Endüstri sektörü
54 theses under this subject heading
2008 kriz döneminde sanayi sektöründe yaşanan daralmanın büyüme üzerine etkisinin ekonometrik analizi:Türkiye uygulaması (2005-2016)
Sanayi sektörünün diğer sektörlerin gelişiminde lokomotif olması, ekonomik büyüme ile sanayi sektörü arasındaki ilişkinin bilinmesini önemli kılmaktadır. Sanayi sektörünün gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) içinde payının arttırılması ekonomik büyümeyi hızlandırırken, tersi durumun yaşanması ekonomik büyümeyi yavaşlatacak ve hatta geriletecektir. Özellikle kriz dönemlerinde sanayi sektörünün ne yönde etkilendiğini belirlemek geleceğe dönük politikaların oluşturulması ve gelecekte yaşanacak olası krizlerin etkilerini azaltabilmek açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, 2008 küresel ekonomik krizle birlikte Türk sanayi sektöründe yaşanan daralmanın ekonomik büyüme üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de ekonomik büyüme ile sanayi sektörünü temsilen sanayi üretim endeksi (SÜE), sanayide çalışılan saat endeksi (CSE), sanayide kişi başına üretim (KBU) ve sanayi ciro endeksi (SCE) arasındaki ilişki; 2005:Q1-2016:Q1 dönemi için üç aylık veriler kullanılarak VECM ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda kısa dönemde tüm değişkenlerin büyüme üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Uzun dönemde ise SUE, CSE ve KBU değişkenlerinin büyümenin nedenini oluşturduğu görülmüştür. Bu sonuçlara göre sanayi sektöründe yapılacak iyileştirmeler büyümenin üzerinde olumlu etki yaratacaktır. Anahtar Sözcükler: Türk sanayi sektörü, Ekonomik büyüme, 2008 Küresel kriz,Granger Nedensellik, VECM analizi.
Sermaye yapısının belirleyicileri: Ürdün sanayi şirketlerinde bir uygulama
Bu çalışmanın amacı, Ürdün'de faaliyet gösteren sanayi şirketlerinin sermaye yapısı kararlarına etki eden içsel faktörleri belirlemektir. Çalışmada Ürdün'de faaliyet gösteren 28 şirketin 2005-2020 yılları arasındaki verileri kullanılarak, panel regresyon analizi yapılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular aktif büyüklükteki artışın toplam borcun aktife oranını artırdığını; aktif karlılığı, özsermaye karlılığı, satışların büyümesi, aktif devir hızı ve alacak devir hızının artmasının ise toplam borcun aktife oranını düşürdüğünü ortaya koymuştur. Kısa vadeli borcun toplam aktife oranı için oluşturulan model sonuçları aktifteki artışın ve aktif devir hızı artışının kısa vadeli borç oranını artırdığını; buna karşın aktif karlılığı, özsermaye karlılığı, satışların büyümesi, maddi duran varlık toplam aktife oranı ve alacak devir hızının artmasının kısa vadeli borçlanma oranını düşürdüğünü göstermiştir. Son olarak elde edilen bulgular aktif büyüklükteki ve maddi duran varlıkların aktife oranındaki artışın uzun vadeli borç oranını artırdığını; ancak aktif karlılığı, aktif devir hızı ve alacak devir hızının artmasının uzun vadeli borçlanma oranını düşürdüğüne işaret etmektedir.
Üretim verimliliğinin artırılmasında stratejik planlamanın rolü: Sanayi sektöründe bir uygulama
Teknolojik gelişmeler, müşteri beklentilerinin niteliklerini değiştirmiştir. Bu ise küreselleşme sürecini hızlandırmış ve üreticilerin verimlilik iyileştirme konusunda ihtiyaçlarını artırmıştır. Geçmiş yıllara göre üretimdeki verimlilik, bir firmanın kullandığı emek, malzeme, makine ve sermaye gibi mal ve hizmetlere veya son çıktıya ne kadar fazla olduğunu ifade etmiştir. Ancak bugün artık girdi ve çıktı oranlarının ölçülmesiyle verimliliği artırma konusu tartışmalı olmuştur. Aynı zamanda stratejik planlama da üretim verimliği üzerindeki rolüne odaklanmıştır. Üretim stratejisi ile ilgili taranmış literatür, rekabetin avantajlı ortamını yaratmak ve sürdürmek için güçlü bir çerçeve sunmuştur. İmalat, izole bir işlev olarak görülmek yerine iş ihtiyaçları ile iç içe değerlendirmiş ve işletme politikaları üzerine rekabet etkisine önem verilmiştir. Bu yaklaşımla, uzun dönemli planlamanın sağlanması oldukça önemlidir, ancak günlük karar vermede daha az yardımcı olabileceği gibi, kısa vadeli iyileştirme yöntemleri bazen net yönlerden yoksundur. Çünkü, böyle uygulamalar arasında seçim yapabilmek için çok az kriter mevcut olabilmektedir. Bu araştırmanın amacı, üretim verimliliği üzerinde stratejik planlamanın rolüne odaklamaktır. Söz konusu stratejik planlamanın üretim verimliliğine ne kadar yansıdığını anlamak için ilgili üretici firmalara anket uygulanmıştır. Bursa'daki tekstil ve otomotiv firmaları kapsayan bu araştırmada toplam 201 tane anket toplanmıştır. SPSS 22 paketi ile analizi yapılmış olan bu çalışma sonuçlarına göre, Üretim Verimliliği ile 6 tane faktörle ilişki olduğu tespit edilmiştir. Buna göre, Üretim Verimliliği ile Üretim Lojistiği, Stratejik Planlamayla Tutarlılık, Tedarikçilerle İletişim Politikası, Üstünlük Yaklaşımı, Pazarlama Yaklaşımı ve Stratejik ürün arasında ilişki bulunmaktadır. Bu ilişkinin yönü istatistiksel anlamda pozitiftir. Yani, söz konusu faktörlere ne kadar odaklanırsa, üretim verimliliği o kadar iyileşecektir. Diğer yandan, Üretim Verimliliği ile Tedarikçilerle İşbirliği ve Müşteri Beklentisi arasında ilişki olmadığına karar verilmiştir.
İthalatta kıymet kriterli gözetim uygulaması: Sanayi üretimine etkisi, sorunlar ve çözüm önerileri
Gümrük vergilerinin tahsilinde en önemli konu başlıklarından biri öteden beri verginin hesaplanmasına esas matrahın belirlenmesi olmuştur. Özellikle GATT ve DTÖ sonrası ortaya çıkan tartışmalar doğrultusunda ithalat vergileri matrahında advalorem matrahın esas alınması gerektiği görüşü ağırlık kazanmıştır. Bu nedenle gümrük kıymeti tespitinin önemi artmış, asırları aşan bir sorun alanı olan kıymet belirleme yöntemleri tartışmalara konu olmuştur. Bu çalışmada kıymet kriterli gözetim uygulaması bu kapsamda ele alınmış ve sanayi üretimine etkisi incelenerek uygulamadan elde edilen fayda tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaca yönelik olarak veri elde edilmesi daha kolay olduğundan ve temsil kabiliyeti diğer sektörlere oranla daha yüksek dolduğundan Kağıt ve Karton Sanayinde gözetim uygulaması örneği ele alınmıştır. Türkiye'de 2005:01-2021:12 dönemi aralığında aylık veriler kullanılarak 4820.10.30.00.00 GTİP'inde yer alan not defterleri, mektupluk, bloknotlar, hatıra defterleri ithalat birim kıymetleri, 4820.30.00.00.00 GTİP'inde yer alan klasörler, ciltler dosya gömlekleri ve kapakları ithalat birim kıymetleri ve 4814.20.00.00.00 GTİP'inde yer alan duvar kağıtları ve benzeri duvar kaplamaları ithalat birim kıymetleri bağımsız değişken, karton ve kâğıt sanayi mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış üretim endeksi bağımlı değişken olarak ARDL sınır eş bütünleşme testine tabi tutulmuştur. ARDL F sınır istatistiği ile kritik değerler karşılaştırıldığında %1 anlamlılık düzeyinde uzun dönemde bütün değişkenlerin önemli bir denge ilişkisinde olduğu görülmüştür. Uzun dönem katsayılarına göre not defterleri, mektupluk, bloknotlar, hatıra defterleri ithalat birim kıymetlerinin bağımlı değişken üzerinde %10 anlamlılık düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi saptanamamıştır. Klasörler, ciltler dosya gömlekleri ve kapakları ithalat birim kıymetlerinin %10 anlamlılık düzeyinde bağımlı değişken üzerinde istatistiksel olarak önemli ve pozitif etkisi olduğu görülmüştür. Buna göre bağımsız değişkende gerçekleşen %1'lik artış bağımlı değişkende uzun dönemde %1,24 artışa neden olmaktadır. Duvar kağıtları ve benzeri duvar kaplamaları ithalat birim kıymetlerinin %1 anlamlılık düzeyinde bağımlı değişken üzerinde istatistiksel olarak önemli ve pozitif etkisi olduğu görülmüştür. Buna göre bağımsız değişkende gerçekleşen %1'lik artış bağımlı değişkende uzun dönemde %1.04 artışa neden olmaktadır. Ayrıca kurulan model için etkilerin kısa dönemde değil uzun dönemde ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Analiz sonuçlarından yola çıkılarak gözetim uygulamasından elde edilen yararın periyodik olarak hesaplanması, sanayi üretimine etkisi olmayan uygulamaların yürürlükten kaldırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda suni biçimde artan ithal fiyatı düşerek tüketici enflasyonunun azalmasına yol açmaktadır. Ayrıca düşen ithal fiyatı nedeniyle tüketim artarak toplam ithalat miktarında dolayısıyla ithalde alınan toplam vergi gelirinde artışa yol açmaktadır. Elde edilen hazine gelirinin ithal ürünle rekabet etmesi amaçlanan daha verimli sanayi kollarında teşvik veya sübvansiyon olarak kullanılmasının uygun olacağı önerisiyle çalışma tamamlanmıştır. Anahtar kelimeler: Gümrük, Gözetim, Kıymet, Üretim, İthalat.
Endüstri sektöründe çalışan kadın ve erkek işçilerin toplumsal cinsiyet rollerine karşı tutumları: Bursa örneği
Bu tezde, toplumsal cinsiyetin, biyolojik cinsiyetten farklı olarak, kadınlık ve erkeklik konularında öğrenilmiş kalıpları ifade ettiği ve bu algının iş hayatında ne gibi tutum farklılıklarına yol açtığı ele alınmıştır. Toplumsal yaşamdaki tarihi süreçte biriktirilerek yaratılan sosyo-kültürel ve ekonomik ilişkiler, aynı zamanda bireyin toplumsal cinsiyet rolü ve sosyal kimliğiyle bağlantılıdır ve kişinin davranışlarının da buna göre şekillenmesini beraberinde getirmektedir. Toplumsal cinsiyetin, bilhassa sosyal yaşam ve iş hayatında sorunlara yol açtığı ve buna maruz kalan bireyleri dezavantajlı konuma sürüklediği düşünülmektedir. Özellikle kadının hangi alanlarda toplum nezdinde avantajlı veya dezavantajlı durumda olduğunu tespit etmek, bireyin yaşamında oldukça önem arz etmektedir. Toplumsal cinsiyet rollerine bağlı olarak oluşan kısıtlayıcı bu kimlik ve etiketler, güdümlü ataerkil yapı içerisindeki toplumlarda daha eşitsiz bir şekilde görülmektedir. Tezin amacı, kişilerarası sosyal organizasyonu yeniden inşa eden ve yalnızca sahip olunan biyolojik cinsiyete bağlı olarak insanlara atanan hayatları belirleyip, bunları sabit birer zorunluluğa çeviren toplumsal cinsiyet tutumlarının bilfiil sorgulanmasıdır. Maskülizmin feminizme, feminizmin de maskülizme karşı çıktığı bu kısır döngüdeki kutuplaşmanın panzehiri nihayetinde daha pozitif bir değer olarak, eşitlikçi teorinin arkasında durmaktadır. Bu çalışmada bilimsel araştırma yöntemlerinden nicel araştırma deseni tercih edilmiştir. Veri toplama aracı olarak ise anket tekniği kullanılmıştır. Araştırma verileri IBM- SPSS25 yazılımı ile analiz edilmiştir. Ölçek sorularında, kadının erkekten daha düşük ücrette çalışmasının adilliği, evliliğin kadının çalışmasına engel olup olmadığı, kadınların anne olduktan sonra çalışmasının uygunluğu, çalışan kadının gelirini eşine verme zorunluğu ve erkeklerin de çamaşır bulaşık gibi ev işlerini yapmasıyla ilgili içerikler yer almaktadır. Sonuç olarak, taraflar için çatışma yaratan bu düşünce yapılarına kodlanmış mevcut düzen incelenmektedir. Erillik ve dişillik değil, soyun devamı olmaksızın, biri diğerine tercih edilemez bir şekilde birbirine bağlı, doğayı birlikte gerçekleştirebilen iki biyolojik cinsiyetin varlığı kabul edilmektedir. Ancak bunun tam aksine, yapay olan toplumsal cinsiyet rollerinin yarattığı tahribatın da sorgulanabilir olduğudur. Zira teorideki eşit hakların, toplumsal pratikte de tam anlamıyla uygulanabilir oluşu tartışmaya açık bir konudur. Bu sebeple cinsiyetler arası eşitliği en başta zihinlerde sağlayabilmek, öncelikli olarak eğitim ve hukuki düzenlemeleri gerektirdiği gibi bilinç seviyesinde de bir aydınlanmayla inşa edilebilir.
Endüstri 4.0 ve yönetimsel stratejilere etkileri
Gelişen teknolojilerin günümüzde geldiği noktalardan biri olarak gösterilen Endüstri 4.0, rekabet koşullarına uyum sağlamak isteyen işletmeler için ortaya atıldığı 2011 yılından bu yana gündemdedir. Tüketicinin kaliteli, farklı ve daha kısa sürede ürün elde etme talebine çözüm arayan bu devrim, gelecekle ilgili öngörülerde de bulunulmasını sağlamaktadır. İşletme için bu geçiş sürecini yönlendirecek olanlar temelde yönetim kademesidir. Geçmişteki gibi hiyerarşik düzenler yıkılmaya başlasa da, geçiş kararının alınıp uygulanması genelde yönetimden başlayarak tüm örgüte yayılmaktadır. Ege Bölgesi, sanayinin gelişim açısından önde olduğu, rekabet koşullarına uyum sağlamaya çalışması dolayısıyla araştırma evrenini oluşturmuştur. Hazırlanan tez temel olarak üç kısımdan oluşmaktadır. İlk kısım konunun anlaşılırlığını arttırmak için endüstrinin gelişimi ve günümüzde geldiği nokta olan Endüstri 4.0'ın bileşenlerinden oluşmaktadır. Bu kısımda ayrıca Endüstri 4.0 gelişimine etki eden sosyo – ekonomik tetikleyiciler ve etkileri anlatılarak teorik çerçeve oluşturuluştur. İkinci kısım; tezin asıl bölümü olup başta yöneticiler olmak üzere tüm çalışan ve işletme çevresine Endüstri 4.0' la birlikte yaşanan değişiklikler, yapılması gerekenler anlamında ışık tutmaktadır. Tezin uygulama bölümünü oluşturan son kısımda 15 işletme ile gerçekleştirilen görüşmelerin ve analizlerine yer verilmiştir. Gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde Endüstri 4.0'ın beklenti ve kaygı düzeylerini değiştirdiği; her iki açıdan da artırdığı görülmüştür. Sonuç olarak, Endüstri 4.0'ın işletmelerde rekabet gücünü arttırıcı bir etkiye sahip olduğu ve gelecekle ilgili yönetici beklentilerinin de yüksek olduğu tespit edilmiştir. Etkisi yönetim uygulamalarının yan ısıra geleneksel iş bölümü ve iş tanımlarını da değiştirdiği ve değiştireceği yönündedir.
Sanayi sektörünün lisans düzeyi muhasebe eğitiminden kalite ve kalite güvencesi beklentileri: Manisa Organize Sanayi Bölgesi örneği
Muhasebe, işletme ile ilgili zamanında, doğru, güvenilir ve tarafsız bilgi üreten bir bilim dalıdır. İşletmelerin artan rekabet ortamında başarılı olabilmesi için hem alt hem üst yapılarında beklentiler doğrultusunda kesintisiz bir değişim sağlamalıdır. İşletmelerin bu değişimi sağlayabilmeleri için en önemli paydaşı olan üniversiteler ile işbirliğine gitmeleri gerekecektir. İşletme çevresinin değişmesi ile işletmelerin muhasebeden beklentileri değişmiştir. İşletmelerin muhasebeden beklentilerinin karşılanabilmesi, muhasebe eğitiminin işletme beklentilerini karşılayabilecek özellikte ve kalitede olmasıyla giderilebilir. Çalışmanın birinci bölümünde; muhasebe bilimi ve muhasebe mesleği hakkında bilgiler verilmiştir. Muhasebe teorisinin kökeni hakkında bilgiler verilerek muhasebe teorileri sınıflandırılmıştır. Muhasebe eğitiminin tanımı yapılarak önemi ve beklentilerine değinilmiştir. Muhasebe eğitiminin unsurları, gerekliliği, amacı ve kalitesinden bahsedilmiştir. İşletmelerde muhasebe eğitiminin önemi değinilerek, Türkiye'de muhasebe eğitiminin tarihsel gelişiminden bahsedilmiştir. Muhasebe eğitiminden beklentiler sıralanmıştır. Ülkemizde muhasebe eğitimine değinilerek, muhasebe eğitiminin mevcut durumu ve geliştirilmesi için yapılması gerekenlerden bahsedilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; Muhasebe eğitiminde kullanılabilecek öğretim yöntemleri sıralanmıştır. Uluslararası muhasebe eğitim standartlarına değinilmiştir. Türkiye'de verilen muhasebe eğitiminin gelişimine değinilerek, muhasebe eğitimi alacak olan muhasebe elemanında bulunması gereken nitelikler sıralanmıştır. Küreselleşme ve muhasebe eğitimi kapsamında muhasebe eğitiminde kalitenin arttırılması konusuna değinilmiştir. Globalleşme sürecinde muhasebe eğitimindeki farklılıklar sıralanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde; Tarihsel süreçte üniversite sanayi iş birliğine değinilerek üniversite ile sanayi neden işbirliği yapar sorusu cevaplanmaya çalışılmıştır. Türkiye'de doğrudan ya da dolaylı şekilde üniversite sanayi işbirliğini sağlayan mekanizmalar sınıflandırılmıştır. Muhasebe eğitimi ve diğer konularda üniversite sanayi işbirliğinin istenilen düzeyde olmamasının nedenlerine değinilmiştir. Ve muhasebe eğitiminde işletmelerle işbirliğinin önemine değinilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde; Lisans düzeyinde muhasebe eğitimi ve sanayi işbirliğini belirlemeye yönelik işletmelerden alınan görüş ve öneriler doğrultusunda elde edilen sonuçlar açıklanmıştır. Yükseköğrenimde verilen muhasebe eğitiminin Manisa Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren işletmelerin beklentilerini karşılama düzeyi incelenmiştir. Araştırmanın amacı, araştırmanın yöntemi, araştırmanın evren ve örneklemi, araştırmanın kısıtları açıklanarak araştırma sonucu ortaya çıkan bulgular ve istatistiksel analizler yorumlanmıştır.
Sanayi sektöründe eğitimin istihdama etkisi: Gaziantep ili örneği
Gelişen ve gelişmekte olan ülkelerde sanayi sektörü büyük önem ifade etmektedir. Sanayisi gelişmiş ülkeler bilgi ve becerikli donanıma sahip işgücüne ihtiyaç duymaktadır. Bu donanımı sağlayacak en önemli kavram eğitimdir. Gerekli eğitim sürecinden geçen kişiler var olan nitelik ve yeteneklerini daha çok geliştirme fırsatını bulabilirler. Bu sayede nitelikli işgücü konumuna erişebilirler.Günümüzde kalkınmakta ve büyümekte olan ülkeler, gerekli ekonomik ve sosyal göstergeleri sağlamaya çalışmaktadır. Bu göstergelerin başında istihdam olgusunun geldiği söylenebilir. Özellikle eğitim ile sıkı bir ilişki içinde olan istihdam, toplumun huzuru ve refah düzeyi için de önem arz etmektedir. Bu amaçla özellikle sanayi sektöründe eğitimin etkisi incelenmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda, eğitimin istihdama etkisini belirleyebilmek için Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye İş Kurumu (İŞKUR), Gaziantep Sanayi Odası (GSO), Gaziantep Organize Sanayi Bölgeleri (GAOSB) gibi kurumların bülten, dergi, makale, faaliyet raporları kullanılmıştır. Elde edilen verilerle tablolar oluşturulmuş ve yorumlanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın 4. bölümünde Türkiye'nin eğitim sistemi, eğitim durumu ve işgücü durumu analiz edilmiştir. 5. bölümde ise Gaziantep sanayi sektöründe faaliyette olan 100 tekstil firmasıyla anket yapılmıştır. Bu ankette, kadrolarına göre işgücünün eğitim düzeyi belirlenmiştir. Bunun sonucunda tablolar oluşturulmuştur ve eğitimin istihdama etkisi ölçülmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Eğitim, İstihdam, Sanayi Sektöründe Eğitimin İstihdama Etkisi, Gaziantep Sanayi Sektörü
Türkiye'de sanayi sektöründe faaliyet gösteren uluslararası stratejik işbirliklerinin başarısını etkileyen faktörlerin belirlenmesine yönelik bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki sanayi sektöründe faaliyet gösterenişletmelerin uluslararası stratejik işbirlikleri yapmasının nedenlerininbelirlenmesi, stratejik işbirliklerinin başarısını belirleyen faktörlerin ortayaçıkarılması ve işbirliklerinin başarı (performans) düzeyinin belirlenmesidir.Bu çalışmanın evreninin belirlenmesi ve örneklemin elde ediliş yöntemi;Ekonomi ve Çalışma Bakanlığından elde edilen liste ile belirlenen 1000 adetkayıtlı firma; İSO listelerinde olan ancak Ekonomi ve Çalışma Bakanlığı'ndanalınan listede ismi olmayan firmaların internet ortamında araştırılarak ortaklığınınolup olmayışının tespiti şeklindedir.Bu çalışmanın sonucunda 109 adet uluslararası stratejik işbirliği yapan firmayöneticisinden anket yoluyla toplanan verilerin analizi en çok ortaklık kurulanülkelerin 1. sırada Almanya, 2.sırada İngiltere ve 3. sırada Çin ve İspanyaolduğunu göstermektedir. En çok kurulan stratejik işbirliği türü ise ortakgirişimdir. 2. sırada pazarlama işbirliği ve 3. sırada teknoloji işbirliği yeralmaktadır.Stratejik işbirliklerinin oluşturulma nedenleri sırasıyla rekabetçilik, yenilikçilikve öğrenme, pazarı genişletme ve finansal nedenlerdir. Stratejik işbirliklerininbaşarısını belirleyen unsurlar 6 boyut olarak bulunmuştur. Bunlar bilgi paylaşımıuyum-koordinasyon, birbirine bağımlılık, bağlılık ve bilgi paylaşımı, çatışmaçözümü, güven ve koordinasyon olarak ortaya çıkmıştır.Stratejik işbirliklerinin, işbirliği nedenleri ve işbirliği başarısı faktörlerindenbüyüme potansiyeli üzerine en çok koordinasyonun etkisi olmuştur. İşbirliğindengenel memnuniyet üzerinde ise birbirine bağımlılık ve çatışma çözümü boyutlarıaçıklayıcı olmuştur. İşbirliği başarısı (performansı) üzerinde ise yenilikçilik veöğrenme, birbirine bağımlılık ve çatışma çözümü etkili olmuştur.
Türkiye ekonomisinde sanayisizleşme olgusu
Bu çalışmada, 1980'lerde neo-liberal politikalar sonucu ortaya çıkan sanayisizleşme olgusunun Türkiye ekonomisindeki varlığı araştırılacaktır. Sanayisizleşme kavramı genel olarak ekonomik faaliyetlerin imalat sanayiden hizmetler sektörüne dönüşümünü ifade etmektedir. 1990'lara kadar yapısal dönüşüm olarak adlandırılan bu kavram, 1990'lardan sonra küreselleşme ve kapitalizmin ilerlemesiyle birlikte sanayisizleşme ismini almış ve popüler bir söylem haline gelmiştir. Sanayizleşmenin tespitinde ise imalat sanayinin istihdam ve reel katma değer payındaki azalışları temel ölçüt olarak kullanılmaktadır. Sanayisizleşme olgusu gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde farklı şekillerde ortaya çıkmıştır, Türkiye'deki yansımaları ise 1980'li yıllardan itibaren görülmeye başlamıştır. Ekonomide sanayinin geri plana atılması ve hizmet odaklı büyüme modelinin tercih edilmesi Türkiye'nin krizlere karşı daha kırlıgan hale gelmesine neden olmuştur. Bu çalışmada Türkiye'deki sektörel gelişmelerin durumu ele alınarak, ekonomide sanayisizleşme olgusunun olup olmadığı ARDL sınır testi yaklaşımı ile araştırılmıştır.
Endüstriyel tesislerde doğalgaz kurulumu ve kullanımı nedeni ile oluşan riskler ve önleme tedbirleri
Günümüzde sanayi ve teknolojide çok hızlı gelişmelerle karşılaşılmaktadır. Diğer yandan üretim için enerji gereksinim artmakta gerek endüstriyel işletmelerde gerekse konutlarda enerji ihtiyacını karşılamak için çeşitli alternatif enerji kaynaklarından yararlanılmaktadır. Ülkemizde özellikle son yıllarda temiz bir enerji kaynağı olması nedeniyle doğal gaz kullanımı yaygınlaşmaktadır. Ancak doğal gaz dağıtım tesisatlarında ve kurulumunda yeterince önlem alınmadığı takdirde iş kazaları kaçınılmaz olmaktadır. Gerek sanayi gerekse konutlarda artan enerji ihtiyacını karşılayabilmek için ülkemizde hemen hemen tüm şehirlere doğal gaz götürülmeye çalışılmaktadır. Doğalgazın geldiği şehirlerde ikinci aşama olarak iç tesisat yapımları başlamaktadır Bu tez çalışmasında endüstriyel tesislerde doğalgaz tesisatları ve kurulumu iş sağlığı ve güvenliği bakımından incelenmiş, riskler Fine Kinney metodu kullanılarak değerlendirilmiş ve önerilerde bulunulmuştur. Yapılan çalışmaya göre en yüksek risklerin kaynak kaçağı olduğu görülmüştür.
Finansal tablolar analizinde nakit akış rasyoları: Taş ve toprağa dayalı sanayi sektöründe bir uygulama
Finansal tabloların en önemlilerinden bir tanesi olan nakit akıs tablosu isletmeile ilgili kesimler için önemli bilgi kaynağı niteliği tasıdığından dünyada ve ülkemizdeson yıllarda ilgi görmeye baslamıstır. Uluslararası Finansal RaporlamaStandartları(UFRS), isletmenin bilanço ve gelir tablosunun yanında nakit akıstablosu'nun da yayınlanmasını zorunlu hale getirmistir. Ülkemizde ise TürkiyeMuhasebe Standartları Kurulu, UFRS' e uyumlu TMS 7' i yayınlamıstır. TMS 7, nakitakıs tablosunun faaliyet bazında sınıflandırılmıs format ile düzenlenmesi gerektiğinisöylemektedir. Faaliyet bazında hazırlanan nakit akıs tablosunun analistler tarafındandaha etkin kullanılabileceğini ortaya koyan çalısmalar mevcuttur.UFRS' nin nakit akım tablolarının yayınlanmasını zorunlu hale getirmesindensonra nakit akıs rasyolarının finansal performans ölçümünde kullanılmasıyaygınlasmaya baslamıstır. Nakit akıs rasyo analizi, nakit akıs rasyolarınınhesaplanmasını ve yorumlanmasını gerektirir. Analiz sonucunda isletmenin faaliyetsonuçları finansal performans bakımından ölçülmektedir.Bu çalısmada, hisse senetleri ?MKB'de islem gören tas ve toprağa dayalısanayi sektöründe faaliyet gösteren isletmelerin 2006-2008 yılları arası nakit akıs rasyoanalizleri yapılmıstır. Uygulamanın amacı, isletmelerin performanslarını nakit akısrasyolarını kullanarak değisik boyutlardan değerlendirmektir.
Toplam kalite yönetimi, sınırsız iyileştirme, lojistik yönetimi ve iş performansı arasındaki ilişki: Libya sanayi firmalarında bir uygulama
Kalitenin çeşitli yönlerinin anlaşılmasını ve ölçülmesini sağlamak için kapsamlı araştırmalar yoluyla farklı kalite yönetimi uygulamaları geliştirilmiştir. Toplam kalite yönetimi kapsamında geliştirilen sınırsız iyileştirme önemli iyileşme araçlarından biridir. Kalite uygulamaları çerçevesinde iş performansı ve lojistik uygulamalarının ele alınması, standart ölçüler belirlenmesi ve kalite bakışıyla daha gerçekçi ve yararlı analizler yapılabilmesini sağlamaktadır. Araştırmanın amacı, toplam kalite yönetimi, sınırsız iyileştirme ve lojistik yönetimi arasındaki ilişkiyi bütün modeller ve alt boyutları ile birlikte Libya'daki sanayi şirketleri bazında iş performansı ile ilişkisini değerlendirmektir. Libya'daki sanayi şirketlerinin çalışanlarından 401 kişiyle yüzyüze anket yöntemiyle veriler toplanmıştır. KFA, ölçeklerin tüm maddeleri arasında yüksek karşılıklı korelasyon göstermiştir. Sonuçlar DFA ile doğrulanmış ve model uyumu kabul edilebilir bulunmuştur. Normallik analizi yapılmış ve dört değişkenin normal dağılan bir popülasyondan alınmadığı görülmüştür. Spearman korelasyonu, toplam kalite yönetimi ile sınırsız iyileştirme arasında pozitif ve güçlü bir korelasyon göstermiştir. Değişkenler arasındaki ilişkileri doğrulayan Smart PLS 4 ile yol analizi yapılırken, lojistik yönetiminin iş performansı üzerinde dolaylı etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.Bu çalışmanın sektör temsilcilerine, sanayi sektörü yanında diğer sektörlere yol göstermesi, araştırmacılara yeni çalışmalar bakımından ışık tutması yanında katkı sağlaması beklenmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Toplam Kalite Yönetimi, Sınırsız İyileştirme, Lojistik Yönetimi, İş Performansı, Endüstriyel Şirketler, Libya
Yönetim performansının iyileştirilmesinde yönetim bilgi sistemlerinin rolü: Filistin'deki sanayi şirketleri araştırması
Çağdaş dünyamız, etkileri genel olarak yaşamın çeşitli alanlarına ve özel olarak iş sektörüne yansıyan yüksek derecede bilimsel mantık ve teknolojik gelişme ile karakteri olmuştur. Bilgi devrimi, şirketlerin kendilerini çevreleyen yeni ve değişen koşullarla başa çıkabilen sağlam bir bilgi sistemine olan artan ihtiyaçları sebebiyle yönetim sürecini etkilemiştir. Yönetim performansı, herhangi bir şirketteki temel ve önemli yönetimsel süreçlerden biridir. İyi yönetim performansı sayesinde şirketler hedeflerine verimli ve etkili bir şekilde ulaşabilmektedirler. Böylece şirketler, günümüzün hızla değişen ortamında sürekliliklerini, başarılarını ve rekabet güçlerini koruyabilmektedirler. Bu nedenle, bu şirketler performanslarını iyileştirilmek için sürekli çalışmak zorunda kalmışlardır. Bu tezin, sanayi şirketlerinde yönetim performansının iyileştirilmesinde yönetim bilgi sistemlerinin rolünü göstererek şirketlere yardımcı olmaya çalıştığı şey budur. Bu tezde ilk olarak yönetim bilgi sistemlerinin kavramları, türleri, bileşenleri ve önemi açıklanmıştır. Ardından yönetim performansının kavramı, unsurları, belirleyicileri, onu etkileyen faktörler ve sistemin değerlendirilmesinin faydaları açısından anlatılmıştır. Son olarak, tezin uygulaması tartışılmıştır: Filistin'deki sanayi şirketlerine anketler dağıtılarak verilerin nasıl toplandığı ve verilerin analizinde ve sonuçların elde edilmesinde istatistiksel yöntem ve testlerin nasıl kullanıldığı anlatılmıştır.
Endüstri 4.0 ve enerji dönüşümü: Türkiye'de güneş enerjisi teknolojilerinden elektrik üretimi potansiyelinin değerlendirilmesi
Enerji, ülkelerin iç ve dış politikalarında öncelikli bir konudur. Dünya genelinde artan enerji talebini karşılamak için ülkelerin dinamik enerji politikalarına ihtiyacı vardır. Enerji kaynaklarının büyük bir hızla tükenmesi, enerjide dönüşüm yaşanmasını beraberinde getirmiştir ve dünyada yenilenebilir enerji kaynaklarına gösterilen ilgiyi artırmıştır. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de güneş enerjisinden elektrik üretimi potansiyelini araştırmaktır. Çalışmada ulaşılan sonuçlara göre Türkiye yılda ortalama güneşli gün ve alınan güneş miktarı bakımından güneş enerjisinden elektrik üretimi için büyük bir potansiyele sahip olsa da potansiyelinin altında kalmış durumdadır. Farkındalığın arttığı bir konu olduğu için güneş enerjisinden elektrik üretimine dair yasal çalışmalar ve teşviklerin artması beklenmektedir. Endüstri 4.0 teknolojilerinin doğru bir şekilde kullanılması, Türkiye'nin güneş enerjisinden elektrik üretimine pozitif yönde katkı sağlayacaktır.
Kurumsal sosyal sorumluluk, etik ve hesap verebilirlik
This research proposes a CSR framework and implementation guidelines for the service sector of Ghana. Ghana has gone through various stages of economic development since independence. From an agricultural economy to an industrial economy with the service sector currently being the major contributor to GDP making Ghana one of the promising economies in the world. However, Ghana's success story is as a result of economic recovery programs and social intervention policies introduced by successive governments to make life bearable for the people with little effort from the Ghanaian corporate sector. The Ghanaian corporate sector does little to complement the effort of the government to curb corruption, protect the environment to ensure a sustained economic development. This gap is caused by the absence of CSR policies and implementation guidelines to serve as maps for firms to follow. This research therefore sought to address the problem by presenting the proposed policy for the dominant sector of the economy. The research is conducted on three levels using record keeping method to collect secondary data. The first level explains the growth of the economy from agricultural after independence to a service economy with emphasis on the service sector as the largest sector of the Ghanaian economy. The second stage explains CSR and its importance to both employers and employees using existing models for illustration purposes. The final stage of the research focused on the development of CSR policy framework for the Ghanaian service sector with implementation strategies. Keywords: Corporate Social Responsibility, Business Ethics, Accountability, Structure of Business, Gross Domestic Product, Agricultural Sector, Industrial Sector, Service sector
Ekonomik büyüme-enflasyon ilişkisinin sektörler itibari ile ekonometrik analizi: Türkiye örneği
Bu çalışmada enflasyon-iktisadi büyüme ilişkisi sektörel bazda 1987:1-2007:3 dönemi için incelenmiştir. Enflasyon ile büyüme ve sektörel büyüme arasındaki ilişkiler serilerin devresel hareketleri, diğer bir ifade ile iş çevrimleri çerçevesinde çapraz korelasyon analizi ve etki-tepki fonksiyonları ile incelenmiştir. Bu amaçla toplam GSYİH ve sektörel GSYİH serileri ile Tüketici Fiyatları Endeksi ve üç aylık enflasyon oranlarının devresel bileşenleri elde edilmiştir. Serilerin devresel bileşenleri ? üssel düzeltme yöntemi ile mevsimsel olarak düzeltilmiş serilerin ? Baxter ve King (1995) çalışması ile tanımlanan bant geçiş filtresi ile elde edilmiştir. Toplam ve sektörel çıktıların devresel bileşenleri önce grafiksel olarak daha sonra çapraz korelasyon katsayıları hesaplanarak incelenmiştir. Çalışmada kullanılan veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) internet sayfasından elde edilmiştir. Ampirik sonuçlar; Türkiye ekonomisinde enflasyon ile iktisadi büyüme arasındaki negatif ilişkinin nedeninin tüm analiz dönemlerinde arz şokları olabileceğine işaret etmektedir. Arz şokları, aynı zamanda sanayi sektörü ve hizmetler sektörü büyümesi ile enflasyon arasındaki negatif ilişkiyi de açıklamaktadır. Etki-tepki fonksiyonları ile elde edilen sonuçlar bu bulguları çoğu durumda desteklemekle birlikte tüm sonuçların incelenen alt döneme göre farklılık gösterdiği gözlenmiştir. Bu ilişkinin geçerliliği arz şoklarının bir temsilcisi olan petrol fiyatları modele dahil edilerek ayrıca incelenmiş ve ilk sonuçları destekleyici bulgular elde edilmiştir.Anahtar Kelimeler:1)Enflasyon2)Ekonomik Büyüme3)Devresel Hareketler4)Türkiye Ekonomisi
1995 sonrasında Türkiye'de sanayi sektörüne ilişkin ihracat teşvikleri
Ülke ekonomisinin gelişiminde dış ticaretin, özelikle de ihracatın kalkınma üzerinde uyarıcı ve sürükleyici bir etkisi vardır. Bu bağlamda, ülkelerin ihracatı ve ihracata yönelik üretimi teşvik etme konusunda çeşitli gerekçelerden hareket ettikleri gözlenmektedir. Genel olarak gelişmiş ülkeler, ihracat teşviklerinde dünya ihracatından aldıkları payı koruma ve yüksek katma değerli, yüksek teknolojili ürünlerinin ihracatını artırma amacını gütmektedir. Amaçladığı hedeflere daha çabuk ulaşmak isteyen ülkeler açık ve nakit-dolaysız teşvikleri tercih ederken; kalkınmasını tamamlamış ülkeler ise daha çok gizli ve dolaylı teşvikleri tercih etmektedir. İhracat teşviklerinin verilmesindeki en temel esas, öncelikli sektör, mal ve ülke ekonomisinin kaynak durumu olmaktadır.Türkiye'de ihracatı teşvik tedbirleri sürekli gelişen ve değişen ekonomik şartlara bağlı olarak dinamik bir çizgi takip etmiştir. Bu nedenle kullanılan araçların nitelik ve niceliği zaman içinde oldukça büyük değişim ve gelişim göstermiştir. 1995 sonrası Gümrük Birliği çerçevesinde Türkiye, mevzuatını AB mevzuatına uyumlaştırmıştır. 1/95 sayılı OKK'nın 34/1'inci maddesinde ?Birlik Üyesi Devletlerin veya Türkiye'nin herhangi bir biçimde Devlet kaynaklarını kullanarak sağladıkları ve belli girişimlerin kayrılması veya belli ürünlerin üretiminin özendirilmesi suretiyle rekabeti aksatan veya aksatma tehlikesi taşıyan her türlü yardım, Birlik ile Türkiye arasındaki ticareti etkilediği ölçüde Gümrük Birliği'nin iyi işleyişiyle bağdaşmaz? hükmü yer almaktadır.Türkiye'de milli düzeyde oluşturulacak bir Devlet Yardımlarını İzleme ve Değerlendirme Kurumuna ihtiyaç bulunmaktadır. Bu kurumun görevi, devlet yardımı uygulamalarının AB mevzuatında yer alan kriterlere uygunluğunu değerlendirmek olacaktır.
Bingöl sanayi potansiyeli ve yatırımların belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, Doğu Anadolu'nun ekonomik açıdan dar gelir düzeyine sahip Bingöl İlinin mevcut sanayi potansiyelinin belirlenmesidir. Bingöl için potansiyel vadeden sektörler ve Doğu Anadolu Projesi (DAP) kapsamındaki teşvikler doğrultusunda geleceğe yönelik kalkınma senaryoları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bingöl İli, Sanayi Potansiyeli, Yatırımlar.
Hisse senetleri BİST100'de işlem gören 3831-Elektrik Makinaları ve Aygıtları Sanayii İşkolunda faaliyet gösteren bazı şirketlerde finansal rasyo tekniği uygulamaları
Finansal analizler, esas olarak dış yatırımcılar, finansal kuruluşlar, tedarikçiler ve gerektiğinde vergi denetimlerinde yararlanılması amacıyla yapılır. Bu araştırmada, Hisse Senetleri BİST100'de İşlem Gören 3831-Elektrik Makinaları ve Aygıtları Sanayii İşkolunda faaliyet gösteren yedi şirketin finansal tabloları rasyo (oran) analizi yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda söz konusu firmaların likit varlıklarının genel olarak yeterli olduğu görülmektedir. Ancak bu şirketlerin kısa vadeli borçlarının fazla olması, olası bir ekonomik krizde yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlanabileceklerini düşündürmektedir. Ayrıca, bu firmaların finansal yapılarının da pek güven vermediği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Finansal Analiz, Rasyo Analizi, Elektrik Makinaları ve Aygıtları Sanayii Sektörü
Özel sektör çimento işyerlerinde uygulanan iş değerlendirmesi ve ücret
Sanayi sektöründe çevre muhasebesi üzerine bir araştırma: Diyarbakir ili örneği
Çevre muhasebesi artan çevresel sorunlar karşısında, sosyal sorumluluk ilkesi gereğince işletmelerin muhasebe sürecinde çevresel etkenleri gözetebileceği bir çözüm yolu olarak sunulmuştur. Çevre muhasebesinin benimsenilmesi ile birlikte, işletmelerin hem çevresel sorunlarını azaltabilmesi hem de yoğun rekabetin hüküm sürdüğü iş dünyasında tutunabilmesi mümkün olmaktadır. Bu çalışma, Diyarbakır sanayi sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin çevresel konulara ve çevre muhasebesine ilişkin yaklaşımlarını ankete dayalı bir uygulama ekseninde sunmayı amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler, araştırmanın amacı doğrultusunda çeşitli istatistik metot ve test teknikleri (frekans dağılımı, ortalama, tanımlayıcı faktör analizi, t - testi, Anova, korelasyon) kullanılarak SPSS 18.0 istatistik paket programı yardımıyla değerlendirilmiştir. Araştırmada ölçeğe yönelik yapılan tanımlayıcı faktör analizi kapsamında, çevresel konulara ilişkin "Değerleme – Önleme; Şeffaflık - Hesap verebilirlik; Sorunların algılanması" olmak üzere 3 faktör, çevre muhasebesine ilişkin "Sorumluluk – İmaj; Planlama – Maliyetleme; Sürdürülebilirlik; Belgeleme – Kayıtlama; Çevresel Duyarlılık" olmak üzere 5 faktör bulunmuştur. Araştırmada çevresel konular ve çevre muhasebesine yönelik işletme yaklaşımları ile ilgili alt faktörler arasında anlamlı ilişkiler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcı işletmelerin çevresel konular ve çevre muhasebesi alt faktörlerine yönelik yaklaşımlarının; sektör, çalışan sayısı, kurumsal yapı ve çevresel yatırımların olup olmaması değişkenlerine göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler Çevresel sorunlar, Sosyal sorumluluk, Çevre muhasebesi
Avrupa'dan Amerika'ya göç eden iş gücünün sanayi sektöründeki işletmelerde karşılaştığı sorunların örgüt kültürü kapsamında incelenmesi
Göç, çoğunlukla itici nedenlerden kaynaklanıp insanların kalıcı ya da geçici olarak başka bir bölgeye yaşamlarını sürdürmeleri için yaptıkları ilerlemedir. Amerika Birleşik Devletleri kuruluşundan bu yana uluslararası göç dalgalarına maruz kalmıştır. Özellikle de Avrupa'da ekonomik sıkıntı yaşayan insanlar refah seviyelerini artırmak için bulundukları ülkeleri büyük kitleler halinde terk ederek, sanayi alanında çok büyük ilerleme kat eden Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etmişlerdir. Sanayi alanında işe başlayan Avrupalı göçmenler, daha önceden edindikleri tecrübe, kültür ve birikimlerini sadece yaşadıkları toplum içerisinde değil aynı zamanda çalıştıkları sektörlere de yansıtıp kullanmaktadırlar. Bu tez çalışmasında, son 30 yılda Avrupa'dan göç eden iş gücünün Amerika'ya geldiğinde karşılaştığı sorunlar yeni bir çevre, kültür ve iş ortamı bağlamında incelenmiştir. Aynı zamanda, Avrupa'dan göç edenlerin karşılaştığı sorunların dünyanın farklı bölgelerinden gelen göçmenler ile bağlantılı olup olmadığı da araştırılmıştır. Görüşmeler sonucunda elde edilen verilere göre çalışanlar ve işveren arasında iletişim kopukluğu olduğu, işverenin şirkette yaşanan problemlerin çözümünde çalışanların fikirlerine yeterince önem vermediği görülmüştür. Ayrıca farklı etnik kültüre sahip göçmen çalışanların örgüt kültürü bünyesinde bir bütün olmada güçlük çektikleri anlaşılmıştır.
Düzey 2 bölgelerinde sanayi sektörü rekabet analizi
Sanayi sektörü, gerek diğer sektörlerle olan bağlantısı gerekse yarattığı katma değer ve istihdam bakımından ekonomik büyümenin kilit sektörü konumundadır. Temel bileşenler analizini kullanarak, Düzey 2 bölgelerinin sanayi sektörü rekabet analizini yapmak amacıyla hazırlanan bu çalışmada, bölgelerin mevcut sanayi yapısı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca sektörün sorunları incelenerek, çözüm önerileri getirilmiş ve bölgeler arası karşılaştırma yapılmıştır. Türkiye'de bölgeler arasındaki büyüme ve kalkınma tüm dönemler boyunca eşitsiz ve dengesiz gerçekleşmiştir. Temel Bileşenler Analizi kullanılarak yapılan sanayi gelişmişlik sıralamasında, bölgeler arası gelişmişlik farklarının olduğu bir gerçektir. Bu durumda, elde edilen veriler ışığında, sanayi sektörünün gelişmesini engelleyen sorunların ortadan kaldırılması ile ülkenin büyüme hızı daha iyi konuma gelebilir. Anahtar Kelimeler: Düzey 2 Bölgeleri, Sanayi Sektörü, Temel Bileşenler Analizi