İlaç kullanımı

179 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aile Hekimliği polikliniklerine başvuran 18 yaş üzeri hastaların proton pompa inhibitörü kullanım özellikleri ve ilişkili faktörlerin değerlendirilmesi

Asit ilişkili patolojilerde anaakım tedavi olan Proton Pompa İnhibitörleri (PPI), tüm dünyada ve ülkemizde en çok reçete edilen ilaç gruplarındandır. Uzun sürelerde artan miktarlarda kullanılması ve potansiyel advers etkileri bildiren yayınların çoğalmasıyla, uygunsuz kullanımı ile ilgili araştırmaları beraberinde getirmiştir. Çalışmamızda, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Aile Hekimliği Polikliniğine başvuran PPI kullanmakta olan 18 yaş üzeri 160 gönüllüye tıbbi literatür ışığında oluşturulmuş anketteki sorular, araştırmacılar tarafından yöneltilerek elde edilecek sonuçlara göre PPI kullanan hastaların özelliklerinin, PPI kullanım ve reçetelendirilme trendlerinin tespit edilmesi ve uygunsuz PPI kullanımı ile ilişkili faktörlerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda, PPI uygunsuz kullanımı %26,9 oranında saptanmış olup literatürdeki uygunsuz kullanım oranlarından daha düşüktür. Uygunsuz kullanım ile cinsiyet, eğitim durumu ve gelir düzeyi arasında herhangi bir anlamlı ilişki bulunamamıştır. Ancak 65 yaş ve üzerinde PPI uygun kullanım oranı, 65 yaş altına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde fazla saptanmıştır (p=0,008). Daha önce Helicobacter pylori (HP) eradikasyon tedavisi alma oranı yaklaşık %20 olarak saptanmıştır ve ülkemizdeki HP prevalansı göz önünde bulundurulduğunda bu oran oldukça düşüktür. Hastalarda PPI kesme denemesi yapılma oranı %43,8 olup, bunların %82'si hastaların kendisi tarafından yapılmıştır ve %95'i şikâyetlerin tekrar başlaması üzerine PPI tedavisine geri dönmüştür. İlk reçetelenmelerinden sonra PPI'ları tek başına aile hekimleri en çok reçete eden hekim grubudur. Bu nedenle, ilaç kesimi girişimlerinin uygun hastalarda ve uygun stratejilerle aile hekimleri tarafından yapılması en ideal yaklaşım olarak görülmektedir.

Akılcı ilaç kullanımıHelicobacter pyloriProton pompası inhibitörleri+2
Reyhan Deniz Tokkan Sezer
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Genel dahiliye polikliniğine başvuran yaşlı hastalarda potansiyel uygunsuz ilaç kullanımı ve tedaviye uyumun araştırılması

Yaşlanma ile birlikte eşlik eden kronik hastalıklar ve geriatrik sendromlar artmakta, bunlara bağlı olarak kullanılan ilaç sayısı da artmaktadır. Bu çalışmada yaşlı hastalarda polifarmasi, ilaç kullanım hataları ve potansiyel ilaç kullanım oranlarının belirlenmesi amaçlandı. Bu prospektif kesitsel çalışmada Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Dahiliye Polikliniğine başvuran yaşlı hastalarda mevcut kronik hastalıkları, kullandıkları ilaçlar, ilaç kullanım hataları ayrıntılı olarak kaydedildi. Daha sonra 5 farklı ölçekle potansiyel uygunsuz ilaç kullanımının belirlenmesi planlandı. Çalışmaya 190 kadın ve 125 erkek olmak üzere toplam 315 hasta alındı. En sık eşlik eden kronik hastalıklar hipertansiyon (%77,4), diyabetes mellitus.(%47,9) ve dislipidemi (%39,3), geriatrik sendromlar ise kronik ağrı (%31,4), depresyon (%29,2) ve inkontinanstı (%25,1). Hastaların günlük kullandıkları ortalama ilaç sayısı: 5,5, polifarmasi oranı: %59,4, hiperpolifarmasi oranı: %10,5, ilaç kullanım hatası oranı: %25,7 idi. Hastaların verileri potansiyel uygunsuz ilaç kullanımı açısından PRISCUS Listesi, EU (7) PIM Listesi, Beers 2019 Kriterleri ve STOPP/START Kriterleri versiyon 2 olmak üzere 5 farklı ölçekle değerlendirildi ve sırasıyla %15,9, %45,1, %48,9, %44,8 ve %73,9 saptandı. PRISCUS listesi ile saptanan potansiyel uygunsuz ilaç kullanımı diğer ölçeklere göre daha düşüktü. START kriterleri ile saptanan yüksek uygunsuzluğun en önemli nedeni pnömoni ve yıllık influenza aşılarının ihmal edilmesiydi. Polifarmasi alanlarda günlük 1-4 ilaç alan gruba göre potansiyel uygunsuz ilaç kullanımı yüksekti. Sonuç olarak, bu çalışmada yaşlı hastalarda polifarmasinin sık olduğunu ve buna bağlı olarak potansiyel uygunsuz ilaç kullanımının arttığını gözledik. Anahtar kelimeler: Yaşlı, polifarmasi, potansiyel uygunsuz ilaç kullanımı

Akılcı ilaç kullanımıPolifarmasiTedaviye bağlılık ve uyum+3
Ulvıyya Hasanzade
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Akılcı ilaç kullanımı uygulamalarının tıp etiği açısından değerlendirilmesi

Akılcı olmayan ilaç kullanımı, ülkemizde olduğu kadar dünyada da önemli sağlık problemleri arasındadır. İdari açıdan yasal boyutunu belirlemek ve hazırlamak açısından sağlık politikası hazırlayanları, sağlık hizmet sunumu açısından hekimi, ilaçların sağlanması açısından eczacıyı, ilaç kullanımı açısından hastaları etkilemekte olan bu yanlış kullanım son 50 yıl içerisinde her bir paydaşın aktif sorumluluklarının tartışıldığı ve etik açıdan değerlendirmelerin yapıldığı önemli bir konu haline gelmiştir. Bu nedenle konunun özellikle tıp etiği açısından değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Küresel bir problem olan akılcı olmayan ilaç kullanımına karşı Dünya Sağlık Örgütü de bireysel ve toplumsal bağlamda çözüm önerileri getirmiş olmasına rağmen henüz tam olarak etkin bir çözüme ulaşılamadığı görülmektedir. Bu amaç doğrultusunda öncelikle akılcı ilaç kullanımının günümüzdeki yeri ve önemi, küresel çapta neler yapıldığı, ülkemizde ne gibi önlemler alındığı literatürde araştırılmıştır. "Akılcı İlaç Kullanımı", "Akılcı Olmayan İlaç Kullanımı", "Akılcı Antibiyotik Kullanımı", "Tıp Etiği", "Akılcı İlaç ve Etik" başlıkları belirlenmiş ve bu başlıklarda yazılmış makale ve tez çalışmaları çeşitli arama motorlarında taranmıştır. Yapılan tarama sonucunda ilgili başlıklarda toplam 4663 makale, 95 tez çalışması bulunmuştur. Ancak bu çalışmalarda akılcı ilaç kullanımı konusunun tıp etiği açısından değerlendirilmediği saptanmıştır. Ayrıca çalışmaya katkı sağlaması amacıyla Bursa Eczacılar Odası Başkanı Ecz. Okan Şahin ile "Akılcı İlaç Kullanımı"na yönelik bir röportaj gerçekleştirilmiş ve çalışmayı destekler cevaplara varıldığı gözlenmiştir. Bu çalışmada akılcı ilaç kullanımı uygulamaları tıp etiği açısından değerlendirilmiş, tıp etiğine ilkelerine uygun olmayan ilaç kullanımının hem sağlık hem ekonomik boyutuyla problem olabileceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca AİK desteklemek amacıyla da çeşitli öneriler geliştirilmiştir

Akılcı ilaç kullanımıEtikSağlık harcamaları+3
Selim Genç
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Akut promyelositik lösemi hücre hattında (HL-60) çoklu ilaç direncininin azaltılmasında manyetik nanopartikül destekli ilaç kullanılması

Kanser, ölüm oranlarının yüksek olması ve tedavideki zorluklar nedeniyle önemli bir sağlık problemidir. İdarubisin göğüs kanseri ve akut lösemilerin tedavisinde sıklıkla kullanılan bir antikanser ilacıdır. İdarubisin kullanımının bazı dezavantajları vardır. Bunlar kanser hücrelerine spesifik olmaması, sağlıklı hücre ve dokulara zarar vermesi, kullanımından sonra kanserin nüksetmesi ve çoklu ilaç direncinin gelişmesidir. Bu amaçla, tez kapsamında ilaç direncini azaltacak, ilacın taşınmasını sağlayacak ve ilacı lösemi hücrelerine daha spesifik hale getirecek manyetik nanopartikül (MNP) sistemini kullandık. Çalışmamızda öncelikle Fe3O4 nanopartikülleri hazırlandı, çeşitli organik moleküllerle kaplandı, MNP'lere folik asit bağlandı ve FT-IR, XRD, C-TEM, SEM yöntemleriyle karakterizasyon işlemleri yapıldı ve idarubisin bağlandı. İdarubisin bağlı MNP'lerin ve serbest idarubisinin HL-60 hücre hatlarında sitotoksik etkisi 24., 48. ve 72. saatlerde MTT ve ATP testleriyle belirlenip IC50 değerleri hesaplandı. Bulunan IC50 konsantrasyonlarındaki apoptoz durumu flow sitometriyle değerlendirildi, PCR yöntemiyle MDR1, Puma, NOXA, BAX, Survivin ve BCL-2 genlerin eskpresyonları ölçüldü. Yapılan sitotoksite testlerinde MNP kullanımıyla IC50'nin 2 ile 20 kat arasında düştüğü ve folik asit bağlı MNPlerde sitotoksik etkinin daha da arttığı bulundu. Gen ekspresyon ölçümlerinde MNP kullanımında apoptotik genlerin ekspresyonlarının arttığı, MDR1 ve antiapoptotik genlerin ekspresyonlarının ise azaldığı bulundu. Flow sitometri ölçümlerinde apoptozun arttığı bulundu. MNP sistemlerinin kullanımı ilacın kontrollü salınımını sağladığından ve yapısından dolayı hücre dışına çıkışını engellediğinden ilaç direncini azaltmıştır. Ayrıca apoptozu uyardığından ilacın daha düşük konsantrasyolarda etki etmesini sağlamıştır. Folik asit kullanımı ilacı kanser hücrelerine spesfikliğini arttırdığından ve hücre içine girişi kolaylaştırdığından ilacın etkinliğini arttırmıştır. Buradan elde edilen sonuçlar daha ileri çalışmalara ışık tutacak ve kanser hastalarının tedavisi için daha etkili yöntemler geliştirmesini sağlayacaktır.

ApoptozisFolik asitHücre dizisi+6
Hasan Ulusal
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Birinci basamakta yetişkin hastalarda polifarmasi, akılcı ilaç kullanımı ve tedavi uyumunu etkileyen faktörlerin araştırılması

Dünya genelinde giderek artan nüfusla birlikte özellikle kronik hastalıklar ve ilaç kullanımı artmaktadır. İlaç kullanımının artması ile beraber 'polifarmasi' dediğimiz çoklu ilaç kullanımı durumu ortaya çıkmaktadır. Akılcı ilaç kullanımı ise, doğru tanı ve tedavi yöntemi ile hastanın uygun ilacı, uygun süre ve dozda, en düşük fiyat ile kolayca sağlayıp kullanabilmesidir. Bu tez çalışması, Bursa ili 36 nolu Ertuğrul Eğitim Aile Sağlığı Merkezinde takibi yapılan ve kronik ilaç kullanımı olan hastalar arasında birinci basamakta yetişkin hastalarda polifarmasi, akılcı ilaç kullanımı ve tedavi uyumunu etkileyen faktörlerin araştırılması amacı ile yapılmıştır. Çalışma grubunu oluşturan 249 hastanın yaş ortalaması 51 yıl olup; %64,7'si (n:161) kadın, %35,3'ü (n:88) erkektir. Hastaların kronik hastalık takiplerini %35,2'sinin düzenli yaptırmadığını, %37,8'inin çok fazla ilaç kullandığını ve azaltılması gerektiğini düşündüğünü, %28,8'inin ilaç yan etkisine maruz kaldığı görülmüştür. Hastaların %44,3'ü kullandığı ilaçların yan etkisini bilmemekte, %43,2'si kronik ilaçları harici ek tedavi kullandığını belirtmektedir. Genel Sağlık Anketi-12 Ölçeği total puan ortalaması 2,24 olup katılımcıların %42,6'sı psikolojik hastalık açısından risklidir. Polifarmasi dediğimiz yani 4 ve üzeri ilaç kullanımı olanların genel sağlık anketi puanı anlamlı olarak daha yüksektir (p=0,039). Genel sağlık anketinden yüksek risk grubunda puan alanların kronik ilaçları harici ek tedavi kullanımları %48,5 ile diğer gruplara oranla yüksek olduğu gösterilmiştir (p=0,014). İlaç yan etkisinin görülenlerin genel sağlık anketi puanı anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p=<0,001). İlaç yan etkisi görülmeyen bireylerde 1-3 adet ilaç kullanımı olanlar %76,2 ile 4 ve üzeri ilaç kullanımı olanlara kıyasla anlamlı olarak yüksektir (p=<0,005). Kadınlarda reçetesiz ağrı kesici kullanımı %58,4 (p=0,01) ve vitamin/mineral kullanımı %35,4 (p=<0,001) ile erkeklere göre daha yüksek kullandığı görülmüştür. Bireylerin bitkisel tedavi kullanımları yaş grupları ile kıyaslandığında yaş arttıkça bitkisel tedavi kullanımlarının arttığı görülmüştür (p=0,005). Polifarmasi varlığının istenmeyen ilaç reaksiyonları, ilaç-ilaç etkileşimleri, hastaneye yatış ve mortalite gibi risk faktörlerini beraberinde getirmesi nedeniyle bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkilemesi olasıdır. Birinci basamakta yaşlanma ile beraber polifarmasi oranlarının arttığı, polifarmasi oranlarının artması ile ilaç yan etkilerine maruz kalmanın arttığı yine genel sağlık anketinden alınan puanın artması ile beraber polifarmasi ve ilaç yan etiklerine maruz kalma oranlarının arttığı görülmüştür. Birinci basamakta hasta popülasyonun önemli bir kısmını oluşturan yaşlı ve kronik ilaç kullanımı olan hastalarda polifarmasi ve ilaç yan etkilerine maruz kalma açısından akılcı ilaç kullanım esasları özellikle dikkate alınmalı. Hastalık ve ilaç takipleri açısından hastaların bilgi düzeyi artırılmalıdır.

Akılcı ilaç kullanımıAnketlerPolifarmasi+3
Ersin Ülger
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Rat hipotalamusunda deksmedetomidinin indüklediği hipertermi mekanizmasının proteomiks analizi ile araştırılması

AMAÇ: Oldukça selektif bir α2 adrenerjik reseptör agonisti olan deksmedetomidine bağlı vucut sıcaklığı yükselmesinin ayrıntılı santral mekanizmasını aydınlatmak amacıyla rat hipotalamus hücrelerinde proteomiks ve biyoinformatik analiz aracılığı ile değişen proteom profilleri gösterilmek istenmiştir. GEREÇ VE YÖNTEM: Deney Hayvanları Etik Kurulundan alınan onay sonrasında 8-10 haftalık yetişkin erkek 10 adet rat, 2 ayrı gruba ayrıldı. Deney grubuna 0,15 µg/gr deksmedetomidin ve kontrol grubuna aynı volümde serum fizyolojik 24 saatte 5 kez intraperitoneal olarak uygulandı. Sedasyon skalasına göre saatlik puanlama yapıldı, sedasyon süresince saatlik kalp atım hızı, saturasyon ve vücut sıcaklıkları kaydedildi. 24 saatin sonunda tüm denekler %70 karbondioksit inhalasyonu ve ardından giyotin ile sakrifiye edildi. Diseksiyon yapılarak hipotalamuslar -80°C'de dondurucuda saklandı. FASP (Filter-Aided Sample Preparation) protokolü ile ayrıştırılan dokuya Sıvı Kromatografi-Kütle Spektrometresi (LC-MS/MS) ile yüksek çözünürlüklü proteomiks analizi yapılmıştır. PLGS Threshold Inspector ve PLGS 3.0.1 biyoinformatik araçlar kullanılarak protein tayini yapıldı. Fazla sayıda örneğin toplu halde karşılaştırmalı analizli için Progenesis QIP yazılımı kullanıldı. Gen Seti Zenginleştirme Analizi (GSEA) ile rat dokusundan elde edilen proteinler insan ortologlarına çevirildi ve normalleştirilmiş zenginleştirme skorlarına (NES) göre ön plana çıkan yolaklar belirlendi. BULGULAR: İki grup hipotalamus örnekleri arasında proteomiks analizine göre tanımlanan 866 protein içinden toplamda 49 protein istatistiksel olarak (p ≤0,05), 9 adet protein kat değişimi açısından (≥1.4-kat değişimi) anlamlı bulunmuştur. STIP 1 (Stress-induced-phosphoprotein 1) ve MTCO2 (Sitokrom c oksidaz subunite 2) hem istatistiksel hem de kat değişimi açısından anlamlı bulunan en önemli 2 protein olarak ön plana çıkmıştır. NES'e göre up regülasyon gösteren yolaklar; biyolojik oksidasyonlar, yağ asidi metabolizması, interlökin 12 stimülasyonu sonrası jak stat sinyali ile gen ve protein ekspresyonu, proteozom, çözünür ekzojen antijen endozomlarının çapraz sunumu, poliaminlerin metabolizması, IL12 sinyali, IL12 ailesi sinyali, eksternal uyaranlara hücresel tepkiler, strese hücresel yanıt olarak belirlenmiştir. NES'e göre down regülasyon gösteren yolaklar; G alfa I sinyal olayları, insülin salgısının düzenlenmesi, iyon kanalı transportu, opioid sinyali, gpcr ile sinyal, demir uptake ve transportu, reseptör tirozin kinazlarla sinyal, nörotransmitter reseptörleri ve postsinaptik sinyal iletimi, oksidatif fosforilasyon, kimyasal sinapslardan iletim, nöronal sistem, küçük moleküllerin taşınması olarak belirlenmiştir. SONUÇ: Çalışmamızda up regülasyon ve down regülasyon gösteren yolaklar ve anlamlı proteinler ile daha önce hipertermi- hipotalamus üzerinde çalışılmış makalelerde ön plana çıkan yolaklar ve anlamlı proteinler karşılaştırılmıştır. STIP 1 (Stress-induced-phosphoprotein 1) ve MTCO2 (Sitokrom c oksidaz subunite 2), PSMC6 (26S proteosome subunite) ve temsil ettikleri Eksternal uyarlara hücresel cevap, biyolojik oksidasyo ve proteozom yolaklarının up regüle olması, oksidatif fosforilasyon yolağının down regülasyon göstermesi hipotalamusta ateş gibi fizyolojik bir stresin varlığını düşündürmektedir.

AteşDeksmedetomidinDeksmedetomidin+5
Ümra Gökçe Demir
Bezmialem Vakıf University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Antiepileptik tedavisi kesilmiş remisyondaki epilepsi hastalarında rekurrens epilepsi oranı ve bu hastaların epidemiyolojik ve klinik özelliklerinin değerlendirilmesi

Amaç: Dünyada epilepsinin farklı tiplerine sahip 10 milyondan fazla çocuk mevcuttur. Antiepileptik ilaçlar (AEİ) uzun süre kullanıldıklarında özellikle çocuklarda birçok yan etkiye yol açmaktadır. Bu nedenle rekurrens riskine rağmen, epileptik hastalarda belirli bir nöbetsiz süre sonrası genellikle AEİ kesimi gündeme gelmektedir. Çocuklarda AEİ tedavisi kesimi sonrası rekurrens riski %30-40 oranındadır. Güvenli bir şekilde tedavi kesimi için gerekli kriterlerde hala ortak bir kanıya varılamamıştır. Bu çalışma epileptik çocuklarda AEİ kesimi sonrası rekurrens riskini belirlemek ve nöbet rekurrensi ile ilişkili risk faktörlerini değerlendirmek amacı ile retrospektif olarak yapılmıştır. Materyal ve Metodlar: Ocak 2015 – Aralık 2020 tarih aralığında Çocuk Nöroloji Merkezimize başvurmuş, 1-18 yaş arası, AEİ tedavisi altında en az 2 yıl nöbetsiz takip edildikten sonra tedavisi kesilmiş olan 292 epileptik hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalar rekurrens için tanımlanmış risk faktörlerine göre gruplandırıldı ve bu risk faktörlerinin nöbet rekurrensi ile ilişkisi değerlendirildi. Bulgular: Takip süresi boyunca 56 hastada (%19,1) nöbet rekurrensi gözlendi. Bunların %44,6'sında ilaç kesiminden sonraki ilk 6 ayda, %55,4'ünde ise 6. aydan sonra nöbet rekurrensi görüldü. Nöbetsiz sağ kalım oranları 1. Yılın sonunda %85, 2. Yılda %83, 4. Yılın sonunda ise %80 olarak saptandı. Ortalama nöbet başlangıç yaşı 7,1  3,48 yıldı. Rekurrens riskini ve prediktif faktörlerle ilişkisini belirlemek için ilişkili parametreler tek değişkenli ve çok değişkenli istatiksel analiz ile değerlendirildi. Sadece nöbet başlangıç yaşının 6 yaşın üzerinde olmasının rekurrens riskini istatiksel olarak anlamlı bir şekilde artırdığı görüldü. Sonuç: AEİ tedavi kesimine karar vermeden önce her hasta bireysel olarak değerlendirilmelidir. Bizim çalışmamız nöbet başlangıcı 6 yaşın üstünde olan hastaların, yüksek oranda rekurrens riski nedeni ile AEİ kesimi sonrası daha dikkatli bir şekilde takip edilmesi gerektiğini göstermektedir. Anahtar sözcükler: Antiepileptik ilaç, epileptik çocuk, rekurrens risk faktörleri, ilaç kesimi

Antiepileptik ilaçlarEpidemiyolojiEpilepsi+5
Çiğdem Korkmaz
Bezmialem Vakıf University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Geriatrik popülasyonda polifarmasi ile antikolinerjik yükün nütrisyonel parametreler üzerine etkisi

Giriş ve Amaç: İştahsızlık, disfaji ve malnütrisyon yaşlılarda sık görülmektedir ve çok sayıda komplikasyonla ilişkilidir. Antikolinerjik ilaçlar ağız kuruluğu, konstipasyon ve kognitif fonksiyonlarda bozulma gibi yan etkilerle nütrisyonel parametreleri olumsuz etkileyebilir ve bu ilaçlar demans hastalarında daha sık kullanılmaktadır. Bu nedenle, bu çalışmada antikolinerjik ilaç yükünün (AİY) fazla olmasının, demans olan ve olmayan yaşlılarda, disfaji ve nütrisyonel durum üzerine etkisi araştırılmaktadır. Materyal ve Metot: Geriatri kliniğine ayaktan gelen 1165 (%31.6'sı demans) yaşlı hasta çalışmaya dahil edildi. Yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, komorbit hastalıkları, kullandıkları ilaçlar ve ilaçların sayısı; günlük temel ve enstrümental günlük yaşam aktiviteleri (TGYA, EGYA) ve kognitif fonksiyonları değerlendirildi. Antikolinerjik ilaç yükü için antikolinerjik burden scale (ACB) kullanıldı; ACB skoru ≥2 olanlar yüksek AİY olarak kabul edildi. Hasta ve bakım verenleri ile yapılan görüşme ile tüm hastalara nütrisyonel durum için Mini-Nutritional- Assessment (17-23.5/30 ve <17/30, sırasıyla malnütrisyon riski ve malnütrisyon) ve disfaji ise Eating Assessment Tool score-10 skalası uygulanırken (≥3/10, disfaji); Council on Nutrition Appetite Questionnaire yalnızca demans olmayan hastalara uygulanabildi (≤ 28/40, iştahsızlık). Bulgular: Demans hastalarının %44,5'inde yüksek AİY vardı. Demans hastalarında, yüksek AİY olanlarla düşük AİY olanlar karşılaştırıldığında ortaya çıkan değişkenler olan yaş, Parkinson hastalığı (PH), kalp yetmezliği (KY), Barthel TGYA ve Lawton EGYA skorlarının etkisi ortadan kaldırıldıktan sonra; yüksek AİY olanlarda malnütrisyon 5.3 ve malnütrisyon riski 2.9 kat fazlaydi (p<0.05); ancak disfaji, iki grup arasında farksızdı (p>0.05). Demans olmayanlarda ise, yine yüksek AİY olanlarla düşük AİY olanlar karşılaştırıldığında ortaya çıkan farklı değişkenler olan cinsiyet, koroner arter hastalığı, hipertansiyon, KY, PH ve azalmış Barthel TGYA ve Lawton EGYA skorlarının etkisi ortadan kaldırıldıktan sonra malnütrisyon, disfaji ya da iştahsızlık ile ilişki olmadığı bulundu (p>0.05). Sonuç: Yaşlı demans hastalarında antikolinerjik ilaç kullanımı malnütrisyon ve malnütrisyon riskinde artış ile ilişkilidir. Bu nedenle, demans hastasının tedavisi düzenlenirken antikolinerjik etkisi düşük olan ilaçlar tercih edilmeli ve/veya bu ilaçlar kullanılırken nütrisyonel değerlendirme yapılmalıdır. Anahtar Sözcükler: Malnutrisyon, antikolinerjik yük, polifarmasi, demans

BeslenmeBeslenme durumuGeriatri+6
Meysere Nur Akuç
Bezmialem Vakıf University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Pediatrik ilaçların süt dişlerinde neden oldukları dental erozyonun önlenmesinde florürlü vernik ve kazein fosfopeptit amorf kalsiyum fosfatın etkilerinin değerlendirilmesi

Dental erozyon, bakteri tutulumu olmaksızın kimyasal çözünme yoluyla dental sert dokuların ilerleyici kaybı olarak tanımlanır. Günümüzde dental erozyonun prevalansı özellikle çocuklar ve adölesanlar arasında artış göstermektedir. Dental erozyonun etiyoloji, düşük pH, yüksek asiditeye sahip, içeriğinde kalsiyum, florür ve fosfat iyonlarının düşük konsantrasyonlarının bulunduğu veya hiç olmadığı ürünlerin tüketimi ile ilişkilendirilmiştir. Bütün bu özelliklere sahip oldukları için sıvı ilaçlar da bu ürünler arasındadır. Son yıllarda özellikle kronik rahatsızlıkları bulunan çocuklar tarafından ilaç kullanımının artmasından yola çıkılarak, bu in vitro çalışmaki amaç ilaçların süt dişlerinde yol açtıkları erozyona karşı florürlü vernik ve amorf kalsiyum fosfatın etkilerini değerlendirmektir. Çalışmamızda, yeni çekilmiş, çürüksüz, sağlıklı 60 adet süt dişi ve farklı etken bileşenler içeren 4 ilaç grubu kullanıldı. İlaçların ve eroziv atakların neden olduğu dental erosyonun önlenmesinde koruyucu ajan olarak %5 NaF vernik (Enamelast®, Ultradent Product Inc., ABD) ve Tooth Mousse (Tooth Mousse®, GC America Inc., Alsip, ABD) kullanıldı. Örnekler her bir akrilik blokta 5 diş olacak şekilde otopolimerizan akrilik bloklara gömüldü ve toplamda 24 adet akrilik blok elde edildi. Örnekler 12 gruba (n=10) ayrıldı: G1= Augmentin, G2= Lordes, G3= Polivit, G4= Ventolin, G5= Florürlü vernik + Augmentin, G6= Florürlü vernik + Lordes, G7= Florürlü vernik + Polivit, G8= Florürlü vernik+ Ventolin, G9= GC Tooth Mousse + Augmentin, G10= GC Tooth Mousse + Lordes, G11= GC Tooth Mousse + Polivit, G12= GC Tooth Mousse + Ventolin. Daldırma sikluslarından önce, ilaçların pH, titre edilebilir asidite ve tamponlama kapasitesi ölçüldü. Kontol grubu G1, G2, G3, G4 grupları günde iki defa 5 dk ilaç solüsyonuna batırıldı ve daha sonra yapay tükürükte bekletildi. G5, G6, G7, G8'e pH siklusundan önce florürlü vernik uygulandı ve örnekler 24 saat nemli ortamda bekletildi. G9, G10, G11, G12'ye günde iki defa 3 dakika demineralizasyon işleminden önce ve sonra CPP-ACP uygulandı. Kontrol grubu hariç, diğer gruplar 5 gün pH siklusuna tabi tutuldu. Eroziv siklustan sonra örnekler iki gün boyunca remineralizasyon solüsyonunda (yapay tükürük) bekletildi. Vickers sertlik cihazı (HMV-2 series Shimadzu Corporation, Kyoto, Japonya) kullanılarak örneklerin başlangıç ve 7ci günün sonundaki son mikrosertlik ölçümleri yapıldı. İstatistiksel analiz eşleştirilmiş t testi, Wilcoxon eşleştirilmiş iki örnek testi, Kruskal Wallis varyans analizi ve Mann Whitney U testi kullanılarak gerçekleşitirildi. Tüm istatistikler için anlamlılık sınırı p<0.05 olarak alındı. Bütün grupların (G5, G7, G8 hariç) başlangıç ve son mikrosertlik ölçüleri arasındaki fark anlamlı bulundu. G5, G7 ve G8 hariç tüm gruplarda daldırma siklusundan sonra mikrosertlik değerleri istatistiksel olarak anlamlı ölçüde düşük bulundu. Bütün bu bulguların ışığında, florürlü verniğin erozyon üzerinde etkili olduğu, minenin remineralizasyonunu belirgin şekilde koruyarak dental erozyonu önlediği görülmüştür. CPP-ACP ise diş örneklerini eroziv ataklara karşı korumada başarısız bulunmuştur.

Diş erozyonuFlorürlerPediatri+5
Narmın Mammadlı
Bezmialem Vakıf University
2020
00
Pharmacy SpecialtyOpen AccessTR

Antitrombotik tedavi alan hastalarda klinik eczacılık hizmetlerinin değerlendirilmesi

Antitrombotik ilaçlar kardiyoloji servisinde sıklıkla kullanılmaktadır ve bu hastaların ilaç ile ilişkili sorunlara (İLİS) açık olacağı düşünülmektedir. Bu çalışma ile antitrombotik tedavi alan hastalarda İLİS'lerin tespit edilmesi ve önlenmesi konusunda klinik eczacılık hizmetlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma, prospektif randomize kontrollü bir çalışma olarak iki grup şeklinde tasarlanmıştır. Bir üniversite hastanesinin Kardiyoloji servisinde Kasım 2021-Kasım 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Klinik eczacı tarafından İLİS ve nedenleri tespit edilmiştir ve müdahale grubundaki hastalar için klinik açıdan anlamlı gördüğü İLİS'lere yönelik hekimlere önerilerde bulunulmuştur. İLİS sınıflandırması, PCNE (Pharmaceutical Care Network Europe) v9.1'e göre yapılmıştır. Hastalar taburculuk sonrası 1 ve 3 ay içerisinde tekrar hastane yatışları açısından incelenmiştir. Toplam 400 kişi çalışmaya dahil edilmiştir. Kontrol ve müdahale grubundaki hastaların yaş ortalaması sırasıyla 67,2±12,2 ve 67,8±12,3 olarak bulunmuştur. Koroner arter hastalığı (%74,5; %74,5) ve hipertansiyon (%70,5; %70) en yaygın hastalıklar olarak görülmüştür. Tespit edilen İLİS sayısı kontrol grubunda 561 ve müdahale grubunda 497 idi. Her iki grupta da en sık tespit edilen sorun tedavi güvenliği (%73,62; %74,25) ile ilişkili bulunmuştur. Sonrasında tedavi etkililiği (%24,06; %23,14) gelmiştir. Başlıca İLİS nedenlerinin ilaç seçimi (%81,11; %80,88) ve doz seçimi (%19,08; %16,10) olduğu belirtilmiştir. Çalışma sırasında klinik açıdan anlamlı görülen 266 İLİS'e yönelik 248 (%93,23) öneride bulunulmuştur. Bu önerilerin 235'i (%94,76) hekimler tarafından kabul edilmiştir. İlaç düzeyindeki girişimler en çok doz değiştirilmesi (%29,65) ve yeni ilaca başlanması (%28,49) şeklinde olmuştur. Gruplar arasında 1 ve 3 ay içerisinde tekrar hastane yatışı açısından anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05) fakat müdahale grubunda sayısal olarak azalma gözlemlenmiştir. Çalışmamızda her iki grupta da İLİS'lerin fazla olduğu görülmüştür. Müdahale grubundaki sorunlara dair önerilerin kabul oranlarının yüksek olması, klinik eczacının İLİS'lerin azaltılmasında pozitif yönde bir katkısı olduğunu göstermiştir. Bu sonuçlar, klinik eczacının sağlık ekibine dahil edilmesinin ve sunduğu hizmetlerin yaygınlaştırılmasının, daha kaliteli bir sağlık hizmeti sağlayacağını ortaya koymaktadır. Klinik eczacılar hastanede daha aktif bir rol oynayarak, hastaların tedavi sürecinin daha etkili ve verimli yönetilmesine yardımcı olabilir.

AntikoagülanlarEczacılarEczacılık+6
Damla Sosyal
Bezmialem Vakıf University
2023
00
Pharmacy SpecialtyOpen AccessTR

Böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda ilaç kullanımının incelenmesi ve klinik eczacılık hizmetlerinin değerlendirilmesi

Bu çalışma ile genel dahiliye servisinde yatmakta olup böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda ilaç kullanımının incelenmesi, ilaç ile ilişkili sorunların (İLİS) tespiti ve çözümünde klinik eczacılık hizmetlerinin değerlendirilmesi ve renal doz ayarı gerektiren ilaçların kullanımında klinik eczacının bilgilendirme ve müdahalesinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma, Kasım 2021-Kasım 2022 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinin Genel Dahiliye servisinde yürütülen prospektif, yarı-deneysel bir çalışmadır. Araştırma üç ardışık dönemde alınan hasta grupları ile yapılmış olup hastalar İLİS tespiti, renal doz ayarı gerektiren ilaçların kullanımı ve uygunluğu açısından incelenmiştir. Klinik eczacı ilk grupta herhangi bir müdahalede bulunmazken ikinci grupta hastaların bakımından sorumlu hekimlere sık kullanılan ilaç gruplarında renal doz ayarlamaları ile ilgili bilgilendirme sunumu yapmış ve hastalar bu sunum sonrası çalışmaya dahil edilmiştir. Üçüncü grupta ise klinik eczacı doğrudan serviste yer alarak hastalardaki İLİS'leri tespit etmiş ve bunların çözümüne yönelik girişimlerde bulunmuştur. İLİS sınıflandırması, PCNE (Pharmaceutical Care Network Europe) V9.1'e göre yapılmıştır. Çalışmaya toplam 160 kişi dahil edilmiştir. Kontrol, eğitim ve müdahale grubundaki hastaların yaş ortalaması sırasıyla 73,1±10,3; 75,6±8,49 ve 74,5±10,1 olarak tespit edilmiştir. Hastalarda en sık görülen komorbiditeler sırasıyla hipertansiyon, diyabet, koroner arter hastalığı, atrial fibrilasyon ve kalp yetmezliği olmuştur. Gruplarda tespit edilen İLİS sayısı sırasıyla 238, 195 ve 169'dur. Çalışma sırasında müdahale grubundaki 80 İLİS'e yönelik 156 öneride bulunulmuştur. Bu önerilerin 154'ü (%98,71) hekimler tarafından kabul edilmiştir. Gruplar arasında toplam İLİS ve renal disfonksiyon ile ilişkili İLİS sayısı açısından sayısal farklılıklar görülse de istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Kontrol ve müdahale grupları arasında renal disfonksiyon ile ilişkili İLİS tespit edilen hasta sayısında ise istatistiksel açıdan anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0,05). Çalışmamızda tespit edilen İLİS ve buna yönelik girişimlerin kabul oranının yüksek olması klinik eczacının, böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda ilaç kullanımının ve hasta sonuçlarının iyileştirilmesine katkısı olduğunu göstermektedir. Gruplar arasında toplam İLİS ve renal fonksiyon bozukluğu ile ilişkili İLİS açısından sayısal azalmalar gözlenmiştir. Kontrol ve müdahale grupları arasında renal disfonksiyon ile ilişkili İLİS tespit edilen hasta sayısında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Bu sonuçlara göre klinik eczacının özellikle böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastaların tedavisinde, sağlık ekibinin içinde yer almasının hasta sonuçlarının iyileştirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Böbrek fonksiyon testleriBöbrek hastalıklarıBöbrek yetmezliği-akut+4
Özge Özmen
Bezmialem Vakıf University
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Assessment of medication adherence in individuals with chronic diseases

Objective: Chronic disease is defined as long-term conditions which occur due to a combination of many causes, cannot be treated, and require regular treatment, care and lifestyle changes. Chronic diseases require long-term drug use in terms of reducing morbidity and mortality. Medication adherence refers to all the decisions about prescribing the patient's drugs, starting, continuing and discontinuing them, and applying the recommendations received in this process. This may be a process that complicates the individual's daily life activities. Therefore, the aim of this study is to assess the medication adherence in individuals with chronic diseases. Method: This is a descriptive and cross-sectional study. The population of the study consisted of patients receiving treatment at Al-Nasiriyah Teaching Hospital in Dhi-Qar City, Iraq. Data were collected between December 2021 and May 2022. 208 patients were included in the study. Data were collected through face-to-face interview method using a socio-demographic questionnaire and General Medication Adherence Scale (GMAS). SPSS Statistics (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 software was used to assess the data. Percentage, total score calculation, t-test and ANOVA were used. Results: The study findings revealed that 73.6% of the participants were over the age of 46, 57.2% were female, 74.5% were married, 27.4% were illiterate, 54.8% were unemployed, 78.8% were living in the city, 66.3% had an additional chronic disease, and the most common additional chronic disease was hypertension with a rate of 32.2%. The scores of the scale's subscales were found to be 10.15±4.57 for Patient Behavior related Non-Adherence, 8.79±2.73 for additional disease and pill burden, 4.13±1.79 for cost-related non-adherence, and total scale score was 23.07±7.70, respectively. The cost-related non-adherence subscale scores of those under the age of 45 were lower. Scores of additional disease and pill burden subscale and cost-related non-adherence subscale and total scores of GMAS were lower and statistically significant in married ones compared to the others, in illiterate ones than their literate counterparts, in employed ones than their unemployed counterparts (p<0.05). All subscale and total scores of those living in rural areas were lower than the scores of those living in urban areas, and the additional disease and pill burden and GMAS total mean score were lower and statistically significant in those who had additional chronic diseases compared to those who did not(p<0.05). Conclusion: Nurses should regularly organize education programs at certain time intervals for patients who use drugs regularly and should raise their awareness about use of their drugs. Nurses should especially arrange the treatment plan of elderly individuals in a way to prevent the negative effects that may occur as a result of the use of multiple medications.

NursingChronic diseaseTreatment+2
Muntaha Abed Sameer
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

KOAH'lı bireylerde öğrendiğini anlat yöntemi ile yapılan eğitimin inhaler ilaç uyumuna etkisi

Bu çalışma KOAH tanısı almış ve inhaler ilaç kullanan hastalara Öğrendiğini Anlat Yöntemi ile yapılan eğitimin inhaler ilaç uyumunu değerlendirmek amacı ile ön test son test kontrollü randomize deneysel müdahale ile yapılmış bir çalışmadır. Çalışma örneklemini Ankara Bilkent Şehir Hastanesinin Göğüs hastalıkları ve Dâhiliye polikliniklerine başvuran araştırma kriterlerine uyan 172 hasta oluşturmaktadır. Araştırma 01.02.2023- 30.04.2023 tarihlerinde Sosyodemografik Veri Formu, İnhaler İlaç Kullanım Beceri Çizelgesi ve Morisky Uyum Ölçeği kullanılarak yapılmıştır. Veriler IBM SPSS Statistics V23 ve AMOS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Anlamlılık düzeyi p < 0,05 kabul edilmiştir. Çalışmaya katılan bireylerin %57'si erkek ve %43'ü kadın, %49,99'unun yaşları 61-78 yaş arasında ve %84,9'u şu anda çalışmadığını belirtiyor. Hastaların %27,9'u KOAH tanısını 5-10 yıl içinde almış, %39'u inhaler ilaçlarını rutin kullandığını, %29,7'si 1-5 yıldır inhaler ilaç kullandığını, %53,5'i daha önceden inhaler ilaç kullandığını , %41,9'u doktorun önerisi ile inhaler ilacını değiştirdiğini bildirmiştir. Ölçülü doz inhaler, Diskus ve İnhalasyon kapsülü kullanımında Ön Testten Son Teste istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmektedir (p<0,05). Katılımcıların hepsinin ön testten son teste ortalama puanlarının arttığı görülmektedir. Easyhaler ve Turbuhaler kullanımı ölçeğinden aldığı ortalama puanların arttığı görülmektedir. Bu aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0,05). Morisky-8 Tedaviye Uyum Ölçeğine verilen cevaplarda Ön Testten Son Teste istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmektedir (p<0,05). Sonuç olarak İnhaler ilaç kullanan hastalara Öğrendiğini Anlat Yöntemi ile inhaler ilaç eğitimi verilebileceği görülmektedir.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifHasta eğitimi+5
Satı Şahin Ceylan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İnhaler uyum ölçeği'nin psikometrik özellikleri; geçerlilik ve güvenirlik çalışması

Bu araştırma, KOAH'lı bireylerin inhaler cihaz uyumunun değerlendirilmesi ve İnhaler Uyum Ölçeği'nin psikometrik özellikleri-geçerlilik ve güvenirlik çalışması yapılarak Türkçeye uyarlanması amacıyla analitik türde yapılan bir çalışmadır. Çalışma Şubat-Nisan 2022 tarihlerinde Çankırı Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Polikliniğine başvuran toplam 300 KOAH hastası ile yapılmıştır. Çalışma da veriler Sosyodemografik Anket Formu, İlaç Uyum Bildirim Ölçeği ve İnhaler Uyum Ölçeği kullanılarak hastalar ile yüz yüze görüşme yoluyla toplanmıştır. Çalışmada etik kurul onayı, kurum izni ve bireylerden sözlü gönüllülük onayı alınmıştır. Çalışmaya kabul edilen KOAH'lı bireylerin anket sorularını cevaplaması istenmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde Histegram ve Olasılık Grafikleri, Kolmogorov, Smirnow/Shapiro-Wilk Testleri kullanılarak parametrik ya da non-parametrik testler ile analiz yapılmıştır. İnhaler Uyum Anketi'nin Türkçeye uyarlanması, dil ve kapsam geçerliliği , test-tekrar test güvenilirliği, iç tutarlılık ve yapı geçerliliği aşamaları tamamlanarak sağlanmıştır. Çalışma sonucunda araştırmada kullanılan ilaç uyum bildirim ölçeği ve inhaler uyum bildirim ölçeği ile elde edilen bulgulara bakıldığında kolerasyon analizi sonucu iki ölçek arasında pozitif yönlü güçlü bir ilişki olduğu belirlenmiştir. KOAH'lı bireyler de inhaler cihaza olan uyumun ileri yaş, erkek cinsiyet, eğitim düzeyinin düşük, gelir durumunun az olması durumlarında daha az olduğu belirlenmiştir. İnhaler cihaza olan uyumun arttırılması için doğru eğitimin verilmesi ve verilen bu eğitimin düzenli aralıklarla tekrarlanarak inhaler ilaçların kötüye ve yanlış kullanımı önlenmelidir. Çalışmada inhaler uyum anketinin Türkçe'ye uyarlamasının yapılması hedeflenmiştir ve yapılan analizler sonucunda anketin güvenirlik-geçerlilik değerleri iyi olarak hesaplanmıştır. Ölçeğin kullanıma uygun olduğu belirlenmiştir. Gelecekte yapılacak olan araştırmalarda ölçeğin kullanılması önerilmektedir.

Akciğer hastalıkları-obstrüktifGüvenilirlik ve geçerlilikPsikometri+5
Şükriye Aktaş
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Diyabetli bireylerde sağlık okuryazarlık, ilaç uyumu ve siberkondria düzey ilişkisi

Araştırma, diyabetli bireylerin sağlık okuryazarlığı düzeyleri, ilaç kullanım uyumları ve siberkondri düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini bir eğitim ve araştırma hastanesine başvuran dâhil edilme kriterlerini karşılayan Tip 2 diyabet tanılı hastalar (n=156) oluşturmaktadır. Veriler; Tip 2 Diyabetli Bireylerin Demografik Özelliklerini içeren form, Türkçe Modifiye-Morisky İlaç Uyumu Ölçeği (MMÖ), Diyabetli Erişkin Hastalarda Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği, E-Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği ve Siberkondria Ciddiyet Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verileri değerlendirilmesinde; oran, yüzde, ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler, ANOVA ve bağımsız gruplarda t testi, Pearson korelasyon testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık değeri p<0,05 kabul edilmiştir. Araştırma bulgularına göre; bireylerin sağlık okuryazarlık ve e-sağlık okuryazarlık düzeylerinin ortalamanın üzerinde olduğu, siberkondri düzeyinin orta seviyede olduğu saptanmıştır. Bireylerin eleştirel ve interaktif sağlık okuryazarlığı, e-sağlık okuryazarlığı ve ilaç kullanımında motivasyon durumları arttıkça siberkondri aşırılık boyutunun arttığı, fonksiyonel sağlık okuryazarlığı arttıkça aşırılık boyutunda azalma olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sonuç olarak, alt boyutların karşılaştırıldığı çalışmada sağlık okuryazarlık ve ilaç uyumunun siberkondri ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Bireylerin sağlık okuryazarlık, dijital okuryazarlık becerilerini geliştirici uygulamalara öncelik verilerek aşırı çevrimiçi sağlık bilgisi arama davranışlarının önüne geçilmelidir. Anahtar Kelimeler: İlaç uyumu, Sağlık okuryazarlığı, Siberkondri, Tip 2 diyabet

Diabetes mellitusSağlık okuryazarlığıSiberkondri+3
Şeyma Öcal
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları kliniğine başvuran zeka geriliği tanısı alan hastaların özellikleri

Bu çalışmada 2006-2008 yılları arasında Çukurova Üniversitesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'na başvuran ? Zeka Geriliği? tanısı alan çocuk ve ergenlerde sosyodemografik özellikler, gebelik, doğum öyküleri, psikiyatrik ve organik eş tanılar, uygulanan ilaç tedavilerinin araştırılması hedeflenmiştir.Çalışmaya 0-18 yaş arasında 200 olgu alınmıştır. Olguların bilgilerine geriye dönük dosya incelemesi ile ulaşılmıştır. Kullanılan psikometrik ölçekler; AGTE, WISC-R idi. Veriler SPSS 11.0 istatistik paket programı ile değerlendirilmiştir.Olguların 146'sı (%73) erkek; 54'ü ( %27) kız olup yaş ortalaması 7.5±3.6 idi.Annelerin ortalama eğitim süreleri 5.9 yıl, ortalama gebelik yaşları 26.3 idi. Olgularda gerilik düzeyi arttıkca anne eğitim süresinin azaldığı, ancak bu durumun istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlendi. Gebelik yaşının gerilik düzeyi ile anlamlı ilişkisi olmadığı belirlendi.26 olguda (%13) doğum komplikasyonu saptandı. 86 olgunun (%43) zamanında doğduğu belirlendi. Zamanında doğanlarda doğmayanlara göre yürümeye başlama ve tuvalet eğitimi alma yaşlarının istatistiksel olarak anlamlı derecede erken olduğu belirlendi (p<0.5) Organik hastalık varlığı, havale öyküsü ve EEG bozukluğu olanlarda WISC-R sözel, performas ve toplam puanlar anlamlı olarak düşük bulundu.141 olguda (% 70.5) en az bir psikiyatrik tanı eşlik ediyordu. En sık eşlik eden tanı Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu idi. (n=85, % 60.2). Diğer sık görülen tanılar Yaygın Gelişimsel Bozukluk (n=21, % 14,8), Psikotik Bozukluk (n=4, %2.8), Davranım Bozukluğu (n=2, % 1,7) ve diğer tanılardı.125 olgunun ilaç tedavisi aldığı belirlendi (% 62.5). En sık kullanılan ilaçlar antipsikotik (% 56) ilaçlardı. Olgularda işlevselliğin arttırılması için erken tanı ve hastanın sınırlılıklarına göre tedavinin belirlenmesi önemlidir.Anahtar Sözcükler: Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı, Zeka Geriliği

GebelikSosyodemografik özelliklerZeka geriliği+3
Esra Güzel
Çukurova University
2009
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adana ilindeki insanların ilaç kullanım alışkanlıkları

Amaç: Akılcı olmayan ilaç kullanımı, tüm ülkelerin önemli sağlık sorunlarındandır. Ülkemizde de akılcı olmayan ilaç tüketimi alışkanlıkları ciddi bir sorun olup ilacın genel sağlık harcamaları içerisindeki payını da artırmaktadır. Çalışmamızın amacı; Adana ilindeki insanların ilaç kullanım alışkanlıklarının tanımlanması, insidansının saptanması ve veri tabanı oluşturulmasıdır.Gereç ve Yöntem: Adana ilinde planlanan örneklem büyüklüğü 1222 idi. Çalışmamız için aranacak telefon numaraları Adana ilindeki Türk Telekom santrallerinden seçilmiştir. Hazırladığımız Akılcı İlaç Kullanım Anketi görüşmeyi kabul eden 1111 kişiye telefonla uygulanmıştır.Bulgular: Görüştüğümüz kişilerin % 63,5'i kadın bulunmuştur. Kadınların yaş ortalaması 42,71 ± 14,1, erkeklerin yaş ortalaması 41,67 ± 15,8 bulunmuştur. Çalışmaya katılanların büyük çoğunluğu ilkokul mezunu kişiler, ev hanımları ve 25 yaş altı kişiler bulunmuştur. % 15,5'inin sosyal güvencesi yoktur. Katılanların % 57,2'si doktora danışmadan ilaç kullanmaktadırlar. Doktora danışmadan ilaç kullanan 635 kişiden 625 kişi (% 98,4) ağrı kesici, ateş düşürücü kullandığını söylemiştir . Katılımcıların % 8'i akraba, arkadaş, komşu tavsiyesiyle ilaç kullandıklarını belirtmişler, % 14,9'u akraba, arkadaş, komşularına ilaç tavsiye ettiklerini belirtmişlerdir. Tavsiye ile en çok kullanılan ilaç ve en çok tavsiye edilen ilaç ağrı kesiciler bulunmuştur. Katılımcıların % 30,5'i grip soğuk algınlığı durumlarında doktora sormadan antibiyotik kullandıklarını söylemişlerdir, % 47,9'u doktorun verdiği antibiyotikleri bitirmeden bıraktıklarını söylemişlerdir, % 85,8'i ilaçların son kullanma tarihlerine baktıklarını söylemişlerdir, % 28,9'u evde bulunsun düşüncesi ile ilaç yazdırdığını söylemişlerdir. Görüşülen kişilerin yarıya yakını ilaçların son kullanma tarihleri geçmişse çöpe attıklarını söylemişlerdir.Sonuç: Çalışmamıza katılan kişilerin tüm sorulara verdikleri yanıtları Akılcı İlaç Kullanım Skoruna göre puanlarını hesapladık. 100 üzerinden tüm bireylerin aldıkları ortalama puan 68,366 ± 13,5117 bulunmuştur. Bu da Adana ilindeki insanların akılcı ilaç kullanım bilgisinin yeterli olmadığını, halkın eğitimi ile bilinç düzeyinin artırılması gerektiğini düşündürmektedir.Anahtar Sözcükler: Adana ili, Akılcı ilaç kullanımı, Telefonla anket

AdanaAnketlerMadde kullanım bozuklukları+2
Neslihan Pınar
Çukurova University
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Gaziantep ili oğuzeli ilçe merkezinde 18 yaş ve üstü erişkinlerde biyolojik ve alternatif/tamamlayıcı tıbbi tedavi kullanma durumu ve etkiliyen faktörler

Konvansiyonel tıbbi ilaçların akılcı olmayan kullanımı, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaygın bir şekilde görülmektedir. İnsanlığın var oluşu ile birlikte kullanılmaya başlanan tamamlayıcı/alternatif tıbbi tedavinin kullanımı, dünyada ve Türkiye'de gittikçe artmaktadır. Bu çalışmada, Gaziantep İli Oğuzeli İlçesi Merkezi'nde yaşayan 18 yaş ve üstü erişkinlerin, biyolojik tıbbi ilaçları ve alternatif/tamamlayıcı tıbbi tedavi şekillerini kullanma durumlarını ve bunu etkiliyen faktörlerin saptanması amaçlanmıştır. Çalışmaya, Oğuzeli İlçe Merkezi'nde ikamet eden 18 yaş ve üstü 406 kişi alındı. Katılımcılarla yüz yüze görüşülmek suretiyle, 38 soruluk anket uygulaması yapıldı. Verilerin analizinde, frekans dağılımları, student t testi ve ki-kare testi kullanıldı. Katılımcılarda reçetesiz/doktora danışmadan ilaç kullanımı % 33.2, gerekli olur düşüncesiyle doktora ilaç yazdırma % 24.4'tü. Bu çalışmada katılımcılar evlerindeki kullanmadığı ilaçları; % 37,4'ü çöpe attığını, %17.5'i emniyetli bir yerde sakladığını rahatsızlandığında doktora danışarak kullandığını, %16,7'si sağlık kurumuna verdiğini ifade etmiştir. Bu çalışmada, katılımcılar arasında kronik hastalık görülme sıklığı %30'du(en sık; hipertansiyon, astım ve diyabetes mellitus). Çalışmamızda katılımcıların sağlık algıları; % 54,7'si iyi, % 23,9'u fena değil, %12,8'i çok iyi şeklinde idi. Çalışmamızda, katılımcılar arasında şimdiye kadar herhangi bir zamanda alternatif/tamamlayıcı tıbbi tedavi kullanma sıklığı %29.8 iken, son bir yılda alternatif/tamamlayıcı tıbbi tedavi kullanım oranı %8.4'tü. En sıklıkla kullanılan yöntemler ise; Ilıca/kaplıcaya gitme, kırık çıkıcıya gitme ve bitkisel tedavi idi. Katılımcıların alternatif/tamamlayıcı tıbbi tedavi kullanma amaçları sıklık sırasına göre; kronik uzuv ağrıları (% 39.6), uzuv incinmesi (%27.2), solunum sistemi hastalıkları (%7.4) şeklinde idi. Çalışmamızda katılımcıları alternatif ve/veya tamamlayıcı tıbbi tedaviyi kullanma nedenleri; akraba tavsiyesi (%38.8), arkadaş tavsiyesi (%29.7), daha etkili olacağını düşünme fikri (%10.7) şeklinde idi. Bu çalışma sonucunda katılımcıların alternatif/tamamlayıcı tıbbi tedavi kullanma konusunda daha çok arkadaş ve akraba tavsiyelerini dikkate aldıkları ve tıbbi ilaç kullanma ve yazdırılmasında daha çok kendi kendine karar verdikleri için bu konularda yeterince bilinçli davranmadığı saptanmıştır. Anahtar Sözcükler: Tamamlayıcı Tedavi, Alternatif Tedavi, Akılcı Olmayan İlaç Kullanımı.

Gaziantep-OğuzeliHalk sağlığıTamamlayıcı tedaviler+3
Davut Sarı
Gaziantep University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Acil serviste yazılan reçetelerin analizi–retrospektif 2 yıllık çalışma

Amaç: Bu çalışmanın amacı; acil servise başvuran hastalara reçete edilen ilaçların analizini yapmaktır. Gereç Ve Yöntem: 01.06.2013-01.06.2015 tarihleri arasındaki iki yıllık süre içinde Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Acil Servisine başvuran ve reçete yazılan hastaların yaş, cinsiyet, ICD tanı kodları, geliş zamanları ve yazılan ilaçlar incelendi. İstatistiksel analiz için SPSS 22.0 paket programı kullanıldı. Bulgular: 01.06.2013-01.06.2015 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Acil Servisine başvuran hasta sayısı 358.437'dir. Bunun 189.437'si erkek, 169.336'sı kadın hastadır. Bunlardan 40.875 hasta herhangi bir servise yatış verilmiştir. 1010 hasta eks olmuştur. 39.867 hasta ise ya başka kuruma sevk edilmiş ya da reçete yazılmadan taburcu olmuştur. 276.685 hastaya reçete yazılmıştır. Reçete yazılan 140.573 hasta (%50,8) erkek, 136.112 hasta ise (%49,2) kadındır. Yaş sınıflamasına baktığımızda en çok başvuru 16-35 yaş aralığında olup 151.994 (%54,9) hastadır. ICD-10 tanı kodlama sistemine göre en çok başvurunun J tanı koduyla solunum sistemi hastalıkları olduğu görülmüştür. En çok başvuru yapılan günlere bakıldığında hafta sonu ve hafta içi günler arasında anlamlı bir fark görülmemiştir. Cuma, Cumartesi, Pazar günleri kadın hasta başvurularının daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Saatlere göre başvuru sıklığı incelendiğinde en çok başvurunun 20.00-21.00 saatleri arasında, en az başvurunun ise 03.00-06.00 saatleri arasında olduğu görülmektedir. Yazılan ilaçlar incelendiğinde toplam 310.404 kutu ilaç yazıldığı ve bunun 97.682 (%31,6) kutusunun antibiyotik olduğu tespit edilmiştir. Antibiyotikleri 84.667 (%27,6) kutu ile ağrı kesici ilaçlar takip etmektedir. Sonuç: Acil servisler her türlü hastanın 24 saat direk başvurabildiği sağlık tesisleridir. Sevk zincirinin olmadığı ülkemizde birçok hasta acil olmayan sağlık problemlerini de acil servislerde çözmeyi tercih etmektedir. Bu nedenle acil servisten en çok reçete edilen ilaçlar antibiyotik ve analjezik grubu ilaçlar olmuştur. En çok başvurunun diğer sağlık tesislerinin kapalı olduğu mesai saatleri dışında olması da bunun en önemli göstergesidir. Anahtar Kelimeler: Acil Servis, Akıllı İlaç Kullanımı , Reçete Yazımı ,Triaj, ICD10

Acil servis-hastaneAcil tıpRetrospektif çalışmalar+3
Cem Şen
Gaziantep University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Geriatri kliniğinde yatan hastalarda akılcı ilaç kullanımı ve akılcı ilaç kullanımı ile yaşam kalitesi-düşme riski arasındaki ilişkinin saptanması

Giriş ve amaç: Yaşlanma ile organ fonksiyonları azalırken beraberinde kronik hastalık sayısında artış olmaktadır. Yapılan çalışmalar yaşlanma ile beraber reçete edilen ilaç sayısının da arttığını göstermektedir . Çoklu ilaç kullanımı; ilaçların yan etkilerinde, ilaçlar arası etkileşim riskinde, tedavi maliyetinde, hospitalizasyon gereksiniminde, medikal tedaviye uyumsuzluk oranlarında ve buna bağlı gelişen problemlerde artışa neden olmaktadır. Bu çalışmada Geriatri Servisinde yatmakta olan hastalarda uygunsuz ilaç kullanım oranları ve uygunsuz ilaç kullanımı ile yaşam kalitesi-düşme riski arasındaki ilişkinin irdelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem: Çalışmamıza Gaziantep Tıp Fakültesi Geriatri Servisinde yatan 65 yaş ve üzeri 342 hastayı dahil ettik. Katılımcılara START/STOPP kriterleri ile SF-36 yaşam kalitesi ölçeği ve Hendrich II düşme riski ölçeğini uyguladık. Bununla beraber hastaların yaş, cinsiyet, kronik hastalık sayısı,son bir sene içerisinde hastaneye yatış sayısı ve kullandığı ilaç sayısına baktık. Bulgular: Katılımcıların medyan yaşı 72.0+ 6.4, cinsiyet dağılımı ise kadın olanların oranı %55.0, erkek olanların oranı %45.0 idi. STOPP kriterlerine göre en az bir adet uygunsuz ilaç kullanan hasta sayısını 88(%25.7) olarak saptadık. START kriterlerine göre hastalarda gözardı edilen en az bir adet ilaç kullanım sayısı 225(%65.8) olarak saptandı. Sonuç: Sonuç olarak, bu çalışmada 65 yaş ve üstü hastaların büyük çoğunluğuna kronik hastalıkların eşlik ettiği ve bunun hastalarda polifarmasi sıklığını arttırdığı görülmüştür. Polifarmasi ilaca bağlı istenmeyen etkiler ve ilaç kullanımı ile ilgili uygunsuzlukların görülme sıklığının artmasına neden olmuştur. Uygunsuz ilaç kullanımının önlenmesi ile hastaların yaşam kalitesinin yükseleceğini, düşme riski oranlarının ve hospitalizasyon sayılarının azalabileceğini düşünmekteyiz.

Düşme kazalarıGeriatriRisk faktörleri+6
Ali Kalem
Gaziantep University
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bipolar bozukluk tanılı hastaların kontrol ve tedavi uyumunun değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışma 2006-2013 yılları arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Servisinde bipolar bozukluk tanısıyla yatırılarak izlenen hastaların taburculuk sonrası önerilen ilaç tedavisine uyumunu etkileyen değişkenlerin ortaya konulmasını hedeflemektedir. Yöntem ve Gereç: 2006-2013 yılları arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Servisinde bipolar bozukluk tanısıyla yatan 107 hastanın geriye dönük olarak klinik kayıtları incelendi. Bu hastaların 85'i ötimik hale gelince morisky uyum ölçeği doldurulmak üzere tekrar çağrıldı. Bulgular: 2. Eksen tanısı varlığı istatiksel olarak anlamlı olmasa da tedaviye uyumu olumsuz yönde etkilemektedir. Alkol ve madde kullanımının eşlik ettiği az sayıda hastada ise % 62.5 oranında düşük uyum düzeyi tespit edilmiş olup tedaviye uyumu olumsuz yönde etkilediği görülmektedir. Sosyal desteği olanların ve medeni durumu evli olan hastaların tedaviye uyumunun istatistiksel olarak daha anlamlı olduğu gözlenmiştir. Sonuç: Çalışmaya göre hastaların sosyal destek azlığı ve medeni durumunun bekar olması uyumu en çok etkileyen faktörler olmakla birlikte, hastanın eğitim durumu, önerilen ilaç rejiminin karmaşıklığı, hastalık tanısı aldığı günden bu yana geçen süre gibi çeşitli kişisel faktörler uyum üzerinde belirleyici olabilmektedir.

Bipolar bozuklukRetrospektif çalışmalarTedavi+3
Mahmut Onur Karaytuğ
Çukurova University
2015
00
Master'sOpen AccessTR

0-12 yaş çocuğu olan annelerin akılcı ilaç kullanımlarının incelenmesi

Çalışma, 0-12 yaş çocuğu olan annelerin çocuğuyla ilgili sağlık davranışları, annelerin akılcı ilaç kullanımı ve kullanımını etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapıldı. Araştırma, Aralık 2012-Mart 2013'de, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi çocuk polikliniklerinde, 450 anne ile yüz yüze görüşülerek yapıldı. Annelerin %30.4'ü hastaneye başvurmadan önce evde ilaç kullandıgını belirtti. Annelerin %40.3'ü hastalık durumunda ilk başvuru merkezi olarak Devlet Hastanelerini tercih etmektedir. Annelerin %32'si antibiyotikleri bitirmeden bırakmamakta, %65.4'ü her zaman prospektüs okumakta, %77.3'ü son kullanma tarihine her zaman bakmakta ve %48.8'i her zaman süspansiyon halindeki ilaçlarda kullanılan ölçek hakkında bilgi almaktadır. Süspansiyon halindeki ilacı hazırlama bilgim var diyen annelerin sadece %46'sı hazırlamayı doğru olarak anlatabildi. Annelerin %6.4'ü ilaçları üzerinde yazan dereceye göre saklamakta ve %42.9'u kullanmadığı ilaçları çöpe atmaktadır. İlacı kullanırken annelerin %74.3'ü saat aralığına her zaman dikkat etmektedir. Annelerin süspansiyon halindeki ilacı doğru hazırlama ve ölçeği hakkında bilgi alma, ilacı sakladığı yer, prospektüs okuma, son kullanma tarihine bakma ile annelerin eğitimi arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0.05). Halkın akılcı ilaç kullanımı hakkında bilgi düzeyinin görsel videolar kullanılarak, yazılı broşür dağıtılarak artırılması, sağlık çalışanlarına düzenli hizmet içi eğitimler verilerek bilgilerinin güncel tutulması ve bu konuda halkı bilgilendirmesi, prospektüslerin daha anlaşılır bir dille yazılması, kullanılmayan ve son kullanma tarihi geçmiş ilaçların uygun şekilde imha edilmesi için gerekli yasal prosedür oluşturulup uygulanmaya konması önemlidir. Anahtar Sözcükler: Anne, akılcı ilaç kullanımı, çocuk, hemşire.

Ana-çocuk hemşireliğiAnnelerHemşireler+3
Esra Tutuk
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Panik bozukluk hastalarında ilaç tedavisi ve ilaçla birlikte bilişsel davranışçı terapinin; Yaşam doyumu, iş doyumu ve tükenmişlik açısından karşılaştırılması

Panik bozukluk; madde bağımlılığı, özkıyım girişimleri ve fonksiyon kaybına neden olan, yaygın olarak görülen bir bozukluktur. Bu çalışmanın amaçları; panik bozukluk hastalarının iş doyumu, yaşam doyumu ve tükenmişlik düzeylerine bakmak ve bu hastaların ilaç veya ilaçla birlikte bilişsel davranışçı terapiyle tedavisi sonrası iş doyumu, yaşam doyumu ve tükenmişlik düzeylerindeki değişimi karşılaştırmak ve anlamlı bir farkın olup olmadığını araştırmaktır. Çalışmaya dahil edilen 76 panik bozukluk hastası iki buçuk yıl içerisinde değerlendirildi. Hastalar çalışma başlangıcında, Sosyo demografik Veri Formu, Panik Bozukluğu Şiddeti Ölçeği, Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği (STAI I ve STAI II) ve Beck Anksiyete Ölçeği ile değerlendirildi. Tedavi öncesi ve sonrasında hastalara Yaşam Doyumu Ölçeği, İş Doyum Ölçeği (JSS), Maslach Tükenmişlik Ölçeği, Panik Bozukluğu Şiddeti Ölçeği, Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği (STAI I ve STAI II) ve Beck Anksiyete Ölçeği uygulandı. İlaçla tedavi gören hastalarla, ilaç ve bilişsel davranışçı terapiyle tedavi gören hastalar arasında; yaşam doyumu, iş doyumu ve tükenmişlik açısından (p=0.00) anlamlı farklılık görüldü. Çalışmanın sonuçları, bilişsel davranışçı terapinin ilaçla birlikte kullanılmasının, yaşam doyumu, iş doyumu ve tükenmişlik düzeyine anlamlı katkısının olduğunu ve tedavide terapinin göz önünde bulundurulması gerekebileceğini göstermektedir. Anahtar sözcükler: panik bozukluk, iş doyumu, yaşam doyumu, tükenmişlik, bilişsel davranışçı terapi

Bilişsel tedaviDavranış tedavisiPanik bozukluk+5
Funda Özelsancak
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Dahili polikliniklere başvuran kronik hastalığı olan hastalarda öz bakım yönetimi ve ilaç uyumu

Araştırma Yozgat ili merkezinde bulunan iki hastanenin dahili polikliniklerine başvuran, en az bir kronik hastalığa sahip olan 112 hasta ile yürütülmüştür. Araştırmanın yapılması için Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü'nden ve Bozok Üniversitesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'ndan izin alınmıştır. Araştırmanın verileri tanıtıcı özellikler formu, Öz Bakım Yönetimi Ölçeği (SCMP-G) ve İlaca Uyum ve Reçete Yazdırma Ölçeği (İURYÖ-7) kullanılarak yüz yüze görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Verilerin istatistiksel hesaplanmasında sayı, yüzdelik, minimum ve maksimum değerler, ortalama ve standart sapma, Shapiro Wilk, Mann-Whitney U, Kruskal Wallis ve Dunn's kullanılmıştır. Hastaların yaş ortalaması 61,55±16,66, beden kitle indeksi ortalaması 27,55±4,38 olup %53,6'sının kadın, %30,4'ünün çalıştığı ve %33,9'unun emekli olduğu saptanmıştır. Hastaların öz bakım toplam ölçek puanı (SCMP-G) ve alt ölçek puanları incelendiğinde; ölçek genel toplam puanının 121,72±13,84 ve Öz Koruma alt ölçek puanının 73,33±8,51, Sosyal Koruma alt ölçek puanının 48,39±7,04 olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan hastaların, mesleğine, bir işte çalışma durumuna, sigara içme ve ameliyat olma durumuna göre öz bakım yönetimi ölçeğinden ve sosyal koruma alt ölçeğinden aldıkları puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Hastaların ölçek genel toplam puanının 10,99±2,91, İlaca Uyum alt ölçek puanının 5,53±1,90 ve Reçete Yazdırma alt ölçek puanının 5,45±1,37 olduğu belirlenmiştir. Hastaların sigara içme, alkol içme durumu ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımlılık düzeyine göre İlaca Uyum ve Reçete Yazdırma Ölçeği (İURYÖ) genel ve alt ölçeklerinden aldıkları puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). Çalışma sonucunda hastaların öz bakım yönetimi ve ilaç uyumuna farkındalıklarının artırılması için hemşirelerin eğitici videolar, afişler ve broşürler hazırlaması önerilir. Anahtar Kelimeler: Kronik hastalık, öz bakım yönetimi, ilaç uyumu

Kronik hastalıkTedaviye bağlılık ve uyumÖzbakım+2
Nigmet Kaya
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2019
00

Related subjects