Beslenme davranışı
181 theses under this subject heading
Yaşlı bireylerin beslenme durumları ve yeme farkındalıklarının saptanması; Muğla örneği
YAŞLI BİREYLERİN BESLENME DURUMLARI VE YEME FARKINDALIKLARININ SAPTANMASI; MUĞLA ÖRNEĞİ Bu araştırma yaşlı bireylerde beslenme durumu ve yeme farkındalığı düzeylerini tanımlamak ve aralarındaki ilişkiyi incelemek amacıyla tanımlayıcı araştırma olarak planlanıp yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini Muğla il merkezi ve ilçelerinde Tazelenme Üniversitesine kayıtlı 60 yaş ve üstü bireyler oluşturmuştur. Bu çalışma toplam 234 (80'i erkek, 154'si kadın) birey üzerinde yürütülmüştür. Çalışma verileri bireylerin sosyo-demografik bilgilerine yönelik sorular ile Mini Nütrisyonel Değerlendirme Testi-Kısa Formu ve Yeme Farkındalığı Ölçeğinin yer aldığı bir form aracılığıyla online olarak elde edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen veriler Windows ortamında Statistical Package for the Social Sciences 22.0 paket programı ile değerlendirilmiş ve tüm hesaplamalarda p<0.05 anlamlı kabul edilmiştir. Çalışma sonucunda erkeklerin %41.3'ü, kadınların %41.6'sı beden kütle indeksi sınıflamasına göre normal aralıkta bulunmuştur. Beden kütle indeksi sınıflamasına göre zayıf bireylerin hepsinin malnütrisyonlu olduğu, normal bireylerin %9.3'ünde ve II. derece obez olanların %27.3'ünde malnütrisyon riski olduğu bulunmuştur. Bireylerin (%97.9) yeme farkındalığının yüksek olduğu saptanmıştır. Yeme farkındalığı ile yaş arasında bir ilişki yokken, yaş ile Mini Nütrisyonel Değerlendirme Testi-Kısa Formu toplam puanı arasında negatif bir ilişki bulunmuştur. Beden kütle indeksi ile Mini Nütrisyonel Değerlendirme Testi-Kısa Formu arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki varken, beden kütle indeksi ile yeme farkındalığı asında negattif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bireylerin Mini Nütrisyonel Değerlendirme Testi-Kısa Formu puanı ile Yeme Farkındalığı Ölçeği puanı arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (r=-0.12; p=0.07). Toplumda yaşayan yaşlı bireylerde malnütrisyon ve malnütrisyon riskini önlemek amacıyla belirli aralıklarla beslenme taraması yapılması ve yaşlı bireylerde pek çok faktörden etkilenen beslenme durumuna etki eden faktörü her yönüyle incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca yaşlı bireylerde obezite tedavilerine alternatif olabilecek, yeme farkındalığı eğitimlerinin dâhil edilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Yaşlı, Beslenme durumu, Yeme farkındalığı
Sınıfiçi farklılaşma ve sınıfiçi bütünleşme biçimi olarak Eskişehir'de orta sınıfın yeme-içme örüntüleri
Gıda ve beslenme sosyolojisi 1980'lerden itibaren sosyoloji disiplini içerisinde bir alt disiplin olarak ortaya çıkmıştır. Dünyada son iki ya da üç on yıllık zaman diliminde, sağlıklı beslenme, halk sağlığı ve diyet tartışmaları ile gündeme gelen gıda ve beslenme sosyolojisi (sociology of food and nutrition); yeme-içme alışkanlıklarının, kültürlerinin ve pratiklerinin ele alındığı oldukça yeni bir araştırma alanıdır. Bu tez çalışması literatürde gıda sosyolojisi, yeme-içme sosyolojisi olarak kabul edilen bazen ortak, kimi zaman aralarında nüans bulunan bir alanda, gıda ve beslenme sosyolojisi alanında gerçekleştirilmiştir. Çalışma birincil olarak Eskişehir'de orta sınıfın gıda tüketimlerini sosyolojik olarak saptamayı, yeme-içme pratiklerini ve dışarıda yeme alışkanlıklarını, yeme-içme mekânları ile kurdukları ilişkileri, bu anlamda mekânların sosyolojik incelemesini gıda ve beslenme sosyolojisi bağlamında anlama amacı taşımıştır. Gıda ve beslenme sosyolojisi üzerine Türkiye'de çok az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu araştırmada küreselleşen ve kentsel alanda dönüşen, nezihleşen Eskişehir'de orta sınıfın yeme-içme pratiklerini, gıda harcamalarını ve dışarıda yeme alışkanlıklarını, yeme-içme mekânları ile kurdukları ilişkileri gıda ve beslenme sosyolojisi bağlamında yapılmıştır. Nitel bir anlayışın benimsendiği, alan araştırmasına dayalı, özgün bir çalışma olma özelliği taşımaktadır. Gıda ve beslenme sosyolojisi alanındaki ilk görgül araştırmalardan biri olma iddiası taşımaktadır. Alan araştırmasının evreni Eskişehir'deki orta sınıf hanelerdir. Araştırmanın örneklemini ise orta büyüklükteki bir kent olan Eskişehir'de kartopu örnekleme ile oluşturulmuş olan orta sınıf aileler meydana getirmektedir. Örneklem dahilinde 23 derinlemesine görüşme yapılmıştır. Orta sınıfın zevk ve beğenileri doğrultusunda ekonomik ve kültürel sermayeleri doğrultusunda tüketmeyi tercih ettiği 16 yeme-içme mekânı işletme sorumlusu ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gıda ve beslenme sosyolojisi, tüketim sosyolojisi, orta sınıf, habitus, kültürel sermaye, tüketim, mekân
Tele hemşirelik ile gerçekleştirilen oyunlaştırma tekniğinin ergenlerin beslenme davranışı ve fiziksel aktivite düzeyine etkisi
Başlık: Tele hemşirelik ile gerçekleştirilen oyunlaştırma tekniğinin ergenlerin beslenme davranışı ve fiziksel aktivite düzeyine etkisi Amaç: Araştırmanın amacı tele hemşirelik ile gerçekleştirilen oyunlaştırma tekniğinin ergenlerin beslenme davranışı, fiziksel aktivite düzeyi ve sağlık durumu algısına etkisini saptamaktır. Yöntem: Araştırma tek merkezli, tek kör, paralel grup, yedi haftalık takip süresi olan randomize ön test-son test tam deneysel tasarımda yapıldı (Clincal Trials: NCT05567146). Çalışma Aksaray il merkezinde bulunan eğitim programları farklı üç lisede (mesleki ve teknik, Anadolu ve fen lisesi) 65 ergen (29'u müdahale, 36'sı kontrol) ile 16 Mayıs 2022- 2 Eylül 2022 tarihleri arasında yürütüldü. Çalışmada müdahale grubuna yedi hafta boyunca oyunlaştırma tekniği uygulandı. Çalışmada SPSS 15.0 istatistik programı kullanılarak intention-to treat (ITT) analizi yapıldı. Bulgular: Müdahale grubunun fiziksel aktivite düzeyi, beslenme davranışı, meyve ve sebze tüketimi değişim süreci toplam ve alt boyut puanı ile sağlık durumunu algılama puanlarındaki değişimin kontrol grubuna göre istatiksel olarak anlamlı olduğu bulundu. Ayrıca müdahale grubundaki ergenlerin su ve soda içme sıklığı ile enerji içeceği içme sıklığının kontrol grubuna göre istatiksel olarak anlamlı olduğu tespit edildi. Yapılan uygulamanın ergenlerin süt ve süt ürünleri içme sıklığı ile meyve suyu, gazlı içecek, çay ve kahve içme sıklığına etkisi olmadığı belirlendi. Sonuç: Tele hemşirelik ile gerçekleştirilen oyunlaştırma tekniğinin ergenlerin beslenme davranışını ve sağlık durumu algısını iyileştirmede; fiziksel aktivite düzeyini, meyve-sebze tüketimini, su ve soda içme sıklığını artırmada ve enerji içeceği içme sıklığını azaltmada etkili olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Adölesan, beslenme, ergen, fiziksel aktivite, oyunlaştırma, tele hemşirelik.
Adölesanlarda beslenme durumunun ve alışkanlıklarının saptanması
Adölesan dönem büyüme ve gelişmenin hızlandığı, insan hayatında kalıcı durumların ve alışkanlıkların kazanıldığı önemli bir dönemi kapsar. Bu dönemdeki beslenmenin de bu durumda büyük payı bulunur. Bu çalışma adölesan bireylerin beslenme durumlarının ve alışkanlıklarının saptanması amacıyla Gaziantep il merkezi, Şehitkamil ilçesinde ikamet eden 92 kız, 108 erkek olmak üzere toplamda 200 adölesan bireyle çalışılmıştır. Çalışmada yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Uygulanan ankette antropometrik ölçümler ve beslenme alışkanlıklarıyla ilgili sorulara yer verilmiştir. Verilerin analizleri SPSS 26 programında yapılmıştır. Kategorik değişkenlerin belirlenmesinde Ki Kare testi kullanılmış olup analizlerde p<0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Cinsiyete göre beden kitle indeksleri incelendiğinde erkek ve kız adölesan bireyler arasında farklılıklar saptanmıştır. Katılımcılardan bki değerlerine göre zayıf olanların %57,1'i (12) kız, %42,9'u (9) erkektir. Bki değerleri normal olanların %52,3'ü (69) kız, %47,7'si (63) erkektir. Fazla kilolu olanların %28,2'si (11) kız, %71,8'i (28) erkektir. Obez bireylerin ise tamamı erkek bireylerden oluşmaktadır. Oranlar incelendiğinde beden kitle indeksi bakımından erkek bireylerin kız bireylerden daha sağlıksız olduğu görülmektedir. Fast food tüketim sıklığına bakıldığında hiç fast food tüketmeyenlerin oranı %5 (10), haftada 1 gün tüketenlerin oranı %28,5 (57), haftada 2-4 gün arası tüketenlerin oranı %43 (86), haftada 5-7 gün arasında tüketenlerin oranı %19,5 (39), ayda 1 gün tüketenlerin oranı ise %4 (8) olarak bulunmuştur. Oranlara bakıldığında katılımcıların fast food tüketim oranlarının genel olarak cinsiyete bağlı olmaksızın yüksek olduğu saptanmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler ve analizler doğrultusunda çalışmaya katılan bireylerin önemli bir kısmının beslenmeyle alakalı ciddi sorunlarının oldukları belirlenmiştir. Bu durumun önüne geçebilmek için gerek okulda gerek aile içinde doğru eğitim ve uygulamaların yapılması tavsiye edilmektedir.
Kanserli çocuklarda yeme davranışı, beslenme durumu ve tat alma değişikliği
Bu araştırmanın amacı kanserli çocuklarda yeme davranışı, beslenme durumu ve tat alma değişikliğini incelemektir. Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tiptedir. Araştırmanın evrenini Aralık 2020-Haziran 2022 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Hastanesi pediatri hematoloji ve onkoloji klinik ve polikliniğinde izlenen ve kemoterapi alan 8-18 yaş arasındaki çocuklar ve ebeveynleri oluşturmuştur. Güç analizi kullanılarak araştırmanın örneklem büyüklüğü 80 çocuk olarak belirlenmiştir. Veriler Çocuk Tanıtım Formu, Çocuklarda Yeme Davranışı Anketi (ÇYDA), Kemoterapi Alan Çocuklar İçin Tat Alma Değişikliği Ölçeği (KAÇ-TADÖ) ve Subjektif Total Tat Keskinliği Ölçeği (STTKÖ) ile toplanmıştır. Çalışmaya alınan çocuklara Çocuk Tanıtım Formu, KAÇ-TADÖ ve STTKÖ, ebeveynlerine ise ÇYDA araştırmacı tarafından yüz yüze uygulanmıştır. Çocukların kilosu ve boyu hastanedeki tartı ve boy ölçüm cihazı ile araştırmacı tarafından ölçülmüştür. Verilerin analizinde normallik testi, Kapsam Geçerlik İndeksi, ortalama, sayı ve yüzde dağılımları, Spearman Brown Sıra Farkları korelasyon analizi, Mann Whitney U ve Kruskall Wallis testi kullanılmıştır. Beden Kitle İndeksi (BKİ) Z skoru çocukların %92.5'inde -2 ile +2 arasında (normal) ve %7.5'inde ≤-2'nin altında (yetersiz beslenme) olduğu saptanmıştır. ÇYDA'nın alt boyutlarının puan ortalaması sırayla gıda heveslisi 12.48±5.36, duygusal aşırı yeme 5.28±1.45, gıdadan keyif alma 16.83±5.41, içme tutkusu 9.72±5.13, tokluk heveslisi 22.93±6.65, yavaş yeme 9.81±4.95, duygusal az yeme 16.38±4.41 ve yemek seçiciliği 10.72±2.86, KAÇ-TADÖ toplam puan ortalamasının ise 8.66±10.22 olarak saptanmıştır. Gıda heveslisi ve gıdadan keyif alma ile tat alma değişikliği arasında negatif yönde ve orta düzeyde ilişki olduğu, tat alma değişikliği arttıkça gıda hevesi ve keyfin azaldığı, yavaş yeme ile tat alma arasında pozitif yönde ve orta düzeyde bir ilişki olduğu, tat alma değişikliği arttıkça yemenin de yavaşladığı belirlenmiştir.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların beslenme davranışlarının annelerin yaşam kalitesine etkisi
Bu araştırma, otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocukların beslenme davranışlarının annelerin yaşam kalitesine etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Tokat ve Yozgat İl Milli Eğitim Müdürlükleri'ne bağlı Rehberlik Araştırma Merkezleri'ne kayıtlı 2-6 yaş arasındaki 74 otizm tanılı çocuğun anneleri, örneklemini ise; araştırmaya katılmayı kabul eden 69 otizm tanılı çocuğun anneleri oluşturmaktadır. Araştırma verileri Ekim 2019-Ocak 2020 tarihleri arasında araştırmacı tarafından hazırlanan, otizm tanılı çocuk ve ebeveynlerinin demografik özellikleri ile çocuğun yeme alışkanlıklarını ve annenin süreç hakkındaki yaklaşımlarını içeren 'Aile ve Çocuk Tanıtıcı Bilgi Formu' , 'Otizm Öğün Davranış Kısa Ölçeğİ' ve 'Otizmde Yaşam Kalitesi Anketi-Ebeveyn Sürümü' ölçekleri ile toplanmıştır. Araştırmaya katılan annelerin %55.1'inin çocuğuna yemek yedirirken gergin tutum sergilediği, %37.7'sinin telaşlı olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda annelerin %89.9'unun otizm tanılı çocuğun beslenme sürecinden yaşam kalitelerinin olumsuz etkilendiği, anneye otizm tanılı çocuk ile yaşamanın orta düzeyde sorun oluşturduğu saptanmıştır. Araştırmaya katılan otizm tanılı çocukların yemek sırasında %51.1'nin saldırgan davranışlarda bulunduğu ve %28.9'unun yemek seçtiği belirlenmiştir. Sonuç olarak araştırmaya katılan otizm tanılı çocukların anneleri beslenme sürecinden etkilendiklerini, olumsuz beslenme davranışları gösteren otizm tanılı çocukların annelerinin yaşam kalitelerini negatif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle pediatri hemşirelerinin otizm tanılı çocuklarda beslenme problemlerinin yaygın yaşandığı konusunda bilgi sahibi olması ve otizmli tanılı çocuğa sahip aileye bilgilendirici, farkettirici ve yönlendirici tutum sergilemesi gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Otizm spektrum bozukluğu, çocuk, beslenme, yaşam kalitesi, pediatri hemşireliği
Yozgat il merkezinde ortaokul öğrencilerinde internet kötüye kullanım risk değerlendirilmesi ve obezite ilişkisi
Yozgat İl Merkezinde Ortaokul Öğrencilerinde İnternet Kötüye Kullanım Risk Değerlendirilmesi ve Obezite İlişkisi İnternetin kontrolsüz kullanımı, internet bağımlılığına neden olarak sedanter yaşamı yaygınlaştırmaktadır ve obeziteye zemin hazırlamaktadır. Bu araştırma, Yozgat il merkezindeki ortaokul öğrencilerinde internet kullanımı ve obezite arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla tanımlayıcı-kesitsel desende gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evren ve örneklemini, Yozgat il merkezindeki ortaokul öğrencileri oluşturmuştur. Araştırma, Mart 2020-Kasım 2020 tarihleri arasında Yozgat il merkezinde okuyan 450 ortaokul öğrencisi ile tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri, Aileye Yönelik Soru Formu, Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği (YİBÖ), Beslenme Davranış Ölçeği (BDÖ) ve Çocuklar için Fiziksel Aktivite Soru Formu (FAS) ile elde edilmiştir. Veriler SPSS 23.0 programında tanımlayıcı istatistik testleri, bağımsız gruplar t testi, ANOVA varyans analizi, Pearson Korelasyon analizi ve Lineer Regresyon ile değerlendirilmiştir. Ortaokul öğrencilerinin %83.3'ü 8. Sınıfta, %61.6'sı devlet ortaokulda öğrenim görmekte, %55.8'i kız, ortalama 12.73±0.87 yaşındaydı. Ortaokul öğrencileri ortalama 50.45±11.95 kiloda, ortalama 157.90±9.27 cm boy uzunluğunda, ortalama 20.03±3.60 beden kitle indeksinde ve %22.2'si 50-75 persentil arasındaydı. Ortaokul öğrencilerinin YİBÖ'nden aldıkları 28.25±16.55 puan ile internet bağımlığı düzeyinin düşük oranda olduğu, BDÖ'nden aldıkları 0.76±4.76 puan ile çok düşük düzeyde sağlıklı beslenme davranışlarının olduğu ve FAS'nden aldıkları 15.06±7.70 puan ile düşük fiziksel aktivite düzeyine sahip olduğu belirlenmiştir. Ortaokul öğrencilerinin annesi ve babasının beden kitle indeksi ile öğrencilerin beden kitle indeksi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ortaokul öğrencilerinin internet bağımlılığı ile beslenme davranışları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunurken; internet bağımlılığı ile fiziksel aktivite düzeyi arasında negatif yönde ve zayıf düzeyde anlamlı ilişki saptanmıştır. Ortaokul öğrencilerinin internet bağımlılığı düzeyi ile obezite arasında arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, ortaokul öğrencilerinin internet bağımlığının sağlıklı beslenme davranışlarını azalttığı, internet bağımlılığı ile annesi ve babasının beden kitle indeksindeki artışın ise öğrencilerde obeziteyi artırdığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İnternet bağımlılığı, fiziksel aktivite, beslenme davranışı, çocuk obezitesi, ortaokul öğrencisi.
Adolesanların yeme davranışları, zihinsel dayanıklılık ve fiziksel aktivite düzeyinin ilişkisel incelenmesi
Amaç: Adolesanların yeme davranışları, zihinsel dayanıklılık ve fiziksel aktivite düzeyinin ilişkisel değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya Manisa'da iki lisede 614(%66.5)'i erkek 310(%33.5)'i kadın toplam 924 öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Verilerin elde edilmesinde Adolesanların Yeme Davranışlarını Saptama Ölçeği (AYDSÖ), EİZDÖ-UF Ölçeği -Uzun Formu (EİZDÖ-UF), UFADA(UFADA) ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS25 paket programı kullanılmıştır. Veri analizinde betimsel tekniklerin yanı sıra t test, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır, gruplar arasında farkın tespitinde ise Tukey testi, ayrıca Pearson Korelasyon testi kullanılmıştı. Tip 1 hata .05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: EİZDÖ-UF, AYDSÖ ve UFADA puanlarının ilişkisine bakıldığında aralarında düşük düzeyde pozitif, istatistiksek açıdan anlamlı ilişki saptanmıştır. UFADA faktörü açısından EİZDÖ-UF, AYDSÖ puanlarının aktivite düzeyi yüksek olanların lehine bulunmuştur. EİZDÖ-UF, AYDSÖ ve UFADA puanları cinsiyet değişkenine göre erkeklerin lehine farklı bulunmuştur. Öğrencilerin okul değişkenine göre ise EİZDÖ-UF, AYDSÖ ve UFADA puanları Meslek ve Anadolu Lisesinde öğrenim gören öğrencilerin lehine bulunmuştur. Sınıf değişkeni açısından ise 12. sınıfların AYDSÖ puanları 9., 10. ve 11. sınıflardan düşük bulunmuştur. Sonuç: Araştırmanın sonucunda EİZDÖ-UF, AYDSÖ ve UFADA puanları aralarında düşük düzeyde pozitif ilişkili bulunmuştur. EİZDÖ-UF, AYDSÖ ve UFADA puanlarında cinsiyet, okul, sınıf değişkenlerine göre farklılık saptanmıştır. UFADA düzeyi yüksek olanların AYDSÖ ve EİZDÖ-UF puanları yüksek bulunmuştur. Buna göre adolesanların düzenli ve uygun şiddette fiziksel aktivite yapmaları onların yeme davranışlarını ve zihinsel dayanıklılıklarını destekleyeceği düşünülebilir.
Lise öğrencilerinin beslenme davranışları, ortoreksiya nervoza ve obsesif kompulsif bozukluk ilişkisi
Amaç: Adolesan dönem beslenmesini birçok faktör etkilemekte, adolesanlar obezite ya da yeme bozukluklarıyla karşımıza gelmektedir. Bu çalışmanın amacı lise öğrencilerinin beslenme davranışları hakkında bilgi sahibi olmak, ortoreksiya nervoza ve obsesif kompulsif bozukluk düzeylerini belirlemek, ortoreksiya nervoza ile obsesif kompulsif bozukluk hastalıkları arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Yöntem: Çalışmamıza 1 Ekim 2018 - 1 Mayıs 2019 tarihleri arasında çalışmaya katılmayı kabul eden Adana ilinde lise ve dengi okullarda eğitim gören 755 öğrenci katılmıştır. Bu çalışma kapsamında katılımcılara Sosyodemografik Bilgi Formu, ORTO-15 Ölçeği ve Maudsley Obsesif Kompulsif Envanteri uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmaya 285 (% 37,7) erkek, 470 (% 62,3) kız öğrenci katılmıştır. Çalışmamıza katılan öğrencilerin % 14,7'sinin ortorektik eğilim gösterdiği, % 44,5'inin OKB açısından yüksek risk grubunda olduğu bulunmuştur. Çalışmamızda yaş, cinsiyet, lise yılı, BKİ, kronik hastalık, sigara kullanımı ve anne eğitim düzeyi değişkenleriyle kişilerin ortorektik eğilimi arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmamıştır (p>0,05). Öğrenim görülen lise türü, yaşanılan yer, sosyoekonomik düzey, sağlıklı beslenme bilgisi, baba eğitim düzeyi ve uygulanan diyet varlığıyla kişilerin ortorektik eğilimleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır (p<0,05). Çalışmamızda kişilerin ortorektik belirtiler göstermeleri ile obsesif kompulsif belirtiler göstermelerini değerlendirmek için yapılan korelasyon analizinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuş ve analiz pozitif korelasyon göstermiştir (r= -,158 ve p<0,01). Sonuç: Çalışmamızda ortoreksiya nervozanın obsesif kompulsif belirtilerle ilişkisi ortaya konmuş lise öğrencilerinde ortorektik belirtiler arttıkça obsesif belirtilerin de artış gösterdiği saptanmıştır. Ortoreksiya nervozayı bir halk sağlığı sorunu olarak algılamak ve buna yönelik birinci basamakta koruyucu hekimlik uygulamalarını yürütmek, gerekli tedbirleri almak gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Beslenme davranışları, Lise öğrencisi, Ortoreksiya nervoza, Obsesif kompulsif bozukluk, Aile hekimliği
48-72 aylık çocuğa sahip annelerin, ebeveynlik yetkinliği ile çocuklarını besleme tarzı arasındaki ilişki
Bu araştırmada, 48-72 aylık çocuğa sahip annelerin, ebeveynlik yetkinliği ile çocuklarını besleme tarzı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Aydın İli Efeler İlçesi Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı resmi ve özel ilkokulların anasınıfları ve bağımsız anaokullarında eğitim görmekte olan 48-72 aylık 270 çocuğun annesi oluşturmaktadır. Araştırma iki ya da daha çok değişken arasında değişim olup olmadığını ve varsa derecesini incelemeyi amaçladığından ilişkisel tarama modelindedir. Araştırma verilerinin elde edilmesinde, Anneler için Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği , Anne-Baba (Ebeveyn) Besleme Tarzı Anketi ile araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği, Anne-Baba (Ebeveyn) Besleme Tarzı Anketi puanlarına ilişkin normallik testleri Kolmogorov-Smirnov testi ile gerçekleştirilmiştir. Puanların normal dağılmamasından dolayı ölçek puanlarına ilişkin karşılaştırmalar Mann-Whitney U testi ve Kruskall-Wallis H testi ile gerçekleştirilmiştir. Ölçek alt boyutlarından elde edilen puanlar arasındaki ilişkiye ise Spearman Brown Sıra Farkları Korelasyon Katsayısı ile bakılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; Anne-Baba (Ebeveyn) Besleme Tarzı Ölçeği alt boyut puanlarının annelerin eğitim durumuna göre oluşturulan gruplara göre karşılaştırmasında, cesaretlendirici beslenme ve toleranslı kontrollü beslenme puanlarının ortaokul ve lise gruplarında diğer gruplara göre anlamlı derecede düşük olduğu bulunmuştur (p< 0,05). Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği alt boyut puanlarının anne çalışma durumuna göre karşılaştırmasında; boş zaman yönetme, okul desteği, sağlık ve toplam yetkinlik puanlarının çalışmayanlarda anlamlı derecede yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). Ebeveyn Besleme Tarzı ölçeği alt boyut puanlarının, annelerin çalışma durumu gruplarına göre karşılaştırmasında; sıkı kontrollü beslenme puanlarının çalışmayanlarda anlamlı derecede yüksek olduğu bulunmuştur(p<0,05). Ebeveyn Besleme Tarzı ölçeği alt boyut puanları, çocukların cinsiyet gruplarına göre karşılaştırıldığında; yardımcı beslenme puanlarının erkek çocuk annelerinde anlamlı derecede yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği ve Ebeveyn Besleme Tarzı anketinin alt boyut puanları arasındaki korelasyon incelendiğinde, ölçeklerin alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). ANAHTAR KELİMELER; Okul Öncesi Dönem Çocuğu, Ebeveyn Yetkinliği, Ebeveyn Besleme Tarzı
Okul öncesi çocuklara verilen beslenme eğitimi sonrasında çocukların beslenme bilgi ve davranışları üzerine etkisinin değerlendirilmesi
Çalışmamızda beslenme eğitiminin, okul öncesi çağı çocuklarda beslenme bilgi ve davranışları üzerine etkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışma, Muğla İli, Menteşe İlçesi'ndeki Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesine bağlı kreşte (Gündüz Bakımevi) toplam 24 çocukla 2019-2020 Eğitim-Öğretim döneminin 1. Yarıyılında, Ekim-Aralık 2019 tarihleri arasında yürütülmüştür. Tüm çocuklara haftada bir gün okullarında görsel olarak beslenme eğitimi verilmiştir. Haftalık eğitimler sonrasında ailelere hazırlanan broşürler dağıtılmıştır. Böylece çocuklarla birlikte ailelerin de doğru bir şekilde bilgilenmeleri hedeflenmiştir. Çalışma başlamadan önce ailelerin sosyodemografik özellikleri, hastalık durumları ve beslenme alışkanlıkları sorgulanmıştır. Eğitim öncesi ve eğitim sonrası çocukların ise beslenme alışkanlıkları ile tüketim sıklıkları sorgulanmış, antropometrik ölçümleri yapılmıştır. Ailelere çocuklarının bir günlük besin tüketim kayıtlarının nasıl yapmaları gerektiğini öğretilerek bu kaydı tutmaları istenmiştir. Çocukların eğitim öncesi yapılan antropometrik ölçümleri sonucunda mevcut beden kitle indekslerinin kilolu ve obez olma sıklığı %50 olarak saptanmıştır. Eğitim öncesi ve eğitim sonrası çocukların günlük aldıkları enerji, posa, karbonhidrat (CHO) ve demir miktarları Türkiye'ye özgü beslenme rehberine göre güvenli alım düzeylerinin altındadır. Bunun yanı sıra protein, B12 vitamini alımları ise önerilen güvenilir alım düzeylerinin çok üstündedir. Eğitim sonrası C vitamini, K vitamini ve sodyum alımlarında artış olduğu belirlenmiştir (p<0.05).
Tip 2 erişkin diyabetlilerde beslenme davranışı ve etkileyen faktörler
Bu çalışma Tip 2 erişkin diyabetli hastaların beslenme alışkanlıklarını ortaya koyarak, beslenme ile diyabet arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla yapıldı. Çalışma, 4 Aralık 2015 - 31 Mayıs 2016 tarihleri arasında 25 Aralık Devlet Hastanesi dahili kliniklerinde 210 hastanın katılımı ile gerçekleştirildi. Hastaların kişisel özellikleri, beslenme alışkanlıkları ve diyabet ile ilişkili özellikleri birebir anket formu uygulanarak sorgulandı. Beden kitle indeksi bilgilerine hasta dosyalarından ulaşıldı ya da hastaların kendilerinden bu bilgi talep edildi. Bel çevresi ölçümleri bizzat araştırmacı tarafından yapıldı. Bazı metabolik değişkenlerine ait ölçüm değerlerine (laboratuvar bilgilerine), rutin ölçümlerin kaydedildiği hastane sistemi üzerinden ulaşıldı. Kan basıncı, açlık kan şekeri ve tokluk kan şekeri ölçüm sonuçlarına klinik hemşirelerinin ölçüm kayıtlarından ulaşılarak anket formuna kaydedildi. Araştırmaya katılan bireylerin yaşları 23 ile 92 arasında değişmekte olup, ortalama 58.37 ± 13.11 yıldır. Hastaların bilgi durumlarını belirlemek için kan şekerini yükselten besinler ile ilgili soru sorulduğunda, %84'ü kan şekerini yükselten besinleri bildiğini belirtti. Hastaların yapılan beden kitle indeksi (BKİ) ölçüm sonuçlarına göre; %49'unun beden kitle indeksi normal sınırların üzerindedir. Ailede başka diyabetli bulunması durumu ile yağlı beslenme arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0.05). Metabolik değişkenler ile beslenme özelliklerinin ilişkisinin ortaya konulması için yapılan analizlerde, açlık kan şekeri değeri ile beyaz ekmek tüketimi; tokluk kan şekeri değeri ile yağlı beslenme; hemoglobin A1C değeri ile kırmızı et tüketimi; LDL değeri ile tatlı-pasta tüketimi arasında ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Çalışmadan elde edilen bulgulara göre tip 2 diyabete sahip bireylerin daha etkin bir diyabet yönetimi sağlayabilmeleri ve yaşam kalitelerini artırabilmeleri için beslenme konusunda eğitilmeleri gerekliliği ortaya çıktı. Anahtar Kelimeler: Tip 2 diyabet, beslenme, beslenme alışkanlıkları, diyabet yönetimi, hemşirelik.
Gaziantep ilinde yaşayan farklı sosyoekonomik düzeydeki yetişkin kadınların beslenme durumunun sağlıklı yeme indeksi ile değerlendirilmesi
ÖZET SAĞLAM, E.E. Gaziantep İlinde Yaşayan Farklı Sosyoekonomik Düzeydeki Yetişkin Kadınların Beslenme Durumunun Sağlıklı Yeme İndeksi ile Değerlendirilmesi. Hasan Kalyoncu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beslenme ve Diyetetik Programı, Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2018 Bu çalışma farklı sosyoekonomik düzeydeki yetişkin kadınların beslenme durumlarının Sağlıklı Yeme İndeksi (Healthy Eating İndex-2010) ile saptanması amacıyla planlanıp yürütülmüştür. Çalışmaya Gaziantep İlinde, Düztepe (düşük sosyoekonomik düzey) ve İbrahimli (yüksek sosyoekonomik düzey) semtlerinde yaşayan, 19-65 yaş arasındaki gönüllü 300 kadın katılmıştır. Soru kağıdı ile kadınlara ilişkin genel bilgiler, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite yapma durumları, 24 saatlik besin tüketim kayıtları yüz yüze görüşülerek belirlenmiş, antropometrik ölçümleri alınmış ve bireylerin HEİ-2010 değerleri hesaplanmıştır. Sağlıklı yeme indeksi ile bireylerin çeşitli özellikleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmaya katılan kadınların %50.0'si 31-50 yaş aralığındadır. Üniversite mezunu olanların oranı %30.7, ilkokul mezunu olanların oranı ise %18.7'dir. %51.3 oranındaki kadın ev kadını iken %43.7'si farklı sektörlerde çalışmaktadır. Çalışmaya katılan kadınların %34.0'ü sağlıklı ağırlıkta, %37.0'si hafif şişman %1.3'ü ise aşırı zayıftır. Düzenli fiziksel aktivite yapanların oranı %29.0'dur. Kadınların %17.7'si sigara, %21.7'si alkol kullanmaktadır. Toplam HEİ-2010 puanları karşılaştırıldığında, İbrahimli Semtinde yaşayan kadınların puanı (58.45±12.53), Düztepe Semtinde yaşayan kadınların puanından (45.85±4.67) istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur (p<0.001). Kadınların yaşlarındaki artışa bağlı olarak HEİ-2010 puanlarının arttığı bulunmuştur (p<0.001). Üniversite mezunlarında HEİ puanı 57.37±11.67 iken ilkokul mezunlarında 47.70±8.99'dur (p<0.05). HEİ-2010 puanı ile medeni durum ve BKİ arasındaki ilişkinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür (p>0.05). Sosyoekonomik düzey ve eğitim düzeyinin arttırılması sağlıklı yeme indeksine olumlu yansıyacaktır. Anahtar Kelimeler: Diyet Kalite İndeksi, Sağlıklı Yeme İndeksi-2010
Üniversite öğrencilerinin duygusal yeme davranışı ile antropometrik ölçümler arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma, Gaziantep ili Hasan Kalyoncu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde Ekim 2016-Mayıs 2017 tarihleri arasında Beslenme ve Diyetetik (BDB), Hemşirelik (HEM) ve Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon (FTR) bölümlerinin 3.ve 4. sınıflarında öğrenim gören, çalışmaya katılmaya gönüllü öğrencilerin (n:325), duygusal yeme davranışları ile antropometrik ölçümler arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Öğrencilerin genel özellikleri, beslenme alışkanlıkları, bir günlük besin tüketimleri, duygusal yeme davranışını sorgulamak için üç faktörlü beslenme (TFEQ) anketi ve duygusal durumlarda yeme alışkanlığı (EESQ) anketleri uygulanmıştır.Öğrencilerin antropometrik ölçümleri de (boy uzunluğu, vücut ağırlığı, bel çevresi ve kalça çevresi) Biyoelektrik İmpedans Analizi (BİA) ile ölçülmüştür.Bir günlük enerji ve besin öğeleri tüketimleri Beslenme Bilgi Sistemi (BEBİS) programı kullanılarak analiz edilmiş ve bulunan değerler Türkiye'ye Özgü Beslenme Rehberi (TÖBR) ile karşılaştırılmıştır.Çalışmaya katılan öğrencilerin %77,2 'si kız ve bekar (%94,2) olup %22,8 'i erkektir.Yaş ortalaması( ±S) sırasıyla kızlarda 22,2±1,9 ve erkeklerde 23,2±1,9 'dur.Öğrencilerin yarıya yakınının (%47,4) en az bir ana öğünü atladığı, %36,6 'sının bir ara öğün tükettiği, %28,9 'unun öğün atladığı ve genelde sabah öğününü (%51,4) atladıkları saptanmıştır. BDB 'nün %28,5 'i, HEM bölümünün %29,7 'si ve FTR bölümünün ise %41,6 ' sının doktor tarafından tanısı konulmuş bir hastalığının olduğu ve FTR bölümündeki öğrencilerde ülserin (p˂0,05) ve ailelerinde ise osteoporozun (p˂0,05) önemli düzeyde yüksek olduğu anlaşılmıştır.Beden Kitle İndeksi (BKİ) açısından öğrencilerin %68,0'i normal, %21,5'i ise hafif şişmandır. TÖBR'e göre öğrencilerin enerjinin proteinden (BDB Kız:%118,1 ve Erkek:%119,4 ; HEM Kız:%112,2 ve Erkek:%101,9 ; FTR Kız:%113,6 ve Erkek:%119,3) ve yağdan(BDB Kız:%126,1 ve Erkek:%118,3 ; HEM Kız:%133,7 ve Erkek:%136,6 ; FTR Kız:%138,7 ve Erkek:%128,4) gelen oranlarının önerilenden yüksek olduğu ve karbonhidrat oranlarının (BDB Kız:%81,0 ve Erkek:%84,6 ; HEM Kız:%78,5 ve Erkek:%79,6 ; FTR Kız:%75,0 ve Erkek:%79,1) ise önerilenden düşük olduğu anlaşılmıştır.Tüm öğrencilerin büyük çoğunluğunun canı sıkıldığında, endişeli olduğunda, arkadaşları kendini ikna etmeye çalıştığında, üzgün olduğunda, yalnız hissettiğinde daha fazla yemek yediği bu durumun ise en fazla kızlarda olduğu belirlenmiştir.Bölümlere göre kontrolsüz yeme düzeyi en fazla FTR bölümünde (p˂0,05), açlığa duyarlılık düzeyinin ise HEM bölümünde (p˂0,05) olduğu, cinsiyete göre bilişsel kısıtlama düzeyi ve duygusal durumlarda yeme alışkanlığının (EESQ) en fazla kızlarda olduğu görülmüştür (p˂0,05). Duygusal yeme davranışı ile antropometrik ölçümler arasındaki ilişkiye bakıldığında; ağırlık(kg), bel çevresi(cm), kalça çevresi(cm), Beden Kitle İndeksi (BKİ), Bazal Metabolizma Hızı (BMH), vücut yağ oranı (%) ve miktarı (%) ile ölçek puanları arasında pozitif yönde (p˂0,05) anlamlı ilişki olduğu; boy uzunluğu(cm), vücut sıvı oranı (%), vücut sıvı miktarı (kg), yağsız vücut oranı (%), yağsız vücut miktarı (kg) arasında ise negatif yönde (p˂0,05) anlamlı ilişki olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak duygusal yeme davranışı ile antropometrik ölçümler arasında güçlü bir ilişki olduğu, beslenme davranışlarına ek olarak duygu ve stres yönetimine odaklanan multidisipliner bir yaklaşımın üniversite çağındaki gençlerde duygusal yemeye bağlı olarak gelişebilecek ağırlık artışı riskini azaltacağından yararlı olacaktır. Anahtar kelimeler: Üniversite döneminde beslenme, Duygusal yeme, Kontrolsüz yeme, Bilişsel kısıtlama, Açlığa duyarlılık
Düşük kalorili diyet tedavisi uygulanan hafif şişman/şişman bireylerin depresyon derecesi ve yeme davranışının değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı hafif şişman ve şişman bireylerde diyet tedavisinin depresyon derecesi ve yeme davranışına etkisini araştırmaktır. Araştırma Haziran 2018-Ekim 2018 Tarihlerinde Gaziantep 25 Aralık Devlet Hastanesi Beslenme ve Diyet Polikliniğine başvuran 18-50 yaş aralığında %55,1'i kadın %44,9'u erkek olmak üzere toplam 127 gönüllü bireyde yapılmıştır. Bireyler beden kütle indeksine (BKİ) göre normal, hafif şişman ve şişman olmak üzere 3 gruba ayrılmıştır. Üç gruba da ön test olarak Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ve Hollanda Yeme Davranışı Anketi (DEBQ) ölçekleri yapılmıştır. Sonrasında hafif şişman ve şişman bireylere diyet tedavisi başlanmıştır. Ortalama 28 günün sonunda hafif şişman ve şişman bireylere son test olarak yine BDÖ ve DEBQ ölçekleri yapılmıştır. Normal, hafif şişman ve şişman bireylerin BDÖ testi puanları arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (p=,001). Hafif şişman ve şişman bireylerin BDÖ ön test ve son test puanları arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (p=,000). Normal, hafif şişman ve şişman bireylerin duygusal yeme puanları arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (p=,002). Cinsiyete göre duygusal yeme puanları arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuş olup kadınların erkeklere göre duygusal yeme puanı daha yüksek bulunmuştur (p=,002). Yaş arttıkça duygusal yeme puanı azalmaktadır (r=-,363 p=,000). Yaş arttıkça dışsal yeme puanı azalmaktadır (r=-,371 p=,000). Bireylerde BDÖ puanı yükseldikçe duygusal yeme puanının artmakta olduğu tespit edilmiştir. Bu ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (r=,271 p=,002). Sonuç olarak bireylerde BKİ yükseldikçe BDÖ puanı ve duygusal yeme puanı artmaktadır. Bu ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (r=,404 p=,000 ,r=,309 p=,000). Anahtar Kelimeler: beden kütle indeksi, obezite, diyet tedavisi, depresyon derecesi, yeme davranışı
Üniversite öğrencilerinin besin güvenliğine ilişkin bilgi tutum ve davranışlarının belirlenmesi
Bu çalışma Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinde eğitim gören 19-24 yaş aralığında gelişigüzel seçilmiş 200 öğrencinin (%58.0 Erkek,%42.0 kadın) besin güvenliğine ilişkin bilgi tutum ve davranışlarını saptamak amacıyla yapılmıştır. Tüm öğrencilere çalışma hakkında bilgi verilmiş ayrıca ''Gönülleri Bilgilendirme Formu'' ile aydınlatılmış ve onayları alınmıştır. Öğrencilerin %8.0'i gıda güvenliği ile çok ilgili, %51.0'i ilgili, %36.5'i az ilgili olduğunu belirtirken, %4.5'i gıda güvenliği ile hiç ilgilenmediklerini belirtmiştir. Aradaki fark istatistiksel olarak önemli olmamakla birlikte erkek öğrencilerin besin güvenliği konusunda kız öğrencilere göre daha ilgili oldukları ve tükettikleri besinleri daha güvenilir bulduğu saptanmıştır (p>0.05).Öğrencilerin %21.5'i tarım ilacı kalıntılarını, %18.5'i ise mikroorganizmaları besin güvenliğini bozan ve sağlık için en zararlı olan unsur olarak görmektedir. Öğrencilerin %30.0'u tüm gıda katkı maddelerinin zararlı olduğunu düşünmektedir. Öğrencilerin %56.8'i ne göre gıda boyaları sağlık için en zararlı olan gıda katkı maddeleridir. Öğrencilerin %51.0'i deniz ürünlerini tamamen güvenilir bulurken %53.0'ü et ürünlerini hiç güvenilir bulmadıklarını belirtmiştir. Öğrencilerin besin satın alma ve besin hazırlama aşamasında gıda güvenliğini bozabilecek çeşitli olumsuz davranışları olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin besin güvenliği konusunda en güvenilir buldukları bilgi kaynakları doktor (%32),bilim adamları (%31.5) ve diyetisyenlerdir (%21.5). Öğrenciler besin güvenliğinin sağlamasında başlıca sorumlu olarak devleti (%68.5) görmektedir. Bunu besin üreticileri (%24.5) takip etmektedir. Sonuç olarak öğrencilerin gıda güvenliğine dair bilgileri eksik bulunmuş ayrıca hatalı tutum ve davranış sergiledikleri saptanmıştır. Besin güvenliğine gereken önemin verilmesi, devletin etkin ve yaygın bir şekilde besin güvenliğini sağlaması, üreticilerin ve besin sanayicilerin güvenli besin arz etmeleri ve tüketicilerinde güvenli gıda talep etmeleri, bunun için de eğitilmeleri ve bilinçlendirilmeleri gerekmektedir.
8-12 yaş çocukların ailelerinde çocuklardaki iştah algısının ölçümü ve iştah durumlarının değerlendirilmesi
Bu çalışma ailelerin, çocuklarının vücut ağırlığı hakkındaki algılarının, çocuklarının boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve beden kütle indeksi (BKİ) gibi nesnel ölçütlerle karşılaştırmalı olarak incelenerek ailenin algılarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığının araştırılması ve çocukların iştah durumlarının yeme davranışlarına göre değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya Konya ilinde yer alan Özel Konya Şehir Koleji'ne devam eden 8-12 yaş 202 çocuk ve ebeveynleri katılmıştır. Ebeveynlere ailenin ve çocuğun genel özelliklerinin sorgulandığı bilgi formları uygulanmış ve çocuklardan antropometrik ölçümler alınmıştır. Çocukların yeme davranışları ise çocukların iştah durumlarını yansıtan "Çocuklarda Yeme Davranışı Ölçeği (ÇYDÖ)" ile saptanmıştır. Çocuklar Dünya Sağlık Örgütü'nün ölçütleri kullanılarak yaşa göre BKİ-persentillerine göre değerlendirilmiş olup yeme davranışları ve sosyodemografik özellikleri ile karşılaştırılmıştır. Çocukların %8,9'u malnütrisyon (yetersiz beslenme), %9,4'ü zayıf, %52,9'u normal, %14,4'ü çok kilolu, %14,4'ü ise şişmandır. Çalışmamızda ebeveynlerden çocuklarının vücut ağırlığının değerlendirilmesi istenmiştir. Buna göre ebeveynlerin %66,3'ü çocuğunun vücut ağırlığını doğru değerlendirmekte iken % 33,7'si çocuğunun vücut ağırlığını yanlış değerlendirmiştir. Ebeveynlerin %25,7'si çocuklarını zayıf görmeye eğilimli olduğu ortaya çıkmıştır. Çocukların yeme davranışının cinsiyet, anne yaşı, ekonomik durum gibi bazı sosyodemografik özelliklerle arasında ilişki saptanmıştır. Çalışmamızda çocukların vücut ağırlığı, boy uzunluğu ve BKİ' leri ile besine ilgi duyan yeme davranışları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunurken besinden kaçınan yeme davranışlarından "doygunluk tepkisi" ve "yavaş yeme" davranışları ile negatif yönlü anlamlı ilişki saptanmıştır. Çocukların yaşa göre BKİ-persentilleri ile ÇYDÖ puan ortalamaları arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuş olup persentil değerleri arttıkça, besine ilgi duyan yeme davranışı puan ortalamaları da artmıştır. Ayrıca ilk çocuklarda "besin seçiciliği" daha çok olduğu saptanmıştır. Besine ilgi duyan yeme davranışlarından "besin duyarlılığı", "besinden zevk alma" davranışlarının puan ortalamalarının erkek çocuklarda daha çok olduğu görülmüş ancak sonuç istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. "Yavaş yeme" gibi besinden kaçınan yeme davranışlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuş olup kız çocuklarında puan ortalaması daha yüksek olduğu gözlenmiştir. ÇYDÖ çocukların iştah durumlarını yansıtan bir ölçektir dolayısıyla besine ilgi duyan yeme davranışları ile çocukların vücut ağırlığı ve BKİ-persentilleri ile pozitif yönde anlamlı ilişkili bulunması iştah durumlarının da iyi olduğunu göstermiştir. ÇYDÖ ile çocukların iştah durumları pratik olarak değerlendirilebilir. Anahtar kelimeler: yeme davranışı, ebeveyn algısı, okul çağı, iştah
Yetişkin kadınların hedonik açlık durumları ile menstrual döngüleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Zeynep ÖZKARSLI. Yetişkin Kadınların Hedonik Açlık Durumları ile Menstrual Döngüleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Beslenme ve Diyetetik Anabilim Dalı, Tezli. Yüksek Lisans, Gaziantep, 2022. Bu çalışmanın amacı; yetişkin kadınlarda menstrual döngünün her üç dönemi (menstruasyon dönem öncesi, menstruasyon dönemi ve menstruasyon dönem sonrası) ile hedonik açlık durumları arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Araştırma, Aralık 2021-Mart 2022 tarihlerinde Gaziantep'te özel bir beslenme ve diyet polikinliğine başvuran üreme çağındaki 125 gönüllü kadın ile yapılmıştır. Kadınların boy uzunluğu, vücut ağırlığı, kalça çevresi, bel çevresi ölçümleri online sistemde bireyler tarafından, yüzyüze sistemde araştırmacı tarafından alınmıştır. Sonuçlara göre kadınların BKİ, bel çevresi/kalça çevresi oranı, bel çevresi/boy uzunluğu oranı hesaplanmıştır. Görsel Analog Skalası, Besin Gücü Ölçeği (BGÖ) uygulanmış olup, menstruasyon öncesi, menstruasyon ve menstruasyon sonrası dönemde 24 Saatlik Besin Tüketim Kaydı alınmıştır. Çalışmaya katılan kadınların yaş ortalaması 30.0 ± 10,11 yıldır. Kadınların ortalama BKİ değerleri 26,0 ±7,47 kg/m2 olarak saptanmıştır. Kadınların menstruasyon öncesi dönemde %37,6'sının, menstrual döneminde %26,4'ünün, menstruasyon dönem sonrasında %8,8'inin normalden daha fazla yediği saptanmıştır. Kadınların gece uykudan kalkıp atıştırma durumu menstrual döngülerinin her 3 döneminde BGÖ toplam puanı ile pozitif ilişkili bulunmuştur (p<0.05). Kadınların menstruasyon öncesi dönemde BGÖ toplam puanı 2.8±0.78, menstruasyon sırasında 2.7±0.82, menstruasyon sonrası dönemde 2.5±0.73 olarak bulunmuştur. Menstruasyon dönemlerine göre besin gücü ölçeği puanları farklılık göstermektedir. Dönemler arasındaki fark istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur (p<0.05). Menstruasyon; kadın yaşamının büyük bir kısmını etkileyen önemli bir dönem olup, besin ögesi yetersizlikleri, yanlış yeme davranışlarını ortaya çıkarabilmektedir. Menstrual döngüde hormonlardaki değişiklikler besin alımı ve iştah üzerinde olumsuz etkiler yapabilmektedir. Menstrual döngüdeki bu olumsuz etkileri ve mekanizmalarını anlayabilmek için geniş çaplı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu konuda farkındalık oluşturmakta diyetisyenlere önemli görev düşmektedir.
Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi'ne bağlı sporcuların vücut bileşiminin, beslenme durumu ile yeme tutum ve davranışlarının saptanması
Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi'ne Bağlı Sporcuların Vücut Bileşiminin, Beslenme Durumu ile Yeme Tutum ve Davranışlarının Saptanması, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Lisanüstü Eğitim Enstitüsü, Beslenme ve Diyetetik Bölümü, Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2023. Bu çalışmanın amacı, Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi'ne bağlı sporcuların vücut bileşiminin, beslenme durumu ile yeme tutum ve davranışının saptanmasıdır. Araştırma, kesitsel tanımlayıcı bir çalışma olup, Ankara ili T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı Sporcu Sağlığı, Performansı ve Hizmet, Kalite Standartları Daire Başkanlığı'nda Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi'ne bağlı, yaş ortalaması 19,1±2,63 yıl olan, toplam 64 erkek sporcu çalışmaya gönüllü katılmıştır. Sporcuların genel özelliklerini, beslenme durumunu sorgulayan sorukağıdı yüz yüze yöntemle uygulanmıştır. Sporculara yeme tutumlarını saptamak için Yeme Tutum Testi (EAT-40) ve yeme davranışını değerlendirmek için Hollanda Yeme Davranışı Anketi (DEBQ) uygulanmıştır. Sporcuların vücut kompozisyonu analizi için Hava Değişim Pletismografisi (BOD POD) ve Biyoelektrik İmpedans Analizörü (BIA) kullanılmış, dinlenme metabolik hız (DMH) ölçümü ise indirekt kalorimetre aracı FITMATE ile ölçüm gerçekleştirilmiştir. Toplam (EAT-40) puanı 11,2±6,35 olarak bulunmuştur. Branş bazında incelendiğinde ise boks yapan sporcuların toplam EAT-40 puanı (15,3±6,81), güreş (8,7±5,49) ve judo (8,2±3,07) yapan sporculara göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,05). DEBQ alt ölçeklerinden duygusal, kısıtlayıcı ve dışsal yeme davranışı toplam puanları ise boks, güreş ve judo için sırasıyla; 22,9±11,07, 23,8±8,09 ve 30,0±7,76 olarak belirlenmiştir. Duygusal yeme tutum puanı arttıkça sporcuların enerji alımının ve vücut ağırlığının da arttığı saptanmıştır (p<0,05). Sporcuların BOD POD ve BIA analizlerine göre vücut yağ yüzdeleri sırasıyla; %11,3±5,83 ve %14,4±5,95, yağsız vücut kütleleri oranları sırasıyla %66,6±12,44 ve %65,1±9,83 olarak belirlenmiştir. FITMATE analizine göre sporcuların DMH ortalaması 2228,2±462,12 kkal olduğu saptanmıştır. Sporcuların vücut kompozisyonuna bağlı faz açısı değerleri incelenmiş ve normal aralıkta olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma sporcuların başarı profilini etkileyen sporcu beslenmesi ve vücut bileşimini araştıracak olan çalışmalara ışık tutmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sporcu beslenmesi, yeme tutumu, yeme davranışı, vücut bileşimi
Diyet polikliniğine başvuran hastaların duygusal yeme davranışı, koronavirüs anksiyetesi ve koronavirüs fobisinin beslenme durumuna etkisi
Bu çalışma, koronavirüs (COVID-19) pandemi döneminde diyet polikliniğine yönlendirilen 18-65 yaş arası bireylerin duygusal yeme davranışı, koronavirüs anksiyetesi düzeyi ve koronavirüs fobisinin beslenme durumuna etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Katılımcılara anket formu ve Koronavirüs Fobisi ölçeği (C19P-S), Hollanda yeme davranışı anketi (DEBQ), Koronavirüs Anksiyete Ölçeği (KAÖ) uygulanmıştır. Araştırmaya 143 kadın (%79,9), 36 erkek (%20,1) olmak üzere 179 kişi araştırmaya dahil edilmiştir. Beden kitle İndeksi (BKİ) sınıflandırmasına göre katılımcıların %2,8'i normal (n=5), %22,3'ü (n=40) fazla kilolu, %45,8'i (n=82) 1. derece obezite, %16,8'i (n=30) 2. derece obezite ve %12,3'ü (n=22) 3. derece obezite sınıfında yer almıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 39,3±11,6 (min:18, max:65) olarak hesaplanmıştır. Katılımcıların %50,3'nün (n=90) COVID-19 geçirdiği, %49,7'sinin (n=89) geçirmediği tespit edilmiştir. COVID-19 olan bireylerin %35,6'sında (n=32) tat duyusunda değişiklik olmazken, %37,8'inde (n=34) hiç tat alamama, % 26,6'sında (n=24) tatları ayırt etmede zorlanma yaşandığı görülmüştür. COVID-19 geçiren bireylerin %50,0'sinde (n=45) iştahın değişmediği, değişen grupta ise %38,9'unda (n=35) arttığı ve %11,1'inde (n=10) azaldığı belirlenmiştir. Katılımcıların %50,8'i (n=91) COVID-19 döneminde beslenme alışkanlıklarının değişmediğini ifade ederken, %40,2'si (n=72) sağlıksız şekilde değiştiğini, %8,9'u (n=16) sağlıklı şekilde değiştiği ifade etmiştir. COVID-19 döneminde öğün sayısının değiştiğini belirten katılımcı sayısı %44,1'dir (n=79). Katılımcıların % 59,8'i (n=107) paketli ürün tüketim sıklıklarının arttığını, % 10,1'i (n=18) azaldığını ve %30,2'si (n=54) tüketimde değişiklik olmadığını belirtmiştir. Katılımcıların %68,2'sinin (n=122) ağırlıklarının arttığı tespit edilirken, %12,3'ünün (n=22) azaldığı ve %19,5'inin (n=35) ağırlıklarında değişiklik olmadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların cinsiyetlerine göre ağırlık değişimlerinin farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir (X 2=14,2, p=0,01). Katılımcıların eğitim düzeylerine göre ağırlık değişimlerinin farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir.(X 2=17,5, p=0,01). Medeni duruma göre kilo değişim düzeylerinin farklılık göstermediği tespit edilmiştir. (X 2=2,0 p=0,37). Katılımcılara uygulanan DEBQ sonuçlarına göre kısıtlı yeme alt boyutunun kilo değişimlerine göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (F=10,25, p=0,01).
Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi öğrencilerinde yeme tutum davranışı ve depresyon belirtilerinin değerlendirilmesi
Depresyon ve yeme bozukluğu günümüzde kişilerin fiziksel ve psikolojik sağlığını kötü yönde etkileyen, günlük yaşamında aksamalara sebebiyet veren önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu çalışma Elazığ Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesinde okuyan öğrencilerde depresyon belirtisi görülme sıklığı ile yeme bozukluğu belirtisi arasındaki ilişkiyi araştırmak için yapılmıştır. Kesitsel tipteki bu araştırma Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesinde bulunan 272 öğrenciyi kapsamaktadır. Araştırmada araştırmacılar tarafından oluşturulan anket formu, Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ve Yeme Tutum Testi (YTT) kullanılmıştır. Anket uygulaması araştırmacılar tarafından online şekilde yapılmıştır. Veriler istatistik paket programına kaydedilmiş, istatistiksel analizlerde ki-kare analizi, Kolmogorov-Smirnov ve Spearman korelasyon testleri kullanılmıştır. Öğrencilerin yaş ortalamaları 21,2±2,9 yıl olup, %41,9'u kadındır. Araştırmaya katılan öğrencilerin BDÖ toplam puan ortancası 17 (9-24), YTT toplam puan ortancası ise 11,5 (8-19)' dur. Çalışmaya katılan öğrenciler arasında depresyon belirtisi görülme sıklığı %50.7 ve yeme bozukluğu görülme belirtisi ise %9.6'dır. Çalışmamıza katılan öğrencilerde depresyon ile yeme bozukluğu belirtileri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.01). Sonuç olarak; çalışmamıza katılan öğrencilerin yarısında depresif belirtiler ve yüzde onunun da yeme bozukluğu belirtileri gösterdiği bulunmuştur. Depresyon ve yeme bozukluğuna sebebiyet verecek risk faktörleri göz önünde bulundurulup önleyici ve tedavi edici programlar planlanmalıdır. Anahtar Sözcükler: Öğrenci, Depresyon, Yeme Bozukluğu,
Üniversite öğrencilerinin besin seçimi ve yeme davranışlarının beden imajı ve fiziksel aktivite düzeyine etkisinin değerlendirilmesi
Günümüzde insanların yaşam tarzında ve alışkanlıklarında yaptığı değişikliklerden dolayı sağlığın önemli destekçilerinden olan fiziksel aktiviteye katılım günden güne azalmaktadır. Bunun yanında insanların besin tercihleri ve beslenme davranışları, insanların sportif performanslarının önemli bir belirleyici unsuru sayılmaktadır. Bu araştırmada üniversitelerin spor bilimleri fakültelerinde öğrenim gören sporcu öğrencilerin besin seçimi davranışlarındaki farklılıkları, beden imajı takıntısı ve/veya bozulmuş yeme davranışı olan öğrencilerin besin seçiminde dikkat ettikleri faktörleri fiziksel aktivite durumlarına göre etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu araştırma nicel araştırma türünde olup betimsel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma evrenini, Adıyaman, İnönü, Fırat, Gaziantep Üniversiteleri Spor Bilimleri Fakültesi farklı bölümlerinde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklem grubunda 2021-2022 eğitim öğretim yılında ilgili üniversitelerin Spor Bilimleri Fakültelerinde öğrenim gören 717 Erkek, 608 kadın sporcu üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Elde edilen veriler istatistik paket programında analiz edilmiştir. Araştırmada öğrencilere fiziksel aktivite Ölçeği, besin seçimi ölçeği ve yeme tutum testi ölçeği uygulanmıştır. Araştırma sonucunda sporcu öğrencilerin besin seçimi ve yeme davranış özelliklerinin beden imajı ile fiziksel aktivite düzeylerini doğrusal olarak etkilediği görülmüştür(p<0.05, r =0.661). Bu durumun insanların besin seçiminde sağlık ve performans ilişkili faktörlerin bulunması, güzel görünme, sportif performansı arttırma ve sağlıklı olma özelliklerinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Araştırmada sonuç olarak sporcuların, besin seçimi gerçekleştirilirken dikkat ettikleri faktörlerin tespiti, gerekli uyarıların ve eğitim programlarının düzenlenmesi oldukça önemli görülmektedir. Sporcular arasında ortaya çıkabilecek beden memnuniyetsizliğinin önceden tespit edilerek gerekli müdahalelerin yapılması ileri ki zamanda oluşacak yeme bozukluklarını önleyeceği düşünülmektedir.
Vejetaryen beslenme anlayışı ve vejetaryen ve vegan bireylerin yiyecek içecek işletme tercihine etki eden faktörlerin belirlenmesi
Günümüzde vejetaryen/vegan beslenme modelleri tüketiciler tarafından sağlık, gıda sistemindeki hızlı dönüşüm, yaşam tarzındaki değişimler, bireysel tercihler ve çeşitli kaygılar gibi nedenlerle uygulanmaktadır. Son zamanlarda et üretimi ve tüketimi, bitki bazlı diyetler ve vejetaryen gıda tüketimine yönelik bilimsel tartışmalar disiplinlerarası gıda çalışmaları alanında önemli bir konu haline gelmiştir. Bu araştırma vejetaryen beslenme anlayışını detaylandırmak, vejetaryen/vegan bireylerin yiyecek-içecek işletmelerinde karşılaştıkları sorunları ve işletme tercihlerine etki eden faktörleri derinlemesine keşfetmek amacıyla yürütülmüştür. Temel yaklaşımı tümevarım olan bu araştırmada yöntem bakımından araştırma tasarımı olarak nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma, nitel araştırma yaklaşımlarından biri olan "durum deseni"ne bağlı kalınarak yürütülmüştür. Ankara, Antalya, İstanbul, İzmir ve Bursa illerinde yaşayan vejetaryen/vegan bireyler ile yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşme formu araştırmanın amacını belirten açıklama kısmı yanında 3 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde görüşme yapılan kişiye ait demografik özellikleri içeren 11 soru, ikinci bölümde vejetaryen/vegan bireylerin yiyecek-içecek işletmelerine bakış açısı ve vejetaryen/vegan bireylerin işletmelerde yaşadığı sorunlar ile ilişkili 3 sorudan oluşmaktadır. Son bölümde ise vejetaryen/vegan bireylerin işletme tercihlerini etkileyen faktörleri oluşturan 8 soru yer almaktadır. Araştırmada elde edilen verilerin yorumlanmasında içerik analizi ve betimsel analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır. Verilerin analiz edilme sürecinde verileri depolama ve elde edilen kodlara kolayca erişmeyi sağlamak amacıyla bilgisayar destekli Maxquda yazılım programı kullanılmıştır. Araştırmanın temaları; vejetaryen/vegan bireylerin mutfak türü-yemek tercihi, vejetaryen/vegan bireylerin işletmelerde yaşadığı sorunlar ve vejetaryen/vegan bireylerin işletme tercihlerini etkileyen faktörlerdir. Araştırmada vejetaryen/vegan yiyecek-içecek işletmelerinde en çok tercih edilen mutfak türü/yemek tercihinin fast food olduğu belirlenmiştir. Araştırmada vejetaryen ve vegan bireylerin işletmeler ile ilgili yaşadıkları en önemli 3 sorunun önem sırasına göre; yetersiz menü çeşitliliği, personelin bilgi eksikliği ve fiyat olduğu belirlenmiştir. Kadın katılımcıların erkek katılımcılara göre işletmelerle ilgili daha fazla sorun yaşadığı tespit edilmiştir. Vejetaryen ve vegan bireylerin işletmelerde karşılaştığı sorunlardan özellikle menü yetersizliği ve personel ile ilgili olan sorunların müşteri sadakatini ve işletmelerin sürdürülebilirliğini olumsuz yönde etkilediği, işletme hizmet kalitesi ile ilgili sorunların ise sadece müşteri sadakatini olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Vejetaryen/vegan bireylerin işletme tercihlerini etkileyen gastronomik faktörlerin önem sırasına göre; lezzet, güvenli gıda, hijyen-sanitasyon, personel hizmet kalitesi olduğu, diğer faktörlerin ise önem sırasına göre referanslar, sosyal medya, fiziki koşullar olduğu tespit edilmiştir. Temalar arasında yapılan ilişkisel analizlere göre, vejetaryen/vegan bireylerin işletme tercihleri ile işletmelerle yaşadığı sorunlar arasında bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
İstanbul ili Pendik ilçesi Ertuğrulgazi İlköğretim Okulu öğrencilerinin beslenme alışkanlıkları ve besin tüketim durumları
Bu araştırma İstanbul ili Pendik ilçesi Ertuğrulgazi İlköğretim Okulu 6., 7. ve 8. sınıflara devam eden öğrencilerin beslenme alışkanlıkları ve besin tüketim durumlarını saptamak amacıyla 2009-2010 eğitim öğretim yılında yürütülmüştür. 125 erkek, 127 kız gönüllü öğrenci çalışma grubuna alınmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan anket ile öğrencilerin kişisel bilgileri, beslenme alışkanlıkları ve besin tüketim durumları ile ilgili bilgiler toplanmıştır. Ayrıca öğrencilerin antropometrik ölçümleri araştırmacı tarafından alınmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 15.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Besin bileşimlerinin değerlendirilmesinde BeBis (Beslenme Bilgi Sistemi) programı öğrenci versiyonu kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel değerlendirilmeleri arasında; bağımsız gruplarda ki-kare(?²) testi, sayı ve frekans(yüzde) dağılımları alınmıştır. Öğrencilerin antropometrik ölçümleri, enerji ve besin öğelerinin değerlendirilmesinde; aritmetik ortalama( ), standart sapma(S), alt ve üst değerler hesaplanmıştır.Araştırma sonucunda; enerji ve besin öğesi alımının değerlendirilmesinde cinsiyet ve yaşa göre günlük alımı önerilen DRI değerleri kullanılmıştır. Öğrencilerin %63.5'inin 11-12 yaş grubunda, %19.4'ünün 15 ve üstü yaş gurubunda ve %17.1'inin 13-14 yaş grubunda olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin boy uzunluklarına bakıldığında kızların 151.19±8.01 cm, erkeklerin ise 153.56±9.35 cm olduğu, vücut ağırlığı kızların 46.42±10.55 kg, erkeklerin ise 47.26±11.23 kg olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin beslenme alışkanlıkları incelendiğinde kızların %47.2'sinin, erkeklerin ise %64.0'ının her gün kahvaltı yaptığı belirlenmiş, gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak önemli bulunmuştur(p<0.05). Öğrencilerin besin tüketim sıklıklarına bakıldığında; %71.0'ının peyniri, %39.3'ünün sütü, %8.3'ünün tavuğu, %71.0'ının meyveyi, %59.5'inin domatesi, %90.9'unun ekmeği her gün tükettiği, %11.5'inin şerbetli tatlıları 2-3 ayda bir tükettiği tespit edilmiştir. Öğrencilerin 3 günlük besin tüketim kaydı değerlendirmesinde, erkeklerin 1715.6±680.8 kkal/gün, kızların ise 1493.6±543.9 kkal/gün enerji aldıkları belirlenmiştir. Öğrencilerin %86.5'inin kalsiyum, %73.8'inin magnezyum, %58.7'sinin B1 vitamini, %35.3'ünün demir, %55.2'sinin enerji alımlarının yetersiz olduğu belirlenmiştir.Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda öğrencilerin önemli bir kısmının yetersiz beslendiği ve bazı yanlış beslenme alışkanlıklarını sürdürdüğü tespit edilmiştir. Büyüme ve gelişmenin hızlı olduğu bu dönemde öğrencilerin yeterli ve dengeli beslenmeleri konusunda okullarda öğrenci, öğretmen, idareci ve velilere yönelik beslenme eğitimi verilebileceği önerisinde bulunulmuştur.Anahtar kelimeler: Adölesan, Beslenme, Beslenme Alışkanlığı, Besin Tüketimi.