Cooperation
Bu konu başlığı altında 126 tez
Azerbaycan'ın Avrupa Birliği ile ortaklık ve işbirliğinin temelleri
1991'de bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan, ulusal çıkarlarını sağlamak ve korumak için uluslararası arenada bölgesel ve küresel düzeydeki faaliyetlerini genişletmiştir. Avrupa alanına yakın entegrasyon gereği duyan devlet, Avrupa Birliği ile çok taraflı karşılıklı ilişkiler kurmuştur. Azerbaycan'ın Avrupa Birliği ile ilk ikitaraflı ilişkileri ekonomik yardımlar şeklinde başlamış ve gelecek ekonomik, politik ve kültürel ilişkilerin şeklini biçimlendirmiştir. Azerbaycan, Avrupa Birliği'nin enerji güvenliğinin sağlanması açısından güvenilir ortaktır. Azerbaycan, Avrupa Birliği ile enerji ve ulaştırma projeleriyle işbirliğini güçlendirmeye odaklanarak, yakın siyasi entegrasyondan kaçınmaktadır. Bu çalışma, Azerbaycan ile Avrupa Birliği arasındaki ortaklık ve iş birliğinin hukuki temellerinin kapsamlı analizini içermektedir.
İlk okuma yazma öğretiminde akran işbirliği
Kişiler ve toplumlar arası iletişimin temel kaynağı olan dil, bireylerin yaşadıkları ortama uyum sağlamalarında en etkili araç rolündedir. Bireylerin düşünmesini, etkileşimde bulunmasını ve kendini ifade etmesini sağlayan dil becerileri, bireylere kazandırılması gereken en temel becerilerdir. Dil becerileri önce ailede sonra da okulda kazandırılmaktadır. Aileden sonra dil becerilerinin kazandırıldığı ve ana dili öğretiminin yapıldığı yer olan okul ortamında, çocukların akranlarıyla ve öğretmenleriyle kurduğu etkileşimler, onların dil becerilerinin gelişmesine yardımcı olmaktadır. Sosyal etkileşimle gelişen dil becerileri arasında yer alan okuma ve yazma, ilkokulda ilk okuma yazma öğretimi ile başlamaktadır. İlk okuma yazma öğretimiyle çocuklar, yaşadığı dünyayı algılama, kendi duygu ve düşüncelerini yazıyla ifade etme becerisi kazanmaktadırlar. Türkçe öğretiminin temelini oluşturan ilk okuma yazma öğretimiyle çocukların ana dilini öğrenmeleri, dil becerilerini geliştirerek okul yaşamındaki başarılarını artırmaları ve yaşamları boyunca gerekli olan nitelikli okuryazar bireyler olarak yetişmeleri sağlanmaktadır. Çocukların ilk okuma yazma öğretimi kapsamında birinci sınıfta akranlarıyla kurduğu etkileşimler, sosyal becerilerinin gelişmesinin yanı sıra okuma ve yazma becerilerinin gelişmesine de katkı sağlamaktadır. İlk okuma yazma öğretiminde akranların işbirliğine dayalı etkinliklerin gerçekleşmesi, çocukların kendi sosyal çevresinde öğrenme yaşantıları kazanmasına yardımcı olmaktadır. Bu araştırmanın amacı, ilk okuma yazma öğretimi sürecinde akran işbirliğinin nasıl gerçekleştiğini ortaya koymaktır. Araştırma nitel araştırma yaklaşımlarından doğal inceleme yaklaşımı ile gerçekleştirilmiştir. İlk okuma yazma öğretiminin, bir öğretim yılını kapsayan uzun bir süreç olması nedeniyle ve bu süreçte gerçekleşen akran işbirliğinin doğal ortamda daha net gözlemlenebilmesi amacıyla doğal inceleme yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırma, 2013-2014 öğretim yılı boyunca Eskişehir ilindeki bir ilkokulun birinci sınıf şubeleri arasından belirlenen bir sınıfta gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını; araştırma kapsamında belirlenen okulun birinci sınıfında öğrenim gören öğrenciler, bu öğrencilerin velileri ve sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın temel verileri gözlem yoluyla toplanmıştır. Yapılan gözlemler; öğretmen, veliler ve öğrencilerle yapılan görüşmeler, alan notları ve dokümanlardan elde edilen verilerle desteklenmiştir. Gözlem verileri video kaydıyla; yarı yapılandırılmış görüşme verileri ise ses kaydı yoluyla toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen gözlem verileri ve alan notları tümevarım analizi yoluyla; yarı yapılandırılmış görüşme verileri ise tümdengelim analizi yoluyla çözümlenmiştir. Dokümanlar, araştırma verilerini destekleyici veriler olarak ele alınmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerden, sınıf ortamında gerçekleşen akran işbirliği, öğrenciler arasında gerçekleşen akran öğretimi ve yetişkin desteği veren öğretmenin akran işbirliğini destekleme durumu olmak üzere üç tema ortaya çıkmıştır. Araştırma bulgularına dayalı kimi sonuçlar şöyle sıralanmıştır: • Öğrenciler, akran işbirliğini en sık olarak yardımlaşma biçiminde gerçekleştirmişlerdir. Arkadaşlarının yardım istemesiyle ya da yardım istenmeden yapılan akran işbirliği, akranlar arasındaki iletişimi artırmıştır. • Arkadaşının yanlışını belirtme biçiminde gerçekleşen akran işbirliğinde öğrenciler, arkadaşlarının okuma ve yazma alanındaki hatalarını bularak düzeltmelerini sağlamışlardır. • Öğrenciler ilk okuma yazma etkinliklerini, arkadaşlarının yanına giderek birlikte yapmışlardır. Bu tür akran işbirliğinde öğrenciler, kendilerine yakın buldukları akranlarıyla etkileşime geçmişlerdir. • Öğrenciler, diğer arkadaşlarının yaptığı çalışmalara bakarak birbirleriyle etkileşim kurmuşlardır. Akranlar, verilen görevleri tamamlamada gerçek anlamda zorluk yaşadıklarında ya da kendisini diğer akranlarıyla karşılaştırmak amacıyla birbirlerinin çalışmalarına bakmışlardır. • Öğrenciler okuma ve yazma kapsamında verilen çalışmaları, akranlarıyla tartışarak ve bilgilerini birbirleriyle paylaşarak tamamlamışlardır. Akranlar bu süreçte yanlış bildiği konuları, akranlarıyla etkileşimi sonucunda yeniden gözden geçirmişlerdir. • Öğrenciler, okuma yazma etkinlikleri öncesi ve sonrasında eşyalarını paylaşmışlardır. Bu durum, akranların verilen görevlere hazırlanma ve öğrenme sorumluluğu kazanmalarında etkili olmuştur. • Öğrenciler yapılan etkinliklerde birbirlerine öneriler getirerek akran işbirliğini gerçekleştirmişlerdir. Bu öneriler arasında; akranların etkinliklere ilişkin ek bilgiler vermesine ve ortaklaşa yapılan görevleri daha farklı bir biçimde yapmalarına ilişkin öneriler yer almaktadır. • Araştırmada akran işbirliğinin okuma ve yazma alanında, yazılı materyalleri okumaya çalışma ve dikte çalışmalarında yapılan yanlışları düzeltme biçiminde çalışmalar gerçekleşmiştir. • Öğrenciler dersin dışında teneffüs aralarında tahtaya yazdıklarını arkadaşlarına okutma, yazdıkları sözcüklerdeki yanlışları belirtme ve arkadaşlarına öğretmen rolünde tahtada okuma ve yazma yaptırma biçiminde akran işbirliğine yönelik paylaşımlar gerçekleştirmişlerdir. • Araştırmada, akran işbirliğinin oluşmasını engelleyen yarışma ve çatışmaya dayalı durumlar da ortaya çıkmıştır. Akranlar, kimi okuma ve yazma etkinliklerinde birbirleriyle rekabete girerek yarışmışlardır. Ayrıca kimi zaman birbirleriyle etkileşim içindeyken çatışma durumları ve anlaşmazlıklar yaşamışlardır. • Akranlar arasında akran öğretimine dayalı etkileşimler gerçekleşmiştir. Düzey olarak birbirinden farklı akranlar, diğer akranlarına okuma yazma öğretme çalışmaları yapmıştır. Akran öğretimi bağlamında sınıf öğretmeni, okuma ve yazma bakımından yeterli düzeyde olan öğrencilere öğretmen rolü vermiştir. • Araştırmada sınıf öğretmeni, ilk okuma ve yazma kapsamında etkili bir yetişkin desteği sağlarken; akran işbirliğini destekleyici etkinliklere yer vermemiştir. • İlk okuma yazma öğretiminde yetişkin desteği ev ortamında, veliler tarafından da gerçekleştirilmiştir. Veliler, çocuklarına ödev yaptırarak yetişkin desteği sağlamışlardır. Anahtar Sözcükler: Akran İşbirliği, İlk Okuma Yazma Öğretimi, Ses Temelli CümleYöntemi, Türkçe, Sınıf Öğretmenliği
Açık inovasyon ve tüketicilerin birlikte yaratma davranışlarını etkileyen faktörler
Ekonomik büyümenin temel dinamiklerinden biri olan inovasyon sürecinde işletmelerin paydaşları ile olan işbirliği giderek artmaktadır. Birlikte yaratma olarak adlandırılan bu yaklaşım da özellikle açık inovasyon platformlarında birçok alanda yenilikçi fikir üretimi tüketiciler ile birlikte gerçekleştirilmektedir. Bu araştırmada, tüketicilerin birlikte yaratma davranışlarını etkileyen faktörlerin ortaya konması amaçlanmaktadır. Bu amaca ulaşmak için Planlı Davranış Teorisi temel alınarak değişkenler oluşturulmuş, araştırma modeli ile uyumlu bazı farklı değişkenler de eklenerek model genişletilmiştir. Araştırma Türkiye'de faaliyet gösteren bir açık inovasyon platformuna üye olan örneklem üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda tüketicilerin birlikte yaratma davranışına yönelik tutumları, algıladıkları hakimiyet, öznel norma ilişkin algıları betimlenmiş, bu değişkenler ile katılım niyeti arasındaki ilişki ortaya konmuştur. Ayrıca sürece ilişkin algıladıkları risk ve yararların tutum üzerindeki etkisi belirlenmiştir. Araştırma sonuçları tüketicilerin birlikte yaratma davranışlarına yönelik olumlu bir tutum sergilediklerini ve tutumun katılım niyeti üzerinde etkili olduğu göstermektedir. Algıladıkları psikolojik ve sosyal yararlar tutumu olumlu yönde etkilerken, finansal risk ve yararların tutum üzerinde bir etkisi olmadığı görülmektedir. Ayrıca birlikte yaratma sürecine yönelik algılanan davranışsal hakimiyetin niyet üzerinde yüksek etkiye sahip olduğu ortaya konmuştur. Birlikte yaratma ile ilgili toplumsal baskıdan söz etmek mümkün değildir. Anahtar Kelimeler: Açık inovasyon, birlikte yaratma, inovasyon, planlı davranış teorisi
Developing techniques for robustness of privacy-preserving distributed collaborative filtering
Success of collaborative filtering systems strongly depend on having adequate data. Due to customers' shopping habits and increasing number of e-commerce sites, data collected for referral purposes might be distributed among various sites. Therefore, especially for newly established companies, offering recommendation services might turn out to be a trouble, due to lack of qualified data. To overcome this challenge, collaboration of online vendors on distributed data while preserving privacy has become an important topic. Researchers have proposed several privacy-preserving distributed collaborative filtering schemes, which enable collaboration of online vendors, even the competing ones, on distributed data without jeopardizing privacy. However, such schemes have not been evaluated in terms of robustness against attacks. If manipulating the outcomes of privacy-preserving distributed collaborative filtering algorithms by injecting fake profiles is possible, shilling attacks might be an obstacle for collaboration. Online vendors, who are unsure of being subject to shilling attacks, might refrain from cooperation, even if they need it for offering more useful recommendation services to their customers. In this dissertation, robustness of state-of-the-art privacy-preserving distributed collaborative filtering schemes proposed for arbitrarily distributed data are analyzed against shilling attacks. A new attack strategy that can be applied on arbitrarily distributed data, and used in generation of distributed adaptations of formerly proposed attack models is outlined. Empirical studies show that attacks generated by the proposed strategy are effective in manipulating predicted outcomes, hence, despite privacy, these schemes are not resistant to attacks. The reasons of why existing shilling attack detection methods cannot be directly employed on arbitrarily distributed data are discussed. To protect these algorithms against attacks, distributed version of a well-known classification-based attack detection method is proposed, which can operate on arbitrarily distributed data. Real data-based experiments demonstrate that the proposed detection method is able to identify distributed attack profiles on arbitrary data with privacy. Moreover, the need for collaboration in detection of distributed attacks is exposed with experimental analyzes.
Kamu özel sektör işbişiğindeki projelerde kamu garantilerinin reel opsiyonlar yaklaşımıyla değerlemesi: Yeni İstanbul Havalimanı örneği
Hayatın her alanı, bir miktar belirsizliği ve riski bünyesinde barındırır. Altyapı yatırımları uzun dönemli, talep riski yüksek olan ve büyük ölçekli yatırımlardır. Geçmişte geleneksel olarak kamu finansmanıyla gerçekleştirilen altyapı yatırımlarının, günümüzde neredeyse dünyanın her yerinde Kamu-Özel Sektör İşbirliği uygulamalarıyla da gerçekleştirildiği görülmektedir. Kamu-Özel Sektör İşbirliği uygulamasında, en önemli başarı kriteri taraflar arası risk paylaşımıdır. Bu doğrultuda, geçmişte ve günümüzde pek çok projede, kamu kesiminin projelerindeki riskleri azaltmak ve söz konusu projeleri daha cazip hale getirmek için bu projelere kamu garantileri sunduğu görülmektedir. Belirsizliğin, yatırım projelerinin değeri üzerindeki etkisine yönelik yeni bir değerleme yöntemi olan Reel Opsiyonlar yaklaşımı, projelerdeki yönetsel esnekliği dikkate alan bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, günümüzde sıkça kullanılan geleneksel değerleme yöntemlerinin terk edilmesini değil belirli durum ve koşullar altında reel opsiyonlar yaklaşımının bu yöntemlerin tamamlayıcısı olarak kullanılmasını önermektedir. Günümüzde, bu yaklaşım, sermaye bütçeleme ve stratejik karar verme aracı olarak da kullanım alanı bulmuştur. Bu çalışmanın amacı, kamu özel sektör işbirliğindeki projelerde, kamu kesimi tarafından projelere sunulan gelir garantilerinin reel opsiyonlar yaklaşımıyla değerlemesi ve bu yaklaşımı teşvik etmektir. Bunun için Yeni İstanbul Havalimanı projesinde sunulan yolcu servis ücreti gelir garantisinin özellikleri, reel opsiyon değerleme parametreleri ile eşleştirilmiş ve bu parametreleri tahmin etme yöntemleri belirlenmiştir. Devamında, Yeni İstanbul Havalimanı projesinin yolcu servis ücreti gelirinin Binom Dağılımı modeli oluşturulmuş, oluşturulan modele göre yolcu servis ücretlerinin bugünkü değeri gelir garantisi olmadan ve gelir garantili olarak hesaplanmıştır. Yapılan gelir garantili ve garantisiz iki hesaplama sonucu arasındaki fark ile opsiyon değeri hesaplanmış ve opsiyon değerini etkileyen bazı parametrelere duyarlılık analizi yapılmıştır. Son olarak, uygulama sonucunda edinilen izlenim ve konu ile ilgili yeni çalışma alanları işaret edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Reel Opsiyonlar, Yeni İstanbul Havalimanı, Kamu Özel Sektör İşbirliği, Kamu Garantileri
Tedarik zinciri risklerinin azaltılmasında işbirliği yaklaşımı: Üretim işletmelerinde bir araştırma
Tedarik zinciri riskleri son dönemde dünya ticaretinde ve ekonomilerinde yaşanan dalgalanmalardan dolayı tedarik zinciri yönetimi literatürünün en önemli konularından biri haline gelmiştir. Tedarik zinciri risk yönetiminde en önemli soru riskin ne olduğudur. Genel olarak tedarik zinciri riskleri dışsal riskler, tedarik zinciri boyunca ancak işletme dışı riskler ve işletme içi riskler olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Tedarik zinciri yönetiminde risk yönetimi süreci risklerin tanımlanması, ölçülmesi ve değerlendirilmesi, uygun risk yönetiminin seçilmesi, risk yönetimin stratejisinin uygulanması ve risklerin azaltılması şeklinde ifade edilmiştir. Uygun risk yönetim stratejisi sürecinin içeriğini tedarik zinciri zaaflarını giderilmesine yönelik uygun risk azaltma yönteminin bulunmasıdır. İşbirliği bu anlamda önleyici bir risk yönetim ve azaltma stratejisi olarak ifade edilmektedir. Bu çalışmada risk değişkenlik temelli bir yaklaşımla tedarik zincirinin hedeflerinden saplamalar olarak değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda operasyonel seviyede tedarik zinciri boyunca ancak işletme dışı riskler olarak adlandırılan; talep riskleri ve tedarik riskleri ele alınmıştır. Tedarik zincirlerinde işbirliği ise tedarikçi işbirliği ve müşteri işbirliği olarak ele alınmış ve talep ve tedarik riskleri ile ilişkilendirilmiştir. Türkiye'de yer alan sanayi işletmelerinin tedarik zincirleri boyunca operasyonel risklerinin azaltılmasında işbirliği faaliyetlerinin etkisinin ortaya konması çalışmanın ana amacıdır. Bu amaca yönelik olarak İstanbul Sanayi Odası tarafından 2014 yılına ilişkin belirlenen Türkiye'nin en büyük bin sanayi işletmesi uygulama alanı olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında anket uygulamasında Dumlupınar Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyonundan proje desteği sağlanmıştır ve toplam 214 işletmeden anketler yoluyla veriler toplanmış ve analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tedarik Zinciri, Tedarik Zinciri Yönetimi, Tedarik Zinciri İşbirliği, Tedarikçi İşbirliği, Müşteri İşbirliği, Tedarik Zinciri Risk Yönetimi, Talep Riski, Tedarik Riski.
Pazar yönlülük, işletmeler arası işbirliği ve girişimci yönlülüğün KOBİ'lerde inovasyonu arttırmaya etkisi: Ampirik bir yaklaşım
Günümüzün şiddetli rekabet ortamında, işletmelerin rekabet avantajı elde ederek pazar payını ve kârlılığını koruyabilmesi üstün müşteri değeri sunulmasını gerektirmektedir. Bu açıdan işletmeler sürekli olarak müşterilere yeni değerler sunmaya yönelik çabalar göstermelidir. Kapsamı açısından inovasyon da tüm çeşitleri ile birlikte müşteriler için değer oluşturmanın önemli bir aracı olarak ele alınmaktadır. Dolayısıyla işletmelerdeki inovasyonun arttırılması için inovasyon çeşitleri açısından inovasyonu etkileyen faktörlerin belirlenmesi önemli bir yol gösterici olacaktır. Bu çalışmada da inovasyon çeşitleri açısından KOBİ'lerde inovasyonu arttırmaya yönelik model önerisi geliştirilmiştir. Bu model; bağımsız değişkenler olarak, inovasyon konusundaki çalışmalarda sıkça etkisi vurgulan pazar yönlülük ve girişimci yönlülük ile KOBİ'lerin bazı yetersizliklerini çözmede etkili olacağı düşünülen işletmeler arası işbirliği değişkenlerini kapsamaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, inovasyon kavramı açıklanmış ve KOBİ'ler açısından değerlendirilmesi yapılmıştır. İkinci bölümde, pazar yönlülük, girişimci yönlülük ve işletmeler arası işbirliği kavramları açıklanmıştır. Ayrıca bu bölümde kavramlar arası ilişkilere yer verilerek yine KOBİ'ler açısından değerlendirme yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise Ankara'da bulunan Ostim sektörel kümelerine üye olan işletmelerden elde edilen anket verileri analiz edilerek yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Süreç İnovasyonu, Ürün İnovasyonu, Organizasyonel İnovasyon, Pazarlama İnovasyonu, Pazar Yönlülük, Girişimci Yönlülük, İşletmeler Arası İşbirliği, Küme/Kümelenme
Türk Cumhuriyetleri arasında bir iktisadi işbirliği ortamının araştırılması
Günümüz dünyasında ülkeler bölgeselleşmeye, coğrafi, sosyo - ekonomik ve kalkınma düzeyi bakımından yakın oldukları ülkelerle işbirliği kurmaya yönelik girişimlerde bulunmaktadırlar. Bu da dünyanın şeklinin değişmesine neden olmaktadır. SSCB'nin dağılmasından sonra bağımsızlıklarına kavuşan Azerbaycan ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri de dünyanın bu değişiminden geri kalmamak ve yeni dünya düzenine ayak uydurmaları için girişimlerde bulunmakta ve stratejiler geliştirmektedirler. Bu konudaki arayışlardan birisi de adı geçen ülkelerin Türkiye ile birlikte belli iktisadi işbirliği organizasyonları şeklinde görülmektedir. Türk Cumhuriyetleri'nin coğrafi, sosyo-ekonomik durumlarının ve aralarında iktisadi işbirliğinin sözkonusu olabilirliği tarafımızdan araştırılmış, ayrıca dünyadaki işbirliği modelleri ve uygulama örnekleri incelenmiştir. Yukarıda söylenenlerden hareketle Türk Cumhuriyetleri arasında bir işbirliği olasılılığı araştırılmış ve uzun vadede Türk Cumhuriyetleri arasında başarılı bir ekonomik işbirliğinin kurulabilmesinin şartlarının mevcut olduğu kanaatine varılmıştır.
Dış baskı unsurlarının sürdürülebilir tedarik zinciri yönetim uygulamalarına etkisi ve tedarikçilerle iş birliğinin düzenleyici rolü
Bu çalışmanın amacı; dış baskı unsurlarının sürdürülebilir tedarik zinciri yönetim uygulamaları üzerindeki etkisi ve tedarikçilerle olan iş birliğinin düzenleyici rolünün olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışmanın sonuçları ışığında firmalara gelecekte sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi uygulamaları ve tedarikçilerle yapmış oldukları iş birlikleri bağlamında yol gösterici olması amaçlanmıştır. Çalışmada ilk olarak sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi ve dış baskı unsurlarına ilişkin literatür araştırması yapılmıştır. Türkiye'nin önemli sanayi şehirlerinden olan Gaziantep ilinde tekstil sektöründe faaliyet gösteren 203 firmaya anket uygulaması yapılmıştır. Anket sonucunda elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonuçlarına göre dış baskı unsurları sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimini etkilemektedir ve firmaların tedarikçileri ile yapmış olduğu iş birliğinin düzenleyici bir rolü vardır. Anahtar Kelimeler: TZY, STZY, Dış Baskı Unsurları, Tedarikçilerle İş Birliği,
Lojistik sektöründe operasyonel yönetişimin yatay işbirliği etkinliğine etkisi; işbirliği taahhüdünün aracı, organizasyonel karmaşıklığın düzenleyici rolü
Bu çalışmada genel olarak lojistik sektöründe operasyonel yönetişimin yatay işbirliği yönetişim mekanizmalarının, işbirliği etkinliğine etkisi; işbirliği taahhüdünün aracılık rolü ve organizasyonel karmaşıklığın düzenleyici rolü incelenmiştir. Bu kapsamda geliştirilen model; Türkiye'deki 353 lojistik firmasından anket tekniği kullanılarak elde edilen veriler, Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) kurularak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; işbirliği yönetişim mekanizmalarından resmileşme ve karşılıklı etki değişkenlerinin işbirliği taahhüdünü ve işbirliği etkinliğini pozitif yönde etkilediği; fakat kültürel benzerlik değişkeninin işbirliği taahühdünü ve işbirliği etkinliğini negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca işbirliği yönetişim mekanizmalarından resmileşme değişkeninin işbirliği etkinliğine etkisinde, işbirliği taahhütünün aracılık rolünün olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmada son olarak; yönetişim mekanizmaların işbirliği etkinliğine etkisinde, organizasyonel karmaşıklığın düzenleyici rolünün olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Lojistik yatay işbirliği, işbirliği yönetişim mekanizmaları, işbirliği etkinliği.
Türk – Rus güvenlik ilişkilerinde bir rekabet ve işbirliği alanı olarak Karadeniz
Karadeniz, Soğuk Savaş'ın sona ermesinin ardından küresel ve bölgesel aktörlerin önem verdiği bir alan olmuştur. Yaşanan siyasi gerginlikler ve çatışmaların gölgesinde, istikrarsızlığa yol açabilecek gelişmelere karşı devletlerin bir araya gelerek güvenlik ve işbirliği ortamı yaratılmasına önem verilmiştir. Rusya-Gürcistan Savaşı ve Rusya ile Ukrayna arasında krize neden olan gelişmeler sonucunda yaşanan kırılmalar devletler arasında olası çatışma ihtimalini gözler önüne sermiştir. Bu durum Karadeniz'in barış, güven ve istikrarına yönelik belirsizliği önlemede işbirliği fırsatlarına daha fazla önem verilmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Karadeniz'in önemli aktörlerinden arasında yer alan Türkiye ve Rusya'nın ilişkileri havzada yaşanan gelişmelerden etkilenmesine rağmen 2000'lerden itibaren siyasi ve ekonomik alanlarda birlikte hareket ederek işbirliğinin geliştirilmesine önem verilmiştir. Bu çalışmada Karadeniz Havzası'nda yaşanan gelişmeler ışığında Türkiye ve Rusya'nın güvenlik ilişkilerine olan etkisi incelenmiştir. Havzadaki artan istikrarsızlığa karşı Türkiye ve Rusya ilişkilerinde mutlak kazançlarını ön planda tutarak geliştirilen işbirliğiyle birlikte havza güvenliğinin sağlanabileceği önerilmiştir. Bu durumun hem Türkiye hem de Rusya'nın ilişkilerinde işbirliği fırsatlarının değerlendirilmesine imkân sağlayabileceği düşünülmektedir.
Mimarlık-bilgisayar etkileşiminde işbirliği kavramı
sbirligi insanoglunun varolusundan bugüne, iletisim varoldukça süregelen bir olgudur. Yasamın her alanında isbirligi aktiviteleri ile karsılasmaktayız. Farklı meslek alanlarında da isbirligine rastlamaktayız ki bu alanlardan en yaygın olanı da mimarlık alanıdır. Mimarlar bir yapıyı tasarlarken kendi baslarına hareket edemezler; gerek kendi disiplinleri gerekse farklı disiplinlerden uzmanlar, insaat mühendisleri, elektrik mühendisleri, makine mühendisleri, jeoloji mühendileri, akustik uzmanlar, malzeme uzmanları gibi, fikir ve bilgi alısverisinde bulunurlar. Bu meslek grupları ile iletisim ve isbirligi neticesinde yeni ürünler en iyi sekilde ortaya çıkmaktadır. nsanlar arası iletisimde iletisim araçlarının gelisimi nasıl büyük bir çag atlanmasını sagladıysa, mimarlık alanında da iletisim araçlarının, teknolojinin gelisimi ile birlikte pek çok yeni imkan ortaya çıkmıstır. Ortak dokümanların paylasımı, tartısmalar, bilgi alısverisi için bu süreçte basrolü bilgisayarlar üstlenmeye baslamıstır. Farklı programların yazılımı, sanal ortamlar ile birlikte teknolojinin ucu açık imkanları dogrultusunda da insanlar arası iletisimde oldugu gibi meslekler arası koordinasyonda da sınırsız imkanlara ulasılmıstır. Bu çalısmada öncelikle isbirligi kavramı tüm yönleriyle ele alınmıstır. sbirligi nedir, kavram olarak diger terimlerden ayrımı, avantaj ve dezavantajları, anahtar elemanları, modelleri ile genis bir bakıs açısıyla degerlendirilmistir. sbirligini genel anlamda inceledikten sonra alt baslıkları olan; tezin esas vurgulamak istedigi mimarlık alanında, mimarlık egitiminde, mimari ofislerde ve diger disiplinlerle mimarlık arasında isbirligi aktiviteleri incelenmistir. Bu iliskilerde ana prensipler, olması gerekenler ve mevcut örnekler karsılastırmalı bir sekilde sunulmustur. Öncelikle genel anlamda mimarlık ve isbirligi degerlendirilmis, sonra mimarlıga ilk adım mimarlık egitiminde bu aktivitelere verilen önem; güncel yurtiçi ve yurtdısı örneklerle vurgulanmıstır. Mimarlık egitiminden bir sonraki asama mimari ofislerde isbirligi açısından durum degerlendirilmesi yapılmıs, günümüz kosullarındaki sistemler isbirligi aktiviteleri dogrultusunda degerlendirilmistir. Son olaraksa isbirligi aktivitelerine en yogun sahne olan disiplinler arası çalısmalarda isbirligi irdelenmis, güncel proje örnekleri karsılastırılmalı olarak ifade edilmistir. Mimarlık alanındaki bu isbirligi aktiviteleri tartısılır ve örneklendirilirken hep mimarlıkbilgisayar etkilesimi gözönünde bulundurulmus, mimarlıkta isbirligi aktivitelerinde bilgisayarın rolü güncel örnek ve saptamalarla somut hale getirilmistir. Tezin sonuç bölümünde ise tüm bu kavramlar dogrultusunda seçilen örnekler üzerinden, karsılastırmalı sonuç ve degerlendirmelere gidilmis, isbirligi-mimarlık ve bilgisayar teknolojisinin gelecekteki durusuna dair öngörüler yeralmıstır. Anahtar Kelimeler: Mimarlık, isbirligi, bilgisayar destekli mimarlık, bilgisayar destekli isbirligi, isbirliksel mimari, isbirliksel mimari tasarım ortamı, disiplinler arası tasarım, disiplinler arası bilgisayar destekli tasarım.
Amerika Birleşik Devletleri- Çin Halk Cumhuriyeti ilişkileri
Bu tezde, Amerika Birleşik Devletleri'yle (ABD) Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) arasındaki ilişkilerin gelişimi ele alınarak dış politika kavramı çerçevesinde değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu çerçevede Soğuk Savaş döneminde ve sonrasında iki devlet arasındaki politik, ekonomik ve güvenlik boyutlu ilişkilerin incelenmesiyle bu ilişkilerdeki olumlu ve olumsuz gelişmelerin belirlenmesi; 11 Eylül 2001 tarihindeki terör saldırılarından sonra başlayan yeni süreçte ikili ilişkilerin değerlendirilmesi ve son olarak da bu ilişkilerin hem ABD hem de ÇHC dış politikası bağlamında incelenmesi bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Tezde, hem ABD'nin hem de ÇHC'nin temel dış politika öncelikleri ve sorunları kapsamında iki devlet arasındaki ilişkilerin bilimsel analizi yapılmıştır. Bu bağlamda iki devlet arasındaki ilişkiler başlangıçta ÇHC'nin uyguladığı tek bir tarafa yaslanma politikasından dolayı rakiplik çerçevesinde gelişim göstermişse de 1970'lerde yumuşayarak yakınlaşma dönemine girmiş ve 1980'lerde de özellikle ÇHC'de ekonomik reformların gerçekleştirilmesi gibi olumlu gelişmelerle yakınlaşmadan iş birliği sürecine yönelmiştir. Fakat ÇHC'de gerçekleşen Tiananmen olayları, ikili ilişkilerin bozulmasına ve 1990'larda belirsizlik döneminin yaşanmasına neden olmuştur. 2000'lere gelinirken de ikili ilişkiler olumlu gelişmelerle tekrar canlanma dönemine girmiş ve 2010'larda ise ticaret savaşlarıyla daha rekabetçi bir hâle gelmiştir. Bu durum, hem ÇHC'nin yürüttüğü ekonomi politikasına hem de ABD'nin Asya-Pasifik'e ve özellikle de ÇHC'ye yönelik politikasına dayandırılabilir. Böylece ÇHC'nin yürüttüğü ekonomi politikasının etkisi, dünyanın ikinci büyük ekonomik gücü hâline gelerek ABD'ye rakip olmasına yol açmıştır. ABD'nin Asya-Pasifik'e ve özellikle de ÇHC'ye yönelik politikasıysa çıkarlarına ve hedeflerine uygun olarak inşa edilmiş ve yürütülmüştür. Anahtar Kelimeler: ABD, ÇHC, Asya-Pasifik, yakınlaşma, iş birliği, canlanma, ticaret savaşları.
Hemşireler arası işbirliğinin hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimine etkisi
Bu araştırma hemşireler arası işbirliğinin, hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimlerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı tipte yapılan bu araştırmanın evreni, Ankara'daki bir üniversite hastanesinde çalışan tüm hemşirelerden oluşmaktadır (n=550). Bu hastanedeki aktif çalışan ve araştırmayı kabul eden hemşireler örneklemi oluşturmaktadır (n=270). Araştırmanın etik izini, Ocak 2018 de Bozok Üniversitesi Rektörlüğü Klinik Araştırmalar Etik Kurulu tarafından verilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları; kişisel bilgileri içeren 'Kişisel Veri Formu', Çelik Durmuş ve Yıldırım (2016) tarafından Türkçe'ye uyarlanmış 'Hemşire-Hemşire İşbirliği Ölçeği', Özata ve Altunkan (2010) tarafından geliştirilen 'Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği' olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. En sık kullanılan istatiksel testler, Kolmogorov- Smirnov, Shapiro- Wilk, parametrik, non parametriktir. Hemşireler arası işbirliği puan ortalamasının 2.98±0.55 ile ortalamanın üzerinde ve iyi denilebilecek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin tıbbi hataya eğilim ölçeğinden aldıkları toplam puan ortalamaları 4.69±0.34 olup, tıbbi hataya eğilimlerinin düşük olduğu saptanmıştır. Araştırmada, hemşireler arası işbirliği düzeyinin arttıkça, ilaç ve transfüzyon uygulamalarında, hastane enfeksiyonlarında, hasta izlemi ve malzeme güvenliğinde, düşmelerde, iletişimde ve genel tıbbi hata eğilimlerinde azalma olduğu bulunmuştur (p˂0.05). Araştırmada, hemşireler arası işbirliğinin, hemşirelerin tıbbi hata yapma eğilimleri üzerinde %15.7 anlamlı bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın sonucuna göre, hasta bakım sürecinde hemşireler arası işbirliğinin yüksek olması ile olası hataların azaltılabileceği sonucuna varılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Hemşire, Hemşirelikte İşbirliği, Hemşirelikte Tıbbi Hata, İşbirliği, Tıbbi Hata
Hemşirelerin profesyonellik tutumlarının hemşireler arası işbirliğine etkisi
Bu araştırma hemşirelerin, mesleki profesyonellik tutumlarının hemşireler arası işbirliğine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel tipte yapılan bu araştırmanın evrenini Kayseri Şehir Hastanesi'nde çalışan tüm hemşireler (n=1020) oluşturmuştur. Bu hastanede aktif çalışan ve çalışmaya katılmayı kabul eden hemşireler örneklemi oluşturmuştur (n=409). Araştırmanın etik izni, Kırıkkale Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulu tarafından, Ocak 2019 da alınmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; kişisel verileri içeren sosyo-demografik özellikler formu, Çelik Durmuş (2016) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Hemşire-Hemşire İşbirliği Ölçeği", Erbil ve Bakır (2006) tarafından hazırlanan "Mesleki Profesyonel Tutum Envanteri" kullanılmıştır. Bu çalışmadan elde edilen veriler SPSS 17 programında uygun testler yapılarak incelenmiştir. Araştırmada Mesleki Profesyonel Tutum Envanteri puan ortalaması 4,26 ± 0,45 ile Hemşire-Hemşire İşbirliği Ölçeği puan ortalaması 2,47 ± 0,72 olarak belirlenmiştir. Araştırmada erkek hemşirelerin, acil ve ameliyathane hemşirelerinin işbirliği puan ortalamaları yüksek çıkmıştır. Bu araştırmada hemşirelerin profesyonellik tutum düzeyleri incelendiğinde; cinsiyet, medeni durum, hemşire olarak çalışma yılı ve çalışılan birimde geçirilen yılın hemşirelerin profesyonellik tutum düzeylerini etkilemediği görülmektedir. Araştırma sonucunda ise hemşirelerin profesyonellik tutumları ile hemşireler arası işbirliği üzerinde pozitif zayıf bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır.
Cerrahi birimlerde çalışan hemşireler arasındaki iş birliğinin klinik karar verme düzeylerine etkisi
Amaç: Araştırma cerrahi birimlerde çalışan hemşireler arasındaki iş birliğinin klinik karar verme düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı türdeki bu araştırmayı İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesinin Cerrahi Birimlerinde çalışan 238 hemşire oluşturdu. Araştırmada örneklem seçme tekniği kullanılmadı, araştırmanın yapıldığı tarihlerde çalışan ve araştırmaya katılan tüm hemşireler araştırmaya dahil edildi (n=210). Araştırma verileri araştırmaya katılan hemşirelerin kişisel bilgilerinin yer aldığı araştırmacı tarafından hazırlanan "Hemşire Bilgi Formu" ile Hemşire-Hemşire İş Birliği Ölçeği (HHİÖ) ve Hemşirelikte Klinik Karar Verme Ölçeği (HKKVÖ) ile toplandı. İstatistiksel anlamlılık p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 25,82±2,41 ve %65,7'si kadındır. Hemşirelerin %41,9'unun acil serviste çalıştığı, %75,2'sinin haftalık 40 saat üzerinde çalıştığı, %73,3'ünün vardiyalı çalıştığı bulundu. Hemşirelerin %83,3'ünün çalışılan birimde en çok hemşire meslektaşı ile iş birliği içinde olduğu saptandı. Hemşirelerin HHİÖ ortalama puanı 3,07±0,36 HKKVÖ ortalama puanı 138,30±14,34 bulundu. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda hemşirelerin iş birliğinin karar verme sürecini orta düzeyde etkilediği sonucuna varıldı. Yoğun bakımda çalışan hemşirelerin karar verme düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlendi.
Sağlık çalışanlarının afiliasyon uygulamasına yönelik tutumlarının araştırılması
Sağlık kurumlarında kullanılan işbirliği ve birleşme modellerinden birisi olan ve en güçlüsü olarak kabul edilen model afiliasyon uygulamasıdır. Afiliasyon; ortak amaçlara yönelik oluşturulan birliktelik ve olumlu bağlılık anlamına gelmektedir. Kurumlar arası işbirliği olarak ifade edilen afiliasyon, insan gücü ve alt yapıya yönelik kaynakların daha verimli bir şekilde kullanılması amacıyla kurumların işbirliğine gitmesi olarak tanımlanmaktadır. Ülkemizde hastanelerde Afiliasyon uygulaması belirlenen yönetmelik ve protokol dâhilinde Sağlık Bakanlığına bağlı hastaneler ile Yükseköğrenim Kurumu'na bağlı üniversite hastaneleri arasında yapılmaktadır. Araştırmanın amacı, afiliye olmuş olan T.C. Sağlık Bakanlığı Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi ve T.C. Sağlık Bakanlığı AİBÜ İzzet Baysal Eğitim Araştırma Hastanesinde görev yapan sağlık çalışanlarının afiliasyon uygulamasına yönelik tutumlarının belirlenmesidir. Çalışmada nicel ve nitel yöntemler kullanılmak üzere karma araştırma yöntemine başvurulmuştur. Çalışmanın evrenini 2018-2019 yıllarında görev yapmakta olan T.C Sağlık Bakanlığı Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinden 965 sağlık çalışanı, T.C Sağlık Bakanlığı AİBÜ İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesinden ise 820 sağlık çalışanı oluşturmaktadır. Çalışmanın nicel araştırma kapsamındaki veri toplama süreci; katılımcılar ile yüz yüze anket yapmak suretiyle gerçekleştirilmiştir. Nicel araştırma; araştırmaya katılmayı kabul eden 415 sağlık personeli üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi SPSS 22.00 paket programıyla yapılmıştır. Araştırmada güvenilirlik analizi, açımlayıcı faktör analizi, bağımsız gruplar arası t testi, tek yönlü varyans analizi ve ki-kare testi yapılmıştır. Çalışmanın nitel araştırma kapsamındaki veri toplama süreci ise; katılımcılar ile derinlemesine görüşme yapmak suretiyle gerçekleştirilmiştir Çalışmanın nitel kısmında kartopu yöntemi kullanılmış olup toplam 16 kişi çalışma kapsamına dâhil edilmiştir. İçerik analizinde bilgisayar destekli "Atlas. Ti" adlı nitel veri analizi programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda afiliasyon sisteminden memnuniyet düzeyinin hastaneler açısından farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi çalışanlarının memnuniyet düzeyinin Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi çalışanlarına göre; Sağlık Bakanlığı çalışanlarının memnuniyet düzeyinin üniversite çalışanlarına göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. Sosyo-demografik özellikler açısından incelediğinde ise; hastane, bağlı olunan kurum, öğrenim durumu, meslek ve aylık gelir ile ölçek puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark tespit edilirken; cinsiyet, medeni durum, toplam çalışma süresi ve hastanedeki çalışma süresi ile ölçek puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark tespit edilememiştir. Nitel araştırma kapsamında ise; katılımcılar tarafında afiliasyon ortak kullanım, işbirliği, karmaşa gibi terimlerle ifade edilmiştir. Bunun yanında afiliasyon uygulamasının çalışanlar ve kurum için avantajları belirtilirken daha çok dezavantajlarının üzerinde durulmuştur. Buna bağlı olarak katılımcıların 6'sı afiliasyonu destekliyorum, 10'u ise desteklemiyorum cevabını vermiştir. Anahtar Kelimeler: Afiliasyon, Şirket Birleşmeleri, Hastaneler, Sağlık Çalışanları
Sürdürülebilir öğretmen gelişimi: Mesleki öğrenme toplulukları
"Mesleki Öğrenme Toplulukları (MÖT)", öğretmeni eleştirel, yansıtıcı, yaratıcı, işbirlikli ve düzenli bir topluluk çalışması yoluyla geliştirmeyi amaçlar. Uluslararası eğilimler yetişkin eğitimi ilkelerine, iş birliğine, kolektif başarıya vurgu yapmaktadır. Türk eğitim sisteminde öğretmen gelişimi için yeni çabalar olmasına karşın, geleneksel hizmet içi eğitimin dışında sistematik bir biçimde uygulanan başka bir yaklaşım yoktur. Türk eğitim sisteminin özellikleri, öğretmen gelişim sorunları ve zümrelerin durumu ve başarım gizilgüçleri göz önünde bulundurulduğunda, mesleki öğrenme topluluklarının zümreler temelinde öğretmenlerin mesleki gelişimini sağlayabileceği düşünülmektedir. Bu noktadan hareketle bu araştırmanın amacı, Aydın ili Efeler ilçesinde iki resmi ortaokulda zümre temelli olarak iki ayrı mesleki öğrenme topluluğunun kurulması, bu toplulukların çalışmalarının başlatılması ve sürdürülmesi, uygulama sürecinde ve sonunda etkililiğinin topluluk üyelerinin ve okul yöneticilerinin görüşleri ile araştırmacının gözlemlerine göre değerlendirilmesidir. Topluluklardan biri uygulama için gönüllü olan dört fen ve teknoloji öğretmeninden, diğeri ise üç fen ve teknoloji öğretmeni ile aynı branştan bir müdür yardımcısından oluşmaktadır. Araştırma eylem araştırması desenine göre tasarlanmıştır ve 2017-2018 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Yarıyılında Ocak ve Haziran ayları arasında yürütülmüştür. Uygulama kapsamında araştırmacı ve danışmanı tarafından sentezlenen yedi mesleki gelişim etkinliği, topluluk üyelerinin isteği ile yürütülmüş ve on topluluk toplantısı yapılmıştır. Veriler odak grup görüşmeleri, bireysel görüşmeler, gözlemler ve belgeler aracılığıyla elde edilmiştir. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Sonuçlar, mesleki öğrenme topluluğu uygulamasının yenilikçi, ekonomik, sürdürülebilir, etkili ve verimli bir uygulama olduğunu ve çalışma kapsamında öğretmenleri zaman içinde gelişime güdülediğini ortaya koymaktadır. Mesleki gelişim eylem planı dahilinde kullanılan etkinlikler sürecinde eğitim sisteminin çeşitli sorunları tartışılmış ve bu sorunlara çözümler üretilmiştir. Sonuç olarak, MÖT uygulamasının öğretmenlerde bireysel sorumluluğu, öz farkındalığı, MÖT ile gelişime güdülenmeyi, liderliği, eğitsel konulara ilişkin eleştirel düşünmeyi, etkinlikleri içselleştirmeyi ve işbirliği yapabilmeyi geliştirdiği belirlenmiştir. Topluluklarda ise kolektif sorumluluğu, kolektif farkındalığı, topluluk içi iletişimi, grup normlarını, doğal iş birliği ve paylaşımları ve süreci bütünleştirmeyi geliştirmiştir. Sürecin bütünü öğretmenlerde bir dönüşüm sağlamıştır. Araştırma bulguları ışığında, okullarda zümreleri mesleki öğrenme topluluğuna dönüştürmek için bir model önerisi getirilmiştir. Bu modelin temel özellikleri, uygulamanın ihtiyaç ve gönüllülük temelli oluşudur. Uygulamanın yaygınlaştırılması için MÖT konusunda müdürlere ve lider öğretmenlere eğitim verilmeli, MÖT paydaşlara güçlü bir biçimde tanıtılmalı, uygulamaya katılacak öğretmenler maddi ödülle (ek ders) teşvik edilmeli, öğretmenin ders yükü azaltılıp resmi planlama ve hazırlık zamanı ayarlanmalıdır. Okul müdürleri destekleyici bir tutum sergilemeli, MÖT'ü kurmadan önce zümrelere ortak boş saat ve toplantı mekânı ayarlamalı, lider öğretmenden destek almalı ve öğretmenleri maddi olmayan ödülle teşvik etmelidir. Topluluğu kurduktan sonra ise müdahale etmemeli, öğretmenlerle MÖT'ün devamı için iş birliği yapmalıdır. MÖT'e gönüllü olan öğretmenler, ihtiyaçlar ve beklentiler doğrultusunda kendilerini ve öğretimlerini geliştirecek iş birlikli etkinlikler belirlemeli, bu etkinlikleri bir eylem planı dahilinde uygulamalı, sürekli geribildirim sağlamalı, deneyimlerini yansıtmalı ve süreci değerlendirerek yeni yollara yönelmelidir. MÖT üyeleri mesleki gelişimleri için çeşitli etkinlikler yapabilir. "Bakın ne paylaşacağım" etkinliği üyeler arası etkileşimi başlatmada, "mikroöğretim zamanı" etkinliği öz farkındalık kazandırmada, "film nasıldı" etkinliği eleştirel düşünme, sorgulama ve tartışma becerisini geliştirmede, "zümre toplantı tutanaklarımız ne söylüyor" etkinliği zümrenin kolektif farkındalık kazanmasında, "ortak ders planı hazırlıyoruz" etkinliği doğrudan sınıf içi etkinlikleri geliştirmede kullanılabilir. "Meslektaşımın dersini izliyorum" etkinliği geribildirimin gücüyle gelişim için, "kitap nasıldı" etkinliği hem eleştirel düşünme, sorgulama ve tartışma becerisi geliştirme hem de entelektüel gelişim için kullanılabilir. Anahtar kelimeler: Mesleki öğrenme topluluğu, mesleki gelişim, işbirliği.
Tıbbi müdahalede danışım (konsültasyon)
21. yüzyılda tıp bilimi ve teknolojisi, geçmiştekiler ile kıyaslandığında çok büyük ilerlemeler göstermiş ve tıbbi süreçler gelişmiştir. Bu gelişme ve ilerleme beraberinde sağlık alanında çalışan insan yapısında da değişiklikler yaratmış ve tüm tıp meslekleri içinde daha fazla uzmanlaşma ihtiyacına yol açmıştır. Bu durum hekimler arasında daha fazla işbirliği yapma ihtiyacını doğurmuştur. İşbirliği, taraflar arasındaki hiyerarşiyi gösteren dikey işbirliği şeklinde olabileceği gibi, aralarında hiçbir şekilde hiyerarşik ilişki bulunmayan yatay işbirliği şeklinde de olabilmektedir. Danışım (konsültasyon) adını verilen işbirliği, yatay işbirliğine dahildir. Danışım farklı uzmanlık alanlarından birden fazla hekimin, hastaya beraber teşhis koyması veya tedavi etmesi anlamına gelmektedir. Bu çalışmada danışım kavramı, bunun nasıl yapılması gerektiği, bu aşamada ortaya çıkabilecek sorunlar ve bu sorunlardan kimin sorumlu olacağı incelenmiştir. Özellikle danışım sebebiyle yapılan bir tıbbi kötü uygulamadan dolayı hasta zarar görürse, bu zarardan müdavi hekimin mi yoksa danışılan (konsültan) hekimin mi sorumlu olacağı konusu ile müteselsil sorumluluk üzerinde durulmuştur.
Multiplying effect of energy resources: Curtailing the long-lasting confrontation of Egypt and Israel state
Standing as historically conflicting actors within the scope of safety and security concerns, the two major actors of the Eastern Mediterranean, Egypt and Israel State have taken grand steps and advanced from fierce hostility to regional collaboration in a relatively short period of time in accordance with the necessities of modern and trending norm that is the Globalization within the scope of free-market capitalism and thusly set a good example to the non-negligible effects of pragmatic measures including the cooperation on the basis of natural resources and energy causing direct alterations in interactions on international level. In accordance with the example in the region in regard to the historically advancing relations between Egypt and Israel State, the aim of this study is to analyze the potential contribution of Neorealist motives to the very probable and substantial regional peace or conflict which would, followingly, set a basis for the probability of international peace or inclined tensions within the scope of natural resources and energy while indirectly fortifying the national incentives of safety and security, national interests and survival; proving, once more, that the exigence of elements required for the continuation of states overcome the constructed elements as well as fundamental ideals.
Erken çocukluk özel eğitiminde aile ve personel iş birliği
Erken çocukluk özel eğitiminde yer alan paydaşların iş birliği süreçlerine odaklanan bu araştırmada özel eğitim hizmetlerinde görev alan personellerin diğer personeller ve ailelerle iş birliği deneyimleri; ailelerin ise erken çocukluk dönemindeki çocuklarının özel eğitim hizmetlerinden sorumlu personellerle iş birliği deneyimleri kişisel görüş ve önerileri doğrultusunda incelenmiştir. Bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde gerçekleştirilen araştırmaya, 12 personel ve 7 ebeveyn olmak üzere 19 kişi gönüllü katılım göstermiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseniyle yürütülen araştırma verileri, yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmış, içerik analizi tekniğiyle analiz edilmiş, 6 ana tema ve 18 alt temaya ulaşılmıştır. Bulgular iş birliği deneyimleri, aile katılımı ve ihtiyaçları, erken çocukluk özel eğitimi, personelin mesleki deneyimleri, kurum özellikleri ve izleme değerlendirme çalışmaları yönleriyle tartışılmıştır. Çalışmada sıklıkla personel niceliği ve niteliklerinin meslek öncesi süreçlerden itibaren geliştirilmesi gerektiği vurgulanmakta, kurum özellikleri ve yönetici desteğinin iş birliği sürecindeki rolü göze çarpmaktadır.
Hemşire-hemşire iş birliğinin değerlendirilmesi: Adana örneği
Bu çalışma, dahiliye birimlerinde çalışan hemşirelerin hemşire-hemşire iş birliğini değerlendirmek ve hemşire-hemşire iş birliğini etkileyen faktörleri araştırmak amacıyla tanımlayıcı tipte yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 01.10.2019-15.11.2019 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinde dahiliye birimlerinde çalışan ve mesaide olan hemşireler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemine dahiliye birimlerinde çalışan gönüllü 211 alınmıştır. Literatür taranarak geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" ve Temuçin ve ark. tarafından 2019 yılında geliştirilen "Hemşire-Hemşire İş Birliği Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS (IBM SPSS Statistics 24) paket programı kullanılmıştır. Kategorik ölçümler sayı ve yüzde olarak, sürekli ölçümlerse ortalama, standart sapma ve minimum-maksimum olarak özetlenmiştir. İki bağımsız grubun ölçüm değerleri ile karşılaştırılmasında "Mann-Whitney U" test, bağımsız üç veya daha fazla grubun ölçüm değerleri ile karşılaştırılmasında "Kruskal-Wallis H" test yöntemi kullanılmıştır. Ölçek alt boyutları arasındaki ilişkinin belirlenmesinde Spearman korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Çalışmada yer alan katılımcıların yaş ortalaması 31,45±7,60 olarak bulunmuştur. Katılımcıların %83,9'u kadın, %57,8'i evli, %66,4'ü üniversite mezunu olduğu saptanmıştır. Katılımcıların eğitim düzeyi, çalıştıkları birim, birimdeki pozisyon ve birimde çalışma süresi ile ölçek alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Çalışmada ölçeğin Cronbach alfa katsayısı 0,901 olup yüksek derecede güvenilir bulunmuştur. Sonuç olarak katılımcıların hemşire-hemşire iş birliği düzeyinin beklenen minimum iş birliği düzeyinin üzerinde olduğunu söylemek mümkündür. Yönetici hemşirelerin hemşire-hemşire iş birliğini desteklemesi önerilebilir.
Türkiye'de sanayi sektöründe faaliyet gösteren uluslararası stratejik işbirliklerinin başarısını etkileyen faktörlerin belirlenmesine yönelik bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki sanayi sektöründe faaliyet gösterenişletmelerin uluslararası stratejik işbirlikleri yapmasının nedenlerininbelirlenmesi, stratejik işbirliklerinin başarısını belirleyen faktörlerin ortayaçıkarılması ve işbirliklerinin başarı (performans) düzeyinin belirlenmesidir.Bu çalışmanın evreninin belirlenmesi ve örneklemin elde ediliş yöntemi;Ekonomi ve Çalışma Bakanlığından elde edilen liste ile belirlenen 1000 adetkayıtlı firma; İSO listelerinde olan ancak Ekonomi ve Çalışma Bakanlığı'ndanalınan listede ismi olmayan firmaların internet ortamında araştırılarak ortaklığınınolup olmayışının tespiti şeklindedir.Bu çalışmanın sonucunda 109 adet uluslararası stratejik işbirliği yapan firmayöneticisinden anket yoluyla toplanan verilerin analizi en çok ortaklık kurulanülkelerin 1. sırada Almanya, 2.sırada İngiltere ve 3. sırada Çin ve İspanyaolduğunu göstermektedir. En çok kurulan stratejik işbirliği türü ise ortakgirişimdir. 2. sırada pazarlama işbirliği ve 3. sırada teknoloji işbirliği yeralmaktadır.Stratejik işbirliklerinin oluşturulma nedenleri sırasıyla rekabetçilik, yenilikçilikve öğrenme, pazarı genişletme ve finansal nedenlerdir. Stratejik işbirliklerininbaşarısını belirleyen unsurlar 6 boyut olarak bulunmuştur. Bunlar bilgi paylaşımıuyum-koordinasyon, birbirine bağımlılık, bağlılık ve bilgi paylaşımı, çatışmaçözümü, güven ve koordinasyon olarak ortaya çıkmıştır.Stratejik işbirliklerinin, işbirliği nedenleri ve işbirliği başarısı faktörlerindenbüyüme potansiyeli üzerine en çok koordinasyonun etkisi olmuştur. İşbirliğindengenel memnuniyet üzerinde ise birbirine bağımlılık ve çatışma çözümü boyutlarıaçıklayıcı olmuştur. İşbirliği başarısı (performansı) üzerinde ise yenilikçilik veöğrenme, birbirine bağımlılık ve çatışma çözümü etkili olmuştur.
Markalar arası işbirliklerinin ara mamûl üreticilerinin ihracat birim fiyat performansı üzerine etkisi: "İSKO" örneği
Küreselleşmenin artarak gelişimi ve uluslararası etkileşim imkânlarının artışına bağlı olarak uluslararası ticaret, daha geniş bir perspektifle yürütülen ve daha karmaşık bir iş ilişkileri ağı tesis edilmesini mecburî kılan bir yapıya dönüşmektedir. Yeni bir markanın oluşturulması, tanıtılması ve piyasada kalıcı kılınması konusunda her zaman çeşitli riskler olagelmiştir ve yeni bir markanın başarısızlık oranı oldukça yüksek olabilmektedir. Bu olumsuz etkileri gidermek için firmaların, alternatif yöntem arayışlarını sürdürmekte oldukları ve gittikçe artan bir kullanıma sahip olan 'birden fazla markayı içeren farklı stratejiler'e yöneldikleri görülmektedir. Markalar arasında kurulan ittifaklar, tüketicinin zihnindeki farkındalığı arttırmak, satışları teşvik etmek ve acil finansal kaynaklar sağlamak için kısa vadeli bir taktik ortaklık da olabilir, ancak markanın büyümesi, geliştirilmesi ve pazarlama başarısı için uzun vadeli stratejik bir araç da olabilir. Bu tez, bir ara mamûl üreticisi ve ihracatçısı Türk Markasının (İSKO), yabancı ticarî markalarla yaptığı markalar arası işbirliği faaliyetleri ile ihracat performansı arasında içsel bir bağlantı kurmayı amaçlamaktadır. ArGe ve inovasyondan beslenen markalar arası işbirlikleri, bir içerik markasının ihracat birim fiyatlarında rakiplerine kıyasla olumlu bir gelişme sağlayıp sağlamadığı zaman serileri üzerinde farklı analizler yapılarak incelenmiştir. Çalışma, yapılan araştırma sonucunda elde edilen bulguların ve Turquality marka destek programının, markalar arası işbirliklerine yönelik oluşunun tartışılması ile sonlanmaktadır. Anahtar kelimeler: Markalar Arası İşbirlikleri, Birlikte Markalama, Birlikte Pazarlama, İçerik Markası, Denim, Turquality