Comparative law

139 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Banka teminat mektupları ve milletlerarası banka teminat mektuplarına uygulanacak hukukun tespiti

Bu tezde, banka teminat mektupları ve ödeme taleplerinin hukuki ve pratik yönleri incelenmiştir. Araştırma, banka teminat mektuplarının işlevi, ödeme talepleri süreçleri ve milletlerarası unsur içeren banka teminat mektuplarına uygulanacak hukukun tespiti ile ilgili uluslararası düzenlemeler üzerindeki etkilerini analiz etmek amacıyla literatür taraması ve hukuki belge incelemesi yöntemleriyle gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, uluslararası ticarette banka teminat mektuplarının güvence sağlama ve ödeme taleplerinin nasıl işlediği açıklığa kavuşturulmuş, ilgili yasal düzenlemelerin uygulamadaki etkileri tartışılmıştır. Tez, banka teminat mektuplarının hukuki yapısı, ödeme talepleri süreçlerinin düzenlenmesi ve milletlerarası unsur içermesi halinde taraflar arası anlaşmazlıkların çözümü konularında literatüre katkı sunmayı hedeflemektedir. Birinci bölümde, banka teminat mektubunun tanımı, türleri ve genel işleyişi ve teminat mektubunda ödeme taleplerinin hukuki boyutları ve son olarak ikinci bölümde milletlerarası unsur içeren banka teminat mektuplarına uygulanacak hukuk ve uluslararası düzenlemeler incelenmiştir.

Banka garantileriBanka hukukuBorçlar hukuku+3
Fikret Çelik
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası hukuk ve İslam hukuku perspektifinden mahremiyet hakkı: Karşılaştırmalı bir çalışma

Mahremiyet hakkı genel anlamıyla: Bireylerin, başkalarıyla kendi hayatıyla ilgili paylaşımlarının ne ölçüde olacağını belirleme hakkına sahip olmasını ifade eder. Günümüzde en sık ihlal edilen haklardan biri, kuşkusuz mahremiyet hakkıdır. Bireyin fiziksel, dijital ve sosyal sınırlarını korumasının güvencesi olan bu hak, teknolojik gelişmelerin hız kazandığı, gözetimin sıradanlaştığı ve bilginin ekonomik değere dönüştüğü bir çağda giderek daha fazla ihlal edilmektedir. Mahremiyet, devletlerin, şirketlerin, medyanın ve diğer bireylerin meraklı bakışları altında giderek daralan bir alana sıkışmış durumdadır. Mahremiyet bir hak olmanın yanında, bireylerin toplumsal yaşam içinde ihtiyaç duydukları bir kavramsal alanı da kapsamaktadır. Bu nedenle mahremiyetin ihlali, bireysel hakların kısıtlanmasının yanında toplumsal bir soruna da yol açmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, mahremiyet kavramının kelime kökeni ve bir hak olarak dönüşümüne değinilmiş, tarihsel süreç içinde mahremiyet hakkının gelişimi irdelenmiştir. İkinci bölümde, uluslararası evrensel ve bölgesel düzenlemeler ile İslam hukuku kaynaklarında mahremiyet hakkının yeri incelenmiştir. Son bölümde ise, mahremiyet hakkının beden, konut ve bilgi gibi alt kategorilerde nasıl ihlal edildiği, yargı ve denetim mekanizmalarının kararlarından örneklerle ele alınmıştır. Çalışmada, her bölüm kendi içinde karşılaştırılarak analiz edilmiştir. Böylece uluslararası hukuk ve İslam hukukunda güncel bir mesele olarak mahremiyet hakkının değeri ve yeri bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmıştır.

Karşılaştırmalı hukukUluslararası hukukİslam hukuku
Eşfanur Aydın
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Ceza Kanunu ile mukayeseli olarak İslam Ceza Hukukunda hırsızlık suçu

Bu çalışmanın konusu, hırsızlık suçunun İslam ve Mer'i Ceza Hukuku kaynaklarındaki yeri ve muhtevasıdır. İslam Ceza Hukukunda örnekleme yönteminin, mer'i ceza hukukunda ise ilkesel yöntemin kullanılması sebebiyle her iki hukuk sistemi karşılaştırılmak suretiyle hırsızlık suçunun yer ve muhtevası tespit edilmeye çalışılmıştır. Tezin amacı ise kısmen ilkesel olmakla birlikte daha çok örneksel bir yöntemle zenginleştirilmiş/geliştirilmiş İslam ceza hukukunda hadd suçları kategorisinde yer alan ve kural olarak hadd cezasına tabi olan hırsızlık suçunun mer'i hukuk sistematiği ile ifade edilmeye çalışılmasıdır. Bu çalışma sırasında İslam hukukunun klasik dönem eserleri ile birlikte son dönem eserleri de, mer'i hukuk eserleri ile birlikte taranmış ve karşılaştırma mer'i hukuk sistematiği içerisinde değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hırsızlık, Hadd, Örnekleme Yöntemi, İlkesellik, Mer'i Hukuk Sistematiği

CezaCeza hukukuHadd cezaları+5
Hasan Çelik
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Ceza Kanunuyla mukayeseli olarak İslam hukukunda suç ve suçun unsurları

İnsanların yaşamını devam ettirebilmesi için temel gereksinimleri bulunmaktadır. Güvenlik ihtiyacı da bu gereksinimlerin içerisinde yer almaktadır. Tarih boyunca insanlar güvenliklerini korumak için çeşitli önlemler almıştır. Zamanın ilerlemesi ve teknolojinin gelişmesi ile suçlara karşı alınan güvenlik önlemleri de farklılıklar göstermiştir. Ayrıca coğrafya ve kültürlere göre suç sayılabilecek ögelerde farklılık göstermektedir. Bu yüzden suça karşı alınan önlemlerde farklı olabilmektedir. İslam hukukunun temelini Kur'an-ı Kerim ve Sünnet oluşturmaktadır. İslam hukukunda Müslümanlar, Kur'an-ı Kerim'i bildiği için işledikleri suçların farkındadır. Hemen her Müslüman birey suç ve suç unsurları hakkında temel seviyede bir bilgiye sahiptir. Bir suç işlenirken, bunun sorumluluğunu ve sonuçlarına katlanmayı göze almaktadır. İslam Hukuku'na göre suç ve suç unsurları İslamiyet'e göre belirlenmiştir. Suç faktörleri Allah'ın günah kıldığı, dünyevi hareket ve eylemlere denilmektedir. Türk Ceza Kanunu ile mukayese edildiğinde İslam Hukuku'nda suç ve suçun unsurları konusunda birçok noktada benzerliklerin bulunduğu, bazı noktalarda ise farklılıkların olduğu görülmektedir Bu çalışmada kavramsal ögelerle birlikte İslam hukuku ve Türk Ceza Kanunu mukayeseli olarak, araştırmalar doğrultusunda açıklanmaya çalışılmıştır.

CezaKarşılaştırmalı hukukSuç+3
Cüneyt Demirci
Siirt University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İslâm Hukukunda dâva vekâleti

İslâm borçlar hukukunda önemli ve geniş bir yere sahip olan vekâlet akdinin türlerinden birisi olan dâva vekâleti, dâvanın taraflarından biri olan müvekkilin mahkeme huzurunda temsil edilmek için verdiği vekâlettir. Günümüzde avukatlık adı altında önemli bir yeri olan bu hukuki işlem, çalışmamızda özellikle vekil ve müvekkil arasındaki iç ilişki vurgulanarak incelenmiştir. Dâva vekâleti hakkında literatürde yer alan bilgiler ışığında hem borçlar hem de usul (yargılama) hukuku konusu olan dava vekâletine dair fıkıh âlimlerinin benimsedikleri prensipler anlaşılmaya çalışılmıştır. Tezde, toplumdaki hukuki ve iktisadi ilişkilerin gelişmesine paralel olarak günümüzde ücretli olarak gerçekleştirilen vekâletin bu türüne dair, İslâm hukukunda da benzer imkanların olduğu ortaya konmuştur. Ayrıca, fıkhın erken dönem kaynaklarından başlayıp, Osmanlı'da Tanzimat'ın ilanı ile başlayan hukuki reformlara kadar dâva vekâletinin hukuki gelişimi tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda Osmanlı hukukunda dâva vekâletine ilişkin günümüzdeki avukatlığa geçiş mahiyetinde önemli adımlar atıldığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler : temsil, husûmet, dâva vekâleti, müvekkil, vekili.

AvukatlıkDava ehliyetiDavaya vekalet ehliyeti+7
Elif Çal
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
DoctorateOpen AccessEN

The contested grounds of human rights in Islam and the West: A comparative study

In this thesis we explore the problem of the contested grounds of human rights in Islam and the West. While we live in an era in which human rights are at the center of our global moral discussions, human rights have been challenged for their bias in Eurocentric ethics and anthropologies. At the same time human rights were secularized in the twentieth century and divorced from their historical theological underpinnings, without being supplanted by any viable philosophical alternative. This has left modern human rights philosophically ungrounded and in need of a theory of justification. The current "crisis of human rights" has instigated new scholarship on the philosophical grounds of human rights, especially in Christian and Jewish ethics. The Islamic legal tradition is notably absent from this debate. Research on Islam and human rights almost exclusively focuses on a "narrative of conflict" and lacks a sustained engagement with classical Islamic law (fiqh) and legal philosophy (uṣūl al-fiqh). Both Orientalists and human rights lawyers have claimed Islam has no conception of human rights and is merely a "duty-based system". This thesis moves beyond the reductionism of legal Orientalism and approaches Islamic law discursively as a legal-philosophical tradition that can make worthwhile contributions to contemporary philosophical debates. Through the frameworks of comparative legal studies and conceptual history (Begriffsgeschichte), this thesis traces premodern human rights discourses in medieval and early modern Islam and the West. In doing so, we explore how human rights were conceptualized, justified and grounded, and how they may speak to our current moral concerns today.

Natural lawNatural lawLaw philosophy+7
Jeroen Vlug
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Medeni hukuk çerçevesinde Bezm-i Alem Vakıfları özelinde mazbut vakıflar

Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Osmanlı Devleti'nden itibaren devam edegelen pek çok mesele gibi vakıflar da çözüm bekleyen ve iktibas üzerine kurulu yeni hukuk sistemine uyarlanması gereken bir kurum olmuştur. Kanun Koyucu, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile yeni vakıf - eski vakıf şeklinde bir ayrım benimsemiştir. Buna göre 743 sayılı Kanun'dan sonra kurulacak yeni vakıflara ilişkin ayrı bir rejim belirlenmiş; Osmanlı döneminde kurulup varlığı devam eden eski vakıflar için ise farklı düzenlemelere yer verilmiştir. Eski vakıflar içerisindeki en büyük grup olan ve Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından idare ve temsil edilen mazbut vakıflar, Türk hukukunda yaşanan geçiş sürecinden en çok etkilenen kurumlardan biri olmuştur. Zaman içerisinde devletin müdahalesiyle pek çok mazbut vakıf tasfiye edilmiş; vakıflara ait mallar, vakıf hukuku prensiplerine aykırı şekilde devletleştirilmiş ve elden çıkarılmıştır. Bütün bunlara rağmen mazbut vakıfların hala mevcudiyetini sürdürmesi ve mahkeme kararlarına konu olması, mazbut vakıflar konusunda bütüncül, kapsamlı ve mukayeseli bir çalışmayı gerektirmektedir. Nitekim bir mazbut vakıf olan Bezm-i Âlem Vakfı'nın, Bezm-i Âlem Vakıf Üniversitesi ve Bezm-i Âlem Vakıf Hastanesi gibi iki büyük müessesenin kurucusu olduğu düşünüldüğünde; mazbut vakıfların idaresinin ve mal rejiminin önemi anlaşılabilmektedir. Bu çerçevede tezimizde, mazbut vakıflara ilişkin tarihi süreç ve mevcut hukuki düzenlemeler, Bezm-i Âlem Vakfı özelinde değerlendirilmiştir.

Bezm-i Alem VakfıKarşılaştırmalı hukukMedeni hukuk+3
Meryem Solmaz Bilici
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mecelle'deki külli kâidelerin Türk hukukuyla mukayeseli incelemesi

Bu çalışmada, Mecelle'nin ilk 100 maddesi, mer'i Türk hukuku ile mukayeseli olarak ele alınmaktadır. Bu maddeler ışığında İslam hukuku ile mer'i Türk hukukunun benzer ve farklı yönlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu tezde Mecelle'nin ilk 100 maddesinde, Ebû Saîd el-Hâdimî'nin (v. 1176/1762) Mecâmiu'l-hakâik adlı eserinden yararlandığı, Hâdimî'nin ise İbn Nüceym'in (v. 970/1563) el-Eşbâh ve'n-nezâir eserinden faydalandığı ve bazı eklemeler yaptığı belirlenmiştir. Bu kâidelerden bazıları Mecelle'ye aktarılırken kanun kitabına uygun olması açısından ya değiştirilmiş ya da kısaltılmıştır. Mecelle, Hanefî hukukuna dayanılarak hazırlanmış olsa da bu kâidelerin farklı hukuk sistemleri tarafından uygulanabilir oldukları görülmüştür. Tezde, 100 kâidenin %90 oranında mer'i Türk hukukunda uygulama alanı bulduğu belirlendi. Geriye kalan %10 kısmında ise farklılıklar tespit edildi. Zarûret ve ihtiyacın dikkate alınması, örfün hukukun kaynağı olması, şüpheden sanığın yararlanması ilkesi gibi bazı durumların hem İslam hukuku hem de mer'i Türk hukukunda benimsendiğine dikkat çekildi. Muhakeme hukukunda ise iki hukuk sisteminin farklı yaklaşımları benimsediği görüldü. Yargılamada İslam hukuku şahitlik sistemini temel olarak benimserken mer'i Türk hukuku ceza yargılamasında buna takdiri deliller arasında yer vermiştir. Bu çalışma, hukuk sistemlerinin farklı bakış tarzları olsa da temelde birbirine benzer yanlarının da olduğunu göstermiştir. Anahtar kelimeler: İslam Hukuku, Mecelle, Türk hukuku, Kâide

Karşılaştırmalı hukukİslam hukuku
Esma Bilal
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessAR

المقارنة بين الفقه الاسلامي والقوانين الوضعية في الجرائم وحججها القضائية

Our research was restricted to "Comparing Islamic jurisprudence (Fiqh) with positive laws on the side, crimes, judicial arguments and other matters", where we mentioned the situation of the former nations. In the legislation of heaven, the positive law of beliefs and judgment, the positivist laws of Sumerians and Babylonians, the Assyrians, the Romans, the ancient Egyptians, the pre-Islamic era and the historical development, the principles of Islamic jurisprudence and its evolution. We then have moved on to mention sources of Islamic jurisprudence and positivist law and we have started with sources of jurisprudence (Fiqh). There are two sources, and we have focused on the basic sources, namely, the (Qur'an), and the origin of the sources. And the second source: ( Sunah) and its four law delete Quran by (Sunah) .then have moved to third & fourth: (consensus) and (measurement) and then stated in the sources of positive law in the legislation, and principles of law and positive law and the rules of justice. Ten comparisons among them. Then we have moved to third Section. Mention the concept of crimes in the Shariah: (Islamic Law) and law, and we have defined the crime and its Sections, starting from the crimes of the boundary, its types, the basically in the Shariah and Law. And we took the crimes to say the Maalikis that it is seven and the same for all of the words, so we talked about the crime of adultery, evidence of its provenance and punishment in Sharia and law, comparison between them, and then the crime of libel, drinking Alcohol crime, theft, the crime of banditry and the crime of apostasy, And the crime of tyranny, all with the doctrinal doctrine of the laws of the situation and comparison between each part of the particles. second in the crimes of retribution and religion, we know the killings and formulas contained in the books of jurists as a whole and divided the killing into three sections of the laws of the status of each section and then compared originally alternative penalties and subject to succession and guardianship and the sequence of laws for each section. The third rank in the crimes of Discipline is known Discipline and legitimacy and sections and the Imam or a ruler can create and criminalize and prepare some of the penalties not stipulated. Then we have moved to the fourth chapter in the means of proof in the Islamic jurisprudence and positive law, they are varied and varied, starting with the recognition and knowledge and conditions and its pillars and ruling all this in the law and law and a comparison between them. Then we listed the testimony, the denial, the right of return, the writing, the evidence, the censure, the inspection, the experience and all that with reference to the legal formulas, if found with the comparison between them. Then we have specified the fifth chapter to the rule of the absent in the Islamic jurisprudence and positive law, so we knew the absent, and determine the distance of absence, and judgment on the absent. In the rights of God and the rights of slaves, and then judged in the law status Finally, the conclusion has been included in the most important findings and recommendations.

Najıb Muhsın Shakır Shakır
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessAR

The provisions Of the missing in Islamic Law (Comparative with Iraq)

Undoubtedly, the situation with respect to the life of the person before the law; It is divided into three parts: the exact one who lives, the exact one who dies, and the missing / weird / lost, that is, whether he is alive or not. Our research focuses on the legal situation of the human being in the third situation, for which there is no clear information about his life or death. In the legal literature, this is called missing. The situation of the missing person is of paramount importance in positive laws, including the Iraqi constitution. However, before all this, Islamic law emphasized this issue and emphasized its importance. The missing person; The fact that they describe them as unidentified people, whether they are alive or not, shows the importance given to sectarian imams. Inspired by this definition, the Iraqi constitution has described the missing person as absent a missing person whose survival is unknown. In fact, the Iraqi constitution has taken many of its provisions from Islamic law. Our research has addressed the issue in terms of Islamic law and the Iraqi constitution. In Islamic law and the Iraqi constitution, the provisions concerning the missing person were stated and preferred among the views of the four Sunni sects and the Shi'a imamiyya sect. In addition, provisions concerning both the missing person and his family and property were determined. In this study, the conflicts of the sect imams concerning the missing persons were examined. Because this issue is more important especially due to the frequent incidents of loss. Our study; The preface consists of an introduction and two main sections. In the preamble; the subject, importance, objectives, previous studies and method of the research are discussed. In the introduction section; The dictionary and term meanings of the concept of "disappeared" are discussed and the difference between this concept and the concepts of "captive" and "weird" is mentioned. In addition, it was stated that the loss was divided into two parts, one of which was considered to be the apparent salvation of the disappeared and the other was considered to be destroyed, but both cases resulted in the emergence or death of the disappeared. In the first chapter: The provisions of the missing person in Islamic law and the Iraqi constitution are discussed. According to Islamic law, a person is considered "lost an from the moment the news of the disappearance is presented to the court, which affects the driver's license and causes him to be considered a kişi restricted person.. The Iraqi constitution also complied with Islamic law. the judge shall set a deadline for the disappeared person to be considered dead and, if not present, shall rule on his or her death. There is controversy among sect imams about how long this period should be. Some are based on the average life expectancy, some have limited this period to a few years, while others have left the decision on the judge's initiative. Our research; the opinion which gives the decision of the judge to the initiative of the judge was preferred. In the Iraqi constitution; if the disappeared person is normally lost, a waiting period of four years is determined. In addition, provisions relating to the disappeared person's spouse are discussed in this section. Because in marriage, the person's life or death of his wife must wait for a while until the final judgment. However, there is disagreement among the denominations regarding this period and each denomination has a waiting period according to the situation of the loss. The Iraqi constitution complied with the Hanbali sect. All denominations agree that the spouse has the right to child support during the waiting period. The Iraqi constitution has adopted the opinion of sects on this issue. However, in the absence of child support, the imams disputed whether or not the woman had the authority to divorce her missing husband. In this case, Hanafi and Imamiyya sects do not give women the right to divorce, while Malik and Hanbali sects gave this right to women. The Iraqi constitution also granted this right to women. There is disagreement among sects about whether a woman has the right to divorce her missing husband because of her need for marriage. While the Shafi'i, Hanafi and Imamiyya sects did not give this right to women, the Malik and Hanbali sects gave him this right. The Iraqi constitution did not provide a clear view on this issue. Since the whereabouts of the missing person is not known, there are different opinions among the denominations as to whether the spouse has the right to divorce. According to Hanafi, Shafi'i and Imamiyya sects women do not have this right. However, according to the sects of Malik and Hanbali he has this right. The Iraqi constitution, on the other hand, complied with the Shafi'i, Maliki and Imamiyya sects and decided that the woman did not have the right to divorce her missing husband. After the death sentence is issued for the missing husband, his wife must expect violence just like the woman whose husband died. There is a consensus between Islamic law and the Iraqi constitution. Provisions concerning other relatives of the missing person are also discussed in this section. There is no controversy between Islamic law and the Iraqi constitution as to the need to pay child support from the property of the missing person. In addition, the missing person loses all of his powers as long as he is lost because his license is limited. In this section, the provisions concerning the property of the missing person is also mentioned. Issues such as how the attorney appointed before the disappearance or the attorney appointed by the judge after the disappearance should save on the property of the disappeared person, the will and legacy of the missing person were also discussed. In the second part: the provisions concerning the occurrence of the disappeared after the sentence of death have been emphasized. Because in this case, all the provisions given to him are considered to be dead and all his legal rights are returned to him. Because precise information removes the provisions on suspicion. In this case, she still has the right to demand the return of her spouse, provided that she does not marry another person or is married but has no sexual relations. However, if the new husband has sexual intercourse with the woman, provided that he is unaware of the disappearance of the disappeared person, the right of the ex-husband to request the return of his wife falls. There is no controversy among sect scholars in this regard. However, the Iraqi constitution granted the new husband the right to disappear and not return husband. The missing person has the right to reclaim his property when he returns. All goods are returned to him except the goods that are spent or wasted after being given to the heirs. The situation of the goods expended caused a conflict among the sects. However, the Iraqi constitution ruled that all goods, except those consumed for alimony, be returned. To know what happened in the Iraqi courts; Some examples and judicial decisions related to the missing person, family, property and return are mentioned at the end of the chapter. In the conclusion part, the most important points reached in the research are mentioned.

Alı Anwer Ismael
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessAR

Satisfaction in electronic trade deals

The Internet is one of the most important innovations of the human mind in the field of informatics since the end last century, it removed the geographical boundaries between countries and helped transform the world into a small village. The Internet, like other inventions, and the means of communication did not come at once, but evolved from the military objective during the Cold War, until it reached use for civilian purposes, and then became used in trade, and the deal of electronic contracts. An electronic contract can be defined as an agreement in which positive acceptance of an open international telecommunications network converges by audiovisual means that create an interaction between the positive and the midwife. These means are not limited to the Internet and its various services, but include other electronic means of communication such as fax, telex, fax mail and telephone. The means by which the electronic contract takes place are among the most important characteristics that distinguish it from the oldish contract. Considering that this contract belongs to a group of telecommunical contracts held by electronic means without physical presence of the parties, their verification and fulfillment are done in special ways different from the oldish contract. And e-commerce was not previously known in Islamic jurisprudence, as it is a modern term began circulating in the late twentieth century, and economists defined by several definitions, and we chose in this definition as the definition of the chosen: "swap money for goods on the face of modern electronic means." The legitimacy of the electronic commercial contract and adaptation in Islamic jurisprudence show that the conditions considered in consensual commercial contracts and the rules of evidence in them and the possibility of commitment to deliver, which achieves freedom of contract and facilitation and assistance in this important area, and Islamic law has promised the possibility of writing a means of satisfaction in the contract. Making satisfaction in the contracts in general and the commercial contract in particular one of the most important characteristics of dealing between people, and contemporary jurisprudential research has authorized the legitimacy of the conclusion of the contract through the use of modern techniques, extrapolated from the Quran and the Sunnah, in the interest achieved. And to facilitate the dealers in the areas of trade in addition to taking the principle of positive and acceptance in contracts. The electronic contract is held by mutual consent and the existence of mutual consent depends on the convergence of the expression of two identical wills by a positive contract and acceptance of this affirmation by one of the methods of expression. Especially to express the will via the Internet in the electronic contract is the expression through e-mail and via the Web (Web) as well as through live chat with the viewer, and can use electronic data messages to express the will through these images in addition To some other way organized by general rules. E-positively differs in essence from the traditional positive only in the means used to express it, and the importance of distinguishing between the positive and the call to negotiate in determining whether it is possible to reverse the positive, since the association of the positive acceptance leads to the contract and the positive can not In the case of a call for negotiation, the advertiser has the right to revoke his advertisement even if it is accompanied by an acceptance, and there are conditions for the electronic affirmation, including that it must be clarified and directed to a specific person or persons and must be clear and specific enough. The general rules apply to e-affirmation as well as to e-acceptance in its regulation. There are special methods of e-acceptance that are consistent with the nature of online contracts. Including the technique of remote download and pressure on the icon for acceptance by filling the space provided in one of the expressions that express acceptance. Acceptance may be expressed explicitly or implicitly, and silence is considered admissible only in exceptional cases and this imposition is difficult to apply to contracts concluded over the Internet. The real council is the council in which the two contractors meet in one place and are in direct contact so that they hear each other directly without concern. The council in which a contractor is not present, and this is often the electronic contract board. Electronic payment means the payment of the sale price, service or information electronically through an open international network, the Internet. Thus, electronic payment is in accordance with the privacy of e-commerce and the requirements of theft therein: Bank cards (plastic card): Plastic and magnetic cards issued by banks to their customers to deal with them instead of carrying money. Electronic transfer: This method is the work of transferring a certain amount of the debtor account to the account of the creditor, and is responsible for the process, which is based on the management of the payment process, it may be a bank or a private body established for this purpose. Electronic banking Application: are traded through several forms, the most important of which are: telephone banking, electronic clearing services, banking and Internet banking. new electronic Application: It is images to meet and deal via the Internet, the most important system is the first virtual clutch, which is known as the clutch, and electronic Cheques, which is known as: Net checks. Key words: Islamic Law, Law, Provision, Opinions. Quantity: 141. Thesis Supervisor: Associate Professor. Mehmet Selim ASLAN

Idrees Ahmed Sulaıman Sulaıman
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İslâm ceza hukuku ile Türk Ceza Hukuku arasında bir mukayese (Had cezaları özelinde)

Cezalar bazı toplumlarda ilahî kanunlarla, bazı toplumlarda ise beşerî kanunlarla düzenlenmiştir. Tezimizde ilahî kökenli İslâm ceza hukuku ile beşerî kökenli Türk ceza hukuku mukayese edilmiştir. Çalışmamız, üç tür mukayeseyi konu edinmiştir. Çalışmamızda her iki hukukun aslî-tali kaynakları mukayese edilmiştir. Çalışmamızda her iki hukuktaki suç-ceza kavramları incelenmiş, inceleme sonucunda ittifak edilen ve ihtilaf edilen noktalar belirlenmiştir. Son olarak tezimizde had cezaları İslâm ceza hukuku ile Türk ceza hukuku açısından incelenmiştir. Çalışmamızda izlenen yöntem şu şekildedir: Çalışmamızın tüm bölümlerinde öncelikle kavramların sözlük ve terim anlamları verilmiştir. Birinci ve ikinci bölümde konuların ve kavramların tanımları verilmiş, İslâm ceza ile Türk ceza hukukundaki yeri belirlenmek sureti ile mukayese yoluna gidilmiştir. Üçüncü bölümde ise her bir had ile ilişkili kavramların tanımları verilmiştir, her bir had cezasının dayandığı deliller açıklanmıştır. Haddin unsurları ve haddin cezaları mezheplerin görüşleri ışığında incelenmiştir. Hadler ile alakalı kavramların Türk ceza hukukundaki karşılıkları tespit edilmiştir. İki hukuk kıyaslanmak sureti ile ittifak ve ihtilaf edilen noktalar tespit edilmiş ve değerlendirmelerde bulunulmuştur. Çalışma yapılırken İslâm hukuku ile ilgili klasik eserlerden istifade edilmiş, kimi zaman tez ve makalelere müracaat edilmiş, kimi zaman günümüz araştırmacılarının kaynaklarına başvurmak sureti ile İslâm hukukunun meselelere bakış açısı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Türk ceza hukuku ile ilgili olarak Anayasa, Türk Ceza Kanunu, Medeni Kanun gibi konu ile alakalı kanunlardan ve ceza hukukçularının kitaplarından, konuyla ilgili tezlerden, bilimsel makalelerden istifade etmek sureti ile Türk ceza hukukunun konu ile alakalı görüşü aktarılmıştır. Daha sonra her iki hukuk birbiri ile kıyaslanmıştır. Bu kıyaslama sonucunda; İslâm ceza hukukundaki hükümlerin Türk ceza hukukundaki hükümlere nazaran daha âdil, geniş görüşlü ve daha caydırıcı olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelime: İslâm Ceza Hukuku, Türk Ceza Hukuku, Had, Suç, Ceza.

CezaCeza hukukuHadd cezaları+6
Mehmet Abdullah Ensari
Şırnak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kripto varlıkların Mukayeseli Hukuk açısından incelenmesi ve incelemelerin Türk hukukuna uygulanabilirliği

Kripto varlıklar, yüksek volatiliteye sahip olması, merkezi denetime tabi olmaması, likidite garantisinin bulunmaması ve siber saldırılara açık olması özellikleri nedeniyle riskli varlıklar olarak değerlendirilmektedir. Son yıllarda kullanımı git gide artan Bitcoin kripto varlığı, farklı kripto varlıkların geliştirilmesinde başlangıç noktası olmuştur. Kripto varlık çeşitliliği arttıkça, sermaye piyasası hukukunda düzenlenen kitle fonlamasına öğretide sıkça benzetilen ICO faaliyeti de yükselişe geçmiştir. Kripto varlık çeşitliliğinin artmasına ve bu varlıkların dünyadaki yaygın kullanımlarına rağmen hukuki mahiyetlerinin ne olduğu noktasında ise görüş birliği bulunmamaktadır. Dolayısıyla kripto varlıkların hukuki mahiyetlerinin belirlenmesi, kripto varlıklara ve ICO'lara ilişkin dünyadaki regülasyon düzenlemelerinin tespit edilmesi çalışmamızın odak noktasını oluşturmaktadır.

Halka açılmaKarşılaştırmalı hukukTürk hukuku
İrem Akıncı
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Karşılaştırmalı hukuk düzenlemeleri ışığında internet üzerinden gerçekleştirilen dezenformasyon fiillerinin ceza hukuku açısından değerlendirilmesi

Aslında uzun bir geçmişi olan dezenformasyon, yeni medya teknolojilerinin etkisiyle günümüzün bilgi toplumları açısında asli tehlikelerden birisi haline gelmiştir. Bu tehlike, en çok internet üzerinden yayılan sahte haberler olarak tezahür etmektedir. Hal böyle olunca dünyada çevrimiçi dezenformasyona karşı ceza hükümleri ihdas etme eğilimi belirmiştir. Bu konuda Almanya, dezenformasyonun siyasi hayattaki kişiler üzerinden demokratik topluma zarar vermesini ve sosyal ağları düzenlenmesi yönünden örnek teşkil etmektedir. Singapur ise idarenin dezenformasyona doğrudan müdahalesine örnek oluşturmaktadır. Rusya ise kabahat düzeyinde düzenlemeler yaparken özel konularda suç tanımlaması yönünden bir başka örnek sunmaktadır. Türk hukukunda ise halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, savaşta yalan haber yayma, fiyatları etkileme, bilgi esaslı piyasa dolandırıcılığı, banka itibarını zedeleme ve haksız rekabet suçlarının çevrimiçi dezenformasyona karşı uygulanmaları mümkünse de bunların tadil edilmeleri isabetli olacaktır.

Ceza hukukuDezenformasyonKarşılaştırmalı hukuk+4
Berke Celil Aktaş
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Roma Usul Hukuku'nda lıtıs contestatıo ve Türk Medeni Usul Hukuku'ndaki ön inceleme aşamasına etkileri

Litis contestatio, temel niteliği gereği iki aşamalı bir usulden oluşan Özel Yargılama Sistemi'ndeki yargılamayı kendi içinde in iure ve apud iudicem aşaması olmak üzere iki farklı aşamaya bölen, bu itibarla yargılamanın ağırlık merkezini oluşturan ve modern anlamda davanın ve tahkikatın başlaması için yapılması zorunlu olan hukuki bir işlemdir. Legis actiones yargılamasındaki niteliği, apud iudicem aşamasında kanıt olarak kullanılması için in iure aşamasında söylenen sözlerin ve yapılan eylemlerin tanıklar önünde tespiti olan litis contestatio, formula yargılaması döneminde ise taraflar arasında yapılan yargısal bir anlaşma niteliği kazanarak hüküm ve sonuçları uyarınca, davanın hakem tarafından görülmesine dair taraflar arasında praetor huzurunda yapılan yargısal bir anlaşma olarak hüküm sürmüştür. Formula yargılamasının sona ermesi ile iki aşamalı yargılama usulü yerine tek aşamadan oluşan Sistem Dışı Yargılama usulünün genel yargılama usulü olarak kabul edilmesi üzerine, hüküm ve özelliklerini kaybeden litis contestatio işlemi, sadece bir an niteliği halini almıştır. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK'nın beş aşamalı ilk derece yargılama sistemi ile hukuk sistemimize kazandırılan en önemli hukuki kurumlardan birisi kabul edilen ön inceleme aşaması veya kurumu yargılamanın bağımsız aşaması olarak HMK m. 137-142 ila m. 320 hükümlerinde düzenlenmektedir. Ön inceleme aşaması, tahkikat aşamasına geçmeden önce hazırlık yapmak suretiyle tahkikat aşamasının planlı ve düzenli olarak yürütülmesi, yargılamanın olabildiğince hızlı ve kısa sürede tamamlanması ve tarafların serbestçe bir şekilde tasarruf edilebildikleri davalarda sulhe veya arabuluculuğa teşvik edilmesi suretiyle uyuşmazlığın yargı kararı olmadan taraflar arasında dostane bir şekilde çözümlenmesini amaçlanmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, Roma Usul Hukuku hakkında genel ve öz bilgiler verilerek usul hukukunun tarihi gelişimine değinilmiştir. Bu bölümde Roma Usul Hukuku'nun temeli olarak kabul edilebilecek actio-ius kavramları arasındaki ilişki ile praetor'luk makamının yargısal nitelikleri üzerinde durulmuştur. Ardından usul hukukunun Yargılama Sistemi'ne uzanan gelişim süreci incelenmiştir. İkinci bölümde, litis contestatio işlemi terminoloji, kavram ve görüşler bakımından incelendikten sonra litis contestatio işleminin yargılamadaki konumu, yargılama usullerinin temel özellikleri ile birlikte ayrıntılı olarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde, litis contestatio'nun formula yargılaması özelindeki hüküm ve sonuçlarının incelenmesi ile birtakım benzer kurumlarla karşılaştırması yapılmıştır. Dördüncü bölümde, ön inceleme aşamasını HMK sistematiği doğrultusunda ayrıntılı olarak incelenmiştir. Beşinci ve son bölümde ise litis contestatio ile ön inceleme aşaması karşılıklı olarak değerlendirilmiştir.

Karşılaştırmalı hukukMedeni usul hukukuMedeni yargılama hukuku+4
Ömerhan Koca
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İslam hukuk çevresinde vasiyetnamenin Türk hukukuyla karşılaştırılması

4721 sayılı Türk Medeni Kanun. m. 539-541 arasında düzenlenen ve şekli anlamda bir ölüme bağlı tasarruf türü olan sözlü vasiyetname; el yazılı ve sözlü vasiyetname düzenlenmesine engel, olağanüstü durumlar içinde olan miras bırakanın başvurabileceği bir yoldur. Ölüme bağlı tasarruf, kişinin ölümünden sonra malvarlığına ne olacağını belirlemesine olanak veren bir hukuki işlem türüdür. Sözlü vasiyetnameyi el yazılı ve resmi vasiyetname şekillerinden ayıran en önemli özellik, bu türe sadece her iki türde de vasiyetname yapma imkanından mahrum olan kişilerin başvurabilecek olmasıdır. Sözlü vasiyetnamenin bu özelliği bile tek başına onun önemini açıklar mahiyettedir. Çünkü Kanun koyucu bu yolla son anlarını yaşayan kişiye, olağanüstü şartlar altında da olsa terekesinin kaderini belirleme imkanı vermekte ve onun arzularına verdiği değeri göstermektedir. Çalışmada, vasiyetin anlamı, çeşitleri ve geçerli bir vasiyet olması için, vasiyetin tarafları şekli üzerinde durulmuş Türk medeni hukuk ve İslam hukuku çerçevesinde karşılaştırılmıştır. çalışma sonucunda medeni kanun ile İslam hukukunda vasiyet konusunun da yer yer paralellik gösteren durumların olduğu sonucuna varılmıştır.

Karşılaştırmalı hukukSözlü vasiyetnameTürk Medeni Kanunu+4
Jamal Ibrahım Khamees
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İslam boşanma hükümlerinin yahudilik, Hristiyanlık ve Hinduizm ile mukayesesi

Boşanma, evliliğin yasal sorumluluklarının iptali veya yeniden düzenlenmesi, ülke veya dinin hukuk sistemi çerçevesinde karı koca arasındaki evlilik bağlarının kesilmesidir. Kısaca boşanma, evlilik ilişkisini sona erdirme sürecidir. Dünyanın çoğu dininde boşanmayla ilgili yasalar vardır. İslam'da boşanmaya izin verilir ve çeşitli biçimler alabilmektedir; bazıları koca (Talak), bazıları karısı (Hul') ve bazıları da mahkeme (Tefrik) tarafından başlatılmaktadır. Yahudilikte, Tevrat'a göre, sadece kadının zina etmesi nedeniyle boşama caizdir. Ancak Halahah (modern Yahudi hukuku), zinanın yanı sıra zülm etmek, terk etmek gibi belirli koşullar altında boşanmaya izin vermektedir. Yahudilikte, kocanın karısına mahkeme tarafından hazırlanan bir boşanma belgesi (Get) vermesiyle boşanma gerçekleşmektedir. Hıristiyanlıkta boşanmaya farklı bir şekilde bakılmaktadır. Katolik kilisesi boşanma yerine evliliğin feshi (iptal) ve fiziksel ayrılığa izin verirken, Ortodoks ve Protestan kiliseleri zina, irtidat, yasadışı evlilik gibi belirli koşullar altında boşanmaya izin vermektedir. Hinduizm bu dinlerden farklıdır. Dini metinlere göre evlilik, Hinduizm'de kutsal bir ayin olduğundan, bu bağ bir kez kabul edildikten sonra her iki tarafça da hayatları boyunca sürdürülmelidir. Bu nedenle, Hindu kutsal metinlerinde diğer dinler gibi boşanma için özel bir hüküm bulunmamaktadır. Bununla birlikte, 1955'ten önce kastlar arasında bazı boşanma biçimleri bulunabilmektedir. Nitekim, 1955 yılında Hindu Evlilik Yasası'nın (Hindu Marriage Act, 1955) onaylanmasından sonra, Hinduizm'de belirli sebep ve koşullar altında boşanmaya izin verilmektedir. Bu araştırma, İslam'daki boşanma hukuku ile Yahudilik, Hristiyanlık ve Hinduizm'deki boşanma hukuklarını karşılaştırmalı bir çalışma ile ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda, çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde İslam'da boşamaya ilişkin hükümler ele alınmıştır. İkinci bölüm, Yahudilik, Hristiyanlık ve Hinduizmdeki boşanma hukuklarını incelemektedir. Üçüncü ve son bölüm, bu dört dinin boşanmayla ilgili hukuklarının karşılaştırmalı bir tartışmasını sunmaktadır.

BoşanmaHinduizmHindular+7
Abu Tayub Md Nazmussakıb Bhuyan
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa ürün sorumluluğu direktifi ile karşılaştırmalı olarak 7223 sayılı ürün güvenliği teknik düzenlemeler kanunu uyarınca ürün sorumluluğu

Ürün sorumluluğu, piyasaya sürülmüş olan ayıplı bir ürünün sebep olduğu kişilere ve eşyalara gelen zararlardan, ürünün üreticisinin veya üretici gibi sorumlu olan kişilerin tazminat sorumluluğunu ifade etmektedir. Günümüz sorumluluk hukukundaki hâkim anlayışa göre ürün sorumluluğu, kusurdan bağımsız akit dışı bir sorumluluktur. Ürün sorumluluğu, ilk olarak Amerika Birleşik Devletleri hukukunda ortaya çıkmıştır. Daha sonra Amerika Birleşik Devletleri hukukundan etkilenen Avrupa Topluluğu tarafından 85/374 sayılı Direktif ile Avrupa hukukunda da pozitif düzenleme altına alınmıştır. Türk hukuku açısından ürün sorumluluğu geçmişten günümüze problemli hukuki düzenlemelere konu olmuştur. Kanunkoyucu Avrupa'daki gelişmeleri takiben ve Avrupa Birliği'ne üyelik başvuru süreci ile birlikte hukukun uyumlaştırılması ve tüketicilerin etkin şekilde korunması için 4077 sayılı mülga Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna yaptığı bir ekleme ile hukukumuzda ilk kez ürün sorumluluğunu düzenlemiştir. İlgili düzenlemeler hukukumuz açısından amaçlarına ulaşamamış ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile yürürlükten kaldırılmış, böylece Türk hukukunda ürün sorumluluğu açısından bir boşluk meydana gelmiştir. 7223 sayılı Ürün Güvenliği Teknik Düzenlemeler Kanunu 6. maddesi ile üreticinin, uygunsuz ürünler nedeniyle kusursuz sorumluluğunu düzenleyerek bu boşluğu ortadan kaldırmıştır. Ne var ki ilgili düzenleme kamu hukukuna ilişkin ürün güvenliği ile özel hukuka ilişkin ürün sorumluluğunu bir arada düzenleyerek bir takım sorunlara neden olmuştur. Çalışmamız kapsamında ilgili kanun ile düzenlenen ürün sorumluluğu tazminatı Avrupa hukuku ile karşılaştırmalı bir perspektif ile incelenmiştir.

Amerikan hukukuAvrupa BirliğiAvrupa Birliği hukuku+5
Doğukan Arık
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk hukukuyla karşılaştırmalı olarak KKTC hukuku'nda destekten yoksun kalma tazminatı

Kişinin ölümünün ardından hayattayken fiilen destek olduğu ya da ölmeseydi ileride kuvvetle muhtemel destek olacağı kişilerin zarar verenden tazminat talepleri gündeme gelir. Destekten yoksun kalma tazminatı adı verilen bu maddi tazminatın şartları ve kimler tarafından talep edilebileceği her ülkenin hukuk sistemine göre değişir. Uzun yıllar boyunca İngilizlerin egemenliğinde kalan Kıbrıs adasının hukuk sistemi, yasal mevzuatı ve yargı örgütü İngiliz Hukuku'nun etkisinde kalmıştır. Bu sebeple, adada hala Anglo-sakson hukuk sisteminin etkileri sürmektedir. Destekten yoksun kalma tazminatı İngiliz döneminde yürürlüğe giren Haksız Fiiller Yasası'nda (HFY) düzenlenmiş, İngiliz Hukuku'nda kabul edilen esas aynen benimsenmiştir. Bu sebeple, destekten yoksun kalan kişiler kanun koyucu tarafından sınırlı olarak sayılmıştır. Türk Hukuku'nda ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu İsviçre'den iktibas edilmiştir. Bu sebeple, İsviçre Hukuku'nda olduğu gibi destekten yoksun kalma tazminatı destek ile destek gören arasındaki fiili ilişkiye dayandırılmıştır. KKTC ve Türk Hukuku'nda kural doğrudan zararların tazmin edilmesidir. Ancak her iki hukuk düzeninde de kanun koyucu HFY m. 58 ve TBK m. 53/b.3 hükümleriyle bir istisna getirmiş, üçüncü kişilerin zararlarının destekten yoksun kalma tazminatı kapsamında tazmin edilmesine imkân tanımıştır. Anahtar Kelimeler: Destek, Destekten Yoksun Kalma, Yansıma Zarar, Tazminat, Maddi Zarar

Destekten yoksun kalma tazminatıKarşılaştırmalı hukukKuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti+4
Eda Gülsüm Karasaç
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Blokzincir üzerinden kurulan akıllı sözleşmelere uygulanacak hukuk

Blokzincir teknolojisi ve blokzincir üzerinden kurulan akıllı sözleşmeler, aracıları ortadan kaldırarak şeffaf, güvenilir, hızlı ve daha düşük masraflı şekilde işlem yapılmasını sağladığından milletlerarası ticaretin farklı birçok sektöründe sıkça kullanılmaya başlanmıştır. Milletlerarası ticaret açısından daha çok kimlik tespitini kolaylaştıran özel izinli blokzincir platformları tercih edilse de kullanıcıların anonim işlem yapabildikleri ve kimlik tespitlerinin neredeyse mümkün olmayabileceği açık izinsiz blokzincirlerde de milletlerarası nitelikli ticari veya ticari olmayan sözleşme kurulması mümkündür. Dolayısıyla, olası bir uyuşmazlıkta blokzincir üzerinden kurulan milletlerarası nitelikli akıllı sözleşmelere uygulanacak hukukun tespiti, özellikle açık izinsiz blokzincir platformları üzerinden kurulan akıllı sözleşmeler bakımından oldukça önem arz etmektedir. Bu tezde, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'da düzenlenen bağlama noktalarının açık izinsiz blokzincir platformlarında kurulan akıllı sözleşmelere uygulanıp uygulanamayacağı sorusuna cevap aranmıştır. Konu ele alınırken özellikle milletlerarası ticari sözleşmeler bakımından değerlendirme yapılmış; kanunda özel olarak düzenlenen sözleşmelere ilişkin bağlama noktaları ise farklılaştıkları noktalarda ele alınmıştır. Bunu yaparken, karşılaştırmalı hukuktan da faydalanarak çözüm ve önermelerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Blokzincir, akıllı sözleşmeler, milletlerarası özel hukuk, kanunlar ihtilafı kuralları, bağlama noktası, uygulanacak hukuk

Akıllı sözleşmelerBlok zinciri sistemiKanunlar ihtilafı+4
Ece Çetin
MEF University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Hukukunda ve Karşılaştırmalı Hukukta kadının soyadı

1923 yılında Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasının ardından, 1926'da İsviçre Medeni Kanunu temel alınarak yeni bir Medeni Kanun hazırlanmıştır. Bu kanun, o günün koşullarında kadın erkek eşitliğini sağlama konusunda büyük bir reform olmuştur. Ancak zaman ilerledikçe bu kanundaki düzenlemelerin yetersiz hale gelmesi sonucunda, eşitlik ilkesi doğrultusunda yeni düzenlemeler içeren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girmiştir. Bu kanunla genel olarak kadın-erkek eşitliği sağlanmıştır. Ancak kadının evlilik soyadı konusunda eşitsizlik devam etmektedir. Mevcut düzenlemelere göre, kadın evlenmekle kocasının soyadını alır. Ancak isteği halinde kendi soyadını kocasının soyadı önünde kullanabilir. Bu durumun eşler arasında eşitsizlik oluşturduğu çeşitli ulusal ve uluslararası mahkeme kararlarıyla da tespit edilmiştir. Evlilik soyadı konusunda dünya genelinde farklı sistemler benimsenmiştir. Kimi ülkelerde evlilikte soyadı değiştirmek zorunluyken, kimi ülkeler bu konuda eşleri serbest bırakmış, bazı ülkelerde ise evlilik soyadı değiştirmek için geçerli bir neden kabul edilmemiştir. Bu çalışma, Türkiye'deki mevcut durum incelenmekte ve eşitlik ilkesi bağlamında değerlendirilmektedir. Çeşitli ülkelerde evlilik soyadı konusundaki düzenlemelere değinilmekte ve olması gereken hukuk bakımından bir sonuca ulaşılmaktadır.

Evli kadınlarEvlilikKadınlar+3
Burcu Bahar Çataloğlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk İş Hukuku ve Mukayeseli Hukukta sendika yöneticiliği

DOKTORA TEZ OZU TÜRK İŞ HUKUKU VE MUKAYESELİ HUKUKTA SENDİKA YÖNETİCİLİĞİ Dilek BAYBORA Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kasım 1999 Danışman: Prof. Dr. Nüvit GEREK Birden çok kişinin var olmasıyla ortaya çıkan yönetim faaliyeti kâr amaçlı olsun ya da olmasın bütün organizasyonlarda söz konusudur. Yöneticiler organizasyonları hedeflerine ulaştırmak için faaliyette bulunurlar. Çalışan ve çalıştıranların, çalışma ilişkilerinde ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için meydana getirdikleri özel hukuk tüzel kişiliğine sahip kuruluşlara sendika denir. Sendika yöneticileri de, çalışma yaşamında sendikaları hedeflerine ulaştırmak için çaba harcayan kişidir. Türkiye'de kanunlarda sendika yöneticilerinin kim olduğu açık olarak düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra, sendika yöneticiliğine ilişkin birçok hüküm de kanunlarda yer almıştır. Zaman içinde kanun hükümlerinin uygulanmasında yorum farklılıkları ortaya çıkmış ve düzenlemelerde boşluklar olduğu görülmüştür. Doktrinde ileri sürülen görüşler ve yargı kararları ile bunlar giderilmeye çalışılmaktadır. Amerika, İngiltere ve Almanya'da sendikaların örgütlenmeleri Türkiye'den farklıdır. İngiltere ve Almanya'da özel bir Sendikalar Kanunu yoktur. Sendikalara ilişkin konular içtihat kararlarıyla çözümlenmektedir. Bu ülkelerde sendika yöneticisinin kim olduğu konusunda kanunlarda açık bir düzenleme yapılmamıştır. Sendika yöneticiliğine ilişkin birçok konu düzenlenmek üzere sendika tüzüklerine bırakılmıştır.

Karşılaştırmalı hukukSendika yöneticiliğiSendikalar+2
Dilek Baybora
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

ABD ve Türk Hukuklarında gayrimenkul yatırım ortaklıkları

DOKTORA TEZ OZU ABD VE TÜRK HUKUKLARINDA GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIKLARI Hülya GÖKTEPE İşletme Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ocak 2003 Danışman: Doç. Dr. Ayşe Tülin YÜRÜK Gayrimenkul yatırım ortaklıkları; gayrimenkullere, gayrimenkule dayalı sermaye piyasası araçlarına, gayrimenkul projelerine, gayrimenkule dayalı haklara ve sermaye piyasası araçlarına yatırım yapabilen, belirli projeleri gerçekleştirmek üzere adi ortaklık kurabilen sermaye piyasası kurumlandır. Hem gayrimenkul hem de finans sektöründe yer alırlar. Gayrimenkul yatırım ortaklıkları ilk kez 1960'h yıllarda ABD'de Ulusal Gelir Kanunundaki değişiklik ile ortaya çıkmışlardır. Türkiye'de ise, ilk olarak 1995 yılında Sermaye Piyasası Kanununda yapılan değişiklik ve buna bağlı olarak çıkarılan Sermaye Piyasası Kurulu Tebliği ile düzenlenmişlerdir. Bu ortaklıkların faaliyete geçmesiyle birlikte uygulamadan gelen sorunlar ve ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak, 1998 yılında, 23517 sayılı resmi gazetede yayınlanan Sermaye Piyasası Kurulu'nun Seri: VI, No: 11 sayılı tebliği ile ilk yayınlanan tebliğ yürürlükten kaldırılmıştır. Bu çalışmada, gayrimenkul yatırım ortaklıklarının hukuki yapısı, kuruluş esasları, faaliyet esasları, yönetimleri ve sona ermeleri ile ilgili hukuki düzenlemelerm ABD Hukuku ve Türk Hukuku açısından mukayeseli olarak incelenmiştir. Ayrıca, Türkiye'de uygulamada karşılaşılan hukuki sorunları belirlemek ve gayrimenkul yatırım ortaklıklarına ilişkin hukuki düzenlemelerin bu sorunlara ne ölçüde cevap verdiğini tespit edebilmek amacıyla, hisse senetleri İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören gayrimenkul yatırım ortaklıkları üzerinde bir araştırma yapılmıştır. Böylece Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarına İlişkin Esaslar Tebliğinde ve gayrimenkul yatırım ortaklıkları ile ilgili düzenleme getiren kanunlarda değişiklik yapılması istenen konular belirlenerek, öneriler sunulmuştur. Yapılan araştırma ile gayrimenkul yatırım ortaklıklarının hukuki düzenleme dışında karşılaştıkları sorunlar da tespit edilmiştir.

Amerika Birleşik DevletleriAmerikan hukukuGayrimenkul yatırım ortaklıkları+2
Hülya Göktepe
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ve Afganistan hukuklarında ticari işlerde faiz

Bu çalışmada, ticari işlerde çok yaygın olan bir konu olarak faiz, Afganistan ve Türk mevzuatında karşılıklı olarak incelenmektedir. Bu amaçla, öncelikle faizin ne olduğunun anlaşılması için, faiz hakkında genel bilgi verilmektedir. Faizin tarihsel gelişimi de çalışmanın bu kısmında ele alınmaktadır. Sonraki bölümlerde ise Türk ve Afganistan mevzuatında ticari işlerde faiz konusunun, ayrıntılı bir şekilde incelenebilmesi için, her iki ülkenin hukukunda faizle ilgili düzenlemeler açıklanmaktadır. Özellikle ticari işlerde faizin özellikleri, faizin oranı, faizin türleri ve benzer konular, iki ülkenin mevzuatında incelenmektedir. Böylece, çalışmamızda, Türk ve Afganistan mevzuatında, ticari işlerde faizin nasıl olduğu ve bu iki ülkenin konuyla ilgili düzenlemelerinde ne kadar benzerlikler ve farklılıklar bulunduğu kısaca anlatılmaktadır.

AfganistanFaizFinansal düzenleme+5
Meena Alemi Jalal
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00

Related subjects