Biology

121 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Sıçan mesane'si düz kası kasılma-gevşeme yanıtları üzerine ammonium pyrrolidine dithiocarbamate, SG-BENZ, caffeic acid phenil ester, atorvastatin kalsiyum'un etkileri

Mesanenin idrarın depolanması ve boşaltılması olmak üzere iki fonksiyonu mevcuttur. İdrarın depolanmasında işlevsel bir sfinkter, boşaltılmasında ise düz kas liflerinin yaptığı bir ağ şeklinde olan işlevsel bir detrüsor gerekmektedir. Detrüsör kasıldığında mesane içi basınç artar ve mesane boşalır, gevşediğinde ise mesane içi basınç azalır ve idrar depolanır. Mesane dolumu sırasında doluluk hissi, mesane duvarının kas tabakaları içinde yerleşmiş reseptörler tarafından algılanmakta ve getirici sinirlerle iletilmektedir. Bu reseptörlerden α adrenerjik ve kolinerjik reseptörler kasılmada, β adrenerjik reseptörler ise gevşemede rol oynar. Bazı hastalıkların reseptörleri ve sinir sistemini etkileyerek nörojenik alt üriner sistem disfonksiyonlarına yol açtığını ve tedavi için kullanılan ilaçların tam olarak olmasa da nörojenik alt üriner disfonksiyonlarında aşırı aktif mesane, az aktif mesane durumlarına etkileri bildiren literatürler ışığında asetilkolin ile prekontrakte mesane düz kaslarında sg-benz, atorvastatin,cape, pyrolidin uygulanarak mesane düz kaslarında nasıl cevaplar verdiği araştırılmıştır. Çalışma 4 grupta gerçekleştirilmiştir. Cape, atorvastatin kalsiyum, pyrrolidine ile sg-benz gruplar ve her grupta yaklaşık 10 hayvan olmak üzere toplam 40 hayvan ile çalışılmıştır. Deneyde kullanılacak olan sıçan tartıldıktan sonra servikal dislokasyonla öldürülüp orta median hattan insizyon açılarak mesanenin üreter girişlerinde kalan gövde kısmı çıkarılmıştır. İzole mesaneler Krebs-Henseleit solüsyonunun içerisinde izole organ banyosuna monte edilmiştir. KCl ile organların canlılığı test edilmiş ve prekontraksiyon için mesaneye Ach verilmiştir. CAPE, Atorvastatin kalsiyum, pyrrolidine veya SG-BENZ 10-9 - 3x10-4 M dozlarında kümülatif olarak verilerek kasılma veya gevşeme cevapları izometrik transduser aracılığıyla data acquisition analiz sisteminde kaydedilmiştir. Gruplar arasında belirli dozajlarda anlamlı farklılıklar bulunurken en yüksek gevşeme cevapları sg-benz uygulanan preperatlarda görülmüştür. Bütün maddelerin gevşeme cevabı gösterdiği ortak dozun 3x10-6 M olduğu saptanmıştır. Bu dozajda sg-benz bütün maddelerden anlamlı olarak daha fazla gevşeme cevabı oluşturmuştur. Sonra sırasıyla pyrrolidine, ator ve cape'nin geldiği gözlenmektedir. Sonuç olarak bütün maddeler Ach ile prekontrakte mesane düz kası preperatlarında doza bağlı artan gevşeme cevapları oluşturmuştur. Anahtar kelimeler; Sıçan, Ammonium Pyrrolidine Dithiocarbamate, Atorvastatin Kalsiyum, Caffeıc Acid Phenıl Ester, SG-BENZ.

BiyolojiFizyoloji
Okan Ali İnan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Adıyaman, Malatya ve Şanlıurfa illerinde Geometridae (Lepidoptera) faunası ve sistematiği üzerine araştırmalar

Bu çalışma, 2015-2020 yılları arasında Adıyaman, Malatya ve Şanlıurfa illerinde yayılış gösteren Geometridae türlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma süresince Robinson ışık tuzağı, perde ışık tuzağı ve atrapla süpürme metotları ile araştırma bölgesinden toplam 2688 Geometridae ergin örneği elde edilmiştir. Yakalanan ergin örnekler etil asetatlı öldürme şişelerine alınıp öldürülerek saklama kavanozlarına aktarılmıştır. Araziden elde edilen ergin örnekler entomoloji laboratuvarına getirilmiş ve standart müze metotlarına uygun bir şekilde gerilerek teşhis işlemleri için Gaziantep Üniversitesi Biyoloji Bölümü Entomoloji Laboratuvarında bulunan böcek dolaplarında muhafaza altına alınmıştır. Teşhis işlemleri sonucunda Geometridae familyasından 4 altfamilya içerisinde, 54 cinse ait 99 tür tespit edilmiştir. Ayrıca, Adıyaman'dan 68 tür, Malatya'dan 58'tür ve Şanlıurfa'dan 16 tür bu çalışma ile ilk kez kayıt edilmiştir. Her bir tür için morfolojik tanımlamalar yapılmış ve ergin büyüklükleri verilmiştir. Ayrıca bu türlere ait ergin, kanat ve genital yapılarının fotoğrafları sunulmuştur. Bunun yanı sıra, literatürlere göre türlerin konukçu bitkiler ve zoocoğrafik yayılışları verilmiştir. Bu çalışmanın sonuçları, Türkiye Geometridae faunasının ve yayılışının belirlenmesine katkılar sunmuştur.

AdıyamanBiyolojiEntomoloji+4
Mürşit Ömür Koyuncu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Acil tıp çalışanlarının (KBRN) kimyasal, biyolojik, radyolojik, nükleer kazalara karşı ilgi, bilgi ve tutum durumu araştırması

Toplumu etkileyen bütün travmatik olaylarda ilk başvuru noktası olan acil servislerin mevcut kaotik yapısına KBRN (kimyasal, biyolojik, radyolojik, nükleer) kaynaklı bir olayda yeni ve karmaşık yüklerin gelmesi kaçınılmazdır. Tez çalışmamızda; kaza, afet, sabotaj ve terör kaynaklı muhtemel KBRN tehditlerine yönelik acil tıp çalışanlarının (acil tıp uzmanı, acil tıp asistanı, paramedik, acil tıp teknisyeni ve hemşireler) hazırlılık durumlarının ölçülmesi hedeflenmiştir. Acil servis çalışanlarının KBRN tehditleri ve kazalarına yönelik ilgi, bilgi ve tutumlarının yanısıra hastane ve acil servislerin fiziki donanımlarının ve acil servis-hastane, hastane-ilgili kurumlar (AFAD, Sağlık Bakanlığı, UMKE vb.) arası KBRN koordinasyonunun tesbiti; KBRN hazırlığında eksikliklerin giderilmesine ve yol haritasının ortaya konulmasına katkı sağlayacaktır. Üniversite, devlet ve özel hastanelerdeki acil tıp çalışanlarına yüzyüze ve elektronik ortamda ulaşılarak 23 sorudan oluşan bir anket formu uygulanmıştır. Sorulardan üçü demografik bilgilerle ilgili, yirmisi KBRN tehditlerine yönelik farkındalığı, acil servislerin mevcut KBRN hazırlık kapasitesini (dekontaminasyon, kişisel koruyucu ekipman, eğitim ve tatbikat durumu, kurum içi ve kurumlararası koordinasyon) ölçmeye yöneliktir. Çalışmamıza 436 acil tıp çalışanı katılmıştır. Katılımcıların % 42'si (n=183) acil tıp uzmanı , % 17.4'ü (n=76 ) acil tıp asistanı, % 8.3'ü (n=36) acil tıp teknisyeni, % 11.5'i (n=50) paramedik, % 20.9'u (n=91) hemşiredir. Acil tıp çalışanlarının % 46.6'sı (n=203) KBRN vakalarına yaklaşım konusunda kendisini geliştirmek istediğini , % 39'u (n=170) KBRN konusunun şu an öncelikleri arasında olmamakla birlikte konunun öneminin farkında olduklarını ifade etmişlerdir. Karşılaşılan KBRN vakalarında % 39,9 (n=174) oranlı kimyasal maddeleri, % 12,4 (n=54) oranıyla tehlikeli/patlayıcı maddeler izlemektedir. Ankete katılan acil tıp çalışanlarının % 61.8'i (n=268) KBRN konusunda klinisyenlere yönelik KBRN eğitimi almadığını belirtmiştir. Eğitim alanların %88.3'ü (n=145) teorik düzeyde temel tıbbi KBRN eğitimi almıştır. KBRN tatbikatıyla ilgili bilgisi olmayanlar ve yapılan tatbikata katılmayanların toplamı % 87.6 (n=382)'dir. Katılımcıların sadece % 12.4'ü (n=54) hastane içi veya acil servis bünyesinde KBRN tatbikatına iştirak etmiştir. Anketimizi cevaplayanların %13,4'ü (n=60) hastane içi KBRN hazırlığına yönelik koordine birimiyle aktif irtibatlı olduğunu ifade etmiştir. Acil servise gelecek bir KBRN vakasında görev çerçevesi belirlenmemiş kişi sayısı % 81 (n= 353), muhtemel bir KBRN olayında uygulanması gereken prosedürlere yönelik bilgisi bulunmayan çalışan sayısı ise % 77,3'lük (n=337) orana tekabül etmektedir. Şüpheli bir KBRN olayında kişisel koruyucu ekipman giyebilecek durumda olan (mevcudiyetini ve yerini bilen) acil tıp çalışanının % 33,7 (n=147) oranında olduğu görülmüştür. Hastanede/Acil serviste KBRN vakaları için tanı ve teşhis ekipmanlarının mevcut olduğunu ifade edenler % 13,5 (n=59) oranındadır. Kamu tarafından (AFAD, YÖK, Sağlık Bakanlığı) hastaneye/acil servise KBRN hizmet desteği (eğitim, eğitim materyali, tatbikat desteği vb. fon ) sağlandığını beyan eden acil servis klinik şefleri sayısı % 7,1 (n=8)'dir. KBRN Olay Yönetim Sistemi açısından il çapında hastanenin rolünün belirlenmiş olduğu ve ilgili KBRN hizmet yürütücüsü kurumlarla protokolün mevcut olduğunu ifade eden acil servis klinik şeflerinin oranı % 17,2 (n=20)'dir. KBRN kaza ve olayları, hazırlık gerektiren ve ciddiye alınması gereken tehditlerdir. KBRN hazırlığının öneminin bilincindeki acil tıp çalışanları eğitim ve tatbikatla desteklenmeli, acil servislere KBRN kapasitesine yönelik fon sağlanmalı, ekipman ve tesbit cihazlarıyla desteklenmeli, kurum içi ve kurumlararası KBRN koordinasyonun artırılmalıdır. Anahtar Sözcükler: Acil servis, Acil tıp çalışanları, Hastane, Kazalar, KBRN tehditleri

Acil servis-hastaneAcil tıpBilgi+7
Akif Mehmet Dönmez
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Studying the IL10 (1082 A/G) gene polymorphism and serum fetuin-A levels in patients with COVID-19 in Iraq

The recently discovered novel coronavirus, "severe acute respiratory syndrome coronavirus-2 (SARS-CoV-2)," caused coronavirus disease 2019 (COVID-19). The virus was first detected in Wuhan, China, in December 2019, and spread rapidly throughout the world before being declared a global pandemic by the World Health Organization (WHO) on March 11, 2020. In the study, we estimate the serum Fetuin-A levels and serum Interleukin-10 in patients with COVID-19. This study included a total of (100) patients with COVID-19 infection. The patients' ages ranged from 30 to 70. Between January and March 2022, these patients were admitted to Al-Shefa hospital in Kirkuk, Iraq. In addition, 50 healthy people were included as a control group in this investigation. The current results showed that IL-10 (1082 A/G) in the patient group was very statistically significant at (p-value ≤0.01) in comparison with control groups. Fetuin-A in the patient group was statistically very important at (p-value ≤0.01) in comparison with control groups. The relationship between the genotype of the IL-10 gene and Fetuin-A in the patient group was much more measurably binding than in the control groups (p-value 0.01).

BiologyCOVID 19Fetuin A+2
Ersan Abdulatıf Husseın Husseın
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bacıllus sp.'den proteazın tespiti, optimizasyonu, saflaştırılması ve antimikrobiyal aktivitesinin belirlenmesi

Bu çalışmada, Bağdat(Irak) hastanelerinden yüz on iki farklı örnekten numune toplanmış olup örnekler balgam, idrar, dışkı, yara, yanık ve hastane atıklarını içermektedir. Toplanan örneklerden 21 Bacillus subtilis izolatı izole edilmiş ve tanımlanmıştır. Izole edilen tüm bakteriler proteaz enzimi üretme yeteneklerini belirlemek amacıyla test edilmiştir ve sonuçlar bakteri izolatlarının farklı derecelerde proteaz enzimi üretme değerine sahip olduğunu göstermektedir. Proteaz üretim testinin sonucuna göre proteaz üretiminin optimum koşullarını belirlemek için B8 izolatı seçilmiştir. Optimum karbon, azot ve fosfor kaynaklarının türü ve konsantrasyonları, ayrıca pH ve sıcaklık derecesi de belirlenmiştir. Sonrasında, mevcut çalışmada belirlenen optimum koşulda proteaz üretmek için B8 izolatı kullanılmıştır. Proteaz enzimi dört adım kullanılarak saflaştırılmıştır ve her adımdan sonra bunların spesifik aktiviteleri, protean konsantrasyonu ve ayrıca toplam aktivitesi belirlenmiştir. Son olarak salgılanan enzimin birçok patojenik bakteriye karşı antimikrobiyal etkileri tespit edilmiştir.

Biyoloji
Saıf Shamsaldeen Mohammed Al-gburı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Molecular detection of Hepatitis B DNA and hbx ‎antigen in patients under hemodialysis in ‎Kirkuk-Iraq

Our study was conducted in Kirkuk city between February 10 and December 10, 2022. The ages of 600 patients with chronic kidney disease on hemodialysis ranged from 20-75 years. The study also included 30 healthy control subjects. Blood samples were from each patient in this study for ‎determination of hepatitis B viral load by real-time PCR and detection specific HBx ‎antigen by tests using ELISA technique. The study showed that 8.33% of ‎HD patients have Positive PCR results for hepatitis B virus as compared with only 0% of the control group. The study showed the highest rate of HBV infection ‎among HD patients were in age ≥40 years and most of them were males. The study ‎showed that the rate of HBV infection was increased with increasing of dialysis ‎duration. The highest rate of patients with hepatitis B (42%) had viral load between ‎‎10.000 and 20.000 IU/mL. The study showed that 80% of HBV patients were with ‎HBx antigen and the highest viral load mean was found in patients with hepatitis B ‎with Positive HBx comparing with negative HBx HBV patients. Most of patients with cirrhosis and grade 3 of fibrosis were with positive HBx ‎antigen. The present study revealed that there was positive correlation between ALT ‎level and viral load in patients with chronic hepatitis B.‎

Biology
Darın Fıkrat Faeq Damerchı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Propolisin yara enfeksiyonlarından izole edilen staphylococcus aureus ve pseudomonas aerugınosa bakteri suşları üzerindeki antimikrobiyal aktivitesi

Propolis, bal arıları tarafından üretilen doğal ürünlerden biri olmakla beraber, antioksidan, antienflamatuar ve antimikrobiyal ajanlar gibi birçok yeni özelliğe sahiptir. Bu çalışmanın amacı etanolik ekstrakt propolis hazırlanması ve yaralardan izole edilen bazı bakterilere karşı antimikrobiyal etkisini değerlendirilmesidir. Al-Yarmouk Eğitim Hastanesi'ndeki başta cerrahi alan enfeksiyonları olmak üzere yaralardan yüz elli sürüntü örneği toplandı, daha sonra kan, MacConkey ve mannitol tuz besiyeri üzerinde kültürlendi. 130 tanesinde (%87) pozitif büyüme görüldü. Bakteri izolatları, Staphylococcus aureus ve Pseudomonas aeruginosa'yı saptamak için seçici besiyeri ve Vitek 2 kompakt sistemi kullanılarak tanımlanmış, izole edilen bu bakterilerin yüzdeleri sırasıyla %27, %20 olmuştur. Bu çalışmadaki izolatların çoğunda birden fazla antibiyotiğe karşı çoklu ilaç direnci gözlendi. Staphylococcus aureus'ta en yüksek antibiyotik direnci Penisilin (%100) ve Pseudomonas aeruginosa için Sefotaksim (%100) ve Gentamisin (%100) olmuştur. Etanolik ekstrakt propolis %70 etanol ve soxhlet aparatı kullanılarak hazırlanmış, ham propolis buharlaştırılmış ve belirlenen bakterilere karşı minimum inhibitör ve minimum bakterisidal konsantrasyonları tespit etmek için çeşitli konsantrasyonlarda propolis işlenmiştir. Etanolik ekstrakt propolisin MIC değerleri Staphylococcus aureus için anlamlı olarak 11,725-187,6 µg/ml arasında değişirken, MBC değerleri 23,45-375 µg/ml olarak bulunmuştur. Pseudomonas aeruginosa'da MIC ve MBC değerleri anlamlı olarak, sırasıyla 187,6-750 µg/ml ve 375-1500 µg/ml olarak bulundu.

Biyoloji
Naseer Jumaa Abdulhasan Abdulhasan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Oral yolla alınan organofosforlu bir insektisitin (Malathion) Pimpla turionellae L.'nın eşey oranına etkisi

Bu çalışmada organofosforlu bir insektisit olan malahtionun 0.001, 0.010, 0.100, 0.500 ve 1.000 ppm lik konsantrasyonlarının Pimpla turionellae'nın eşey oranı üzerine olan etkileri araştırıldı. Denenen malathion konsantrasyonlarından hiç biri toplam ergin birey çıkışına negatif bir etkide bulunmamıştır. 0.001, 0.010 ve 1.000 ppm malation toplam ergin birey çıkışını önemli derecede arttırmıştır. 0.010 ve 0.100 ppm malation dişi birey çıkışını arttırmasına rağmen yüksek malathion konsantrasyonları (0.500 ve 1.000 ppm) dişi birey çıkışını önemli derecede düşürmüştür. Kontrol grubunda %51.86 olan dişi çıkış oranı 1.000 ppm malation içeren besinle beslenen grupta %46.68 oranında azalarak %27.64'e düşmüştür. Erkek birey çıkışında ise en önemli fark 1.000 ppm malation içeren besinle beslenen grupta ortaya çıkmıştır. Kontrol grubunda %48.16 olan erkek birey çıkış oranı 1.000 ppm malation içeren besinle beslenen grupta %50.23 oranında artarak %72.36 ya yükselmiştir. Anahtar Kelimeler: Pimpla turionellae, insektisit, malation, eşey oranı

BiyolojiHymenoptera
Burcu Gülfer
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

TLR4 VE IL28B genleri polimorfizmlerinin tüberküloz enfeksiyonlarının insidansı ve gelişimine etkisi

Mycobacterium tuberculosis bakterisinin neden olduğu tüberküloz, bulaşıcı ve yaygın bir hastalık olup dünyadaki başlıca ölüm nedenlerinden biridir. Bu çalışmada, 100 tüberküloz hastasından balgam örnekleri alınmış olup Ziehl-Neelsen doğrudan muayene yöntemi kullanılarak 88'i TB pozitif, geri kalanı TB negatif bulunmuştur. Tüm örnekler L-J besiyerinde kültüre alınmış ve bakteri kültürü sonuçları %100 TB pozitif bulunmuştur. Balgam numuneleri ayrıca moleküler GeneXpert sistemi kullanılarak da incelenmiştir. Sonuçlar, MTB'nin varlığı veya yokluğu sinyaline ve rifampisin direncinin varlığı veya yokluğuna göre 6 seviyeye ayrılmıştır. Bu çalışmada hastalar 8 yaş grubuna ayrılmıştır. Hastaların yaşları 4 ile 85 yaş arasında değişmektedir. Sonuçlar, en yüksek hasta yüzdesinin %28 ile 25-34 yaş grubunda kaydedildiğini, bunu %21 ile 15-24 yaş grubunun, ardından %19 ile 45-54 yaş grubunun takip ettiğini ve %10 ile 35-44 ve 54-64 yaş gruplarında eşit, %3 ile 5-14 ve %1 ile 0-4 yaş gruplarında en düşük oranlara sahip olduğunu ortaya koymuştur. Bu çalışmada erkeklerde enfeksiyon oranı %51 iken kadınlarda %49 olarak bulunmuştur. Kültürü pozitif olan 43 hasta ve 30 sağlıklı kontrol TLR4 ve IL28B genlerinin tek nükleotid polimorfizmleri açısından araştırılmıştır. Hepsinin periferik kanından genomik DNA ekstrakte edilmiş ve bu çalışma için özel olarak tasarlanmış spesifik primerler kullanılarak PCR ile hedef DNA amplifiye edilmiştir. TLR4 geninin tek nükleotid polimorfizmleri (rs1927911 ve rs10759930), MTB hastalarında ve sağlıklı kontrollerde üç genotip (rs1927911 için CC, CT ve TT ve rs10759930 için TT, TC ve CC) bulunurken, IL28B geninin tek nükleotid polimorfizmleri (rs12979860 ve rs8099917), MTB hastalarında ve sağlıklı kontrollerde üç genotip (rs12979860 için TT, TC ve CC ve rs8099917 için TT, TG ve GG) ile sunulmaktadır. Bu çalışmada, sonuç, allel T için homozigot olan hastaların pulmoner TB gelişme riskinin anlamlı olarak daha yüksek olduğunu, 12,923 olasılık oranıyla (%95 güven aralığı, 2,1621 ila 32,9812) ve p değeri=0,0221 olan hastaların allel T için heterozigot, 4,4423'lük bir olasılık oranı (%95 güven aralığı, 1,4449 ila 115,5796) p değeri=0,0060 ile pulmoner TB gelişimi için önemli ölçüde daha yüksek bir riske sahip olduğunu ortaya koymuştur. Dolayısıyla TLR4 geninin sonucu CAnahtar Kelime: Biyoloji = Biology

Biyoloji
Ahmed Kamıl Bunıya Bunıya
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Isolation and identification mycobacterium tuberculosis and Aspergillus spp, which causes respiratory infections in Shirqat city

The current study was conducted in the consulting clinic for chest and respiratory diseases in the city of Shirqat during the period from 2020 to 2021. The aim was to find fungal and bacterial infections associated with tuberculosis. The study included a group of patients suspected of infection with tuberculosis and aspergillosis by examining sputum samples using the Microscope device, direct examination method KOH 10%, Acid fast stain, Gram Stain and cultured on the medium of Sabouraud Dextrose and Agar Potato Dextrose Agar (PDA) and using (API) test to know the type of Mushroom, bacteria type and sensitivity test to antifungal and bacterial, the results showed a group of samples infected with tuberculosis and aspergillosis and another group of samples were opportunistic fungal infections and bacterial infections, as they diagnosed Aspergillus fumigatus, Aspergillus nigar, Tuberculosis and bacillus. It was found through the current study that opportunistic fungi and bacteria isolated from lung infections have an effective role in causing the disease.

AspergillosisBiologyRespiration disorders+2
Abdullah Saad Khalaf Khalaf
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu Akdeniz Bölgesi meşe taksonları (Quercus spp.)'nın Cynipidae faunası ve ilişkili böcek türlerinin belirlenmesi

Galler parazitik bir organizmanın (böcek, bakteri, fungus) neslinin devamı için beslenme, barınma ve koruma maksatlı bir bitkide hücre sayısı (hyperlasie) ve boyutunda (hypertrophye) artışa neden olan atipik bitki büyümeleridir. Böcekler gale neden olan en yaygın organizmaların başında gelir. Böcekler içerisinde 6 takıma mensup 52 farklı familya üyesi bitkilerde gal oluşumuna neden olur. Böcek grubu içerisinde tür sayısı bakımından gal sineklerinden (Diptera:Cecidomyiidae) sonra gal oluşturan en zengin ikinci grubu Cynipidae (Hymenoptera) familya üyeleri oluşturur. Cynipidae familyasında Cynipini tribusu üyeleri Fagaceae (Quercus, Castanea, Castanopsis, Chrysolepis, Lithocarpus ve Notholithocarpus) türlerinde gal oluştururken aynı familyanın Ceroptresini ve Synergini (Synophrus türü hariç) tribus üyelerei Cynipini tribus üyelerinin oluşturduğu gallerde yerleşimci (inquiline) meşe gal arısı olarak ürerler. Ayrıca bazı Coleoptera, Diptera, Lepidoptera gibi yerleşimci böcek türleri ile Chalcidoidea üstfamilya üyesi parazitoid türler gali üreme materyali olarak kullanır. Bu gruplarla birlikte mikroorganizma ve diğer canlılarla birlikte meydana gelen komleks yapı meşe gal arısı ve onun komünitesini oluşturur. Bu çalışmada Türkiye'nin Doğu Akdeniz Bölgesinde doğal olarak yetişen 11 farklı Quercus taksonu üzerinde gal yapan Cynipini tribus üyesi meşe gal arısı ile ilişkili olan yerleşimci, parazitoid ve ziyaret eden böcek komünitesi araştırılmıştır. Araştırma 2019-2024 yılları arasında Türkiye'nin Akdeniz Coğrafi Bölgesi'nin Adana Bölümünü oluşturan Doğu Akdeniz Bölgesi ile (Adana, Hatay, Kahramanmaraş, Mersin ve Osmaniye) yakın çevresinde (Gaziantep, Kilis ve Karaman-sadece Ermenek ilçesi ve Niğde) doğal Quercus (meşe) alanlarında yürütülmüştür. Araştırma alanında toplam 237 farklı noktada örnek toplanmıştır. Örnekler laboratuvarda saflaştırıldıktan sonra uygun büyüklükte kaplarda kültüre alınmıştır. Örnekler her 15 günde bir kontrol edilmiştir. Elde edilen hymenopter örnekler %70'lik alkol bulunan cryo tüplere aktarılmış, Coleoptera ve Lepidoptera örnekler tekniğine uygun prepara edilerek daimî koleksiyon haline getirilmiştir. Örneklerin ön tanısı literatüre göre tarafımızca yapılmış sonrasında konu uzmanına teyit ettirilmiştir. Araştırma sonucunda; meşe gal arısına (Hymenoptera: Cynipidae) ait 13 cinse bağlı 67 tür, parazitoid gruba (Hymenoptera) ait 9 cinse bağlı 21 tür, yerleşimci gruba (Hymenoptera ve Lepidoptera) ait 3 cinse bağlı 9 tür ve ziyaret eden gruba (Coleoptera) ait 1 cinse bağlı 1 tür olmak üzere toplam 3 takım mensubu 26 cinse ait 98 tür tespit edilmiştir. Saptanan 67 meşe gal arı arasında Dryocosmus mikoi Türkiye Cynipidae faunası için ilk kayıt olduğu tespit edilmiştir. Bu kayıtla Türkiye Cynipidae faunası 172'den 173'e, meşe gal arısı sayısı da 124'ten 125'e yükselmiştir. Bununla birlikte, parazitoid gruptan 6 Chalcidoidea (Hymenopter) tür; Aulogymnus testaceoviridis (Eulophidae), Sycophila binotata (Eurytomidae), Ormocerus sp. dif. dirigoius (Pteromalidae), Ormyrus destefanii (Ormyridae), Torymus affinis ve T. eglanteriae (Torymidae) Türkiye böcek faunası için ilk kayıt olduğu belirlenmiştir. Böylece bu çalışma kapsamında toplam 7 türün Türkiye böcek faunası için ilk kayıt olduğu ortaya çıkartılmıştır. Belirlenen türlerden Andricus superfetationis, Pammene gallicolana ve Torymus auratus Türkiye'den ikinci kez bu çalışma ile bildirilmiştir. Bunlara ilaveten bugüne kadar dünyada konukçu kaydı bulunmayan Bootanomyia hepdurgunae'nın dünya konukçu listesine Pseudoneuroterus saliens (Kollar, 1857)-sx ilk kez kaydedilmiştir. Ayrıca Andricus truncicola-ag Sycophila flavicollis'in, A. quercusramuli-sx Sycophila iracemae'nın, Chilaspis nitida-sx Sycophila variegate'nın, Synophrus politus Ormyrus destefanii'nin konukçu listesine bu çalışma ile eklenmiştir. Çalışma kapsamında tespit edilen 98 türün 84'ü Doğu Akdeniz Bölgesi'nden ilk kez bu çalışma ile bildirilmektedir. Saptanan türlerden 37'si Akdeniz, 30'u Güneydoğu ve 27 tanesi İç Anadolu Bölgesi cynipid faunası için ilk kayıt olduğu saptanmıştır. Günümüze kadar 18 türle temsil edilen Doğu Akdeniz Cynipidae faunasının yürütülen bu çalışma sonucunda 67 türü Cynipini+Synergini [66 Cynipini+1 Synergini (sadece Synophrus türü)], 5 türü Synergini, 2 türü Ceroptresini ve 5 türü Diplolepidini tribus üyesinden olmak üzere toplam 82 türle temsil edildiği belirlenmiştir. Bunların dışında birçok tür için konukçu kaydı, yeni yayılış bilgisi ve diğer bulgular detaylı olarak verilmiştir.

BiyolojiEtnobotanikOrman böcekleri+3
Fatih Aytar
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu Akdeniz(Türkiye) sahillerinden yakalanan has kefal(Mugil cephalus linnaeus, 1758)'lerde karşılaşılan myxobolus ichkeulensis, bahri ve marquez, 1996'(Myxosporea)'in biyolojisi üzerine çalışmalar

Bu çalışmada Has Kefal (Mugil cephalus)'ler de enfestasyon oluşturan Myxobolus ichkeulensis'in bazı biyolojik özellikleri araştırılmıştır. Araştırmalar 3 farklı temel bölüm de gerçekleştirilmiştir. I. Bölümde; M.ichkeulensis'in has kefaller üzerindeki enfestasyon düzeyleri belirlenmiştir. II. Bölümde M.ichkeulensis ile enfeste olmuş kefal bireyleri farklı tuzluluk ve sıcaklık değerlerinin enfestasyon düzeyine olan etkisi araştırılmış; III. Bölümde ise ışık ve electron mikroskop çalışmaları yapılarak M.ichkeulensis'in yaşam evreleri belirlenmeye çalışılmıştır.I. Bölümde yapılan araştırmada incelenen 1200 balığın 109'unda (%9,08) M.ichkeulensis enfestasyonu bulunduğu, Temmuz-Eylül ayları arasında enfestasyon düzeyinin diğer aylara oranla en yüksek olduğu belirlenmitir.II. Bölümde ise 38 ppt tuzluluk ve 30oC'de M.ichkeulensis'in enfestasyon hızının en yüksek olduğu, 0ppt tuzlulukta ise kist sayılarının azalarak 30. Gün'de de tamamen yok olduğu belirlenmiştir.M.ichkeulensis'in gelişim evrelerinin incelendiği son bölümde ; konak hücreleri ile çevrelenmiş tek bir plasmodia içerisinde sporların geliştiği, spor gelişimi boyunca asenkronize polar kapsül gelişimi gösterdiği, ancak gelişim evrelerinin diğer Myxobolus türlerinde görülen evreleri izleyerek tamamlandığı sonucuna varılmıştır.

BiyolojiSıcaklıkTuzluluk
İbrahim Demirkale
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

In vitro şartlarda Aspartam ve D Vitamini'ne maruz bırakılan insan kan hücrelerinin biyokimyasal ve titreşim spektroskopik yönden araştırılması

Gıda katkı maddeleri; gıdaların üretimleri, hazırlanmaları, ambalajlanmaları ve depolanmaları esnasında gıdaya dayanıklılık, yoğunluk ve renk vermek amacı ile kullanılmaktadırlar. Aspartam sükrozdan 200 kat daha tatlı olmasından ve gıdaya verdiği tatlılık; kalori içeriğinin sadece %5'i ile sağladığından dolayı bu özellik onu daha eşsiz ve tutulan bir tatlandırıcı haline getirmiştir. Aspartam vücuda girdiğinde kanserojene ve nörotoksine dönüşebilmektedir. D vitamini; vücutta uzun süre depolanan ve yağ içerisinde çözünen bir vitamindir. Ayrıca endojen kaynaklı olarak elverişli biyolojik ortamlarda sentezi yapılabilen hormon ve hormon öncülü bir sterol yapıdır. Bu çalışmada, insan kan hücreleri üzerine in vitro koşullarda aspartamın ve D vitamininin antioksidan enzim aktiviteleri [süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT), glutatyon-S-transferaz (GST), glutatyon peroksidaz (GPx)], glutatyon redüktaz (GR), malondialdehit (MDA), glutatyon (GSH) seviyesi ve asetilkolinesteraz (AChE) aktiviteleri üzerindeki etkileri, ayrıca osmotik frajilite, DNA fragmantasyonu, canlılık tayini, titreşim spektroskopik yöntemlerden biri olan Raman spektroskopisi ile aspartamın ve D vitamininin eritrosit ve lökosit hücreleri üzerine etkileri de araştırılmıştır. Aspartam muameleli grupta AChE ve antioksidan enzim aktivitelerinin, GSH seviyesi ile canlılık yüzdesinin istatistiksel olarak azaldığı; DNA fragmantasyonu, MDA seviyesi ve osmotik frajilite değerlerinde ise arttığı görülmüştür. Bunun yanında aspartam ile beraber D vitamini uygulanan grupta aspartama karşı koruyucu bir etkinin olduğu görülmüştür. Sonuç olarak aspartamın insan kan hücreleri üzerinde toksik etki oluşturduğu, D vitamininin ise koruyucu etkileri olduğu ortaya konulmuştur. Kan hücrelerine ait Raman şiddetlerinde aspartam ilavesi ile azalma, D vitamini ilavesiyle ise artış gözlenmektedir. 2024, xiv + 95 Sayfa Anahtar Kelimeler: Sitotoksisite, Aspartam, D vitamini, Oksidatif stres, Raman

Biyokimyasal analizBiyolojiRaman spektroskopisi
Ayşe Büyük
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kavram çarkı diyagramının öğrencilerin kavramsal gelişimlerine, motivasyonlarına ve biyolojiye yönelik tutumlarına etkisinin belirlenmesi

Bu araştırma Kavram Çarkı Diyagramı yardımıyla 7. sınıf öğrencilerinin 'Vücudumuzda Sistemler' ünitesi kapsamında kavramsal gelişimlerinin incelenmesi ve mevcut kavram yanılgılarının ortaya çıkarılması amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda Kavram Çarkı Diyagramı ve diyagramın oluşturulmasında kullanılan Çalışma Kâğıdı ve Kontrol Listesi Türkçeye çevrilmiştir. Çevirinin doğruluğu uzman görüşü çerçevesinde onaylanmıştır. Araştırma Şırnak ili Silopi İlçesi Özgen Köyünde bulunan Özgen Ortaokulunda 2012-2013 yılları arasında 7. sınıfta okumakta olan 8 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Örneklemi oluşturan öğrencilerin kavram çarkı diyagramları ve çalışma kâğıtları içerik analizi ile incelenmiş ve mevcut kavram yanılgıları ortaya çıkartılmıştır. Kavram Çarkı Diyagramının kavramsal gelişimine katkı sağladığı belirlenmiş, düşük okul başarısına sahip öğrencilerin bu yöntemle bilgilerini daha açık bir şekilde ortaya koyabildikleri ve bilgilerini ifade etmede başarılı oldukları gözlemlenmiştir. Ayrıca kavramsal gelişim yaklaşımının en önemli unsuru olan ara kavramların fark edilmesine katkı sağladığı ve kavram yanılgılarını açık bir şekilde ortaya çıkardığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Kavramsal gelişim, kavram çarkı diyagramı, sindirim sistemi, boşaltım sistemi, sinir sistemi

BiyolojiBiyoloji eğitimiKavram gelişimi+5
Ayşe Gül Özbilen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Aristoteles felsefesinde 'fonksiyon' kavramının yeniden tanımlanması üzerine: 'Ahlâki sorumluluk' ve 'biyolojik zorunluluk' arasındaki çelişkiye ilişkin bir değerlendirme

Aristoteles'in biyoloji hakkındaki fikirleri, doğal teleolojinin bir dizgesi olarak düşünülebilmektedir. Nitekim o, doğadaki canlı organizmalar arasında belirgin bir aşama sırası ayrımının olduğu konusunda ısrarcıdır. Bu ayrım, onun biyolojik olmayan çalışmalarına da sirayet etmiştir. Söz konusu ayrımda göze çarpan çeşitli kilit kavramlar vardır. Bunlardan biri, felsefesinde, insanın iyiliğinin neliğini saptamada kritik bir rol oynamakta olan fonksiyon kavramıdır. Fonksiyon kavramı, insanların mutluluğa ulaşmasında görev alan önemli bir kavramdır. Ancak, bu kavram, onun tarafından, insanın iyiliğini saptamak için bir argüman biçiminde kullanıldığı gibi, bu kavrama, madde içindeki form bütünlüğü olarak ruhun tanımlandırılması için de başvurulduğu, hatta vücut kısımlarının kullanımlarının açıklanılmasında da bu kavramdan yararlanıldığı gözlemlenir. Bu çalışma içinde, fonksiyon kavramının bir serimlemesini yapmak adına, insanın iyiliğine yapılan göndermenin tutarlı olmadığı öne sürülmektedir. Söz gelimi, kölelik teorisi ile karşılaştırıldığında, fonksiyon argümanı, birtakım çelişkili durumlara yol açabilmektedir. Bu açıdan bakıldığında, fonksiyon argümanının, onun bahsini açtığı istemli eylemler içeren ahlâki sorumluluk ön koşuluna aykırı olduğu açıktır. Çünkü o, özgür irade fikrini, ahlâki sorumluluğa temel olma rolü aracılığıyla açıkça kabul etmesine rağmen, bazı insanların doğası gereği köle olduğunu iddia etmektedir. Anahtar kelimeler: Aristoteles, fonksiyon, teleoloji, biyoloji, etik, politika, özgür irade.

AhlakAhlaki sorumlulukAristoteles+5
Kadir Kütükoğlu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa ve çevresinde yayılışı olan bazı Alyssum L. (Brassicaceae) türleri üzerinde taksonomik araştırmalar

Bu araştırma 2017-2019 yılları arasında Manisa ve çevresinde yayılış gösteren ve tarafımızdan toplanan Brassicaceae (Turpgiller) familyası içinde yer alan Alyssum L. (Kuzuotu) cinse ait 3 tür üzerinde yapılan palinolojik ve morfolojik incelemelere dayanmaktadır. Bu türler Alyssum murale Waldst. & Kit., A. simplex Rudolph ve A. umbellatum Desv.'dir. Türkiye'de yayılış gösteren Alyssum cinsi "Türkiye ve Doğu Ege Adaları" adlı çalışmada Dudley tarafından yazılmıştır. Çalışmamız sırasında Dudley tarafından verilen Alyssum murale Waldst. & Kit var. murale taksonun isminin geçerli olmadığı bu ismin Alyssum murale Waldst. & Kit'nin sinonimi olduğu yine "Türkiye ve Doğu Ege Adaları" adlı çalışmada A. minus (L.) Rothm. var. minus taksonun isminin geçerli olmadığı bu ismin A. simplex Rudolph'un sinonimi olduğu tespit edilmiştir. Morfolojik olarak yapılan çalışmada araştırma alanında rastlanan ve toplanan Alyssum türlerinin deskripsiyonlarının genişletilmesinin yanında, genel görünüş, çiçek ve meyvelerinin arazide çekilmiş fotoğrafları çalışmaya eklenmiştir. Ayrıca morfolojk olarak elde edilen veriler, Dudley'in bulgularıyla karşılaştırılmış ve florada eksik tanımlanmış özellikleri de tespit edilmiştir. Bunlara ek olarak türlerin meyve morfolojileri hem stereo mikroskop (SM) hem de taramalı elektron mikroskobu (SEM) yardımı ile incelenmiş ve fotoğrafları çalışmaya eklenmiştir. Palinolojik olarak yapılan çalışmada Alyssum türlerinin polen morfolojileri ışık mikroskobu (IM) ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile incelenmiş ve her türe ait polar ve ekvatoryal görünüşlerinin fotoğrafları çekilerek çalışmaya eklenmiştir. Palinolojik olarak yapılan çalışmada Alyssum türlerinin kolpus sayısına göre üç kolpuslu (trikolpat); polen şekilleri prolat-subprolat; strüktür yapıları tektat; skulptür yapılarının ise retikulat olduğu tespit edilmiştir. Yaptığımız çalışmalar sonunda A. murale., A. simplex ve A. umbellatum türlerinin taksonomik bakımdan birbirinden farklı türler olması genel morfolojik karakterler bakımından zor da olsa ayırt edilebildiği, ancak polen morfolojileri açısından ayrımının zor olduğu tespit edilmiştir.

Bitki morfolojisiBitki sistematiğiBitki taksonomisi+3
Tuğçe Pelik
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova'da septorya yaprak lekesi etmeni [Zymoseptoria tritici (Desm.) Quaedvlieg&Crous]'nin biyolojisi, hastalığın epidemiyolojisi ve tahmin-erken uyarı sisteminin oluşturulmasına yönelik araştırmalar

Buğdayda Septorya Yaprak Leke Hastalığı etmeni Zymoseptoria tritici'nin biyolojisi ve epidemiyolojisine yönelik yürütülen bu çalışmada, in vitro'da en fazla miseliyal gelişme 20 ºC sıcaklıkta, MEA, MYA ve YMDA besi ortamlarında gerçekleşmiştir. Buna karşın spor oluşumu; PDA ortamında, 15 ºC sıcaklıkta en yüksek bulunmuştur. Ancak sıcaklık arttıkça spor oluşumu azalmıştır. Spor çimlenmesi ise 20 ºC sıcaklıkta, 36 saat sonra %92.9 düzeyine ulaşmıştır. Sürekli NUV ışık ve sürekli karanlık koşullar, miseliyal gelişmeyi arttırmıştır. Diğer taraftan, spor oluşumu 12s NUV+12s beyaz ışık koşullarında en yüksek düzeye ulaşmıştır. Spor çimlenmesi ise aynı ışık kombinasyonu ve sürekli NUV ışıkta daha fazla teşvik edilmiştir. Z. tritici etmeninin buğday yapraklarına penetrasyonu, 15-30 ºC arasındaki inkübasyon sıcaklıklarında, 4-8 saat arasındaki yaprak ıslaklık sürelerinde bir farklılık oluşturmamıştır. Ancak penetrasyon ve semptom gelişimi, 15 ºC ve 20 ºC ortam sıcaklıklarında daha fazla gerçekleşmiş, sıcaklığın artması ise hastalık oluşumunu azaltmıştır. Tarla şartlarında yapılan hastalık kontrollerinde 2017-2018 üretim döneminde Hacıali lokasyonundaki hastalık çıkışı, Mercimek lokasyonuna göre çok daha geç bir tarihte olmasına karşın; Hacıali'de %60.5-75.0 gibi yüksek, Mercimek'de ise %25.9 gibi daha düşük hastalık şiddeti tespit edilmiştir. Her iki üretim alanında da iklimsel veriler arasında önemli bir fark görülmemiştir. Bir sonraki yıl ise her iki bölgede de hastalık şiddeti yakın değerler göstermiş ve %42.9-53.0 arasında değişmiştir.

BiyolojiBuğdayEpidemiyoloji+1
Gülsüm Ünal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sinop-Bektaşağa orman fidanlığında yetiştirilen okaliptüs fidanlarına arız olan okaliptüs gal arıları üzerine biyolojik araştırmalar

Okaliptüs cinsine bağlı türler Avustralya ve civarının doğal bitki türüdür. Türkiye'de Eucalyptus cinsinden E. camaldulensis ve E. grandis türlerinin gelişimi hızlı olduğundan ülkenin ılıman iklim kuşağının hüküm sürdüğü Akdeniz ve Ege bölgelerinde endüstriyel ağaçlandırma çalışmalarında kullanılmaktadır. İlk defa 1885 yılında Türkiye yetiştirilen bu bitki türlerine 2000 yılından beri Avustralya kıtasının doğal türü olan L.invasa ve O.maskelli ülkemize ani bir giriş yaparak bitkilere zarar vermeye başladığı görülmüştür. Zararlılardan Leptocybe invasa, bitkinin yaprak orta damarı, yaprak sapı ve sürgünlerde bir çeşit yumru oluştururken diğer gal arısı, Ophelimus maskelli bitkinin yaprak yüzeyinde noktalar biçiminde yumru meydana getirdiği gözlemlenmiştir. Bu gal arılarının yoğun ve tekrar eden saldırıları sonrası okaliptüslerde aynı yaşlı türlerine göre önemli oranda gelişme düşüklüğü ve habitus bozulması meydana geldiği tespit edilmiştir. 2020 yılında egzotik tür olan L.invasa ve O.maskelli Karadeniz bölgesinde bulunan Eucalyptus camaldulensis ve Eucalyptus grandis'e ulaştığı bildirilmiştir. Zararlı gal arıları bölgeye yeni giriş yaptıklarından bölgedeki biyolojileri henüz belirlenmemiştir. Bu tez çalışmasıyla L.invasa ve O.maskelli 'nin bölgedeki biyolojileri renkli yapışkan tuzaklar yardımıyla belirlenmiştir. Çalışmamızdaki klorofil miktarlarına göre ise, L. invasa ve O. maskelli bulaşıklığı okaliptüs fidanlarının klorofil değerlerinde %50'den fazla kayba yol açmıştır. Ayrıca gal arılarının arız olduğu okaliptüs fidanlarının büyüme kayıpları da gözlemlenmiştir.

BiyolojiKaradeniz bölgesiKlorofil+3
Özlem Karakaya Akan
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Metabolomik yaklaşımlar ve biyoinformatik analizle kullanılarak ampisilin ve seftazidim antibiyotiklerinin Proteus mirabilis üzerindeki etkilerinin incelenmesi

Antibiyotik direnci, mikroorganizmaların antibiyotiklere karşı direnç geliştirmesi olarak bilinen genellikle doğal bir süreçtir. Bu direnç, antibiyotiklerin mikroorganizmalara karşı etkisiz hale gelmesine veya etkisinin azaltılmasına neden olarak, enfeksiyonların tedavisini zorlaştırabilir ve daha ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Antibiyotik direnciyle mücadele etmek için, mikroorganizmaların metabolik aktivitelerindeki değişikliklerin kapsamlı bir şekilde analiz edilmesi antibiyotik direncinin anlaşılmasında önemlidir. Proteus mirabilis özellikle kadınlarda idrar yolları enfeksiyonları (İYE) gibi üriner sistem enfeksiyonlarının yaygın bir nedeni olan kritik bir patojendir. P. mirabilis enfeksiyonlarının tedavisi için genellikle antibiyotiklere dayalı bir yaklaşım kullanılmaktadır. Ancak dirençli suşlarla karşılaşıldığında, tedavi seçenekleri sınırlı hale gelebilir. P. mirabilis'in antibiyotik direnci, enfeksiyonla mücadeleyi zorlaştırarak klinik tedavi sürecini sınırlayabilmektedir. Bu nedenle bu tez çalışmasında P. mirabilis'in alt-inhibitör konsantrasyonundaki ampisiline bağlı oluşan antibiyotik direnci gelişimi sürecini simüle etmek ve ampisiline karşı direnç kazandırılmış pasajların başka antibiyotiklere çapraz direnç geliştirip geliştirmediğinin metabolik yöntemlerle incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla P. mirabilis suşuna disk difüzyon yöntemi ile alt-inhibitör konsantrasyonda ampisiline karşı adım adım direnç kazandırılarak dirençli pasajlar elde edilmiştir. Her bir adımdan elde edilen ampisilin dirençli pasajlara ve duyarlı kontrol suşlarına ampisilin ve seftazidim antibiyotikleri uygulanarak metabolomik profillerinde meydana gelen farklılıkların karşılaştırılması amaçlanmıştır. Tez çalışmasından elde edilen metabolomik veriler, istatistiksel ve biyoinformatik analizlerle desteklenerek metabolik yolakların haritalanması, metabolik değişikliklerin anlaşılması ve metabolitler arasındaki etkileşimlerin belirlenmesinde katkı sağlamaktadır. Antibiyotik direnci çalışmalarında metabolomik çalışmalar, dirençli mikroorganizmalarda metabolik değişikliklerin belirlenmesinde, mikroorganizmaların antibiyotik maruziyetine karşı verdiği yanıtın anlaşılmasında, antibiyotiklerin metabolik yolları nasıl etkilediğinin anlaşılmasında ve antibiyotik direnci mekanizmalarının kapsamlı anlaşılması için değerli bilgiler sağlamaktadır.

Biyoloji
Kübra Tekşen
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Spirulina platensis ile fonksiyonel çikolata ürünü geliştirilmesi

Bir mikroalg olan Spirulina platensis; yüksek proteinli, mineraller, vitaminler ve esansiyel yağ asitleri bakımından zengin çok değerli biyoaktif moleküllere sahiptir. Çalışmanın amacı; besinsel, fiziksel ve duyusal karakterlerini (koku, renk, tat, ve bütün kabuledilirlik değerleri) değerlendirmek için Spirulina platensis eklentili fonksiyonel beyaz çikolata geliştirmektir. Spirulina platensis ilaveli (%0,05; %0,10; %0,20) ve ilavesiz 4 beyaz çikolata ürünü dizayn edilmiştir. Bu fonksiyonel çikolataların; protein, amino asit, mineraller, karbonhidrat, yağ asitleri, Hunter renk parametreleri, viskozite ve duyusal karakterleri değerlendirilmiştir. Mikroalglerin muhteşem besin kompozisyonundan dolayı beyaz çikolata S. platensis ile zenginleştirilmiştir. Geliştirilen ürünler, S. platensis ilavesindeki artışla birlikte yüksek protein içeriği sunmuştur. %0,20 S. platensis eklentili beyaz çikolatada protein içeriği (8,8±0,6 g/100 g) en yüksek seviyelerde ölçülmüştür. Spirulina platensis eklentili beyaz çikolatalar; kontrol grubuna göre daha zengin mineral içeriğine sahipdir (örnek, Ca, kontrolde 568,2 mg/100 g'dan, %0,20 S. platensis'te 578,1 mg/100 g'a artış göstermiştir). Deneyimli 20 panelist fonksiyonel beyaz çikolataların duyusal özelliklerini değerlendirmiştir. Duyusal analiz, beyaz çikolataya S. platensis ilavesinin hedef kitle tarafından iyi kabul edildiğini göstermiştir. Zenginleştirilmiş beyaz çikolata kontrol grubu ile kıyaslandığında tat ve koku bakımından farklılık göstermemiştir fakat tekstürde gerçekleşmiştir (p<0,05). Spirulina platensis'in ilave edildiği ürünler protein ve enerji sağlayabilir, yaşlı ve çocuk popülasyonunun beslenme gereksinimlerini karşılamaya katkıda bulunabilir. Sonuçlar S. platensis'in değerli biyoaktif maddeleri nedeniyle fonksiyonel beyaz çikolatayı geliştirme potansiyeli olduğunu göstermiştir.

BiyolojiDuyusal değerlendirmeFonksiyonel besinler+4
Buket Özbal
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Reactive Red 120'nin Chara contraria ile giderimi

Reactive Red (RR) 120'nin Chara contraria ile gideriminde adsorbentin parçacık büyüklüğünün, adsorbent miktarının, başlangıç pH değerinin, iyonik gücün, sıcaklığın, başlangıç boya konsantrasyonunun, etkileşim zamanının etkileri araştırılmıştır. Adsorbentin karakterizasyonu FTIR spektrum ile belirlenmiştir. Adsorbentin parçacık büyüklüğü küçüldükçe adsorpsiyon miktarı artmıştır. Adsorpsiyon işlemi 1 g/L adsorbent miktarında ve pH 1'de desteklenmiştir. Sıcaklık artışı ile adsorpsiyon düzeyinin arttığı görülmüş bu nedenle sürecin endotermik olduğunu gösterir. Sonuçlar başlangıç boya konsantrasyonu arttıkça, birim makro alg başına tutulan boya miktarı da önemli oranda (p<0,01) arttığı görülmüştür. Adsorpsiyon işlemi etkileşim zamanının ilk 60 dakikasında hızlı olmuş ve daha sonra etkileşim zamanının artması ile sabitlenmiştir. Bu çalışmada, Langmuir, Freundlich ve Dubinin?Radushkevich (D?R) izotermleri kullanılmıştır. Makro alg üzerine RR 120'nin adsorpsiyonu açıklamak için, korelasyon katsayısı (R2) ve toplam hataların karesi (SSE; sum of square errors) değerlerine göre, Freundlich modeli daha uygun olmuştur. Adsorpsiyon kinetik verileri Logistik model tarafından mükemmel bir şekilde tanımlamıştır. Arrhenius ve Eyring eşitliklerinden ulaşılan aktivasyon parametreleri adsorpsiyon işleminin çoğunlukla fiziksel adsorpsiyon olduğu göstermiştir. Sonuçlar, çevreye dost bir işlem olarak RR 120'nin gideriminde C. contraria'nın yüksek bir potansiyele sahip olduğunu göstermiştir.

Biyoloji
Gizem İlgün
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Satureja hortensis L. özütünün Ehrlich asit tümörü oluşturulmuş Swiss Albino türü farelerde in vivo antitümöral etkisinin araştırılması

Bu çalışmada in vivo kanser modellerinde etkinliği değerlendirilmemiş olan S. hortensis bitkisi, Ehrlich asit tümörü (EAT) oluşturulmuş Swiss albino ırkı farelere gavaj yoluyla verilerek in vivo antitümöral etkisi araştırılmıştır.Çalışma kapsamında 28-30 gr ağırlığında 8-10 haftalık 60 adet erkek Swiss albino soyu fare kullanılmıştır. Tüm hayvanlar randomize olarak 6 gruba bölünmüş (n=10) ve kontrol grupları hariç tüm gruplara 0,1 ml PBS'de süspanse edilmiş 1x106 EAT hücresi intraperitonal olarak enjekte edilmiştir. Deneme gruplarına ise S. hortensis özütü (150-200-250mg/kg/gün) olarak gavaj yoluyla verilmiştir. Özütün uygulamaya başlama zamanı tümör inokülasyonundan sonraki 3. gündür ve uygulama süresi 10 gün ile sınırlandırılmıştır.. Kontrol gruplarına ise S.hortensis özütü yerine aynı hacimde çeşme suyu 10 gün boyunca gavaj yoluyla uygulanmıştır. Tümör gelişimi üzerine S. hortensis özütünün etkileri sırasıyla günlük besin ve su tüketimi, ağırlık artışı ve histopatolojik olarak değerlendirilmiştir.EAT'den kaynaklanan tümör yükünü 150 mg/kg/gün S. hortensis uygulaması azaltmıştır. Bu grupta görülen ortalama vücut ağırlığındaki azalışın yanı sıra, histopatolojik değerlendirmeler S. hortensis'in tümör hücreleri üzerine baskılayıcı etkileri olduğu göstermiştir.Anahtar Kelimeler: EAT, Swiss albino, Satureja hortensis

Biyoloji
Ahmet Çakmak
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim biyoloji ders kitaplarında yer alan deney ve etkinliklerin karşılaştırılması: Türkiye ve Kaliforniya eyaleti örneği

Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD)'nin Kaliforniya eyaletinde ortaöğretimde kullanılan biyoloji ders kitaplarının deney ve etkinlikler yönünden karşılaştırmasını yapmak ve deney-etkinlik bölümünün geliştirilmesine katkı sağlamaktır.Çalışma, nitel bir araştırma olup, tarama modeli kullanılmıştır. Ortaöğretim biyoloji ders kitapları çalışmaya doğrudan kaynaklık etmektedir. Buna bağlı olarak, tarama modeli çeşitlerinden yazılı döküman inceleme tekniği ile çalışma yürütülmüştür. Deney ve etkinlik bölümleri incelenen biyoloji ders kitapları: Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 2010 yılında basılan, Biyoloji 9, 10 ve 11 ve 2011 yılında basılan Biyoloji 12; Kaliforniya'da ise, 2004 yılında Pearson Prentice Hall yayınevinden basılan Biyoloji adlı ders kitabıdır.Her iki ülke ortaöğretim biyoloji ders kitaplarındaki deney ve etkinlik kısımları; tasarım ve öne çıkarılan kavramlar yönünden incelenmiştir. Çalışma sonunda; ünite başlıkları, deney-etkinlik sayfa düzeni, yer verilen güvenlik sembolleri ve etkinliklerde sıkça kullanılan materyallerin benzer olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca, Türkiye'deki biyoloji ders kitaplarında şu konularda problemler tespit edilmiştir: etkinliklerin adlandırılması ve tanıtımı, öğrencilerce zor algılanan ünitelerdeki etkinliklerin sayıca azlığı, güvenlik sembollerinin kullanımı.Anahtar Kelimeler: Ortaöğretim, biyoloji, ders kitabı, deney, etkinlik, Türkiye, ABD.

Amerika Birleşik DevletleriBiyolojiBiyoloji dersi+7
Gülsüm Bilgin
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Biyoloji öğretmenlerinin uyguladıkları alternatif ölçme ve değerlendirme tekniklerinin değerlendirilmesi ve öğretmen-öğrenci görüşleri

Bu araştırmanın amacı; biyoloji öğretmenlerinin uyguladıkları alternatif ölçme ve değerlendirme tekniklerini değerlendirmek, öğretmenlerin ve öğrencilerin görüşlerini belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu; 2011- 2012 eğitim- öğretim yılında Ankara ilinde bulunan farklı türlerdeki 20 ortaöğretim kurumlarında görev yapmakta olan 57 biyoloji öğretmeni, biyoloji dersini alan 1018 öğrenci ve seçilen okullardaki biyoloji derslerinde kullanılan alternatif ölçme değerlendirme tekniklerini içeren uygulama örnekleri (yazılı sınavlar, ders içi etkinlik föyleri, performans görevi vb.) oluşturmaktadır. Ayrıca 57 biyoloji öğretmeninden ulaşılabilir örneklem tekniğiyle belirlenen 15 öğretmen de yarı yapılandırılmış görüşme formlarının uygulanması için seçilmiştir. Bu çalışma mixed modele göre yapılmış, nicel ve nitel yöntemler bir arada kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde öğretmen soru formu ve öğrenci soru formu, nitel bölümünde ise yarı yapılandırılmış görüşme formu ve biyoloji öğretmenlerinin derslerinde kullandıkları alternatif ölçme değerlendirme tekniklerini içeren dokümanları değerlendirme ölçekleri kullanılmıştır. Nicel veriler, bilgisayar destekli bir istatistik programında çözümlenmiş ve analizler sırasında Kruskal Wallis H testi, Mann Whitney U testi ile Benferroni düzeltme tekniği kullanılmıştır. Ayrıca soru formları verilerinin analizinde frekans (f), yüzde (%), aritmetik ortalama ( ), standart sapma (Ss) kullanılmıştır. Nitel verilerden görüşme formlarının analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmış, araştırma grubundan seçilen 15 öğretmene görüşmede sorulan sorulardan elde edilen yanıtlardan yoğun olarak belirtilen görüşlerin f ve % değerleri hesaplanmış, katılımcıların yanıtlarından bazı örneklere de yer verilmiştir. Nitel verilerin bir diğeri olan biyoloji öğretmenlerinin derslerinde kullandıkları alternatif ölçme değerlendirme tekniklerini içeren dokümanların analizinde kullanılan değerlendirme ölçeklerinin her birinin güvenilirliğinin hesaplanmasında Cohen?in Kappa katsayısı hesaplanmış ve bu ölçeklere göre dokümanlar değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonunda öğretmenlerin alternatif ölçme değerlendirme teknikleri hakkındaki görüşlerinin mesleki kıdeme göre farklılık göstermediği ama görev yaptıkları okul türüne göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Öğretmenler ve öğrenciler derslerde daha çok geleneksel ölçme değerlendirme tekniklerinin kullanıldığını alternatif ölçme değerlendirme tekniklerinden ise daha çok performans görevi, projeler ve yapılandırılmış gridin kullanıldığını belirtmişken portfolyo, dereceli puanlama anahtarının en az kullanıldığını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin ölçme araçlarını hazırlama- uygulama ve değerlendirme aşamalarının üçünde de kendilerini en yeterli gördükleri ölçme aracının performans görevi, projeler olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenler alternatif ölçme değerlendirme tekniklerini uygularken karşılaştıkları en önemli sorunların zaman yetersizliği, üniversite giriş sınavındaki soru tarzıyla bu tekniklerin örtüşmemesi olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmenlerin derslerinde uyguladıkları alternatif ölçme değerlendirme tekniklerini içeren dokümanlar incelendiğinde; yazılı sınavlarda daha çok yapılandırılmış gride yer verdikleri, sözlü sınavlar için performans görevi ve projelere yer verdikleri tespit edilmişken dokümanlardaki bu tekniklerin öğretim programında önerilen bazı özelliklere sahip olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Özellikle performans görevi ve projelerde bunların değerlendirilmesinde kullanılacak dereceli puanlama anahtarlarının bulunmaması, yapılandırılmış grid, kavram haritası, tanılayıcı dallanmış ağacın çoğunda da puanlamaya ilişkin bilgilere yer verilmemesi de dikkat çekici sonuçlardandır. Diğer sonuçlarda dikkate alındığında, öğretmenlerin alternatif ölçme araçlarını hazırlama- uygulama ve özellikle değerlendirme konularında hizmet içi eğitime ve onlara rehber olabilecek iyi hazırlanmış bir öğretmen kılavuz kitabına ihtiyaçları olduğu anlaşılmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda alınabilecek önlemlere ve araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

BiyolojiBiyoloji dersiKruskal-Wallis testi+6
Özlem Aksu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00

Related subjects