Kurdish

211 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

The (non-)territorialization of "Kurdistan" in the Middle East between 1919 and 1990: A critical geopolitical approach

This thesis analyses the reasons of why a certain "Kurdistan" could not be established as a geopolitical entity within the Middle East between the years 1919 and 1990. By using critical geopolitics as the theoretical framework, the thesis focuses on the effects of continuous deterritorialization and reterritorialization of the Kurdistan as a geopolitical entity as well as civilizational and ideological geopolitical discourses developed by four states in the region, being Turkey, Iran, Iraq and Syria. A threefold argument is proposed to explain why an independent or an autonomous Kurdistan could not be formed at the chosen time frame. The internal factors underline the traditional tribal and more recent territorial divisions among the Kurdish tribes preventing the Kurds to establish a common geopolitical discourse describing a particular and territorially-defined "Kurdistan". The external factors emphasize the policies and geopolitical discourses developed by states to preserve their territorial integrity and to prevent any separatist tendency within their own states. Finally, the third set of factors cross-linked internal and external factors. It focuses on the cooperative and conflictual transversal connections between sovereign states and Kurdish political movements. Accordingly, some sovereign states tended to cooperate with the Kurdish groups of rival states in a way to undermine the power of the Kurdish groups within itself and some Kurdish political movements tended to cooperate with the neighboring state to undermine the power of the home state. All in all, the period between 1919 and 1990 witnessed the failure of the projects to establish an autonomous if not an independent Kurdistan. Anahtar Kelimeler: Kürdistan, Türkiye, İran, Irak, Suriye

Critical geopoliticsIraqIraq Kurdistan Regional Government+3
Naz Duygu Akyol-gözen
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

PKK'nın diasporayı şekillendirme stratejisi: Belçika örneği

Bu tez PKK'nın diaspora stratejisini açıklamayı amaçlamaktadır. PKK'nın AB ülkelerindeki Kürt diasporasına yönelik stratejisini anlamak için Belçika örnek olarak seçilmiş ve iki soruya cevap aranmıştır. İlk olarak PKK'nın Belçika'daki radikal Kürt diasporası ve yerel grupları nasıl örgütlediği ele alınmıştır. Örgütün Belçika'daki organizasyonlarının nasıl bir araya geldiğini açıklamak amacıyla etnik olmayan ulus-aşırı oluşumlar kuramsal çerçevesi altında bulunan 'siyasi-ideolojik yayılma' ve 'ulus-aşırı dil toplulukları' adlı yaklaşımlara başvurulmuştur. Cevabı aranan diğer soru; PKK'nın Belçika'da kurmuş olduğu yapıları hangi amaç için kullandığı, 'ulus-aşırı savunmacı ağlar' kuramsal çerçevesi ışığında ele alınmıştır. Bu kuram gereği, Türkiye'de ve Belçika'da bulunan ‗siyasi fırsat yapısı' detaylandırılmış ve örgütün faaliyetleri ‗bumerang' örüntüsü ile açıklanmıştır. Her iki soru da niteliksel analiz yöntemlerinden ‗örnek olay araştırması' yöntemi ile incelenmiştir. Erişilen bulgular değerlendirilerek PKK'nın diasporaya yönelik izlediği stratejinin üç bağlamda Şekillendiği tespit edilmiştir. Örgütün diaspora stratejisi; uluslararası meşruluk kazanma – hayatta kalma- , Kürtleri temsil eden 'tek' mercii olma ve Türkiye'ye baskı kurma, olarak üç boyuttan müteşekkildir. Anahtar Kelimeler: PKK, diaspora, Belçika, Kürt, Avrupa'da PKK

BelçikaDiasporaKürtler+5
Ümit Tetik
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye-Irak Kürt bölgesel yönetimi arasındaki ilişkiler (2000-2018)

2005 Irak Anayasasına göre resmen özerklik hakkı kazanan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), başta Türkiye olmak üzere birçok ülke ile diplomatik ilişkiler kurarak, bağımsız bir devlet gibi politikalar izlemiştir. Türkiye'nin IKBY'ye yönelik politikası, 2007 yılına kadar güvenlik perspektifi çerçevesinde devam ederken, bu politikalar Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)'nin neoliberal politikalar izlemeye başladığı 2005 yılında yapılanma ve 2007 Habur krizi sonrası işbirliği şeklinde devam etmiştir. Özellikle 2009 yılında Türk Dişileri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Erbil'e ziyarette bulunması, ilişkilere "yeni bir boyut" kazandırmıştır. Ancak IKBY'nin, 25 Eylül 2017' de bağımsızlık için referanduma gitmesi Türkiye ile ilişkileri kopma noktasına getirmiştir Çalışmanın ilk bölümünde; Türkiye'nin Irak ile olan siyasi ve ekonomik ilişkiler incelenmiştir. İkinci bölümde; Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin tarihsel süreçleri ve bu süreçlerde, Türkiye ve Irak'ın, bölgeye yönelik politikaları üzerinde durulmuştur. Son bölümde ise; Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin, özelikle 25 Eylül 2017'de bağımsızlık referandumunu ilan etmesinin doğurduğu krizin aşılıp ikili ilişkilerin sürdürülebilirliği üzerinde durulmuştur.

Bölgesel Kürt YönetimiIrakIrak Kürdistan Bölgesel Yönetimi+4
Hatem Hasar
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Daristana Şêrîn masal setindeki masalların Türkçeye çevrilmesi ve bu masalların Türkçe eğitimi açısından uygunluğunun incelenmesi

Masallar, öğrencilerin diğer edebi metinlere nazaran daha keyifle okudukları veya kendilerine okunduğunda daha keyifle dinledikleri metinlerin başında gelmektedir. Nitelikli ve öğrencilerin seviyelerine uygun olarak yazılan masallardan eğitimde daha fazla yararlanmak gerekir. Bu araştırmanın amacı Kürtçe yazılmış bazı masalların Türkçeye çevrilerek bu masalların Türkçe eğitiminde kullanılabilirliğini incelemektir. Bu araştırmada doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Daristana Şêrîn masal setinin orijinali yayınevinden temin edildikten sonra Türkçeye çevrilmiştir. Bu sette yer alan masallar teker teker dil, anlatım, içerik ve değerler açısından incelenmiştir. Hangi masalda hangi değere ilişkin kaç örneğin olduğu tablo halinde gösterilmiştir. Ayrıca bu masalların okunabilirlik açısından ortalama hece ve cümle uzunlukları temel alınarak bu masallara ait zorluk dereceleri tablo haline getirilmiştir. Araştırmada bu masalların gerek dil anlatım ve içerik açısından gerekse değerler eğitimi açısından ilköğretim düzeyine uygun olduğu ve Türkçe ders kitaplarında kullanılabilecekleri sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocuk Edebiyatı, Masallar, Türkçe Eğitimi, Değerler, Okunabilirlik

Değerler eğitimiDil eğitimiKürtçe+6
Adnan Toprak
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de uç sağ ve Kürtler, 1945-1980: Güvenlik, kimlik ve kalkınma

Bu tezin amacı, 1945-1980 yılları arasında "güvenlik", "kimlik" ve "kalkınma" kavramları ekseninde uç sağın Kürt meselesine dair söylemini incelemektir. Uç sağ, erken Cumhuriyet döneminin sonuna doğru Nihal Atsız, Necip Fazıl Kısakürek öncülüğünde dergiler üzerinden görünür olmaya başlamış, çok partili hayata geçişle birlikte önce merkez sağ partilerinde hizip olarak var olmuş sonrasında da müstakilleşerek partileşmişlerdir. Ayrıca Soğuk Savaş sürecinde Türk Milliyetçiler Derneği, Millî Türk Talebe Birliği, Akıncılar, Mücadeleciler, Ülkü Ocakları, Komünizmle Mücadele Dernekleri, Aydınlar Ocağı uç sağın önemli yapıları olmuşlardır. Soğuk Savaş sürecinde uç sağın temel özelliği antikomünizm olmuş ve komünizmle mücadele çerçevesinde devlet nezdinde de meşruiyet elde etmiştir. Ayrıca millî ve dinî değerlere vurgu yapmış ve Türkiye'nin beka meselesini önemsemiştir. Uç sağ, Kürt meselesini erken Cumhuriyet döneminin "yanlış politikaları" sonucu olarak ortaya çıkan bir sorun şeklinde değerlendirmiş, Soğuk Savaş sürecinde de komünistlerin istismar ettiğini öne sürmüştür. Uç sağ Kürt meselesini "beka" sorunu şeklinde ele almış ve komünistlerle ilişkilendirerek konunun komünizmle mücadele çerçevesinde ele alınması gerektiğini söylemiştir. Tezin birinci bölümünde, çalışmanın kavramsal ve tarihsel/siyasal arka planı bağlamında uç sağın ortaya çıkışı, kurumları ve genel özellikleri anlatılacak ve Kürt meselesinin Osmanlı'dan günümüze serencamı ele alınacaktır. Bu çalışmanın diğer bölümlerinde ise Soğuk Savaş sürecinde uç sağın kategorileri olan Seküler Türkçü-Turancılar, Anaakım Milliyetçiler, Anaakım İslâmcılar ve Radikal İslâmcılar'ın sırasıyla "güvenlik", "kimlik" ve "kalkınma" kavramları çerçevesinde Kürt meselesine bakışı ele alınacak ve çözüm önerileri tartışılacaktır. Anahtar Sözcükler Kürt Meselesi, Uç sağ, Milliyetçiler, İslâmcılar, Komünizm

GüvenlikGüvenlik politikalarıKalkınma+7
Bayram Koca
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Analyzing Kurdish politics in Syria: A dependent nationalism

This thesis analyzes Kurdish politics in Syria from 1946 to 2014. It shows how the Kurdish political movement in Syria has been emerged and developed. One key finding of this study is that Syrian Kurds did not fundamentally produce their own ethnic nationalism but rather they were under great influence of other Kurdish movements in Turkey and Iraq; their nationalism was dependent and not independent. Not only ethnic dynamics, but also policies by Syrian governments alienated Syrian Kurds and made them to develop a distinctive identity. Although the thesis studies Syrian Kurdish politics after Syria's independence in 1946, it offers political and tribal histories of these politics under the French Mandate in Syria. This study dedicates a considerable part to the organizational aspect of the Kurdish political movement in Syria. Interventions of non-Syrian Kurdish actors, lack of democracy and personal agendas are among reasons behind the numerous splits among Kurdish parties and their umbrella organizations. The subject of the thesis is important as it studies a rarely-studied subject on the academic level. It is also important, because today Kurds of Syria are representing a key player in so called the Syrian civil war.

Ethnic minorityEthnic identityEthnic conflicts+5
Dılshad Muhammad
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoctorateOpen AccessEN

Türkiye'de çift dilli Kürt ergenlerde tutumun ana dil bozumu üzerindeki rolü

The aim of this dissertation is to explore the relationship between attitude and first language attrition, defined as the non-pathological decrease in a language that had previously been acquired by an individual (Köpke & Schmid, 2004). The studies on L2 acquisition have shown the strong impact of attitudes, motivations and other affective factors on linguistic learning. This dissertation, therefore, hypothesizes that attitude has a decisive influence on language attrition and maintenance. Both quantitative and qualitative data have been employed during the process of data- gathering. We used Personal Language Attitude Questionnaire for Bilinguals (PLAQ- B) developed by our research team to assess the attitudes of 134 adolescents towards their first language. PLAQ-B, as the basis for our diagnostic tool, was interpreted in four sub-dimensions determined by Factor Analysis (Factor 1st: Language maintenance and Motivation, Factor 2nd: The second Self-efficacy, Factor 3rd: prestige of the language and Factor 4th: Affective Domain). In order to measure the participants' first language attrition level, three picture naming tasks and two writing tasks were also used. Finally, Think Aloud Protocol was applied to randomly selected 14 volunteer participants to learn more about the reasons of attrition and to validate all the information obtained from the questionnaire and the tasks. The results have shown that there is not only a significant correlation between attitude and such variables as language maintenance, language choice and the frequency of language use, but also a strong correlation between attitude and the performance of the participants in the picture naming tasks and the writing tasks. Keywords: First language attrition, attitude and language maintenance.

Mother tonqueLanguage skillsGrammar+7
Süleyman Kasap
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsallık ve tarihselliğin taşıyıcı ana aktörü ve öğesi: Dengbêj kadınlar ve ağıt

Kürt toplumunun sözlü kültür ve tarihini yüzyıllardan günümüze taşıyan dengbêjlik geleneğinin asıl kaynağını oluşturan dengbêj kadınlar, zamanla eril bir zemine oturtulan dengbêjlik geleneği içerisinde arka plana itilmişlerdir. Arka plana itilen dengbêj kadınlar, bütün olumsuz etkenlere rağmen dengbêjlik geleneğindeki varlığını devam ettirmiş ve dengbêjlik geleneğine kaynak oluşturup, dengbêjlik geleneğini sahiplenmişlerdir. Tarihsel ve toplumsal anlamda hem kadın realitesine hem de Kürt toplumu için önemli olaylara değinen dengbêj kadınlar bütün bunları kadın kimlikleriyle aktarmayı başarabilmişlerdir. Bunu daha çok ağıtlarla aktaran dengbêj kadınlar, toplumsal bellek açısından önemli bir yere sahip ağıtları, hikayeleriyle birlikte tarihsel, kültürel ve toplumsal altyapısını irdeleyerek kendilerine has bir ritim çerçevesinde icra etmişlerdir. Bu bağlamda emeği kendilerine ilke edinen dengbêj kadınların ağıtları ele alırken ağıtların içerisinde olaya dair hikayeyi de anlatması sonucu şekillenen toplumsal bellek, aynı zamanda alternatif bir zeminde gelişen sözlü tarihin oluşumu için de önem arz etmektedir. Öyle ki acının doğurduğu durum ile mevcut olayı betimleyen ağıtlar, aynı zamanda resmi kaynaklarda yer edinmeyen veya saklanılan konular hakkında birçok yönüyle bilgi vermekte ve bu yönüyle alternatif bir tarihi belge niteliği taşıyabilmektedir. Kadının duyarlılığının kitabı niteliğinde olan ağıtlar aracılığıyla kadın dengbêjler, yaşanan aşkları, savaşları, katliamları ve ölen kişileri sözlü tarih içerisinde önemli bir yere oturtarak yaşanan acıları mevcut olay ile birlikte duyurmayı başarabilmişlerdir. Bu çalışmada dengbej kadınların, günümüze kadar gelen süreç içerisinde sahip oldukları konum ve sözlü gelenekle oluşturdukları ağıtların hikâyeleriyle birlikte tarihsel, kültürel ve toplumsal altyapısı irdelenmiştir. Ayrıca Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı coğrafya içerisinde dengbêj kadınlarla yapılan görüşmelerde sözlü gelenekle oluşturulmuş ağıtlarda toplumsallık ve tarihsellik bağlamına ilişkin birçok konu tespit edilmiştir. Tespit edilen konular çerçevesinde ağıtlar çözümlenerek, dengbêj kadınlar tarafından oluşturulan canlı bellek değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ağıt, dengbêjlik geleneği, dengbêj kadınlar, toplumsal bellek, alternatif tarih.

AğıtlarDengbejKadınlar+3
Nazmi Ayaz
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni dönem Kürt sinemasında kadın temsilleri

Kürt Sineması'nın evreni üzerine yürütülen tartışmalar kuşkusuz bu alanın uluslaşmamış ve devletleşmemiş bir haklın temsili olmasından kaynaklanır. Şiddet, yas, asimilasyon ve yok etme gibi çoğu iktidar pratiğine karşı olarak kendi tarihini ve kolektif hafızasını aktifleştiren politik öznelerin söylemsel alanını yansıtan Kürt Sineması, kuşkusuz karşı hegemonik konumdan ifade edilen evrenin de temsilidir. Bu minvalde, öznelerin tarihsel süreçler içerisinde ve bölgeler kapsamındaki temsili değişmesine rağmen siyasal alandaki diskuru yok edilmeye karşı varlık alanını; katliam/savaş/soykırım hakikatine karşı da mücadele perspektifine yansıtır. İran, Irak, Suriye ve Türkiye'deki filmlerde geçmiş, şimdi ve geleceğin kesişen evreniyle politik özne olarak kadın temsillerinin kolektif hafızası güçlü direnme alanlarını açığa çıkartır. Söz konusu olan durum iktidarın/patriyarkanın adlandırdığı öteki/başka/madun olana karşı eylemini tartışmaya açarken; öteki/başka/madun olanın da direnme politikası olarak hem kamusal hem de özel alandaki söylemsel alanını ve öznelik pratiklerini açığa çıkartır. 2010 sonrası siyasal atmosferin değişimiyle İran, Irak, Suriye ve Türkiye kapsamında yer alan Kürt Sineması örnekleri tez kapsamında değerlendirilmiştir. Bu bağlamda tez içerisinde yer alan on yedi filmin hem söylemsel analizi hem de siyasal alana bağlı olarak açığa çıkan değişimleri feminist metodolojiye göre çözümlenerek kadın temsilleri tartışılmıştır. Dolayısıyla yapılan değerlendirme ve analizlerde Kürt Sineması'nda yer alan filmlerdeki kadın temsilleri bellek, politik özne ve şiddet başlıkları altında kuramsal çerçeveyle tartışılmış ve hem erkek hem de kadın yönetmenlerin bakışı feminist literatürle değerlendirilerek bakışın uzamında yer alan kadın özneler analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kürt Sineması, kolektif hafıza, politik özne, öteki/başka/madun, söylem analizi, feminist metodoloji, kadın temsili.

FeminizmKadınlarKolektif bellek+5
Nimet Gatar
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Kürt kimliğinin kültürel bağlamda incelenmesi ve siyasallaşma süreci

1800'lü yıllarda özellikle batılı misyonerlerin faaliyetleri sonucu Anadolu'da Kürt isyanları ortaya çıkmaya başlamıştır. Kürtçülük üzerine birbiri ardına çalışmalar yapılmaya başlanmış ve halk arasında isyanlar teşvik edilir olmuştur. Bazı kaynaklara göre, bu dönemde ortaya çıkan ve günümüze kadar gelen ayaklanmaların temelinin II. Abdülhamit döneminde kurulan Hamidiye Alayları olduğu da söylenmektedir. İngiliz, Fransız ve Rus araştırmacıların Kürtlerle ilgili sayısız çalışmaları vardır. Kürtlerin kültürel yapısının, tarihsel geçmişinin ve dil özellikleri ile Türklerden farklılaştırılarak ayrılması çabaları 1600'lü yıllara kadar dayanmaktadır. Tarih boyunca çıkartılan Kürt ayaklanmalarına bakıldığında hiç şüphesiz en uzun süreli olan ayaklanmanın PKK terör örgütü üzerinden uygulanan terör hareketi olduğu görülmektedir. 1974 yılında "Apocular" adıyla kurulan ve sonrasında kısa adı PKK yani Partiya Karkarên Kurdistan (Kürdistan İşçi Partisi) olarak dünya terör örgütü listelerindeki yerini alan hareket ile birlikte ülkemizdeki Kürtler artık Türk siyasal yaşamında önemli bir politik malzeme haline getirilmiştir. Bu çalışmada, Kürt kültürü, etnik kökeni ve Kürtçe dil yapısı üzerinde durularak, PKK terör örgütünün günümüzde legal-siyasal yapı haline dönüşüm sürecine değinilecektir. Kürtler üzerinden oluşturulan iç politikaların medya ile olan bağlantısı, Adalet ve Kalkınma Partisinin Demokratik Çözüm Süreci kapsamında uyguladığı Akil İnsanlar girişiminin gazetelerdeki yansımaları üzerinden değerlendirilecektir. Bu bağlamda Ak Parti hükümetinin "Demokratik Açılım" sürecinde uyguladığı "Akil İnsanlar" heyetinin çalışmaları ve bu çalışmaların başladığı tarihler arasındaki tiraj sayılarına göre en çok satan ilk beş gazetenin ilk sayfalarına yansıyan süreç ile ilgili haberler değerlendirilmiştir.

GazetelerKimlikKültür+7
Taylan Maral
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

90'larda Kürt sorunu bağlamında Türk milliyetçiliğinin yeniden üretilmesinde medyanın rolü: Milliyet gazetesi örneği

Modern çağın bir üretimi olan milliyetçilik önemli bir toplumsal dizayn aracı oldu. Egemen sınıf ve onun iktidar güçleri milliyetçi söylemler üzerinden hegemonik ilişkiler kurarak toplumsal bilince yön vermektedirler. Mikro günlük ilişkilerden makro toplumsal ilişkilere kadar geniş bir etkinliğe sahip olan milliyetçilik, Türkiye'de önemli bir işlevselliğe sahiptir. Egemen sınıfın önemli ideolojik araçlarından olan medyanın 'milli' yayın politikalarının milliyetçiliğin geniş toplumsal dokulara ulaşıp kök salmasında önemli rolü bulunmaktadır. 'Öteki'lerin varlığına karşı gösterdiği reaksiyoner tepkilerle kendisini görünür kılan Türk milliyetçiliğinin gelişip serpilmesinde medyanın yadsınamaz katkısı vardır. Dönemlere göre değişebilen 'öteki'leri negatif görünür kılıp toplumsal 'linc'e tabi tutan medya, Kürtleri de olumsuz söylemlerle sayfalarına taşıyarak 'milli hassasiyet'lerin karşıtı olarak işaretlemiştir. Özellikle 1990'larda bölgede yaşanan çatışmalı ortamın aktarılma biçimi, günümüzdeki yaygın milliyetçi pratik ve algıların şekillenmesine önemli etkisi olmuştur. 1990-1999 yılları arası Milliyet Gazetesi ana sayfasında Kürtlerin temsil edilme biçimleri incelenirken, kullanılmış söylemlerden milliyetçiliğin kolayca beslenebileceği tespit edilmiştir. Başlıklarda Kürtlerin edimleri şiddet içeren haber ve görüntülerle ilişkilendirilmiş olup 'bölücü', 'terörist' vb. tanımlamaların sıklıkla kullanılması Kürtleri bir kez daha 'kötü' olarak mimlemiştir.

GazetelerKürt sorunuKürtler+3
Turgay Dakak
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kürt romanında Türk imgesi

Yazıldığı dönemin ve toplumun izlerini taşıyan edebi eser, ilişkili olduğu toplumun kolektif hafızasından hareketle içerisinde başka anlamlar da barındırır. Edebi eser ve toplumun bu açık ve görünür olan ilişkisinden dolayı toplum içinde var olan fikirlerin anlaşılmasında edebi üretimlere bakmak doğru yollardan birisidir. Bu durumda, edebi eserin üretildiği sosyo-tarihsel koşulların dikkate alınması temel faktörlerden bir tanesidir. Her yeni dönem kendisiyle birlikte belirli baskın yönelimler getirmektedir. Böyle belirli bir dönemde üretilmiş eserler de o dönemin öne çıkan özelliklerini yansıtmaktadır. Bu tezde, içinde bulunduğu edebi gelenek açısından önem arz eden; Erebê Şemo'nun Şivanê Kurmanca (Kürt Çoban-1935), Mahmut Baksi'nin Gundikê Dono (Dono Köyü-1988), Mehmed Uzun'un Bîra Qederê (Kader Kuyusu-1995), Abbas Abbas'ın Şivanê Berxan (Kuzu Çobanı-2004), Bavê Nazê'nin Miriyê Heram (Necis Ölü-2009) ve Rênas Jiyan'ın Bacanên Pelçiqî (Ezilmiş Domatesler-2017) adlı Kürt romanlarında Türk karakterlerin nasıl ele alındığı ve öteki olarak Türk imajının nasıl oluşturulduğu incelenmiştir. İncelenen romanlarda Türk imajının anlaşılabilmesi için; "öteki", "kimlik", "kolektif kimlik" ve "imge" kavramlarına başvurulmuş ve söz konusu kavramların inceleme konusu edilen edebi eserlerde ne anlama geldiği tartışılmıştır. Romanlar, edebiyat sosyolojisi bağlamında metnin yorumlanmasını sağlayan nitel araştırma yöntemi kullanılarak incelenmeye çalışılmıştır. Türk imajının, tezde incelenen romanlar bağlamında ortak noktaları olduğu gibi dönem ve romanın temasına göre belirli farklıklar sergilediği de görülmüştür. İncelenen romanlarda bütünlüklü ve aynı doğrultuda şekillenen mono-tipik bir Türk imgesi söz konusu olmasa da genelde gözlenen temsillerin birbirine yakın olduğu sonucuna varılmıştır. Belirlenen kategorilere göre imajlar benzerlik ve farklılıklarına göre değerlendirilmiştir.

KimlikKürtlerKürtçe+2
Aziz Tekin
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Turkey's relations with the Iraqi and Syrian Kurds: A comparative approach

This thesis examines the striking variance in Turkish foreign policy towards the Iraqi and Syrian Kurds between 2011 and 2017, during the Syrian civil war. It explains the difference in Turkish foreign policy by focusing on the impact of socially constructed identities on actor behavior with the guidance of Lene Hansen's discursive research model. This thesis argues that constructed identities, as the foundation and product of foreign policy, have a major role in shaping the difference in the incumbent Justice and Development Party's (AKP) foreign policy practices towards the Kurdistan Regional Government (KRG) and the Democratic Union Party (PYD), as well as its armed wing People's Protection Units (YPG). Although both the KRG and the PYD/YPG are pro-Kurdish political formations, the AKP government pursued an alliance with the former from 2007 onwards, while it identified the latter as a national security threat. This thesis uses discourse analysis to inspect the tripartite relationship of these actors from the perspective of identity theory.

Adalet ve Kalkınma PartyIraqIraq Kurdistan Regional Government+7
Işın Alyüz
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Transformations of Kurdish music in Syria: Social and political factors

Bu tez, Suriye'de ve özellikle Kobani'de Kürt müziğinin gelişimine ilişkin sosyal ve politik engelleri ortaya koymaktadır. Tezin tartışması iki konuya odaklanmaktadır: Birinci tartışma, Kürt toplumunun müziğe ve müzisyene yönelik yaklaşımı iken; ikinci tartışma siyasetin müzikal nitelik ve yaratıcılık üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Bu iki tartışma açısından "kimlik meselesi" temel bir konu olarak ele alınmıştır. Başka bir deyişle, Kürt kimliğini tanımlayan unsurlar, müziğin de önemli bir parçası olarak incelenmiştir. Bu nedenle tez, Kürt müziğinin ayırımlarını, Kürt halkının sosyal ve politik olarak ayrımları ışığında ele alan tarihsel bir çalışmadır. Tezin araştırması büyük oranda kişisel deneyim ve birikimlere dayalı bilgilerin yanı sıra tarihsel, politik ve sosyolojik kaynaklara dayanmaktadır. Bunlara ek olarak Suriyeli Kürt müzisyenler ile derinlemesine görüşmeler yaptım. Bu görüşmeler araştırmaya önemli bilgi ve deneyimleri katmıştır. Bu çalışma, sosyal ve politik engelleri görmek için tarihsel olarak müziğin izinden gitmektedir. Kürtlerin müzik üslupları, eski zamanlardan günümüze olmak üzere, ortaya konulmaktadır. Kürt müziğinin ve kimliğinin bir parçası olan "şarkı söyleme" merkezi bir yere sahiptir. Bu çalışmanın büyük bölümü Kürt edebiyatı ve Kürt müziği arasındaki yakınlığa odaklanmaktadır. Edebi ürünler, Kürtçe şarkıların konusunu oluşturmaktadır. Bu çalışma genel olarak, yirminci yüzyılın başlarına yani modern tarihe gitmekte ve Kürt müziği ve müzikal çıktılara dair ayrımları ortaya koyarak, Suriyeli Kürtlerin ve özelde Kobani'nin sosyal ve politik koşullarına ışık tutmaktadır. Çalışma, Suriye'de Kürt kimliğinin oluşumuna eşlik eden rasyonelleri ve müzikal süreçleri etkileyen yanı sıra ozan, popüler şarkıcılar, müzik grupların koşullarını Kürt aşiret toplumu ve Suriye resmi makamların Kürt müziği üzerindeki etkisini bağlı olarak ele almıştır. Bir yandan Kürt siyasetinin Suriye'deki ve özellikle Kobani'deki Kürt müziğindeki yaratıcı çeşitliliğe olan etkisi görülmeye çalışılmıştır. xviii Çalışma, Kürt aşiret ve dini sınıfın Suriye'deki Kürt müziğini nasıl etkilemekte olduğunu inceleyerek sona ermektedir. Suriye'deki iktidar üretim sürecini kontrol etti ve kısıtladı. Ve dünyanın, hem siyasi hem de sosyal baskılardan kurtulan Suriyeli Kürt müzisyenlere açılması, kimliğin kaybolmasına ve müzik üretiminde yaratıcılığın azalmasına neden oldu. Bu nedenle, bu tezde Kürt müziği üretimi, performansı ve icrasının kökenlerini araştırarak modern vizyonlara ve zevklere uygun olarak yeniden inşa edilmesi önerilmektedir.

KurdishMusicSyria+1
Hussain Hajj
İstanbul Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Halepçe'ye yapılan kimyasal saldırıda İran'ın rolü (1988)

Osmanlı Ġmparatorluğu döneminde Irak diye bir ülke yoktu. Birinci Dünya SavaĢı‟ndan sonra Ġngiltere o bölgeleri ele geçirerek bölgenin siyasî haritasını değiĢtirdi. Irak Eyaleti 12 Mart 1921 Kahire kongresiyle Ġngiltere kolonyalizm ofis lideri Winston Churchill liderliğinde Irak hükümdarlık sistemi üzerine kuruldu. Aslen Suudi Arabistanlı olan Melik Faysal‟ds Irak‟a padiĢahlık yaptı. Krallık döneminde, 1921-1958 yıllarında Birinci Melik Faysal, 1833-1921 yıllarında Melik Faysalın oğlu Melik Gazi, 1939-1958 yıllarında da Ġkinci Melik Faysal hüküm sürdü. 29 Ekim 1936 yılında Bekir Sıdki askerî bir darbe yaptı ve askerî bir hükümet kurdu. Bu hükümet dokuz ay boyunca Irak‟ta hüküm sürdü. Daha sonra krallık ve Ġngiltere yandaĢları tarafından yok edildi. Irak‟ın kuzeyinde de Melik Mahmud (1919 – 1931), ġeh Ahmed Barzani (1932 – 1933) , Molla Mustafa (1941 – 1975) dönemlerinde barıĢ içinde birlikte bir yaĢam için hükümdarlıklarını yaptılar. 1958 yılında Abdulkerim Kasım ve özgürlük isteyen komutanlar liderliğinde askerî bir darbe yapıldı. Krallık rejimini yıkıp yerine Cumhuriyet sistemini getirdiler. Abdulkerim Kasım Irak CumhurbaĢkanı oldu. Fakat S.B.P, 8 ġubat 1963‟te Abdulkerim Kasım‟ın liderliğine son verdi. 1963 yılında da bir terör saldırısıyla yaĢamına son verildi. Saddam Hüseyin 17 Temmuz 1979 yılında Irak CumhurbaĢkanı oldu. Baskı üzerine Ahmed Hasan Bekir iĢlerinden elini çekmek zorunda kaldı. Daha sonra Saddam, askerî liderliği eline aldı ve kan dökmeye baĢladı. Fiziki, ekonomik, tarihi, siyasî ve kanuni soykırımı kürt halkına karĢı uygulamaya baĢladı. Celal Talabani 1976 yılında Ġran‟ın kuzeyinde K.Y.B‟yi kurdu. Bass rejimine karĢı siyasî ve silahlı hizmete baĢladı. O dönemde K.D.P de siyasî ve silahlı hareketlerini sürdürüyordu. 1979 yılında Ġran‟da Humeyni liderliğinde Ġslâmî Devrimi hükümdarlığa geldi ve Pehlevi rejimini sona erdirdi. 1980-1988 yılında Irak ve Ġran savaĢı baĢladı. Bölgesel güçler ve Dünya devletleri bu savaĢta kendi çıkarlarına göre hareket ettiler. SavaĢta her iki devlette büyük kayıplar verdi. Binlerce insan ölürken milyarlarca dolar ekonomik zarar II yaĢandı. Irak ve Ġran, savaĢ döneminde yani 1983 yılında K.Y.B. ile Irak‟ın ekonomik, siyasî ve idarî meselelerinde 18 ay boyunca konuĢma ve anlaĢma sağlama çalıĢmasına giriĢmiĢlerdi. Fakat daha sonra Bass hükümeti anlaĢmadan vazgeçti ve anlaĢmaları baĢarısız oldu. Geçen dönemin yetmiĢ ve seksenlerinde bir kaç Kürt ve ġii Arap Partisi, Ġran desteği ve planı ile Ġran‟da kuruldular. Bu partiler Irak - Ġran savaĢında düĢmanlık siyaseti güttüler. Bu partilerden en önemlileri; Ġran‟da 1979 yılında kurulan K. S. P, 1983 yılında kurulan Irak Büyük Ġslâmî Meclisi ve Bedir askerî kolu, 1987 yılında kurulan Ġ. K. H „dir. K.D. P‟ de o dönemde Ġran‟da kurulmuĢtu. Dolayısıyla Irak ve Ġran arasındaki savaĢta Ġran‟ın yanında yer aldı. Bu süreçte Ġran, Kuzey Irak‟ın iç iĢlerine karıĢıyordu. 1986 yılında (K.Y.B) siyasi, askeri ve ekonomik bir anlaĢma imzaladı. Sonra (K.D.P) ve (K.Y.B) Ġran‟ın yardımıyla 1987 yılında Irak‟a karĢı anlaĢtılar, Daha sonra (I.K.P) ve (Ġ. D.P) de anlaĢtı. 1987 yılında (K.Y.B), (K.D.P), (K.S.P) ve (K.Ġ.H) de Halepçe‟yi ele geçirmek için Ġran‟la anlaĢtı. Bu partiler tüm siyasi, askeri, ekonomik yardımlarını Ġran‟dan almaktaydılar. SavaĢ programı ve yol haritasının planı çizildikten sonra, (Ramazan, Kudüs, Fetih, Kazmin), Ali ġamhani Ġran kara kuvvetleri liderliğinde bu dört parti peĢmergeleri ve Failak Bedir kolu (Ġ. D.P) ile birlikte 13 Mart 1988 yılında Halepçe‟ye saldırdılar. El-facır gözetimi altında (15 Mart‟ta Halepçe‟yi ele geçirdiler. Halepçe Ģehrini yağmalamak ve yıkmak dıĢında, bir fars kaymakamını (Razayi) adıyla Ģehrin kaymakamı yaptılar. Sokakları, kurum ve kuruluĢların adlarını Kürtçe‟den Farsça‟ya değiĢtirmeye baĢladılar. Medyada Ġran propagandası, Kürt kuvvetleri ve Irak ġiilerin yandaĢları Saddam‟ın liderliğinde 16 Mart 1988 tarihinde Halepçe‟ye Hardal gazı, Syanidi Haydrocin, Napalım ve Sarin ile kimyasal saldırıda bulundu. 10 binden fazla kiĢinin yaralanmasına, 5 binden fazla insanın ölmesine, binlerce kiĢinin mülteci olmasına ve Halepçe‟nin paramparça olmasına sebep oldu. Halepçe halkına, toprağına büyük bir ekonomik, siyasi, sağlık ve çevresel zararı oldu. Halepçenin kimyasal saldırısı yirminci yılın en büyük katliamı olmuĢtur.

IrakIrak-HalepçeKimyasal silahlar+3
Omed Nasıh Sharıf Sharıf
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzey Irak Kürtleri ile Irak hükümetlerinin ilişkileri (1958-1975)

Irak Devrimi‟ nin önderi Abdul Kerim Kasım, bir beyanname hazırlayarak Kürt milletinin haklarını savunduğunu ilan etmiĢ, ancak çok geçmeden bu kararı verdiğine piĢman olmuĢtu. Bu da 11 Eylül 1961 Kürt Haklarını savunacak olan devrimin baĢlamasına zemin hazırlamıĢtı. 1961 -1970 yıllarında Kürt halkı, savaĢtan uzak, barıĢçıl bir Ģekilde hayatlarına devam etmiĢlerdi. Bu yıllar arasında dört darbe giriĢimi gerçekleĢmiĢtir. Darbeciler, baĢlangıçta sitemlerini oturtmak için Kürtlerin haklarını savunsalar da hükümdarlıklarını yerine oturduktan sonra sözlerinden geri dönüp Kürtleri ezmeye ve öldürmeye çalıĢıyorlardı. Bu dönemde Kürtler iki farklı guruba bölünmüĢlerdi. Ardından halk da bölünmeye baĢlayınca 11 Mart 1970 „te bir antlaĢma imzalanarak sorunlara son verilmiĢti. AnlaĢmanın içeriklerinin bir bölümünde, Irak‟taki Kürt halkının otonomi sistemi çerçevesindeki haklarından bahsedilmiĢti. Fakat bu anlaĢma 11 Mart 1974 yılında ihlal edildi. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra Kürt güçleri ile Irak devleti arasında savaĢ baĢladı. Kürtler tam olarak baĢarıya ulaĢacak iken 6 Mart 1975 yılında Cezayir CumhurbaĢkanı Hauari Bomedyen‟in liderliğini yaptığı devrimle sonuç hüsranla bitti. Bu Ģekilde hem on dört yıl süren devrim hem de Kürtlerin savaĢı sona ermiĢ oldu.

HükümetlerHükümetlerarası çalışmaIrak+2
Soran Omer Khdır
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hakkari Beyliği (1130-1849)

İran ve Irak ülkelerinin sınırında ve ülkemizin güney doğusunun en uç noktasında yer alan Hakkâri; tarihi, doğası, sosyal ve kültürel dokusu, jeopolitik konumu, kaynakları, coğrafik yapısı ve tarihte farklı din ve milletlere mesken olması ile dikkatleri üzerine çekebilmiş bir serhat ilimizdir. İslam kültür ve medeniyetinin izlerini taşıyan çok sayıda esere ev sahipliği yapan Hakkâri ili, gerek coğrafi gerekse tarihte oynadığı roller açısından stratejik bir öneme sahiptir. Hakkâri'nin çok erken dönemde İslamlaşması, Yezidilik inancının çıkış merkezi olması, tarihte iz bırakmış önemli şahsiyetleri yetiştirmesi, Hıristiyanlığın Nesturilik mezhebinin patriklik merkezi olması açısından da manidardır. Tarihte Hakkâri, uzun yıllar kendilerini Abbasi hanedanlığının devamı olarak takdim eden mirler tarafından yönetilmiştir. Hakkâri Beyliği, miras olarak bizlere çok sayıda medrese, cami, tekke, kümbet, köprü, kale ve diğer mimari eserler ile Peygamberimize ait olduğu iddia edilen kutsal emanetleri bırakmışlar. Bunların yanısıra Hakkâri beyleri, kendi dönemlerine ışık tutan ve tarih yazıcılığı açısından önem arzeden "Mirname" adında manzum bir eseri tarihimize kazandırmışlar. Tarihteki Hakkâri bölgesi, bugün için çizilen sınırları aştığını, bölgede 12. yüzyıldan itibaren yedi asır boyunca bir beyliğin olduğunu söylemek mümkün. Bu beyliğin Selçuklular, İlhanlılar, Akkoyunlular ve Karakoyunlularla savaştıklarını, Osmanlı ve İran egemenlik alanlarındaki tampon bölgede ciddi politik mücadeleler verdiğini, genellikle Osmanlı'dan yana bir siyaset güttüğünü, çoğunlukla Osmanlı'ya bağlı hükümet statüsüyle bir sancak olarak varlığını devam ettirdiğini görmekteyiz. Ancak 19'uncu yüzyılın yarısında taht kavgaları, Hıristiyan tebaa ile yaşanan sorunlar ve Osmanlı Devleti'ne isyan gibi nedenlerden ötürü beylik yıkılmıştır.

AbbasilerBeyliklerBeylikler Dönemi+6
İhsan Akın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Birinci Dünya Savaşı'nda İngilizlerin Kürtleri Osmanlı Devleti'nden ayırma faaliyetleri

İngiltere'nin Osmanlı Devleti bünyesinde bulunan Kürtlere yönelik uygulamış olduğu faaliyetler bu devletin emperyalist politikasının bir sonucudur. İngiltere'nin Ortadoğu ve Mezopotamya ile ilgili hedefleri bu faaliyetlerin oluşmasına neden olmuştur. Bundan dolayı Birinci Dünya Savaşı'nı bir fırsat olarak değerlendirip harekete geçen İngiltere, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Kuzey Irak'taki Kürtleri Osmanlı Devleti'nden ayrıma girişimlerinde bulunmuştur. Güçlü bir Türk yönetiminin Mezopotamya'da bulunmasını kendisi açısından tehlikeli gören İngiltere, bu durumu ortadan kaldırmak için özellikle Kürtleri, para, değerli eşya, Kürt Devleti gibi vaatlerle kandırmaya ve Osmanlı Devleti'nden ayırıp kendi tarafına çekmeye çalışmıştır. Bu amaçla hem sivil hem de askerî ajanlarını bölgeye göndermiştir. Bu ajanlardan özellikle Binbaşı Noel yaptığı geziler ve faaliyetlerle ön plana çıkmıştır. Denedikleri her yöntemin olumsuz sonuçlanması İngiltere'nin girişimlerini sonuçsuz bırakmıştır. Anahtar Kelimeler : İngiltere, Osmanlı Devleti, Kürt, Şeyh Mahmud, Binbaşı Noel.

Dünya Savaşı IKürtlerOsmanlı Dönemi+7
Esma Barıç
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessAR

الكاكائية تاريخهم وعقائدهم "أقليم كردستان نموذجاً"

The Kâkâiyye Sect is one of the sects characterized by esoteric and closed-mindedness. Even today, many people do not know about the members of this sect and their beliefs. Kâkâiyye is essentially a sect of Kurdish origin and a religious and sofi character that Sanctifying Hz. Ali. Members of the sect continue their lives in countries such as Iraq, Iran, Pakistan, Afghanistan, Azerbaijan, India and Russia. In this study, the history and beliefs of this religious group are generally emphasized. However, the issue of Kâkâiyye living in the Iraqi Kurdish Region has been studied in detail. The thesis consists of an introduction, two parts and a result. In the first chapter, the naming of Kâkâiyye, its history, origin and basic beliefs are discussed with an overview. In the second part, Kâkâiyye in Northern Iraq Kurdish Region has been examined. The birth of this religious group in this region, its history, beliefs and worship, religious hierarchy, customs and traditions, relations with other religions and sects and its current situation are discussed. The study has been completed with a result, bibliography and an appendix containing pictures. Keywords: Sect, Kâkâiyye, History, Faith, Northern Iraq, Kurdish إن هذه الطائفة (الكاكائية) تعدُّ من الطوائف التي تتميز بالباطنية والانغلاق، وهذه الطائفة تمتدُ جذورها الى ما قبل قرون عديدة وطائفة كهذه كان ولابدّ أن تكون معلومةً بين مجتمعاتنا إلا أنهم أُهمشُوا عبر التاريخ، لذا اردتُ بهذا البحث إظهار ماتيسر لي من معلومات عنهم وعن عقيدتهم وأسس دينيهم، وأن من أساسيات دينهم أن لايُظهِرَ الكاكائي شيئاً أو معلومة عن عقيدته ولهذا السبب يصعب على كثير منّا أن نتعرف عليهم، والكاكائية طائفة دينية كوردية تصوفية قديمة منتشرة في كثير من المناطق ومنها (العراق، ايران، تركيا، سوريا، باكستان، افغانستان، اذربيجان، هندستان، روسيا..) وإن اغلبية الكاكائيين يقطنون في إيران ويسمّون بـ(اهل الحق، يارسان)، أما بالنسبة لكاكائية العراق فيطلقون عليهم تسمية (الكاكائيين، الصارلية، قلم الحاج) وهي مأخوذة من كلمة (كاكه) اي بمعنى (أخ) بالكوردية و(الاخيّة) باللغة العربية، وفي تركيا يسمونهم بـ(علي الإلهي)، وهم تؤمن بإله واحد وهو (الله) متأثرين بإلامام علي (رضى الله عنه) ويعدّون انفسهم اتباعه ويعتقدون بأن روح الله في جسد الإمام علي (رضى الله عنه) وهم يقدسونه تقديساً عظيماً، ويؤمنون بتناسخ الاوراح ويعدّ التناسخ عند الكاكائية ركناً اساسياً من اركان دينهم ومن صفاتهم إطالة الشوارب، بحسب المصادر التاريخية فإن جذور هذه الديانة تمتد الى الديانة (الميثرائية والزرادشتية)، هذه النحلة تؤمن بالكتب السماوية وليس لهم نبي او رسول، مؤسس هذه الطائفة هو (السلطان اسحاق بن عيسى البرزنجي) المولود عام (716ه ــــــ 1317م) في قرية برزنجة التابعة لمحافظة السليمانية، ويعد زيارة قبر المذكور حَجّاً لهم لكن هناك رأي آخر يذكره بعض الكاكائية على أن مؤسس الكاكائية هو (عَمرُو بن لهب) الذي يُدعى بــــ(بهلول قطب العارفين) في القرن الثاني للهجرة وليس السلطان اسحاق وانما هو مجدد الطريقة ليس الاّ، أمّا بالنسبة لكتابهم المقدس فهي بعنوان (سَرَنْجامْ)، ويتكون الرسالة من ثلاث فصول، الفصل ألاول نبذة مختصرة عن تاريخ وعقائد الكاكائية في العالم والفصل الثاني تاريخهم بشكل مفصل "اقليم كردستان نموذجاً" أما الفصل الثالث عقائدهم في اقليم كردستان بشكل مفصل. الكلمات المفتاحية: الطائفة، العادات، التاريخ، الإيمان، شيمال العراق، الكردية

Ahmed Abdullah Ahmed
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Biz olamayan ben(lik): Türkiyedeki Kürt göçmenlerin aidiyet deneyimleri

Kimlik, günümüzde içerisinde etnisite, dil, benzerlik-farklılık, din, ötekilik, aidiyet gibi birçok olguyu barındıran bir kavramdır. Siz konusu göç olduğunda bu kavramların anlamları süreç içerisinde ve konjonktüre göre değişkenlik göstermektedir. Türkiye gibi çok uluslu bir coğrafya söz konusu olduğunda ulus devlet kurulumu sonrası azınlık olarak kabul edilen toplumlar için kimliği anlamlandırmak daha karmaşık hale gelmektedir. Bu tez çalışması ulus devlet kurulumu sonrası anayasal olarak azınlık kabul edilmeyen Kürt etnik kimliğinin ekonomik sebeplerle yapmak zorunda kaldığı göçe yer vermektedir. Aidiyetin benzer olmaktan gelen ifadesi 'Biz' ile bireyselliğin vurgusu 'Ben' kavramlarının sınırları belirlenemem bu göç deneyimlerindeki ayrımına odaklanmaktadır. Etnografik bir alan çalışması çerçevesi ile gündelik hayatta aidiyet ve kimlik deneyimlerini görüşmecilerin kendi anlatımlarıyla aktarmaktadır. Çalışmada Türkiye'nin doğu ve batı olarak adlandırılan iki farklı bölgesinde yaşamış ve resmi olarak kabul edilen kimlik ile birlikte kendi etnik kimliklerini sürdü çalışan göçmen Kürt özneler yer almaktadır. Derinlemesine görüşmeler yapılarak gerçekleştirilen çalışma 5 kişi ile sınırlı tutulmuştur. Tez metninin temel soruları 'Biz' aidiyeti nerede oluşur ve bireysel olan 'Ben'e nerede ihtiyaç duyar? Aidiyet ve arada kalmışlık kimlik ediniminde nasıl bir rol oynamaktadır? Anahtar Kelimeler: Etnik Kimlik, Aidiyet, Arada kalmışlık, Biz, Göç, Doğu/Batı

AidiyetAradalıkBenlik+7
Nermin Kenuşa Işık
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

1958-2017 yılları arasında Kerkük Türkmenlerinin asimilasyon sorunu

Günümüzde Irak olarak bilinen bölge, yaklaşık 1400 yıl önce Müslümanlar tarafından fethedilmiştir. Bu tarihlerden itibaren bölgede Türkmen varlığı söz konusudur. Kerkük ise; Türkmenlerin, Irak içinde en yoğun olarak yerleştiği bölgedir. Bu nedenle, Kerkük pek çok kaynak tarafından, Türkmen kenti olarak adlandırılmaktadır. Ancak Kerkük Türkmenleri Osmanlı Devleti'nin bölgeden ayrılmasından sonra pek çok asimilasyon politikasına maruz kalmıştır. Bu baskıların en büyükleri 1924 Kerkük Katliamı, 1946 Gavurbağ Katliamı ve 1959 Kerkük Katliamlarıdır. Bu katliam ve asimilasyon politikalarının baş aktörleri genel olarak aynı bölgelerde azınlık olarak yaşayan Kürtler ve diğer etnik halklar olmakla birlikte, Irak devleti de olaylara müdahalelerdeki başarısızlığı ve suçluları cezalandırmadaki yetersizliği nedeni ile bu sorunların derinleşmesine katkıda bulunmuştur. Günümüze gelindiğinde Kerkük Türkmenleri etnik temizlik gibi fiziksel saldırılara maruz kalmasa da, siyasi kimliğine yapılan "görmezden gelme" gibi fiillere maruz kalmaya devam etmektedir. Kerkük Türkmenlerinin maruz kaldığı baskı ve asimilasyonun bir devlet politikası haline gelmesi Irak'ta 1958 yılında Cumhuriyet rejiminin ilan edilmesi ile başlamıştır. Bu tarihten, 2017 yılındaki Kürt Yönetim Bölgesinin Irak Merkezi Yönetiminden ayrılması için yapılan referanduma kadar geçen süreçte Kerkük Türkmenleri bir taraftan Kürt Yönetimi, diğer taraftan DAEŞ gibi silahlı grupların tehditleri ile yüzleşirken, Irak merkezi yönetimi tarafından da dikkate alınmamışlardır. Bu bilgiler ışığında, çalışmada Kerkük Türkmenleri'nin yaşadığı asimilasyonun neden ve sonuçları, 1958 ve 2017 yılları arasındaki süreci kapsayacak şekilde incelenmiştir.

AsimilasyonAsimilasyon politikalarıEtnik kimlik+7
Mohammed Majeed
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

1990'lardan 2016'ya Türkiye'de ülke içi yerinden edilmeyi deneyimlemek

Dünyanın pek çok ülkesi gibi Türkiye de ülke içinde silahlı çatışmaların yaşandığı ülkelerden biridir. 1984'ten beridir devam eden yaklaşık kırk yıllık çatışmalı sürecin en önemli sonuçlarından birisi de yüzbinlerce insanın yerinden edilmesidir. Söz konusu çatışmalı süreç nedeniyle iki kez ülke içi yerinden edilme olgusu yaşanmıştır. Bunlardan biri 1980'lerin sonu ve 1990'lar boyunca görülen ve daha çok ülkenin Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki kırsal yerleşim yerlerinin boşaltılması ile meydana gelen köyden yerinden edilmedir. Diğeri ise 2015 yılının son ve 2016 yılının ilk yarısında söz konusu bölgelerin bazı kentlerinde şiddetli çatışmaların meydana gelmesi sonucu yaşanan kentten yerinden edilmedir. Bu çalışmanın amacı hem köyden hem de kentten yerinden edilen kişilerin, hayatlarının iki farklı döneminde (ortalama yirmi beş yıl arayla) yaşadıkları yerinden edilmeyi nasıl deneyimledikleri, her iki yerinden edilmede karşılaştıkları sorunları, ihtiyaçları ve baş etme stratejilerini kendi anlatıları üzerinden keşfetmektir. Çalışma nitel araştırma yöntemleri ile yapılmıştır. Çalışmanın sahası 2015-2016 yıllarında kent içi çatışmaların yaşandığı ve kentten yerinden edilmenin meydana geldiği Diyarbakır-Sur, Şırnak Merkez, Cizre, Silopi, İdil ilçeleri, Mardin-Nusaybin ve Hakkâri-Yüksekova'dır. Belirtilen kentlerde 38 kişi ile (23 erkek, 15 kadın) derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler yarı yapılandırılmış görüşme formu ile gerçekleşmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin çözümlenmesinde Nvivo12 paket programından yararlanılmıştır. Çalışmanın analizinde beş ana tema elde edilmiştir. Ana temaların altında alt temalar (birinci ve üçüncü), alt temaların altında ise kategoriler yer almıştır. Çalışmada, sosyal hizmet kapsamında yerinden edilenlerin ekonomik, sosyal ve psikolojik boyutta yüz yüze kaldıkları pek çok sorunlarının ve karşılanmamış ihtiyaçlarının olduğu tespit edilmiştir. Yerinden edilenlerin söz konusu sorunlarıyla baş edebilmesi ve ihtiyaçlarının karşılanması için, sosyal hizmet mesleğinin özgürleştirici değerlerinden hareketle, baskı karşıtı uygulama ve güçlendirme yaklaşımı temelli mesleki müdahalelerin yapılması gerektiği ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler; Ülke içi yerinden edilme, iki kez ülke içi yerinden edilme, Türkiye'de ülke içi yerinden edilme, ülke içi yerinden edilmeyi deneyimlemek, ülke içi yerinden edilenlerin sorunları, ülke içi yerinden edilenlerin ihtiyaçları, ülke içi yerinden edilenlerle sosyal hizmet

KürtlerSosyal hizmetlerYerinden edilmiş kişiler+2
Adem Kılıç
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çokkültürlülük politikaları ve medya: TRT Kürdi örneğinde farklı dilde yayıncılığın yazılı medyadaki yansımaları

Ana dil özgün kültürün kuşaktan kuşağa aktarılabilmesi için olmazsa olmazlardandır. Bu fonksiyonundan dolayı etnik çeşitlilik ve canlanışın öneminin arttığı yirminci yüzyıl ve devamında ulus-devlet şemsiyesi altında varlıklarını sürdüren farklı etnik ve kültürel gruplar için daha da önemli hale gelmiştir. Dilin bekasının özel ve kamusal alanda iletişim aracı olarak kullanılmasına bağlı olması, ana dillerini korumak isteyen farklı etnik grupların medyada da kendi dillerini kullanma motivasyonunu arttırmıştır. Bu çalışmada, Osmanlı döneminden 2000'li yıllara kadar kendi imkânlarıyla basın yayın faaliyeti yürüten Türkiye Kürtlerinin erken Cumhuriyet döneminden günümüze basın yayın faaliyetleri incelenmiştir. Kürtçe medya serüveninin ulus-devlet, milliyetçilik, bunlarla ilişkili olarak izlenen kültür politikaları ve çokkültürlülük ekseninde TRT Kürdiye bağlanma süreci bu tez çalışmasının konusunu oluşturmaktadır. Üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde milliyetçilik, dil ve kültüre dair tanım ve tespitlerden hareketle, ulus-devlet anlayışının çok kültürlülük ve çokkültürcü politikaların önünde ne gibi engeller teşkil ettiği, bunun medya alanındaki tezahürü ve alternatif arayışlar ele alınıp tartışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, çokkültürlülük politikası olarak farklı dilde yayıncılığın Türkiye bağlamındaki seyri ve pratikleri Cumhuriyet dönemi egemen siyasaları çerçevesinde tartışılmış ve TRT Kürdiye bağlanan süreç izlenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde TRT Kürdi örneğinde farklı dil ve lehçelerde yayıncılığın yazılı basındaki yansımaları, örneklemi oluşturan gazetelerin ilgili haberlerinin Eleştirel Söylem Analizi yapılarak incelenmiştir. Çalışmada Gazetelerin, devlet eliyle başlatılan farklı dilde yayıncılığa ilişkin okurlara ne söylediğinin deşifresi amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler Ulus, kültür, söylem analizi, TRT Kurdi, medya

Etnik demokrasiKürtçeMedya+7
Cüneyt Ayaz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni Türkiye sinemasında Kürtlerin ve Kürt sorununun temsili

Türkiye'de 1980'lerden itibaren farklı etnik, dini ve kültürel kimliklerin hak taleplerinin hem siyasal hem de kültürel alanda belirgin hale geldiği söylenebilir. 1990'larda ise AB üyelik müzakereleri, PKK ile devam eden çatışmalar, ekonomideki neoliberal politikaların yarattığı sınıf eşitsizliği gibi etkenler de eklenince, 1990'lar farklı kimliklerin görünür hale geldiği ve bu farklı kimliklerin toplumsal ve siyasal alanda söz hakkı talep ettiği bir ortama sahip olmuştur. Bu tarihsel bağlamla paralel olarak, Türkiye sinemasında da benzer dönüşümler yaşanmış, ortak bir dili barındıran, kimlik meselesi, aidiyetsizlik gibi temalar etrafında şekillenen filmler üretilmiştir. Bu yeni yönelim, tezde Yeni Türkiye Sineması tanımlamasıyla karşılık bulmaktadır ve söz konusu sinemada Kürt kimliğinin ve Kürt Sorununun nasıl temsil edildiğine odaklanılmaktadır. Tez kapsamında Yeni Türkiye Sineması'nın popüler sinema kanadına dâhil olan Güneşi Gördüm (Mahsun Kırmızıgül, 2009) filmi ile popüler sinemayla "alternatif sinema" arasında konumlandığı söylenebileceğimiz Nefes: Vatan Sağ Olsun (Levent Semerci, 2009) filmi, Kürt kimliğinin Türklük karşısında, militarist-milliyetçi bakış açısı çerçevesinde nasıl konumlandırıldığını incelemek üzere örnekleme dâhil edilmiştir. Babamın Sesi/ Dengê Bavê Min (Orhan Eskiköy, Zeynel Doğan, 2012) ve Annemin Şarkısı/ Klama Dayîka Min (Erol Mintaş, 2014) filmleri ise hem anlatısı hem de biçimsel özellikleri ile ilk iki filmden farklılaşarak, seyirciye Kürt Sorununa "içeriden" bakma olanağı tanımaktadır. Bu iki film aynı zamanda Yeni Türkiye Sinemasının politik film örnekleri arasındadır. Kürtlerin ve Kürt sorununun temsilinin incelendiği örnekleme dâhil edilen dört filmde yer alan temsiller, askerlik ve militarizm, ulus-devlet, ulusal kimliğin ve "öteki"nin inşası, zorunlu göç, dil ve kimlik ilişkisi, travma ve tanıklık gibi temalar etrafında tartışılmaktadır.

Kürt sorunuKürtlerKürtçülük+5
Zeynep Kayacan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects