Digital literacy

102 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin sosyal medya tutumları ile benlik algıları arasındaki ilişkide dijital okuryazarlığın aracı rolü

Bu çalışmada ergenlerin sosyal medya tutumları ile benlik algıları arasındaki ilişkide dijital okuryazarlığın aracı rolünü incelemek amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemi, Bilecik ili Merkez ilçesinde ortaöğretim kurumlarında eğitimine devam eden 14-17 yaş grubunda yer alan 188 kız (%65,5), 99 erkek (%30.3) toplam 287 ergenden oluşmaktadır. Ölçme aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Sosyal Medya Tutum Ölçeği", "Dijital Okuryazarlık Ölçeği" ve "Ergenler İçin Benlik Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Analiz aşamasında veriler SPSS Statistics 23 programına aktarılarak tamamlanmıştır. İki grup arasındaki farklarda bağımsız örneklem t testi kullanılmış, ikiden fazla grup arasında fark olup olmadığı ise tek yönlü varyans analizi (One Way ANOVA) ile incelenmiştir. Ölçekler arasındaki ilişkinin incelenmesi için pearson korelasyon analizinden ve model testi için path (yol) analizinden yararlanılmıştır. Anlamlılık için p<0,05 kabul edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre ergenlerin sosyal medya tutumu, dijital okuryazarlık ve benlik algısı ölçek alt boyut puanları demografik değişkenlere göre farklılaşmaktadır. Path modeline göre sosyal medya tutum ölçeğinin dijital okuryazarlık ölçeği üzerinde pozitif yönde (β:0,475, p:0,000), dijital okuryazarlık ölçeğinin benlik algısı ölçeği üzerinde pozitif yönde (β:0,412, p:0,000) anlamlı bir etkisi bulunmaktadır. Ayrıca sosyal medya tutumlarının benlik algısı düzeyi üzerindeki etkisinde dijital okuryazarlık becerilerinin (β:0,196, p:0,005) aracı bir rol üstlendiği tespit edilmiştir. Sonuçlar değerlendirildiğinde ergenlerde dijital okuryazarlık becerileriyle desteklenen sosyal medya alışkanlıklarının, benlik algısı üzerinde olumlu etkisinden söz etmek mümkündür.

Benlik algısıDijital okuryazarlıkMedya okuryazarlığı
Eda Akpınar Doğan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara'daki lise son sınıf öğrencilerinin dijital okuma alışkanlıkları

Bireysel bir yaşam davranışı ve eylemi olan okuma toplumsallaşmanın, bir başka deyişle, toplumsal hayata katılmanın aracıdır. Okumaya ilişkin algı, tutum, duygu, düşünce, alışkanlık ve davranışlarımız okuma kültürünü oluşturur. Kültür değişen bir olgu olduğu için okuma kültürü de tarihsel ve toplumsal koşullara bağlı olarak değişmektedir. Dijital okuma, okuma kültüründe özellikle teknolojik gelişmelerin ortaya çıkardığı yeni bir okuma türüdür. Okuma kültürünün bir parçası olarak değerlendirebileceğimiz dijital okumanın teknoloji kullanımına daha yatkın olduğu bilinen çocuklar ve gençler arasında hızla yaygınlaşmakta olduğu söylenebilir. Bu nedenle dijital okumanın gençler açısından araştırılması büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı; Ankara'daki lise son sınıf öğrencilerinin dijital okuma alışkanlıklarını çeşitli boyutlarıyla irdelemektir. Dijital okuma alışkanlıklarının yanı sıra basılı okuma alışkanlıklarının da ele alındığı araştırmamızda öğrencilerin hangi okuma türünü neden tercih ettikleri, hangi okuma materyallerini ve araçlarını kullandıkları, ne tür okuma içeriklerine yöneldikleri ve bunları nasıl edindikleri, okuma yer ve zaman tercihleri, sahip oldukları dijital kaynakların neler olduğu ve kütüphane kullanım sıklıkları ve amaçları gibi alt konuların ortaya konulması da amaçlanmıştır. Söz konusu irdelemelerin ailelerin sosyoekonomik statüleri ve demografik değişkenler bağlamında yapılması da amaçlar arasındadır. Araştırma problemi; "Ankara'daki lise son sınıf öğrencilerinin dijital okuma alışkanlıkları hangi özellikleri göstermektedir?" biçiminde oluşturulmuştur. Bu bağlamda, "Öğrencilerin dijital okuma alışkanlıklarının hangi düzeyde ve nitelikte olduğu, hangi etkenlere bağlı olarak, ne kadar değiştiği" çalışmanın araştırma sorusu olarak düşünülmüştür. Çalışma amacı ve araştırma problemine bağlı olarak da araştırmanın hipotezi de şöyle oluşturulmuştur: "Ankara'daki lise son sınıf öğrencileri dijital okuma yönünde bir eğilime sahip olmakla birlikte, bu okuma türü onlar için öncelikli değildir." Ankara'da bulunan okuldaki toplam 294 lise son sınıf öğrenci örneklemi ile gerçekleştirilen çalışmamızda betimleme yöntemi kullanılmış ve son sınıf öğrencilerinin dijital okuma alışkanlıklarını ölçmek için anket tekniğiyle veri toplanmıştır. Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) programı ile yapılan analizler ve ki-kare testleri sonucu elde edilen verilere göre, Ankara'daki lise son sınıf öğrencilerinin dijital okuma yönünde belirli ölçüde eğilimleri olmakla birlikte, her iki okuma türünü de birlikte gerçekleştirdikleri ve bunların içinde daha çok basılı kaynak okumayı tercih ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğrencilerin okuma sıklıkları ve türleri ile anne ve babanın eğitim düzeyi arasında da anlamlı ilişki bulunmuş, eğitim düzeyi yüksek ailelere sahip öğrencilerin basılı ve dijital okuma alışkanlığına daha yüksek oranda sahip oldukları anlaşılmıştır. Çalışma sonunda konuya ilişkin çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler Lise öğrencileri, Okuma alışkanlığı, Dijital okuma alışkanlığı, Okuma kültürü, Sosyoekonomik özellikler, Sosyo-ekonomik etkenler, Ankara.

AnkaraDijital okuryazarlıkLise öğrencileri+4
Zeynep Tuna Öztürk
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk Youtuberlar ve paylaştıkları videolar üzerine bir döküman analizi

Günümüzde teknoloji hızla gelişmekte ve sosyal medya artık hayatın bir parçası hâline gelmektedir. YouTube en popüler sosyal paylaşım ağlarından bir tanesidir. YouTube üzerinden para kazanılabiliyor olması önce YouTuber daha sonra da çocuk YouTuber kavramlarını gündeme getirmiştir. Çok küçük yaşlardan itibaren, çocuklar artık saatlerce çocuk YouTuber videoları seyrederek vakit geçirmektedirler. Bu nitel araştırmada çocuk YouTuber kanallarındaki videoların içeriklerinin araştırılması amaçlamaktadır. Bu sebeple Doküman Analizi yöntemi benimsenmiştir. Popüler (çok izlenen) çocuk kanallarından 15 YouTube kanalı belirlenmiş ve bu kanallarda yer alan ve izlenme sayısı yüksek olan 100 adet video metinden çıkarılan kodlarla analiz edilmiş ve çocuk YouTuber kanallarının içerikleri ve sundukları mesajlar özetlenmiştir. Daha sonra analiz edilen bu 100 video arasından farklı kanallarda ve konularda olacak şekilde 15 video belirlenmiş ve çok yönlü etkileşim analizi yöntemi kullanılarak bu videoların mikro analizi yapılmış. Bu analizler sonucunda videoların içeriklerinde geçen şu altı kategori belirlenmiştir: Olumsuz davranışlar içeren, reklam ve tanıtım içeren, özel hayatın gizliliğine aykırı, korkutucu içeriğe sahip olan, tüketime özendiren ve olumlu sosyal mesaj içeren videolar. Analizlerin sonucunda çocukların bilinçsiz bir şekilde YouTube'daki medya içeriklerinin şu anki hâliyle baş başa bırakılmaması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Çocuklara daha uygun medya içerikleri sunmak için yazının sonunda ailelere, öğretmenlere, medya yapımcılarına ve yetkililere bazı önerilerde bulunulmuştur.

Dijital okuryazarlıkMedya okuryazarlığıOkul öncesi çocuklar+7
Ramazan Demir
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

6. sınıflarda çevrim içi okuryazarlık becerisinin geliştirilmesi

Bu araştırmanın amacı, 6. sınıf öğrencilerinin çevrim içi okuryazarlık becerilerinin geliştirilmesine yönelik bir model ortaya koymaktır. Araştırma iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda, çevrim içi okuma alanyazın ve öğretim programları incelenmiş, buradan hareketle Türkçe derslerinin çevrim içi okuma eğitimiyle ilişkilendirilmesine yönelik bir model önerisi geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın bu aşamasında, alanyazından ve ilgili öğretim programlarından elde edilen veriler doküman incelemesi yöntemiyle içerik analizine tabi tutulmuştur. İçerik analizi sürecinde, üç uzman tarafından veriler kodlanmış, temalar belirlenmiş ve düzenlenmiş, bulgular tanımlanarak yorumlanmıştır. Analiz sonucunda, çevrim içi okuma kazanımları tespit edilmiş, bu kazanımlar "problem oluşturma ve tanımlama", "çevrim içi bilgilere ulaşma", "çevrim içi bilgileri analiz etme", "sentezleme" ve "çoklu ortamları kullanarak bilgiyi iletme" temaları başlıklarında toplanmıştır. Yaygın olarak yer verilen kazanım ve standartlardan hareketle Türkçe Dersi Öğretim Programı'na yönelik çevrim içi okuma kazanımları önerilmiştir. Uygulama öncesinde uzman görüşleri doğrultusunda kazanımlara son şekli verilmiştir. Araştırmanın ikinci kısmında, eylem araştırması süreci gerçekleştirilmiştir. Eylem araştırması sürecinde, model önerisinde ortaya konacak çevrim içi okumaya yönelik kazanımlar doğrultusunda etkinlikler hazırlanmıştır. Hazırlanan etkinlikler, araştırmanın çalışma grubunu oluşturan İzmir il merkezinde yer alan bir ortaokulun altıncı sınıfında öğrenim görmekte olan 21 öğrenciye 11 hafta uygulanmıştır. 11 haftalık uygulama sonunda öğrencilerden toplanan 1054 sayfalık veri, analiz edilmek için veri analiz sürecine dâhil edilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. 11 hafta süren eğitim sürecinde, önerilen model doğrultusunda hazırlanan dersler betimlenmiştir. Eylem araştırmasının nicel kısmında; araştırmacı tarafından geliştirilen "Çevrim İçi Araştırma ve Okuduğunu Anlama Ölçeği", Putman (2014) tarafından geliştirilen ve araştırmacı tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Çevrim içi Tutum ve Davranışları Ölçeği", "Çevrim İçi Araştırma ve Okuduğunu Anlama Erişi Testi" kullanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında ise "Araştırmacı Gözlem Formu", "Öğrenci Günlükleri" ve öğrencilerin işlenen modele göre görüşlerini tespit edebilmek için "Yarı yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmış ve dersin başından sonuna kadar "OBS Studio" programı kullanılarak öğrencilerin yaptığı araştırmalar kayıt altına alınmıştır. Araştırmanın nicel verileri, ön test ve son test olarak uygulanan ölçekten elde edilen veriler "SPSS 23.0 for Windows" ile analiz edilmiştir. Araştırmada çalışma grubu öğrencilerinin ön test ve son test sonucu aldıkları puanların aritmetik ortalama ve standart sapmaları hesaplanmış ve grup içi karşılaştırmalar yapılmıştır. Elde edilen veriler, ilişkili örneklemler t-testi ve Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel kısmında, çevrim içi araştırma ve okuduğunu anlamaya yönelik uygulanan öğretimden elde edilen öğrenci görüş ve algılarından hareketle, disiplinler arası ilişki kurma, köprü metin kullanma, günlük yaşamla ilişkilendirme, yazmaya ilgi duyma, yazım ve noktalamaya katkı sunma, kelime hazinesine katkı sunma, internette etkili araştırma yapma, çevrim içi okumanın ilgi çekici ve eğlenceli olması, çevrim içi okuma yaparken öğretmen ve arkadaşlarıyla iş birliği yapma ve son olarak Türkçe dersini diğer becerilerle ilişkilendirme olmak üzere on ana temada toplanmıştır. Eylem araştırmacı süreci sonunda, önerilen model doğrultusunda gerçekleşen eğitim ile öğrencilerin çevrim içi okuma düzeylerinin arttığı, derslerin eğlenceli hâle geldiği ve öğrencilerin Türkçe dersine yönelik tutumları ve çevrim içi okumaya yönelik tutum ve davranışlarını olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak araştırma süreci boyunca yapılan uygulamaların ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin çevrimiçi okuryazarlık becerilerinin gelişimine katkı sağladığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Çevrim İçi Okuma, Dijital Okuryazarlık, Yeni Okuryazarlık Becerileri.

Dijital okuryazarlıkEkran okumaOrtaokul öğrencileri+5
Süleyman Ünlü
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin dijital okuryazarlığı ve sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi üzerine bir araştırma

Teknolojik ilerleme giderek daha önemli ve insan varlığının ayrılmaz bir parçası haline gelmektedir. Bu nedenle dijital araçlar günlük hayattan eğitime, işten sağlığa ve eğlenceye kadar çok çeşitli bağlamlarda kullanılmaktadır. Dijitalleşen dünyada insanların hayatlarını kolaylaştırmak ve uyarlamak için teknolojinin kullanılması hayati önem taşımaktadır. Doğru bilgiye ulaşmak ve onu etkili bir şekilde kullanmak için yeterli dijital okuryazarlığa sahip olmak bu nedenle çok büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda, internete karşı önemli bir zihinsel ilgi, kullanımını düzenleyememe, sınır belirleyememe, fazla zaman harcama gibi sosyal medya kullanımıyla ilgili önemli problemler de söz konusu olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, lise öğrencilerinin Dijital okuryazarlık ve sosyal medya bağımlılıklarının anket tekniği yöntemiyle incelenerek karşılaştırmasının yapılmasını içermektedir. Araştırmanın örneklemini, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Uşak ili Merkez ilçesindeki resmi meslek lisesi kurumundan farklı sınıf seviyelerinde öğrenim gören 381 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veri toplamak amacıyla; araştırmacı tarafından geliştirilen 'Dijital Okuryazarlık Ölçeği' ve 'Sosyal Medya Bağımlılığı' ölçeği kullanılmıştır. Uygulama araştırmacı tarafından geliştirilmiş ve öğrencilerin öğrenim gördükleri okulun dersliklerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmacı, araştırmanın detaylarını uygulama öncesinde açıklamış olup, yaklaşık 30 dakika süren bir süre ile uygulamaya sunmuştur. Toplamda dört bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde; dijital okuryazarlık kavramı açıklanmış, ikinci bölümde ise sosyal medya bağımlılığı kavramı incelenmiş olup örnek başlıklar ile birlikte çalışmaya sunulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde; araştırmanın amaç, yöntem, sınırlılık, örneklem ve görüşme formlarının hazırlanmasına ilişkin süreçler gibi teknik özelliklerinden bahsedilirken, son bölümde anket formlarının değerlendirilip analiz edildiği ve yorumlandığı bulgulara yer verilmiştir.

Dijital okuryazarlıkTeknolojik bağımlılık
Ece Yurter
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin bilişsel esneklik ve dijital okuryazarlıklarının incelenmesi

Öğretmenlerin bilişsel esneklik ve dijital okuryazarlıklarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesinin amaçlandığı bu araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden tarama modelinde yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu Erzincan/Merkez'de Millî Eğitim Bakanlığı'na (MEB) bağlı okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim okullarında görev yapan 236 öğretmen oluşturmuştur. Öğretmenlerin demografik özelliklerine ilişkin veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu ile öğretmenlerin dijital okuryazarlıklarına ilişkin veri toplamak amacıyla Ng (2012) tarafından geliştirilen ve Hamutoğlu, Canan-Güngören, Kaya-Uyanık ve Gür-Erdoğan (2017) tarafından Türk kültürüne ve diline uyarlanan Dijital Okuryazarlık Ölçeği kullanılmıştır. Öğretmenlerin bilişsel esnekliklerine ilişkin veri toplamak amacıyla ise araştırmacı ve tez danışmanı tarafından geliştirilen Bilişsel Esneklik Ölçeği kullanılmıştır. Söz konusu ölçek, açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri ile Cronbach Alpha katsayıları ve madde-toplam korelasyonlarının hesaplanması sonucunda 12 madde ve üç faktörden (Yetkinlik, Farkındalık, Uyum) oluşmuştur. Ulaşılan veriler betimleyici istatistik, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi ve Spearman korelasyonu ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır: Öğretmenlerin bilişsel esneklikleri üst düzeydedir. Öğretmenlerin bilişsel esneklik puanlarında cinsiyet ve görev yapılan eğitim kademesine göre anlamlı farklılık varken; yaş, mesleki deneyim, eğitim düzeyi, mezun olunan fakülte ve alan türüne göre anlamlı farklılık yoktur. Öğretmenlerin dijital okuryazarlıkları orta-üst düzeydedir. Öğretmenlerin dijital okuryazarlık puanlarında cinsiyet, yaş, mesleki deneyim ve eğitim düzeyine göre anlamlı farklılık varken; görev yapılan eğitim kademesi, mezun olunan fakülte ve alan türüne göre anlamlı farklılık yoktur. Öğretmenlerin bilişsel esneklik puanları ile dijital okuryazarlık puanları arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı ilişki vardır. Araştırma sonuçlarının araştırmacılara ve uygulayıcılara ışık tutması beklenmektedir.

Bilişsel esneklikDijital okuryazarlıkErzincan+1
Yasemin Mazlum
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Postmenopozal dönemdeki kadınlara verilen dijital okuryazarlık eğitiminin sağlık okuryazarlığı ve yaşam kalitesine etkisi

Amaç: Bu çalışma; postmenopozal dönemdeki kadınlara verilen dijital okuryazarlık eğitiminin sağlık okuryazarlığı ve yaşam kalitesine etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirildi. Yöntem: Ön test-son test desenli olan bu çalışma, randomize kontrollü deneysel bir araştırmadır. Eylül 2022 – Nisan 2023 tarihleri arasında Bahçelievler Devlet Hastanesi'ne başvuran 45 – 65 yaş arasında postmenopozal dönemde olan hasta ve hasta yakınları araştırmanın evrenini oluşturdu. Çalışma kriterlerine uyan 62 kadın örneklem grubuna dâhil edildi. Dijital okuryazarlık eğitimi verilen kadınlar Dijimeno grubunu, herhangi bir müdahale yapılmayan kadınlar kontrol grubunu oluşturdu. Dijital okuryazarlık eğitimi ve veri toplama süreci yüz yüze uygulandı. Bulgular: Dijimeno grubunda dijital okuryazarlık eğitimi sonrası, kontrol grubuna göre ilk ve son değerlendirme Menopoza Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği (MÖYKÖ) puanlarında azalma, Dijital Okuryazarlık Ölçeği (DOYÖ) ve Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği (SOÖ) puanlarında artma yönünde istatiksel olarak anlamlı fark tespit edildi. Dijimeno grubunda grup içi MÖYKÖ alt gruplarında seksüel alt boyut dışındaki tüm alt alanlarda anlamlı bir düşüş görülürken; seksüel alt boyutta anlamlı bir değişim bulunmadı. SOÖ alt boyutlarında ise tüm alt alanlarda istatiksel olarak anlamlı bir artış olduğu saptandı. Sonuç olarak, postmenopozal dönemdeki kadınlara verilen dijital okuryazarlık eğitiminin sağlık okuryazarlığı ve yaşam kalitesini artırmada etkili olduğu görüldü.

Dijital okuryazarlıkPostmenopozSağlık okuryazarlığı+1
Selcan Karakartal
İstanbul University-Cerrahpaşa
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım hemşirelerinin dijital okuryazarlık ,yapay zekâ hazırbulunuşlukları ve yapay zekâ kaygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmada yoğun bakım hemşirelerinin dijital okuryazarlık düzeyleri, yapay zekâ hazırbulunuşlukları ve yapay zekâ kaygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi; dijital okuryazarlık ve yapay zekâ hazırbulunuşluk düzeylerinin yapay zekâ kaygısını yordama gücünü ortaya koymaktır. Araştırma, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı (correlational) niteliktedir. Bu değişkenlerin birbirini yordama gücünü değerlendirmek amacıyla makine öğrenmesi (machine learning) temelli yordayıcı (predictive) modelleme yaklaşımı kullanılmıştır. Bu yönüyle araştırma, ilişkisel-kestirimsel (correlational-predictive) nicel araştırma deseni kapsamında değerlendirilmektedir. Araştırmanın örneklemi kartopu örnekleme yöntemi ile ulaşılan, araştırmaya dâhil edilme kriterlerine sahip 352 yoğun bakım hemşiresi ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak; Bilgi Formu, Dijital Okuryazarlık Ölçeği, Tıbbi Yapay Zekâ Hazırbulunuşluk Ölçeği Yapay Zekâ Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS Statistics for Windows 25.0 programı ve Python kullanılmıştır. Araştırmada yoğun bakım hemşirelerinin dijital okuryazarlık düzeyi (102,39±12,30), tıbbi yapay zekâya yönelik hazır bulunuşluk düzeylerinin orta düzeydedir (67,94±15,86), yapay zekâ kaygısı (89,82±19,11) orta düzeyin üzerindedir. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda DOÖ'nin toplamı ile; TYZHÖ'nin bilişsel, beceri, öngörü, etik alt boyutu ve toplamı arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişki vardır. Dijital okuryazarlığın TYZHÖ üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla yapılan çoklu doğrusal regresyon analizi sonuçlarına göre : dijital okuryazarlığın günlük kullanım ve profesyonel üretim boyutları yapay zekâ hazır bulunuşluk üzerinde pozitif etkiye sahiptir, buna karşılık etik ve sorumluluk boyutunun negatif etkisi bulunmaktadır. Makine öğrenmesi analizine göre, dijital okuryazarlık ve tıbbi yapay zekâ hazırbulunuşluğu alt boyutları, yapay zekâ kaygısı üzerinde belirleyicidir (R² = 0,68). Feature importance analizi, kaygıyı en çok etkileyen faktörün bilişsel farkındalık olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda yoğun bakım hemşirelerinin dijital okuryazarlık ve yapay zekâ hazırbulunuşluk düzeylerini artırmak için kapsamlı eğitim programları düzenlenmelidir. Eğitim ve teknoloji entegrasyon programları, gece vardiyası ve farklı yoğun bakım birimlerinde çalışan hemşirelerin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak planlanmalıdır. Kaygıyı azaltmak için hemşirelere yapay zekâ tabanlı uygulamalar planlanırken geri bildirimleri dikkate alınması önerilmektedir.

Dijital okuryazarlıkYoğun bakım
Gizem Tokatlı
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Büyük veri teknolojisi çağında kullanıcı verilerinin gizlilik ve mahremiyetine ilişkin sosyolojik analiz

21. yüzyılın bilgi ve iletişim teknolojileri, dijital kullanıcı verilerini teknik bir araç olarak kullanmakta ve gelişmiş veri analiz teknolojileri ile endüstriyel üretimi daha verimli ve etkin bir hale getirmeyi hedeflemektedir. Büyük veri teknolojilerinin, internet kullanıcıları üzerinde sürekli bir gözetim sağlaması ve kullanıcılar tarafından üretilen verilerin analizinden yapılan çıkarımlar yolu ile gizlilik ve mahremiyete ilişkin endişeler yaratması söz konusudur. Veri zengini ulus-ötesi şirketler ve devletler ile internet kullanıcıları arasındaki güç eşitsizlikleri ise bu endişeleri bireysel düzeyden, toplumsal düzeye taşımaktadır. Özellikle hedefli reklamcılık ve davranışsal profilleme gibi tekniklerin kullanıcıları belirli özelliklerine göre kategorilendirme işlevleri, mevcut toplumsal eşitsizlikleri daha da derinleştirme ve yeni eşitsizlik biçimleri üretme tehditi taşımaktadır. Veri teknolojilerinin gelişim aşamalarına dair bir özet sunan ve bu teknolojilerin içerdiği tehlikeleri, kapitalizmin süregelen ve yeni dinamikleri ile bağlantısı dahilinde analiz eden bu çalışma, 307 kişi ile yapılan bir anket uygulamasını içermektedir. Anket, katılımcıların kişisel ve davranışsal verilerine ilişkin temkinlilik ve endişe düzeylerini, internet kullanım alışkanlıklarını, dijital becerilerini, veri gizliliği ihlallerine ilişkin farkındalık düzeylerini ölçen sorulardan oluşmaktadır. Örneklem 3 farklı teknolojik uzmanlık düzeyini içerecek şekilde, Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji, Felsefe ve Bilgisayar Mühendisliğinden öğrenciler ile Hacettepe Teknokent'teki teknoloji firması çalışanları arasından seçilmiştir. Bulgular, veri gizliliğine verilen önem, gizlilik endişeleri ve veri paylaşımına ilişkin farkındalık başlıkları altında değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, katılımcıların günlük internet kullanma sıklıkları arttıkça davranışsal ve hassas verilerine ilişkin endişe duyma olasılıklarının da arttığı bulunmuştur. Kullanıcıların davranışsal verilerine ilişkin tutumları, günlük internet kullanma sıklıklarına ve katılımcıların uzmanlık seviyesine göre farklılık göstermektedir. Çevrimiçi profillemeye ilişkin farkındalığın, katılımcılar arasında yaygın olduğu ancak çevrimiçi davranışlarına ilişkin verilerini gizli tutma alışkanlığının yaygın olmadığı keşfedilmiştir. Katılımcıların, dijital verileri kullanılarak kim olduklarına dair gerçeğe dair çıkarımlar yapılamayacağını düşünme eğiliminde oldukları bulgusu bir önceki bulguyu desteklemektedir. Bulgular genel olarak değerlendirildiğinde, katılımcıların veri teknolojilerinin profilleme kapasitesi hakkında bilgi düzeylerinin düşük olması durumunda, davranışsal veri gizliliklerini sağlayamadıkları fark edilmektedir.

Büyük veriDijital emekDijital okuryazarlık+6
Seda Perihan Oflas
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin bilgi güvenliği farkındalığı ile dijital okuryazarlığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı lise öğrencilerinin bilgi güvenliği farkındalığı ile dijital okuryazarlığı arasındaki ilişkiyi incelemek ve elde edilen sonuçlardan hareketle ileriye dönük öneriler geliştirmektir. Araştırmanın değişkenleri bilgi güvenliği farkındalığı, dijital okuryazarlık durumu ve araştırma grubunun diğer özellikleri olarak belirlenmiştir. Araştırmada öğrencilerin bilgi güvenliği farkındalık durumları, dijital okuryazarlık durumları, diğer özellikleri (cinsiyet, İnternet kullanımı, sosyal medya kullanımı, çevrim içi araçları kullanmada kendini yeterli hissetme) ve bu değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu lise düzeyinde öğrenim gören 187 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilere çevrimi içi ortamlarda gönüllülük esasına göre ulaşılmıştır. Bu araştırmanın yöntemini nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel araştırma modeli oluşturmaktadır. Çalışmaya veri toplamak için "kişisel bilgi formu", "bilgi güvenliği farkındalık ölçeği" ile "dijital okuryazarlığa ilişkin bir anket" kullanılmıştır. Verilerin analizi sürecinde nicel verileri analiz etmek için bir elektronik istatistik programı kullanılmıştır. Bu araştırmanın amacı lise öğrencilerinin bilgi güvenliği farkındalığı ile dijital okuryazarlığı arasındaki ilişkiyi incelemek ve elde edilen sonuçlardan hareketle ileriye dönük öneriler geliştirmektir. Araştırmanın değişkenleri bilgi güvenliği farkındalığı, dijital okuryazarlık durumu ve araştırma grubunun diğer özellikleri olarak belirlenmiştir. Araştırmada öğrencilerin bilgi güvenliği farkındalık durumları, dijital okuryazarlık durumları, cinsiyet, İnternet kullanımı, sosyal medya kullanımı, çevrim içi araçları kullanmada kendini yeterli hissetme gibi diğer özellikleri ve bu değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu lise düzeyinde öğrenim gören 187 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilere çevrimi-içi ortamlarda gönüllülük esasına göre ulaşılmıştır. Bu araştırmanın yöntemini nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel araştırma modeli oluşturmaktadır. Çalışmaya veri toplamak için "kişisel bilgi formu", "bilgi güvenliği farkındalık ölçeği" ile "dijital okuryazarlık anketi" başlıklı bir anket" kullanılmıştır. Verilerin analizi sürecinde nicel verileri analiz etmek için bir elektronik istatistik programı kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçek ve anketten elde edilen veriler, değişken türlerine göre yüzde, frekans, ANOVA, korelasyon ve Man Whitney-U testi kullanılarak analiz edilmiştir. Bu analizlerden sonra elde edilen bulgulardan hareketle ulaşılan sonuçlara göre bilgi güvenliği farkındalığı ile dijital okuryazarlık durumu arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Öte yandan, öğrencilerin bilgi güvenliği farkındalığı cinsiyete göre farklılık göstermektedir. Cinsiyete göre farklılaşma ölçekte yer alan "saldırı ve tehditler" alt boyutunda olmuştur. Araştırmanın sonuçlarına göre öğrencilerin bilgi güvenliği farkındalığının iyi durumda olduğu anlaşılmıştır. Çevrim içi araçları kullanma konusunda kendini yeterli görmede erkek öğrenciler lehine bir fark bulunmaktadır. Bu konu hakkında çalışmak isteyen araştırmacılar için farklı eğitim kademeleri ve farklı değişkenler kullanılarak araştırma yapılması önerilmiştir.

Bilgi güvenliğiDijital okuryazarlıkDijital okuryazarlık+3
Gülhan Dönmez
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Tıp ve sağlık bilimleri alanında yükseköğrenim gören öğrencilerin yaşam boyu öğrenme tutumlarının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi

Sağlık çalışanları, sağlık alanındaki bilginin dinamik yapısı nedeniyle meslek hayatları boyunca bilgi ve becerilerini güncel tutmak, bir başka deyişle yaşam boyu öğrenen olmak zorundadır. Bu konuyla ilgili alanyazında, Tıp, Diş Hekimliği, Eczacılık ve Hemşirelik gibi sağlık mesleklerinin büyük çoğunluğunu oluşturan bir örneklemin bütüncül veya karşılaştırmalı olarak değerlendirildiği, kuramsal bir yaklaşım veya öğrencilerin mevcut yaşam boyu öğrenme tutumlarınına ilişkin tüm sağlık disiplinlerini değerlendiren kapsamlı bir analize rastlanmamıştır. Bu tez çalışmasının temel amacı, Ege Üniversitesi Tıp, Diş Hekimliği, Eczacılık ve Hemşirelik Fakültesi öğrencilerinin yaşam boyu öğrenmeye yönelik tutumlarının belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, sağlık bilimlerinde yükseköğrenim gören öğrenciler için geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirilmesi ve geliştirilen bu ölçek ile öğrencilerin yaşam boyu öğrenmeye yönelik tutumlarının, cinsiyet, fakülte, sınıf, yabancı dil bilgisi düzeyi, aile ekonomik durum algısı, anne ve baba eğitim durumu, mezuniyet sonrası ilk hedef ve dijital okuryazarlık durumları gibi farklı değişkenlere göre incelenmesi hedeflenmiştir. İlişkisel araştırma (correlational research) modelinde tasarlanan bu çalışma dört ana aşamada gerçekleştirilmiştir. Hazırlık aşamasında derinlemesine alanyazın taraması yapılmıştır. Bu tarama doğrultusunda sağlıkta yaşam boyu öğrenmeye ilişkin kavramsal ve kuramsal çerçeve oluşturularak bağımsız değişkenler belirlenmiştir. Ardından ölçek geliştirme evresine geçilerek, kuramsal çerçeve zemininde nitel veri toplanmıştır. Bu nitel veriler ve alanyazın desteği ile taslak ölçek için madde havuzu hazırlanmış ve uzman görüşleri ile ölçeğe 41 soruluk ilk şekli verilmiştir. Araştırmanın örneklemine benzer özellikler taşıyan farklı bir öğrenci grubundan (n=555) elde edilen verilerle açımlayıcı faktör analizi (AFA) yapılmış, 23 maddeli ve beş faktörlü bir yapı ortaya çıkmıştır. Ardından farklı bir örneklemden (n=254) toplanan veriler ile gerçekleştirilen doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ile AFA'da ortaya konan ölçüm modelinin benzer özellikleri taşıyan örneklemlerde de uyum gösterdiği istatistiksel olarak saptanmıştır. Ayrıca ölçeğin Cronbach alpha (α) iç tutarlılılık katsayısı 0,911 bulunmuştur. Böylelikle yaşam boyu öğrenme tutumuna ilişkin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirilmiştir. Uygulama evresinde ölçek, bağımsız değişkenleri de ölçen bütüncül bir veri toplama formuyla, tabakalı amaçsal örnekleme yöntemi ile seçilen katılımcılara (n=2118) uygulanmıştır. Tıp, diş hekimliği, eczacılık ve hemşirelik öğrencilerinin yaşam boyu öğrenmeye yönelik olumlu tutum segiledikleri saptanmıştır. Bu tutum, fakülte ve ebeveyn eğitim durumlarına göre farklılaşmazken; cinsiyete, aile ekonomik durum algısı, yabancı dil bilgisi düzeyi ve mezuniyet sonrası hedeflere göre farklılaşmaktadır (p<0,05). Ayrıca öğrencilerin yaşam boyu öğrenme tutumları ile yaşları arasında bir ilişki görülmezken dijital okuryazarlık durumları arasında orta düzey bir ilişki belirlenmiştir. Bu tez çalışması ile tıp ve sağlık bilimleri alanında eğitim-öğretim faaliyeti yürüten kurumların mezunlarının yaşam boyu öğrenmeye yönelik olumlu tutum geliştirmeleri için yoğun bir mesleksel yabancı dil eğitiminin verilmesi, bilgiye daha kısıtlı finansal imkanlarla erişebilmenin desteklenmesi, mezuniyet sonrası hedeflerle ilgili olarak öğrencilere kariyer danışmanlık desteğinin verilmesi önerilmektedir. Bunlara ek olarak,dijital öğrenme kaynaklarıyla zenginleştirilmiş öğrenci merkezli bir eğitim politikası ile dolaylı olarak dijital okuryazarlık becerilerinin edindirildiği örtük müfredatlar geliştirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler; Tıp; Diş Hekimliği; Eczacılık; Hemşirelik; Sağlık Bilimleri; Yaşam Boyu Öğrenme; Tutum Ölçeği; Sürekli Mesleksel Gelişim; Dijital Okuryazarlık

Dijital okuryazarlıkSağlık bilimleriTutum ölçekleri+5
Ozan Karaca
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal bilgiler öğretmenlerinin dijital okuryazarlık düzeyleri ilekültürel sermaye yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin dijital okuryazarlık düzeyleri ile kültürel sermaye yeterlik düzeylerinin nasıl olduğunu, Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin dijital okuryazarlık düzeyleri ile kültürel sermaye yeterlikleri arasında bir ilişkinin olup olmadığını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ayrıca Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin dijital okuryazarlık düzeyleri ve kültürel sermaye yeterliklerinde cinsiyet, yaş, medeni durum, hizmet süresi, internet kullanım süresi ve öğretmenin katıldığı hizmet içi eğitim sayısına göre bir fark olup olmadığını incelenmiştir. Çalışmanın örneklemi, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Mersin'in merkezine bağlı Mezitli, Akdeniz, Toroslar ve Yenişehir ilçelerinde yer alan 23 farklı ortaokulda görev yapan 217 Sosyal Bilgiler Öğretmeni oluşturmuştur. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak "Dijital Okuryazarlık Ölçeği", "Kültürel Sermaye Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırma soruları çerçevesinde frekans, yüzdelik, aritmetik ortalama, t- testi, varyans analizi ve Pearson korelasyon analizleri yürütülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre araştırmaya katılan Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin dijital okuryazarlık düzeylerinin yüksek olduğu; ölçeğin "öğretim teknolojileri" boyutunda aldıkları puanların düşük, "bilgi ve iletişim" ve "teknik" boyutlarında aldıkları puanların ise yüksek olduğu belirlenmiştir. Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin dijital okuryazarlık düzeylerinin cinsiyete, yaşa, medeni duruma, hizmet süresine, hizmet içi eğitim sıklığına göre farklılaştığı, internet kullanım süresinin ise farklılaşma yaratmadığı tespit edilmiştir. Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin kültürel sermaye yeterlik düzeyleri ve ölçeğin alt boyutlarını oluşturan "entelektüel birikim", "katılım", "kültürel bilinç" ve "kültürel potansiyel" düzeylerinde puanlarının yüksek olduğu görülmüştür. Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin kültürel sermaye yeterlik düzeylerinin cinsiyete, yaşa, medeni duruma, hizmet sürelerine, internet kullanım süresine, hizmet içi eğitim sıklığına göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin dijital okuryazarlık düzeyleri ile kültürel sermaye yeterlik düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin kültürel sermaye yeterlik düzeyleri arttıkça dijital okuryazarlık düzeyleri de artış göstermektedir.

Branş öğretmenleriDijital okuryazarlıkKültürel sermaye+6
Okan Tel
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmeni adaylarının dijital okuma tutumlarının dijital okuryazarlıklarını yordama gücü

Bu araştırmada sınıf öğretmeni adaylarının dijital okuma tutumlarının dijital okuryazarlıklarını yordama gücünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Basit seçkisiz yöntemle ulaşılan 207 sınıf öğretmeni adayına kişisel bilgi formu, Yurdakul ve Susar Kırmızı (2021) tarafından geliştirilen "Öğretmen Adayları İçin Dijital Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği" (DOTÖ) ve Bayrakcı ve Narmanlıoğlu (2021) tarafından geliştirilen "Dijital Okuryazarlık Ölçeği" (DOYÖ) uygulanarak veri toplanmıştır. Sınıf öğretmen adaylarının dijital okuma tutumları ve dijital okuryazarlıkları çeşitli değişkenler (cinsiyet, sınıf düzeyi, sahip olunan dijital araç sayısı, günlük internet kullanım süresi) arasında anlamlı farklılığın olup olmadığı t-testi ve anova analizi ile; dijital okuma tutumları ve dijital okuryazarlıkları arasındaki ilişki pearson korelasyon analizi ile; dijital okuma tutumlarının dijital okuryazarlıklarını yordama durumu ise çoklu regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonunda sınıf öğretmen adaylarının dijital okuma tutumunun sınıf düzeyi ve günlük internet kullanım süresi değişkenlerinde anlamlı olarak farklılık göstermediği ancak; cinsiyet ve sahip olunan dijital araç sayısında anlamlı farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca sınıf öğretmeni adaylarının dijital okuryazarlıkları cinsiyet, sınıf düzeyi ve günlük internet kullanım süresi değişkenlerinde anlamlı farklılık göstermezken; sahip olunan dijital araç sayısı değişkeninde anlamlı olarak farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen adaylarının dijital okuma tutumları ile dijital okuryazarlıkları arasında pozitif yönde ve orta seviyede bir ilişki bulunmuştur. Öğretmen adaylarının dijital okuma tutumlarının dijital okuryazarlıklarını anlamlı olarak yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Aday öğretmenlerDijital okuryazarlıkSayısal okuma farkındalığı+4
Emine Yunlu
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının teknoloji okuryazarlıkları ve dijital vatandaşlıkları arasındaki ilişkinin farklı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının teknoloji okuryazarlıkları ile dijital vatandaşlıkları arasındaki ilişkiyi farklı değişkenler açısından incelemeyi amaçlamaktadır. Çağımızda teknolojinin hızla ilerlemesi ve dijital ortamın önemi göz önüne alındığında, bireylerin hem teknik becerilerini hem de etik sorumluluklarını geliştirmeleri kritik bir öneme sahiptir. Bu bağlamda, öğretmen adaylarının bu iki önemli beceri seti arasındaki ilişkiyi anlamak, eğitim stratejilerinin daha etkili bir şekilde tasarlanmasına katkı sağlayabilir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama ve korelasyonel model kullanılmıştır. Araştırma kapsamında, sosyal bilgiler öğretmen adaylarına veri toplama araçları olarak teknoloji okuryazarlığı ve dijital vatandaşlık ölçeği uygulanmış ve değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler, öğretmen adaylarının teknoloji okuryazarlıkları ve dijital vatandaşlıkları hakkındaki bilgi düzeylerini ölçmeyi amaçlamaktadır. Elde edilen veriler, bu iki beceri seti arasındaki potansiyel ilişkileri ortaya çıkarmak amacıyla istatistiksel analizlere tabi tutulmuştur. Araştırmanın önemli bulgularından biri, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının teknoloji okuryazarlıkları ile dijital vatandaşlıkları arasında negatif yönlü güçlü bir ilişki vardır. Bu sonuç, eğitim stratejilerinin bu iki beceri setini birlikte ele alması gerektiğini ve öğrencilere entegre bir şekilde sunulan eğitimin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, bu araştırma, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının teknoloji okuryazarlıkları ve dijital vatandaşlıkları arasındaki ilişkiyi anlamak adına değerli bir katkı sunacağı düşünülmektedir. Bu sonuçlar, eğitimcilerin öğrencilere dijital dünyada hem teknik hem de etik olarak güçlü bir şekilde hareket etme becerilerini kazandırmak için daha kapsamlı ve özelleştirilmiş eğitim stratejileri geliştirmelerine yönelik ilham verici bir perspektif sunmaktadır.

Dijital demokrasiDijital okuryazarlık
Aysima Durmaz
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenleri ve sınıf öğretmeni adaylarının dijital okuma ve dijital yazma kültürleri

Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmenlerinin ve sınıf öğretmeni adaylarının dijital okuma ve dijital yazma kültürlerinin araştırılmasıdır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında Konya'da görev yapan ve MEB bünyesinde çalışan sınıf öğretmenleri ile Selçuk ve Necmettin Erbakan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Sınıf Eğitimi Anabilim Dallarında 1.2.3. ve 4. sınıfta öğrenim gören sınıf öğretmeni adayları oluşturmaktadır. Araştırmada nicel ve nitel verilerin bir arada kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Nicel ve nitel boyutlar aynı anda incelenmiş birbirlerinden bağımsız olarak analiz edilmiştir. Araştırmada karma yöntemin yakınsayan paralel deseni kullanılmıştır. Nicel verileri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından dijital okuma kültürü ve dijital yazma kültürü anketi geliştirilmiştir. Anketin birinci bölümünde katılımcıların demografik özelliklerini belirlemeye yönelik (cinsiyet, yaş, mesleki deneyim, eğitim düzeyi, öğretim yapılan sınıf düzeyi/eğitim görülen sınıf düzeyi) sorular yer almaktadır. Anketin ikinci bölümünde katılımcıların dijital okuma ve dijital yazmaya ilişkin kültürlerini ortaya çıkarmayı amaçlayan; evet/hayır, çoktan seçmeli ve açık uçlu soru türünden oluşan sorular bulunmaktadır. Üçüncü bölüm dijital okuma ile ilgili katılımcıların inanç, düşünce ve tutumlarını ortaya çıkarmayı amaçlayan 31 maddelik likert ölçeğine dayalı anket sorularından, dördüncü bölüm ise katılımcıların dijital yazmaya ilişkin inanç, düşünce ve tutumlarını ortaya çıkarmayı amaçlayan ve 29 maddeden oluşan likert ölçeğine dayalı anket sorularından oluşmaktadır. Madde yanıtlama alanında 5'li puanlama anahtarı kullanılmıştır. Anket maddelerine verilen yanıtlar "Hiç Katılmıyorum (5), Az Katılıyorum (4), Kısmen Katılıyorum (3), Katılıyorum (2), Kesinlikle Katılıyorum (1)" ifadelerinden oluşmaktadır. Çalışmanın nicel boyutuna 400 öğretmen ve 150 öğretmen adayı katılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin toplanması sürecinde ise yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşmeler için her biri üç bölümden oluşan iki adet yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Birinci bölüm katılımcıların kişisel bilgilerini belirlemeye yöneliktir. İkinci bölümünde katılımcıların dijital okumaya ilişkin görüşlerini ortaya koymayı amaçlayan 6 soru, üçüncü bölümünde ise dijital yazmaya ilişkin görüşleri ortaya koymayı amaçlayan 7 soru yer almaktadır. Yarı yapılandırılmış görüşme formları hazırlandıktan sonra dil ve kapsam geçerliğini ölçmek amacıyla iki alan uzmanının görüşüne sunulmuştur. Bu doğrultuda görüşme formundan iki adet soru çıkarılarak görüşme formlarına son hali verilmiş ve uygulamaya hazır hale getirilmiştir. Görüşmeler 20 öğretmen ve 20 öğretmen adayı ile yapılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında görüşme formlarının incelenmesinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde ise öncelikle anketlerdeki maddelerin her biri için katılma düzeylerine yönelik frekans ve yüzde değerlerine yer verilmiştir. Öğretmen adaylarının dijital okuma ve dijital yazma kültürleri hakkındaki görüşleri ile cinsiyetleri ve sınıf düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı Ki-Kare (χ2) bağımsızlık testi ile incelenmiştir. Benzer şekilde, öğretmenlerin cinsiyet, yaş, mesleki deneyim, eğitim düzeyi ve öğretim yaptıkları sınıf düzeyi ile dijital okuma ve dijital yazma kültürleri hakkındaki görüşleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı yine χ2 bağımsızlık testi ile test edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmen ve öğretmen adaylarının çoğunluğunun dijital cihazlar aracılığı ile okuma yaptığı, bunu yapmalarının en çok tercih edilen nedeninin bilgiye kolay erişim sağlaması olduğu, dijital ortamda en çok akıllı telefon kullandıkları, okuma yapılan içerik ve ortamın sosyal medya olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Dijital metinleri okumayı tercih edenlerin, yanlarında basılı materyal taşımaya gerek olmadan, bilgiye hızlı, pratik, detaylı ve tek tıkla ulaşabilme nedeniyle bu okuma ürünü tercih ettikleri ortaya çıkmıştır. Ayrıca katılımcıların çoğunluğunun dijital yazma türünü tercih ettikleri dijital yazma yaparken dizüstü bilgisayar ve akıllı telefon kullandıkları, dijital yazmayı kolay, eğlenceli, pratik ve vazgeçilmez buldukları bulgusuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dijital okuma, dijital yazma, sınıf öğretmeni, sınıf öğretmeni adayı.

Aday öğretmenlerDijital okuryazarlıkSınıf öğretmenleri+1
Hayrünnisa Savaş
Necmettin Erbakan University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Predicting students' academic achievement with educational data mining: Using interaction data from learning management system

The purpose of this study is to predict the end-of-term passing grades of the students enrolled in the GEP0322-Digital Literacy course in the fall semester of the 2020-2021 academic year, using only learning management system interaction data. Different feature selection methods were used to examine the effect of feature selection techniques on model performance. In all cases, different algorithms worked efficiently, but their prediction results were not the same. While there were some minor differences between model values, it wasn't enough to say one was better than the other. CatBoost regressor (RMSE=14.27), Random Forest regressor (RMSE=14.39), and Extra Trees regressor (RMSE=15.84) were the best models in the conducted cases respectively.

Digital literacyEstimation methodsData mining+1
Ebru Toka
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between EFL teachers' digital literacy and their online teaching self-efficacy

This study investigated the relationship between EFL teachers' digital literacy levels and their online teaching self-efficacy. The participants of this research are 158 EFL teachers teaching at the prep schools of both state and private universities in different cities in Turkey and were selected by snowball sampling method. The study adopted a quantitative research design. Data were collected from Digital Literacy Scale (DLS) (Weerakanto, 2019) and Online Teaching Self-Efficacy Inventory (OTSEI) (Gosselin, 2009). The results revealed that there was a moderate positive relationship between teachers' digital literacy skills and their online teaching self-efficacy. It was also found that years of teaching experience was not a determining factor when it comes to digital literacy and online teaching self-efficacy. Based on the gathered findings, the study offers recommendations and pedagogical implications for fostering digital literacy in online education. Key Words: Digital Literacy, Online Teaching, Self-Efficacy, ELT

Branch teachersDigital literacyForeign language teaching+7
Akın Çöp
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi sürecinde ortaokul matematik öğretmenlerinin dijital okuryazarlık öz yeterlikleri, e-öğrenmeye hazırbulunuşlukları, teknoloji kabul düzeyleri ve uzaktan eğitime yönelik tutumlarının incelenmesi

Bu araştırmada pandemi sürecinde ortaokul matematik öğretmenlerinin dijital okuryazarlık öz yeterlikleri, e-öğrenmeye hazırbulunuşlukları, teknolojiyi kabul düzeyleri, uzaktan eğitime yönelik tutumları çeşitli değişkenler açısından incelenmiş ve bu değişkenler arasındaki ilişki ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmaya 2020-2021 eğitim öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı Uşak ili ve ilçelerinde görev yapan uygun örnekleme yöntemiyle seçilmiş 108 ortaokul matematik öğretmeni katılmıştır. Ortaokul matematik öğretmenlerinin dijital okuryazarlık düzeylerini belirlemek için "Dijital Okuryazarlık Öz Yeterliliği Ölçeği", e-öğrenmeye hazırbulunuşluklarını belirlemek için "E-öğrenmeye Hazırbulunuşluk Ölçeği", teknoloji kabul düzeylerini belirlemek için "Öğretmenler İçin Teknoloji Kabul Ölçeği" ve uzaktan eğitime yönelik tutumlarını belirlemek için "Uzaktan Eğitime Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada veri analizi için betimsel istatistikler, ilişkisel örneklemler için t testi, tek faktörlü varyans analizi ve çoklu korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada ortaokul matematik öğretmenlerinin dijital okuryazarlık öz yeterlik düzeylerinin, e-öğrenmeye hazırbulunuşluk düzeylerinin, teknoloji kabul düzeylerinin yüksek düzeyde ve uzaktan eğitime yönelik tutumlarının orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin ölçeklerden aldığı puanlar ile cinsiyet, mesleki kıdem ve uzaktan eğitim ile ilgili eğitim alma durumu değişkenleri arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Ortaokul matematik öğretmenlerinin dijital okuryazarlık öz yeterlikleri ile e-öğrenmeye hazırbulunuşlukları arasında pozitif yönde ve yüksek düzeyde, teknoloji kabul düzeyleri arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmişken uzaktan eğitime yönelik tutumları arasında negatif yönde düşük ilişki vardır. Ortaokul matematik öğretmenlerinin e-öğrenmeye hazırbulunuşlukları ile teknoloji kabulleri arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki varken uzaktan eğitime yönelik tutumları arasında ise pozitif yönde düşük düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir. Ortaokul matematik öğretmenlerinin teknoloji kabulleri ile uzaktan eğitime yönelik tutumları arasında pozitif yönde düşük bir ilişki vardır. Bu sonuçlar ışığında bazı önerilerde bulunulmuştur.

Dijital okuryazarlıkElektronik öğrenmeHazırbulunuşluk+7
Sedat Demir
Balıkesir University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik öğretmen adaylarının matematiksel okuryazarlık özyeterlikleri, evrensel fen okuryazarlılıkları ve dijital okuryazarlık öz-yeterlilikleri arasındaki ilişki

Bu çalışmada geleceğe yön verecek olan öğretmen adaylarının matematik okuryazarlık düzeylerinin, matematiksel okuryazarlık öz yeterliklerinin, evrensel fen okuryazarı olma durumlarının ve dijital okuryazarlık öz yeterliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini bir devlet üniversitesinde öğrenim görmekte olan Matematik Öğretmenliği ve İlköğretim Matematik Öğretmenliği bölümü 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Bu çalışmada "Öğretmen Adaylarının Dijital Okuryazarlık Öz-yeterliliği Ölçeği", "Evrensel Fen Okuryazarlığı Ölçeği", "Matematik Okuryazarlığı Öz Yeterlik Ölçeği" ve "Matematik Okuryazarlığı Başarı Testi" kullanılmıştır. Uluslararası alanda yapılan PİSA ve TIMSS gibi uygulamalar matematik ve fen alanlarına dikkat çekmektedir. Uzun zamandır literatürde yer alan STEM kavramı fen, matematik ve teknoloji alanlarına odaklanmaktadır. Bir süredir dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi sürecinde eğitimde çeşitli aksaklıklar yaşanmış ve öğretmenlerin alan bilgisinin yanında teknoloji bilgisininde önemli olduğu görülmüştür. Bu çalışma ile öğretmen adaylarının matematik okuryazarı, fen okuryazarı ve dijital okuryazarı bireyler olmalarına dikkat çekilmek istenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre öğretmen adaylarının çoğunun orta seviyede bir matematik okuryazarlığına sahiptir. Katılımcıların matematik okuryazarlık özyeterlikleri uygun seviyedededir. Matematiksel okuryazarlık düzeyi ile matematiksel okuryazarlık özyeterliği puanları karşılaştırıldığında aralarında herhangi bir ilişki bulunamamıştır. Öğretmen adaylarının evrensel fen okuryazarlığı testinden aldıkları puanlara incelendiğinde yarısından fazlasının yüksek ve çok yüksek düzeyde puanlar aldığı görülmüştür. Dijital Okuryazarlık Özyeterliliği Ölçeğinden alınan puanlara bakıldığında öğretmen adaylarının ölçekten yüksek puanlar aldığı ve dijital okuryazarlık özyeterliliklerinin yukarı seviyede olduğu görülmüştür. Katılımcıların evrensel fen okuryazarlık ve matematiksel okuryazarlık öz yeterlilikleri arasında pozitif yönlü korelasyon; evrensel fen okuryazarlığı ile dijital okuryazarlık özyeterliği arasında pozitif yönlü korelasyon; matematiksel okuryazarlık öz yeterliği ile dijital okuryazarlık özyeterliği arasında pozitif yönlü korelasyon bulunmuştur.

Aday öğretmenlerDijital okuryazarlıkFeTeMM+7
Büşra Göçemen
Balıkesir University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal bilgiler öğretmenlerinin dijital okuryazarlık yetkinliklerinin Web 2.0 araçları kullanım durumuna etkisi

Bu araştırmada, Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin dijital okuryazarlık yetkinliklerini belirlemek; dijital okuryazarlık yetkinlik düzeylerinin ve Web 2.0 araçları kullanım durumunun cinsiyet, görev süresi, görev yeri değişkenine göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Örneklem yöntemi olarak ise rastgele örnekleme kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler SPPS 20 paket programı ile analiz edilmiştir. Veri çözümlemesi 607 sosyal bilgiler öğretmeni ile yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, sosyal bilgiler öğretmenlerinin dijital okuryazarlık yetkinlik düzeyleri cinsiyete; Web 2.0 araçları kullanım durumu ise cinsiyet, görev süresi ve görev yerine göre anlamlı bir farklılık göstermiştir. Dijital okuryazarlık yetkinliğinin görev yeri ve görev süresi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık oluşturmadığı görülmüştür. Dijital okuryazarlık yetkinliğinin web 2.0 araçlarını kullanım durumunu etkilediği görülmüştür.

21. yüzyılBranş öğretmenleriDijital okuryazarlık+6
Funda Balcı
Ankara University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilgi işlemsel düşünme becerisini kazandırma sürecinde etkileşimli öğrenme ortamının bilişsel ve duyuşsal değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma bilgi işlemsel düşünme becerisi ve programlama mantığını geliştirmeye yönelik olarak tasarlanmış olan etkileşimli bir öğrenme ortamının uygulaması ve değerlendirilmesi sürecini kapsamaktadır. Daha açık bir ifadeyle öğrencilerin bilgi işlemsel düşünme becerilerini desteklemek amacıyla kullanılan etkileşimli öğrenme ortamının öğrencilerin bilgi işlemsel düşünme, dijital okuryazarlık ve problem çözme becerileri bağlamında öğrenme çıktılarına etkisi olup olmadığını incelemek, aynı zamanda öğrenme ortamı ve süreci ile ilgili öğrenci ve öğretmen görüşlerini almak çalışmanın ana hedefleridir. Çalışmanın belirlenen amacına yönelik olarak ortaokul beşinci ve altıncı sınıf öğrencisi olan 302 öğrenci ile dokuz hafta süren bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Yarı deneysel desen türünde yapılan karma yöntemin benimsendiği çalışmada ön test son test kontrol gruplu deney deseni temel alınmıştır. Çalışmanın geçerlik ve güvenirlik kısımları için açımlayıcı faktör analizi (AFA) ve doğrulayıcı faktör analizi (DFA) yapılmıştır. Çalışmanın nicel boyutunda kullanılan ölçeklerden ve etkileşimli öğrenme ortamı uygulamasından elde edilen veriler ile hem demografik bilgiler doğrultusunda hem de değişkenlerin birbirleri ile olan ilişkisi incelenmiştir. Çalışmanın nitel boyutunda öğretmen ile görüşme ve öğrenciler ile odak grup görüşmesi yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular incelendiğinde, BİD becerilerinin değerlendirilmesine yönelik yaşın önemli bir belirleyici faktör olduğu ancak cinsiyet değişkeninin etkisinin olmadığı, öğrencilerin sahip oldukları BİT seviyesine paralel olarak BİD becerilerinin de arttığı, bilgisayar veya tablet sahibi olan öğrencilerin BİD beceri puanlarının daha yüksek olabileceği, her gün bilgisayar veya tablet kullanan öğrencilerin BİD becerisi puanlarının daha yüksek olabileceği, BİD ve dijital okuryazarlık becerileri arasında yüksek düzeyde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca, öğrencilerin etkileşimli öğrenme ortamında bulunan uygulamaları genel olarak yararlı buldukları ve uygularken eğlendikleri sonucuna varılmıştır. Son olarak, öğretmen görüşmesinde ise uygulamanın öğrencilerin üst düzey düşünme becerilerini destekleyici nitelikte olduğuna ancak öğrenme ortamında öğrenci-öğrenci ve öğrenci-öğretmen etkileşiminin desteklenmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir.

Bilgi işlemsel düşünmeBilişsel değişkenlerDijital okuryazarlık+5
Elif Şengün Öztaş
Ankara University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin dijital okumaya yönelik tutumlarının değerlendirilmesi

Dijitalleşen dünyada her şeyde olduğu gibi okuma sürecinde de bazı değişimler olması kaçınılmazdır. Bu değişim dijitalleşme yönünde olmuştur. Bu değişim sonucunda kaçınılmaz bir şekilde alan yazına yeni kavramlar girmiştir. Bu kavramlardan biri de dijital okumadır. Bu çalışmanın amacı öğretmenlerin dijital okumaya yönelik tutumlarının değerlendirilmesi ve dijital okumaya yönelik görüşlerinin belirlenmesidir. Bu araştırmayla Çalışmada nitel ve nicel araştırmanın bir arada kullanıldığı karma yöntemden yararlanılmıştır. Araştırma 2022-2023 eğitim öğretim yılında Denizli ilinde gerçekleştirilmiştir. Denizli ili genelinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ilkokul, ortaokul ve halk eğitim merkezlerinde görev yapan öğretmenlere ulaşılmıştır. Nicel araştırma için "uygun örnekleme yöntemi" kullanılırken nitel araştırma için "kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi" kullanılmıştır. Nicel veriler Kırmızı Susar ve Yurdakal (2021) tarafından geliştirilmiş olan "Dijital Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği (DOTÖ)" kullanılarak 307 öğretmenden elde edilmiştir. Nitel veriler ise çalışma kapsamında geliştirilmiş olan "açık uçlu soru formu" kullanılarak gönüllü 50 öğretmenden toplanmıştır. Öğretmenlerinin dijital okumaya yönelik tutumlarının eğitim düzeylerine, görev yaptıkları yere, bilgisayara sahip olmaya, dijital okumaya ayrılan zamana, görev yapılan okulun sosyo ekonomik düzeyine göre farklılık göstermediği belirlenmiştir. Ancak tercih edilen kaynak ve dijital kitap okuma durumuna göre ise anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır. Öğretmenlerinin dijital okumaya yönelik tutumları dijital kitap okuma değişkenine göre bütün boyutlarda ve ölçeğin tümünde anlamlı bir farklılık göstermektedir. Dijital kitap okuyanların tutumları dijital kitap okumayanlara göre anlamlı ve daha yüksek düzeydedir. Öğretmenlerinin dijital okumaya yönelik görüşleri incelendiğinde dijital okumanın avantajlarına yönelik tespitler yapılmıştır. Katılımcıların göre en çok dile getirdikleri avantajlar erişim hızı ve kolaylık olmuştur. Bunların dışında pratiklik, ekonomiklik, bilginin doğrulanabilirliği, okuma esnekliği, farklı kaynaklara erişim olanağı sunması gibi avantajlar da dile getirilmiştir. Öğretmenler dijital okumanın dezavantajlarına yönelik olarak ise göz sağlığını olumsuz etkilediğini belirtmiştir. Diğer taraftan dijital okuma sürecinde bilgi kirliliği, kitap okuma hazzından yoksunluk ve sağlık sorunları gibi nedenler de ifade edilmiştir. Katılımcılara göre dijital okuma için kaynaklar yeterlidir. Dijital okuma içeriklerinin güvenirliğine yönelik öğretmenler içeriklerin doğrulama gerekliliğini belirtmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda dijital okumanın yaygınlaştırılması ve olumsuz tutumların ortadan kaldırılması için çalışmaların yapılması önerilmiştir. Anahtar Sözcükler: Dijital okuma, tutum, öğretmen, karma yöntem.

Dijital okuryazarlıkKarma yöntemlerTutumlar+1
Mehmet Emin Aktaş
Pamukkale University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Web 2.0 uygulamalarının fen bilgisi öğretmen adaylarının teknolojik pedagojik alan bilgilerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, fen bilgisi öğretmen adaylarının Web 2.0 uygulamalarına yönelik görüşlerini ortaya koymak ve bu uygulamaların öğretmen adaylarının teknolojik pedagojik alan bilgisi ile dijital okuryazarlıklarına etkisini belirlemektir. Tek grup ön test-son test zayıf deneysel deseninin kullanıldığı araştırmanın çalışma grubu, fen bilgisi öğretmenliği bölümünde öğrenim gören 28 fen bilgisi öğretmen adayından oluşmaktadır. Araştırmanın nicel verileri, Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi Ölçeği (TPABÖ) ve Dijital Okuryazarlık Ölçeği (DOÖ) aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada nicel verileri destekleyen nitel veriler ise, Web 2.0 Uygulamaları Yapılandırılmış Görüşme Formu ve TPAB Temelli Teknoloji Entegrasyon Değerlendirme Rubriği ile toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS 23.0 paket programı kullanılmıştır. TPABÖ ve DOÖ'nün çözümlenmesinde ilişkili örneklemler için t-testinden yararlanılmıştır. Nitel verilerin analizi, görüşmelerin yorumlayıcı fenomenolojik analiz yöntemine göre analiz edilmesi ve öğretmen adaylarının hazırladıkları ders planlarının Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi Temelli Teknoloji Entegrasyon Değerlendirme Rubriği'ne göre puanlanması ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın birinci alt problemine yönelik bulgularında, öğretmen adaylarının Web 2.0 uygulamalarını etkili buldukları ve mesleki hayatlarında kullanmak istedikleri ortaya çıkmıştır. Ayrıca araştırmada kullanılan Web 2.0 uygulamalarının birçok özelliğini verilen eğitimler sayesinde yeni öğrendikleri belirlenmiştir. İkinci alt probleme yönelik bulgularda, Web 2.0 uygulamalarının DOÖ'nün tamamında ve alt boyutlarında istatiksel olarak son test lehine anlamlı farklılık oluşturduğu ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla Web 2.0 uygulamalarının öğretmen adaylarının DO'larını olumlu yönde geliştirdiği belirlenmiştir. Üçüncü alt probleme yönelik bulgularda ise, Web 2.0 uygulamalarının TPABÖ'nün tamamında ve alt boyutlarında istatiksel olarak son test lehine anlamlı farklılık oluşturduğu ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda Web 2.0 uygulamalarının öğretmen adaylarının TPAB'lerini olumlu yönde geliştirdiği sonucuna varılmıştır. Bu sonuçlar ışığında, web 2.0 uygulamalarına yönelik verilen eğitimlerin öğretmen adayları üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Literatür incelendiğinde fen alanında Web 2.0 uygulamalarının öğretmen adaylarının TPAB ve DO'larına etkisinin araştırıldığı çalışmaların yetersiz sayıda olduğu belirlenmiştir. Dolayısıyla bu araştırmanın fen eğitimi açısından literatüre zenginlik katacağı düşünülmektedir. Bu alanda Web 2.0 uygulamalarının TPAB ile DO'ya etkisinin araştırıldığı çalışmaların yapılması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Web 2.0 uygulamaları, teknolojik pedagojik alan bilgisi, dijital okuryazarlık, fen bilgisi öğretmen adayları

Aday öğretmenlerDijital okuryazarlıkTeknolojik pedagojik alan bilgisi+1
Sena Tufan
Pamukkale University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Emziren annelerin dijital sağlık okuryazarlığının bebek beslenme ve tutumuna etkisi

Amaç: Bu araştırmanın amacı, emziren annelerde dijital sağlık okuryazarlığı ile bebek beslenmesine yönelik tutum arasındaki ilişkiyi incelemektir. Gereç ve Yöntem: Analitik-kesitsel tipte yürütülen araştırma, 1 Haziran 2025-1 Haziran 2026 tarihleri arasında Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği'nde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, gelişigüzel örnekleme yöntemiyle seçilen ve araştırmaya katılmayı kabul eden 0-6 aylık bebeği olan 182 emziren anne oluşturmuştur. Veriler; Kişisel Tanıtıcı Bilgi Formu, Dijital Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği ve Iowa Bebek Beslenmesi Tutum Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, ki-kare testi, Fisher's Exact Test ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Annelerin yaş ortalaması 31,35±6,02 yıl, bebeklerin yaş ortalaması 105,65±62,27 gün olarak bulunmuştur. Annelerin %46,7'sinin üniversite ve üstü eğitim düzeyine sahip olduğu, dijital kaynaklara erişimde en sık akıllı telefon kullandığı (%91,85), sağlık bilgisi aramada en sık Google'dan yararlandığı (%76,19) ve bebek beslenmesiyle ilgili en çok sağlık profesyonellerine güvendiği (%77,5) belirlenmiştir. Dijital Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği toplam puan ortalaması 2,84±0,50, Bebek Beslenmesi Tutum Ölçeği toplam puan ortalaması 64,97±6,25'tir. Dijital Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği toplam puanı ile Bebek Beslenmesi Tutum Ölçeği toplam puanı arasında pozitif yönde, zayıf düzeyde ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır (r=0,214; p=0,004). Dijital sağlık okuryazarlığı düzeylerine göre bebek beslenmesi tutum kategorileri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p=0,862). Sonuç: Araştırma sonucunda, emziren annelerde dijital sağlık okuryazarlığı ile bebek beslenmesine yönelik tutum arasında sınırlı ancak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ebelik uygulamalarında annelerin dijital ortamda karşılaştıkları bilgileri eleştirel biçimde değerlendirmeleri desteklenmeli ve emzirme danışmanlığı dijital sağlık okuryazarlığı boyutuyla güçlendirilmelidir.

Ana-çocuk sağlığıAnne sütüBebek beslenmesi+5
Zeynep Mercan
Aydın Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00

Related subjects