildi. Test sonuçlarına göre izolatların 25 °C'deki aktivitelerinin 15 °C'dekine göre daha yüksek olduğu belirlendi. En yüksek konsantrasyonundaki kum denemeleri sonucunda, on günlük test süresinde 5. günde ZET09 ve ZET35 izolatlarının 25 ? C'de ? . melolontha üzerinde %100'lük etki gösterdikleri kaydedildi. Bu izolatların ZET09 ve ZET35 numaralı izolatların ise saksı denemelerinde kullanılan tüm larvaları öldürdüğü ve M. melolontha ile mücadelede iyi bir potansiyele sahip olduğu tespit edildi.
Fındık ve tahıl ambarlarından bacillus izolasyonu, karakterizasyonu ve izolatların insektisidal özelliklerinin araştırılması
Bacillus cinsi bakteriler spor oluşturan ve biyolojik mücadele de en çok kullanılan toprak grubu Gram + bakteriler olup mikrobiyolojik insektisitlerin temelini oluşturmaktadırlar. Ambarlardan toplanan öğüntü örneklerinden yeni toksin kombinasyonlu Bacillus türlerini belirlemek amacıyla Bacillus cinsine ait 26 bakteriyal izolat elde edildi. Bu izolatların koloniyal ve hücresel özellikleri ışık mikroskobuyla, fizyolojik özellikleri genel testler ile biyokimyasal özellikleri ise API kitleri kullanılarak tespit edildi. Moleküler karakterizasyonları için ise 16S rDNA baz dizileri ve cry gen içerikleri belirlendi. Yapılan karakterizasyon çalışmaları sonucunda izole edilen bakterilerin Bacillus thuringiensis, B. pumilus, B. subtilis, B. amyloliquefaciens, B. licheniformis, B. atrophaeus, B. megaterium ve Lysinibacillus sphaericus türlerine ait oldukları belirlendi. Ayrıca Bg5 numaralı izolatta cry1, B2, B3 ve N6 numaralı izolatlarda cry3 geni belirlendi. . İzolatların Plodia interpunctella, Ephestia kuehniella larvaları ve Sitophilus granarius erginleri üzerinde biyoassay çalışmaları yapıldı. Biyoassay sonuçlarına göre en yüksek insektisidal etkiler Bg5 (Bacillus thuringiensis) numaralı izolat tarafından %100 oranıyla P. interpunctella larvaları üzerinde, B4 (B. subtilis) numaralı izolat tarafından ise %63.3 oranıyla S. granarius erginleri üzerinde gerçekleşti. Özellikle yüksek insektisidal etki gösteren Bg5 numaralı izolatın lepidopteran depo zararlıları ile mücadelede etkili bir kontrol ajanı olabileceği düşünülmektedir.
Dendroctonus micans (kugelann)'tan izole edilen Beauveria bassiana (balsoma)'nın bazı kabuk böceklerinin biyolojik mücadelesinde kullanılabilirliğinin araştırılması
Bu tezde Dendroctonus micans'tan izole edilen Beauveria bassiana (Dm-5, ARSEF 9271)'nın moleküler karakterizasyonu gerçekleştirildi. Bu izolatın D. micans ve diğer kabuk böcekleri üzerindeki virulansı belirlenerek mikrobiyal mücadelede kullanılabilirliği araştırıldı. Dm-5'in, 1 x 108 spor/ml'lik konsantrasyonun D. micans larva ve erginleri üzerinde sırasıyla enfeksiyondan 6 ve 5 gün sonra %100'lük etkiye sahip olduğu tespit edildi. İzolatın D. micans`ın larva ve ergin populasyonlarında etkin bir şekilde horizontal olarak yayıldığı gözlendi. İzolatın, 1 x 106 spor/ml'lik konsantrasyonunun % 100, 75, 50 ve 25 oranlarında D. micans larvalarına bulaştırılmasıyla gerçekleştirilen kütük denemelerinde, ölüm oranlarının sırasıyla % 100, 97,22, 70,37 ve 62,03 olduğu belirlendi. Dm-5'in, D. micans'ın predatörü olan Rhizophagus grandis üzerindeki etkileri direk ve dolaylı olarak araştırıldı ve R. grandis'in izolata karşı oldukça dayanıklı olduğu tespit edildi. İzolatın, 1 x 108 spor/ml'lik konsantrasyonun Ips sexdentatus ve Ips typographus erginleri üzerinde sırasıyla enfeksiyondan sonra 5. ve 7. günlerde %100 ölüm sağladığı belirlendi. İzolatın her iki zararlının ergin populasyonlarında da etkili bir şekilde horizontal olarak yayıldığı tespit edildi. Bu sonuçlar, Dm-5'in kabuk böceklerine karşı kullanılabilecek umut verici bir biyolojik kontrol ajanı olduğunu göstermektedir.
Yerel entomopatojen fungusların kırmızı tavuk akarı (Dermanyssus gallinae, Arachnida: Dermanyssidae) üzerindeki patojenitesi
Bu çalışmada, Bursa ili ve çevresindeki tavuk ve yumurta çiftliklerinde yayılım gösteren kırmızı tavuk akarı (Dermanyssus gallinae)'na karşı, daha önceden farklı konaklardan ve toprak örneklerinden izole edilen 20 adet fungus suşunun etkisi araştırıldı. Ekonomik kayıplara neden olan D. gallinae ile mücadelede entomopatojen fungus kültür koleksiyonumuzda bulunan 20 adet fungus suşunun 1 × 107 konidia/ml konsantrasyonda akar üzerinde tarama testleri gerçekleştirildi. Denemelerde pozitif kontrol olarak BioStorm (Metarhizium anisopliae) kullanıldı. Doz denemeleri sonucunda As-2 ve Pa4 suşlarının 1 × 109 konsanstrasyonda akara karşı %100 ölüm oranı gösterdiği belirlendi. Bu suşların LC50 değerleri, As-2 için 5.5 × 104 konidia/ml ve Pa4 için 3.2 × 104 konidia/ml olarak hesaplandı. LT50 değerleri ise As-2 için 1.94 ve Pa4 için 1.57 gün olarak tespit edildi. Suşların sporlarının sıcaklık ve UV-B'ye karşı gösterdiği töleranslar test edildi. Elde edilen sonuçlarla beraber iki fungal suşun akarın mücadelesinde kullanılabilirliği noktasında gelecekteki çalışmalar için dikkat çekici olduğu öngörülmektedir.
Örtüaltı biber yetiştiriciliğinde batı çiçek tripsi, Frankliniella occidentalis (Pergande) (Thysanoptera: Thripidae)'e karşı predatör akar, Amblyseius swirskii (Athias-henriot) (Acari: Phytoseiidae) ve predatör böcek, Orius laevigatus (Fieber) (Hemiptera: Anthocoridae)'un etkinliklerinin ayrı ayrı ve birlikte değerlendirilmesi
Bu çalışmada, Antalya ilinde hem örtüaltında hem de açıkta yapılan biber yetiştiriciliğinde önemli zararlara yol açan batı çiçek tripsi [Frankliniella occidentalis (Pergande) (Thysoneptera: Thripidae)]'ne karşı, iki önemli biyolojik etmen Amblyseius swirskii (Athias-Henriot) (Acari: Phytoseiidae) ve Orius laevigatus (Fieber) (Hemiptera: Anthocoridae)'un ayrı ayrı ve birlikte etkileri değerlendirilmiştir. Çalışma, Antalya-Konyaaltı'nda (Karatepe köyü, 36° 52' 55" kuzey 30° 33' 12" batı, rakım 46 m) bir cam seranın yaklaşık 100 m2'lik bir bölümünde ard arda iki üretim döneminde (Bahar 2013 ve Güz 2014) yürütülmüştür. Çalışma alanındaki biber bitkileri muameleler için sıralar halinde gruplanmış ve muameleler 3 tekerrürlü olarak tesadüf blokları deneme desenine göre uygulanmış, her tekerrürde muamelesiz kontrol parseli içerilmiş olup her parsel 16 bitkiden oluşmuştur. Muameleler 'O. laevigatus', 'A. swirskii', 'O. laevigatus + A. swirskii', ve 'Muamelesiz kontrol' olarak isimlendirilmiştir. Dikimden 1 gün sonra her parsele 50 adet F. occidentalis ergini salınmış, 7-10 gün sonra da her biri kendi parseline olmak üzere biyolojik etmenler salınmıştır. Muamele etkinlikleri, 15 haftalık periyotta haftalık olarak yapılan sayımlarda zararlının (tripsin) larva, nimf ve erginlerini sayarak değerlendirilmiştir. 'O. laevigatus', 'A. swirskii', 'O. laevigatus + A. swirskii' uygulamaları istatistiki olarak trips populasyonları bakımından birbirlerinden farklı bulunmamışlar, ancak 'Muamelesiz kontrol' parselindeki trips populasyonları ile karşılaştırıldıklarında her iki üretim döneminde de istatistiki olarak (p<0,05) daha düşük trips populasyonlarına sahip olmuşlardır. Bu sonuçlara göre, çalışmada F. occidentalis'e karşı etkinlikleri denenen iki biyolojik mücadele etmeni olan O. laevigatus ve A. swirskii'nin uygulamada farklı sonuçlar göstermediği ve ayrı ayrı uygulandıklarında trips popülasyonları üzerinde sağladıkları kontrolün birbirinden istatistiki olarak farklı olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu iki biyolojik mücadele etmeninin birlikte kullanımında ise herhangi bir antagonistik ya da sinerjistik etki oluşturmadığı da ulaşılan diğer bir sonuçtur.