Dini yapılar
54 theses under this subject heading
Mahperi Huand Hatun ve yaptırdığı yapılar
Anadolu Selçuklu Sultanı I.Alâeddin Keykubad'ın eşi Mahperi Huand Hatun'un kimliği, yaşamı ve yaptırdığı yapılar bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Dönem kaynaklarında kendisine çok az yer verildiğinden, yaşam öyküsü ancak genel hatlarıyla belirlenebilen Mahperi Huand Hatun, cami, hamam, türbe, zaviye ve han türünde pek çok yapı yaptırmıştır. Kitabeli yapılarının tümü, oğlu Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde inşa edilmiştir. Tarihi ve siyasi koşullar, diğer yapılarının da aynı dönem içinde inşa edildiklerine işaret etmektedir. Bu çalışmada, mimari ve süslemeleriyle irdelenerek karşılaştırmalı değerlendirmelere tabi tutulan yapıların, Anadolu Selçuklu mimarisi içerisindeki yerlerinin tespitine çalışılmıştır. Plan ve mekan olarak yeni denemelerin gerçekleştirildiği Kayseri Mahperi Huand Hatun Camii, kuzeybatı iç köşesine yerleştirilen bani türbesiyle Anadolu Selçuklu mimarisinin özgün örneklerindendir. Mahperi Huand Hatun Türbesi, cami ibadet alanı içinde yer alan konumu, benzer örneğine Anadolu veya yakın coğrafyada rastlanmayan mukarnaslı yüksek kaidesi ve her biri farklı süsleme kompozisyonuna sahip cephe düzeniyle özgün özelliklere sahiptir. Caminin yakınındaki kadınlar için yaptırılan hamam yapısının soyunmalık bölümü duvarlarının özgününde Kubadabad Sarayı çinileri tarzında çinilerle kaplandığı anlaşılmıştır. Yapının çini kaplamaları dışında Anadolu Selçuklu hamam mimarisini devam ettirdiği görülmektedir. Kayseri Şeyh Turesan Zaviyesi, kapalı bir sofanın iki yanına sıralanan mekanları ve daha sonra çok sayıda kişinin defnedilmesiyle türbeye dönüştürülen büyük ölçekli konaklama (han) birimiyle öne çıkar. Tümü, uluslararası deniz aşırı kuzey-güney ticaret yolları üzerinde inşa edilen han yapıları, Anadolu Selçuklu hanlarının plan şemalarını tekrarlamışlardır. Bu çalışmada Mahperi Huand Hatun'un yaptırdığı yapıların önemli bazı yeniliklere getirmekle birlikte genel olarak Anadolu Selçuklu mimari teknik ve uygulamalarını tekrarladıkları, gelenek içinde kaldıkları sonucuna ulaşılmıştır.
Olympos Antik Kenti Erken Bizans Dönemi dini yapılarında malzeme ve teknik
Bu çalışmada Olympos Antik Kenti'nde yer alan Erken Bizans dönemi dini yapılarında kullanılan malzeme ve inşa teknikleri konu edilmiştir. Tez çalışması kent içerisindeki Erken Bizans Dönemi dini yapılarından altısını kapsamaktadır. Bu yapılardan üçü kentin kuzey bölümünde yer alan Nekropol Kilisesi ve aynı kompleks (Episkopeion) içerisinde bulunan Piskoposluk Kilisesi ve Vaftizhanesidir. Diğer üçü ise kentin güney bölümünde yer alan Liman Bazilikası, Yamaç Yerleşimi Aşağı Kilise ve Yamaç Yerleşimi Yukarı Kilisedir. Çalışma kapsamında bu dini yapıların mimari tasvirleriyle birlikte kendi araştırma ve gözlemlerimize dayanarak, yapıların duvar örgüsü ve diğer mimari elemanlarda kullanılan malzeme türleri ve yapım teknikleri ayrıntılarıyla tanıtılmıştır. Aynı zamanda kentsel dönüşüm süreci içerisinde kentteki dini yapılarda görülen malzeme-teknik farklılıklar ortaya koyulmuştur. Ayrıca söz konusu dini yapıların malzeme-teknik özellikleri kent içerisindeki ve Likya bölgesindeki benzer örnekleriyle karşılaştırılarak tarihlendirme sorunlarına çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Olympos, Likya, Bizans, Kilise, Malzeme, Teknik.
Mecitözü ilçe merkezi ve çevresinde dini ziyaret yerleri
Kutsal olduğuna inanılan ziyaret yerlerinden yararlanmak amacıyla, hatırı sayılır sayıda ziyaretçi bu alanlara yönelmektedir.Başvurulan ziyaret yerleri toplum için önemli işlevlere sahiptir.Belirli yerler; ağaçlar, mezarlar, sular vb. şeyler insanlar tarafından kutsal kabul edilmektedir. Bu yerlerin ziyaret edilmesi din sosyolojisi açısından karşımıza çıkan önemli bir araştırma konusudur.İnsanlar çeşitli maddi ve manevi sebeplerden bu yerleri belli zamanlarda ziyaret ederler.Buralarda çeşitli Uygulamalar yapılır ve dualar edilir. Bu uygulamalarda, İslam öncesi Türk inanç ve kültürünün izleri görülmektedir. Ziyaret fenomeni, İslami motiflerle karışık halk dindarlığının, inanışlarının ve uygulamalarının yansımaları olarak görülmektedir. Ziyaretin sebebi genellikle çaresiz ve ruhi bunalımda olan insanlar için psikolojik tatmin merkezi olmakla birlikte, sahip olunmak istenen çeşitli şeylerin elde edilmesinde burada yatan kişilerin manevi güçlerinden faydalanmak amacıda taşımaktadır. Hastalıklardan muzdarip olanların, maddi zorluk çekenlerin, dileklerine ulaşmak isteyenlerin müracaat yeri bu Mekânlardır. Mecitözü İlçe Merkezi ve Çevresinde Dini Ziyaret Yerleri adlı bu çalışma ziyaret fenomenini açıklayarak, bu bölgedeki ziyaret yerlerini, yöre halkının buralarla ilgili bilgi, düşünce ve uygulamalarını aktarmaktadır. Din sosyolojisinin yöntemleri ile halk inanışlarının önemli bir bölümünü oluşturan ziyaret olgusu ve bu bölgedeki yansımaları incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Din, Ziyaret, Kutsal, Türbe, Mecitözü, Çorum
Amasya şehir merkezindeki dini ziyaret yerleri
Coğrafi konumu ve tarihi yönüyle Amasya; birçok kültürün, milletin yaşam alanı olarak seçtiği, Osmanlı Devleti zamanında da Osmanlı şehzadelerin yetiştirildiği önemli kültürel zenginliklere sahip bir yer olmuştur. Çalışmamız; giriş kısmı, dört bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş kısmında; araştırmanın konusu, amacı, önemi, yöntemi, kapsamı ve sınırlılıklarından bahsediliştir. Ve sonunda tanımlar kısmına yer verilmiştir. Birinci bölümde; kısaca Amasya tarihi ve coğrafi durumu/sosyo-kültürel yapısına yer verilmiştir. İkinci bölümde; dini ziyaret; sosyolojik bir anlama ve dini ziyaret yerleri ve ziyaret ediliş amaçları ele alınıştır. Üçüncü bölümde; Amasya şehir merkezindeki dini ziyaret yerlerine gidilerek yapılan incelemeler, mülakatlar ve bunun neticesindeki nesnel yorumlara yer verilmiştir. Dördüncü bölümde; Amasya şehir merkezindeki dini ziyaret yerleri sosyolojik bir yaklaşım ile değerlendirilmiştir. Sonuç kısmında ise elde edilen bilgilerin sonuç ve değerlendirilmesi yapılmıştır. İncelenen sahanın genişliği de dikkate alınarak, araştırmamız Amasya şehir merkezi ile sınırlı tutulmuştur. Çalışmamız kapsamında yapılan araştırmalar sonucunda birçok türbe, mezar, kuyu, ağaç, taş, toprak vb. dini ziyaret yeri tespit edilmiştir. Bu yerlerden bazıları yoğun bir şekilde ziyaret edilmekte olup çeşitli ritüellerin gerçekleştirildiği yerlerdir bazıları ise günümüzde unutulmaya yüz tutmuştur. Ziyaret yerlerinin bir kısmında zamanın meşhur Veli, Pir, Şeyh'lerinden olan zatlar metfun bulunmaktadır. Bir kısmında ise Şehzade, Paşa veya devlet büyüklerinden olan kişiler metfun bulunmaktadır. Ziyaret yerleri, tezimizin ana başlığı kapsamında ele alınıp araştırmalarımızda çıkarılan yorumlar objektif bir şekilde aktarılmaya çalışılmıştır.
Ütopya kavramı bağlamında tek tanrılı dinlerde cennet söylencesi ve kadın
Tek tanrılı dinlerin kutsal metinlerinde (Tevrat, İncil, Kur'an) kadınlarla ilgili anlatılarda erkek egemen yaklaşımlar, ifadeler söz konusudur. Bu eril dil ve anlatımın varlığı toplumsal cinsiyet eşitliği açısından bir paradoks içerir. Günümüzün kapitalist-modernist ataerkil yapısı, kamusal ve özel alanda kadının ikincilleştirilmesi sonucunu doğuran düzenleme ve uygulamaları gündelik hayatın doğal bir parçası olarak sunarken dinsel öğretilerin ve anlatıların gücünden de yararlanır. Diğer taraftan adı geçen teolojik metinlerdeki Öteki-dünya anlatısı ışığında (ölümden sonraki hayat) iyilerin mükâfatlandırılacağı bir ütopya-mekân olarak kurgulanan cennet söylencesine yer verilir. Ancak bu ütopik mekânda inançlı erkeklere "cennet gibi bir hayat" vaat edilirken kadınlara nasıl bir hayat ve neler vaat edildiği konusu açık değildir. Patriyarkal otorite-din ilişkisi, bir kavram olarak ütopya-cennet ilişkisi ve ütopik bir mekan olarak cennetteki kadının yaşamı sorunsalı bu tez çalışmasının temel problemidir. Dolayısıyla bu çalışmada, teorik temelli metin analizi yöntemiyle patriyarkal düzenin dinsel olanla ve dinsel bir anlatı olan cennetin ütopya kavramıyla ilişkisinin yanı sıra cennet anlatılarında kadın konusunun toplumsal cinsiyet perspektifi üzerinden irdelemesi amaçlanmaktadır.
Urartu mimarisi
Adına ilk kez Asur kaynaklarında rastladığımız Urartu Krallığı, M.Ö. 13. yüzyılın ilk çeyreğinden M. Ö. 6. yüzyılın başlarına kadar tarih sahnesinde varlığını korumuştur. M. Ö. 8. yüzyılın başlarından itibaren ise, çekirdeğini Van Gölü ve çevresinin oluşturduğu, batıda Fırat, kuzeyde Kars Platosu-Sevan Gölü, Doğu'da Urmiye Gölü ve güneyde Toros Dağlarının çevrelediği bölgede hızlı bir gelişim göstermiştir. Urartu Krallığı, egemenlikleri altında olan bölgelerde kültürlerinin kalıcı eserlerini bırakmışlardır. Hâkim oldukları bölgenin zorlu coğrafyasına rağmen inşa ettikleri mimari yapıların kalıntıları, günümüze kadar gelmeyi başarmış, krallığın yaşamını canlandırmamıza yardımcı olmuştur. Bölgenin coğrafi yapısındaki sorunlara, adeta bir çözüm niteliğinde inşa edilen Urartu kaleleri, bölgenin stratejik kilit noktalarını kontrol altında tutacak biçimde inşa edilerek, aynı zamanda askeri bir üs görevi görmektedir. Urartu Krallığı, ele geçirdiği bölgelerde güçlü bir savunma sistemi oluşturarak, sürekli ve özgün bir mimari gelişim sergilemiştir. Bu mimari gelişim Urartu yaşamının her alanında kendini göstermektedir. Bu çalışmada Urartu mimari yapıları, askeri, dini ve sivil mimari başlıkları altında gruplandırılarak konum, işlev ve plan bakımından değerlendirilmiştir. Böylece yapı grupları arasındaki benzerlikler ve farklılıklar tespit edilmeye çalışılmıştır.
Anadolu Beyliklerinde dini hayat (Aydınoğulları, Menteşeoğulları ve Saruhanoğulları)
Bu çalışmanın amacı Saruhanoğulları, Aydınoğulları ve Menteşeoğulları Beyliklerindeki dini hayatı incelemektir. Bu amacı gerçekleştirmek için beyliklerin idarecilerinin din ve dini hayat ile ilgili siyasetleri ele alınmıştır. Daha sonra her bir bey dönemindeki dini şahsiyetlerin ve zümrelerin dini hayatta üstlendikleri roller incelenmiştir. Genellikle ele aldığımız beylikler dönemde merkezi yerleşim birimlerindeki dini hayatın somut simgeleri; cami, medrese, tekke, zaviye ve benzeri yapılardır. Kırsal da ise büyük ölçüde zaviyeler dini hayatın somut simgeleri olmuşlardır. Bu kurumların temsilcileri genellikle merkezi yerleşim birimlerinde müderris, fıkıh âlimi gibi şahsiyetler olurken; kırsalda ise şeyh, hoca, ahi, seyyid ve benzeri şahsiyetlerdir. Beyler, bu şahsiyetleri İslami hayatı devam ettirmek amacıyla desteklerken bunlar üzerinden iskân politikalarını yürütmeyi amaçlamışlardır. Saruhanoğulları, Aydınoğulları ve Menteşeoğulları Beyliklerinin idarecileri, bulundukları bölgeleri Müslüman toprağı haline getirmek için gayret sarf etmişlerdir. Bu hedeflerini gerçekleştirmek için iskân siyasetini dini şahsiyetler ve zümreler eliyle yürütmüşlerdir. Bu siyasette kullandıkları dini şahsiyetler, genel itibariyle Sünni İslamı temsil edenlerden oluşmaktadır. Sonuç olarak, bu beyliklerin vatan haline getirdikleri toprakları İslamlaştırmaları buraların Türkleşmesini de beraberinde getirmiştir.
398 Numaralı Tapu Tahrir Defterinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi
398 No'lu Tapu Tahrir Defterini Transkripsiyon ve degerlendirilmesi konuluyüksek lisans tezimizin içerigine bakacak olursak; 534 aded vakıf kaydıbulunmaktadır. Bu vakıfların içeriginde ise sayı bakımından en fazla olançiftliklerdir. Daha sonra sırasıyla; mescit, zâviye, cami, mezraa, muallimhâne,cemaat toplulukları, bag ve bagçe vakfları, medrese, çesme, bahçe, köprü,degirmen, hankah, hitabet, kervansaray, hayrat, türbedar, cüz ve kıraat okunmasıiçün vakıf, zemin ve mülknâme olmak üzere toplam 534 aded vakıf kaydıbulunmakta ve defterimizin içerisinde yer almaktadır.Tezimizi konu bakımından ele aldıgımızda Osmanlının vakıf eserlerihakkında 1520'li yıllarını Kanuni Sultan Süleyman olarak tarihsel kaynaklardabize naksetmektedir.Osmanlı tarihinin en büyük hükümdarlarından biri olan I. Süleyman kiAvrupanın o zamanki güçlü devletleri olmalarına ragmen bileginibükemediginden dolayı ona ?Muhtesem Süleyman? diye adlandırmadabulunmuslar ve bizde de kanun yapan anlamına gelen ?Kanuni Sultan Süleyman?olarak tarih arastırmacıları tarafından adlandırılmıs ve tarih kaynaklarında ise buvasıflandırma ve tasvirlerle yer almıstır.1520'li yılların basından itibaren gerek Saruhanogulları döneminden kalmave gerekse yeni fethedilmis toprakların tahrir çalısmasına tabi tutulup topraklarıntimara ayrılması ve bu ayrılan tımarlar arasında vakıf topraklarına ayrılanları dabu defter sayesinde ögrenmis oluyoruz.Defterin içerisinde bulunan vakıf kayıtlarına baktıgımızda çiftliklerin çokolması dikkatimizi çekmektedir ve bu çiftlik vakıfları mülk toprakları olmaktadırve genellikle evlâdiyet üzerine vakfedilmistir. Topragın kullanım hakkı olarakta ?evlâd u evlâd? olarak ? neslen ba'de nesil? olarak vakfedilmistir. Her mahallede4bir mescidin bulunması ise Osmanlı Devleti'nin dini karakterli yapısını ve dineverdigi önemi bize göstermesi bakımından önem tasımaktadır. Camii sayısı isemescide göre azdır; fakat ana merkezlerde toplanmıs olması dikkat çekmektedir.Bunların haricinde zâviye kaydlarının sayı olarak çok bulunması Saruhansancagının tasavvuf yönünün ne derece güçlü oldugunu bize anlatmaktadır.Zâviyelerdeki Seyh atamalarına ait kayıtlar da sayı bakımından çoktur. Genelliklekurucusunun ismi birçok kayıtta geçmemektedir.Bag bahçe vakıfları, hankah, hamam, çesme, tekke, degirmen, muallimhâne,köprü yapım ve tamiri, mezar v.b. konularda kayıtlara rastladıgımız defterde ?cüz' ve kıraat okunması? camilerde aydınlatmada kullanılan ?revgan-ı çerâg?olarak geçen kandiller için ayrılan paralarda pek çok kayıtta görmekteyiz. Ayrıcasiyakat rakamlarıyla da sayılar anlatılmıstır.Konu itibariyle oldukça önemli ve degerli olan tez konumuzun degerlendirmekısmı için sürenin az olması sebebiyle pek çok sıkıntı çekmis oldugumuzu buradabelirtmeden geçemeyecegiz. Fakat çalısmıs oldugumuz defterin Manisa merkez,özellikle vakıf kayıtları degerli tarihçi Sayın Prof. Dr. Feridun Emecen'in ?XVI.Asırda Manisa Kazâsı? adlı doktora tezinde de ele alınmıs olmakla birlikte,Saruhanogulları ile ilgili vakıf kayıtları Mustafa Eravcı ? Mustafa Korkmaz'ınbirlikte çalısmıs oldukları ? Saruhanogulları ve Osmanlı Klâsik Dönemin'deManisa'da Yasayan Kültürel zleri? adlı eserinde de ele alınmıstır. AyrıcaSaruhanogulları ile ilgili vakıf kayıtları degerli tarihçi Çagatay Uluçay'ın?Saruhanogulları ve Eserlerine Dair Vesikalar II? adlı eseri de ele alınmıstır.
Çorum'daki Mevlevi, Hüseyin Gazi ve Koyun Baba tekkelerinin tipolojik analizi
Anadolu'da bir dönem yaygın halde bulunan Mevlevilik ve Bektaşilik ekollerinin Çorum ilindeki mimari eserlerde tezahür edişinin incelendiği bu tez çalışması, özellikle Çorum Mevlevihane'si, Alaca Hüseyin Gazi ve Osmancık Koyun Baba Türbeleri odağında, kaynaklar, literatür taraması ve mimari yapıların yerinde incelenerek veri toplanması metoduyla hazırlanarak tamamlanmıştır. Tezde dönemin mimari özellikleri incelendiğinde dikdörtgen ve sekizgen yapılı planlar temelinde kubbeler, mahfiller, minberler, cephe süslemeleri, yapı malzemeleri gibi iç ve dış dekoratif mimari yapılardan dönemin diğer illerdeki mimari eserlere göre ayırt edici ve belirleyici olan özelliklerine dikkat çekilmiştir. Çorum Mevlevihane'sine göz attığımızda günümüze kadar yapıyla ilgili fazla bilgi yoktur. Zaman içerisinde birden çok tadilat görerek asli planlarında değişiklik yapılmıştır. Ona rağmen günümüzdeki haliyle dikdörtgen planlı kalmıştır. Kubbe örtülü, sekiz ahşap sütunlu semahane bölümüne haiz ve batı Anadolu'daki diğer çağdaş Mevlevihanelerden farklı olarak iç cephe süslemesi bulunmayan sade yapılıdır. Sadece iç türbesi duvarında kalem işi süslemeler bulunan ve halen haftanın belli günleri içinde zikir ibadeti yapılmaya devam edilen bir Mevlevihane'dir. Hicri 1323 yılında kaynaklara göre Hüseyin Gazi'nin yaptırdığı dikdörtgen plan üzerine inşa edilen Hüseyin Gazi Türbesi de, temelde kesme taş, üst katmanda moloz taş ve yer yer tuğladan müteşekkil yapı malzemesi arasında horasan harcı kullanılmıştır. İç mekânda nişleri bulunan çapraz tonozla örtülü, tonoz örtüsünde kalem işi dilimli süslemeler uygulanmış olup Hüseyin Gazi'ye atfedilen mezarın on iki dilimli mezar taşı olması hasebiyle de Bektaşi tarikatına mensup olduğunu düşünülmektedir. Türbe zamanla geçirdiği tadilatlar sonrası günümüzde ziyarete kapalıdır. Hicri 963 yılında 2.Bayezıt tarafından inşa ettirilen Koyun Baba Türbesi, sekizgen planlı olup, içten kubbeli ve dıştan piramidal çatılı olan belirleyici özelliği yanı sıra yapı malzemesi olarak kesme taş kullanılmıştır. Çalışmamızda 13.yy. ve 19.yy. arası yapılmış Selçuklu ve Osmanlı yapılarının incelendiği Çorum ili sınırlarında bulunan yukarıda ismi geçen Mevlevihane, tekke ve türbe yapıları dönemin dini, siyasi, kültürel ve ekonomik konjonktüründen etkilenmiş olmakla birlikte mensubu olduğu tarikat sembollerini mimari desenlerine yansıtmışlardır. Bu desenlerin incelenmesi esnasında dönemin ve mensubu olunan tarikatın öğretilerinde okuma fırsatı bulmuş olmamız yönünden son derece önem arz etmekle birlikte maalesef bu kültür miraslarımız zaman içinde farklı nedenlerle tadilatlar görmüş asli planlarından farklılaşmış olduğunu gözlemlemekteyiz. Anadolu kültürünün gelecek kuşaklara sağlıklı ulaşılabilmesi adına uygun restorasyon çalışmalarıyla revize edilerek korunması gerektiği düşüncesi yaygınlaşması önemlidir.
Mabet ve hükümleri
Mabetler, toplumların kendine özgü dini ritüellerini icra ettikleri yerlerdir. Dolayısıyla her toplum kendi mabedine kutsallık atfetmiştir. Dinlerin kutsal olarak addettiği mabet, bir dinden başka bir dine farklılık göstermektedir. Bundan dolayıdır ki mabetler her inanç sistemini dinamik kılan fonksiyonel mekânlar olmuşlardır.İslâm toplumunun mabedi olan camiler Kur'ânda 14 yerde geçmektedir. Camiler sıradan mimari yapılar olmayıp, İslâm'ın dinamizmini içinde barından ve etrafa hissettiren eserlerdir. Çünkü İslâm kültür ve medeniyetinin kendi olarak kalmasında fevkalede roller üstlenmiştir. Dolayısıyla camilerin, birtakım hukukî temellendirmelerden yoksun olmadığını İslâm Hukukunun iki ana unsuru olan gerek Kur'ân'da gerekse de Sünnette birçok nassı görmek mümkündür.Camiler, aynı zamanda toplumların geleneklerinden hızla koptuğu bir dönemde, İslâm toplumunda önemli işlevler üstlenmiştir. Bunun bir sonucu olarak da camiyle ilgili hükümler, İslâm Hukukunda çesitli mezhepler tarafından ele alınmıştır.Bu bağlamda İslâm hukukunda sadece camilerle ilgili hükümler ele alınmamıştır. İslâm ülkesindeki diğer mabetlerin fıkhi statüsü de ele alınan konular arasında yer almıştır. Hatta Gayrimüslim mabetleri ile ilgili ahkâmın fıkıh fitaplarında kayda değer bir hacmi vardır.Anahtar Kelimeler: Mabet, Cami, Gayrimüslim Mabetleri
Aksaray il merkezindeki tarikat yapıları
Bu çalışma, Aksaray İl Merkezinde yer alan günümüzde olan ve olmayan tarikat yapılarını içermektedir. Çalışma; yapıldığı tarihler göz önüne alınarak 13. yüzyıl başlarına ve 15. yüzyıl sonlarına tarihlenen tarikat yapıları, (Hacılar Hanı, Melik Mahmut Gazi Hankahı, Şeyh Cemalettin Aksarayi Zaviyesi, Şeyh Hamid-i Veli Zaviyesi, Şeyh Hamza Tekkesi, Yusuf Hakiki Zaviyesi, Hacı Hamuş Zaviyesi, Sühreverdi Tekkesi, Aliyyi Gaznevi Zaviyesi, Fahriye Mevlevihanesi, Nakkaşiye Zaviyesi, Ahi Süleyman Zaviyesi, Derviş Hacı İbrahim Zaviyesi) incelenmiştir.Türklerin tasavvuf ve bunun sonucu olan tarikatlarla ilişkisi Anadolu öncesinde başlayan bir süreci ifade eder. Bu süreç sonucunda XI. yüzyılın sonlarından itibaren Anadolu'ya yapılan göçlerle birlikte kurumlaşan İslam düşüncesi, tarikatlar adı altında yeni bir çehre kazanmıştır. Böylece sufiler bir araya gelebilmek ve ibadetlerini birlikte yapabilmek için konuttan daha çok yeni bir tip yapıya ihtiyaç duymuşlardır. Zaman zaman işlevleri değişen fakat düşüncede aynı amaç doğrultusunda oluşan bu yapılar; asitane, bu'ka, hankah, ribat, tekke, zaviye gibi isimlerle adlandırılarak kısa süre içinde İslam ülkelerine yayılmıştır.Anadolu'nun İslamlaşmasında ve Türkleşmesinde önemli rol oynayan, sade bir plana sahip bu tarikat yapılarını; sufilere hem ev hem ibadet mekânı, ayrıca önemli ihtiyaçları karşılayan bir kuruluş olarak değerlendirmek de yerinde olacaktır. Yapılan çalışmada, büyük bir çoğunluğu günümüze gelemeyen, yarı yıkılmış olanlar ve yenilenmiş olan yapıların yetersiz kaynak dâhilinde eksik ve yanlışları dikkate alınarak tümüyle ortaya koymak amaçlanmıştır.Anahtar Sözcükler1.Sufi2.Tarikat3.Tasavvuf4.Tekke5.Zaviye
XX.yüzyıl Amasya tarihi ve inanç coğrafyası
XX. yüzyıl Van ili tarihi ve inanç coğrafyası
ÖZET Dinler Tarihi Yüksek Lisans tez konusu olarak "XX. Yüzyıl Van İli Tarihi ve İnanç Coğrafyası" adı altında yapılan bu araştırma, iki bölümden oluşmaktadır. Tezin birinci bölümünde Cumhuriyet Dönemi'ne kadar İl'in ve bağlı ilçelerin tarihi ele alınarak incelenmiştir. Tezin ikinci bölümünde de İl'in XX. Yüzyıla kadarla nüfus seyri ile beraber günümüz inanç coğrafyası çıkarılmıştır. Bu bölümündeki çalışmalar, bir alan çalışması şeklinde yürütülmüştür. İl genelinde nüfusun dinlere ve mezheplere göre durumları araştırılıp, müslüman nüfusun da mezhep durumları ve nüfus potansiyelleri belirtilmiştir. Yaptığımız çalışmaya göre ildeki gayr-i müslimlerin Cumhuriyet Dönemi'ne kadar varlıklarını devam ettirdiklerini görmekteyiz. Ancak, İl'de yaşayan gayr-i müslim nüfusun bir kısmı Kurtuluş Savaşı'ndan hemen sonra, geri kalanı da Cumhuriyet'in ilk yıllarında İl'i terk etmiştir. Van İli'nin günümüzdeki nüfusunun tamamı müslümanlardan oluşmaktadır. Bu müslüman nüfusun %18'ini Hanefiler, %82'sini Şafîiler oluşturmaktadır. Günümüzde varlığını devam ettiren Nakşibendilik, Kadirilik, Aczmendilik ve Bektaşilik gibi tarikatlara mensup insanların bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca halk arasında Süleymancı ve Nurcu diye bilinen cemaatlerin kurdukları vakıf ve derneklerle il genelinde faaliyetlerini aktif bir şekilde yürüttükleri görülmüştür. ELAZI? -1997 Enver DEMİRPOLAT
XX. yüzyıl Ordu ilinin dini tarihi ve günümüz inanç coğrafyası
Osmaniye ili 20. yüzyıl inanç coğrafyası
ÖZET Dinler Tarihi yüksek lisans tez konusu olarak " Osmaniye İli XX. Yüzyıl inanç Coğrafyası" adı altında yapılan bu araştırma, iki bölümden oluşmaktadır. Tezin birinci bölümünde, cumhuriyet dönemine kadar ilin ve bağlı ilçelerin tarihi, ekonomik, sosyal ve kültürel yapısı ele alınarak incelenmiştir. Tezin ikinci bölümünde ise İl'in XX. yüzyıla kadarki nüfus seyri ile beraber günümüz inanç coğrafyası çıkarılmıştır. Bu bölümdeki çalışmalar, bir alan çalışması şeklinde yürütülmüştür. İl genelinde nüfusun dinlere ve mezheplere göre durumları araştırılıp, müslüman nüfusun da mezhep durumları ve nüfus potansiyelleri belirtilmiştir. Ayrıca il genelindeki tarikatler, cemaatler, ziyaret ve adak yerleri hakkında bilgi verilmiştir. Bölgesel konumu itibariyle önemli bir merkeze sahip olması ve nüfus hareketlerindeki hızlı gelişmeler Osmaniye'nin dini yapısında ve inanç coğrafyasında da etkili olmaya başlamıştır. 1950'lerden bu yana Osmaniye ve ilçelerinde gayr-ı müslimlere hiç rastlanmadığını görmekteyiz. Zaten 7 Ocak 1922 ( Osmaniye'nin Kurtuluşu) tarihinden itibaren gayr-ı müslim nüfusun tamamen göç ettiği tespit edilmiştir. Tamamı müslüman olan Osmaniye'de il nüfusunun % 97.30'nu Sünniler, % 2.70'ini Aleviler oluşturmaktadır. Günümüzde varlıklarını devam ettiren Nakşibendilik, Kadirilik ve Bektaşilik gibi tarikatlere mensup insanların bulunduğu anlaşılmıştır. Ayrıca halk arasında Nurcu ve Süleymancı olarak bilinen cemaatlerin vakıf ve dernekler kurarak il genelindeki faaliyetlerini aktif bir şekilde yürüttükleri tarafımızdan müşahede edilmiştir ELAZIĞ- 1 998 Hakkı CAN
Bolu ilinde halk inançları ve ilin günümüz inanç coğrafyası
ÖZET Yüksek Lisans Tezi BOLU İLİNDE MEVCUT HALK İNANÇLARI VE İLİN GÜNÜMÜZ İNANÇ COĞRAFYASI Önder BİLGİN FIRAT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ FELSEFE VE DİN BİLİMLERİ ANABİLİM DALI 2000, Sayfa: 150 "Bolu İlinde Mevcut Halk İnançları ve İlin Günümüz İnanç Coğrafyası" adı altında yapılan bu çalışma giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Girişte ilin coğrafi yapısı, eğitim durumu, isminin menşei ve idari tarihi hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Birinci bölümde doğum,evlenme, ölüm, türbe ve ziyaret yerleri ve hayatın diğer safhalarında uygulanan halk inançları katılımlı gözlem metodu ve yazılı kaynaklar taranarak değerlendirilmiştir. İkinci bölümde dinler hakkında genel bilgiler verilmiş, daha sonra Bolu'da mevcut olan cemaat ve tarikatlar, bunların faaliyetleri ve sayısal değerleri verilmiştir. Yine bu bölümde, salname, seyahatname ve arşiv belgelerinden alınan bilgilerle ilde yaşayan insanların dinlere ve mezheplere göre dağılımı çıkarılmaya çalışılmış, son olarak alan çalışması ile ilin günümüz inanç coğrafyası ortaya konmuştur. Yapılan çalışmanın sonucunda ilde hâlâ millet olarak İslamiyet'ten önceki kültür varlıklarının İslami bir şekle sokarak yaşandığı tespit edilmiştir. Bundan başka ilde çeşitli mezhep mensupları bulunmakla birlikte ilin hemen tamamının Müslüman olduğu sonucuna varılmıştır.
Geç Dönemde Babil Şehri ve bayındırlık faaliyetleri
Babil kenti Mezopotamya bölgesinde yer alan en önemli kentlerden biridir. Günümüzde Bağdat'ın yaklaşık 100 km güneyinde yer almaktadır. Yeni Babil Dönemi'nde Babil kenti, antik dünyanın en büyük kenti olmuştur. Bu çalışma MÖ 1. binyılda Babil kentine hâkim olan devletler ve Yeni Babil krallarının kentte gerçekleştirdiği inşaat ve bayındırlık faaliyetleri çalışmalarını kapsamaktadır. Bu zaman diliminde kente egemen olan devletlerin Babil kentindeki siyasi faaliyetleri anlatılmaktadır. Ayrıca Yeni Babil kralları tarafından kentte gerçekleştirilen surlar, saraylar, tapınaklar, kanallar gibi kamu yapılarının kimler tarafından yapıldığı ele alınmaktadır. Krallara ait bulunan yazılı kaynakların aktardığı bilgiler ile arkeolojik veriler beraber incelenmiştir. Böylece Babil kentinin gelişimi ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Mezopotamya, Babil, İnşaat ve Bayındırlık, Tapınak, Saray, Kanal, Köprü.
Makedonya Türk dini yapılarında ahşap süsleme sanatı: XIV-XIX. yy
It is possible to see the wooden works created in Macedonia, during the Ottoman era, in the Turkish-Islamic and Christian buildings. There is, at present, a total of 15 wooden sample of Turkish-Islamic buildings. From these samples, there are 16 wooden door wings, 32 window wings and 12 wooden ceilings which have been able to reach present time.There are two wooden ceilings decorations that have not been able to reach the present time, but we to examined on the basis of photographs. The material used in the production of wooden works in the Macedonian religious buildings depends on the kind of tree cultivated in that region. Therefore, walnut,willow,chestnut,maple,linden trees which are mostly cultivated trees in Macedonia are the most frequently used materials in the wooden workmanship of the specific regions.The most frequently used tree types in the western regions of Macedonia are chestnut,linden tree and walnut. In the wooden work samples of northern and southern regions,mostlywalnut and willow trees are used. The techniques applied in the wooden works can be classified as production techniques and decoration techniques.All the works are gotten by scarfing technique. In some works, engraving(kundekari) has both production and decoration characteristics(Door wings of Mustafa Pasha Mosque, Yahya Pasha Mosques in Uskup(Skopye) and sanctuary sections ceiling of Hadji Ibrahim,Kumsal Mosque in Koprulu(Veles). Decoration techniques indicated bellow were aplied: 143smooth surface engraving technique(inscriptions on the door wing of Gazi Isa Bey, Mustafa Pasha, Yahya Pasha Mosques in Uskup(Skopye) and Ishak Chelebi Mosque in Manastir(Bitola), inscriptions and vegetal motives on the door and ceilings of the foundation for ablutions, Fatima House and Guest House of the Harabati Baba Bektashi Buildings Collections in Kalkandelen(Tetovo). Painting on the wood technique (Ceiling decorations of the sanctuary parts of Sultan Murat Mosque in Skopye, sanctuary section window sashes of the Alaca Mosque,ceiling decoration of the fountain for ablutions of the Harabati Baba Bektashi Collection Buildings in Kalkandelen, Ivory inlay technique (door wings in Yahya Pasha Mosque in Scopye). Door wings and window sashes are generally made depending on the diagram having three, four or multiple panels. The same diagram has been applied in the ceiling decorations.To tell the thruth, ceiling boss has been added to the center of the ceiling decorations which is applied in one or two rectangular cornices.In some, of these samples, triangle figures have been placed to the corners of the rectangle(Ceiling decorations of the ceiling of the private section of the Yahya Pasha Mosque in Skopye, ceiling decorations of the fountain for ablutions and Fatima House of the Harabati Baba Bektashi buildings collection in Kalkandelen). It is being seen that XVIth andXVIIth centuries works of the wooden art work samples stayed bound to the Turkish-Islamic motives developped in Anatolia(Door wings of the Mustafa Pasha Mosque, Yahya Pasha Mosquejshak Bey Mosque, Gazi Isa Bey Mosque in Skopye,door wings and window saches of the Kadi Mehmet Efendi Mosque,Haydar Kadi Mosque,Ishak Chelebi Mosque in Bitola). In XVIIIth century, baroque and renaissance effected westernization mouvement has also been seen in macedonian wooden decoration.Western 144effects,accepted affectionately by palace and capital surroundings,commenced to be applied easily in Macedonian Turkish-Islamic works too(decorations of the Gazi Isa Bey Mosques pulpit, decorations of the Faik Pasha Mosques door wings in Skopye,decorations of the Alaca Mosques window sashes, decorations of the door wings and ceiling in the fountain for ablutions, Fatima House and Guest House buildings, in the Harabati Baba buildings collection in Kalkandelen. Generally, in all wooden work samples geometrical and vegetal motives had been applied. Sometimes,by adding inscriptions(as in the door wings and window sashes of the Gazi Isa Bey, Yahya Pasha Mosques in Skopye and as in the door wings and window sashes of the Ishak Chelebi Mosque in Manastir(Bitola) and as in the entrance door of the Harabati Baba Bektashi buildings collection) geometrical compositions had compositions with inscriptional motives and compositions With geometrical,vegetal and inscriptional figures have been created. Wooden decoration samples in the Turkish-Islamic buildings constructed during the Ottoman era, in Macedonia, have an important place in the Turkish art and in addition in the Macedonian art,developped in the Ottoman era.Each of these wooden workmanship samples, dating back to between XIV and XIX centuries, has a distinct value.
Dini yapıların açık-yarı açık-iç mekânlarında işitsel peyzaj algısının değerlendirilmesi: Diyarbakır Ulu Cami örneği
Ses sinyallerinin bilinçli ve bilinçsiz algılanması olarak tanımlanan işitsel algı, akustik ortamın kullanıcılar tarafından farklı yorumlamasına neden olmaktadır. Mekândaki işitsel ortam kalitesinin sadece uluslararası geçerliliği olan nesnel yöntemler ile değil kullanıcı algısı açısından da ele alınması daha bütüncül değerlendirme olanağı sunmaktadır. İnsanlar tarafından bir bağlam içerisinde algılanan, deneyimlenen ve/veya anlaşılan akustik ortam olarak tanımlanan işitsel peyzaj(soundscape) kavramı, ses ortamını bu kapsamda ele almaktadır. Bu yaklaşımda, ses bir kaynak olarak değerlendirilip bu kaynakların farklı bağlamlar kapsamında kullanıcı üzerindeki etkileri incelenebilmektedir. Böylece istenmeyen seslerin ortamda azaltılması/kaldırılması ve tercih edilen seslerin daha duyulabilir olması ile gürültü politikalarından farklı olarak ses kaynağı özelinde değerlendirmeler yapılabilmektedir. İşitsel peyzaj çalışmalarının ilk örnekleri açık mekânlarda yürütülmüş olup ISO 12913 standartı bu alandaki çalışmaları sistematik olarak yürütülmesine olanak sağlamaktadır. İç mekânlarda yürütülen çalışmaların son yıllarda yaygınlaşması ile bu mekânlar için veri toplama ve analiz yöntemleri için de bir standart ihtiyacını doğurmuştur. Bu doğrultuda açık mekânlarda kullanılan yöntemlerin iç mekânlarda da kullanılabilirliği ile ilgili çalışmalar yapılmıştır. İç mekânlarda işitsel ortam ile ilgili değerlendirmelerin genellikle hacim akustiği kapsamında olduğu, son yıllarda işitsel peyzaj değerlendirmelerinin de yaygınlaştığı görülmektedir. Bu çalışma açık mekânlarda kullanılan nitel (anket, rehberli görüşme ve anlamsal fark testi) ve nicel (binaural ses kayıtları) işitsel peyzaj veri toplama yöntemlerinin; yarı açık ve iç mekânlarda da kullanılabilirliğini incelemeyi amaçlamıştır. Açık, yarı açık ve iç mekânları barındırmasından dolayı ibadet mekânları çalışma alanı olarak belirlenmiş, bu yapılar ile ilgili işitsel peyzaj çalışmalarının hacim akustiği çalışmaları kadar yaygın olmadığı tespit edilmiştir. İbadet mekânlarından Diyarbakır Ulu Cami kompleksini oluşturan; açık (meydan), yarı açık (avlu) ve iç (Hanefiler Bölümü, Şafiler Bölümü ve Batı Maksuresi) mekânda nitel ve nicel veriler toplanmıştır. Nitel verileri toplamak için ISO 12913-2:2018 standartı ve yapılan işitsel peyzaj çalışmaları referans alınarak hazırlanan anket, rehberli görüşme ve anlamsal fark testi formları katılımcılara uygulanmıştır. Rehberli görüşmeler ile katılımcıların mekânla ilgili işitsel peyzaj algıları daha detaylı incelenmiş, anlamsal fark testinde ise işitsel peyzajın öznel yorumu 24 adet sıfat çifti ile değerlendirilmiştir. Mekânlarda yapılan binaural ses kayıtlarının laboratuvarda analiz edilmesiyle ses düzeyi (LeqA, L5, L95) ve ses kalitesi metriklerinden gürlük/seslilik (N5, N50, N95), keskinlik/sertlik (S5, S50, S95), kabalık/pürüzlülük (R10, R50), dalgalanma kuvveti (F10, F50) ölçümlerinin istatistiksel değerleri ISO 12913-3:2019 referans alınarak hesaplanmıştır. Açık mekânlarda kullanılan işitsel peyzaj değerlendirme yöntemlerinin yarı açık ve iç mekânlarda da kullanılabilirliği, elde edilen nitel ve nicel verilerin istatistiksel analizler ile ilişkilendirilmesi sonucu doğrulanmıştır. Açık mekânda keskinlik, iç mekânda dalgalanma kuvveti ses kalitesi metriklerinin pozitif olarak algılanan işitsel peyzaj çalışmalarında veri toplamanın kullanıcı dışında ses kalitesi metrikleri aracılığıyla da yapılabileceğini göstermektedir. İşitsel peyzaj değerlendirmesinin açık, yarı açık, iç mekân kategorisi için çevresel seslerin uygunluğu ile pozitif ilişkili olduğu bulunmuştur. Algılanan işitsel kalitenin; demografik faktörler (yaş, cinsiyet, eğitim), mekânı ziyaret sıklığı ve mekânda bulunma süresine göre farklılık gösterdiği bulunmuştur. Anlamsal fark testi ve ses kalitesi metriklerinin ilişkisinin açık, yarı açık ve iç mekân için farklı olduğu tespit edilmiştir. İşitsel peyzajı tanımlanan mekânlarda rahatsızlık veren ses kaynaklarına yönelik çözüm önerileri sunulmuştur. Avluda aktif olmayan süs havuzunun çalışır duruma getirilmesi, meydanın önünde bulunan Gazi Caddesi'nin araç girişine kapatılmasının bu rahatsızlıkları azaltabileceği düşünülmektedir. İç mekânda çocuk seslerinden duyulan rahatsızlığın azaltılması için Şafiler Bölümünün girişine yakın Batı Maksuresinin alt katındaki revaklı bölümde çocuklara özel bir alan yapılması önerilmiştir. Mekânlarda tercih edilen ses kaynaklarından Kur'an dinletisinin ve tasavvufi seslerin artmasının işitsel peyzaja olumlu olarak yansıyacağı öngörülmektedir.
Diyarbakır ilçelerindeki ulu camiler
Diyarbakır ilinin merkez dört ilçesi hariç 13 ilçesi bulunmaktadır. Bu ilçelerin bir kısmı ilk çağlardan günümüze kesintisiz olarak yerleşime sahne olmuştur. Özellikle Meyyafarikin (Silvan), Antak (Lice), Eğil, Çermik, Hani ve Ergani ilçeleri Ortaçağın önemli yerleşimlerindendir. Etrafı surlarla çevrili olan bu ilçelerin kalelerinin de Ortaçağ İslam dönemi kaleleri arasında isimleri zikr edilmektedir. Silvan ilçesi Diyarbakır (Amid) – Bitlis kervan yollarının üzerinde bulunmasından dolayı dolayı önemli bir yere sahip olmuş ve birçok devlete başkentlik yapmıştır. Ergani ve Eğil ilçeleri Diyarbakır (Amid) Harput Kervanyolu güzergahında yer almaktadır. Tez konusu olan ilçelerde günümüze kadar birçok medeniyete ait izler görülmektedir. Bu izlerden İslam medeniyetine ait en önemli anıtlar ulu camilerdir. Yüksek Lisans Tez çalışmam olan Diyarbakır İlçelerindeki Ulu Camiler adlı çalışmada Diyarbakır'ın merkez ilçeleri dışında kalan ilçelerdeki ulu camiler çalışılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasına, doküman ve kaynak toplamakla başlanılmıştır. Bu çerçeve de bölge ile ilgili bugüne kadar yayınlanan tüm eserlere ulaşılmaya çalışılmıştır. Ardından 2016 yılının Temmuz ve Ağustos aylarında bölgede arazi çalışmalarına başlanılmış, bu çalışmalara 2017 yılının Temmuz ve Ağustos aylarında devam edilmiştir. Araştırmalar sonucunda Diyarbakır ilçelerinde tespit edilen ulu camilerin fotoğrafları çekilmiştir. Yapılan çalışmanın neticesinde Diyarbakır ilçelerinde toplam 10 ilçede ulu cami olduğu tespit edilmiştir. Diyarbakır ilçelerinden Lice (Antak), Çermik (Cermug), Çüngüş (Çünkuş), Dicle (Piran), Eğil (Egil), Ergani (Osmaniye), Hani (Hini), Hazro (Tercil), Kocaköy (Karaz) ve Silvan (Meyyafarikin) ilçelerinde ulu cami bulunmaktadır. Bismil, Çınar ve Kulp (Kulb) ilçelerinde ise günümüzde herhangi bir ulu caminin olmadığı tespit edilmiştir. Diyarbakır ilçelerindeki ulu camilerde plan düzenlemesi bakımından yeni denemeler uygulanmamıştır. İslam sanatında sevilerek uygulanan enine dikdörtgen plan şeması ağırlıklı olarak uygulanmıştır. Bunun yanında bazilikal plan şeması ve kare planlı, tek kubbeli plan şeması da Diyarbakır ilçelerindeki ulu camilerde uygulanmıştır. Antak Ulu Camii, Çermik Ulu Camii, Dicle Ulu Camii, Kocaköy Ulu Camii, Eğil Ulu Camii, Hani Ulu Camii ve Silvan Ulu Camii'nde enine dikdörtgen plan şeması uygulanmış olup mihraba paralel uzanan sahın düzenlemesi göstermektedir. Bu camilerin sahın sayısı birbirinden farklıdır. Çüngüş Ulu Camii ve Ergani Ulu Camii'nde bazilikal plan şeması uygulanmıştır. Bu camilerde sahınlar mihraba dik uzanmaktadır. Hazro Ulu Camii'nde ise kare planlı, tek kubbeli plan şeması tercih edilmiştir. İncelediğimiz ulu camilerde genellikle beşik tonoz kullanılmıştır. Silvan Ulu Camii ve Eğil Ulu Camii'nin mihrap önü bölümü ve Hazro Ulu Camii'nin harim mekanı kubbe ile örtülmüştür. Hani, Çüngüş ve Ergani ulu camilerinin örtü sisteminde ahşap merteklerin taşıdığı düz tavan tercih edilmiştir. Tez konusu olan ulu camilerde en çok taş malzeme kullanılmıştır. Taş malzeme genelde kesme taş veya moloz taş malzeme olarak kullanılmıştır. Tuğla malzeme sadece Eğil Ulu Camii'nde kullanılmıştır. Ahşap malzeme daha çok yapıların iç örtüsünde, mahfillerinde, kapı ve pencere doğramalarında tercih edilmiştir. Diyarbakır'ın ilçelerindeki ulu camiler süsleme bakımında fakir yapılardır. Süslemeler taş süslemeler olup, geometrik, bitkisel, mukarnas ve yazı karakterlidir. İlçelerdeki ulu camilerde genelde bölgesel ve yöresel özellikler ağır basmaktadır. Silvan Ulu Camii gibi anıtsal eserlerde bu özellikler pek görülmez. Silvan Ulu Camii plan ve mekan anlayışı bakımından kendinden sonraki cami plan şemasını etkilemiştir. Şimdiye kadar Diyarbakır ilçelerindeki ulu camileri bir bütün olarak ele alan herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Daha önceki çalışmalarda daha çok bir iki yapı ele alınarak çalışılmıştır. Bu çalışma Diyarbakır ilçelerindeki ulu camileri bir bütün ve kapsamlı bir şekilde ele alan ilk çalışma olacaktır.
Tlos tanrıları ve kültleri
"Tlos Tanrıları ve Kültleri" başlıklı bu tez çalışmasının konusunu Prehistorik Çağlardan Roma Dönemi sonuna kadar Tlos'da tapınım gördüğü saptanan tanrısal inançlar oluşturmuştur. Yapılan bu çalışmayla kentte varlıkları tespit edilebilen tüm tanrılar ve kültleri ilk kez bir bütün içerisinde incelenmiş; köken, tapınım görme nedenleri, dinsel uygulama biçimleri ve eğer varsa kutsal alanlar ile olan ilişkileri açıklanılmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda Tlos Antik Kenti'nde varlıkları farklı buluntularla belgelenen toplam yirmi üç adet tanrısal inanç değerlendirmeye alınmıştır. Farklı zaman dilimleri içerisinde tapınım gördüğü bilinen bu inançları şu şekilde sıralamak mümkündür: Apollon, Dionysos, Dioskurlar ve Tanrıça, Herakles, Hermes, Kabeiroi, Kronos, Sabazios, Trqqas, Theoi Agrioi, Theoi Katakithonioi/Theoi Uranoi, Zeus, Ana Tanrıça, Eni Mahanahi/Qlahi Ebiyehi, Aphrodite, Artemis, Athena, İsis, Maliya, Tykhe, Atlı Tanrılar, Kahraman Kültü ve Yönetici Kültleri (Kral ve İmparatorluk kültleri). Oldukça zengin bir dinsel yapı sergileyen Tlos Antik Kenti inanç tarihi Prehistorik Dönemler ile birlikte başlamaktadır. Bu erken süreçte kent çevresinden ele geçen buluntular bölgede özellikle Neolitik Dönem'de Anadolu'nun genelinden bilinen ana tanrıça inancının varlığını ortaya koymuştur. Bu erken dönem dinsel izlerin ardından bilinen ilk veriler ise Bronz Çağ yazılı kaynakları aracılığıyla edindiğimiz bilgilerden oluşmaktadır. Hem kent hem de Lykia geneli için oldukça dikkate değer olan bu kaynaklarda Lykia'dan Hattuşa'ya giden iki tanrı heykelinden birinin Tlos'tan götürüldüğüne değinilmiştir. Metnin içeriğine göre bir hayvan üzerinde ayakta duran elinde mızrak ve kalkan taşıyan bir tanrının varlığı söz konusudur. Bugün Tlos kent merkezinde yürütülen kazılar esnasında Bronz Çağ tabakalarına da ulaşıldığı göz önüne alındığında yakın bir zamanda kent merkezindeki dinsel yapılanmasın daha detaylı olarak aydınlatılması da beklenmektedir. Kentin Bronz Çağ sonrası dinsel yaşamıyla ilgili veriler Klasik Dönem'e dayanmaktadır. Aynı zamanda bölge dinsel yaşamı için de belirleyici olan bu süreçte, dini inançlar Bronz Çağ Anadolu inançlarıyla güçlü bağlantılar taşıyan Trqqas, Eni Mahanahi, Maliya gibi yerel tanrı ve tanrıçalardan oluşmaktadır. Ayrıca ilk kez Klasik Dönem'in sonlarıyla birlikte Yunan karakteri taşıyan bazı tanrı ve tanrıçalar da kent dinsel yaşamında yer almaya başlamıştır. Klasik Dönem'in sonlarıyla birlikte başlayan bu değişim Hellenistik Dönem ile birlikte artık geri dönülmez bir noktaya taşınmış ve Klasik Dönem'de tapınım gören yerel tanrıların yerini Yunan tanrıları almıştır. Apollon, Artemis, Aphrodite, Dionysos, Zeus, Theoi Agrioi gibi tanrıların kent dinsel yaşamında sıklıkla görüldüğü bu dönemde, ilk kez kahraman kültü ve kral kültü gibi tapınımlar da kent inançları arasına girmiştir. Kentin dinsel yaşamının en zengin olduğu süreci Roma Dönemi oluşturmuştur. Sadece bu dönemde kentte on yedi farklı inanca ait veri tespit edilmiştir. Bu inançlar arasında özellikle Roma İmparatorluğu hakimiyetinin etkisiyle gelişen imparatorluk kültü ve sadece Tlos'da tespit edilen Kronos kültü başta gelirken, Dionysos, Sabazios ve Kabeiroi gibi mistik tapınımlar da önemli bir yere sahiptir. Bu bağlamda mistik tapınımların yoğun varlığı kent için özel bir tercih gibi görünürken, Kronos'un kentteki statüsünün ise onun geçmiş bağlantılarıyla ilgili olduğu saptanmıştır. Kentte tapınım gören tanrıların dinsel içerikleriyle bağlantılı dikkat çeken unsurların başında rahiplik, kült dernekleri ve sınırlı da olsa dinsel ritüeller gibi uygulamalar gelmektedir. Bu kapsamda kentte Kronos, Zeus, Dionysos, Kabeiroi ve Sabazios gibi tanrıların rahiplerinin bulunduğu ve ayrıca Dionysos ile ilişkili kült derneklerinin varlığı bilinmektedir. Tüm bunların yanı sıra, Klasik Dönem'in yerel tanrısı Trqqas'a yapılan boğa kurbanı uygulamaları, Dionysos için erkeklerin kadın kıyafetleri içinde dahi katılamayacağı kült törenleri, Kronos onuruna düzenlenen agonistik faaliyetler ve imparatorluk kültü kapsamında düzenlenen şenlikler kentin dinsel ritüel ve uygulamaları içinde dikkat çeken diğer unsurlar olarak görünmektedir. Tlos kent merkezinde bugün doğrudan bir tanrısal inançla ilişkilendirilebilen iki adet tapınağın varlığı bilinmektedir. Bunlardan kent merkezindeki Agoranın hemen güney yönünde konumlanmış tapınağın Kronos'a; Tiyatro caveası üzerine yerleştirilmiş ikinci tapınağın ise imparatorluk kültüne ait olduğu düşünülmektedir. Ayrıca kent merkezi sınırları içerisindeki Meşedibi Mevkii ile kent teritoryumu'nda yeralan Zindan yerleşiminde doğrudan bir tanrısal inançla ilişkilendirilemeyen tapınakların varlığı da belgelenmiştir. Bu tapınakların yanı sıra antik kaynaklarda anılan ancak bugün lokalizasyonu yapılamayan üç kardeşler (Theoi Agrioi) kutsal alanı ve kent dışından ele geçen bir yazıtta varlığı belirtilen ancak yine lokalizasyonu belirsiz olan Artemis tapınağının ve de yine belirli bir tanrıyla ilişkilendirmenin güç olduğu, pek çok açık hava kutsal alanının da kentin dinsel içerikli mekanları arasında yer aldığı bilinmektedir. Sonuç olarak burada özetle değinilen ve Tlos Antik Kenti kapsamında tespit edilen bu bilgiler ile ilk kez bir Lykia kentinin dinsel inançları kronolojik bir dizin içerisinde bütüncül açıdan incelenmiş ve elde edilen sonuçlar Lykia Bölgesi dinsel yaşamına yeni bilgilerin eklenmesine olanak sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tlos, Kült, Lykia, Din, Antik Dönem Dini
Günümüz cami cimarisinin işlev-biçim ve teknoloji ilişkisi açısından incelenmesi
İslam dininin ibadet yapısı olan camiler, İslamiyet ilk geldiğinde din tarafından tanımlanmış olmayıp daha sonra zamanla işlev ve ihtiyaç doğrultusunda oluşmuş yapılardır. Başlangıç dönemlerinde camiler işlev neticesinde ortaya çıktıkları ve ortak İslam kültürünü paylaştıkları için farklı coğrafyalarda farklı zaman dilimlerinde yapılmış olsalar da büyük farklar göstermemiştir. Ancak ilerleyen zaman içinde hem inşa edildikleri zaman diliminin teknolojik imkânlarının elverdiğince kullanılması hem de dönemlerinin devlet ideolojisine paralel olarak camiler, sanayi devrimi öncesi İslam coğrafyasındaki toplumların en önemli kamusal yapı tipi olmuştur.Sanayi devrimi sonrası modernizm hareketleri ile değişen devlet yapısı ve resmi ideoloji ile camiler Türkiye'de devlet desteğini kaybetmiştir. Gerek dinin devlet işlerinden ayrılması gerekse modernist yaklaşımın kendinden öncekini yok sayması, geçmiş'in sembollerinden biri olan cami yapısının bu dönemde önemini kaybetmesine yol açmıştır. Bu dönemden itibaren gelişen dinin toplum üzerindeki etkilerinin ve buna bağlı olarak dinsel mimarlığın yok sayılmasına bir tepki olarak geçmişi savunan kesim, geçmişteki cami biçimlenme özelliklerini birebir alma eğiliminde olmuştur. Bunun neticesinde camiler, işlevin formu yönlendirdiği biçimlenme özelliklerinden tersine bir şekilde formun işlevi yönlendirdiği biçimlenme özelliğine dönüşüm göstermiştir. Sanayi devriminin getirdiği yeni inşaat malzemeleri ve metotlarının cami yapısına getirisi bu gibi sebeplerden ötürü kısıtlı seviyededir.
Antalya'da yer alan Osmanlı Dönemi tek kubbeli cami ve mescitler
Bu çalışmada Antalya ili ve ilçelerinde, Osmanlı Dönemi'nde inşa edilmiş olan tek kubbeli cami ve mescitler ele alınmıştır.Tez, ?Giriş?, ?Katalog?, ?Değerlendirme? ve ?Sonuç? olmak üzere dört ana başlık altında incelenmiştir.Birinci bölüm olan ?Giriş? kısmında; konunun tanımı, amacı ve sınırlandırılması yapılmış; araştırmanın yöntemi ortaya konulmuş, konu ile ilgili kaynaklar değerlendirilmiş ve Antalya'nın tarihçesine kısaca değinilmiştir.?Katalog? bölümünde Osmanlı döneminde Antalya'da inşa edilen cami ve mescitlerin sahip oldukları bütün mimari ve diğer özellikleri tanıtılmıştır.?Değerlendirme? bölümünde katalogda yer alan yapılar plan, malzeme, süsleme, yapı elemanları, cephe elemanları, kitabeler gibi ana başlıklar altında, hem kendi içerisinde hem de çağdaş örneklerle karşılaştırılmıştır.?Sonuç? bölümünde araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara dayanarak genel yargılar ortaya konulmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Antalya, Osmanlı, Cami, Mescit, Tek Kubbe, Mimari
Dini yapıların dönüştürülmesinde mevcut yapı bileşenlerinin yeni işlevdeki karşılıkları: Kilise ve cami dönüşümleri
Geçmişten günümüze, yaşayan ve yaşanılanlar arasında önemli bir bağ kuran dini yapılar, zaman içerisinde birçok kültür ve medeniyetin izlerini bünyesinde barındırmıştır. Bu yapılar, toplum içindeki siyasi, sosyal ve çeşitli ekonomik gereksinimler doğrultusunda dönüştürülmüş veya tamamen ortadan kaldırılmıştır. Çalışmanın amacı; dini yapıların dönemin koşulları doğrultusunda, dönüştürülme sürecinin ve bu dönüşümler sonucunda dönüştürülen yapılardaki yapı bileşenlerinin, işlev karşılıklarının, fonksiyonel, teknik ve estetik açıdan olumlu veya olumsuz etkilerinin incelenmesi ve yapılacak olan yeni yapı dönüşümleri için örnek teşkil etmesidir. Çalışma kapsamında, detaylı inceleme yapabilmek, bölgesel farklılıkların etkilerini irdeleyebilmek amacıyla, farklı bölgelerden örnek yapılar incelenmiştir. Çalışmada veri toplama yöntemlerinden, gözlem ve içerik analiz yöntemi kullanılmıştır. Mekân içerisinde gözlem ile teknik, fonksiyonel ve estetik analizler incelenmiş, bu analizler için altlık olarak yapılara ilişkin içerik tabloları hazırlanmıştır. İçerik analizinde, yapı bileşenlerinin, dönüştürülen işlevleri bağlamında çeşitli sınıflandırmalar yapılmıştır. Çalışma sonucunda, yapılan dini yapı dönüşümlerinin dönemin siyasi, ekonomik ve sosyal şartlar ile doğru orantılı olarak çeşitlilik gösterdiği ancak bazı yapıların ihtiyaç çerçevesinde dönüştürüldüğü, bazı yapıların ise zorunlu olarak dönüştürüldüğü saptanmıştır. Bu durum yapıların sürdürülebilirliği açısından olumsuz bir etki bırakmıştır.