İçerik analizi
Bu konu başlığı altında 231 tez
Gazetelerdeki Suriyeli sığınmacı temsili: Öne çıkarma ve çerçeveleme yaklaşımları ile içerik analizi
Bu çalışmada, siyasal iletişim literatüründe tanımlandığı üzere öne çıkarma (priming) ve çerçeveleme (framing) yaklaşımları temel alınarak Suriyeli sığınmacıların Türkiye'deki yaygın gazetelerdeki temsili incelenmiştir. Örneklem olarak, literatürdeki gazetelerin ideolojik mesafe tasnifi ve tiraj verileri esas alınmak kaydıyla Hürriyet, Yeni Şafak ve Sözcü gazeteleri sırasıyla ana akım (main stream), hükümet yanlısı (pro – government) ve muhalif (opposition) olarak belirlenmiştir. Gazetelerin basılı yayınları yerine daha fazla veri imkanı sağladığı düşünüldüğünden internet sitelerindeki 2016 yılını kapsayan Suriyeli sığınmacılar ile ilgili haberleri veri olarak alınmış ve içerik analizi metoduyla incelenmiştir. Araştırma sırasında elde edilen bulgulardan anlaşılmıştır ki, gazeteler konuyla ilişkili haberlerini hükümet gündemine (agenda) göre yapmaktadır. Dolayısıyla vakasal (episodic) çerçevelemenin (framing) hakim olduğu haberlerde gazeteler ideolojik mesafelerine yakın tonlama ile haberlerini aktarmaktır. Söz konusu durum Suriyeli sığınmacıların gündemlerinin (agenda) ön planda olmamasından dolayı hem hükümet açısından farkına varılmamış bir durum için çözüm üretememesine hem de kamuoyunun konuya dair farkındalığının oluşmamasına neden olmaktadır. Ayrıca çalışmada, gazetelerin duygusal bakış açısı katmak üzere insan odaklı (human – interest) çerçeveleme kullandığı ve kendi haberlerinde bile Suriyeli sığınmacılara yönelik terimsel bir karmaşıklık olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Medya - Gazeteler, Suriyeli Sığınmacılar, Temsil, İçerik Analizi, Öne Çıkarma (Priming) - Çerçeveleme (Framing).
Uluslararası ticaret ve lojistik ile uluslararası ticaret ve lojistik yönetimi ana bilim dallarında yazılan tezlerin incelenmesi
Küreselleşmenin beraberinde getirdiği hızlı teknolojik ilerleme ile beraber uluslararası ticarette gelişmeler yaşanmış ve bu durum ülkeler arasında rekabet ortamının artmasına yol açmıştır. Rekabet avantajı elde etmek isteyen işletmeler ticarete konu malları hızlı ve güvenilir şekilde teslim edebilmek için lojistik sektörüne ihtiyaç duymaktadır. Uluslararası ticaretin lojistik faaliyetlerin güçlenmesine katkı sağlaması, lojistik faaliyetlerin de uluslararası ticaret işlemlerini kolaylaştırması bakımından uluslararası ticaret ve lojistik arasında güçlü bir bağ olduğundan söz edilebilmektedir. Geçmişe nazaran daha karmaşık ve kapsamlı bir yapı barındıran bu sektör, çalışan bireylerin de nitelikli olmasını gerektirmektedir. Lisans eğitiminin bir üst basamağı olan lisansüstü eğitimde hem lisans eğitiminde edinilen bilgi ve beceriler geliştirilmekte hem de yeni bilgi ve beceriler kazandırılmaktadır. Bu durum herhangi bir bilim alanında uzmanlaşabilmek ve yetkinleşebilmek adına lisansüstüne verilen önemi artırmaktadır. Lisansüstünde verilen eğitimin yanında burada yazılan tezler de bir bilim dalında meydana gelen gelişmelerin ortaya çıkarılmasında önemli rol oynamaktadır. Bu sebeple bu araştırmanın amacı Türkiye'de Uluslararası Ticaret ve Lojistik ile Uluslararası Ticaret ve Lojistik Yönetimi Ana Bilim Dallarında yazılmış lisansüstü tezleri içerik analizi yöntemiyle inceleyerek, bu tezlerle ilgili genel bir profil ortaya koymaktır. Araştırmanın kapsamını YÖK'ün Ulusal Tez Merkezinden elde edilen Uluslararası Ticaret ve Lojistik ile Uluslararası Ticaret ve Lojistik Yönetimi Ana Bilim Dallarında yazılan 380 tez oluşturmaktadır. Bu tezler aracılığıyla elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile sayısallaştırılmıştır. Bulgular frekans tablolarında sıklık ve yüzde değerleri ile yüksek lisans ve doktora durumu ayrımı yapılarak sunulmuştur. Yapılan analiz sonucunda en çok tezin Maltepe Üniversitesinde yazıldığı, tezlerin en fazla 2019 yılında tamamlandığı, tezlerin yoğun olarak yüksek lisans programlarında, Türkçe dilinde, lojistik ana konu başlığında, vakıf üniversitelerinde, nicel yöntemler kullanılarak yazıldığı, örneklem olarak en çok işletme ve veri setinin tercih edildiği, veri toplama yöntemi olarak çoğunlukla anket yöntemine başvurulduğu ve analiz yönteminde sırasıyla frekans, korelasyon ve faktör analizinin uygulandığı tespit edilmiştir.
Instagram'da kendine yardım endüstrisi: The Holıstıc Psychologıst örneği
Yeni medya araçlarının hayatımıza girmesiyle birlikte bilgilerin ve söylemlerin dolaşıma girme biçimleri yeni formlar kazanmıştır. Neoliberal dönemde hakkında sürekli bilgi üretilen ve dolaşıma giren söylemlerin önemli bir parçasını da ''bireyin iyilik hali''ne dair tartışmalar oluşturmaktadır. Psikologlar, kişisel gelişimciler ve yoga eğitmenleri gibi pek çok özneden oluşan kendine yardım endüstrisi modernitenin başından beri ''sağlıklı birey'' üzerine çeşitli söylemler üretmektedir. Mental sağlık alanında ''bireyin iyilik'' hali üzerinde yıllardır üretilen söylemler artan sayıda psikolog ve kişisel gelişimcinin yeni medya araçlarını kullanmaya başlamasıyla birlikte yepyeni bir dolaşım hali kazanmıştır. Bu tezde kendine yardım endüstrisinin bugün Instagram mecrasını kullanarak ''sağlıklı birey'' üzerine ne gibi söylemler ürettiğini anlamak üzere Instagram'da milyonlarca takipçisi olan Dr. Nicole LePera'nın The Holistic Psychologist hesabına bakılacaktır. Böylece modern kapitalist toplumların gündeminde önemli bir yer işgal eden modern bireyin mental sağlığına dair bugüne kadar üretilmiş hâkim söylemlerin bugün mental sağlık açısından popüler bir mecra haline gelmiş olan Instagram üzerinden paylaşım yapan psikologların paylaşımlarında nasıl ele alındığına bakılacaktır.
Türk Kültürü Dergisinde milli kimlik: Sosyal ağ analizi ve içerik analizine dayalı bir inceleme
Bu çalışma, Türk Kültürü dergisinin 1962-1980 döneminde yapılan yayınlarında, milli kimlik temasını yansıtan yazıların incelenmesini kapsamaktadır. Tezin amacı, "milli kimlik" kavramı perpsektifinde Türk Kültürü dergisinde yapılan yayınları inceleyerek, derginin yayın politikası ve yayın karakterini/kimliğini ortaya koymaktır. Çalışmada esas olarak, söz konusu derginin, belirlenen dönem ve konu evreninde yayınlanan 200'ün üzerinde makale, ayrıntılı bir tarama yöntemiyle seçilerek araştırma örneklemi haline getirilmiştir. Veriler ve yöntem bakımından araştırmada, yeni nesil bir metod olan sosyal ağ ve muhteva analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu metoda dayanarak, derginin belirlenen dönem kapsamında niceliksel olarak yazar ve kavram analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda ortaya çıkan tabloya göre, milli kimlik perspektifinde Türk Kültürü dergisinin sık kullandığı kavram haritası göz önüne alınarak, başta belirlenen dergi materyalinin ayrıntılı incelemesinin, hangi konular ekseninde bir değerlendirmeye tâbi tutulacağı belirlenmiştir. Dergide, milli kimlik perspektifini yansıtan yazılarıyla öne çıkan yazarların makaleleri incelenmiş ve bu doğrultuda derginin yayın karakteri ve politikası tahlil edilmiştir. Bu bakımdan araştırma, yeni bir yöntem olan ağ analizi metodu ve klasik tasnif ve değerlendirme yönteminin kombinasyonu interdisipliner bir çalışma ile Türk Kültürü dergisinin yayın kimliğini ortaya koymaya odaklanmıştır. Muhteva analizinde ortaya çıkan kavramlardan hareketle, milli kimlik perspektifinde öne çıkan kavram ve konular temelde üç ana başlık altında değerlendirilmiştir: Milli Kimliğin Toplumsal Tabanı, Milli Kimliğin Mimarı ve İnşaa Araçları, Milli Kimliğin Asli Unsuru: Milli Dil. Bu doğrultuda yazılan makalelerden örnek pasajlar verilerek ilgili konuya yönelik derginin yaklaşımı genel bir çerçevede değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, daha uzun bir dönemi kapsayan bir araştırma ile genişletilmesi gerektiği düşünülen şu temel bulgu elde edilmiştir: Türk Kültürü dergisi yazılarında milliyetçiliğin hâkim olduğu bir kimlik imgesi görülmektedir. Dil, tarih ve kültür bağlarından oluşan milliyetçilik, derginin kimlik algısının en dikkat çeken yanıdır. Yazılar genel olarak dil, kültür ve bu ikisiyle ilişkili bir tarihi arka planı konu almaktadır. Anahtar Sözcükler: TKAE, Türk Kültürü Dergisi, Milli Kimlik, Sosyal Ağ ve Muhteva Analizi, Kaynakça Info, Milli Dil, Basın
10. sınıf Türk edebiyatı ders kitabının işlevselliği ve müfredata uygunluğunun öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi
Ders kitapları eğitim-öğretim faaliyetinin en önemli araçlarıdır. Hem öğrenciler hem öğretmenler için en temel kaynaktır. Hal böyle olunca ders kitaplarının içeriği, tasarımı, kullanılabilirliliği, görselliği büyük önem kazanmaktadır. Yegâne rehber kabul edilen ders kitapları da birçok araştırmaya konu olmaktadır. Bu araştırmada İstanbul ili Bağcılar ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ortaöğretim (lise) kurumlarında görev yapan Türk Edebiyatı öğretmenlerinin 10. sınıf ders kitabıyla ilgili görüşlerinin ne olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya 91 Türk Edebiyatı öğretmeni katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "10. Sınıf Türk Edebiyatı Ders Kitabının İşlevselliği ve Müfredata Uygunluğu Anketi" kullanılmıştır. Veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Anket verileri bağımsız gruplar için Mann-Whitney U testi ve Kruskal Wallis testi ile çözümlenmiştir. Ayrıca her bir maddenin (toplam 16 madde) ayrı ayrı madde analizleri yapılmıştır. Bu çalışmaya göre 10. sınıf Türk Edebiyatı ders kitabı, Türk Edebiyatı öğretmenleri tarafından Milli Eğitimin temel amaçları açısından yeterli görülürken içerikle ilgili üzerinde durulması gereken önemli noktaların bulunduğu tespit edilmiştir. Ders kitabındaki etkinliklerin niteliği, uygulanabilirliği ve çeşitliliği ile ilgili de eksiklikler görülmüştür. ÖSYM soruları ile ders kitabı arasında da bir örtüşmenin olmadığı sonucu ortaya çıkmıştır. Ayrıca cinsiyet, mezun olduğu program ve mesleki kıdemin farklılaşmaya sebep olmadığı görülmüştür. Araştırmada Türk Edebiyatı öğretiminin tarihi gelişimi, yürürlükte olan Türk Edebiyatı programının analizi, edebiyat eğitiminde kullanılan yöntem ve teknikler ve farklı kaynakların konuyu sunuş şekilleri de açıklanmıştır.
Çizgi filmlerde lider özelliklerini eğitimdeki yeri
Yapılan bu araştırmada "Çizgi Filmlerde Lider Özelliklerinin Eğitimdeki Yeri" incelenmiştir. Bu bağlamda "Çizgi filmlerde lider karakterinin eğitimdeki yeri ne düzeydedir?'' sorusu araştırmanın problem cümlesini oluşturmaktadır. Yapılan bu araştırmada içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. İçerik analizi içerisinden kavramsal analiz yöntemi ile incelenmiştir. Araştırmanın evreni animasyon filmler, örneklemi ise animasyon filmler içerisinden seçilen "Ejderhanı Nasıl Eğitirsin, Küçük Kardeş Tatlı Bela, Yıldızlara Yolculuk, Karınca Z, Korsan Selkirk, Kahraman Maymun, Köfte Yağmuru, Kung Fu Panda, Loraks, Çılgın Rostar, Canavar Ev, Baykuş Krallığı, Astro Boy, Arı Filmi, Karlar Ülkesi, Marslılar Annem ve Ben, Çizmeli Kedi, Benim Annem Bir Dinozor, Arabalar, Aşçı Fare, Çılgın Hırsız 2, Çılgın Hırsız 1, Oyuncak Hikayesi 3, Turbo, Buz Devri 1, Cesur, Kayıp Balık Nemo, Neşeli Ayaklar, Wall-E Ve Ejderhanı Nasıl Eğitirsin 2" kapsamaktadır. Araştırmacı tarafından hazırlanan animasyon filmlerin incelenmesini içeren, alt kategorilerden oluşmuş anket kullanılmıştır. Verilerin toplanması amacıyla alt kategoriler araştırmacı tarafından kategorize edilmiştir. Kategorilerin homojen olması, ayırt edici özelliğe sahip olması, amaca uygun olması ve kendi içinde bütünsellik taşımasına dikkat edilmiştir. Veriler pozitif, negatif ile hem pozitif hem de negatif içerikli karışık olmak üzere üç kategoriye bölünmüştür. Veri toplama sırasında pozitif 3, karışık 2, negatif ise 1 olmak üzere puanlama yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 16 programına girilerek şifrelenmiştir. Kişisel bilgiler ve anketten elde edilen verilerin frekans, ortalama ve sıralama istatistiklerine yer verilmiştir. Sonuç olarak, 30 çizgi film belirlenen özellikler çerçevesinde kategorize edilmiş ve kavramsal analiz yöntemi kullanılarak tahlil edilmiştir. Animasyon filmlerde eğiticilikle ilgili değinilen noktalar alt kategorilere göre animasyon filmlerde en çok pozitif içeriğe sahip olan alt kategoriler "Hayal Gücünü Kullanma, Çalışkanlık ve Üretkenlik"tir. En az pozitif eğilimin ise gerçekle bağlantılı davranma alt faktöründe görülmüştür. Ortalamalar incelendiğinde eğiticilik ile ilgili değinilen özel alt alanların genellikle pozitif eğimli oldukları görülmektedir. Bu bağlamda animasyon filmlerin genel anlamda hayal gücü ve çalışkanlık açısında olumlu bir imaja sahip olduğu araştırmacıların değerlendirmesi sonucunda görülmektedir. Anahtar kelimeler: Animasyon, çizgi film, eğitim, liderlik, içerik analizi
Erken Cumhuriyet Dönemi'nden günümüze İstanbul'da değişen konut söyleminin reklamlar üzerinden analizi
Türkiye'de barınma biçimlerinde yaşanan değişim sonucunda, günümüzde konut mekânı, üzerine yüklenen anlamlar aracılığıyla, bireyin toplumsal statüsünü ve yaşam tarzını belirleyen bir tüketim metası haline gelmiştir. Kuşkusuz, konutun bu yeni rolünde, sloganlar ve gerçeküstü görseller ile tüketici kitlelerini manipüle eden reklamların payı büyüktür. Reklamlar bir ürüne talep yaratma amacı güden anlam yapıları olmanın ötesinde, içerdikleri söylemlerle bulundukları toplumların egemen değerlerini yansıtan, dönemin siyasi, ekonomik ve sosyal yapısı hakkında ipuçları veren kültürel metinlerdir. Bu bağlamda, reklam söylemleri üzerinden konut anlayışında yaşanan değişimi okumak ve farklılaşan talepler doğrultusunda şekillenen konut üretim türlerini irdelemek tezin temel amaçlarını oluşturmaktadır. Çalışma alanı olarak, gerek kentsel, gerek toplumsal bağlamda en dramatik değişimlere sahne olan İstanbul seçilmiştir. Türkiye'de konut anlayışı 19. yüzyıl sonlarından itibaren geleneksel bağlamından kopmaya başlamış, kentsel mekân önemli bir dönüşüm sürecine girmiştir. Yeni geliştirilen yapım teknikleri ve apartmanın "modern yaşam temsili" olarak kentsel mekâna katılması ile başlayan süreç, İstanbul kent morfolojisinde yaşanan değişimin başlangıcı olmuştur. İkinci Dünya Savaşı sonrası toplumsal ve ekonomik değişmelerin sonucu olarak büyük kentlere göç eden nüfus, kent mekânında konut açığı problemini doğurmuştur. Yaşanan problemlere çözüm bulmak amacıyla, kent mekânı gerek kişisel girişimler gerek devlet eli ile yapılan müdahalelere sahne olmuş, kurulan Emlak Kredi Bankası ile birlikte, konutun medya ortamında bir ürün olarak sunumunun ilk örnekleri sergilemiştir. Öte yandan bankalar tarafından mevduat karşılığı çekiliş usulü ile verilen ikramiye evleri reklamları da ilk konut reklamı örneklerindendir. Tüm bu süreç, konutun metalaşması ve reklam mecrasında yer almasının ilk adımlarıdır. 1980 dönemi, Türkiye için yeni bir dönüm noktasına işaret eder. Küreselleşme olgusu ile birlikte ortaya çıkan yeni söylemler, yaşanan politik-ekonomik süreçler ve bunların etkisi ile gelişen toplumsal sınıflar, kentin çeperlerinde, benzer sosyal ve kültürel sermayeye sahip ve aynı yaşam tarzını benimsemiş bireyler için tasarlanmış yeni konut alanlarının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Neoliberal dönemin mekânsal kurgusu, önceki dönemlerle karşılaştırıldığında çok daha hiyerarşik bir nitelik kazanmış, yaşanan sosyal gruplaşmalar kentsel mekân üzerinden okunabilir hale gelmeye başlamıştır. Bu döneme ait reklam metinleri, "farklı", "özel", "prestij", "güven" gibi daha önceden konut reklamlarında rastlanmayan söylemlerle, kentin geri kalanından uzaklaşma ilkesine özendirerek toplumsal ayrışmaların derinleşmesinde önemli rol oynamıştır. Toplum içerisindeki kültürel seçkinlik söyleminin inşasında önemli bir yeri olan bu reklamlar, içerdiği görseller ve metinlerle de önceki dönemlerdeki konut reklamlarından ayrılırlar. Bu bağlamda dönemin reklamlarına dair yapılan analizler, neoliberal politikaların ve küreselleşme sürecinin öncesi-sonrasında yaşanan toplumsal ve mekânsal dönüşümlerin yeni ortaya çıkan reklam imgeleri üzerinden okunabilmesi bakımından önemlidir. 2000'li yıllar, kent merkezinin tekrar keşfedildiği dönem olarak değerlendirilebilir. Önceki dönemde yaşanan kent merkezinden kaçış anlayışı belli oranda devam etse de, sosyal yapıdaki bireyselleşme ve aile yapısındaki değişim gibi faktörler kent mekânında yaşama olgusunu tekrar gündeme getirmiştir. Özellikle rezidans olarak nitelendirilen ve çok katlı bloklar içinde otel konforu vadeden yapıların kent mekanına girmesi ile kent merkezi önemli bir dönüşüme sahne olmuştur. Öte yandan 2000'li yıllar toplumsal muhalefetin farklı gruplar üzerinden şekillendiği yeni bir dönemdir. Bu dönemde muhafazakâr söylemler yoğunlaşmış, toplum genelindeki kolektif eylemler, yerini gruplaşmalara bırakmıştır. İnsanların, belli gruplar halinde bu içe kapanışı ve sınırlı özel alan oluşturma ihtiyaçlarında, devlet eli ile geliştirilen politikaların ve dönemin siyasal yapısının etkisi büyüktür. Toplumsal yapıdaki gruplaşmalar konut mekânlarında da kendini göstermiş, konut reklamları bu yapıya uygun muhafazakâr kurgularla sunulmaya başlanmıştır. Daha önceleri sosyal statü, seçkinlik, zenginlik gibi daha çok gelir düzeyine yönelik tasarlanan reklam iletilerine artık, dönemin getirdiği sosyo-politik söylemler de eklenmiştir. Bu bakımdan yapılacak olan çözümlemeler, ortaya çıkan yeni söylemlerin değerlendirilmesi açısından önem kazanacaktır. Konuta dair değişen söylemleri dönemsel olarak okuyabilmek adına tarihsel kırılma noktalarını belirlemek, çalışma için son derece önemlidir. Bu bağlamda analiz kısmında elde edilen veriler, Erken Cumhuriyet Dönemi'nden başlayarak, 1950-1980 Dönemi, 1980-2000 Dönemi ve 2000 Sonrası Dönem olmak üzere yorumlanmıştır. Dolayısıyla bulundukları dönemin egemen toplumsal ve ekonomik koşullarının etkisi ile tarihsel süreçte değişim göstermiş olan konut reklamlarının, anlam ve ideolojisini söylemler üzerinden irdelemek ve reklamlarda kullanılan söylemlerin, geçmişten günümüze ne şekilde değişiklik gösterdiğini çözümlemek için sistemli bir altyapı sağlanmıştır. Araştırmada, Türkiye'de yayınlanan konut reklamlarının tarihsel süreçte, içerik bakımından nasıl yapılandırıldığının belirlenmesine yönelik olarak, iletişim çalışmalarında en çok tercih edilen yöntemlerden biri olan içerik analizi yöntemi uygulanmıştır. Bu bağlamda reklamlar her dönemde içerdikleri söylemlere göre; mimariye yönelik söylemler, konum-ulaşım odaklı söylemler, sosyal ve kültürel avantajlara yönelik söylemler, soyut söylemler, güvenlik odaklı söylemler, teknik ve altyapıya yönelik söylemler ve satış-ödeme-yatırım odaklı söylemler olarak alt başlıklar halinde irdelenmiştir. Analiz kapsamında elde edilen sonuçlar, reklamların içinde bulundukları dönemin koşulları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu bağlamda dönemlere ait reklamlar üzerinden yapılan analizler, değişen reklam söylemlerinin belirlenmesi, neoliberal politikaların ve küreselleşme sürecinin öncesi-sonrasında yaşanan toplumsal ve mekânsal dönüşümlerin açıklanması bakımından önemlidir. Bu konuda akademik olarak sınırlı sayıda araştırma yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda araştırmanın önemi daha iyi anlaşılmaktadır.
Güzel sanatlar lisesi müzik alanı 9.sınıf piyano ders kitabının içeriğinin incelenmesi
Bu araştırmada Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Alanı 9. Sınıf Piyano ders kitabında yer alan etütler ve eserler, piyano dersine giren öğretmenlerin görüş ve değerlendirmelerine dayalı olarak incelenmiştir. İncelemede öğretmenlere etüt ve eserlerin niteliklerinin ve niceliklerinin yeterliliği "evet – hayır – kararsızım" şeklinde sorulmuştur. Nicel bir boyut taşıyan bu çalışmaya, öğretmenlerin kullandıkları yardımcı kaynaklar ve kaynaklara yönelme sebepleri açık uçlu sorularla sorularak araştırmaya nitel bir boyut kazandırılmaya çalışılmıştır. Araştırma için Türkiye'nin 25 Güzel Sanatlar Liselerinde görev yapan 50 piyano Öğretmenlerine dijital ortamda anketler gönderilmiş, gönderilen anketlere verilen cevaplar neticesinde 9. Sınıf piyano ders kitabında yer alan etüt ve eserlerin nitelik ve nicelik olarak yetersiz olduğu, eğitimin ilkelerine göre oluşturulmadığı ve kitapta yer alan görsellerin yetersiz kaldığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmanın verilerinden elde edilen sonuçlara göre; kitabın yeniden ele alınması, yeniden düzenlenmesi şeklinde önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye'de 2006-2017 yılları arasında kimya öğretmen eğitimi alanında yayınlanmış yüksek lisans ve doktora tezlerinin içerik analizi
Bu çalışmanın amacı Türkiye'de 2006-2017 yılları arasında kimya öğretmen eğitimi alanında yayınlanmış olan yüksek lisans ve doktora tezlerinin içerik analizini gerçekleştirmektir. Gazi Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Balıkesir Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi'nde tamamlanmış 36 yüksek lisans ve 30 doktora tez çalışması belirlenen değişkenler kullanılarak içerik analizine tabi tutulmuştur. Değişkenler arasında yazarın cinsiyeti, çalışılan kimya konusu, kavramsal çerçeve, örneklem türü ve büyüklüğü, araştırma yöntemi ve türü, veri toplama araçları ve analiz yöntemi, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yer almaktadır. Araştırma sonuçlarına göre kadın araştırmacılar, hem yüksek lisans hem de doktora tez çalışmalarına erkek araştırmacılara oranla daha fazla katkı sağlamışlardır. Kimya öğretmen adayları yüksek lisans ve doktora tezlerinde en fazla çalışılan örneklem grubu olmuştur. Bunun yanında yüksek lisans tezlerinde daha çok nicel araştırma yöntemleri, doktora tezlerinde ise nitel araştırma yöntemleri tercih edilmiştir. Kimya öğretmen eğitimi alanında çalışılan yüksek lisans ve doktora tezlerinde en fazla kullanılan nicel veri toplama araçları ölçekler olurken, veri analiz yöntemi olarak en fazla t-testi kullanılmıştır. Yüksek lisans tezlerinde en fazla kullanılan nitel veri toplama aracı görüşmeler, veri analiz yöntemi ise betimsel analiz olarak tespit edilmiştir. Doktora tezlerinde ise nitel veriler sıklıkla görüşmeler yardımıyla toplanmış ve analiz yöntemi olarak en fazla içerik analizi tercih edilmiştir. Çalışmanın bulguları alanyazın ışığında tartışılmış ve bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Kimya öğretmen eğitimi, yüksek lisans tezi, doktora tezi, içerik analiz
Türkiye'de yayımlanmış olan FeTeMM (STEM) etkinliklerinin alan yazın ışığında oluşturulmuş kriterler ile incelenmesi
Bu araştırma ile öğretmen ve öğretmen adaylarına, etkinliklerin uygulanması aşamasında dikkat gerektirecek noktalarda farkındalık oluşturulması ve FeTeMM yaklaşımına göre oluşturulmuş her etkinliğin, öğrencilerin öğrenmesine yararlı olması noktasında uygunluğunun detaylı olarak incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu tez ile yapılacak olan incelemenin FeTeMM yaklaşımındaki her etkinliğin amacına hizmet edebilmesi için FeTeMM yaklaşımının özelliklerini ne kadar taşıdığı belirlenecektir. Belirlenmiş amaç doğrultusunda araştırmanın gerçekleştirilebilmesi için YÖK tez merkezi, Google Akademik, alan yazındaki mevcut FeTeMM kitapları ve bu kaynakların kaynakçalarından yararlanılarak etkinlikler öncelikle bir havuzda toplanmıştır. Etkinliklerin toplanmasına 2019 yılı Kasım ayında başlanmış olup 2020 yılı Mart ayı itibariyle son verilmiştir. Bu tezdeki araştırma deseni olarak içerik analiz yöntemi kullanılmıştır. İçerik analizinin gerçekleştirilmesi için elde edilen tüm etkinliklerde "FeTeMM Etkinlikleri Analiz Rubriği" kullanılarak veriler elde edilmeye çalışılmıştır. FeTeMM Etkinlikleri Analiz Rubriği' nde 7 alt boyut ve 26 madde bulunmaktadır. Araştırmanın sonuçları yapılan çalışmaların makalelerden elde edilen etkinliklerin %15' nin, kitap bölümlerindeki etkinliklerin %28'nin ve tezlerdeki etkinliklerin %55'nin farklı disiplinlerin entegre edildiğini göstermektedir. Etkinliklerde en çok kullanılan yöntem olarak 5E modeli yer almaktadır. İncelenen 59 etkinlikte grup içi iletişime izin verildiği gözlenmiştir. Ayrıca, 19 etkinlikte tekrar tasarlama basamağı yer almaktadır. Etkinliklerin 26 tanesinde tasarım sürecinin değerlendirilmesinde kullanılacak bir rubrik kullanılmıştır. Ancak FeTeMM disiplinlerinin doğasına yönelik değerlendirme çok az çalışmada yapılmıştır. FeTeMM etkinliklerinde öğrencilerin aktif olacağı bir ortamın sağlanması, araştırma yapmalarına fırsat verilmesi ve öğrencilerin kendi tasarımlarındaki kullanacakları malzeme ve yöntemin öğrencilere bırakılması konusunda daha planlı hareket edilmesinin öğrencilerin akademik olarak daha başarılı olmalarını ve daha yüksek motivasyona sahip olmalarını sağlayacaktır.
Atatürk'ün meclis açış konuşmalarının muhteva analizi metoduyla incelenmesi
Muhteva analizi metodu, metinlerin sistematik bir biçimde incelenmesiyle, verilmek istenen mesaj, yazarı, hatta metnin yazıldığı dönem hakkında açıklayıcı bulgular elde etmeye yarayan bir metottur. Aynı amaçla söylenmiş birden çok konuşma metnine tatbik edildiğinde, konuşmacının mesajlarında var olan ortak duygu ve düşüncelerin meydana çıkarılmasını sağlayabilmektedir. Bu yolla, konuşmacının dinleyenler üzerinde yarattığı etki ve onların söylenenlerden aldıkları mesajları bulmak mümkün olabilmektedir. Çalışmamız, Türkiye Büyük Millet Meclisi?nin açılışından itibaren, Atatürk?ün her yıl yaptığı meclis açış konuşmalarının, muhteva analizi metoduyla incelenmesi üzerinedir. Söz konusu konuşmalar, Meclis?in çalışma yılı başlangıcında yapılmaları nedeniyle, diğer zamanlardaki konuşmalardan ayrı bir amaç ve öneme sahiptirler. Her konuşma metni, meclis çalışmalarının ve dolayısıyla hükümet işlerinin, geçmişi ve geleceğine ilişkin mesajlar içermektedir. Atatürk?ün üzerinde durduğu konularla, ülkedeki gelişmeleri şekillendiren meclis faaliyetleri bir arada değerlendirilmek suretiyle, konuşma metinlerinin etkileri araştırma konusu olarak seçilmiştir. Hedefimiz, konuşma metinlerinin vizyon çizmeye yönelik olup olmadıklarını ortaya koymaktır. Böylelikle, Atatürk?ün liderlik özelliğinin bir parçası olan, kitleleri yönlendirme becerisi, ayrı bir açıdan değerlendirilmiş olacaktır. Yapılan inceleme, 1920-1938 yılları arasını kapsamaktadır. Bu dönem, Türkiye Cumhuriyeti Devleti?nin kuruluşuna giden yol ile gelişiminin başlangıç sürecini ihtiva etmektedir. Ülkede halk egemenliğinin tam manasıyla tesis edilmesinin de temel taşlarının oluşturulduğu yılları tarif eder. Bu açıdan, Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarıyla başlayan ve günümüz Türkiye?sine uzanan yolda, Atatürk?ün işaret ettiği konuların ne ölçüde anlaşıldığı ve benimsendiği de gözlemlenebilecektir. Ayrıca konuşma metinlerinin içerdiği konulara ayrılan zaman ve söz söylenirken izlenen sıra, dönemin ülke açısından önceliklerine önemli bir gösterge olarak görülebilecektir. Konuşma metinlerinin aynı konu üzerine söylenen bölümleri ayrı ayrı analize tabi tutularak, bütünü üzerinde yorum ve değerlendirmelere ulaşılmıştır. Yani, küçük parçalardan başlanarak tümevarım yolu izlenmiştir. Söz konusu parçalar, kendi konu başlıkları üzerine yapılacak çalışmalara da veri sunma özelliği taşıyabileceklerdir. Nitekim, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi üzerine hazırlanan birçok eserde benzer konu başlıklarıyla tasnif edilerek sunum yapılmaktadır. Dolayısıyla, Atatürk?ün meclis açış konuşmaları bir anlamda döneminin özeti gibidir. Bu yüzden, diğer söylev ve demeçlerinde rastlanamayacak kadar geniş zaman dilimleri üzerine düşüncelerinin topluca meclis açış konuşmalarına yansıdığı kabul edilebilir. Atatürk, hayatın her sahasında olduğu gibi, meclis açış konuşmalarında da öğreticilik yönünü elden bırakmamıştır. O?nun sözleriyle hareketini şekillendirenler, körü körüne değil, inanarak adım atmışlardır. Kendisinin, hükümet işleri ile alakası ve yol göstericiliği sayısız örneklerle gözler önündedir. Bu çalışma ise, milletvekillerini yönlendirmedeki başarısı ve çizdiği vizyonu ortaya koymaktadır. Anahtar kelimeler: Meclis, Muhteva Analizi, Vizyon, Meclis Açış Konuşmaları.
7. sınıf sosyal bilgiler ders kitabının görsel-metin ilişkisi açısından incelenmesi
Bu araştırmada; MEB'e bağlı ortaokullarda okutulmakta olan 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders kitabının görsel-metin ilişkisi açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın alt problemlerini; "Görsel Öğenin Metinle Bütünlük Oluşturması", "Görsel Öğe ve İçeriğin Öğrenci Düzeyine Uygunluğu", "Konu Başlığı-Görsel Öğeler Uyumu", "Metin Ana Fikri-Görsel Öğeler Uyumu" ve "Metindeki Görsel Çeşitlilik" oluşturmaktadır. 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders kitabının görsel-metin ilişkisi açısından incelenmesini amaçlayan metin incelenmesine dayalı doküman incelemesidir Bu araştırma da nicel araştırma yöntemine uygun olarak da kullanılan doküman analizi yapılmıştır. Araştırma sürecinde çalışmanın amacına yönelik mevcut çalışmalar incelenmiş, gerekli bilgiler not edilmiş ve bu bilgilerden yola çıkılarak değerlendirme işlemi yapılmıştır. Araştırma verileri, 7. sınıf sosyal bilgiler ders kitabında yer alan ünitelerdeki tüm alt konu başlıkları değerlendirme ölçeğine yerleştirilmiştir. Ünite konuları ve alt başlıkları ölçekte yer alan "Evet", "Hayır", "Kısmen" derecelerinden oluşan tablolar aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma sonucunda 7. Sınıf sosyal bilgiler ders kitabının görsel açıdan çeşitlendirilebileceği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eğitim, İçerik, Sosyal Bilgiler, Ders Kitabı, Görsel Elemanlar
Stratejik yönetimde misyon ve vizyon ifadelerinin önemi: Türkiye ve Japonya karşılaştırması
İşletmelerin başarılı olabilmesi, ayakta kalmaları ve güçlü rekabet edebilmeleri için stratejik olarak yönetilmeleri, stratejik olarak doğru yönetilmek içinde bu alandaki ifadeleri iyi oluşturmaları oldukça önemlidir. Bu bakımdan başarılı işletmelerin misyon ve vizyon ifadelerinin incelenmesi bakımından çalışmanın önemi yadsınamaz. Bu çalışmanın amacı, işletmelerin stratejik yönetiminde misyon ve vizyon ifadelerinin önemi ile birlikte işletmelerde kullanım şekli ve bu ifadelerde bulunması gerekli unsurlara ne derece yer verildiği konusunda detaylı analiz yapmak, Türk-Japon başarılı işletmelerini bu yönden karşılaştırmaktır. Özellikle işletmelerde misyon ve vizyon ifadeleri oluşturulurken bulundurulması gereken unsurlar konusundaki anlam karmaşasını gidermek ve bu ifadelerin gerçek değerini bulması yönünde bir çalışma yapmaktır. Kapsam olarak sadece vizyon ve misyon ifadeleri ele alınmıştır. Nitel içerik analizi ve yorumlama yöntemine başvurulmuştur. Çalışma evrenini İstanbul Sanayi Odası 2015 yılı ilk 500 işletmesi ile Japan Times 2015 yılı ilk 200 işletmesi oluşturmaktadır. Bu işletmelerden ilk 100'e girme başarısını göstermiş işletmeler incelenmektedir. Elde edilen bu veriler ışığında içerik analizi ile iki ülke arasında karşılaştırma yapılarak, tablo ve grafikler ile desteklenmektedir. Çalışmanın stratejik yönetim alanında çalışan araştırmacı ve akademisyenlere yararlı olması beklenmektedir. Çalışmada Türk ve Japon işletmelerce misyon ifadesinde felsefe, ürün/hizmet, işletme yetkinliği ve müşteri unsurlarına yarıdan fazla işletme yer vermektedir. Ancak yer/pazar, teknoloji, kârlılık/büyüme/süreklilik, sosyal sorumluluk ve çalışanlar unsuru geri planda kalmıştır. Vizyon için ise; özgün olma, yönetim felsefesi, gelecek odaklı olma ve işletme imajı önemli görülürken, ilham verici olma ile çekici olma unsurları geri planda kalmıştır. Sonuç olarak Türk ve Japon işletmelerinin misyon ve vizyon ifadelerini oluştururken yer alması gerekli görülen unsurlar konusunda eksiklikler ve karmaşıklık gözlemlenmiştir. Anahtar kelimeler: Strateji, Stratejik Yönetim, Misyon, Vizyon, İçerik Analizi
Kriz yönetimi stratejileri bağlamında Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye lojistik işletmelerinin değerlendirilmesi: COVID–19 salgını örneği
Günümüz rekabet koşulları altında değişimin en çok görüldüğü sektörlerden bir tanesi olan lojistik sektöründe, işletmeler ayakta kalabilmek için stratejik olarak doğru yönetilmek zorundadır. Küresel bir sağlık krizine dönüşen COVID-19 salgınına karşı işletmeler doğru bir strateji ortaya koyarak bu krizi en az hasarla atlatma çabası içerisindedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de ve Avrupa Birliği ülkelerinde yer alan lojistik işletmelerinin krizden etkilenme durumlarını tespit etmek, krize cevap verme stratejilerini, proaktif davranma kapasitelerini anlamak, yorumlamak, böylece kriz durumlarındaki esnekliklerini nitel yöntemlerle belirlemektir. Türkiye'de ve Avrupa Birliği ülkeleri arasında karşılaştırma yapılarak benzerlikleri ve farklılıkları ortaya koymaktır. Çalışmanın kapsamı olarak, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği'ne (UTİKAD) üye olan Türkiye lojistik işletmesi ile çoğunluğu 'Goodfirms' internet sitesi ve 'cargo-cards' internet sitelerinde bulunan Avrupa Birliği ülkeleri lojistik işletmeleri ile sınırlandırılmıştır. Şirketlerin siteleri incelenerek ulaşılabilen COVID-19 paylaşımları ele alınmıştır. Bahsi geçen işletmelerin paylaşımlarının odak noktaları değerlendirilmiştir. Çalışmada Türkiye'de 461 üye şirket içerisinde 400 şirketin siteleri incelendiğinde 31 işletmenin COVID-19 paylaşımında bulunduğu ve 369 işletmenin ise COVID-19 paylaşımında bulunmadığı tespit edilmiştir. Lojistik işletmelerinin yaptıkları paylaşımların odak noktaları ise; hız, verimlilik, uyum, güvenlik, şeffaflık, esneklik, e-dönüşüm, süreç iyileştirme, hizmet (servis) sorunu, olumsuz etkilenme, yatırımları artırmak, yatırımları azaltmak, etkili iletişim, işbirliği ve ortaklık, tedarik zincirini çeşitlendirmek, taşıma modu değişikliği, kapasiteyi artırmak, kapasiteyi azaltmak, maliyet iyileştirme, işçi alma, işçi çıkarma, sosyal sorumluluk ve hilyen tedbirleridir. Bu çalışmanın lojistik sektörü yöneticilerine, çalışanlarına, lojistik eğitimi gören öğrencilere, bu alanda çalışan araştırmacılara ve akademisyenlere faydalı olması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Lojistik, Strateji, Stratejik Yönetim, Kriz Yönetimi, İçerik Analizi, COVID-19
Türkiye'deki Suriyeli kadın mülteciler üzerine yapılan akademik çalışmalara ilişkin bir değerlendirme
İç savaşlardan ve akabinde gerçekleşen zorunlu göç hareketlerinden en olumsuz etkilenen grupların başında kadınlar ve çocuklar gelmektedir. Mülteci erkeklerle kıyaslandığında kadın mültecilerin göç sürecinden farklı açılardan çok daha olumsuz etkilendiği göze çarpmaktadır. Fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalma, işkence görme, insan ticaretinin mağduru olma, erken yaşta evlilikler, düşük ücretlere sigortasız işlerde çalışarak emek sömürüsüne maruz kalma, dil engeli ve kültürel uyum sorunları kadınları zorunlu göç nedeniyle stres altına alan başlıca etkenlerdir. Yine sağlık ve eğitim hizmetlerine erişimde yetersizlikler, barınma sorunu ve ayrımcılığa maruz kalma mülteci kadınların karşı karşıya kaldığı diğer sorunlar arasındadır. Günümüzde mülteci kadınların zorunlu göç sonrasında gittikleri ülkelerde yaşadıkları deneyimler bir çok akademik araştırmanın konusunu oluşturmuştur. Bu araştırma Suriye iç savaşı neticesinde Türkiye'ye göç eden Suriyeli mülteci kadınlara ilişkin ulusal veri tabanı olan ULAKBİM ve uluslararası veri tabanı olan Web of Science'da 2011-2023 yılları arasında en çok hangi konulara ilişkin çalışmaların yapıldığını belirleyerek araştırmacılara bu konuya ilişkin literatürün zenginleştirilmesi adına hangi alanlarda çalışmaların yapılabileceğine ilişkin tavsiyelerde bulunacaktır. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Suriyeli mülteci kadın, ULAKBİM, Web of Science, İçerik Analizi
Türkiye'de altı siyasi partinin Twitter söylemlerinde Suriyeli mültecileri inşası: Eleştirel bir analiz
Günümüzde medya yalnızca bireyleri güncel gelişmelere ilişkin bilgilendirmekle kalmamakta aynı zamanda gündem belirleme ve gündem çerçeveleme yönüyle de kamu oyunun hangi konularda, ne yönde bilgi sahibi olacağını da şekillendirme özelliğine sahiptir. Medyanın kamuoyu üzerindeki bu kapsamlı etkisi göz önüne alındığında ve özellikle son yıllarda hızla artan sosyal medya kullanımı da bununla beraber değerlendirildiğinde, göçmen ve mülteci gruplara ilişkin yapılan haberlerin ve sosyal medya paylaşımlarının önemi daha da anlaşılmaktadır. Bu araştırma günümüzde Türkiye siyasetinde ön plana çıkmış altı partinin (Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, İYİ Parti, Halkların Demokratik Partisi ve Zafer Partisi) ve parti liderlerinin resmi Twitter hesaplarında Suriyeli mültecilere ilişkin atmış oldukları tweetleri inceleyecek ve partilerin ve parti liderlerinin tweetlerinde Suriyeli mültecilere ilişkin en çok hangi konular üzerine odaklandıklarını ve Suriyeli mültecilere ilişkin temsillerini nasıl yapılandırdıklarını belirleyecektir. Bu araştırmada inceleme sahası olarak Twitter'ın seçilmiş olmasının ana nedeni, son yıllarda ana akım medyanın yanında sosyal medyanında bilgi edinmek amaçlı kullanılan mecralardan biri haline gelmiş olması ve Twitter'da bilginin yayılma hızının diğer sosyal medya mecralarına göre yüksekliğidir. Anahtar Kelimeler: Twitter, Türkiye, Siyasi Partiler, Suriyeli Mülteciler, İçerik Analizi, Eleştirel Söylem Analizi
El-'Arabiyyetu li'l-Câmi'ât (Akademik Arapça) adlı Arapça öğretim setinin muhteva ve yöntem açısından incelenmesi
Arapça Türkiye'de ikinci dil olarak öğretimi yapılan yabancı dillerden en çok tercih edilenidir. Bu dili öğrenme isteğinin altında yatan en önemli neden başta Kur'ân-ı Kerîm olmak üzere İslâmî kaynakların dili olmasıdır. Arapçayı öğretmek için Türkiye'de İlahiyat ve İslâmî İlimler fakültelerinde ve Fen Edebiyat fakültelerinin Arap Dili ve Edebiyatı ile Mütercim Tercümanlık bölümlerinin Arap dili alanındaki yükseköğretim programlarında belirlenen çeşitli kaynaklardan yararlanılmaktadır. Aynı zamanda Türkiye'de Arapça öğretimi için bu zamana kadar çeşitli dil öğretim metotları kullanılarak birçok Arapça öğretim seti hazırlanmıştır. Süleyman Kablan tarafından kaleme alınan el-'Arabiyyetu li'l-Câmi'ât (Akademik Arapça) adlı Arapça öğretim seti, Türkiye'de birçok yükseköğretim kurumunda ders kitabı olarak okutulmaktadır. Söz konusu öğretim seti, Arapça öğretiminde öğrenciye ilk, orta ve ileri düzey dil becerisi kazandırmaya çalışırken Arap ve Türk kültürüne önem veren bir kullanıma özen göstermiştir. Arapçayı öğrenmek isteyenlere, ilk defa bu sette uygulanan "sarmal yapı" sistemi gözetilerek hazırlanmış ve bir öğreticiye ihtiyacı en aza indirerek onlara dil öğrenim tecrübelerinin her alanında en iyi rehber olmayı hedeflemiştir. Bu çalışmada söz konusu öğretim seti muhteva ve yabancı dil öğretim yöntemi açısından incelenmiştir. Bu anlamda giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşan bu çalışma, genel itibariyle yabancı dil öğretiminde kullanılan yöntem, teknik ve yaklaşım ile ders kitapları ve yardımcı materyallerin dil öğretimindeki işlevine açıklık getirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca ilgili öğretim setinin, muhtevasının incelenmesi, Arapça öğretimi yönünden değerlendirilmesi ve kullanılabilirliği açısından olumlu ve olumsuz yönlerinin belirlenip gerekli görülen yerlerde önerilerde bulunulması amaçlanmaktadır.
STEM eğitimi ile ilgili çalışmaların içerik analizi
Problemlerin üretilme hızıyla çözüme ulaştırılma hızlarının birbirleriyle uyum içerisinde olması gereklidir. Bu doğrultuda üretim sektörüne eğitim sektöründen, teorik bilgileri birbirleriyle entegre ederek uygulayacak donanımlı çalışanlar yetiştirilmesi beklenmektedir. Bu önem sebebiyle son yıllarda yayınlanan çalışmalarda STEM eğitimini inceleyen araştırmacı sayısı artmaktadır. Araştırmanın amacı 2021- 2022 yılları arasında STEM eğitimi ile ilgili hazırlanan nitel veya karma araştırma desenine sahip (nitel boyutu) lisansüstü tezlerin mevcut durumlarını belirlemek ve yapılacak olan çalışmalara yol gösterici olmaktır. Araştırmanın örneklem grubu, 2021-2022 yılları arasında yayınlanan 71 lisansüstü tez çalışmasıdır. Çalışmanın verileri Tez Sınıflama Formu kullanılarak elde edilmiştir. Veri analizinde içerik analizi yöntemi tercih edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, araştırmaların konu temalarının STEM eğitimi ve tutum, STEM eğitimi ve doküman inceleme, STEM eğitimi ve inanç, STEM eğitimi ve beceri, STEM eğitimi ve değer, STEM eğitimi ve Algı, STEM eğitimine yönelik içerik geliştirme, STEM eğitimine yönelik görüşler, STEM eğitimi ve kariyer olduğu sonucuna varılmıştır.
Pazarlama iletişimi açısından Covid-19 pandemisi sürecinde sosyal medyada içerik analizi: Hava yolu işletmelerinden örnekler
Küreselleşen dünyada dijitalleşmenin de etkisiyle etkili iletişim ve pazarlama yöntemleri bilinenin aksine farklı platformlara da taşınmıştır. Pazarlama iletişiminin taşındığı en önemli platformlardan biri de sosyal medyadır. Sosyal Medyanın işletmelerin tanıtım yüzü olarak görünmesinin yanı sıra doğrudan tüketici ya da müşteri ile etkileşim halinde bulunulabilmesi sosyal medyanın ne denli güçlü bir pazarlama iletişim ağı kurabileceğini göstermektedir. Dünya üzerinde en güvenilir ve en kısa ulaşım yöntemi olan havacılık sektörünün iki önemli işletmesi Türk Hava Yolları ile Emirates Hava Yolları, 2019 Aralık ayında ortaya çıkan ve bir anda tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 Pandemisi'nden oldukça etkilenmiştir. Bu etkiyi minimum seviyede tutabilmek ve kontrol altına alabilmek için iki işletme sosyal medya platformlarından Facebook, Twitter ve Instagram üzerinden etkili bir pazarlama iletişimi kurmaya çalışarak müşterileri ile iletişim halinde kalmaya çalışmışlardır. Küresel iki hava yolu işletmesinin pandemi sürecinde etkili bir şekilde sosyal medya platformlarını kullandıkları gözlemlenmiş ve bu platformlarda yapılan paylaşımlar doğrultusunda müşterileri ile etkileşim halinde yönettikleri kanısına varılmıştır. Araştırma içerik analizi yöntemiyle, 11 Mart 2020 ile 31 Ağustos 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre her iki işletmenin de sosyal medyada paylaştığı içerikler; haber, duyuru, destinasyon, kampanya, sponsorluk ve kutlama şeklinde kategorize edilmiştir. Haber ve duyuru kategorilerinin hem Facebook, hem Twitter hem de Instagram sosyal medya platformlarında en çok paylaşımın kategoriler olarak ön plana çıkmıştır. Genel olarak, her iki havayolu işletmesinin de Facebook, Twitter ve Instagram sosyal medya platformlarını, pazarlama iletişimi açısından halkla ilişkiler ve satış geliştirme amaçlı olarak kullandıkları tespit edilmiştir. Özellikle Covid-19 sürecinde, iki havayolu işletmesinin de ağırlıklı olarak halkla ilişkiler faaliyetlerine ilişkin paylaşımlarda bulunmuşlardır.
Irak'taki e-ticaret işletmelerine ait web sitelerinin içerik analizi yöntemiyle incelenmesi
E-ticaretin gittikçe yaygınlaştığı ve önem kazandığı günümüzde, işletmelerin de e-ticaret sitelerine sahip olmak ve onları etkin bir şekilde yönetebilmek için ellerinden geleni yapmaları gerekmektedir. Dünya çapında bir ticaret şekli haline gelen e-ticaret, ayrıca akademik çalışmalara da konu olmaktadır. Bu kadar gündemde olan bir konu olarak e-ticaret üzerinde çalışmak önem arz etmektedir. Bu çalışma bu noktadan hareketle ortaya konmuştur. Çalışmadaki amaç, Irak'taki önemli ve etkili e-ticaret işletmelerinin web sitelerini içerik analizi yardımıyla incelemektir. Çalışmada, Irak'taki e-ticaret sitelerinin incelenmesi için nitel yöntemlerden biri olan içerik analizinden yararlanılmıştır. Literatürden yararlanılarak oluşturan kategoriler bazında, çalışma kapsamına dahil edilen Irak'taki e-ticaret siteleri içerik analizi ile incelenmiştir. Çalışma sonucunda Irak'taki e-ticaret sitelerinin kategoriler bazında ön plana çıkanları ile geliştirilmesi gerekenleri belirlenmiştir. Ayrıca çalışmada ortaya çıkan sonuçlara göre bu konuda çalışmak isteyen araştırmacı ve akademisyenlere tavsiyelerde bulunulmuştur.
Türkiye'de yayınlanan ortaokul matematik eğitimindeki kavram yanılgıları çalışmalarının incelenmesi
Bu çalışmada ortaokul seviyesinde 2009-2019 yılları arasında kavram yanılgıları ile ilgili yapılan çalışmaların betimsel içerik analizi yapılarak incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaların incelenebilmesi için öncelikle kavram yanılgıları ile ilgili literatür taraması yapılmış ve geçmişte araştırmacılar tarafından yapılan çalışmalar incelenmiştir. Literatür taraması sonucunda 21 makale, 42 yüksek lisans tezi ve 1 doktora tezi araştırma için uygun görülmüştür. Araştırmada ulaşılan çalışmalar, literatürden yararlanılarak ve uzman görüş alınarak geliştirilen bir çalışma sınıflandırma formu ile analizleri yapılarak sınıflandırılmıştır. Çalışma sınıflandırma formunda çalışmanın adı, türü, yılı, yazarları, yayımlandığı kaynak, ilişkili olduğu öğrenme alanı, konusu, örneklem ve örneklem büyüklüğü, araştırma yöntemi, veri toplama araçları ve veri analiz yöntemi kategorileri bulunmaktadır. Belirtilen analizlere ek olarak çalışmalarda belirlenen kavram yanılgıları, Milli Eğitim Bakanlığı Matematik Dersi Öğretim Programı'nda (2018) yer alan öğrenme alanlarına ve sınıf düzeylerine göre sınıflandırılarak sunulmuştur. Yapılan analizler sonucunda 5. sınıf seviyesinde yalnızca sayılar ve işlemler ile geometri ve ölçme öğrenme alanlarına ilişkin, 6. sınıf seviyesinde sayılar ve işlemler, cebir, geometri ve ölçme öğrenme alanlarına ilişkin, 7. sınıf seviyesinde sayılar ve işlemler, cebir, geometri ve ölçme, veri işleme öğrenme alanlarına ilişkin, 8. sınıf seviyesinde sayılar ve işlemler, cebir, geometri ve ölçme ve olasılık öğrenme alanlarına ilişkin çalışmaların yapıldığı gözlenmiştir. Elde edilen kavram yanılgıları araştırmada detaylı olarak verilmiştir.
Ekoloji alanındaki kavram yanılgıları üzerine nitel bir çalışma
Kavram yanılgısı, yanlış veya tutarsız bir fikir veya kavram olarak tanımlanır. Kavram yanılgıları geçmişten günümüze hemen her alanda karşımıza çıkmaktadır. Bu tez çalışması, ekoloji alanında yayınlanan ve yanlış anlaşılmaları konu eden çalışmalardaki kavram yanılgılarına odaklanmıştır. Bu bağlamda söz konusu çalışmalar nitel yöntemle incelendikten ve içerik analizi yapıldıktan sonra ortaya konan yanılgıların konu temasında 34 alt tema ve 680 kod etrafında konumlandırılabileceği ortaya konmuştur. Konu temasında en yüksek kavram yanılgısı besin zinciri (98) alt temasında, en düşük kavram yanılgısı ise ekoloji tanımı (2) ve rekabet (2) alt temasında belirlenmiştir. Çalışma grubunun eğitim düzeyi temasında en yüksek frekansın ortaokul (233) alt temasında, en düşük frekansın ise lise ders kitabı (1) alt temasında olduğu; çalışma grubunun sınıf temasında en yüksek frekansın üniversite 3. Sınıf (111) alt temasında, en düşük frekansın ise ilkokul 1,2,3,4. Sınıf (0) ve üniversite 1. Sınıf (0) alt temasında görüldüğü; çalışma grubunun yaşı temasına göre en yüksek frekansın 12-14 yaş (54) alt temasında, en düşük frekansın ise 7-8 yaş (1) ve 13-15 yaş (1) alt temasında görüldüğü belirlenmiştir. Ekoloji alanındaki bazı kavram yanılgılarının çalışma grubunun eğitim düzeyi, sınıfı ve yaşı belirlenememiştir.
Örgüt düzeyinde uygulanan izlenim yönetimi stratejileri: BİST 100 firmaları üzerine nitel ve nicel bir çalışma
Günümüzde iletişim ve bilgi teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, örgütlerin faaliyetlerini gerçekleştirme biçimlerini önemli ölçüde değiştirmektedir. Bilginin her an ulaşılabilir olması ve iletişim araçlarıyla hızla yayılması, örgütlerin rekabet ortamında varlıklarını devam ettirebilme motivasyonlarını arttırmaktadır. Ayrıca ekonomik krizler, afetler ve skandallar gibi olağanüstü durumlar da, örgütleri kurumsal itibarlarını koruma konusunda motive etmektedir. Bu nedenle örgütler de, tıpkı bireyler gibi, çevrelerinde olumlu bir izlenim yaratmak ve sürdürmek adına çeşitli izlenim yönetimi stratejilerine başvurmaktalardır. Örgütlerin bu amaçla kullanmaları en muhtemel araçların ise, kurumsal açıklamalar olduğu görülmektedir. Söz konusu kurumsal açıklamalar içerisinde, firmaların faaliyet raporlarında yazdıkları yönetici mektupları, uzun yıllardır çalışmalara izlenim yönetimi aracı olarak konu edilmektedir. Literatürdeki çalışmalardan hareketle, bu çalışmada, örgüt düzeyinde gerçekleştirilen izlenim yönetimi stratejilerinin yönetici mektupları kapsamında değerlendirilmesi ve örgüt düzeyinde uygulanan izlenim yönetimi stratejileri üzerinde belirleyici olan değişkenlerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaçla, hisse senetleri Borsa İstanbul'da (BİST) düzenli işlem gören, piyasa ve işlem hacmi açısından ilk yüzde yer alan firmaların yönetici mektupları temin edilmiştir. Çalışmanın nitel analiz bölümünde, ilgili firmaların 2009-2019 yılları arasında paylaştıkları yönetici mektupları, içerik analizi yöntemi ile incelenmiş ve mektupların olumlu sözcük oranları hesaplatılmıştır. Daha sonra, çalışmanın nicel analiz kısmında, literatürde örgüt düzeyinde uygulanan izlenim yönetimi stratejileri ile sıklıkla ilişkili bulunan değişkenlere ait veriler de toplanarak bir model geliştirilmiştir. Bu kapsamda, lojistik regresyon analizi yöntemi ile dört farklı bağımlı değişkenle dört ayrı model oluşturulmuş ve örgüt düzeyinde uygulanan izlenim yönetimi stratejilerini en iyi açıklayan model belirlenmiştir. Çalışmanın sonucunda; firmaya, yönetim kurulu yapısına ve metne ilişkin özellikler ile yönetici mektuplarının olumlu sözcük oranları arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Bu durum, Türkiye'de faaliyet gösteren firmaların, paydaşlarına sunmak üzere hazırladıkları kurumsal açıklamalarında izlenim yönetimi stratejilerine başvurduklarını ortaya koymaktadır. Çalışmanın; örgüt düzeyinde uygulanan izlenim yönetimi stratejilerini ele alması, geniş bir örnekleme sahip olması, hem nitel hem de nicel yöntemlerden faydalanması bakımından önem taşıdığı ve literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca Türkiye'de, örgüt düzeyinde uygulanan izlenim yönetimi stratejileri kapsamında yönetici mektuplarını inceleyerek model önerisinde bulunan herhangi bir çalışmaya rastlanmadığından, bu çalışmanın bir Türkiye örneği teşkil etmesi beklenmektedir.
Evaluation of the use of content analysis in graduate theses
Qualitative content analysis has started to be used more in the recent years, especially in the last decade. This trend exists in Turkey as well. It can be said the method was founded in 1952 by Berelson, when his book Content Analysis in Communication Research was published. In this book, Berelson defined content analysis as a quantitative research technique. Criticisms arose shortly after, with Kracauer being the first critique. In the same year, Kracauer (1952) published an article titled The Challenge of Qualitative Content Analysis, in which he rejected content analysis being labeled as quantitative, and declared that the method, in fact, is a qualitative technique. The debate about if content analysis is quantitative or qualitative has been going on about since then, and content analysis has been studied methodologically as well as being used as a research technique. The motivation of this study is to identify the process and characteristics of qualitative content analysis. The aims of this study are, first, to contribute to the methodology literature in Turkey and, second, to explain how the technique is conducted and, if there is any, to overcome the misunderstandings about it. In this study, qualitative content analysis is used as the research technique. First, with literature review, it is aimed to understand the background of content analysis, where it is used, and how qualitative content analysis is conducted. With qualitative content analysis, it is aimed to identify the characteristics of the technique. For this aim, Master's and PhD theses which are written in Turkey and used qualitative content analysis in their studies are analyzed. The theses are selected from Council of Higher Education's online Thesis Center through consecutive unit type purposive sampling. There are 27 Master's and 15 PhD theses in the sample. After conducting qualitative content analysis on the sample, it is found that there is confusion about how to conduct qualitative content analysis. To overcome this confusion, some pathways are offered about conducting qualitative content analysis for researchers to reveal the difficulties related with the technique.