Dental porcelain

118 theses under this subject heading

Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Porselen lamina veneerlerin klinik performanslarının retrospektif incelenmesi

Günümüzde dental materyallerin ve yeni teknolojilerin gelişimi ile estetik diş hekimliği kavramı yaygınlaşmaktadır. Porselen lamina veneer restorasyonlar özellikle estetik alandaki renklenme, çapraşıklık ve şekil bozukluğu, dental mine deformasyonuna eşlik eden dişeti çekilmesi ve konservatif tedavinin etkisiz kaldığı durumlar buna bağlı aşırı hassasiyet gibi sorunların, mevcut dişlerinden mümkün olan en az miktarda madde kaldırılarak tedavi edilmesi esasına dayanmaktadır. 1 yıldan 11 yıla kadar 181 adet porselen lamina veneer restorasyon klinik olarak retrospektif şekilde takip edildi. 24 hastanın final restorasyon hasta memnuniyeti, bruksizm, deep-bite, gingivektomi ilişkisi, modifiye USPHS kriterlerinde mevcut olan parametrelerin zamana bağlı değişimi, sigara, çay- kahve tüketimi-renklenme ilişkisi, preparasyon tipi-restorasyon kırığı, zamana bağlı sağ kalım oranı, bruksizm-restorasyon kırığı, sekonder çürük gelişimi ve oklüzal basınç dağılımının dijital ölçümü ile alınan değerlerin tümünün takibi yapıldı ve kaydedildi. Araştırmamızda ön bölge, sağ ve sol segmentlerin basınç değerlerindeki değişikliklerin restorasyon kırığına bir etkisinin olmadığı, bruksizm, gingevektomi, deep-bite faktörlerinin hasta memnuniyetine bir etkisinin olmadığı gözlemlendi. PLV'lerin sağ kalım oranı %98,3 olarak tespit edildi. Sigara kullanımının marjinal renklenmede etkili olduğu gözlemlendi. Hasta memnuniyeti %100 olarak belirlendi. Porselen lamina veneer restorasyonlarda doğru endikasyon, doğru hasta seçimi, hekim uzmanlığı, bilgi beceri ve tecrübesi, materyal seçimi ve materyallerin gelişiminin PLV başarısında temel kriterler olduğu görüldü.

BruksizmDental estetikDental materyaller+5
Gülnaz Şimşek
Gaziantep University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı estetik abutmentların döngüsel yorulma yüklemesi sonrasında kırılma dayanımlarının değerlendirilmesi

Çalışmamızın amacı implant destekli sabit restorasyonların yapımında yaygın şekilde kullanılan titanyum abutmentların yerine estetiğin önemli olduğu ön bölgede tercih edilen zirkonyum abutmentlarla bunlara alternatif olarak yeni geliştirilen Peek abutmentların kırılma dayanımlarının karşılaştırılmasıdır. Bu çalışmada Bredent implant (Almanya) sistemine ait zirkonyum ve peek abutmentların çiğneme siklusu sonrası kırılma dayanımları invitro olarak değerlendirildi. Çalışma grupları: Grup 1; implantlar üzerine yerleştirilmiş 10 adet zirkonya abutmentlardan (Bredent, Germany, 12 mm uzunluğunda ve 4 mm çapında), Grup 2; implantların üzerine yerleştirilmiş 10 adet peek abutmentlardan (Bredent, Germany, 12 mm uzunluğunda ve 4 mm çapında) oluşturuldu. Tüm implantlar önce 45° açıyla akrilik bloklara (Paladent-Kulzer) gömüldü ve abutmantlar 25 Newton kuvvet ile implantlara torklandı. Daha sonra abutmentların üzerine CAD/ CAM sistemiyle (Zenotec select) zirkonyum bloklardan (Zenostar T2 Wieland) hazırlanan korlar geçici implant yapıştırıcı simanı ( Premier;ABD) ile simante edildi. Örnekler önce çiğneme simülatöründe 1,2 milyon siklusta yorma testine tabii tutuldu. Daha sonra örneklere universal test cihazında (Shimadzu, Japon) 1 mm/ dk hızla yükleme yapılarak örneklere kırılıncaya kadar yük uygulandı. Test sonucu elde edilen ortalama kırılma değerleri Peek abutment BioHPP grubunda 478,83± 66,72 N, zirkoyum abutmentlar grubunda ise 722,50± 84,71 N olarak tespit edildi. Elde edilen değerler istatistiksel olarak T-testi ile analiz edildi. Zirkonyum abutmantların kırılma dayanımının, Peek abutmentların kırılma dayanımından istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek (p< 0,001) olduğu görüldü. Anahtar kelimeler: Zirkonya, seramik, peek, abutment, kırılma dayanımı

Dental implantasyonDental materyallerDental porselen+4
Berna Balcı
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı bonding adezivlerinin termal siklus sonrası su absorpsiyon miktarına bağlı olarak lazer uygulamasında yapısal madde kayıplarının incelenmesi

Günümüzde, ortodontik tedavi ihtiyacı olan ve estetik kaygı taşıyan hastalar, metal braketler yerine seramik braketleri tercih etmektedirler. Seramik braketlerin en önemli dezavantajlarından biri braketlerin sökülmesi esnasında yaşanan zorluktur. Seramik braketlerin diş yüzeyinden daha kolay sökülebilmesi için dental lazerler kullanılmaktadır. Lazer ışınının komşu dokulara zarar vermeden hedef dokuda absorbe edilerek aniden patlama şeklinde buharlaşma gerçekleştirmesine fotoablasyon denir. Lazerle söküm işlemi braketin dişe yapışmasını sağlayan adeziv üzerindeki fotoablasyon etkisiyle gerçekleşmektedir. Seramik braketler diş yüzeyine uygulanırken farklı kompozit adezivler kullanılabilir. Bu adezivlerin yapı ve içerikleri birbirinden farklılık gösterebilir. Bu farklılıklar kimyasal ve mekanik açıdan birçok çalışmada incelenmiştir. Çalışmamızda ise, beş farklı bonding adezivinin lazere olan cevabı ve buna bağlı gerçekleşen madde kayıpları araştırılmıştır; (Transbond XT Light Cure Adesive Paste 3M Unitek), (Opal® Bond MV), (Light Bond™ Reliance Ortho Prod. Inc.), (Blugloo™ Two-Way Color Change Adhesive Ormco Corp), (Resilience® Adhesive Ortho Tecnology). Ayrıca, termal siklus uygulanmış ve uygulanmamış örneklerde adezivin ağız ortamında kalması sonucu oluşan su absorbsiyonunun etkileri değerlendirilmiştir. Adezivlerdeki madde kayıplarını incelemek için, Mikro-Bilgisayarlı Tomografi kullanılmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirilmiş, iki grup arasındaki farklar için Kruskal Wallis ve Mann Withney U testi kullanılmıştır. Madde kayıpları adeziv bonding markasına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. Su absorbsiyonunun madde kayıpları üzerine istatistiksel olarak etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Reliance ve Opal marka adeziv örneklerin hacim farkı ve krater hacmi açısından diğer markalara göre Er:YAG lazerden istatistiksel olarak daha fazla etkilendiği sonucuna varılmıştır (p=0,007 ve p=0.043). Anahtar kelimeler: Adeziv Kompozit, Debonding, Lazer, Mikro Bilgisayarlı Tomografi, Seramik Braket, Termal Siklus Tez Başlığı: Farklı Bonding Adezivlerinin Termal Siklus Sonrası Su Absorpsiyon Miktarına Bağlı Olarak Lazer Uygulamasında Yapısal Madde Kayıplarının İncelenmesi Bu çalışma Bezmialem Vakıf Üniversitesi Bilimsel Araştırma Birimi tarafından desteklenmiştir. Proje No: 6.2015/8 Bezmialem Sağlık Bilimleri Enstitüsü

Dental bondingDental materyallerDental porselen+7
Fatih Temuçin
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2017
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Epoksi rezin ve biyoseramik esaslı kanal dolgu patlarının kök kanal duvarlarından uzaklaştırılmasında etanol ve EDTA solüsyonlarının etkinliğinin değerlendirilmesi

Bu tez çalışmasının amacı, tekrarlayan kök kanal tedavilerinde kök kanal dolgu materyalinin uzaklaştırılmasında son yıkama solüsyonu olarak serum fizyolojik, EDTA ve etanol solüsyonlarının etkinliğini değerlendirmektir. Bu çalışmada doksan adet tek köklü ve tek kanallı diş ProTaper Next (Dentsply Maillefer, Ballaigues, İsviçre) döner eğe sistemi ile apikal boyut #30 olacak şekilde 6 ml %2,5 sodyum hipoklorit (NaOCl), %17 EDTA ve 5 ml serum fizyolojik eşliğinde şekillendirildi. Örnekler AH Plus Jet, MTA Fillapex ve BioRoot RCS kök kanal patı kullanılarak tek kon yöntemi ile dolduruldu (n=30). Dişler 37ºC ve %100 nemde 2 hafta bekletildikten sonra tüm örneklerin kök kanal dolgu sökümü ProTaper Gold Finisher döner alet eğesi kullanılarak yapıldı. Retreatment işlemlerinin son yıkama basamağı serum fizyolojik, EDTA ve etanol olarak 3 farklı solüsyon kullanılarak gerçekleştirildi. Örnekler bukkolingual olarak iki eşit parçaya ayrıldı. Kanal duvarlarında kalan dolgu materyali miktarının değerlendirilmesi amacıyla bir stereo mikroskop yardımıyla x8 büyütmede alınan görüntüler Image J programı ile incelenerek kalan artık dolgu maddesinin kök kanalı alanına oranı hesaplaması yapıldı. Elde edilen görüntülerde her bir kök kanalı görüntüler üzerinde koronal, orta ve apikal olmak üzere üç parçaya bölündü ve kalan dolgu maddesinin ölçümleri yapıldı. Kanal duvarlarında kalan dolgu maddesinin yüzdesi koronal, orta, apikal bölge olmak üzere hesaplandı. Kanal patı ve yıkama solüsyonunun kanal içinde kalan dolgu maddesi miktarı üzerindeki ortak etkisinin değerlendirilmesinde İki yönlü ANOVA ve post hoc Tukey testleri kullanıldı. Bölgeler arası karşılaştırmalarda tekrarlayan ölçümlerde Varyans Analizi ve post hoc Bonferroni test kullanıldı. Anlamlılık p <0.05 düzeyinde değerlendirildi. Ayrıca, her gruptan 3 örnekten taramalı elektron mikroskobu görüntüsü alınarak analiz edildi. Kullanılan son yıkama solüsyonu grupları arasında toplam artık kanal dolgusu miktarları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0.05). Kanal tedavisi yenileme sırasında son yıkama solüsyonu olarak EDTA kullanıldığında apikal bölge için; AH Plus patı kullanılan gruptaki artık kanal dolgusu miktarı, BioRoot RCS patı kullanılan gruptan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p:0.042; p<0.05). Kök kanal dolumu sırasında MTA Fillapex kanal patı kullanıldığında; orta üçlüdeki artık kök kanal dolgusu serum fizyolojik grubunda etanol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p:0.027; p<0.05). Bu çalışmanın tüm sınırlılıkları dahilinde, araştırılan irrigasyon solüsyonlarından hiçbirinin kök kanallarından kanal dolgusunu tamamen uzaklaştıramadığı sonucuna varılmıştır.

BiyoseramiklerDental materyallerDental porselen+4
Çağrı Ceyli
Bezmialem Vakıf University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

CAD/CAM hibrit materyalleri ile adeziv rezin siman arasındaki bağlanma dayanımına farklı yüzey hazırlıklarının etkisi

AMAÇ: Bu çalışmanın amacı farklı CAD/CAM materyallerine uygulanan farklı yüzey işlemlerinin materyallerin rezin siman ile bağlantı dayanımına etkisinin incelenmesidir. Materyal ve Metod: Çalışmada 4 farklı materyalden (Grandio VOCO, Vita Enamic, Shofu HC ve Cerasmart) 260 örnek hazırlanmıştır. Örnekler pürüzlendirme işlemleri için 5 alt gruba bölünmüştür. Kontrol, asit (HF), alüminium oksitle kumlama (Al2O3), tribokimyasal kumlama (Cojet) ve femtosaniye lazer (FS lazer). Yüzey işlemlerinden önce ve sonra yüzey pürüzlülüğü ölçülmüştür. Termal siklus testi ile yapay yaşlandırma işleminden sonra örneklerin işlem yüzeyine silan ve dual-cure rezin siman uygulanmıştır. Seramik örnekler makaslama bağlanma dayanımı testine tabi tutulmuş ve meydana gelen başarısızlık tipleri değerlendirilmiştir. İstatistiksel veriler SPSS 25.0 programında, Shapiro Wilk testi, 2 yönlü ANOVA testi, post hoc olarak Tukey testi, Ki-kare testi ile analiz edilmiş ve ikili karşılaştırmalar Bonferroni düzeltmesi ile yapılmıştır. Bulgular: Yüzey işlemlerleri yapılan CAD/CAM hibrit malzemelerinin grup içi ve gruplar arasında pürüzlendirme işlemlerine bağlı olarak pürüzlülük değerlerinde hem materyal, hem pürüzlendirme yöntemi hem de bunların etkileşimi pürüzlülük değerlerini istatistiksel olarak anlamlı derecede değiştirmiştir (p<0,001). Analiz sonucuna göre HF, Al2O3, Cojet, FS lazer grupları içerisinde Grandio VOCO, Vita Enamic, Shofu HC ve Cerasmart materyalleri değerlendirildiğinde yüzey pürüzlendirme sonrası pürüzlülük değerleri ortalaması, işlem öncesi pürüzlülük değerleri ortalamasına göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,001). Çalışmadan elde edilen bulgulara göre; pürüzlülük değerleri ölçülen gruplarda en fazla pürüzlülük değeri bütün pürüzlendirme grupları içinde istatiksel olarak anlamlı derecede FS lazerle pürüzlendirilmiş örneklerde görülmüştür. Grup içi ve gruplar arasında pürüzlendirme işlemlerine bağlı olarak bağlanma dayanım değerlerinde analiz test sonuçlarına göre en yüksek bağlanma dayanımı Vita Enamic materyalinde (16,87 ±2,65) görülmüştür. Azalan bağlanma değeri sırayla Grandio VOCO (16,84 ±1,44), Shofu HC (15,86±2,71) ve Cerasmart (14,09±3,21) materyallerinde izlenmiştir. Sonuç: Bütün materyallerde en fazla pürüzlülük ve SBS değerleri FS lazer grubunda görülmüştür. Bu verilere esasen incelenen materyal gruplarında, FS lazerin termosiklus sonrası bağlanma dayanımında daha etkili olduğu söylenebilir. En yüksek pürüzlülük değeri Shofu HC materyalinde, en yüksek SBS değeri ise Vita Enamic materyalinde tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: CAD/CAM, hibrit seramikler, yüzey işlemleri, rezin siman, bağlanma dayanımı, femtosaniye lazer.

CAD/CAMDental bondingDental materyaller+4
Matanat Gadırlı
Bezmialem Vakıf University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diz protezi ve alt ekstremite cerrahisinde postop ağrı tedavisinde Levobupivakain, Levobupivakain+Deksametazon ile femoral sinir bloğu

Amaç: Periferik sinir situmilatörü yardımıyla % 0,5 levobupivakain ve buna eklenen 8 mg deksametazon ile yapılan femoral sinir bloğu ile postoperatif dönemde hastanın ağrı kontrolü ve ağrı duymadığı toplam sürede artış olması amaçlanmıştır.Gereç ve yöntem: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Danışma Kurulu onayı ve gönüllülerin yazılı ve sözlü onayları alındıktan sonra, diz protezi ve alt ekstremite cerrahisi yapılacak ortopedi ve travmatoloji hastaları çalışma kapsamına alınarak, toplam 40 hastaya femoral sinir bloğu uygulandı.Hastalar rastgele iki gruba ayrılarak; Grup I'de 20 ml volüm içinde % 0,5'lik levobupivakain kullanıldı. Grup II'de aynı doz ve volümdeki levobupivakaine 8 mg (2 ml) deksametazon eklendi. Blok periferik sinir stimülatörü yönlendiriciliğinde uygulandı. Hemodinamik parametreler blok sonrası 1., 5., 15., 30., 60., 120. dakikalarda ölçümleri yapılarak kaydedildi. Blok sonrası ölçülen ilk değerler kontrol grubu kabul edildi. Ortopedi ve Travmatoloji servisinde takip ve tedavisi süren hastaların postoperatif 6., 12., 24., saat ölçümleri değerlendirildi. 2. ve 3. gün Vizüel Analog Skala ve yan etki değerleri de kaydedildi. Ağrıları başladığında intravenöz tramadol hidroklorür 1 mg/kg kullanmaları önerildi.Bulgular: Demografik veriler birbirine benzerdi. Yapılan ölçümlerde sistolik arter basıncı, diyastolik arter basıncı, ortalama arter basıncı, kalp atım hızı, oksijen saturasyonu, vizüel analog skala ve yan etki değerleri benzer bulundu. Postoperatif ağrı değerlendirdiğimiz çalışmamızda, blok sonrası Vizüel Analog Skala değerleri, levobupivakain + deksametazon kullandığımız grupta ilk 60 dakikada sadece levobupivakain kullandığımız gruba göre anlamlı derecede düşük bulundu (p<0,05).Sonuç: Postoperatif analjezi için yapılan tek doz femoral sinir bloğu, diz protezi ve alt ekstremite cerrahi girişimlerinde etkili bir yöntemdir. Lokal anestezik ilaca eklenen deksametazon erken dönemde analjezi sağlamada sadece lokal anestezik ilaca göre daha etkindir ancak sonraki dönemlerde etkinliği saptanamamıştır.Anahtar kelimeler: Femoral sinir bloğu, levobupivakain, deksametazon, Vizüel Analog Skala

Anestetikler-lokalAğrıAğrı-postoperatif+6
Müge Güzel Türkoğlu
Çukurova University
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

İmplant protezlerinde dört farklı ölçü tekniğinin doğruluğunun değerlendirilmesi

İmplant destekli protezlerin başarısı implantın kendisi ve implant-protez bağlantı parçaları arasındaki pasif uyumun doğruluğu ile direkt olarak ilişkilidir. Bu yüzden ölçü ile implant pozisyonlarının, alçı modeline doğru transfer edilmesinin hatasız olması gerekmektedir. Pasif uyum için en önemli basamak doğru bir ölçüdür. Klinik olarak, pasif uyuma sahip bir üst yapı elde edilmesi mümkün olamamaktadır, bunun yerine mümkün olan en az uyumsuzluğa sahip bir üst yapı klinik hedef olabilir.Çalışmamız iki kısımdan oluşmaktadır. Epoksi rezin kullanılarak dişsiz bir üst çene modeli elde edildi ve overdenture protezlere uygun şekilde paralel olarak yerleştirilmiş dört dental implant yerleştirildi. Çalışmamızın her iki kısmında ana model olarak kullanıldı. Ana modelden alınan ölçülerle birinci (n:60) ve ikinci kısım (n:40) için toplamda 100 adet alçı (çalışma) modeli hazırlanmıştır. Çalışma modellerin hazırlanmasında tip IV dental alçı kullanılmıştır. Birinci kısımda, ana model ve çalışma modelleri profil projektör altında incelendi ve lineer implant pozisyonları kaydedildi. Ana model referans olarak alındı ve çalışma modellerinin lineer ölçü varyasyonları istatiksel olarak karşılaştırıldı. İkinci kısımda, ana model (n:10) ve çalışma modelleri (n:40) kullanılarak toplam elli adet Ni-Cr alaşımlı bar üst yapılar elde edildi. Üst çenede orta hattın sağ ve sol kısmına üçer adet olacak şekilde, implantların distal ve mezial servikal bölgelerine toplamda altı adet gerinim ölçer yapıştırıldı. Üst yapıların fiksasyonu esnasında oluşan toplam gerinim miktarı belirlendi ve istatiksel olarak analiz edildi. İlk aşama için, A (indirekt yöntem) ve B (direkt yöntem) gruplardaki modeller istatistiksel olarak ana modelden fark bulunurken, C (akrilik rezin ile splintleme + direkt yöntem) ve D (metal ara parça ile splintleme + direkt yöntem) grupları ana modelden farkı bulunmadı. İkinci aşama ölçümlerine göre, tüm gruplar ana modelden anlamlı olarak farklı bulundu.Bu çalışmada kullanılan metal ara parça ile splintleme + direkt yöntem en güvenilir ölçü tekniği olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak, bu yöntem minimum uyumsuzluğa sahip implant üst yapısını elde etmek için klasik ölçü tekniklerine alternatif olabilir.

Dental implantasyonDental implantlarDental porselen+3
Cihan Cem Gürbüz
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Er:YAG lazerin farklı seramiklerden transmisyonu

Tam seramik restorasyonlar özellikle ön grup dişlerin restore edilmesinde, metal destekli seramiklere göre üstün optik özellikleri ve biyouyumluluklarından dolayı tercih edilmektedirler. Tam seramik restorasyonların simantasyon işlemi adeziv rezin simanlar ile yapılmaktadır. Ancak restorasyonların simantasyonu yapıldıktan sonra, herhangi bir sebeple sökülmesi gerektiğinde, bu işlem materyal özelliklerinden ve rezin simanın bağlantısından dolayı oldukça zordur. Bu çalışma tam seramik restorasyonların Er:YAG lazer kullanılarak çıkarılması işleminde farklı kalınlıktaki farklı seramik materyallerinin etkisini değerlendirmek için planlanmıştır. Bu çalışmada 6 farklı içerikteki CAD/CAM seramiğinden, 2 farklı kalınlıkta (0,5 mm ve 1 mm) ve 1x1 cm boyutlarında örnekler hazırlanmıştır. Power metre kullanılarak seramik örneklerden Er:YAG lazerin (2,940 nm, 10 Hz, 100 msn ve 133 mJ/pulse) transmisyon oranları ölçülmüştür. Elde edilen veriler iki yönlü varyans (ANOVA) ve LSD testleri kullanılarak analiz edilmiştir. En yüksek transmisyon oranı 0.5 mm kalınlıktaki lityum disilikat ve zirkonya ile güçlendirilmiş lityum silikat seramikler (%70) için bulunurken en düşük oran 1 mm kalınlıktaki zirkonyum oksit kor seramik (%32) için bulunmuştur. Farklı kalınlık ve farklı seramikler için bulunan değerler anlamlıdır (p<0.05). Adeziv simante edilmiş tam seramik restorasyonların lazerle debonding işlemi sırasında lazer parametrelerini ayarlamak için seramik tipi ve kalınlığı dikkate alınmalıdır.

Dental bondingDental porselenDental restorasyon+4
Fadime Zehra Dolgun
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Zirkonya esaslı alt yapı sistemlerinin optik özelliklerinin kubelka-munk analizine göre değerlendirilmesi

Zirkonya seramikler yüksek mekanik özellikleri, biyouyumlulukları ve çiğneme güçlerine karşı gösterdikleri direnç ile günümüzde kullanılmaktadır. Diğer tam seramik sistemlerle karşılaştırıldığında alümina, spinell ve feldspatik porselenlere göre zirkonya alt yapıları daha opaktır. Alt yapı materyali üstün estetik sonuçlar için translusent olmalıdır. Bu çalışmanın amacı; farklı zirkonya alt yapı sistemlerini renk ve translusensi özellikleri açısından karşılaştırmaktır. Çalışmada beş farklı zirkonya alt yapı sistemi; Rainbow, Rainbow-translucent, Ice Zirkon, Prettau ve Lava değerlendirilmiştir (n=16 her grup). 14 mm çapında ve 0,5 mm kalınlığında hazırlanan her gruba ait zirkonya örnekler rastgele iki gruba ayrılmıştır. Her sisteme ait örneklerin yarısı (n=8) kalınlığı 1 mm olan feldspatik porselen ile kaplanmıştır. Diğer yarısı ise (n=8) sadece altyapı olarak değerlendirilmiştir. Işık yansımasının değerlendirilmesinde PR705 spektroradyometre cihazı kullanılmıştır. Yansıma değerleri L*, a*, b* (CIELAB) değerlerine dönüştürülmüştür. Sonrasında renk ve translusensi özelliğini değerlendirmek için Kubelka-Munk teorisi kullanılmıştır. Sonuçların istatistiksel değerlendirmesinde tek yönlü ANOVA ve müteakiben ikili karşılaştırmalarda Ryan-Einot-Gabriel-Welsch-Q testi kullanılmıştır (α=0,5). Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre veneer uygulanmamış altyapı materyalleri karşılaştırıldığında Rainbow-translusent zirkonya örnekleri en düşük translusensi değerini gösterirken Prettau zirkonya kor materyali en yüksek translusensi değerini göstermiştir. Benzer şekilde, porselen ile veneerlenmiş zirkonya kor materyalleri karşılaştırıldığı zaman, en düşük ve en yüksek ΔE değerleri sırasıyla Rainbow-translusent ve Prettau zirkonya gruplarında izlenmiştir. Çalışmanın sınırları dâhilinde, Kubelka-Munk teorisinin translusensi parametresinin değerlendirilmesinde kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca farklı zirkonya altyapı materyallerinin translusent özelliklerinde farklılıklar izlenmiştir. Klinik kullanımda; restorasyon yapılacak dişin yanındaki diş translusent ise veya translusent restorasyona ihtiyaç duyuluyorsa yüksek translusensi değerine sahip zirkonya seramik, buna karşın restorasyon yanındaki diş opak ise ya da altttaki renklenmiş dişi maskelemek için opak bir materyale ihtiyaç duyulursa düşük translusensi değeri gösteren zirkonya seramiklerin kullanımı uygun olarak değerlendirilmiştir.

Dental materyallerDental porselenDental restorasyon+3
Elif Figen Koçak
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Litografi ile sinterize edilen seramik yapının kırılma mekaniği, mikroyapısı ve elemental kompozisyonu açısından değerlendirilmesi

Litografi bazlı seramik üretimi (LCM), dental uygulamalarda CAD/CAM teknolojisine alternatif yeni bir yöntemdir. Bu yeni teknoloji dental restorasyonların üretim süresini ve maliyetini azaltması ve mekanik özellikleri yüksek yapıların üretimini sağlaması gibi özellikleri nedeniyle geleneksel yöntemlere göre bazı avantajlara sahiptir. Bu çalışmanın amacı LCM yöntemi ile elde edilen seramik örneklerin kırılma mekaniğini, mikroyapısını ve içeriğini preslenen ve CAD/CAM ile üretilen yöntemlerle karşılaştırmaktır. Mevcut çalışmada mekanik testler için 16 mm çapında, 1,2 mm kalınlığında disk şeklinde örnekler kullanılmıştır (n= 10/grup). In-Ceram Alumina (ICA), Litografi bazlı alumina (LCMA) ve ZirkonZahn'dan oluşan üç farklı grubun biaksiyel kırılma dayanımları ISO 6872 numaralı test protokolü takip edilerek 'üç destek küreli piston' tekniği ile ölçülmüştür ve Vickers sertlik testi yapılmıştır. İstatistiksel analiz olarak tek yönlü ANOVA ve posthoc test olarak Dunnett T3 testleri kullanılmıştır. Mikroyapı analizleri için her grupta polisajlı yüzeylerden ve kırık yüzeylerinden çeşitli büyütmelerde SEM görüntüleri alınmıştır. Elemental analiz için EDS yöntemi kullanılmıştır. Ortalama kırılma dayanımları sırasıyla; In-Ceram Alumina (ICA ) için 147,3 MPa, Litografi Bazlı Alumina (LCMA) için 490,1 MPa, ZirkonZahn için 708,9 MPa bulunmuştur. Kırılan örnek parçaları ile yapılan Vickers sertlik testinde ise değerler; ICA için 850 VHN, LCMA için 1581 VHN, ZirkonZahn içinse 1249 VHN bulunmuştur. SEM görüntüleri incelediğinde LCM Alumina ve ZirkonZahn gruplarında oldukça homojen mikroyapı görülürken, In-Ceram alumina örneklerde homojen dağılım izlenememiştir. EDS analizleri her üç grup için de SEM görüntülerini destekler nitelikte bulunmuştur. Çalışmanın sınırları göz önünde bulundurularak, bu yeni yöntemin seramik yapıların üretiminde normal çiğneme kuvvetleri altında başarıyla kullanılabileceği söylenebilmektedir. Anahtar kelimeler: Dental seramik, , mekanik özellikler, LCM, tabakalı üretim

CAD/CAMDental materyallerDental porselen+3
İpek Aysan Meriç
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

İmmediat dentin kaplama ve deneme pastası kontaminasyonunun tam seramiklerin bağlanma dayanımına etkisi

Günümüzde tam seramik restorasyonların popularitesi artmıştır. Bu restorasyonların simantasyonunda, estetik ve adeziv özellikleri ile rezin simanlar kullanılmaktadır. Kullanılan simanın rengi, final restorasyonun estetiği açısından önemlidir. Bu sebeple deneme pastaları, tam seramikle uyumlu siman rengini seçmek için, restorasyon içine uygulanır ve diş-restorasyon yüzeyini kontamine eder. Kontaminasyonun simantasyon öncesinde temizlenmesi restorasyonun başarısı bakımından önemlidir. İmmediat Dentin Kaplama (İDK); preperasyonun hemen ardından dentin yüzeyine adeziv uygulama işlemidir. İDK ile preperasyon sonrasında açığa çıkan dentin yüzeyi kaplanarak, dentin tübüllerinin ölçü ya da geçici siman ile kontamine olması engellenir. Bu uygulamayla tam seramiğin bağlanma dayanımının artırılabildiği savunulmaktadır. Literatürde, İDK yapılmış dişlerde deneme pastası kontaminasyonunun bağlanma dayanımına etkisi hakkında bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı; İDK yapılmış ve yapılmamış dentin yüzeylerine uygulanan deneme pastası kontaminasyonunun, tam seramiklerin bağlanma dayanımına etkisinin araştırılmasıdır. Çalışmada; çekilmiş 20 yaş dişleri rastgele seçilerek kontrol, kontaminasyon ve İDK gruplarına ayrılmıştır. (n=10) Yüzey işlemleri tamamlanarak, tam seramik disklerin simantasyonu yapılmıştır. Simantasyondan sonra örnekler ısısal çevirimle yaşlandırılmıştır ve makaslama testi uygulanmıştır. Elde edilen bağlanma dayanımı verileri Kruskal Wallis ve Mann Whitney U çoklu karşılaştırma testi ile analiz edilmiş, bağlanma yüzeyleri SEM'de incelenmiştir. Deneme pastasıyla kontamine edilmiş ve test gruplarındaki yöntemle temizlenmiş bir grup dentin örneği SEM ve EDS analizlerine tabi tutulmuştur. Kontaminasyon grubu (5,84±4,4 MPa), kontrol (10,29±2,5 MPa) ve İDK grubuyla (11,45±4,4 MPa) kıyaslandığında makaslama dayanımı açısından düşük değerler elde edilmiştir. (p<0,05) Kontrol grubu ile İDK grubu arasında anlamlı bir fark yoktur. (p>0,05) SEM incelemesi dentin tübül içlerinde ve tübül ağızlarında deneme pastası kalıntılarını göstermiştir. EDS analizi ile görülen Ca, O, Si, Zn ve Al elementleri deneme pastasının temizlenemediğini göstermiştir. Sonuç olarak bu çalışmanın sınırları doğrultusunda deneme pastası ile kontamine olmuş örneklerde seramiğin diş ile bağlantısının zayıfladığı söylenebilir.

Dental bondingDental porselenDental restorasyon+3
Gözde Köseoğlu Çiftçi
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı metotlarla uygulanan kök ucu dolgu materyallerinin mikrosızıntısının ve bağlanma dayanımının değerlendirilmesi

Periapikal lezyonların etiyolojisi mikrobiyaldir. İntra-radiküler mikroorganizmalar periradiküler dokularda inflamatuar ve immün bir cevaba neden olmaktadır. Endodontik tedavinin asıl amacı kök-kanal sistemindeki bakterileri uzaklaştırmak ve mikrobiyal artıkların periapikal dokulara geçişini engelleyecek etkili bir bariyer sağlamaktır. Kök kanal tedavisinin başarısz olması durumunda kanal tedavisinin yenilenmesi endikedir. Ancak, kök kanal tedavisinin yenilenmesi her zaman mümkün olmamaktadır. Bundan dolayı bazı durumlarda endodontik cerrahiye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu in-vitro çalışmanın amacı Mineral Trioksit Aggregate (MTA) ve BioAggregate'ın konvansiyonel yöntemle veya zirkonya bir pinle kök ucuna uygulanmasının apikal sızıntı üzerine etkilerinin sıvı filtrasyon test yöntemiyle karşılaştırılmasıdır. Bu çalışmada ek olarak push-out test yöntemiyle de deney gruplarının bağlanma dayanımları değerlendirilmiştir. Bu çalışmada 86 adet tek köklü, çekilmiş, taze insan dişi kullanıldı. Pozitif kontrol grubu haricindeki örneklerin tamamına güta perka ve AH Plus kanal patı ile kök kanal tedavisi yapıldı. Pozitif kontrol grubundaki üç örnek sadece güta perka ile dolduruldu. Negatif kontrol grubundaki örneklerin kök uçlarına üç kat tırnak cilası uygulandı. Örneklerin apikal 3 mm'lik kısımları dişin uzun aksına dik olacak şekilde elmas kaplı bir testere ile rezeke edildi. Ultrasonik retro uçlarla 5 mm derinliğinde kök ucu kaviteleri hazırlandı. Örnekler her grupta 20 örnek olacak şekilde randomize 4 gruba ayrıldı. Grup 1-2-3-4 sırasıyla şu şekildedir; MTA, MTA ve zirkonya pin, BioAggregate, BioAggregate ve zirkonya pin. Ultrasonik retro uçla aynı boyutlarda hazırlanan zirkonya pinler parmak basıncıyla MTA veya BioAggregate ile doldurulan kök ucu kavitelerine uygulandı. Örneklerin mikrosızıntı değerlerinin belirlenmesinde sıvı filtrasyon test yöntemi kullanılırken bağlanma dayanımlarını değerlendirmek amacıyla push-out test yöntemi kullanıldı. Veriler SPSS 17.0 programı ile değerlendirildi. Verilerin analizi için tek yönlü varyans analizi ve Post Hoc Tukey HSD testi kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık seviyesi p≤0.05'dir. Apikal sızıntı çalışmasının sonuçlarına bakıldığında Grup 4'teki örneklerin mikrosızıntı değerleri diğer gruptakilere kıyasla daha düşük bulundu. Sadece Grup 1 ve 4 arasında istatistiksel olarak anlamlı fark gözlendi (p=0,015). Push-out bağlanma dayanımı çalışmasının sonuçlarına bakıldığında ise Grup 4'teki örneklerin bağlanma dayanımları diğer gruptakilere kıyasla daha yüksek bulundu. Grup 1 ve 4 (p=0,005) ile Grup 3 ve 4 (p=0,003) arasında istatistiksel olarak anlamlı fark gözlendi. Bu in-vitro çalışmanın sonuçları yeni geliştirilen biyoseramik içerikli bir kök ucu dolgu materyali olan BioAggregate'ın tıkama yeteneğinin ve bağlanma dayanımının MTA' ya eşdeğer olduğunu göstermektedir. Ek olarak, kök ucu kavitesine zirkonya pin uygulaması konvansiyonel kök ucu dolumuna kıyasla daha iyi sonuçlar göstermektedir.

Dental bondingDental kavite preparasyonuDental porselen+7
Halil İbrahim Kısa
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2015
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Er:YAG lazer uygulamasının farklı kalınlıktaki CAD/CAM materyallerinin bükülme dayanımına etkisinin incelenmesi

Adeziv simanlar ile kullanılan tam seramik restorasyonların sökülmesi kuvvetli restorasyon – rezin siman – diş bağlantısı nedeniyle oldukça zordur. Seramik içinde transmisyona uğrayan lazer bu bağlantıyı bozmak amacıyla kullanılır. Bu çalışma Er:YAG lazerin debonding sırasında materyalin bükülme dayanımı üzerinde ve yüzeyinde meydana gelen değişimleri incelemek amacıyla yapıldı. Bu çalışmada 6 farklı CAD/CAM seramik bloğu kullanıldı. Bloklardan 12 mm çapında, 0.5 mm ve 1 mm kalınlığında 40'ar adet disk şeklinde örnek hazırlandı. Hazırlanan örnekler kontrol ve lazer grubu olmak üzere rastgele 2 alt gruba ayrıldı. Kontrol grubunda hiçbir işlem uygulanmadı. Lazer grubunda Er:YAG lazer kullanılarak 500 mJ – 2 Hz ve 1000 µs (Very Long Pulse = VLP) parametreleriyle örnek yüzeylerinin tümü taranarak uygulandı. Tüm örneklere ISO 6872 standartlarına uygun olacak şekilde iki eksenli bükülme dayanıklılığı (üç top üzerine piston) testi uygulandı. Her seramik grubunda 2x2 mm boyutlarında 3 adet örnek (Kontrol, 0.5 mm lazer, 1 mm lazer) X – ışını fotoelektron spektroskopisi (XPS) analizi için hazırlandı. Elde edilen veriler iki yönlü varyans (ANOVA) ve LSD testleri kullanılarak analiz edildi. En yüksek değer 979.27 ± 95.41 MPa ile monolitik zirkonyum oksit seramik 1 mm kontrol grubu, en düşük değer ise 112.89 ± 20.37 MPa ile lösitle güçlendirilmiş cam seramik 0.5 mm lazer grubunda bulundu. İstatistiksel olarak lazer uygulamasının bükülme dayanımını tek başına etkilemediği; örnek kalınlığının ve seramik tipi – işlem interaksiyonunun ayrı ayrı bükülme dayanımına etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü (α=0.05). Er:YAG lazerin seramik yüzeyine uygulanmasının yüzey kimyasını değiştirdiği fakat bükülme dayanımlarına olumsuz etkisinin olmadığı gözlenmiştir.

CAD/CAMDental bondingDental porselen+3
Mehmet Işıker
Gaziantep University
2017
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

3 farklı dişeti retraksiyon yönteminin hasta konforu açısından karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı; 3 farklı retraksiyon yönteminin hasta konforu, dişeti yer değiştirme etkinlikleri, kanama, hassasiyet ve dişeti çekilmesi yönünden Vizüel Analog Skalası (VAS) kullanılarak karşılaştırılmasıdır. Sabit protez ihtiyacı duyulan sağlıklı dişeti kriterlerine sahip toplam 144 birey çalışmaya dâhil edilmiş ve gruplara rastgele olarak dağıtılmıştır. 1. grup geleneksel retraksiyon kordu (Ultrapak®), 2. grup kord ve alüminyum klorid solüsyonu (Racestyptine, SEPTODONT®), 3. grup ise retraksiyon pastası (3M™ ESPE™ Astringent Retraction Paste®) olarak belirlenmiştir. İlk seansta dişler subgingival şemfır bitiş çizgisi uygulanarak prepare edilmiş ve aynı seansta geçici restorasyonları yapılmıştır. Ölçü seansı için 7 gün sonraya randevu verilmiştir. Retraksiyon seansında 7 soru, retraksiyon sonrası 1, 7, 28. Günlerde 7 soru sorularak cevaplar değerlendirilmiştir. Sonuçların istatistiksel analizinde Kruskal-Wallis, Mann-Whittney U, Ki kare testleri ve Bonferroni doğrulama testi kulllanıldı (α = 0,05). Karşılaştırılan yöntemler arasında dişeti yer değiştirme etkinliği, çalışma süresi, hassasiyet, işlem sonrası kanama ve hasta konforu açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,001). Retraksiyon pastası grubu çalışma süresi ve hasta konforu açısından daha başarılı bulunmuştur (p<0,001). Hassasiyet tüm gruplarda 7. ve 28. günlerde azalma göstermiştir. Kord ve AlCl3 grubu yer değiştirme etkinliği açısından daha başarılı bulunmuştur (p=0,005). Retraksiyon sonrası kanama görülen en fazla diş sayısı geleneksel kord grubunda görülmüştür (p<0,001). Retraksiyon pastasında diğer gruplara göre daha az dişte dişeti çekilmesi görülmüştür (p<0,001). Kordsuz teknik (retraksiyon pastası) çalışma süresi, kanama, hassasiyet, postoperatif ağrı açısından diğer yöntemlere göre daha konforlu ve klinik kullanımda kolay uygulanabilir bulunmuştur.

Dental porselenDental restorasyonGingiva+3
Nihan Çerçi
Çukurova University
2015
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

3 farklı yöntemle elde edilmiş metal altyapıların porselen ile bağlantısının değerlendirilmesi, porselen fırınlama sikluslarının kronun marjinal ve iç uyumuna etkisinin in-vitro olarak karşılaştırılması

CAD/CAM ile yumuşak metal kazıyarak metal altyapı üretme yöntemi geleneksel döküm ve lazer sinterizasyonla metal altyapı üretim yöntemlerine alternatif bir metod olarak sunulmuştur. Bu yeni teknoloji üretim süresini ve maliyeti azaltma, lazer sinterizasyondaki gibi ilave bir makine alımı gerektirmeden mevcut CAD/CAM makinesi kullanılarak klinikte kazınabilme gibi avantajlara sahiptir. Bu çalışmanın amaçları; 1) CAD/CAM ile yumuşak metal kazıyarak elde edilen tek üye kron restorasyonlarının, döküm ve lazer sinterizasyon yöntemleriyle üretilenlerle internal uyumlarını, marjinal uyumlarını 2) porselen fırınlama siklusunun marjinal ve internal uyuma etkisini ve de 3) metal-porselen bağlantısını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Yumuşak metal (n=15), lazer sinterizasyon (n=15) ve geleneksel döküm (n=15) metodlarıyla sağ üst birinci molar metal die model üzerine tek üye metal altyapılar üretildi. İnternal uyumları silikon replika metodu yöntemiyle, marjinal uyumları ise bilgisayara bağlı ışık mikroskobu ve kendi yazılımıyla her yüzeyden 5 noktadan olacak şekilde ölçüldü. Daha sonra metal altyapılara porselen kalınlıkları standart olacak şekilde özel bir düzenek yardımıyla porselen uygulaması yapıldı. Ölçümler porselen uygulaması ve glaze sonrasında da tekrarlandı. İstatistiksel analizler üç yönlü-ANOVA ve Tukey-HSD (α=0,05) testleri kullanıldı. Marjinal aralık ölçüm değerlerinin istatistiksel analizine göre her üç üretim metodu arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p=0,000). Buna göre kronların marjinal aralık değerleri ortalamaları (±standart sapma) sırasıyla yumuşak metal kazıma için 31,4±13,8 μm, geleneksel döküm için 20,8±14,4 μm, lazer sinterizasyon için 7,3±6 μm olarak tespit edilmiştir. Metal ve porselen, metal ve glaze aşamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmasına karşılık (p=0,000), porselen ve glaze aşamaları arasında anlamlı bir fark olmadığı (p=0,072) görülmüştür. Her üç grupta da porselen uygulaması sonrası marjinal aralıkta bir miktar artış görülmüştür. İnternal aralık ölçüm değerlerinin istatistiksel analizine göre her üç üretim metodu arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p=0,000). Buna göre kronların internal aralık değerleri ortalamaları (±standart sapma) sırasıyla geleneksel döküm için 37 ±5,7 mg, lazer sinterizasyon için 28±6,1 mg, yumuşak metal kazıma için 21,6±7,3 mg olarak tespit edilmiştir. Porselen fırınlama siklusları arasında her üç aşamada da istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamakla birlikte (p>0,05) her üç grubunda internal aralığı bir miktar artmıştır. Kırılma kuvveti değerlerinin istatistiksel analizine göre her üç üretim metodu arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır (p=0,266). Buna göre kronların kırılma kuvveti değerlerinin ortalamaları (±standart sapma) sırasıyla geleneksel döküm için 360,9±155,0 N, lazer sinterizasyon için 340,7±177,8 N, yumuşak metal kazıma için 441,1±192,9 N olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak çalışmamızda yumuşak metal kazıma yöntemi en iyi internal uyum fakat en kötü marjinal uyum değerlerine sahip çıkmış olsada, her üç grup için de elde edilen sonuçlar klinik olarak kritik kabul edilen değerlerin çok altında çıkmıştır. Bu sebeple her 3 metal altyapı üretim tekniğinin de klinik olarak kabul edilebilir marjinal aralık ve internal aralık değerlerine sahip olduğu; porselen fırınlama siklusunun internal aralıkta istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşturmadığı, marjinal aralıkta ise istatistiksel olarak anlamlı bir artışa sebep olmasına rağmen klinik için kabul edilebilir olan kritik değerleri aşmadığı görülmüştür. Örneklerin kırılma dayanımları değerlendirildiğinde ise üç yöntem arasında istatistiksel olarak bir fark çıkmamıştır. Metal-seramik bağlantısını değerlendirmek için kullanılan test düzeneği geliştirilmelidir.

CAD/CAMDental bondingDental estetik+5
Nazlı Yeşilyurt Aydın
Çukurova University
2017
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Renklendirme solüsyonlarının zirkonya altyapıların rengine ve zirkonya-veneer seramik bağlanma dayanımına etkisinin değerlendirilmesi

Artan popülaritesine rağmen, zirkonyanın fiziksel özelliklerinin renklendirme prosedürlerinden nasıl etkilendiğiyle ilgili literatürdeki çalışmalar çok sınırlıdır. Çalışmamızın amaçları; renklendirme solüsyonu ile renklendirilmiş ve prefabrike renklendirilmiş zirkonyaların renklerini değerlendirmek ve karşılaştırmak ardından renklendirme solüsyonlarının zirkonya altyapı ile veneer seramik arasındaki bağlanma dayanımına etkisini araştırmaktır. Altmış dört adet küp şeklinde örnek, renklendirilmemiş zirkonya bloklardan CAD/CAM yöntemiyle üretildi ve rastgele 4 gruba ayrıldı (n=16). G30, G60 ve G120 grupları sırasıyla 30 saniye, 60 saniye ve 120 saniye renklendirme solüsyonuna daldırıldı. Bağlanma dayanımı kontrol grubuna (BDK) hiçbir renklendirme prosedürü uygulanmadı. Renklendirme işlemi tamamlandıktan sonra, test grupları ve prefabrike renklendirilmiş zirkonya (PRZ) (n=16) arasındaki renk farklılıkları spektrofotometre yardımıyla değerlendirildi. Makaslama bağlanma dayanımı testinden önce veneer seramik zirkonya üzerine uygulandı ve fırınlandı. Makaslama testi Testometric cihazında çapraz kafa hızı 1 mm/dk olacak şekilde uygulandı. İstatistiksel analiz tek yönlü ANOVA ve takibinde Tukey HSD testi kullanılarak yapıldı (p<0.05). Ardından Weibull analizi uygulandı ve her grup için Weibull modülü hesaplandı. PRZ grubu renk değeri (E=77,34) istatistiksel olarak diğer bütün gruplardan farklı bulundu. Test grupları arasında G60'ın renk değeri, G30 ve G120'den istatistiksel olarak farklı bulundu. PRZ grubu aynı zamanda en yüksek bağlanma dayanımı değerine sahip (31,5 MPa) ve istatistiksel olarak BDK ve G120 gruplarından farklı bulundu. BDK grubu en düşük bağlanma dayanımı değerine sahip (19,1 MPa) ve istatistiksel olarak PRZ ve G60 gruplarından farklı bulundu. Weibull modülü PRZ için 64,78, G120 için 0,1 olarak hesaplandı. Çalışmanın sınırları dahilinde, renklendirme solüsyonlarının hem renk hem de bağlanma dayanımıyla ilgili öngörülemez sonuçlar ortaya çıkardığı görülmüştür. Bu prosedürün standardize edilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Zirkonya, renklendirme solüsyonları, bağlanma dayanımı

Dental bondingDental materyallerDental porselen+4
Selin Çelik
Çukurova University
2018
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

İmplant üstü hibrid protezlerde altyapı ve diş eti materyali bağlantısının değerlendirilmesi

Bir hastanın osteointegre implantlar kullanılarak tam ağız rekonstrüksiyonu, diş hekimliğinde kabul gören bir tedavidir. Dişsiz hasta için tedavi seçenekleri temel olarak kalan kemik kalitesi ve kemik hacmine bağlıdır. Dikey ve yatay doku kaybı uygulanmak istenen implant pozisyonunu ve protez tipini sınırlandırdığı zaman tedavide zorluklar ortaya çıkar. Kayıp dokuların bir kısmı yeniden rehabilite edilebilse de sınırlamalar mevcuttur. Fonksiyon, estetik ve dişeti yapısını yeniden rehabilite edebilmek için metal alaşımı-akrilik, metal alaşımı-kompozit, metal alaşımı-porselen, zirkonya-kompozit ve zirkonya-porselen dahil olmak üzere farklı malzeme kombinasyonları kullanılmıştır. İmplant destekli sabit protezlerde biyolojik ve mekanik komplikasyonlar sıklıkla görülmektedir. Özellikle, implant ve abutment arasında pasif uyum eksikliği, yorgunluk ve stres, implant destekli protezlerde görülen en yaygın teknik komplikasyonlardır. Mevcut çalışmanın amacı, dişeti materyallerinin Co-Cr ve zirkonya altyapı materyallerine bağlanma dayanımlarını karşılaştırmaktır. Lazer sinterize Co-Cr alaşımı diskler (EOS Co-Cr SP-2, EOS) ve zirkonya (IPS e.max ZirCAD, Ivoclar) diskler 25 mm×3 mm boyutlarda hazırlandı. Silikon karbid kağıtlar ile örnekler zımparalandı. Örneklere AlO2 tozları ile kumlama işlemi uygulandı ve sonra % 90 alkol ile ultrasonik banyoda temizlendi, ardından örnekler distile suda bekletildi. Her iki gruptaki örneklere primer (Clearfil Ceramic Primer, Kuraray) ve rezin (Panavia Fluora Cement, Kuraray) uygulandı. Opak (Ceramage Pre Opaque, Kuraray) sadece Co-Cr örneklerin yüzeylerine uygulandı. Örnekler iki alt gruba ayrıldı. Bir alt gruba pembe porselen (IPS e.max Ceram, Ivoclar) diğerine pembe kompozit (Gradia Gum Shades, GC) uygulandı. Makaslama bağlanma dayanımı universal test cihazı ile dakikada 1mm'lik bir hız ile ölçüldü. Her alt gruptan 2'şer örnek kırık yüzey analizi ve element içeriğinin değerlendirilmesi için sırası ile SEM ve EDS cihazları kullanılarak incelendi. Altyapı ve dişeti materyallerinin her ikisinin de bağlanma dayanımını etkilediği bulundu. Co-Cr grubun ortalama (±SD) bağlanma dayanımı (10,09±5,25 MPa) zirkonya grubun bağlanma dayanımından (7,91±3,53 MPa) daha yüksektir. Pembe porselen grubunun ortalama (±SD) bağlanma dayanımı (12,09±4,20 MPa) pembe kompozit grubundan (5,80±2,04 MPa) daha yüksektir. Dört alt grup arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmaktadır. Metal-porselen grubunun (14,11±3,83 MPa) en yüksek bağlanma dayanımını gösterdiği bulundu. Metal-porselen grubunu sırasıyla, zirkonya-porselen (9,98±3,53 MPa), zirkonya-kompozit (5,95±2,19 MPa) ve metal-kompozit (5,65±1,92 MPa) grupları takip etmektedir. Kırık yüzey grafileri ve elemental içerik sonuçları değerlendirildiğinde bağlanma dayanımı sonuçları ile paralel sonuçlar elde edildi. İmplant destekli hibrid protezler hazırlanırken, iki faktör de bağlanma dayanımına etki ettiği için, altyapı ve dişeti materyallerinin seçimi kritik öneme sahiptir.

Dental bondingDental implantasyonDental implantlar+6
Fatma Uslu
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2018
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Zirkonya kor ve üst yapı seramiklerin makaslama bağlanma dayanımlarının farklı test tasarımlarıyla değerlendirilmesi

Tam seramik sistemler içerisinde, yüksek mekanik özellikleri sebebiyle zirkonya esaslı seramikler öne çıkmıştır. Maalesef zirkonya doğal diş gibi ışık geçirgenliğine sahip değildir. Estetiği geliştirmek adına, zirkonya alt yapılar feldspatik seramikle kaplanırlar. Zirkonya alt yapılı restorasyonlarda görülen en sık başarısızlık; üst yapı porseleninin alt yapıdan tamamen ya da tabakalar halinde ayrılmasıdır. Zirkonya alt yapı ve üst yapı porseleninin bağlanma mekanizmasını geliştirmek için araştırmacılar birçok laboratuvar çalışması yapmaktadırlar. Çoğunlukla bağlanma dayanımını ölçmek için makaslama bağlanma dayanım (MBD) testi kullanılır. MBD testini uygulamadaki küçük farklılıklar bağlanma dayanım değerleri üzerinde ciddi farklılıklar yaratabilir. Bu çalışmanın amacı; MBD testlerinde kullanılan; Tel ilmek (Tİ), çentikli çubuk (ÇÇ) ve bıçak sırtı keski (BSK) bıçak tasarımlarının MBD değerleri üzerine etkisinin araştırılmasıdır. Üç farklı zirkonya alt yapı seramikleri (Zirkonzahn Translucent, Upcera Super Translucent, Rainbow Trans) ve kendi firmalarının önerdikleri üst yapı seramikleri (Zirkonzahn ICE Porcelain, Cerabien ZR Porcelain, Rainbow Porcelain) üç farklı bıçak tasarımı ile MBD testlerine tabi tutuldu. Metal seramik (EOS CobaltChrome SP2 – GC Initial Porcelain) kontrol grubu olarak kullanıldı. Tüm örneklere klinik kullanımı taklit etmek için ısısal çevirim (5–550 C, 3,000 devir) yapıldı. Zirkonya alt yapılı test örnekleri toplamda 90 adet (n=10), kontrol grubu örnekleri 30 adet (n=10) hazırlandı. MBD testleri; birinci grupta Ti ile, ikinci grupta ÇÇ ile, üçüncü grupta BSK bıçak tasarımları ile yapıldı. Tüm örneklere, çapraz kafa hızı 0,5 mm/dk olacak şekilde, makaslama kuvveti evrensel test makinası ile uygulandı. Verilerin istatiksel analizi Kruskal Wallis testi ile yapıldı ve çoklu karşılaştırmalar için Conover'in çoklu karşılaştırma testi kullanıldı. Kırık örnek yüzeyleri önce mikroskopta daha sonra taramalı elektron mikroskobunda (TEM) incelendi. Farklı bıçak tasarımları ile yapılan MBD test sonuçları incelendiğinde zirkonya örnekler için Tİ, ÇÇ ve BSK bıçak tasarımları arasında anlamlı fark bulunmadı. Metal seramik kontrol grubunda ise farklı bıçak tasarımları arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulundu. Tİ grubu, ÇÇ ve BÇK gruplarına göre anlamlı derecede yüksek MBD değerleri gösterdi. Metal seramik kontrol grubu her üç bıçak tasarımıyla yapılan testlerde de tüm zirkonya alt yapılı gruplardan yüksek değer gösterdi. MBD testi araştırmacıların uygulamalarından etkilenen oldukça yaygın bir test yöntemidir. Literatürdeki çalışmaları birbirleri ile kıyaslayabilmek ve daha güvenilir sonuçlar alabilmek için standardizasyona ihtiyaç vardır.

Dental bondingDental porselenDental restorasyon+2
Emine Selin Erkan
Çukurova University
2018
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

İki farklı adeziv siman ile simante edilmiş implant destekli CAD/CAM monolitik kron restorasyonların dinamik yükleme sonrası kırılma dayanımlarının değerlendirilmesi

Günümüzde materyal çeşitliliğinin ve dayanıklılığının artmasıyla polimer infiltre seramikler ve zirkonya ile güçlendirilmiş cam seramikler, CAD/CAM sistemi kullanılarak monolitik yapıda üretilip molar bölgede çiğneme kuvvetlerine karşı koyabilmektedirler. Bu çalışmanın amacı farklı simantasyon işlemleri uygulanan, termomekanik yaşlandırılan implant destekli monolitik CAD/CAM restorasyonların kırılma dayanımını değerlendirmektir. Kırk adet implant analogu (T44020 Tpure, NucleOSS, İzmir, Türkiye) dik bir şekilde akrilik rezin içerisine gömülmüş ve bu analoglara standart titanyum dayanaklar (T44802 Tpure, NucleOSS) bağlanmıştır. Ağıziçi tarayıcı Trios3 (3Shape A/S, Kopenhag, Danimarka) ile dijital ölçü alınıp maksiller ikinci premolar diş tasarımı yapıldıktan sonra polimer infiltre seramik VITA Enamic (VITA Zahnfabrik, Bad Säckingen, Almanya) ve zirkonya ile güçlendirilmiş cam seramik VITA Suprinity (VITA Zahnfabrik) CAM ünitesi S1 (vhf camfacture AG, Ammerbuch, Almanya) ile kazınmıştır. Restorasyonlar, 3M RelyX Ultimate + Singlebond Universal Adhesive (3M Dental Products Division, St. Paul, MN, ABD) ile Panavia SA Cement Plus + Clearfil Ceramic Primer Plus (Kuraray Co., Osaka, Japonya) kombinasyonları ile simante edilmiştir. Örnekler EP, ER, SP ve SR olarak isimlendirilen 4 grupta incelenmiştir (n=10). Termomekanik yaşlandırma sağlamak amacıyla çiğneme simülatöründe (SD Mechatronik Chewing Simulator CS-4, Willytech, Münih, Almanya) 480.000 döngü dinamik yükleme uygulanmıştır. Daha sonra kırılma dayanımı testi bir üniversal test cihazı (Instron 3345 Tester, Instron, Norwood, MA, ABD) ile Newton (N) cinsinden hesaplanmıştır. Normal dağılım gösteren verilerin gruplar arası karşılaştırılmasında tek yönlü ANOVA analizi kullanılmıştır (p ˂ 0,05). Çalışmanın bulgularına göre ortalama kırılma dayanımı değerleri EP grubu için 892,3 ± 46,95 N, ER grubu için 867,5 ± 84,85 N, SP grubu için 944,5 ± 77,8 ve SR grubu için ise 949,5 ± 62,14 N şeklindedir. Çalışmada değerlendirilen kron materyalleri ve simanlar arasında kırılma dayanımı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark izlenmemiştir. Anahtar Kelimeler: CAD/CAM restorasyon, implant destekli sabit protez, zirkonya ile güçlendirilmiş cam seramik, polimer infiltre seramik, adeziv siman, kırılma dayanımı

Dental implantasyonDental implantlarDental porselen+7
Kaan Cevat Şalvarlı
Aydın Adnan Menderes University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

CAD/CAM materyalleri ile üretilen endokron restorasyonların farklı kron boyu ve marjin dizaynına sahip dişlerde oluşturduğu stres dağılımının 3 boyutlu sonlu elemanlar analizi ile değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırmanın amacı, farklı CAD/CAM (bilgisayar destekli tasarım / üretim) materyalleri ile üretilen endokron restorasyonların farklı kron boyu ve marjin dizaynına sahip mandibular molar dişlerde dikey ve oblik yükleme durumlarında oluşan stres dağılımlarına etkisinin 3 boyutlu (3D) sonlu elemanlar analizi ile incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Öncelikle, Wheeler Diş Anatomisi Atlası rehber alınarak kök kanal tedavili alt 1.azı dişi, ayrıca spongiöz ve kortikal kemik modelleri bir 3D modelleme yazılımı kullanılarak oluşturuldu. Ardından, kalan diş boyu 1.5 ve 3 mm olacak şekilde ve 2 farklı marjin tasarımı ile (shoulder ve butt marjin) prepare diş modelleri hazırlandı. 3 farklı CAD/CAM materyalinden (lityum disilikat cam seramik [IPS e.max CAD; EC], zirkonya ile güçlendirilmiş lityum silikat cam seramik [Vita Suprinity; VS] ve hibrit seramik [Vita Enamic; VE] üretilmiş endokron restorasyonları uygulanarak toplam 12 model elde edildi. Dişlerin okluzal yüzeylerinden 4 farklı bölgeden toplam 300 N kuvvet dik veya açılı yönde uygulandı. Her bir modelin stres dağılımları 3D-FEA yöntemi ile analiz edildi. Endokron, dentin, mine ve rezin simana ait Von Mises stresleri (VMS) ve maksimum asal gerilimler (Pmax) renkli görüntüler kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Hem açılı hem de dik yükleme koşullarında endokronlarda meydana gelen stres kuvvet uygulama alanlarında yoğunlaşmıştır. Kullanılan CAD/CAM materyalleri arasında en yüksek Pmax değeri EC grubunda, en düşük değer ise VE materyalinde bulunmuştur. Minede ve rezin simanda maksimum asal gerilim değerleri genel olarak VE gruplarında VS ve EC gruplarına kıyasla daha yüksektir. Tüm modeller için dentinde en yüksek stres değerleri furkasyon bölgesinde saptanmıştır. Marjin tasarımından ve kuvvet yönünden bağımsız olarak kısa kron boyuna sahip gruplar dentinde daha düşük Pmax değerleri göstermiştir. Açılı yükleme altında dik yüklemeye göre streslerin daha geniş alana yayıldığı gözlenmiştir. Sonuç: Bu araştırmanın sınırları dahilinde, CAD/CAM materyalinin, marjin tasarımının ve kalan kron boyunun endokron restorasyonlarda ve diş yapılarında meydana gelen streslerin büyüklüğü ve dağılımı açısından önemli faktörler olduğu sonucuna varıldı. Bu araştırmadan elde edilen bulguların desteklenmesi için ilerleyen dönemlerde daha fazla sayıda ex vivo ve in vivo araştırmanın gerçekleştirilmesine ihtiyaç vardır.

CAD/CAMCAD/CAMCam seramikler+7
Pınar Açkurt Okutan
Aydın Adnan Menderes University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Spark plazma sinterleme yöntemi kullanılarak sinterlenen farklı polikristal yapıya sahip zirkonya seramiklerinin mekanik, yapısal ve optik özelliklerinin araştırılması

Bu in-vitro çalışmanın amacı Spark plazma ve geleneksel yöntem ile sinterlenen zirkonyum dioksit yapılı polikristalin seramiklerinin mekanik, yapısal ve optik özelliklerini karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesidir. İki farklı sinterleme yöntemi kullanılarak toplam 20 adet örnek elde edildi. Kontrol ve deney grubu olmak üzere iki ayrı grup oluşturuldu (n=10). Kontrol grubu (Grup S0) örnekleri 3Y-TZP pre-sinterize zirkonya bloklar (Upcera Dental Zirconia Blank, Liaoning Upcera Co. Ltd., Çin) CAD/CAM sistemi kazıma cihazı kullanılarak (Cerec Inlab MCX5, Sirona Dental Systems, Bensheim, Almanya) frezelendi. Kontrol grubu örnekleri geleneksel yöntem ile sinterlendi (1530 oC, 11 sa; n=10). Deney grubu (Grup S3) örnekleri ise 3Y-TZP içerikli zirkonya tozlarının (3Y-PSZ, Tosoh, Japonya) Spark plazma sinterleme cihazı (FCT GmbH, HPD-50, Almanya) tarafından sinterlenmeleri ile elde edildi (tepe sıcaklık 1300 oC, 10 dk. ; n=10). Tüm örnekler 20x2 mm boyutlarında oluşturuldu. Her iki gruba ait örnekler biaksiyal bükme dayanımlarını (ISO Standart 6872) karşılaştırmak için üniversal test cihazı (Testometric, Lancashire, İngiltere) ile test edildi. Tüm örneklerin Vickers mikrosertlik değerleri Vickers mikrosertlik cihazı (Buehler, 1600-6306, Illunois, ABD) ile hesaplandı. Yüzey pürüzlülüklerini (Ra) ve 3 boyutlu görüntülemelerini elde etmek için AFM cihazı (Park Systems, Park NX10, Güney Kore) kullanıldı. Örneklerin yapısal özelliklerini değerlendirmek amacıyla XRD ve SEM analizleri gerçekleştirildi. Veriler one-way ANOVA ve Mann Whitney-U testler ile analiz edildi (α=0,05). Konrol ve deney gruplarının biaksiyal bükme dayanımı değerleri(S) sırasıyla 761,43± 64,455 MPa ve 1101,85± 177,73 MPa' dır. Gruplar arası farklılık istatistiksel olarak anlamlıdır(p<0.05). Kontrol grubunun(S0) Vickers mikro sertlik değeri(VHN) 980± 41 iken, deney grubu(S3) sertlik değeri 1355± 144 olarak hesaplandı. Sertlik değerleri karşılaştırıldığında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık bulundu(p< 0.05). Yüzey pürüzlülük değerleri (Ra) S0 grubu için 103± 0,031 µm, S3 grubu için ise 0,040± 0,039 µm olup istatistiksel olarak anlamlı farklılık elde edildi(p<0,05). Spark plazma sinterleme yönteminin bükme dayanımı ve mikrosertliği artırdığı görüldü. Aynı zamanda yüzey pürüzlülüğü değerlerinin azaldığı tespit edildi. XRD ve SEM analizleri sonucunda spark plazma ile üretilen örneklerin tanecik büyümesi olmadan yoğunlaştıkları gözlemlendi. Spark Plazma Sinterleme yöntemi, geleneksel sinterleme yöntemine göre çok daha kısa sürelerde gerçekleştirilebilmektedir. Çalışmamızda yöntemlerin karşılaştırılması ve geliştirilmesine yönelik in-vitro ve in-vivo çalışmalar yapılması gerektiğini ve spark plazma sinterleme yönteminin diş hekimliğinde uygulanabilmesi için klinik ve dental laboratuvar şartlarına uygun hale getirilmesi gerektiği tavsiye edilmektedir. Böylece çalışmaların hızına ve spark plazma sinterleme yönteminin dental uygulamalara dönüşümüne katkı sağlanabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Spark plazma, 3Y-TZP, biaksiyal bükme dayanımı

Dental materyallerDental porselenDental stres analizi+2
Öykü Ceren Kahraman
Çukurova University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı bitirme işlemleri uygulanan CAD/CAM seramiklerin termal yaşlandırma sonrası renk stabilitelerinin değerlendirilmesi

Tek seansta dental restorasyonların tasarımı ve üretiminin sağlandığı CAD/CAM sistemleri günümüz diş hekimliğinde oldukça sık kullanılmaktadır. Tam kronlara estetik ve konservatif bir alternatif sunan laminate veneerler ile doğal dişin optik özelliklerini taklit etmek oldukça önemlidir. Uygulanan restorasyonların uzun yıllar ilk günkü rengini koruması ise hasta ve klinisyenler için son derece önem taşır. Bu çalışmanın amacı; CAD/CAM sistemlerinde rutin olarak kullanılan 3 farklı tam seramiğe uygulanan farklı yüzey işlemlerinin termal yaşlandırma sonrasında renk üzerine etkilerinin karşılaştırılmasıdır. 0.5 ± 0.05 mm kalınlıkta 14x12 mm ebatlarında A1 HT renginde 3 farklı seramik materyalden (LAVA Ultimate, IPS e.max CAD, VITA Suprinity) 216 örnek hazırlandı. Örneklerin renk ölçümü spektrofotometre cihazında, renk parametreleri (L*, a*, b*, ΔE) CIE Lab (Comission Internationale de L'Eclairage) renk sistemi kullanılarak, işlem öncesi, cila sonrası, siman sonrası ve suni yaşlandırma sonrası 4 aşamalı olarak yapıldı. Sonuçlar Varyans analizi ve Fisher LSD testi kullanılarak değerlendirildi. Rezin nano seramikler (LU) termal yaşlandırmadan sonra zirkonyum ile güçlendirilmiş lityum silikat (VS) ve lityum disilikat (EC) seramiklerden daha yüksek renk değişim değerleri göstermiştir. LU ve VS için manuel cila ve glaze benzer renk değişim değeri göstermiştir (p>0.05). EC grubunda glaze işlemi manuel ve kontrol grubundan istatiksel olarak farklı sonuçlar vermiştir (p<0.05). Seramik grupları arasında zirkonyum ile güçlendirilmiş lityum silikat (VS) ve lityum disilikat (EC) örneklerin glaze uygulanmış alt grubunun renk değişim değerleri klinik olarak kabul edilebilir seviyenin (ΔE<3.5) altında çıkmıştır. Tüm aşamalar için en düşük renk değişimi gösteren Vita Suprinity olmuştur. Renk stabilitesi açısından EC için glaze, LU ve VS için glaze işlemine alternatif olarak manuel cila önerilebilir. Anahtar Kelimeler: CAD/CAM, tam seramikler, yüzey bitirme işlemleri, renk stabilitesi

CAD/CAMDental porselenDiş renk değişikliği+1
Funda Soysal
Gaziantep University
2019
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Seramik esaslı CAD/CAM materyallerinde bitim ı̇şlemleri sonrası yüzey pürüzlülüğü ve bakteri tutulumunun değerlendirilmesi

Diş hekimliğinde estetik beklentilerin artmasıyla birlikte metal destekli restorasyonların yerini seramik restorasyonlar almaya başladı. Seramik materyaller içerisinde en çok kullanılan materyaller feldspatik seramik, lösitle güçlendirilmiş cam seramik, lityum disilikat ile güçlendirilmiş cam seramik ve zirkonya ile güçlendirilmiş cam seramiktir. Bu çalışmanın amacı seramik materyallerin en ideal bitim işlemini; yüzey pürüzlülüğü ve bakteri tutulumu parametreleri yardımıyla tespit edilerek restorasyonları en ideal şekilde hazırlamaktır. Çalışmada kullanılacak olan 4 farklı seramikten 1 mm kalınlığında 120 örnek hazırlanması planlanmıştır. Her seramik grubundan elde edilen örnekler üç alt gruba ayrıldı. 10' ar örnek manuel cila, 10'ar örnek glaze işlemi,10'ar örnek kontrol grubu olarak planlandı. Her gruptan birer örnek de SEM analizi için hazırlandı. Oluşturulan örnekler herhangi bir bitim işlemi uygulanmadan optik profilometre yardımıyla yüzey pürüzlüğü değerleri ölçüldü. Uygulanan yüzey işlemleri sonrası yüzey pürüzlülük değerleri ölçülüp karşılaştırılması yapıldı. Her gruptan birer örneğe yüzey görüntülemesi için SEM analizi yapıldı. Elde edilen örneklerin yüzeylerinde bakteri tutulumu olup olmadığı anlaşılmak üzere bakteri tutulumu testi uygulanmıştır. Çalışmamızın sonucunda polisaj işlemi uygulanan örneklerin, glaze işlemi uygulanan yüzeylere göre seramik yüzeyinde daha pürüzsüz alanlar bıraktığı, farklı polisaj işlemlerinin farklı seramik yüzeylerde benzer pürüzlülük değerleri ortaya koyduğu, farklı glaze işlemlerinin farklı seramik yüzeylerde benzer pürüzlülük değerleri ortaya koyduğu gözlenmiştir. Elde edilen değerler sonucu en fazla bakteri tutulumu feldspatik glaze, feldspatik kontrol ve vıta suprınıty polisaj grubunda gözlenmiştir.

BakterilerCAD/CAMDental materyaller+3
Mahmut Erçil
Gaziantep University
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı biyoseramiklerle kaplanan zirkonya implant materyalinin bağlantı dayanıklılığı ve biyoaktivitesinin değerlendirilmesi

Günümüzde kullanılan implant sistemlerinde saf titanyum ve titanyum alaşımları altın standart olarak kabul edilmektedir. Ancak titanyum implantların sahip olduğu bazı olumsuz özellikler nedeniyle son zamanlarda zirkonya implant sistemlerinin kullanımı popüler hale gelmiştir. Titanyum implantlarda olduğu gibi zirkonya implantlarda da iyileşme süresini kısaltabilmek ve kemik-implant bağlantı oranını arttırabilmek için yüzey özelliklerinin geliştirilmesini hedefleyen birçok çalışma yapılmıştır. Çalışmamızda, plazma sprey yöntemiyle farklı oranlarda hidroksiapatit (HA) ve vollastonit (W) tozları ile kaplanan zirkonya implant materyallerinin bağlantı dayanıklılıkları ve biyoaktivitelerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Zirkonya ve kaplama arasındaki bağlantı dayanıklılıkları ASTM C-633 standardına uygun olarak ölçülmüştür. Elde edilen veriler tek yönlü varyans analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Gruplar arasındaki farklılıklar Post Hoc Tukey HSD testi ile belirlenmiştir. Biyoaktivite testi için hazırlanan örnekler; 2, 7, 14 ve 21 günlük sürelerde 37 oC yapay vücut sıvısı (SBF) içerisinde bekletilmiştir. Örnek yüzeylerinde meydana gelen değişimler, taramalı elektron mikroskobu (SEM), enerji dağılımlı x ışını spektrometresi (EDS) ve x ışını kırınım cihazı (XRD) kullanılarak analiz edilmiştir. Farklı oranlarda W içeren kaplamaların bağlantı değerleri, saf HA kaplamalara kıyasla istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Çalışmada kullanılan bütün örnek grupları SBF içerisinde biyoaktif özellik göstermiştir. Anahtar kelimeler: Zirkonya implant, plazma sprey, vollastonit, hidroksiapatit, biyoaktivite, yapay vücut sıvısı, SBF.

Dental bondingDental implantasyonDental materyaller+4
Şefik Kolçakoğlu
Gazi University · Institute of Health Sciences
2013
00

Related subjects