Bilişsel gelişim

Bu konu başlığı altında 58 tez

DoktoraAçık ErişimTR

Otizm spektrum bozukluğu tanısı konmuş çocuklarda fiziksel aktivite müdehalesinin beyin ve bilişsel gelişim üzerindeki etkileri: bir EEG çalışması

Bu çalışmanın amacı farklılıkla öğrenme yaklaşım temelli fiziksel aktivite müdahalesinin otizm spektrum bozukluğu belirtilerine, tekrarlayıcı davranış değişimine ve beyin aktivasyonuna etkisinin belirlenerek incelenmesidir. Bu araştırmanın modeli nicel ve deneysel araştırma desenlerinden kontrol gruplu ön ve son test desendir. Araştırmanın örneklemi, İstanbul Anadolu Yakasında özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine kayıtlı olan OSB tanısı konmuş çocuklardır. Örneklem grubunu amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örneklemi yoluyla seçilen 21 OSB'li çocuk oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Gilliam Otistik Bozukluk Derecelendirme Ölçeği-2 (GOBDÖ-2-TV), Tekrarlayıcı Davranışlar Ölçeği-Revize-Türkçe Versiyonu (TEDÖ-R-TV) ve Elektroensefalografi (EEG) aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın alt problemlerinin çözümlenmesinde Spss 27 ve Fourier dönüşümü ile bağımlı gruplarda t testi ve bağımsız gruplarda t testi analizinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, deney grubunda kompulsif (zorlantılı) davranışlar, sosyal etkileşim, TEDÖ-R-TV ve GOBDÖ-2-TV'in toplam puanlarında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Bununla birlikte deney grubunda frontal bölgesinin teta ve gama bant gücünde, parietal oksipital bölgesinin düşük alfa bant gücünde ve orta hattın gama bant gücünde anlamlı farklılık olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Otizm spektrum bozukluğu, otizm belirtileri, fiziksel aktivite, farklılıkla öğrenme yaklaşımı, EEG, beyin gelişimi, bilişsel gelişim

BeyinBeyin aktivasyon deneyleriBilişsel gelişim+6
Sevim Akşit
Pamukkale University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Prematüre / düşük doğum ağırlığı olan çocuğa sahip anneler ile normal gelişim gösteren çocuğa sahip annelerin çocuklarıyla olan etkileşimlerinin karşılaştırılmalı olarak incelenmesi

Bu araştırmanın amacı gelişimsel gerilik riski altındaki prematüre / düşük doğum ağırlığı (DDA) olan çocuklar ve annelerinin normal gelişim gösteren çocuklar ve anneleri arasındaki (1) etkileşim davranışlarını betimlemek, (2) anne etkileşim davranışlarının kendi içindeki ilişkilerini ve çocukların etkileşim davranışlarını anlamlı bir şekilde etkileyen anne davranışlarının neler olduğunu, (3) prematüre / düşük doğum ağırlığı ile doğan çocuk-anne çiftlerinin etkileşimsel davranışlarının normal gelişim gösteren çocuk-anne çiftlerininkinden farklılık gösterip göstermediğini ortaya çıkartmaktır. Araştırma Tekirdağ ili sınırları içindeki yaşları 10-29 ay arasındaki 10 prematüre / DDA ile doğan anne-çocuk çifti ve 10 normal gelişim gösteren anne-çocuk çifti ile gerçekleştirilmiştir. Ailelerden randevu alındıktan sonra evlerine gidilmiş ve veri toplama amacıyla demografik bilgi formu kullanılarak annelerden çocuk ve anne hakkında bilgi toplanmış ve anne-çocuk çiftlerinin serbest oyun etkileşimi video kaydına alınmıştır. Ziyaret edilen her evde çocukların gelişim ve ilgilerine uygun olabilecek oyuncak ve materyaller standart olarak kayıt öncesinde hazırlanmıştır. Araştırmacı 20 dakika boyunca müdahale etmeksizin yapmış olduğu kaydın ilk 5 ve son 5 dakikasını değerlendirmeye almamış, arada kalan 10 dakika Ebeveyn Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği- Türkçe Versiyonu (EDDÖ-TV) ve Çocuk Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği- Türkçe Versiyonu (ÇDDÖ-TV) ölçekleri kullanılarak araştırmacı ve ikinci bir kodlayıcı tarafından çözümlenmiştir. Kodlayıcılar arasındaki güvenirlik oranı % 90 olarak bulunmuştur. Elde edilen veriler SPSS paket programı 21. versiyonundan yararlanılarak analiz edilmiştir. Anne etkileşim davranışlarının kendi içindeki ilişkilerini ve çocukların etkileşim davranışlarını etkileyen anne davranışlarının neler olduğunu ortaya koymak için parametrik olmayan korelasyon analizi seçeneklerinden Kendall's tauTesti kullanılmıştır. Her iki gruptaki çocuk-anne çiftlerinin etkileşimsel davranışlarının farklılık gösterip göstermediğini bulmak için Bağımsız Örneklemler Mann Whitney U Testi'nden yararlanılmıştır. Bunun yanı sıra, anne- çocuk etkileşim davranışlarını betimlemek için de frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma hesapları yapılmıştır. Bu araştırmadan elde edilen istatistiksel analizler sonucunda anne-çocuk çiftlerinin etkileşimsel davranışları betimlenmiş; annelerin kendi içindeki etkileşim davranışları ve çocuk davranışları üzerinde anlamlı ilişkileri olan anne etkileşim davranışları açıklanmış; prematüre/düşük doğum ağırlığı ile doğmuş olan çocuk ve anne çiftleri ile normal gelişim gösteren çocuk-anne çiftlerinin etkileşim davranışlarında farklılık olmadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Anne - çocuk etkileşimi, düşük doğum ağırlığı ile doğan çocuklar, prematüre

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerAnneler+7
Meral Öztürk
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilişsel gelişim antrenmanlarının çocuklarda görsel algı üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı; bilişsel gelişim antrenmanlarının çocuklarda görsel algı üzerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmada deneysel araştırma modelinden öntest sontest kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Bu çalışma kolayda örneklem yöntemi ile belirlenen Çorum ili Fatih Sultan Mehmet İlkokulu 2.sınıfta (8 yaş) öğrenimine devam eden 29'u kız, 35'i erkek olmak üzere toplamda 64 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubu; araştırma grubu (n=32) ve kontrol grubu (n=32) olarak belirlenmiştir. Bilişsel gelişim antrenmanlarının görsel algıya etkisini belirlemek için Frostig tarafından geliştirilen Frostig Görsel Algı Testi (FGAT) öntest-sontest olarak araştırma ve kontrol grubuna uygulanmıştır. Araştırma grubuna 8 hafta boyunca haftada 2 gün, günde 45 dk bilişsel gelişim antrenmanları uygulanmıştır. FGAT verileri SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiş olup, anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Elde edilen verilerin normallik değerlendirmesi Shapiro-Wilk testine göre yapılmış olup p<0,05 olmasından dolayı verilerin normal dağılmadığı sonucuna varılmıştır. Bundan dolayı non-parametrik testlerden grup içi değerlendirmelerde Wilcoxon signed rank test protokolleri ve gruplar arası değerlendirmelerde ise Mann Withney-U testi kullanılmıştır. Cinsiyetler arası karşılaştırmada İndependent-Samples T Test kullanılmıştır. İstatistiksel analizlere bakıldığında araştırma grubu öntest sontest toplam puan ortalamaları karşılaştırılmış ve anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Araştırma grubu öntest ve sontest cinsiyetler arası toplam puan ortalamaları karşılaştırılmış ve anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Kontrol grubu öntest sontest toplam puan ortalamaları karşılaştırılmış ve anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Kontrol grubu öntest ve sontest cinsiyetler arası toplam puan ortalamalarının karşılaştırılmasında ise anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Araştırma ve kontrol grubu öntest toplam puan ortalamaları karşılaştırılmış ve anlamlı farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Araştırma ve kontrol grubu sontest toplam puan ortalamaları karşılaştırılmış ve anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Çalışma sonunda 8 hafta boyunca haftada 2 gün, günde 45 dk uygulanan bilişsel gelişim antrenmanlarının ilkokul 2.sınıf çocuklarının görsel algı düzeyine pozitif yönde etkisi olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Bilişsel gelişim, Frostig Algı Testi, Görsel Algı

BilişBilişsel gelişimBilişsel işlev+2
Ahmet Akkaya
Hitit University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim 3. sınıf öğrencilerinin -dün, bugün, yarın- temasındaki zaman kavramlarına ilişkin görüşlerinin nitel analizi

Hayat Bilgisi Ders Kitabında yer alan ?Dün, Bugün, Yarın? temasındaki zaman kavramlarını, ilkokul 3. Sınıf öğrencilerinin nasıl algıladıklarını incelemeyi amaçlayan bu araştırma nitel bir çalışmadır.Araştırmada veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırma, Kütahya, Altıntaş ilçe merkezinde bulunan üç ilkokulda yapılmıştır. Bu okullara devam eden üçüncü sınıf öğrencileri arasından, öğretmen görüşlerine alınarak akademik başarılarına göre iyi, orta ve düşük düzey olarak sınıflandırılmıştır. Her bir düzeyden ikişer öğrenci olmak üzere her üç okuldan toplam on sekiz öğrenci belirlenmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen veriler içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, ilkokul üçüncü sınıf öğrencileri zaman kavramlarını sınıflarken eylemleri odak noktası olarak kullanmaktadırlar. Öğrenciler zaman kavramalarını karşılaştırırken zıt anlamlı kavramları, yakın ve aynı anlama gelen kavramlarından daha kolay tespit etmişlerdir. Öğrenciler zaman kavramlarını sıralarken zaman şeridinin sol tarafını geçmiş, ortasını şimdi, sağ tarafını ise gelecek olarak göstermişlerdir.Anahtar Kelimeler: Zaman, Hayat Bilgisi, Zaman Şeridi, Kavram, Bilişsel Gelişim

Bilişsel gelişimHayat bilgisiHayat bilgisi dersi+6
Serdar Sarıyar
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

An action research study on portfolio assessment in a process writing class with seventh grade students in a primary state school

This study aims to search the improvements of the writing skill of the seventh grade students in a state school by using portfolio technique in Process Approach. In this study three questions have been investigated: 1) What are the factors to be considered while teaching writing skill to the seventh grade students? 2) Does the use of portfolio technique help seventh grade students' writing improvement? 3) What are the attitudes of the students to portfolio technique? Key Words: 1. Portfolio Technique 2. Metacognitive Skills 3. Autonomy

Cognitive abilitiesCognitive developmentState schools+5
Başak Tan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2004
00
DoktoraAçık ErişimTR

Erken çocukluk döneminde aile işlevselliğinin, bilişsel gelişim ve duygusal gelişimin bir işlevi olarak sosyal problem çözme becerileri: Yapısal Denklem Modellemesi

Bu araştırmanın amacı, farklı Sosyokültürel özelliklere ve düşük ekonomik yaşam şartlarına sahip 48–66 ay arası çocukların sosyal problem çözme becerileri temelinde aile işlevselliği; bilişsel gelişim boyutunda yürütücü fonksiyonlar (bellek, bilişsel esneklik ve ket vurma) ve dil becerileri; duygusal gelişim boyutunda ise empatinin bileşenleri; algısal,bilişsel ve duygusal bakış açısı alma arasındaki ilişkileri yapısal denklem modeli kullanarak ortaya koymak ve geliştirilen modeli (ABDS modeli) yaş, bağlanma türleri, sosyal referans alma becerilerine, benlik algısına göre incelemektir. Araştırmanın modeli ilişkisel tarama modeli olarak planlanmıştır.Araştırmada aile işlevselliğinin, bilişsel gelişimin ve duygusal gelişimin bir işlevi olarak erken çocukluk döneminde sosyal problem çözme becerileri incelenirken yapısal denklem modeli kullanılarak test edilmiştir. Araştırmanın evrenini Adana ili Seyhan, Çukurova, Yüreğir,Sarıçam merkez ilçelerinde okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 48–66 ay arası çocuklar oluşturmuştur. Araştırmanın amacına uygun olarak istenilen örnekleme ulaşabilmek için sırası ile seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal benzeşik örnekleme yöntemi, amaçsal uygun örnekleme yöntemi ve tabakalı amaçlı örnekleme olmak üzere üç farklı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal benzeşik örnekleme yöntemi kullanılarak Seyhan, Çukurova, Yüreğir, Sarıçam Kaymakamlıkları Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından elde edilen bilgiler doğrultusunda belirlenen (en çok ayni ve nakdi yardım alan mahalleler) ve içerisinde bağımsız anaokulu bulunan mahallerden benzeşik bir küme oluşturulmuştur. Oluşturulan küme içerisinden, amaçsal uygun örnekleme yöntemi ile araştırmaya dahil edilecek çocukların yaşadığı mahalleler seçilmiştir. Seçilen bu mahalleler, ulaşım koşulları ve zaman göz önünde bulundurularak belirlenmiştir. Son olarak tabakalı amaçsal örnekleme yöntemi ile 48-66 ay arası çocuklar örneklem içerisinde 48-54, 54-60 ve 60-66 ay arası olmak üzere üç yaş grubundan da eşit oranda temsil edilmiştir. Araştırmaya 48-54 ay (27 kız; 25 erkek), 54-60 ay (26 kız; 26 erkek), ve 60-66 ay (27 kız; 25 erkek) aralıklarında her ayda 52 çocuk olmak üzere 156 çocuk, 139 anne ve 17 baba katılmıştır. Araştırmada çocukların sosyal problem çözme becerileri ölçmek için Wally Sosyal Problem Çözme Testi; bilişsel gelişim boyutunda yürütücü fonksiyonları ölçmek için İşler Bellek Ölçüm Aracı/The Map Task (ileri ve geri yönlü bellek için), Deve-Cüce Oyunu (ket vurma için),Londra Kulesi Testi (bilişsel esneklik için) ve dil becerilerini ölçmek için Ortalama Sözce Uzunluğu; duygusal gelişim boyutunda empati için Üç Dağ Deneyi (algısal bakış açısı alma için),Beklenmedik Yer Değişikliği Testi ve Beklenmedik Durum/İçerik Testi (bilişsel bakış alma için),Duygusal Bakış Açısı Alma Testi (duygusal bakış açısı alma için); moderatör olan değişkenler bağlanma türlerini belirlemek için Bağlanma Stilleri Öykü Tamamlama Testi, sosyal referans alma için Sosyal Referanslama Testi ve benlik algısını ölçmek için Cassidy Kukla Görüşme Formu ölçme aracı olarak kullanılmıştır. Ayrıca araştırmaya katılacak olan çocukların ebeveynleri ile görüşmeler yapılarak Kişisel Bilgi Formu ve aile işlevselliğini ölçmek için Aile Değerlendirme Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın verileri 30 Nisan 2015- 15 Ocak 2016 tarihleri arasında araştırmacı tarafından toplanmıştır. Araştırmacı tarafından her çocuk ile farklı günlerde üç oturum olmak üzere 156 çocuk ile yapılan 458 oturumda araştırmanın verileri toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, araştırmanın genel hipotezi ve alt hipotezleri doğrultusunda AMOS ve SPSS paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Her çocuk için SPSS programına girilen veriler alan yazına dayanarak geliştirilen ABDS modeli (aile işlevselliği, bilişsel gelişim, duygusal gelişim, sosyal problem çözme modeli) için yapısal denklem modeli kullanılarak AMOS 22 programında test edilmiştir. İlk modelin test edilmesi ile elde edilen uyum değerleri incelenmiş ve veri setinin test edilen model ile iyi uyum göstermediği anlaşılmıştır.Elde edilen bulgular doğrultusunda ilk ABDS modelinde modifikasyonlar yapılmıştır. Modifikasyon ile geliştirilen ABDS modelinin test edilmesi ile elde edilen uyum değerleri incelenmiş ve veri setinin, test edilen model ile iyi uyum gösterdiği anlaşılmıştır. Geliştirilen ABDS modelinde, ailenin işlevselliği ile çocukların duygusal gelişimi ve bilişsel gelişimi onların sosyal problem çözme becerilerindeki değişimin %98'ini açıklamıştır.Geliştirilen ABDS modelinde, çocukların yaşadığı ailenin aile işlevselliği onların sosyal problem çözme becerilerini hem doğrudan hem de duygusal gelişim düzeylerine ve bilişsel gelişim düzeylerine etkileri aracılığıyla dolaylı olarak etkilemiştir. Geliştirilen ABDS modeli sırayla yaş, bağlanma, sosyal referans alma ve benlik algısına göre incelenmiştir.Bütün moderatör değişkenler için veri setinin test edilen model ile kabul edilebilir düzeyde uyum gösterdiği anlaşılmıştır.Çocukların bilişsel gelişim düzeylerinin ve duygusal gelişim düzeylerinin aile işlevselliğinin, sosyal problem çözme becerileri üzerindeki etkisinde kısmen aracılık rolüne sahip olduğu görülmüştür. Araştırmanın bulguları, Sosyal-Bilgi İşleme Modeline duygusal süreçlerin bütünleştirilmiş hali ve Sosyokültürel Tarihsel Kuram çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler; Sosyal problem çözme becerileri, aile işlevselliği, bilişsel gelişim, duygusal gelişim, erken çocukluk dönemi, yapısal denklem modeli (yapısal eşitlik modeli).

Aile işlevleriBilişsel gelişimDuygusal gelişme+6
Münire Aydilek Çiftçi
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Disiplinlerarası bağlam temelli öğrenme yaklaşımına dayalı fizik öğretim programının uygulanma süreci ile öğrencilerde bilişsel ve duyuşsal açıdan yarattığı değişimin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı; disiplinler arası bağlam temelli öğrenme yaklaşımına dayalı fizik öğretim programının uygulanma süreci ile öğrencilerde bilişsel ve duyuşsal açıdan yarattığı değişimi incelemektir. Araştırma bir durum çalışması olarak desenlenmiştir. Araştırmanın gerçekleştiği okulun ve sınıfın belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda araştırmanın katılımcıları, Adana ili Yüreğir İlçesinde bulunan bir Anadolu lisesinin 10. sınıf şubelerinden birinde, 2017-2018 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde öğrenim göre 33 öğrenciden oluşmuştur. Öğrencilerin 23'ü kadın, 10'u erkektir. Araştırmada; araştırmacı tarafından disiplinler arası bağlam temelli öğrenme yaklaşımına dayalı olarak "Elektrik ve Manyetizma" konusunda geliştirilen fizik öğretim programı uygulanmıştır. Öğretim programının geliştirilme sürecinde ilgili literatür incelenmiş, öğretmen, öğrenci ve alan uzmanlarının görüşlerine başvurularak ihtiyaç analizi yapılmıştır. Disiplinler arası bağlam temelli öğretim programı tasarlanırken Elektrik ve Manyetizma ünitesi üç modüle ayrılmış (Elektrostatik, Elektik akımı ve Manyetizma), öğretim programının kazanım, içerik ve öğretme-öğrenme süreci on disiplin ile ilişkilendirilmiştir. Ortaöğretim fizik öğretim programında Elektrik ve Manyetizma ünitesinin sekiz haftalık öğretim sürecine uygun olarak sekiz ders planı hazırlanmıştır. Planlar disiplinlerarası bağlam temelli REACT modeline göre hazırlanmış, daha sonra hazırlanan program ve ders planları uzman görüşlerine sunulmuştur. Gelen öneriler doğrultusunda gerekli düzeltmeleri yapılan öğretim programının pilot uygulaması üç hafta, asıl uygulaması sekiz haftada gerçekleştirilmiştir. Uygulama öncesinde, uygulama sırasında ve uygulama sonrasında nicel veriler; Anket, Bilgileri Günlük Yaşamla İlişkilendirme Testi, Disiplinler arası Problem Çözme Beceri Formu, Fizikte Problem Çözmeye Yönelik Tutum Ölçeği ve Fizikte Seçilmiş Duyuşsal Özellikler Ölçeği ile toplanmıştır. Nitel verileri toplamak için görüşme formları uygulanmış, doküman incelemesi yapılmış, araştırmacı ve öğrenciler uygulama boyunca günlük tutmuş ve sekiz hafta devam eden uygulama süreci kamera kaydına alınmıştır. Anket ve ölçeklerden verilerin analizinde betimsel istatistikler (aritmetik ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde değerleri) yapılmış, sonrasında verilerin normal dağılım koşulları test edilerek bağımlı gruplar t-testi uygulanmıştır. Bilgileri Günlük Yaşam İlişkilendirme Testi, Disiplinler arası Problem Çözme Beceri Formu ve Öğrenci Çalışma Yapraklarının incelenmesinde uzman görüşleri doğrultusunda geliştirilen dereceli puanlama anahtarları kullanılmıştır. Görüşme, kamera kayıtları ve dokümanlardan elde edilen nitel veriler ise içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel verilerinin güvenirlik ve geçerlik çalışmalarında; çeşitleme, uzman incelemesi, uzun süreli etkileşim, araştırmacının duruşu göz önünde bulundurulurken, nicel veriler için Kendall'ın uyum katsayısı hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin bilgileri günlük yaşamla ilişkilendirme durumlarının %6'dan %61'e; disiplinler arası problem çözme beceri düzeylerinin "başlangıç" ve "kabul edilebilir" düzeyden "iyi" ve "çok iyi" düzeye yükseldiği belirlenmiştir. Fizik dersine ve fizikte problem çözmeye yönelik olumsuz duygu ve düşünceler de uygulama sonrasında olumlu yönde değişmiştir. Süreç içinde öğrencilerin çoğunlukla sayısal işlem yapma, konunun kavramlarını/formüllerini hatırlama ve açıklama grup çalışmaları sırasında da ortak karar verme, derse katılma, etkinliklere odaklanma ve disiplinler arası problemleri problem çözme basamaklarını izleyerek çözme konusunda zorlandıkları belirlenmiştir. Öğrenciler bu zorluklarla genellikle bireysel çabalarıyla (derse daha çok katılmaya çalışma, ders notlarını tekrar gözden geçirme, daha fazla ve farklı örnek vermeye ve derse daha çok odaklanmaya çalışma) baş etmeye çalışmışlardır. Arkadaşlarıyla fikir alışverişi yapma, öğretmene konuyu tekrar anlattırma, farklı örnekler vermesini isteme öğrencilerin güçlüklerle baş etmede izlediği diğer stratejiler olmuştur. Araştırmacının yaşadığı zorluklar genellikle bazı öğrencileri grup çalışmalarına dâhil etme, problem çözmenin "sağlama yapma" basamağını öğretme, konunun anlaşılmasını ve öğrencilerin birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlama konusuyla ilgili olmuştur. Araştırmacının bu zorluklarla baş etmek için izlediği stratejiler ise; ders planını güncelleme, öğrencilerin odaklanmasına rehberlik etme, problem çözme sürecinde farklılık yaratma, öğrenme-öğretme sürecini kontrol etme, davranış yönetimi ve okul yönetiminden destek istemedir. Uygulamanın öğrencilerde yarattığı bilişsel değişimler; bilgiler arasında disiplinler arası ilişki kurma, bilgileri günlük yaşamla daha çok ilişkilendirme, kalıcı öğrenme ve düşünme becerilerinin gelişimidir. Duyuşsal değişimler ise fizik dersinden korkmama, derse ilgi duymaya başlama, fiziğin günlük yaşamda olduğunu fark etme, derse daha çok odaklanma, başarabileceğine inanmadır. Öğrenciler uygulamanın diğer fizik derslerinden farklılıklarını; disiplinler arası düşünme, bilgileri günlük yaşamla ilişkilendirme, daha hızlı problem çözme, düşüncelerini serbestçe ifade etme, derse daha çok katılmayı isteme, başkalarının düşüncelerine önem verme, ilgi çekici ve eğlenceli olarak ifade etmişlerdir. Bazı öğrenciler uygulama sürecinde yapılanların yeterli olduğunu düşünürken bazıları; daha fazla deney yapılması, video gösterilmesi, problem çözülmesi, grup çalışması yapılması gerektiğini ifade etmişlerdir. Gruplardaki kişi sayısının azaltması, her ders sonunda değerlendirme yapılması, ortamın daha sessiz olması, laboratuvarda daha çok zaman geçirme ve görseller materyallerin sayısının arttırılması öğrencilerin diğer önerileri olmuştur. Anahtar kelimeler: Disiplinler arası öğretim, Bağlam temelli öğrenme, REACT, Elektrik ve manyetizma ünitesi, Ortaöğretim

Bağlam temelli yaklaşımBilişsel gelişimDisiplinlerarası analoji tabanlı öğretim+5
Onur Yalçın
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkçe IPDT: Piaget Gelişimsel Görevler Envanteri (IPDT-TR) ve bir grup üniversite öğrencisinin bilişsel gelişim özellikleri

Bu çalışma, Piaget Gelişimsel Görevler Envanteri (IPDT-TR)'nin psikometrik özelliklerinin (güvenirlik ve geçerlik) değerlendirilmesi ve bir grup üniversite öğrencisinin bilişsel gelişim özelliklerinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. IPDT-TR'nin ülkemize kazandırılması, danışan ile terapist arasındaki terapötik ilişki, tedavi yöntemleri ve terapi sürecinin diğer yönleri hakkında bilinenlerin gelişimsel teori ile bütünleştirilmesiyle, danışanları doğru bir şekilde değerlendirme ve başarılı terapi sonuçlarını garantileme olasılığı en yüksek olan müdahaleleri seçmeleri için bir araç sağlaması açısından önemli görülmektedir. Çalışma grubunu 18-24 yaş aralığındaki 463 (350 kadın, 113 erkek) üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Bu çalışmada Sosyodemografik Bilgi Formu, Piaget Gelişimsel Görevler Envanteri (IPDT-TR) ve Kent Egy Zekâ Testi uygulanmış, katılımcılardan elden edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Piaget Gelişimsel Görevler Envanteri Türkçe formunun ölçüm güvenirliği kapsamında gerçekleştirilen Cronbach Alpha güvenirlik analizi sonucu Türkçe formun iç tutarlılık katsayısı 0.88 olarak saptanmış olup bu kabul edilebilir güvenirlik düzeyini yansıtmaktadır. Test tekrar test güvenirlik analizi sonucu ise IPDT-TR hareket ve sıralama alt testleri dışındaki alt test puanları arasındaki korelasyon katsayıları 0.351 ile 0.741 arasında ve istatistiksel olarak anlamlı şekilde ilişkili bulunmuştur. Ölçüt geçerliği kapsamında gerçekleştirilen analiz sonucu, IPDT-TR miktar alt testi dışındaki alt test puanları ile Kent Egy Zekâ Testi puanları arasındaki korelasyon katsayıları 0.111 ile 0.276 arasında ve istatistiksel olarak anlamlı şekilde ilişkili bulunmuştur. Çalışmadan elde edilen bulgular literatür ile beraber tartışılmıştır.

Bilişsel gelişimPiaget Gelişimsel Görevler EnvanteriPsikometrik özellikler+1
Merve Nur Yılmaz
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilişsel gelişim düzeyi ve psikolojik belirtilerin ilişkisi

Amaç: Bu çalışmada, bilişsel gelişim düzeyi ile psikolojik belirtilerin ilişkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Yöntem: Araştırma 2019–2020 yıllarında öğrenim görmekte olan 18‒24 yaş arasında 388 üniversite öğrencisiyle Onay ve Bilgi Formu, Piaget Gelişimsel Görevler Envanteri (IPDT-TR), Beck Depresyon Envanteri (BDE), Kısa Semptom Envanteri (KSE), Kişilik İnanç Ölçeği Kısa Form: KIÖ-KTF ile Luebeck İşlem Öncesi Düşünceyi Kaydetme Ölçeği (LQPT) kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: IPDT-TR alt boyutlarından ilişkiler alt boyutu puanları ile KSE düşmanlık alt boyutu puanları (r=-0.13, p<0.05) arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Korunum, İlişkiler ve Kanunlar alt boyutu puanları ile KİÖ-KTF alt boyutlarıyla negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). Luebeck Ölçeği puanları ile BDE puanları arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (r=-0.61; p<0.01). Luebeck Ölçeği puanları KİÖ-KTF tüm alt boyutlarıyla negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.05). Sonuç: Psikolojik belirtiler gösteren bireylerin işlem öncesi düşünce özellikleri artmaktadır. Bireylerin preoperasyonel düşünce biçimleri arttıkça belirgin kişilik özelliklerini göstermeye daha yatkın oldukları söylenebilir.

AnksiyeteBilişsel gelişimDepresyon+5
Selin Tutku Tabur
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Şizofreni hastalarında aile etkileşimli sosyal biliş geliştirme programının etkinliği

Giriş: Soyal işlevsellikteki iyileşme, şizofrenide rehabilitasyon projelerinin henüz gerçekleştiremediği en büyük hedeflerinden birisidir. Yakın geçmişte şizofreni hastalarının sosyal işlevsellik anlamındakirehabilitasyonunda yeni nörobilişsel ve sosyal bilişsel tedavilerin gündeme geldiği gözlenmiştir. Ancak bu programlar incelendiğinde, hemen hepsinin belirli derecelerde bireyin içerisinde bulunduğu sosyal çevreyi görmezden geldiği görülür.Amaç: Bu çalışma ile sosyal bilişi geliştirmeye yönelik etkinliği öncesinde gösterilmiş bir tedavi programında aile katılımının sosyal biliş, işlevsellik ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisini araştırmak hedeflenmiştir.Gereç ve Yöntem: 19 Şizofreni tanılı hastaya 14 hafta süresince , aile katılımlı sosyal biliş ve etkileşim tedavisi uygulanmıştır. Aileden bir kişi veya yakın bir arkadaş, tedavi sürecinde yardımcı eğitici olarak görevlendirilmiştir. Buna karşın 26 hastadan oluşan ve yaş, cinsiyet ve ortalama aile ile geçirilen süreleri eşlenmiş sosyal etkileşim grubu oluşturulmuş ve kontrol grubu olarak kabul edilmiştir. Sosyal biliş, sosyal işlevsellik, yaşam kalitesi, ve semptom şiddeti hedef gelişme alanları olarak belirlenmiştir.Sonuçlar ve tartışma: Başlangıçta gruplar arasında hedef gelişme alanları açısından bir farklılığa rastlanmamıştır. Tedavi sonrası, AESBGP alan grubun , sosyal etkileşim grubuna ve ayrıca kendi başlangıç skorlarına oranla istatistiksel açıdan anlamlı olarak sosyal biliş , sosyal işlevsellik, ve yaşam kalitesi üzerinde iyileştirici etki saptanmıştır.Sonuç: Aile katılımlı sosyal biliş geliştirme programı Şizofreni hastalarının sosyal biliş, sosyal işlevsellik ve yaşam kalitesi üzerine etkisi ve kullanılabilir bir tedavi programıdır.Anahtar kelimeler: Sosyal biliş; Şizofreni; Sosyal işlevsellik; Tedavi

BilişBilişsel gelişimBilişsel tedavi+4
Cumhur Taş
Manisa Celal Bayar University
2011
11
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi öğretmenlerinin görüşlerine göre ebeveyn ilgisinin öğrencilerin çeşitli gelişim alanları üzerindeki rolü

Bu araştırmanın temel problemi, okul öncesi öğretmenlerinin görüşlerine göre ebeveyn ilgisinin çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimlerine olan etkilerini ortaya koymaktır. Okul öncesi dönem, çocuğun tüm gelişim alanlarında hızlı ilerleme kaydettiği ve ebeveyn ilgisinin bu süreçte belirleyici rol oynadığı kritik bir evre olarak ele alınmıştır. Literatürde ebeveyn ilgisinin çocuk gelişimi üzerindeki etkileri çeşitli açılardan incelenmiş olsa da sosyoekonomik düzeylere ilişkin öğretmen gözlemlerine dayalı olarak karşılaştırmalı biçimde ele alınmasına yönelik çalışmalar sınırlıdır. Araştırma nitel bir yaklaşımla tasarlanmıştır. Çalışma grubu, Düzce ilinde görev yapan okul öncesi öğretmenlerinden (n=10) oluşmaktadır. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmış ve betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Katılımcı ifadeleri, ebeveyn ilgisinin çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişim alanlarına yansımalarını açıklayıcı temalar altında değerlendirilmiştir. Bulgulara göre öğretmenler, ebeveyn ilgisinin özellikle çocukların bilişsel gelişimi üzerinde belirleyici olduğunu, evde sunulan uyarıcı çevre ve etkileşim olanaklarının öğrenme hızını artırdığını belirtmiştir. Duygusal ve davranışsal gelişim açısından, sevgi, ilgi ve güven temelli ebeveyn tutumlarının çocukların özgüven, uyum ve özdenetim becerilerini güçlendirdiği; ilgisizlik veya aşırı otoriter yaklaşımların ise kaygı ve bağımlılık davranışlarını artırdığı saptanmıştır. Sosyal gelişim bakımından, çocukların paylaşma, iletişim kurma ve akran ilişkilerinde ebeveyn desteği ve model olma davranışlarının belirleyici olduğu görülmüştür. Sosyoekonomik düzeyi düşük ailelerde ilginin sürekliliği ve nitelik açısından sınırlı kaldığı, bu durumun çocukların gelişim alanlarında eşitsizlikler yarattığı da önemli bir bulgu olarak öne çıkmıştır.

Akademik gelişim modeliBilişsel gelişimDuyuşsal gelişim+2
Ayşegül Aksoy
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Fen bilgisi öğretmen adaylarının bilimsel süreç becerilerinin nitel ve nicel analizi

Bu çalışmada nicel ve nitel araştırma yöntemi kullanarak Fen Bilgisi öğretmen adaylarının bilimsel süreç becerileri yeterliliklerine akademik başarı, fen öğretimine yönelik tutum ve bilişsel gelişim gibi bağımsız değişkenlerin dolaylı veya dolaysız etkilerini,öğretmen adaylarının bilimsel süreç becerileri yeterliliklerini ile bazı bağımsız değişkenler açısından önemli bir istatistik farkın olup olmadığı araştırmak ve öğretmen adaylarının bilimsel süreç becerileri yeterlilikleri hakkındaki görüşlerinin değerlendirmek amaçlanmıştır.Araştırmanın nicel kısmının evrenini, Türkiye?deki Eğitim Fakültelerinde öğrenim gören Fen Bilgisi öğretmen adayları; örneklemini ise, altı farklı üniversitenin Eğitim Fakültelerinde öğrenim gören 355 dördüncü sınıf fen bilgisi öğretmen adayları oluşturmuştur. Araştırmanın nitel verileri ise iki üniversitede öğrenim gören 8 Fen Bilgisi öğretmen adayı oluşturmuştur. Araştırmanın nicel verileri sonucunda; bilimsel süreç becerileri düzeyini fen derslerinde kendi başarılarını algılama durumunun büyük etkiye, anne öğrenim durumu ve baba öğrenim durumunun orta düzeyde bir etkiye, öğrencilerin mezun oldukları lise ve cinsiyetin küçük düzeyde bir etkiye neden olduğu tespit edilirken; bilimsel süreç becerileri ile fen öğretimi tutum arasında yüksek düzeyde pozitif, bilişsel gelişim arasında pozitif orta düzeyde ve genel not ortalaması ile pozitif orta düzeyde bir ilişki olduğu fakat fen öğretimi tutum, bilişsel gelişim ve akademik başarının ortak etkisine bakıldığında bilişsel gelişim ve fen öğretimi tutumun bilimsel süreç becerilerini doğrudan yordadığına ve akademik başarının ise doğrudan bir yordayıcısı olmadığı tespit edilmiştir. Nitel veriler sonucunda öğretmen adaylarının bütünleştirilmiş süreç becerilerinin alt boyutu olan; hipotez kurma ve yorumlama, değişkenleri belirleme, grafiği okuma ve yorumlama, deney tasarlama, deney sonuçlarını yorumlama, işevuruk tanımlama ve deney verilerini kaydetme gibi alt boyutlarda iyi düzeyde iiibeceriye sahip olduğu düşünülebilir. Fakat bağımlı, bağımsız ve kontrol edilen değişkenlerin tanımlanmasında ve belirlenmesinde sıkıntı yaşadıkları düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Bilimsel süreç becerileri, bilişsel gelişim, fen bilgisi öğretmenliğ

Aday öğretmenlerBilimsel süreçBilişsel gelişim+3
Nevin Kozcu Çakır
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erken çocuklukta bilim uygulamaları: Amprik çalışmaların meta-analiz ve sistematik derleme yoluyla incelenmesi

Bu araştırmada, erken çocukluk döneminde yapılan bilim uygulamalarının (fen etkinliklerinin) çocukların üzerindeki etkilerinin sistematik derleme ve meta-analiz yöntemiyle bütüncül bir yaklaşımla belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda 2010-2022 yılları arasında ERIC ve Social Sciences Citation Index (SSCI) veri tabanlarında taranan dergilerde yayımlanmış ve bilim/fen uygulamalarının erken çocukluk döneminde çocukların gelişimine etkisini konu alan deneysel desene dayalı yürütülen makaleler incelenmiştir. Tarama sürecinde, "erken çocuklukta bilim, bilim, bilim aktivitesi, bilim uygulamaları, bilimsel süreç becerileri, bilimsel sorgulama, bilimsel düşünme, öğretim müdahaleleri, STEM eğitimi, çevre eğitimi, meta analiz" kelimeleri anahtar sözcük olarak kullanılmıştır. Bu doğrultuda toplam 695 çalışmaya ulaşılmıştır. Eş kopyaların, erken çocukluk dönemi haricinde yaş gruplarıyla yapılanların, deneysel yönteme dayalı yürütülmeyenlerin, deneysel yönteme dayalı olup kontrol grubu olmayan çalışmalar, uygun istatistiki verileri içermeyenlerin, bilim uygulamalarını sistematik literatür taraması veya meta-analiz yöntemiyle inceleyenlerin, bilim uygulamalarının çocukların üzerindeki etkisini istatistiki olarak göstermeyen çalışmaların hariç tutularak, belirlenen ölçütleri karşılayan 19 çalışma analiz edilmek üzere araştırmaya dahil edilmiştir. Meta-analiz kapsamında elde edilen nicel verilerin analizinde, Comprehensive Meta Analysis (CMA) programı kullanılmıştır. Sistematik derleme kapsamında ise, elde edilen nitel veriler tümevarımsal içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Yapılan meta-analizde çalışmaların sabit etki modeli ve rastgele etki modeline göre Hedges'g değeri hesaplanmıştır. Elde edilen etki büyüklükleri, erken çocukluk döneminde fen etkinliklerinin tüm boyutlarda çocukların üzerindeki etki büyüklüğü 0,67; çocukların bilişsel gelişimi üzerindeki etki büyüklüğü ise, 0,72 olarak hesaplanmıştır. Ulaşılan etki büyüklüğü Cohen (1988) sınıflamalarına göre; d>0,8 etki büyüklüğü "büyük düzey", d=0,5 etki büyüklüğü "orta düzey" olarak açıklanmaktadır. Bu sonuçlara bakıldığında, erken çocukluk döneminde fen etkinliklerinin çocukların bilişsel gelişimleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular incelendiğinde son yıllarda fen eğitimi alanında yapılan çalışma sayısının arttığı, erken dönemde en çok 4-6 yaş arası çocuklarla çalışmalar yapıldığı, çalışmaların sonunda en önemli çıktılardan birinin çocuklarda bilimsel süreç beceri gelişiminin olduğu gözlemiştir. Yine son yıllarda STEM eğitimiyle ilgili yapılan çalışmaların sayısında artış olduğu görülmüştür.

BilimBilim uygulamaları dersiBilimsel beceri+6
Kadriye Kocabıyık
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijital ve sınıf içi eğitsel oyunlarla gerçekleştirilen fen eğitiminin okul öncesi öğrencilerinin bilimsel süreç becerilerine ve bilişsel gelişim düzeylerine etkisi

Bu araştırmada, eğitsel dijital oyunların ve sınıf içi eğitsel oyunlar ile gerçekleştirilen fen eğitiminin okul öncesi öğrencilerinin bilimsel süreç becerilerine ve bilişsel gelişim düzeylerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Elazığ İlinde yer alan Vali Mehmet Lütfullah Bilgin İlkokulu'nda gerçekleştirilmiştir. 2 deney ve 1 kontrol grubu ile yürütülen araştırmanın çalışma grubunu toplam 70 (23 deney I grubu, 23 deney II grubu, 24 kontrol grubu) okul öncesi öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından; 8 eğitsel dijital oyun, 8 sınıf içi eğitsel oyun olmak üzere toplamda 16 eğitsel oyun tasarlanmıştır. Deney I grubunda eğitsel dijital oyunlarla, deney II grubunda sınıf içi eğitsel oyunlarla, kontrol grubunda ise geleneksel yöntem ile fen eğitimi gerçekleştirilmiştir. Araştırma 10 haftalık bir süreci kapsamış ve sürecin 2 haftası öntest ve sontest uygulamaları için ayrılmıştır. Araştırma verileri; Sağırekmekçi (2016) tarafından geliştirilen Bilimsel Süreç Değerlendirme Testi ve Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Programı (2013) içerisinde yer alan bilişsel gelişim kazanım ve göstergelerinden oluşan Bilişsel Gelişim Değerlendirme Formu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın hipotezlerini test etmek amacı ile İlişkili Örneklemler için t-Testi, İlişkili Örneklemler İçin Wilcoxon İşraretli Sıralar Testi, İlişkisiz Örneklemler için Tek Faktörlü ANOVA, İlişkisiz Ölçümler için Kruskal Wallis H-Testi ve Man Whitney U-Testi kullanılmıştır. İlişkili örneklemler t-testi sonuçlarına göre; deney I grubu bilimsel süreç beceri testi ve bilişsel gelişim değerlendirme formu sontest puanlarında anlamlı bir artış olduğu (p< .05) saptanmıştır. Deney II grubu bilimsel süreç beceri testi ve bilişsel gelişim değerlendirme formu sontest puanlarında anlamlı bir artış olduğu görülmüştür (p< .05). Kontrol grubu bilimsel süreç beceri testi sontest ve bilişsel gelişim değerlendirme formu puanlarında ise anlamlı bir artış olmadığı saptanmıştır (p> .05). İlişkisiz örneklemler için tek faktörlü ANOVA testi sonuçları incelendiğinde ise bilimsel süreç becerilerini ve bilişsel gelişim değerlendirme formu geliştirmede iki oyun türünün anlamlı fark göstermediği saptanmıştır (p>05). Deney grupları ve kontrol grubu arasında ise deney grupları lehine bir farklılık olduğu görülmüştür (p<.05). Man Whitney U-testi ile bilimsel süreç becerileri test alt boyutlarının gruplar arası farklılaşmaları incelendiğinde ise bilimsel süreç beceri testi alt boyutlarının gruplar arası farklılaşmalarına deney I grubu ile deney II grubu arasında sınıflama alt boyutunda deney II lehine anlamlı farklılık olduğu (p<.05), diğer alt boyutların ise anlamlı farklılık göstermediği saptanmıştır (p>.05). Deney I ve deney II gruplarında yer alan öğrencilerin bilimsel süreç becerileri kontrol grubunda yer alan öğrencilere göre bilimsel süreç becerilerinin anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır (p<.05). Bilimsel süreç beceri testi alt boyutlarının deney grupları ve kontrol grupları arasında deney grupları lehine anlamlı farklılık gösterdiği sonucuna varılmıştır (p<.05). Bu araştırma sonuçlarına göre, eğitsel dijital oyunlar ve sınıf içi eğitsel oyunlar ile gerçekleştirilen fen eğitimi okul öncesi öğrencilerinin bilişsel gelişim düzeylerini ve bilimsel süreç becerilerini arttırmada etkili olmuştur. Eğitsel oyunlar kullanarak gerçekleştirilecek fen eğitimiyle hem okul öncesi öğrencilerinin fen etkinliklerine severek katılması hem de öğrencilerin bilimsel süreç becerileri ve bilişsel gelişim düzeylerinin gelişmesine katkı sağlanabilir.

Bilimsel Süreç Becerilerini Değerlendirme AracıBilimsel süreçBilişsel gelişim+7
Selin Yıldız
Fırat University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lawson mantıksal düşünme testinin uyarlanması ve uygulanması

Bu araştırmanın amacı, öğrencilerin mantıksal düşünme becerilerini ve seviyesini belirlemek; ayrıca öğrencilerin anne ve baba eğitim durumunun, sınıf düzeyinin ve cinsiyetlerinin mantıksal düşünme becerilerine etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. Betimsel yöntemle elde edilen araştırmanın verileri araştırmacı tarafından Türkçe'ye uyarlanan Lawson Mantıksal Düşünme Testi ve araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu aracılığıyla toplanmıştır. Pilot uygulama Bartın ili Merkez ilçesi Hasan Sabri Çavuşoğlu Fen Lisesi'nde 89 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Asıl uygulama ise Bartın ilindeki tüm Anadolu liselerinde öğrenim gören 779 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde aritmetik ortalama hesaplamaları, frekans (f), yüzde (%); değişkenler arasında fark olup olmadığını belirlemek amacı ile t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) PASW18 istatistik programı kullanılarak hesaplanmıştır. Araştırmanın sonucunda; Lawson Mantıksal Düşünme Testi'nin Spearman Brown güvenirlik katsayısı .72 olarak hesaplanmıştır. Ayrıca,1. 1. 9. sınıf öğrencilerinin Lawson Mantıksal Düşünme Testi'nden aldığı puanların 10. sınıf öğrencilerinden daha düşük olduğu ve ortalama puanlar arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür.2. 2. Öğrencilerin mantıksal düşünme seviyeleri anne ve baba eğitim durumu değişkenine göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir.3. 3.Öğrencilerin mantıksal düşünme becerilerinden korunum yasalarını kavrama, oransal düşünme ve değişkenlerin teşhisi ve kontrolü alt boyutunda erkekler lehine anlamlı bir fark vardır. Olasılıklı düşünme, korelasyonel düşünme, hipotetik düşünme yetenekleri arasında anlamlı bir fark görülmemiştir.4.Öğrencilerin mantıksal düşünme becerilerinin seviyesi cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Araştırmanın sonuçları tartışılmış ve sonraki çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur Anahtar Sözcükler: Lawson Mantıksal Düşünme Testi, Piaget Bilişsel Gelişim Kuramı, Mantıksal Düşünme Becerileri.

Bilişsel gelişimMantıksal Düşünme Yeteneği TestiMantıksal düşünme
Ahmet Volkan Yüzüak
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beden eğitimi yoluyla seçili öğretim modellerinin ve uyarlanmış etkinliklerin öğrencilerin değer algıları ve bilişsel duyuşsal alan gelişimlerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi ve spor dersi öğretim programında yer alan değer eğitiminin kazanım aşamasında; seçili değerlerin, öğretim modelleri ve uyarlanmış etkinliklerle kazanımının tespiti ile uygulanan modellerin bilişsel ve duyuşsal alan düzeyine etkisinin belirlenmesi ve karşılaştırılmasıdır. Araştırmada deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Burdur il merkezinde bir devlet ortaokulunda öğrenim gören iki ortaokul 6. sınıf şube öğrencileri oluşturmuştur. Çalışma grubu; A şubesinde 22, B şubesinde 24 olmak üzere toplam 46 öğrenciden oluşmuştur. Araştırma kontrol grupsuz iki deney grubu ile yapılmıştır. 12 hafta süresince A şubesinde spor eğitim modeli, B şubesinde bireysel sosyal sorumluluk modeli uygulanarak beden eğitimi dersleri yürütülmüştür. Model temelli yürütülen derslerde, öğretim programında yer alan temel değerlerden adalet, sorumluluk, dürüstlük, saygı ve alt değer olan merhamet değerlerinin, uzman görüşü alınarak hazırlanan uyarlanmış etkinliklerle kazanımı incelenmiş, ayrıca uygulanan modellerin bilişsel ve duyuşsal alanlara etkisi belirlenen ölçeklerle tespit edilerek karşılaştırılmıştır. Veri toplama aracı olarak: Kişisel bilgiler ve bilişsel alan için; araştırmacılar tarafından uzman görüşü alınarak hazırlanan bilişsel bilgi formu ile kişisel bilgi formu, duyuşsal alan için; Karakılıç (2009) tarafından geliştirilmiş "Beden Eğitimi Dersine Yönelik Tutum Ölçeği", değerler eğitimi ile ilgili veriler için; Umar ve Kanger tarafından geliştirilmiş "Evrensel Ahlaki Değerler Ölçeği (10-13 Yaş)" kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde; grup içi ve gruplar arası bilişsel ve duyuşsal alanlardaki farklılığın analizi için "Mann Whitney U" ile "Wilcoxon Signed Ranks" testleri kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıma sahip olmaması ve katılımcı sayısının az olmasından dolayı non-parametrik testler uygulanmıştır. Elde edilen verilere göre; öğrencilerin değer algıları uygulanan öğretim modeli değişkenine göre son test SEM grubu lehine anlamlı fark tespit edilmiştir. Değer algıları için, SEM ve BSSM gruplarında grup içi değişkenine göre BSSM grubunda anlamlı fark bulunmazken, son test SEM grubu lehine anlamlı fark tespit edilmiştir. Değer algıları alt boyutları için, SEM ve BSSM gruplarında, SEM grubunda davranışsal ve duygusal boyutta anlamlı fark tespit edilmişken, SEM grubu bilişsel boyut ve BSSM davranışsal, duygusal ve bilişsel boyutlarda anlamlı fark olmadığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin duyuşsal öğrenme alan düzeyleri için uygulanan öğretim modeli değişkenine göre anlamlı fark bulunmazken, SEM ve BSSM gruplarında grup içi değişkenine göre her iki model için anlamlı fark tespit edilmiştir. Öğrencilerin bilişsel öğrenme alan düzeyleri için uygulanan öğretim modeli değişkenine göre anlamlı fark olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak; beden eğitimi ve spor derslerinde uygulanan öğretim modellerinin, değer kazanımı açısından öğrencilerin duyuşsal alanlarına daha fazla olumlu katkı sağladığı, özellikle spor eğitim modeli ile yürütülen derslerin öğrencilerin evrensel değer algılarına daha fazla olumlu yönde katkı sağladığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi ve Spor Öğretimi, Bilişsel Alan, Bireysel Sosyal Sorumluluk Modeli, Değerler Eğitimi, Duyuşsal Alan, Öğretim Modelleri, Spor Eğitim Modeli, Uyarlanmış Etkinlik.

Beden eğitimi ve spor dersiBilişsel gelişimDeğer algısı+4
İrem Bozdağ
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Role of portfolio technique in young learners' writing skills and their attitudes towards portfolio

In this study we implemented portfolio technique to see the role of this technique on the development of young learners' second language writing skills and to discovered students' attitudes towards portfolio. In this respect, this study aimed to search the improvements of the writing skill of the fifth grade students in a private school by using portfolio technique in Process Approach. The study also attempted to explore students' attitudes of the change they underwent as a result of the implementation. The study was conducted on 26 participants from 5th grade students studying in a private primary school in the academic year of 2013-2014. Data were obtained from a set of attitude questionnaire, portfolio questionnaires (section A and B) and teacher's field notes. The data obtained in this study were both quantitative and qualitative in nature. In this study qualitative data was obtained through the open-ended questions in the attitude questionnaire, portfolio questionnaire, section B, and field notes. By the help of field notes, the researcher was able to express her ideas about the students clearly on the paper. The quantitative data was primarily obtained through portfolio questionnaire, section A because the students marked the strength of their agreement of the usefulness of the items on a 5-point scale. In order to achieve the aim of the study, the students' beliefs about writing in L2 were elicited at the beginning of the implementation and at the end of the implementation. To see the role of portfolio technique we applied autonomy enhancing activities and through the data collection tools we made a tremendous effort in order to focus on the improvement in students' writing skills and their attitudes towards portfolio. The results of this study aimed to reveal that portfolio technique in process approach helps students to develop their writing skill in a foreign language. Furthermore, the findings of the study may have important implications for the use of portfolio to enhance writing skill in L2 and develop students' attitudes towards portfolio technique in middle school. Key Words: Portfolio Technique, Metacognitive Skills, Learner Autonomy, Writing Ability In Foreign Language

Cognitive developmentPortfolio techniqueAttitudes+7
Begüm Etiz
Çağ University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Playing minds: Parental pretend play input and infants' pretense and vocabulary development

Early pretend play interactions with parents contribute to children's pretend play skills and vocabulary development. This longitudinal study investigated parents' pretend play input to their infants during free play when infants were 14 and 20 months. We also examined infants' pretend play skills at 14 months and vocabulary knowledge at 14 and 20 months through a parental report. Results showed that at 14 months, infants' pretend play and receptive vocabulary knowledge were related. Parental pretense input, both its quality and quantity, concurrently supported 14-month-olds' pretense over and above infants' age and parents' general language input. Furthermore, at 14 months, the interaction of parents' and infants' pretend play concurrently contributed to infants' receptive vocabulary knowledge beyond infants' age and parents' general language input. However, parents' pretense input at 14 and 20 months was negatively related to 20-month-olds' expressive vocabulary knowledge. Last, parents adjusted their pretense based on their infants' pretense at 14 months, yet this relation did not hold when infants' vocabulary was considered. Parents tailored the quality but not the quantity of their pretend play input at 20 months in response to their infants' expressive vocabulary knowledge at 14 and 20 months. These findings suggest early interactions between infants' exposure to parental pretend play input and their pretense and vocabulary development; thus, playing minds.

Mother-child interactionFather-child interactionInfant+6
Erim Kızıldere
Koç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilere sosyal becerilerin kazandırılmasında doğrudan öğretim ve bilişsel süreç yaklaşımları ile yapılan öğretimin etkililiklerinin ve verimliliklerinin karşılaştırılması

Bu araştırmanın amacı, zihinsel yetersizlikten etkilenmiş öğrencilere sosyal becerilerin kazandırılmasında, doğrudan öğretim ve bilişsel süreç yaklaşımıyla yapılan öğretimin etkililiklerinin farklılaşıp farklılaşmadığını ve hangi işlem süreci ile yapılan öğretimin daha verimli olduğunu araştırmaktır.Araştırmada tek denekli deneysel desenlerden, uyarlamalı dönüşümlü uygulamalar modeli kullanılmıştır.Araştırmanın deneklerini, zihinsel yetersizlikten etkilenmiş 11 yaşında bir kız ve 13 yaşında bir erkek öğrenci oluşturmuştur.Araştırma verilerinin toplanabilmesi için, öğretmen görüşme formu, sosyal beceri kontrol listesi, ölçüt bağımlı ölçü araçları ve doğrudan öğretim ve bilişsel süreç yaklaşımlarıyla öğretim yapılırken öğretimde ilerlemelerin kaydedileceği kayıt çizelgeleri, verimlilik formu, uygulama güvenirliği formu ve sosyal geçerlilik formu geliştirilmiş ve kullanılmıştır. Doğrudan öğretim ve bilişsel süreç yaklaşımlarıyla öğretim yapabilmek için öğretim planları hazırlanmış ve araştırmacı tarafından uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, doğrudan öğretim yaklaşımının bir no'lu deneğe sosyal becerilerin kazandırılmasında bilişsel süreç yaklaşımına göre daha etkili olduğu izlenimi edinilirken; doğrudan öğretim ve bilişsel süreç yaklaşımıyla yapılan öğretimin iki no' lu deneğe sosyal becerilerin kazandırılmasında benzer etkililikte olduğu izlenimi edinilmektedir. Deneklere, sosyal becerilerin kazandırılmasında, toplam öğretim süresi ve yanlış tepki sayısı açısından doğrudan öğretim yaklaşımının, bilişsel süreç yaklaşımına göre daha verimli olduğu izlenimi edinilmektedir. Doğrudan öğretim ve bilişsel süreç yaklaşımlarının, kazanılan sosyal becerilerin öğretiminden 5 ve 35 gün sonra sürdürmeleri ve farklı ortam, araç?gereç ve kişiye genellenebilirliği açısından farklılık göstermediği izlenimi edinilmektedir.

Bilişsel gelişimBilişsel öğrenmeDoğrudan öğretim+7
Deniz Dağseven Emecen
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimTR

Görselleştirme yaklaşımı ile yapılan matematik öğretiminin öğrencilerin bilişsel ve duyuşsal gelişimi üzerindeki etkisi

Bu çalışmanın amacı görselleştirme yaklaşımı ile yürütülen matematik öğretiminin, öğrencilerin bilişsel ve duyuşsal gelişimleri üzerindeki etkisini ortaya çıkarmaktır. ?Öntest-sontest kontrol gruplu model? ile yürütülen bu araştırmanın çalışma grubunu 2010-2011 eğitim-öğretim yılında, İzmir ilindeki biri özel, biri resmi olmak üzere iki ilköğretim okulunun 8. sınıfında öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır.Araştırmada bilişsel özellikler soyut düşünme ve akademik başarı, duyuşsal özellikler ise tutum, başarı güdüsü ve öğrenilmiş çaresizlik boyutları ile incelemeye alınmıştır.Seçilen konuya ait kazanımlar saptandıktan sonra deney grubunda yapılan uygulamada kullanılmak üzere yapılandırmacı yaklaşıma uygun, görselleştirme yaklaşımının öngördüğü doğrultuda bir bölümü bilgisayar ortamında olmak üzere uzman görüşlerinin onayıyla hazırlanan nitelikli ve kullanışlı, görsel içerikli ders materyalleri kullanılmıştır. Bilgisayar desteği ile hazırlanan materyallerde görsel ve işitsel efektlerin kullanımına özen gösterilmiştir. Bunun için Flash CS5, Swish Max, iSpring ve Power Point programları kullanılmıştır.Araştırmada görselleştirme yaklaşımının duyuşsal gelişimi üzerindeki etkisini ölçmek amacıyla Nazlıçiçek ve Erktin (2002) tarafından hazırlanan ?tutum ölçeği?, Umay (2002) tarafından hazırlanan `Başarı Güdüsü' ölçeği ve araştırmacılar tarafından geliştirilen ?Matematikte Öğrenilmiş Çaresizlik Ölçeği? kullanılmıştır. Bilişsel boyut ise araştırmacılar tarafından hazırlanan ?Cebirsel İfadeler ve Denklemler Başarı Testi? ve ?Matematikte Soyut Düşünme Testi? ile ölçülmüştür.Resmi okul sonuçları görselleştirme yaklaşımının öğrencilerin matematiğe yönelik tutumlarını, başarı güdülerini, öğrenilmiş çaresizliklerini, soyut düşünme becerilerini ve akademik başarılarını olumlu yönde etkilediğini göstermiştir. Özel okul sonuçları ise görselleştirme yaklaşımının öğrencilerin tutum, başarı güdüsü ve öğrenilmiş çaresizlikleri üzerinde etkili olmadığını ancak soyut düşünme becerileri ve akademik başarılarını olumlu yönde etkilediği sonucunu ortaya çıkarmıştır. Ayrıca matematiğe yönelik tutum, başarı güdüsü, akademik başarı ve soyut düşünme değişkenlerinin birbirleriyle pozitif yönde, öğrenilmiş çaresizlikle ise negatif yönde ilişkili olduğu görülmüştür.Anahtar Sözcükler: Görselleştirme Yaklaşımı, Matematiğe Yönelik Tutum, Başarı Güdüsü, Matematikte Öğrenilmiş Çaresizlik, Soyut Düşünme.

Bilişsel gelişimDuyuşsal gelişimGörselleştirme+4
Oya Uysal Koğ
Dokuz Eylül University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karşılaştırmalı tonal ve makamsal dizi öğretiminin Silahlı Kuvvetler Bando Okulları öğrencilerinin bilişsel gelişimlerine etkisi

Araştırma, Silahlı Kuvvetler Bando Okulları Komutanlığı'nda yürütülmekte olan Müziksel İşitme Okuma ve Yazma Dersi kapsamında teori, kulak eğitimi ve solfej eğitiminin daha nitelikli verilebilmesi, öğrencilerin edindikleri bilgi ve becerileri yaşantılarına uygulayabilmelerini amaç edinmiştir. Araştırma; Müziksel İşitme, Okuma ve Yazma Dersi almakta olan Bando Okulları Komutanlığı Astsubay Hazırlama Okulu 12. sınıf öğrencilerinin tonal ve makamsal bilgilerini ölçen, Karşılaştırmalı Tonal ve Makamsal Dizi Öğretim Yönteminin, öğrencilerin bilişsel gelişimlerine etkisinin ne oranda olduğunu belirlemeye yönelik betimsel ve yarı deneysel bir çalışmadır. Araştırmada verilerin toplanması amacıyla, öğrencilerin tonal ve makamsal bilgi düzeylerini belirlemek için öz değerlendirme formu uygulanmıştır. Dersi yürüten eğitimcilerle ise durum tespiti ve elde edilen verilerin değerlendirilmesi için yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Elde edilen veriler nitel çözümleme tekniklerine göre yorumlanmıştır. Araştırma sürecinde öğrencilerin tonal ve makamsal bilgi ve becerilerinin yetersiz olduğu, araştırmacı tarafından önerilen karşılaştırmalı yöntemin öğrencilerin başarı durumlarında olumlu yönde etkisi olduğu görülmüştür. Araştırmanın, alana katkı sağlayıcı, özgün, Müziksel İşitme, Okuma ve Yazma Dersi başta olmak üzere, ilgili araştırmalara kaynak teşkil edeceği düşünülmekte ve bu alanda yapılacak çalışmaların artırılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Bando Okulları, Solfej, Tonalite, Makam, Müziksel İşitme Okuma ve Yazma.

Bilişsel gelişimMakamlarMüzik+7
Tolga Ürün
Afyon Kocatepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlik döneminde bilişsel faktörlerin karar verme sürecine etkisinin din psikolojisi yönünden incelenmesi (Adapazarı örneğinde)

Karar verme, bireyin hayatının her köşesinde karşılaştığı, istemli ya da istemsiz tercihlerde bulunduğu bilişsel bir süreçtir. Bu çalışma, bireyin karar verme sürecinde dinin etkisi olduğunu tespit etmek için yapılmıştır. Sakarya ili Adapazarı ilçesinden belirlenen okul türlerinden seçilen tesadüfî 263 öğrenciye yönelik "Karar Verme Sürecinde Bilişsel Faktörlerin Etkisi Ölçeği" uygulanmıştır. Öğrenciler belirlenirken üç farklı okul türü tercih edilerek araştırmanın evreni temsil etme yeterliliği sağlanmaya çalışılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından 5'li Likert tipi ölçek hazırlanmış, ölçeğin ön test uygulaması yapıldıktan sonra uygulanmıştır. Elde edilen verilere göre dini anlama ve yaşama konusunda teorik ve pratik bilgisi daha fazla olan Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri ile Anadolu Lisesi ve Özel Lise öğrencileri arasında anlamlı fark elde edilmiştir. Araştırmanın temel hipotezi, lisede öğrenim görmekte olan öğrenciler, sosyal ve gündelik hayatta herhangi bir konuda karar verirken inandıkları dinin etki ve yönlendirmesi ile hareket etmektedir. Elde edilen veriler aştırmanın temel hipotezini desteklemektedir. Hazırlanan ölçek ve ölçeğin alt boyutları ile demografik bilgiler karşılaştırıldığında, inandıkları dini yaşama ve uygulama konusunda teorik ve pratik bilgisi yüksek olan İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin Anadolu Lisesi ve Özel Lise öğrencilerine kıyasla daha pozitif davranış sergilediği tespit edilmiştir. Aile dindarlık düzeyi, dinin ilkelerine bağlılık ve herhangi bir konuda karar verirken dinin ilkelerini dikkate alma düzeyi arttıkça; gündelik yaşantıda duyarlı, hassas ve sorumluluklarının bilincinde olarak davranış sergilendiği tespit edilmiştir.

Bilişsel gelişimBilişsel özelliklerDin psikolojisi+5
Tuğba Bakırtaş
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Anadolu gelişimsel zihin kuramı ölçeğinin geliştirilmesi: tipik gelişen ve işitme kayıplı çocuklarda psikometrik özelliklerinin belirlenmesi

Etkileşimlerle dolu günlük yaşam, insanların diğer zihinlerde neler olup bittiğini anlama kapasitesi olan zihin kuramı becerisinin kullanılmasıyla anlam kazanmaktadır. Araştırmacılar bu becerilerin nasıl işlediğini anlamak ve değerlendirmek için çeşitli formatlarda zihin kuramını ölçme araçları geliştirmişlerdir. Bu ihtiyacı karşılamak için Anadolu Gelişimsel Zihin Kuramı Ölçeği'nin geçerlik ve güvenirlik kanıtlarının belirlenmesi amacıyla mevcut araştırma gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar 4-8 (48-107 ay) yaş aralığındaki çocuklardan oluşmaktadır (N = 1019). Pilot uygulamada (n = 48), birinci (n = 539) ve ikinci (n = 270) aşamalarda tipik gelişen çocuklar, üçüncü aşamada (n = 162) işitme kayıplı çocuklar yer almıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda istek anlayışı, kanı anlayışı ve örtük yapılar olmak üzere üç faktörlü bir yapı belirlenmiştir. İkinci ve üçüncü aşamalarda doğrulayıcı faktör analizleri yapılmış ve faktör yapısının doğrulandığı görülmüştür. Analizler ve hesaplamalar sonucunda, Anadolu Gelişimsel Zihin Kuramı Ölçeği'nin 4-8 yaş aralığındaki çocukların zihin kuramı becerilerinin ölçülmesi ve değerlendirilmesi için geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olarak kullanılabileceği belirlenmiştir. Ölçeğin kuramsal temele uygun olduğu, diğer zihin kuramı ölçeklerine göre geçerlik ve güvenirliğinin daha güçlü olduğu görülmektedir. Kullanışlılık açısından bakıldığında, dijital bir ölçek olması ve buna bağlı olarak puanlamanın tam anlamıyla güvenilir şekilde veri kaybı olmadan yapılabilmesi ölçeğin avantajlı yönleri olarak kabul edilmektedir. İşitme kayıplı çocuklarda ölçeğin geçerlik ve güvenirliğinin kanıtlanmış olması ölçeğin kullanım alanını genişletmektedir.

Bilişsel gelişimGelişimsel değerlendirmeSosyal davranış gelişimi+5
Emrah Akkaya
Anadolu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erken çocukluk döneminde oyun temelli piyano eğitimi başlangıç metodu oluşturulmasına ilişkin bir çalışma

Bu araştırmada erken çocukluk döneminde oyun temelli piyano eğitimi başlangıç metodu önerisi hazırlanmıştır. Erken çocukluk eğitimine temel oluşturan düşünürlerden olan Locke, Rousseau, Pestalozzi, Froebel, Montessori ve Dewey'in yanısıra Piaget'nin bilişsel gelişim kuramı, Bruner'in bilişsel gelişim kuramı, Vygotsky'nin bilişsel gelişim ve dil gelişimi kuramı, Erikson'un psiko-sosyal gelişim kuramı incelenmiştir ve oyunun çocuk gelişimindeki önemli rolü ortaya çıkmıştır. Bu doğrultuda oyunsu süreçli ve aktif katılımlı eğitim yöntem ve metotlarından olan Dalcroze Eurythmics, Orff Schulwerk Müzik ve Hareket Eğitimi, Kodály Yöntemi, Gordon Music Learning Theory, Suzuki Yöntemi araştırılmış ve aktif katılımlı piyano derslerinin nasıl planlanabileceği ve aktif katılımlı piyano derslerinin hedeflerinin neler olabileceği belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda temel müzik eğitimi kavramlarını kazandırmak, piyanoda temel oturuş ve çalış tekniklerini kazandırmak ve piyano çalmaya yönelik motivasyonu arttırmak hedefleri doğrultusunda 14 etkinlik hazırlanmıştır.

Başlangıç düzeyiBilişsel gelişimErken çocuk eğitimi+6
Leyla Beşçınar
Dokuz Eylül University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00

İlgili konular