Engellilik

Bu konu başlığı altında 166 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Engelli kadınların çalışma hayatına katılımı önündeki sorunlar: Türkiye örneği

Bu çalışmada, engelli kadınların engel durumları ve cinsiyet özelliklerine bağlı dezavantajları birlikte ele alınarak engelli kadın kavramı irdelenmiş ve Türkiye'de engelli kadınların çalışma yaşamına etkin katılımının önündeki sorunlar araştırılarak bu sorunların kaynakları tespit edilmeye çalışılmıştır. Engelli kadınların istihdamı incelenirken tarihsel süreçte ve günümüzde engellilik ve kadın kavramlarının ele alınış biçimi incelenmiştir. Engelli kadın istihdamına yönelik devletin yürüttüğü sosyal politikalar, engellilere ve kadınlara yönelik girişimcilik kursları, devlet tarafından desteklenen projeler açıklanmıştır. Ülkemizde engelli kadınların istihdamı konusunda yürütülen politikalar açıklanırken TÜİK ve İŞKUR'un araştırma verileri ile ülkemizde kamu ve özel sektörde engelli istihdamı ve kadın istihdamına yönelik yapılan araştırmalar birlikte değerlendirilmiştir. Çalışmada, ülkemizde engelli kadınların çift yönlü dezavantajlı durumlarına bağlı iş yaşamında karşılaştıkları sorunların neler olduğu ortaya koyulmuş, engel durumuna ve cinsiyete dayalı ayrımcılık, toplumsal yönüyle ele alınmıştır. Engelli kadınların çalışma hayatına katılmalarının kendilerine, ailelerine ve yaşadıkları topluma yararı ve ülke ekonomisi, refahı ve kalkınması açısından önemi üzerinde durulmuştur.

Engelli istihdamıEngelli kişilerEngellilik+4
Vildan Haykır
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de engelli bireylerin spor politikalarındaki yeri

Dünya Engellilik Raporu'na göre dünya nüfusunun %15'inin engellilik yaşadığı tahmin edilmektedir. Türkiye'de ise engelli nüfusuna dair kesin bir veri bulunmamaktadır. Sayısal verilerin kesin olmamasına rağmen Türkiye Engelliler Konfederasyonu ülkemizde bulunan engelli sayısının nüfusa oranla %10'dan daha az olmadığı tahmininde bulunmuştur. Engelli bireylerin rehabilitasyonu fiziksel, psikolojik ve toplumsal açıdan incelendiğinde yapılan pek çok araştırma sporun olumlu etkilerini ortaya koymaktadır. Bu sebeple engelli bireylerin spor aracılığıyla topluma katılımları ve toplumla bütünleşmelerinin sağlanması, spor politikalarının sosyal ve kuşatıcı amaçlarına da katkı sunmaktadır. "Türkiye'de Engelli Bireylerin Spor Politikalarındaki Yeri" başlıklı bu çalışmada; spor politikaları kapsamında "herkes için spor" hedefinin, engelli bireyler için oluşturulan spor hedefleri ile uyumlu olup olmadığı ve bu uyumun nasıl tasarlandığı araştırılarak ortaya konulacaktır. Bu çerçevede spor politikalarına kaynaklık eden ilgili mevzuat ve temel stratejik belgeler üzerinde incelemeler yapılmış ve konuya ilişkin tartışmalara yer verilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda; engelli bireylere yönelik spor politikaları oluşturulurken sosyal, ekonomik ve kültürel hedeflerin yaşama geçirilmesinde yaşanan aksaklıklara ve sorun alanlarına ilişkin, hedefe uygun somutlaştırılmış çözüm önerilerine ve işlevsel mekanizmalara ihtiyaç duyulduğu ifade edilebilir.

Engelli kişilerEngelli sporlarıEngellilik+3
Nezihe Şaşmaz Kuşhan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The disabled as other in Out of My Mind by Sharon Draper

In his famous book The Order of Things, Michel Foucault explores how the western mind identifies the self and the other in a binary opposition system and examines how relationships between different groups in social structures are affected by those identifications. The disabled people, as one of those differentiated groups, are also influenced by the juxtaposition and forced into otherness in society. In this study, a comprehensive thematological approach to Sharon Draper's latest and bestseller book Out of My Mind is provided. Our research consists of two parts: the first part relies on the critical theory concerning the traditional realist novel and the Russian critic Mikhail Bakhtin's definition and explanation of the Bildungsroman in order to reveal the thematic perspectives and narrative techniques used by Sharon Draper in her novel; in the second part, the author's way of textualizing and questioning the place of the disabled people in society is discussed through the view of the experience of the protagonist Melody. For this purpose, the concept of "episteme" is introduced, including the new perspectives that Michel Foucault brought to the concept in his work "The Order of Things" (1966), particularly with regard to the theory of "the self and the other". To this, Cripistemology is prompted as a new field of Epistemology, emphasizing the inadequacy of Epistemology to define the disabled. Finally, the thesis discusses the ways in which the contemporary societies marginalise disabled groups and place them into narrow templates as a result of the unconscious bulk of knowledge and for this; Out of My Mind by Sharon Draper provides various examples.

BildungsromanDraper, SharonDisabled persons+4
Sertuğ Bakırcı
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Aile hekimliği polikliniğine başvuran bireylerde bel ağrısı sıklığı, etkileyen faktörler ve bel ağrısının revizeoswestry bel ağrısı engellilik anketi ile değerlendirilmesi

Ağrı, gerçek veya potansiyel doku hasarını işaret eden, vücudun herhangi bir yerinde başlayabilen, karmaşık bir multidisipliner deneyimdir. Ağrı; kişisel yaşantılarına, duygusal durumlarına ve çevresel etkilerine göre şekillenir. DSÖ, bel ağrısının , her yaş grubunda görülen ve tıbbi hizmetlere başvuruyu gerektiren yaygın bir hastalık olduğunu belirtmiştir. Gelişmiş ülkelerde yapılan çalışmalara bakıldığında YBBA prevalansının %59-80 arasında değiştiği görülmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde yaşam boyu bel ağrısı sıklığı %70 'in üzerindedir. Çalışmamızda Aile Hekimliği Polikliniğine başvuran erişkinlerde bel ağrısı prevalansı ve olası katkıda bulunan faktörler araştırıldı. Katılımcılara hazırlanan anketin yanı sıra ODİ skalası uygulandı. Çalışmamıza 01.05.2022-01.10.2022 tarihleri arasında polikliniğe herhangi bir neden ile başvuran 18-65 yaş aralığındaki 108'i erkek, 191'i kadın toplam 299 kişi katılmıştır. Çalışmamız da YBBA prevalansı %78,6 (n=235) olarak bulundu. Yaşamı boyunca bir veya daha fazla BA şikayeti olanların yaş ortalaması 38,57±11,54 idi. YBBA prevalansı; kadınlarda %84,8 (n=162), erkeklerde %67,6 (n=73) olarak bulunmuştur. Çalışmamıza katılanların VAS ağrı skalası ort. puanı 2,93±2,77 olarak bulunmuştur. VAS ağrı skalası ile meslek grupları kıyaslandığında hastane personeli ve hemşire/ebe grubunun ağrı skalası puanı diğer mesleklere göre daha yüksek bulunmuştur. Kadın cinsiyette ODİ skoru ortalaması 23,09±16,91 iken, erkeklerde 17,3±15,61'dir. ODİ skoru toplam puanı ile VKİ değerleri arasında pozitif yönlü istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Bireyi ve toplumu hem psiko-sosyal hem de maddi açıdan kötü etkileyen BA tedavisinde, risk faktörlerini belirlemek. BA oluşmadan yada akut olan BA kronikleşmeden risk faktörlerine yönelik gerekli koruyucu önlemleri almak. Mevcut riskler konusunda bireyleri bilgilendirmek ile bel ağrısı sıklığının önemli ölçüde azaltılabileceğini düşünmekteyiz.

Aile hekimliğiAnketlerAğrı+5
Nuriye Sedef
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avrupa Birliği ve Türkiye'de engelli istihdamına yönelik iş sağlığı ve güvenliği yaklaşımı

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne adaylık süreci ile birlikte birçok alanda Avrupa Birliği normlarına uyum sağlamaya dönük politikalar geliştirdiği ve ulusal mevzuatta çeşitli düzenlemeler yaptığı gözlenmektedir. Ayrıca engelli bireylerin istihdam edilebilirliğinin arttırılması ve özel politika gerektiren engelli bireylerin işyerlerinde her açıdan korunması ile iş sağlığı ve güvenliği gibi sosyal politikaya ilişkin alanlar, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde sosyal bütünleşmenin sağlanabilmesi için üzerinde durulan en önemli konular arasındadır. Bu bağlamda bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde engellilik ve engelli istihdamı ile ilgili kavramsal çerçeve, ikinci bölümde Avrupa Birliği bağlamında engelli istihdamı, üçüncü bölümde Türkiye'de engelli istihdamı ve dördüncü bölümde de engelli çalışanlara yönelik iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları ele alınarak geniş bir literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Avrupa Birliği ve Türkiye'ye ilişkin yapılan literatür incelemesi sonucunda, işyerlerindeki uygulamalarda engelli çalışanlara yönelik birçok yanlış uygulamanın olduğu tespit edilmiştir. Buradan hareketle engelli bireylere yönelik yapılan düzenlemelerde görülen eksik noktalar vurgulanmış, yürürlükteki mevzuata ve işyerlerine uygulamaya yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Bu çalışmanın engelli bireylere, engelli bireylerle çalışan işveren, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, diğer sağlık personeli; ilgili tüm kişi, kurum ve kuruluşlara yol gösterici olması ve bu alanda yapılacak akademik çalışmalara ışık tutması amaçlanmaktadır.

Avrupa BirliğiEngelli istihdamıEngelli kişiler+4
Aslıhan Toyoğlu
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Engelli çocuklar ile engelli olmayan çocukların annelerinin fiziksel aktivite düzeyi ve fonksiyonel kapasitelerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada, engelli çocuğu olmayan annelerin, zihinsel engelli çocuğu olan annelerin ve fiziksel engelli çocuğu olan annelerin fiziksel aktivite, fonksiyonel kapasite ve depresyon düzeylerini değerlendirmek amaçlandı. Bu araştırma Ocak 2020-Kasım 2021 tarihleri arasında yürütüldü. Araştırmaya Gaziantep ilinde yaşayan engelli çocuğu olmayan 35 anne, zihinsel engelli çocuğu olan 35 anne ve fiziksel engelli çocuğu olan 35 anne olmak üzere toplam 105 kadın dahil edildi. Gönüllülerin yaşları 23-59 yıl arasında değişmekteydi. Sosyodemografik veriler kaydedildi. Araştırmaya katılan annelerin fiziksel aktivite düzeyleri Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi- Kısa Form (IPAQ); fonksiyonel kapasiteleri 6 Dakika Yürüme Testi (6DYT); depresyon düzeyleri Beck Depresyon Envanteri (BDE) ile değerlendirildi. Verilerin analizi için IBM SPSS Statistics 24.0 paket programı kullanıldı. Yapılan analizler sonucunda; engelli çocuğu olmayan anneler ile zihinsel engelli çocuğu olan anneler ve fiziksel engelli çocuğu olan anneler IPAQ toplam MET değerleri yönünden benzerdi (p>0.05). 6DYT yürüme mesafeleri yönünden gruplar arasında anlamlı farklılık bulunamadı (p>0.05). BDE toplam puanları karşılaştırıldığında; engelli olmayan çocuğa sahip annelerin depresyon puanları, Fiziksel veya zihinsel engelli çocuğu olan annelerden anlamlı düzeyde daha düşüktü(p<0.05). Sonuç olarak; fiziksel veya zihinsel engelli çocuk annelerinin depresyona düzeyleri yüksektir. Engelli çocuk annelerinin fiziksel aktivite, fonksiyonel kapasite ve depresyon düzeylerini değerlendiren daha geniş örneklemli çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Engelli Çocuk Annesi; Fiziksel Aktivite Düzeyi; 6 Dakika Yürüme Testi; Depresyon.

AnnelerDepresyonEngelli çocuklar+4
Kasım Çelik
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

İlaç aşırı kullanım başağrısında belirleyici özellikler ve ağrı duyarlılığının değerlendirilmesi

Migren hastalarında, akut migren atağı esnasında, normalde ağrı cevabı oluşturmayan uyaranlara karşı aşırı duyarlılık bildirilmektedir. Bu çalışmada, kronik migren ve ilaç aşırı kullanım başağrısı olan hastalarda (İAKB+KM) demografik, klinik ve başağrısı özellikleri, eşlik eden hastalıklar, ağrı duyarlılığı özellikleri ve kronikleşme ile ilişkili risk faktörleri, epizodik migrenli (EM) ve sağlıklı kontrol (K) gruplarıyla karşılaştırarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yetişkin katılımcılar, prospektif olarak 3 farklı gruba dahil edilmiştir. Demografik özellikler, klinik, laboratuvar ve nörogörüntüleme bulguları, MIDAS, Allodini Semptom Kontrol Listesi (ASC-12), Beck Depresyon ve Anksiyete Envanteri skorları kaydedilmiştir. Ağrı duyarlılığı tipi ve santral sensitizasyon uzaysal özelliklerini nicelendirmek için çeşitli duyusal testler (pinprick hiperaljezi, fırça allodinisi, soğuk allodinisi ve temporal sumasyon) sefalik (sol alın) ve ekstra-sefalik (sol ön kol anterior) bölgelere uygulanmıştır. Gruplar arasındaki farklılıklar ve risk faktörleri analiz edilmiştir. Çalışmaya toplamda 90 katılımcı (her grupta 30 kişi) dahil edilmiştir. Yaş ve cinsiyet (kadın hakimiyeti) açısından gruplar arasında farklılık saptanmamıştır. İAKB+KM hastalarında, K grubuna kıyasla daha yüksek BMI, açlık kan şekeri, total kolesterol ve daha düşük demir bağlama kapasitesi düzeyleri gözlenmiştir. İAKB+KM hastalarında migren hastalık öyküsü, atak süresi, sıklığı, şiddeti, triptan kullanımı, kombine analjezik kullanımı, MIDAS, Beck Depresyon ve Anksiyete, ASC-12 skorları EM'ye kıyasla istatistiksel olarak anlamlı ve yüksek bulunmuştur. Tüm İAKB+KM hastaları, atakları için düzenli olarak ağrı kesicilerini almak zorunda olduklarını ve bir dozu kaçırma olasılığının onları endişeli veya rahatsız ettiğini belirtmişlerdir. İAKB+KM grubundaki %70 hasta, ağrı kesicileri almayı bırakabilmiş olmayı istediklerini ve ağrı kesicilerinin zararlı olabileceğini bildiklerini ifade etmişlerdir. Duyusal muayenelerde, İAKB+KM ve EM hastalarında hem sefalik hem de ekstra-sefalik bölgede soğuk allodini saptanmıştır. İAKB+KM 'de EM ve K'e kıyasla istatistiksel olarak anlamlı ve daha yüksek skorlar bildirilmiştir. Pinprick hiperaljezisi ve temporal sumasyon her iki grup migrenli hastada sefalik bölgede tespit edilmiş ve İAKB+KM grubunda EM ve K gruplarına kıyasla istatistiksel olarak daha yüksek skorlar bildirilmiştir. ASC-12 anketinde saç tararken, gözlük takarken, lens takarken, kolye takarken, dar kıyafetler giyerken, yüzünü veya başını yastığa koyarken, sıcak (örneğin, pişirme, sıcak suyla yüz yıkama) ve soğuk (örneğin, buz torbası kullanma, soğuk suyla yüz yıkama) maruziyetinin, ağrı hassasiyeti duyusal muayene modaliteleriyle ilişkili olduğu bulunmuştur. Ağrı duyarlılığı muayeneleri, başağrısının patofizyolojisini anlama açısından kalitatif ve kantitatif bulgular sunmaktadır. İAKB+KM hastalarında metabolik sendrom, depresif özellikler, ciddi engellilik ve belirgin sefalik ve ekstra-sefalik ağrı duyarlılığı saptanmıştır. Ağrı duyarlılığının, kronikleşme ve daha yüksek engellilik düzeyleri ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Ağrı modülasyon sistemleri, İAKB+KM hastalarında EM ve K gruplarına kıyasla belirgin şekilde değişmiştir. Kronikleşme-ilişkili risk faktörlerin belirlenmesi ve santral duyarlılaşmanın nicelendirilmesinin, kronik başağrısı hastalarında patogeneze ışık tutması yanında kişiselleştirilmiş tedavi seçeneklerini belirlemede de değerli olacağını düşündürmektedir.

AllodiniHiperesteziEngellilik+7
Nıshana Zakharova
Hacettepe University
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Engelli olan çocukların engelli olmayan kardeşleriyle ilişkileri üzerine sosyolojik bir inceleme

Kardeşlik ilişkilerini engelli ve engelli olmayan kardeşlerin gözünden incelemeyi amaçlayan bu çalışmada engelli olmanın aile ortamında kardeşlik ilişkisi üzerinde oynadığı rol hem engelli çocuklar hem de engelli olmayan kardeşlerinin bakış açısıyla betimlenmiştir. Çalışma kapsamında kardeşlik ilişkileri engellilik, engelli birey, kendini/ kardeşini engelli bir birey olarak nasıl tanımladığı; kardeşlik ilişkisinde üstlenilen görev ve sorumluluklar; kardeşlik ilişkisinin değerlendirme biçimleri ve engel durumunun kardeşlik ilişkisi üzerinde yarattığı değişimler çerçevesinde araştırılmıştır. Çalışmada engelli ve engelli olmayan kardeşlerin anlam dünyaları resmedilmek amaçlandığından nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Çalışma bedensel, görme ve işitme engel türlerinden bir ya da birkaçına sahip engelli çocuklar (15-18 yaş grubu) ve onların birlikte yaşadıkları engelli olmayan kardeşleri (11-27 yaş aralığındaki) ile yürütülmüştür. Bu kapsamda bedensel, görme ve işitme engelli 4'er çocuk ve onların kardeşlerine ulaşılarak toplamda 24 kişi ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yüz yüze yapılan görüşmelerde veriler yarı yapılandırılmış soru formları kullanılarak toplanmıştır. Ulaşılan veriler sosyal inşa yaklaşımı ve aile sistem teorisi çerçevesinde gerçekleştirilen tematik analiz ile değerlendirilmiştir. Ulaşılan temalar kapsamında engellilik ve engelli birey tanımlamalarınki engelliliği açıklayan tıbbi modelin hakimiyeti dikkat çekerken engelli kardeşle ilgili tanımlamalarda sosyal model bakış açısının ortaya çıktığı görülmüştür. Kardeşlerin üstlendikleri görev ve sorumluluklara bakıldığında ise engelli olmayan kardeşlerin hem engelli kardeşlerine yardım etmek hem de evdeki işler için ailesine yardım etmek anlamında fazlaca sorumluluğu olduğu dikkati çekmiştir. Diğer taraftan kardeşlerin ilişkilerini değerlendirirken çatışmalar, kavgalar, uyum, yardımlaşma ve destek gibi hem olumlu hem de olumsuz yorumları olduğu aktarılmıştır. Son olarak da engelli olmama veya engel derecesinin daha düşük olmasının kardeşlik ilişkilerine nasıl yansıdığı üzerinde durulmuştur. Engelli kardeşlerin yeti/işlev kaybına bağlı kısıtlamalar üzerinden değerlendirme yaparken engelli olmayan kardeşlerin hayatlarında yaşanacak değişimleri vurgulamaları dikkat çekmiştir.

Aile sistemleri teorisiEngelli çocuklarEngellilik+5
Seçil Sanıyaman
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimEN

Disability and family in twenty-first century American drama

This dissertation analyzes John Belluso's Pyretown (2005), The Rules of Charity (2006), A Nervous Smile (2006), David Lindsay-Abaire's Good People (2011), Stephan Karam's The Humans (2015), Martyna Majok's Cost of Living (2018), Amy Herzog's Mary Jane (2018), and Lindsey Ferrentino's Amy and the Orphans (2019) and scrutinizes the ways contemporary American playwrights employ disability in relation to the myth of the flawless American family. The representation of disability on the American stage has always been a complicated one as disabled bodies were either used as metaphors or presented as freaks, victims, and villains. The plays examined in this dissertation, however, negotiate disability as a multifaceted experience. They portray family dynamics that changed in the twenty-first century while dissociating disability from stereotypical meanings. The playwrights dramatize the lived experience of disability, and they problematize ideologies that ostracize, pathologize, and oppress disabled individuals to initiate social, cultural, and political transformation in the United States. Since they criticize dehumanizing and exploitative social and political institutions using realism and the affective power of theater, these plays are referred to as the social problem plays of the twenty-first century. Each chapter exposes oppressive power relations and portrays the lived experience of disabled individuals without romanticizing or objectifying their bodies. Neoliberalism, class, problems in the healthcare and welfare systems, and the cult of normalcy are presented as the forces that put the family in a dysfunctional state whereas disability is depicted as a social, cultural, and political construction. Therefore, these plays are progressive and subversive with their truthful depictions of families with disabled members, showing that the problem is not disability but constructed normalcy, which forces families and individuals to conform to rigid definitions.

FamilyAmerican theatreDisabled persons+3
Duygu Beste Başer Özcan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşlevsellik, yetiyitimi ve sağlığın uluslararası sınıflandırması bakış açısıyla işitme kaybı olan yetişkinlerin yaşama katılımlarının ve çevresel faktörlerin etkisinin incelenmesi

İşitme sorunları, günlük aktivitelerde ve toplumsal katılımda kısıtlamalara neden olabilir. Bu da bireyin sağlıkla ilgili yaşam kalitesini, bilişsel ve duygusal işlevlerini etkileyebilir(1-3). Akustik ortam gibi dış faktörlerin ve başa çıkma stratejileri gibi kişisel faktörlerin bireyin işlevselliğini etkilediği gösterilmiştir. Bu çalışmada işitme kaybı olan erişkin bireylerin işitme kaybına bağlı olarak etkilenen yaşama katılımlarının ve katılımcıları etkileyen çevresel faktörlerin ICF bakış açısıyla incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Türkçe geçerlik-güvenilirliği yapılmış, erişkin bireylerde işitme kaybının etkilerini değerlendirmede yaygın olarak kullanılan ölçekler ve ICF sınıflandırma sistemi temel alınarak kullanılacak değerlendirme araçları belirlenmiştir. Çalışmaya 18-60 yaş aralığında işitme güçlüğü şikayetiyle başvurmuş; çok hafif dereceden çok ileri dereceye kadar farklı derecelerde iletim, sensörinöral ve mikst tipte tek taraflı veya bilateral işitme kaybı olan bireyler dahil edilmiştir. Değerlendirme sürecinde bireylerin yaşama katılımlarının değerlendirilebilmesi amacıyla İşitme Engeli Ölçeği Erişkin Formu, Amsterdam İşitsel Yetersizlik ve Engellilik Anketi, Dünya Sağlık Örgütü Yetiyitimi Değerlendirme Çizelgesi (WHODAS), İşitme cihazı kullanan bireyler için İşitme Cihazı Memnuniyet Anketi (APHAB); çevresel faktörlerin etkisini değerlendirme amacıyla Çevre Kalite Ölçeği kullanılmıştır. ICF İşitme Kaybı Kapsamlı Temel Set İle İEÖ Erişkin Form, Amsterdam İşitsel Yetersizlik ve Engellilik Anketi ve İşitme Cihazı Memnuniyet Anketi (APHAB) maddeleri eşleştirilmiştir. Eşleştirme sonucunda ICF İşitme Kaybı Kapsamlı Temel Set maddeleri ile eşleştirilen üç değerlendirme aracının eşleşme oranı % 29 olarak bulunmuştur. Yaşama katılımı değerlendirme amaçlı kullanılan ölçekler arasında pozitif yönlü, yüksek düzeyde anlamlı ilişki gözlenmiştir. Çevresel faktörleri değerlendirme amaçlı kullanılan ölçek ile yaşama katılımı değerlendirme amaçlı kullanılan ölçekler arasında özellikle çevresel engel maddelerinde yüksek düzeyde anlamlı ilişki gözlenmiştir(p<0.05).

EngellilikSınıflandırmaUluslararası hastalık sınıflandırması+7
Şeymanur Tahtacı
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Engelli üniversite öğrencilerinin akran ilişkileri üzerine nitel bir araştırma

Üniversiteli engeli olan gençlerin gözünden arkadaşlık ilişkilerine yönelik deneyimlerini sosyal sermaye üzerinden keşfetmeyi konu edinen bu araştırmada engelli gençlerin arkadaşlık ilişkileri, engelliliği ve engelli bedene sahip olma, arkadaşlık ilişkilerinde ailenin rolü, üniversite yaşamı ve pandemide arkadaşlık ilişkileri araştırılmıştır. Üniversiteli engeli olan gençlerin üniversite ortamındaki arkadaşlık ilişkilerini sosyal sermaye üzerinden betimlemek ve anlamak amaçlanmış olup nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın amaçlı örneklemini üniversiteli (18-24 yaş aralığındaki) 12 (görme ve/veya ortopedik) engelli genç oluşturmaktadır. Katılımcılara kartopu tekniği ile ulaşılmıştır. Diğer bir ifadeyle tanışılan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan bir katılımcı diğer katılımcıya referans olmuştur. Araştırmanın veri toplama sürecinde derinlemesine görüşme tekniği kullanılmış olup görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Araştırmanın görüşmeleri pandemi döneminde alınan tedbirler -sokağa çıkma yasaklarının olması -nedeniyle görüşmeler online ortamda gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri tematik analizle değerlendirilmiştir. Araştırmada ulaşılan temalar çerçevesinde arkadaşlığın anlamına ilişkin yardımlaşma, sosyal destek, güven, benzerlik, mekanı ve duyguları paylaşmak, birliktelik ve beraberlik üzerinden açıklamışladır. Arkadaşlık ilişkilerinin başlamasında ve sürdürülmesinde mekan ve yardımlaşma, kabul edilme, birlikte zaman geçirme ve sosyal destek üzerinden değerlendirmişlerdir. Engelliliğe ve engelli olmaya ilişkin anlamlandırmalarında yetersiz/eksik, hasta olma gibi ifadelerin kullanılması ve arkadaşlık ilişkilerinde toplumda var olan olumsuz kültürel tanımlamaların devam ettiği anlamına gelebilir. Üniversiteye gitmek için aileden uzakta yaşama ya da okulda bulunulan süre aileden bağımsızlaşmanın bir adımıdır. Sosyalleşme açısından engelli gençlerin ailelerinin aileye aidiyetten çok onların arkadaşlık ilişkilerine müdahale etmeyerek ya da onların kararlarına saygı duyarak toplumsal yaşama katılımlarını desteklemektedirler. Engelli genç için üniversite ortamı engeliyle ilişkili hem olumlu hem de olumsuz yönlerini deneyimleyip olumsuz yönleriyle başa çıkabilen güçlü bireyler olmasına katkıda bulunmaktadır. Pandemide kampüs yaşamından uzak kalmak engelli gençlerin bir yandan arkadaşlarıyla uzaklaşmalarına neden olurken bir yandan da mekansal birliktelik yoksunluğu yaşamalarına neden olmaktadır.

Akran ilişkileriArkadaşlıkEngelli kişiler+4
Hülya Eker
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fiziksel engelli bireylerin aileleri ile toplumda aynı yaş grubunda bulunan ebeveynlerin bel ağrı sıklıkları arasındaki farkın değerlendirilmesi

Çalışmamızda, ülkemizde ve dünyada engelliliğe, iş kaybına ve yüksek tıbbi harcamalara neden olan bel ağrısının incelenmesi amaçlanmıştır. Engelli birey ve ailelerin ülkemizde son derece fazla olduğu aşikardır. Bu nedenle sürekli fiziksel strese maruziyet sebebiyle de engelli ebeveynlerinde bel ağrısı görülme sıklığının fazla olduğu düşünülmüştür. Bel ağrı prevelansı yüksek olduğunu düşündüğümüz engelli ebeveynleri ile aynı yaş grubunda sağlıklı çocuğa sahip ebeveynleri ağrının sıklığı, ağrının iyileşme derecesi ve hızı, bel ağrısının günlük yaşam aktiviteleri ve fonksiyonel hayattaki etkisi anket yoluyla incelenmiştir. Bunların sonucunda anlık ağrı, ağrının sıklığı, ağrıdaki iyileşme derecesi ve hızı, bel ağrısının günlük yaşam aktiviteleri ve fonksiyonel hayattaki etkisi açısından engelli çocuğa sahip ebeveynlerdeki etkilenim miktarının sağlıklı çocuğa sahip ebeveynlere oranla daha fazla olduğu bulunmuştur.

AileAna-babaAğrı+5
Mir Tamer Dadak
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir kelam problemi olarak engellilik

Bu çalışma, engellilik konusundaki inanç problemlerine kelâm ilmindeki yaklaşımları tespit etmeyi amaçlamaktadır. Eş'ariyye, Mâtürîdiyye ve Mu'tezile mezheplerinin engellilik konusuna yaklaşımları, temel kaynakları üzerinden incelenmeye çalışılmıştır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde engellilikle ilgili tanım ve kavramlara yer verilerek engelliliğin sınıflandırılması ve sebepleri incelenmiştir. İkinci bölümde felsefî düşüncede ve bazı dinlerde engelliliğe yaklaşımlar ele alınmış ve İslâm kaynaklarında engellilik konusu incelenmiştir. Kelâm ilminde adâlet, hikmet ve kader bağlamında mezheplerin görüşleri değerlendirilmiştir.

AdaletEngellilikHikmet+5
Çağlar Tekkanat
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akondroplazisi olan kişilerin fiziksel erişilebilirliği konusunun konutlar üzerinden incelenmesi

Erişilebilirlik kavramı, kişinin sosyal hayata katılabilmesi ve daha hızlı adapte olabilmesi için gerekli bir unsur olup, engelli kişiler için oldukça önemli bir yere sahiptir. Engelli kişiler sosyal yaşama, çevreye, kültürel aktivitelere, eğitime ve hatta bunlardan önce kişisel hayatlarına adapte olma konusunda zorlanmaktadırlar. Günümüzde engelli kişiler için yapılan sosyal aktivite ve yardımlaşma kampanyaları ne kadar önemli bir yere sahip olsa da, bu çalışmalar henüz yeterli kalmamaktadır. Engelli grubunda yer alan Akondroplazi, diğer adıyla anormal derecede boy kısalığı hastalığı olan kişiler, konutlarında yaşadıkları fiziksel zorluklar yüzünden sosyal hayata ve çevreye odaklanamayıp içe kapanık bireyler haline gelmektedirler. Yapılan bu çalışma, literatür taramasına dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Yedi bölümden oluşan bu tezin amacı, akondroplazisi olan kişilerin fiziksel erişilebilirliğinin konutlar üzerinden incelenmesi olarak açıklanmıştır. Seçilen konu örneği üzerinden akondroplazisi olan kişiler için ulusal ve uluslararası engelli standartlarının konutlara nasıl yansıtıldığının ortaya konulması hedeflenmiştir. Giriş bölümünde tezin amacı, yöntemi ve kapsamı belirtilmiştir. İkinci bölümde, engelli tanımı, engelli sınıflandırılması ve engelliler ile ilgili düzenlenen mevzuatlar incelenmiştir. Üçüncü bölümde akondroplazi tanımı yapılmıştır. Dördüncü bölümde konut tanımı ve tipleri, konutların iç mekan özellikleri ile alakalı yapılan akademik çalışma ve kaynaklar incelenmiştir. Beşinci bölümde, fiziksel erişilebilirlik tanımı, önemi, kapsamı, mevzuatları ve kavramları incelemiştir. Altıncı bölümde ise engellilerin konutta fiziksel erişilebilirliği ile alakalı akademik çalışma ve kaynaklar incelenmiştir. Yedinci ve son kısımda yapılan literatür araştırması sonucunda elde edilen bilgiler ışığında, akondroplazisi olan kişilerin konut yaşamını erişilebilir kılacak öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: akondroplazi, konut, erişilebilirlik, engelli, fiziksel erişilebilirlik, konut erişilebilirliği, iç mekan tasarımı

AkondroplaziEngelli haklarıEngelli ortam+6
Hazal Özağaçhanlı
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşitme engelli bireylerin kültüre dahil olmalarını mümkün kılan araç ve kurumların sosyal antropolojik analizi

Çalışmanın amacı, işitme engelli bireylerin yaşadıkları kültüre nasıl dahil oldukları, bunun için geliştirilen araçların neler olduğu ve bu araçların işlevselliğinin anlaşılmasıdır. İnsanlar sürekli iletişim halindedir. İnsanlar kültürlerini, konuşarak, dinleyerek ve bulundukları toplumla iletişime geçerek öğrenir. Bu çalışmada, işitme engelli bireylerin yaşadıkları toplumun kültürüne dahil olmaları ve kültür aktarımının devamlılığı için oluşturulmuş araç ve kurumların işlevselliği araştırılmıştır. Çalışmanın örneklem grubu Van'da yaşayan "Van İşitme Engelliler, Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Kulübü Derneği"ne üye olan işitme engelli bireyler, işitme engelli bireylerin aileleri, çevreleri ve öğretmenleridir. Araştırma, derinlemesine görüşme tekniği, katılarak gözlem tekniği kullanılarak yapılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda işitme engelli bireylerin kültüre dahil olmalarında ailenin, işaret dilinin, teknolojinin, eğitimin ve sivil toplum kuruluşlarının etkili olduğu tartışılmıştır.

Aile içi ilişkilerDilEngelli kişiler+7
Hatice Müküs
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Engelli bireylerin siyasal tercihlerini belirleyen faktörler: Van'da engelli dernekleri üzerine bir araştırma

Bu çalışma engelli bireylerin siyasal tercihlerini belirleyen faktörleri araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırma evreni olarak Van merkezde bulunan engelli derneklerinin üyeleri belirlenmiştir. Nitel araştırma metodu benimsenerek, yarı yapılandırılmış görüşme formuna dayalı bir araştırma yürütülmüştür. Çalışma kapsamında işitme, görme ve bedensel engelli bireylerden oluşan 10'u kadın toplam 30 kişi ile görüşülmüştür. Görüşmeler ana temalara ayrılarak veri analizi yapılmış olup aile, aşiret, din, STK ve engellilik gibi değişkenlerin, engelli bireylerin siyasal tercihlerine ne oranda etki ettiği değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları itibariyle, bölgenin demografik yapısından kaynaklı aile, aşiret, din gibi kurumların birer aktör olarak engelli bireyler üzerinde de farklı düzeylerde etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca, siyasal yaşama katılma hakkı büyük oranda engellenen bireylerin, siyasi partilere güven duymadıkları tespiti yapılmıştır. Sonuç olarak, engelli bireylerin, oy verme gibi fazla çaba gerektirmeyen siyasal etkinliğe katılım sağlama; seçilme gibi aktif çaba gerektiren siyasal etkinliklerden ise kaçınma eğilimi sergiledikleri görülmüştür.

DerneklerDışlanmışlıkEngelli kişiler+6
Sidar Fırat Yanık
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Van ilinde engelli bebeği olacağını öğrenen kadınların gebeliğe ilişkin karar verme süreçlerini etkileyen faktörler

Gebelik sürecinde yapılan test ve taramalar ile fetüsün sağlığı, fiziksel ve zihinsel özellikleri hakkında bilgi edinilebilmektedir. Edinilen bu bilgiler ile fetüste herhangi bir anomali olması durumunda, anne adayları kürtaj veya gebeliği devam ettirerek engelli bir bebek dünyaya getirme gibi iki yönlü bir tercih aşamasıyla karşı karşıya kalmaktadırlar. Araştırmam ile öğrenmek istediğim, gebelik sürecinde bebeğinin engelli olacağını öğrenen anne adaylarının bu zorlu süreçte ne tür faktörler/aktörler, etkisinde kalarak kararlarını şekillendirdiğidir. Anne adaylarının bireysel ve psikolojik olarak görünen bu kararları arkasındaki sosyal, kültürel ve ekonomik sebeplerin öğrenilmek istenmesidir. Araştırmada ilk olarak literatür taraması yapılmış daha sonra nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak anne adayları ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ile toplumun sosyo-kültürel ve ekonomik özelliklerinin kadının vereceği kararda önemli bir yere sahip olduğu; ayrıca çeşitli aktörler(eş, aile, sağlık uzmanı vb.) tarafından kadının vereceği kararın yönlendirilmeye çalışıldığı görülmüştür.

EngellilikGebelikGebelik-istenmeyen+6
Emine Akçakaya
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Etnisite ve engellilik: Bir çifte dezavantajlılık durumu mu?

Engelli bireyler, engelli olmalarından dolayı tarihsel süreç boyunca toplumun olumsuz bakış açısını deneyimlemişlerdir ve bundan dolayı damgalayıcı ve ayrımcı pratiklere maruz kalmışlardır. Bu araştırma 'engellik' ve 'etnisitenin' birlikte 'çifte dezavantaj' bir durum yaratıp yaratmadığını Türkiye bağlamında göstermeye çalışmıştır. Engel durumunun sosyal etkileşimler neticesinde neden olduğu olumsuz deneyimler, görme ve bedensel/fiziksel engeli olan bireylerin anlatımları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Nitel araştırma tekniklerinin kullanıldığı ve Batman'da gerçekleştirilen araştırmada yedisi tekerlekli sandalye kullanıcısı ve dördü görme engelli olan on bir katımcı ile derinlemesine görüşmeler ve katılımlı gözlemler yapılmıştır. Araştırmanın veri analizi Excel programı üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın kuramsal çerçevesi sosyolojik kuramlardan olan sosyal inşacı yaklaşım ve bu yaklaşımın bir uzantısı olarak gelişen engelliliği açıklayan modellerden olan işlevsel-ekolojik modeldir. Bu araştırmada engelliliğe ilişkin tartışmalardan hareketle engelliliğin bireysel olmaktan ziyade toplumsal anlamda sorun oluşturduğu görülmüştür. Engelli bireylerin kendilerine olan bakıştan ziyade engelliliğin kültürel tanımlaması ve sosyal organizasyonsuzluk sosyal yaşamlarını engelleştirmektedir. Araştırmanın esas odağını oluşturan 'engellilik' ve 'etnisite' kesişiminde ise 'engelliliğin' tek başına dezavantaj yarattığı ve her alanda yoksunluk yaşamalarına neden olduğu görülmüştür. Saha aşamasında toplumsal cinsiyete ilişkin vurgulardan dolayı 'engelli' ve 'kadın' olmaya ilişkin tartışmalardan hareketle bu araştırma açısından baskın ve 'çifte dezavantaj' bir durum yaratmaktadır. Araştırmada saha aşamasında iken Kovid-19'un yaygın olmasından dolayı katılımcılarla yürütülen tartışmalar sonucunda Kovid-19'un engelli bireylerin çoğunluğunu daha da engelleştirdiği görülmüştür.

Beden sosyolojisiDamgalamaDezavantajlı gruplar+4
Perihan Demir
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sosyal hizmet açısından ihtiyaç ve hak kavramları bağlamında engelli bireyin varoluşu

Engellilik hem bedensel hem de çevresel ve toplumsal boyutu olan bir kavramdır ve söz konusu boyutlarıyla bireyin seçtiği bir durum değildir. Engelli bireyler insan olmalarından kaynaklı olarak ise ölüm, özgürlük, yalnızlık ve anlamsızlık gibi ontolojik hakikatlere muhataptırlar ve engellilik durumu bu hakikatlerle ilişkilenme konusunda etkili olabilmektedir. Bu çalışmada, fiziksel engelli bireylerin varoluşunu, ihtiyaç ve insan hakları ile ilgili yaşam deneyimleri bağlamında anlamak ve sosyal hizmet bakış açısından analiz etmek amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yaklaşımlarından olan fenomenolojik araştırma olarak tasarlanmış olup araştırma kapsamında Konya ili Merkez ilçelerinde yaşayan on sekiz yaşının üzerindeki yirmi üç fiziksel engelli birey ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen bulgular içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiş ve bulguların analizi "Varoluşçu Temalara İlişkin Bulguların Analizi", "İhtiyaç Temalarına İlişkin Bulguların Analizi" ve "Hak Temalarına İlişkin Bulguların Analizi" olmak üzere üç ana başlı k altında toplanmıştır. Araştırmamız göstermiştir ki ontolojik hakikatleri engelli bireyler özelinde ele almak gerekmektedir. Engelli bireyler hem bedensel hem de toplumsal sebeplerle ontolojik hakikatlerle daha farklı temaslar kurabilmektedirler. Bunun yanında eğitim, çalışma, erişilebilirlik, katılım gibi insan hakkı olarak da ifade bulan ihtiyaçların giderilemiyor oluşu varoluş imkanını kısıtlayabilmektedir. Ontolojik hakikatler yalnızca engelli bireyler için değil sosyal hizmet uzmanları için de geçerlidir. Bu sebeple sosyal hizmet uzmanları önce kendi ontolojik kaygıları ile yüzleşmeli sonrasında hizmet alanlara bu konuda yardımcı olmalıdır. Politika yapıcılar, insanların varoluş imkanının artırılmasına yönelik bir çaba sarf etmelidir ve sosyal hizmet uzmanları politika yapıcılara bu konudaki yükümlülüklerini hatırlatmalıdır. Gelecek araştırmalarda fiziksel engelli bireylerin yanı sıra diğer engel gruplarından bireylerin varoluşunu konu edinen araştırmalara da yer verilmesi yoluyla engelli bireyin varoluşu ile ilgili daha kapsamlı bir perspektif sunulması sağlanabilir.

Bedensel engellilerEngelli kişilerEngellilik+4
Ramazan Kocakaya
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kronik bel ağrılı bireylerde temel beden farkındalığı terapisinin postür, ağrı, yeti yitimi, yaşam kalitesi, uyku kalitesi ve beden farkındalığı üzerine etkisi

Bu çalışma kronik bel ağrılı bireylerde konvansiyonel tedavi ve konvansiyonel tedaviye ek olarak uygulanan Temel Beden Farkındalığı Terapisi (BBAT) 'nin postür, ağrı, yeti yitimi, yaşam kalitesi, uyku kalitesi ve beden farkındalığı üzerine etkilerini incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya 18-65 yaş arasındaki kronik bel ağrısı tanılı 28 birey dahil edildi. Bireyler, 6 hafta boyunca haftada 3 gün toplam 18 seans olmak üzere sadece konvansiyonel tedavinin uygulandığı "kontrol grubu" (n=14) ve konvansiyonel tedaviyi takiben her seans sonunda ek olarak Temel Beden Farkındalığı Terapisi'nin uygulandığı "tedavi grubu" (n=14) olmak üzere randomize olarak iki farklı gruba ayrıldı. Bireyler tedaviye alınmadan hemen önce ve 6 haftalık tedavi programları sonrasında olmak üzere toplam 2 defa postür, ağrı düzeyi, yeti yitimi, yaşam kalitesi, uyku kalitesi ve beden farkındalığı parametreleri açısından değerlendirildi. Çalışma sonuçlarında her iki grupta da tedavi sonrasında postür, ağrı yoğunluğu, yeti yitimi, fiziksel yaşam kalitesi ve lumboservikal, perine, uyluk ve diz bölgesi farkındalıklarında tedavi öncesine göre özellikle tedavi grubunda olmak gelişmeler gözlemlendi (p<0,05). Yalnızca tedavi grubunda ise duyusal ve algısal ağrıda, öznel uyku kalitesi ve uyku latansında, toplam uyku skorlarında, mental yaşam kalitesinde, beden imajı algısında, emosyonel durumda ve birçok bölgesel beden farkındalığına ek olarak genel beden farkındalığında gelişmeler görüldü (p<0,05). Bu bulgular, kronik bel ağrılı bireylere konvansiyonel tedavi yöntemlerinin yanında uygulanan BBAT'nin destekleyici bir tedavi yöntemi olarak kullanılabileceğini gösterdi. Sonuç olarak kronik bel ağrılı bireylerin ilave olarak uygulanan BBAT programından da fayda gördüğü ve BBAT'nin mevcut yaklaşımların özellikle mental yönünü destekleyebileceği düşünüldü. Bununla birlikte bu faydaların uzun dönemdeki etkilerinin belirlenebilmesi için tedavi sonrası takip çalışmalarına ihtiyaç olduğu sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Kronik bel ağrısı, farkındalık, ağrı, postür, fonksiyon urulacaktır.

AğrıBeden imajıBedensel farkındalık+7
Kaniye Üneş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Migrenli bireylerde başa çıkma becerileri eğitiminin etkilerinin incelenmesi: Randomize kontrollü çalışma

Bu çalışma migrenli bireylerde başa çıkma becerileri eğitiminin (BÇBE) ağrı, yaşam kalitesi, özür düzeyi, bireylerde başa çıkma becerileri, okupasyonel performans ve memnuniyet düzeyi üzerine etkilerinin incelenmesi amacıyla planlanmıştır. 62 migrenli bireyle tamamlanan çalışmada, randomize olarak 31'i eğitim almazken, diğer 31'ine haftada 2 kez olmak üzere 4 hafta boyunca BÇBE uygulanmıştır. Katılımcıların ağrı şiddeti Görsel Analog Skalasıyla, yaşam kalitesi Nottingham Sağlık Profiliyle, özür düzeyleri Migren Özürlülük Değerlendirme Ölçeğiyle, başa çıkma becerileri Başa Çıkma Stilleri Ölçeği Kısa Formuyla, okupasyonel performans ve memnuniyet düzeyi Kanada Aktivite Performans Ölçümü kullanılarak değerlendirilmiş ilk ve son değerleri karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak BÇBE grubunun ağrı şiddeti (p=0,001), yaşam kalitesi (p=0,001), özür düzeyi (p=0,001), başa çıkma becerileri (p=0,001), okupasyonel performans ve memnuniyetinde (p=0,001) iyileşme tespit edilmiştir. Kontrol grubunda yaşam kalitesinin emosyonel reaksiyonlar (p=0,002), uyku (p=0,005), enerji seviyesi (p=0,025), toplam (p=0,001) parametrelerinde, başa çıkma becerilerinin çevresel nedenlerden dolayı sosyal destek arama (p=0,017), planlama (p=0,026), açığa vurma (p=0,039) parametrelerinde, okupasyonel performans (p=0,032) ve memnuniyet düzeyinde (p=0,018) kötüleşme görülürken diğer parametrelerde anlamlı farklılık bulunmamıştır. BÇBE sonrasında ağrı şiddeti ve özür düzeyinde azalma görülmüştür. Bu bulgulara rağmen, BÇBE'nin uzun dönem takibinin yapılacağı ileri çalışmalara gereksinim duyulmaktadır. Sonuç olarak yaşam kalitesi, başa çıkma becerileri, okupasyonel performans ve memnuniyet düzeyi üzerine olumlu etkisi olan BÇBE'nin migren tedavisine dahil edilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Migren, başa çıkma becerisi, ağrı, özür, okupasyonel performans.

AğrıBaş ağrısı bozukluklarıBaş etme stratejileri+6
Etkin Bağcı
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erzurum kent parklarının fiziksel engelli bireyler tarafından kullanım olanaklarının irdelenmesi

Kent parkları, toplumun her kesiminin sosyal ve fiziksel aktiviteler için yararlandığı önemli alanlardır. Ancak bu parkların herkes tarafından etkin bir şekilde kullanılabilmesi için belirli erişilebilirlik standartlarına uygun olması gerekmektedir. Bu standartlar parkların erişilebilirliğini değerlendirerek engelli bireylerin kullanım olanaklarını artırmayı amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında "Erzurum 3 Kent Parklarının Fiziksel Engelli Bireyler Tarafından Kullanım Olanaklarının İrdelenmesi" amaçlanmıştır. TS 9111 ve TS 12576 standartları dikkate alınarak değerlendirme formları oluşturulmuştur. Bu formlarla kent parklarının girişleri, park içi yol güzergahları (yaya yolları, kaldırımlar, rampalar ve merdivenler), peyzaj donatı elemanları (oturma birimleri, çöp kutuları, aydınlatma birimleri, sınırlayıcı elemanları, yönlendirme ve bilgilendirme tabelaları ve çeşmeler) TS 12576 ve TS 9111 standartlarına göre değerlendirilmesi yapılmıştır. Çocuk oyun alanları, tuvaletler, otopark alanları, hissedilebilir yüzeyler, duraklar ve yaya geçitleri ise gözlem değerlendirilmesi yapılmıştır. Daha sonra elde edilen bulgular kendi içlerinde yüzdelik dağılım yapılarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, kent parklarının fiziksel engelli bireyler için erişilebilirliğini artırmak, daha kapsayıcı ve eşit bir şehir ortamı yaratmak adına önemlidir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda 3 kent parkında da engelli bireylere yönelik bir takım olumsuzlukların olduğu tespit edilmiştir. Sadabat Aile Çay Bahçesi %55'lik oranla en uygun park olduğunu, bunu Erzurum Kale Çevresi Kültür Yolu Parkı ve Olimpiyat Millet Bahçesi takip etmektedir. Yapılacak iyileştirmeler, kent parkları tüm vatandaşlar tarafından daha etkin ve güvenli bir şekilde kullanılmasını sağlayacaktır.

EngellilikErişilebilirlikErzurum+3
Soner Aydın
Ordu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antik Yunan'da engellilik kavramı ve engelli bireylerin eğitimleri

Bu tez çalışması, Antik Yunan'da engellilik olgusunu Arkaik (yaklaşık MÖ 750–480), Klasik (MÖ 480–323) ve Hellenistik (MÖ 323–31) dönemler çerçevesinde incelemekte; bu süreçte engelli bireylerin eğitimine ilişkin yaklaşımlara odaklanmaktadır. Antik Yunan coğrafyası, bugünkü Yunanistan toprakları ile Batı Anadolu kıyılarındaki toplulukları kapsamaktadır. Antik Çağ, yalnızca Batı düşüncesinin temellerinin atıldığı bir dönem değil, aynı zamanda insan bedenine, ruhuna ve toplumsal işlevine dair normatif yargıların şekillendiği bir zemin olarak değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, beden ve ruh bütünlüğü temelinde oluşturulan 'ideal birey' anlayışı, engelliliği fiziksel ve simgesel anlamda bir eksiklik ya da uygunsuzluk olarak konumlandırmıştır.Çalışma, Antik Yunan toplumlarında bireyin değerinin fiziksel yeterlilik, zihinsel erdem ve toplumsal katkı üzerinden belirlendiğini; bu normatif yapı içerisinde engelli bireylerin çoğu zaman dışlandığını veya ihmal edildiğini ortaya koymaktadır. Atina ve Sparta gibi farklı ya polis ya kent devletlerinin çocuk yetiştirme ve eğitim anlayışları karşılaştırmalı olarak ele alınarak, bu yapılar içinde engelli bireylerin eğitimsel ve toplumsal konumları değerlendirilmiştir. Ayrıca, mitolojik anlatılar, felsefi metinler, tıbbî ve dinî yaklaşımlar üzerinden engellilik kavramının anlam dünyası analiz edilmiştir.Bu tez, engelli bireylerin toplumsal rolleri, aile içindeki yerleri, yurttaşlık hakları ve eğitim olanakları gibi çeşitli başlıklar altında kapsamlı bir inceleme sunarken, Antik Çağ'daki dışlayıcı pratiklerin tarihsel inşasını da eleştirel bir biçimde sorgulamaktadır. Aynı zamanda, çağdaş engellilik tartışmalarına tarihsel bir perspektif kazandırarak daha kapsayıcı bir eğitim anlayışının düşünsel arka planına katkı sunmayı amaçlamaktadır.

Antik YunanEngellilikEğitim
Deniz Güneş
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Notch terapisinin subjektif tinnituslu bireylerde değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı subjektif tinnitusa sahip bireylerde Notch Terapi uygulamasının Tinnitus Engellilik Anketi ve Beck Depresyon Ölçeği ile değerlendirilmesidir. Bu çalışmaya 18 yaş ve üstü bilişsel, duyusal ve sözel iletişim kurmayı engelleyen bir problemi olmayan 30 kişi dahil edilmiştir. Sensörinöral tipte hafif-orta dereceli işitme kayıplı olan sübjektif tinnitusa sahip kişiler seçilmiştir. Tinnitus ölçümleri kapsamında tinnitus pitch ve tinnitus loudness belirlenmiştir. Unilateral ya da bilateral Notch Terapi özelliğine sahip işitme cihazı kullanan kişiler esas alınmıştır. Çalışmada Notch Terapi özelliği bulunan işitme cihazı kullanılmış olup vakaların tümü yeni teşhis konulup merkezimize başvuran kişilerden oluşmaktadır. Beck Depresyon Ölçeği ve Tinitus Engellilik Anketleri; vaka ilk başvurduğunda terapi uygulamasına başlamadan önce bir kez, terapiye başladıktan 3 hafta sonra ve terapi başlangıcından 6 hafta sonra uygulanmış ve anket sonuçları arasındaki puan değişimi oransal olarak hesaplanmıştır.

AnketlerBeck Depresyon ÖlçeğiDepresyon+4
Halil Buğra Akbil
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00

İlgili konular