Besin destekleri

Bu konu başlığı altında 66 tez

Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Süt çocuklarında ek gıdaya geçişte beslenme yönteminin obezite ile ilişkisi

Tamamlayıcı besinlere ortalama 6.ayda geçilmeli, çocuğun büyümesi ile birlikte artan enerji, protein ve diğer besin ögelerini karşılayabilecek yeterlilikte olmalı, çocuğun açlık, tokluk, iştah durumunun gözetilerek bakım veren kişi ve çocuğun tercihlerine uygun olacak şekilde sunulmalıdır. Duyarlı beslenme ile bebeğin beslenmeye aktif katılımı sağlanmalıdır. Yaşamın ilk iki yılında duyarsız beslenme davranışı bebekte ileride obezite, vitamin eksiklikleri, malnütrisyon, yeme reddi gibi önemli sorunlara yol açmaktadır. Son zamanlarda popülerlik kazanan bebek liderliğinde beslenme (BLW) yöntemi ile aktif bebek katılımı ve duyarlı beslenme sağlayarak sağlıklı bebek beslenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda tamamlayıcı beslenmeye geçişte tercih edilen yöntemlerin obezite gelişimi ile ilişkili olup olmadığı araştırıldı. Hastanemiz polikliniklerine başvuran 4 ile 24 ay arasındaki 400 hasta çalışmaya dahil edildi. Çocukların antropometrik ölçümleri ve klinik bulguları kaydedildi. Beslenme yöntemine göre geleneksel, bebek liderliğinde beslenme ve her iki yöntemi uygulayanlar olmak üzere gruplandırıldı ve beslenme yönteminin obezite ile ilişkisi yapılan anket ve anamnez verilerine bakılarak değerlendirildi. . Üç bölümden oluşan bu anket formunda, annenin ve babanın sosyodemografik özellikleri, bebeğe ait özellikler, tamamlayıcı beslenme ve bebek liderliğinde beslenmeye yönelik sorular bulunmaktaydı. Araştırma bulgularına göre bebeklerin yaş ortalamasının 14,79±4,34 (ay) olduğu belirlenmiştir. Tek başına anne sütüyle beslenme süresi ortalamasının 4,92±2,08 (ay), toplam anne sütüyle beslenme süresi ortalamasının 10,74±5,34 (ay) olduğu belirlenmiştir, ilk tercih edilen besin en çok sebze püresidir (%42,2). Katılımcıların BLW'yi duyma oranı %83,5 olduğu görüldü. Kullanılan beslenme yöntemi dağılımına bakıldığı zaman aileler; %12 oranında bebek liderliğinde beslenme (BLW), %57,5 oranında her iki yöntem ile beslenme, %30,5 oranında geleneksel beslenme yöntemini kullanmaktadır. Ek gıda verilme şekli ile doğum şekli, son ağırlık persantil, son baş çevresi persantil ve son BMI persantil arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki yoktur (p>0,05). Ek gıda verilme şekli ile son boy persantil arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (χ2=14,026; p=0,029). Bu sonuçlar süt çocukluğu dönemindeki beslenme yönteminin obezite patogenezinde rol aldığı düşüncesini güçlendirmektedir. Son yıllarda sosyal medyada da aileler arasında yaygınlaşan BLW uygulaması konusunda bilimsel açıdan yeterli kanıt yoktur. Bu beslenme yöntemini öneri halinde sunulması geliştirilip yaygınlaştırılması için konu hakkında daha çok ve geniş çalışmaların yapılması gerekmektedir.

Anne sütüBebek beslenmesiBebekler+3
Vildan Birinci
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Üniversite sporları katılımcılarının spor besin takviyesi inançları ile sporcu beslenmesi bilgilerinin incelenmesi

Bu çalışma, Türkiye ve Avrupa'da üniversite düzeyinde öğrenim gören sporcuların sporcu beslenmesi bilgi düzeyleri ile sporcu besin takviyelerine yönelik inançlarının çeşitli demografik ve bireysel değişkenler bağlamında nasıl farklılık gösterdiğini incelemeyi amaçlamıştır. Araştırmada, Türkçeye uyarlanmış "Genç ve Yetişkin Sporcular için Beslenme Bilgisi Ölçeği (NUKYA)" ile "Spor Besin Takviyeleri İnanç Ölçeği" kullanılarak yaş, kilo, boy, cinsiyet, spor branşı, sınıf düzeyi, fakülte, spor düzeyleri (amatör- profesyonel), beslenme eğitimi alıp almama durumları, beden kitle indeksi (BKİ), sigara ve alkol kullanım durumlarına göre değişkenlerin beslenme bilgi düzeyi ve inançlara etkisi analiz edilmiştir. Anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, yaş ve sınıf düzeyinin hem genel beslenme bilgisi hem de makro-mikro besin bilgileriyle pozitif doğrusal ilişkili olduğunu ortaya koymuştur (p<0,05). Bununla birlikte boy ve BKİ antropometrik değişkenlerinde NUKYA makro besinler alt boyutunda, kilo değişkeninde ise NUKYA toplam puanında pozitif doğrusal ilişkiler gözlenirken cinsiyet ve spor branşı ile istatistik olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0,05). Spor besin takviyelerine yönelik inançlar açısından, yalnızca spor yapma süresi ile istatistik olarak anlamlı ve negatif doğrusal bir ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). Bu durum, spor yaşantısı uzadıkça takviyelere yönelik daha eleştirel bir yaklaşımın geliştiğini göstermektedir. Beslenme bilgi düzeyi ile takviyelere yönelik inançlar arasında genel olarak istatistik olarak anlamlı bir doğrusal ilişki bulunmazken (p>0,05), yalnızca hidrasyon alt boyutunda pozitif doğrusal bir ilişki saptanmıştır (p<0,05). Sonuç olarak, yaş ve eğitim düzeyine göre bilgi artışı olduğunu, bireysel sporlarla uğraşan sporcuların bilgi düzeyinin takım sporcularına kıyasla daha yüksek olduğunu ve sistematik eğitim eksikliğinin bilgi düzeyini sınırlayabileceğini göstermektedir. Buna bağlı olarak üniversitelerde sporcu beslenmesi eğitimlerinin sistematik şekilde sunulması, spor branşlarına göre özelleştirilmiş içerikler oluşturulması ve takviyelere yönelik bilinçli karar verme süreçlerinin desteklenmesi önerilmektedir. Ayrıca gelecekte yapılacak çalışmalarda nitel yöntemlerin kullanılması ve çok değişkenli modellerle daha derinlemesine analizler yapılması gerektiği vurgulanmaktadır. Anahtar Kelimler: Sporcu Beslenme Bilgi Ölçeği, Spor Besin Takviyelerine İnanç Ölçeği, Sporcu Beslenmesi

Besin destekleriBeslenmeGıda takviyesi+1
Büşra Akkaya
Süleyman Demirel University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

3-12 yaş çocuklarda gıda takviyesi kullanımı ve sağlıklı beslenmenin değerlendirilmesi

Amaç: Beslenme vücut sağlığını korumak, geliştirmek ve hayat kalitesini yükseltmek için bedenin ihtiyacı olan besin çeşitlerini belirli zamanlarda yeterli çeşit ve miktarda almak olarak tanımlanır. Gelişen teknoloji ile birlikte bilgiye ulaşmanın kolaylaşması, bireylerin sağlık ile ilgili bilinç düzeylerinin artmasını kendi ve çocuklarının sağlıklarıyla ilgili konularda karar yetkisini kendi üzerlerine almaya eğilimli olmasını sağlamıştır. Gıda takviyeleri bir diğer adıyla besin destek ürünleri besin öğelerinin yüksek miktarlarının tablet, hap, şurup ve benzeri formlarda konsantre şekilde üretilmesidir. Diyeti desteklemek amacıyla kullanılır. Bu çalışmada okul öncesi 3-5 yaş ve okul çağındaki 6-12 yaş çocuklarda sağlıklı beslenme davranışlarını, gıda takviyesi kullanım sıklığını, gıda takviyesi kullanımına ebeveynin ve çocuğun sosyodemografik özelliklerinin, çocuğun genel sağlık durumu ve beslenme davranışlarının etkilerini araştırmak; sağlıklı beslenme ve gıda takviyesi ile ilgili tutum ve davranışları incelemek ve bu lokal verileri literatüre kazandırmak hedeflenmiştir. Gereç Yöntem: Çalışma Samsun Üniversitesi Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi pediatri polikliniklerine 1 Kasım-15 Aralık 2022 tarihlerinde başvuran 3-12 yaş arası çocuğu olan ebeveynlerle yapılmıştır. Katılımcılara sosyodemografik özellikler, sağlıklı beslenme, gıda takviyeleri ile ilgili 41 soruluk anket yüz yüze görüşme yöntemiyle uygulanmıştır. Veriler SPSS 24 programında incelenmiş ve anlamlılık düzeyi p<,050 kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmada çocukların %11,6'sının fazla kilolu, %18,4'ünün obez olduğu, %54,8'inin öğün atladığı, %39,7'sinin kırmızı eti, %57,4'ünün balığı yeterli tüketmediği bulunmuştur. Çocuklarda gıda takviyesi kullanımı %48,2 saptanmıştır. En çok tercih edilen gıda takviyelerinin sırasıyla %56,4 omega, %40,2 D vitamini, %35,8 multivitamin+mineral kompleksi olduğu bulunmuştur. Gıda takviyelerinin en sık bağışıklık sistemini güçlendirmek, sağlığı korumak ve iştahı artırmak amaçlı kullanıldığı ve bu amaçlarla gıda takviyesi kullanımının kız çocuklarda daha fazla olduğu saptanmıştır. Çocuklarda gıda takviyesi kullanımının çocuğun ve ebeveynin sosyodemografik özellikleriyle ilişki olmadığı, çocuğun kronik hastalığa sahip olmasıyla arttığı saptanmıştır (p<,010). Çocuklarda gıda takviyesi kullanımının kırmızı et, balık, meyve ve sebze tüketimiyle ilişki olmadığı süt grubu besin tüketimi ile ilişkisi olduğu bulunmuştur. Sonuç: Aile hekimliği prensibi, biyopsikososyal yaklaşım gereği hastalara sürekli ve kapsamlı bir sağlık hizmeti sunmayı gerektirir. Aile hekimlerinin toplum sağlığını ilgilendiren sağlıklı beslenme ve kullanımı yaygınlaşan gıda takviyeleri konusunda yeterli bilgi düzeyinde olması bir gerekliliktir. Hekimler hastalarında gıda takviyesi kullanımını sorgulamalı, gıda takviyelerinin gereklilik halinde ve bilinçli kullanılmasını sağlamalı, yan etkiler, uygun dozlama ve ilaç etkileşimi hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Ebeveynlere sağlıklı beslenme, gıda takviyelerinin bilinçli kullanımı hakkında eğitim verilmeli, bu konulardaki bilinç düzeyinin artırılması için çalışmalar yapılmalıdır.

Besin destekleriBeslenme davranışıGıda takviyesi+3
Tümay Filiz
Samsun Üniversity
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Aile hekimlerinin vitamin/mineral takviyeleri-ilaç etkileşimi hakkında bilgi düzeyleri, tutum ve davranışları

Bu çalışmada Türkiye'de çalışan aile hekimlerinin vitamin/mineral takviyeleri ile ilaçlar arasındaki etkileşimler hakkında davranış, tutum ve bilgi düzeyini değerlendirmek ve bu konuda farkındalık oluşturmak amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapılan bu çalışmaya 367 aile hekimi dahil edilmiştir. Araştırmamızın evrenini Türkiye'de aile hekimliği uzmanlık eğitimi almakta olan araştırma görevlileri, aile hekimi olarak çalışan pratisyen ve uzman hekimler oluşturmaktadır. Çalışmamız 6 Nisan 2023– 16 Nisan 2023 tarihleri arasında online olarak Google Forms (Google LLC, Mountain view, CA) üzerinden yürütülmüştür. Anketimiz aile hekimlerinin vitamin/mineral takviyeleri-ilaç etkileşimleri (VMTİE) hakkında davranış, tutum ve bilgi düzeylerini değerlendiren 56 sorudan oluşmaktadır. Çalışmamızda aile hekimlerinin %91,5'inin hayatının herhangi bir döneminde vitamin/mineral takviyeleri (VMT) kullandığı, %92,9 'unun ise hastalarına VMT önerdiği bulunmuştur. Aile hekimlerinin Vitamin B9, vitamin B12, vitamin D gibi vitaminleri ve çinko, magnezyum, kalsiyum gibi mineralleri hastalarına önerme durumu kendilerinin kullanma durumundan anlamlı olarak daha fazladır (p<0,001). Aile hekimlerinin %39,3'ü hastaları kendisine soru sormadan vitamin/mineral takviyesi- ilaç etkileşimi konusunda hastalarına her zaman bilgi verdiğini belirtmiştir. Hastalara daha az sıklıkla bilgi veren hekimlerin aile hekimliği uzmanı olarak hizmet süresi daha fazladır. Aile hekimlerinin %41,3'ü hastalarından vitamin/mineral takviyesi-ilaç etkileşimi konusunda "bazen" soru aldığını belirtmiştir. Hastalarından VMTİE hakkında soru alma ve hastalarına VMTİE hakkında bilgi verme durumu, VMTİE hakkında kendi bilgi düzeyini değerlendirme durumu ile karşılaştırıldığında da istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur, VMTİE hakkında bilgi düzeyinin daha iyi olduğunu düşünen hekimlerin hastalardan da bu konuda daha çok soru aldıkları ve hastalarına daha çok bilgi verdikleri görülmüştür. Aile hekimlerinin %82,8'i hekimliği süresince VMTİE ile karşılaşmadığını belirtmiştir. Bilgi düzeyi yüksek olan hekimler VMTİE ile daha fazla karşılaşan hekimlerdir. Araştırmaya katılan hekimlerin VMTİE hakkında bilgi düzeyi %41,3 (n=151)'ünün orta, %29,8 (n=109)'nin yüksek, %29 (n=106)'unun düşük olarak saptanmıştır. Sonuç olarak aile hekimlerinin büyük çoğunluğunun VMT kullandığı ve önerdiği; buna karşılık bilgi düzeylerinin yüksek olmadığı, bilgi düzeylerinin tutumlarını etkilediği, bilgi düzeylerinin hizmet süresi ve aile hekimliği uzmanlık eğitimi alma durumundan bağımsız olduğu görülmüştür.

Aile hekimliğiBesin destekleriMineraller+5
Halise Keçik Özcan
Hacettepe University
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Akciğer kanseri hastalarında ameliyat öncesi ve sonrası besin desteğinin inflamasyon göstergelerine ve yaşam kalitesine etkisi

Kanserden ölümlerin en sık görüldüğü kanser türü akciğer kanseridir. Randomize kontrollü olarak planlanan bu müdahale çalışmasında, akciğer kanseri cerrahisi geçiren hastalarda glutamin, arjinin ve hidroksi metil bütiratın beslenme durumuna, inflamasyon göstergelerine ve yaşam kalitesi üzerine olan etkisi araştırılmıştır. Küçük hücreli dışı akciğer kanseri tanısı konan ve ameliyatı planlanan 27-77 yaş aralığındaki 70 hastaya sağlıklı beslenme programı yapıldıktan sonra randomizasyonla iki gruba ayrılarak, müdahale (n=35) grubuna ameliyat öncesi 10 gün, ameliyat sonrası 5 gün olmak üzere günde 2 adet şase formda glutamin (7,4 g/şase), arjinin (7,4 g/şase) ve hidroksi metil bütirat (1,3 g/şase) içeren besin desteği verilmiştir. Kontrol grubuna (n=35) herhangi bir besin desteği verilmemiştir. Katılımcıların başlangıçta, ameliyattan önce (besin desteğinin 10. günü) ve ameliyattan sonra (besin desteğinin 15. günü) olmak üzere üç kez izlemi yapılmıştır. Hasta odaklı subjektif global değerlendirme (PG-SGA) ile beslenme durumu izlemi, doğu kooperatif onkoloji grubu performans durumu ölçeği (ECOG-PS) ile fiziksel performans durumu izlemi yapılmıştır. Antropometrik ölçümleri, biyoelektrik empedans analizi (BİA) sonuçları ve biyokimyasal bulguları kayıt edilmiştir. Elde edilen biyokimyasal parametreler ile CRP/albumin oranı (CAR), nötrofil/lenfosit oranı (NLR), platelet/lenfosit oranı (PLR) ve prognostik beslenme indeksi (PNI) hesaplanmıştır. Hastalardan alınan serum örneklerinde ELISA yöntemi ile TNF-α, IL-6 parametreleri analiz edilmiştir. Ayrıca hastalardan pre-op ve post-op süreçte üç günlük besin tüketim kaydı alınarak enerji ve besin ögesi alımları değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, post-op süreçte müdahale grubunda PG-SGA ve ECOG-PS skoru kontrol grubuna göre daha düşük bulunmuştur (p<0,05). Post-op dönemde, müdahale ve kontrol grubu arasında hemoglobin, hematokrit, total protein, albumin, lenfosit, nötrofil ve lökosit sayısı ile PNI düzeyleri bakımından fark saptanmamıştır (p>0,05). İnflamatuar belirteçlerden olan CRP, CAR, NLR, PLR, TNF-α, IL-6 düzeylerinde her iki grupta da post-op dönemde, pre-op döneme göre artış tespit edilmiş olup (p<0,001), gruplar arasında inflamatuar belirteçlerdeki değişim bakımından fark yoktur (p>0,05). Post-op dönemde müdahale grubunda post-op yaşam kalitesi ve fiziksel işlev skoru daha yüksek saptanmıştır (p<0,05). Post-op süreçte ağrı, halsizlik ve uykusuzluk skorunun kontrol grubunda daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Post-op dönemde kontrol grubundaki erkek bireylerde baldır çevresi, kadın bireylerde ise el kavrama gücü müdahale grubuna göre daha düşük saptanmıştır (p<0,05). Her iki grupta da pre-op ve post-op süreçte vücut kompozisyonu bakımından fark yoktur (p>0,05). Müdahale grubunda yara yeri iyileşme süresi 18 gün, kontrol grubunda ise 20 gün olarak elde edilmiştir (p=0,015). Post-op süreçte müdahale ve kontrol grubundaki bireylerin enerji, makro ve mikro besin ögesi alımlarında azalma saptanmış olup (p<0,05), müdahale ve kontrol grubu arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır. Bu çalışma ile immünonütrisyonel besin desteği kullanımının post-op süreçte hastaların beslenme ve fiziksel performans durumuna, antropometrik ölçümlerine, yaşam kalitesi ve yara iyileşme sürecine olumlu yönde etki yapabileceği gösterilmiştir. Anahtar kelimeler: Akciğer kanseri cerrahisi, glutamin, arjinin, hidroksimetilbütirat, yaşam kalitesi

Akciğer hastalıklarıAkciğer neoplazmlarıBesin destekleri+7
Gökçe Günsel Yıldırım
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID-19 hastalık şiddetini belirleyici faktörler olarak fiziksel aktivite düzeyi ve besin takviyesi kullanımının değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, Covid-19 hastalık şiddetini belirleyici faktörler olarak fiziksel aktivite düzeyi ve besin takviyesi kullanımının değerlendirilmesidir. Araştırmaya 18-64 yaş arası, Covid-19 test sonucu pozitif olan 955 birey (%77,7 kadın) dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında araştırmacılar tarafından geliştirilmiş olan veri toplama formu ve Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi-Kısa Form (IPAQ-SF) kullanılmıştır. Katılımcılar Google e-formlar üzerinden oluşturulan araştırma bağlantısıyla çalışmaya katılım sağlamıştır. Verilerin analizinde, sayısal değişkenler iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi veya Mann-Whitney U testi ile kategorik değişkenler ise Ki-Kare testi, Fisher'in kesin testi ya da Fisher-Freeman-Halton testi ile karşılaştırılmıştır. Covid-19'dan hastaneye yatış durumunu etkileyen faktörleri değerlendirmek için lojistik regresyon analizi yapılmıştır. Covid-19 sebebiyle hastaneye yatan bireylerin yatmayanlara göre fiziksel aktivite enerji harcaması (MET-dk/hf) daha düşük bulunmuştur (p<0,001). Hastaneye yatanlar (%87,5) yatmayanlara (%53,6) göre daha yüksek oranda düşük aktivite (<600 MET-dk/hf) düzeyine sahiptir (p<0,001). Ayrıca düşük fiziksel aktivite düzeyinin, orta ve yüksek fiziksel aktivite düzeyine göre Covid-19'dan hastaneye yatışı 5,31 kat arttırdığı bulunmuştur (p<0,05). Haftalık orta ile yüksek şiddetli fiziksel aktiviteye katılım süresi 150 dk'dan az olanlar ile 150 dk ve daha yüksek olanların hastaneye yatış oranları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Düşük-orta şiddetli fiziksel aktiviteye katılım sıklığı kategorileri arasında Covid-19 sebebiyle hastaneye yatış oranları açısından anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Düşük-orta şiddetli aktivitelere katılım sıklığı "nadiren/hiç" olanların oranı, hastaneye yatış yapanlarda (%40) yapmayanlara (%19,7) göre daha yüksektir. Yüksek şiddetli fiziksel aktivitelere katılım sıklıkları arasında hastaneye yatış oranı açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Covid-19 hastalığı öncesinde ya da sırasında besin takviyesi kullanan ve kullanmayanların hastaneye yatış oranları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Sonuç olarak, bu çalışmanın bulguları daha yüksek fiziksel aktivite düzeyi ve sıklığına sahip bireylerde Covid-19 hastalığı sebebiyle hastaneye yatış oranlarının daha düşük olabileceğini gösterirken besin takviyesi kullanım durumunun hastalık şiddeti üzerinde anlamlı etkisi bulunmadığını ortaya koymuştur. Anahtar kelimeler: Covid-19, hastalık şiddeti, bağışıklık, fiziksel aktivite, besin takviyeleri

Besin destekleriCOVID 19Fiziksel aktivite+5
Pelin Akan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

COVID-19 pandemisinde bitkisel besinlerin ve besin destek ürünlerinin kullanımına yönelik tutum ve bilgi düzeyinin değerlendirilmesi

Kesitsel tipte planlanan bu çalışmanın amacı sağlık çalışanlarının ve sağlık çalışanı olmayanların COVID-19'da bitkisel besin/besin destek ürünleri kullanımını ve bu ürünlere ilişkin inanışlarını saptamak, COVID-19'da bitkisel besin/besin destek ürünleri kullanımına ilişkin verilen beslenme eğitiminin sağlık çalışanlarının ve sağlık çalışanı olmayanların konu hakkındaki inanışları ile bilgi düzeylerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmanın birinci aşamasını 1767 birey, ikinci aşamasını 106 sağlık çalışanı ve 110 sağlık çalışanı olmayan birey tamamlamıştır. Birinci aşama Haziran-Aralık 2021 tarihleri arasında 43 sorudan oluşan çevrimiçi anket ile, ikinci aşama ise eğitim müdahalesi olarak çevrimiçi video iletişim uygulaması aracılığıyla sağlık çalışanları ve sağlık çalışanı olmayanlar için ayrı ayrı iki oturumda gerçekleştirilmiştir. Eğitimin etkinliği her grup için ayrı ayrı hazırlanan ön test-son test formlarıyla değerlendirilmiştir. Uygun katılımcılar sosyal medya aracılığıyla çalışmaya katılmaya davet edilmiştir. Bireylerin 1372'si daha önce COVID-19 geçirmemişken, 395'i geçirmiştir. Katılımcıların %35,3'ünün COVID- 19'dan korunma amaçlı %67,1'inin ise COVID-19 tedavisinde bitkisel besinler/besin destek ürünleri kullandığı saptanmıştır. Katılımcıların çoğu, belirli bitkisel besinler/besin destek ürünlerinin COVID-19'un önlenmesi ve tedavisi üzerinde etkisi olduğuna inanmaktadır. D vitamininin COVID-19'a karşı koruyucu olduğuna inananların oranı COVID-19 geçirmeyen bireylerde (%68,9) geçiren bireylere (%64,6) göre daha yüksektir (p = 0,018). Sağlık çalışanlarının (3,85 ± 1,60'tan 5,51 ± 1,45'e) ve sağlık çalışanı olmayanların (8,34 ± 1,46'dan 9,37 ± 0,88'e) bitkisel besinler/besin destek ürünlerine ilişkin toplam bilgi puanları verilen eğitimden sonra anlamlı olarak artmıştır (p<0,001). Çoğu sağlık çalışanı ve sağlık çalışanı olmayan bireyin, bitkisel besinler/besin destek ürünlerinin COVID-19'un önlenmesinde ve tedavisinde etkili olduğuna inandıkları bulunmuştur, ancak bu inanışlar eğitim müdahalesinden sonra anlamlı olarak azalmıştır (p<0.05). Sonuç olarak, etkinlikleri kanıtlanmadan önce, bitkisel besinler/besin destek ürünlerinin COVID-19'un önlenmesi ve tedavisinde kullanımları hakkında bireylerin bilinçlendirilmesi ve bu ürünlerin gereksiz kullanımından kaçınılması önemlidir. Eğitim müdahalesi hem sağlık çalışanlarının hem de sağlık çalışanı olmayan bireylerin bilgilendirilmesinde etkilidir.

Besin destekleriBilgi düzeyiBitkisel ürünler+4
Şeyma Kalkuz
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Vücut geliştirme sporu ile ilgilenen antrenörlerin sporcu beslenmesi ile ilgili bilgi düzeyleri ve takviye edici gıda ürünleri kullanımı hakkında pratiklerinin saptanması

Bu çalışma, vücut geliştirme sporu ile ilgilenen antrenörlerin sporcu beslenmesi ile ilgili bilgi düzeyleri ve takviye edici gıda ürünlerinin kullanımı hakkında pratiklerinin saptanması amacıyla yürütülmüştür. Araştırma, Mart 2021-Mayıs 2021 tarihleri arasında, çalışmaya katılan gönüllü antrenörler ile online video yöntemi ile yapılmıştır. Çalışmanın evrenini İstanbul ilinde aktif olarak bir spor merkezinde çalışan, 20-50 yaş aralığındaki vücut geliştirme antrenörleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, n= p.q.t2/d2 formülü kullanılarak %95 güven aralığında ve 0,05 anlamlılık düzeyinde güç analizi sonucunda 95 kişi olarak belirlenmiştir. Veriler, çalışmaya antrenörlerin sporcu beslenmesi bilgi düzeylerinin belirlenebilmesi için 11 adet sosyo demografik bilgi sorusu, 23 çoktan seçmeli genel sporcu beslenmesi bilgi sorusu ve 4 adet açık uçlu takviye edici gıda ürünleri kullanımı ile ilgili toplam 39 sorudan oluşan anket formu ile toplanmıştır. Sonuçlar, SPSS 25.0 istatistik paket programı kullanılarak iki grup karşılaştırması için bağımsız örneklem t-testi, ikiden fazla grup için tek yönlü ANOVA analizleri ile test edilerek değerlendirilmiştir. Katılımcıların cinsiyet, medeni durumları ve yaş, eğitim düzeyi ve antrenörlük yapma süresi değişkenlerine göre sporcu beslenmesi bilgi puanları kıyaslandığında istatiksel açıdan anlamlı farklılık olmadığı bulunmuştur (p > 0,05). Çalışmada, katılımcılardan 86 kişinin (%90,5) 50 ve altı puan alarak yetersiz bilgi düzeyine ve 9 kişinin (%9,5) 51-69 arası puan alarak orta düzey bilgi sahibi oldukları saptanmıştır. Katılımcıların sporcu beslenme bilgisi ve takviye edici gıda ürünleri hakkında destek aldığı kaynaklar arasında yetersiz bilgi düzeyine sahip antrenörler için %36 ile spor hocaları olduğu saptanmıştır. Katılımcılardan yetersiz bilgi düzeyine sahip antrenörlerin %23,3'ünün takviye edici gıda ürünlerini önerdiği, %76,7'sının önermediği, orta bilgi düzeyine sahip antrenörlerin ise %100,0'ünün takviye edici gıda ürünleri önermedikleri görülmüştür. Antrenörlerin %40,0'ı protein takviyesi, %25,0'i BCAA, %3'ü glutamin, %25,0'i L-karnitin, %30'u CLA, %45'i kafein, %20'si arjinin, %20'si kreatin, %100'ü vitamin suplementi önerdiklerini belirtmişlerdir. Çalışma sonunda, antrenörlerin sporcu beslenmesi alanında bilgi durumlarını geliştirmeleri gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Diyet takviyeleri, Sporcu beslenmesi, Vücut geliştirme, Vücut Geliştirme Antrenörü.

AntrenörBesin destekleriBeslenme+4
Esma Erdi
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Polifenol, tanen ve sükroz katkısının yonca silajında proteoliz, yağ asidi kompozisyonu, silaj fermantasyonu ile süt yağ asidi bileşimi üzerine etkileri

Bu çalışmanın amacı, farklı katkıların yonca silajında silaj kalitesi ile yağ içeriği ve bileşiminin yanı sıra çoklu doymamış yağ asit (PUFA)'nin silolama sonrası stabilitesi ve aerobik stabilitesi arasında ilişkiler kurmaktır. Çalışmanın birinci hedefi yüksek PUFA konsantrasyonuna sahip yoncaya silolama sırasında çay polifenol ekstraktı (ÇP, %50 polifenol içeren), meşe tanen ekstraktı (MT, %63 kondanse tanen içeren) ve sükroz (S) ilavesinin lipoliz ve proteoliz üzerindeki etkisini belirlemektir. İkinci hedefi ise hazırlanan katkılı ve katkısız yonca silajlarının laktasyon periyodunun ikinci dönemindeki (70-140. günler arası) süt sığırlarında süt verimi ve süt yağ asidi bileşimi üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Çalışmada, kontrol-katkısız, 4 g/kg KM ÇP ekstraktı (ÇP), 15 g/kg KM MT ekstraktı ve 10 g/kg KM S katkılı olmak üzere 4 farklı yonca silaj grubu oluşturularak 70 gün boyunca fermentasyona tabi tutulmuştur. Laktasyonun ikinci döneminde 7 baş birden fazla doğum yapmış Simental ırkı süt ineği Switch-back (çapraz geçişli faktöriyel düzenlenmiş) deneme desenine göre rastgele bir şekilde dört muamele dizisinden birine atanmıştır. Denemede her bir periyot 7 gün rasyon adaptasyonu ve 14 gün veri toplama süresi olmak üzere toplam 21 gün sürmüştür. Çay polifenol ve MT ekstraktı katkılı silajlarda ham protein (HP) içeriği sırasıyla %13.09 ve %12.95 olarak belirlenmiş olup katkısız ve S katkılı silajlara göre HP içeriği artmıştır(P<0.05). Tüm katkılı silajlarda protein kaybı kontrol silajına göre daha düşük bulunmuştur (P<0.05). Sükroz katkılı silajlarda suda çözünebilir karbonhidrat (SÇK) içeriği diğer silajlara göre dikkate değer bir şekilde artmıştır (P<0.05). Silaj fermantasyon kalite kriterleri dikkate alındığında ÇP ve MT katkısı silajlarda toplam azot içerisindeki amonyak azotunu (NH3-N) düşürmüştür. (P<0.05). Tüm katkılı silajlarda laktik asit (LA) içeriği 74.14 ile 94.87 g/kg KM arasında olup, kontrol silajından yüksek bulunurken, bütirik asit (BA) konsantrasyonları düşük bulunmuştur (P<0.05). Katkısız silajda polifenol oksidaz (PPO) enzim aktivitesi (0.77 U/g KM) MT ve S katkılı silajlarla karşılaştırıldığında düşmüştür (P<0.05). Taze yoncada oleik asit (C18:1), alfalinolenik asit (C18:3 n-3), eikosapentaenoik asit (C20:5 n-3), ΣPUFA ve Σn-3 konsantrasyonu en yüksek iken silolama ile bu yağ asitlerin konsantrasyonu düşmüştür (P<0.05). Ancak ÇP katkısı lipolizi engellemiş ve söz konusu yağ asitlerin konsantrasyonu diğer katkı maddelerinden daha yüksek bulunmuştur (P<0.05). Silajlara ÇP ilavesi kuru madde tüketimi (KMT) ve süt verimini artırarak diğer silaj katkı maddelerine göre üstünlük sergilemiştir (P<0.05). Sütte cis-9, trans-11 CLA izomeri içeriği kontrol silajına göre %22.12 artırmıştır (P<0.05). Meşe tanen katkısı ise süt C18:1 cis-9 yağ asidi konsantrasyonu arttırırken n-6/n-3 oranını ve Aterojenik İndeksi (AI) azaltmıştır (P<0.05). Sonuç olarak; MT ve ÇP gibi doğal katkı maddelerinin silaj katkı maddesi olarak kullanımı hem silaj fermantasyon kalitesini hem de süt verim ve süt yağ asidi bileşimini iyileştirme potansiyeline sahip olmuştur. Özellikle konjuge linoleik asit (CLA) içeriğini artırma ve doymamış yağ asitlerini zenginleştirme kapasitelerinden dolayı, bu katkı maddelerinin fonksiyonel süt üretiminde kullanılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Besin destekleriGallotanen
Mehmet Salih Kaçmaz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Diyabetik ayak ülseri tanısı ile negatif basınçlı yara tedavisi uygulanan hastalara verilen oral beslenme takviyesinin beslenme durumu ve yara iyileşmesi üzerine etkisi

Tıbbi beslenme tedavisi uygulamalarının diyabet komplikasyonları üzerindeki etkinliği tam olarak kanıtlanamamıştır. Bu çalışmada, diyabetik ayak ülseri gelişen hastalarda verilecek olan yaraya özgü oral beslenme takviyesinin beslenme durumu, inflamasyon düzeyi ve ayak yaralarının iyileşmesine olan potansiyel katkıları incelenmiştir. Çalışma Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Periferik Damar Cerrahi Bilim Dalı Genel Cerrahi Yara Bakım Ünitesi'nde negatif basınçlı yara tedavisi alan, diyabetik ayak ülseri olan hastalar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya toplam 25 hasta katılmıştır, bu hastaların 21'i erkek, 4'ü kadındır. Hastaların diyabet süresi 6-46 yıl arasındadır, yaş aralığı ise 40-80 yıldır. Hastalar kontrol (S=12) ve müdahale grubu (S=13) olmak üzere iki gruba ayrılmış, dört hafta boyunca besin tüketimleri günlük olarak takip edilmiştir. Hastalar için 1496,9-2266,8 kkal/gün arasında enerji içeren diyabetle uyumlu tıbbi beslenme tedavisi planlanmıştır. Kontrol grubuna yalnızca diyabetik tıbbi beslenme tedavisi verilirken, müdahale grubuna diyabetik tıbbi beslenme tedavisinin yanı sıra 14,8 g arjinin, 14,8 g glutamin ve 2,6 g hidroksi-metil-bütirat içeren yaraya özgü beslenme takviyesi verilmiştir. Gruplar arasında enerji ve diğer makro besin ögeleri alım miktarı açısından istatistiksel olarak önemli bir farklılık görülmemesine rağmen, müdahale grubunun protein alımı önemli düzeyde artmıştır (p<0.05). Kontrol grubunda tıbbi beslenme tedavisi öncesi ve sonrasında albümin düzeyleri arasında istatistiksel açıdan önemli bir farklılık görüldüğü (p<0,05), C-Reaktif protein (CRP) düzeylerinde ise bu farklılığın anlamlıya yakın olduğu saptanmıştır (p=0,05-0,10). Müdahale grubunda ise tıbbi beslenme tedavisi öncesi ve sonrasında ölçülen CRP, hemoglobin, hematokrit ve sedimentasyon değerleri arasında istatistiksel açıdan önemli bir fark olduğu (p<0,05); lökosit, trombosit ve İnterlökin-6 için ise aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı düzeye yakın olduğu saptanmıştır (p=0,05-0,10). Albümin, hematokrit ve sedimentasyon için tıbbi beslenme tedavisi öncesi ve sonrası değerlerin hesaplanan farkı istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur (p<0,05). Yara değerlendirme skorlarının tıbbi beslenme tedavisi öncesi ve sonrasında her iki grupta azaldığı ve hem kontrol, hem de müdahale grubu içinde önemli bir farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Yara boyutu ölçümlerinin de aynı şekilde her iki grupta tıbbi beslenme tedavisi sonrası azaldığı, yalnızca kontrol grubu için tıbbi beslenme tedavisi öncesi ve sonrası değerler arasında önemli bir farklılık olduğu saptanmıştır (p<0,05). Yara değerlendirme skorlarının tıbbi beslenme tedavisi öncesi ve sonrası hesaplanan farkı gruplar arasında anlamlı düzeye yakın bulunmuştur (p=0,05-0,10). Bu sonuçlar, yaraya özgü oral beslenme takviyesinin diyabetik ayak hastalarında bazı inflamasyon göstergelerini düzenleyerek yara iyileşmesine katkı sağlayabileceğine dikkat çekmektedir.

Besin destekleriBeslenme desteğiBeslenme durumu+7
Duygu Pekmezci
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yaşlanma karşıtı madde yüklü mikropartikül içeren jel formülasyonunun geliştirilmesi

Cilt yaşlanmasının birçok nedeni vardır. Cilt görünümündeki değişikliklerin nedenleri arasında zamanla doğal olarak, çevreye maruz kalma, histolojik ve fizyolojik değişiklikler yer alır. Fizyolojik yaşlanmanın bir nedeni yüz ifadesi kaslarının kasılmasından kaynaklanan tekrarlanan yüz hareketleridir. Argirelin kas kasılmasının neden olduğu kırışıklığa etki eder. Kaslar, vezikülden salınan nörotransmitter aldığında kasılmaktadır. Argirelin nörotransmitterlerin serbest kalmasını önler ve kas kontraksiyonu zayıflar, çizgilerin ve kırışıklıkların oluşmasını engeller. Histolojik yaşlanmayla beraber cilt yaşla nemini ve kolajen miktarını kaybetmektedir. Arginin hem oral hem kozmetik olarak Kullanılan bir doğal aminoasit yapıtaşıdır. Yeni bir kozmesotik olarak kullanılmaya başlanmıştır. Kollajen oluşumunu destekleyen çalışmaları mevcuttur. Mikropartiküller; cilde uzun süre etkin madde vermek, kontrollü salım sağlamak, ortam koşullarından korumak ve stabiliteyi arttırmak için tercih edilir. Bijeller organojel ve hidrojel birbiriyle karışımından oluşan yeni bir taşıyıcı jel sistemdir. Hidrojel ve organojelin özelliklerini taşıması nedeniyle diğer jel sistemlerinden daha üstün özelliklere sahiptir. Arginin mikropartikülü içeren argirelin bijel formülasyonu etkili göz çevresi bakımı için farklı yenilikçi bir yaklaşım getirmektedir. Bu çalışmada formülasyonun testleri yürütülecek ve en uygun formülasyon için optimizasyon çalışmaları yapılmıştır. Argirelin mikropartiküllerini içeren sistemler ile antiaging etkinliği olan bir formülasyon geliştirilmesi, kontrollü salım sağlamak için enkapsüle edilmiştir. DTK, partikül boyut analizi, mikropartikül görüntüleme ve yükleme çalışmaları, reoloji, viskozite, sitotoksisite, mikrobiyolojik limit kontrolü, stabilite çalışmaları gibi parametreler değerlendirilmiştir.

ArgirelinArjininBesin destekleri+4
Başak Paksoy
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Trabzon'da lisanslı futbolcuların müsabaka dönemi beslenme bilgi düzeyi ve davranışlarının değerlendirilmesi

Amaç: Trabzon'da bulunan lisanslı futbolcuların; müsabaka döneminde beslenmeye dair bilgi düzeylerini değerlendirmek, müsabaka döneminde alınan besin ögelerinin uluslararası kabul gören kılavuzlara uygun olup olmadığını belirlemek, bilgi düzeyi ile müsabaka dönemine uygun beslenme ile ilişkili olabilecek etmenleri incelemek, sporcu beslenmesi konusundaki bilgi kaynaklarıyla beslenme bilgi düzeyi ve beslenme davranışlarının ilişkisini incelemek amacıyla çalışma planlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma kesitsel tipte bir alan araştırmasıdır. Trabzon ilinde toplam 74 futbol kulübünde bulunan 4965 amatör erkek, 143 amatör kadın ve 628 profesyonel erkek lisanslı futbolcu çalışmanın evrenini oluşturmaktadır. Örneklem büyüklüğü 318 sporcu olarak belirlenmiştir. Çalışmamıza 16 farklı kulüpten toplam 308 futbolcu katılmıştır. Kulübün türü, beslenme uzmanı ile çalışma durumu, lisanslı futbolcu sayıları ve kulübün destek olduğu besin ve içeceklerin sorgulandığı futbol kulübü anketi kulübün yöneticileri tarafından doldurulmuştur. Müsabaka dönemi bilgi düzeylerini ölçmek ve müsabaka döneminde aldıkları besin ögelerinin uluslararası kabul gören kılavuzlara uygun olup olmadığını belirlemek amacıyla hazırlanan müsabaka dönemi beslenme davranışı değerlendirme anketi futbolcular tarafından doldurulmuştur. Anket ayrıca maç öncesi, sırası ve sonrası için besin, sıvı tüketim kaydını içermektedir. Verilerin değerlendirmesinde; bağımsız gruplarda t testi ve tek yönlü varyans analizi veya Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis varyans analizi kullanılmıştır. İki ölçüm tipi veri arası ilişki Pearson veya Spearman korelasyon analizi ile incelenmiştir. Tek değişkenli analizlerde istatistiksel olarak anlamlı çıkan bulguların çok değişkenli lojistik regresyon analizi yapılmıştır. İstatistiksel analizlerde önemlilik düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmamıza katılan futbol kulüplerinin tamamı futbolcuların maç günü yemek ve su ihtiyaçlarını karşılamaktadırlar. Kulüplerin hiçbirinde diyetisyen çalışmamaktadır ve dışarıdan danışmanlık hizmeti alınmamaktadır. Futbolcuların en çok danıştıkları beslenme bilgi kaynakları antrenör, doktor, internet siteleri olmuştur. Diyetisyenden sporcu beslenmesi konusunda bilgi alma oranı ise yalnızca %8.8'dir. Futbolcuların %18.2'si maç dönemine özel sporcu besini veya içeceği kullanmaktadır. En çok tercih edilenler sporcu içeceği, enerji içeceği ve protein takviyeleridir. Kafein maç döneminde tüketim zamanı en çok bilinen takviye olmuştur. Toplam bilgi puanları 100 üzerinden değerlendirildiğinde en iyi bilinen maç sonrası dönem (47.0±17.0), en az bilinen maç öncesi dönem (42.5±13.4) olmuştur. Toplam bilgi puan ortalaması 42.3±12.5, takviye bilgi puan ortalaması 28.2±23.0'dır. Diyetisyenden danışmanlık alma ile maç dönemi bilgi düzeyleri arasında anlamlı fark bulunamamıştır. Katılımcıların maç dönemi beslenme uygunluğunu değerlendirdiğimizde maçtan 1-4 saat önce karbonhidrat alımlarının uygunluk oranı en yüksek, maç sonrası ilk yarım saat içinde karbonhidrat alımı uygunluk oranı ise en düşük bulunmuştur. Futbolcuların %77.8'inin maç öncesi, %76.4'ünün maç sonrası protein alımı önerilen kriterlerin üstünde, maç sırası ve sonrası karbonhidrat alımı ise sırasıyla %100 ve %85.4'ünde önerilerin altında kalmıştır. Çok değişkenli analizlere göre sporcunun beslenme bilgi düzey algısının her 1 birim artışında maç öncesi, sırası ve sonrası bilgi düzeyinin de yaklaşık 1.5 kat arttığı saptanmıştır. Bilgi kaynaklarının hiçbiri ile toplam beslenme bilgi puanı arasında çoklu değişkenli analizlere göre anlamlı bir ilişki çıkmamıştır. Bilgi kaynağı diyetisyen olanların maç dönemi sporcu besini veya içeceği kullanım oranı, diyetisyenden bilgi almayanlara göre 6 kat daha fazladır. Maç öncesi bilgi puanının her 1 birim artışında maç öncesi toplam karbonhidrat alım uygunluğu 1.3 kat artmıştır. Sonuç: Futbolcuların maç dönemi beslenme bilgi düzeyi oldukça düşük çıkmıştır ve maç dönemi beslenme uygunluğu önerilerin oldukça altında kalmıştır. Bu nedenle futbolculara maç dönemi beslenme bilgi ve davranışlarını geliştirmeye yönelik eğitimler verilmeli ve kulüplerde tam zamanlı diyetisyen bulundurulmalıdır. Anahtar Kelimeler: Spor, sporcu beslenmesi, spor performansı, futbol, futbol müsabakaları, takım sporları, beslenme, beslenme durumu, beslenme değerlendirmesi, besin destekleri, diyet kayıtları, beslenme uzmanı, müsabaka, maç öncesi, maç sonrası

Besin destekleriBeslenmeBeslenme davranışı+7
Esra Zengin
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Polikistik over sendromlu kadınların akdeniz diyetine uyumlarının yaşam kalitesi, gıda takviyesi ve fonksiyonel gıda tüketim durumları ile ilişkilerinin değerlendirilmesi

Polikistik Over Sendromu (PKOS), üreme çağındaki kadınları metabolik ve psikolojik açılardan etkileyen bir endokrin bozukluktur. PKOS'un yönetimi için yaşam tarzı müdahaleleri ve diyet yaklaşımlarıyla ilgili birçok araştırma yürütülmektedir. Bu çalışma, PKOS'lu kadınların Akdeniz tarzı beslenmeye uyumlarının, gıda takviyesi ve fonksiyonel gıda tüketim durumları ile ilişkisini ele almaktadır. Bu amaçla, Mart 2021- Eylül 2021 tarihleri arasında çalışmaya katılan 18-40 yaş aralığındaki 387 PKOS'lu kadına çevrimiçi olarak sağlık durumları, gıda takviyesi ve fonksiyonel gıda tüketimleri ile ilgili sorular yöneltilmiş ve Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği (MEDAS) uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır. Analizler sonucunda katılımcıların MEDAS puanı ortalaması 5,58+1,54 bulunmuştur. Katılımcıların MEDAS puanı ortalaması 7'nin altında olduğundan Akdeniz diyetine uyumlu olmadıkları görülmüştür. Katılımcıların MEDAS puanları ile VKİ grupları ve PKOS bulguları arasında anlamlı ilişki bulunduğu saptanmıştır (p<0,05). Akdeniz diyetine uyumun sağlık üzerinde birçok faydası olduğu bilinmektedir ve yapılan bu çalışmada PKOS bulguları ile VKİ üzerinde olumlu etkilerinin olabileceğini öngörülmüştür.

Akdeniz diyetiBesin destekleriFonksiyonel besinler+3
Selinsu Kurt
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID-19 ile enfekte olan ve olmayan yetişkinlerde gıda takviyeleri tüketim durumları ve beslenme alışkanlıklarının değerlendirilmesi

Covid-19'un tüm dünyayı etkisi altına almasıyla birlikte bireylerin virüsten korunma yöntemleri ve beslenme alışkanlıkları çeşitli farklılıklar göstermiştir. Bu araştırma, Covid-19 ile enfekte olan ve olmayan yetişkinlerin gıda takviyeleri tüketim durumları ve beslenme alışkanlıklarını incelemek amacıyla 100 enfekte olan ve 113 hiç enfekte olmamış katılımcı olmak üzere toplamda 213 yetişkin birey ile yürütülmüştür. İstatiksel analizler için IBM SPSS 25 programı kullanılmıştır. Katılımcıların sosyodemografik ve antropometrik bilgileri, gıda takviyeleri tüketimleri, beslenme alışkanlıkları ve sıklıkları ile ilgili soruları içeren anket formu çevirim içi toplanmıştır. Çalışmamızda katılımcıların Covid-19 ile enfekte olma durumları ile gıda takviyeleri tüketimleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). En çok tercih edilen gıda takviyelerinin sırasıyla ginkgo biloba, koenzim Q10, ekinezya, sarımsak, tarçın, zencefil, zerdeçal, C vitamini, propolis ve yeşil çay olduğu tespit edilmiştir. Araştırmamızda Covid-19 ile gıda takviyeleri ve bazı besin grupları arasında ilişki bulunsa da enfekte olan ve olmayan grupların karşılaştırıldığı daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

Besin destekleriBeslenmeBeslenme alışkanlıkları+6
Ayşe Betül Çırak
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin besin takviyesi bilgi düzeyinin belirlenmesi

Bu araştırmada, Ankara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören18-30 yaş aralığındaki öğrencilerde, besin takviyesi kullanım bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma kesitsel bir çalışma olarak planlanmıştır. Araştırmaya, Ankara Üniversitesi Gölbaşı Yerleşkesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 410 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı olarak anket yöntemi tekniği kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonunda elde edilen veriler tanımlayıcı istatistik yöntemi ile p değeri, yüzde değerleri ve ki-kare (χ²) önemlilik testi üzerinden değerlendirilmiştir. Anketler, öğrencilerin demografik bilgileri, besin takviyesi kullanım sıklıkları ve bilgi düzeylerinin, kullanım yapanlar üzerindeki etkilerin belirlenmesine yönelik en az 47 sorudan oluşmuştur. Ankete katılan bireylerin besin takviyesi kulanım oranları, kullanım sıklıkları ve kullanım nedenleri, bu ürünler hakkında bilgi sahibi olup olmadıkları, BE (besin takviye edici), Eİ (enerji içeceği) ve Sİ (sporcu içeceği) arasındaki farkı bilip bilmedikleri, bu takviyelerin kullanımındaki dış etmenler olan aile bireyleri, arkadaş önerisi, antrenör telkini gibi faktörlerin etki ve önemi araştırılmıştır. Ayrıca çalışmada, ikinci bir anket modülü uygulanarak, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi ile bu bireylerin sportif performansları, ne düzeyde ve hangi sıklıkla spor yaptıkları kas gücü ile ifade edilen fiziksel aktivelerine olan etkisi ve bu konudaki bilinçlilikleri değerlendirilerek sporcu besin takviyesi kullanımı ile olan ilişkisi araştırılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda katılımcıların %18,52'sinin ergojenik ürün kullandığı belirlenmiştir. En çok kullanılan besin takviyesi formu %70 oranında toz form ve kullanımda destek alınan kaynak %40,9 antrenör, %38,37 inetnet, okul, arkadaş olarak tespit edilmiştir. Katılımcıların %65,37'si düzenli spor yapmakta ve düzenli spor yapanların %38,48'i profesyonel olarak sporla ilgilenmektedir. Enerji içeceklerinin besin takviyesi sınıfına dahil olduğunu kabul edenler %34,5, etmeyenler ise %65,5; performans üzerinde hiç etkisi olmadığını düşünenler %25, çok etkisi olduğunu düşünenler %4 oranındadır. Anahtar Sözcükler: Besin takviyesi, sporda kullanım, bilinçlilik düzeyi, fiziksel aktivite

Besin destekleriBilgi düzeyiFiziksel aktivite+3
Rahmi Ertan Anlı
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Eczacılıkta UzmanlıkAçık ErişimTR

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Yoğun Bakım Ünitesi'nde yatan hastalara verilen protein desteğinin hastaların mekanik ventilatörden ayrılma süresi ve sağkalımına etkisinin incelenmesi

YBÜ'de izlenen MV uygulanan hastalarda artan katabolik süreçlerden dolayı protein yıkımı artmıştır. Yapılan çalışmalar bu durumun kötü prognozu işaret ettiğini göstermektedir. Bu çalışmanın amacı YBÜ'de MV uygulanan ve enteral beslenen hastalara verilen protein desteğinin, mekanik ventilatörden ayrılma süresine etkisini ve 28 günlük mortaliteye etkisini incelemektir. Hastaların; yaş (yıl), cinsiyet, kilo (kg), boy (cm), vücut kitle indeksi (VKİ) (kg/m2), mekanik ventilatöre bağlı kaldıkları süre (gün), APACHE II, SOFA, mNUTRIC skorları ile yedi gün süreyle kilogram vücut ağırlığı başına gram protein ve enerji değerleri, laboratuvar sonuçları, YBÜ ve hastanede yatış süreleri ve sonlanım durumları (yaşayan/ölen) ortak bir veri tabanında toplanmıştır. Retrospektif olarak yapılan bu çalışmada veriler hastane bilgi sisteminden ve hasta dosyalarından elde edilmiştir Demografik veriler, APACHE II, SOFA ve mNUTRIC skorları için iki grupta benzer sonuçlar bulunmuştur. MV'ye bağlı gün süresi açısından 1,2 g/kg/gün ve üzeri protein alan grupta daha uzun MV gün sayısı tespit edilmişitir (p=0,001). YBÜ'de yatış süresi açısından 1,2 g/kg/gün ve üzeri protein alan grubun daha uzun yatış gün sayısı tespit edilmiştir (p:0,037). İki grup arasında 28 günlük mortalite açısından anlamlı fark bulunmamıştır. YBÜ'de yüksek protein desteği alan hastaların daha uzun MV gün sayısı tespit edilmiştir. Yirmisekiz günlük mortalite açısında iki grup arasında anlamlı fark bulunmamıştır.

Besin destekleriProteinlerSağkalım+6
Hatice Rahvan
Ankara University
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Yetişkinlerde gıda takviyesi kullanımının anksiyete ile ilişkisi

Giriş ve Amaç: Gıda takviyeleri olarak bildiğimiz vitaminler, mineraller, probiyotikler ve diğer ürünlerin kullanım sıklığı; anti-inflamatuar, antioksidan ve bağışıklık geliştirici etkileri nedeniyle, başarılı satış stratejileri ve reklamların da katkılarıyla giderek artmaktadır. Üç yıldır mücadele edilen Covid-19 salgın sürecinin bireylerin sağlık anksiyetesini arttırdığı, oluşan korku ve stresin bireylerin beslenme alışkanlıklarında değişikliklere neden olduğu gözlenmiş, gıda takviyesi kullanımının da etkilenebileceği düşünülmüştür. Biz bu çalışma ile hastalarımızdaki gıda takviyesi kullanım durumlarını, bu takviyelerin kullanım sebeplerini, oluştuysa yan etkilerini, bu kullanımın kişinin demografik özellikleri, anksiyetesi, Covid-19 korkusu ve pandemi ile ilişkisini gözlemlemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tipte tek oturumda çevrimiçi usulü anket tipindeki çalışma 01.10.2022-01.11.2022 Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Aile Hekimliği polikliniğine gelen 18-75 yaş arası gönüllü hasta ve hasta yakınlarından paylaşılan elektronik anketi doldurmayı kabul eden bireyler ile yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Verilerin analizi "MINITAB 22", Google Sheets, openepi programları kullanılarak yapılmış, istatistiksel olarak anlamlılık düzeyi p<0,05 kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışma grubunun yaş ortalaması 35.2 ± 11.3 yıldı ve %67.4'ü kadındı. Katılımcıların 372 'si (%67.4) gıda takviyesi kullanıyordu ve en sık kullanılanlar arasında D vitamini (%16.1), C vitamini (%15.8), B12 vitamini (%10.4), multivitaminler (%9.9) bulunmaktadır. Katılımcıların gıda takviyesi kullanma sebepleri bağışıklık güçlendirme (%24.9), halsizlik (%12.3), laboratuar tahlili sonucu hekim tavsiyesi olarak (%11.5) ve Covid-19 sebebi ile (%9.1) şeklinde saptanmıştır. Kadınlarda gıda takviyesi alma oranı (%72.6) erkeklerden (%56.7) daha yüksekti (p<0.001). Katılımcıların %60.7'si Covid-19 enfeksiyonu geçirmiş olup gıda takviyesi alma oranı geçirmeyenlere göre daha yüksekti (p=0.014). Kronik hastalığı olanların gıda takviyesi kullanma oranı daha yüksekti (p<0.001). Beck anksiyete ölçeğinden 8 ve üzeri puan alan anksiyete semptomlarına sahip katılımcıların Covid korku ölçeğinden aldığı puan ortalaması ve gıda takviyesi kullanma oranı anksiyete semptomları olmayanlara göre daha fazlaydı (her ikisi de p<0.001). Sonuç: Gıda takviyesi kullanımı kadınlarda, üniversite mezunlarında, kronik hastalığı olanlarda, Covid-19 enfeksiyonu geçirme öyküsü olanlarda, düzenli ilaç kullananlarda, antidepresan kullanma öyküsü olanlarda, Beck anksiyete testinden daha yüksek puan alanlarda, Covid-19 aşısı olanlarda istatistiki olarak anlamlı düzeyde daha fazla saptanmıştır. Pandemi ya da Covid-19 enfeksiyonu geçirme ile anksiyete grupları ve covid korku ölçeği skoru arasında ilişki saptanmamıştır. Yaş grubu ilerledikçe anksiyete oranı düşerken, Covid korku ölçeğini skorunun arttığı saptanmıştır. Sağlık çalışanı dışındaki meslek gruplarında, anksiyete varlığında gıda takviyesi kullanımı anlamlı düzeyde artarken, sağlık çalışanlarında bu ilişki istatistiki anlamlı bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: anksiyete, Covid-19 korkusu, gıda takviyesi.

AnksiyeteBesin destekleriCOVID 19+1
Elif Öztürk
Maltepe University
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Farmakolojik ve nonfarmakolojik destek tedavisi başlanmasına rağmen sigarayı bırakamayan hastalardaki başarısızlık nedenlerinin araştırılması

Amaç: Bu çalışmada, sigara bırakmada kullanılan farmakolojik ve non-farmakolojik tedavi alanların 12. aydaki bırakmış olma durumlarının değerlendirilmesi ve bırakamayanların başarısızlık nedenlerinin araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Retrospektif çalışmamız, 01.05.2015 ile 31.12.2017 tarihleri arasında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları sigara bırakma polikliniğine gelen hasta dosyalarının incelenip, kişilerin aranıp sigarayı bırakıp bırakamamaları ile ilgili 12 soruluk bir anket uygulanmasıyla gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Katılımcıların cinsiyetleri, yaşları ve medeni durumları, sigara bırakma durumlarını istatistiksel olarak anlamlı etkilememiştir (p>0,05). Ancak, eğitim düzeyleriyle sigarayı bırakma durumları incelendiğinde anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir (p:0,027). Üniversite mezunları ile ilkokul ve ortaokul-lise mezunları arasında olduğu ve bu farkın sigara bırakma durumu açısından üniversite mezunu lehine olduğu bulunmuştur (Sırasıyla p:0,003 ve p:0,007). Önerilen tedavilerin kullanım sonuçlarında vareniklin ile nikotin sakızı (p:0,013), nikotin bandı (p:0,025) ve bilişsel davranışçı terapi (p:0,029) arasında vareniklin lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Başarısız olma sebeplerinden, stres (p:0,001), kahvaltıdan sonraki sigaradan vazgeçememe (p:0,0001), uyandıktan sonraki sigara isteğinden vazgeçememe (p:0,001), boş vakitlerinde sigaranın aklına gelmesi (p:0,001) ve "diğer" seçeneği (p:0,047) istatistiki açıdan diğer seçeneklere göre daha etkili bulunmuştur. Sigara, sadece içen kişiyi değil bütün toplumu etkilemektedir.

BağımlılıkBaşarısızlıkBesin destekleri+6
Ömer Selçuk Kınalı
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2020
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran hastalarda gıda takviyesi kullanım durumu ve temel beslenme bilgi düzeyini etkileyen faktörler

Giriş: Çağımızda her tür bilgiye ulaşmanın çok kolay olduğu bilinmekle birlikte bu bilgilerin bir kısmı kafa karıştırıcı da olabilmektedir. Özellikle medya ve sosyal medyanın da katkılarıyla sağlıklı beslenmeye dikkat çekildiği ve gıda takviyelerine olan ilginin arttığı görülmektedir. Beslenmeyle ilişkili olabilen kronik hastalıkların önlenmesinde sağlıklı besin tüketimi önemli rol oynamaktadır. Buradan yola çıkarak çalışmamızda Adnan Menderes Üniversitesi 25 No'lu Eğitim Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran hastalarda gıda takviyesi kullanım durumunu, beslenme bilgi düzeyini saptamayı ve başta COVID olmak üzere, ilişkili faktörleri ortaya koymayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışma dönemi içinde (altı ay) Eğitim Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran 18 yaş ve üzeri gebe olmayan tüm hastalara ulaşılması hedeflenmiştir. Çalışmanın yapıldığı 1 Mayıs 2022-30 Ekim 2022 tarihleri arasında Eğitim Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran ve çalışmaya katılmayı kabul eden 309 kişiyle yüz yüze görüşülerek, sosyodemografik ve klinik özellikler ile gıda takviyesi kullanımıyla ilişkili sorulardan oluşan veri toplama formu ve Yetişkinler için Beslenme Bilgi Düzeyi Ölçeği (YETBİD) kullanılarak beslenme bilgi düzeyi değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 22.0 veri tabanına girilerek istatistiksel değerlendirmeler yapıldı. Tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra gruplar arası karşılaştırmalarda parametrik testlerden Student t test ve ANOVA testi, nonparametrik testlerden ise Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis testi kullanıldı. Sayısal değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenmesi için ise Pearson ve Sperman Korelasyon Analizi kullanıldı. Ayrıca karıştırıcıları dışlayabilmek için regresyon analizi uygulandı. Çalışmanın yapılabilmesi için gerekli etik kurul izinleri Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurul'undan alındı. Bulgular: Çalışmamızdaki katılımcıların yaş ortalaması 42,96±16,62 yıl olup, katılımcıların 167 (%54)'si kadındı. Son 1 yıl içerisinde gıda takviyesi kullananlar, katılımcıların %60,5'ini (n=187) oluşturmaktaydı. En çok kullanılan gıda takviyeleri; Vitamin D (%38,5 n=119), Vitamin C (%26,5 n=82), Vitamin B12 (%23,3 n=72), Demir (%22,3 n=69) ve Multivitamin (%18,8 n=58) idi. Katılımcıların temel beslenme ve besin sağlık bilgisi orta düzeyde olup, besin tercihi bilgisi iyi düzeyde bulunmuştur. Sağlık çalışanı olan katılımcıların ise temel beslenme ve besin sağlık bilgisi iyi düzeyde olup, besin tercihi çok iyi düzeyde saptanmıştır. YETBİD Beslenme ve Besin Sağlık Bilgisi COVID geçirenlerde geçirmeyenlere göre 4,284 kat, sigara içmeyenlerde içenlere göre 3,495 kat, sağlık çalışanlarında sağlık çalışanı olmayanlara göre 6,64 kat, içeceklere eklediği şeker miktarı 3'den az olanlarda 3 ve üzeri olanlara göre 2,414 kat daha yüksekti. Sonuç: Covid geçirenlerde, sigara içmeyenlerde, sağlık çalışanlarında, içeceklere daha az şeker ekleyenlerde YETBİD Beslenme ve Besin Sağlık Bilgisi daha yüksek düzeydeydi. Bilgi düzeyi daha düşük olan gruba sağlıklı beslenme konusunda bilgilendirme yapılması ve bu konuda farkındalık yaratılması önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Beslenme Bilgisi, COVID-19, Gıda takviyesi, Sağlık Çalışanları.

AydınBesin destekleriBeslenme+6
Doğancan Güneş
Aydın Adnan Menderes University
2023
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Fitness salonlarında egzersiz yapanların spor süplementleri bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi için ölçek geliştirme ve Eskişehir örneğinde genel-spor beslenmesi bilgi düzeyleri ile birlikte süplement kullanımının değerlendirilmesi

Çalışmanın ilk aşamasında fitness salonlarında egzersiz yapanların spor süplementleri (SS) ile ilgili bilgi düzeyinin değerlendirilmesi için Spor Süplementleri Bilgi Ölçeği (SSBÖ) geliştirilmiştir. İkinci aşamada ise Eskişehir'deki fitness salonlarında egzersiz yapanlar arasında SS kullanma sıklığının saptanması ve ilişkili bazı değişkenlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, Eylül 2023-Şubat 2024 tarihlerinde gerçekleştirilen metodolojik ve kesitsel tipte bir araştırmadır. Veriler amaca uygun olarak hazırlanan anket formlar ile toplanmıştır. SSBÖ'nün geçerlilik-güvenirliğinin test edilmesinde madde analizi, açımlayıcı faktör analizi, eş zamanlı ölçüt geçerliliği, gruplar arası ayrışma, doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ve iç tutarlılık katsayısının belirlenmesi yöntemleri uygulandı. İkinci aşamada çalışma grubu 499 kişiden oluşmuştur. Analizler için Ki-Kare testi, Spearman korelasyon analizi ve lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. SSBÖ maddelerinin faktör yükleri 0,32-0,62 arasında değişmekte olup Cronbach alfa katsayısı 0,889 idi. DFA'da elde edilen uyum indeksleri kabul edilebilir düzeyde idi. Katılımcıların yaşları ortalama 28,17±9,32 yıl idi. Çalışmada SS kullanma sıklığı %55,5 olarak saptandı. En çok kullanılan SS ürünleri, kanıt düzeyi olmayan-kanıt düzeyi yetersiz olan grupta idi. Üniversite mezunlarında, çalışanlarda, sigara içenlerde, alkol tüketenlerde, yakın çevresinde SS kullanımı olduğunu bildirenlerde, yüksek yoğunlukta egzersiz yapanlarda, aşırı kilolu-obez olanlarda ve ağırlıklı olarak vücut geliştirme egzersizi yapanlarda SS kullanma sıklığının daha yüksek olduğu saptandı. Katılımcılardan SS kullananların genel beslenme ile ilgili bilgi düzeyleri daha düşük, spor süplementleri ile ilgili bilgi düzeyleri ise daha yüksekti. Sonuçta, SSBÖ geçerli ve güvenilir bir ölçek olup SS ile ilgili bilgi düzeylerinin değerlendirilmesinde kullanılabilir. Beslenme ve SS ile ilgili bilgi düzeylerini arttırmaya yönelik olarak fitness salonlarında egzersiz yapanlara ve çalışanlara yönelik farkındalık yaratma, eğitim ve bilgilendirme faaliyetlerinin yapılması faydalı olabilir.

Besin destekleriFiziksel uygunluk
Selva Dilan Gölbaşı Koç
Eskişehir Osmangazi University
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fitness egzersizi yapan bireylerin doping ve gıda takviyeleri hakkındaki bilgi düzeylerinin belirlenmesi

Araştırmada Çorum ilinde faaliyet gösteren özel spor merkezlerinde fitness egzersizi yapan bireylerin doping ve gıda takviyeleri hakkındaki bilgi düzeylerini belirleyerek bu maddeleri kullanım durumlarını, nasıl temin ettiklerini, profesyonel tavsiye alıp almadıklarını belirleyerek Fitness egzersizinde bir durum tespiti yapılması amaçlanmıştır. Ayrıca katılımcıların bu maddeleri eczanelerden mi yoksa farklı kaynaklardan mı temin ettiklerinin belirlenmesi de amaçlanmıştır. Çalışmaya 93 erkek ve 43 bayan olmak üzere toplam 136 fitness egzersizi yapan birey, 26 erkek ve 15 bayan olmak üzere toplam 41 serbest eczacı katılmıştır. Yapılan araştırma tarama modelidir ve kesitsel özellik taşımaktadır. Araştırmadaki veriler anket tekniği kullanılarak toplanmıştır ve SPSS programında değerlendirilmiştir. Analizler sonucunda anket uygulanan136 kişinin % 14,7'sinin (20 kişi) doping kullandığı ve % 85,3'ünün (116 kişi) doping kullanmadığı; % 86,8'inin (118 kişi) ise gıda takviyesi kullandığı ve % 13,2'sinin (18 kişi) gıda takviyesi kullanmadığı saptanmıştır. Ayrıca toplamda 136 fitness egzersizi yapan bireyin % 49,3'ünün (erkekler % 58,1; bayanlar % 30,2) doping hakkında yeterli bilgiye sahip olduğu belirlenirken; toplamda 136 fitness egzersizi yapan bireyin % 55,1'inin (erkekler % 63,4; bayanlar % 37,2) ise gıda takviyeleri hakkında yeterli bilgiye sahip olduğu belirlenmiştir. Doping veya gıda takviyesi kullanan katılımcıların % 33,1'inin (45 kişi) sağlık profesyonellerine danışmadığı, % 58,1'inin (79 kişi) sağlık profesyonellerine danıştığı, % 4,4'ünün (6 kişi) sağlık profesyonellerine kısmen danıştığı ve % 4,4'ünün (6kişi) kullanmadığı belirlenmiştir. Bunun yanı sıra doping maddelerini katılımcıların % 39'u ilaç dağıtıcılarından ve % 37,5'i eczanelerden; gıda takviyelerini ise % 41,9'u spor salonlarından ve % 29,4'ü antrenörlerinden temin ettikleri bulunmuştur. Serbest eczacılara uygulanan anketten elde edilen verilere göre bireylerin büyük çoğunluğu doping maddesini eczanelerden temin etmeye çalıştığı saptanmıştır. Anket sonuçlarına göre doping ve takviyeler arasında talebin daha çok anabolizanlar, büyüme hormonları ve gıda takviyeleri üzerine yoğunlaştığı ortaya çıkmıştır. Reçete ile temin edilmesi gereken amfetamin, efedrin vb. yasaklı ilaçların illegal yollar ile temin edildiği düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Doping, Eczane, Fitness, Gıda Takviyesi

Besin destekleriBilgiBilgi düzeyi+7
Ali Mermertaş
Hitit University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çorum ilinde bulunan spor merkezlerindeki sporcuların besinsel ergojenik destekler hakkındaki bilgi düzeylerinin ve kullanım sıklığının belirlenmesi

Günümüzde sporcu beslenmesi ile ilgili doğru kaynaktan alınmamış bilgilerin yarattığı sorunlar giderek daha çok karşımıza çıkmaktadır. Çalışmamız etik kurul izni alınmasını takiben, 1 Mayıs-1 Haziran 2019 tarihleri arasında Çorum'da rastgele seçilmiş spor salonlarında spor yapan 51 kadın 255 erkek katılımcı üzerinde yapılmıştır. Katılımcılara 33 soru içeren bir anket uygulanmıştır. Veriler istatistiksel olarak Kruskal Wallis ve Mann Whitney-U testleri ile karşılaştırılarak p<0,05 ise değişkenler arasında anlamlı fark kabul edilmiştir. Kategorik verilerin karşılaştırılmasında Ki-kare testi ve Fisher kesin ki-kare testiuygulanmıştır.Verilerin analizinde SPSS 21 (SPSS Inc., Chicago, Ill, USA) programı kullanılmıştır. Çalışmamızda katılımcıların %45,4'ünün besin destek ürünü kullandığı tespit edilmiştir. Katılımcılar ürünleri %51,1 oranında internetten temin etmektedir. Ürün kullananların %6,5'i yan etki ile karşılaştıklarını belirtmiştir. Katılımcıların ürün kullanmadaki amaçlarını içeren ilk üç madde yapılan spordan hızlı sonuç almak, dayanıklılığı artırmak ve enerji sağlamak şeklinde belirlenmiştir. Spora başladıktan sonra diyete başlayanların oranı %36,9'dur. Diyet uygulayanların %58,4'ü diyet programlarını antrenörlerinden aldığını belirtmiştir. Besin destek ürünlerinin kullanımı ile eğitim durumu, cinsiyet, toplam spor yapma süresi, diyet programları uygulama durumları arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). Besin destek ürünü kullanmayan katılımcıların kullanmama sebeplerinin ilk üçü ürünler hakkında bilgilerinin olmaması, ürünlerin sağlığı olumsuz etkilemesi ve ürünlerin pahalı olması şeklindedir. Spor yapan bireylerin besin destek ürünlerini ve diyetlerini profesyonel olmayan yerlerden (arkadaş, internet..vb) elde etmesi kişisel sağlık açısından risk oluşturmaktadır. Sporcu beslenmesi konusunda bireylerin bilgi düzeylerinin düşük olması onları yanlış uygulamalara yönlenmeye açık hale getirmektedir. Spor yapan bireylerin bu konularda bilgi düzeyinin yükseltilmesi bireysel sağlık ve spor başarısı açısından büyük fayda sağlayacaktır.

Besin destekleriBeslenmeBilgi düzeyi+5
Cem Kulağsız
Hitit University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sporcularda L-Karnitin takviyesinin yüksek şiddetli aralıklı egzersiz sonrası kas hasarı ve gecikmiş kas ağrısı (GKA) üzerine etkisinin incelenmesi

Sporcularda sezona hazırlık aşamasında fizyolojik yetersizlik sonucu sıkça karşılaşılan erken yorgunluk ve devamında toparlanma/yenilenme aşamasındaki sürenin uzaması hem sporcular hem de antrenörler için performansı olumsuz etkileyen bir süreçtir. Yoğun ve yüksek şiddetli egzersizleri takiben meydana gelen yorgunluk arttıkça egzersize katılan kasların sarkomerlerinde yapısal bozulmalar meydana gelmektedir. Bu süreç egzersize bağlı kas hasarı ile sonuçlanmakta ve dolayısıyla hem sporcunun gelişim sürecine hem de antrenman veriminde kısa süreli gerilemeye neden olmaktadır. Öte yandan L-Karnitin takviyesinin sağlıklı bireyler veya sporcular üzerinde egzersize bağlı meydana gelen kas hasarı ve gecikmiş kas ağrısına yönelik olumlu yanıtlar mevcuttur. Amaç: Bu doğrultuda çalışmanın amacı; sporcularda L-Karnitin takviyesinin yüksek şiddetli aralıklı egzersizler sonrası kas hasarı ve gecikmiş kas ağrısı üzerine etkisini incelemektir. Metod: Çalışmaya aktif olarak spor yapan 25 sporcu (yaş, 20,48±1,61 (yıl)) katılım sağlamıştır. Çalışma wingate -tabanlı yüksek şiddetli aralıklı egzersiz döngülerini içeren (wingate bisiklet ergometresinde 4 dakika aralıklarla bölünmüş, 4 tekrarlı 30 saniyelik maksimal eforlar içeren) çift kör randomize kontrol gruplu bir tasarım içermektedir. Katılımcılar randomize olarak iki gruba ayrıldı. Öntest olarak katılımcılara wingate-tabanlı yüksek şiddetli aralıklı egzersiz uygulandı. Daha sonra Katılımcılara 21 gün boyunca günde 3 defa olacak şekilde 3g/gün L-Karnitin veya Plasebo olarak pudra şekeri verildi. Sontest uygulamasından sonra katılımcılardan kas hasarı biobelirteçleri için; diyet başlangıcı hemen öncesi, egzersiz hemen öncesi, egzersizden 2 saat, 24 saat, 72 saat sonra kan örnekleri toplandı. Ayrıca egzersiz bitimi 1.,3.,5.,7. ve 9. dakikalarda parmak ucundan kan laktat düzeyine bakıldı. Bulgular: Katılımcıların plazma total karnitin değerleri tüm ölçüm zamanlarında L-Karnitin grubu katılımcıları için daha yüksekti (p<0,05). Katılımcıların çoklu wingate testi sonrası egzersiz performansı güç çıktıları her iki grup için benzerdi (p>0,05). Biokimyasal analizler sonucu 2, 24, 48 ve 72 saatlik kan ölçümlerinde kas hasarı biobelirteçlerinden kreatin kinaz ve laktat dehidrogenaz enzimleri tüm ölçüm zamanlarında gruplar arasında benzer artış göstermiştir (p>0,05). Gecikmiş kas ağrısı ölçümlerinden ilk 2 ve 24 saat için L-Karnitin grubu katılımcıların puanları Plasebo grubu katılımcıların puanlarından yüksekti (p<0,05). Fakat 48. ve 72. saatlerde yapılan ölçümlerde istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktur (p>0,05). Sontest sonucu katılımcıların kan laktat değerleri gruplar arasında farklılık göstermemektedir (p>0,05). Sonuçlar: Çalışmaya ait veriler sonucunda sporcularda, 21 günlük L-Karnitin takviyesinin plazma total karnitin konsantrasyonu üzerinde bir artış göstermesine rağmen yüksek şiddetli egzersizler sırasındaki güç çıktılarında, yorgunluğun geciktirilmesinde, vücut kompozisyonunda, egzersiz sonrası toplarlanmada dinlenik kalp atımı üzerinde ve çalışmanın odak noktasını oluşturan gecikmiş kas ağrısı ve egzersize bağlı kas hasarı üzerinde kontrol grubu ile karşılaştırıldığında ergojenik bir fayda sağlamadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Ergojenik Yardım, Gecikmiş Kas Ağrısı, Kas Hasarı, L-Karnitin, Sporcu Beslenmesi, Yüksek Şiddetli Aralıklı Egzersiz

AnaerobikAnaerobik güçAnaerobik kapasite+3
Muhammet Yılmaz
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyabette bitkisel ve diğer doğal tedavi yöntemlerinin kullanımı "Retrospektif anket çalışması"

Bu çalışma ile diyabet hastaları tarafından kullanılan bitkisel ve diğer doğal tedavi yöntemlerinin yaygınlığının ve türünün, bu tedavi yöntemlerine dair bilgi kaynaklarının, hastaların bu yöntemleri kullanmaya yönelmelerinin temel nedenlerinin ve kullanımlarını sağlık personeline bildirme oranlarının araştırılması amaçlanmıştır. İstanbul, Anadolu Yakası'nda yer alan özel bir tıp merkezinin beslenme ve diyet polikliniğine ayaktan başvuran 110 diyabet hastasının (yaş ort: 60,4±13,4 (18-87 yıl), E/K 53/57) katıldığı bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Verilerin istatistik analizi SPSS 15.0 Windows programı kullanılarak yapılmıştır. Çalışma sonucunda, tip 1 ve tip 2 diyabet hastalarının bitkisel ve diğer doğal tedavi yöntemlerini kullanım oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p=0,037). Tip 2 diyabet hastalarının kullanıp devam etme oranının tip 1 diyabetlilere kıyasla daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bitkisel ve diğer doğal tedavi yöntemlerine inanma dereceleri ve bu yöntemleri kullanma oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0,001). Ayrıca, diyabete bağlı komplikasyonların varlığı ile bu yöntemleri kullanma oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur (p=0,006). Diyabete bağlı komplikasyonlara sahip olan hastaların bu yöntemleri kullanıp bırakma oranı yüksektir. Tarçın, omega-3 ve çörek otunun en çok kullanılan bitkisel ilaç veya gıda desteği oldukları saptanmıştır. Elde edilen bulgular, hastaların bu tedavi yöntemlerinin olası olumlu/olumsuz etkileri ve kullanımlarını ilgili sağlık personeline bildirmelerinin gerekliliği konusunda bilinçlendirilmesinin ve bilimsel verilere dayanan doğru bilgi kaynaklarına erişmelerinin önemini bir kez daha ortaya koymuştur.

AnketlerBesin destekleriDiabetes mellitus+5
Zübeyde Demet Cerit
Yeditepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00

İlgili konular