Demographic variables

115 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kredi kartı kullanım düzeyine etki eden demografik faktörlerin incelenmesi: Türkiye örneği

Kredi kartları tüketicilerin mal ve hizmet satın almak için nakit paranın yerine yaygın olarak kullandığı bir ödeme aracıdır. Kredi kartı kulllanımının nakit para taşıma zorunluluğunu ortadan kaldırması, kredi notunun yükselmesi ve yapılan alışverişlerden puan kazanma gibi faydaları bulunmaktadır. Kredi kartı kullanımını etkileyen faktörleri inceleyen çalışmalarda kredi kartı sahibinin cinsiyeti, yaşı, eğitim durumu, medeni durumu ve gelir düzeyi gibi demografik değişkenlerin sıklıkla kullanıldığı görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) tarafından 2017, 2018 ve 2019 yıllarında yayınlanan Hane Halkı Bütçe Anketlerini (HBA) kullanarak hanehalkı fertlerinin kredi kartını seçimini etkileyen demografik faktörleri Logit model yardımıyla incelemektir. Çalışmada kullanılan demografik değişkenler bireyin cinsiyeti, yaşı, medeni durumu, eğitim seviyesi ve gelir düzeyidir. Analiz edilen tüm yıllar için benzer sonuçlar gözlemlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, hanehalkı fertlerinin cinsiyeti, yaşı, medeni durumu, eğitim durumu ve gelir düzeyi faktörlerinin kredi kartı sahipliğini etkileyen önemli değişkenler olduğu tespit edilmiştir. Özellikle hanehalkı ferdinin sahip olduğu eğitim düzeyi ve gelir seviyesi arttıkça kredi kartı kullanma olasılığı artmaktadır. Ayrıca bireylerin kredi kartı kullanımları medeni duruma ve farklı yaş gruplarına göre de farklılık göstermektedir.

Demografik değişkenlerDemografik özelliklerKredi kartları+1
Burcu Demirkesen Çıtak
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hedonik tüketim davranışını belirleyen demografik faktörlerin analiz (Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi sağlık personeli örneği)

Çağımızda hızla gelişen teknoloji ve bilişim alanındaki değişmeler tüketim olgusuna farklı bir boyut kazandırmıştır Gelişen iletişim araçları sayesinde tüketicilerin tüketim ihtiyaçlarına sürekli şekil verilmeye çalışılmaktadır. Bu çaba dâhilinde işletmelerin pazarlama faaliyetlerinin arzu edilen sonuçlara ulaşması için tüketicilerin davranışlarının incelenmesi ve analiz edilmesi zorunluluk haline gelmiştir. Yapılan araştırmalar sonucu tüketicilerin, sorunlarına maksimum faydayı bulmaya çalışan rasyonel problem çözücülerden daha farklı boyut ve özellikleri olduğu kabul edilmiştir. Tüketiciler sadece ihtiyaçlarını gidermek için alışveriş yapmamakta aynı zamanda, tüketim deneyiminden haz almaya çalışmaktadırlar. Bu yüzden ürün ve markaların sembolik anlamları rekabet avantajı sağlamada en önemli araçlardan birisi haline gelmiştir.Hedonik tüketim olarak adlandırılan bu yaklaşım tüketiciyi anlamak açısından önemli bir ipucu olmakta ve pazarlama araştırmacılarının işlerini ve rekabet güçlerini artırma yolunda önemli bir rehber konumundadırlar.Demografik faktörlerin hedonik tüketim üzerine etkileri için yapılan bu çalışmada birinci bölümde tüketici davranışları kavramı ele alınmış, ikinci bölümde Hedonik Tüketim olgusu tarihsel gelişimi ile incelenmiş ve son bölümde ise analizler yoluyla hedonik tüketim ve demografik faktörler arasındaki etkileşim saptanmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Tüketici Davranışları, Hedonizm, Hedonik Tüketim

AileAlgıDemografik değişkenler+6
Evren Akca
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Hizmet sektöründe yeşil örgütsel davranışın belirlenmesine yönelik bir araştırma

Bu araştırmanın temel amacı, Antalya ilinde faaliyet gösteren yeşil yıldızlı otellerde çalışan işgörenlerin, yeşil örgütsel davranış bağlamında, yeşil örgütsel tasarruf, yeşil davranış ve yeşil örgütsel duyarlılık boyutlarının demografik değişkenlere göre farklılığı ve boyutlar arasındaki ilişkiyi analiz etmektir. Araştırmanın örneklem sayısı 302 adettir. Araştırma kapsamında, yirmi adet konaklama tesisine başvuruda bulunulmuş ve altı tane yeşil yıldızlı otel işletmesinden geri dönüş alınmıştır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Ölçek, demografik sorular ve 11 adet önerme olmak üzere iki ayrı bölümden oluşmaktadır. Anket formunda 5'li likert aralıklı ölçüm ifadesinden faydalanılmıştır. Dağıtılan 400 anketten 74 tanesinin eksik veya hatalı olduğu tespit edilmiş ve araştırma dışı bırakılmıştır. Araştırmaya 326 anket verisiyle devam edilmiştir. Araştırmada, yeşil örgütsel davranış, yeşil örgütsel tasarruf, yeşil davranış ve yeşil örgütsel davranış ile demografik değişkenler arasındaki ilişkiyi ölçmek için Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri uygulanmış olup katılımcıların ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra araştırmanın davranış boyutları arasındaki ilişkiyi test etmek için Spearman Korelasyon analizi uygulanmıştır. Korelasyon analizine göre katılımcıların davranış boyutları arasında, istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulguların yeşil örgütsel davranış konusunda alanyazına katkı sunması beklenmektedir.

AntalyaDemografik değişkenlerHizmet sektörü+6
Gülnur Süslü
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin proaktif kişilik, psikolojik iyi oluş ve mesleki doyum düzeylerinin çeşitli demografik değişkenler bakımından incelenmesi

Bu araştırmada üç amaç güdülmüştür. Öğretmenlerin proaktivite, psikolojik iyi oluş ve mesleki doyum düzeylerinin demografik değişkenler açısından incelenmesi, öğretmenlerin proaktivite, psikolojik iyi oluş ve mesleki doyum düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi ve proaktivite ile mesleki doyumun psikolojik iyi oluş düzeyini yordama durumunun incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Google Formlar yoluyla ulaşılan 162 öğretmenden oluşmaktadır. Veri toplarken "Kısaltılmış Proaktivite Ölçeği", "Psikolojik İyi Oluş ölçeği", "Mesleki Doyum Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklem t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Katsayısı ve Adımsal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Analiz sonucunda proaktivite, psikolojik iyi oluş ve mesleki doyum değişkenleri arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Regresyon analizi sonucunda proaktivite ve mesleki doyumun öğretmenlerin psikolojik iyi oluş düzeyinin %47,4'ünü açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Demografik değişkenler açısından bakıldığında proaktivite değişkeninin yaş, kıdem ve yakın arkadaş sayısına göre farklılaştığı; psikolojik iyi oluş değişkeninin yakın arkadaş sayısı ve öğretmen-yönetici olma durumuna göre farklılaştığı; mesleki doyum değişkeninin ise yaş, kıdem, yakın arkadaş sayısı ve memlekette-gurbette çalışma durumuna göre farklılaştığı belirlenmiştir. Demografik değişkenlerden cinsiyet, medeni durum, çalışılan okul kademesi ve karşılaşılan problemlerde psikolojik danışmana başvurma sıklığı değişkenlerine bakıldığında araştırmanın hiçbir değişkeninde farklılık bulunmadığı görülmüştür.

Demografik değişkenlerEğitim psikolojisiProaktif kişilik+4
Servet Uygun
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'den beyin göçü gerçekleştiren bireylerin psikolojik sağlamlık ve yaşam doyumu düzeyleri arasındaki ilişkinin bazı demografik değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmada, beyin göçü gerçekleştirmiş yüksek nitelikli bireylerin psikolojik sağlamlık düzeyleri ve yaşam doyumu düzeyleri arasında ilişki olup olmadığını ve bu düzeylerin cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, medeni durum, yurtdışında yaşama süresi ve yurtdışında çalışma süresi gibi bazı demografik değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini yurtdışında yaşayan Türkiyeli, yüksek nitelikli 405 birey oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan verileri toplamak amacıyla Demografik Bilgi Formu, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Yetişkin Yaşam Doyumu Ölçeğinden faydalanılmıştır. Grup karşılaştırmalarının yapıldığı, varsayımların sağlanmadığı yerlerde parametrik olmayan test (Mann-Whitney U test ile Kruskal-Wallis-H testi) uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki korelasyonlar Pearson korelasyon katsayısı ile hesaplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 26 versiyon programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda beyin göçü gerçekleştirmiş bireylerin psikolojik sağlamlık düzeyleri ile yaşam doyumu düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Beyin göçü gerçekleştiren bireylerin psikolojik sağlamlık düzeyleri ile yaşam doyumu düzeyleri arasında pozitif yönlü doğrusal ilişki bulunmaktadır. Araştırmada elde edilen diğer sonuçlara göre, psikolojik sağlamlık düzeyinin, cinsiyete göre ve yurtdışında yaşam süresine göre anlamlı farklılık göstermekte, diğer demografik değişkenlere göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Beyin göçü gerçekleştirmiş yüksek nitelikli erkek bireylerin psikolojik sağlamlık düzeyinin, kadınlara oranla daha yüksek olduğu görülmüştür. Yetişkin Yaşam Doyumu Ölçeği alt boyutlarından genel yaşam doyumu düzeyi yurtdışında yaşama süresine göre, ilişki doyumu düzeyi eğitim düzeyine göre; iş doyumu düzeyi medeni duruma göre, Yetişkin Yaşam Doyumu Ölçeğinin kendisi ve alt boyutu olan iş doyumu düzeyi yurtdışında çalışma süresine göre anlamlı farklılık göstermektedir. Yetişkin yaşam doyumu düzeyinin diğer demografik değişkenlere göre anlamlı farklılık göstermediği görülmüştür. Çalışmada birbirleriyle ilişkili oldukları gösterilen psikolojik sağlamlık ve yaşam doyumu düzeyleri yüksek bireylerin beyin göçü gerçekleştirme oranlarının düşük olacağı varsayımından hareketle, bireylerin yaşam koşullarının iyileştirilmesine yönelik hangi çalışmaların yapılabileceği hakkında öneriler sunulmuştur. Böylelikle beyin göçü ivmesinin azalıp zamanla beyin göçünün tersine çevrilebileceği düşünülmektedir.

Beyin göçüDemografik değişkenlerNitelik+4
Derya İyici
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Evli öğretmenlerin yükleme tarzları ve evlilik doyum algılarının bazı demografik değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, evli öğretmenlerin yükleme tarzları (alt boyutları olan nedensellik-sorumluluk yüklemeleri ve onların alt boyutları olan odak, istikrar, genellik, niyet, güdü, suçlama) ve evlilik doyum algılarının, cinsiyet, yaş, evlenmeden önceki tanışma süresi, evlilik yaşı, evlilik biçimi, çocuk sahibi olma durumu gibi değişkenler açısından incelenmesidir.Bu çalışma, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında Adana ili Seyhan ve Çukurova ilçelerinde bulunan okullarda görev yapan toplam 165 evli öğretmen (91 Kadın, 74 Erkek) üzerinde yürütülmüştür. Araştırmanın verileri ?Evlilik Yaşam Ölçeği? (EYÖ) ve ?İlişki Yükleme Ölçeği? (İYÖ) ile toplanmıştır. Veriler SPSS-WINDOWS 11.5 paket programıyla çözümlenmiştir. Sonuçların yorumlanmasında p<0.5 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir. Verilerin analizinde tek yönlü varyans analizi ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon analizi teknikleri kullanılmıştır.Araştırmanın sonuçlarına göre evli öğretmenlerin eşlerinin davranışlarına yaptıkları sorumluluk ve nedensellik yüklemeleri ve evlilik doyumu arasında negatif yönde anlamlı bir faklılık bulunmuştur. Yükleme tarzlarının nedensellik boyutunun alt boyutlarından istikrar ve genellik ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılık bulunurken, odak boyutu ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Yükleme tarzlarının sorumluluk boyutunun alt boyutlarından niyet, güdü ve suçlama ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.Demografik değişkenlerle evlilik doyumu ve yükleme tarzları arasındaki anlamlı farklılığa bakıldığı zaman, cinsiyet değişkeni ile evlilik doyumu arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı, yükleme tarzlarında ise sadece sorumluluk yüklemelerinin alt boyutu olan güdü boyutunda kadınların erkeklere göre eşlerinin davranışlarını açıklarken daha fazla güdü boyutuna başvurdukları görülmüştür. Demografik değişkenlerden yaş, tanışma süresi, evlenme yaşı, evlenme biçimi ve çocuk sahibi olma durumu ile evlilik doyumu ve yükleme tarzları açısından anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Evlenme süresine bakıldığı zaman ise, evlilik doyumuyla anlamlı bir farklılık bulunamamış, yükleme tarzlarının ise sadece nedensellik boyutunda ve onun alt boyutu olan genellik boyutunda anlamlı bir farklılık bulunmuşturAnahtar Kelimeler: Öğretmenler, Evlilik Doyumu, Yükleme

Adana-SeyhanDemografik değişkenlerEvlilik+10
Melis Berk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

İlköğretim okulu öğretmenlerinin bireysel yenilikçilik düzeyleri ve bu düzeylere etki eden etmenlerin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeylerini incelemek, bazı demografik değişkenler bakımından değerlendirmek, yenilikçilik kategorilerine dağılımlarını ortaya koymaktır. Bu çalışma nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma yöntem ile gerçekleştirilmiş betimsel nitelikte bir çalışmadır. Araştırmanın nicel bölümünün örneklemi 2012-2013 yılında Gaziantep ili Şehitkamil ve Şahinbey ilçe merkezindeki ilköğretim okullarında görev yapan 700 ilköğretim okulu öğretmeninden oluşmuştur. Öğretmenlerin yenilikçilik düzeylerini ve ait oldukları kategorileri belirlemeye ilişkin nicel veriler Hurt vd. (1997) tarafından geliştirilen "Bireysel Yenilikçilik" (Individual Innovativeness) ölçeğinin Kılıçer ve Odabaşı (2010) tarafından Türkçeye dilsel ve kültürel uyarlaması yapılmış hali ile toplanmıştır. Nitel bölümün katılımcıları, nicel verilerin toplandığı okullarda görev yapan 15 ilköğretim okulu öğretmeninden oluşmaktadır. Nitel veriler, ilköğretim okulu öğretmenleri ile gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler sonucunda toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde, parametrik analiz teknikleri; nitel verilerin analizinde ise, içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada ulaşılan başlıca sonuçlar şunlardır: Araştırma bulgularına göre ilköğretim okulu öğretmenlerinin orta düzeyde yenilikçi oldukları görülmüştür. Yenilikçilik toplam puanı ve alt boyutlarına verilen puanların cinsiyete ve yaşa göre farklılaşmadığı, öğrenim durumuna göre ise sadece değişime direnç alt boyutunun anlamlı olarak farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcı İlköğretim Okulu öğretmenleri sırasıyla Sorgulayıcılar, Öncüler, Kuşkucular, Yenilikçiler, Gelenekçiler kategorilerinde bulunmaktadırlar. Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yenilik, Bireysel Yenilikçilik, İlköğretim Okulu

Bireysel yenilikçilikDemografik değişkenlerYenilikçi+4
Zeynep Yılmaz Öztürk
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin matematik başarısının matematik tutumu, okul kültürü ve bazi demografik değişkenlerle ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, ortaokuldaki öğrencilerin matematik başarısının matematik tutumu, okul kültürü arasındaki ilişki ve matematik başarısının bazı demografik değişkenlerle arasındaki ilişkisi incelenmiştir. Araştırma verileri 2014-2015 Eğitim öğretim yılı elde edilmiştir. Araştırmaya Gaziantep ili merkez ilçe Şahinbey'e bağlı Hatice Büyükbeşe Ortaokulu, Nuriye Zekeriya Kına Ortaokulu, Adnan Menderes Ortaokulu ve Şehitkamil ilçesi Şahinbey Ortaokulundan 600 öğrenci katılmıştır. Veri toplamak amacıyla üç bölümden oluşan bir anket kullanılmıştır. Veri toplama aracının bölümleri "Kişisel Bilgi Formu, Matematik Tutum Ölçeği Thurstone Formu ve Okul Kültürü Ölçeği" şeklindedir. Verilerin analizinde korelasyon, bağımsız gruplar t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve çoklu lineer regresyon analizi kullanılmıştır. İstatistiksel manidarlık düzeyi p=0.05 olarak alınmış, analizler SPSS 16.0 programı ile yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda matematik başarısı ile matematik tutumu, okul kültürü, sınıf düzeyi, anne-baba ile yaşama, okul öncesi eğitim alma, bir önceki seneki not ortalamaları, kendine ait çalışma odası olması arasında anlamlı ve pozitif çıkmıştır. Matematik başarısı ile cinsiyet, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, okuldan sonra herhangi bir işte çalışma, Okula yardımcı hazırlık kursu alıp almaması ve matematik öğrenmek amaçlı bilgisayar programları veya internetten yaralanma durumuna göre anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır. Regresyon sonuçlarına göre matematik tutumu, algılanan okul kültürü, sınıf düzeyi, baba eğitim durumu ve kendine ait çalışma odasının olması matematik başarısını yordamaktadır.

Akademik başarıBaşarıDemografik değişkenler+6
Şakir Akhan
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinde matematik başarısı ile matematik kaygısı, sınav kaygısı ve bazı demografik değişkenlerle ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, ilköğretim ikinci kademedeki öğrencilerin matematik başarıları ile matematik kaygısı ve genel sınav kaygısı arasındaki ilişki ortaya konulmuş ve matematik başarısının bazı demografik değişkenlerle arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma verileri 2014-2015 eğitim öğretim yılı elde edilmiştir. Araştırmaya Gaziantep ili merkez ilçesi Şahinbey bünyesindeki Hatice Büyükbeşe Ortaokulu, Celal Doğan Ortaokulu ve Turgut Özal Ortaokulundan 649 öğrenci katılmıştır. Veriler üç boyutlu bir anket yardımıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde t-test, ANOVA ve regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda matematik başarısı ile; kendine ait bir çalışma odası olması değişkeni, anne-baba eğitim düzeyinin yüksek olma değişkeni, anne ve baba beraber yaşama değişkeni, okula yardımcı kursa veya dershane desteği değişkeni, matematik öğrenme amaçlı bilgisayardan yararlanma varlığı değişkeni, sosyo-ekonomik olarak daha yüksek bir çevredeki okula gitme değişkeni ile matematik notları arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki çıkmıştır. Matematik başarısı ile okuldan sonra bir işte çalışma değişkeni, matematik kaygısı ve sınav kaygısı arasında anlamlı ve negatif bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca, matematik başarısı ile cinsiyet değişkeni ve anne-babasının sağ yada ölü olması değişkenine göre aralarında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.

Akademik başarıBaşarıDemografik değişkenler+7
Harun Reşit Yılmaz
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerde demografik geçiş ve yoksulluk ilişkisi

Nüfus ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki, çok eski zamanlardan bu yana önemli bir tartışma ve inceleme konusu olmuştur. Malthus?un, nüfus artışının ekonomik büyümeyi olumsuz etkilediği yönündeki teorisini ortaya atmasıyla, nüfus ve ekonomi ilişkisi üzerine tartışmalar yeni bir boyut kazanmıştır. Nüfus artışı ve ekonomik büyüme ilişkisini ele alan görüşlerin bir kısmı nüfus değişmelerinin ekonomi üzerinde negatif etki yarattığını öne sürerken, bazıları bu etkinin pozitif olduğunu, bir diğer kısmı ise nüfus değişmelerinin ekonomi üzerinde etkisi olmadığını (nötr) savunmaktadırlar. Ancak, bu yaklaşımların ortak noktası, nüfusun sadece büyüklüğünde meydana gelen değişmelere odaklanmış olmalarıdır. Son yıllarda ise, nüfusun yaş yapısındaki değişmelere odaklanan çalışmalar ön plana çıkmıştır Bu çalışmalara göre, nüfusun yaş yapısında meydana gelen değişmelerin, ülkelerin demografik, sosyal ve ekonomik yapıları üzerinde önemli etkileri olduğu gözlemlenmektedir. Nüfusun yaş yapısında meydana gelen değişimler, yüksek doğum ve ölüm oranlarından düşük doğum ve ölüm oranlarına doğru gidişi ifade eden ve demografik geçiş olarak adlandırılan süreç esnasında meydana gelmektedir. Demografik geçiş süreci esnasında, toplam nüfus içinde, çocuk ve yaşlılardan oluşan bağımlı nüfusun payının azalması ve çalışan nüfusun payının artması, ülkeler için, gerekli eğitim ve istihdam olanaklarının yaratılması koşuluyla, bir ekonomik büyüme fırsatı yaratmaktadır. Bu fırsat, özelikle, yoksulluğun hala yoğun olarak görüldüğü gelişmekte olan ülkeler için büyük önem arz etmektedir. Gelişmekte olan ülkelerin birçoğu, demografik geçiş sürecini henüz tamamlamamış bulunmakta ve nüfusları yaşlanmadan önce, çalışma çağındaki nüfusun payının artmasını ekonomik büyümeye dönüştürebilme ve doğru politikalarla içinde bulundukları yoksulluğu azaltabilme şansına sahip bulunmaktadırlar. Bu tez çalışmasında, nüfus ve ekonomi arasındaki ilişki, nüfusun yaş yapısındaki değişmelerin ekonomik büyüme ve yoksulluk üzerindeki etkileri temel alınarak incelenmiştir. Nüfusun yaş yapısındaki değişmeler sonucunda, gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye?de, bu değişimlerin, gerekli politika ve düzenlemelerin gerçekleştirilmesi halinde, ekonomik büyümeyi hızlandırıcı ve yoksulluğu azaltıcı sonuçlar yaratacağının ortaya konulması amaçlanmıştır.. Anahtar Kelimeler: Demografik Geçiş, Bağımlı Nüfus, Ekonomik Büyüme ve Yoksulluk.

DemografiDemografik değişkenlerDemografik yapı+3
Ediz Deniz Kandır
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Bireysel yatırım kararlarında demografik değişkenler ile davranışsal eğilimler arasındaki farkın incelenmesi: Kilis örneği

Bu çalışmada, Kilis 7 Aralık Üniversitesindeki akademik ve idari çalışanların demografik değişkenleri ile davranışsal eğilimler arasındaki farkın incelenmesi amaçlamaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket seçilmiş, katılımcılara sözlü olarak bireysel yatırımlarının bulunup bulunmadığı sorulmuş ve sadece bireysel yatırım yapanlar ile anket yapılmıştır. 206 bireysel yatırımcıya ulaşılmıştır. Katılımcılara demografik özellikleri, yatırım çeşitleri, yatırım sayıları, yatırım karar eğilimleri ile ilgili toplam 31 soru yöneltilmiştir. Anket soruları Yalçın (2009)'un çalışmasından faydalanılarak hazırlanmıştır. Araştırmanın bulguları kısmında demografik verilere ilişkin frekans analizleri yapılmış, yatırımcı eğilimlerine yönelik sorulara ise T-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) testi uygulanarak anlamlı farklılıklar olup olmadığı incelenmiştir. Elde edilen bulgular literatürle karşılaştırılmış, sonuç olarak bireysel yatırımcıların bazı demografik özellikleri ile öne sürülen eğilimlerin bir kısmı arasında farklılıklar bulunmuştur.

Bireysel yatırımcılarDavranışsal finansDemografik değişkenler+4
Abdülkadir Aydın
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Muhasebe meslek mensuplarının teknostres algısı ve demografik değişkenler bakımından etkileri

Bilişim teknolojileri hem bireysel hem de örgütsel bağlamda günlük hayatımızla bütünleşmiş, adeta bir parçası haline gelmiştir. İşgörenlerin yoğun teknoloji kullanımından kaynaklanan yaşadıkları zorlanma ve strese "teknostres" denir. Teknostres kavramı, stresin bir türüdür ve tekno-aşırı yük, tekno-karmaşıklık, tekno-belirsizlik, tekno-istila ve tekno-güvensizlik olmak üzere beş boyuttan meydana gelmektedir. Çalışmanın amacı muhasebe meslek mensuplarının demografik özellikleriyle teknostres seviyeleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Uygulama dijital bir platform üzerinden Türkiye genelinde farklı bölgelerde faaliyet gösteren rastgele 533 meslek mensubuna yapılmıştır. Anket, birinci bölümde meslek mensuplarının demografik özelliklerine ilişkin sorulardan oluşmaktadır. İkinci bölümde de teknostres ölçeğine ilişkin ifadelere yer verilmiştir. Çalışmada muhasebe meslek mensuplarının demografik özelliklerinin teknostrese etkilerini öğrenmek amaçlanmıştır. Verilerin analizinde SPSS programı kullanılmıştır. Çalışma sonucunda yaş, görev süresi, unvan, çalışma şekilleri, aylık gelir ve belgeye sahip olma durumu değişkenlerinin meslek mensuplarının teknostres seviyesini etkilediği tespit edilmiştir. Cinsiyet ve işyerinde çalışan sayısı değişkenlerinin meslek mensuplarının teknostres seviyesini kısmen etkilediği, medeni durum, eğitim durumu ve çalışılan coğrafi bölgenin meslek mensuplarının teknostres seviyesini etkilemediği sonucuna varılmıştır.

Demografik değişkenlerMuhasebeciStres+2
Özge Efe Tekin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mobbinge maruz kalmanın demografik faktörlere göre farklılaşması: Kilis ili kamu ve özel eğitim kurumlarında bir alan araştırması

Çıkış tarihi 1960'lı yıllara dayanan mobbing olgusu son zamanlarda çok sıkça bahsedilen bir kavram haline gelmiş ve insanların hayatının herhangi bir evresinde karşılaşabilecekleri, insanlar üzerinde yıkıcı ve yıpratıcı etkiler yaratabilen bir olgu olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmada; kamu ve özel eğitim kurumlarında çalışanlardan toplanan verilerle yapılan karşılaştırma sonucunda çalışanların demografik özelliklerine göre hangisinin daha çok mobbinge maruz kaldığı araştırılmak istenmiştir. Kilis ilinde bulunan özel eğitim kurumu ve rastgele seçilen kamu eğitim kurumlarının 170 çalışanından anket tekniği ile veri toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda, mobbingin alt boyutu olan sosyal ilişkilere saldırı algısı cinsiyete, eşin çalışma durumu ve kurum türüne göre farklılık gösterdiği sonucu çıkmıştır. Mobbingin alt boyutu olan kedini göstermeyi ve iletişim oluşumunu etkilemek algısı medeni duruma, eşin çalışma durumuna ve iş tecrübesine göre farklılık gösterdiği sonucu çıkmıştır. Mobbingin alt boyutu olan kişinin yaşam kalitesi ve mesleki durumuna saldırı algısı çocuk sayısına göre farklılık gösterdiği sonucu çıkmıştır. Mobbingin alt boyutu olan kişinin sağlığına doğrudan saldırı algısı yaş gruplarına göre farklılık gösterdiği sonucu çıkmıştır. Yine çıkan sonuçlara göre genel mobbing algısı sahip olunan çocuk sayısı, aylık gelir seviyesi, eşin çalışma durumuna göre faklılık gösterdiği sonucu çıktığı yapılan analizler sonucunda görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Psikolojik Şiddet, Duygusal Taciz, Zorbalık

DemografiDemografik değişkenlerDemografik özellikler+4
Betül Koyuncuoğlu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın konuk evlerinde kalan ve kendi evlerinde kalan kadınların disosiyasyon düzeyleri ve travma öyküsünün incelenmesi

Bu çalışmada, Kadın Sığınma Evi'nde kalan ve evlerinde yaşayan kadınların travma sonrası stres belirtileri, dissosiyasyon ve somatik dissosiyasyon belirtileri karşılaştırılmıştır. Araştırma için Osmaniye İli'ndeki Kadın Sığınma Evi'nde kalan 50 kadın ve Osmaniye'de evlerinde yaşayan 18-65 yaş aralığındaki 50 kadının katılımı sağlanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre Kadın Sığınma Evi'nde kalan kadınların travma sonrası stres belirtilerinin evlerinde kalan kadınlara göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği skorlarına göre karşılaştırıldığında, Kadın Sığınma Evi'ndeki kadınların skorlarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu, somatik dissosiyasyon düzeylerinin ise gruplar arasında anlamlı düzeyde farklılık gösterdiğisaptanmıştır. Travma Sonrası Stres Belirtileri puanlarının her iki grupta da dissosiyasyon ile anlamlı ve pozitif yönlü ilişkisi olduğu görülmüştür. Dissosiyasyon düzeyi ve somatik dissosiyasyon düzeyi arasında çok güçlü pozitif ilişkili olduğu saptanmıştır. Demografik değişkenlere göre değişkenler karşılaştırıldığında, psikiyatrik tanı alanların, intihar girişimi olan kadın sığınma evinde yaşayan kadınlarıntravma sonrası stres belirtileri, dissosiyasyon ve somatik dissosiyasyon skorlarının anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur.

DemografiDemografik değişkenlerDissosiyatif bozukluklar+6
Gözde Uskaner
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerinde çalışan personelin örgütsel vatandaşlık, iş tatmini ve örgütsel bağlılık düzeylerinin demografik değişkenlere göre incelenmesi: (Manisa örneği)

Bu çalışmanın temel amacı Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerinde çalışan personelin örgütsel vatandaşlık, iş tatmini ve örgütsel bağlılık düzeylerinin demografik değişkenlere göre incelenmesidir.Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden "betimsel ve ilişkisel tarama modeli" kullanılmıştır. Bu doğrultuda personelin örgütsel vatandaşlık, iş tatmini ve örgütsel bağlılık düzeylerini ortaya çıkarmak, bu bağlılığın sosyo demografik özelliklere göre nasıl farklılaştığını belirtmek ve "Örgütsel Bağlılık Ölçeği", "İş Tatmini Ölçeği ve Örgütsel Vatandaşlık Davranışları Ölçeği" ile arasındaki bağlantıyı ortaya koymak amacıyla çalışma ele alınmıştır. Çalışmanın araştırma grubu Manisa İlindeki Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerinde mavi yakalı çalışan ve beyaz yakalı çalışan personellerden oluşmaktadır. Araştırmaya Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerinde çalışan, 151 personelin (50 erkek, 101 kadın) gönüllü katılımı sağlanmıştır. Çalışmada analizler SPSS 26 ve Excel 2010 versiyonu kullanılarak hazırlanmıştır. Çalışmada katılımcılara; "Kişisel Bilgi Formu" ile "Örgütsel Bağlılık Ölçeği", "İş Tatmini Ölçeği" ve "Örgütsel Vatandaşlık Davranışları Ölçeği" puanlarını ölçmeye yönelik sorulardan oluşan anket uygulanmıştır. Çalışmada kullanılan ölçeklerin güvenirliği Cronbach's Alpha ile ölçülmüştür. Skewness ve Kurtosis değerlerine göre normallik dağılımı yapılmıştır. Bağımsız iki grubun karşılaştırıldığı durumlarda nonparametrik testlerden Mann Whitney–U Testi, bağımsız ikiden çok grubun karşılaştırıldığı durumlarda ise Kruskal Wallis–H Testi kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucuna göre; Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerinde çalışan personelin örgütsel bağlılıkları, iş tatminleri ile örgütesel vatandaşlık davranışlarının yüksek oluğu belirlenmiştir. İlişki testi sonucuna göre; örgütsel bağlılık ile iş tatmini arasında orta düzeyde pozitif ilişki olduğu, katılımcıların örgütsel bağlılık ile iş tatmini düzeylerinin birlikte arttığı saptanmıştır. Örgütsel bağlılık ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasında orta düzeyde pozitif ilişki olduğu, katılımcıların örgütsel bağlılık ve örgütsel vatandaşlık davranışı düzeylerinin birlikte arttığı saptanmıştır. İş tatmini ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasında orta düzeyde pozitif ilişki olduğu, katılımcıların iş tatmini ile örgütsel vatandaşlık davranışı düzeylerinin birlikte arttığı saptanmıştır. Yapılan Mann-Whitney U Testi sonucuna göre; örgütsel bağlılığın medeni durum değişkenine göre anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Kruskal-Wallis H Testi sonucuna göre örgütsel bağlılığın eğitim durumu değişkenine göre anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir.

Demografik değişkenlerGençlik ve Spor İl MüdürlüğüÇalışanlar+5
Tümen Ulu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sportif aletli dalış sporcularında zihinsel dayanıklılık, başarı ihtiyacı güdüsü ve bilinçli farkındalık düzeylerinin farklı demografik değişkenlere göre incelenmesi

Bu araştırmanın amacı sportif aletli dalış sporcularında zihinsel dayanıklılık, başarı güdüsü ve bilinçli farkındalık düzeylerinin farklı demografik değişkenlere göre incelenmesidir. Araştırmada, araştırma yöntemi olarak nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 69 kadın 127 erkek aktif sportif aletli dalış sporcuları oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, Sheard ve ark. (2009) tarafından geliştirilen, Türkçe uyarlama çalışması Altıntaş tarafından (2015) yılında yapılan "Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri", Heckert ve ark. (1999) yılında geliştirdikleri, Türkçe uyarlama çalışması Sivri tarafından (2010) Türk spor kültürüne uyarlamasını Çetinöz tarafından 2016 yılında yapılan "Başarı İhtiyacı Güdüsü Envanteri" ve Brown ve Ryan, (2003) tarafından yılında geliştirilen, Özyeşil ve ark. tarafından (2011) yılında Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan "Bilinçli Farkındalık Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25. Paket programı kullanılmış tanımlayıcı istatistikler, T-testi, One Way ANOVA analizi ve Korelasyon analizi yapılmıştır. Çalışma durumu değişkenine göre yapılan analizde yarı zamanlı çalışanlar ile tam zamanlı çalışanlar arasında başarı ihtiyacı güdüsü ve bilinçli farkındalık değişkenleri arasında anlamlı ilişkiye rastlanmıştır (p≤0,05). Çalışmada serbest zamanda güçlük çekme değişkenine göre bilinçli farkındalık boyutunda istatistiksel açıdan anlamlı fark tespit edilmiştir (p≤0,05). Korelasyon analizi verilerine göre sporcuların zihinsel dayanıklılık, başarı ihtiyacı güdüsü ve bilinçli farkındalık boyutu arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı fark tespit edilmiştir (p≤0,05). Sportif aletli dalış sporcularının zihinsel dayanıklılığı, başarı ihtiyacı güdüsü ve bilinçli farkındalık düzeyleri arasında istatistiksel açıdan orta düzeyde pozitif yönlü bir ilişkiye rastlanmıştır(p≤0,05). Sonuç olarak, sportif aletli dalış aktivitesine düzenli katılımın zihinsel dayanıklılık ve başarı ihtiyaçları güdüsünü artırdığı söylenebilir. Ayrıca, bröve düzeyi ve tam zamanlı çalışanlarda bilinçli farkındalık düzeyinin yüksek olduğu anlaşılmaktadır.

BaşarıBaşarı güdüsüBilinçli farkındalık+6
Hasan Memili
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Otel işletmelerinde demografik faktörlerin müşteri memnuniyetine etkisi

Bu Araştırmanın amacı, Gaziantep İlinde bulunan 5 Yıldızlı Otellerde konaklayan müşterilerin resepsiyon hizmetlerinden memnuniyetlerinin, fiziki özelliklerden memnuniyetlerinin ve genel memnuniyetlerinin demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesidir. Yapılan bu çalışmanın önemi, reabetin yüksek olduğu turizm sektöründe yatırımcılara avantaj yaratmak için yol gösterebilemesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma için gereken veriler, tesadüfi olmayan yöntemlerden kolayda örneklem yöntemiyle belirlenen, Gaziantep İlinde bulunan beş yıldızlı otelde konaklayan toplam 232 müşteriye anket uygulanarak elde edilmiştir. Uygulanan istatistiki yöntemler sonucunda; resepsiyon hizmetlerinden memnuniyetin öğrenim durumu ve gelir düzeyi açısından; fiziki özelliklerden memnuniyetin öğrenim durumu, meslek ve konaklama sayısı açısından; genel memnuniyetin ise sadece öğrenim durumu açısından farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Cinsiyet, medeni durum, yaş, konaklama amacı, konaklama süresi ve kiminle konaklandığı değişkenleri açsından üç memnuniyet türünün de farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: 5 Yıldızlı Oteller, Müşteri Memnuniyeti, Demografik Faktörler.

Beş yıldızlı otellerDemografik değişkenlerDemografik özellikler+4
Canan Aykan Göğüş
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Demografik değişkenlere göre çalışanların örgütsel vatandaşlık davranışlarının belirlenmesi üzerine bir araştırma

Örgütsel vatandaşlık davranışı; formel iş tanımında yer almayan ve formel otorite tarafından ölçülemeyen; isteğe bağlı olarak, karşılık beklemeden yapılan ve örgüt verimliliğine katkı sağlayan bireysel davranışlardır. Bu davranışlar, bireyin kişiliğine, liderin davranışlarına, örgütün özelliklerine ve işin niteliklerine göre şekillenmektedir. Çalışmalarda çoğunlukla çalışanların bireysel özelliklerinin, iş tatmininin, örgütsel bağlılığın, örgüsel adaletin ve örgütsel güvenin örgütsel vatandaşlık davranışı üzerine etkisi araştırılmıştır. Yapılmış olan araştırmalarda demografik değişkenlerin çalışanların sergiledikleri örgütsel vatandaşlık davranışlarını farklı şekillerde etkilediği görülmektedir. Çalışmaların bir kısmında örgütte geçirilen süre, yaş, cinsiyet ve eğitim gibi değişkenlerle örgütsel vatandaşlık davranışı boyutları arasında anlamlı bir ilişki kurulmuşken diğer bir kısmında anlamlı bir ilişki belirlenememiştir.Bu araştırmada, demografik değişkenlere göre çalışanların örgütsel vatandaşlık davranışlarını değerlendirmek üzere İstanbul'da faaliyet gösteren bir tekstil firmasının 200 çalışanına anket uygulanmıştır. Demografik değişkenleri belirlemek üzere hazırlanan anketle çalışanların cinsiyeti, yaşı, eğitim durumu, işletmede çalışma yılı, bulundukları pozisyonda geçirdikleri süre ve işletmede faaliyette bulundukları bölüm belirlenmiştir. Örgütsel vatandaşlık davranışı ölçeği ile çalışanların işletmede sergiledikleri, Organ tarafından geliştirilen örgütsel vatandaşlık davranışının boyutları olan; özgecilik, vicdanlılık, nezaket, centilmenlik ve sivil erdem ortaya konmuştur. Araştırmanın bağımsız değişkenlerini demografik değişkenler (cinsiyet, yaş, eğitim, çalışma yılı, bulunulan pozisyonda çalışma yılı ve çalışılan bölüm), bağımlı değişkelerini örgütsel vatandaşlık davranışı boyutları (özgecilik, vicdanlılık, nezaket, centilmenlik, sivil erdem) oluşturmaktadır. Örgütsel vatandaşlık davranışı ölçeğindeki 20 soruya ve ayrı ayrı her bir boyuta güvenirlilik analizi uygulanmıştır. Kullanılan ANOVA Testi ve T-Testi ile demografik değişkenlerle örgütsel vatandaşlık davranışının boyutları arasında geliştirilen hipotezler analiz edilmiştir. Bağımlı değişkenlerimizi oluşturan örgütsel vatandaşlık davranışı boyutlarının kendi içinde her bir boyutun birbiriyle olan ilişkinin gücü ve yönünü belirlemek için korelasyon analizi yapılmıştır.Elde edilen bulgularda, çalışanlar işletme içinde örgütsel vatandaşlık davranışı boyutlarından en fazla nezaket davranışını sergilemektedirler. Katılımcıların erkek veya kadın olmaları ve yaş gruplarına göre örgütsel vatandaşlık davranışı boyutlarına verdikleri yanıtlar arasında anlamlı bir fark tespit edilememiştir. Katılımcıların eğitim durumları ile örgütsel vatandaşlık davranışının ?özgecilik?, ?nezaket? ve ?erdemlilik? boyutları arasında, işyerindeki çalışma yılları ile örgütsel vatandaşlık davranışının ?özgecilik?, ?vicdanlılık? ve ?nezaket ? boyutları arasında ve işletmede çalıştıkları bölümler ile örgütsel vatandaşlık davranışının ?özgecilik?, ?centilmenlik? ve ?erdemlilik? boyutları arasında anlamlı bir farklılığın olduğu görülmektedir.Bağımlı değişkenlerimizi oluşturan örgütsel vatandaşlık davranışı boyutlarının kendi içinde her bir boyutun birbiriyle olan ilişkinin gücü ve yönünü belirlemek için korelasyon analizinden elde edilen bulgularda, özgecilik boyutu ile nezaket boyutları arasında pozitif yönde yüksek düzeyde bir ilişki belirlenmiştir. Nezaket boyutu ile erdemlilik boyutu arasında anlamlı bir ilişki belirlenememiştir.Anahtar Kelimeler : Örgütsel Vatandaşlık Davranışı, Demografik Değişkenler

Demografik değişkenlerTekstil işletmeleriVatandaşlık+2
Hatice Esra Eryürek
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyn stresinin ebeveyn yetkinliği ve ebeveynin çocuğu ile iletişimi açısından incelenmesi

Ebeveyn stresinin, ebeveyn yetkinliği ve ebeveynin çocuğu ile iletişimi ve bazı demografik değişkenler açısından ilişkisinin incelendiği bu araştırma ilişkisel tarama modeline dayalı betimsel bir araştırmadır.Araştırma kapsamında ergenlik döneminde çocuğu olan anne babaların ebeveynlik stresini ölçen geçerli ve güvenilir bir ölçme aracını literatüre kazandırmak amaçlanmıştır.Bu amaç doğrultusunda çalışmada öncelikle Abidin (2012) tarafından geliştirilen; Çekiç, Akbaş ve Hamamcı (2015) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılarak Türkçeye kazandırılan Anne-Baba Stres Ölçeği-Kısa Formu (ABSÖ-KF)ergen anne babalarına uygulanarak geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmıştır.Çalışma sonucunda ergen anne babaları için kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı literatüre kazandırılmıştır.Bu araştırmanın evrenini Gaziantep ili merkez ilçelerinde bulunan çocuğu ergenlik döneminde olan anne ve babalar oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi ise basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 292 anne ve 200 baba olmak üzere toplam 492 katılımcıdan oluşmaktadır. Veri toplamak amacıyla Anne-Baba Stres Ölçeği -Kısa Formu (ABSÖ-KF), Demir ve Gündüz tarafından uyarlanan Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği ve Kahraman (2016) tarafından geliştirilen Ebeveynin Çocuğuyla İletişimi Ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır.Ebeveyn stresi, ebeveyn yetkinliği ve ebeveynin çocuğu ile iletişiminin demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı SPSS 17.0 programı ile ölçeğin doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ise Lisrel 8.51 istatistik paket program ile gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda demografik değişkelerin ebeveyn stresi ve ebeveyn ergen iletişimini nasıl etkilediği incelenmiş ve ebeveyn yetkinliği ile ebeveyn ergen iletişiminin, ebeveyn stresinin %15,5 ini yordadığı bulunmuştur.

Aile içi iletişimAna-çocuk iletişimiBaba-çocuk iletişimi+5
Kader Karageyik
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mükemmeliyetçilik, duygu düzenleme ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkiler

Bu araştırmada mükemmeliyetçilik, duygu düzenleme ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları uygun örnekleme yöntemi ile belirlenenen 322 (%65.2) kadın ve 172(%34.8) erkek olmak üzere toplam 494 kişiden oluşmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği Kısa Formu, Kısa Semptom Envanteri ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 26 paket programı kullanılarak Bağımsız Gruplar t Testi, Tek Yönlü Anova, Pearson Korelasyon Analizi ve Bootstrap yöntemini esas alan regresyon analizi yapılmıştır. Analizler sonucunda mükemmeliyetçilik ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün kısmi aracı rolü olduğu tespit edilmiştir. Mükemmeliyetçilik değişkeninde; medeni durum ve yaşa göre anlamlı bir farklılık tespit edilmiş fakat cinsiyet ve eğitim düzeyine göre anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Duygu düzenleme güçlüğü değişkeninde; cinsiyet, yaş, medeni durum arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiş fakat eğitim düzeyine göre anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Psikolojik belirtiler değişkeninde; cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim düzeyi arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Değişkenlerin birbirleri ile ilişkilerine yönelik bulgularda ise; mükemmeliyetçilik ile duygu düzenleme güçlüğü değişkenleri, mükemmeliyetçilik ile psikolojik belirtiler değişkenleri, psikolojik belirtiler ile duygu düzenleme güçlüğü değişkenleri arasında pozitif yönde anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuçlar literatür ışığında tartışılarak alan uzmanları ve gelecekteki çalışmalar için öneriler sunulmuştur.

Demografik değişkenlerDuygu düzenlemeMükemmeliyetçilik+2
Uğur Sızır
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin kullandıkları motivasyonel dil ile öğretmenlerin rol fazlası davranışları arasındaki ilişki

Bu araştırmada okul yöneticilerinin kullandıkları motivasyonel dil ile öğretmenlerin rol fazlası davranışları arasındaki ilişki ele alınmıştır. Bu çalışmada araştırmanın evrenini oluşturan Düzce ili ve ilçelerindeki devlet okullarında görev yapan öğretmenlerin görüşlerine göre, okul yöneticilerinin kullandıkları motivasyonel dilin öğretmenlerin rol fazlası davranış göstermeleri ile olan ilişkisi çeşitli demografik değişkenler yönünden incelenmiştir. Araştırma örneklemini Düzce il merkezi ve ilçelerindeki devlet okullarında çalışan öğretmenlerden ilçelerin il genelindeki temsil oranına göre seçilen 416 öğretmen oluşturmaktadır. Örnekleme yapılırken kolay ulaşılabilir olmasından dolayı basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre okul yöneticilerinin en çok yönlendirici motivasyonel dil kullanmayı tercih ettikleri göze çarpmaktadır. Daha sonra ise sırası ile aitlik yaratıcı motivasyonel dil ve cesaret verici motivasyonel dili kullandıkları görülmektedir. Araştırmanın bulgularına göre öğretmenler en fazla destekleyici rol fazlası davranış sergilemektedir. Elde edilen bulgulara göre cinsiyet değişkeni açısından müdahaleci rol fazlası davranışta erkek öğretmenlerin kadın öğretmenlere göre görüşlerinde erkek öğretmenler lehine istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmiştir. Erkek öğretmenlerin müdahaleci rol fazlası davranışlarının kadın öğretmenlerden daha yüksek olduğu göze çarpmaktadır. Okul yöneticilerinin kullandığı yönlendirici motivasyonel dil ve aitlik yaratıcı motivasyonel dil alt boyutları ile toplam motivasyonel dilde branş değişkeni açısından anlamlı fark ise branş öğretmenleri lehine çıkmıştır. Öğrenim durumu değişkeni açısından yöneticilerin kullandığı cesaret verici motivasyonel dilin öğretmenlerdeki algısına bakıldığında ise lisans mezunları lehine çıkmıştır. Mesleki kıdem değişkeni açısından değerlendirildiğinde yöneticilerin kullandığı yönlendirici motivasyonel dil ve cesaret verici motivasyonel dil alt boyutları ile toplam motivasyonel dil algıları 1-5 yıl kıdeme sahip öğretmenler ile 6-10 yıl kıdeme sahip öğretmenler arasında mesleğe yeni başlayanlar lehine istatistiksel olarak anlamlı fark vardır. Yaş değişkeni açısından yöneticilerin kullandığı motivasyonel dil ile öğretmenlerin sergilediği rol fazlası davranış arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktur. Öğretmenlerin çalıştıkları okul türü açısından yöneticilerin kullandığı motivasyonel dil algısı arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardır. Bu fark tüm alt boyutlarda liseler lehine çıkmıştır. Öğretmenlerin rol fazlası davranış sergilemeleri ile çalıştıkları okul türü arasında ise istatistiksel olarak anlamlı fark yoktur. Destekleyici rol fazlası davranış ile müdahaleci rol fazlası davranış arasında pozitif yönde düşük düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Okul yöneticilerinin kullandığı motivasyonel dil, öğretmenlerin rol fazlası davranış sergilemelerini çok düşük düzeyde yordamaktadır.

Demografik değişkenlerEkstra rol davranışıMotivasyon dili+2
Şehabettin Yavuz
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal bilgiler öğretmenlerinin demokratik tutumlarının belirlenmesi ve çeşitli değişkenler açısından incelenmesi (Bingöl ili örneği)

Bu araştırman temel amacı sosyal bilgiler öğretmenlerinin genel demokratik tutumlarının ortaya konulması ve demokratik tutumların cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, medeni durum, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu ve demokrasi ile ilgili herhangi bir hizmet içi seminerine katılma/katılmama değişkenleri açısından incelenmesidir. Çalışma 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Bingöl İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı devlet okullarında görev yapan kadrolu 29'u kadın, 59'u erkek olmak üzere toplam 88 sosyal bilgiler öğretmeni üzerinde gerçekleştirilmiştir. Tarama modelinin kullanıldığı araştırmada yazar tarafından demografik değişkenlerin toplanmasına yönelik hazırlanan kişisel bilgi formu ile demokratik tutumların ortaya konulması için Gözütok (1995) tarafından Türkçeye uyarlanan "Demokratik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Sosyal bilgiler öğretmenlerinden elde edilen veriler SPSS 21.00. paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde aritmetik ortalama, verilerin normal dağılım gösterdiği ikili gruplarda "t-testi", ikiden fazla olan gruplarda ise tek yönlü varyans analizi (Anova) kullanılmıştır. Hangi gruplar arasında anlamlı farklılıklar olduğunu belirlemek için Tukey (HSD) testi kullanılmıştır. Sosyal bilgiler öğretmenlerinin demokratik tutum düzeyi ile cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, medeni durum, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu ve demokrasi ile ilgili herhangi bir hizmet içi seminerine katılma/katılmama değişkenleri açısından ele alınmıştır. Bu araştırmanın sonuçlarıyla sosyal bilgiler öğretmenlerinin genel demokratik tutum düzeyinin yüksek olduğu ortaya konulmuştur. Demokratik tutum ile cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, medeni durum, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu ve demokrasi ile ilgili herhangi bir hizmet içi seminerine katılma/katılmama değişkenleri arasında anlamlı düzeyde fark bulunamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sosyal bilgiler öğretmenlerinin demokratik tutumlarının yüksek düzeyde olması sosyal bilgiler dersi öğretim programının amacına ulaşmasına, demokrasinin temel ilke ve değerlerini içselleştiren bireylerin yetişmesine katkı sağlayabilir. Öğretmenlerin demokratik tutumlarının artırılması için hizmet içi eğitim yoluyla verilen eğitimler gözden geçirilmelidir. Bu eğitimlerde katılımcılığın ve etkileşimin yoğun olduğu yöntemler kullanılabilir. Bu araştırmada sosyal bilgiler öğretmenlerinin demokratik tutumlarının ortaya konulması için öğretmenin kendi görüşüne başvurulmuştur. Yapılacak araştırmalarda öğretmenlerin demokratik tutumlarının ortaya konulması için velilerin, okuldaki öğrencilerin, öğretmenlerin, yöneticilerin ve personelin görüşlerine de başvurulabilir.

BingölDemografik değişkenlerDemokrasi+5
Mehmet Karabulut
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin anne?baba tutumlarının psikomotor beceri düzeyleri ve beden eğitimi ve spor ders tutumlarına etkisi

Bu araştırmanın amacı; ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin anne-baba tutumlarının, psikomotor beceri düzeylerine ve beden eğitimi dersine karşı tutumlarına etkisinin olup olmadığını tespit etmek ve elde edilen verileri bazı demografik değişkenler açısından karşılaştırmaktır.Araştırma gurubunu, Aksaray İlinde bulunan 7 ilköğretim okulunda 8. sınıfta öğrenim gören, beden eğitimi dersi alan, 113 kız, 116 erkek olmak üzere toplam 229 öğrenci oluşturmuştur.Araştırmada demografik değişkenlerin tespiti için kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Anne baba tutumlarının belirlenmesinde, Sümer ve Güngör'ün (1999) geliştirdiği ve ek maddelerle son biçimini almış olan ABSÖ (Anne Baba Stilleri Ölçeği)'den yararlanılmıştır. Beden eğitimi dersi tutumlarını belirlemek amacıyla, Güllü'nün (2007) geliştirdiği Beden Eğitimi Dersi Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Öğrencilerin psikomotor beceri düzeylerini belirlemek amacıyla; esneklik için otur eriş testi, dikey sıçrama testi, durarak uzun atlama testi, sağlık topu fırlatma (2kg), çabukluk (Z) testi, 20 m hız testi ve reaksiyon (görsel ve işitsel) testi uygulanmıştır.Araştırmada genel olarak, eğitim, beden eğitimi, anne baba tutumları ve psikomotor gelişim ve bunlar arasında bulunan ilişkiler ve konu başlıklarını içeren ilgili araştırmalar hakkında bilgiler verilmiştir.Araştırma sonucunda, anne baba tutumlarının psikomotor beceri düzeylerini ve beden eğitimi ders tutum düzeylerini beklenen seviyede yordamadığı, bunun yanında öğrencilerin genel olarak beden eğitimi dersine karşı olumlu tutumlar sergiledikleri görülmüştür.

Ana-baba tutumuBeceriBeden eğitimi ve spor dersi+5
Mustafa Kayıhan Erbaş
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma yaşamında örgütsel adalet ve örgütsel bağlılık: Bir kamu bankasındaki çalışanların örgütsel adalet ve örgütsel bağlılık algılayışlarının analizine yönelik bir çalışma

Örgütlerde insan kaynakları politikalarının verimli ve etkin işleyebilmesi için, çalışanların örgütsel adalet algılarının örgütsel bağlılık oluşumunu destekler nitelikte olması gerekmektedir. Çalışanların örgütlerde terfi, tayin, ücret düzeyi, çalışma şartları, örgütsel kaynakların bölüşümü, ödüllerin dağıtımı, performans değerlemesi gibi herhangi bir unsurdan dolayı adaletsizlik algılamaları durumunda motivasyon ve performans kaybına uğrayarak örgüte bağlılıklarını yitirmeleri kaçınılmaz olacaktır. Örgüt çalışanları adaletsizliği algıladıkları zaman, bu adaletsizliğin şiddetine bağlı olarak çalıştıkları kuruma, amirlerine, arkadaşlarına ve tüm örgüte karşı olumsuz bir tutum takınmaktadırlar. Bu anlamda örgütsel adalet ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiyi belirlemek için bu çalışmanın faydalı olacağı düşünülmektedir.Bu araştırmanın amacı, çalışanların içinde bulundukları örgüte karşı adalet ve bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkinin bir kamu bankasında tespit edilmesi ve araştırmanın bundan sonraki çalışmalara kaynak oluşturmasıdır. Bu amaç doğrultusunda Türk bankacılık sektöründe önemli yere sahip bir kamu bankası olan T.C. Ziraat Bankası'nda araştırma yapılmış, örgütsel adalet ve örgütsel bağlılığa yönelik veriler yorumlanarak bu iki kavramın kendi içinde ve bazı demografik değişkenlere bağlı olarak anlamlı ilişkiler içerdiği tespit edilmiştir.

BankalarDemografik değişkenlerKamu bankaları+3
Güneş Eğilmezkol
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00

Related subjects