Tedaviye bağlılık ve uyum

133 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bipolar bozukluk hastalarına verilen psikoeğitim sonrası yaşam kalitelerinin ve işlevselliklerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı bipolar bozukluk tanılı hastalara verilen psikoeğitimin; hastaların işlevselliklerine, yaşam kalitelerine, sosyal destek algılarına, yaşam olayları ile başa çıkma becerilerine ve tedavi uyumlarına etkisini araştırmaktır. Yöntem: Kesitsel nitelikteki bu çalışma 2019-2020 yılında Hatay'da yaşayan 18 yaş üzeri bipolar bozukluk hastalarına yapıldı. Çalışmaya 01 Aralık 2019-01 Şubat 2020 tarihleri arasında Mustafa Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi (HMKÜSUAH) psikiyatri polikliniğine ve servisine başvuran ve dahil edilme kriterlerini sağlayan,-DSM-5'e göre bipolar bozukluk tanısı almış hastalar çalışmaya alınmış olup 42 kişiye ulaşıldı. 42 hastanın tümümün sosyodemografik verileri alındı; plazma ilaç düzeyleri kaydedildi ve ölçekler verildi. Hastalara Bipolar İşlevsellik Ölçeği, WHOQOL-BREF Yaşam Kalitesi Ölçeği, Morisky İlaç Uyum Ölçeği verildi. Hastalar psikoeğitime davet edildi; 42 hastadan 31 hasta psikoeğitime katılmayı kabul etti. Psikoeğitimden 3 ay sonra hastalara (n=31) aynı ölçekler tekrar verildi, en son bakılan plazma ilaç düzeyleri ve bu zaman zarfında olan yeni ataklar, ilaç değişimleri vb. klinik gelişmeler kaydedildi. Bulgular: Araştırmamızdaki 31 hastanın %45,2'si kadın, %54,8'i erkekti. Hastaların yaş ortalaması 34,06±10,2 idi. Hastaların ortalama hastalık süresi 10,26±9,44, ortalama hastalık başlangıç yaşı 23,81±7,71 ve aldıkları ortalama psikiyatrik tedavi süresi 8,10±6,47 yıldı. Hastaların ortalama YMRS puanı 2,61±1,25, ortalama HAM-D puanı 4,19±2,18 ve ortalama CGI-S puanı 4,26±0,51 idi. Hastaların %67,7'si lityum, %16,1'i valproik asit ve %16,1'i hem lityum hem valproik asit kullanmaktaydı. Psikoeğitim öncesi tedaviye uyumlu olmayan 20 hastadan 19'unun (%95,0) psikoeğitim sonrası tedaviye uyumlu hale geldikleri tespit edildi (p<0,001). Psikoeğitim öncesi hastaların Yaşam Kalitesi Anketi'nden aldıkları puan ortalaması 38,61±9,22 iken psikoeğitim sonrası ise 46,81±6,65 olduğu görüldü (p<0,001). Bipolar Bozukluk İşlevsellik Ölçeği'ne göre hastaların psikoeğitim sonrası işlevsellik düzeylerinin psikoeğitim öncesine göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edildi. (p<0,001). Sonuçlar: Hastaların yaşam kalitelerinde; psikolojik sağlıkta ve sosyal ilişkilerde anlamlı derecede yükselme saptandı. Hastaların (damgalanma hissi, içe kapanıklık, ev içi ilişkiler, sosyal ilişkiler) işlevselliklerinde artış, intihar düşüncelerinde, hastaneye yatış süresi ve sayısında azalma saptandı. Hastaların tedavi uyumlarında ve etkin dozda ilaç kullanım oranlarında artış görüldü. Anahtar Kelimeler: Bipolar Bozukluk, psikoeğitim, yaşam kalitesi, işlevsellik, ilaç uyumu.

Bipolar bozuklukPsiko-eğitim programıPsikoloji eğitimi+2
Ahmet Fırıncıoğulları
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni normal dönemde tip 2 diyabet hastalarının sağlık okuryazarlığı düzeyleri tedaviye uyumları ve koruyucu COVID-19 davranışları

Kesitsel türdeki bu çalışma, Nisan 2021-Nisan 2022 tarihleri arasında, Çorum il merkezinde Tip 2 diyabet hastalarının yeni normal dönemde sağlık okuryazarlığı düzeyini, tedaviye uyumlarını ve koruyucu COVID-19 davranışlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evreni, Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Göğüs Hastalıkları Hastanesinde yatarak tedavi gören/ayaktan başvuru yapan Tip 2 diyabetli bireylerden oluşmuştur. Örnekleme 20 yaş ve üzerinde, en az okuryazar olan, Türkçe konuşabilen, görme, duyma ve konuşma engeli olmayan, psikiyatrik bir tanısı olmayan, Tip 2 diyabet hastaları dahil edilmiştir. Çalışma, 210 Tip 2 diyabet hastası ile tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri anket formu aracılığıyla yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Anket formunda hastaların sosyo-demografik özellikleri, klinik özellikleri, Avrupa Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği, Modifiye Morisky ölçeği ve Koruyucu COVID-19 Davranışları Ölçeği yer almıştır. Araştırmanın uygulanabilmesi için Hitit Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulundan etik kurul onayı (2021-113) alınmıştır. Araştırma verilerinin değerlendirilmesi SPSS 22.0 programı aracılığı ile yapılmıştır. Tanımlayıcı analizlerde yüzdelik, ortalama, standart sapma ve ortanca kullanılmıştır. Kategorik değişkenlerin analizinde Ki-kare testi ve Fisher's exact testi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkinin gücünü ve yönünü belirlemek için Pearson Korelasyon analizi yapılmıştır. Değerlendirmelerde p<0,05 değeri istatistiksel açıdan anlamlı kabul edilmiştir. Araştırma grubunun %45,7'si 50-64 yaş aralığında olup yaş ortalamaları 61,7±10,8 yıldır. Katılımcıların %77,6'sında komorbidite varlığı olduğu ve en yaygın komorbiditenin %56,2 ile hipertansiyon olduğu belirlenmiştir. Pandemi sürecinde SARS-CoV-2 ile enfekte olduğunu belirtenlerin oranı %25,7'dir. Katılımcıların %84,3'ünün tedaviye uyumunun yüksek olduğu belirlenmiştir. Tedaviye uyuma yönelik motivasyon ve bilgi düzeyi alt boyutlarından aldıkları puanların ortalamaları ise sırasıyla 2,25±0,87 ve 2,54±0,76 olup %80,5'inde motivasyon düzeyi ve %86,2'sinde bilgi düzeyi yüksek bulunmuştur. Sağlık okuryazarlığı puan ortalamaları 28,04±9,74 olup katılımcıların %36,7'si yetersiz, %37,1'i sınırlı ve %26,2'si yeterli sağlık okuryazarlığına sahiptir. Katılımcıların %45,2'sinde koruyucu COVID-19 davranışlarının zayıf olduğu belirlenmiş olup puan ortalaması 14,57±2,54'dür. Katılımcıların yaşları ile sağlık okuryazarlığı düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (r:-0,237; p<0,01). Katılımcıların hastalık süreleri ile sağlık okuryazarlığı düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,01). Katılımcıların tedaviye uyuma yönelik motivasyon ve bilgi düzeyleri ile sağlık okuryazarlığı düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05; p<0,01). Katılımcıların koruyucu COVID-19 davranışları ile sağlık okuryazarlığı düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Anahtar Kavramlar: Tip 2 diyabet, tedaviye uyum, sağlık okuryazarlığı, COVID-19 Bilim Kodu: 1079

COVID 19Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2+3
Selma Ceylan
Hitit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Genel dahiliye polikliniğine başvuran yaşlı hastalarda potansiyel uygunsuz ilaç kullanımı ve tedaviye uyumun araştırılması

Yaşlanma ile birlikte eşlik eden kronik hastalıklar ve geriatrik sendromlar artmakta, bunlara bağlı olarak kullanılan ilaç sayısı da artmaktadır. Bu çalışmada yaşlı hastalarda polifarmasi, ilaç kullanım hataları ve potansiyel ilaç kullanım oranlarının belirlenmesi amaçlandı. Bu prospektif kesitsel çalışmada Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Dahiliye Polikliniğine başvuran yaşlı hastalarda mevcut kronik hastalıkları, kullandıkları ilaçlar, ilaç kullanım hataları ayrıntılı olarak kaydedildi. Daha sonra 5 farklı ölçekle potansiyel uygunsuz ilaç kullanımının belirlenmesi planlandı. Çalışmaya 190 kadın ve 125 erkek olmak üzere toplam 315 hasta alındı. En sık eşlik eden kronik hastalıklar hipertansiyon (%77,4), diyabetes mellitus.(%47,9) ve dislipidemi (%39,3), geriatrik sendromlar ise kronik ağrı (%31,4), depresyon (%29,2) ve inkontinanstı (%25,1). Hastaların günlük kullandıkları ortalama ilaç sayısı: 5,5, polifarmasi oranı: %59,4, hiperpolifarmasi oranı: %10,5, ilaç kullanım hatası oranı: %25,7 idi. Hastaların verileri potansiyel uygunsuz ilaç kullanımı açısından PRISCUS Listesi, EU (7) PIM Listesi, Beers 2019 Kriterleri ve STOPP/START Kriterleri versiyon 2 olmak üzere 5 farklı ölçekle değerlendirildi ve sırasıyla %15,9, %45,1, %48,9, %44,8 ve %73,9 saptandı. PRISCUS listesi ile saptanan potansiyel uygunsuz ilaç kullanımı diğer ölçeklere göre daha düşüktü. START kriterleri ile saptanan yüksek uygunsuzluğun en önemli nedeni pnömoni ve yıllık influenza aşılarının ihmal edilmesiydi. Polifarmasi alanlarda günlük 1-4 ilaç alan gruba göre potansiyel uygunsuz ilaç kullanımı yüksekti. Sonuç olarak, bu çalışmada yaşlı hastalarda polifarmasinin sık olduğunu ve buna bağlı olarak potansiyel uygunsuz ilaç kullanımının arttığını gözledik. Anahtar kelimeler: Yaşlı, polifarmasi, potansiyel uygunsuz ilaç kullanımı

Akılcı ilaç kullanımıPolifarmasiTedaviye bağlılık ve uyum+3
Ulvıyya Hasanzade
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Birinci basamakta yetişkin hastalarda polifarmasi, akılcı ilaç kullanımı ve tedavi uyumunu etkileyen faktörlerin araştırılması

Dünya genelinde giderek artan nüfusla birlikte özellikle kronik hastalıklar ve ilaç kullanımı artmaktadır. İlaç kullanımının artması ile beraber 'polifarmasi' dediğimiz çoklu ilaç kullanımı durumu ortaya çıkmaktadır. Akılcı ilaç kullanımı ise, doğru tanı ve tedavi yöntemi ile hastanın uygun ilacı, uygun süre ve dozda, en düşük fiyat ile kolayca sağlayıp kullanabilmesidir. Bu tez çalışması, Bursa ili 36 nolu Ertuğrul Eğitim Aile Sağlığı Merkezinde takibi yapılan ve kronik ilaç kullanımı olan hastalar arasında birinci basamakta yetişkin hastalarda polifarmasi, akılcı ilaç kullanımı ve tedavi uyumunu etkileyen faktörlerin araştırılması amacı ile yapılmıştır. Çalışma grubunu oluşturan 249 hastanın yaş ortalaması 51 yıl olup; %64,7'si (n:161) kadın, %35,3'ü (n:88) erkektir. Hastaların kronik hastalık takiplerini %35,2'sinin düzenli yaptırmadığını, %37,8'inin çok fazla ilaç kullandığını ve azaltılması gerektiğini düşündüğünü, %28,8'inin ilaç yan etkisine maruz kaldığı görülmüştür. Hastaların %44,3'ü kullandığı ilaçların yan etkisini bilmemekte, %43,2'si kronik ilaçları harici ek tedavi kullandığını belirtmektedir. Genel Sağlık Anketi-12 Ölçeği total puan ortalaması 2,24 olup katılımcıların %42,6'sı psikolojik hastalık açısından risklidir. Polifarmasi dediğimiz yani 4 ve üzeri ilaç kullanımı olanların genel sağlık anketi puanı anlamlı olarak daha yüksektir (p=0,039). Genel sağlık anketinden yüksek risk grubunda puan alanların kronik ilaçları harici ek tedavi kullanımları %48,5 ile diğer gruplara oranla yüksek olduğu gösterilmiştir (p=0,014). İlaç yan etkisinin görülenlerin genel sağlık anketi puanı anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p=<0,001). İlaç yan etkisi görülmeyen bireylerde 1-3 adet ilaç kullanımı olanlar %76,2 ile 4 ve üzeri ilaç kullanımı olanlara kıyasla anlamlı olarak yüksektir (p=<0,005). Kadınlarda reçetesiz ağrı kesici kullanımı %58,4 (p=0,01) ve vitamin/mineral kullanımı %35,4 (p=<0,001) ile erkeklere göre daha yüksek kullandığı görülmüştür. Bireylerin bitkisel tedavi kullanımları yaş grupları ile kıyaslandığında yaş arttıkça bitkisel tedavi kullanımlarının arttığı görülmüştür (p=0,005). Polifarmasi varlığının istenmeyen ilaç reaksiyonları, ilaç-ilaç etkileşimleri, hastaneye yatış ve mortalite gibi risk faktörlerini beraberinde getirmesi nedeniyle bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkilemesi olasıdır. Birinci basamakta yaşlanma ile beraber polifarmasi oranlarının arttığı, polifarmasi oranlarının artması ile ilaç yan etkilerine maruz kalmanın arttığı yine genel sağlık anketinden alınan puanın artması ile beraber polifarmasi ve ilaç yan etiklerine maruz kalma oranlarının arttığı görülmüştür. Birinci basamakta hasta popülasyonun önemli bir kısmını oluşturan yaşlı ve kronik ilaç kullanımı olan hastalarda polifarmasi ve ilaç yan etkilerine maruz kalma açısından akılcı ilaç kullanım esasları özellikle dikkate alınmalı. Hastalık ve ilaç takipleri açısından hastaların bilgi düzeyi artırılmalıdır.

Akılcı ilaç kullanımıAnketlerPolifarmasi+3
Ersin Ülger
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hipertansiyon hastalarının sağlık okuryazarlık düzeylerinin tedaviye uyum üzerine etkisinin incelenmesi

Hipertansiyon hastalarını sağlık okuryazarlık düzeylerinin tedaviye uyum üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla Çukurova Üniversitesi Balcalı Eğitim ve Araştırma hastanesi kardiyoloji polikliniğine başvuran ve araştırmaya katılmayı kabul eden 80 hasta ile tanımlayıcı olarak yapıldı. Çalışma öncesi gerekli olan izinler alındı. Verilerin toplanmasında "Sosyo Demografik Özelikler" soru formu, "Yetişkin Sağlık Okuryazarlık Ölçeği" ve "Modifiye Morsky Ölçeği" kullanıldı. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Shaphiro wilk testi ile test edilmiştir. Normal dağılmayan ölçek puanlarının iki kategorili değişkenlerin düzeylerinde karşılaştırılmasında Mann whitney u testi, ikiden fazla kategorili değişkenler için ise Kruskal Wallis ve Dunn çoklu karşılaştırma testleri kullanılmıştır. Normal dağılmayan ölçekler arasındaki ilişkiler Spearman rank korelasyon katsayısı ile değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 62,45±11,95 yıl ve %58,8'i kadın, %21'3'ü okuryazar değildir. Hastaların %20 sinin motivasyon düzeyi, %18,8 inin ise bilgi düzeyi düşük bulunmuştur. Yetişkin sağlık okuryazarlık ölçek puanı ortalaması 11,51 ± 5,21dir.Yetişkin sağlık okuryazarlık ölçek puanı ile Morisky toplam puanı arasında pozitif yönde zayıf bir anlamlı korelasyon (r=0,338, P=0,002) ve Morisky bilgi düzeyi puanı arasında pozitif yönde orta şiddette bir anlamlı korelasyon saptandı (r=0,447, P=0,001). Buna karşın yetişkin sağlık okuryazarlık ölçek puanı ile Morisky motivasyon puanı arasında anlamlı korelasyon saptanmadı (r=0,011, P=0,923). Yetişkin sağlık okuryazarlık ölçek puanları ile Yaş arasında negatif yönde orta şiddetle (r=-0,430, P=0,001), SKB (r=0,316, P=0,004), DKB (r=0,340, P=0,002) değerleri arasında pozitif yönde zayıf anlamlı korelasyonlar saptandı. Sonuç olarak; Hipertansiyon hastaları tedaviye uyumsuz, sağlık okuryazarlık düzeyleri düşük, yetişkin bireylerde sağlık okuryazarlık düzeyi artıkça tedavi uyumu zayıf olarak artış göstermekle beraber tedavi bilgi düzeyi ile tedavi motivasyonu anlamlı artmaktadı

HipertansiyonSağlık okuryazarlığıTedavi+2
Fatma Koçak Oğuz
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemodiyaliz hastalarına uygulanan eğitim programının öz-yeterlilik, tedaviye uyum, semptom yönetimi ve yaşam kalitesine etkisi

Bu çalışma, hemodiyaliz tedavisi uygulanan hastalara verilen programlı eğitimin hastaların öz-yeterlilik, tedaviye uyum, semptom yönetimi ve yaşam kalitesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrollü yarı deneysel olarak planlandı. Veriler hasta bilgi toplama formu, Genel Öz Yeterlilik, Son Dönem Böbrek Yetmezliği (SDBY)-Uyum Ölçeği, Diyaliz Semptom İndeksi ve WHOQOL-BREF(TR) ile yüz yüze görüşme yöntemi ile toplandı. Müdahale grubundaki hastalara eğitim kitapçığı eşliğinde eğitim verildi. Kontrol grubuna ise, ünitenin rutini dışında herhangi bir müdahale yapılmadı. Müdahale grubunun eğitim öncesi ve sonrası genel öz yeterlilik puan ortalamasının, kontrol grubu puan ortalamasından daha yüksek ve her iki grup kıyaslandığında istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olduğu (p=0.016), eğitim öncesi ve sonrası SDBY- uyum ölçeği diyet kısıtlaması alt boyutu puanları açısından iki grup arasında farklılık bulunduğu saptandı (p<0.05). Her iki grubun ön test-son test yaşam kalitesi fiziksel sağlık puan ortalamaları karşılaştırılmasında, kontrol grubunun fiziksel sağlık durumunun eğitim grubundan daha fazla azalış gösterdiği (p=0.029), psikolojik sağlık, sosyal ilişkiler ve çevresel sağlık puan ortalamaları karşılaştırılmasında, kontrol grubunun psikolojik sağlık, sosyal ilişkiler ve çevresel sağlık puanı azalırken (puan ortalamaları sırasıyla p=0.026, p=0.007, p=0.018), eğitim grubunun değişmediği görüldü. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre; hastaların düşük düzeyde semptom yaşadığı, orta düzeyde öz yeterliğe sahip olduğu, SDBY- uyum ölçeği alt boyutu hemodiyalize katılım ve ilaç kullanımına uyumun yüksek, diyet ve sıvı kısıtlamasına uyumun düşük ve yaşam kalitesi genel sağlık, fiziksel sağlık, psikolojik sağlık ve sosyal 2 ilişkiler puan ortalamalarının orta düzeyde ve çevresel sağlık puan ortalamalarının iyi düzeyde olduğu, müdahale grubuna verilen eğitimlerin hastaların öz yeterlik, tedaviye uyum, semptom yönetimi ve yaşam kalitesi üzerine olumlu etkisinin az olduğu belirlendi. Anahtar kelimeler: Hemodiyaliz, Eğitim, Öz-Yeterlilik, Tedaviye Uyum, Semptom Yönetimi, Yaşam Kalitesi, Hemşirelik

Belirti ve semptomlarHasta eğitimiHastane hemşireleri+2
Sevim Güler
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Depresyon ve anksiyete bozukluğu olan hastaların manevi yönelimleri ile intihar eğilimleri ve tedavi uyumları arasındaki ilişki

Bu araştırma, depresyon ve anksiyete bozukluğu olan hastaların manevi yönelimleri ile intihar eğilimleri ve tedavi uyumları arasındaki ilişkiyi belirlemek için tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın örneklemini Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Uygulama ve Araştırma Hastanesinde psikiyatri kliniğinde yatan ve ayaktan tedavi edilmek üzere psikiyatri polikliniğine başvuran anksiyete ve depresyon tanılı 295 hasta oluşturdu. Veri toplama aracı olarak; Kişisel Bilgi Formu, Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ), Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Manevi Yönelim Ölçeği (MYÖ), Morisky Tedavi Uyum Ölçeği (MTUÖ) ve İntihar Olasılığı Ölçeği (İOÖ) kullanıldı. Verilerin analizi SPSS İstatistik 26 versiyonu ile Independent Sample T testi, One Way Anova Testi, Post Hoc ve Pearson Testi kullanılarak değerlendirildi. Hastaların ölçek toplam puanları; BAÖ 25,53±13,58, BDÖ 26,25±13,29, MYÖ 85,48±28,17, MTUÖ 1,80±072 ve İOÖ 79,98±17,90 olarak belirlendi. MYÖ ile İOÖ toplam puan ortalaması arasında negatif yönde orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlendi (p<0.05). MYÖ ve MTUÖ toplam puan ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı saptandı (p>0.05). İOÖ ile MTUÖ toplam puan ortalaması ile negatif yönde düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlendi (p<0.05). Depresyon ve anksiyete hastalarında manevi yönelim düzeyleri arttıkça intihar olasılık düzeylerinin azaldığı, intihar olasılıkları azaldıkça tedavi uyumlarının arttığı belirlendi. Psikiyatri hemşiresinin hasta ile terapötik etkileşiminde ve bakım sürecinde hastanın manevi yöneliminin değerlendirilmesi ve desteklenmesi önerilmektedir.

AnksiyeteDepresyonManeviyat+3
Mesude Şahin
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik hastalığı olan bireylerde sağlık okuryazarlığı düzeyi ile kronik hastalık uyum düzeyi ilişkisinin incelenmesi

Günümüzde tedavi edilebilir ve önlenebilir olan kronik hastalıklar oldukça yaygındır. Son zamanlarda önemi daha da anlaşılan sağlık okuryazarlığı kavramı birinci basamak sağlık hizmetlerinde de önemli bir yere sahiptir. Çalışmamızda, Ertuğrul 36 No'lu Eğitim Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran hastalarımızın sağlık okuryazarlık düzeylerini saptamak, sağlık okuryazarlık düzeyleri ile kronik hastalıklarına uyum düzeylerinin ilişkisini araştırmak amaçlanmıştır. Çalışmamız tek merkezli, kesitsel ve anket çalışması olarak planlanmış ve uygulanmıştır. Ağustos 2020-Ocak 2021 tarihleri arasında Ertuğrul 36 No'lu Eğitim Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran 18 yaş üstü ve kronik hastalığı olan 328 birey dahil edilmiştir. Katılımcılara sosyo-demografik soruları, Kronik Hastalıklara Uyum Ölçeğini ve Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği-32'yi (TSOY-32) içeren 62 soruluk anket uygulanmıştır. Çalışmamızda katılımcıların %54,3'ü kadın, %64,3'ü evli iken ortalama yaş değeri 46,56 yıl olup medyan yaş değer, 48 yıl olarak bulunmuştur. Çalışma grubunun sağlık okuryazarlığı toplam puan ortalaması 33,42±8,76, kronik hastalıklara uyum toplam puan ortalaması 80,75±12,62 olarak saptanmıştır. Çalışmamızda sağlık okuryazarlığı düzeyi ile kronik hastalıklara uyum arasında anlamlı bir şekilde pozitif korelasyon bulunmuştur. Sağlık personelinin; hastaların sağlık okuryazarlığı düzeyi konusunda farkındalık sahibi olması ve müdahalelerde bulunması, bireylerin tedaviye uyum göstermesinde ve sağlık hizmetinin kalitesinin artmasında önemli bir faktördür. Anahtar Kelimeler: Kronik hastalık, sağlık okuryazarlığı, TSOY-32, hastalık uyumu

Kronik hastalıkSağlık okuryazarlığıTedavi+2
Zeynep Demirci
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ayaktan tedavi alan psikiyatri hastalarında sağlık anksiyetesi ve içselleştirilmiş damgalanma algısı ile ilaç uyumu arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Ayaktan tedavi alan psikiyatri hastalarında sağlık anksiyetesi ve içselleştirilmiş damgalanma algısı ile ilaç uyumu arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte yürütülen araştırma 286 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Veriler Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği, Sağlık Anksiyetesi Ölçeği ve Morisky Tedavi Uyum Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı testler (ortalama, standart sapma, medyan, yüzde dağılımları) ile nonparametrik testler ve kolerasyon testleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği toplam puanı 60,65±15,32 ve sağlık anksiyetesi toplam puanı 20,46±9,33 olarak hesaplanmıştır. İlaç uyumu %33 oranında yüksek, %52 oranında orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Korelasyon analizinde Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği alt boyutları ve toplam puan ortalamaları ile sağlık anksiyetesi puan ortalamaları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu, damgalanmaya karşı direnç alt boyutu ile sağlık anksiyetesi arasında ise negatif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0.05). Hastaların sosyodemografik özelliklerine göre incelendiğinde, 40 yaş altındakilerin, boşanmış olanların, ücretli bir işte çalışmayanların, düşük ilaç uyum düzeyine sahip olanların içsellştirilmiş damgalanma düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca boşanmış olanların ve ücretli bir işte çalışmayanların sağlık anksiyetesi düzeylerinin diğer gruplara göre daha yüksek olduğu (p<0.05) saptanmıştır. Psikiyatri hemşireleri, hastaların yaşadığı damgalamayı ve anksiyeteyi azaltmada ve tedaviye uyumlarını artırmada önemli rollere sahiptir. Bu nedenle hastaların iyileşme ve rehabilitasyon sürecinde dayanıklılık geliştirmelerine ve güçlenmelerine destek olacak uygulamalarda aktif rol üstlenmelidir.

AnksiyeteDamgalamaPsikiyatrik hastalar+4
Aydan Çelik
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Assessment of medication adherence in individuals with chronic diseases

Objective: Chronic disease is defined as long-term conditions which occur due to a combination of many causes, cannot be treated, and require regular treatment, care and lifestyle changes. Chronic diseases require long-term drug use in terms of reducing morbidity and mortality. Medication adherence refers to all the decisions about prescribing the patient's drugs, starting, continuing and discontinuing them, and applying the recommendations received in this process. This may be a process that complicates the individual's daily life activities. Therefore, the aim of this study is to assess the medication adherence in individuals with chronic diseases. Method: This is a descriptive and cross-sectional study. The population of the study consisted of patients receiving treatment at Al-Nasiriyah Teaching Hospital in Dhi-Qar City, Iraq. Data were collected between December 2021 and May 2022. 208 patients were included in the study. Data were collected through face-to-face interview method using a socio-demographic questionnaire and General Medication Adherence Scale (GMAS). SPSS Statistics (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 software was used to assess the data. Percentage, total score calculation, t-test and ANOVA were used. Results: The study findings revealed that 73.6% of the participants were over the age of 46, 57.2% were female, 74.5% were married, 27.4% were illiterate, 54.8% were unemployed, 78.8% were living in the city, 66.3% had an additional chronic disease, and the most common additional chronic disease was hypertension with a rate of 32.2%. The scores of the scale's subscales were found to be 10.15±4.57 for Patient Behavior related Non-Adherence, 8.79±2.73 for additional disease and pill burden, 4.13±1.79 for cost-related non-adherence, and total scale score was 23.07±7.70, respectively. The cost-related non-adherence subscale scores of those under the age of 45 were lower. Scores of additional disease and pill burden subscale and cost-related non-adherence subscale and total scores of GMAS were lower and statistically significant in married ones compared to the others, in illiterate ones than their literate counterparts, in employed ones than their unemployed counterparts (p<0.05). All subscale and total scores of those living in rural areas were lower than the scores of those living in urban areas, and the additional disease and pill burden and GMAS total mean score were lower and statistically significant in those who had additional chronic diseases compared to those who did not(p<0.05). Conclusion: Nurses should regularly organize education programs at certain time intervals for patients who use drugs regularly and should raise their awareness about use of their drugs. Nurses should especially arrange the treatment plan of elderly individuals in a way to prevent the negative effects that may occur as a result of the use of multiple medications.

NursingChronic diseaseTreatment+2
Muntaha Abed Sameer
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

KOAH ve/veya astımlı yaşlılarda sosyal desteğin ilaç uyumuna ve öz-etkililiğe etkisi

Çalışmanın amacı KOAH ve/veya Astımlı Yaşlılarda Sosyal Desteğin İlaç Uyumuna ve Öz-etkililiğe Etkisi'ni saptamaktır. Çalışma örneklemi Ordu devlet hastanesine başvuran, çalışma kriterlerini uyan 138 hasta oluşturmuştur. Araştırma 01.05.202201.08.2022 tarihleri arasında 3 aylık süre içerisinde tamamlanmıştır. Verilerin toplanmasında hasta ve ilaç bilgi formu, çok boyutlu algılanan sosyal destek ölçeği ve öz-etkililik ölçeği kullanılmıştır. Toplanan veriler SPSS 23 programında analiz edilmiştir. Ölçek verilerinin normal dağılmasından dolayı parametrik testlerden t-Testi ve İkiden fazla grupta Grup Ortalamalarının Karşılaştırılması İçin ANOVA testi kullanılmıştır. Ölçekler arasındaki iki değişken arasındaki ilişkinin gücünün ve birbirleriyle olan ilişkilerinin ölçümü için pearson korelasyon testi uygulanmıştır. Katılımcıların %38,4'ü kadın, %61,6'sı erkek hastalardan oluşmaktadır. Katılımcıların %36,2 KOAH, %28,3'ü astım, %35,5'i KOAH ve astım tanısı alan hastalardan oluşmaktadır. Bireylerin yaş ortalamaları 74,37±7,900, tanı süresi 14,4±14,5, hastanede yatış sayısı 4,01±6,33, günlük ilaç kullanım sayısı 4,49±2,50 idi. Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği toplam puanı ortalaması 47,25±17,16, Öz-etkililik Yeterlilik Ölçeği toplam puan ortalaması 71,26±9,11 idi. Yapılan korelasyon analizi sonucuna göre; Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği geneli ile Öz-etkililik Yeterlilik Ölçeği geneli (r: -0,241) arasında negatif yönlü düşük seviyede bir ilişki vardır. Sonuç olarak bireylerin Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği puanı arttıkça Öz-etkililik düzeylerinde azalma görülmektedir. Hastalara ve yakınlarına hastalık, sosyal destek, öz-etkililik ve ilaç uyumu üzerine eğitim verilmesi, eğitimlerin sıklaştırılması ve sağlık politikası haline dönüştürülmesi ve sosyal desteğin bağımlılık yönü araştırılması önerimizdir. Anahtar Kelimeler: KOAH, astım, sosyal destek, öz-etkililik, ilaç uyumu, hemşirelik.

Akciğer hastalıklarıAstımGeriatri+6
Nuray Kuru
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

KOAH'lı bireylerde öğrendiğini anlat yöntemi ile yapılan eğitimin inhaler ilaç uyumuna etkisi

Bu çalışma KOAH tanısı almış ve inhaler ilaç kullanan hastalara Öğrendiğini Anlat Yöntemi ile yapılan eğitimin inhaler ilaç uyumunu değerlendirmek amacı ile ön test son test kontrollü randomize deneysel müdahale ile yapılmış bir çalışmadır. Çalışma örneklemini Ankara Bilkent Şehir Hastanesinin Göğüs hastalıkları ve Dâhiliye polikliniklerine başvuran araştırma kriterlerine uyan 172 hasta oluşturmaktadır. Araştırma 01.02.2023- 30.04.2023 tarihlerinde Sosyodemografik Veri Formu, İnhaler İlaç Kullanım Beceri Çizelgesi ve Morisky Uyum Ölçeği kullanılarak yapılmıştır. Veriler IBM SPSS Statistics V23 ve AMOS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Anlamlılık düzeyi p < 0,05 kabul edilmiştir. Çalışmaya katılan bireylerin %57'si erkek ve %43'ü kadın, %49,99'unun yaşları 61-78 yaş arasında ve %84,9'u şu anda çalışmadığını belirtiyor. Hastaların %27,9'u KOAH tanısını 5-10 yıl içinde almış, %39'u inhaler ilaçlarını rutin kullandığını, %29,7'si 1-5 yıldır inhaler ilaç kullandığını, %53,5'i daha önceden inhaler ilaç kullandığını , %41,9'u doktorun önerisi ile inhaler ilacını değiştirdiğini bildirmiştir. Ölçülü doz inhaler, Diskus ve İnhalasyon kapsülü kullanımında Ön Testten Son Teste istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmektedir (p<0,05). Katılımcıların hepsinin ön testten son teste ortalama puanlarının arttığı görülmektedir. Easyhaler ve Turbuhaler kullanımı ölçeğinden aldığı ortalama puanların arttığı görülmektedir. Bu aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0,05). Morisky-8 Tedaviye Uyum Ölçeğine verilen cevaplarda Ön Testten Son Teste istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmektedir (p<0,05). Sonuç olarak İnhaler ilaç kullanan hastalara Öğrendiğini Anlat Yöntemi ile inhaler ilaç eğitimi verilebileceği görülmektedir.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifHasta eğitimi+5
Satı Şahin Ceylan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Onkoloji hastalarında siberkondri, kaygı ve tedaviye uyum arasındaki ilişkinin incelenmesi

Kanser hastalığı, insanları korkutan ve kaygılandıran bir durumdur. Bu nedenle kanser tanısı alan hastalar, bu süreçte baş etmek için çeşitli bilgi arama yollarına başvurmaktadır. İnternet, bu bilgi arama sürecinde en yaygın kullanılan kaynaklardan biridir. Ancak, internetin kullanım biçimi ve sonuçları, siberkondri olarak adlandırılan sağlık konusundaki kaygı ve endişeleri artırabilen aşırı veya tekrarlayan aramalara dönüşebilir. Bu bağlamda araştırmanın amacı, onkoloji hastalarında siberkondri, kaygı ve tedaviye uyum arasındaki ilişkiyi incelemektir. İlişkisel tarama modelinde tasarlanan araştırmada amaçlı örneklem yöntemi kullanılarak bir üniversite hastanesinin tıbbi onkoloji kliniğinde 01.08.2023-01.11.2023 tarihleri arasında ayaktan ya da yatarak tedavi gören 102 hastaya ulaşılmıştır. Verilerin toplanmasında, kişisel bilgi formu, Siberkondri Ciddiyet Ölçeği, Spielberger Durumluk Sürekli Kaygı Envanteri Kısa Formu ve Tedaviye Uyum Soru Formu kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme tekniği ile toplanan verilerin analizinde, betimsel istatistikler için sayı ve yüzde dağılımları, değişkenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde Pearson korelasyon analizi, araştırma sorularının cevaplanmasında ise t testi, ANOVA ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre lisansüstü mezunu katılımcıların siberkondri puanı, lise mezunlarına göre, tedaviye uyumsuz katılımcıların siberkondri puan tedaviye uyumlu katılımcılara göre istatistiki olarak anlamlı ve yüksek çıkmıştır. Katılımcıların sürekli kaygı düzeyi ile Siberkondri Ciddiyet Ölçeğinin diğer boyutları ile anlamlı bir ilişki bulunamamış ancak aşırı kaygı alt boyutu ile arasında pozitif yönlü ve istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Katılımcıların siberkondri ciddiyet ölçeği puan ortalaması 65,98±16,27'dir.Bu çalışma elde edilen bulgular doğrultusunda, onkoloji alanında çalışan sosyal hizmet uzmanlarına, onkoloji hastalarının ve yakınlarının bilgi edinme sürecinde yaşadığı sorunları ve kaygılarıyla başa çıkabilmeleri için psikososyal destek sunma konusunda önemli katkıları olabilir. Anahtar Kelimeler: Onkoloji, Kanser, Kaygı, Tedaviye uyum, Siberkondri

Durumluk kaygıRadyasyon onkolojisiSağlık anksiyetesi+4
Nesrin Şahin Bulunmaz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İlçe devlet hastanesine başvuran kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan bireylerin hastalığa uyum durumlarının incelenmesi

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı, dünya genelinde prevalansı, mortalitesi ve morbiditesi yüksek, ilerleyici, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. KOAH ile ilgili çalışmalar yapılmasına rağmen halen görülme sıklığı fazladır. KOAH sadece bireysel bir sorun değil toplumsal düzeyde tüm insanlığı etkileyen bir sorundur. Bu çalışmada ilçede yaşayan ve acil servise başvuran KOAH'lı bireylerin hastalığa uyum düzeyinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Veriler, çalışma kriterlerini karşılayan ve 2024 yılının Mart ve Temmuz ayları arasında İç Anadolu Bölgesi'nde bulunan bir ilin ilçesinde yer alan ilçe devlet hastanesi acil servisine başvuran 44 KOAH'lı bireyden elde edilmiştir. Veriler, yüz yüze görüşme yöntemiyle bireylerin onayı alındıktan sonra Kişisel Bilgi Formu ve Kronik Hastalık Uyum Değerlendirme Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Çalışmanın sonucunu etkileyen önemli faktörler ilçe devlet hastanesi acil servisini kapasitesi ve yataklı servisinin bulunmamasıdır. Tanımlayıcı bulgular için sayı, yüzde, minimum, maksimum, ortalama ve standart sapma değerleri belirlenmiştir. Bulgular için anlamlılık düzeyi p <0,05 olarak kabul edilmiştir. Bireylerin ölçekten elde ettikleri toplam puan ortalaması 59,90±3,85'tir. İlköğretim ve üzeri eğitim almış olan bireylerin Kronik Hastalıklara Uyumu Değerlendirme Ölçeği sosyal alt boyutundan aldıkları puan ortalaması eğitimi daha düşük seviyede olanlardan anlamlı ölçüde yüksektir (p=0,04). Kronik obstrüktif akciğer hastalığı dışı solunum yolu enfeksiyonu olan bireylerin spiritüel alt boyut puan ortalamaları anlamlı oranda yüksektir (p=0,03). Sonuç olarak, KOAH'lı bireylerin hastalığa uyum düzeyleri orta düzeyde olup, eğitim, yaş, psikososyal destek gibi faktörler bu uyumu etkilemektedir. Hastalığa uyumu etkileyen etmenler hemşirelik bakım planına entegre edilmelidir. KOAH'lı bireylere hastalığa uyum düzeylerinin arttıracak eğitim vermek hastalığın seyrini olumlu yönde etkileyebilir. Gelecekte KOAH için yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi bireylerin hastalığa uyumunu arttırabilir.

Hasta uyumuHemşirelikTedaviye bağlılık ve uyum
Tuğba Aktaş Yarbaşı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Diyabetli bireylerde sağlık okuryazarlık, ilaç uyumu ve siberkondria düzey ilişkisi

Araştırma, diyabetli bireylerin sağlık okuryazarlığı düzeyleri, ilaç kullanım uyumları ve siberkondri düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini bir eğitim ve araştırma hastanesine başvuran dâhil edilme kriterlerini karşılayan Tip 2 diyabet tanılı hastalar (n=156) oluşturmaktadır. Veriler; Tip 2 Diyabetli Bireylerin Demografik Özelliklerini içeren form, Türkçe Modifiye-Morisky İlaç Uyumu Ölçeği (MMÖ), Diyabetli Erişkin Hastalarda Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği, E-Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği ve Siberkondria Ciddiyet Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verileri değerlendirilmesinde; oran, yüzde, ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler, ANOVA ve bağımsız gruplarda t testi, Pearson korelasyon testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık değeri p<0,05 kabul edilmiştir. Araştırma bulgularına göre; bireylerin sağlık okuryazarlık ve e-sağlık okuryazarlık düzeylerinin ortalamanın üzerinde olduğu, siberkondri düzeyinin orta seviyede olduğu saptanmıştır. Bireylerin eleştirel ve interaktif sağlık okuryazarlığı, e-sağlık okuryazarlığı ve ilaç kullanımında motivasyon durumları arttıkça siberkondri aşırılık boyutunun arttığı, fonksiyonel sağlık okuryazarlığı arttıkça aşırılık boyutunda azalma olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sonuç olarak, alt boyutların karşılaştırıldığı çalışmada sağlık okuryazarlık ve ilaç uyumunun siberkondri ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Bireylerin sağlık okuryazarlık, dijital okuryazarlık becerilerini geliştirici uygulamalara öncelik verilerek aşırı çevrimiçi sağlık bilgisi arama davranışlarının önüne geçilmelidir. Anahtar Kelimeler: İlaç uyumu, Sağlık okuryazarlığı, Siberkondri, Tip 2 diyabet

Diabetes mellitusSağlık okuryazarlığıSiberkondri+3
Şeyma Öcal
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hipertansiyon hastalarında tedaviye uyum ve sağlık okuryazarlık düzeyinin belirlenmesi

Bu araştırma hipertansiyon hastalarında tedaviye uyum ve sağlık okuryazarlığının belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini iki ayrı merkezde Ocak-Haziran 2018 tarihleri arasında en az 6 aydır hipertansiyon tanısı almış 500 hasta, örneklemi ise dahil edilme kriterlerine uyan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 348 hasta oluşturmuştur. Araştırmanın verilerinin toplanmasında hasta tanıtım bilgi formu, Hill-Bone tedaviye uyum ve sağlık okuryazarlığı ölçeği kullanılmıştır. Kurumlardan yazılı izin ve etik kurul izni alınmıştır. Veriler araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, bağımsız gruplarda t testi, One-way Anova ve Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Hastaların Hill-Bone Hipertansiyon Tedavisine Uyum Ölçeği toplam ve medical, beslenme, görüşme alt boyutundan aldıkları puan ortalamaları sırayla; 7.15±3.95, 2.89±2.64, 1.76±1.60 ve 2.49±1.51'dir. Sağlık okuryazarlığı ölçeği toplam, bilgiye erişim, bilgileri anlama, değer biçme/değerlendirme ve uygulama/kullanma alt boyutundan aldıkları puan ortalamaları sırayla; 51.86±15.17, 10.14±3.78, 18.44±5.77, 14.58±6.11ve 8.68±2.95'dir. Sağlık Okur Yazar Ölçeği toplam puanları ile Hill-Bone Hipertansiyon Tedavisine Uyum toplam ölçek puanları (r=-0.396) arasında orta düzeyde negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak hastaların tedaviye uyum düzeylerinin ve sağlık okur yazarlık düzeylerinin düşük olduğu saptanmıştır. Hastaların sağlık okur yazarlık düzeyleri arttıkça tedaviye uyumlarının da arttığı belirlenmiştir. Hemşirelerin yeni tanı konulan hastalara belli aralıklarla eğitim planlamaları ve bu hastaları takip etmeleri önemlidir.

HemşirelikHipertansiyonSağlık okuryazarlığı+1
Nuriye Doğrucan Katrancı
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dahili polikliniklere başvuran kronik hastalığı olan hastalarda öz bakım yönetimi ve ilaç uyumu

Araştırma Yozgat ili merkezinde bulunan iki hastanenin dahili polikliniklerine başvuran, en az bir kronik hastalığa sahip olan 112 hasta ile yürütülmüştür. Araştırmanın yapılması için Yozgat İl Sağlık Müdürlüğü'nden ve Bozok Üniversitesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'ndan izin alınmıştır. Araştırmanın verileri tanıtıcı özellikler formu, Öz Bakım Yönetimi Ölçeği (SCMP-G) ve İlaca Uyum ve Reçete Yazdırma Ölçeği (İURYÖ-7) kullanılarak yüz yüze görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Verilerin istatistiksel hesaplanmasında sayı, yüzdelik, minimum ve maksimum değerler, ortalama ve standart sapma, Shapiro Wilk, Mann-Whitney U, Kruskal Wallis ve Dunn's kullanılmıştır. Hastaların yaş ortalaması 61,55±16,66, beden kitle indeksi ortalaması 27,55±4,38 olup %53,6'sının kadın, %30,4'ünün çalıştığı ve %33,9'unun emekli olduğu saptanmıştır. Hastaların öz bakım toplam ölçek puanı (SCMP-G) ve alt ölçek puanları incelendiğinde; ölçek genel toplam puanının 121,72±13,84 ve Öz Koruma alt ölçek puanının 73,33±8,51, Sosyal Koruma alt ölçek puanının 48,39±7,04 olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan hastaların, mesleğine, bir işte çalışma durumuna, sigara içme ve ameliyat olma durumuna göre öz bakım yönetimi ölçeğinden ve sosyal koruma alt ölçeğinden aldıkları puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Hastaların ölçek genel toplam puanının 10,99±2,91, İlaca Uyum alt ölçek puanının 5,53±1,90 ve Reçete Yazdırma alt ölçek puanının 5,45±1,37 olduğu belirlenmiştir. Hastaların sigara içme, alkol içme durumu ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımlılık düzeyine göre İlaca Uyum ve Reçete Yazdırma Ölçeği (İURYÖ) genel ve alt ölçeklerinden aldıkları puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). Çalışma sonucunda hastaların öz bakım yönetimi ve ilaç uyumuna farkındalıklarının artırılması için hemşirelerin eğitici videolar, afişler ve broşürler hazırlaması önerilir. Anahtar Kelimeler: Kronik hastalık, öz bakım yönetimi, ilaç uyumu

Kronik hastalıkTedaviye bağlılık ve uyumÖzbakım+2
Nigmet Kaya
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik kalp yetmezliği olan hastaların ilaç uyum düzeylerinin uyku ve yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi

Bu araştırma kronik kalp yetmezliği hastalarının ilaç uyum düzeylerinin uyku ve yaşam kalitesine etkisini incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Çalışmamızın evrenini, Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Mayıs 2022- Mayıs 2023 tarihleri arasında tedavi gören örneklemini ise 18yaş üstü olan kriterlere uyum sağlayan 140 hasta birey oluşturmuştur. Çalışma verilerinin elde edilmesinde, Hasta tanıtım formu, İlaç Kullanımına İlişkin Sağlıkta İnanç Ölçeği, Minnesota Kalp Yetmezliği ile Birlikte Yaşama Anketi, SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi kullanılmıştır. Veriler toplanmadan önce çalışmanın yapıldığı kurumdan kurum izni, etik kurul izni ve hastalardan onam alınmıştır. Verilerin toplanması yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Bağımsız gruplarda t testi, U=Mann-Whitney U testi, F = Tek yönlü varyans analizi, KW= Kruskal Wallis korelasyon analizleri kullanılmıştır. İstatistik değerlendirmelerde p<0,05 değeri anlamlı olarak kabul edilmiştir. Örneklem grubunun yaş ortalaması 73.25+11.14'tür. Hastaların %54.3'ü kadın, %45,7'si erkektir. Hastaların %60'ı ilkokul, %67si emekli, %97.9'unun sağlık güvencesi vardır. %97.1 i koroner arter hastalığına yönelik ilaç tedavisi almaktadır ancak %46.4 ü ilaçlarını düzenli kullanmaktadır. Araştırmada yaşlanmayla birlikte ek hastalıkları olan, New York Kalp Cemiyeti'nin (NYHA) sınıflandırması kötü olan ve Ejeksiyon fraksiyonu EF yüzdeleri düşük olan hastaların, ilaca daha uyumsuz olmasının yanı sıra uyku ve yaşam kalitelerinin daha kötü olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak bu çalışmanın daha geniş bir örneklem alınarak farklı mekanlarda çalışılması, kalp yetersizliği olan hastaların ilaç uyum düzeylerini değerlendirilerek yükseltmesi için uygun destek ve bakımların uygulanması, sağlıklı yaşama biçiminin kazandırılması ve uyku kalitesini arttırmak için eğitimler verilmesi önerilebilir. Ayrıca hemşireler, hastalara verilecek hizmetler konusunda hastane yönetimi tarafından hizmet içi eğitimlerle desteklenebilir. Anahtar kelimeler: Kalp Yetmezliği, İlaç Uyumu, Yaşam kalitesi, Uyku kalitesi, Hemşire

Kalp destek cihazlarıKalp fonksiyon testleriKalp hastalıkları+6
Cansu Acar Demirel
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Akut psikiyatri kliniklerinde bipolar bozukluğu olan hastalarda ilaç uyumu, sosyal işlevsellik, sosyal destek ve ilişkili faktörler

Bu çalışma, bipolar bozukluğu olan hastaların ilaç uyumu, sosyal işlevsellik, sosyal destek ve ilişkili faktörleri saptamak amacıyla analitik ve kesitsel tipte bir araştırma olarak yapılmıştır. Araştırma, TC Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu İstanbul İli Bakırköy Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi'nde Ağustos 2019 -Eylül 2019 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini T.C. Sağlık Bakanlığı İstanbul Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi hastaları oluşturmaktadır. Örneklem büyüklüğü ise G power istatistik analizinde, güven aralığı %95 etki büyüklüğü 0,3, alfa 0,05, güç 0,80 olarak alındığında 82 olarak belirlenmiştir. Araştırmada desen etkisi 1,1 olarak hesaplandığında ulaşılacak hasta sayısı 90 olarak hesaplanmıştır. Veriler, sosyodemografik bilgileri içeren tanıtıcı bilgi formu, Morisky Tedavi Uyum Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Kısa İşlevsellik Değerlendirilme Ölçeğinden oluşan anket formu ile toplanmıştır. Araştırmanın verileri SPSS 22 (Statistical Package for the Social Sciences) programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma verilerinin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra, bağımsız gruplarda puan ortalamalarının karşılaştırılması için Student's-t-testi, Anova testi, Regresyon analizi ve Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Hastaların % 48,9'unun ilaç tedavisine uyumunun düşük, %27,8'i orta derecede uyumu ve %23,3'ünün ise uyumunun yüksek olduğu belirlenmiştir. İlaç tedavisi uyumu ile sosyal işlevsellik arasında düzeyde ilişki bulunmamıştır (p>0,05). İlaç tedavisine uyum ile sosyal destek aile, arkadaş alt boyutu ve sosyal destek toplam puanı puan ortalamaları arasında zayıf düzeyde pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Sonuçta, kadınların, obez hastaların, üniversite mezunlarının, geliri giderden fazla olan hastaların, alkol/madde kullanmayanların, hastaneye kendi istemiyle atışı olanların, son 1 yılda 1 kez yatışı olanların ve EKT görmeyen hastaların ilaç uyumu daha yüksektir. Obez hastaların aile sosyal desteği, evlilerin aile ve toplam sosyal desteği, geliri giderden fazla olanların aile sosyal desteği, üç ve üzeri sayıda çocuğu olan ve çekirdek ailede yaşayan hastaların aile sosyal desteği, kendi istemiyle yatışı olan hastaların arkadaş ve ve toplam sosyal desteği, özkıyım girişimi olmayanların ise özel bir insan sosyal destek düzeyleri yüksek bulunmuştur. Kadınların, obezlerin, ilköğretim mezunlarının geliri giderden fazla olan hastaların, sosyal güvencesi olmayan hastaların, alkol kullanmayanların son 1 yılda 1'den fazla yatışı olan hastaların işlevselliği düşük bulunmuştur. Bu sonuçlar doğrultusunda bipolar bozukluğu olan hastaların tedavi uyumlarının arttırılması için eğitim programları oluşturulması, randevuların takibi ve hatırlatılması gibi girişimlerin planlanarak tedaviye devam etme oranını arttırılması bununla birlikte sosyal işlevselliğinin arttırılması için psikoeğitim programlarının uygulanması ve bu programlara ailelerin de dâhil edilmesi, ihtiyaç duydukları sosyal desteğin önemi ile ilgili hasta yakınlarına eğitim programlarının düzenlenmesi ve gerektiğinde danışmanlık verilmesi önerilmiştir.

Algılanan sosyal destekBipolar bozuklukPsikiyatrik hastalar+3
Nazlı Zemen
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Akut miyokard infarktüsü geçiren hastalarda planlı taburculuk eğitiminin sağlık bilgi ve inançlarına etkisinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışma, planlı taburculuk eğitimi verilen ve verilmeyen akut miyokard infarktüsü (AMI) geçiren hastalar arasında kardiyovasküler hastalık risk faktörleri bilgi düzeyleri, ilaç tedavisine uyum, diyete uyum ve bireysel izlem hakkındaki inançlar yönünden fark olup olmadığını değerlendirmek amacıyla deneysel randomize kontrollü olarak yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın örneklemini, koroner yoğun bakım ünitesi ve kardiyoloji servisinde Eylül 2016 - Aralık 2017 tarihleri arasında yatan, araştırmanın örneklem seçim ölçütlerine uyan ve çalışmaya katılmaya gönüllü olan 100 AMI geçiren hasta oluşturdu. Hastalar rastlantısal örnekleme yöntemi ile girişim (n=50) ve kontrol (n=50) grubu olmak üzere iki gruba ayrıldı. Girişim grubuna planlı taburculuk eğitimi yapıldı. Her iki grup ile bir ay ara ile iki görüşme yapıldı. Araştırmanın verileri; Hasta Bilgi Formu, İlaca Uyum Hakkındaki İnançlar Ölçeği (İUHİÖ), Diyete Uyum Hakkındaki İnançlar Ölçeği (DUHİÖ) ve Bireysel İzlem Hakkındaki İnançlar Ölçeği (BİHİÖ) ve Kardiyovasküler Hastalıklar Risk Faktörleri Bilgi Düzeyi (KARRİF-BD) Ölçeği ile toplandı. Bulgular: Birinci görüşmede girişim ve kontrol grubunda İUHİÖ, DUHİÖ, BİHİÖ yarar ve engel alt boyut puanları ile KARRİF-BD benzer bulundu. İkinci görüşmede; kontrol grubuna göre girişim grubunda İUHİÖ yarar alt boyut puanlarının arttığı, engel alt boyut puanlarının ise azaldığı, DUHİÖ yarar alt boyut puanlarının daha yüksek olduğu, BİHİÖ yarar alt boyut puanlarının artarken engel alt boyut puanlarının azaldığı ve KARRİF-BD arttığı belirlendi. Sonuçlar: Buna göre; AMI geçiren hastalara verilen planlı taburculuk eğitimi kardiyovasküler hastalıklar risk faktörleri bilgi düzeyini, ilaç tedavisine uyumu, diyete uyumu ve bireysel izlem hakkındaki inançları olumlu yönde etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: Akut miyokard infarktüsü, taburculuk eğitimi, ilaca uyum, diyete uyum, KARRİF-BD.

Diyet tedavisiHasta eğitimiKalp hastalıkları+6
Serap Tuna
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik hastalığa uyum değerlendirme ölçeği geliştirme ve uygulama

Amaç: Bu çalışmanın amacı; Roy Adaptasyon Modeli' ne göre kronik hastalığa uyumu değerlendirebilecek geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı geliştirmek ve kronik hastalığı olan bireylerin hastalığa uyumlarını değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: : Metodolojik ve tanımlayıcı kesitsel olarak yapılan araştırmanın örneklemini; bir üniversite hastanesinin dahili servislerde yatarak tedavi alan 500 kronik hasta oluşturdu. Metodolojik çalışmada (n=300); Kapsam geçerlik oranı (Kendall W), açımlayıcı faktör analizi, madde analizleri ve Cronbach's alfa güvenirlik katsayısı kullanıldı. Kesitsel çalışmada (n=200); bağımsız gruplarda t-testi, ANOVA, Pearson korelasyon analizi ve linear regresyon analizi kullanıldı. Bulgular: Ölçekte yer alan maddelere ilişkin uzman görüşleri arasında uyum olduğu saptandı (Kendall W=0,091). Yapılan açımlayıcı faktör analizi sonucunda beşli likert tipi 28 maddelik ve 2 faktörlü bir ölçek yapısına ulaşıldı. Bartlett Sphericity testi anlamlı bulundu ve Kaiser-Meyer-Olkin testi 0,915 bulundu. Ölçeğin Cronbach's alfa güvenirlik katsayısı ise 0.949, Spearman-Brown ve Guttman Değerleri sırasıyla 0,975 ve 0,974 olarak bulundu. Yapılan çalışmada; Kronik Hastalığa Uyumu Değerlendirme Ölçeği puanları ile eğitim düzeyleri arasında pozitif yönde, yaş ve tanı süresi ile negatif yönde anlamlı ilişki bulundu. Sonuçlar: Bu çalışmada geliştirilen Kronik Hastalığa Uyumu Değerlendirme Ölçeği; kronik hastalığa uyumu değerlendirmek için kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracıdır. Hastaların eğitim düzeyi arttıkça kronik hastalığa uyum artmakta, yaş ve hastalık süresi arttıkça uyum azalmaktadır. Eğitim düzeyi düşük olan ve yaşlı hastaların kronik hastalığa uyumlarının sağlanması için uygun hemşirelik girişimlerinin planlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Kronik hastalık, uyum, Roy Adaptasyon Modeli, metodolojik çalışma,

Kronik hastalıkRoy Adaptasyon ModeliTedaviye bağlılık ve uyum+2
Gülden Acaroğlu Değirmenci
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Alerjik rinitli hastaların tedavi uyumları ve yaşam kalitelerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada amaç, alerjik rinitli hastaların tedavi uyumları ve yaşam kalitelerinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki araştırma, özel bir alerji kliniğinde sağlık bakım hizmeti alan 165 alerjik rinitli hasta ile yürütüldü. Araştırmada veriler, Hasta Tanıtım Formu, Türkçe Modifiye Morisky Ölçeği (TMMÖ) ve Türkçe Rinit Yaşam Kalitesi Ölçeği (TRYKÖ) ile toplandı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel analizler ve Independent sample t test kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan alerjik rinitli hastaların yaş ortalamaları 34,9±11,2 (18- 69) yıl olup büyük çoğunluğu (%55,2) kadın idi. Hastaların tedavi uyum ölçeğinin motivasyon alt boyutundan aldıkları puan ortalaması 2,58±0,67 bilgi alt boyutundan aldıkları puan ortalaması 2,63±0,64, yaşam kalitesi ölçeği puan ortalaması 20,5±15,2 olarak bulundu. Sonuçlar: Araştırma sonuçları, alerjik rinitli hastaların büyük çoğunluğunun tedavi uyumlarının yüksek olduğunu, tedavi uyumları arttıkça yaşam kalitelerinin de arttığını gösterdi.

RinitRinit-alerjikRinit-alerjik-mevsimsel+2
Ömer Faruk Dülger
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hipertansif hastaların ilaç tedavisine uyumları ve hastalıkları konusundaki bilgi düzeylerinin incelenmesi

HİPERTANSİF HASTALARIN İLAÇ TEDAVİSİNE UYUMLARI VE HASTALIKLARI KONUSUNDAKİ BİLGİ DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ, HEMŞİRELİK ANABİLİM DALI TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI GAZİANTEP 2018 Bu çalışma, hipertansif hastaların ilaç tedavisine uyumları ve hastalıkları konusundaki bilgi düzeylerinin incelenmesi amacıyla yapılmış, tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir araştırmadır. Çalışma Temmuz 2017 - Mart 2018 tarihleri arasında, gerekli izinler alınarak, Batman Bölge Devlet Hastanesi Acil, Dahiliye ve Kardiyoloji Servisinde gerçekleştirildi. En az üç ay önce hipertansiyon tanısı konulan, en az üç aydır hipertansiyon için ilaç tedavisi alan, 18 yaş ve üzeri, mental hastalığı ve iletişim sorunu olmayan, araştırmaya katılmaya gönüllü olan 260 hasta araştırmanın örneklemini oluşturdu. Verilerin toplanmasında "Hasta Bilgi Formu", "Hipertansiyon Bilgi Anketi" ve "Antihipertansif İlaç Tedavisine Uyum Ölçeği" kullanıldı. Araştırmadan elde edilen verilerin istatistiksel analizleri IBM SPSS Statistics 24 paket programı kullanılarak, Korelasyon analizi, Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis H testleri ile yapıldı. Hastaların Antihipertansif İlaç Tedavisine Uyum Ölçeği puan ortalamalarının düşük (7,13±2,10) olduğu ve %51.2'sinin antihipertansif ilaç tedavisine uyumlu olduğu belirlendi. Hipertansiyon ile ilgili eğitim almış, sistolik kan basıncı düşük, diyet uygulayan, hastane kontrollerine düzenli giden, kan basıncı düzenli ve günlük olarak ölçülen, kan basıncını kendisi ölçen hastaların uyum düzeyleri anlamlı olarak yüksek bulundu. Hastaların Hipertansiyon Bilgi Anketi doğru yanıt ortalaması 15,10±2,89 olarak belirlendi. Hastaların hipertansiyon konusunda bilgi düzeyleri arttıkça ilaç tedavisine uyum düzeylerinde artış olduğu görüldü. Eğitim düzeyi yüksek, il merkezinde yaşayan, hipertansiyon ile ilgili eğitim almış, sistolik kan basıncı düşük, hastane kontrollerine düzenli giden, kan basıncı düzenli ve günlük olarak ölçülen, kan basıncını kendisi ölçen hastaların hipertansiyon bilgi düzeyleri anlamlı olarak yüksek bulundu. Sonuç olarak; hastaların eğitim düzeyi ve kan basıncını kontrol etmeye yönelik uygulamalarının, antihipertansif ilaç tedavisine uyum ve bilgi düzeylerini etkilediği belirlendi.

BilgiBilgi düzeyiHemşirelik+3
Veysi Tör
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalıklı bireylerin hastalığa uyumları ve yaşam kalitelerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada amaç, kronik obstrüktif akciğer hastalıklı bireylerin hastalık uyumlarının ve yaşam kalitelerinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki araştırma, Manisa ilinde bir üniversite hastanesinin göğüs hastalıkları servisinde yatarak sağlık bakım hizmeti alan 208 kronik obstrüktif akciğer hastalıklı birey ile yürütüldü. Araştırmada veriler, Hasta Tanıtım Formu, Uyum Değerlendirme Formu ve St. George Solunum Anketi (SGRQ) ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel analizler ve korelasyon analizi yapıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 65,23±11,04 (42-87) yıl olup büyük çoğunluğu (%76,0) erkek idi. Çalışmaya katılan kronik obstrüktif akciğer hastalıklı bireylerin uyum değerlendirme formunun alt boyutlarından aldıkları sırası ile Benlik Kavramı Uyumu için 11,71±6,68, Fizyolojik Uyum için 10,09±5,43, Rol Fonksiyonu Uyum için 6,24±3,75 olarak bulundu. SGRQ'nun alt boyutlarından alınan puanlar ise sırası ile Aktivite alt boyutu için 67,0±25,5, Semptomlar alt boyutu için 63,4±25,5, Hastalığın Etkileri alt boyutu için 54,1±24,8 olduğu görüldü. Uyum Değerlendirme Formu ve SGRQ'nun puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu belirlendi. Sonuçlar: Araştırma sonuçları, kronik obstrüktif akciğer hastalıklı bireylerin hastalık uyumlarında en sık etkilenen alanın benlik kavramına uyum, yaşam kalitelerinde ise en çok etkilenen alanının aktiviteler olduğunu ve fizyolojik uyum, benlik uyumu, rol fonksiyonu uyumları azaldıkça yaşam kalitelerinin de olumsuz etkilendiğini gösterdi.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifHasta uyumu+3
Arzu Sıdar Dilbaz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2020
00

Related subjects