Chemistry teaching
81 theses under this subject heading
Kimya ders kitaplarındaki soruların yenilenmiş Bloom Taksonomisi'ne göre değerlendirilmesi ve kazanımlarla ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı (TTKB) tarafından 2018 yılında geliştirilen ve uygulanmaya başlanan Ortaöğretim Kimya Dersi Öğretim Programının kazanımlarına uygun olarak hazırlanmış olan kimya ders kitaplarındaki ünite sonu değerlendirme sorularının Yenilenmiş Bloom Taksonomisi'ne (YBT) göre analiz edilmesi ve programda yer alan öğrenme kazanımlarıyla ünite sonu değerlendirme sorularının uyumuna bakılarak kapsam geçerliğinin belirlenmesidir. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman incelemesi kullanılarak içerik çözümlemesi yapılmıştır. Verilerin toplanması ve çözümlenmesi için MEB TTKB'nin 28.05.2018 gün ve 78 sayılı kararıyla kabul edilen 9, 10, 11 ve 12. sınıf kimya ders kitapları ve 2018 ortaöğretim Kimya Dersi Öğretim Programı kazanımları kullanılmıştır. Çalışma sonucunda tüm sınıf seviyelerinde, ünite değerlendirme sorularının alt düzey bilişsel basamaklarda yoğunlaştığı, üst düzey bilişsel basamaklardaki soru sayısının oransal olarak çok düşük olduğu görülmüştür. Tüm sınıf seviyelerinde, üst bilişsel bilgi basamağında soruya rastlanmamıştır. 12.sınıf ünite değerlendirme sorularından bir tanesinin, başka bir sınıfın kazanımıyla ilgili olduğu, bir kazanımla ilgili soru bulunmadığı, 9.sınıf kazanımlarından 3 tanesiyle ilgili soru bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca tüm sınıf seviyelerinde bazı kazanımlarla ilgili az sayıda soru bulunduğu gözlenmiştir.
İşbirlikli öğrenme modelinde kullanılan kavram haritalarının öğrencilerin asitler-bazlar konusundaki başarı ve tutumlarına etkisi
Kimya dersi öğretim programı, öğrencilerin kavramları ezberlemelerinin aksine, kavramlar arasındaki anlamsal ilişkileri belirleyerek kalıcı öğrenmelerini hedeflemektedir. Bu araştırma, İşbirlikli öğrenme yönteminin Öğrenci Takımları Başarı Bölümleri(ÖTBB) tekniğinde bir öğrenme aracı olarak kullanılan kavram haritalarının kimya dersinde kullanılmasının 10. sınıf öğrencilerinin "Asitler, Bazlar ve Tuzlar" konusunda başarılarına ve derse yönelik tutumlarına etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır.2021-2022 eğitim-öğretim yılında Amasya'da bir lisede 80 öğrenci ile gerçekleştirilen çalışma eşitlenmemiş kontrol gruplu deneysel desen (nonequivalent control group design) ile yürütülmüştür. Deney grubunda (N=40) dersler "Asitler, Bazlar ve Tuzlar" konusunda ÖTBB'de kavram haritaları ile desteklenerek, kontrol grubunda (N=40) ise, mevcut kimya öğretim programına göre geleneksel öğrenme yöntemi kullanılarak işlenmiştir. Veriler; Asitler- Bazlar Başarı Testi (ABBT), Kimya Dersi Tutum Ölçeği (KDTÖ) ve Kavram Haritasına Yönelik Tutum Ölçeği (KHTÖ) kullanılarak elde edilmiştir. Ayrıca sürece ilişkin öğrenci görüşleri ve gözlemci görüşleri alınmıştır. Araştırmanın sonucunda, başarı açısından İşbirlikli öğrenme modelinde kavram haritası desteğiyle yürütülen dersler lehinde anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna varılmıştır. Kimya dersine yönelik tutum ölçeği(KDTÖ) puanları incelendiğinde deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Kavram haritalarına yönelik tutum ölçeği(KHTÖ) puanları incelendiğinde de deney grubu ön test son test puanları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır.
Analitik kimya laboratuvarında deneyimsel öğrenmenin bilişötesi farkındalık üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada deneyimsel öğrenmeye dayalı analitik kimya laboratuvar uygulamalarının öğrencilerin bilişötesi farkındalıkları üzerine etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Öğrenme, deneyimler sonucunda oluşmakta ve bireyler farklı yöntemlerle öğrenmektedir. Bireyler bir durumu kendi deneyimleri yoluyla öğrendiklerinde daha kalıcı öğrenmeler oluşturmaktadır. Laboratuvar ortamı, teorik bilgilerin pratik uygulamalar ile öğrenilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Deneyimsel öğrenme ile yürütülen analitik kimya laboratuvarında bireylerin bilişötesi farkındalıklarında anlamlı farklılıklar oluşması beklenmektedir. Bu düşünceden hareketle analitik kimya laboratuvarı ortamında deneyimsel öğrenme uygulamalarının kimya öğretmen adaylarının bilişötesi farkındalıklarına etkisi incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2020-2021 güz döneminde Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Kimya Eğitimi Anabilim Dalı'nda analitik kimya laboratuvar dersini alan kimya öğretmen adayları oluşturmaktadır. Ders kapsamında uygulamalar, örneklem grubunda deneyimsel öğrenme yöntemi izlenerek yürütülmüştür. Çalışmada veri toplama aşamasında bilişötesi farkındalık envanteri ve yüz yüze/online olarak yöneltilen yarı yapılandırılmış görüşmelerden oluşan araçlar kullanılmıştır. Bu sayede öğrencilerin deneyimsel öğrenme yöntemi ile bilişötesi farkındalık düzeylerindeki değişim belirlenmiştir.
Kimya öğretmen adaylarının çözünürlük konusundaki kimyasal gösterim seviyelerinin ve anlama düzeylerinin çizimlerle belirlenmesi
Kimya doğası gereği bünyesinde soyut kavramlar barındırdığından dolayı, öğrenilmesi ve öğretilmesi zor olan bilim dallarından biridir. Bu araştırmanın temel amacı kimya öğretmen adaylarının çözünürlük konusundaki kimyasal gösterim seviyelerini ve çözünürlük konusundaki anlama düzeylerini tanecik boyutunda çizimler ile belirlemektir. Araştırmada örneklem grubu olarak Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi'nin Kimya Öğretmenliği programının 3. ve 4. sınıfında öğrenim gören toplam 36 kimya öğretmen adayı seçilmiştir. Bu çalışmada, kimya öğretmen adaylarının çözünürlük konusuna dair anlama düzeylerini derinlemesine incelemek için nitel araştırma yöntemine ait durum çalışması araştırmanın deseni olarak belirlenmiştir. Araştırmada veriler çözünürlük ve çözünürlüğü etkileyen faktörler ile ilgili boşluk doldurma (24 madde), grafik çizme ve yorumlama (3 madde), açık uçlu sorular (4 madde) ve tanecik boyutunda çizim ile açıklama gerektiren sorular (8 madde) içeren bir test yardımıyla toplanmıştır. Testten elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilerek, öğretmen adaylarının cevapları ve tanecik boyutundaki çizimleri doğru, kısmen doğru ve yanlış cevap/çizim olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, elde edilen veriler kimyanın temel gösterim seviyeleri olan makroskobik, submikroskobik ve sembolik seviyeye göre gruplandırılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular öğretmen adaylarının her üç gösterim seviyesine dair anlama düzeylerinde eksiklikler olduğunu göstermiştir. Özellikle, submikroskobik düzeyde anlama seviyelerinin düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kimya öğretmen adaylarının çözünürlük konusunda makroskobik düzey ile ilgili doymamış ve doymuş çözelti kavramlarını anladıkları, fakat aşırı doymuş çözeltileri dibinde katısı olan çözeltiler olarak düşündükleri ortaya çıkmıştır. Sembolik seviyede ise kimya öğretmen adaylarının grafik okumada başarılı iken grafik çizmede ve özellikle birim aralıklarını belirlemede zorlandıkları belirlenmiştir. Submikroskobik seviyeye ait bulgular, çok az öğretmen adayının doymamış, doymuş ve aşırı doymuş çözeltilere dair tanecik boyutunda doğru bir çizim yaptıklarını göstermiştir. Ayrıca, öğretmen adaylarının çözünürlük ve çözünürlüğü etkileyen faktörlere dair submikroskobik seviyede molekül, iyon veya tanecikleri göstermekte zorlandıkları tespit edilmiştir.
6.sınıf öğrencilerinin mühendislik ve mühendis algılarının madde ve ısı ünitesindeki FeTeMM eğitimi sürecinde incelenmesi
Yarı deneysel desene sahip bu araştırmada 6.sınıf öğrencilerinin Madde ve Isı Ünitesi'nde uygulanan Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik (FeTeMM) etkinlikleri öncesinde ve sonrasında mühendis nedir ve mühendisler nasıl çalışır ile ilgili bilgi ve çizimleri incelenmiştir. Deney ve kontrol grubunda öğrenciler 'Bir termos tasarlayalım' ve 'Isı yalıtımlı ev tasarlayalım' etkinliklerini gerçekleştirmişlerdir. İki grupta da FeTeMM eğitimi aynı etkinlikleri içermekle birlikte eğitim gruplara iki farklı şekilde verilmiştir: deney grubunda verilen FeTeMM eğitimi açık ve düşündürücü mühendislik tartışmaları içermektedir. Bu grupta mühendis nedir, mühendislik nedir ve mühendisler nasıl çalışır soruları üzerinde gerek etkinlikler sırasında gerek ise etkinlikler sonrasında açık ve düşündürücü tartışmalar yapılmış ve farklı mühendislik dalları üzerine videolar izlettirilmiş ve ödev verilmiştir. Kontrol grubunda ise yine aynı FeTeMM etkinlikleri kullanılmakla beraber mühendislik üzerine açık ve düşündürücü tartışmalar gerçekleştirilmemiştir. İki ayrı FeTeMM etkinliğinin uygulanması (8 saat 1. etkinlik için + 8 saat 2. etkinlik için) toplamda 16 ders saati (1 ay) sürmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Van ili İpekyolu ilçesinde bulunan bir okulda öğrenim görmekte olan 6.sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmaya deney grubunda 32 (12 kız, 20 erkek) kontrol grubunda ise 30 (14 kız, 16 erkek) öğrenci katılmıştır. Çalışmanın verileri 'Bir Mühendis Çiz' (MÇÖ) ve 'Mühendislik Bilgi Düzeyi Ölçeği''nin (MBDÖ) her iki grupta bulunan öğrencilere ön ve son test olarak uygulanması ile toplanmıştır. MBDÖ'nün nicel analizleri Mann- Whitney U testi ile SPSS paket programı ile yapılmıştır. MÇÖ analizleri ise çizim ve çizim için yazılanların nitel içerik analizi ile incelenmesi sonucu gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizlerde iki grubun MBDÖ son testleri arasında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılaşma bulunmaktadır (U=10,500, z= -6,654, p=,00, r=.85). Nitel analizler başlangıçta her iki grubunda mühendisler ve mühendislerin çalışma alanları hakkında yanlış ve eksik bilgilere sahip olduğunu göstermiştir. Uygulama öncesi çizimlerde her iki grupta da en çok inşaat mühendisi çizilmiştir. Uygulama sonrasında ise deney grubundaki öğrencilerin yanlış bilgilerini doğruları ile düzelttiği ve kontrol grubuna göre daha farklı mühendislik dallarında çalışan kişiler çizdiği belirlenmiştir. Tüm bu bulgular ışığında, FeTeMM etkinliklerinin öğrencilere doğru ve tam bir mühendis algısı kazandırması için etkinlikler sırasında ve sonrasında mühendislik nedir ve mühendisler nasıl çalışır noktasında açık ve düşündürücü tartışmalar yapılmalıdır. Anahtar sözcükler: FeTeMM eğitimi, STEM eğitimi, mühendislik, mühendislik tasarımı
İğde çekirdeğinden aktif karbon üretimi ve boyar madde adsorpsiyonu
Bu çalışmanın amacı, bir tür meyve olan iğde(Elaeagnus) türü, sultan iğdesi çekirdeğinden kimyasal aktivasyon yöntemi ile aktif karbon elde ederek, boyar madde adsorpsiyonugerçekleştirmektir. Aktif karbon Mikrogözenekli bir adsorbandır. Bu adsorban kömür, lignin, şeker ve Hindistan cevizi kabuğu, kayısı çekirdeği, zeytin çekirdeği dâhil çok çeşitli karbonlu materyallerden üretilir. Aktif karbonun adsorpsiyon özelliğini etkileyen bazı faktörler vardır. Bunlar yüksek yüzey alanı, yüksek adsorpsiyon kapasitesi ayrıca mikro gözenek yapısı ve yüzey fonksiyonel gruplarıdır. Aktif karbon elde edilmesinde, Fiziksel ve kimyasal aktivasyon olmak üzere iki farklı süreç kullanılmaktadır. Fiziksel aktivasyon yönteminde ham madde CO2, N2 ya da su buharı atmosferinde aktivasyon işlemi uygulanmaktadır. Kimyasal aktivasyon yönteminde ise hammadde, kimyasal bir madde ile (ZnCl2, KOH, H3BO3K2CO3, H3PO4, H2SO4 gibi) 400-900 °C de karbonize edilmektedir. Bu çalışmada üretilen aktif karbonlar, aşılı olarak tabir edilen iri meyveli bir iğde çeşidi olan sultan iğdesi çekirdeklerinin ZnCl2, KOH, H3BO3 ile impregnasyonu sonucu kimyasal aktivasyon yöntemi ile elde edilmiştir. Elde edilen aktif karbonların yapı ve yüzey özellikleri incelenmiştir. Kimyasal aktivasyon yöntemi kullanılarak üretilen aktif karbonlar ile boyar madde adsorpsiyonu sıcaklık, zaman, pH ve konsantrasyona bağlı olarak incelenmiştir. Adsorpsiyon denge deneysel verilerinden Langmuir ve Freundlich denklemlerine uyumları incelenerek sıcaklık ile değişimleri araştırılmıştır. Boyar madde adsorpsiyonu, hem Langmuir hem de Freundlichizotermine uyum göstermiştir. Aktive edilmemiş maddenin boyar madde adsorpsiyon kapasitesi pH, konsantrasyon, karıştırma süresi ve sıcaklığa bağlı olarak incelenmiştir. Kimyasal aktivasyonun aktif karbonun kapasitesini yükselttiği ölçülmüştür. ZnCl2, KOH, H3BO3 ile aktive edilen aktif karbonların boyar madde adsorpsiyonu çalışmaları sonucunda, kapasite olarak yüksek adsorpsiyon sırasıyla;KOH,ZnCl2,H3BO3 olarak tespit edilmiştir. Adsorpsiyon çalışmalarında sıcaklığa bağlı olarak adsorpsiyon termodinamiği incelenmiştir. Termodinamik veriler bütün adsorpsiyon işlemlerinin kendiliğinden yürüdüğünü göstermektedir.
İmidazol Halkasının teorik ve deneysel olarak incelenmesi ve bulguların sanal gerçekçilik ile öğretilmesi
Tez çalışmasında bir merkezi bilim olan kimyanın; deneysel kimya, hesaplamalı kimya ve kimya eğitimi üç ana başlık altında incelenmiştir. Deneysel Kimya çalışmaları kapsamında 16 adet imidazol molekülü sentezlenmiş ve bu moleküllerin floresans ve absorbans davraşıları araştırılmıştır. Sentezlenen bileşiklerin yapı aydınlatılması 1H ve 13C NMR spektroskopisi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bileşiklerin elektronik yapıları Gaussian paket programında Density Functional Theory (DFT) yöntemi, 6-31G (d, p) kullanılarak B3LYP fonksiyonelleri ile incelenmiş ve teorik olarak modellenmiştir. Deneysel ve teorik bulgular bir sanal gerçeklik platformu olan Cospaces.io/edu'ya aktarılarak sanal bir öğrenme evreni oluşturulmuştur. Geliştirilen bu sanal öğrenme evren için Cospaces. io/edu adresinde 98 adet kod girilmiştir. Sanal gerçeklik evreninde 17 adet eğitim senaryosu tasarlanmış ve kimya eğitiminde öğretilmesi zor konu ve kavramlar olan; absorbans, floresans, molekül geometrisi, organik kimyada önemli halkalar, ışık ve madde etkileşimlerinin sanal gerçeklikle öğretimi incelenmiştir. Ayrıca katılımclıların sanal gerçekliğe karşı tutumları, Kimya eğitiminde alternatif eğitim yöntemlerine farkındalıklar, hesaplamalı kimya hakkında bilgileri çevrimiçi anketler aracılığıyla ölçülmüştür. Çoklu ortamda gerçekleşen öğrenme süreci boyunca öğrencilerin bilişsel yükleri belirlenmiştir.
Kavram haritalarıyla desteklenen 5E öğrenme modelinin öğrencilerin kimya kavramlarını anlamalarına etkisi
Bu çalışmanın amacı kavram haritalarıyla desteklenen 5E öğrenme modelinin, ortaöğretim 8. sınıf öğrencilerinin kimya konuları ile ilgili kavramsal anlamlarına ve motivasyonlarına etkisinin incelenmesidir. Çalışma, 2018-2019 öğretim yılının bahar yarıyılında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) bulunan devlete bağlı bir kolejde yürütülmüştür. Çalışma karma araştırma yöntemlerinden gömülü desen kullanılarak 100 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma seçkisiz bir şekilde belirlenen iki deney ve iki kontrol grubu ile yürütülmüştür. Deney gruplarında dersler Kavram Haritaları ile Desteklenen 5E Öğrenme Modeli ile işlenirken kontrol gruplarında geleneksel öğretim yöntemi ile işlenmiştir. Veri toplamada, Kimya Kavram Teşhis Testi (KKTT), Öğrenmede Güdüsel Stratejiler Ölçeği (ÖGSÖ), açık uçlu sorular ve yarı yapılandırılmış görüşmeler kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde, bağımsız örneklem t-testi ve MANOVA gibi istatistiksel analizler, nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, kavram haritaları ile desteklenmiş 5E öğrenme modeli ile ders işleyen deney grubu öğrencilerinin konu ile ilgili kavramsal anlamalarının kontrol grubu öğrencilerine göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca deney ve kontrol grubu öğrencilerinin içsel hedef düzenleme sontest puanları karşılaştırıldığında deney grubu öğrencilerinin lehine ve sınav kaygısı sontest puanları karşılaştırıldığında kontrol grubu öğrencilerinin lehine anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir.
Online eğitimde bilişsel faktörler ve kimya başarısı
Bu tez çalışmasının amacı online kimya dersine katılan öğrencilerin sahip oldukları üst bilişsel farkındalık ve öz düzenleme yeteneklerinin akademik başarılarına etkisi olup olmadığını araştırmaktır. Ayrıca uygulama öncesi ve sonrası öğrencilerin online kimya eğitimi ile ilgili algı düzeylerinin değişip değişmediği araştırılmıştır. Uygulamada akademik başarıyı ölçmek için elektrokimya, çözeltiler, asit-baz, kimyasal bağlar konuları seçilmiştir. Araştırmada; araştırma sürecinde geliştirilen akademik başarı testi, "Üst Bilişsel Farkındalık Envanteri", "Özdüzenleyici Öğrenme Stratejileri", "Online Eğitim Algısı Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırma deseni deneysel desenlerden tek grup ön test-son test desenidir. Çalışma grubu kimya/kimya teknolojisi, fen bilgisi öğretmenliği mezunu veya son sınıf öğrencisi olan 149 öğretmen adayıdır. Öğrencilerin online eğitim algısında, üstbilişsel farkındalık düzeyinde, çevrim içi öz düzenleyici öğrenme stratejileri seviyelerinde uygulama öncesi ve sonrası anlamlı düzeyde bir artış görülmüştür. Öğrencilerin akademik başarı testinden aldıkları puanlarda ön test son test arasında anlamlı düzeyde artış gözlenmiştir. Araştırmada yapılan öğretim uygulaması bağımsız değişkendir. İki ya da daha çok değişken arasındaki ilişkiyi ölçmek için araştırmada regresyon analiz metodu kullanılmış ve bulgular yorumlanmıştır. Öğrencilerin üst bilişsel farkındalık düzeyleri ve çevrimiçi öğrenmede özdüzenleme stratejileri akademik başarılarını yordamaktadır. Ancak öğrencilerin online eğitim algı düzeyleri akademik başarılarını yordamamaktadır.
Kimyasal tepkimelerde hız, denge ve enerji konuları ile ilgili yapılan çalışmaların içerik analizi
Bu araştırma, Google Akademik ve Dergipark veri tabanları tarafından dizinlenen Türkiye'deki eğitim dergilerinde 2010-2022 yılları arasında kimya eğitimi alanında "kimyasal tepkimelerde hız, denge ve enerji" konularında yayımlanan makaleleri, genel özellikleri ve konuların öğretimiyle ilgili tespit edilen hususlar bakımından incelenerek genel eğilimlerin hangi yönde olduğunu tespit etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilen 41 makale içerik analizine tabi tutulmuştur. Ulaşılan çalışmalar yayın yılı, makale türü, örneklem/çalışma grubunun özellikleri, düzeyleri ve sayısı, çalışmaların nerelerde yürütüldüğü, araştırma metot ve desenleri, veri toplama araçları, çalışmaların amacı, öğrencilerin kavramalarını belirlemeye yönelik metotlar, öğrencilerin genel bilgi iddiaları, öğrencilerde tespit edilen kavrama ve öğrenme zorlukları ile kavramsal değişim yaklaşımının nasıl uygulandığı gibi kriterler bakımından analiz edilerek mevcut durum ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırma bulgularına ilişkin sayısal değerler yüzde ve frekans tablolarıyla sunulmuştur. Araştırma bulgularına göre en çok yayının 2010 yılında yapıldığı, makale türü açısından araştırma makalelerinin sıklıkla tercih edildiği tespit edilmiştir. Örneklem/çalışma grubunun özellikleri açısından en fazla çalışmanın öğretmen adaylarıyla yapıldığı, örneklem büyüklüğü olarak 0-25 ile 26-100 kişi arasında değişen grupların tercih edildiği ve en çok çalışmanın Ankara ilinde yürütüldüğü belirlenmiştir. Çalışmalarda en çok nicel araştırma yöntemleri kullanılırken, veri toplama aracı olarak başarı testlerinin sıklıkla kullanıldığı ortaya konulmuştur. Çalışmaların amaçları bakımından, çoğunlukla öğrencilerin konuları kavramaları ve anlamlı öğrenmelerine yönelik araştırmaların yapıldığı, öğrencilerin kavrama ve keşfetmelerini belirlemeye yönelik metotlar bakımından çoktan seçmeli soruların sıklıkla tercih edildiği görülmüştür. Öğrencilerin genel bilgi iddiaları arasında kimyanın sembolik dilinden kaynaklanan ve kullanılan matematiksel ifadelerle ilgili iddialar, makroskobik gözlemleri mikroskobik açıklamalarla ilişkilendirememe, kimyasal olayları günlük hayatla ilişkilendirememe, ön koşul bilgilerle ilgili eksiklikler barındırma gibi iddialarının görüldüğü belirlenmiştir. Öğrencilerde en fazla tespit edilen kavrama güçlüğünün kimya kavramlarıyla ilgili önkoşul bilgilerin niteliğinden/yetersizliğinden/eksikliğinden kaynaklanan zorluklar olduğu görülmüştür. Kavramsal değişim yaklaşımının benimsendiği çalışmalarda öğrencilerde kavramsal değişimi gerçekleştirmek amacıyla en fazla aktif öğrenme yaklaşımının tercih edildiği tespit edilmiştir.
Ortaöğretim öğrencilerinin iyonize olmayan radyasyona yönelik farkındalık ve algılarının incelenmesi
Her ne kadar iyonlaştırıcı radyasyona yönelik bilgi ve riski ile öğrencilerin bu konudaki bilgi ve farkındalığına çok fazla vurgu yapılsa da, iyonlaştırıcı olmayan radyasyon ve öğrencilerin farkındalığı hakkındaki bilgiler ya eksik ya da fazla vurgulanmaktadır. İyonlaştırıcı radyasyonlar yüksek enerji radyasyonları iken, iyonlaştırıcı olmayan radyasyon, atomları veya molekülleri iyonize etmek için yeterli enerjiye sahip olmayan nispeten düşük enerjili radyasyonlardır. Modern toplumda, iyonlaştırıcı olmayan radyasyon önemli bir role sahiptir. Cep telefonu kullanımı ve kablosuz iletişim teknolojisinin hızla büyümesi ile günlük yaşamımızın bir parçası haline gelmişlerdir. İyonlaştırıcı olmayan radyasyonun, iyonlaştırıcı radyasyondan daha az tehlikeli olduğu düşünülse de, iyonlaştırıcı olmayan radyasyona aşırı maruz kalma, bazı sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Bu çalışmada ortaöğretim 9, 10, 11, ve 12. Sınıflarında öğrenim gören öğrencilerin iyonize olmayan radyasyona yönelik algıları, farkındalıkları ve bilgileri incelenmiştir. Bu amaçla çalışmada ilk olarak iki pilot çalışma yürütülmesi ile bir ölçek geliştirilmiştir. Daha sonra bu ölçek 951 öğrenciye uygulanarak değerlendirilmiştir. Çalışma sonunda öğrencilerin iyonize radyasyon ve radyoaktif radyasyon arasındaki farkı bilmedikleri, cep telefonları ve baz istasyonlarının radyoaktif radyasyon yaydığını düşündükleri belirlenmiştir. Cep telefonu kullanımı konusunda öğrencilerin çok dikkatli olmadığı ve uzun saatler cep telefonu ile zaman geçirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma sonunda ortaöğretim öğrencilerinin elektromanyetik radyasyon konusunda bilgilerinin geliştirilmesi konusunda önerilere yer vermiştir.
Ortaöğretim öğrencilerinin yükseltgenme ve indirgenme ile ilgili yanlış kavramalarının belirlenmesi
12. sınıf kimya dersi ilk ünitesi olan "Kimya ve elektrik" ünitesinin ilk konusu, indirgenme ve yükseltgenme tepkimelerdir. Bu konunun anlamlı bir şekilde öğrenimi ünitenin diğer konularının kavranmasına ve daha sonra gelen organik kimya ile ilgili ünitelerdeki tepkimelerin daha iyi anlaşılmasında yardımcı olacaktır. Diğer taraftan öğrencilerin indirgenme-yükseltgenme tepkimeleri ile ilgili önemli yanlış kavramalara sahip olduğu bilinmektedir.Brandriet ve Bretz (2014a) öğrencilerin indirgenme-yükseltgenme konusu ile ilgili kavramalarını sembolik ve mikroskopik seviyesinde ölçen bir test geliştirmişlerdir. Bu testin kullanıldığı bu çalışmada, İndirgenme Yükseltgenme Kavram Testinin (İYKT) Türkçeye uyarlamasının yapılması, 12.sınıfta öğrenim gören öğrencilerin yükseltgenme-indirgenme tepkimelerine yönelik başarı düzeylerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi ve öğrencilerin konu ile ilgili yanlış kavramalarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Testin kullanımına yönelik izinlerin alınmasının ardından Türkçe uyarlama çalışması gerçekleştirilmiştir. Uyarlama çalışması sonunda, İYKT'nin güvenirlik değerleri orijinal test ile uyumlu olduğu belirlenmiştir. Testin uygulaması, 347 kadın ve 253 erkek toplam 600 12. sınıf öğrencisine yapılmıştır. 18 sorudan oluşan ve her bir sorunun sonuna güven düzeyi kısmı ekli olan teste ilişkin Cronbach α değerleri ilk kısım için 0,56 ve ikinci kısım için 0,92 olarak bulunuştur. Öğrencilerin testin ilk kısmına yönelik başarıları ile cinsiyet arasında anlamı bir fark olmadığı, ancak okul-1, okul-2, okul-3 de öğrenim gören öğrencilerin başarıları ile okul-7 ve okul-8'de öğrenim gören öğrenci başarıları arasında anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. 12. Sınıf öğrencilerinin yükseltgenme sayısı, kimyasal tepkimelerin yüzey özellikleri, elektron transferi, seyirci iyonun rolü, dinamik tepkime süreci, elektrostatik etkileşimler ve bağlanma temalarına yönelik yanlış kavramalarının olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışma sonunda indirgenme ve yükseltgenme konusunun öğretimine yönelik önerilere yer verilmiştir.
2008 ve 2018 ortaöğretim kimya dersi öğretim programlarına göre yazılmış kimya ders kitaplarındaki analojilerin karşılaştırılması
Bu çalışmada, 2008 ve 2018 yıllarına ait iki ortaöğretim kimya dersi öğretim programlarına göre yazılmış kimya ders kitaplarındaki analojiler karşılaştırılmıştır. Çalışma, nicel araştırma desenlerinden olan tarama araştırmasıdır. Öncelikle 2018 yılı programına göre yazılmış 2020-2021 eğitim-öğretim yılında okutulan MEB onaylı 9, 10, 11 ve 12. sınıf kimya ders kitaplarındaki analojiler içerik analizi yaklaşımı kullanılarak belirlenmiş ve sınıflandırılmıştır. Belirlenen analojiler paylaşılan özellik, sunum şekli, soyutlama düzeyi, zenginlik durumu, yapaylık düzeyi, analoji teriminin kullanımı, sistematiklik, sınırlılıkların tanımlanması, öğrenci katılımı, alandaki yeri gibi kategorilere göre sınıflandırılmıştır. Daha sonra, 2008 yılı programına göre yazılmış 2011-2012 eğitim-öğretim yılında okutulan kimya ders kitaplarıyla yapılmış olan benzer bir çalışmanın sonuçları ile karşılaştırmaya gidilmiştir. 2018 yılı programına göre yazılmış 2020-2021 eğitim-öğretim yılında okutulan ortaöğretim kimya ders kitaplarında toplamda 26 adet analoji tespit edilmiştir. Sınıf düzeyleri bazında incelendiğinde 9. sınıf kitabında toplam 11 adet analoji, 10. sınıf kitabında ise 1 analoji kullanıldığı belirlenmıştır. 11.sınıf kitabında toplam 12 analoji, 12. sınıf kitabında ise 2 analoji tespit edilmiştir. 2008 yılı öğretim programına göre yazılmış kimya ders kitaplarında ise toplamda 39 adet analoji tespit edilmiştir. Sınıf düzeylerine göre analojilerin dağılımları ise 9. sınıf kitabında 11 adet, 10.sınıf kitabında 17 adet, 11. sınıf kitabında 6 adet ve 12. sınıf kitabında 5 adet şeklindedir. Süreç içerisinde bu analoji miktarındaki azalmanın sebepleri tartışılmış ve kitap yazarları ve eğitmenlere tavsiyelerde bulunulmuştur.
Maddenin doğası ile ilgili büyüklük ve ölçek konusuna ilişkin öğrenme ilerlemesinin incelenmesi
Bu çalışmada, ortaöğretim ve lisans düzeyinde öğrenim gören öğrencilerin maddenin doğası ile ilgili büyüklük ve ölçek konusuna ilişkin bilgi ve öğrenme ilerlemelerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini, devlete ait Fen Lisesinin 9, 10 ve 11.sınıflarında öğrenim gören 70 lise öğrencisi ve bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesinde Biyoloji, Fen bilgisi, Kimya ve Fizik öğretmenliği lisans programlarının 1, 2, 3 ve 4.sınıflarında öğrenim gören 254 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Tüm öğrencilere Kelime İlişkilendirme Testi (KİT) ve açık uçlu dört farklı sorudan oluşan Büyüklük ve Ölçek Konusu Bilgi Testi uygulanmıştır. Ayrıca, lisans düzeyindeki örneklemden (1, 2, 3 ve 4.sınıflarından) seçilen 25 öğrenci ile yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Dördüncü bir veri kaynağı olarak da ortaöğretim ve üniversite düzeyindeki kimya, fizik ve biyoloji dersleri öğretim programları da incelenmiştir. Sonuç olarak, Fen Lisesi 11.sınıf, biyoloji öğretmenliği 1. ve 3.sınıflar, fen bilgisi öğretmenliği 4.sınıf, kimya öğretmenliği 2.sınıf ve fizik öğretmenliği 2.sınıf öğrencilerinin büyüklük ve ölçek konusu ile ilgili bilgi düzeylerinin daha iyi olduğu fakat birim dönüştürme ile ilgili soruda tüm sınıfların bilgi düzeylerinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Büyüklük ve ölçek konusuna öncelikle biyoloji, fen bilgisi, kimya ve fizik gibi fen derslerinin öğretim programlarının içeriğinde daha fazla yer verilmesi önerilmektedir. Bu değişikliklerin kitap yazarları tarafından ders kitaplarının içeriğine, öğretmenler tarafından da öğretimlerine yansıtılmasının öğrencilerin nanobilimi daha iyi anlamalarına yardımcı olacağı düşünülmektedir.
Kimya bölümü ve kimya öğretmenliği öğrencilerinin elektronegatiflik ve elektron ilgisi ile ilgili kavramsal anlamalarının incelenmesi
Elektronegatiflik ve elektron ilgisi konusu ortaöğretim kimya dersinin önemli konularından biridir. Daha önceki çalışmalar, öğrencilerin elektronegatiflik ve elektron ilgisi konusunda öğrenme güçlüğü yaşadıklarını ve alternatif kavramalara sahip olduklarını göstermektedir. Bu çalışmanın amacı, öğrencilerin elektronegatiflik ve elektron ilgisi kavramlarına yönelik kavramsal anlamalarının incelenmesi ve bu kavramlara ilişkin olası alternatif kavramaları ortaya çıkarılmasıdır. Bir üniversitenin Eğitim Fakültesi Kimya Öğretmenliği ve Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya bölümünde 1., 2., 3. ve 4. sınıf düzeyinde öğrenim gören 46 tanesi eğitim fakültesi, 73 tanesi Fen-Edebiyat Fakültesi olmak üzere toplam 119 öğrenci çalışmada yer almıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Elektronegatiflik ve Elektron İlgisi Kavram Testi (EEİK Testi) geliştirilerek kullanılmıştır. Çalışmanın sonunda öğrencilerin elektronegatiflik ve elektron ilgisi kavramlarına yönelik olmak üzere toplam 37 tane farklı alternatif kavramalara sahip olduğu görülmüştür. Ortaya çıkan bu alternatif kavramaların soyut olması, öğrencilerin ön bilgilerinden gelen alternatif kavramaların olabileceği ve ders kitaplarında geçen bazı ifadelerin öğrencileri alternatif kavramalara yönlendirebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın sonunda konuya yönelik alternatif kavramaların giderilmesi ve öğretilmesi konusunda bazı önerilere yer verilmiştir.
Yaparak Yazarak Bilim Öğrenimi-YYBÖ yaklaşımının ortaöğretim kimya deneylerinde kullanımına yönelik kimya öğretmen adaylarının deneyimlerinin değerlendirilmesi
Bu çalışma, Yaparak Yazarak Bilim Öğrenimi (YYBÖ) yaklaşımının ortaöğretim kimya deneylerinde kullanımına yönelik kimya öğretmen adaylarının deneyimlerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi kimya öğretmenliği bölümünde öğrenim gören 4. sınıf kimya öğretmen adayları ile yürütülmüştür. Çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden kriter örnekleme kullanılmış ve uygulamayı deneyimleyen öğretmen adaylarının süreç sonunda görüşleri değerlendirilmiştir. Araştırmanın veri toplama süreci üç aşamadan oluşmuştur. İlk aşamada, kimya öğretmen adaylarının uygulayacakları deneyler belirlenmiş ve ortaöğretim fen lisesi kimya kitabına dayalı olarak dönem öncesi ders planı oluşturulmuştur. İkinci aşamada, öğretmen adayları kimya öğretiminde laboratuvar uygulamaları dersi kapsamında deneylerini uygulamış ve süreç boyunca deney öncesi hazırlık, deney uygulaması ve deney sonrası değerlendirme aşamaları tamamlanmıştır. Son aşamada, öğretmen adaylarının görüşlerini almak için görüş formu uygulanmış ve belirlenen öğrencilerle yarı yapılandırılmış ikili görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak 13 açık uçlu sorudan oluşan yazılı görüş formu geliştirilerek kullanılmıştır. Ayrıca, amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilen 6 öğretmen adayı ile ikili görüşmeler yapılmıştır. Veriler, içerik analizi yöntem ile analiz edilmiş, bulgular tematik kodlama yöntemiyle sınıflandırılmış ve tablolar halinde sunulmuştur. Araştırmanın bulguları, YYBÖ yaklaşımının öğretmen adaylarının bilimsel düşünme, yazılı argümantasyon ve laboratuvar uygulamalarını planlama becerileri üzerinde olumlu etkiler yarattığını ortaya koymaktadır.
Web 2.0 uygulamalarına dayalı gazlar ve çözeltiler ünitesi öğretiminin 11. sınıf öğrencilerinin akademik başarısı ile kimya dersi tutumuna etkisi
Bu araştırma, Kimya Dersi 11. Sınıf "Gazlar ve Çözeltiler" ünitelerinin, Web 2.0 araçları ile işlenmesi sonucunda, öğrencilerin akademik başarılarına ve Kimya Dersine ilişkin tutumlarına etkisinin olup olmadığını anlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, deney ve kontrol grupları seçkisiz atamayla belirlenmiş olduğu için gerçek deneysel desenlerden ön-test son-test kontrol gruplu seçkisiz desen kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Aydın/Kuşadası İlçesi'nde araştırmacının görevini sürdürmekte olduğu bir devlet okulunun, 11. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın deney ve kontrol grupları seçkisiz atama yolu ile belirlenen iki ayrı şubede öğrenimlerini sürdürmekte olan 20'şer kişilik 11. Sınıflardan oluşmaktadır. Deneysel süreçte, Gazlar ünitesinin tamamı ve Çözeltiler ünitesinin Koligatif Özelliklere kadar olan konular, deney grubunda sözü edilen Web 2.0 araçları ile işlenmiştir. Kontrol grubunda ise aynı ünite ve konular, düz anlatım yöntemi ve soru-cevap gibi öğretim teknikleriyle işlenmiştir. Deneysel sürecin Web 2.0 uygulamaları, 2022-2023 eğitim öğretim yılı birinci döneminde, sekiz (8) hafta ve 32 ders saatinde gerçekleştirilmiştir. Web 2.0 araçlarından olan Dijidemi, Quizizz, Phet Colorado ve Edpuzzle, deney grubunda hem öğretmen hem de öğrenciler tarafından ders öncesi ödevlendirmelerde hem de derslerin işleniş aşamasında, öğretim tekniği olarak kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, iki ayrı ölçme aracı ile elde edilmiştir. Geban ve arkadaşları (1994) tarafından geliştirilen "Kimya Dersi Tutum Ölçeği" ön ve son-test olarak kullanılmıştır. Aynı zamanda, araştırmacı tarafından geliştirilen ve güçlük indeksi orta düzeyde olan "Kimya Dersi Gazlar ve Çözeltiler Ünitesi Başarı Testi" de yine ön ve son-test olarak kullanılmıştır. Testlerden elde edilen verilerin analizinde, ilişkili örneklem t- testi, tekrarlı ölçümler Anova testi ile Post-Hoc testleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, deney ve kontrol gruplarının Kimya Dersi 'ne yönelik tutumlarında ön ve son testlere göre anlamlı bir değişim olmadığı görülmüştür. Aynı zamanda, tekrarlı ölçümler Anova testi sonuçlarına göre; deney ve kontrol gruplarının, Kimya Dersi Gazlar ve Çözeltiler Ünitesi ön-test ve son-test Akademik Başarı puanlarında, kontrol grubu lehine anlamlı bir farkın olduğu anlaşılmıştır. Böylece "Gazlar ve Çözeltiler" üniteleri için Web 2.0 araçlarından olan; Dijidemi, Quizizz, Phet Colorado ve Edpuzzle araçlarının, 11. Sınıf öğrencilerinin Kimya dersine ilişkin tutum ve akademik başarılarında etkili olmadığı anlaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar, araştırmanın sonuç ve tartışma bölümünde ele alınmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Kimya Öğretimi, Kimya Dersine İlişkin Akademik Başarı, Çözeltiler, Gazlar, Web 2.0 Araçları, Kimya Dersine İlişkin Tutum.
Ortaöğretim kimya öğretmenlerinin iş tatmini
Kaliteli kimya ögretimi için bu sektörünün en önemli çalısanı olan kimya ögretmenlerinin kisisel özelliklerini ve ihtiyaçlarının belirlenmesi gerekmektedir. Çünkü bu ihtiyaçlar onların is tutumlarını ve davranıslarını belirler. En önemli is tutumu olan is tatmini ögretmenlerin performans ve motivasyonlarını etkilemektedir. Bu çalısmada ortaögretim kimya ögretmenlerinin is tatmin düzeyleri ortaya çıkarılması amaçlanmıstır. Arastırma iliskisel tarama modellerinden karsılastırma türü tarama modelinde bir çalısmadır. 2005-2006 egitim-ögretim yılında istanbul ilinde çalısan 201 kimya ögretmenin kisisel özellikleri ve is tatmin düzeyleri belirlenmistir. Veri toplama aracı olarak Kisisel Bilgi Formu ve Minnesota is Tatmin Ölçegi (MSQ) kullanılmıstır. Verilerin analizinde SPSS 13.0 paket programı kullanılmıstır. Verilerin çözümlenmesinde demografik degiskenler için betimsel analizler, is tatmin ölçegi genel ve alt boyut puanlarının dagılımlarının normalligini belirlemek amacıyla yapılan tek örneklem Kolmogorov-Smirnov testi, demografik degiskenlerine göre is tatmin ölçegi genel ve alt boyut puanlarının farklılasıp farklılasmadıgını belirlemek amacıyla bagımsız grup t testi, Kruskal Wallis-H Testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) teknigi ve Non-Parametrik Mann Whitney-U Testi kullanılmıs ve anlamlılık 0.05 düzeyinde sınanmıstır. Cinsiyet, yas, medeni hal, çocuk sahibi olma durumu, çocuk sayısı, hizmet süresi, çalıstıgı okul sayısı, idari görev yapma durumu, mezuniyet lisans alanı, halen ögretmenlik dısı gelir getiren bir isle ugrasma durumunu, yapılan ek is türü, ek gelir durumu, oturdugu eve kira verme degiskenleri için is tatmini ve alt boyut puanları arasında anlamlı farklılık bulunmamıstır. Kimya dısında farklı derslere girme durumu, çalıstıgı okulun statüsü ve türü, otomobil sahibi olma, ailesinde baska ögretmen olma, hizmet içi egitim alma, lisansüstü egim durumu ve baskalarına kimya ögretmenligi tavsiye etme degiskenleri ile is tatmini genel, iç kaynaklı tatmin ve dıs kaynaklı tatmin puanları arasında anlamlı farklılık bulunmustur. Arastırma sonuçları ısıgında öneriler getirilmistir. Arastırmanın bu alandaki çalısmalara katkı saglaması ve yeni çalısmalara ısık tutması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Ortaögretim, Kimya Ögretmeni, is Tatmini, iç Kaynaklı Tatmin, Dıs Kaynaklı Tatmin, MSQ.
Kimya konularına yönelik alternatif kavramların tanılayıcı dallanmış ağaç (TDA) tekniğiyle belirlenmesi
Bu araştırmada, klasik ölçme ve değerlendirme araçlarına alternatif olan Tanılayıcı Dallanmış Ağaç (TDA), tekniğiyle kimya konularındaki alternatif kavramların belirlemek amaçlanmıştır. TDA, klasik ölçme ve değerlendirme araçlarından yapısı ve amacı farklı olmasıyla dikkat çekmektedir. Araştırma tarama yöntemi ile yürütülmüştür. Araştırma Dumlupınar Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Sınıf öğretmenliği Anabilim Dalı ve Fen Bilgisi Anabilim Dalı öğrenim gören 222 öğretmen adayı üzerinde uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistiki yöntem kullanılmıştır. Araştırmada TDA tekniği ile geçerli ve güvenilir 22 maddelik bir kimya kavram testi geliştirilmiştir. Bununla birlikte öğretmen adaylarının madde ve özellikleri, elementler, bileşikler, çözeltiler ve koligatif özellikler, metaller, fiziksel ve kimyasal değişimler, asitler ve bazlar, kimyasal bağlar, ısı ve sıcaklık kimya konuları ile ilgili alternatif kavramlara sahip oldukları tespit edilmiştir.
Bilimsel bilgiden, özümsenen bilgiye: Yükseköğretimde gazlar ile ilgili kavramların didaktiksel dönüşüm yaklaşımıyla incelenmesi
Didaktiksel dönüşüm kuramı; bilim insanları tarafından üretilen akademik/ bilimsel bilginin öğrenen tarafından yapılandırılmış özümsenen bilgi haline gelinceye kadar geçirdiği tüm süreçleri inceler. Didaktiksel dönüşüm kuramı kapsamında dört tür bilgi vardır; bilimsel bilgi, öğretilecek bilgi, öğretilen bilgi ve özümsenen bilgi. Bu çalışmada yükseköğretimde, Genel Kimya-I dersi "Gazlar" konusunda, bu bilgi türleri arasındaki geçişler, öğrenme- öğretme süreci, öğretim elemanı ve öğretmen adayları açısından ele alınarak detaylı bir şekilde incelenmiştir. Derinlemesine bilgi elde edebilmek adına çalışma nitel durum çalışması olarak desenlenmiştir. Çalışma iki boyutta ve üç aşamada yürütülmüştür. İlk boyut; aynı programda farklı iki şubede Genel Kimya-I derslerini yürüten iki öğretim elemanı açısından "Gazlar" la ilgili kavramların didaktiksel dönüşüm süreçlerinin incelenmesidir. İkinci boyut ise; aynı öğretim elemanlarından birinin iki farklı programda yürüttüğü Genel Kimya-I derslerinde "Gazlar" la ilgili kavramların didaktiksel dönüşüm süreçlerinin incelenmesidir. Her iki boyutun da incelenebilmesi için aşağıda belirtilen üç aşamalı bir süreç işe koşulmuştur. İlk aşamada öğretilecek bilginin belirlenebilmesi için öğretim elemanlarının "Gazlar" ile ilgili sahip oldukları kavramlar belirlenmeye çalışılmıştır. Bunun için öncelikle öğretim elemanları ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve öğretim elemanlarının içeriğe alacakları kavramlarla ilgili didaktiksel tercihleri ve bu tercihlerinin nedenleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bununla birlikte öğretim elemanlarının görüşmelerde faydalandıklarını ve derslerinde kullandıklarını belirttikleri kaynakların doküman analizi yapılmıştır. İkinci aşamada, öğretilen bilginin belirlenebilmesi için öğretim elemanlarının "Gazlar" ile ilgili olan dersleri gözlenmiş ve bu ders gözlemlerinin içerik analizleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca öğretim sonunda öğretmen adayları ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilerek öğretilen bilgiye ulaşılmaya çalışılmıştır. Üçüncü aşama ise; öğretmen adaylarının özümsenen bilgilerinin belirlenmesine yönelik olan son aşamadır. Bu aşamada öncelikle öğretmen adaylarının "Gazlar" ile ilgili mevcut bilgilerini ve özümsenen bilgilerini ortaya koymak adına onlara Tanılayıcı Form ve Kelime İlişkilendirme Testi ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Uygulanan bu tanılayıcı form, açık uçlu sorulardan oluşmaktadır. Sürecin sonunda öğretmen adaylarının didaktiksel dönüşümü nasıl gerçekleştirdiklerini belirleyebilmek için onlarla yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; öğretim elemanlarının didaktiksel tercihlerinin öğretilen bilgi üzerinde oldukça etkili olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğretim elemanlarının öğretilecek bilgi içeriklerinin de öğretilen bilgi içeriğini doğrudan ve dolaylı olarak etkilediği gözlenmiştir. Öğretmen adaylarının özümsenen bilgilerinin ise; bireysel özelliklerle birlikte öğretilen bilgiye sıkı sıkıya bağlı olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında; öğretim elemanı- öğretmen adayı etkileşiminin öğretmen adaylarının özümsenen bilgilerini olumlu yönde etkilediği ve öğretim elemanlarının pedagojik alan bilgilerinin ve örtük programın öğretilen bilgi ve dolayısıyla da özümsenen bilgi üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Entropi ve tersinirlik kavramlarının tartışılması
Bu araştırma termodinamiğin en karmaşık konusu olan entropi kavramıyla tersinirlik ve tersinmezlik(kendiğinden olma) konusuna yeni bir anlayış getirmek için yapılmıştır. Bu amaçla bu konular dünyanın çeşitli fizikokimya kitaplarından taranmış ve herkese öğretildiği şekilde entropinin artışının hem olayların kendiliğinden olması yani tersinmezliği ve hem de entropinin bir hal fonksiyonu olduğu hakkındaki belirsizlik giderilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma birçok açıdan klasik eğitim tezlerinden farklıdır. Burada ne bir ön test metodu alınmış nede bir istatistiksel bir çözümlemeye gidilmemiştir. Ancak yapılan çalışma bu son derece karmaşık konulara ışık tutacak niteliktedir. Anahtar Kelimeler. Entropi, tersinirlik, termodinamiğin II. kanu
Öğretmen adaylarının genel kimya dersine yönelik tutumları ve problem çözme becerilerine ilişkin algılarının incelenmesi
Bu araştırmada, sınıf öğretmenliği ve fen bilgisi öğretmenliği lisans programlarında öğrenim gören öğretmen adaylarının genel kimya dersine yönelik tutumları ve problem çözme becerilerine ilişkin algılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma sürecinde nicel araştırma yaklaşımlarından olan tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakülte'sinde bulunan 280 sınıf öğretmeni adayı ve 211 fen bilgisi öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Katılımcılar uygun örneklem metodu ile belirlenmiş olup, 1, 2, 3 ve 4.sınıflarda öğrenim görmektedir. Araştırmada nicel yaklaşımlar kullanıldığı için veri toplama aracı olarak da nicel veri toplama araçları tercih edilmiştir. Bu kapsamda alan yazında bulunan ve daha önce geçerliği ve güvenirliği sağlanmış olan araçlar kullanılmıştır. İlk olarak öğretmen adaylarının kimya dersine yönelik tutumlarını belirlemek amacıyla İnce Aka (2012) tarafından geliştirilen "Kimya Dersine Yönelik İlgi ve Tutum Ölçeği-KDYİTÖ" kullanılmıştır. Daha sonra öğretmen adaylarının problem çözme becerilerini incelemek amacıyla Şahin, Şahin & Heppner (1993) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Prolem Çözme Envanteri-PÇE" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde ise betimsel ve çıkarımsal istatistik tekniklerinden yararlanılmıştır. Betimsel istatistikler frekans, yüzde ve aritmetik ortalama tabloları kullanılarak ifade edilmiş, çıkarımsal istatistikler ise bağımsız gruplar t-testi, korelasyon testi ve ANOVA testi ile ifade edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının hem kimya dersine yönelik tutumlarında hem de problem çözme becerilerine yönelik görüşlerinde anlamlı düzeyde farklılıkar bulunduğu belirlenmiştir. Anlamlı farklılık bulunan değişkenler; cinsiyet, branş, sınıf düzeyi, mezun olunan okul türü ve genel kimya dersi not ortalaması değişkenleridir. Ayrıca öğretmen adaylarının kimya dersine yönelik tutumları ile problem çözme becerileri arasında olumlu düzeyde korelasyon bulunmuştur.
Lise kimya eğitiminde kullanılan farklı (yazılı) ölçme türlerinin çözelti konusunda öğrencilerin başarısını değerlendirmedeki güvenirlikleri
Bu çalışmanın amacı; aynı hedef ve davranışlara yönelik olarak hazırlanmış, kimya eğitiminde kullanılan farklı yazılı ölçme türlerinden objektif ölçme türü olarak bilinen, çoktan seçmeli test, kısa cevaplı test ve doğru-yanlış tipi testleri çözelti konusu için karsılaştırmayı ve aralarında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını tespit etmektir. Aynı hedef ve davranıslara yönelik üç farklı türdeki ölçme aracı, 2008-2009 Eğitim-Öğretim yılı II. Yarıyılında, Konya Lisesi 10 Fen C sınıfında öğrenim gören 32 öğrenciye uygulanmıştır. Verilerin elde edilmesinde, kimya eğitiminde sık kullanılan ölçme türlerinden objektif ölçme türleri olarak bilinen, ?Kısa Cevaplı Test?, ?Çoktan Seçmeli Test? ve ?Doğru-Yanlış Tipi Test? türleri kullanılmıştır. Araştırmada kullanılmak üzere, ?Kısa Cevaplı Test?, ?Çoktan Seçmeli Test? ve ?Doğru-Yanlıs Tipi Test? türündeki üç ölçme aracı geliştirmek amacıyla, ilk aşama olarak konuyla ilgili hedef-davranıslar tespit edilmistir. Söz konusu hedef ve davranışlar hazırlanırken Milli Eğitim Bakanlığı ?Ortaöğretim Kurumları Kimya Dersi Öğretim Programı?ndan yararlanılmıştır. İkinci aşama olarak, farklı türlerdeki her üç test de aynı hedef davranışlara yönelik, aynı sayıda soru maddesinden olusturulmuştur. Arastırmanın sonucunda; çözelti konusu için uygulanan çoktan seçmeli test ile kısa cevaplı test ve doğru-yanlıs tipi test arasında anlamlı bir ilişki bulunmustur. Uygulanan kısa cevaplı test ile doğru-yanlış tipi test arasında ise anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Ayrıca, çözelti konusu için uygulanan kısa cevaplı test, çoktan seçmeli test ve doğru-yanlıs tipi test ile öğrencilerin okullarında almış oldukları kimya dersi basarı notları arasında da anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının bazı kimya konularındaki akıl yürütmelerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı fen bilgisi öğretmen adaylarının bazı Kimya Konularındaki Akıl Yürütmelerini (KKAY) incelemektir. Bununla birlikte fen bilgisi öğretmen adaylarının KKAY'leri cinsiyet, sınıf ve mezun olduğu lise türü değişkenleri açısından incelenmiştir. Bu sebeple araştırma kesitsel tarama türündedir. Çalışmaya Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen bilgisi Öğretmenliği programına kayıtlı 210 (180 Bayan, 30 Erkek) öğrenci katılmıştır. Çalışmada Cloonan ve Hutchinson (2011) tarafından geliştirilmiş olan "Kimya Konuları Akıl Yürütme Testi" (KKAYT) veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. KKAYT 38 maddeden oluşmaktadır. KKAYT atom-molekül teorisi, atomun yapısı, kimyasal bağlar, kimyasal denge, kimyasal kinetik, kimyasal reaksiyonlar, kinetik molekül teorisi, faz dengeleri, termokimya ve termodinamik konularını içermektedir. Katılımcıların KKAY'nin cinsiyet, sınıf ve mezun olduğu lise türü düzeylerine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği t-testi ve ANOVA yöntemleri ile incelenmiştir. Çalışma sonucunda fen bilgisi öğretmen adaylarının çoğunun bu çalışmada incelenen kimya konuları ile ilgili olarak doğru olmayan akıl yürütmelere sahip oldukları belirlenmiştir. Araştırma verileri cinsiyet değişkenine göre incelendiğinde öğretmen adaylarının KKAY'nin anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Ayrıca fen bilgisi öğretmen adaylarının KKAY'nin sınıf düzeyine göre anlamlı farklılık görülmediği belirlenmiştir. Ek olarak fen bilgisi öğretmen adaylarının KKAY'nin mezun olduğu lise türü değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. Ancak bu farklılık mezun olduğu lise türü bazında teker teker incelendiğinde sadece düz lise-anadolu lisesi türleri arasında anlamlı farklılığın olduğu, diğer lise türleri arasında ise anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir. Çalışmada katılımcıların KKAY'nin düşük olduğu ve bu çalışma grubu için KKAYT'nin zor olduğu sonucunda ulaşılmıştır.