Disability

Bu konu başlığı altında 143 tez

Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Septorinoplasti talebiyle başvuran hastaların vücut algısı, yeti yitimi, depresyon ve sosyal fobi açısından değerlendirilmesi

Amaç: Estetik operasyonlar, özellikle fasyal estetik cerrahiler, son yıllarda popüler hale gelen uygulamalardır. Bu cerrahinin uygulanabilirliğine karar verilirken anatomik uygunlukla birlikte dikkat edilmesi gereken bir diğer parametre de psikiyatrik uygunluktur. Psikiyatrik uygunluğu tespit etmek adına daha geniş bir değerlendirme yapmak üzere biz bu çalışmada, septorinoplasti operasyonu başvurusunda bulunan kişilerde vücut algısı, yeti yitimi, depresyon ve sosyal fobi durumunun değerlendirilmesini amaçladık. Yöntem: Çalışmaya Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz polikliniğine 2019-2020 tarihleri arasında başvuran hastalar dahil edildi. Septorinoplasti operasyonu uygulanan 50 hasta vaka grubuna dahil edildi. Burunda şekil bozukluğu şikayeti dışında herhangi bir şikayeti olan ve estetik operasyon planlanmayan 50 hasta kontrol grubuna dahil edildi. Sosyodemografik veri formu, Beck Depresyon Ölçeği, Vücut Algısı Ölçeği, Kısa İşlevsellik Değerlendirme Ölçeği ve Liebowitz Sosyal Fobi Belirtileri Ölçeği 'nden oluşan çalışma formu tüm gönüllüler tarafından dolduruldu. Bulgular: Uygulanan ölçekler değerlendirildiğinde vaka ve kontrol grubu arasında vücut algısı, yeti yitimi, depresyon ve sosyal fobi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamadı. Ölçek sonuçlarının yapılan korelasyon analizinde Beck Depresyon Ölçeği ile Vücut Algısı Ölçeği arasında negatif orta düzey korelasyon, Beck Depresyon Ölçeği ile Liebowitz Sosyal Fobi Belirtileri Ölçeği ve Beck Depresyon Ölçeği ile Kısa İşlevsellik Değerlendirme Ölçeği arasında pozitif orta düzey korelasyon, Vücut Algısı Ölçeği ile Kısa İşlevsellik Değerlendirme Ölçeği arasında negatif orta düzey korelasyon olduğu görüldü. Sonuç: Septorinoplasti talebiyle KBB polikliniğine başvuran hastalar kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, vücut algısı, yeti yitimi, depresyon ve sosyal fobi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmadığı görüldü. Anahtar sözcükler: Septorinoplasti, Vücut dismorfik bozukluğu, Depresyon, Vücut algısı

Beden algısıCerrahi-plastikDepresyon+5
Beyza Gülmez
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Engelli bireylerde motor beceri

Günümüze kadar yapılan çalışmalar incelendiğinde engelli bireylerde motor beceri üzerine çalışma sayısı yeterli düzeyde olmadığı görülmektedir. Bu nedenle engelli bireylerde motor beceri üzerindeki bilimsel olarak açıklanamamıştır. Engelli bireylerde motor beceri üzerine yapılmış çalışmalar incelendiğinde sistematik bir derlemeye rastlanmamıştır. Bu çalışma, engelli bireylerde motor becerinin etkisi ve önemini konusu üzerine yayınlanmış bilimsel çalışmaların sistematik derlemesidir. Konuyla ilgili olarak sistematik derleme yapılırken güncel bilimsel çalışmaların taraması yapılmıştır. Bu tez, sistematik derleme, PRISMA (Preferred Reporting Items for Systematic review and Meta-Analysis) bildirgesine uyarak ortaya konmuştur. Bedensel, Görme, Zihinsel ve İşitme Engelliler gruplarının dışında kalan engel grupları çalışmaya dahil edilmemiştir. PubMed veri tabanında '(motor skill) AND (disabled)" anahtar kelimeleri ile yapılan aramada toplam 3,116 yayın tespit edildi. "Ücretsiz tam metin" sınırlaması yapıldığında sayı 2100'e düşmüş "Randomize-Kontrollü çalışma" ve ''Deneysel Araştırma'' "Review" sınırlamaları eklendikten sonra yapılan aramada toplam 256 sonuç elde edilmiştir. İnsan üzerinde yapılan çalışmalar ve yaş kriteri de dahil edildiğinde sayı 110' a düştü. Bunlardan 90 tane bilimsel çalışma konu dışı olması sebebiyle dışarıda bırakıldı. Geri kalan 20 yayın çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışma sonuçlarına bakıldığında; engelli bireylerde gelişim sürecinin ilk üç yılında motor gelişimin bilişsel gelişim ile ilişki içinde olduğu görülmektedir. Spora katılan ve katılmayan engelli ilkokul çocuklarında motor performans ölçümü sonucunda ve spora katılan çocukların, katılmayan çocuklara kıyasla daha iyi motor performansı gösterdikleri görülmektedir. Engelli bireylerde motor beceri gelişiminin erken tanısının konulması ve motor becerilerde geriliği tespit edilen engelli bireylerde erken eğitim ve egzersiz müdahalelerinin önemli olduğu çalışmamız sonucunda önerilebilir.

Engelli kişilerEngellilikMotor beceriler
Emre Kara
Hitit University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

2018-2021 yılları arasında Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen maluliyet raporlarının retrospektif olarak incelenmesi ve güncel yönetmelik/cetvellere göre yeniden değerlendirilmesi

Maluliyet raporlarının düzenlenmesi Adli Tıp pratiğinde önemli bir yer tutmaktadır. Trafik kazası, iş kazası gibi travmatik olaylara bağlı maluliyet hesabında olayın meydana geldiği tarihe göre farklı yönetmelikler kullanılmaktadır. Bu sebepten dolayı, aynı olay ve aynı yaralanmalara sahip kişiler arasında olay tarihi farklı olduğu için farklı maluliyet oranları hesaplanmaktadır. Bu çalışmada maluliyet hesabında kullanılan bu yönetmelikler incelenerek aralarındaki farkların saptanması ve bu farkların nasıl giderileceği hususunda çözüm önerileri sunulması amaçlandı. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından 2018-2021 yılları arasında düzenlenmiş 359 olguya ait maluliyet raporları incelendi. Raporlarda yer alan tıbbi veriler ve hastane bilgi yönetim sisteminde yer alan tıbbi kayıtlar incelenerek her olgu için yaş, olay türü, ameliyat sayısı, hastane yatışı sayısı gibi olaya ait tıbbi özgeçmişi ve hangi arızalardan oran verilebileceğine ait veriler elde edildi. Her olgu için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği (ÇGMK cetveli) ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik (Engelli cetveli) hükümleri dikkate alınarak maluliyet oranları hesaplandı. Elde edilen veriler istatistiksel analiz yöntemleri ile analiz edildi. ÇGMK yönetmeliğinden alınan maluliyet oranların ortalamasının 16,9±24,7, Engelli yönetmeliğinden alınan maluliyet oranların ortalamasının ise 13,1±20,4 olduğu saptandı ve aralarındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptandı. ÇGMK cetvelinden alınan maluliyet oranları ile Engelli cetvelinden alınan maluliyet oranları arasında pozitif yönde güçlü düzeyde korelasyon (rho=0,808) olduğu saptandı. Oran verilerin arızaların dağılımına bakıldığında eklem hareket kısıtlılığı başta olmak üzere en sık lokomotor sistem arızalarından oran verildiği görüldü. Olgular onarlı yaş gruplarına ayrılarak incelenmesinde her iki cetvelde de yaş grupları arasında maluliyet oranı açısından anlamlı fark olmadığı saptandı.

Adli tıpBursaMaluliyet değerlendirmesi+5
Ali Metin Düzcan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Uludağ Üniversitesi Engelli Sağlık Kuruluna başvuran olguların retrospektif değerlendirilmesi

Çalışmamızda Uludağ Üniversitesi Engelli Sağlık Kurulu'na başvuran hastaların raporlarının tanımlayıcı incelemesini yapmak, ÇÖZGER sistemine geçildikten sonra olan değişiklikleri değerlendirmeyi amaçlamaktayız. Çalışmamız Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Engelli Sağlık Kurulu'na 20/02/2018 – 20/02/2020 tarihleri arasında başvuran hastaların ESKR ve ÇÖZGER'leri retrospektif olarak taranarak yapılan tanımlayıcı bir çalışmadır. Hastaların sadece raporları baz alınmıştır, hasta dosyaları incelenmemiştir. Belirlenen tarihler arasında başvuran tüm hastalar çalışmanın evrenini ve örneklemini oluşturmaktadır. Tüm hastaların raporları çalışmaya dahil edilmiş olup, çalışmada dışlama kriteri bulunmamaktadır. Toplam 1747 hastanın raporları incelenmiş olup, %44,7'sinin ÇERSH başvurusu bulunmaktadır. Hastaların %58,2'si erkek, %41,8'i kadındır ve yaş ortalaması 8,502 ± 4,804 yıl, ortancası 8,000 yıldır. Hastaların %43,3'ü zihinsel yetersizlik, %26'sı gelişimsel gerilik (GG) (birlikte %69,6'sı bilişsel gelişimde gecikme (BGG)), %12,1'i özgül öğrenme bozukluğu (ÖÖB), %11,9'u otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanılarını almıştır. BGG tanısı alan hastaların %14,9'unun sınır düzeyde mental kapasiteye sahip olduğu, %61,7'sinin hafif düzeyde, %15,9'unun orta düzeyde, %7,6'sının ağır düzeyde BGG olduğu saptanmıştır. ÇÖZGER'de ESKR'ye göre ÖÖG tanısı alma oranı anlamlı olarak daha yüksek (p<0,0001), GG tanısı alma oranı ESKR'den anlamlı olarak daha düşük (p<0,0001) saptanmıştır. Hastaların %12,1'inde eşlik eden bir psikiyatrik tanı saptanmıştır. ÇÖZGER'de bu oran ESKR'ye göre anlamlı olarak daha düşük bulunmuştur (p=0,0001). En sık eşlik eden tanı %49,5 ile dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğudur. Hastaların %42,1'inde eşlik eden sistemik bir hastalık bulunmaktadır. Sistemik hastalıkları olan hastaların %26,5'inde nörolojik, %19,1 genetik %14,6 kulak burun boğaz hastalığı bulunduğu saptanmıştır. Hastaların %24,6'sında epilepsi eşlik etmektedir. Çalışmamızın sonuçları özel gereksinimli çocukların sağlık kurulu raporları için başvurularını incelemekte ve sistemsel değişikliklerin başvuru oranları, tanı dağılımları üzerine etkilerini vurgulayan bir çalışmadır. Bu iv bağlamda özel gereksinimli çocuklara uygun desteklerinin sağlanması amacıyla, yapılan sistemsel değişikliklerin klinik yansımalarının belirlenmesi, hem klinisyenler hem kanun koyucuların ileriye yönelik çalışmaları için alana katkı sağlaması amaçlanmıştır.

EngellilikErgen psikiyatrisiPrevalans+5
Berna Karabina
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2021
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

2018-2021 tarihleri arasında "sinir sistemi" yaralanması nedeniyle "çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü tespit işlemleri yönetmeliği cetveli"ne göre maluliyet raporu düzenlenmiş olguların Amerikan Tıp Birliği (American Medical Association) yaralanma kılavuzuna göre değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Adli Tıbba göre özürlülük; vücutta meydana gelen ya da getirilen yaralanmaların veya kişilerin çalıştıkları meslek ile ilgili fiziksel ve kimyasal etkenlere bağlı olarak meydana gelen rahatsızlıkların iyileşme döneminden sonra, olaya bağlı sekel halindeki arızaların, kişinin mesleği ve yaşı göz önüne alınarak değerlendirilmesidir. Bu çalışmada; 2018-2021 tarihleri arasında sinir sistemi yaralanması nedeniyle Gaziantep Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalında "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"ne göre maluliyet raporu düzenlenmiş 219 olguya ait yaralanma ve sekellerinin uluslararası alanda kabul görmüş Amerikan Tıp Birliği(American Medical Assocination) Kalıcı Engellilik Değerlendirme Kılavuzuna göre yeniden değerlendirilerek muayene ve oransal standardın sağlanmasına ışık tutmak ve uluslararası nitelikte ihtiyaç duyulan yeni düzenlemelere önerilerde bulunmak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: 2018-2021 tarihleri arasında sinir sistemi yaralanması olan adli makamların istemiyle maluliyet raporu düzenlenmiş 219 olguya ait cinsiyet, olay tarihindeki yaş, olay türü, olay tarihi ile değerlendirme arasında geçen süre, başvuru merkezi, yaralanma türü, operasyon öyküsü, epileptik nöbet geçirme öyküsü, trepenasyon operasyonu eşlik edip etmediği, yaralanma ve sekellerinin "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" D ve E cetveline göre oransal karşılıkları, oran tespitinde takdir kullanılıp kullanılmadığı retrospektif olarak tarandı ve değerlendirildi. Amerikan Tıp Birliği(American Medical Assocination) Kalıcı Engellilik Değerlendirme Kılavuzu 5. Baskı kullanılarak yeniden oransal hesaplamala yapıldı. Veriler SPSS programında değerlendirildi. Bulgular: Çalışma kapsamında değerlendirilen 219 olgunun %69.4'ünün erkek, %30.6'sının kadın olduğu, en yüksek başvuru nedenini %95.89 ile trafik kazalarının oluşturduğu, en yüksek yaralanma oranının %44.75 ile izole kafatası yaralanmalarına ait olduğu, maluliyet oranı hesaplanan olguların %17.35'inin olaydan sonra en az 1 kez epileptik nöbet geçirdiği belirlendi. "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" D ve E cetveli ile AMA kılavuzuna göre elde edilen fonksiyon kayıp oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edildi. Sonuç: Elde edilen bulgular ışığında "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" cetveli, birçok ülkede kullanımda olan uluslararası nitelikteki AMA kılavuzuna göre eksiklikler barındırmaktadır. Ülkemiz için kişinin mesleğine ve yaşına göre maluliyet oranının tayin edilebileceği, ancak bunu yaparken sorgulamaya ve takdir kullanımına mahal vermeyen, trafik kazaları, iş kazaları, meslek hastalıkları, terör, vazife ve harp mallüllüğü gibi durumlarda tek başına kullanılabilecek, objektif ve güncel normlara uygun bir kılavuz oluşturmanın en doğru yaklaşım olacağı kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Adli Tıp, maluliyet, yönetmelikler, AMA kılavuzu, trafik kazası

Adli tıpKazalarMalullük+5
Mehmet Sadık Yarımay
Gaziantep University
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Assessment of the level of disability among people suffering from lower back pain in Al-Qadisiya city/ Iraq

Background: Lower back pain is pain and discomfort that occurs below the costal margin and above the inferior gluteal flexors in adults of all ages. Disablement is most often caused by LBP worldwide and is connected with a significant social and economic burden. Objectives: This study aims to assess the level of disability for people with lower back pain and determine the relationship between the levels of disability for people with lower back pain and socio-demographic characteristics. Methods: The study was a descriptive study conducted on patients with lower back pain at Al-Diwaniyah Teaching Hospital, Al-Qadisiya City/ Iraq. Cankiri Karatekın University Scientific Research Evaluation Ethical Committee granted ethical approval and permission for the researcher to begin studying the thesis and to facilitate the researcher's task to obtain information from participants under Resolution (No:25, Date:21/4/2022). Also, obtaining permission from the Iraqi Ministry of Health on (No.: 22, Date: 3/25/2022). The study sample was 450 patients with the Level of Disability among People Suffering from Lower Back Pain in Al-Qadisiya City. The method used is to collect data from the study sample through questions directed to patients face-to-face about lower back pain. The sample was collected in (Diwaniyah Teaching Hospital in Al-Qadisiyah / Iraq) between 15.3.2022 - 15.10.2022). Study Questionnaire that Includes: The Socio-Demographic Form, The Quebec Back Pain Disability Scale, and The Oswestry Index for Low Back Pain and IPAQ. Results: Findings according overall from the Quebec Disability Scale for Back Pain indicate that (89.8 %) of patients were severe pain and disability level; findings according of over all of The Oswestry Disability Index indicate that (64.9%) of patients were severe disability level and findings according to the overall of The International Physical Activity Questionnaire indicate that the (56.9%) of patients were low activity levels level. In the current study, there was a statistically significant effect between the patient's age, educational status, occupation, previous illness, duration of diagnosis, weight, and people who lived with who with lower back pain. With a significance level of ≥0.05. Conclusion: Lower back pain is more common in people under age 65, male, and illiterate. Married couples, working people, and people with chronic diseases more often experience lower back pain. There were statistically significant differences between participants' age, educational status, occupation, previous disease, duration of diagnosis, weight, life, and marital status on the Quebec Back Pain Disability Scale.

PainBack painEvaluation+3
Akram Naeem Hamıd Hamıd
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite kampüslerinde evrensel tasarım: Çankırı Karatekin Üniversitesi Uluyazı Kampüsü örneği

Bu tez çalışmasının amacı, üniversite kampüslerinde bulunan engelli öğrenci ve diğer engelli kampüs kullanıcılarının sosyal, kültürel, mesleki ve eğitim gibi toplumsal yaşam alanlarına eşit katılımının, ayrıca bilgi ve iletişim araçlarına eşit erişiminin sağlanmasının gerekliliğini vurgulamak, Çankırı Karatekin Üniversitesi (ÇAKÜ) Uluyazı Kampüsü içerisinde bulunan tüm engelli bireylerin karşılaştıkları sorunları ortaya koyarak herkes için tasarım anlayışı kapsamında özellikle geleceğin nesli genç bireylerin yetiştirilmesinde önemli konuma sahip olan araştırma alanındaki ders dışı yoğun kullanıma sahip açık, yarı açık ve kapalı kamusal alanların saptanıp kamusal dış mekân tasarımında uygulanması gereken standartlar ve evrensel tasarım ilkeleri kapsamında tüm kullanıcılar için eşit kullanım ve engelsiz erişim olanaklarını tespit etmek ve peyzaj mimarlığı meslek disiplinine yönelik öneriler geliştirmektir. Çalışma kapsamında, araştırmanın amacı doğrultusunda araştırma alanına ilişkin veriler toplanmış, kampüs alanı içerisinde bulunan tüm engelli bireylerin karşılaştıkları sorunlar ortaya konmuş, belirlenen mekân ve kullanımların kamusal dış mekân tasarımında uygulanması gereken standartlar ve evrensel tasarım ilkelerine uygunluğu irdelenmiş ve uygun olmayan kullanımlar için çeşitli çözüm önerileri geliştirilmiştir. Ayrıca, Uluyazı kampüsü içerisinde özellikle engelli bireyler açısından sorun oluşturan pilot bir alan belirlenip öneri peyzaj tasarım projesi hazırlanarak üç boyutlu proje görselleri oluşturulmuştur.

Engellilik
Sadettin Doğru
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Engelli çocuklara sahip ailelerin sosyal dışlanma problemi üzerine bir araştırma: Çorum örneği

Bu çalışmada, engelli çocuklara sahip olan ailelerin toplumsal yaşama katılımlarını etkileyen ve/veya engelleyen sosyal dışlanma problemi başta olmak üzere sorunlarını tespit etmek, ayrıca engel tipinin engelli ailesinin sosyal yaşam üzerindeki etkisini ve engel tipleri arasında ailelerin toplumsal yaşama katılımları açısından farklılık olup olmadığını araştırmak amaçlanmıştır. Aynı zamanda çalışmada, engelli bireylere sahip olan ailelerin kurumsal, sosyo-ekonomik ve psikososyal açıdan yaşadıkları sosyal dışlanma ve toplumda var olagelmiş bu dışlanmanın zaman içindeki değişimi ve ailelerin geleceğe yönelik beklentileri de incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümde kavramsal çerçevede engellilik olgusu, engellilik türleri ve sosyal dışlanma kavramları üzerinde durulmuş olup, ikinci bölümde ise engelli birey ve ailelerin içinde bulundukları durumu anlamlandırmada toplumsal bilinç ve eğitimin rolü üzerinde çalışılmıştır. Üçüncü bölümde çalışmanın yöntemi hakkında bilgi verilmiş olup, dördüncü bölüm bulgular kısmından oluşmaktadır. Çalışma, Çorum il merkezinde bulunan İlk Arzum Özel Eğitim Ve Rehabilitasyon Merkezinde eğitimine devam eden engelli öğrencilerin ebeveynleri ile yapılmıştır. Araştırmada veriler derinlemesine görüşme formu uygulanarak toplanmıştır. Yapılan görüşmeler neticesinde engelli bireylerin ve ailelerinin toplumsal yaşama katılımlarında değişik biçimlerde sosyal dışlanmaya maruz kaldıkları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Engellilik, Engelli Birey ve Aile, Sosyal Dışlanma

Aile sorunlarıAile tutumuEbeveynler+6
Hüseyin Başkaya
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam'ın engelliye bakışı ve engelli aileleri Ankara, Çubuk örneği

Bu araştırmanın temel amacı engelli çocukları olan ebeveynlerin dindarlık düzeyleriyle çocuklarının engellilik durumlarına yönelik tutumlarının araştırılmasıdır. Bu amaçla Ankara'nın Çubuk ilçesinde ikamet eden engelli aileleri örneklem olarak seçilmiş ve 160 ebeveyne anket uygulaması yapılmıştır. Katılımcıların dindarlık düzeylerini ve engelliliğe yönelik tutumlarını ölçmek için "temel dini inanç ölçeği", "dini davranış ölçeği" ve engelliliğe yönelik tutum soruları sorulmuştur. Yapılan açımlayıcı faktör analizi sonucunda tutumların iki faktörde toplandığı görülmüştür. Bunlardan birinci faktör "imtihan" ikinci faktöre ise "emanet" olarak adlandırılmıştır. Ebeveynlerin temel dini inanç, dini davranış ve engelliliğe yönelik tutum düzeylerinin ölçülmesi için betimsel analiz yapılmıştır. Analiz sonucunda temel dini inanç, dini davranış ve engelliliğe yönelik tutum düzeylerinin oldukça yüksek olduğu sonucu çıkmıştır. Guruplar arasında fark olup olmadığını görmek için bağımsız örneklemler t-testi ve tek yönlü anova varyans analizleri yapılmıştır. Engelliğe yönelik tutumlar üzerindeki etkiyi ölçmek için yapılan çoklu hiyerarşik regresyon analizi sonucunda temel dini inanç ve dini davranışların "imtihan" ve "emanet" tutumlarında etkili olduğu, demografik değişkenlerin ise etkili olmadığı sonucu çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Engelli, İslam, Engelli Ailesi, Dini Düşünce

AileAnkara-ÇubukDin sosyolojisi+7
Ziya Emre Atlı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Engelli bireylere bakım verenlerde algılanan bakım verme yükü ve fonksiyonellik parametreleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, engelli bireylere bakım verenlerin bakım verme yüklerini fizyoterapi ve rehabilitasyona özgü değerlendirme yöntemleriyle incelemektir. Çalışmamız gözlemsel bir çalışma olarak planlanmıştır. Çalışmamızda T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlı Kırşehir ili Engelsiz Yaşam Bakım Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezinde kalmakta olan engelli bireylere bakım veren bakım personelleri değerlendirmeye alınmıştır. Yapılan çalışmada olguların sosyo-demografik bilgileri kaydedilmiştir, esneklikleri Otur-Uzan testi ile, enduransları Sorensen Testi (ST) ve Yan Lateral Köprü Testi (YLKT) ile, kas kuvvetleri el dinamometresi ile, sağlıkla ilgili yaşam kaliteleri Nottingham Sağlık Profili (NSP) ölçeği ile, depresyon düzeyleri BECK Depresyon Ölçeği (BDÖ) ile, algılanan bakım verme yükü Bakım Verme Yükü Ölçeği (BVYÖ) ile, mesleki doyumları Minnesota İş Doyumu Ölçeği (MİDÖ) ile, ağrıları Visüel Ağrı Skalası (VAS) ile değerlendirilmiştir. Çalışmaya 70 bakım veren birey dâhil edilmiştir. Bunlardan 25'i kadın 45'i erkektir. Bakım veren bireyler haftalık 40 ile 56 saat arasında hizmet vermektedirler. Bakım verenlerin tamamının günlük hizmet verdiği engelli sayısı 12'dir. Çalışma kapsamında bakım verme yükü ile kas kuvveti, medeni durum, eğitim yılı, MİDÖ arasında yapılan istatistiksel analiz sonucunda anlamlı ilişkilerin çıkmadığı görülmüştür (p>0.05). Cinsiyet ile kas kuvveti, ST, YLKT, NSP ve VAS arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0.05). Yaş ile VAS arasında pozitif yönde anlamlı derecede korelasyon olduğu görülmüştür (p<0.05). Bakım veren bireylerin bakım verme yılı ile VAS arasında pozitif yönde anlamlı bir korelasyon tespit edilmiştir (p<0.05). Kas kuvveti ile NSP ve VAS arasında negatif yönde ilişki bulunmuştur (p<0.05). NSP ile BDÖ ve BVYÖ arasında pozitif yönde ilişki tespit edilmiştir (p<0.05). BDÖ ile MİDÖ arasında negatif yönde anlamlı korelasyon bulunmuşken, BDÖ ile VAS arasında ise pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). Bu bulgular doğrultusunda, bakım verme yüküne etki eden pek çok parametre olduğu, kişinin fiziksel kapasitesinin algılanan yüke etki ettiği sonucuna varılmıştır.

Engelli kişilerEngellilerEngellilik+5
Meltem Yücel Ilgar
Kırşehir Ahi Evran University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erişilebilir üniversiteler kapsamında engelli öğrenci birimlerinin engelli öğrenciler açısından değerlendirilmesi

Engelli bireyler için engelsiz ve eşit bir toplum düzeni oluşturabilmek günümüzün devlet politikalarının en önemli konuları arasındadır. Günümüzde engellilik sadece engelli bireyin kendisini ilgilendiren bir konu olmaktan çıkmış toplumun her kesimini ilgilendiren bir konu haline gelmiştir. Engelli bireylerin bedensel olarak farklılıkları dışında diğer bireylerden hiçbir farkı yoktur. Farkı yaratan, engellilere karşı toplumun bakış açısı, algıları ve tutumlarıdır. Toplumsal düzenin her boyutunda engelli bireylere yönelik eşitsizlikler mevcuttur ve engelli bireyler sürekli bu eşitsizlikler ile mücadele etmek durumunda bırakılmaktadır. Eşitsizliklerin en çok mevcut olduğu yer ise eğitim kurumlarıdır. Engelli bireylere yönelik olumsuz tutumlar, mimari yönden engeller, eğitim materyallerinin engel durumuna uygun olmayışı vb. gibi nedenler dolayısıyla engelliler için eğitim sürdürülemez hale gelmektedir. Bu çalışmanın amacı, üniversitelerdeki engelli öğrenci birimlerinin, engelli öğrencilerin eğitimi esnasında karşılaştıkları sorunların çözümünde ne ölçüde destek sağladıklarını engelli öğrenciler yönünden incelemek ve değerlendirmektir. Bu çalışma, genel tarama modelinin tekil tarama türünde bir çalışmadır. Çalışmanın evrenini, Türkiye'deki özel ve devlet üniversiteleri oluşturmaktadır. Bu çerçevede, bütün üniversitelere ulaşılması hedeflenmiştir. Örnekleme katılan 13 Üniversite'de 92 engelli (fiziksel engelli, görme engelli, işitme engelli vb.) öğrenci, örneklem içinde yer almıştır. Çalışmanın verileri; online oluşturulan ve demografik bilgiler ile engelli öğrenci birimleri hakkında görüşleri içeren önceden yapılandırılmış soru formundan elde edilen bilgilerden oluşmaktadır. Bu çalışma ile engelli üniversite öğrencilerinin 2006 tarihinde "Yükseköğretim Kurumları Özürlüler Danışma ve Koordinasyon Yönetmeliği" ile üniversitelerde kurulması zorunlu hale getirilen engelli öğrenci birimlerinin eğitim hayatında etkinliği incelenmiştir. Ayrıca engelli üniversite öğrencilerin üniversite hayatında karşılaştıkları problemlere yönelik engelli öğrenci birimlerinin faaliyetleri ve çözüm yolları hakkında mevcut durum ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular sonucunda, yükseköğretim kurumlarında engelli bireylerin eğitim hayatında karşılaştıkları bütün sorunlara yönelik başvurabilecekleri bir birimin olması öğrenciler açısından hem güven duygusu yaratmış hem de karşılaştıkları sorunların çözümleneceğine ilişkin inanç oluşturmuştur. Engelli öğrenci birimleri ile engelli öğrencilerin ihtiyaçları doğrultusunda bilgiye ve bilime erişilebilirliği kısmi olarak sağlanmıştır. Ayrıca engelli öğrenci birimleri üniversitelerde engelliğe yönelik farkındalığın oluşmasına katkı sağlamıştır. Ancak engelli öğrencilerin eğitim hayatında yaşadığı sorunları tamamen ortadan kaldırmadığı ve eğitim hayatını tam anlamıyla kolaylaştırmadığı ortaya çıkmıştır.

Engelli kişilerEngelli ortamEngelli öğrenci birimi+7
Özge Erdoğan
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çalışma yaşamında engellilerin karşılaştığı sorunlar ve sosyal hizmet

Amaç: Bu çalışma, ülkemizde özel ve kamu sektöründe çalışan engellilerin karşı karşıya kaldıkları sorunları tespit etmeyi ve sosyal hizmet disiplini bağlamında değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma nitel araştırma türü olan fenomenolojik tiptedir. Araştırma verileri Adana Kent Merkezinde özel ve kamu sektöründe çalışan engelliler arasından amaca uygun kartopu örnekleme yolu ile seçilmiş 20 katılımcıdan toplanmıştır. Açık uçlu soruların kullanıldığı ve ses kayıt cihazı ile kaydedilen derinlemesine görüşmeler, yazılı metin haline dönüştürüldükten sonra MAXQDA Programı kullanılarak incelenmiştir. Veriler, tümevarımsal tematik analiz yolu ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışan engellilerin görüşleri incelendiğinde, yaşadıkları sorunların iki temel başlık altında toplandığı görülmüştür. "Normal" olarak tanımlanan insanlardan farklı olmaları nedeniyle baş etmek zorunda kaldıkları sorunlar "engelli olma" başlığı altında kategorilere ayrılmıştır. "Engellenmek" başlığı altında ise toplumun neden olduğu engeller yer almaktadır. İstihdamda adalet sadece işe yerleşmeyi değil, aynı zamanda doğru işe yerleşmeyi de kapsamalıdır. Bunu başarmanın yolu eğitim, kurumsal ve sosyal destekten geçmektedir. Sonuç: Engellilerin çalışma yaşamında toplumsal önyargılar nedeniyle "engellendikleri" bu nedenle sosyal hizmet müdahalesinin öncelikle engelliye değil, topluma yönelik planlanması ve uygulanması gerekmektedir.

Engelli istihdamıEngelli kişilerEngellilik+2
Melike Kılıç
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evde bakılan bedensel engellilerde bakım kalitesi ile yaşam kalitesi arasındaki ilişki

Amaç: Bu çalışmanın amacı evde bakılan bedensel engellilerin yaşam kalitesi ve bakım kalitesi ilişkisini belirlemektir. Yöntem: Araştırma ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. İzmir merkez Konak ilçesinde evde bakım hizmetlerinden yararlanan 109 bedensel engelli ve bakıcıları dahil edilmiştir. Çalışmada engelli ve bakıcıların sosyo-demografik özellikleri, WHOQOL-BREF-D engelli yaşam kalitesi, WHODAS-II yetiyitimi değerlendirme çizelgesi ve QOCS-D engelli bakım ve destek kalitesi ölçekleri uygulanmıştır. Ek olarak engellilik durumu için WHODAS-II uygulanmıştır. Veriler yüz yüze görüşme ile toplanmıştır. Analizde SPSS 21 ve Stata 14 ile yapılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan engellilerin yarısı kadın, ortalama yaş 58,8±18,3, %48,6'sı evli, %31,2'si eğitimsiz, %10,1'inin engeli doğuştandır. Engellilik süresi ortalaması 18,5±16,7 yıldır. Engellilerin %64,2'sinin sağlık güvencesi SGK ve %33,9'unun yeşil karttır. Analizlerde QOC-S bakım ve destek kalitesi toplam puanı ile WHOQOL-BREF yaşam kalitesi ölçeği ruhsal, sosyal, çevresel ve engelli modülü arasında anlamlı ilişki vardır (p<0,05). Ayrıca WHODAS-II yetiyitimi toplam puanı ile yaşam kalitesi ölçeğinin bütün boyutları arasında anlamlı birliktelik tespit edilmiştir (p<0,01). Sosyal güvence, gelir, engellilik süresi, anne-baba akrabalığı ve eğitim durumu da anlamlı bulunan diğer değişkenlerdir. Çok değişkenli doğrusal regresyon analizinde WHODAS-II toplam puanı yaşam kalitesinin tüm boyutları ile anlamlı ilişki gösterirken, QOC-S toplam puanı sosyal, çevresel ve engelli modülü üzerinde etkili bulunmuştur. Sonuç: Bedensel engellilerin yaşam kalitesini etkileyen ana faktörler arasında bireyin yetiyitimi ve bakım kalitesidir. Her iki faktör birbirinden bağımsız bir şekilde yaşam kalitesini etkilemektedir.

Bedensel engellilerEngelli kişilerEngellilik+3
Nadir Maşalacı
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam düşüncesinde engellilik

Engellilik tüm toplumlarda rastlanılan bir durum olması açısından evrensel bir niteliğe sahiptir. Bu yönüyle, dinin sahip olduğu evrensellikle de paralellik göstermektedir. Bundan dolayı ilahiyat alanında yapılması gereken çalışmalarda engellilik konusu önemli bir yer tutmalıdır. Bizim engelliliği konu edindiğimiz araştırmamız da, alanda yapılacak çalışmalara mütevazi bir katkı sağlama teşebbüsüdür. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öncelikle engellilik kavramının çeşitli zeminlerde ki tanımlarına yer verilmiştir. Daha sonra bu tanımlardan hareketle engelliliği ifade edebilecek en makul ifadelerin neler olması gerektiği tartışılmıştır. Son olarak, engelliliğin tarihi seyrine bakılarak belirli dönem ve medeniyetlerde kavramın nasıl yorumlandığı tespit edilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde, engelliliğin teolojik yönü irdelenmiştir. Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet gibi üç büyük dinin öncülüğünde başlayan bu teolojik araştırma, sınırlı bir şekilde ilkel dinler ve yerel dinlerde de konunun nasıl işlendiğine ışık tutmuştur. Dinlerin engellilik üzerine yorumlarının nerelerde benzeşip nerelerde ayrıştığı bu bölümün muhtevasında yer etmiştir. Üçüncü ve son bölümde Kelam ve İslam Felsefesi alanlarında yer alan engellilik anlatımları işlenmiştir. Kelam'da Mutezile, Eşari ve Maturidi okullarının konu hakkındaki yorumları mercek altına alınırken İslam Felsefesin'de, İbn Sina, Farabi ve İbn Rüşd gibi isimlerin engelliliği hangi başlıklarda ve ne şekilde işlediklerine odaklanılmıştır.

EngellilikKaderKelam+5
Süleyman Akbayram
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Engelli çocuğa sahip olup olmama ile ailelerin bilgi-iletişim teknolojilerine bağımlılık düzeyleri ve sosyal dışlanma etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, engelli çocuk sahibi olan ve olmayan ebeveynlerin internet, akıllı telefon ve sosyal medya bağımlılığı ve sosyal dışlanmışlıkları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmaya, engelli çocuk sahibi olan 102 ebeveyn ile engelli çocuk sahibi olmayan 102 ebeveyn katılmıştır. Çalışmada, engelli çocuk sahibi olma bakımından internet, akıllı telefon ve sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişki karşılaştırılmıştır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları "Young Internet Bağımlılığı Ölçeği – Kısa Form","Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği", Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği – Yetişkin Formu" ve "Sosyal dışlanmışlık Ölçeği" olarak belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda, bakım veren kişinin anne olması bakımından sosyal dışlanmışlık – maddi yoksunluk düzeylerinin anlamlı düzeyde ilişkili olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte, ebeveynin engelli çocuk sahibi olma durumu ile araştırma değişkenleri arasındaki korelasyon değerlerinin daha yüksek ve pozitif ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan doğrusal regresyon sonuçlarına göre sosyal haklar alt boyutlarının ebeveynlerin internet bağımlılığı skorlarını anlamlı biçimde yordadığı bulunmuştur. Bununla birlikte, katılımcıların internet bağımlılığı skorları, sosyal medya bağımlılığı alt boyutları ve akıllı telefon bağımlılığı değişkenleri bakımından anlamlı bir biçimde yordanmaktadır. Araştırmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda, engelli çocuk sahibi olan ebeveynlerde maddi boyutta sosyal dışlanma düzeyi daha yüksek bulunmuştur. Elde edilen sonuç doğrultusunda, engelli çocuk sahibi ailelere yönelik desteğin yapılandırılabileceği ve ilerleyen dönemlerde çalışmaların bu doğrultuda ilerletilebileceği öne sürülebilir.

Akıllı telefonlarBağımlılıkEbeveynler+6
Şenel Yılmaz
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnternet haberlerinde sakatlık temsili

Bu tez çalışmasının konusunu geçtiğimiz on yıllık zaman sürecinde internet haberciliğinde sakatlık temsilinin ne yönde değiştiğinin, geleneksel medya olarak da adlandırılan ana akım medya ile eleştirel medyanın haber dilinin karşılaştırılmasıyla incelenmesi oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında belirlenen örneklemlere göre toplanan haber metinleri Teun A. van Dijk'ın eleştirel söylem çözümlemesi yöntemiyle incelenmiştir. Çözümlenen haber metinleri ile medyada oluşturulan sakatlık temsillerinin hangi hâkim toplumsal söylemleri ve ideolojileri yeniden ürettiği ve meşrulaştırdığı, sakatlığa sosyal ve hak odaklı bakış çerçevesinde yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda geçen yıllar içerisinde ana akım medyanın haber dilinde kimi düzelme çabaları olduğu söylenebilse de genel olarak incelenen haberlerde sağlamcı yaklaşımların sergilendiği, sakatlığın kimi zaman merhamet, acıma ve çeşitli olumsuzluklarla anıldığı kimi zaman ise sakat bireylerin başarılarının abartılarak kahramanlaştırıldıkları görülmüştür. Bunun yanı sıra incelenen sakatlık temalı haberlerin büyük çoğunluğunda ise sakat bireylere ve sakat hareketi yerine güçlülerin diline yer verilerek görünürlük sağlanmadığı da ortaya çıkmaktadır. Ana akım medya bu noktada hâkim toplumsal söylemleri ve ideolojileri yeniden üreterek dolaşıma sokmaktadır. Eleştirel medya ise kimi noktalarda mesleki pratikler nedeniyle ana akımla benzerlikler taşısa da genel olarak sakatlığı konu edinen haberlerin dilinin hak odaklı olduğu ve ana akımın hâkim söylemine karşıtlıklar gösterdiği görülmektedir. Bunun yanı sıra eleştirel medyada sakat bireyler hakları olan aktif özneler olarak yansıtılırken, haberlerde anlatılan sorunlar toplumsallaştırılmakta ve erişilebilirlik, kapsayıcılık ve hak temelli söylemler için de öneriler getirilmektedir. Anahtar kelimeler: Medya, internet haberleri, sakatlık/engellilik, temsil, söylem

EngellilikHabercilikHaberler+4
Hasan Ozan Atikaslan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkinlerde kronik boyun ağrısının kavrama kuvveti ve psikomotor beceriler üzerine etkisi

Bu çalışmada Görsel Analog Ölçeği'ne göre ağrısı olan ve kronik boyun ağrısı tanısı almış yetişkin bireylerdeki boyun ağrısının kavrama kuvveti ile psikomotor becerilerine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya yaşları 19-74 arası değişen 80 birey katılmıştır. Bireyler Grup 1- Kontrol Grubu (n=40) ve Grup 2- Hasta Grubu (n=40) olmak üzere ayrılmıştır. Grupların yaş, boy uzunluğu, vücut ağırlığı, mesleği gibi bilgiler not edilmiştir. Her iki gruba da Görsel Analog Ölçeği, Boyun Özürlülük İndeksi uygulanmış; Jamar Hidrolik El Dinamometresi ile el kavrama kuvveti, pinçmetre ile parmak lateral kavrama kuvveti ve Purdue Pegboard Testi ile psikomotor becerileri ölçülmüştür. Bu çalışmada kontrol grubu ile karşılaştırıldığında el kavrama kuvveti, parmak lateral kavrama kuvveti ve psikomotor becerilerde hasta grubunda anlamlı bir azalma tespit edilmiştir. Ayrıca, Görsel Analog Ölçeği sonuçları ile Boyun Özürlülük İndeksi puanı arasında pozitif yönde şiddetli bir ilişki saptanmıştır. Hasta grubunda Boyun Özürlülük İndeksi puanı arttıkça kavrama kuvveti ve psikomotor becerilerde azalma görülmüştür. Hastaların psikomotor becerileri ve kavrama kuvvetinin kronik boyun ağrısıyla olan ilişkisi incelendiğinde elde edilen verilerin gelecek dönemlerde hastaların tedavi planlarının genişletilmesinde yol gösterici olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: boyun özürlülük indeksi, görsel analog ölçeği, kavrama kuvveti, kronik boyun ağrısı, psikomotor beceri

BoyunBoyun ağrısıEl kavrama kuvveti+6
Berkay Tutar
Çukurova University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Engelli bireylerin sağlık hizmetlerine erişiminde karşılaştıkları engeller

Amaç: Engelli bireyler sağlık hizmetine daha çok gereksinim duymalarına rağmen, sağlık hizmetlerinden daha az yararlanmaktadır. Çalışmamız, bu durumun nedenlerini belirlemek için engelli bireylerin sağlık hizmetlerine erişimi sırasında karşılaştıkları engelleri saptamayı amaçlamıştır. Gereç ve Yöntem: Adana ilinde yaşayan engelli bireyler veya engelli bireylerin ebeveynleri ile yüz yüze görüşülerek, Sosyodemografik Bilgi Formu ve sağlık hizmetinden faydalanırken karşılaşılan engellerle ilgili anket uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmamıza 0,3 yaş ile 88 yaş arasında 412 engelli birey katılmıştır. Katılanların % 58,98'i (n=243) erkek ve % 41,01'i (n=169) kadındır. Katılımcılarımızın % 90,29'u (n=372) ilaç, % 91,02'si (n=375) her türlü tıbbi malzeme, % 92,96'sı (n=383) sağlık hizmeti için ücret ödemektedir. Katılımcılarımızın % 64,3'ü (n=265) sağlık hizmeti alırken stres yaşamaktadır. Çocuklar ve doğuştan engelli bireyler anlamlı olarak daha sık stres yaşamaktadır. Katılımcılarımızın % 43,2'si (n=178) yakını olmadan hastane işlemlerini gerçekleştirememektedir. Katılımcıların % 70,1'ine (n=289) sağlık kurumunda yardımcı personel verilmemektedir. Erişkin bireylere, çocuklara göre anlamlı olarak daha sık yardımcı personel verilmektedir. Katılımcılarımızın % 51,2'si (n=211) diğer hasta yakınlarından yeterli anlayış görmemektedir, % 52,2'si (n=215) ise öncelik hakkını kullanamamaktadır. Sonuç: Çoğu engelli birey sağlık hizmetleri, ilaç ve tıbbi malzeme için ücret ödemektedir. Engelli bireylerin topluma göre ekonomik durumları ve sosyal güvenceye sahip olma oranları düşüktür. Engelli bireylerin sağlığa erişimindeki en önemli engel ekonomik engellerdir. Diğer engeller ise engelli bireylerin hizmet alımında stres yaşaması, ebeveynlerinin düşük eğitim düzeyi, tedavi işlemlerini için yakınlarına ihtiyaç duyması, sağlık kuruluşlarında yardımcı personel tahsis edilmemesi, diğer hasta yakınlarından yeterli anlayışı görmemesi ve öncelik haklarını kullanamamasıdır.

Engelli haklarıEngelli kişilerEngelli ortam+2
Ali İhsan Çabuk
Çukurova University
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel eğitim merkezlerinde izlenen engelli çocuğa sahip ebeveynlerin depresyon ve yaşam kalitelerinin değerlendirilmesi

Amaç: Çalışmanın amacı özel eğitim merkezlerinde izlenen engelli çocuklarda tedavinin multidispliner oluşunu vurgulayarak, ebeveynlerin depresyon durumu ve yaşam kalitesinin engelli çocuğun eğitim ve tedavisine etkilerini araştırmaktır. Evdeki bakım ve tedavisiyle birlikte rehabilitasyon merkezlerinde uygulanan tedaviler çocuğun fiziksel ve mental halinde iyileşmesine katkı sağlamaktadır. Tüm bu sebeplerden dolayı engelli çocuğa sahip ve bakımını üstlenen ailenin genel sağlık durumu da önem arz etmektedir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Manisa ili Şehzadeler ilçesinde yer alan Özel Serdar Öcmenler Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde izlenen engelli çocuğa sahip 78 anne 52 baba ve sağlıklı çocuğa sahip 30 anne 30 baba dahil edilmiştir. Ebeveynlerin demografik durumları, yaşam kalitesi skoru ve depresyon oranı bilgileri Genel Bilgi Formu, Beck Depresyon Ölçeği ve Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu doldurularak elde edilmiştir. Bulgular: Çalışmamızda engelli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam kalitesi düşük, depresyon oranları yüksek iken sağlıklı çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam kalitesi yüksek, depresyon oranları düşük bulunmuştur. Çocuğun cinsiyetinin, engel durumunun ya da engellilik oranının yaşam kalitesi ve depresyon oranını etkilemediği saptanmıştır. Sonuç: Engelli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam kalitesini arttırmak ve depresyon oranlarını azaltmak amacıyla fiziksel ve psikolojik sağlık durumunun iyileştirilmesi ve sosyal ilişkilerinin güçlendirilmesi kanısına varılmıştır. Ebeveynlerin psikososyal durumlarının iyileştirilmesi amacıyla profesyonel destek ve bilgilendirme önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Ebeveyn, engelli çocuk, depresyon, yaşam kalitesi, özel eğitim

Ana-babaDepresyonEngelli kişiler+4
Hilal Şahin
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Psikotik hastalarda obsesif kompulsif semptomların yaşam kalitesi ve yeti yitimi ile ilişkisi

Amaç: Psikotik bozukluk (PB) tanılı hastalarda obsesif kompulsif semptom (OKS) varlığında erken başlangıç yaşı, daha fazla depresif semptom, daha fazla özkıyım riski, daha kötü sonlanım ve düşük işlevsellik bildirilmiştir. Bu çalışmada PB hastalarında OKS varlığının yeti yitimi ve yaşam kalitesi ile ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı'na ayaktan başvuran ve yatarak sağaltım gören DSM-V tanı kriterlerine göre ''Kısa Psikotik Bozukluk'', ''Şizofreniform Bozukluk'', ''Şizofreni'', ''Sanrılı Bozukluk'' ve ''Şizoaffektif Bozukluk'' tanısı alan ve hastalık tanısı üzerinden en fazla beş yıl geçmiş 67 kişi hasta grubunu, 64 sağlıklı kişi kontrol grubunu oluşturdu. Örneklem grubuna Sosyodemografik veri formu, Pozitif ve Negatif Sendrom Ölçeği (PANSS), Padua Envanteri (PE), Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısaltılmış Versiyon (WHOQOL-BREF), Dünya Sağlık Örgütü Yeti Yitimi Değerlendirme Çizelgesi (WHODAS 2.0), Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ), Beck Depresyon Envanteri (BDE), Beck İntihar Düşüncesi Ölçeği (BİDÖ) ölçekleri uygulandı. Bulgular: PB tanılı hastaların PE toplam puanı (PE-TOP) ve alt ölçek puanları kontrol grubuna göre yüksekti. Korelasyon analizlerinde OKS'lerin varlığının yaşam kalitesini düşürdüğü, yeti yitimini artırdığı tespit edildi. Regresyon analizlerinde yeti yitimini en çok etkileyen veriler: PE-TOP, PE ruminasyon alt ölçeği (PE-R), PE-kesinlik davranışı alt ölçeği (PE-KD), WHOQOL-BREF-TR toplam puanı (QoLT) ile bedensel (QoL1), sosyal (QoL3), genel sağlık (QoL5) yaşam kalitesi alt ölçekleri ile BAÖ olarak tespit edildi. Yaşam kalitesini en çok etkileyen veriler; PE-R, PE-TOP, WHODAS toplumsal katılım alt ölçeği (DAS6), WHODAS 2.0 toplam puanı (DAST) ve BDE olarak tespit edildi. Sonuç: Çalışma verilerinden, OKS varlığında PB hastalarında düşük sosyal ve mesleki işlevsellik düzeyleri, düşük yaşam kalitesi, artmış kaygı, depresyon, intihar eğilimi ile ilişkilendirilebilir. Klinikte PB hastaları, hastalığın seyri sırasında herhangi bir zamanda ortaya çıkabilecek OKS'ler için dikkatle izlenmelidir. Komorbiditenin erken tanınması ve OKS'ye yönelik tedavi düzenlenmesi; hastanın yaşam kalitesinin artırmasını, yeti yitiminin azalmasını ve sonlanımın daha olumlu olmasını sağlayabilecektir.

EngellilikObsessif kompülsif bozuklukPsikotik bozukluklar+2
Ömer Kaptanoğlu
Çukurova University
2021
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Şizofreni hastalarında nörobilişsel bozulmanın hastalık süresi ve yaşam kalitesiyle ilişkisi

Amaç: Bilişsel işlev bozukluğu şizofreninin temel bir özelliğidir. Bilişsel bozukluklar bellek, dikkat, sözel öğrenme ve yürütücü işlevler dahil olmakla çeşitli alanlarda, farklı şiddetlerde kendini belli edebilir. Bu bozukluklar psikozun erken dönemlerinde başlar ve çoğu hastada hastalığın seyri boyunca devam eder. Aynı zamanda nörobilişsel bozuklukların yaşam kalitesi üzerine de negatif etkileri mevcuttur. Şizofreni hastalarında bilişsel fonksiyonların ve yaşam kalitesinin değerlendirildiği çalışmalarda hastaların eğitim düzeyi, yaş ve bazı sosyodemografik özelliklerin nörobilişsel fonksiyonlar ve yaşam kalitesi üzerine etkili olduğu yönünde bulgular olsa da çelişkili bulgularda bulunmaktadır. Çalışmamız bu verilere ışık tutarak, şizofreni hastalarında nörobilişsel bozulmanın, hastalık süresi, yaşam kalitesi ve sosyodemografik özellikler ile ilişkisini araştırmayı amaçlamıştır. Yöntem: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'nda ayaktan ya da yatarak tedavi gören şizofrenik bozukluk tanısı almış 100 hasta bu çalışmanın örneklem grubunu oluşturmaktadır. Ayrıca şizofreni hastaları ile sağlıklı bireyler arasında nörobilişsel işlevler ve yaşam kalitesi değerlerinin karşılaştırılması ve farklılıkların belirlenmesi için genel toplumdan cinsiyet ve yaş olarak benzer 80 sağlıklı kişi kontrol grubu olarak çalışmaya dahil edilmiştir. Kontrol grubuna tarafımızca oluşturulan sosyodemografik veri formuna ek olarak Frontal Değerlendirme Bataryası (FDB), Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısaltılmış Versiyonu (WHOQOL-BREF) ve Dünya Sağlık Örgütü Yeti Yitimi Değerlendirme Çizelgesi (WHODAS 2.0) ölçekleri, hasta grubuna ise bu ölçeklere ek olarak Pozitif ve Negatif Sendrom Ölçeği (PANNS), Beck Bilişsel İçgörü Ölçeği (BBİÖ) uygulanmıştır. Bulgular: Hastalığının ilk 5 yılında olanlar ile 5 yıldan fazla süredir hasta olanların FDB puan ortalaması arasındaki fark istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0,008). Hastaneye yatış sayısına göre yeti yitimi (p=0,001), yaşam kalitesi (p=0,001) ve FDB (p=0,02) ölçek puan ortalamaları arasında anlamlı fark bulunmuştur. Eğitim durumuna göre hasta grubunda yeti yitimi (p<0,001), yaşam kalitesi (p=0,001) ve FDB (p<0,001) ölçek puan ortalamaları arasında anlamlı fark bulunmuştur. Aile öyküsü olanlar ile olmayanların yaşam kalitesi (p=0,01) ve FDB (p=0,01) ölçek puan ortalamaları arasındaki fark anlamlı bulunmuştur. Yapılan korelasyon analizlerinde FDB toplam puanı eğitim durumu ve yaşam kalitesi toplam puanı ile pozitif yönde anlamlı ilişki; hastalık yılı ve PANSS ölçek puanları ile de negatif yönde anlamlı ilişki göstermiştir. Hastalarda yeti yitimi toplam puanı eğitim durumu ve yaşam kalitesi toplam puanı ile negatif yönde anlamlı ilişki; PANSS ölçek puanlarıyla ise pozitif yönde anlamlı ilişki göstermiştir. Çalışan hasta grubunda çalışmayanlara göre yeti yitimi daha az, yaşam kalitesi ise daha yüksek bulunmuştur. Frontal lob fonksiyonları ve yürütücü işlevlerdeki bozulma çalışmayan grupta daha fazla saptanmıştır. Sonuç: Çalışmamızın sonucuna göre hastalığın ilk beş yılında, eğitim düzeyi yüksek olanlarda, çalışanlarda yeti yitimi ve nörobilişsel etkilenmeler daha az görülmüş olup, yaşam kalitesi daha yüksektir. Hastaneye yatış sayısı arttıkça yeti yitimi daha fazla, yaşam kalitesi daha kötü ve bilişsel işlevlerde daha çok etkilenme görülmüştür. Hastalık süresi ve PANSS ölçek puanları yüksek olan hastalarda bilişsel işlevlerdeki bozulmanın ve yeti yitiminin daha fazla olduğu saptanmıştır. Hastalığın ilk yıllarında erken tanı, tedavi ve rehabilitasyon ile olguların eğitim hayatı ve istihdamlarında iyileşme sağlanarak daha kaliteli ve işlevsel yaşam sürmeleri için sosyal destek çalışmaları yapılmalıdır. Anahtar sözcükler: Şizofreni, Nörobilişsel İşlevler, Yaşam Kalitesi, Yeti Yitimi, Hastalık Süresi

Bilişsel işlevNörobilişsel hastalıklarPsikiyatrik hastalar+4
Gunay Hajıyeva
Çukurova University
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kronik migrenli kadınlarda denge rehabilitasyonunun ağrı, fiziksel fonksiyon ve depresyon düzeyi üzerine etkisi

Çalışmamız, kronik migrenli kadınlarda denge rehabilitasyon programının ağrı, fiziksel fonksiyon ve depresyon düzeyi üzerine etkisini araştırmak amacıyla planlandı. Çalışmaya kronik migren baş ağrısı olan 24 kadın hasta dahil edildi. Hastalar gönüllülük esasına göre egzersiz grubu ve kontrol grubu olarak ikiye ayrıldı. Çalışmaya katılmadan önce hastaların baş ağrısı şiddeti Mcgill Ağrı Ölçeği Kısa Formu (MAÖ-KF), baş ağrılı gün sayısı, fiziksel fonksiyon; disabilite düzeyi MIDAS, fiziksel aktivite düzeyi Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (UFAA), statik ve dinamik denge Berg Denge Skalası (BDS), Tek Ayak Üzerinde Durma Testi ve L Testi, düşme korkusu Uluslararası Düşme Etkinlik Skalası (UDES), uyku kalitesi Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), yaşam kalitesi (SF-36) ve depresyon düzeyi Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ile değerlendirildi. Egzersiz grubu (N=12) telerehabilitasyon ve yüz yüze denge rehabilitasyonu seanslarına katıldı. Kontrol grubu (N=12) ise farmakolojik tedaviye devam etti. Egzersiz grubu 10 hafta boyunca; haftada üç kez telerehabilitasyon seansına ve 2 haftada bir gün yüz yüze tedaviye katıldı. 10 haftalık tedavinin sonunda tüm anketler iki grup için de tekrarlandı. Tedavi öncesi ve tedavi sonrası grup içi karşılaştırmaların sonucunda, egzersiz grubunda baş ağrısı şiddetinde, baş ağrılı gün sayısında, fiziksel fonksiyon parametrelerinden düşme korkusunda, azalma ve orta şiddette fiziksel aktivite düzeyinde artış (p<0,05) olduğu; statik denge parametrelerinde ve yaşam kalitesinin fiziksel fonksiyon, fiziksel rol güçlüğü ve bedensel ağrı parametrelerinde iyileşme olduğu bulundu. Kontrol grubunda ise MAÖ-KF'nin duysal skorunda azalma ve uyku kalitesinde iyileşme olduğu saptandı (p<0,05). Gruplar arası karşılaştırmaların sonucunda, baş ağrısı şiddeti, baş ağrılı gün sayısı, yaşam kalitesinin Bedensel Ağrı parametresi ve orta şiddetli fiziksel aktivite düzeyinde egzersiz grubunda daha fazla iyileşme olduğu saptandı (p<0,05). Sonuçlarımız denge rehabilitasyonunun kronik migrenli kadınlarda baş ağrısı şiddetinin, baş ağrılı gün sayısının ve fiziksel fonksiyon parametrelerinden; statik dengenin ve fiziksel aktivite düzeyinin artırılmasında ve düşme korkusunun azaltılmasında etkili olduğunu göstermektedir. Anahtar kelimeler: Kronik migren, denge egzersizleri, ağrı, yeti yitimi, fiziksel aktivite düzeyi

Baş ağrısıBaş ağrısı bozukluklarıDenge+7
Melek Kara
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kronik bel ağrısı olan bireylerde reformer pilates ve multi-gravitasyonel süspansiyon temelli egzersizlerin ağrı, endurans, denge, engellilik ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Bu çalışma, reformer pilates ve multi-gravitasyonel süspansiyon temelli egzersizlerin kronik bel ağrısı şikayetine sahip bireylerde, ağrı, endurans, denge, engellilik ve yaşam kalitesi üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla yapıldı. Gaziantep'te yaşayan 25-60 yaş aralığında kronik bel ağrısı olan 60 birey çalışmaya katıldı. Bireyler kapalı zarf randomizasyon yöntemi ile reformer pilates grubu (n=20, ortalama yaş; 31,85±8,89 yıl, vücut ağırlığı; 67,75±18,75 kg, boy; 166,15±10,85 cm, VKİ; 24,27±4,39 kg/m2), multi-gravitasyonel süspansiyon temelli egzersiz grubu (n=20, ortalama yaş; 29,90±6,70 yıl, vücut ağırlığı; 60,85±12,72 kg, boy; 164,00±6,49 cm, VKİ; 22,58±4,14 kg/m2) ve ev egzersizi kontrol grubu (n=20, ortalama yaş; 30,40±8,21 yıl, vücut ağırlığı; 67,80±14,49 kg, boy; 165,25±6,74 cm, VKİ; 24,76±4,66 kg/m2) olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Egzersiz eğitimleri 4 hafta boyunca haftada 2 kez olacak şekilde (10 dk ısınma, 30 dk egzersiz eğitimi, 10 dk soğuma) uygulandı. Katılımcıların ağrıları VAS ile çalışma öncesi, 1., 2., 3. hafta ve sonrası olmak üzere toplam 5 kez değerlendirildi. Enduransları ise gövde anterior fleksör testi, gövde posterior ekstansör testi, sırt üstü köprü testi, sağ ve sol yan köprü testi ile değerlendirildi. Bireylerin statik dengeleri tek bacak üzerinde durma testi ile, dinamik dengeleri Star Excursion Denge testi ile, bel ağrısına bağlı engellilikleri Oswestry Engellilik Anketi ile ve yaşam kalitesi WHOQOL-Bref ile değerlendirildi. Tüm gruplarımızda McGill, VAS, denge ve endurans testleri skorları, Oswestry ve WHOQOL skorları çalışma boyunca iyileşti (p<0,05). McGill anket skorunda hamak grubu ev egzersiz grubuna, Oswestry engellik anketi skorunda ise diğer iki gruba göre daha az gelişme gösterdi (p<0,05). Sağ Star Excursion Denge testinde; hamak ve reformer grubundaki anterior ve posterior denge ev grubuna göre, posteromedial ve posterolateral dengede ise reformer grubu ev egzersiz grubuna göre daha fazla gelişti. Lateral dengede ise hamak grubu ev grubuna göre daha fazla gelişti (p<0,05). Sol Star Excursion Denge testinde; hamak ve reformer grubu anterior dengesi ev grubuna göre daha çok gelişti. Posterior ve lateral dengede ise reformer grubu ev egzersiz grubuna göre daha fazla gelişme gösterdi. Anteromedial dengede ise hamak grubu ev grubuna göre daha fazla gelişim sağladı (p<0,05). Sağ statik dengede reformer ev grubuna göre daha fazla gelişim gösterirken, solda reformer grubu hem ev grubuna hem de hamak grubuna göre statik dengeyi daha fazla geliştirdi (p<0,05). Yüz üstü plank skoru reformer grubunda hamak grubuna nazaran daha fazla artış gösterdi (p<0,05). Sırt üstü köprü sağ taraf skoru ise ev grubunda diğer gruplara kıyasla daha az artış sağladı (p<0,05). Mekik testi skoru hamak ve reformer grubunda ev egzersiz grubuna göre daha fazla gelişme kaydetti (p<0,05). Kronik bel ağrısının ve engelliliğin azaltılmasında öncelikli olarak reformer ve ev egzersiz programlarına yer verilebilir. Denge ve enduransın gelişimi yönünden bireysel bazlı egzersiz programlarında reformer pilates ve hamak yogası birbirleri yerine tercih edilebileceği görüşüne varıldı. Anahtar Kelimler: Reformer pilates, multi-gravitasyonel süspansiyon temelli egzersiz (hamak yogası), kronik bel ağrısı

AğrıBel ağrısıDenge+5
Merve Dilara Çiftçi
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk televizyon dizilerinde dezavantajlı grupların temsili: Otizm ve Mucize Doktor örneği

Engellilik, hayat boyu devam eden ve sosyal desteğe ihtiyaç duyulan bir durum olmasına rağmen toplumda bilinmezlik ve toplumsal dışlanma ile karşı karşıya kalmaktadır. Medyanın bu koşulları düzeltmek için büyük bir desteğe ihtiyaç duyduğu vurgulanmaktadır. Televizyon, günlük hayatımızda önemli bir rol oynamakta ve toplumun farklı kesimlerine ulaşma potansiyeli yüksektir. Ancak, bazı durumlarda dezavantajlı grupların doğru ve adil bir şekilde temsil edilmediği ve yanlış stereotiplerle sunulduğu görülmektedir. Bu bağlamda, engelli bireylerin doğru temsili için gerçekçilik, empati ve toplumsal farkındalık gereklidir. Televizyon dizileri, engelli bireylerin günlük yaşamlarını, deneyimlerini ve duygusal yolculuklarını doğru bir şekilde aktarmalıdır. Engellilik, sadece bir kusur veya engel olarak değil, engelli bireylerin hayatlarına etki eden bir faktör olarak ele alınmalıdır. Engelli bireylerin çeşitliliği ve farklı deneyimleri unutulmamalı, farklı engel türlerine sahip bireylerin hikayelerine de yer verilmelidir. Böylece, izleyicilere engelli bireylerin yaşamlarında karşılaştıkları zorluklar, başarılar ve günlük mücadeleler hakkında daha gerçekçi bir perspektif sunulabilir. Aynı zamanda, engelli bireylerin hayatlarında yer alan evrensel temalar vurgulanmalı ve kendi hikayelerini anlatabilmeleri için olanaklar sağlanmalıdır. Engelli bireylerin doğru temsili, toplumda engellilikle ilgili yanlış inançların, önyargıların ve ayrımcılığın azaltılmasına katkı sağlayabilir. Televizyon dizileri, geniş bir izleyici kitlesine ulaşma gücüne sahip olduğundan, bu platformlar üzerinden engelli bireylerin yaşadığı zorluklara dikkat çekmek ve toplumsal farkındalık yaratmak için büyük bir potansiyele sahiptir. Bu çalışmanın amacı, medyanın dezavantajlı grupların temsili ve toplumla ilişkisindeki önemine odaklanarak, engelli bireylerin doğru ve adil bir şekilde temsil edilmesini incelemektir. Bu çalışmanın sonucunda, medyanın dezavantajlı grupları doğru bir şekilde temsil etmesinin ve toplumla ilişkisindeki öneminin altını çizerek, daha kapsayıcı ve anlayışlı bir yaklaşımın teşvik edilmesini sağlamaktır. Engelli bireylerin yaşamlarındaki gerçek deneyimleri ve potansiyelleri vurgulamak, toplumdaki olumsuz engellilik algılarını azaltmaya ve farkındalığı artırmaya yardımcı olabilir.

EngellilikTemsil
Emel Turgut
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00

İlgili konular