Ebeveyn-çocuk ilişkisi

Bu konu başlığı altında 184 tez

Yüksek LisansAçık ErişimEN

Grieving schizophrenia: Impacts and coping with ambiguous loss among parents of adults diagnosed with schizophrenia

The aim of this study is to explore in depth how parents who care for their adult child with schizophrenia experience and cope with ambiguous loss, which is seen as one of the caregiver burdens experienced by caregivers. For this purpose, in-depth interviews were conducted with 10 participants, all members of the schizophrenia solidarity associations in Ankara. The data obtained from the participants with semi-structured interviews were analyzed by reflexive theme analysis, one of the qualitative methodology methods. As a result of the analysis, four superordinate themes were identified: objective burdens, subjective burdens, family & social burdens and coping. The findings showed that the participants experienced ambiguous loss and grief regarding their children and burdens in different dimensions of their own lives. In this sense, the findings are generally consistent with the relevant literature. The findings related to coping revealed the importance of functional coping strategies used by parents caring for their children in coping with ambiguous loss. The results are discussed and clinical implications and directions for future research are provided. Keywords: Schizophrenia, Caregiver Burden, Ambiguous Loss, Grief, Coping

CaregiversCaregiver burdenCoping+5
İrem Kadiroğlu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilişsel davranışçı grup terapisinin serebral palsi tanısı olan çocuklara sahip ebeveynlerde iyi oluş, aile yaşam kalitesi ve sosyal dahil olma üzerindeki etkisi

Bu tez çalışmasının temel amacı; SP'ye sahip çocukları bulunan ebeveynlerde araştırma kapsamında geliştirilen ve 10 oturumdan oluşan Bilişsel Davranışçı Grup Terapisi'nin bireysel iyi oluş, aile yaşam kalitesi ve sosyal dahil olmalarının üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Bu çalışma karma yöntemle gerçekleştirilmiş olup nicel ve nitel yöntemler kullanılmıştır. Çalışma 6 deney ve 6 kontrol grubunda olmak üzere 12 katılımcıdan oluşmaktadır. Veriler standart ölçekler ve yarı-yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen verilerin tema analizi yöntemiyle çözümlenmesinden elde edilmiştir. Analizler sonucunda gruplar arası karşılaştırmada ölçeklerde anlamlı bir fark görülmezken; bireysel ölçümlerde güvenilir değişim endeksine göre anlamlı farklar bulunmuştur. Tema analizinden elde edilen bulgular terapiden alınan fayda ve gruba ilişkin değiştirilmesi gereken yanlar olmak üzere iki üst temadan oluşmaktadır. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmıştır.

Bilişsel davranış terapileriEbeveyn-çocuk ilişkisiEbeveynler+6
Başak Çakır
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aslı Der'in eserlerinde çocuk ve aile ilişkisi

Edebiyat, toplumu yönlendirmede ve geliştirmede temel bileşenlerin en önemlilerindendir. Bu bağlamda toplumun çekirdeği durumundaki aile ve ailenin toplumu yapılandırmada yetiştireceği çocukların önemi açıktır. Zira insana yapılan yatırım bir yönüyle topluma diğer yönüyle de medeniyete katkı sunmaktadır. Edebiyatın önemli dallarından biri olarak çocuk edebiyatı gerek çocukları gerekse aileleri yakından ilgilendirmektedir. Bu konuda günümüz yazarlarından Aslı Der'in eserleri içerik ve çeşitlilik yönüyle tarafımızca incelenmeye değer bulunmuştur. Araştırmamızda Aslı Der'e ait çocuk kitaplarının çocuk ve aile ilişkisi bağlamında veriler sunup sunmadığının belirlenmesi hedeflenmiştir. Öncelikle çocuk edebiyatı başlığı altında kavramsal çerçeve ele alınmıştır. Araştırmada yazarın yedi kitabı incelenmiş ve veriler değerlendirilirken nitel araştırma tekniklerinden doküman incelenmesi yöntemiyle konu, çocuk ve aile özelinde ele alınmıştır. Araştırma neticesinde Aslı Der'in eserlerinin çocuk ve aile ilişkisi çerçevesinde zengin veriler sunduğu ve felsefik içerik barındıran mesajlarını fantastik ögelerle destekleyerek çocuklara ilettiği görülmüştür. Bu anlamda eserlerin tümünde aynı yoğunlukta olmamakla beraber çocuk aile ilişkisinde temel kabul edilebilecek sevgi, iletişim, empati, özlem ve güven gibi duyguların işlendiğine rastlanmıştır.

AileAile içi ilişkilerDer, Aslı+4
Tuğba Erdem
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Otizm spektrum bozukluğu tanısı olan ve olmayan çocuğa sahip ebeveynlerde aile yaşam kalitesi ve psikolojik esneklik

Bu araştırma, otizm spektrum bozukluğu tanısı olan ve olmayan çocuğa sahip ebeveynlerin aile yaşam kalitesi algılarını ve psikolojik esneklik düzeylerini inceleyen bir ilişkisel tarama çalışmasıdır. Araştırmanın amacı, otizm spektrum bozukluğu tanısı olan ve olmayan çocuğa sahip ebeveynlerin aile yaşam kalitesi ve psikolojik esneklikleri arasında istatikstiksel açıdan anlamlı bir farklılık olup olmadığını incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, Türkiye'de İç Anadolu bölgesinde bir ilde yaşayan 0-18 yaş aralığında otizm spektrum bozukluğu tanısı olan ve olmayan çocuğa sahip 278 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmada, ebeveynlerin aile yaşam kalitesi algılarını ölçmek için "Beach Center Aile Yaşam Kalitesi Ölçeği", sosyo-demografik özelliklerine ilişkin bilgi edinmek için "Ebeveyn Kişisel Bilgi Formu" ve psikolojik esneklik düzeylerini ölçmek için ise "Psikolojik Esneklik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi bölümünde, öncelikle betimsel istatistikler yapılmış ve normallik varsayımları kontrol edilmiştir. Ardından ebeveynlerin psikolojik esneklik düzeyi ve aile yaşam kalitesi algıları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını belirlemek için Bağımsız Gruplar için T-testi; aile yaşam kalitesi ve psikolojik esneklik arasında önemli bir ilişki olup olmadığını belirlemek için Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında; aile yaşam kalitesi toplam puan ve tüm alt boyutları, psikolojik esneklik toplam puan ve tüm alt boyutlarının otizm spektrum bozukluğu tanısına sahip çocuğu olan ebeveynlerin lehine anlamlı düzeyde düşük olduğu bulunmuştur. Ayrıca ebeveynlerde psikolojik esneklik ile aile yaşam kalitesi arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular literatür çerçevesinde tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar sözcükler: psikolojik esneklik, aile yaşam kalitesi, otizm spektrum bozukluğu, ebeveyn

Aile hayatıEbeveyn-çocuk ilişkisiEbeveynler+5
Eylül Akar
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

36-72 aylık çocukların ev matematik ortamlarının incelenmesi

Çocukların ileri yaşlardaki matematik başarısını etkileyen bazı unsurlar bulunmaktadır. Matematik becerilerine etki eden bu unsurlardan biri evin matematik ortamıdır. Bu kapsamda "36-72 aylık çocukların ev matematik ortamı nasıldır?" ve "ebeveynlerin çocuklarının matematik becerilerine yönelik algıları nelerdir?" sorularına cevap aranmıştır. Araştırma kapsamında, Niklas vd.(2016) tarafından geliştirilen "Evin Aritmetik Ortamı Tarama Aracı (EAOTA)" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Matematiğe Yönelik Yeterlik Algıları Ölçeği (MYYAÖ)"nden elde edilen puanların güvenirlik ve yapı geçerlilikleri, 375 ebeveynden oluşan örneklem grubunda incelenmiş, elde edilen puanların geçerli ve güvenilir sonuçlar verdikleri görülmüştür. Ebeveynlerin, çocuklarına evde çoğunlukla "inşa oyuncakları ve bloklar, matematik temelli oyuncaklar, matematik temelli ev aktiviteleri," vb. materyaller sağlarken; "telefon/tablet uygulamaları, matematik kavramlarının yer aldığı televizyon programları, origami temelli oyun/oyuncaklar" vb. materyalleri daha az sağladığı görülmüştür. Ebeveynlere göre çocuklar evde çoğunlukla "nesneleri sayma/düzenleme/sınıflama, şekilleri tanıma/eşleştirme yapma, nesneleri sıraya koyma, "Orada kaç nesne var?" gibi sorular sorma vb." etkinlikler yaparken, en az "hesap makinesi ile oynama, harita kullanma, takvim kullanma" vb. etkinlikler yapmaktadırlar. Hiyerarşik regresyon analizi sonuçlarına göre çocukların yaşının ve kendine ait bir odasının olmasının hem EAOTA hem de MYYAÖ toplam puanlarındaki varyansın anlamlı bir açıklayıcısı olduğu sonucuna ulaşılırken, daha önce anaokulu/anasınıfına gitmiş olmanın sadece MYYAÖ'nün, sosyo-ekonomik düzeyin (SED) ise sadece EAOTA toplam puanlarındaki varyansın anlamlı bir açıklayıcı olduğu görülmüştür. Evin matematik ortamının değişkenleri olduğu varsayılan; "evin aritmetik ortamı, matematik yeterlik algıları, matematik temelli araçlar ve matematik temelli etkinlikler" ile kurulan modeller için yapılan yol analizinde kurulan her iki modelin kabul edilebilir uyum iyiliği indekslerine sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır.

Ana-baba algısıEbeveyn-çocuk ilişkisiErken çocuk eğitimi+7
Kerem Avci
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Annelerin teknoloji ve sosyal medya kullanımının anne çocuk ilişkisi açısından incelenmesi

Anne ile çocuğun arasındaki ilişki çocuk gelişiminin temelini oluşturmaktadır ve bu ilişki birçok farklı değişkenden etkilenebilmektedir. Günümüzde teknoloji ve sosyal medyanın yaygınlığı giderek artmaktadır. Anne çocuk ilişkisi de teknoloji ve sosyal medyanın etkisinde kalabilmektedir. Bu çerçevede bu araştırma 5-6 yaş çocuğa sahip annelerinin teknoloji ve sosyal medya kullanımı ile anne-çocuk ilişkisini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma grubunu Ankara ili Mamak, Yenimahalle, Çankaya ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet ve özel anaokuluna devam eden 5-6 yaş grubu çocuklarının 401 annesi oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu ve geçerlilik güvenirlik çalışması yapılmış olan Ebeveyn-Çocuk İlişkisi ölçeği ile veri toplama işlemi sağlanmıştır. Veriler istatistiki paket program aracılığı ile analiz edilmiş, ölçeğin yakınlık ve çatışma alt boyutlarından elde edilen puanların belirlenen bağımsız değişkenler kategorilerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacıyla bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü varyans analizi ANOVA analizi kullanılmıştır. Yakınlık ve çatışma alt boyuta ait puan dağılımlarının normal olmaması durumunda, kategori sayısı iki ise ilişkisiz örneklemler Mann Whitney U testi, kategori sayısı ikiden fazla ise Kruskall Wallis testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre annenin öğrenim düzeyi arttıkça çocuğu ile olan ilişkisinde daha az çatışma yaşadığı, annenin sahip olduğu çocuk sayısı arttıkça çocuğu ile daha çok çatışma yaşadığı, annenin ve çocuğun ekran süresi arttıkça anne-çocuk çatışmasının da arttığı, teknoloji ve sosyal medyanın anne-çocuk ilişkisine etkili olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.

Aile içi ilişkilerAna-çocuk etkileşimiAna-çocuk iletişimi+6
Büşra Tohlu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

İletişim teknolojileri çağında ebeveynlik pratikleri: Erken çocukluk döneminde medya kullanımı

Bu tez çalışmasında 21. yüzyılın dijital göçmenlerinin, doğumlarıyla birlikte teknolojiyle tanışan dijital yerli evlatlarının, medya kullanımı yönetmekteki stratejileri ve pratikleri incelenmiştir. Çalışmada çocukluk, medya ve ebeveyn ilişkisi, ebeveyn aracılığı teorisi ışığında çok boyutlu olarak değerlendirilmiştir. Dijital okuryazarlığın, çocukların medyaya erişim, katılım ve medyadan korunma haklarının uygulanmasında ve dijital eşitsizliklerin yumuşatılmasındaki rolü de irdelenmiştir. İletişim teknolojileri çağında ebeveynlerin çocuklarının medya kullanımını yönetim pratiklerine odaklanan bu çalışmada sahada 40 ebeveyn ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak, 0-6 yaş çocukların medya kullanımı ve ebeveynlerin aracılık stratejileri eleştirel nitel analize tabi tutulmuştur. Erken çocukluk döneminde medya ile eğitim, eğlence ve iletişim bağlamında "sınırlı" ve "sınırları aşmaya eğilimli" bir ilişki kurulduğu anlaşılmıştır. Ebeveynlerin medya aracılık pratikleri kendilerine, çocuklara ve ortama bağlı faktörlerin etkileriyle değişip dönüşürken, kısıtlayıcı aracılık ve birlikte kullanım yöntemlerini çoğunlukla, aktif aracılık ve izleme yöntemlerini ise daha az kullandığı anlaşılmıştır. Çalışmayla sahada ebeveynlerin medya aracılık kuralları, yöntemleri, bunları şekillendiren faktörler ve pratikler incelenerek, değişen ve dönüşen ebeveynlik pratikleri döngüsü ortaya koyulmuştur.

Ana-baba aracılığıDijital ebeveynlikEbeveyn-çocuk ilişkisi+4
Berrin Aşkın Bozkurt
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlik döneminde ebeveynin duygusal erişilebilirliği, başa çıkma stratejileri ve sosyal problem çözme becerileri arasındaki ilişki: Yılmazlığın aracı rolü

Bu araştırmada erken ve orta ergenlik dönemindeki bireylerde sosyal problem çözme becerisi, ebeveyn duygusal erişilebilirliği ve başa çıkma stratejileri arasındaki ilişkide yılmazlığın aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara il merkezinde bulunan İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı ortaokullara (7. ve 8. Sınıflar, n = 147; 12-15 yaş) devam eden erken ergenler ve liselere (lise 3. ve 4. sınıflar, n = 244; 16-20 yaş) devam eden orta ergenler olmak üzere 391 ergen oluşturmuştur. Sonuçlara göre, anne ve baba duygusal erişilebilirliği yüksek olan ergenlerin algıladıkları akademik başarı da daha yüksektir. Sorunlarını anne ve babaları ile paylaşan ergenlerin anne duygusal erişilebilirliği daha yüksekken sorunlarını arkadaşları ile paylaşan ergenlerin baba duygusal erişilebilirliği daha düşüktür. Anne babası evli olan ergenlerin baba duygusal erişilebilirliğinin daha yüksek olduğu ortaya konmuştur. Sosyoekonomik düzeyini yüksek olarak algılayan ergenlerin baba duygusal erişilebilirliklerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Akademik başarısı yüksek olan ergenlerin sosyal problem çözme toplam puanlarının, probleme olumlu yönelmelerinin ve akılcı problem çözmelerinin de daha yüksek olduğu; akademik başarısı düşük olan ergenlerin probleme olumsuz yönelmelerinin, dikkatsiz ve kaçınmacı problem çözmelerinin ise daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Akademik başarısı düşük olan ergenlerin aktif başa çıkma tercihleri daha az; kaçınan başa çıkma tercihleri daha fazladır. Erken ergenlik dönemindeki ergenlerin yılmazlıklarının orta ergenlik dönemindeki ergenlere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Akademik başarısı yüksek olan ergenlerin yılmazlıkları daha yüksektir. Ergenlerin ebeveyn duygusal erişilebilirliği arttıkça yılmazlıkları, yılmazlıkları arttıkça da sosyal problem çözme becerilerinin arttığı gözlenmiştir. Aktif başa çıkma stratejileri kullanımı arttıkça sosyal problem çözme becerisi artarken, olumsuz ve kaçınan başa çıkma stratejilerinin kullanımı arttıkça sosyal problem çözme becerisinin azaldığı bulunmuştur. Yılmazlığın ebeveyn duygusal erişilebilirliği ve sosyal problem çözme becerisi arasındaki ilişkide tam aracı, aktif ve olumsuz başa çıkma ve sosyal problem çözme arasındaki ilişkide kısmi aracı rol oynadığı belirlenmiştir.

Başa çıkmaDuygusal erişilebilirlikEbeveyn-çocuk ilişkisi+5
Sinem Karaoğlu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

COVID-19 pandemisinde 48-72 ay çocukların ebeveynleri ile ilişkileri ve yılmazlık özelliklerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı pandemi döneminde okul öncesi dönem çocuklarının yılmazlığı ve ebeveyn-çocuk ilişkisi ile mizaç, bağlanma, duygu düzenleme arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Nicel desende gerçekleştirilen bu araştırma ilişkisel tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Araştırmanın çalışma grubunu Konya ilinden uygun örnekleme yolu ile seçilen 330 çocuk oluşturmaktadır. Araştırma verileri 2020-2021 eğitim öğretim yılı ikinci yarılında toplanmıştır. Değişkenler arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkileri ölçmek için çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre çocukların toplam yılmazlık puanlarını cinsiyet, sıcakkanlılık ve sebatkarlık anlamlı derecede olumlu yordamaktadır. Çocukların öz-düzenleme/sosyal yeterlilik düzeylerini cinsiyet ve sebatkarlık mizaç özellikleri anlamlı derecede yordamaktadır. Çocukların duyguları anlama beceri düzeylerini sıcakkanlılık ve sebatkarlık mizaç özelliği, empati/sorumluluk düzeylerini cinsiyet ve sebatkarlık mizaç özelliği anlamlı derecede olumlu yordamaktadır. Araştırmada ebeveyn-çocuk olumlu ilişki düzeylerini yordamada çocukların duygu düzenleme ve bağlanma düzeyleri istatistiksel olarak anlamlıdır. Ebeveyn-çocuk çatışma puanlarını ise sebatkarlık ve duygu düzenleme becerisi negatif yönde yordarken, tepkisellik mizaç özelliği pozitif yönde yordamaktadır. Bu araştırmadan elde edilen bulgular alan yazında var olan araştırmadan elde edilen sonuçlar çerçevesinden tartışılmaktadır.

BağlanmaCOVID 19Duygu düzenleme+7
Feyza Özkan Yıldız
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üstün zekâlı çocuklarda zekâ bölümüne (IQ) olası etkili faktörlerin incelenmesi

Üstün zekânın zamanında fark edilememesi, uygun eğitim sağlanamaması gibi sebepler yüzünden böylesine önemli nitelikte olan yeteneklerin yitirilmesi toplumlar için büyük bir kayıp olacaktır. Kaynak çalışmalarında da belirtildiği gibi yüksek işlevli zihinsel becerilere sahip olan çocuklar ülkemizin kalkınması açısından önemli birer hazinedir. Bu farkındalıkla gerçekleştirmiş olduğumuz çalışmamızda geleceğimizin teminatı olan çocukların zeka bölümlerinde hangi değişkenlerin etkili olduğu incelenmiştir. Buradan hareketle bu çocukların zekâ bölümü (IQ) gelişimi üzerinde; okul türü(özel, devlet), anne-baba eğitim durumu, sınıf düzeyi, kardeş sayısı, kardeş sırası, yaşanılan ilçe ve bölge, anne babanın ilişki durumu (birlikte ya da ayrı yaşıyor) değişkenlerinin incelendiği nicel bir çalışmadır. Araştırmanın örneklem grubunda; TÜZDER'e başvuran 4-14 yaş arasındaki 672 katılımcıdan 4-6 yaş arasındaki öğrencilere Stanford Binet Zekâ Testi, 6-14 yaş arasındaki öğrencilere ise Wisc-R zekâ testi uygulanmıştır. Bu katılımcıların 226'sı kız (%33.6), 446'sı erkektir (%66.4). Veriler SPSS 21.0 programında analize uygun hale getirilmiş, bağımsız t test ve tek yönlü varyans analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda zekâ bölümü (IQ) ile okul türü (devlet-özel), anne-baba eğitim durumu, sınıf düzeyi, kardeş sırası değişkenleri arasında bir ilişki bulunurken; yaşanılan ilçe ve bölge, anne babanın ilişki durumu (birlikte ya da ayrı yaşıyor) ve kardeş sayısı değişkenleri arasında bir ilişki bulunmamıştır.

Ana-çocuk etkileşimiBaba-çocuk etkileşimiEbeveyn-çocuk ilişkisi+3
Tunahan Coşkun
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Duygu rehberi ebeveynlik eğitiminin annelerin ebeveynlik tutumları üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Duygu Koçu Ebeveynlik Eğitimi'nin, annelerin ebeveynlik tutumları üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır. Yöntem; ön test son test kontrol gruplu araştırma yöntemi olarak belirlenmiştir. Bağımsız değişken; Duygu Koçu Ebeveynlik Eğitimi (DKEE), bağımlı değişken; ebeveynlik tutumlarıdır. Veri toplama araçları; demografik bilgi formu, Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ), (Demir ve Şendil, 2007) ve Duygu Stili Ebeveynlik Ölçeği'dir (Lagacé-Séguin, 2005). Katılımcılar; İstanbul, Büyükçekmece ilçesi Akçansa Fatih Sultan Mehmet Ortaokulundaki öğrencilerin anneleri arasından, gönüllülük ilkesine bağlı olarak belirlenmiştir. Örneklem, deney grubunda 43 kişi ve kontrol grubunda 41 kişi olmak üzere 84 kişiden oluşmaktadır. Deney grubuna ön test, DKEE ve son test uygulanmıştır. Kontrol grubuna yalnızca ön test ve son test uygulanmış, başka bir çalışma yapılmamıştır. Deney ve kontrol gruplarının ebeveynlik tutumlarının son test puanları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını araştırmak için, tek yönlü kovaryans analizi (One-way ANCOVA) yapılmış, veriler .05 istatistiksel anlamlılık seviyesi üzerinden değerlendirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre; Duygu Koçu Ebeveynlik Eğitimi'ne katılan deney grubundaki annelerin demokratik ebeveyn tutumu puanları ve duygu koçu ebeveyn puanları, kontrol grubundaki annelere göre anlamlı biçimde artmıştır. Deney grubundaki annelerin otoriter ebeveyn tutumu puanları, duyguyu dikkate almayan ebeveyn tutumu puanları ve aşırı koruyucu ebeveyn tutumu puanları kontrol grubundaki annelerin puanlarına göre anlamlı biçimde azalmıştır. Analiz sonucunda, deney grubundaki annelerin, izin verici ebeveyn tutum puanlarında kontrol grubundaki annelere göre anlamlı bir değişikliğe rastlanmamıştır. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmıştır.

Aile eğitimiAile tutumuAna-baba eğitimi+7
Ayşe Kızıltan Ütkü
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Engelli çocuğa sahip olan anneler ile engelli çocuğa sahip olmayan annelerin depresyon düzeylerinin ve problem çözme becerilerinin incelenmesi

Toplumun temel taşını oluşturan aileler, zaman zaman hayatlarında bazı ruhsal sorunlar yaşayabilir ve bunları çözmek için farklı yollar izleyebilirler. Ancak engelli aileleri, engelli çocuklarına dair yaşadıkları psikolojik, duygusal, fiziksel, ekonomik ve sosyal sorunları çözmede etkisiz kalabilirler. Özellikle anneler, engelli bir çocuğa sahip olmakla birlikte daha fazla sorumluluk üstlenmekte ve bu sorunları daha yoğun yaşamaktadırlar. Ancak engelli annelerinin ruhsal sorunlar ve problemleri çözmede güçlük yaşamasının tek nedeni engelli bir çocuğu sahip olmak değildir. Araştırmalar engelli bir çocuğa sahip olmanın dışında ruhsal sorunları ve problem çözmeyi etkileyebilecek pek çok faktör olduğunu bildirmektedir. Bu bilgiler doğrultusunda araştırmanın amacı, engelli çocuğa sahip olan annelerin depresyon düzeylerini ve problem çözme becerilerini, engelli çocuğa sahip olmayan annelerle karşılaştırarak incelemektir. Araştırmanın örneklemi İstanbul'un Silivri ilçesinde bulunan Özel Silivri Özel Eğitim Ve Rehabilitasyon Merkezi'nde eğitim gören 40 engelli çocuk annesi ve yine aynı ilçede yaşayan 37 sağlıklı çocuğa sahip anneden oluşmaktadır. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Beck Depresyon Ölçeği ve Problem Çözme Becerileri Ölçeği uygulanmış, elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 15.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda verilerin normal dağılmamasında ve homojen olmamasından dolayı, engelli çocuğa sahip olan ve olmayanların depresyon ve problem çözme düzeylerinin incelenmesi için parametrik testlerden bağımsız örneklem t testi kullanılmıştır. Diğer taraftan engelli çocuğa sahip annelerin depresyon ve problem çözme düzeylerinin yaşlarına, eğitim durumlarına, gelir düzeylerine, çocuklarının engelli tanısı aldıklarından bu zamana geçen yıla ve çocuklarının kaç yıldır özel eğitim aldıklarına göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla Kruskal Wallis H tekniği kullanılmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında 0,05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, engelli çocuk annelerinin depresyon düzeylerinin ve problem çözme becerilerinin normal sınırlar içerisinde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca engelli çocuğa sahip olmanın, annelerin yaşlarının, eğitim durumlarının, gelir düzeylerinin, çocuklarını engelli tanısı aldıklarından bu zamana geçen yılın ve çocuklarının kaç yıldır özel eğitim aldıklarının depresyon ve problem çözme becerileri üzerinde etkisi olmadığı bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Depresyon, problem çözme becerisi, engelli çocuğa sahip anne.

Aile sağlığıAile sorunlarıAile tutumu+7
Handan Demirkıran
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anaokulunda çocuğu olan ebeveynlerin sosyal kaygı, ebeveyn kaygısı ve psikolojik yardım arama davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi: Avcılar ilçesi anaokulu örneği

Bu araştırma sosyal kaygı, ebeveyn kaygısı ve psikolojik yardım arama davranışları arasındaki ilişkiyi anaokulunda çocuğu bulunan yetişkinlerden oluşan bir örneklemde incelemeyi amaçlamaktadır. İlişkisel tarama modeline göre kurgulanan araştırmanın örneklemi Avcılar ilinde yaşayan ve çoğu anaokuluna giden ebeveynlerdir. Araştırmanın örneklemini belirleme sürecinde uygun örnekleme yönteminden faydalanılmıştır. Bu doğrultuda belirlenen örneklem Avcılar ilinde yaşayan 286 kişiden oluşmaktadır. Araştırmanın verilerini elde etmek için ise "Kişisel Bilgi Formu", "Lıebowıtz Sosyal Kaygı Ölçeği", "Ebeveyn Kaygısı Ölçeği" ve "Psikolojik Yardım Almaya İlişkin Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS 26 istatistik proğramı kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda, anaokulunda çocuğu olan ebeveynlerin psikolojik yardım almaya ilişkin tutumları ile sosyal kaygı ve ebeveynlik kaygısı arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edildi. Bunun yanında, psikolojik yardım almaya yönelik tutum, sosyal kaygı ve ebeveynlik kaygısının yaş, eğitim düzeyi, eşin eğitin düzeyi ve gelir düzeyine göre farklılaştığı buna karşın daha önceden psikolojik yardım desteği alma durumuna göre farklılaşmadığı tespit edildi.

AnaokullarıEbeveyn-çocuk ilişkisiEbeveynler+5
Eren Yalçın
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuğun benlik kavramının olumluluğu, annenin mükemmeliyetçiliği ve anne kabul red algısı arasındaki ilişkilerin incelemesi

Bu çalışmanın amacı, annenin mükemmeliyetçiliğinin çocuğunun benlik kavramına olan etkisinde anne kabul-red algısının biçimlendirici etkisini incelemektir. Bu amaçla yaş ortalamaları 39.7 olan 150 anneye "Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği", araştırmaya katılan annelerin yaş ortalamaları 12.6 olan 150 çocuğuna ise "Piers-Harris Çocuklar İçin Öz Kavramı Ölçeği" ve "Ebeveyn Kabul Red Ölçeği Anne Kısa Formu" uygulanmıştır. Yapılan analizlerin sonuçlarına göre annenin kendine yönelik mükemmeliyetçiliği ve toplumsal beklentiye yönelik mükemmeliyetçiliğinin, çocuğun benlik kavramının olumluluğu ile olan ilişkisinde anneden algılanan sıcaklık-duygulanım, düşmanlık-saldırganlık, umursamazlık-ihmal ve farklılaşmamış reddin biçimlendirici değişken olmadığı bulunmuştur. Diğerlerine yönelik mükemmeliyetçiliğin ise anne kabul-reddin alt boyutları arasında yer alan sıcaklık alt boyutu ile bir arada biçimlendirici etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Araştırmanın bulgularına bakıldığında, annenin mükemmeliyetçiliği ile çocuğun öz-kavramı arasındaki ilişki incelendiğinde kendine yönelik mükemmeliyetçilik ve diğerlerine yönelik mükemmeliyetçiliği çocuğun benlik kavramının olumluluğunu negatif yönde yordadığı saptanmıştır. Annenin kendine yönelik mükemmeliyetçilği ve diğerlerine yönelik mükemmeliyetçiliği arttıkça öz-kavramın olumluluğu azalmaktadır. Toplumsal beklentiye yönelik mükemmeliyetçiliğin ise çocuğun benlik kavramı üzerinde yordayıcı bir etkiye sahip olmadığı saptanmıştır. Çalışmanın sonuçları yapılmış benzer çalışmalar ile ve teorik bilgi ile karşılaştırılmıştır.

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerBenlik kavramı+4
Gözde Özçiçek Kala
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Otizmli çocuğu olan ebeveynlerin otizme yönelik söylemleri

Bu çalışmanın amacı, otizm tanısı almış çocuğu olan ebeveynlerin otizme ve otizmli çocuklarına dair ne tür açıklamalarda bulunduklarını ve bu açıklamalarına kaynaklık eden "açıklayıcı repertuarların" neler olduğunu incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, 4 ile 11 yaşları arasında otizmli çocuğu olan, İstanbul'da yaşayan 10 ebeveynle yarı-yapılandırılmış birebir derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler, katılımcıların onayı dahilinde ses kayıt cihazıyla kaydedilmiş ve daha sonra yazıya aktarılmıştır. Görüşme metinleri "söylem analizi" ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada kullanılan söylem analizi, Wetherell ve Potter'ın (1988) "açıklayıcı repertuarlar" yaklaşımına dayanmaktadır. Görüşmelerin analizi sonucunda, ebeveynlerin otizme yönelik açıklamalarına kaynaklık eden 6 farklı repertuara ulaşılmıştır: "Farklılık olarak otizm", "tıbbi problem olarak otizm", "engel/yetersizlik olarak otizm", "dini imtihan olarak otizm", "ötekileştirilme deneyimi olarak otizm", "kişisel gelişim imkanı olarak otizm". Katılımcıların açıklamalarına kaynaklık eden bu repertuarların, otizme yönelik toplumsal söylemlerle bağlantılı olduğu kadar katılımcıların dini inançları ve bireysel deneyimleriyle de ilişkili olduğu görülmektedir. Buna göre, katılımcılar, otizmli bir çocuğa sahip olma durumunu zorlayıcı ve yıkıcı bir durum olarak tanımlarken bir yandan da bu durumla baş etmede dini inanç alanından ve bireysel gelişim söyleminden destek almaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Otizm, ebeveyn kabulü, ötekileştirme, söylem analizi, açıklayıcı repertuarlar

Ebeveyn kabul veya reddiEbeveyn-çocuk ilişkisiEbeveynler+5
Dilek Demirbaş
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çocuk saldırganlığına yönelik anne baba tutum ölçeği

Günümüzde saldırganlık ve şiddetin tüm dünyada ve ülkemizde her geçen gün artış gösterdiği yazılı, görsel ve dijital medya aracılığıyla ortaya koyulmaktadır. İnsan yıkıcılığının bireysel ve toplumsal bağlamda ortaya çıktığı; savaş, salgın hastalıklar, doğanın tahrip edilmesi, kadına, çocuklara, hayvanlara yönelik şiddet, ayrımcılık ve zorbalık gibi durumlar saldırganlığın kökenlerini araştırmayı ve bu konuda önleyici çalışmalar yapmayı önemli kılmaktadır. Alanyazında şiddet ve saldırganlığın sebeplerini ortaya koyan bilimsel araştırmalar incelendiğinde, anne ve baba tutumlarının çocuk saldırganlığı üzerinde önemli bir etkisi olduğuna dair çeşitli bulgulara rastlanmaktadır. Saldırganlık ve anne baba tutumları üzerine araştırma yapabilmek adına çeşitli ölçme araçları incelendiğinde, bu iki konuyu ayrı ayrı değerlendiren ölçekler olmasına karşın, çocuk saldırganlığı karşısında anne ve babaların nasıl tepkiler verdiğini bir arada inceleyen bir ölçeğe rastlanamamıştır. Bu bağlamda, araştırmanın temel amacı çocuk saldırganlığına yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Ölçeğin teorik alt yapısı psikanalitik kurama dayanamaktadır. Ölçek geliştirme sürecinin geçerlik ve güvenirlik analizleri çatısı altında; kapsam geçerliği, yapı geçerliği ve ölçüt geçerliği; güvenirlik analizleri kapsamında ise; iç tutarlılık kat sayıları (cronbach alpha) hesaplanmış ve test tekrar test uygulaması yapılmıştır. Açımlayıcı, doğrulayıcı faktör analizleri ve test tekrar test uygulaması toplam 1048 kişiden oluşan üç farklı örneklem üzerinde gerçekleştirilmiştir. Yapı geçerliği kapsamında uygulanan açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri sonucunda 5 faktörden ve 36 maddeden oluşan bir ölçek ortaya çıkmıştır. Ölçeğin geneline ait güvenirlik katsayısı olan cronbach alpha değeri .80 olarak bulunmuştur. Ölçeğin alt boyutlarına ait iç tutarlılık kat sayıları ise; Saldırgan Tutum: Sözel/Eylemsel için .81, Kapsayıcı Tutum için .88, Doyum Odaklı Tutum için .73, Çöken Tutum için .76 ve 2 son olarak Katı/Kuralcı Tutum için .80 olarak tespit edilmiştir. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda ortaya çıkan uyum iyiliği indekslerinin; χ2/Sd (1715.47/584) = 2.93, IFI=.95, NFI=.93; CFI=.95; SRMR: .066; RMSEA=.058 değerlerine sahip olduğu gözlenmiştir. Ölçüt geçerliği kapsamında ölçeğin, Kapsayıcı İşlev Ölçeği (KİÖ) ile olan ilişkisini değerlendirek için Pearson Korelasyon analizi uygulanmış ve her iki ölçeğin alt boyutları arasında anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Ölçeğin farklı uygulamalardaki kararlılığını ölçen test tekrar test uygulamasında tutarlı sonuçlar elde edilmiştir. Tün bu veriler ışığında Çocuk Saldırganlığına Yönelik Anne Baba Tutum Ölçeği'nin iyi düzeyde psikometrik özelliklere sahip ve geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu ortaya koyulmuştur. Anahtar Kelimeler: Saldırganlık, anne baba tutumları, çocuk yetiştirme, ölçek geliştirme, yaratıcılık, davranım problemleri

Ebeveyn-çocuk ilişkisiEbeveyn-çocuk çatışmasıSaldırganlık+4
Petek Halman Kara
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveyn erken dönem uyumsuz şemalarının çocuğun problem davranışları ile ilişkisinde ebeveyn bağlanma stilinin aracı etkisi

Bu araştırmanın temel amacı, annelerin erken dönem uyumsuz şemalarının çocuğun problem davranışları ile ilişkisinde ebeveyn bağlanma stilinin aracı etkisini incelemektir. Buna ek olarak annenlerin erken dönem uyumsuz şemaları, annelerin bağlanma stilleri ve çocukların problem davranışları değişkenleri sosyo-demografik verilere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırma örneklemini 4-6 yaş döneminde çocuğu olan 211 anne oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan annelere Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri – II (YİYE-II, Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 (YŞÖ-KF3), Güçler ve Güçlükler Anketi (4/17) Ebeveyn Formu (GGA) ve Sosyo-Demografik Bilgi Form uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, annenin zedelenmiş otonomi şema alanı ve çocuk problem davranış ilişkisinde annenin kaygılı bağlanma stili aracı etki göstermezken kaçıngan bağlanma stilinde kısmi aracılık etkisi görülmüştür. Annenin kopukluk ve reddedilmişlik şema alanı ve çocuk problem davranış ilişkisinde annenin kaygılı ve kaçıngan bağlanma stili kısmi aracılık etkisi göstermektedir. Annenin zedelenmiş sınırlar şema alanı ve çocuk problem davranış ilişkisinde annenin kaygılı ve kaçıngan bağlanma stili tam aracı etki göstermektedir. Annenin diğeri yönelimlilik şema alanı ve çocuk problem davranış ilişkisinde annenin kaygılı ve kaçıngan bağlanması kısmi aracılık etkisi göstermektedir. Ayrıca annelerin yüksek standartlar şema alanının çocuk sayısı ve öğrenim düzeyi değişkenlerine göre, zedelenmiş sınırlar şema alanının annenin yaşı ve çocuğun yaşı değişkenlerine göre, diğeri yönelimlilik şema alanının çocuğun yaşı değişkenine göre ve anne kaçıngan bağlanma stilinin anne öğrenim düzeyine göre, çocuk problem davranışlarının ise annenin öğrenim düzeyi ve annenin yaşı değişkenlerine göre anlamlı bir farklılaşma gösterdiği görülmüştür. Araştırma sonuçlarının çocukların problem davranışlarının ortaya çıkmasında ebeveynlerin erken dönem uyumsuz şemalarının, bağlanma stillerinin ve diğer risk faktörlerinin değerlendirilebilmesine katkı sağlamasının yanı sıra elde edilen bulguların ebeveyn psiko-eğitim programlarına da kaynak oluşturulabileceği düşünülmektedir.

Ana-babaya bağlanmaBağlanmaBağlanma stilleri+7
Ecem Demirtürk
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

10-11 yaş çocuklarında çizgi roman okumanın anne çocuk ilişkisine etkisi

Bu çalışmanın amacı 10-11 yaş çocuklarında çizgi roman okumanın anne çocuk ilişkisine etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın tipi ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel çalışmadır. Araştırmanın evrenini Kayabey Şehit Ferruh Kulaoğlu Ortaokulunda öğrenim gören 126 beşinci sınıf öğrencisi ve bu öğrencilerin annesi, çalışma her grupta 30 kişi olmak üzere 60 anne ve 60 çocukla tamamlanmıştır. Çalışmanın verileri "Bilgi Formu, Aile İçi Yakın İlişkilerde Deneyimler Ölçeği Kısa Formu ve Ebeveyn-Çocuk İlişkisi Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Deney grubundaki anne çocuk ikilileri 6 hafta boyunca haftada 1 gün, günde 20-30 dk belirlenen çizgi romanları birlikte okumuşlardır. Deney grubunda yer alan çocukların müdahale öncesi bağlanma kaçınması (19.46 ± 9.64) düzeyinin müdahale sonrası bağlanma kaçınması düzeyinden (15.43 ± 9.56) anlamlı olarak daha düşük olduğu saptanmıştır (p< .01). Deney grubunda yer alan annelerin müdahale öncesi olumsuz ebeveyn çocuk ilişkisi (20.06 ± 3.39) düzeyinin müdahale sonrası olumsuz ebeveyn çocuk ilişkisi düzeyinden (14.13 ± 3.35) anlamlı olarak daha yüksek olduğu saptanmıştır (p< .01). Benzer şekilde, kontrol grubunda yer alan annelerin müdahale öncesi olumsuz ebeveyn çocuk ilişkisi (19 ± 3.41) düzeyinin müdahale sonrası olumsuz ebeveyn çocuk ilişkisi düzeyinden (13.83 ± 3.46) anlamlı olarak daha yüksek olduğu saptanmıştır (p< .01). 10-11 yaş çocuklarında çizgi roman okumanın olumlu anne çocuk ilişkisini artırmada, olumsuz anne çocuk ilişkisini ve bağlanma kaçınmasını azaltmada etkili olduğu belirlenmiştir. Okullarda olumlu anne çocuk ilişkisinin desteklenmesi, olumsuz anne çocuk ilişkisinin azaltılması ve güvenli anne çocuk bağlanmasının desteklenmesi için çizgi roman okumalarının teşvik edilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Çizgi Roman, Ebeveyn Çocuk İlişkisi, Bağlanma Kaçınması, Bağlanma Kaygısı

Ana-babaya bağlanmaAna-çocuk ilişkisiBağlanma+5
Melike Sökmen
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkinlikte gözlenen dikkat eksikliği hiperaktivite, yaygın anksiyete bozukluğu semptomları; algılanan ebeveyn ilişkisi ve bilişötesi farkındalık olgularının birbirleriyle olan ilişkilerinin değerlendirilmesi

Bu araştırmada; yetişkinlikte gözlenen dikkat eksikliği hiperaktivite, yaygın anksiyete bozukluğu semptomları çalışmanın konusu olarak belirlenmiştir. Bu konuya bağlı olarak da yetişkinlikte gözlenen dikkat eksikliği hiperaktivite ile yaygın anksiyete bozukluğu semptomları arasındaki ilişkinin, algılanan ebeveyn ilişkisi ve bilişötesi farkındalık olgularıyla değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Denizli Pamukkale Üniversitesinin Eğitim Fakültesinde öğrenim gören farklı bölümlerden 501 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında; "Erişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Kendi Bildirim Ölçeği", "Yaygın Anksiyete Bozukluğu testi-7" "Algılanan Ebeveyn İlişkisi Tutumu Algısı Ölçeği" ve "Bilişötesi Farkındalık Envanteri" kullanılmıştır. Katılımcıların demografik verilerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, katılımcıların dikkat eksikliği puan ortalaması 20.77 ve hiperaktivite puan ortalamaları 20.78 bulunmuştur. Sosyal bilimler öğretmenliği bölümünde öğrenim görenlerin, matematik öğretmenliği bölümünde öğrenim görenlere oranla dikkat eksiklikliklerinin olduğu düşüncesine daha fazla sahip oldukları görülmüştür. Sınıf öğretmenliği ve sosyal bilimler öğretmenliğinde öğrenim görenlerin yaygın anksiyetiye bozukluğu puanları bilgisayar ve öğretim teknolojileri ve okul öncesi öğretmenliği bölümlerinde öğrenim görenlere oranla anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Bilişötesi farkındalığın hata ayıklama alt boyutunda bilgisayar ve öğretim teknolojileri bölümünde öğrenim görenlerin puanları okul öncesi öğretmenliğinde öğrenim görenlere oranla anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca hata ayıklama alt boyutunda dördüncü sınıfta öğrenim görülenlerin puanları birinci sıradakilere oranla anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Korelasyon analizleri sonucunda, hiperaktivite ile yaygın anksiyetiye, dikkat eksikliği ve bilişötesi farkındalık envanterinin işlemsel bilgi alt boyutu arasında pozitif yönlü çok zayıf bir korelasyon ilişkisi bulunmuştur. Bilişin bilgisi alt boyutu ile ilgisiz, koruyucu, demografik anne tutum algısı arasında negatif yönlü çok zayıf bir korelasyon, koruyucu baba tutumu arasında pozitif yönde çok zayıf bir korelasyon ilişkisi bulunmuştur. Bilişin düzenlenmesi alt boyutu ile ilgisiz, koruyucu anne tutumu arasında negatif yönlü çok zayıf bir korelasyon ilişkisi olduğu görülmüştür. Bilişötesi farkındalık envanteri ile ilgisiz ve demogratik anne tutumu arasında negatif yönlü çok zayıf bir korelasyon ilişkisi bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Dikkate eksikliği hiperaktivite, yaygın anksiyetiye bozukluğu, algılanılan ebeveyn ilişkisi, bilişötesi farkındalık

Ana-baba tutumuAnksiyeteAnksiyete bozuklukları+5
Osman Arslan
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul ve lise çağındaki 12-17 yaş çocuklarının ebeveynleriyle olan ilişkilerinin internet oyun oynama bozukluğuna etkisi

İnternet ve oyunlar günümüz dünyasında ulaşılabilirliği çok kolay bir konuma gelmiştir. Bu ulaşılabilirlik birçok olumsuz duruma yol açabiliyor. Bu olumsuz durumlardan ise en çok etkilenenler çocuklar ve ergenler oluyor. Bu araştırmanın amacı 12-17 yaş arasındaki çocukların ebeveynleriyle olan ilişkilerinin internet oyun oynama bozukluğu ile ilişkisini incelemektir. Araştırmanın örneklemini İstanbul ili Kadıköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı bulunan resmi olarak okuyan öğrenciler ve ebeveynleri oluşturmaktadır. Bu evrenin içinden 160 öğrenci ve 160 ebeveyn seçilmektedir. Araştırmada katılımcılar Sosyo-demografik Form, İnternet Oyun Oynama Bozukluğu Ölçeği(İOOB) ve Ebeveynin Çocuğuyla İletişimi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, minimum, maksimum gibi tanımlayıcı istatistiklerden faydalanılmıştır. Verilerin analizinde parametrik testlerden faydalanılmıştır. Bağımsız 2 grubun ortalamaları karşılaştırılmasında bağımsız örneklem t testi, 2'den fazla bağımsız grubun karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi (One-way ANOVA) testi sonucu kullanılmıştır. ANOVA testinde grup farklılıkları için varyans homojenliği sağlanıyorsa Tukey HSD, sağlanmıyorsa Tamhane çoklu grup karşılaştırma testi kullanılmıştır. Ölçeklerin ilişki analizinde Pearson korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Ölçeklerin güvenilirlik analizinde Cronbach's alpha katsayısı kullanılmıştır. Tüm test sonuçları 0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir.

Bilgisayar oyunlarıEbeveyn-çocuk ilişkisiLise öğrencileri+6
Murat Güvener
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveynlerin çocukluk çağı travmalarının, ebeveyn tutumları ve ebeveyn-çocuk ilişkileri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, annelerin yaşamış olduğu çocukluk çağı travmalarının ebeveyn tutumları ve çocukları ile olan ilişkileri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma İstanbul'da 4–6 yaş arası çocuğu olan, 389 annenin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada katılımcılara demografik bilgi formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (CTQ), Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ), Çocuk Anababa İlişki Ölçeği (ÇAİÖ) verilmiştir. Araştırma neticesinde demografik veriler ile yapılan karşılaştırmalarda farklılıklar saptanmıştır. Çocuk Anababa İlişki Ölçeği ile Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Çocuk Anababa İlişki Ölçeği ile Demokratik alt boyutu arasında negatif yönlü yüksek düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Çocuk Anababa İlişki Ölçeği ile Otoriter alt boyutu arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Çocuk Anababa İlişki Ölçeği ile Aşırı Koruyucu alt boyutu arasında negatif yönlü orta düzey bir ilişki bulunmuştur. Çocuk Anababa İlişki Ölçeği ile İzin Verici alt boyutu arasında negatif yönlü çok zayıf bir ilişki bulunmuştur. Demokratik alt boyutu ile Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği arasında negatif yönlü yüksek düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Otoriter alt boyutu ile Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Aşırı Koruyucu alt boyutu ile Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği arasında negatif yönlü orta düzey bir ilişki bulunmuştur. Çocukluk Çağı Travmaları, Demokratik tutum, Otoriter tutum, Koruyucu tutum ve İzin Verici tutum, Çocuk Anababa İlişkisini anlamlı düzeyde yordadığı belirlenmiştir.

Ana-baba tutumuAna-çocuk ilişkisiDemokratik tutum+2
Arzu Huseynzade
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

12-14 yaş çocuğu olan ebeveynlerin beslenme hakkında bilgi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi

Bu çalışma, 12-14 yaş aralığındaki çocuğa sahip ebeveynlerin beslenme konusundaki bilgi, tutum ve davranışlarını değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Kesitsel tarama modelinde yapılan çalışmaya 101 ebeveyn katılmıştır. Veriler, Erdem (2016) tarafından geliştirilen çocuk besleme anketi ile toplanmış, SPSS 23 programı ile analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre ebeveynin yaşı, eğitimi, gelir durumu, çocukta hastalık/alerji varlığı gibi değişkenler çocuk besleme davranışlarını ve ebeveyn algılarını istatistiksel olarak anlamlı düzeyde etkilemektedir. Sonuçlar, ebeveynlerin beslenme tutum ve davranışlarını etkileyen çok sayıda sosyo-demografik faktör olduğunu ortaya koymaktadır.

BeslenmeBeslenme bilgisiBeslenme ve yeme bozuklukları-çocukluk çağı+7
Yelda Sönmez
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönem çocuklarının karşıt olma karşı gelme bozukluğu ile ebeveynlerinin ebeveynlik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada okul öncesi dönem çocuklarının Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu ile ebeveynlerinin ebeveynlik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Tarama modelinde hazırlanmış olan bu nicel araştırmanın örneklemini Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden çocuklar ve bu çocukların ebeveynleri oluşturmuştur. Araştırmada Ebeveyn Bilgi Formu, Erken Çocukluk Envanteri- 4 Ebeveyn Formu (EÇE-4: EF) ve Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ) kullanılmıştır. Çalışmanın verileri, SPSS-26 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Toplanan 1002 veri içerisinden Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu olan 74 çocuk belirlenmiş ve analizler bu 74 çocuğa ait veriler üzerinden yürütülmüştür. Yapılan analizler sonucunda Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu ile demokratik ebeveynlik tutumu arasında negatif yönlü, Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu ile otoriter ebeveynlik ve izin verici ebeveynlik tutumları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu ile aşırı koruyucu ebeveynlik tutumu arasında ise anlamlı düzeyde bir ilişki bulunmamıştır. Ebeveynlerin benimsediği "otoriter tutum" ve "izin verici tutum" düzeylerinin düşük olduğu; "demokratik tutum" ve "aşırı koruyucu tutum" düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin ebeveynlik tutumlarının çocuğa yakınlık durumlarına göre demokratik ebeveynlik ve otoriter ebeveynlik tutumlarında; çocuk sayılarına göre demokratik ebeveynlik tutumunda ve anne eğitim durumuna, baba eğitim durumuna, annenin çalışma durumuna, çocuğun okul öncesi eğitim alma süresine ve çocuğun doğum sırasına göre aşırı koruyucu ebeveynlik tutumunda anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Okul öncesi dönem çocuklarının Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu ortalamalarının düşük ve orta düzey sınırında olduğu saptanmış ve çocukların Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğunun baba eğitim durumuna ve ailenin aylık gelirine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir.

Ebeveyn-çocuk ilişkisiErken çocuk eğitimiÇocuk-okul öncesi
Melek Akyapı
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

1920-1930 yılları arasında yayımlanmış Türk romanlarında görülen değerler üzerine bir araştırma

Bu çalışmada 1920 ilâ 1930 dönemi Türk romanları taşıdıkları değerler açısından incelenmiştir. Araştırmanın birinci bölümünde değer kavramı, değerlendirme, değer atfetme ve değer biçme arasındaki farklar; değer kavramı konusundaki sosyal, psikolojik ve felsefî görüşler aktarılmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde tespit edilen değerlerin tanımları ve seçilip incelenen romanların özellikleriyle ilgili kavramsal bir çerçeve oluşturulmuştur. Araştırmanın amacı, önemi, sınırlılıkları ve tanımları belirtilmiştir.Çalışmamızda, betimsel alan araştırması yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 1920-1930 yılları arasında yazılmış Türk romanları; örneklemini ise bu döneme ait ulaşabildiğimiz romanlar oluşturmuştur.Eserlerde işlenen değerler, ilgili kitaplardan fişlenerek bilgisayara aktarılmış, elde edilen veriler nitel açıdan sınıflandırıldıktan sonra, genel değer yargıları açısından yorumlanmıştır.Sonuçta söz konusu dönemde yazılan romanlarda dinî, ahlakî ve estetik değerleri yoğun olarak işlendiği, Batılılaşma anlayışının bir değer olarak yazarlar tarafından romanlarda işlendiği görülmüştür. Batılılaşmanın ortaya çıkardığı temel sorunlar dönem romanları tarafından irdelenmiştir. Asrî yaşam tarzının ahlakî değerlerde oluşturduğu yozlaşma ile aile bireyleri arasında oluşturduğu çatışma üzerinde çoğu dönem romanı durmuştur.Romanların sınıflamasında da belirttiğimiz gibi Tanzimat döneminden beri romanı, toplumu eğitme amacıyla kullanan yazarların bu niyetine yönlendirmeyi de eklediği görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Değer Kavramı, Cumhuriyet Romanı, Romanlarımızda İşlenen Değerler, Batılılaşma Sorunu

Baba- çocuk ilişkisiBatılılaşmaDeğerler+7
Serdar Özgün
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00

İlgili konular