Egzersiz testi

54 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

12 haftalık yüzme egzersizinin zihinsel engelli bireylerin fiziksel uygunluk düzeylerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, 12 haftalık yüzme egzersizinin zihinsel engelli bireylerin fiziksel uygunluk düzeylerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini 14-19 yaş arası (10 kız-18 erkek) toplam 28 hafif düzeyde zihinsel engelli birey oluşturmaktadır. Deney grubu 14-19 yaş grubundaki 15 hafif düzeyde zihinsel engele sahip öğrencilerden (7 kız, 8 erkek), kontrol grubunu ise 14-19 yaş grubundaki 13 hafif düzeyde zihinsel engele sahip öğrenci (3 kız, 10 erkek) oluşturmuştur. Yüzme egzersiz program; 12 hafta, haftada 3 gün, günde 60 dakika süre ile uygulanmıştır. Araştırmaya katılan çocuklara 12 haftalık yüzme egzersiz programı öncesi ve sonrasında Brockport Fiziksel Uygunluk testleri uygulanmıştır. Karşılaştırmalarda = 0.05 önemlilik düzeyi dikkate alınarak, gruplarının yaş ve boy değerleri arasında önemli bir fark olup olmadığını belirlemek için bağımsız iki grup için t-testi uygulandı. Parametrelerin dağılımları Shapiro-Wilk normallik testiyle incelenmiştir (n<50). Tüm parametrelerde, zamana bağlı değişim, tekrarlı ölçümlerde varyans analizi yöntemi kullanılarak test edilmiştir. Çalışmamızda, tekrarlı ölçümler varyans analizi sonuçlarına göre vücut ağırlığı, beden kitle indeksi, otur-eriş esneklik, sağ omuz esneklik, sol el kavrama kuvveti, gergin kol asılı kalma değerlerinde gruplar, ölçümler (ön test-son test) ve gruplar ve ölçümleri arasında istatistiksel açıdan önemli bir farklılık bulunmazken (p>0.05), vücut yağ yüzdesi değerlerinde gruplar, ölçümler (ön test-son test) ve gruplar ve ölçümleri arasında istatistiksel açıdan önemli bir farklılık bulunmuştur (p<0.05). Sol omuz esneklik, dikey sıçrama, bacak kuvveti ve sağ el kavrama kuvveti değerlerinde gruplar, gruplar ve ölçümleri arasında istatistiksel açıdan önemli bir farklılık bulunmayıp (p>0.05), ölçümler (ön test-son test) arasında ise istatistiksel açıdan önemli bir farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). İzometrik şınav ve 1 mil yürüme/koşma değerleri incelendiğinde gruplar, ölçümler (ön test-son test) arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık bulunmazken (p>0.05), gruplar ve ölçümleri arasında ise istatistiksel açıdan önemli bir farklılık bulunmuştur (p<0.05). Modifiye mekik değerleri incelendiğinde gruplar arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık bulunmazken (p>0.05), ölçümler (ön test-son test), gruplar ve ölçümleri arasında ise istatistiksel açıdan önemli bir farklılık bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak zihinsel engelli bireyler ile çalışılırken yeni antrenman programlarının uygulanmasına ve mevcut antrenman programlarınında revize edilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Düzenli olarak uygulanan antrenman programları ve egzersizler zihinsel engelli bireylerin fiziksel ve motor gelişimlerine olumlu katkılar sağlayarak yaşam kalitelerinin artmasını sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: Zihinsel Engel, Fiziksel Uygunluk, Yüzme, Egzersiz

EgzersizEgzersiz testiFiziksel uygunluk+5
Elif Top
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Orak hücre anemili çocuklarda pulmoner fonksiyonların değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada Çocuk Hematoloji Polikliniğinde takipte olan orak hücre anemili hastaların solunum fonksiyon testleri ve egzersiz testleri ile pulmoner fonksiyonlarını değerlendirip, bunların klinik parametreler ile olan ilişkilerini tespit etmeyi amaçladıkGereç ve yöntemler: Çalışmaya 24 orak hücre anemili hasta çocuk ve kontrol grubu olarak 9 sağlam çocuk alındı. İki grubun tam kan sayımı, hemoglobin elektroforezi ve biyokimya parametreleri için kan örnekleri alındı. Her iki gruba Göğüs Hastalıkları AnaBilim Dalında karbon monoksit difüzyon testi çalışıldı. Hastaların aynı gün Spor Fizyolojisi Bilim Dalında spirometre ile solunum fonksiyonları ölçüldü ve her iki gruba egzersiz testi uygulandı. Elde edilen veriler istatistiksel olarak karşılaştırıdıBulgular: Orak hücre anemili hastaların hemoglobin elektroforezlerinde HbS % 85,2 oranında tespit edildi. Hasta grubun HbS, HbF, SGPT, LDH, ferritin, total-direkt bilirubin ve Fe++ değerleri yüksek bulundu (p< 0,05). Kontrol grubuna göre Hb ve hematokrit değerleri düşük idi (p>0,05). Bir-üç atak arası VOK geçiren hasta sayısı 14 (% 58,3), 3 ve üstü atak geçiren hasta sayısı 7 (% 29,2) ve VOK atak geçirmeyen hasta sayısı 3 (% 12,5) idi. AGS geçiren hasta sayısı 5 (% 20,9) ve AGS geçirmeyen hasta sayısı 19 (% 79,1) idi. Hastaların % 62,5'da izole karbon monoksit difüzyon testi bozukluğu saptandı. Spirometri ile % FEV1 ve MEF 25 hasta grubunda düşük bulundu (p<0,05). Egzersiz testinde hastaların VO2/HR düşük saptandı (p<0,05). VE/VO2 (p=0,023) ve R (p=0,016) yüksek saptandıSonuç: Çalışma sonucunda OHA'lı hastalarda akciğerlerinde gaz transferinin zor olduğu saptandı. Spirometri ölçümleriyle hava yollarının egzersizle daralmış olduğu görüldü. Obstrüktif tarzda bozuklukların takip edilmesi gerektiği düşünüldü. Oksijen nabzı ve solunum değişim oranları düşük tespit edildi ve aerobik metabolizma için daha fazla metabolik aktivite harcadıkları görüldü. Bu sonuçlar ile, oksijen radikalleri ve hipoksinin akciğerde yarattığı inflamasyonun etkileri nedeniyle aerobik solunum yükünün arttığı söylenebilir.Anahtar Kelimeler: Orak hücre anemisi, karbon monoksit difüzyon testi, spirometri, egzersiz testleri,aerobik solunum, çocuk.

AnemiAnemi-orak hücreliEgzersiz+5
Cem Kurt
Çukurova University
2009
00
Medical Sub-SpecialtyOpen AccessTR

Tüm düzeltme ameliyatı yapılmış Fallot tetralojili hastaların orta dönem prognozlarının değerlendirilmesi

Amaç: Çalışmamızın amacı, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Kardiyoloji Polikliniği'nde izlenmekte olan tüm düzeltme ameliyatı yapılmış FT'li hastalarımızın ameliyat sonrası orta dönemdeki klinik durumlarının değerlendirilmesi, egzersiz kapasitelerinin ölçülmesi, ritim bozukluklarının araştırılması, ekokardiyografi ile her iki ventrikül fonksiyonlarının değerlendirilmesi ve PY derecesi ile ventrikül fonksiyonları arasındaki ilişkinin belirlenmesidir.Gereç ve Yöntem: Ekokardiyografik çalışmada standart yöntemlerle birlikte ventrikülün global fonksiyonlarını değerlendirmek için pulsed dalga doku Doppler ekokardiyografi ile MPİ kullanılmıştır.Bulgular: Çalışmaya FT nedeni ile ameliyat edilmiş, yaş ortalaması 7,9 + 4,4 yıl olan 57 hasta ve 58 sağlıklı çocuk alındı. Ameliyat sonrası ortalama izlem süresi 5 + 3,3 yıl idi. NYHA'a göre hastaların tamamının fonksiyonel kapasiteleri evre 1 idi. Yirmi dört saatlik Holter monitörizasyonunda kompleks ventriküler aritmiye rastlanmadı. Hasta grubunda kontrol grubuna göre anlamlı olarak sağ ventrikül EF düşük, sistol ve diyastoldeki alan ve volümler yüksek, İVKZ, İVGZ ve EZ uzun, MPİ yüksek, sol ventrikül EF düşük, İVKZ ve İVGZ uzun, MPİ yüksek bulundu. Hastaların ikisinde (% 3) eser, 25 (% 44)'inde hafif, 29 (% 51)'unda orta, birinde (% 2) ağır PY, % 33'ünde restriktif fizyoloji tespit edildi. Hasta grubunun egzersiz süresi kontrol grubundan anlamlı kısa, egzersiz testinin ilk dört basamağı sonunda ulaşılan kalp hızı düşük bulundu. Ameliyattan sonraki izlem süresi ile sağ ventrikül MPİ arasında pozitif korelasyon saptandı. Transanuler yaması olan hastaların PY dereceleri ve sağ ventrikül MPİ daha yüksek bulundu. Orta derece PY olan hastaların sağ ve sol MPİ, hafif PY'li hastalara göre yüksek bulundu. Sağ ventrikül MPİ ile sol ventrikül MPİ arasında pozitif korelasyon, egzersiz süresi ile sol ventrikül MPİ arasında negatif korelasyon bulundu.Sonuç: Tüm düzeltme ameliyatı sonrası orta dönemde FT'li hastaların klinik durumları iyi olmakla birlikte efor testi ile egzersiz kapasitelerinin bir miktar düştüğü, ekokardiyografi ile kalbin global fonksiyonlarının pulmoner yetersizlik derecesi ile ilişkili olarak etkilendiği gösterilmiştir.

Egzersiz testiEkokardiyografi-dopplerElektrokardiyografi-ambülatuar+3
Sevcan Erdem
Çukurova University
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Acil serviste atipik göğüs ağrısı tanısı almış hastalarda miyokard perfüzyon sintigrafisi ve eforlu EKG testinin etkinliği

Acil Serviste Atipik Göğüs Ağrısı Tanısı Almış Hastalarda Miyokard Perfüzyon Sintigrafisi ve Eforlu EKG'nin EtkinliğiGöğüs ağrılı hastalar acil servis başvurularının önemli bir kısmını oluşturur. Göğüs ağrılı hastaların acil serviste değerlendirilmesinde günümüzde yüksek duyarlılıkta ve özgüllükte belirteçler bulunmasına rağmen akut myokard infarktüslü hastaların %2-5'i acil servislerden uygunsuz biçimde taburcu edilmektedir.Çalışmamızda, acil servise göğüs ağrısı şikayeti ile başvuran hastalarda, hayati tehlike oluşturabilecek durumları dışlandıktan sonra atipik göğüs ağrısı tanısı ile taburcu edilen hastaları inceledik. Atipik göğüs ağrısı tanısı ile taburcu edilen hastaların takibinde, atlanmış, olası koroner arter hastalığı vakalarını belirlemede, miyokard perfüzyon sintigrafisinin ve eforlu elektrokardiyografinin etkinliğini göstermeyi amaçladık.İleriye dönük olarak planlanan bu çalışmada, fakülte etik kurul onayı alındıktan sonra Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Büyük Acil Servisinden 18 yaş üzerinde atipik göğüs ağrısı ile taburcu edilen 50 hasta değerlendirildi.Çalışma süresince, %46 (n=24)'ü kadın, %52 (n=26)'sı erkek ve ortalama yaşları 43±11,85 olan 50 hasta çalışmaya dahil edildi. Bu hastalara göğüs ağrısının tipi sorulduğunda %30'u batma, %50'si baskı, %20'si yanma şeklinde olduğunu tariflediler. Atipik göğüs ağrısına eşlik eden en sık klinik semptom (% 56) terleme idi. En sık özgeçmiş bulgusu (%48) sigara içiciliği idi. Hastalarda, izlem süresince elektrokardiyografi değişikliği, biyokimyasal belirteçlerde değişiklik saptanmadı. Hastaların eforlu elektrokardiyografi testi, %88'i (n=44) negatif bulunurken, %4'ünde (n=2) pozitif, %4'ünde (n=2) şüpheli pozitif olarak raporlandı. Bu hastalara 1-14 gün arası yapılan miyokard perfüzyon sintigrafisi tetkikinde 50 hastanın, %90 (n=45) tanesinin myokard perfüzyon sintigrafisi normal iken, %4 (n=2) hastanın patolojik, %6 (n=3) hastanında sonucu efor kapasite azlığı nedeniyle suboptimal tetkik olarak raporlandı. miyokard perfüzyon sintigrafi görüntüsü patolojik olan %4 (n=2) hastaya koroner anjiografi yapıldı. Bu hastalardan bir tanesi yeni koroner hastalığı tanısı alırken, diğer hastada, koroner anjiografi tetkiki doğal olarak değerlendirildi.Sonuç olarak, Göğüs ağrılı hastalarda yapılacak olan eforlu elektrokardiyografi testi ve miyokard perfüzyon sintigrafi tetkiki, özellikle 65 yaş üzeri, sigara içen, hipertansiyon gibi risk faktörü olan hastalarda erken dönemde eforlu elektrokardiyografi ve miyokard perfüzyon sintigrafisi tetkiki yapılması riski azaltmada faydalı olacağı, gözden kaçabilecek istenmeyen kardiyak olayları belirlemede etkili olacağı kanaatindeyiz.Anahtar kelimeler: Atipik Göğüs Ağrısı, Egzersiz Stres Testi, Miyokard Perfüzyon Sintigrafisi, Acil Servis

Acil servis-hastaneEgzersiz testiElektrokardiyografi+4
Muhammed Han Saltanlar
Çukurova University
2012
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Osteoartritli hastalarda biyolojik markerlarla kuadriseps kas gücü arasındaki ilişki

Amaç: Diz osteoartritli (OA) hastalarda biyolojik markerlar başta olmak üzere antropometrik veriler, kemik mineral yoğunluğu, radyolojik evre, ağrı ve fonksiyonel durum gibi değişkenlerin kuadriseps kas kuvveti ile ilişkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 40-70 yaş arası primer diz OA tanısı alan 152 hasta dahil edildi. Hastaların diz grafileri Kellgren-Lawrence evrelemesi ve medial tibiofemoral eklem aralığı ölçümü evrelemesine göre evrelendi. Leptin, C-terminal telopeptid tip II kollajen, osteokalsin, C-terminal telopeptid tip I kollajen, 25-hidroksivitamin D gibi adipoz doku, kıkırdak ve kemiğe ait biyolojik markerlar enzim-linked immunosorbent assay (ELISA) metoduyla değerlendirildi. Kuadriseps kas kuvveti manuel olarak (MicroFET3 cihazıyla) ve bilgisayarlı izokinetik dinamometre ile ölçüldü. Hastaların ağrı ve fonksiyonel durumları Western Ontario ve McMaster Üniversiteleri Osteoartrit İndeksi (WOMAC) kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Hastaların %77'si obezdi. Biyolojik markerlardan serum leptin seviyeleri ile vücut ağırlığı, vücut kütle indeksi ve bel çevresi ölçümleri orta-iyi derecede koreleydi (sırasıyla r=0,52, r=0,61, r=0,43). Leptin seviyeleri ile kuadriseps kas kuvveti arasında (manuel MicroFET3 ve izometrik ekstansör kas kuvveti) zayıf negatif korelasyon bulundu. Vizüel analog skala, WOMAC ağrı, fonksiyon alt skalaları ve total skoru ile kas kuvveti parametreleri arasında zayıf negatif korelasyon saptandı. WOMAC ağrı alt skalası ise izometrik ekstansör ve fleksör, izokinetik 60°/sn ve 120°/sn ekstansör, izokinetik 60°/sn ve 120°/sn fleksör kas kuvvetleri ile zayıf negatif korelasyon gösteriyordu. Sonuç: Çalışmamızda diz OA'lı hastalarda kuadriseps kas kuvvetini belirleyen bağımsız bir faktör bulunamamıştır. Kuadriseps kas kuvvetini belirlemede hastaların ağrı ve fonksiyonel durumlarının etkili olabileceği yani kas kuvvetinin OA'ya bağlı ağrı nedeniyle azalmış olabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Diz osteoartriti, leptin, kuadriseps kas kuvveti, izokinetik test

Diz eklemiEgzersizEgzersiz testi+4
Neslihan Gökçen
Çukurova University
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Klasik bale eğitimine uygunlukta kullanılacak fiziksel özellikler

Klasik Bale Eğitimine Uygunlukta Kullanılacak Fiziksel Özellikler Amaç: Klasik bale eğitimine uygunlukta kullanılacak olan fiziksel özelliklerin belirlenmesidir. Gereç ve Yöntem: 2013-2014 eğitim öğretim döneminde Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Bale Anasanat Dalı' na bale eğitimi için başvuran öğrenciler çalışmaya alınıp, kabul edilen öğrenciler ile kabul edilmeyen öğrenciler karşılaştırıldı. Baleye uygun bulunanlar ile uygun bulunmayanlar iki çalışma grubu olarak belirlenip, değerlendirildi. Bu çalışma bale öğrencilerinin vücut tipini, bedensel yeteneklerini belirleyen ve bale eğitimi için gerekli kriterleri objektif olarak değerlendiren Eurofit Testleri, somototip diyagram ve antropometrik ölçümler kullanılarak bedensel yeteneklerinin tanımlanması ile fiziksel uygunluk düzeylerinin belirlenmesini kapsamaktadır. Ayrıca vücut tipinin belirlenmesinde Heath-Carter sınıflaması kullanılmıştır. Bu çalışma ilk defa yapılacağı için preliminary study olarak dizayn edilmiştir. İstatistiksel analizler SPSS 19 programı kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Çalışmamıza, Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Bale Anasanat Dalı'na bale eğitimi için başvuran 8-11 yaş arası 52 (erkek;1, kız; 50) aday dahil edildi. Katılımcılardan 32 öğrenci (erkek; 1, kız; 31) bale eğitimine uygun bulunup, 20 kız öğrenci uygun bulunmamıştır. Uygun bulunanların yaş ortalaması; 9,51 ± 0,67, boy uzunluğu ortalaması; 1,38 ± 0,07 m ve vücut ağırlığı ortalaması; 30,03 ± 4,85 kg iken, uygun bulunmayan öğrencilerin yaş ortalaması; 10,20 ± 0,89, boy uzunluğu ortalaması; 1,43 ± 0,10 m, ve vücut ağırlığı ortalaması; 39,06 ± 6,94 kg olarak bulunmuştur. Çap, çevre ve deri altı yağ dokusu kalınlığı ölçümleri uygun bulunan öğrencilerde daha düşük (p < 0,05) bulunmuştur. Uygun bulunanların majör vücut tipi mezomorf iken uygun bulunmayanların majör vücut tipi ise endomorf olarak bulunmuştur. Eurofit testlerinde ise kuvvet testi hariç tüm testlerde uygun bulunanlar lehine anlamlı fark elde edilmiştir (p < 0,05). Sonuç: Klasik bale eğitimine uygunlukta kullanılacak fiziksel özellikleri belirleyen parametreler objektif olarak değerlendirilmiştir. Yapılan bu çalışmanın literatürdeki eksikliklerin giderilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Bale, balerin, Eurofit Test, somatotip, fiziksel özellikler, fiziksel uygunluk.

BaleBalerinlerBaletler+7
Ayşe Gül Kabakcı
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

12 haftalık egzersiz programının otizmli çocukların motor yeterlilik ve fiziksel uygunluk düzeylerine etkisi

Bu çalışma, 12 haftalık egzersiz programının, otizmli çocukların motor yeterlilik ve fiziksel uygunluk parametreleri üzerine etkilerini tespit etmek amacıyla yapıldı. Araştırmaya; Ağrı İli Devlet hastanesi çocuk psikiyatri bölümünde uzman doktorlar tarafından DSM-IV-TR kriterlerine göre A-tipik otizm tanısı konulan 14 erkek çocuk alındı. Ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilköğretim okulunda eğitim alan ve normal gelişim gösteren 14 erkek çocuk çalışmaya katıldı. Çalışmaya katılan toplam 28 erkek çocuk (yaş ortalamaları, otizm: 10,07±0.25, normal:10.07±0.30 yıl) sıralı yöntemle dört gruba ayrıldı. I. Grup: otizm egzersiz (OEG), II. Grup: otizm kontrol (OKG), III. Grup: normal gelişim gösteren egzersiz kontrol (NGGEKG), IV. Grup: normal gelişim gösteren kontrol grubu (NGGKG) olarak belirlendi. OEG (n=7) ve NGGEKG'deki (n=7) çocuklara haftada 3 gün ve günde yaklaşık 60 dakika egzersiz uygulandı. Diğer kontrol grupları ise; 12 hafta boyunca düzenli bir egzersiz programına katılmadı. Çalışmaya katılan tüm gruplara, 12 hafta öncesi ve sonrası Bruininks-Oseretsky Kaba Motor Yeterlilik Testi (BOT2) parametrelerinden; koşma hızı ve çeviklik, denge, bilateral koordinasyon, kuvvet testi ve ayrıca fiziksel uygunluk parametrelerinden; kas kuvveti (el-pençe), reaksiyon (görsel-işitsel), esneklik (otur-uzan) değerlendirmelerinden oluşan testler uygulandı. Verilerin istatistiksel değerlendirilmesinde, SPSS 15.0 istatistik paket programı kullanıldı. Grup içi değişimler için Wilcoxon, gruplar arasında değişimler için, Mann-Whitney U testi yapıldı. OEG'nin motor ve sağlıkla ilgili fiziksel uygunluk verilerinin istatistiksel karşılaştırılması sonucunda; koşma hızı ve çeviklik, denge I ve II, ayakta durarak uzun atlama, sağ-sol el reaksiyon zamanı (görsel-işitsel), el kavrama kuvveti (sağ-sol) ve esneklik testlerinde (otur-uzan testi) son test lehine anlamlı bir fark olduğu görülmüştür (p<0.05). NGGEKG'nin verilerinin istatistiksel karşılaştırılması sonucunda; koşma hızı ve çeviklik, denge II, sağ-sol el reaksiyon zamanı (görsel-işitsel), el kavrama kuvveti (sağ-sol) ve esneklik testlerinde (otur-uzan testi) son test lehine anlamlı bir fark olduğu görülmektedir (p<0.05). OEG ve NGGEKG'nin verilerinin istatistiksel karşılaştırılması sonucunda ise; denge I ve II, ayakta durarak uzun atlama, sağ-sol el işitsel reaksiyon ve el kavrama kuvveti (sağ-sol) OEG'nin lehine anlamlı fark olduğu görülmektedir (p<0.05). Sonuç olarak; normal gelişim gösteren çocuklardan daha çok, otizmli çocukların okul öncesi yaşlardan itibaren sporun herhangi bir dalına yönlendirilmesinin; onların hem motor, hem de sağlıkla ilgili fiziksel uygunluk parametrelerini gelişimine katkı sağlayabileceğini vurgulayabiliriz. Anahtar Sözcükler: Otizm, BOT2, egzersiz, fiziksel uygunluk.

EgzersizEgzersiz testiFiziksel uygunluk+3
Ersin Arslan
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Telli, vurmalı ve yaylı enstrüman kullanan müzisyenlerde palmar deri rezistansının el becerisi ve ince motor kavrama üzerine etksinin araştırılması

Çalışma müzisyenlerde palmar deri rezistansının el becerisi ve ince motor kavrama kuvvetleri ile ilişkisinin araştırılması amacı ile yapıldı. Çalışmaya 18-45 yaşları arasında 33'ü kadın, 39'u erkek toplam 72 katılımcı dahil edildi. Katılımcıların palmar deri rezistansı multimetre ile, İnce motor kavrama kuvveti pinchmetre ile ölçüldü. El becerisi ölçümü için 9 delikli peg testi uygulandı. Palmar deri rezistansı düşük ve yüksek olan kişilerin el becerileri ve ince motor kavrama kuvvetleri karşılaştırıldı. Dominant ve dominant olmayan tarafta palmar deri rezistansı düşük olan ve yüksek olan grupların el becerileri arasında anlamlı fark bulundu (p<0,05). Palmar deri rezistansı düşük olanların el becerisinin daha iyi olduğu gözlendi. İnce motor kavrama kuvvetleri arasında anlamlı bir fark görülmedi (p>0,05). Bu çalışmada değerlendirilen parametrelerin ilişkisine bakıldığında, el becerisi ve palmar deri rezistansı arasında zayıf ilişki olduğu tespit edildi. Palmar deri rezistansının dominant tarafta ince motor kavrama kuvveti çeşitlerinden sadece lateral kavrama ile zayıf ilişkili olduğu görüldü. İkili kavrama (bipod kavrama) ve üçlü kavrama ile ilişkili olmadığı saptandı. El becerisinin dominant tarafta sadece lateral kavrama ile zayıf ilişkisinin olduğu görüldü. Sonuç olarak, palmar deri rezistansının müzisyenlerde performansı etkileyen bir kriter olduğu, mesleki rahatsızlıklara yönelik risk faktörlerinin belirlenmesinde, tedavi planı oluşturulmasına katkı sağlayabilecek, objektif veriler elde edebileceğimiz elektrofizyolojik bir ölçüm yöntemi olarak dikkate alınması gerektiği görüşündeyiz. Anahtar Kelimeler: Palmar Deri Rezistansı, Müzisyenler, Kavrama, El Becerisi, Performans, Fizyoterapi

Egzersiz testiElFizik tedavi+6
İbrahim Küçükcan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Yapay sinir ağlarıyla insan vücudunun karbonhidrat ve yağ kullanımının modellenmesi

Bu çalışmada yapay sinir ağları kullanılarak kardiyo pulmoner egzersiz testleri (KPET) verileri, 6 dakika yürüme testi verileri ve antropometrik veriler modellenmiştir. Çalışmaya 20-30 yaş arasındaki 44 sedanter erkek birey katılmıştır. Katılımcılara 4 adet egzersiz testi uygulanmış ve bireylerin antropometrik ölçümleri yapılmıştır. Bu ölçümler maksimal kardiyopulmoner egzersiz testi, en yüksek yağ oksidasyon hızı aralığı tespiti testi (yağmaks), 40 dk yürüme ve 6 dakika yürüme testi olmak üzere 4 farklı egzersiz testinden oluşmuştur. Yapılan yapay sinir ağları (YSA) modellerinde, uygulanabilmesi için ciddi bir fiziksel alt yapıya, gelişmiş laboratuvar donanımına ve eğitimli personele gereksinim duyulan KPET sonuç parametreleri başarılı bir şekilde nispeten uygulanması daha kolay 6 dakika yürüme testi ve antropometrik ölçüm verilerinden tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Yapılan YSA modellerinde eğitim, doğrulama ve test kümelerine ilişkin tahmin değerleri ile gerçek değerler arasındaki uyum 0,98 ve üzeri bulunmuştur. Elde edilen sonuçlarda KPET Yağmaks testi ve KPET 40 dakika yürüme testi verilerinden elde edilen CHO ve Fat (kkal/day) parametreleri başarıyla tahmin edilmiştir. KPET'lerinin yapılamadığı durumlarda, modellenmiş YSA'lar ile birinci basamak sağlık hizmeti seviyesinde kullanılabilecek daha basit ve ekonomik alternatiflerden olan 6 dakika yürüme testi ve antropometrik ölçümlerin kullanılabileceği ortaya konulmuştur.

EgzersizEgzersiz testiHücresel yapay sinir ağları+4
Erkan Tiyekli
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan kız çocuklarında omuz retraksiyon ortezi ve postür egzersizlerinin kifoza olan etkisinin araştırılması

Çalışmamız postür egzersiz eğitimi ve omuz retraksiyon ortezinin kifozda etkinliğinin araştırılması amacıyla planlandı. Çalışmaya yaşları 13-16 yaş arasında değişen postürel kifozu olan 30 adölesan birey katıldı. Bireyler rastgele kontrollü çalışma yöntemi ile egzersiz (n=15), (yaş ortalaması 13,73±0,46 yıl ve boy ortalaması 162,40±5,62 cm) ve korse (n=15), (yaş ortalaması 13,73±0,46 yıl ve boy ortalaması 159,80±4,31 cm) olmak üzere 2 gruba ayrıldı. Egzersiz grubuna 8 hafta boyunca haftanın her günü 15-20 dk sürecek ve haftada bir gün fizyoterapist eşliğinde diğer günler evde kendisinin yapabileceği şekilde spinal ekstansör kuvvetlendirme, skapular retraksiyon, skapular stabilizasyon, pektoralis kaslarına germe içeren postür egzersiz eğitimi verildi. Egzersizlerin set ve tekrar sayısı haftalar ilerledikçe arttırıldı. Omuz retraksiyon ortezi kullanan korse grubundan 8 hafta boyunca haftanın her günü günde en az 8 saat korseyi takmaları istendi. Tüm bireylerin tedavi öncesi ve tedavi sonrası kifoz derecesinin indirekt ölçümü flexrulerla, başın anteriora tilti, tragus duvar mesafesiyle, omuzların protraksiyonu iki skapulanın inferioru arasındaki mesafeyle değerlendirildi. Tedavi öncesi ve sonrası gruplar kendi içinde karşılaştırıldığında, her iki gruptada, kifoz derecesinin indirekt ölçümünde, omuzların protraksiyonunda ve başın anterior tiltinde iyileşme olduğu (p<0.05) gözlendi. Gruplar birbiriyle karşılaştırıldığında her iki gruptada kifoz derecesinin indirekt ölçümü, iki skapulanın inferior arası ölçümü ve tragus duvar mesafesi benzerdi (p>0.05). Çalışmanın sonucunda adölesan dönemdeki kız çocuklarında görülen postürel kifozu, postür egzersiz eğitimi ve omuz retraksiyon ortezi, postürel kifozu, başın anterior tiltini ve omuz protraksiyonunu benzer etkilerle azaltmıştır. Fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamalarında postür egzersiz eğitiminin spinal ekstansör kas güçlendirme, skapular retraksiyon, skapular stabilizasyon, pektoralis kaslarına germe egzersizleri, ortez uygulamasıyla benzer etkilerinden dolayı adölesan dönemde egzersize zaman ayıramayan, yapmak istemeyen, egzersizin kontraendike olduğu durumlarda ya da düzenli kliniğe gelip gidemeyen bireyler için korse akut olarak düşünülebilir. Anahtar kelime: Adölesan, Kifoz, Postür egzersizi, Omuz retraksiyon ortezi

DuruşEgzersiz tedavisiEgzersiz testi+5
Tansu Güney
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda egzersiz sonrası kalp hızındaki düzelmenin değerlendirilmesi

Kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda kardiyovasküler hastalık riski artmıştır ve bu hastalarda mortalitenin en önemli nedeni kardiyovasküler hastalıklardır. Egzersiz sonrası kalp hızı toparlanma indeksi, kardiyak otonomik disfonksiyonu göstermede ve mortaliteyi öngörmede son yıllarda öne çıkan ve üzerinde pek çok çalışma yapılan bir tekniktir. KBY'li hastalarda kardiyak otonomik disfonksiyon varlığını egzersiz sonrası kalp hızı toparlanma indeksi üzerinden göstermeyi hedeflediğimiz bu çalışmaya Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi İç Hastalıkları ve Nefroloji polikliniklerine başvuran veya Nefroloji servisinde yatmakta olan evre 1-4 KBY'si olan 120 hasta alındı. Hastanemize başvuran ve herhangi bir sağlık problemi saptanmayan 30 olgu kontrol grubu olarak belirlendi. Hasta grubu her evreden 30'ar kişi olacak şekilde gruplandırıldı. Hasta ve kontrol grupları öykü, fizik muayene, EKG ve ekokardiyografi ile herhangi bir kardiyak hastalıklarının olmadığı tesbit edildikten sonra Bruce protokolüne göre egzersiz stres teste alındı. Egzersiz sonrası 1, 2, 3 ve 5. dakikadaki kalp hızı toparlanma indeksleri değerlendirildi. Çalışmada evre 3 ve 4 KBY'li hasta grubunda HRR'nin 1, 2, 3 ve 5. dakika ortalamaları ve evre 2 KBY'li hasta grubunda HRR'nin 1 ve 5. dakika ortalamaları kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha düşük bulundu. Evreler arasında yaptığımız kıyaslamada evre 4'ün tüm HRR fazlarında evre 1'e göre daha düşük HRR değerlerine sahip olduğu gösterildi. Ayrıca; GFR ile HRR 1, 2, 3 ve 5. dakika ortalamaları arasında korelasyon olduğu gösterildi. Bu veriler doğrultusunda; KBY'nin erken evrelerinden itibaren kardiyak otonomik disfonksiyonun başladığı, ileri evrelerde bu disfonksiyonun daha belirgin hale geldiği ve dereceli egzersiz sonrası kalp hızı düzelme indekslerinin kardiyak otonomik disfonksiyonun bir göstergesi olarak KBY'li hastalarda kullanılabileceği söylenebilir. Ancak bu yöntemin klinikte rutin kullanımı için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Elde ettiğimiz sonuçlar konuyla ilgili literatür bilgisine ve ileride yapılacak yeni çalışmalara katkı sağlayacaktır.

Böbrek hastalıklarıBöbrek yetmezliğiBöbrek yetmezliği-kronik+5
Emre Ali Acar
Manisa Celal Bayar University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Koroner anjiografisi normal olan bireylerde egzersiz stres testi, miyokard perfüzyon sintigrafisi ve koroner akım özelliklerinin karşılaştırılması

Bu retrospektif çalışmada, normal koroner anjiyografiye sahip 165 hastada koroner akım özellikleri araştırıldı. EST ve MPS tetkiklerine yapılmış olan tüm hastalarda bu test sonuçlarının özgüllük, duyarlılık , (+) ve (-) kestirim değerleri ile tanı duyarlılığı araştırılmıştır. Çalışmada EST, MPS, TFC sonuçları ve major koroner risk faktörleri arasındaki ilişki araştırılmıştır.Başka merkez ve laboratuvarlarda yapılmış tetkikler ve/veya koroner anjiografisi bulunanlar, sol ventrikül sistolik disfonksiyonu (LVEF<%40), ciddi kalp kapak hastalığı, hemodinamik olarak anlamlı aritmi, kontrolsüz hipertansiyon, malignite, daha önce revaskülarizasyon öyküsü bulunanlar, kardiyomiyopati, akut koroner sendrom, ciddi kronik böbrek yetmezliği (serum Kr>2.0 ml/dk), karaciğer, renal ve tiroid fonksiyon bozukluğu olanlar, gebelik, sol ventrikül konsantrik hipertrofisi olan hastalar çalışma dışında bırakılmıştırSonuçta; koroner anjiyografi ile normal koroner arterler saptanan hastaların; %27,9'da KSX, %29,1'de YKA ve yaklaşık %10'da her iki patolojik sürecin birlikte bulunduğu mikrovasküler angina nedenleri saptanmıştır.Bu hasta gruplarında EST ve MPS'nin tanı değerleri benzerdir. Yavaş koroner akım bulunan hastalarda EKG'de daha fazla iskemik bulgu olduğu ve daha fazla risk faktörü bulunduğu saptanmıştır.Özellikle mikrovasküler angina nedeni olabilecek bu hasta gruplarının tedavisiz kalmamaları ve takiplerinin gelecek dönem artmış kardiyovasküler riskleri gözönünde bulundurularak daha özenli yapılması uygun olacaktır.

AnjiyografiEgzersizEgzersiz testi+4
Mahmut Acar
Manisa Celal Bayar University
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Obstrüktif uyku apne sendromlu hastalarda pozitif hava yolu basıncı tedavisinin kardiyopulmoner egzersiz testine etkileri

Obstruktif uyku apnesi sendromu (OUAS) erişkin popülasyonda sık görülen, kardiyovasküler başta olmak üzere birçok önemli komplikasyona neden olabilen klinik bir tablodur. OUAS'lu hipertansif hastalarda pozitif hava yolu basıncı (PAP) tedavisi ortalama kan basıncı değerlerini ve kalp hızını azaltır. Sağ ve sol ventrikül fonksiyonunu düzeltir, pulmoner arter basıncını düşürür. Biz bu çalışmada OUAS hastalarında pozitif hava yolu basıncı tedavisi ile kardiyopulmoner egzersiz kapasitesindeki olası değişiklikleri incelemeyi hedefledik.Çalışmaya polisomnografi ile OUAS tanısı konularak PAP tedavisi önerilen 65 uyku kliniği hastası dahil edildi. On sekiz yaşından büyük, tespit edilen obstrüktif veya restriktif akciğer hastalığı olmayan, kalp yetmezliği hastalığı olmayan, bisiklet kullanmayı engelleyecek ortopedik sorunu olmayan hastalar çalışmaya alındı.Olgularda, tanı anında ve en az 4 hafta sonra bisiklet ergometrisi kullanılarak, kardiyopulmoner egzersiz kapasiteleri araştırıldı. Karbondioksit üretimi (VCO2), oksijen tüketimi (VO2), anaerobik eşik (AT), kardiyak ritim (HR), tidal volum (VT), HR-VO2 ilişkisi, VE/VCO2, VE/VO2, iş yükü (WR), nabız rezervi (HRR), solunum rezervi(RR), oksijen pulse, dakika ventilasyonu (VE) parametreleri değerlendirildi.Hastalar 4 hafta sonra yapılan kontrollerde PAP tedavisine uyuma göre gruplandırıldı ve istatistiksel analizler bu 2 grup arasında yapıldı. Olguların 57 (%87.7)' si erkek, yaş ortalaması 45.29±10.57 yıl'dı. AHİ ortalaması 38.02±23.19 olay/saat, VKİ ortalaması 31.72±4.87 kg/m2 olarak tespit edildi.Gruplar arasında yaş bakımından anlamlı farklılık görüldü (p=0.006). Bu yüzden yaşa göre düzeltilmiş verilerin analizinde tekrarlanan ölçümlü varyans analizi kullanıldı.VO2 max/kg cihaz kullanan (n=33) grupta korunurken (22.52±6.62 ml/dk/kg, 21.32±5.26 ml/dk/kg; p=0.111), cihaz kullanmayan (n=32) grupta VO2 max'ın (21.31±5.66 ml/dk/kg, 19.92±5.40 ml/dk/kg; p=0.050) düştüğü saptandı.İş yükü yüzdelerine (WR%) bakıldığında PAP tedavisine uyumlu grupta ortalama 84.03±16.31 iken tedavi sonrası 85.03±14.60'a çıktığı saptandı. Tedaviye uyumsuz grupta ise ortalama 79.56±17.86 iken kontrolde 77.06±17.76'ya düştüğü saptandı (p=0.041).Anaerobik eşikteki VE/VCO2 oranında cihaz kullanan grupta ortalama 28.42'den 27.36'ya gerileme, diğer grupta ortalama 27.41'den 27.81'e yükselme görüldü (p=0.033).Sonuç olarak, OUAS'lularda egzersiz kapasitesindeki düşüş 4 haftalık PAP tedavisi önlendi. AT'de VE/VCO2'deki değişiklikler, OUAS'lulardaki patofizyolojik değişikliklerin PAP tedavisi ile tersine dönerek kardiyak fonksiyonlarda iyileşme ve ölü boşluk ventilasyonunu ve/veya pulmoner arter basıncını azaltarak daha efektif ventilasyona yol açabileceği izlenimini vermektedir.

Egzersiz testiOksijen tüketimiPozitif basınç solunumu+4
İlker Özsaraç
Gaziantep University
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yaz spor okullarının 10 – 12 yaş grubu çocukların fiziksel gelişimleri üzerine etkileri ve beslenme bilgi düzeyleri

Bu çalışma yaz spor okullarının 10-12 yaş grubu çocukların fiziksel gelişimleri üzerine etkileri ve beslenme bilgi düzeylerinin araştırılması ve incelenmesi amacı ile yapılmıştır. Bu çalışmada, 2013 yaz döneminde Şehitkâmil Belediye Spor Kulübü Gaziantep Atatürk Spor ve Kültür Merkezi yaz spor okullarına devam eden yaş ortalaması 11,12 yıl, boy ortalaması 145,25 cm, vücut ağırlığı ortalaması 44.57 kg, beden kitle endeksi 21 olan 10-12 yaş grubu 200 gönüllü çocuk dâhil edilmiştir. Fiziksel uygunluk ve antropometrik ölçümler; boy, vücut ağırlığı, dikey sıçrama, anaerobik güç, pençe kuvveti, sırt ve bacak kuvveti, çevre, 30 metre sürat testleri uygulanmıştır. Araştırmada öğrencilerinin beslenme alışkanlığı ve öğrencilerin sosyo-ekonomik durumlarının beslenme alışkanlıklarına etkisinin tespiti anketi uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesi istatistik paket programında yapılmıştır. Tanımlayıcı istatistik olarak, aritmetik ortalama, standart sapma ile frekans ve % kullanılmıştır. Deneklerin ön test ve son test ölçümlerinin karşılaştırılması paired-samples t test ile yapılmıştır. Yapılan istatistiksel bulgulara göre; sırt kuvveti, bacak kuvveti, sağ ve sol el kavrama kuvveti değerlerinde p<0,01 düzeyinde dikey sıçrama değerinde ise p<0,05 düzeyinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. "kahvaltı yapıyor musunuz" 1,76±0,80, "kahvaltıyı ne sıklıkla atlarsınız" 3,31±0,74, "ailenizden harçlık alıyor musunuz" 1,70±0,89, "beslenme için ne kadar harcıyorsun" 2,95±0,88 ve "okul yemeklerinden memnun musunuz" 2,94±1,06 olarak bulunmuştur. Ayrıca, %78,5 inin yiyecekleri yanında getirdikleri, en çok sevilen yiyeceğin %31 ile hepsini severim olduğu, %63,5 inin okul ders programlarındaki beslenme ile ilgili bilgileri yeterli bulduğu, %69,5inin 3 öğün yemek yediği, %71 inin akşam yemeklerini ara sıra atladığı, % 54,5 u okulda yemekhanenin var olduğunu belirttiği sonucu çıkmıştır. Gelişim ve büyüme döneminde bulunan çocukların beslenme bilgi düzeylerinin arttırılması ile birlikte fiziksel aktiviteler ile desteklendiği zaman yetişecek olan nesillerin sağlıklı düşünen ve hareket eden yetişkinler olması kaçınılmaz olabilmektedir. Sonuç olarak, düzenli yapılan spor eğitimi programlarının 10-12 yaş çocuklarında fiziksel parametreler üzerinde olumlu etkileri olduğu söylene bilinir. Bu etki düzeyini bireylerin efor kapasiteleri ile çalışmaların süresi sıklığı ve şiddeti belirli hale getirmiş olabilir. Bu yüzden doğru antrenman norm uygulamaları ile bilinçli beslenme bilgileri verilmesi bireylerin gelişimleri açısından önerilebilir. Anahtar sözcükler: yaz spor okulu, fiziksel uygunluk, beslenme, çocuklar, gelişim.

BeslenmeEgzersiz testiFiziksel gelişme+6
Mustafa Derdin
Düzce University · Institute of Health Sciences
2014
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

6 dakika yürüme testi mesafesinin koşullama ile değişiminin değerlendirilmesi

Pulmoner hipertansiyon (PH), pulmoner arter basıncında ve pulmoner vasküler dirençte artışla karakterize, sağ kalp yetmezliği ve ölüme yol açan progresif bir hastalıktır. Egzersiz intoleransı pulmoner hipertansiyonun (PH) esas özelliğidir. PH'li hastalarda egzersiz kapasitesinin değerlendirilmesinde, altı dakika yürüme testi (6DYT) yaygın olarak kullanılmaktadır. Altı dakika yürüme testi mesafesi (6DYM), PH'de esas klinik sonuç ölçümü olarak belirlenmiş ve yeni PH tedavileri için yapılan pek çok çalışmada primer son nokta olarak kullanılmıştır. Aynı zamanda prognostik öneme sahiptir, prognozun iyi bir göstergesidir. PH'de bu denli önemli bir yeri olan 6 dakika yürüme testinin duyarlılığına ve nesnelliğine etki eden birçok çevresel ve kişiye ait faktör bulunmaktadır. Çalışmanın amacı 6 dakika yürüme testi mesafesinin koşullama ile anlamlı bir değişime uğrayıp uğramayacağını araştırmaktır. Çalışmaya Fırat Üniversitesi Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Polikliniği'ne Ağustos 2019 – Eylül 2019 tarihleri arasında başvurmuş Grup I-IV Pulmoner Hipertansiyonlu 50 hasta dahil edilmiştir. Bu hastalar rastgele ikişerli gruplara ayrıştırıldı ve bu ikili gruptaki hastalara önce tek tek sonrada iki hastaya aynı anda 2002 Amerikan Toraks Derneği (ATS) konsensusuna uygun şekilde 6 dakika yürüme testi yapıldı. Hastalara yapılan 6 dakika yürüme testi sonuçları incelendiğinde çalışmaya dahil edilen 50 hastanın tek tek yürüdükleri birinci testin sonunda yürüdükleri ortalama mesafe 348,8±97,7 m olarak izlenirken iki kişinin aynı anda yürüdüğü ikinci testin sonunda yürüdükleri ortalama mesafe 381,4±95,3 m olarak izlendi. İkinci yürüme testinde ilk teste göre ortalama 32,6 metre yani %9,3 bir mesafe artışı izlendi. Ve bu artış istatiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,01). Bu çalışmada koşullandırmanın hastaların performansını arttırdığı ve yürüme mesafesinde artış sağlandığı gözlenmiştir. Çalışmanın sonucunda 6 dakika yürüme testinin duyarlılığını ve nesnelliğini arttırmak için koşullandırmanın kullanılabileceği ortaya konulmuştur.

EgzersizEgzersiz testiHipertansiyon-pulmoner+3
İsmail Polat
Fırat University
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Vitamin D eksikliğinde alt ekstremite izokinetik kas güçleri ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

ÖZETGünümüzde Vitamin D eksikliği nerdeyse epidemi niteliğini kazanmıştır. Vitamin D kas ve iskelet sistemleri yanında diğer birçok sistemde de hayati fonksiyona sahiptir. Osteomalazideki kas güçsüzlüğü kas metabolizmasınınbozulmasındandır ve Vitamin D tedavisine yanıt verir. Bu çalışmada Vitamin D eksikliğinin alt ekstremite proksimal kas güçleri ile dayanıklılığı etkileyip etkilemediğini araştırmak ve Vitamin D eksikliğinin yaşam kalitesi üzerine etkilerini incelemek amaçlandı. Çalışmaya Vitamin D düzeyi ?12 ng/mL 32 kontrol ve <12 ng/mL olan 32 hasta alındı. Tüm katılımcılarda WHOQOL-BREF ile yaşam kalitesi değerlendirilirken kas-iskelet sistemi performansının niceliksel ve objektif ölçümüne olanak sağlayan izokinetik test ile diz kaslarının kuvveti ve yorgunluk indeksi değerlendirildi. Katılımcılardan Vitamin D seviyesi <12 ng/mL olan grupta 6 DYT mesafesi ve WHOQOL-BREF ölçeğine göre psikolojik ve sosyal alanlarda skorlar daha düşüktü (p<0.05). İstatistiksel olarak anlamlı olmamakla birlikte diz çevresi izokinetik kas güçleri diğer gruba göre daha düşük, yorgunluk indeks değeri daha yüksek bulundu. İzokinetik cihazla ölçülen kas güçleri ve yorgunluk indeks değerinde anlamlı fark olmayışının nedenleri olarak katılımcıların çoğunun genç yaşta olması, cihaza yeterince uyum sağlayamamaları ve ölçüm yönteminin hassasiyetinin yeterli olmayabileceği düşünüldü. Bu bulgular ışığında, Vitamin D eksikliğinin yaşam kalitesinde bozulmaya ve fonksiyonel kapasitede azalmaya neden olduğu sonucuna varıldı..

Anemi-demir eksikliğiEgzersiz testiKas kuvveti+3
Mustafa Cengiz
Gazi University
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

İlköğretim okulu ikinci kademe 6,7 ve 8. sınıf öğrencilerine yönelik fiziksel uygunluk test bataryası güvenilirlik çalışması

Bu çalışmanın amacı, ilköğretim ikinci kademe öğrencilerine yönelik fiziksel uygunluk test bataryası protokolünün güvenilirliğinin tespit edilmesidir.Araştırmaya, ilk ve ikinci ölçümlerin tamamına 252 kız, 260 erkek toplam 512 öğrenci katılmıştır. İlköğretim ikinci kademe öğrencilerine yönelik fiziksel uygunluk test bataryası; 20 metre sürat koşusu, V Otur-Uzan testi, 30 saniye şınav testi, 30 saniye mekik testi ve 1600 metre koş-yürü dayanıklılık tesinden oluşmaktadır.İlgili yaş grubu öğrencilerinden elde edilen veriler bütün istatistiklerde sınıflara ve yaşlara göre ayrı ayrı analiz edildi. Test bataryasında uygulanan birinci ve ikinci ölçümlerdeki bütün alt testlerin sınıflararası (r) ve sınıfiçi (R) güvenilirlik katsayıları hesaplandıFizksel uygunluk test bataryasını oluşturan testlerin birinci ve ikinci ölçümleri arasındaki sınıf içi güvenilirlik katsayıları (R) VKİ ölçümlerinde; erkek öğrencilerde R=0,99, kız öğrencilerde R=0,99 ve toplamda R=0,99 olarak, V otur-uzan testinde; erkek öğrencilerde R=0,96, kız öğrencilerde R=0,96 ve toplamda R=0,96 olarak, 30 saniye mekik testinde; erkek öğrencilerde R=0,89, kız öğrencilerde R=0,93 ve toplamda R=0,93 olarak, 30 saniye şınav testinde; erkek öğrencilerde R=0,91, kız öğrencilerde R=0,93 ve toplamda R=0,93 olarak, 20 metre hız koşusu testinde; erkeklerde R=0,83, kızlarda R=0,88, toplamda R=0,87 olarak, 1600 metre dayanıklılık koşusu testinde; erkekle öğrencilerde R=0,93, kız öğrencilerde R=0,94 ve toplamda R=0,94 olarak tespit edilmiştir. Çalışmada sınıflararası güvenilirlik katsayıları (r) VKİ ölçümlerinde; erkek öğrencilerde r=0,99, kız öğrencilerde r=0,99 ve toplamda r=0,99 olarak, V otur-uzan testinde; erkek öğrencilerde r=0,93, kız öğrencilerde r=0,93 ve toplamda r=0,93 olarak, 30 saniye mekik testinde; erkek öğrencilerde r=0,80, kız öğrencilerde r=0,88 ve toplamda r=0,86 olarak, 30 saniye şınav testinde; erkek öğrencilerde r=0,84, kız öğrencilerde r=0,87 ve toplamda r=0,88 olarak, 20 metre hız koşusu testinde; erkeklerde R=0,71, kızlarda R=0,79,toplamda R=0,78 olarak, 1600 metre dayanıklılık koşusu testinde; erkekle öğrencilerde r=0,86,kız öğrencilerde r=0,89 ve toplamda r=0,89 olarak tespit edilmiştir.İlköğretim ikinci kademe 6,7 ve 8. sınıf öğrencilerine yönelik fiziksel uygunluk test bataryasının çok (multivariate) güvenilirliğinin yüksek olduğu, sınıflararası ve sınıf içi güvenilirlik katsayısının ortadan yükseğe kadar değiştiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak bu test bataryasının ilköğretim ikinci kademe öğrencileri için uygulanabilir bir fiziksel uygunluk test bataryası olduğu söylenebilir.

Egzersiz testiGüvenilirlikSpor+1
Serdar Uslu
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Egzersiz sırasında anaerobik eşik ve solunum kompanzasyon parametrelerinin akciğer gaz değişim performansları üzerine etkilerinin belirlenmesi

Artan yüke karşı yapılan egzersiz testi aerobik fitnes değerlendirilmesinde sıklıkla kullanılmaktadır. Aerobik-anaerobik metabolizma değişim bölgesini tanımlayan anaerobik eşik (AE) ve egzersiz hiperventilasyonun başladığı nokta olan solunum kompanzasyon noktası (SKN) bireylerin solunum (VE), O2 alımı (VO2) ve CO2 atılımı (VCO2) gibi sistem fonksiyonlarının değerlendirilmesinde kullanılan iki önemli kriterdir. Artan yüke karşı yapılan egzersiz testi sırasında VE/VO2 ve VE/VCO2 arasındaki ilişki ventilasyon, perfüzyon ve solunumun etkinliği ile ilgili önemli prognostik bilgi sağlamaktadır. Bu çalışmada optimal solunum etkinliğini belirlemek için artan yüke karşı yapılan egzersiz testleri ve sabit yük egzersiz testleri sırasındaki VE ile VO2 ve VE ile VCO2 arasındaki ilişki karşılaştırmalı olarak incelendi. Toplam 11 erkek denek elektromanyetik bisiklet ergometre ile artan yükse karşı yapılan egzersiz testine (15 Wdk) katılarak AE, SKN ve maksimal egzersiz kapasiteleri belirlendi. Bundan sonra her denek iş gücü AE nin %25 altı (W<%25AE), AE de (WAE) ve SKN'de olmak üzere 3 tane sabit yük egzersiz testine katıldılar. Egzersiz sırasında solunum ve gaz değişim parametreleri solunumdan solunuma gaz analizörü ile ölçüldü. AE V-slope metodu ile ölçüldü. Artan yüke karşı yapılan egzersiz testi sırasında en düşük VE/VO2 (26.2±0.9) ve VE/VCO2 (25.7±0.8) değerleri AE de bulundu. Buna karşılık sabit yük egzersiz testlerinde VE/VO2 değerleri 26.4±0.7 (W<%25AE) 29.1±0.9 (WAE ) 30.8±1.2 (WSKN) ve VE/VCO2 değerleri 27.3±0.5 (W<%25AE) 29.2±0.8 (WAE) 31.8±1.2 (WSKN) sistematik olarak yüksek bulundular. Fakat sabit yük testlerinin ilk 4 dakikası içinde en düşük VE/VO2 (21.5±0.7, 23.3±0.9 ve 22.2±1.0) ve VE/VCO2 (25.1±0.5, 25.0±0.5 ve 25.4±0.7) değerleri artan yüke karşı yapılan test ile benzer bulundular. Sonuç olarak VE/VO2 ve VE/VCO2 maksimal efor sarf edilmeden kolaylıkla sabit yük egzersiz testi ile de ölçülebilmektedir. Anahtar Kelimeler: Anaerobik Eşik, Solunum Kompanzasyon Noktası, Aerobik Fitnes, Egzersiz Testi

Anaerobik eşikEgzersizEgzersiz testi+3
Fethi Ahmet Uğur
Fırat University · Institute of Health Sciences
2016
10
DoctorateOpen AccessTR

Artan yüke karşı egzersiz testinin anaerobik eşik altı ve üstü bölgelerinde akciğer gaz değişimi parametrelerinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı; antrenmanlı ve antrenmansız bireylerde yapılan artan yüke karşı egzersiz testinin anaerobik eşik altı ve üstü bölgelerinde solunum (VE), O2 alımı (VO2) ve CO2 atılımı (VCO2) arasındaki ilişkilerin karşılaştırmalı olarak belirlenmesidir. Çalışmada, sedanter (n=10) ve antrenmanlı (n=10) bireylerde şiddeti düzenli olarak artan yüke karşı egzersiz testi uygulandı. Solunum gaz değişim parametreleri; gaz analizör sistemi kullanılarak solunumdan solunuma tespit edildi. Solunum parametreleri türbin hacimli transdüser kullanılarak değerlendirildi. Kardiyak cevabı değerlendirmek için 12 derivasyonlu elektrokardiyografi kullanıldı. Anaerobik eşik (AE) V-slope metodu kullanılarak tespit edildi. Veriler Mann-Whitney U testi kullanılarak analiz edildi. 26±0.9 sporcularda 27.5±0.7 VE/VCO2 değerleri ısınma döneminde sedanterlerde 32±1.6 ve sporcular da 32±0.6; AE bölgesinde sedanterlerde 26±1 ve sporcularda 26.5±0.7; SKN'de sedanterlerde 26±0.9 sporcularda 27.5±0.7 maksimalde de sedanterlerde 30±1.3 sporcularda ise 30±1.1 olarak bulunmuş gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlılık bulunmamıştır. (P>0.05). Sonuç olarak; solunum, O2 alımı, CO2 atılımı, iş güçleri farklı olmasına rağmen sporcu ve sedanterler arasında 25-27 seviyelerde olup fark bulunmamaktadır. Bu VE/VCO2 değerlerin artması hastalık belirtisi olarak kullanılmaktadır fakat alt seviyelere düşüklüğü sağlamlılık derecesi olarak kullanılmamaktadır.

Anaerobik güçEgzersizEgzersiz testi+5
Çağrı Özdenk
Fırat University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Antrenmanlı bireylerde artan egzersiz testi sırasında kardiyorespiratuvar ve metabolik sistemlerin aerobik ve anaerobik egzersiz bölgeleri cevaplarının karşılaştırılarak belirlenmesi

Aerobik fitnesin belirlenmesi klinik tıp bilimlerinde önemli bir konudur. Bu çalışmanın amacı; şiddeti düzenli olarak artan egzersiz testi sırasında, aerobik ve anaerobik bölgedeki cevapların kardiyorespiratuar ve metabolik sistemlerde karşılaştırılmalı olarak değerlendirilmesidir.Etik kurul tarafından onaylanan imzalı bilgilendirilmiş onam formu alındıktan sonra 24 antrenmanlı erkek denek elektromanyetik bisiklet ergometre kullanarak tolerans edebilecekleri yüke kadar şiddeti düzenli olarak artan yüke karşı yapılan egzersiz testini (15 W/dk) gerçekleştirdi. Solunum gaz değişim parametreleri; gaz analizör sistemi kullanılarak solunumdan solunuma tespit edildi. Solunum parametreleri türbin hacimli transdüser kullanılarak değerlendirildi. Kardiyak cevabı değerlendirmek için 12 derivasyonlu EKG (elektrokardiyografi) kullanıldı. Anaerobik eşik (AE) V-slope methodu kullanılarak tespit edildi. Veriler eşleştirilmiş t testi kullanılarak analiz edildi.Maksimal egzersiz kapasitesi, AE'de iş gücü, maksimal oksijen (O2) alınımı (VO2max) ve vücut ağırlığı için VO2max sırasıyla; 232.7±30 W, 156.2±24 W, 2931±317 ml/dk ve 42.8±6.6 ml/kg/dk olarak bulundu. Şiddeti düzenli olarak artan yüke karşı yapılan egzersiz testi sırasında aerobik bölge cevabında; egzersiz kapasitesi ve her kilogram başına VO2, anaerobik bölgeden anlamlı olarak yüksek bulundu: 136.2 ? 25 W ve 21 ml/dk/kg buna karşılık 76.4 ? 19 W ve 11 ml/dk/kg (p<0.05).Şiddeti düzenli olarak artan egzersiz testi sırasında kardiyorespiratuvar ve metabolik cevabın belirlenmesi; sistemlerin kapasitesi hakkında önemli bilgiler sağlayabilir. Bununla birlikte şiddeti düzenli olarak artan egzersiz testinin aerobik ve anaerobik bölgelerinin değerlendirilmesi çok daha hassas bilgiler sağlayacaktır. Sonuç olarak, antrenmanlı bireylerden elde edilen veriler; hastalar, sedanter ve yüksek antrenmanlı bireyler ile ilgili gelecek çalışmalar için referans değerleri olacaktır.Anahtar Kelimeler: Egzersiz Testi, VO2, Kalp Atım Hızı, Anaerobik Eşik, Aerobik Fitnes.

Aerobik güçAnaerobik eşikAntrenman+3
Nida Aslan
Fırat University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

13-14 yaş boksörlerde 8 haftalık kamp eğitiminin bazı fiziksel uygunluk, fizyolojik ve antropometrik özelliklerine etkisi

1.ÖZETPerformansın üst düzeyde olabilmesi için günümüz sporcularının üstün performansları birçok fizyolojik, psikolojik ve biyomekaniksel etkenlerin bir bütünü olarak nitelendirilir. Bu çalışmanın amacı; 13-14 yaşarası erkek boksörlerde 8 haftalık Boks kamp programının bazı Fiziksel, Fizyolojik ve antropometrik değerleri üzerine etkisinin araştırılmasıdır.Araştırma materyalini 2011 yılında kastamonuda yapılan kamp programına katılan 13-14 yaşlarındaki Yıldız Erkekler Boks Millî Takımından toplam 24 boksör oluşturmuştur. Çalışmaya katılan antrenman grubuna Boks Federasyonu tarafından belirlenen 8 haftalık antrenman programı uygulanmıştır. Kampın başlangıcında ve bitiminde sporculardan Yaş, Boy, Kilo, Spor Yaşı, Vücut Yağ Oranı, Beden kitle İndeksi, Dikey sıçrama, Esneklik, Sağ El pençe kuvveti, Sol el pençe Kuvveti, Sırt kuvveti,Bacak kuvveti, Durarak uzun atlama, Aerobik güç,Anaerobik güç,İstirahat ve Yorgunluk nabız değerleri ile Antropometrik ölçümlerden Biseps çevresi, Bacak çevresi, Omuz çevresi, Göğüs çevresi, Bel çevreleri alınmıştır. Ön test-son test modeli uygulanmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız t-Test uygulanmıştır. Analizde Windows için SPSS 15.0 paket programı kullanılmış ve anlamlılık düzeyi P<0.05 olarak alınmıştır.Araştırma grubunu oluşturan sporcuların en küçüğü 13 en büyüğü 14 yaşında olup, oluşan yaş ortalaması 13,56'dır. Boy ortalaması 149,72 cm olarak tespit edilmiştir. Spor yaşları ortalaması 4,08 yaş olarak tespit edilmiştir.Kilo değerinde ölçümler arasında istatistiksel bir fark bulunmamakla birliktevücut yağ oranlarında ölçümler arası önemli farklılık vardır. (P<0,05).Sağ el kavrama kuvvetinde farklılıklar tespit edilmiştir (P<0,05).Sol el kavrama kuvveti, sırt kuvveti, bacak kuvveti vedurarak uzun atlama açısından ölçümler arasında anlamlı fark yoktur (P>0,05).Esneklik, anaerobik güç,istirahat ve yorgunluk nabız değerleri arasındaki fark istatistiksel olarak önemli değildir (P>0,05).Dikey sıçrama, aerobik güç parametresinde ölçümler arasındaki farklılık istatistiksel olarak önemlidir (P<0,05).Araştırma sonuçlarına göre araştırma gurubunu oluşturan boksörlerin uzun boylu, zayıf, düşükyağ yüzdeli, ince ve narin vücut yapısına sahip olduğu ortaya çıkmaktadır. Diğer spor branşlarıyla olan farklılıkların, branşların farklı vücut yapısıyla olan fiziksel ve fizyolojik durumlarıyla açıklanabilir. Ayrıca beslenme durumu,farklı antrenman durumu, bazı branşlardaki farklı ırksal özelliklerin de bu duruma etkisinin olduğu düşünülebilir.Araştırma grubuna uygulanan program sonunda bazı fiziksel ve fizyolojik değişiklikler meydana gelmiştir.Antropometrik olarak ölçümler arasında farklılık olmamasının sebebi çevre gelişimlerinde kısa sürede fark oluşmamasından ve antrenman tipinin çevre gelişimine yönelik olmamasından kaynaklanmaktadır.Ulusal ve uluslararası başarıların elde edilebilmesi için mevcut yetenek seçimi kriterine göre normların oluşturulmalı, eksik kalan parametrelere göre uygun süreli ve uygun yüklenmeli antrenman programı yapılmalı ve sporcuların hem fiziksel hemde fizyolojik gelişimleri sağlanmalıdır.Anahtar Kelime: boks, fiziksel uygunluk, antropometrik özellik, fizyolojik gelişim

AntrenmanAntropometrik parametrelerBoks+4
Yakup Kılıç
Fırat University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı yoğunluktaki sabit yük egzersiz testlerinin vücut metabolizması ve substrat kullanımları üzerine etkilerinin belirlenmesi

Vücut substrat kullanımında uygun yağ yakım bölgesini belirlemek için 5 farklı sabit yük egzersiz testi karşılaştırılmalı olarak incelendi. Yedi sedanter erkek denek lokal etik komite iznini okuyup imzaladıktan sonra çalışmaya katıldılar. Başlangıçta denekler anaerobik eşik (AE), solunum kompanzasyon noktası (SKN) ve maksimal egzesiz kapasitesinin (Wmax) belirlenmesi için bisiklet ergometre ile artan yüke karşı yapılan egzersiz testine (15 W/dk) katıldılar. Sonra her denek 5 farklı sabit yük egzersiz tesine katıldılar (30 dk): AE'nin %25 altı, AE' de, SKN' de, AE'nin %25 üstünde ve AE'nin %100 üstünde. Solunum ve pulmoner gaz değişim parametreleri nefesten-nefese değerlendirildi. Metabolik değişim solunum katsayısı (RQ) ile belirlendi. AE ve SKN V-Slope ve diğer konvensiyonel metotlar ile belirlendi. Verilerin analizinde Paired Resti kullanılmıştır. Yağ oksidasyon oranı SKN de (0.917±0.04), AE'nin %25 altı (0.952±0.01) ve AE'ye (0.950±0.02) göre daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). RQ, AE'nin %25 üstü (1.046±0.03) ve AE'nin %100 üstü (1.530±0.09) iş güçlerinde düzenli olarak arttı.Egzersiz yoğunluğu arttıkça (AE'nin % 25 altından AE'ye ve SKN'ye) yağ oksidasyonunun artmasına neden olmaktır. Ama SKN'nin üstündeki iş gücü artışı anaerobik glikoliz sayesinde karbonhidrat oksidasyonunun artışıyla sonuçlanmaktadır. SKN'de yapılan iş gücüdeki yağ oksidasyonunun artışı, klinik bilimleri için önemli bir egzersiz protokolüdür.Anahtar Kelimeler: Egzersiz Testi, Metabolizma, Anaerobik Eşik, Solunum Katsayısı.

Anaerobik eşikEgzersizEgzersiz testi+3
Seda Uğraş
Fırat University · Institute of Health Sciences
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hipotiroidili hastalarda kas kuvveti ve yorgunluk derecesinin izokinetik test ile değerlendirilmesi

Bu çalısmada; yeni tanı almıs hipotiroidi hastalarınnın diz kaslarının kuvvet veyorgunluk dercesi, izokinetik dinamometre ile ölçülüp, sağlıklı kontrol grubu ilekarsılastırılması amaçlanmıstır.Çalısmamıza, labaratuar olarak subklinik hipotiroidi tanısı alan 30, asikar hipotiroiditanısı alan 20 hasta ve herhangi bir hastalığı olmayan 30 sağlıklı gönüllü dahil edildi.Yorgunluğun siddetini belirlemek için VAS (Visual Analogue Scale) kullanıldı. ?zokinetikdinamometre (Cybex NORM) ölçümleri ile 60°/sn ve 180°/sn'lik açısal hızda diz fleksiyon veekstansiyon pik torkları, 180°/sn'lik açısal hızda toplam is değerini ölçmeyi sağlayan testyapıldı.Asikar hipotiroidi grubunda saptanan VAS değeri ortalaması subklinik hipotiroidigrubuna göre daha yüksekti ve bu fark istatistiksel olarak anlamlıydı. ?zokinetik dinamometre(Cybex NORM) ölçümleriyle değerlendirilen tüm paremetrelerde; hasta grupları ve kontrolgrubu arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmasına rağmen, asikar hipotiroidi ilesubklinik hipotiroidi grubu arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi.Sonuç olarak; hipotiroidinin miyopatiye neden olduğu uzun süredir bilinmesinerağmen, literatürde bugüne kadar izokinetik dinamometre ile asikar ve subklinikhipotiroidinin kontrollü karsılastırıldığı çalısma bulunmamaktadır. Çalısmamızda asikarhipotiroidi ve subklinik hipotiroidi grubundaki hastaların kas kuvvet ve enduranslarınınkontrol grubuna göre düsük bulunmasıyla birlikte subklinik ve asikar hipotiroidili hastalararasında fark olmaması miyopatinin hipotiroidinin erken evrelerinde ortaya çıktığını ve tanıanında değerlendirilmesi gereken bir durum olduğunu düsündürmektedir.

DizEgzersiz testiHipotiroidizm+3
Mehmet Kerem Uzun
Gazi University
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Atorvastatin kullanan hastalarda kas performansının izokinetik test ile değerlendirilmesi

Statinler LDL-kolesterol seviyesinin düşürülmesi için yaygın olarakkullanılırlar. Etkilerini endoplazmik retikulumda bulunan ve endojen kolesterolsentezinin düzenlenmesinde rol oynayan 3-hidroksi-3-metilglutaril koenzim Aredüktaz (HMG CoA) enzimini inhibe ederek gösterirler. En önemli iki yan etkihepatotoksisite ve miyopatidir. Miyopati çok nadir görülür ve yaygın kas ağrıları,yorgunluk, serum kreatin fosfokinaz düzeylerinde artma ile karakterizedir.Miyopati gelişmesine rağmen ilaç alınmaya devam edilirse mortalitesi yüksekolan rabdomyoliz gelişebilir.Bu çalışmada statin kullanımına bağlı olarak kas kuvvetinin ne dereceetkilendiği ve olası miyopatinin derecesinin kantitatif olarak gösterilmesiamaçlanmıştır. Bu çalışmada 3 ay süreyle 20 mg/gün atorvastatin kullanan 26hastada tedavi öncesi ve sonrasında görsel ağrı skoru ile kuvvetsizlik hissi, serumkreatin fosfokinaz seviyeleri, kas-iskelet sistemi performansının niceliksel veobjektif ölçümüne olanak sağlayan izokinetik test ile diz kaslarının kuvvetideğerlendirildi.Sonuçta iki hastada tedavi sonrasında miyalji semptomu gözlenirken birhastada asemptomatik serum kreatin fosfokinaz yüksekliği gözlendi. Hastalarıntedavi öncesi ve sonrası görsel ağrı skorları ile serum kreatin fosfokinaz düzeyleriarasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı. Ayrıca tedavi sonrasıserum kreatin fosfokinaz düzeyleri ile görsel ağrı skorları arasında korelasyonyoktu. 60°/s hızda elde edilen fleksiyon ve ekstansiyon pik tork değerleri ile45180°/s hızda fleksiyon ve ekstansiyonda elde edilen total iş değerleri tedavisonrasında, tedavi öncesine göre anlamlı derecede azalmıştı. 180°/s hızdafleksiyon ve ekstansiyonda elde edilen pik tork değerleri arasında ise anlamlıfarklılık yoktu. Biz bunun statin tedavisine bağlı olarak mitokondriyalfosforilasyonun bozulması ve enerji üretiminde asıl olarak oksidatif yolu kullanantip 1 ve tip 2a kas liflerinin etkilenmesine bağlı olabileceğini düşündük.Sonuç olarak bu çalışmada 3 ay süreyle 20 mg/gün atorvastatinkullanımının klinik olarak belirgin miyopatiye ve serum kreatin fosfokinazdüzeylerinde yükselmeye yol açmadan izokinetik kas güçlerinde azalmaya nedenolduğu gösterilmiştir.

Antikolesteremik ajanlarAtorvastatinEgzersiz testi+4
Gökhan Tuna Öztürk
Gazi University
2010
00

Related subjects