Dil bilgisi-ekler

85 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkçe ve Macarcanın yapım eklerinin karşılaştırılması

Türkçe ve Macarca arasındaki köken ilişkisi, yüz yılı aşkın bir süredir tartışılmakta olan bir meseledir. Türkçeden Macarcaya geçmiş birçok kelimenin varlığı bilinmekle beraber, iki dil arasındaki ilişkinin sırf kelime alışverişi düzeyinde mi kaldığı, yoksa yapısal ortaklık ve etkileşimlerden mi ileri geldiği meselesi henüz yeterince aydınlatılabilmiş değildir. Tarihin farklı dönemlerinde Macarların çeşitli Türk topluluklarıyla -Hazarlar, Avrupa Hunları, Peçenekler ve Osmanlılar- çok sıkı ilişkileri olmuş ve bu ilişkiler tabii olarak dile de yansımıştır. Ural-Altay dil ailesi teorisi ortaya atıldığında her iki dilin aynı dil ailesine mensubiyeti ileri sürülmüşse de zamanla bu görüş bırakılarak Ural ve Altay'ın iki farklı dil ailesi teşkil ettiği görüşü kabul edilmiş, böylece Türkçe ve Macarca farklı dil aileleri içinde değerlendirilmeye başlanmıştır. Türkçe ile Macarca arasındaki benzerlikler tarihsel yakınlıklardan dolayı meydana gelen bir ödünçleme mi, yoksa bu iki dil gerçekten aynı kökenden mi geliyor? Bu hususla ilgili yapılacak her yorum, kanıt gerektirir. Bunun için de karşılaştırmalı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Her iki dilin eklemeli bir yapıya sahip olması, öncelikle iki dil arasındaki ek karşılaştırmalarının ne kadar önemli olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. Bu amaçla tezde, Türkçedeki yapım ekleri ile Macarcadaki yapım ekleri arasındaki benzerlik ve farklılıklar, tanıklar eşliğinde yapı ve işlev boyutuyla tartışılmaya çalışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Türkçe, Macarca, yapım ekleri, dil aileleri, Ural-Altay

Dil bilgisi-eklerDil bilgisi-yapım ekleriDilbilgisi+4
Burçin Çalışkan
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kıpçak grubu Türk dillerinde -GAn ekiyle oluşturulan yan cümleler

Bağımlı bir biçimbirim olan -GAn, Eski Türkçe döneminde az sayıda örnekte görülmekle birlikte sonraki dönemlerde farklı sözdizimsel çevrelerde kullanılabilen çok işlevli bir ek haline gelmiştir. Günümüzde ekin kullanımı açısından Türk dillerinin iki gruba ayrıldığı görülmektedir. Kıpçak dillerinin de yer aldığı ilk grup, eki birden fazla alanda sıklıkla kullanmaktadır. Kıpçak dillerine bakıldığında ilk işlevi temel cümle işaretleyicisi olarak kullanılmasıdır. Aynı zamanda sınırlı olmakla birlikte yeni sözcüklerin türetiminde kullanıldığı görülmektedir. Türkçede bir üst cümleye sözdizimsel açıdan bağımlı olan cümleler belirli ekler aracılığı ile kodlanır ve -GAn eki bunlardan biridir. Yan cümlelerin üç türünde, niteleme, tümleç ve zarf yan cümlelerinde kullanılmaktadır. Bu cümleler uyum işaretlemesi, öge sıralaması ve öge yönetimi gibi belirli iç sözdizimsel özelliklere, üst cümlede edindikleri sözdizimsel işlevler açısından dış sözdizimsel özelliklere sahiplerdir. Aynı zamanda belirli anlamsal özellikleri barındırırlar. Bu özellikler yan cümle türleri arasında farklılık göstermektedir. Çalışmanın ilk amacı eş zamanlı bir bakış açısıyla Kıpçak dillerinde -GAn ekiyle oluşturulan yan cümlelerin bu özelliklerini betimlemektir. Çalışma kapsamında Kıpçak dillerinden Kazakça, Karakalpakça, Nogayca, Kırgızca, Karayca, Karaçayca-Balkarca, Kumukça, Tatarca ve Başkurtça incelemeye dahil edilmiştir. Öte yandan Türkiye Türkçesinin yer aldığı diğer grup eki sınırlı bir alanda, niteleme yan cümlelerinde kullanmaktadır. Bu grupta -GAn ekinin diğer alanlardaki kullanımları için farklı işlevsel karşılıklar bulunmaktadır. Niteleme yapılarında ek seçime bağlı olarak –(y)An ve -DXK olmak üzere farklı karşılıklar bulunurken tümleç yan cümlelerinde olgusallık bağlamında -DXK ekinin yanında -mA eki ile kullanılabildiği görülmektedir. Zarf yan cümlelerinde ise kodladığı anlamsal ilişkiye göre farklı karşılıklar edinir. Kıpçak dilleri ve Türkiye Türkçesinde yukarıda sıraladığımız işlevsel karşılıkların biçim-sözdizimsel ve anlamsal özellikler açısından karşılaştırmalı bir yöntemle ele alınması çalışmamızın diğer bir yönünü oluşturur. Böylelikle iki grup arasındaki yapısal benzerlik ve farklılıkların tespit edilmesi amaçlanmıştır.

Dil bilgisi-eklerFiilimsilerKıpçakca+4
Ayşegül Özkan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çuvaşçada art zamanlı ad yapımı

Çuvaşlar günümüzde İdil-Ural bölgesinde yaşayan topluluklardan biridir. Çuvaşların konuştuğu dil olan Çuvaşçanın konumu itibari ile Fin-Ugor dillerine yakınlığı ve bu dillerle ortak özellikler barındırması uzun tartışmalara neden olmuştur. Öyle ki bazı araştırmacılar Çuvaşçayı Türkçeleşmiş bir Fin-Ugor dili saymışlardır. Çuvaşçanın bünyesinde barındırdığı eskicil ögeleri, diğer Türk dilleri gibi z/ş dili yerine r/l dili olması ve bir Altay dili olan Moğolcayla ortaklıklar göstermesi araştırmacıları bu dilin bir Türk dili olup olmadığını ispat etmeye zorlamıştır. Uzun araştırmalar sonucunda ise Çuvaşçanın bir Türk dili ve Moğolca ile akraba olduğu anlaşılmıştır. Çuvaşçada ad yapımı çeşitli biçimbilgisi eserlerinin içinde yer almış ancak bu konuyla ilgili henüz müstakil ve yeterli bir çalışma yapılmamıştır. Böyle bir çalışmanın olmayışı bu tezin amacını ortaya koymuştur. Bu çalışmada Çuvaşçanın hem Altay Dilleri kuramındaki hem de Türk dilleri arasındaki önemi, ad yapımı üzerinden anlatılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmayla Çuvaşçada ad yapımı konusu ele alınmış, mevcut verilere ve alana bir nebze olsa da katkı sağlanmak istenmiştir.

Dil bilgisi-eklerDil bilgisi-eklerDil bilgisi-isim+5
Ayşe Erdoğan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dünden bugüne Türkçede fiilden isim yapma ekleri

Bu çalışmada, Orhun Türkçesi döneminden Türkiye Türkçesi dönemine kadar fiilden isim yapma ekleri ele alınmıştır. Çalışma için geniş bir kaynak taraması yapılmıştır. Bunu yaparken konu ile ilgili olan kitaplar, yüksek lisans ve doktora tezleri taranmış olup, ekler ile ilgili yazılan makaleler gözden geçirilmiştir. Her ek "Orhun Türkçesi Dönemi, Uygur Türkçesi Dönemi, Karahanlı Türkçesi Dönemi, Harezm Türkçesi Dönemi, Kıpçak Türkçesi Dönemi, Çağatay Türkçesi Dönemi, Eski Anadolu Türkçesi Dönemi, Osmanlı Türkçesi Dönemi ve Türkiye Türkçesi Dönemi" şeklinde ayrı başlıklara ayrılmış ve işlevlerinin daha iyi anlaşılabilmesi için ekler örnekler çokça verilerek somut hâle getirilmiştir. Tezin amacı, fiilden isim yapma eklerini Orhun Türkçesi döneminden Türkiye Türkçesi dönemine kadar getirmek ve eklerin eğer varsa vermiş oldukları anlamları göstermektir. Bu tezde öncelikli olarak ekler üzerine yapılan çalışmalar incelenmiştir ve söylenen görüşler aktarılmıştır. Daha sonra her bir ek Orhun Türkçesi döneminden Türkiye Türkçesi dönemine kadar örneklerle anlaşılır hâle getirilmiştir ve mümkün olduğunca fazla örnek verilmeye çalışılmıştır. Örnekler Orhun Türkçesi döneminden Türkiye Türkçesi dönemine kadar verildikten sonra her ek için çalışmanın sonunda ilgili ekin eğer mevcutsa farklı işlevlerine de değinilmeye gayret gösterilmiştir. Tezi bitiminde ise sonuç yazıldıktan sonra söz konusu olan ekler dönemsel olarak bir tablo hâlinde gösterilmiştir. Böylelikle eklerin hangi dönemlerde, ne sıklıkla ve ne şekilde kullanılıp hangi dönemlerde kullanılmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır.

Dil bilgisi-eklerDil bilgisi-yapım ekleriTürkçe+1
Gamze Gökçek
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çağatay Türkçesi ve Özbek Türkçesindeki isim varlığı üzerine bir inceleme

Çağatay Türkçesi, 15. yüzyıl başlarından 20. yüzyıl başlarına kadar Orta Asya'da yaşayan Türkler tarafından kullanılan yazı dilinin adıdır. Bu yazı dili bugün Özbek Türkçesi ve Yeni Uygur Türkçesi olarak varlığını devam ettirmektedir. Bu çalışmada Çağatay Türkçesi ile onun devamı olarak görülen Özbek Türkçesinde kullanılan isim varlığı karşılaştırılmış ve bu isim varlığının hem ses bilgisi, hem şekil bilgisi hem de anlam bilgisi özellikleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Tezde ayrıca 15. yüzyıldan 19. yüzyıla kadarki süreçte Türkçenin gelişmesine bağlı olarak Özbek Türkçesinde kullanımdan düşen isimler ile Çağatay Türkçesinde kullanılmadığı halde Özbek Türkçesinde kullanılmaya başlanan isimlerle ilgili tespitlere de yer verilmiştir. Bu tez için eserler üzerinden bir tarama yapılmamış, çalışma daha önce yayınlanmış sözlükler üzerinden yapılmıştır. Çağatay Türkçesi için Suat Ünlü tarafından 2013 yılında yayınlanan "Çağatay Türkçesi Sözlüğü"ile Özbek Türkçesi için Emek Üşenmez, Saidbek Boltabayev ve Gülşah Tuğlacı'nın 2016 yılında yayınlamış oldukları "Özbekçe-Türkçe Sözlük" adlı eserler kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çağatay Türkçesi, Özbek Türkçesi, İsimler, Anlam Değişmeleri

AdlarAnlam değişikliğiDil bilgisi+6
Fadime Nur Kocaağa
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çağatay Türkçesi ve Özbek Türkçesindeki fiil varlığı üzerine bir inceleme

Çağatay dönemi, zaman olarak 15. yüzyılın başlarından başlayıp 20. yüzyılın başlarına kadar devam eden coğrafi sınırları Karadeniz, Kafkas dağları, Hazar Denizi ile İran'ın kuzey ve doğusuna kadar uzanan bu geniş saha doğu Türklüğünün sınırlarını çizmektedir. Çağatay Türkçesi ve onun devamı niteliğinde olan Özbek Türkçesi ile ilgili fiil varlığı üzerine bugüne kadar yüksek lisans ve doktora tezlerinde karşılaştırılmalı bir çalışma yapılamamıştır. Yayımlanan makalelere bakıldığında, 10 makalenin her biri sadece bir yapım ekini konu almıştır. Yapılan tezlere bakıldığında ise yapım ekleri konusu 7 tezde görülmektedir. Bu 7 tezden 3 tanesinde Türkiye Türkçesinin yapım ekleri, sırasıyla Macarca, Arnavutça ve Azerbaycan Türkçesi ile karşılaştırılmıştır. Geriye kalan 4 tezde ise "Anadolu Ağızlarındaki Yapım Ekleri", "Kuzey Grubu Türk Şivelerinin Yapım Ekleri", "Çağdaş Türkiye Türkçesinin Yapım Ekleri" ve "Sekkaki Divanındaki Yapım Ekleri" konu edilmiştir. Sonuç olarak Çağatay Türkçesi ve Özbek Türkçesi lehçelerinin fiil varlığının karşılaştırıldığı bir çalışma yapılamamıştır. Bu çalışmanın hareket noktası da bu eksikliğin giderilmesidir. Bu sebeple bu çalışmada Çağatay Türkçesi ve Özbek Türkçesindeki fiil varlığı karşılaştırılmıştır. Fiil varlığının tespit edilebilmesi için, Çağatay Türkçesi için Suat Ünlü tarafından 2013 yılında yayınlanan "Çağatay Türkçesi Sözlüğü" ile Özbek Türkçesi için Emek Üşenmez, Saidbek Boltabayev ve Gülşah Tuğlacı'nın 2016 yılında yayınlamış oldukları "Özbekçe-Türkçe Sözlük" kullanılmıştır. Sözlüklerdeki fiil varlıkları tespit edilerek ses bilgisi, şekil bilgisi ve anlam bilgisi başlıkları altında incelenmiştir. Ayrıca dilin canlılığı ve zaman içerisindeki Türkçenin gelişimi de göz önünde bulundurulduğunda Çağatay Türkçesinden Özbek Türkçesine evrilen süreçte fiil varlığında yaşanan değişimlerde kronolojik bağlamda tespit edilmeye çalışılmıştır.

AnlamAnlam bilimAnlam değişikliği+6
Merve Önder Çalık
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Otuz eserdeki isim türeten eklerin morfo-semantik işlevleri

Türkiye Türkçesinde sözcük türetme, dil yapısı itibariyle sonekler ile yapılmaktadır. Soneklerin bazıları yapım ekleri grubuna dâhil edilmektedir. Yapım ekleri, isim veya fiil kök ve gövdelerinden yeni isim veya fiil gövdeleri oluşturan eklerdir. Bu çalışmada isim türeten ekler üzerine durulmuştur. İsimden isim yapan ekler, isim kök veya gövdelerinden yeni bir isim yapmak için kullanılan eklerdir. Bu türetme ile oluşturulan kelimelerde, yeni bir anlam da ortaya çıkmaktadır. Gramer çalışmalarında eklerin sadece işlevleri üzerine durulmakta, kelimeye verdiği anlam göz ardı edilmektedir. Sözcüklerdeki anlamı oluşturan unsurların kök merkezli ele alınması nedeniyle, eklerin kelimeye kattığı anlam yeterince incelenmemiştir. Türkiye Türkçesi dil bilgisinde daha çok görünüş ve yapıya ağırlık verilmesi; isim veya eylem kökü veya gövdesine kattığı anlamların yüzeysel olarak ele alınmasına sebep olmuş, bununla birlikte eklerin türettiği kelimelere farklı görevlerde anlamlar katmasına değinilmemiştir. İşlev ve anlam birbirleriyle ilişkili olmasına rağmen işlev sınırlı anlam muğlaktır. Kelimelerin kazandıkları anlam farklı farklıdır. Ekleri sadece işlev altında ele almak kelimelerin kullanım alanını sınırlandırmaya ve yanlış türetmelere de sebep olmaktadır. Bundan dolayı çalışma içerisinde eklerin morfolojik işlev ile morfo-semantik işlev başlıkları altında ele alınması gerektiği tartışılmıştır. Dolayısıyla çalışmada eklerin anlam boyutu ele alındı ve bu anlam da morfo-semantik adı altında incelendi. Morfo-semantik için kaynaklarda mevcut bir tanım bulunmamaktadır. Eğer tanım yapılacak olursa morfo-semantik, eklerin eklendikleri kelimelere kazandırdıkları anlamı inceleyen anlambilimin alt kolu olarak değerlendirilebilir. Bu çalışmada gramer çalışmalarında belirlenen isim türeten eklerin listesi oluşturuldu ve eklerin tespiti için otuz eser seçildi. Bu otuz eser incelenerek isim türeten eklerin olduğu kelime listesi sıralandı, kelimeler üzerinde eklerin verdiği anlamlar tablo halinde gösterildi ve cümle içerisinde kazandığı diğer anlamlar diğer kullanım örnekleri başlığı altında incelendi. Bazı eklerin, eklendikleri kök veya gövde ile bağlantılı; bazı eklerin, kök veya gövdenin anlamından farklı bir anlam oluşturduğu, bazı eklerin ise, tek başına anlamı olmayan kelimelerden anlamlı yeni bir kelime türettiği tespit edilmiştir. Morfo-semantik türetimin yeni kavram ve sözcük dağarcığına nasıl katkıda bulunduğu gösterilmiştir.

Anlam bilimDil bilgisiDil bilgisi-ekler+5
Çiçek Varol
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk dili tarihî boyunca {+CA} eki ve işlevleri

Türk dili tarihi boyunca karşımıza çıkan {+CA} eki, Türkçenin ilk yazılı metinleri kabul edilen Orhon Yazıtlarında çekim ekleri içerisinde yer almakta, eşitlik durumu olarak kabul edilmektedir. Ekin tarihi süreçlerdeki değişimi ve çekim eklerinin bulundurması gereken bazı kriterler baz alındığında yapım eki olma niteliğine daha yatkın olduğu anlaşılmaktadır. Eklendiği isimlere bir çekim eki özellikleri vermemekte, sıfat ve zarf niteliği kazandırmaktadır. Bahsedilen nitelikler dışında dil adı, yer adı, hayvan ve bitki adları gibi sözlük değeri olan kalıcı isimler oluşturmakta da kullanılmaktadır. {+CA} eki bu işlevleriyle Türk dilinin tarihî süreçlerinde bir yapım eki gibi hareket etmiştir. Yapım eki olma niteliğiyle birlikte geldiği isimlere yüklediği anlam sadece eşitlik durumuyla kalmamaktadır. Eşitlik anlamı dışında isimlere göre, kadar, gibi, olarak vb. anlamlar katmaktadır. Anlam ve kullanım çeşitliliğiyle Türkçenin işlek kullanıma sahip eklerinden biri kabul edilmektedir. Türkiye Türkçesine gelindiğinde alıntı sözcüklerin Türkçeleştirilmesinde işlek olarak kullanıldığı ve bir yapım eki işleviyle hareket ettiği anlaşılmaktadır.

Dil bilgisiDil bilgisi-eklerDil bilgisi-sıfat+3
Saffet İrem Çitler
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk dili tarihi içerisinde {+lık} ekinin gelişimi ve işlevleri

{+lIk} eki, Türkçenin en işlek yapım eklerinden biri olup Orhon Yazıtları'ndan günümüz eserlerine kadar varlığını korumuştur. Türk dili tarihi boyunca yaşanan değişim ve etkileşimler, {+lIk} ekinin de seyrini etkilemiştir. Ekin gelişimi devam ederken, işlevleri de tarihî süreç içerisinde artış göstermiştir. Yapılan çalışmaya göre, on altı işlev bulunmaktadır. Bu işlevler: bitki, hayvan, alet, eşya, giysi, renk, yer adı yaparak somut adlar; aidiyet ve mensubiyet, meslek, tıp terimleri, sayı, zaman, ölçü ve soyut adlar; ikilemeler, kalıcı isimler, sıfatlar yapmaktır. Bunun dışında ekin, yardımcı filler ve {+çI}, {+mAk}, {+mAz}, {+sIz} gibi eklerle de bir araya geldiği görülmüştür.

Dil bilgisiDil bilgisi-eklerDil bilgisi-çekim ekleri+2
Ayşenur Emektar
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kırgızcada kılınış kategorisi

Bu tez çalışması, Kırgızcadaki ekleşik fiilli yapıların kılınışı bakımından kazandığı farklı işlevler üzerinde durarak Johanson'un geliştirmiş olduğu kılınış modeline göre sınıflandırmasının yapılmasını amaçlamaktadır. Fiiller iç zaman yapıları ve evreleri bakımından farklı özelliklere sahiptirler. Her fiilin doğal olarak sahip olduğu başlangıç, süreç ve bitiş evreleri mevcuttur. Bazı fiiller bu evrelerden birinde kendini belli ederek bir gerçekleşme tarzı sergilemektedir. Bu evrelerden birinde kendini belli eden fiillerin aşması gereken sınır ya da gerçekleştirmesi gereken bir dönüşüm noktası bulunmaktadır. Her fiilin aşması gereken sınır ya da gerçekleştirmesi gereken dönüşüm noktası birbirinden farklıdır. Örneğin; otur- (başlangıç dönüşümlü bir fiil), yaz- (dönüşümsüz bir fiil), kırıl- (bitiş dönüşümlü bir fiil) gibi bağımsız, tek başına anlam ifade eden fiiller farklı kılınışa sahiptir. Bunların dışında Kırgızcada cazıp büt- 'yazıp bitirmek', okup ber- 'okumak, okuyup bitirmek' gibi ana fiil + yardımcı fiil, yani ekleşik fiilli yapılar da birbirinden farklı kılınışa sahiptir. Çünkü ekleşik fiil birleşmeleri neticesinde çoğunlukla kılınış, kip, görünüş, zaman gibi yeni gramer kategorileri oluşur. Kırgızca ekleşik fiilli yapılar açısından oldukça zengin bir dildir. Kırgızcada otur- 'otur-', ıyla- 'ağla-', sındır- 'kır-' gibi bağımsız fiillerin dışında oynop cat- 'şu an oynamakta', cıynap büt- 'tamamen toplayıp bitirmek', ırgıtıp iy- 'fırlatıvermek' gibi ekleşik fiiller de birbirinden farklı kılınışa sahiptir. Bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde çalışmanın konusu, amacı ve araştırma yöntemi ele alınmıştır. İkinci bölümde ise kılınış kavramı ve diğer araştırmacıların kılınış kategorisini nasıl ele aldıkları, fiilleri kılınışı bakımından nasıl bir sınıflandırmaya tabii tuttukları anlatılmıştır. Üçüncü bölümde Türk dillerindeki (Türkçesi ve Kırgızca) kılınış çalışmaları ile ilgili bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde Kırgızcada kılınış sınıflandırılmasına yer verilmiştir. Burada daha önce yapılmış gramer çalışmalarından yararlanılarak tespit edilen 32 ekleşik fiilin kılınışı bakımından ne tür işlevlere sahip oldukları incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise araştırma sürecinde toplanılan verilerin değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Sözcükler Kırgızca, Kılınış, Kılınış Sınıflandırılması, Yardımcı Fiiller, Ekleşik Fiil Yapıları.

Dil bilgisiDil bilgisi-eklerDil bilgisi-eylem+3
Orozobek Salmoorbekov
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçede -mAk ve -mAklIk eylemlikleri üzerine işlevsel bir inceleme

Dil bilgisi kitaplarında "Mastar, Ad-fiil" olarak nitelendirilen -mAk ve -mAklIk ekleri, fiil kök ve gövdelerine eklenerek geçici hareket adları yaparlar. Bu hareket adları çeşitli oluş, kılış ve durumları gösterirler. -mAk ve -mAklIk ekleri, hareket işlevinin yanı sıra kalıcı ad yapma özelliği de taşırlar. Eski Türkçeden Türkiye Türkçesine kadar kullanımı devam eden -mAk eki ve geçmişte kullanılan ancak günümüzde kullanımdan düşen -mAklIk eki bu tez çalışmasının ana konusudur. Bu tez çalışması iki ana bölümden oluşmaktadır. Öncelikle "Giriş" kısmında, -mAk ve -mAklIk eklerine dair çeşitli araştırmacıların sunduğu bilgiler derlenmiştir. "Birinci Bölüm"de -mAk ekinin cümledeki konumuna göre (yüklem, özne, nesne, dolaylı tümleç, zarf tümleci) hareket işlevi ve kalıcı ad yapma işlevi incelenmiştir. "İkinci Bölüm"de ise -mAklIk ekinin cümledeki konumuna göre (yüklem, özne, nesne, dolaylı tümleç, zarf tümleci) hareket işlevi ve kalıcı ad yapma işlevi incelenmiştir. Bu araştırmalar, Türkçenin tarihî ve günümüz metinlerinden alıntılanan örneklerle yapılmıştır. Son olarak iki ekin cümledeki işlevselliği ve eklerle olan kullanımları gibi karşılaştırmalar "Sonuç" kısmında tablolarla değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: -mAk eki, -mAklIk eki, Eylemlik, İşlev, İşlevsellik

Dil bilgisiDil bilgisi-eklerEylemlilik+2
Beste Gülen
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkmencenin türetim morfolojisi

Bu çalışma, ana dili konuşuru tarafından Türkmenistan Cumhuriyeti sınırları içerisinde konuşulan Türkmencenin türetim morfolojisini eş zamanlı olarak ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Taranan eserlerden türetim ekleri ve bu eklerin işlevleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Türetim ekleri, işlevleri ve türetim potensiyelleri açısından ele alınırken aynı zamanda eklerin morfosemantik ve morfofonolojik özellikleri üzerinde de durulmuştur. Çalışmada Türkmencedeki türetim eklerini ayrıntılı bir biçimde incelemek için öncelikle Türkmenistan'da yayımlanan gazete, dergi, deyimler ve atasözleri kitabı, masal, destan, hikâye ve romanlardan yararlanılmıştır. Bu kapsamda toplam 22 gazete, 9 dergi ve 17 edebi eserden örnekler alınmıştır. Eklerin tespit edilen işlevleri örnekler ile desteklenmiştir. Bazı örnekler cümle içerisinde ve transkripsiyonlu olarak verilmiştir. Bununla Türkmencenin standart yazımda ve standart konuşmadaki farklılıkları gösterilmeye çalışılmıştır. Türkmencenin türetim morfoloji sisteminin daha iyi anlaşılması için tespit edilen eklerin işlevsel görünümleri Türkmence gramerlerde yer alan tespitlerle karşılaştırılmıştır. Tespit edilen bazı eklerin Türkiye Türkçesindeki işlevleri üzerinde de durulmuştur. Tez, iki ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, Türkmencenin bugünkü durumu, Türkmence biçimbilgisi üzerine yapılan ön çalışmalar, türetkenlik ve türetkenlikle ilgili teorik bilgiler, Türkmencede kelime türetme yolları ve türetim eklerinin morfofonolojik görünümleri hakkındaki genel bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde, Türkmencenin türetim ekleri: isimden isim yapım ekleri, fiilden isim yapım ekleri, isimden fiil yapım ekleri ve fiilden fiil yapım ekleri ele alınmıştır. Anahtar Sözcükler Türkmence, Biçimbilgisi, Türetkenlik, Türetim ekleri, Ek işlekliği, Alomorf

BiçimbilimDil bilgisi-eklerTüretkenlik+2
Maral Töre
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Türkçesinde türetkenlik: Eşzamanlı bir değerlendirme

Bu çalışmada Türkiye Türkçesinde morfolojik türetkenlik süreçleri incelendi. Bu çalışmanın amacı eşzamanlı bir derlem üzerinden, sayısal veriler temelinde, Türkçedeki türetkenlik süreçlerini ortaya koymak ve batı dilleri üzerinde yapılan değerlendirmelerin bir benzerini Türkçeye uygulayarak Türkçenin türetkenliği üzerine ayrıntlı bir değerlendirme fırsatına sahip olmaktı. Bu çalışmayla birlikte Türkçedeki eklerin türetkenliği üzerine genel kabul görmüş varsayımlar sınandı ve ilk defa Türkçedeki türetkenlik edebi eserlerden oluşmuş eşzamanlı bir derlem üzerinden incelendi. Bunu gerçekleştirmek amacıyla, Türkçede geleneksel olarak türetken olan veya türetken olmayan olarak kabul edilen 13 ek seçildi ve bu derlemde bu eklerin kullanım sıklığı araştırıldı. Derlemden elde edilen veriler ışığında, seçilen eklerin türetkenliği sıklık ve olasılık modelleri çerçevesinde değerledirildi. Bu değerlendirmenin sonucunda geleneksel çalışmaların türetkenliğe dair yaptığı yorumların modern ölçüm denemeleriyle ölçülebileceği gösterilmiş oldu. Sayısal verilerin incelenmesi sonucunda, sınırlılık faktörlerin de etkisiyle, türetken olan veya olmayan ekler hakkında geleneksel dilbilgisi kitaplarıyla aynı sonuca ulaşılmıştır.

Dil bilgisi-eklerDil bilgisi-eklerDil bilgisi-ekler+5
Fatma Ay
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

On suffixhood and verbalness: A Mirror Theoretic approach

In this thesis, I argue that suffixal and verbal status of a grammatical object can be predicted from its syntactic position within the framework of the Mirror Theoretic syntax of Brody (2003).I first show that in Turkish there is a constraint that dictates that the morpheme syntactically right above a verbal item be suffixed to this verbal item, which I dub V-X. I argue that X-bar Theory is not well-suited to capture this observation of suffixhood as a syntax-related phenomenon. I show that, in an antilexicalist implementation, the Mirror Theory of Brody (2003) can capture V-X as a reflex of syntax, relating it to the inability of verbal items to show phrasal behavior. I argue that this follows from the fact that verbal items can only occupy a complement position (one of the two logically possible positions) in Mirror Theoretic syntax. I present evidence from Basque, Japanese, Hindi and English to show that V-X is a valid constraint in these languages and that this is correlated with the fact that verbal items cannot show phrasal behavior in these languages.I, then, argue that, in direct opposition to verbal items, two non-verbal items (nouns and non-verbal participles) always show phrasal behavior in Turkish. I present evidence from earlier works, indicating that the inflection on non-verbal items is always phrasal (and not suffixal) and that head-movement analysis of noun incorporation in line with Baker (1988) is not the right analysis for Turkish. With this, I argue that non-verbal items can only occupy the other position (i.e. the specifier position) in Mirror Theoretic syntax. I present further evidence from Basque, Japanese, Hindi and English, indicating that the claim that the non-verbal elements are always phrasal objects has cross-linguistic validity. I show that, with a few exceptions, in these languages, too, nominal inflection is phrasal inflection and that head-movement of bare objects is not the right analysis in the context of noun incorporation.Lastly, I outline a theory of lexical features where the [+/- verbal] and [+/- suffix] features are replaced by features that indicate what syntactic position an object may occupy in Mirror Theoretic syntax.

Mirror TheoreticFormMorphology+5
İsa Kerem Bayırlı
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessEN

Acquisition of past tense in Albanian: Implications for morphological processing and representation

This study examines the acquisition of past tense in Albanian, which is a highly inflectional language, especially with respect to its verbal system. The past tense depicts a rather complex picture, involving several components and discrepancies. This process is realized via mandatory suffixation (two suffixes available for the third person singular: `-i? and `-u?), accompanied by the different combinations of two other inflectional dimensions: stem extension (four available affixes for the third person singular: `-v-?, `-t-?, `-jt-?, `-r-?), and stem change. Unlike English, Albanian doesn?t offer a clear distinction between `regular? and `irregular? inflection, and a `default-like? past tense process. Rather, it involves several discrepancies between verbs? past tense formation and their phonological structure, such that verbs belonging to the same phonological prototype diverge with respect to their past tense formation. Also, it is one of a limited number of languages that offers the possibility to observe paradigmatic relations and discrepancies between a verb?s inflected instances.The present study deals with production data, collected from 64 monolingual Albanian-speaking children divided into three age groups (age range: 2,8 ? 5,8). A picture-cued elicitation technique was used to elicit children?s production of the verbs? present and past tense forms, of which only the past tense productions were coded and statistically analyzed. Verbs from different phonological neighborhoods were included, where special attention was paid towards including verbs for each different past tense process, and verbs from the same phonological prototype, that diverged with respect to their past tense formation.The findings reveal a pronounced tendency of children, regardless of age, to overapply the `-v-? stem extension affix, which is consistently present in the first and second person singular past tense instances of the related verbs, to the third person singular, an instance which is never observed in adult language. This phenomenon suggests effects of paradigmatic analogy. Another major pattern observed was the overgeneralization of a past tense process to verbs that actually employ another past tense formation process. This pattern occurred with verbs whose present tense forms belong to the same phonological neighborhood, therefore indicating effects of phonological similarity on children?s processing of the past tense.The results are discussed with particular attention paid to the accumulating evidence on paradigmatic effects and the analogy between words sharing morpho-phonological and / or semantic properties. We conjecture that the `v-stem extension overgeneralization? pattern displayed by the Albanian-speaking children is a peculiar phase during their acquisition of the past tense, which promotes their transition to the adult level of processing and representation of this challenging morphological process. Our findings favor morphological processing models in which analogy to other exemplars and intrinsic relations between words play a crucial role.

AlbanianMorphologyGrammar-prefix+5
Dorina Strori
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessEN

Non - structural datives in Turkish

This thesis investigates the meanings and functions of the dative case in Turkish by examining its syntactic and semantic properties in relation to the event structure. Specifically, it analyzes how the distinct meanings of dative verbs in Turkish give rise to different argument realization patterns and how constructions in which dative case marked objects appear can be represented in a morphosyntactic frame, in the light of recent research couched within theories of argument and event structure. A three way distinction of non-structural datives in Turkish is proposed based on their syntactic and semantic properties. (i) Core datives appearing in ditransitive constructions, which are datives required by the argument structure of the verb. Syntactic evidence indicates that dative objects of canonical ditransitive verbs are base-generated in two positions; a high possessor and lower spatial goal PP and are associated with a postpositional ditransitive structure. (ii) Dative objects appearing as the sole internal argument of the verb. Verbs with sole dative complements exhibit the properties of Non Core Transitive Verbs (Levin, 1999), whose roots can lexically license a dative DP or PP. (iii) Non-core datives added to the argument structure of a transitive or intransitive predicate, which are neither semantically entailed nor syntactically licensed by the verb. A high applicative structure, as proposed by Pylkkänen (2002), is assumed for non-core datives in Turkish, which can combine with agentive transitive or intransitive events and non-agentive unaccusative events, introduced via high applicative heads, related to the VP as bene-/malefactives, recipients or experiencers.

Grammar-prefixGrammar-constructive affixGrammar+2
Nil Tonyalı
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Processing genitive possessive long distance dependencies in Turkish

This study addresses the processing of Genitive (GEN)-Possessive (POSS) long distance dependencies in Turkish in both Noun Phrases (NPs) and non-finite embedded clauses. The self-paced reading paradigm to investigate two factors that might play a role in determining the processing complexity of the dependency at issue: the overt presence of the GEN-marker in the sentence and the linear distance between the GEN-marked noun and the POSS-marked word, which can be a noun or a nominalized verb. To that end, we compare three models on sentence processing; namely locality accounts (Hawkins, 1990; 1994; Gibson, 2000), anti-locality accounts (Konieczny, 2000; Kamide & Mitchell,1999) and content-addressable retrieval (McElree, 2006; Phillips, Wagers, & Lau, 2010). The results indicate NPs and non-finite clauses do not exhibit a complete parallelism with respect to the processing of the GEN-POSS dependencies. While the overt presence of the GEN-marker leads to more processing load on the POSS-marked noun in both domains, the effect of the linear distance between the GEN-marker and the POSS-marker is not uniform. The linear distance does not affect the processing complexity in NPs whereas it eases the processing of the nominalized verb in nonfinite embedded clauses. To conclude, this study shows that each dependency relation might have its own dynamics and a particular processing model might not be able to account for all types of long distance dependencies.

GrammarGrammar-prefixGrammar-noun phrase+2
Seda Akpınar
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Güneybatı Türk lehçelerinde yer alan zarf-fiil eklerinin anlambilimsel ve biçimbilimsel olarak karşılaştırılması

Zarf-fiil ekleri, her dilde olduğu gibi Türk dilinde de işlek bir biçimde kullanılan yapılar olarak karşımıza çıkmaktadır. Türk dilinin zaman içerisinde çeşitli gruplara ayrılması, zarf-fiil eklerinin anlamsal ve biçimsel değişimlerine yol açmıştır. Bu çalışmada amaç, Eski Anadolu Türkçesi esas alınarak Güneybatı Türk lehçelerinde yer alan zarf-fiil eklerinde görülen anlamsal ve biçimsel değişiklikleri tespit etmektir. Karşılaştırma yapılırken başta Türk dünyası olmak üzere Eski Anadolu Türkçesinin önemli eserlerinden biri olan Dede Korkut Kitabı'na ait "Basat'ın Tepegöz'ü Öldürdüğü Destan" başlıklı hikâye kullanılmıştır. Hikâyenin Dresden nüshası için Muharrem Ergin'in "Dede Korkut Kitabı I-II" adlı eserinden yararlanılmıştır. Eserin Türkiye Türkçesine aktarımı için Muharrem Ergin'in "Dede Korkut Kitabı" adlı eserine başvurulmuştur. Bu çalışmada, ilk olarak Eski Anadolu Türkçesi ve Güneybatı Türk lehçeleri tanıtılmıştır. Ardından Eski Anadolu Türkçesi ve Güneybatı Türk lehçelerinde yer alan zarf-fiil ekleri sıralanmış ve bu ekler, "İnceleme" kısmında "Basat'ın Tepegöz'ü Öldürdüğü Destan" adlı hikâye üzerinden anlamsal ve biçimsel olarak karşılaştırılmıştır. Yapılan bu karşılaştırma, "Sonuç" kısmında tablolar üzerinden verilmiştir.

Anlam bilimBiçimbilimDede Korkut Kitabı+7
Şeyma İlhan
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Sumerce'de ekler ve Türkçe'ye yansımaları

Mazinin insanını, yaşantısını ve geleceğe bıraktığı mirası yoklayabildiğimiz yazılı kayıtların en eski kaynağı Sumerlilerden kalmıştır. Unutkanlığı bir eksiklik olmaktan çıkarıp gelecekte bir yerde belleği canlandıran onlardır. Ne var ki bıraktıkları tarihi miras, 19. yüzyılın arkeolojisi açığa çıkarana dek toprağın altında gizli kalmıştır. O zamandan beri farklı milletlerden ve dünyanın farklı köşelerinden bir çok uzman, araştırmacı veya meraklı onları ve onlardan kalanı anlamak için büyük bir çaba sarfetti. Dilleri üzerinde sayısız çalışma ortaya kondu. Buna rağmen, hayranlıkla izini sürdüğümüz çalışmalar Sumer dilinin bazı noktalarını aydınlatmaya yetmemiştir. Bu çalışmayla gaye, elden geldiğince bir boşluğu doldurmak ve kör noktada kalmış unsurlar varsa onları açığa çıkararak bilime katkıda bulunmaktır. Teknolojinin ve gündelik hayatın sunduğu imkânlar nispetinde ilk aşamada hedeflenen Sumerce'nin morfolojisini elekten geçirmektir. Sumercedeki ekler ortaya konduktan sonra ikinci aşamanın hedefi Sumerceden Türkçe'ye geçen ekleri anlam ve fonksiyon bakımından karşılaştırma yoluyla tespit etmektir. Zamanımıza kadar Sumerce'nin ilişkili olabileceği dillere dair çıkarımlar yapan ve bu dilin Türkçe'yle ilişkisini ele alan çalışmalar mevcuttur. Ne var ki bu çalışmalar çoğunlukla kelime varlığı üzerine odaklanmıştır. Konuya, gramer yönünden yaklaşan çalışmalar da kısıtlıdır. Üstelik biçim bilgisi yönünden denk unsurları ortaya çıkarmak için Sumerolojinin verileri tam bir incelemeye ve değerlendirmeye tâbi tutulmamıştır. Dolayısıyla bu çalışma, Sumerce'den Türkçe'ye miras kaldığı söylenebilecek dilbilgisi öğelerinin çoğaltılmasını hedeflemiştir. Ortaya çıkan bulgular Türk dillerinin en eski çağlarını sorgulamaya imkan sunacak mahiyettedir. Sumer Dili üzerinde yapılan önceki çalışmalardan, belgelerden ve bu alandaki uzmanların ortaya koyduğu bilgiden faydalanılarak Sumerce'deki ekler tasniflenmiştir. Çalışmada tümevarımsal bir yol izlenmiş, toplanan bulgular analiz edilerek sonuca gidilmiştir. Sonuçları ortaya koymak için veriler üç safhada ele alınmış, çalışma üç bölüme ayrılmıştır. İlk bölümde Sumerce'nin genel özelliklerinden bahsedilmiştir. Sumerce'nin yazı sistemi, ses bilgisi, söz dizimi, dönemleri, kaynakları ve cümle öğeleri hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Sumerce ekler değerlendirilmiştir. İki aşamalı olarak ele alınan bu başlıkta çekim ekleri ve yapım ekleri örneklerle açıklanmıştır. İsim kategorisindeki çekim ekleri ve yapım ekleri alt başlıklarla sunulmuştur. Ayrıca ünlem, edat ve bağlaç eklerinden söz edilmiştir. Son bölüm, Sumerce'den Türkçe'ye kaldığı anlaşılan eklere ayrılmıştır. İkinci bölümde denkliğini bulduğumuz ekler burada başlıklar halinde sıralanmış ve denkliklere dair açıklamalar yapılmıştır. Bu bölümde sunulan içerik bir bakıma sonuç bölümünü de oluşturmaktadır Karşılaştırmalı olarak ele alındığında, isimleri farklı olsa bile her iki dilin birbirine denk pek çok gramatik unsuru paylaştığı saptanmıştır. Şimdiye kadar, ne zaman ayrı bir kola ayrıldığı bilinmeyen Çuvaşça'nın zamirlerindeki epir ve esir formlarının Babil Krallığı zamanından itibaren ortaya çıktığı söylenebilir. O ikilinin dışında kalan Türkçe kişi zamirlerinin de tarihsel olarak Sumerliler zamanına dayandığı görülmektedir. Türkçedeki bu, şu ve o işaret zamirlerinin kaynağı da yine oradadır. Yine Türkçedeki olumsuzluk eki -sIZ ve ek fiilin eki -DIr Sumerceden Türkçeye miras kalan eklerden bazılarıdır. Çalışmanın bulguları "sonuç" bölümünde özetlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sumer, Sumerliler, Sumerce, Türkçe, Türk Tarihi, Morfoloji, Ekler, Çekim Eki, Yapım Eki, İsim.

BiçimbilimDil bilgisiDil bilgisi-ekler+6
Oğuzhan Abacı
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Denominal verbs in Turkish

The aim of this study is to investigate the structural properties of denominal verbs derived with the suffix –lA in Turkish and their implications for the VoiceP-vP split. For this purpose, we first analyze Turkish derived and underived verbs in terms of the Voice-v bundling hypothesis proposed by Pylkkänen (2008). Languages can exhibit bundling or non-bundling patterns for Voice and v (Pylkkänen 2008, Harley 2017). Turkish clearly qualifies as a non-bundling language when underived verbs are considered (Key 2013). In this study, we focus on denominal verbs derived with –lA, and show that a bundling pattern is also available in Turkish, as –lA encompasses properties associated both with VoiceP and vP. Hence, Turkish exhibits both a split pattern in terms of Voice-v bundling with underived lexical verbs, and a bundling pattern with verbs derived with –lA. In order to account for this variation, we suggest that a Nano-syntactic analysis following Ramchand (2008, among others) represents the properties of the verbal domain. We show that the decomposition helps reveal the characteristics of the –lA suffix which can contribute various event and argument structures. We lastly analyze the suffixes –lAn and –lAş and introduce an explication on scalarity properties of degree achievement verbs.

Grammar-case endingsGrammar-suffixesGrammar+4
Müge Gedik
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Şavşat Gürcücesinde kılınış ve tematik ekler

This study investigates the morpho-syntactic features of Thematic Suffixes (TS) in Şavşat Georgian, a non-literal dialect of Georgian spoken in the northeast of Turkey. Specifically, it aims to provide an analysis on the different realisations of TS and relate these realisations with Aspect. For this purpose, we first comprehensively describe the environments in which Thematic Suffixes -ob, -eb, -av and -ev appear. Verbs with different Aktionsart features are examined in various tense conjugations. As a result of this analysis, it is argued that the presence of TS denotes imperfectivity in Şavşat Georgian. Besides, each realisation of TS specifically denotes a certain lexical aspectual class; that is, -eb denotes states, -av denotes activity, -eb denotes change of state and -ev denotes two-phase achievements. To complete the discussion on morphosyntactic features of the Thematic Suffixes, we offer a syntactic analysis based on a two-layered Aspect head following Travis (2010). In such a mechanism, TS is base generated in Inner Aspect head to mark the lexical aspectual class of the verb and then it moves into Outer Aspect head to check imperfectivity. Causative construction is also accounted for with a similar mechanism in which a certain realisation of TS, i.e. -eb, always occurs.

Artvin-ŞavşatGrammar-prefixGrammar+5
Reyhan Lütfiye Okumuş
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Suspended affixation in Turkish

This study investigates Suspended Affixation (SA) and its environment. Lewis (1967)is credited with the term, but observations of SA can be found in earlier Turkish grammar books (Emre, 1945; Gencan, 1966). It is a morphological ellipsis process observed in constructions that contain conjuncts. Overt suffixes on the rightmost conjunct in a conjunction are interpreted in the other conjuncts. I provide both empirical and theoretical observations that paint a broader picture for SA. I argue for an ellipsis analysis in SA and propose analyses for the suffix ile/=(y)lA and-(y)Ip. My findings indicate that the environment of SA greatly impacts its acceptability. Theconjoinerveya'or' has pragmatic implicatures that can hinder SA. On the other hand SA in-(y)Ip constructions might require changes in the information structure. In the literature on Turkish SA, Kabak (2007) provides constraints and Orgun (1995),Kornfilt (2012), Broadwell (2008) provide a lexical sharing analysis. The literature on other languages adopts an ellipsis approach (Guseva & Weisser, 2018; Erschler,2018). My analysis is more in line with the ellipsis approach, yet it abides by the proposed constraints in the literature. I conducted three experiments. The first (214 participants) investigated if SA of derivational suffixes was acceptable and the second(160 participants) investigated if different amounts of SA changed processing difficulty. Both experiments investigated the effect of a conjoiner choice between ve 'and' and veya 'or'. The third experiment showed that SA can be a testing ground for sentence processing in Turkish. The experiment used an environment dependent onSA and showed effects of Reanalysis and how reanalyzed readings were accessible in further tasks. All the experiment results jointly indicated that the SA environment was more crucial than solely identifying suspendable affixes.

Grammar-affixGrammarSuspended affixation+1
Furkan Atmaca
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Dürrüʾl-ʿacāyib (dil özellikleri - metin - dizin)

Çağatay Türkçesi, Uygur-Karluk veya Doğu Türkçesine dayanan Karahanlı, Harezm Türkçelerinin devamı niteliğindedir. 15.-20. yüzyıllar arasında Hazar Denizi ötesinde ("Türkistan") yaşayan Türk toplulukları tarafından edebî dil olarak kullanılmıştır. Bu edebî dil ile çok sayıda eser kaleme alınmıştır. Bunlardan biri de hadis konusunda yazılan Dürrüʾl-ʿacāyib adlı eserdir. Şimdiye kadar bu eser üzerinde hiç bir bilimlik çalışma yapılmamıştır. Eserin bu çalışmaya kaynaklık eden nüshası, Kazakistan'ın Almatı şehrinde bulunan Muhtar Avezov Edebiyat ve Sanat Enstitüsü Elyazmaları Bölümü'nde (Muhtar Ävezov Atındağı Ädebiyet jäne Öner İnstitutınıñ Koljazba Korı) 1306 numarada kayıtlıdır. Eserin iki Türkçe ve bir Farsça nüshası daha bulunmaktadır. Bu çalışma, esas olarak belirtilen nüshanın metnini ve gramatikal dizinini bilim dünyasına sunmak amacıyla yapılmıştır. Çalışmamız, "Giriş", "İnceleme", "Karşılaştırma", "Metin", "Dizin" ve "Sonuç" bölümlerinden oluşmaktadır. "Giriş"te Çağatay Türkçesinin oluşma şartları kısaca belirtilmiş ve çalışılan eser hakkında bilgi verilmiştir. "İnceleme" bölümünde, eserin yazım, ses ve şekil özellikleri ele alınmıştır. "Karşılaştırma" bölümünde eserin dil özellikleriyle Kazak ve Özbek Türkçelerine has bazı özellikler karşılaştırılmıştır. Metnin çeviri yazısı "Metin"de; eserde geçen kelimelerin kullanım şekilleri ve bağlama uygun anlamları "Dizin"de verilmiştir. Sonuna asıl nüshanın fotoğrafı eklenmiştir. Çalışılan nüshanın dil özellikleri genel olarak değerlendirildiğinde 'Klasik Dönem Sonrası' Çağatay Türkçesine uyduğu görülmektedir. Dolayısıyla ölçünlü Özbek ve Kazak Türkçelerine de pek çok açıdan benzemektedir. Ancak az da olsa Kazak Türkçesine has dil özellikleri bulundurması bakımından farklılaşmaktadır. Yazım özellikleri bakımından da Çağatay Türkçesiyle uyumludur. Arapça ve Farsça kelimelerde ise birçok kelimede aslına uymayan yazım şeklillerine rastlanmıştır. Eserin dizininde toplam 2878 madde başı bulunmaktadır. Bunun 148'i kişi ve yer adlarına aittir. Diğer kelimeler kökenlerine göre sınıflandırıldığında, % 36.96 ile Türkçe ilk sırayı almaktadır. Arapça % 36.37, Farsça % 18.13 oranında kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çağatay Türkçesi, Ses Bilgisi, Yapı Bilgisi, Sözlük Bilgisi, Dürrüʾl- ʿacāyib

Avezov, MuhtarDil bilgisiDil bilgisi-ekler+6
Kutlugjon Sultanbek
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Eski Uygur hukuk vesikalarının söz dizimi

Eski Uygur Türkçesiyle yazılmış Eski Uygur Hukuk Vesikaları'nın söz dizimi incelemesini içeren bu çalışma "Kavramların İşaretlenmesi", "İsim ve Fiil Tabanları" ve "Kavram İlişkileri" olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır. "Kavram İlişkileri"ne hazırlık niteliğinde olan "Kavramların İşaretlenmesi" bölümünde kök, köken ve gövde hâlindeki ögelerle birden fazla anlam ögesiyle kurulmuş genel anlamlı ögeler ve kişi, boy, kavim, millet, devlet, yer adları dikkatlere sunulmuştur. "İsim ve Fiil Tabanları" bölümünde ise isimler; teklik, çokluk, genellik, fiiller; olumluluk, olumsuzluk, genellik özelliklerine göre incelenmiştir. Çalışmanın "Kavram İlişkileri" bölümü "Çekimli Yapılar", "Belirtili Tamlamalar" ve "Cümle" başlıklarından oluşmaktadır. "Çekimli Yapılar" bölümünde isim ve fiil işletimi, "Belirtili Tamlamalar" bölümünde belirtili isim ve sıfat tamlamaları, "Cümle" bölümünde ise cümlenin ögeleri, cümlelerin ve cümle kalıplarının (192 farklı kalıpla yapılmış 916 cümle) kendi grupları ve genel toplam içindeki sıklık değerleri detaylı bir biçimde sunulmuştur. Çalışmanın sonunda söz dizimi incelemesinin yapıldığı Eski Uygur Hukuk Vesikaları'nın translitere edilmiş hâli, vesikaların Türkiye Türkçesine aktarımları ve konuyla ilgili detaylı bir kaynakçaya yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: Eski Uygur Hukuk Vesikaları, Eski Uygur Türkçesi, Eski Türk Dili, söz dizimi.

Dil bilgisiDil bilgisi-eklerDil bilgisi-eylem+5
Nazmi Şen
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00

Related subjects