Feeding behavior

231 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Yurtta kalan üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlığı ve beslenme davranışının değerlendirilmesi

Bu çalışma yurtta kalan üniversite öğrencilerinde sosyal medya bağımlılığının beslenme davranışına etkisi ve yeme bozukluğu riskinin değerlendirilmesi amacıyla planlanmıştır. Çalışmaya İbn Haldun Üniversitesi yurdunda kalan 415 öğrenci (%66,5 kadın, %33,5 erkek) katılmıştır. Sosyodemografik ve sağlık bilgileri, sosyal medya ve beslenme durumu, antropometrik ölçüm, Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği (SBİTÖ), Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği (SMBÖ) ve Rezzy Yeme Bozuklukları Ölçeğini içeren anket formu aracılığıyla yüz yüze toplanmıştır. Araştırma verileri SPSS 28.0 programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Öğrencilerin yaş ortalaması 21,6±2,75 (yıl) iken BKİ ortalaması 23,5±3,33 (kg/m2)'tür. Öğrencilerin tamamı sosyal medya kullanmakta ve gün içinde ortalama 3,22±2,40 saati sosyal medyada geçirmektedirler. Öğrencilerin %79,03'ü sosyal medya kullanımı esnasında besin tüketmektedir. Öğrencilerin sosyal medya bağımlılık düzeyi 'az bağımlı düzey', sağlıklı beslenmeye ilişkin tutumu 'yüksek düzey' bulunmuştur. Kız öğrencilerin sağlıklı beslenmeye ilişkin tutum düzeyleri erkek öğrencilerden daha yüksektir (p<0,05). Katılımcıların yeme bozukluğu riski 'düşük' ve kız öğrencilerin yeme bozukluğu riski erkek öğrencilerden daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Sosyal medyada geçirilen süre arttıkça kötü beslenme puanının düşüş gösterdiği tespit edilmiştir. Zayıf bireylerin sosyal medyayla daha fazla meşgul oldukları, fazla kilolu bireylerin duygu durumunu düzenlemek amacıyla daha fazla sosyal medya kullandığı saptanmıştır. Bireylerin beden kütle indeksleri ve sosyal medyada geçirdikleri süre arttıkça yeme bozukluğu riskinin arttığı bulunmuştur. Sonuç olarak, sosyal medya sağlıklı beslenme konusunda fayda sağlamaktadır. Sosyal medyada sağlıklı beslenme konusunda yapılan paylaşımların kalitesi artırılmalı, paylaşım içerikleri daha faydalı hale getirilmelidir. Sosyal medya üzerinde beslenme eğitimlerinin yaygınlaştırılmasına, mevcut eğitimlerin kalitesinin artırılmasına ve bu konuda daha geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

Beslenme davranışı
Hilal Bakkaloğlu
Trakya University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkin erkeklerde kaslı olma dürtüsü ve işlevsel olmayan yeme davranışları ile ilişkili faktörlerin incelenmesi

Amaç: Bu çalışmada genç yetişkin erkeklerde kaslı olma dürtüsü ve işlevsel olmayan yeme davranışlarıyla ilişkili faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çevrimiçi ortamda Google Forms üzerinden gerçekleştirilen araştırmaya 18-35 yaş aralığında olan 144 genç yetişkin erkek katılmıştır. Veriler, Sosyodemografik Bilgi Formu, Görünüme Yönelik Sosyokültürel Tutumlar Ölçeği-4, Sosyal Medyada Fiziksel Görünüm Karşılaştırma Ölçeği, Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği ve Kaslı Olma Dürtüsü Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizi tanımlayıcı istatistikler, Pearson korelasyon analizi ve aracılık analizi kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Korelasyon analizi sonuçları araştırmanın değişkenlerinin birbiriyle anlamlı ilişkileri olduğunu göstermiştir. Ancak iki model ayrı ayrı test edildiğinde Instagram üzerinden kaslı olmaya dair baskı ile erkeklerde kaslı olma dürtüsü ve işlevsel olmayan yeme davranışlarında sosyal karşılaştırmanın aracı rolü olmadığı bulunmuştur. Gelecek çalışmalar için modele erkeklerin ideal beden algılarına ilişkin farklı değişkenler ekleyerek modelin geliştirilmesi önerilmektedir. Sonuç: Araştırmanın sonuçları Instagram üzerinden kaslı olmaya dair baskı ile erkeklerde kaslı olma dürtüsü ve işlevsel olmayan yeme davranışlarında sosyal karşılaştırmanın aracı rolü olmadığını göstermektedir. Çalışma klinik alan yazında erkeklerde işlevsel olmayan yeme davranışı tanı ve tedavisi için başlangıç düzeyinde de olsa bir takım dolaylı katkılarda bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Instagram Baskısı, Sosyal Karşılaştırma, Kaslı Olma Dürtüsü, İşlevsel Olmayan Yeme Davranışı

Beslenme davranışıGenç yetişkinlerKaslar+7
Sümeyra Albakır
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde beslenme alışkanlıkları ve obezite riski: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi örneği

Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin beslenme alışkanlıklarını ve obezite görülme sıklığını belirlemek amacıyla Namık Kemal Üniversitesi öğrencileri örneklem alınmıştır. Öğrencilerin boy ve kilo verileri ile beden kitle endeksleri hesaplanarak Dünya Sağlık Örgütü obezite gruplandırmasında hangi kategoride yer aldıkları saptanmıştır. Ayrıca üniversite öğrencilerinin demografik özelliklerini, (yaş, cinsiyet, boy, kilo, gelir düzeyi, kardeş sayısı) beslenme tercihlerini, obezite hakkındaki farkındalıklarını ve bilgi düzeylerini ölçümlemek amaçlanmıştır. Veri toplama aracı olarak 35 sorudan oluşan anket metni kullanılmıştır.Anket metni Namık Kemal Üniversitesi'nde öğrenim gören 302 öğrenci tarafından yanıtlanmıştır. Bu çalışmada oluşturulan bu anketten elde edilen verileri kullanarak, fazla kilolu ve obez olma durumu ile obezite oluşumuna etki eden bireysel ve çevresel faktörler arasındaki ilişkideki cinsiyet farklılıkları incelenmiştir. Tezin birinci bölümünde beslenmenin tanımı, beslenme alışkanlıkları, besin hijyeni, güvenilirliği, yeterli ve dengeli beslenme ile yetersiz ve dengesiz beslenme durumları ve gençlerde beslenme davranışlıkları hakkında bilgiler verilmiştir. Tezin ikinci bölümünde obezitenin tanımı yapılarak, obezite oluşumuna neden olan faktörler, sebep olduğu hastalıklar, çözüm önerileri, tedavi yöntemleri, Dünya'da ve Türkiye'de obezite görülme sıklıkları ve obezitenin ekonomik boyutları hakkında bilgiler yer almaktadır. Tezin son bölümünde ise; Namık Kemal Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrenciler üzerinde gerçekleştirilen anket çalışması sonuçları; ki kare testi ile analiz edilmiş ve betimleyici analiz ile yorumlanmıştır. Anketin güvenilirliği Cronbach Alpha testi ile ölçülmüştür. Ayrıca anket çalışması ile elde edilen verilerin ki kare testi sonuçları daha önce beslenme alışkanlıkları ve obezite konularında yapılan çalışmaların sonuçları ile karşılaştırılmış, ekonomik, genetik, çevresel ve kültürel faktörler ile bireysel tercihlerinobezite oluşumuna etkileri incelenmiştir.

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme davranışı+2
Çağla Kahraman
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Oyun temelli beslenme eğitiminin ilkokul çocuklarının beslenme tutum ve davranışları üzerine etkisi

Sağlıklı toplumların oluşturulabilmesi için beslenme eğitimleri aracılığıyla çocukluk döneminden başlayarak sağlıklı beslenme davranışlarının geliştirilmesi ve farkındalığın kazandırılması önemlidir. Oyun temelli eğitim yaklaşımları ise geleneksel eğitim metotlarının dışına çıkılarak oyunun bir parçası haline getirilen bilgilerin öğrenilmesi için motivasyon sağlamaktadır. Çalışmamızda, ilkokul çağındaki çocukların besinleri tanımalarını sağlayacak bir kutu oyunu tasarımı gerçekleştirilmiş ve bu oyun temelli beslenme eğitimi müdahalesinin çocukların beslenme özellikleri, tutumu, öz-yeterliği ve davranışları üzerine olan etkisi randomize kontrollü olarak değerlendirilmiştir. Geliştirilen Besin Avı oyunu Mart-Mayıs aylarında 3 özel okulda eğitimine devam eden 24'ü müdahale 26'sı kontrol grubunda yer alan toplam 50 4. sınıf öğrencisi üzerinde 4 hafta/haftada 1 gün/40 dakika olarak uygulanmıştır. Katılımcıların beslenme alışkanlıkları "Besin Tüketim Sıklığı Formu", beslenme tutumu "Beslenme Tutum Alt Ölçeği (BTÖ)", beslenme öz-yeterliği "Çocuk Beslenme Öz-yeterlik Ölçeği (ÇBÖÖ)" ve beslenme davranışları "Beslenme Davranış Ölçeği (BDÖ)" kullanılarak kutu oyunu müdahalesinden önce ve sonra değerlendirilmiştir. Kutu oyunu müdahalesi sonucunda, müdahale grubunda kontrol grubuna kıyasla tüm ana ve ara öğün tüketim sıklıklarının istatiksel olarak anlamlı şekilde artırdığı bulunmuştur (p<0,05). Grupların müdahale sonrası BTÖ, ÇBÖÖ ve BDÖ puanlarının karşılaştırılmasında ise müdahale grubu lehine istatiksel olarak anlamlı bir şekilde artığı bulunmuştur (p<0,05). Besin Avı Oyun Değerlendirme (BAOD) puanı ve BTÖ puanı arasında (r=0,419, p<0,05), BAOD puanı ve BDÖ puanı arasında (r=0,474, p<0,05), BTÖ puanı ve BDÖ puanı arasında (r=0,448, p<0,05), ÇBÖÖ puanı ve BDÖ puanı arasında (r=0,574, p<0,05) orta düzeyde pozitif ve istatiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Sonuç olarak, kutu oyunu temelli beslenme eğitimi müdahalesi, ilkokul çağındaki çocukların beslenme özelliklerinin, tutumunun, öz-yeterliğinin ve davranışlarının iyileştirilmesinde etkili olmuştur.

Beslenme davranışıBeslenme eğitimiBeslenme incelemeleri+7
Beyzanur Çamlıbel
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Enneagram kişilik tiplerinin besin seçimi ile ilişkisinin araştırılması

Bu araştırma; bireylerin besin seçimleri üzerinde Enneagram kişilik tiplerinin etkisinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Kesitsel tipte planlanan çalışmanın örnekleminde 18 yaş üstü bireyler seçilmiş ve 848'si kadın, 139'u erkek olmak üzere 987 kişi ile çalışma tamamlanmıştır. Çalışmaya dahil olan 987 katılımcının Enneagram kişilik tipleri dağılımı incelendiğinde oranı en yüksek olan iki mizacın sırasıyla TİP 4 (%23,2; n=229) ve TİP 2 (%18,5; n=185) olduğu belirlenmiştir. Enneagram kişilik tipleri ile bireylerin besin seçimleri arasında güçlü ve anlamlı ilişkiler elde edilmiştir. Duygu-durum (r=0,305; p<0,01), uygunluk (r=0,208; p<0,01), duyusal görünüm (r=0,259; p<0,01) ve fiyat (r=0,165; p<0,01) alt boyutlarıyla en yüksek ilişki düzeyinin TİP 2 kişilik olduğu bulunmuştur. Sağlık (r=0,239; p<0,01), ağırlık kontrolü (r=0,218; p<0,01) ve etik kaygılar (r=0,225; p<0,01) alt boyutlarıyla en yüksek ilişki düzeyinin TİP 3 kişilik olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda literatüre uyumlu olarak, tip 2 ve tip 9 kişiliklerin besin seçimlerinin duygusal yeme ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Hafif şişman (%20.0) ve şişman (%22.2) BKİ düzeylerinin ise en yüksek oranda TİP 2 kişilik tipindeki kadınlarda olduğu belirlenmiştir. Araştırmada; besin seçimlerinin Enneagram kişilik özelliklerinden etkilendiğine dair bulgular elde edilmiştir. TİP 2 kişiliklerin duygu-durum ve duyusal görünüme önem vererek besin seçimi yaptıkları; TİP 6'larınise aşina oldukları besinleri seçme eğilimde oldukları görülmektedir. Besin seçimlerinin yaş aralığı, gelir düzeyi, medeni durum gibi demografik verilerden anlamlı şekilde etkilendiği görülmektedir. Enneagram kişilik özellikleri ile bireylerin besin seçimlerini etkileyen faktörler arasındaki ilişkinin tam olarak anlaşılabilmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Enneagram, Besin Seçimi, Kişilik Tipleri, Yeme Davranışı

Besin tercihleriBeslenmeBeslenme davranışı+4
Hilal Eravcı
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Diş problemi olan okul çağı çocuklarında beslenme davranışlarının ve annelerinin beslenme okuryazarlığının incelenmesi

Bu araştırma diş problemi olan okul çağı çocuklarının beslenme davranışlarının ve annelerinin beslenme okuryazarlığının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel türde olan bu çalışma Gaziantep Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Ana Bilim Dalı Kliniğinde Nisan-Eylül 2021 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Gaziantep Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Ana Bilim Dalı kliniğine Nisan-Eylül 2021 tarihleri arasında diş problemi ile başvuran 9004 okul çağı çocuklar ve bu çocukların anneleri oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi ise 250 çocuk ve anneden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama formu olarak "Sosyo-demografik Form, "Beslenme Davranış Ölçeği" ve "Yetişkinlerde Beslenme Okuryazarlığı" ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS 23.0 istatistik paket programında değerlendirilmiştir. Çalışma bulgularına göre; çocukların beslenme davranış ölçeği toplam puan ortalamasının 3.78±5.06 olduğu tespit edilmiştir. Yetişkinlerde beslenme okuryazarlığı ölçeği toplam puan ortalaması 25.75±5.72 olarak bulunmuştur. Çocukların beslenme davranış ölçeğine göre olumlu beslenme davranışlarının yetişkinlerin beslenme davranışlarına oranla düşük düzeyde olduğu saptanmıştır. Yetişkin beslenme okuryazarlığının toplam puanına göre beslenme okuryazarlığının yeterli düzeyde olduğu belirlenmiştir. Çocukluk döneminde sağlıklı beslenme davranışlarının, düzenli diş fırçalama gibi sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması, yetişkinlerde beslenme okuryazarlığının geliştirilmesi ile ağız diş sağlığı ve genel sağlığın korunması, sürdürülebilmesi açısından önemlidir.

AnnelerAğız sağlığıBeslenme+5
Saadet Yaşar
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

3-12 yaş çocuklarda gıda takviyesi kullanımı ve sağlıklı beslenmenin değerlendirilmesi

Amaç: Beslenme vücut sağlığını korumak, geliştirmek ve hayat kalitesini yükseltmek için bedenin ihtiyacı olan besin çeşitlerini belirli zamanlarda yeterli çeşit ve miktarda almak olarak tanımlanır. Gelişen teknoloji ile birlikte bilgiye ulaşmanın kolaylaşması, bireylerin sağlık ile ilgili bilinç düzeylerinin artmasını kendi ve çocuklarının sağlıklarıyla ilgili konularda karar yetkisini kendi üzerlerine almaya eğilimli olmasını sağlamıştır. Gıda takviyeleri bir diğer adıyla besin destek ürünleri besin öğelerinin yüksek miktarlarının tablet, hap, şurup ve benzeri formlarda konsantre şekilde üretilmesidir. Diyeti desteklemek amacıyla kullanılır. Bu çalışmada okul öncesi 3-5 yaş ve okul çağındaki 6-12 yaş çocuklarda sağlıklı beslenme davranışlarını, gıda takviyesi kullanım sıklığını, gıda takviyesi kullanımına ebeveynin ve çocuğun sosyodemografik özelliklerinin, çocuğun genel sağlık durumu ve beslenme davranışlarının etkilerini araştırmak; sağlıklı beslenme ve gıda takviyesi ile ilgili tutum ve davranışları incelemek ve bu lokal verileri literatüre kazandırmak hedeflenmiştir. Gereç Yöntem: Çalışma Samsun Üniversitesi Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi pediatri polikliniklerine 1 Kasım-15 Aralık 2022 tarihlerinde başvuran 3-12 yaş arası çocuğu olan ebeveynlerle yapılmıştır. Katılımcılara sosyodemografik özellikler, sağlıklı beslenme, gıda takviyeleri ile ilgili 41 soruluk anket yüz yüze görüşme yöntemiyle uygulanmıştır. Veriler SPSS 24 programında incelenmiş ve anlamlılık düzeyi p<,050 kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmada çocukların %11,6'sının fazla kilolu, %18,4'ünün obez olduğu, %54,8'inin öğün atladığı, %39,7'sinin kırmızı eti, %57,4'ünün balığı yeterli tüketmediği bulunmuştur. Çocuklarda gıda takviyesi kullanımı %48,2 saptanmıştır. En çok tercih edilen gıda takviyelerinin sırasıyla %56,4 omega, %40,2 D vitamini, %35,8 multivitamin+mineral kompleksi olduğu bulunmuştur. Gıda takviyelerinin en sık bağışıklık sistemini güçlendirmek, sağlığı korumak ve iştahı artırmak amaçlı kullanıldığı ve bu amaçlarla gıda takviyesi kullanımının kız çocuklarda daha fazla olduğu saptanmıştır. Çocuklarda gıda takviyesi kullanımının çocuğun ve ebeveynin sosyodemografik özellikleriyle ilişki olmadığı, çocuğun kronik hastalığa sahip olmasıyla arttığı saptanmıştır (p<,010). Çocuklarda gıda takviyesi kullanımının kırmızı et, balık, meyve ve sebze tüketimiyle ilişki olmadığı süt grubu besin tüketimi ile ilişkisi olduğu bulunmuştur. Sonuç: Aile hekimliği prensibi, biyopsikososyal yaklaşım gereği hastalara sürekli ve kapsamlı bir sağlık hizmeti sunmayı gerektirir. Aile hekimlerinin toplum sağlığını ilgilendiren sağlıklı beslenme ve kullanımı yaygınlaşan gıda takviyeleri konusunda yeterli bilgi düzeyinde olması bir gerekliliktir. Hekimler hastalarında gıda takviyesi kullanımını sorgulamalı, gıda takviyelerinin gereklilik halinde ve bilinçli kullanılmasını sağlamalı, yan etkiler, uygun dozlama ve ilaç etkileşimi hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Ebeveynlere sağlıklı beslenme, gıda takviyelerinin bilinçli kullanımı hakkında eğitim verilmeli, bu konulardaki bilinç düzeyinin artırılması için çalışmalar yapılmalıdır.

Besin destekleriBeslenme davranışıGıda takviyesi+3
Tümay Filiz
Samsun Üniversity
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin sezgisel yeme davranışının okul öncesi ve okul çağı çocuklarda seçici yeme üzerine etkisi

Seçici yeme, çocukluk döneminde yaygın bir beslenme sorunudur. Ebeveynlerin yeme tutum ve davranışları, çocukların beslenme alışkanlıklarını etkiler. Bu kesitsel tanımlayıcı çalışma ebeveynlerin sezgisel yeme davranışlarının okul öncesi ve okul çağı çocuklarda seçici yeme davranışını nasıl etkilediğini değerlendirmek amacı 4-11 yaş arası çocuğu olan 143 ebeveyn ile yapılmıştır. Araştırmaya katılan ebeveynlere, Genel Bilgi Anketi, Yeme Tutum Testi-26 (YTT-26), Sezgisel Yeme Ölçeği-2 (SYÖ-2), Çocuk Beslenme Anketi (ÇBA), Ebeveyn Besleme Tarzı Anketi (EBTA) ve Çocuklarda Yeme Davranışı Anketi (ÇYDA) uygulanmıştır. Beslenmeden sorumlu kişi anne olduğunda (n=134) anne BKİ sınıflamasına göre çocuk BKİ sınıflamasının dağılımı istatistiksel olarak anlamlıdır (p=0.002). Zayıf çocuklarda annesi zayıf olanların oranı, obez olanlara göre anlamlı olarak yüksektir. Obez çocuklarda annesi obez olanların oranı, normal olanlara göre anlamlı olarak yüksektir. BKİ'si normal olan annelerin SYÖ-2 toplam puanı ve duygusal değil fiziksel sebeplerle yeme skoru obezlere göre anlamlı derecede yüksektir. Beden-Yiyecek Seçim Uyumu alt boyutu ve ÇYDA-YS arasında düşük düzeyde bir ilişki vardır (p<0.01). Duygusal besleme ile duygusal değil fiziksel sebeplerle yeme skoru ve SYÖ-2 toplam puanı arasında negatif düşük düzeyde bir ilişki vardır (p<0.01). Normal kilolu çocukların ebeveynlerinin SYÖ-2 toplam puanı değerleri, zayıf çocukların ebeveynlerine göre anlamlı derecede daha yüksektir (p<0.05). EBTA puanlarının çocuk boya göre ağırlık ve yaşa göre BKİ Z skoru sınıflamasına göre dağılımı istatistiksel olarak anlamlı değildir (p<0.05). Ebeveynlerin çocuklarının beslenmesini düzenlerken göstermiş olduğu tutumlar çocuklarda yeme davranışlarını ve besin tercihlerini etkileyebileceği için çocukların besin alımını etkileyecek yemeyi kısıtlama veya yemeye teşvik etme gibi davranışların sonuçları konusunda ebeveynler eğitilmelidir.

Ana-babaBeslenmeBeslenme alışkanlıkları+5
Zübeyde Özge Özbak
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Fenilketonürili çocuklarda besin neofobisi, bozulmuş yeme davranışı ve beslenme durumunun değerlendirilmesi

Bu çalışma, düşük fenilalaninli diyet uygulayan 6 – 18 yaş arasındaki 111 gönüllü fenilketonürili (PKU) çocukta Besin Neofobisi Ölçeği'nin geçerlik ve güvenirliğinin yapılması ve besin neofobisi düzeylerinin, bozulmuş yeme davranışı ve beslenme durumlarının değerlendirilmesi amacıyla yürütülmüştür. Çeviri aşamaları ve pilot uygulamadan sonra elde edilen 9 maddelik nihai ölçeğin Cronbach alfa kat sayısı 0,657 bulunmuş olup ölçek güvenirliğini düşüren iki maddenin ölçekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Yeni oluşan 7 maddelik ölçeğin Cronbach alfa katsayısı 0,714 ve sınıf içi korelasyon katsayısı 0,857 bulunmuştur. Ölçeğin Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) değeri 0,701'dir ve örneklem büyüklüğü açıklayıcı faktör analizi için yeterlidir. Besin Neofobisi Ölçeği'nde yer alan maddeler "yeni besinlere güvenme" ve "yeni besinleri deneme" olarak 2 faktör altında toplandığı görülmüştür. Doğrulayıcı faktör analizi uyum indeksleri değerleri iyi uyum göstermiştir. Besin Neofobisi Ölçeği, PKU'lu çocuklarda kullanılabilir geçerli ve güvenilir bir ölçektir. Ölçekten elde edilen yüksek puanlar daha düşük bir besin neofobisini gösterir. Çocukların demografik özellikleri, erken bebeklik döneminde anne sütü alma durumu ve süresi, tamamlayıcı beslenmeye geçiş yaşı, antropometrik ölçümleri, besin tüketim durumları ile tüketilen besini sevip sevmedikleri, Besin Neofobisi Ölçeği, 6 – 9 yaş grubu için Çocuklarda Yeme Davranış Anketi ve 10 – 18 yaş grubu için Yeme Alışkanlıkları Anketi verileri yüz yüze sorgulanarak elde edilmiştir. Çocukların ölçülen son kan fenilalanin düzeyleri rutin takip dosyasından kayıt edilmiştir. Çocukların besin neofobisi skorları ortalaması 24,31±10,43 bulunmuş olup, cinsiyetler arası anlamlı bir fark görülmemiştir (p>0,05). Altı ay ve üzeri anne sütü alan PKU'lu çocukların Besin Neofobisi Ölçeği skorları, 6 aydan daha az anne sütü alan PKU'lu çocuklara göre daha düşüktür (p<0,05). Altı – 9 yaş grubu için Besin Neofobisi Ölçeği skoru azaldıkça, Gıda Heveslisi ve Gıdadan Keyif Alma skorları azalmış (p<0,05) ve Yemek Seçiciliği skoru artmıştır (p<0,01). On – 18 yaş grubu için Besin Neofobisi Ölçeği skoru azaldıkça Duygusal Yeme ve Dışsal Yeme skorları azalmıştır (p<0,01). Sorgulanan besinler arasında ayran, yumurta, kırmızı et, balık, nohut, ay çekirdeği, kuru kayısı, kuru erik ve içecek çikolata için, o besini daha önce tüketmiş ve tadını sevmiş olan PKU'lu çocukların Besin Neofobisi Ölçeği skorları, o besini daha önce hiç tüketmemiş veya tüketmiş ve tadını sevmemiş olan PKU'lu çocuklara göre daha yüksektir (p<0,05). PKU'lu çocuklarda besin neofobisi, karşılaşılan bir sorun olup yeme davranışlarını ve besin tercihlerini olumsuz etkilemektedir.

BesinlerBeslenmeBeslenme bozuklukları+6
Sakine Asya Evci
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Diyaliz tedavisi alan kronik böbrek yetmezliği hastalarında beslenme durumu ile pika yeme davranışı ve depresyon görülme durumu arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bu çalışma diyaliz tedavisi alan hastaların beslenme durumunun saptanması, beslenme durumlarının pika yeme bozukluğu ve depresyon görülme durumu ile ilişkisinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya 19-70 yaş arası, en az 6 aydır hemodiyaliz veya periton diyalizi tedavisi alan 68 kişi katılmıştır. Katılımcılara 24 saatlik geriye dönük besin tüketim kaydı, Nütrisyonel Risk Taraması (NRS-2002), Yeme Tutum Testi (YTT-26), Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), demografik ve genel sağlık durumuna yönelik sorular içeren bir anket formu uygulanmıştır. Ayrıca katılımcıların vücut ağırlığı, boy uzunluğu, bel ve kalça çevresi ölçülmüş ve dosya kayıtlarından biyokimyasal bulguları alınmıştır. Çalışmanın sonucuna göre katılımcılarda önerilen enerji ve protein alımlarını karşılayanların oranı %11,8'dir. Yeme tutum ve davranış bozukluğu görülme oranı %41,2, pika yeme bozukluğu görülme oranı %11,8 olarak bulunmuştur. En çok tüketilen madde buzdur (%87,5). Pika yeme bozukluğu olan kişiler, olmayan kişilere göre daha uzun süredir diyaliz tedavisi almaktadır (p<0,05). Katılımcıların %26,5'inde minimum, %30,9'unda hafif, %29,4'ünde orta şiddetli ve %13,2'sinde şiddetli depresyon görülmektedir. NRS-2002 puanlarına göre katılımcıların %17,6'sı beslenme durumu açısından risk altındadır. Pika yeme bozukluğu veya depresyon ile NRS-2002 puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0,05). YTT-26 puanıyla BDÖ puanı arasında anlamlı pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur (p=0,001). Bu çalışmanın sonuçları diyaliz tedavisi alan hastaların beslenme durumlarının takip edilmesi gerektiğini, hastaların pika yeme bozukluğu ve depresyon açısından risk altında olduğunu göstermektedir. Beslenme durumu ile pika yeme bozukluğu ve depresyon arasındaki ilişkinin anlaşılması için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

Beslenme davranışıBeslenme durumuBöbrek yetmezliği-kronik+4
Beyza Şeker
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kinoanın (Chenopodium quinoa Willd.) maternal obezite oluşturulan sıçanların yavrularında beslenme durumu, psikomotor davranış ve bağırsak geçirgenliği üzerine etkileri

Bu çalışmada maternal obezite geliştirilerek diyetlerine kinoa eklenmiş sıçanların yavrularında yem tüketimi, bazı antropometrik parametreler, psikomotor davranış düzeyleri ve bağırsak geçirgenliğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Üç haftalık dişi Wistar sıçanlar (n=24) bir haftalık adaptasyon sürecinin ardından 8 hafta süreyle KON (n=8, kontrol diyeti-AIN93G), KAF (n=8, kafeterya diyeti) ve KAFK (n=8, kinoalı kafeterya diyeti) gruplarına ayrılarak farklı diyet müdahaleleri ile beslenmiştir. KAFK grubuna kinoalı yem yalnızca gebelik ve laktasyon dönemlerinde, 1 kg'lık yeme 310 g kinoa eklenerek pelet formunda verilmiştir. Sekiz hafta sonunda Wistar erkek sıçanlar (n=6) ile çiftleştirilmiş ve aynı diyet müdahaleleri gebelik ve laktasyon dönemlerinde de devam etmiştir (toplam 14 hafta). Laktasyon dönemi boyunca yavrulara refleks testleri uygulanmıştır. Laktasyon sonunda her batından 2 erkek yavru ayrılarak aynı kafeslerde barındırılmış ve kontrol diyeti (AIN93G) ile beslenerek jüvenil, adölesan ve genç yetişkinlik dönemlerinde psikomotor davranış testleri uygulanmıştır (nKON=16, nKAF=11, nKAFK=16). Doğum sonrası (DS) 61/62. günlerde tüm yavrular ötanazi edilerek kan ve doku örnekleri alınmıştır. Yavru ve annelerin Immunoglobulin A (IgA) düzeyleri ELISA kitleri kullanılarak belirlenmiştir. Maternal diyet müdahaleleri yavruların doğum ağırlığı ve laktasyon dönemi vücut ağırlığında anlamlı farklılığa neden olmamış (p>0,05), ancak laktasyon sonrasında KAF ve KAFK gruplarının beden kütle indeksi (BKİ) düzeyleri KON grubundan daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Laktasyon sonrasında yavruların yem tüketiminde ve çikolata tercih testinde gruplar arasında anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Laktasyon döneminde uygulanan yükseklikten kaçınma ve doğrulma refleks testlerinde maternal diyetin etkisi gözlenmez iken (p>0,05), istediği kafese atlama testinde KAF grubunun KON grubuna göre diğer hayvanın olduğu kutuya daha çok atladığı bulunmuştur (p<0,05). Açık alan testinde toplam lokomotor ve vertikal aktiviteler açısından maternal diyetin herhangi bir etkisi bulunmamıştır (p>0,05). Anksiyete-benzeri davranış testinde DS24'de açık kol girişi KAF grubunda KON grubuna göre daha fazla, DS46'da KAF grubunun KON grubuna göre açık kollarda geçirdiği süre daha az bulunmuştur (p<0,05). Depresyon-benzeri davranış ve sosyal etkileşim açısından gruplar arası fark bulunmamıştır (p>0,05). Motor fonksiyon ve denge bakımından kirişte yürüme testinde DS22'de KAF grubunun KON ve KAFK gruplarına göre tahta plakayı daha uzun sürede geçtiği saptanmıştur (p<0,05). Serum IgA düzeyleri açısından anne ve yavrularda anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Sonuç olarak maternal kafeterya diyetinin yavrularda juvenil dönemde yükseltilmiş artı labirent testinde hiperaktivite fenotipi eğilimine ve aynı testte genç yetişkinlik döneminde anksiyete-benzeri davranışa neden olduğu saptanmıştır. Gebelik ve laktasyon döneminde tüketilen kinoanın bu sorunları hafifletmede etkili olduğu saptanmıştır. Bu nedenle maternal dönemde tüketilen obezojenik diyetin fetal nörogelişim üzerine olan olumsuz etkileri sağlıklı besin ögesi profiline sahip besinlerin eklenmesiyle geri döndürülebilmektedir. Ancak kinoa içerisindeki hangi etken maddelerin fetal beyin ve sinir sistemini nasıl etkileyebileceği ile ilgili daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

Bağırsak geçirgenliğiBeslenme davranışıBeslenme durumu+7
Ayşegül Uğural
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sporcuların besin seçimlerinin beden imajı ve yeme davranışına göre değerlendirilmesi

Sporcular özel beslenme gereksinmeleri olan tüketici grubu şeklinde tanımlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı; cinsiyete göre sporcuların besin seçimi davranışlarındaki farklılıkları, beden imajı takıntısı ve/veya bozulmuş yeme davranışı olan sporcuların besin seçiminde dikkat ettikleri faktörleri belirlemektir. Çalışmaya yaşları 16-25 yıl arasında değişen, 98 kadın ve 126 erkek olmak üzere toplamda 224 profesyonel sporcu katılmıştır. Çalışmada farklı spor branşlarından sporcular yer almaktadır. Sporcuların %48,7'si sıklet sporcularından ve %51,3'ü diğer spor branşlarında yarışan sporculardan oluşmaktadır. Sporcuların genel özellikleri, beslenme alışkanlıkları, yeme davranışları, beden algıları ve besin seçimi davranışları yüz yüze uygulanan anket yardımıyla öğrenilmiştir. Sporcuların yeme davranışları "Yeme Tutum Testi (EAT-40)", beden imajları "Beden Şekli Anketi (BSQ)" ve besin seçimi davranışları "Besin Seçim Anketi (FCQ)" ile değerlendirilmiştir. Sporcuların besin seçiminde dikkat ettikleri faktörlerin başında; sağlık, vücut ağırlığı kontrolü ve duyusal özellikler gelmektedir. Kadın sporcular besin seçiminde en çok sağlık ve vücut ağırlığı kontrolüne dikkat ederken, erkek sporcular en çok duyusal özellik ve sağlık faktörüne dikkat etmektedir. Sporcuların yaş gruplarına göre, besin seçim kararında bulunurken dikkat ettikleri faktörler arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür (p>0,05). Sıklet sporcularının besin seçiminde dikkat ettikleri faktörlerin başındaysa sağlık, vücut ağırlığı kontrolü ve duyusal özellikler gelmektedir. Sporcular arasında bozulmuş yeme davranışı ve beden imajı bozukluğu görülme sıklığına bakıldığındaysa; kadın sporcular arasında bozulmuş yeme davranışı ve beden imajı bozukluğu görülme sıklığı, erkek sporculara göre yüksek çıkmıştır (p<0,05). Beden imajı takıntısı ve/veya bozulmuş yeme davranışı olan sporcular besin seçerken vücut ağırlığı kontrolü faktörüne daha fazla dikkat etmektedirler. Türk sporcularının besin seçiminde dikkat ettikleri faktörlerin daha iyi anlaşılabilmesi için farklı spor branşlarındaki sporcularla da araştırma yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Besin seçimi, yeme davranışı, beden imajı.

AnketlerBeden imajıBeslenme+3
Dilem Tuğal
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Adolesan dönem (14-19 yaş) beslenme, fiziksel aktivite ve obezite ilişkisi

Obezite genel olarak vücudun yağ kütlesinin aşırı derecede artması ve sonucunda bireyin boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının istenilen seviyelerden çok yüksek olmasıdır. Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin önemli sağlık sorunları arasına girmiştir. Obezite oranı her geçen gün artmakla birlikte beraberinde önemli sağlık ve ekonomik sorunları getirmektedir. Ayrıca vücuttaki yağ kütlesinin artmasına bağlı gelişen hastalıklar kişinin yaşam kalitesini olumsuz olarak etkilenmektedir. Obezite birçok etkene bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Sanayileşmenin günlük yaşantımıza girmesi, birçok işlemin makineler tarafından yapılıyor olması insanları pasif bir hayata itmekte, beslenme ile alınan enerjinin harcanandan fazla olması, genetik ve hormonal etkenler, kullanılan ilaçlar ve uyku düzensizlikleri obezite oluşmasına neden olmaktadır. Gelişme dönemindeki çocuk ve ergenler de obezite açısından büyük risk altındadırlar. Bu araştırma, 14-19 yaş gurubu lise öğrencilerinin beslenme, fiziksel aktivite ve obezite ilişkilerini saptamak amacı ile 2014-2015 Eğitim ve Öğretim yılında yapılmıştır. Veri analizi olarak bilgisayarda SPSS programı, Mann-Whitney U analizi ve Ki Kare Testi uygulanmıştır. Öğrencilere beslenme alışkanlıkları, her bir öğünde aldıkları besin çeşitleri ve farklı ortamlardaki fiziksel aktiviteleri kapsayan bir anket uygulanmıştır. Araştırmaya İstanbul ilinde bulunan iki farklı lisenin öğrencileri katılmıştır. Araştırmaya 152 kadın ve 209 erkek olmak üzere toplamda 361 öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılan tüm öğrencilerin boy ve kilo ölçümleri sonrası BKİ (Beden Kitle İndeksleri) hesaplanmıştır. BKİ yaş ve cinsiyetlere göre sınıflandırılmıştır. Bu hesaplamaya göre obezite oranı kadınlarda %0,8 ve erkeklerde %3,9 toplamda %4,7'dir. Araştırma sonuçlarına göre obezitenin en sık görüldüğü yaş gurubu %28,8'lik oranla 15 yaş gurubudur. Öğün tüketimlerinde ise kahvaltı yapan adölesanların %59,2, öğle yemeği tüketenlerin %69,2 ve akşam yemeği tüketenlerin %85,3 oranında olduğu görülmüştür. Başka bir deyişle araştırmaya katılan adölesanların yarıdan fazlası düzenli olarak üç ana öğünü tüketmektedirler. Adölesanlar fiziksel aktivite yönünden incelendiklerinde; obez olanların zamanlarını daha çok bilgisayar başında ve kitap okuyarak geçirdikleri saptanmıştır. Obez olan ve olmayan adölesanlar birlikte değerlendirildiklerinde aralarında anlamlı bir fark olmadığı tesbit edilmiştir. Özetle araştırma sonucunda obezite oranı düşük bulunmuş, beslenme alışkanlıklarının ve fiziksel aktivite alışkanlıklarının obeziteyi birebir etkilemedikleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Adölesan, Beslenme, Fiziksel Aktivite, Obezite

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme davranışı+5
Havva Mutlu Demirali
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Anne beden memnuniyetsizliği ve besleme davranışı ile çocuk beden memnuniyetsizliği ve yeme davranışı arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı anne beden memnuniyetsizliği ve besleme davranışı ile çocuk beden memnuniyetsizliği ve yeme davranışı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma, 5-9 yaş aralığında çocuğu olan ve Türkiye'de yaşayan 205 anne ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara Bilgilendirilmiş Onam Formu, Demografik Bilgi Formu, Çocuklarda Yeme Davranışı Anketi, Çocuk Besleme Anketi, Çocuk Beden Figürleri Ölçeği, Kadınlar için Fotoğraflı Derecelendirme Ölçeği ve Beden Bölgeleri ve Özelliklerinden Hoşnut Olma Anketi uygulanmıştır. Araştırmanın hipotezleri IBM SPSS for Statistics 26.0 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada yer alan betimsel analizlerde Ki-Kare Testi, Bağımsız Örneklem T-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi; değişkenler arası ilişkileri incelemek için Pearson Korelasyon Testi, Bağımsız Örneklem T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Basit Doğrusal Regresyon Analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, annelerin ve çocukların beden memnuniyetsizliği arasında ilişki elde edilememiştir. Çocuk besleme ve yeme davranışları ise annelerin çocuğun bedenine yönelik algılarına göre farklılaşmaktadır. Anneleri tarafından kilolu algılandıkları için bedeninden memnun olmayan çocukların gıda heveslisi, duygusal aşırı yeme, gıdadan keyif alma, yemek seçiciliği, algılanan çocuk ağırlığı ve çocuk ağırlığı hakkındaki ilgi puanları diğerlerine göre yüksektir. Anneleri tarafından zayıf algılandıkları için bedeninden memnun olmayan çocukların ise tokluk heveslisi, yavaş yeme ve yeme baskısı puanları diğerlerine göre yüksektir. Basit doğrusal regresyon analizi sonucuna göre, çocuk ağırlığı hakkındaki ilgi besleme davranışını pozitif yönde yordamaktadır. Yapılan çoklu doğrusal regresyon analizi sonucunda, çocuk bedenine yönelik memnuniyetsizlik, tokluk heveslisi ve yavaş yeme davranışı yeme baskısını pozitif yönde yordamaktadır. Son olarak, çocuk besleme davranışlarının alt boyutlarının çocuk yeme davranışı üzerinde yordayıcı etkisi elde edilmiştir. Beden memnuniyetsizliğinin ve besleme davranışlarının yeme bozuklukları üzerindeki etkileri bilinmektedir. Beden memnuniyetsizliği, besleme ve yeme davranışı arasındaki ilişkinin çocukluk dönemi yaş grubuyla incelenmesinin, ilerleyen dönemde obezite ve yeme bozukluklarının öncülerinin belirlenerek önleyici çalışmaların oluşturulması için katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Anne Beden Memnuniyetsizliği, Çocuk Beden Memnuniyetsizliği, Çocuk Bedenine Yönelik Algı, Çocuk Besleme Davranışı, Çocuklarda Yeme Davranışı

AnnelerBeden imajıBeden memnuniyetsizliği+5
Ezgi Şen Kabakcı
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yeme tutumlarını yordamada öz anlayış ve yeme farkındalığının rolü

Son yıllarda yeme bozukluğu tanısında görülen artış ile birlikte, klinik olmayan örneklemde de yeme tutumları sıklıkla araştırılmaya başlanmıştır. Yeme farkındalığı, yeme tutumlarını yordayıcı bir faktör olarak bilinirken, alan yazına yeni kazandırılmış bir kavram olan öz anlayışın yeme farkındalığı ve yeme tutumları ile yakından ilişkili olduğu bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı, öz anlayış ve yeme farkındalığının yeme tutumlarını yordayıcı rolünü diyetisyene giden ve gitmeyen kadınlarda araştırmaktır. Çalışmanın örneklemini, çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden, 18-59 yaş arasından (Ort.=31.65, SS= 9.31) olan, 230 diyetisyene giden (%52.9) ve 205 diyetisyene gitmeyen (%47.1) 435 kadın katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcılara, Sosyodemografik Bilgi ve Veri Formu dışında, Yeme Tutum Testi (YTT-26), Yeme Farkındalığı Ölçeği (YFÖ-30), Öz Anlayış Ölçeği (ÖZAN) ve Yeme Tutum Testi (YTT-26) ile oluşturulmuş anket bataryası online olarak sunulmuştur. Sosyodemografik değişkenlerin, yeme tutumlarıyla ilişkisinin değerlendirilmesi için betimleyici analizler, bağımsız gruplar t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA), araştırmanın hipotezlerini test etmek için ise hiyerarşik regresyon analizi IBM SPSS 22.0 programı ile yürütülmüştür. Bulgulara göre, yeme tutumlarını yordamada, öz anlayış ve yeme farkındalığın rolünün diyetisyene giden ve gitmeyen bireylerde farklılaştığı, kilo vermek için diyetisyene giden kadınlarda yeme farkındalığı ve öz yargılamanın yeme tutumlarını yordarken, diyetisyene gitmeyen kadınlarda yeme farkındalığı ve öz anlayışın yordayıcı rolü olmadığı bulunmuştur. Örneklem gruplarında görülen bu fark, yeme tutumlarında, risk grubu ile genel popülasyon arasında farklı yordayıcıların olduğuna dikkat çekerek, yeme bozukluğunu önlemede bu yordayıcıların araştırılmasının önemini vurgulamaktadır.

Beslenme davranışıBeslenme ve yeme bozukluklarıKadınlar+6
Kübra Yalın
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Beden kütle indeksi (BKİ) 18,5 'in altında olan üniversite öğrencilerinin yeme tutumları ile sağlık ve beslenme durumları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bu çalışma Beden Kütle İndeksi 18,5'in altında olan üniversite öğrencilerinin yeme tutumları ile sağlık ve beslenme durumları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya Haliç Üniversite'sinde eğitim alan Beden Kütle İndeksi 18,5'in altında olan 19-26 yaş arası 70 katılımcı (59 kız, 11 erkek) dahil edilmiştir. Katılımcılara kişisel özellikleri, sağlık durumlarını ve beslenme alışkanlıklarını belirten sorular, yeme tutum testi, besin tüketim sıklığı, bir günlük besin tüketim kaydını içeren anket uygulanmıştır. Yapılan çalışmada öğrencilerin boy ölçümleri 1,6 ile 1,9 m arasında ve ortalama 1,67±0,08 m; kilo ölçümleri ise 40 ile 65 kg arasında ortalama 48,80±5,02 kg; beden kütle indeksi hesaplanan değerleri ise 15 ile 18,6 kg/m2 arasında olup ortalama 17,48±0,84 kg/m2'dir. Yeme tutum puanları ortalama 15,84±6,62 saptanmıştır. Puanlara göre öğrencilerin %95,7'sinde yeme bozukluğu saptanmazken, %4,3'ünde yeme bozukluğu saptanmıştır. Öğrencilerin %15,7'sinin her zaman öğün atladığı görülmüş olup günlük aldıkları ortalama enerji miktarı 1264,49±444,91 kkcal bulunmuştur. Günlük enerjinin ortalama %47,34'ü karbonhidratlardan, %15,10'u proteinden, %36,75'i yağlardan geldiği tespit edilmiştir. Öğrencilerin %21,4'ü sigara, %5,7'si alkol kullanmaktadır. Öğrencilerin lif, vitamin ve mineral ölçümleri değerlendirildiğinde; vitamin C'nin alımının normal değerlerde olduğu, lif, vitamin A, vitamin D, vitamin B12, folat, kalsiyum, çinko ve demirin günlük alımının önerilen değer aralığının altında olduğu gözlemlenmiştir. Bu da bize öğrencilerin günlük alınması gereken besin öğelerini yeteri kadar almadıklarını, yeterli ve dengeli beslenemediklerini göstermektedir. Veriler NCSS (Number Cruncher Statistical System) 2007 ve BEBİS (Beslenme Bilgi Sistemi) ile değerlendirmeye alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Üniversite öğrencileri, zayıflık, beden kütle indeksi, yeme tutum testi, beslenme bilgi düzeyi

Beslenme davranışıBeslenme durumuBilgi+5
Gülce Uyanık
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin kadınlarda uyku kalitesi ve gece yeme davranışıyla beden kitle indeksi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bu çalışma özel bir beslenme ve diyet danışmanlık merkezine başvuran yaşları 20-60 arasında değişen 70 yetişkin kadın bireyin uyku kalitesi ve gece yeme durumunu belirleyerek beden kütle indeksiyle ilişkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bireylerin demografik özellikleri, antropometrik ölçümleri, beslenme ve sağlık durumuyla ilgili bilgiler anket formuyla sorgulanmıştır. Uyku kalitesinin değerlendirilmesinde Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), GYS varlığı için Gece Yeme Anketi (GYA) yapılmış ve günlük enerji, besin alımını belirlemek için bir günlük besin tüketim kaydı alınmıştır. İstatistiksel analizlerde SPSS 20 programı kullanılmıştır. Bulguların değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metodlar (frekans, oran, ortalama, standart sapma) ve Mann-Whitney U Test, Bağımsız Gruplarda T Testi, Pearson Ki-Kare Analizleri kullanılmıştır. Katılımcıların BKİ ortalaması 28,07 ± 5,08 kg/m²'dir. Katılımcıların %54,3'ü kötü uyku kalitesine ve %10'u Gece Yeme Sendromuna (GYS) sahip olarak bulunmuştur. GYS ve uyku kalitesiyle BKİ ortalaması arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır (p>0.05). Kötü uyku kalitesi grubunda gece yeme puanı istatistiksel olarak daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). İyi ve kötü uyku kalitesi gruplarında besin öğeleri alımı karşılaştırılmış; enerji, karbonhidrat, doymuş yağ asidi ve folat ortalamaları kötü uyku kalitesi grubunda anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). GYS olan grupta enerji, karbonhidrat protein, tiamin, biotin, triptofan, çinko, demir ve fosfor ortalamaları GYS olmayan gruba göre anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak uyku kalitesi ve gece yeme sendromunun birbiriyle ilişkili olduğu ve beslenme durumunu etkilediği görülmüştür. Konuyla ilgili kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır.

Beslenme bozukluklarıBeslenme davranışıKadınlar+4
Hazal Kaya
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

BKI düzeylerine göre normal ve obez olan bireylerin yeme tutum testi ile beslenme davranışlarının incelenmesi

Bu çalışma, Aralık 2018 - Mayıs 2019 tarihleri arasında İzmir'de bulunan Merve Şafak Beslenme ve Diyet Danışmanlığı Merkez´ine başvuran 18-65 yaş aralığındaki danışanların yeme tutum testi ile yeme bozukluğunu yatkınlığını saptamak amacıyla planlanmıştır. 40'ı erkek ve 68'i kadın olmak üzere toplam 108 yetişkin birey ile yürütülmüştür. Katılımcılara sosyo-demografik özellikleri, sağlık durumları ve fiziksel aktivite bilgileri, beslenme alışkanlıkları, yeme tutum testi içeren anket uygulanmış ve antropometrik ölçümleri alınmıştır. Anket yoluyla elde edilen veriler, IBM SPSS Statistics Versiyon 24.0 programı ile değerlendirilmiştir. Bağımsız Örneklem İki Yönlü Varyans Analizi, Spearman Korelasyon analizi uygulanmıştır. P değeri 0,05'ten küçük olduğu durumlarda gruplar arası fark anlamlı kabul edilmiştir. Çalışmaya katılan bireylerin Beden Kütle İndeksi (BKİ) erkeklerde ortalama 31,67 ± 6,65 kg/m², kadınlarda ise 28,96 ± 8,99 kg/m² olarak hesaplanmıştır. Yeme tutum testi likert tipli 40 sorudan oluşan yeme bozukluğuna yatkınlığı ölçmek kullanılır ve ≥30 puan alan kişiler yeme davranış bozukluğuna yatkın olarak değerlendirilir. Yeme tutum puanı 30'un altında 92 kişi, 30 puan üstünde ise 16 kişi olduğu belirlenmiştir. Kadınlardaki yeme tutumu puanı ortalaması 21,40 ± 9,78; erkeklerde ise 14,70 ± 7,73 dür. Katılımcıların yeme tutum puanları ile vücut ağırlığı, boy uzunluğu arasında ters yönde ve çok zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu gözlenmiştir(p˂0,05). Sağlıklı beslendiğini düşünme, ev dışında yemek yeme sıklığına göre yeme tutum puanları arasındaki ilişkinin anlamlı olduğu bulunmuştur (p˃0,05). Ayrıca BKİ düzeylerine göre normal ve obez olan farklı yaş guruplarındaki erkek ve kadınların yeme tutum puanları arasındaki farklılıkların istatistiksel olarak anlamlı olmadığı gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: BKİ, Obezite, Yeme Tutum Testi, Beslenme Davranışı

BeslenmeBeslenme davranışıObezite+2
Mine Terlik
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Vardiyalı ve vardiyasız çalışan bireylerde yeme bağımlılığı ile uyku kalitesi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bireylerin çalışma sistemine bağlı olarak uyku kalitesinde olan değişimler, beslenme durumunu etkileyerek yeme bağımlılığını tetikleyebilmektedir. Bu çalışma ile vardiyalı ve vardiyasız çalışan bireylerde uyku kalitesi ve yeme bağımlılığı ilişkisininin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Araştırma 25.05.2022 ile 25.10..2022 tarihleri arasında Türkiye genelinde 18-64 arasındaki yaş grubunda 60 vardiyalı ve 60 vardiyasız çalışan olmak üzere toplam 120 gönüllü birey ile yürütülmüştür. Araştırmanın verileri; Google Anket web sitesi üzerinden toplanmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken Sosyal Bilimler İçin Veri Analizi Paket Programı (SPSS) 26.0 yazılımı kullanılmıştır. Katılımcıların sosyo-demografik özelliklerine göre dağılımı frekans analiziyle belirlenmiştir. Ölçeklerden alınan puanlar için tanımlayıcı istatistikler verilmiş ve verilerin uygun dağılımı için Kolmogorov- Smirnov testi, çarpıklık-basıklık sonuçları ve QQ grafiği incelenmiştir. Araştırmanın hipotezlerinin test edilmesinde, verilerin normal dağılıma uyması halinde parametrik testler (student t testi, ANOVA, Pearson testi), verilerin normal dağılıma uymaması durumunda ise nonparametrik testler (Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis H testi, Spearman testi) kullanılmıştır. Vardiyalı ve vardiyasız çalışanların Pittsburg uyku kalite indeksi sınıflamaları arasındaki ilişkinin istatistiksel olarak önemli düzeyde olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Vardiyalı ve vardiyasız çalışan katılımcıların Yale yeme bağımlılığı testine göre yeme bağımlılığı gösterme durumları arasında istatistiksel olarak bir ilişki saptanmıştır (p<0,05). Sonuç olarak yeme bağımlılığı ve uyku kalitesi arasındaki ilişkiyi belirlemek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğu kanaatine varılmıştır.

BağımlılıkBeslenmeBeslenme davranışı+4
Sude Karakurt
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin anksiyete düzeyleri ve duygusal yeme davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Günlük hayatın devamlılığını sağlamak için gerekli olan aktivitelerden en önemlisi beslenmedir. Yeterli ve dengeli beslenmek sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için ön koşuldur. Beslenme ihtiyacı hem fizyolojik hem de psikolojik açıdan bireye doyum sağlamaktadır. Bireyler olumlu ve olumsuz duyguların etkisiyle farklı türde yeme davranışları gerçekleştirebilirler. Psikolojik açıdan önem arzeden bir yeme türü olan duygusal yeme, bireyin stres, depresyon, öfke, mutluluk gibi sebeplerden dolayı aşırı yeme halidir. Duygusal yeme davranışı, duygulardan etkilenen bir yeme davranışı olmakla birlikte, anksiyeteden de etkilenebilmektedir. Anksiyete hem sosyal hayatı hem de iş hayatını ciddi şekilde etkileyen bir durumdur ve yeme davranışı üzerinde de etkili olabilmektedir. Bu çalışmada amaç, anksiyete düzeyi ile duygusal yeme davranışı arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Çalışma kapsamında ayrıca demografik özelliklere göre de anksiyete düzeyi ve duygusal yeme davranışlarının farklılık gösterip göstermediği de incelenmiştir. Çalışmanın örneklemi, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Çiçekdağ Meslek Yüksekokulu öğrencileridir (n=438). Bu çalışmada veriler, Beck ve arkadaşlarının (1988) geliştirdiği anksiyete ölçeği ve Garaulet ve arkadaşlarının (2012) geliştirdiği duygusal yeme ölçeği ile oluşturulan bir anket vasıtasıyla toplanmıştır. Çalışmanın hipotezleri T-testi, Anova testi, korelasyon ve regresyon analizi ile test edilmiştir. Çalışma sonucunda, anksiyete düzeyinin duygusal yeme davranışını pozitif yönde etkilediği belirlenmiştir. Buna göre anksiyete düzeyi arttıkça bireylerin daha fazla duygusal yeme davranışı göstermekte oldukları saptanmıştır. Ayrıca erkeklerin kadınlardan daha fazla anksiyete düzeyine sahip oldukları ve duygusal yeme davranışı sergiledikleri, 2. sınıf öğrencilerinin, 1. sınıf öğrencilerinden daha fazla anksiyete düzeyine sahip oldukları, arkadaşıyla birlikte, evde ikamet edenlerin anksiyete düzeyi ve duygusal yeme davranışı ortalamalarının yüksek olduğu, geliri giderine eşit olanların duygusal yeme davranışı ortalamalarının yüksek olduğusaptanmıştır. Yönetim ve organizasyon bölümündekileri anksiyete düzeylerinin ve duygusal yeme yeme davranışı ortalamalarının yüksek olduğu, öğün atlamaya göre duygusal yeme davranışı ortalamalarının yüksek olduğu, iştahsız olanların anksiyete düzeyi ortalamalarının, iştahlı olanların ise duygusal yeme davranışı ortalamalarının yüksek olduğu tespit edilmiştir, 800-1200 ml arası su tüketenlerin anksiyete düzeyi ve duygusal yeme davranışı ortalamalarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Anksiyete, Davranış, Yeme Davranışı, Duygusal Yeme Davranışı.

AnksiyeteBeslenmeBeslenme alışkanlıkları+4
Gizem Eraslan
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik yüksekokulu öğrencilerinin vücut algısı ile yeme davranışı arasındaki ilişki

Bu çalışma, hemşirelik yüksekokulu öğrencilerinin vücut algısı ile yeme davranışı arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı tasarımda ve ilişki arayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın evrenini (Kasım 2019-Haziran 2020) İstanbul İli Avrupa yakasında bir Vakıf Üniversitesinde Hemşirelik Yüksekokulu'nda okuyan öğrenci (N:372); örneklemini ise çalışmaya gönüllü katılan 276 öğrenci oluşturdu. Çalışmanın verileri; Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Hollanda Yeme Davranışı Anketi ve Vücut Algısı Ölçeği ile toplandı. Çalışmanın verilerinin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistiksel analizler (ortalama, standart sapma, medyan, frekans, yüzde, minimum, maksimum), normal dağılım testleri (Skewness ve Kurtosis), Cronbach Alpha, bağımsız gruplarda t testi/Mann Whitney U testi, One-way Anova/Kruskal Wallistesti, Pearson Korelasyon testi kullanıldı. Çalışmadaki öğrencilerin çoğunun kadın olduğu, 18-23 yaş aralığında, bekar, çekirdek aile yapısında, annenin çalışmadığı, gelirin gidere denk olduğu, Marmara bölgesinde, ilde yaşamakta olduğu, normal Beden Kütle İndeksi (BKİ) sınıfında, konuşkan veya girişken olduğu belirlendi. 19-23 yaş grubunda olanların dışsal yeme düzeylerinin, 24 ve üzeri yaş grubunda olanlara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptandı. Kadınların vücut algısı, erkeklere göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu belirlendi. Fazla kilolu BKİ sınıfında olanların duygusal yeme düzeyleri, zayıf BKİ sınıfında olanlara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptandı. Normal, fazla kilolu ve obez BKİ sınıfında olanların kısıtlayıcı yeme düzeyleri, zayıf BKİ sınıfında olanlara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu belirlendi. Fazla kilolu BKİ sınıfında olanların kısıtlayıcı yeme düzeyleri, normal BKİ sınıfında olanlara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu belirlendi. Obez BKİ sınıfında olanların dışsal yeme düzeyleri, fazla kilolu BKİ sınıfında olanlara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptandı. Anahtar Kelimeler: Vücut algısı, yeme davranışı, hemşirelik yüksekokulu öğrencileri.

Beden algısıBeslenme davranışıHemşireler+5
Hatice Karayılan
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

18-45 yaş arası yetişkin bireylerin besin seçimi, sağlıklı beslenme davranışı ve beslenme durumunun değerlendirilmesi

Bu çalışma Gaziantep ilinde bulunan özel bir diyet ve fizyoterapi merkezine başvuran 18-45 yaş arası bireylerde sağlıklı beslenme davranışları ve yaşamdaki beslenme alışkanlıklarının temelini oluşturan besin seçimlerinin beslenme durumu üzerine etkilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma yaş aralığı 18-45 olan %57,8'i kadın toplam 109 birey ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara, genel bilgilerine ait bilgi formu, Besin Seçim Testi (BST), ORTO-15 Ölçeği ve üç günlük besin tüketim kaydı formu uygulanmıştır. Kadınlar 30,28 ∓ 8,14 yıl, erkekler ise 27,93∓ 6,09 yıl yaş ortalamasına sahiptir. Katılımcıların beden kütle indeksi (BKİ) incelendiğinde %45,7'si kiloludur. Besin Seçimi Testinden alınan puanlara bakıldığında, toplamda en yüksek puanın duyusal çekicilik, en düşük puanın etik kaygı olduğu tespit edildi. ORTO-15 puanlarına bakıldığında katılımcıların %72,5'inde sağlıklı beslenme takıntısı olmadığı bulundu. Cinsiyete göre BST karşılaştırılması yapıldığında kadınların uygunluk puanı daha yüksek olarak belirlendi. Yapılan analizler sonucunda ana öğün yapma durumuyla BST arasında ilişki bulunmuyorken, ara öğün yapanların yapmayanlara göre fiyat ve aşinalık alt boyutları arasında anlamlı ilişki vardı (p>0,05). Besin tüketim kayıtları ile BST arasındaki ilişki incelendiğinde, karbonhidrat yüzdesi ile sağlık ve ağırlık kontrolü alt boyutu ile negatif yönlü ilişki saptandı. D vitamini ile duygu durum, uygunluk, fiyat durumlarının ilişkisine bakıldığında pozitif sonuç görüldü (p<0,05). Katılımcıların sağlıklı beslenme takıntısına sahip olma durumu ile besin seçimleri arasındaki ilişki incelendiğinde, sağlıklı beslenme takıntısı olmayanların uygunluk puanının sağlıklı beslenme takıntısı olanların puanından daha yüksek olduğu tespit edildi. Besin tüketim kayıt sonuçlarıyla, ORTO-15 arasındaki ilişkiye bakıldığında anlamlı sonuca ulaşılmadı (p>0,05). ORTO-15 Ölçeği ile eğitim durumu karşılaştırıldığında, eğitim durumu ilkokul olan katılımcıların lise olanlara göre ölçekten aldıkları puanların daha düşük olduğu bulundu. Çalışmanın sonucuna göre sağlıklı beslenme takıntısı durumu ile besin tüketimleri arasında anlamlı farklılık bulunmadığı ve sağlıklı beslenme takıntısına sahip olmayanların uygunluk alt boyut puanının yüksek olduğu belirlendi. Sağlıklı beslenme takıntısı, besin seçimi ve beslenme durumu ile ilgili daha çok çalışmaya ihtiyaç olabileceği sonucuna varıldı.

Besin tercihleriBesinlerBeslenme+4
Buse Ergüleç
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 pandemi sürecinde evden çalışmaya geçen 20-65 yaş arası bireylerde sezgisel yeme davranışı, depresyon ve beden kütle indeksi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bu çalışma, Covid-19 pandemi döneminde evden çalışmaya geçen bireylerde sezgisel yeme davranışı, depresyon ve beden kütle indeksi (BKİ) arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapıldı. Covid-19 pandemi döneminde evden çalışmaya geçen ve Türkiye'nin farklı illerinde yaşayan, yaşları 20-65 aralığında bulunan 158 gönüllü katılımcı ile gerçekleştirildi. Veriler anket yöntemiyle online ortamda, Temmuz 2021-Kasım 2021 tarihleri arasında toplandı. Ankette demografik sorular mevcut olup, sezgisel yeme durumu Sezgisel Yeme Ölçeği-2 (IES-2) ve depresyon durumu Beck Depresyon Envanteri (BDE) kullanılarak incelendi. Verilere ilişkin analizler IBM SPSS 25 programında gerçekleştirildi. Analizlerde tanımlayıcı istatistikler, Mann Whitney U Testi, Kruskal Testi ve Post Hoc Bonferroni Testi, Fisher's Exact Testi, Wilcoxon İşaret Sıra testi uygulandı, ayrıca Spearman korelasyonundan yararlanıldı. Ankete katılan bireylerin %70,3'ünün kadın %29,7'sinin erkek olduğu belirlendi. Bireylerin %38'inin sezgisel yeme puanı ortalamanın üzerindeyken, %62'sinin sezgisel yeme puanı ortalamanın altındadır. Katılımcıların Beck Depresyon Ölçeği puan dağılımları incelendiğinde %48,1'inin normal, %29,1'inin hafif, %19,6'sının orta, %3,2'sinin şiddetli düzeyde depresyonda olduğu saptandı. Sezgisel yeme ölçeği alt boyutlarından 'açlık ve tokluk sinyallerine bağlı yemek' ile katılımcıların BKİ değerleri arasında hesaplanan -0,248 korelasyon katsayısı ile istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönlü bir ilişki bulundu (p<0,05). Sezgisel yeme ölçeğinin alt boyutlarından 'vücut-besin seçim uyumu' ile katılımcıların BKİ değerleri arasında hesaplanan -0,167 korelasyon katsayısı ile istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönlü bir ilişki bulundu (p<0,05). Bireylerin sezgisel yeme ile beck depresyon ölçeği puanları arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamsızdır (p>0.05). Bireylerin beck depresyon ölçeği puanları ile BKİ değerleri arasındaki ilişki istatiksel olarak anlamsızdır (p>0.05).

Beslenme davranışıCOVID 19Depresyon+4
Dilmen Önal
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Van il merkezinde sosyo-ekonomik düzeyleri farklı olan 14-18 yaş arası lise öğrencilerinin obezite durumlarının araştırılması

Bu araştırmada, Van il merkezinde öğrenim gören sosyo-ekonomik düzeyleri farklı olan 14-18 yaş aralığındaki lise öğrencilerinin obezite durumlarının araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmaya, Van il merkezinde okuyan ortaöğretim öğrencilerinden 1347 erkek (XYaş:16,33±1,31 yıl, XV.A.:59,39±9,71 kg XBoy:169,57±7,14 cm), 669kız(XYaş:16,49±1,23 yıl, XV.A.:52,93±6,98 kg XBoy:158,42±5,37 cm) olmak üzere toplam 2016 öğrenci gönüllü olarak katılmıştır.Araştırmaya katılan öğrencilere 8 maddeden oluşan "Kişisel Bilgi Formu" ve 11 maddeden oluşan "Beslenme ve Aktivite Alışkanlıkları" anketi uygulanarak veriler alınmıştır. Verilerin tanımlayıcı istatistikleri ve analizleri için SPSS programı kullanıldı. Çalışmada elde edilen verilerin normallik düzeyini belirlemek için Shapiro-Wilk testi uygulandı. Verilerin normal dağılım göstermedikleri gözönüne alınarak değerler arasındaki farkı belirlemek için α=0,05 anlamlılık seviyesinde non-parametrik testler uygulanmıştır. Bağımsız gruplar ikili karşılaştırmalarda Mann-Whitney U testi, üç ve üzeri karşılaştırmalar da ise Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Üç ve üzeri bağımsız gruplarda uygulanan Kruskal Wallis testinde grup içi farklılığı belirlemek içinde Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Beden Kütle İndeksi sınıflamasına göre, öğrencilerin %14,63'ü zayıf, %79,71'i normal ağırlıklı, %4,63'ü hafif şişman, %0,89'u obez olarak tespit edilmiştir. Sağlık Bakanlığı, Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması sonuçlarına göre, Türkiye'de obezite sıklığı %8,2 olarak bulunurken, bu araştırma sonucunda Van ilinde 14-18 yaş grubu öğrencilerinde obezite sıklığı %0,89 olarak bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, Van ili 14-18 yaş grubu ortaöğretim öğrencileri için mevcut bir risk faktörünün bulunmadığı değerlendirilmektedir. Ancak bu obezite sıklığının korunması, öğrencilerin beslenme ile ilgili eğitimlere alınması, öğrencilere yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığının kazandırılması ve öğrencilerin fiziksel aktiviteye yönlendirilmelerinin obeziteden uzak bir yaşam için önemli olduğu değerlendirilmektedir.

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme davranışı+4
İbrahim Halil İleri
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00

Related subjects