Doğa

Bu konu başlığı altında 176 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Resim sanatında doğa görünümlerinin soyut ve soyutlama kavramları üzerinden incelenmesi

"Resim Sanatında Doğa Görünümlerinin Soyut Ve Soyutlama Kavramları Üzerinden İncelenmesi" isimli tez çalışmasında, tüm zamanlarda sanat için verimli bir kaynak haline gelen doğanın resim sanatı içerisindeki önemi anlatılmıştır. Somut gerçekliğe bağlı doğanın sanatın evrimiyle beraber soyut ve soyutlayıcı ifadeyle yansıtılmış temsilleri incelenerek sanatçıların nesnel gerçeklikten uzaklaşmalarının nedenleri araştırılarak bu yeni kimliğin altında yatan öz nitelikler değerlendirmeye alınmıştır. İkinci bölümde, resim sanatına her dönemde kaynaklık etmiş olan doğa algısı incelenmiş, soyut sanatın iki farklı çözümleme yöntemi olan geometrik saf soyut ve natüralist soyutlama iki başlıkla anlatılmıştır. Çözümleme yöntemleri ile ilintilenen görünümü karakterize ederek anlatımı güçlü kılmaya yardımcı stilizasyon, deformasyon gibi biçimsel ögeler açıklanmıştır. Saf biçimsel ve natüralist yaklaşım irdelendiğinde resim sanatına her dönemde ilham kaynağı olmuş doğa motifleri ve doğa görünümlerinin sanatçılar için güçlü bir ifade aracı olduğu görülmüştür. Duyguların doğa aracılığı ile ifadesi ve soyutlanmış biçimlerle olan birliğinin eseri duyusal ifade aracına dönüştürerek benzersiz sanat yapıtı olmasında etkin rol üstlendiği sonucuna varılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde, içsel yönelim ile oluşan biçimsel yapılanmanın soyut biçimlere ulaşma rolünü üstlenen imge, tinsellik, ve otomatist yaklaşım incelenmiştir. Duygusal ve manevi duyguların doğa aracılığı ile soyut bir ifade aracına dönüştüğü, duyulara yönelmenin sanatsal potansiyelin tümüyle ortaya koyulmasında etkin rol üslendiği saplanmıştır. Dördüncü bölümde Worringer ve Kandinsky'nin mutlak olana ulaşmak üzerine kuramsal araştırmaları değerlendirmeye alınmıştır. Tinsellik ve manevi duygulara yönelmenin sanat içinde üstün rol oynadığı, görsel bir deneyimin ötesine geçerek eseri ruhsal ve duyusal olarak benzersiz bir biçime kavuşturduğu ve farklı bir gerçeklik dünyası sunarak yüzeysel görünümün ötesinde ruhani boyutta izleyiciyi etkisi altına aldığı gözlemlenmiştir. Beşinci bölümde, resim sanatında lirik soyut yaklaşımı benimsemiş 14 yerli ve yabancı sanatçının eserleri incelemeye alınmış, eserler biçimsel analiz, eser yorumlama üzerinden değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, duygusal ve manevi duyguların doğa aracılığı ile soyut bir ifadeye aracına dönüştüğü, duyusal ifadeye yönelmenin sanatsal potansiyelin ortaya koyulmasında üstün rol üstlendiği netlik kazanmış. Sanatçının içten gelen manevi duyguların ifadeyi güçlendirerek eseri özgür ve bağımsız kıldığı aynı zamanda, sanat nesnesinin görünür olanın dışında daha geniş kavramları ifade etmesine olanak sağladığı sonucuna varılmıştır.

DeformasyonDoğaDoğalcılık+5
Hayal Özcan Sönmez
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Proto-modernist innovations in Gerard Manley Hopkins' poetic form: Sprung rhythm and the anticipation of modernist aesthetics

Modernism is an early 20th century literary movement that greatly highlights the meaninglessness, desperate situation of the world, and the alienated individuals from themselves and communities. The fundamental reasons why modernism focuses on these issues are mainly about the industrialization, technological advances and thus the pollution of environment. Crucial modernist writers like T. S. Eliot and Ezra Pound succeed in touching upon those entire problems "modern" individuals encounter. Having evinced the real troubles of individuals, modernists also challenge the traditional patterns. Similarly, Gerard Manley Hopkins, a poet and priest, is a representative of the literary movement to some extent. Though he is not regarded as a modernist poet due to his life experienced between 1844 and 1889, Hopkins' poetry can be interpreted through the lens of the literary movement thanks to his innovative productions, use of language, and criticism of the industrial pollution and humankind's aimless pursue of a straight line resulting in nowhere. Accordingly, although the poet has numerous poems, we investigate Hopkins' modernist sides within three selected poems  "God's Grandeur," "Pied Beauty," and "Spring and Fall"  since one can find some modernist implications in these poems such as sprung rhythm, fragmentation, and the relationship between nature and human beings. In this context, this study, by providing examples from those mentioned poems, aims to analyze Hopkins' poetry in the light of modernism and to picture the poet's modernist posture.

NatureEliot, Thomas StearnsIndustrialization+6
Yurdaer İlber Uyanık
Selçuk University
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yoğun bakım ünitesinde yatan hastalara mekanik ventilasyon döneminde dinletilen doğa sesi ve kültürel müziğin fizyolojik yanıtlara etkisi

Bu araştırma, yoğun bakım cerrahi bölümünde yatan hastaların mekanik verntilasyon döneminde uygulanan doğa sesi ve kültürel müzik (türkü) dinletisinin kan basıncı, kalp hızı, solunum, saturasyon ve ağrı skoruna etkisini değerlendirmek amacıyla yapıldı. Araştırma Gaziantep SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Hastanesi Araştırma ve Uygulama Merkezi cerrahi yoğun bakım ünitesinde uygulandı. Yoğun bakımda yatan 90 hastadan veriler Hasta Tanılama Formu, Yoğun Bakım Ağrı Gözlem Ölçeği, Doğa Sesi, Kültürel Müzik (Türkü Ezgisi) Dinletilen ve Dinletisi Olmayan Hastaların Fizyolojik Durumlarını Değerlendirme Formu ile toplandı. Hastaları Ailelerinden Alınan Onam Formu ile hasta onamı ve kurum izinleri ile gerekli yasal izinler alındı. Hastalardan 30'una tedavi sürecinde doğa sesi, 30'una kültürel müzik (sözsüz enstrümantal türkü ezgisi) dinletilirken, 30 hastaya ise herhangi bir şey dinletilmeden tedavi altına alındı. Bu bağlamda çalışma üç grupta incelendi. Yapılan inceleme sonucunda hastaların cinsiyet, medeni durum, yaşadığı yer, çalışma durumu, meslek durumu, sigara içme ve alkol kullanma varlıkları ile gruplar arasındaki farklılıklar istatistiksel açıdan anlamlı bulunmadı (p>0,05). Hastaların eğitim düzeyleri incelendiğinde doğa sesi dinlettirilen grupta lise ve üzerinde eğitim görenlerin oranı, diğer gruplara göre istatistiksel açıdan anlamlı bulundu (p<0,05). Doğa sesi dinleyen grupta yer alan hastaların yaş düzeylerinin, kontrol grubunda tedavi edilen hastaların yaş ortalamalarına göre istatistiksel açıdan yüksek olduğu saptandı. Hastalara uygulanan Yoğun Bakım Ağrı Gözlem Ölçeği aracı dört alana dayanmaktadır: Hastanın yüz ifadeleri, vücut hareketleri, ventilatöre uyum (veya entübe olmayan hastalar için ses kullanımı) ve kas gerginliği. Her alanın 0 ila 2 arasında muhtemel bir puanı vardır. Toplam puan 0 ile 8 arasında değişebilir. Burada 0 ağrı davranışının olmadığını ve 2 nin üzerinde puan alan hastalar ise ağrı davranışının açık belirtilerini göstermektedir. Yoğun bakım ağrı gözlem ölçeği (CPOT) a göre toplam puanlara bakıldığında da müzik dinletilmeden önce ( başlangıçta), müzik girişimi yapıldıktan 1 saat sonra anlamlı fark 3 grupta da yokken (p>0,05) , müzik girişimi yapıldıktan 2 saat sonra istatiksel fark olduğu ( p<0,05) farkın kültürel türkü müziği dinleyen hastalardan kaynaklandığı belirlenmiştir.Hastaların fizyolojik yanıtlarına bakıldığında müzik dinletisi yapılmadan önce, yapıldıktan 2 saat sonra ortalama arter basıncı doğa sesi, kültürel müzik dinletilen grupta değişmez iken, kontrol grubunda ise MAP artmış ve normal sınırın en üst seviyesinde 99,60 ± 8,02 mm/Hg olarak bulunmuştur (MAP ortalama arter basıncı 70-100 mm/Hg). Bu sonuç müzik girişimi yapılan gruplarda kan basıncının daha kontrol edilebilir olduğunu, hastaların strese verdikleri yanıtın kan basıncı düzeyinde daha iyi olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak; müzik dinletisinin YBÜ de yatan hastalara mekanik ventilasyon döneminde dinletilen doğa sesi ve kültürel müziğin fizyolojik yanıtlara olumlu etkisi oldugu görüldü.

DoğaMüzikMüzik tedavisi+4
Esra Akkaya
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Queer ekoloji bağlamında; insan, doğa ve çağdaş sanat

"Queer Ekoloji Bağlamında: İnsan, Doğa ve Çağdaş Sanat" başlıklı bu çalışmanın temel meselesi, doğa ve insan arasındaki yüzyıllardır süregelen düalist yapının sanat tarihi, ekoloji, sosyoloji, felsefe gibi alanlardaki yansımalarını ve bu yansımaların sanat ile ilişkisini irdelerken, özellikle sanat tarihinden seçilmiş örnekler ve bu çalışma kapsamında üretilmiş olan çağdaş sanat eserleri ile bu ilişkinin katmanlarını açmaktır. Antik Yunan' dan da daha eskiye dayanan doğa/kadın, insan/doğa, insan/ötekiler vb. düalist düşüncenin izlerini süren bu çalışma, sanat eserleriyle ve sanat tarihiyle ilişkisinin geniş bir tablosunu çizer. Aynı zamanda, bu çalışmanın temel amacı olan; çağımızın en önemli tartışmaları/problemleri içerisinde yer alan doğa katliamı, çevre kirliliği, sömürü, tahakküm gibi meseleleri queer teori çerçevesinde ele alıp bahsi geçen ikilikler tablosuyla ilişkisini irdelerken gölgelere sinmiş olan erkek egemen sisteme karşı feminist, post feminist, LGBTİ+ hareketlerin de üzerinde çokça durduğu ayrılıkçı yapı queer teori bağlamında daha da derinlemesine tartışılmaktadır. Ekoloji alanı ve queer düşüncenin bir arada ele alınması ile yukarıda bahsi geçen düalist yapının kökleri daha görünür ve tespit edilebilir hale gelir. "İlkel çağlar" dan Antik Yunan' a, Orta Çağın karanlığından yirmi birinci yüzyıl aydınlığına dek şekil değiştire değiştire/kılıktan kılığa girerek süregelen cinsiyet ve doğa ikiliği ile ortaya çıkan ayrılıkçı, sömürgeci, tahakküm zihniyeti, insanlığın miras bıraktığı ilk sanat eserlerinden günümüze dek okunabilir. Bu çalışma, ekoloji, felsefe, sosyoloji, sanat tarihi, feminizm, LGBTİ+ hareketleri, queer teori gibi alanların alet çantasından aldığı kavramları, temelde ortak olan toplumsal cinsiyet tartışmalarını bir araya getirirken sanat tarihinde yer alan/almayan, sözü edilen/edilmeyen sanatçılar ve eserleri üzerinden düalist yapının, tahakkümün, bastırmanın, kapatmanın, dışlamanın genel bir röntgenini çekerken queer' in ekoloji alanı ile bir araya geldiği queer ekoloji yaklaşımı doğa, cinsiyet, tahakküm, sistem vb. meselelerin ortaya çıkardığı tablonun eleştirisini yaparak kökeninin izlerini takip eder. Yukarıda bahsi geçen düşünceler ve tartışmalar üzerinden bu çalışmada ele alınan sanat eserleri, eserlerin anlam katmanları ve sanatçıların kendi söylemleri ya da hayatları queer ekoloji bağlamında ele alınırken toplumsal cinsiyet/doğa ikiliği tarihsel olarak takip edilmiştir. Çağdaş sanat eserlerinde çokça tartışılan doğa/kadın, doğa/insan, insan/öteki, doğa/LGBTİ+ gibi düalist yaklaşımlara karşı ortaya çıkan söylemler bir araya getirilmiştir. Bu çalışmanın son bölümünde yer alan kişisel sanat çalışmaları ise günümüze kadar süregelen bu tartışmaların katmanlarını açarken bazen gösteren, bazen işaret eden, bazen de yeni söylemler yaratan, queer bakış açısı ile ekoloji, toplumsal cinsiyet, iktidar, birey ve toplum arasındaki sınırlarda gezinen ve bu sınırları zorlayan çalışmalardır.

DoğaEkolojiEkolojik sanat+6
Akın Demiral
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Terra sigillata ve tiffany vitray teknikleri ile doğayı dönüştürme

Bu sanat çalışmasında, Terra Sigillata ve Tiffany Vitray teknikleri kullanılarak doğal öğelerin sanat eserine nasıl dönüştürüldüğü incelenmektedir. Seramik sanatında, kil ya da sır gibi inorganik bileşenlerin pişirilmesiyle biçimler oluşturulurken, Tiffany Vitray tekniğinde renkli camlar kesilir ve bir araya getirilerek biçimler oluşturulur. Her iki teknik de doğal öğelerden esinlenerek; örneğin doğadaki hayvan biçimlerini, sanat eserine dönüştürmek için kullanılmaktadır. Bu tekniklerin kullanımı ile doğal öğelerin esiniyle sanat eserine nasıl dönüştürüldüğü ve sonuçta elde edilen eserlerin düşünsel alt yapısı ve teknik aşaması ele alınmaktadır. Bu kapsamda oluşturulan eserlerin seramik kısmında Terra Sigillata tekniği uygulamaları ön plana çıkmaktadır. Doğal öğeler, insanlık tarihi boyunca sanatın bir parçası olmuştur. Doğa, sanatçılar için sonsuz esin kaynağıdır. Terra Sigillata ve Tiffany Vitray teknikleri de doğal öğelerin esere dönüştürülmesinde sıkça kullanılmaktadır. Bu gibi teknikler yardımıyla birçok sanatçı doğanın güzelliğini yansıtmak, ölümsüzleştirmek ve doğal olanı kendi yorumlarıyla kalıcı hale getirmek istemiştir. Bu sanat çalışması raporunda da bu yaklaşım benimsenmektedir. Terra Sigillata ve Tiffany Vitray teknikleri ile doğal öğelerden esinlenerek çeşitli hayvan biçimleri yorumlanmaktadır. Sanat çalışması raporunda yer alan kişisel hayvan yorumlarıyla; hayvanların, üretim makinalarına dönüştürülmesine dikkat çekilmek istenmektedir. Bu nedenle besi hayvanları gözlemlenmiş ve incelenmiştir. Besi için yetiştirilen hayvan bedenlerinin, kullanılan teknikler yardımıyla esere dönüştürülmesi amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Dönüştürme, Doğa, Hayvan, İnsan, Tiffany Vitray, Terra Sigillata

DoğaHayvanlarSanat eserleri+3
Kayahan Dönmez
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Beyond holocene: The question of peak oil in eco-fiction

During the latest decades, significant issues that are correlated with maintaining the environmental balance and the depletion of oil reserve started to gain wide popularity amid serious challenges the world is facing today. Commonly, the nature-writings and sciences are interacting with each other in imaging, picturing out and forming the humans' life. The first question that comes to mind is what about the contribution of literature as an active role in stirring up the cultural imagination? In a point of fact, many Eco-critics and scholars started to call for a deeper invest in geological and ecological disciplines, noting that Eco-criticism is regarded as the interdisciplinary field that calls for a deeper understanding of both humans and the nonhuman's world. Accordingly, Eco-fiction works have come to evaluate the sustainable means of life, by referring to cases strained the dominant culture like the impacts of the world-wide immoderation of climate, pollution and the depletion of oil. In response to the challenges that contemporary societies pose to literature, it is important to shed light on novels that demonstrate different approaches in quest to see how the Eco-centric topics are represented and what is the relevance of oil implication? Considering the fact that Michael Crichton's State of Fear still fuels contradicted Eco-centric views and attitudes, however, focusing on the debated work aforesaid in addition to Alex Scarrow's Last light is an attempt to show that as an acknowledged approach, Geoscience in literature is better suited to arouse common sense on many phenomena articulated with the surrounding world. It can be argued that, by adopting this understanding, the two novels are able to hold on to the traditional literary concepts; thereby, constructs the route by which the development of Eco-fiction is likely to take.

Crichton, MichaelNatureLiterature+6
Mofeed Bahjat Sabrı Sabrı
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Grafik tasarımda altın oranın kullanımı

Araştırmada, grafik tasarım alanında altın oran kullanımı ile ortaya çıkan ürünlerin estetik açıdan niteliği arasında oluşabilecek ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda katılımcılardan nitel araştırma teknikleri bağlamında çeşitli sorular yöneltilerek görüşleri alınmıştır. Ayrıca yine aynı katılımcılara altın oran kullanılarak ve kullanılmayarak oluşturulan eş görseller yöneltilerek görselleri estetik açıdan değerlendirmeleri istenmiştir. Bu bağlamda yapılan değerlendirmeler nicel olarak yapılmış olup nicel araştırma teknikleri bağlamında incelenmelidir. Bu çerçevede bakıldığında araştırma karma araştırmalar çerçevesinde ele alınabilir. Araştırmanın sonucuna göre katılımcılardan 21 kişi Altın Oranın, Grafik Tasarımında avantaj sağlayacağını, 1 kişi ise avantaj sağlamayacağını belirtmiştir. Bu sonuçların oransal dağılımına bakıldığında katılımcıların %95.45'inin grafik tasarımda altın oran kullanımının avantaj sağladığını belirtirken %4.55'inin böyle bir avantaj sağlamadığını belirtmiştir. Söz konusu avantajın hangi alanlarda olacağına ise 2 kişi "Mizanpaj", 12 kişi "Düzen/Denge/Uyum" ve 5 kişi "Estetik" alanlarında avantaj sağlayacağını belirtmiştir. Bu alanların ve konuların oransal dağılımı incelendiğinde ise katılımcıların %9.09'unun "Mizanpaj", %54.55'inin "Düzen/Denge/Uyum" ve %22.73'ünün ise "Estetik" açıdan grafik tasarım alanında altın oran kullanımının avantaj sağladığını ifade ettiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Altın Oran, Fİ Dizini, Doğada Altın Oran, Sanatta Altın Oran, Mimaride Altın Oran, Grafik Tasarımında Altın Oran

Altın oranDoğaFi dizisi+3
Gamze Duman
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ekofeminizm perspektifinden doğa kadın tahakkümü ve Petra Kelly bağlamında ekofeminizme bakmak

Ekofeminizm, artan çevre ve kadın sorunları üzerine yapılmış bir sorgulamadan yola çıkarak oluşturulmuş bir harekettir. Artan eşitsiz düzene karşı tahakküm altına alınan kadınların ve çıkarlarımız doğrultusunda sonuçlarını düşünmeden kullandığımız doğanın tahribatının yarattığı sorunlar giderek artmaktadır. Bunun çözümü eşitsizliği inşa eden Batılı, burjuva, eril ve beyaz öznenin gücünün eşitsizliğini vurgulamak, kadının ve doğanın da kurtuluşunun eşit ilişkiler bütününe yaymaktır. Böylece hem toplumsal cinsiyet eşitliği hem de yaşam alanımız olan doğanın sürdürülebilir kalkınma ile devamlılığı amaçlanmaktadır. Böylelikle dünya genelinde ve Türkiye'de eşit toplumsal düzen ve yeşil yaşama saygı duyularak ekolojik dengenin bozulmadığı bir politika seçeneği sunulmuştur. Bu hareketin başlamasına katkı sağlayan Petra Kelly'nin çözüm politikası, Petra Kelly'nin çalışmalarını aktaran belge incelemeleri ile söylem analizinden de faydalanılarak aktarılmıştır. Dünya üzerinde her canlının yaşama ve korunma hakkının olduğu, değerlerinin göz ardı edilmemesi gerektiği çalışmanın genel amacı olarak vurgulanmıştır.

DoğaEkofeminizmEkoloji+7
Yaren Kuzu
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi eğitim döneminde çocuklar için felsefe (P4C) programının çocukların doğayla bağlantı kurma eğilim düzeylerine etkisinin incelenmesi

Teknolojinin ilerlemesi, nüfus artışı, sanayileşme, biyolojik çeşitliliğin azalması ve iklim değişikliği gibi bir dizi faktör nedeniyle doğayla olan bağ son zamanlarda endişe verici bir oranda azalmaktadır. Bunun bir sonucu olarak, her yaş grubundan çocuğun doğayla bağ kurmasına yardımcı olabilecek eğitimin sağlanması önemlidir. Okul öncesi çocukların doğayla bağ kurabilmeleri için, öncelikle onunla ilgili temel kavramları anlamaları gerekmektedir. Bu kavramların öğrenme sürecine dahil edilmesinde Çocuklar için Felsefe eğitiminin okul öncesi çocukların doğayla kurdukları bağ üzerindeki etkisinin araştırılması önem taşımaktadır. Dolayısıyla bu çalışmanın temel amacı, Çocuklar İçin Felsefe programının okul öncesi dönem çocuklarının doğayla bağlantı kurma eğilim düzeylerine olan etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın doğasına uygun olarak araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma verileri bağımsız bir erken çocukluk eğitim kurumundaki öğrencilerden toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 15'i deney, 15'i kontrol olacak şekilde otuz çocuktan meydana gelmektedir. Deney ve kontrol gruplarının eşit olması amaçlanarak her iki gruba DOBKEÖ uygulanmıştır. Araştırmada sağlanan veriler SPSS'te işlenerek analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, deney ile kontrol grubunun ön test bulguları arasında anlamlı bir farklılık bulunmadığı görülmüştür. Ancak deney grubu ön test- son test puan ortalamalarında dikkate değer bir farklılık gözlemlenmiştir. Deney grubunun puanlarındaki bu artışın istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmektedir. Kontrol grubunun ise ön test- son test ortalamaları karşılaştırıldığında istatistiksel olarak aralarında anlamlı bir fark görülmemektedir.

DoğaDoğaya yakınlıkFelsefe eğitimi+1
Şeyma Sevimli
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Nature relatedness, campus green space and time spent in nature as predictive variables of college students' mental well-being

The purpose of this thesis is to investigate the differences on mental well-being and nature relatedness in terms of demographic characteristics and to examine the predictive role of nature relatedness, time spent in nature and SES on mental well- being of Turkish college students. This study also aims to examine the effects of campus green spaces on college students' well-being by questioning spent time within campus greenery, usage patterns and obstacles. Convenience sampling method was used, 442 participants were achieved. After excluding outliers and missing values the final sample composed of 404 participants (103 males, 301 females). Turkish versions of Nature Relatedness Scale (NR-21), Warwick-Edinburgh Mental Well-Being Scale (WEMWBS), sociodemographic form and campus green space form which were specifically designed by the researcher were used for data collection. Independent t- test, one-way ANOVA, Pearson correlation and regression analysis were conducted. The results indicated that mental well-being scores were statistically different with respect to gender, employment and marital status. There was also a statistically significant difference within nature relatedness scores in terms of gender. It was also found that a considerable number of students did not have any greenery at their campus area. Single students used campus green spaces more than married students. The most common activities which were held in campus greenery were the activities about socialization and relaxation. The most common obstacles about campus greenery were limited green areas, being busy and unfavorable weather conditions. Correlation analysis indicated that there is a statistically significant and positive relationship between nature relatedness, time spent in nature and mental well-being. The regression analysis indicated that nature relatedness, time spent in nature and gender differences explained 14% variances of mental well-being and their contribution to well-being scores was significant. In the light of these findings, there will be some practical implications for counselors, university administers and future research projects to consider the positive effects of nature on students' mental well-being.

NatureBiophiliaMental well-being+6
Zeynep Doğru
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Canan Tolon'un yaşamı ve sanatı

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de doğan ve dünya genelinde popüler hale gelen sanatçı Canan Tolon'un eserlerini incelemektir. Bu amacın gerçekleşmesi adına alan yazın taraması gerçekleştirilmiş ve Tolon'un eserleri yorumlanmıştır. Çalışmanın neticesinde Tolon'un dezavantajlarını avantajlara dönüştüren ve dünyadaki yaşam ile ölüm döngüsünü inceleyen bir sanatçı olduğu ortaya çıkmıştır. Tolon aynı zamanda pek çok farklı materyali kullanarak sanat eseri ortaya çıkarabilmektedir.

BiyografiDoğaEnstalasyon+6
Betül Uygun
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğa üzerine olumlu katkı sağlama projelerinde yer almanın özyeterlilik, benlik saygısı ve psikolojik iyi oluş durumu ile ilişkisi: Ağaçlandırma projeleri örneği

Bu araştırma, doğa üzerine olumlu katkı projelerinde yer alan ve almayan bireylerin, özyeterlilik, benlik saygısı ve psikolojik iyi oluş durumlarını incelemek, bireylerin özyeterlilik, benlik saygısı ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin hangi değişkenlerden etkilendiğini saptamak ve özyeterlilik, benlik saygısı ve psikolojik iyi oluş durumları arasında bir ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya, İstanbul il merkezinde daha önce doğa üzerine olumlu katkı projelerinden olan ağaçlandırma projelerinde yer almış ve almamış 200 yetişkin birey dahil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak, bireylere yönelik çeşitli demografik bilgilerin yer aldığı "Sosyodemografik Bilgi Formu", bireylerin özyeterlilik düzeylerini ölçmeye yönelik "Genel Özyeterlilik Ölçeği", bireylerin benlik saygı düzeyini ölçmeye yönelik "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği" ve bireylerin psikolojik iyi oluş durumlarını ölçmeye yönelik "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre bireylerin doğa üzerine olumlu katkı projelerine katılımları ile özyeterlilik, benlik saygısı ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasında pozitif düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Özyeterlilik, benlik saygısı ve psikolojik iyi oluş skorları arasında pozitif ve yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki vardır. Araştırmanın sonucunda, bireylerin özyeterlilik, benlik saygısı ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin, doğa üzerine olumlu katkı projelerinde yer alan ve almayan bireylere nazaran demografik özelliklerden etkilendiği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Doğa, Doğa'ya katkı, özyeterlilik, benlik saygısı, psikolojik iyi oluş

AğaçlandırmaBenlik saygısıDoğa+4
Damla Kuran
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Analysis of traditional house examples within the scope of biophilic design

Research and observations of natural materials are being conducted to understand the appropriate uses for a material within natural systems. Since the dawn of time, humans sought shelter in natural structures for survival. To meet their basic needs, solutions were sought from time to time against nature, from time to time by exploring nature. Humans, being users at design, had sought natural spaces first to protect their bodies, and then to store food. While searching for these places, they developed solutions to shelter in different geographical conditions and cultures. They created living spaces for their lives with or against their own species and other living things. With the transition of humans from hunting-gathering to farming and specialized trades in the Neolithic period, their search for shelter was shaped by their physical surroundings. The first local settlements formed and cultures began to meet their needs and search for places in this period. Since the Neolithic period, the only place where humans have settled and sheltered by continuing the mutual struggle with nature and observations parallel to nature has been the "house". It has been seen that more successful and healthy results are often obtained when the user creates solutions with the living creatures in nature and local material contents, rather than against them, and when the user can make plans sensitive to himself and his geography in search of space. The traditional house concept, suitable for each culture's own local texture, will be analyzed by considering the definition of "Biophilic Design" as the most up-to-date nature approach in architecture and other fields of science, through examples from Turkey.

BiophiliaBiophilic designNature+2
Gökşen Boya
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

An investigation of an urban novel from an ecocritical view: If nobody speaks of remarkable things by Jon Mcgregor

Nature, which has been used as a common theme in world literature to the present day, is considered to be largely neglected in contemporary novels. Contemporary writers are criticized for their tendency to build their works on urban, culture, character development and textuality and thus drawing attention away from the natural world and causing a kind of alienation from the natural. For this reason, while the development of main stream ecocriticism continues on subjects like nature writing and pastoralism, the surveys of urban ecologies where culture and nature meet have been sparse on the grounds they have no immediate connection with non-human life. With the intent of maintaining a stance against this perception, I develop my argument on the hypothesis that urban-based literature may as well give insights about the human-nature relations and contribute to ecocriticism in terms of extending its narrow canon. To demonstrate the presence of nature in urban fictional environments, I adopt an approach that goes beyond the traditional analysis of nature within the field ecocriticism which is mostly concerned with nature-oriented texts. I apply this ecocritical reading perspective to my analysis of Jon McGregor's first novel If Nobody Speaks of Remarkable Things which, at first sight, gives the impression of having no concerns about non-human environment. With a critical shift in reading perspective, the novel appears to include representations of nature and human relations that are either dualistic or naturalcultural. The purpose of this thesis is to reveal that even if nature is marginal for much of the work; an urban-based fictional novel can also offer numerous possibilities for an ecocritical reading.

NatureEcologyCulture+1
Sedat Taşin
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eko-feminist eleştiri bağlamında Charles Frazier'in Cold Mountaın ve Thirteen Moons adlı eserlerinde kadın ve doğa olgusu

Doğa ve kadının tahakküm altında tutulduğu gerçeğiyle birlikte yaşadığımız dünyada geçmişten günümüze kadar devam eden süreçte eko-feminizm kavramının önemi de gittikçe artmaktadır. Eko-feminizm 1970'li yıllarda kadın sömürüsüne karşı çıkan ve erkek egemen toplum tarafından ezilen kadınları sahiplenen kadın toplulukları tarafından dile getirilen bir kavramdır. Eko-feminizm, özünde ırkçı, cinsiyetçi, sosyal sınıf ayrımına ve kapitalist erkek egemen politikalara karşı bir direnç geliştirmektedir. Eko-feministlere göre doğanın insan tarafından tahrip edilmesi ya da kapitalist çıkarlar uğruna yok edilmesi ile kadınların siyasal kuramlar veya sosyal baskılar ile yaşadığı erkek egemen zulmü arasında bir ilişki bulunmaktadır. Bu sebeple eko-feminizm kadın ve doğanın üzerinde hâkimiyet kuran ataerkil düzenin kurum veya kurallarını eleştirmeyi, bu düzenin yanlışlarını açığa çıkarmayı amaç edinmiştir. Bu açıdan bu çalışmanın temel amaç ve hedeflerinden biri, Charles Frazier'in tarihi olaylar ve aşk ilişkileri ile harmanlanmış olan Cold Mountain (Soğuk Dağ) ve Thirteen Moons (On Üç Ay) eserlerindeki "kadın" ve "doğa" kavramlarının eko-feminist eleştiri perspektifiyle analiz ve incelemesini yapmak, tespit edilen kavramları eko-feminizm ile yorumlamaktır. Bir diğer amaç ise romanlarda yer alan kadın karakterlerin erkek egemen sistem ve doğa ile nasıl bir ilişki içerisinde olduğunu romandaki tarihsel yer, zaman ve olaylar göz önüne alınarak bir analizini yapmak ve eko-feminizm kavramı ile yorumlamaktır. Çalışmanın ilk bölümünde eko-feminizm ve eleştiri hakkında bilgiler sunulmuş, bu eleştirilerin değişik yönleri vurgulanmıştır. Diğer bölümlerde ise romanlarda yer alan olaylar ve karakterler eko-feminist eleştiri perspektifi ile incelenmiş ve analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eko-feminizm, ataerkil sistem, kadın, tahakküm, doğa.

DoğaEkoeleştiriFeminist Eleştiri Kuramı+4
Ömer Yağızel
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karabük şehri ve çevresinde doğal ortam ile insan arasındaki ilişkiler

Çalışma sahası, Karabük Merkez ilçesi ve yakın çevresi, Karadeniz Bölgesinin Batı Karadeniz Bölümünde, Filyos çayı havzası içinde yer alır. Alan yapısal bakımdan oldukça karmaşık ve jeomorfolojik açıdan da farklı reliefleri bir arada bulundurmaktadır. Ortalama 1000 km²'lik bir alanı kapsayan çalışma sahanın ana jeomorfolojik birimlerini; Dağlık sahalar, Platoluk sahalar, Vadi tabanları, Dik yamaçlar meydana getirmektedir. Araştırma sahasında, 1300 – 1700 metreler arasında zirve düzlükleri, 950 – 1300 metreler arasında yüksek düzlükler, 650 – 950 metreler arasında yüksek platoluk alanlar, 300 – 650 metreler arasında alçak platoluk alanlardan oluşmaktadır. Karabük Merkez ilçesi ve yakın çevresi Alt Kretase'den Kuaterner'e kadar süren yapısal oluşum faaliyetleri meydana gelmiştir. Çalışma sahası Alp Orojenik kuşağı içinde yer alan, Üst Eosen – Alt Miyosen arasındaki dönemde Türkiye orojenik kuşağının sıkışması ile Tetis denizi çekilmiş ve Pontid – Anatolid kuşağı yükselerek kara haline gelmiştir. Sahada buna bağlı farklı jeolojik yaşlarda litolojik birimler oluşmuştur. Araştırma alanında, farklı arazi kullanım kabiliyet sınıflarına ait araziler bulunmaktadır. Bu sahaların büyük çoğunluğunu orman ve fundalık araziler oluştururken, yer yer kuru tarım, bahçe tarımı, çayır ve mera arazileri de yer almaktadır. Karabük Merkez ilçesi zengin bitki örtüsüne sahip arazilerden oluşmaktadır. Hayvancılık faaliyetleri yönünden de uygun sahalar mevcuttur. Arazinin geneli dağlık ve engebeli olması sebebiyle tarımsal faaliyetler kısıtlı bir sahada yapılmaktadır. Doğal ortamın meydana getirdiği zenginlik, turizm faaliyetlerini de desteklemektedir. Mevcut akarsuların vadi tabanları ve alçak plato sahaları dar bir alanı kapsamaktadır. Araştırma sahasını oluşturan bölgede yanlış ve amaç dışı arazi kullanımı sahanın verim potansiyelinin düşmesine, ortadan kalkmasına ya da daralmasına neden olmaktadır. Böylece arazide tahribatlar, kirlilik ve bozulmalar ortaya çıkmaktadır. Akarsu vadi tabalarının oluşturduğu kısıtlı sulu tarım alanlarının yerleşme ve ticari sahalar olarak kullanılması, büyük bir sorun teşkil etmektedir. İnceleme alanı içerisinde yapılan beşeri faaliyetler, genel olarak sahanın fiziki şartlarına bağlı kalınarak gelişme ve ilerleme göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Jeomorfoloji, Doğal Ortam – İnsan İlişkileri, Filyos Çayı, Havza, Karabük

Batı Karadeniz HavzasıCoğrafyaDoğa+4
İlyas Çağlayan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Batı Akdenizde ekoturizm, ekoturizm uygulamaları ve kadının rolü

Turizm insanların talep ve beklentilerinden etkilenen bir sektördür. Aynı zamanda doğal ve kültürel çevreyi etkileyen ve ondan etkilenen bir sistemdir. Bu nedenle değişen turist beklentilerine yönelik alternatif turizm çeşitlerinin günden güne artması turizmin güncelliğini koruyor olmasının göstergesidir. Ekoturizm turist talep ve beklentilerinin sonucunda, klasik turizm olarak adlandırılan deniz, kum, güneş turizmine alternatif olarak ortaya ortaya çıkmıştır. Ekoturizm doğal çevrenin ve kültürün korunmasını amaçlayan, aynı zamanda yerel kültürün değerlerine saygılı ve onları korumaya çaba sarf eden alternatif bir turizm çeşididir. Kültürün öneminden ötürü, yerel ürünlerin ekoturizmde önemli bir yeri vardır. Yerel ürünlerin yapılması ve pazarlanması konusunda da kadınların yeri yadsınamaz bir gerçektir. Bu nedenle çalışmada Batı Akdeniz Bölgesinde Doğuda Çıralı, Batıda Dalyan sınırları içerisinde yer alan destinasyonlarda ki ekoturizm, yerel ürünler ve kadınların bunlarda ki rolü araştırmaya konu edilmiştir. Çalışmada nitel ve nicel yöntemler birlikte kullanılmış, anket uygulanmış ve görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde. Ekoturizm, yerel ürünler ve kadınlar arasında doğrudan ilişki olduğu ve bu sürecin doğru yönetilmesi halinde bölgede sürdürülebilir bir turizm hareketinin gerçekleştirilebileceği sonucu ortaya çıkmıştır.

Batı Akdeniz bölgesiDoğaDoğa koruma+7
Avşin Ayhan Kaya
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Ecological nostalgia in the collection of poems of indian American poet Joy Harjo

In this study, the nostalgic content of naturalism makes it clear to become more familiar with the characters and the inner state of the sympathetic mind. It requires a more precise examination of the language used by the poet and the psychology in conjunction with literature. The internal and unconscious mind of Harjo examines the extent and frequency of inevitable effects usually used in the form of a symbol in her poems. The metaphor in her poems serves the word, theme, meaning, and community. Her symbols support national-patriotic, organic origins, and the most outstanding of typical elements. She does not merely describe but blends the description of nature with human states and thoughts, and then reveals itself in symbolic indications. Harjo, with descriptive and interpretive nature, experiences the shade reporting of her observation. In addition to describing the components of the environment around her, she explains the identified equality between the creatures. It is nature-oriented that Harjo considers herself to be part of it, in an informative way with her personified verses. Therefore, this study criticizes three collections of her poems: She Had Some Horses, Conflict Resolution for Holy Beings, and A Map to the Next World. Keywords: Psychology, symbolist, metaphor, nature, Harjo, descriptive

American literatureAmerican poetryNature+6
Zahra Abdulrahman Karam
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Poetry analysis within the scope of ecopoetry: The voice of nature in ecopoetry

Humankind has been in contact with nature since the beginning of his existence. Being vulnerable in the early stages of this relationship, humankind lived according to the rules of nature and in harmony with it. He attributed meanings to the natural phenomenon occurred around him for he had limited knowledge of what was happening. Nature was symbolizing an incredible power that was providing and giving him not only shelter but food as well. However, man increased his knowledge about nature each passing day, which led him to see himself as superior to nature and began exploiting nature as he wished. This increase led him to see himself as superior to nature and he began exploiting nature as he wished. The thought that man considered himself superior to nature formed the basis of ecological problems and it was the beginning of irreversible consequences of human destruction of nature for his own benefit, especially with the age of enlightenment's human-centered ideas and the subsequent industrial revolution. When humankind has realized that the exploitation of nature ultimately harms him, he has started to look for ways to compensate for the harm that he has done to nature. Literature has put forward the relation of humans with the environment in written works, and many writers have written numerous works in order to raise the environmental awareness of humans. As a result of this conscious raising, ecocritical theory and one of its sub-disciplines ecopoetry began to flourish all over the world. The purpose of this study is to study the emergence, origin, development, and status of ecopoetry a subset of ecocriticism. Furthermore, the aim of this study is to reveal a comprehensive review of ecocriticism. In the final chapter, I will try to analyze poems of various ecopoets through an ecopoetic perspective. Although ecocriticism has started to ensure its place in the literature of our country, as in the literature of many other countries, the fact that ecopoetry remains in the background and does not receive enough attention in the literary world is the main reason that led me to write this thesis about ecopoetry. Keywords: Ecocriticism, Ecopoetry, Nature, Human, Space, Place

NatureEcocriticismEcopoetry+4
Ahmet Özkan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Impact of interrelation of ecology and dystopia on fictionalization process: The Windup Girl and The Water Knife by Paolo Bacigalupi, and The Drowned World and The Drought by J. G. Ballard

Ecology and dystopia can be counted among the most reflective genres in literature through which reader have the opportunity to see the consequences of human deeds on nature manifestly. Even though they are commonly analyzed as different branches of literary works, they can be regarded as the parts of an intermingled unity since they portrait the possible incidents in the near future caused by human action. In addition to that the relationship between ecology and dystopia makes it possible to identify and classify the contemporary novel better. In fact, this identification and classification make it easier to observe the impacts of the careless activities of human-centered life on earth. In that respect, this thesis offers a wide examination on the field of ecology and an in-depth research on the dystopia. Furthermore, this work will contribute to the field with brief and clear information on ecology and dystopia and their impact on fictionalization process. In other words, this study aims to put forward significant information on the effects of the relationship between ecology and dystopia on contemporary narrative. The influences of this link on the fictionalization process of the contemporary novel will be illustrated through four novels; The Windup Girl and The Water Knife by Paolo Bacigalupi, and The Drowned World and The Drought by J.G. Ballard. Finally, these books will be handled under these subtitles; character; human and nature, and setting; time and place.

Bacigalupi, PaoloBallard, James GrahamDystopia+5
Fatma Karaman
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Halikarnas Balıkçısı'nın hikâye ve romanlarına ekoeleştirel bir bakış

Dünyada çevresel sorunların giderek küresel tehdit haline gelmesi, çevre sorunlarına dair farklı çözüm yollarına başvurulmasını sağlamıştır. Bu çözüm yollarından biri de Avrupa'da 1990'lardan sonra popülerlik kazanan bir kuram olan "Ekoeleştiri" kuramıdır. Kuram, çevreye karşı insan merkezli bakış açısı yerine doğadan yana bir bakış açısı geliştirerek doğa üzerindeki insan tahakkümüne son vermeyi amaçlar. Bu amaçla kuram, kurgusal metinler yaratarak insanların duygu dünyasına ulaşmayı ve insana bilinç kazandırmayı esas alır. Ülkemizde kurama olan ilgi henüz istenilen düzeyde olmasa da son yıllarda artarak devam etmektedir. Bu çalışmamızda ekoeleştiri kuramı merkeze alınarak Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı)'nın hikâye ve romanları, ekoeleştirel bakış açısıyla değerlendirilmeye çalışılmıştır. Yazarın eserlerine bakıldığında doğayı, denizi eserlerinin temeline oturtması, onun eserlerinin ekoeleştiri kuramı yönünden incelenmesine olanak sağlamıştır. Bu bağlamda Halikarnas Balıkçısı'nın eserlerinde edebiyat ve çevre ilişkisi irdelenerek Türk edebiyatında doğa bilincinin güçlenmesi ve Türk edebiyatına yerleşmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı), doğa, çevre, çevreci eleştiri, ekoeleştiri

DoğaEkoeleştiriHikaye+5
Tuba Doğrul
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin doğa bileşenlerine yönelik farkındalıklarının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin doğayı oluşturan canlı ve cansız unsurlara yönelik farkındalık düzeylerini tespit etmek ve bu farkındalık düzeylerine cinsiyet, yaşanılan yer, çevre faaliyetlerine katılma durumu, anne ve baba eğitim seviyesi, aile gelir düzeyi gibi çeşitli değişkenlerin etkisini incelemektir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 2015-2016 eğitim- öğretim yılında Kütahya ili Merkez ilçesine bağlı kent ve kırsal kesimdeki okullarda öğrenim gören 427 öğrenci katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak doğa farkındalık anketi kullanılmıştır. Bu anket üç bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde kişisel bilgiler, ikinci bölümde 40 maddeden oluşan doğa farkındalık ölçeği, üçüncü bölümde ise görsellerden oluşan doğa farkındalık testi yer almıştır. Elde edilen verilerin analizi için frekans ve yüzde hesaplamaları ile bağımsız örneklem T testi ve varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular sonucunda öğrencilerin doğa unsurlarına yönelik farkındalık düzeylerinin yeterli olmadığı görülmüştür. Öğrencilerin doğa unsurlarına yönelik farkındalık düzeylerine cinsiyetin ve çevre faaliyetlerine katılıp katılmama durumunun etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Kentsel bölgede yaşayan öğrencilerin doğa unsurlarına yönelik farkındalık düzeylerinin, kırsal kesimde yaşayan öğrencilerin doğa unsurlarına yönelik farkındalık düzeylerinden daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca anne ve baba eğitim seviyesi ile aile gelir düzeyi yüksek olan ailelerin çocuklarının doğa unsurlarına yönelik farkındalık düzeyinin daha fazla olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Doğanın bileşenleri, farkındalık, ortaokul öğrencileri

DoğaFarkındalıkOrtaokul öğrencileri
Uğur Kiraz
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sanatsal bir kavramlaştırma olarak büyülü gerçeklik

Büyü ve gerçek ilişkisi insanlığın en eski konularından biridir. İnsanlığın ilkel dönemden itibaren doğanın büyülü varoluşuna duyduğu merak ve gizemlerinin çözümlenmesine yönelik yapılanlar, aynı zamanda sanatın da tarihini oluşturmuştur. İlkel dönemden itibaren gelişen doğaya egemen olma düşüncesi, doğaya karşı algısının değişmesine yol açarken aynı zamanda farklı bakış açılarını da ortaya çıkarmıştır. Bu araştırma, özellikle çağdaş sanat içinde yeni bir kavramlaştırma olarak ortaya çıkan ―Büyülü Gerçeklik‖ konusunu odağa almaktadır. Konu, sanat tarihinde ve farklı disiplinlerde ortaya çıkan ―Büyülü Gerçeklik‖ ile de desteklenmiştir. Genellikle büyülü gerçekliğin büyülü dünyası günlük hayatın bir parçası haline gelir ve gerçek dünya ile birleştirilerek farklı anlatım tarzlarının kapıları aralanır. Böylece büyülü gerçeklik, farklı ülkelerde farklı sanatçılar tarafından ele alınarak günümüze kadar varlığını sürdürmeyi başarabilmiştir. Çoğunlukla büyülü gerçekliği ele alan sanatçılar, yaşadıkları toplumdaki gerçekliğin arkasındaki gizemi bazen toplumsal bazen kişisel deneyimlerinden bazen de mitler ve efsaneler kullanarak kendi gerçekliklerinin resimlerine aktarılması ve aynı zamanda büyülü gerçekliğin değişimi, görsel sanata yansıması ele alınmıştır. Yapılan üretimler ile desteklenen konu, kişisel deneyimler, bakış, biçim ve anlam açısından farklı bir boyuta taşınmaya çalışılmıştır. Çalışmalarımın temel problemini oluşturan yaşadığım şehrin (Eskişehir) hızla betonlaşması ve yeşilini giderek kaybedilmesine duyduğum tepkisel bir tavırla doğanın konumunun sorgulanmasına yöneliktir. Bu tepkisel tavrın biçimsel ve kavramsal çerçevesinde büyülü gerçeklik ilişkileri sorgulanmıştır. İtici olan ‗'beton'' ve büyülü olan ‗'doğa'' ilişkileri, durum, karşıt ya da çelişkileri yan yana getirilerek yeni bir görsel anlatım diline ulaşmak hedeflenmiştir. Anahtar Sözcükler: betonlaşma, Büyülü Gerçeklik, Büyülü Varoluş, doğa, Post-modernizm, Resim

BüyüDoğaGerçeklik+4
Behiye Arat
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Görsel çözümlemeler: Antroposen Çağında doğa insan ilişkisi

Doğa ve insan kavramları felsefe, bilim gibi birçok farklı alanlarda incelenmiştir. Ayrıca doğa ve insan arasındaki bağ eski çağlardan günümüze kadar gelmektedir. İnsan bilinen ilk tarihten itibaren yaşamını doğa içerisinde sürdürmeye çalışmıştır. Yaşadığı çevreyi tanıdıkça da doğada üstünlük kurabileceğini düşünerek bulunduğu yeri kendine göre değiştirmiştir. İnsan gelişmeye devam ettikçe doğayı değiştirmeye de devam etmiştir. Doğanın bu denli bozulması da günümüzde insan çağı olarak bilinen Antroposen çağına girdiğimizin bir kanıtı olarak kabul edilmektedir. Antroposen çağı, insanoğlunun gelişmesi ile dünyaya olan etkisinin en üst seviyeye çıktığı, yeni bir jeolojik çağdır. İnsanların doğaya bu denli karışmaları ise sanat alanında da kendini göstermektedir. Tezin genelinde insanın doğa üzerinde oluşturduğu tahribattan ve onun sanata yansımasından bahsedilmiştir. Doğanın insan ile arasındaki ilişkisi mağara resimlerinden bugüne kadar pek çok sanat alanında sanatçıların ilgi odağı olmuştur. Doğa içerisinde yaşamını sürdürmeye çalışan bir başka canlı türü olan hayvanlara da sanat alanında çokça yer verilmiştir. Özellikle hayvanların nesillerinin tükenmesi geri dönüşümü olmayan bir felaket olarak düşünülmektedir. Bu tezin amacı hayvan ve insan figürlerini resmederek; Antroposen çağında artan doğa tahribatı konusunu görsel olarak çözümlemektir. Doğanın kendi düzeninin dış faktörlerle bozulması üzerinde durulmuştur. İnsan olan ve insan olmayan arasındaki bağ hakkında bilim, sanat alanından ve onlara yardımcı alanlardan araştırmalar yapılmıştır. Araştırmalar doğrultusunda kelebek etkisi, Yedinci Kıta gibi kavramlarla doğa tahribatının görülmeyen ya da dikkat edilmeyen tarafların ortaya çıkarılması amaçlanmıştır.

Antroposen ÇağDoğaResim sanatı+1
Beyzanur Doğan
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00

İlgili konular