Semantics

170 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Restful web servisleri ile ontoloji sorgulama

Semantik veya Anlamsal Web, günümüzde web alanında yaşanan en önemli gelişmelerden birisidir. Web'de anlamsız denen türde bilgiler arama motorlarınca kelime bazlı arama ve web belgeleri arasındaki anlamsız bağlantılar takip edilerek bulunabilmektedir. Bunun yetersizliği başta fark edilmiş ve geliştirilen semantik web teknolojileri bu boşluğu dolduracak görünmektedir.Semantik web yalnızca web tabanlı sistemler için değil diğer bilgi sistemleri için de önemli bir veri modeli ve bilgi işleme alternatifi oluşturmaktadır. Semantik Web'de kapsamlı veri modelleri ontolojilerde oluşturulmaktadır. Ontoloji belli bir alanda kullanılan veri türleri ve bunlar arasında ilişkileri tanımlayan bir yapıdır. Ontoloji tanımlama dilleri RDF, RDFS, OWL bu konuda geliştirilmiş web standartları olarak akademi ve endüstride kabul görmektedir.Ontoloji, semantik web tabanlı sistemler için bir tür şema işlevi görmektedir. Ontolojiler bu iş için geliştirilmiş özel araçlar kullanılarak oluşturulabilmektedir ve sorgulanabilmektedirler. Bu tezde ontoloji tanım ve verilerinin sorgulanması ve oluşturulması için geliştirdiğimiz RESTful web servisleri tabanlı bir protokol ve web-tabanlı gerçekleştirimi sunulacaktır.

Anlam bilimOntolojiWeb servisleri
Abdulhamit Maboçoğlu
TOBB Economics and Technology University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Master'sOpen AccessEN

A natural language processing aided relational information management approach for architectural knowledge fabrication

Throughout the ages, the cumulative production of knowledge has driven civilization forward. The knowledge fabrication process is extracting and analyzing meaning from unstructured information heaps and the knowledge of architecture is not an exception to this. Accordingly, the organization of this information is one of the most vital elements for developing disciplines. Human collects and juxtaposes information within its capacity and limitations, which may inadvertently lead to biased and bounded conclusions. Therefore, no matter how detailed and extensive the content of architecture is, the fabricated knowledge will be within the boundaries of the researcher's knowledge, interest, and capacity. There is a complex body of data for the architecture discipline spread over many fields and fed from various disciplines, events, and approaches. It can be claimed that each piece of information that dwells in architecture is relationally intertwined with each other creating a network. This study aims to try a new relational information organization method for architecture that might lead to new theoretical expansions by making complex and undiscovered relational analyzes readable and manageable for researchers' perceptions. Obsidian.md was deemed appropriate for this study, which is a hypertext-based networked content tool that produces layered, relational, and expandable networks between semantic data pieces. With a potential auxiliary tool to embody and simulate the network of relationships for architectural knowledge, it is aimed to manage the chaotic information into meaningful and readable expertise to the human and reveal uncharted associations for researchers. Due to the sheer volume of data and the need for a systematic, consistent, and rapidly established structure, the use of artificial intelligence algorithms for such a tool has emerged. For this reason, the artificial intelligence field NLP (Natural Language Processing), which is used for semantic data organization, is included in the study. The scope of the thesis covers two themes: the presentation of NLP and a relational content management tool as a possible axillary tool for architectural information organization; and the investigation of fundamental principles and definitions to be used for this NLP aided content management approach for structuring and exploration of architectural knowledge. As a result of the study, a workflow was established between NLP technology tools and Obsidian.md. Within the scope of the determined subject Ankara Roman Bath, a relational knowledge network was obtained through the Obsidian.md tool and the integration of future source texts into this network graphic was optimized.

SemanticsNatural language processingArchitectural+1
Şeyma Nur Çalışkan
TOBB Economics and Technology University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçede zayıf-güçlü niceleyiciler ve imkânsız niceleyici kavramı

Bu tezde Türkçede niceleyicilerin anlambilimsel özelliklerine odaklanılmakta ve Türkçede anlamsal gösterimi bulunan ve bulunmayan niceleyicilerden yola çıkılarak niceleyicilerin sahip olabileceği anlamsal değerleri kısıtlayan yeni bir özellik tanımlanmaktadır. Çeşitli mantık sistemleri tanıtıldıktan sonra mümkün ve imkânsız bağlaç kavramı ele alınmakta, buradan yola çıkılarak doğal dil niceleyicilerinin betimlenmesini mümkün kılan lambda gösterimi tanıtılmaktadır. Güçlü ve zayıf niceleyiciler arasında bir ayrım yapılmakta ve güçlü niceleyicilerin (ör: "her", "çoğu") tersi bir anlamsal değere sahip iyi tanımlı bazı niceleyicilerin, Türkçede bulunmadığı tespit edilmektedir. Güçlü niceleyicilerin bağlama duyarlı olduğu gözleminden yola çıkılarak bir niceleyicinin tersinin mümkün olmasını engelleyen etkenin bağlama duyarlılık olarak ele alınabileceği gösterilmektir. Zayıf niceleyicilerin tersini mümkün kılan özelliğin bu niceleyicilerin olumsuzluk işlemcisiyle etkileşime girmesi olduğu göz önüne alınarak güçlü niceleyicilerin terslerinin imkânsız olması, bağlama duyarlı niceleyicilerin olumsuzluk işlemcisiyle etkileşime girememesi şeklinde incelenmektedir. Özetle bu tez, mümkün niceleyici kavramını Türkçe üzerinden ele alarak doğal dil niceleyicilerinin anlamsal özelliklerinin zannedilenden daha kısıtlı olduğunu öne sürmektedir.

Anlam bilimDil bilimDilin Mantıksal Sentaksı+4
Çiğdem Tamer
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bitlis ili yerleşim birimi adları (İl ilçe belde merkezi yerleşim birimleri)

Konusu yer adlarını incelemek olan Yer Ad Bilimi, bir milletin kültürü ile coğrafyası arasındaki bağı ortaya koymaktadır. Aynı zamanda bir milletin tarih boyunca yaşadığı toprakları işaret etmesi açısından da yer ad biliminin önemi büyüktür. Belli bir coğrafyada yaşayan insanların sahip oldukları kültür yapısını anlamak için oradaki yer adlarının incelenmesi önemlidir. İnsanların değerleri, inançları, yaşayış tarzları gibi kullandıkları dil de yerleşim birimi adlandırmalarında kendini gösterir. Bu bakımdan boyutu ne olursa olsun bir yerleşim birimini her yönüyle tanımanın en önemli yollarından biri de burada kullanılan yer adlarının çeşitli yönleriyle incelenmesidir. Bu çalışmada tarih boyunca birçok topluluğa ev sahipliği yapmış Bitlis ilinin il, ilçe ve belde merkezi yerleşim birimlerinin adlarının köken, yapı, anlam ve veriliş sebebi yönlerinden incelenmiştir. Toplamda 136 yerleşim birimi adının incelendiği bu çalışmada öncelikle yerleşim birimlerinin coğrafi konumu, sosyo-ekonomik yapısı, yapılaşma durumları, sakinleri, tarihi özellikleri ve demografik yapısı hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra söz konusu yerleşim birimi adlarını oluşturan kelimelerin ses bilgisi, şekil bilgisi, kelime ve kelime grubu bilgisi, köken bilgisi ve anlam bilgisi incelenerek söz konusu adın ad olduğu yerleşim birimine veriliş sebebi üzerinde durulmuştur. Çalışma kapsamında Bitlis il, ilçe ve belde merkezi yerleşim birimleri adlandırılırken tercih edilen dil, kelime ve tamlamalar adların yerleşim biriminin özellikleriyle ilgili olup olmadığı, bu adlandırmalarda ön plana çıkarılan yönleri gibi hususlar irdelenmiştir. Böylece Bitlis yer adları ile ilgili bütünsel bir değerlendirme yapılması sağlanmıştır. Dilbilimin yanı sıra başta halk bilimi olmak üzere tarih, coğrafya, sosyoloji gibi birçok bilime ait unsurları bünyesinde bulunduran çalışma, çok yönlülüğü ile zengin ve yararlı bir kaynak olacaktır.

AdbilimiAnlam bilimBitlis+7
Oktay Tarhan
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gagavuz Türkçesindeki tasarlama kiplerinin semantik düzlemde incelenmesi

Bu çalışmada, Gagavuz Türkçesindeki tasarlama kipleri ve işlevleri, Gagavuz Edebiyatı'na ait sınırlı sayıdaki metinlerden yola çıkılarak tespit edilmiştir. Sınıflandırılan örnekler metin bağlamında ele alınıp semantik düzlemde incelenmiştir. Bağlam ve koşullar dikkate alınarak metinlerin anlam dağarcığı belirlenmiş ve yorumlanmıştır. Ayrıca bu işlevlerin metin bağlamındaki semantik analizi Türkiye Türkçesi ile karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışma, anlam ve işlev merkezli olup karşılaştırmalı bir incelemedir. Anlamın devamlı değişim ve gelişim potansiyeline sahip olması çokanlamlılık arz etmiştir. Bu durum ilk bakışta yalnızca istek olarak beliren bir kipin, cümlede çok farklı anlamlara gelebildiğini göstermiştir. Tespit edilen işlevler ile metinlerin anlam kapsamı kimi zaman cümle ve cümlelerüstü birimlerden oluşan paragrafı kimi zaman da metnin tamamını içine almıştır. Adlandırma ve yorumlama işlemi de buna bağlı olarak gerçekleştirilmiştir. Gagavuz Türkçesine ait metinlerden taranan tasarlama kiplerinin çeşitli faktörlerin etkisiyle çokanlamlılık kazandığı ve bu özelliğin anlam sınırlarını genişleterek yorum gücünü de arttırdığı ortaya konulmuştur.

Anlam bilimDil bilgisiGagavuzca+3
Leyla Dilek
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Muhammed'in Ferruḫ u Hümā ('Işḳ-Nâme) adlı eseri üzerine anlambilimsel ve tematik bir inceleme

Eski Anadolu Türkçesi adlı yazı dilinin evrelerinden Beylikler Dönemi, çok sayıda Türkçe eserin kaleme alındığı bir dönemdir. 14. ve 15. yüzyıllarda, Muhammed adlı yazar tarafından yazılmış olan Ferruḫ u Hümâ ('Işḳ-nāme) adlı eser, Ferruh ve Hüma adlı iki karakter arasında geçen olayları anlatan beşerî bir aşk mesnevisidir. Araştırma, üç ana başlığa sahip olup ilk bölüm, Eski Anadolu Türkçesi Dönemi, söz konusu yazar ve eser hakkındadır. İkinci bölüm, Ferruḫ u Hümā'nın içerisinde yer alan isimlerin tematik olarak sınıflandırması üzerinedir. Üçüncü bölüm ise sözcük anlam bilimi çalışmasının art zamanlı metot ile incelenmesi üzerinedir.

Anlam bilimDil bilimEski Anadolu Türkçesi+4
Sena Doğancı
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Nef'î'nin kasidelerine semantik bakış

17. yüzyıl klasik şiirinde özellikle kaside alanında kendi dönemindeki ve kendisinden sonraki dönemde yaşayan şairleri etkilemiş olan Nef'î; övgü, yergi ve fahriyeleri ile meşhur önemli bir şairdir. Yapılmış olan çalışma, klasik şiirin mihenk taşı sayılan bu şairin kasideleri üzerinedir. Şaire ait divanın özellikle kaside kısmı irdelenerek şiirlerinde kullanmış olduğu kelimeleri, benzeyen kendisine benzetilen çerçevesinde soyut kavramlara nasıl bir somutluk yüklediği üzerinde durulmuştur. Birini anlamanın en güzel yolu onu dinlemekten ve kelimelerinin tuttuğu yol takip ederek söylediklerini tahlil edebilmekten geçer. Bu bağlamda yapılan çalışmada da kasidelerinde kullandığı kelimeler gözlemlenerek onun zihin dünyasını, döneminin psikolojisini ve sosyolojik durumunu şiirlerinde tercih etmiş olduğu kelimeler nispetinde anlamak hedeflenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde şairi, yaşadığı zamanı, onun edebî şahsiyetini anlamak maksadı ile hayatına dair genel bir çerçeve çizilmiştir. İkinci bölümde, kasideleri benzeyen- kendisine benzetilen çerçevesinde soyut kelimelerin yüklendiği somut manalar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Üçüncü bölümde, bütün bunlar çerçevesinde şairin ruh dünyası, dönemine bakışı ve edebî görüşüne dair genel bir değerlendirme yer almaktadır. Son bölümde ise kullandığı kavramlar genel bir yargıya varılarak benzeyen- kendisine benzetilen listesi halinde alfabetik olarak sıralanmıştır. Anahtar Kelimeler: Nef'î, Kaside, Soyut Kavramlar, Klasik Şiir, Benzeyen- Kendisine Benzetilen

Anlam bilimDivan edebiyatıDivan şiiri+6
Merdiye Mansur
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

David Kaplan'da bağlam duyarlı terimlerin anlambilimi

İnsan ilişkilerinden felsefeye kadar birçok alanda, terimlerin anlamının belirsizliğinden kaynaklanan problemler mevcuttur. Bu problemlerin çözümü için herhangi bir terimin, cümlenin veya ifadenin anlamının neliğini belirlemek gerekmektedir. Söz konusu neliği sorgulamak ise, dildeki her bir terimin anlamını belirlemekle mümkündür. Anlamı belirlenmesi gereken terimlerin çoğu, dış dünyada var olan nesnelerle ilgili bilgi vermek için kullanılır. Bu durum söz konusu nesnelerin anlamının yanında ayrıca gönderimlerinin nasıl belirleneceği sorusunu da cevaplamayı gerektirir. Frege, Russell gibi birçok düşünür bu amaçla dilde bulunan adların, betimlemelerin, bağlaçların anlambilimini yaparak dildeki muğlaklıkları ortadan kaldırmaya ve nesnel bir dil oluşturmaya çalışmışlardır. Ancak söz konusu düşünürler dilin büyük bir kısmını kaplayan bağlam duyarlı terimlerin anlamının ne olduğuna dair çalışmalarda bulunmamışlardır. Bağlam bağımlı olan bu terimlerin anlambilimi yapılmaksızın nesnel bir dilden söz etmek mümkün değildir. Bu doğrultuda çalışmamızda anlambilimin bu eksikliğini gidermek adına David Kaplan'ın ortaya koyduğu Bağlam Duyarlı Terimler kuramını ele almakta ve kuramın bu sorunu tamamen çözüp çözemediğinin bir değerlendirmesini sunmaya çalışmaktayız. Anahtar Sözcükler: Anlambilim, dil felsefesi, Frege, Russell, David Benjamin Kaplan,bağlam duyarlı terimler, saf bağlamsal terimler, belirtici işaretler, "bu", "şimdi", "dthat"

Anlam bilimBağlam duyarlı terimlerDil felsefesi+4
Zeynep Düzen
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kripke semantiğinin Kantçı metafizik bakımından sonuçları

Felsefe'nin en temel özelliklerinden birisi düşünme üzerine katlanmaktır. Bu sayede düşünen varlık olarak insan hem kendisini hem de kendisi dışındaki şeyleri düşünme-nin nesnesi kılabilmektedir. Felsefe'nin yetkin bir biçimde gerçekleşmesi için düşünme faaliyetindeki bu söz konusu katlanmanın bahsettiğimiz her iki yönde de gerçekleşmesi gerekir. Bu sayede bir şeyin varlığı söz konusu olduğunda varlık felsefesi (İng. Ontology), bilgisi söz konusu olduğunda da bilgi felsefesi (İng. Epistemology) alanları ortaya çıkmaktadır. Biz de tezin konusunu seçerken felsefenin en önemli bu iki alanını içerecek bir konu seçmeyi tercih ettik. Bütün bir tezde işlenen problem genel olarak dil (algı) ve gerçeklik arasındaki ilişki üzerinden ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bir varlık felsefe-si sorunu olarak varlığın zorunlu ilkelerini ele alması bakımından Kantçı metafizik ile klasik metafizik mukayeseli olarak ele alınmaya çalışılmıştır. Kant'ın bilmenin sınırlarını nasıl çizdiği ve neyin bilinebilir olduğu yönündeki görüşleri de tezde ifade edil-miştir. Aynı zamanda klasik metafiziğin nesne anlayışını büyük oranda yıkıma uğratan Kantçı metafizik ile dil felsefesinin önemli filozofları olan Frege, Russell ve Kripke'nin nesne anlayışları mukayese edilmiştir. Bu doğrultuda analitik felsefenin, özellikle de Frege ve Russell'ın nesne anlayışlarının Kantçı metafizik çizgiyi nasıl devam ettirdikleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Kantçı metafiziğin felsefe tarihinde ne kadar etkili olduğu ve günümüze kadar da etkisini sürdürdüğü dile getirilmiştir. Günümüzün yaşayan filozoflarından birisi olan Saul A. Kripke mümkün dünyalar semantiği fikri üzerinden modal mantığın tamlığı gibi önemli bir çalışmayı felsefi düşünmeye dahil etmiştir. Bu doğrultuda Kripke hem Kantçı metafiziği hem de Frege ve Russell'ın devam ettirdikleri nesnenin mekanının yargı olması görüşünü karşı olgusal önermeler üzerinden çürütmüştür. Böylece Kripke yargı üzerinden gönderimde bulunan dolaylı gönderim kuramı yerine doğrudan gönderimi mümkün kılan nedensel gönderim kuramını geliştirmiştir. Bu semantik kuram, Kantçı metafiziğin dolaylı gön-derim fikrine karşı doğrudan gönderimi savunduğu gibi bir çeşit özcülüğün de felsefi anlamda savunulabilir olduğunu göstermiştir. Tezin nihayetinde ise Kripke'nin seman-tik görüşlerinin Kantçı metafiziğin altını oyacak büyük bir potansiyele sahip olduğu tespit edilmiştir. Fakat aynı zamanda da Kripke semantiğinin mümkün kıldığı özcülük biçiminin Kantçı metafizikten ne anlamda esintiler taşıdığına da dikkat çekilmiştir.

AnlamAnlam bilimDil+4
Ümit Taştan
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Görsel sanatlarda çözümleme için değer kavramlarının yeri

Sanat (eseri); estetik, sanat tarihi, eleştiri, ruhbilim, felsefe, göstergebilim gibi alanlardan pek çok uzmanın incelemesine konu olmuştur. Her biri kendi alan bilgisini sanat alanına taşımıştır. Özellikle, göstergebilimin gösterge ve işaret kavramları ve yeni eleştirinin 'bizzat sanat eserine yönelme ilkesi' yol açıcı olmuştur. Bu çalışmada sanat eserine, sanata yönelik her alandan getiriler göz ardı edilmeden yeni bir bakış açısına yerleşme olanağı üzerinde durulmuştur: Sanat eserini anlamada değerler bir bakış açısı olabilir mi? Elbette bu soruyu sorar sormaz, konunun yeni olmadığı ileri sürülecektir. Doğrudur. Ancak bu konuda yapılan çalışmalara bakıldığında bunların dağınık ya da çok sınırlı oldukları görülmektedir. Bu yüzden değerler konusuna daha geniş bir perspektiften bakılmaya ihtiyaç olduğu düşünülmüştür. Bu amaç doğrultusunda öncelikle değerin neliği ve çevresindeki, ilişkili olduğu kavramlar dikkate alınmış ve çalışma kuramsal ve uygulama olarak iki bölümden oluşturulmuştur. Birinci bölümde değer kavramının genelde hangi akslara,,yani hangi karşıt iki uca oturtulduğu gözlenmiş. Ardından araştırmalara konu edilmiş ya da edilebilecek değer tipleri kısaca ele alınmış, böylece kesin bir sınıflandırma olmasa da, değer tiplerinin uzanımı, sanat eserini anlamada sapmaların ve sanat eserine odaklanmadaki olanakların kabaca da olsa görülmesine fırsat sağlamıştır. İkinci bölümde Hans Baldung'un (1510- 1520) arasına tarihlenen "Havva, Yılan ve Ölüm" tablosu karşılaştırmalı ve eleştirel bakışla, yalnızca temsili değeri konu edilerek incelenmiştir. Ardından Agnolo Bronzino'nun "Aşk Alegorisi" (1546) adlı tablosu daha geniş biçimde karşılaştırmalı ve değer kavramları açısından incelenmiştir. Sonuç olarak, sanat eserine yaklaşımda, öznel bakışların, incelemecinin ilgi alanının sanat eserini anlamayı başka alanlara kaydırdığı gözlenmiş ve sanat eserinin sanatı ilgilendiren değer kavramları açısından bütüncül bir incelenmesinin yapılıp yapılmadığını test etme, incelemenin eksik yanlarını nesnel biçimde görme şansı vereceği için bu yöntem olumlu bulunmuştur. Ve değer çözümlemeci yaklaşımın sanat eserini incelemede birincil ve ikincil değerlerin görülmesine olanak tanıdığı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Aksiyoloji, semantik, yorum bilgisi, göstergebilim, değer çözümlemesi,

AksiyolojiAnlam bilimDeğer algısı+6
Özgül Doğan
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoctorateOpen AccessEN

Building of Turkish propbank and semantic role labeling of Turkish

Understanding a human language has been a dream of manhood for more than a decade. Although early science fiction movies have predicted that dream would have come true by now, it has not. The reasons are varied however ambiguity, the need for context, common sense knowledge, the variety in word/sentence structures can be considered as such. There have been attempts to disambiguate word meanings, analyzing language structures and modeling common sense knowledge to reach this goal, however it is an on-going research with many subfields. In this thesis, we are interested in one its subfields: shallow semantic parsing or semantic role labeling (SRL). It aims to dissolve the understanding problem into identifying action/event bearing units and their participants. In that way, independent from the structure of the sentence, the same representation can be produced, (e.g. "Economy grew by 5%" and "The growth of the economy was 5%" or "The window broke" and "Stone broke the window"). The output representations of this task can benefit other natural language understanding tasks such as information retrieval, sentiment analysis, question answering and textual entailment. In order to perform this task a resource that contains the meanings of action/event bearing units (in our case verbs) and their frequent participants, named Proposition Bank (PropBank), should be created to guide the machine learning techniques. Unfortunately creating such a resource requires a large amount of time, budget and linguistic experts. Therefore has not seen possible for low-resourceful languages like Turkish. In this thesis we aim to address this issue by incorporating crowd intelligence into the construction workflow. We design a novel workflow that requires minimum number of experts with linguistic knowledge. They have been employed for (1) the first crucial step, where semantic frames are manually created, (2) supply quality control mechanism by labeling a small amount of questions and (3) double check the answers of crowdtaskers when taskers could not agree on an answer. Other challenges to create such a resource are posed by rich morphology of Turkish. To address this extreme production of new words that cause theoretically infinite number of action bearing units, we propose to exploit the semantic knowledge that are acquired by root verbs composed with regular morphosemantic features such as case markers. We evaluate our overall approach for building of Turkish PropBank by various inter-annotator metrics and show that our resource is of high quality. Though creating a resource is crucial, not enough for automatic labeling of semantic roles. Second part of this thesis focuses on building such automatic methods that are suitable for Turkish language. For that purpose, we adopt a system that uses a deterministic machine learning model based on linguistic features designed mostly for high-resource, morphologically poor languages. However Turkish language poses the following challenges: (1) significant amount of out of vocabulary words (words that have not been seen in the dictionary) (2) small number of training instances and (3) high syntactic variance among predicates and their arguments. These issues cause very sparse features that complicate the learning process of the statistical system. We address these challenges by (1) designing better features that exploit the regularity of morphosemantics, thus not as sparse as previous ones; and (2) taking advantage of pretraining on unlabeled data, in other words, exploiting prior knowledge on Turkish words that have been learned through word embeddings. We show that our approach yields to the first robust Turkish SRL system with an F1 score of 79.84. Our experiments with training data size and the features show that (1) morphosemantic features are vital for Turkish SRL; (2) a reasonable SRL system can be trained with proposed features on 60% of the available data; (3) performance greatly degrades in the absence of high-level syntactic features and (4) continuous features model complex interactions between information levels and lead to further improvement in the scores. Although the statistical SRL system has been shown to be successful in the presence of gold tags, it suffers from accumulating errors of external NLP tools that are required for feature extraction. To address this problem, we introduce a neural SRL system that employs bi-directional long-short-term-memory (LSTM) units to operate on subword units which do not require syntactic preprocessing (or only minimal). Unlike previous techniques that use pretrained word embeddings, the proposed model generate a word embedding by composing the subword units. Available subword composition techniques did not make any distinctions between morphology types. In order to distinguish derivational morphology from inflectional morphology, we propose a linguistically motivated composition technique and systematically analyze the effect of subword and composition types. We show that (1) character based models with bi-LSTM composition perform similar to models that use morphological information for languages with poor morphology, whereas at least 3 percentage point drop is observed on F1 scores for morphologically rich languages and (2) linguistically motivated composition method surpasses other techniques for Turkish SRL. We evaluate various techniques to combine multiple subword units in order to test whether subwords learn complementary features for argument labeling. We show that character and char-trigram combination improve the scores in all cases, whereas combining character with morphology do not help to most languages with rich morphology, suggesting that characters do not capture any information that is not already in embedded in morphological models. Finally all resources are made accessible to encourage researchers to work on Turkish language.

SemanticsLinguisticsArtificial neural networks+1
Gözde Gül Şahin
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Dede Korkut Kitabı'nda anlam türlerine göre niteleme sıfatları

Sıfat konusu gramer ve dilbilim çalışmalarının en çok tartışılan başlıklarından biridir. Zira sıfat bir sözcük türü müdür yoksa bir işlev midir sorusu araştırmacıların zihnini bu güne kadar meşgul etmiştir. Biz bu araştırmada sıfatı bir sözcük türü olarak kabul ederek Dede Korkut Kitabı örneği üzerinden niteleme sıfatlarının gösterdiği biçimsel ve sözdizimsel özellikleri anlamsal başlıklar altında değerlendirmeye çalıştık. Yöntem olarak dayanağımız R.M.W. Dixon'un anlam türleri teorisi olmuştur. Dixon'ın bu teorisine göre Dede Korkut Kitabı'nın Dresden nüshasındaki niteleme sıfatları BOYUT, FİZİKSEL ÖZELLİKLER, RENK, İNSANA ÖZGÜ EĞİLİMLER, YAŞ, DEĞER, HIZ anlam türleri altında sınıflandırılmış ve her kategoride anlamsal olarak; niteleme sıfatlarının derin yapıda hangi sözcük türüne ait olduğu ve bunun yüzey yapıda değişip değişmediği veya derin yapıda belirli bir anlam türüne ait olan sıfatın yüzey yapıda anlam türü bakımından bir değişim geçirip geçirmediği ve bu sıfatların karşıtanlamlılık durumları incelenmiş, biçimsel olarak; sıfatların ad ve ya eylem kökenli olup olmadıkları ve sıfatlardan türetilen sözcük türleri (ad, eylem, sıfat, belirteç) tespit edilmiş, sözdizimsel olarak niteleme sıfatlarının tümce içinde üstlendiği farklı görevler (düşüme uğrama, zarflaşma, eylemleşme vb.) ve kurdukları söz öbekleri ve bunların özellikleri belirlenmiştir. Eserde geçen niteleme sıfatlarının tespit ederken Saadettin ÖZÇELİK'in 2005 yılında yayımladığı Dede Korkut Araştırmalar, Notlar/ Dizin/ Metin adlı çalışmadan faydalanılmıştır. Bu yüksek lisans tezi Uşak Üniversitesi BAP birimi tarafından 2013/TP011 nolu proje olarak desteklenmiştir.

Anlam bilimDede Korkut HikayeleriDede Korkut Kitabı+4
Samet Çetin
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin üstdil farkındalık becerileri ile yazma becerileri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin üstdil farkındalık becerileri ile yazma becerileri arasındaki olası ilişkiyi belirlemektir. Araştırmanın evrenini Uşak, ili merkezinde 2014-2015 öğretim yılında öğrenim gören 5, 6, 7, ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmuş; örneklemi için TEOG verilerine göre başarısı "orta düzey" olarak ifade edilebilecek Uşak ili Merkez Ergenekon Ortaokulu'nun 33'ü kız 27'si erkek; orta ve yüksek düzeydeki(Türkçe dersi başarılarına göre) 60 ortaokul öğrencisi seçilmiştir. Bu rakam her sınıf düzeyinden (5, 6, 7 ve 8. Sınıflar) 15 kişi olacak şekilde belirlenmiştir. Öğrencilerin üstdil farkındalık seviyelerini ölçmek için, fonolojik, morfolojik, semantik, sentaktik farkındalık testleri uygulanmış, bunların toplamından üstdil farkındalık testi elde edilmiştir. Elde edilen veriler 3 alan uzmanı ve araştırmacı tarafından değerlendirilmiş; testlerin öğrencilerin yazma becerisi ile anlamlı bir ilişkisinin olup olmadığı incelenmiştir. Öğrencilerin yazma becerilerini ölçmek için "öykü tamamlama" yöntemine başvurulmuş; kompozisyonlar Çetin(2002)'in hazırlamış olduğu kompozisyon analitik puanlama ölçeğine göre 3 alan uzmanı ve araştırmacı tarafından değerlendirilmiştir. Elde edilen veri ve analizlerden ortaokul öğrencilerinin üst dil farkındalık becerileri ve yazma becerileri arasında anlamlı bir ilişkinin olduğunu söylemek mümkündür. Üst dil farkındalık becerilerinin alt boyutları olarak ele alınan fonolojik, morfolojik, semantik ve sentaktik farkındalık becerileri ayrı ayrı ele alındığında da yine aynı durum söz konusudur. Üst dil farkındalık becerilerinin ortaokul öğrencilerinin yazma becerilerini anlamlı bir oranda bir yordadığı, farkındalık becerileri yüksek olan öğrencilerin yazma becerilerinin de yüksek olduğu; bu becerilerin düşük olduğu öğrencilerde yazma becerisinin de düşük olduğu gözlemlenmiştir. Öğrencilerin üst dil becerilerinin gelişimine katkı sağlanmasının yazma becerilerini de geliştireceği durumu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: üstdil, fonolojik farkındalık, morfolojik farkındalık, semantik farkındalık, sentaktik farkındalık, yazma becerisi.

Anlam bilimDil becerileriDil farkındalığı+7
Tuğba Nur Beyret
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kelimelerin anlam yakınlığı derecelerine göre Nâbî Divânı'nda yakın anlamlılık

Anlambilimin tartışmalı konularından biri "anlam aynılığı" konusudur. Anlamın aynılığı konusu anlambilimde "eş anlamlılık/eşanlamlılık" adı ile ele alınmaktadır. Konu genel anlamda sözcük eş anlamlılığı ile sınırlandırılmıştır. Anlambilim çevresinde konu ile ilgili pek çok tartışma bulunmaktadır. Tartışmaların iki tarafı bulunmaktadır: Bir dilde "eş anlamlılık" durumunun varlığını kabul edenler ve etmeyenler. Bir dilde aralarında hiçbir fark olmaksızın iki sözcüğün aynı anlamı ifade etmesi mümkün değildir. İki veya daha fazla dilsel formun aynı anlama gelemeyeceği görüşü ile bu çalışmada "yakın anlamlılık" terimi tercih edilmiştir. Ayrıca, anlam yakınlığı sadece sözcüklerle sınırlı değildir. Dilde anlamlı her birim arasında anlam yakınlığı görülebilir. Bu çalışmada, konu üzerindeki tartışmalar irdelenerek "yakın anlamlılık" konusu detaylı bir şekilde açıklanmaya çalışılmıştır. Anlam yakınlığının bağlam içinde incelenmesi gerekliliği ile örnek metin üzerinden yakın anlamlılık değerlendirilmiştir. Anlam yakınlığı göz önünde bulundurularak, Nâbî Divân'ından seçilen beyitlerde sözcük, sözcük üstü ve sözcük altı düzeyinde yakın anlamlılık örnekleri incelenmiştir. İncelemelerde sözcüklerin neden "eş" anlamlı olamayacağıaçıklanmaya çalışılmıştır. Bu örnekler arasında sözcük düzeyinde olanlardan bazıları seçilmiştir. Bu sözcüklerin (sözlük anlamları göz önünde bulundurularak) birbirlerine yakınlık oranları tespit edilerek listelenmiştir. Bu oranlar, sözcüklerin sözlük anlamları bakımından birbirlerine ne kadar yakın ve ne kadar uzak olduklarını göstermektedir. Burada, dilde anlamlı birimler arasında eşsüremli bir aynılığın olmadığı örnekler üzerinden açıklanmaya çalışılmıştır. Diğer yandan, anlam üzerinde yapılacak çalışmalarda matematiksel verilerin bir kıstas olamayacağı gerçeği ile anlambilimin problemlerinden biri olan "eş anlamlılık" tartışmalarına "anlam" düzeyinde dâhil olmaya çalışmak amaçlanmıştır.

AnlamAnlam bilimBağlam+6
Elif Arı
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçe sözlük'teki türemiş kelimelerde türetme eklerinin kazandırdığı anlamlar

Anlambilim için önemli olan konulardan biri, Türkiye Türkçesindeki eklerin "anlam farkı" meselesidir. Türkiye Türkçesinde ekler, çekim ve yapım eki olarak iki gruba ayrılmaktadır. Yapım ekleri, kelime türetmeye yarayan dil bilgisel yapılardır. Bu yapılar, kelime türetme işini yaparken anlam ve tür yönünden kelime kökünde değişiklik meydana getirir. Ortaya çıkan bu durumu incelemek, Türk dili çalışmalarına katkı sağlamak için önemlidir. Türk dili yapım ekleri yönünden zengin bir varlığa sahiptir. Sahip olduğu ekler sayesinde birçok kök ve gövdeden yeni kelimeler yaratmaktadır. Bu ekler kimi zaman tek anlam içerirken kimi zaman ise birden çok anlama gelir. Eklendiği sözcüğe farklı anlamlar katan eklerin aynı zamanda kelimenin türünü de değiştirdiği görülmektedir. Bu çalışmada anlam farkı konusu işlenerek ekler semantik yönden açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmada öncelikle yapım ekleri ile çekim eklerinin görevleri belirtilmiş daha sonra türemiş kelimelere gelen yapım ekleri ele alınmıştır. Çalışmanın bir diğer önemli noktası olan bazı çekim eklerinin yapım eki fonksiyonundaki anlamsal yönü açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırmamız, Türkçe Sözlük' teki türemiş kelimeler temel alınarak incelenmiştir. Bu amaçla sözlükteki kelimeler taranarak addan ad, addan fiil, fiilden ad ve fiilden fiil yapan yapım ekleri tespit edilmiştir. Bunun dışında dilimizde oldukça fazla sayıda kelime türeten yabancı ekler de belirlenip açıklanmaya çalışılmıştır. Tespit edilen bu eklere örnek kelimeler ile semantik açıdan bir yorumda bulunulmuştur. Türkçe Sözlük' te anlam farkı yaratıp işlek bir şekilde kullanılan 157 ek tespit edilmiştir. Bu eklerden addan ad türeten 65 ek, addan fiil türeten 19 ek, fiilden ad türeten 56 ek ve fiilden fiil türeten 17 ek bulunmuştur. Sözlükte yoğun olarak kelime türeten yabancı ek sayısı ise 22 tanedir. Bu ekler dışında aktif bir şekilde türeme işlemi yapmayan ancak birkaç örnek veren ekler de vardır. Bu ekler çalışmamıza dâhil edilmemiştir

Anlam bilimDil bilgisi-yapım ekleriDilbilim+4
Serpil Taşdemir
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çağatay Türkçesi ve Özbek Türkçesindeki fiil varlığı üzerine bir inceleme

Çağatay dönemi, zaman olarak 15. yüzyılın başlarından başlayıp 20. yüzyılın başlarına kadar devam eden coğrafi sınırları Karadeniz, Kafkas dağları, Hazar Denizi ile İran'ın kuzey ve doğusuna kadar uzanan bu geniş saha doğu Türklüğünün sınırlarını çizmektedir. Çağatay Türkçesi ve onun devamı niteliğinde olan Özbek Türkçesi ile ilgili fiil varlığı üzerine bugüne kadar yüksek lisans ve doktora tezlerinde karşılaştırılmalı bir çalışma yapılamamıştır. Yayımlanan makalelere bakıldığında, 10 makalenin her biri sadece bir yapım ekini konu almıştır. Yapılan tezlere bakıldığında ise yapım ekleri konusu 7 tezde görülmektedir. Bu 7 tezden 3 tanesinde Türkiye Türkçesinin yapım ekleri, sırasıyla Macarca, Arnavutça ve Azerbaycan Türkçesi ile karşılaştırılmıştır. Geriye kalan 4 tezde ise "Anadolu Ağızlarındaki Yapım Ekleri", "Kuzey Grubu Türk Şivelerinin Yapım Ekleri", "Çağdaş Türkiye Türkçesinin Yapım Ekleri" ve "Sekkaki Divanındaki Yapım Ekleri" konu edilmiştir. Sonuç olarak Çağatay Türkçesi ve Özbek Türkçesi lehçelerinin fiil varlığının karşılaştırıldığı bir çalışma yapılamamıştır. Bu çalışmanın hareket noktası da bu eksikliğin giderilmesidir. Bu sebeple bu çalışmada Çağatay Türkçesi ve Özbek Türkçesindeki fiil varlığı karşılaştırılmıştır. Fiil varlığının tespit edilebilmesi için, Çağatay Türkçesi için Suat Ünlü tarafından 2013 yılında yayınlanan "Çağatay Türkçesi Sözlüğü" ile Özbek Türkçesi için Emek Üşenmez, Saidbek Boltabayev ve Gülşah Tuğlacı'nın 2016 yılında yayınlamış oldukları "Özbekçe-Türkçe Sözlük" kullanılmıştır. Sözlüklerdeki fiil varlıkları tespit edilerek ses bilgisi, şekil bilgisi ve anlam bilgisi başlıkları altında incelenmiştir. Ayrıca dilin canlılığı ve zaman içerisindeki Türkçenin gelişimi de göz önünde bulundurulduğunda Çağatay Türkçesinden Özbek Türkçesine evrilen süreçte fiil varlığında yaşanan değişimlerde kronolojik bağlamda tespit edilmeye çalışılmıştır.

AnlamAnlam bilimAnlam değişikliği+6
Merve Önder Çalık
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Otuz eserdeki isim türeten eklerin morfo-semantik işlevleri

Türkiye Türkçesinde sözcük türetme, dil yapısı itibariyle sonekler ile yapılmaktadır. Soneklerin bazıları yapım ekleri grubuna dâhil edilmektedir. Yapım ekleri, isim veya fiil kök ve gövdelerinden yeni isim veya fiil gövdeleri oluşturan eklerdir. Bu çalışmada isim türeten ekler üzerine durulmuştur. İsimden isim yapan ekler, isim kök veya gövdelerinden yeni bir isim yapmak için kullanılan eklerdir. Bu türetme ile oluşturulan kelimelerde, yeni bir anlam da ortaya çıkmaktadır. Gramer çalışmalarında eklerin sadece işlevleri üzerine durulmakta, kelimeye verdiği anlam göz ardı edilmektedir. Sözcüklerdeki anlamı oluşturan unsurların kök merkezli ele alınması nedeniyle, eklerin kelimeye kattığı anlam yeterince incelenmemiştir. Türkiye Türkçesi dil bilgisinde daha çok görünüş ve yapıya ağırlık verilmesi; isim veya eylem kökü veya gövdesine kattığı anlamların yüzeysel olarak ele alınmasına sebep olmuş, bununla birlikte eklerin türettiği kelimelere farklı görevlerde anlamlar katmasına değinilmemiştir. İşlev ve anlam birbirleriyle ilişkili olmasına rağmen işlev sınırlı anlam muğlaktır. Kelimelerin kazandıkları anlam farklı farklıdır. Ekleri sadece işlev altında ele almak kelimelerin kullanım alanını sınırlandırmaya ve yanlış türetmelere de sebep olmaktadır. Bundan dolayı çalışma içerisinde eklerin morfolojik işlev ile morfo-semantik işlev başlıkları altında ele alınması gerektiği tartışılmıştır. Dolayısıyla çalışmada eklerin anlam boyutu ele alındı ve bu anlam da morfo-semantik adı altında incelendi. Morfo-semantik için kaynaklarda mevcut bir tanım bulunmamaktadır. Eğer tanım yapılacak olursa morfo-semantik, eklerin eklendikleri kelimelere kazandırdıkları anlamı inceleyen anlambilimin alt kolu olarak değerlendirilebilir. Bu çalışmada gramer çalışmalarında belirlenen isim türeten eklerin listesi oluşturuldu ve eklerin tespiti için otuz eser seçildi. Bu otuz eser incelenerek isim türeten eklerin olduğu kelime listesi sıralandı, kelimeler üzerinde eklerin verdiği anlamlar tablo halinde gösterildi ve cümle içerisinde kazandığı diğer anlamlar diğer kullanım örnekleri başlığı altında incelendi. Bazı eklerin, eklendikleri kök veya gövde ile bağlantılı; bazı eklerin, kök veya gövdenin anlamından farklı bir anlam oluşturduğu, bazı eklerin ise, tek başına anlamı olmayan kelimelerden anlamlı yeni bir kelime türettiği tespit edilmiştir. Morfo-semantik türetimin yeni kavram ve sözcük dağarcığına nasıl katkıda bulunduğu gösterilmiştir.

Anlam bilimDil bilgisiDil bilgisi-ekler+5
Çiçek Varol
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaşar Kemal'in Dağın Öte Yüzü üçlemesinde mekânsal dil

Mekân, bir uzama sahip olan varlıkların uzaydaki konumlarını, hareketlerini ve gözlemci durumundaki insanı kapsayan anlam bilimsel bir kavramdır. Mekânsal anlam bilimin çalışma alanlarından birini oluşturan mekânsal dil, belirli bir varlığın mekândaki konumlanma ve yer değiştirmesinin uzlaşımsal beyanlarını içerir. Figür ve zemin ilişkisine dayalı mekânsal ifadelerin merkezinde, mekânsal referans çerçeveleri, gösterim, topoloji, yer adı, hareket ve söz birimi kavramları yer alır. Kuralcı dil bilgisi yöntemlerini kullanan birçok Türkçe kaynakta mekân konusuna verilen yer sınırlıdır ve Türkçede mekânsal dil üzerine yapılan dil bilimsel çalışmaların sayısı azdır. Bu çalışmanın amacı, Türkçede dil bilimsel bir kategori olarak mekân bilgisinin kodlanmasındaki aşama, basamak ve araçları açıklamaktır. Bu amaçla Yaşar Kemal'in Dağın Öte Yüzü üçlemesinden seçilen 5 yolculuk önce mekânsal söz birimlere ayrılmış; sonra bu söz birimleri oluşturan 1719 mekânsal ifade listelenmiş ve parantezleme yöntemiyle çözümlenmiştir. Statik mekânsal ilişkide "konum" ve dinamik mekânsal ilişkide "hedef", "kaynak" ve "rota" durumuna geçen unsurların genellikle /+DA/, /+DAki/, /+ki/, /+A/, /+DAn/ ve /+I/ biçim birimleri ile biçimlendirildiği tespit edilmiştir. Türkçede ad öbeği tabanlı zemin kodlama stratejisi hâkimdir. Mekânsal ilişki sadece hâl kategorisi ile değil; kelime türleri, kelime grupları ve cümleden büyük anlamlı mekânsal metinlerle de kurulabilir. Mekânsal adlar hâl ekleri, iyelik ekleri ve son-edatlarla öbekleşebilir. Mekânsal bilgi yalnızca sözcük, öbek ya da cümlelerden değil; daha yoğun ve doğru şekilde söz birimlerden çıkarılır. Bu nedenle mekânsal dil üzerine yapılacak dil bilimsel çalışmalarda iletişim ortamının edim bilimsel bağlamına ve sözcelerdeki metin dil bilimsel gönderimlere dikkat edilmelidir.

Anlam bilimKemal, YaşarMekan+1
İsmail Bağçevan
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kemal Tahir'in Esir Şehir Üçlemesinde kiplik kategorilerine anlambilimsel bakış

Kökeni Aristo'ya dayandırılan kiplik, ilk olarak felsefe ve mantık biliminde ele alınmıştır. Felsefe ve mantık biliminin kiplik kavramına kazandırdıkları, dilbilimsel kiplik incelemelerinin de kapısını aralamıştır. Dilbilimsel incelemelerde kiplik, konuşurun tutumunu dil bilgisel ve söylemsel ögeler aracılığıyla yansıtması açısından değerlendirilmiştir. Bu durum kipliğin anlambilimsel çalışmaların odağında yer almasına vesile olmuştur. Araştırmacılar kiplik çalışmalarında mantıksal, tipolojik, semantik ve pragmatik yaklaşım biçimlerini kullanmışlardır. Palmer (2001), kipliği tipolojik bir yaklaşımla ele almış ve önerme-eylem kipliği kategorilerini esas alarak bir sınıflandırma yapmıştır. Onun bu sınıflandırması, pek çok anlamsal kategoriyi içinde barındırması yönüyle başka araştırmacılar tarafından da sıklıkla tercih edilmiştir. Bu çalışma, Kemal Tahir'in Esir Şehir Üçlemesinden belirlenen önermelerin hangi kiplik işaretleyicileri aracılığıyla hangi kiplik kategorisinde işaretlendiğini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada kiplikler Palmer'ın (2001) kiplik sınıflandırmasından yararlanarak ele alınmış, bulgulardan hareketle belirlenip bu sınıflandırmada yer almadığı tespit edilen diğer kiplik kategorileri de ayrı başlıklar altında incelenmiştir. Çalışma "Giriş, Kavramsal Çerçeve, Bulgular, Tartışmalar ve Yorumlar, Sonuç ve Öneriler" şeklinde beş ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde tezin problemi, amacı ve önemi, yöntemi, sınırlılıkları gibi hususlara değinilmiştir. İkinci bölümde kiplik, kiplik ve diğer fiil kategorileri, kiplik işaretleyicileri, kiplik çalışmaları, sınıflandırmaları, kategorileri ve Palmer'ın (2001) sınıflandırmasındaki kiplik kategorileri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Esir Şehir Üçlemesinden belirlenen önermeler Palmer'ın (2001) kiplik sınıflaması dikkate alınarak, bu sınıflandırmada yer almayan diğer kategoriler de ayrı başlıklar altında kategorilendirilmiştir. Dördüncü bölümde araştırmadaki bulgular ile diğer araştırmalardaki benzerlikler ve farklılıklar belirtilmiştir. Beşinci bölümde ise çalışmadan elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Yapılan bu çalışmanın kiplik incelemelerine katkı sunacağı düşünülmüştür.

Anlam bilimEsir Şehir ÜçlemesiKemal Tahir+1
Laçin Özğül
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan'daki anlam bilim çalışmaları üzerine bir inceleme

Bu çalışmada Azerbaycan dilinin sözcüksel-anlamsal sisteminin gelişimine yönelik yapılan araştırmalar incelenmiştir. Azerbaycan`da ilk anlam bilim çalışmaları 1920`lerde başlamıştır. Ancak diğer birçok alanda olduğu gibi Sovyet döneminde de dil bilim araştırmaları göreceli bir nitelik taşıyordu. Bu nedenle anlam bilimi yeterince araştırılmamış ve belli bir sınır içinde kalmıştır. Araştırma daha dar bir çerçevede yürütülmüş olsa da günümüz anlam biliminin temelini oluşturmaktadır. Bu dönemde yapılan araştırmaların bir kısmı bilimsel yeniliği ile günümüzde bile geçerliliğini korumaktadır. Araştırma sırasında ilk anlam bilim çalışmalarının Çobanzade tarafından yapıldığı ve teorik olarak günümüz dilbilgisine ışık tuttuğu tespit edilmiştir. Çobanzade`nin ölümünden sonra uzun süre anlam bilimi üzerine çalışmalar yapılmadı ve bu da anlam biliminin gelişmesinde birtakım gecikmelere neden oldu. Tez çalışmasında Çobanzade`nin semantik üzerine yaptığı incelemeler daha sonra yapılan araştırmalarla karşılaştırılmıştır. Ve bu eserlerin Azerbaycan dilinin gelişimine yüksek katkısı tespit edilmiştir. Ayrıca bu tez çalışmasında incelenen eserlerin okunmasında ve değerlendirilmesinde karşılaşılan sorun ve yetersizliklerin giderilmesi ve Azerbaycan dil biliminin bazı sorunlarının ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Öncelikle anlam bilimi alanında yapılan çalışmalar tek tek incelenmiş, aralarındaki benzer ve farklı özellikler tespit edilmiştir. Ayrı ayrı kitaplarda bulunan anlam bilimin özellikleri bir araya toplanmıştır. Çobanzade`nin eserinde anlam bilimin 3 türü olduğundan bahsediliyor. Sonraki çalışmalarda bu türlerin sayısı giderek artmıştır. Toplumun miras aldığı bazı dil gelenekleri, güncellenmekte ve değiştirilmektedir. Meslek ve sanat sözleri, basın üslubuna ait anlatım tarzı, halkın edebi ve sanat diline girer. Yani dilin bütün üsluplarında kullanılmaya başlar. Araştırma, bu kategoriler hakkında kapsamlı bilgilere odaklanılarak yapılmıştır. Bu da anlam biliminin önemini artırmaktadır.

Anlam bilimAzerbaycanAzerice+3
Zümrüd Zeynalova
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk dilinde güzel: Kavramsal bir inceleme

Türk dilinde ''güzel'' anlamında kullanılan ve günümüze ulaşan pek çok sözcük bulunmaktadır. Güzel sözcüğü kısaca ''göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı, iyi, hoş, tatlı'' gibi anlamlara gelmektedir. Türk dilinin dönemlerine bakıldığında ''güzel'' anlamına gelen yabancı sözcüklerin de dilimize girdiği görülmüştür. Zamanla ''güzel'' anlamını yitiren sözcüklere de rastlanmıştır. Kavram ise bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut biçimidir. Bu çalışmada Türk dilinin dönemlerine ve eserlerine bakılarak öncelikle ''güzel'' anlamına gelen sözcüklerin neler olduğu tespit edilmiştir. Giriş Bölümünde, ''güzel'' kavramı ile ilgili kaynaklara ve çalışmada kullanılan yönteme ilişkin bir değerlendirme yer almaktadır. Birinci Bölümde, incelenen eserlerden hareketle sözcüklerin kökenlerine bakılarak Türkçe, Arapça ve Farsça sözcükler tespit edilmiştir. İkinci Bölümde, bu sözcüklerin hangi ekler ile birlikte kullanılmış olduğu örneklerle gösterilmiştir. Üçüncü ve son bölümde sözcükler, güzel sözcüğünün geldiği anlamlara göre sınıflandırılmış ve örnekler verilmiştir. Sonuç Bölümünde ise tezin genelinde elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir.

AnlamAnlam bilimBiçim+5
Meralnur Çelik
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk dilinin giyim kuşam terimleri üzerine biçim ve anlam incelemesi

Giyim, ilk etapta vücudu dış etkenlere karşı korumak, gizlenmek için bir kısmını veya tamamını herhangi bir şekilde örtme, kaplama işidir. Kuşam ise basit anlamıyla kuşanmak, giyinme işini süslemek, sürmek ve sürünmek olarak düşünülebilir. Tarihsel süreçte insan; içinde bulunduğu coğrafyaya, yaşam biçimine, toplumsal statüsüne, inancına ve zevklerine göre giyimini şekillendirmiştir. Toplumdan topluma değişen bu durum Türk kültüründe de konargöçer yaşanılan dönemden başlayıp günümüze kadar gelişim göstererek gelmiştir. Özellikle yerleşik hayata geçiş, ev ve aile olgusunun oluşması, giyim kuşamı belirgin olarak etkilemiştir. Kültürel düzey, coğrafi şartlar, toplumsal etkenler, ticari ilişkiler, ekonomik yapı ve ihtiyaçlar giyim olgusunu ve buna bağlı söz varlığını biçimlendirmiştir. Böylece kullanılan ham maddeden başlayarak; vücudun her bölümü için ayrı ayrı olan giysiler, kadın ve erkeğe ait olanlar şeklinde de çeşitlilik kazanmıştır. Türk kültüründe giyim kuşama verilen değer bu çeşitlilik sayesinde ortaya çıkmaktadır. Türkler için giyim sadece vücudu örtmek ya da korumak için değil; güç sergilemek, beğenilmek ve toplum içinde saygınlığı arttırmak için bir araç hâline gelmiştir. Böylece giyim kuşamlarında tek tip değil, her koşul ve ortam için farklı ürünler seçmişlerdir. Bu çeşitlilik söz varlığına da yansımış; yazılı eserlerde, özellikle sözlüklerde yerini almıştır. Bu süreçte giyim kuşam olgusu için üretilen sözcükler dönemlere ait eserlerden yola çıkılarak rahatlıkla belirlenebilir. Bu çalışmada Türk dilinin insana ait olan giyim kuşam sözcükleri; dönemlere ait eserler temel alınarak belirlenmiş, biçim, anlam ve kavram bağlamında incelenmiştir. Bu sözcükler ait oldukları toplumun maddi ve manevi özelliklerini yansıttıkları için önem arz etmektedirler. Belirlenen sözcüklerin büyük bir çoğunluğunun Türkçe olması, Türk dilinin gücünü ortaya koymaktadır. Çalışmanın amacı Türkçenin kendine has, bizzat kendilerini yansıtan sözcüklerini bulmaktır.

Anlam bilimDil bilgisiDil bilgisi-sözcük türleri+7
Büşra Kurt
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Eski Türkçede sayılar: Yapısal ve anlamsal bir yaklaşım

Bu çalışmada Eski Türkçedeki sayı sözcükleri yapı, işlev ve anlam bakımından ele alınmıştır. Öncelikle Eski Türkçe dönemi kaynak metinlerinden bir korpus oluşturulmuş ve bu korpusa Runik harfli yazıtlardan Moğolistan bölgesi yazıtları ile Yenisey yazıtları, Eski Uygurca metinlerden Huastuanift, Altun Yaruk, Maitrisimit, Köŋül Tözin Okıtdaçı Nom, Sitātapatrādhāraṇī, Totenbuch ile eski Uygur hukuk belgeleri, Karahanlı Türkçesi metinlerinden de Kutadgu Bilig alınmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sayı kavramı, insanoğlunun sayı yetisi, dilbilimde sayı kavramı ve sayı sistemleri ile Altay dillerinde sayılar üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Eski Türkçedeki sayılar yapılarına göre asıl sayı sözcükleri, birleşik sayı sözcükleri, sıra sayı sözcükleri, üleştirme sayı sözcükleri ve belirsiz sayı sözcükleri olmak üzere beşli sınıflandırmaya tâbi tutulmuş ve incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde anlambilim ve sözcük anlambilim hakkında genel bilgiler verilmiş, ardından korpustan elde edilen örnekler sözcük anlambilim temelinde ilgili sayı başlığının altında incelenmiştir. Çalışma sonucunda sayı sözcüklerinin anlamlarında eski Türklerin girmiş oldukları dinî, kültürel çevrelere göre değişiklikler görüldüğü belirtilmiş, içinde bulunulan kültürün dil, dolayısıyla anlam üzerinde nasıl bir etkisinin olduğu sayı sözcükleri üzerinden ortaya koyulmuştur. Anahtar Kelimeler: Anlambilim, Budizm, Eski Türkçe, Orhon yazıtları, Maniheizm, İslamiyet, Sayılar, Yenisey yazıtları

Anlam bilimDil bilimEski Türkçe+4
Arda Karadavut
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik terimlerinin semantik ve sentaks açıdan incelenmesi

Dil, insanlar arasında bir iletişim aracı olduğu gibi matematiğin anlamlandırılması ve anlaşılması açısından da çok büyük önem taşımaktadır. Matematik, kendisine ait terminolojisi olan ancak örgün öğrenim süreçleri ile öğrenilebilen bir dizge ve bir üstdildir. Matematik üstdilinin kendine özgü simge, sözcük dağarcığı, anlam katmanları ve sözdizim yapıları olup evrenseldir. Bu dilin iyi anlaşılması ve doğru kullanılması, matematik problemlerinin anlaşılabilirliği için önemlidir. Matematiği anlamak hem dilsel hem kavramsal bir süreçtir. Bu çalışmanın amacı da matematik eğitiminde kullanılan terimlerin, sözcüklerin ve simgelerin dilin bileşenlerinden olan anlambilim (semantik) ve sözdizim (sentaks) açısından incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırma nitel olarak yürütülmüştür. Doküman analizine dayalı olarak gerçekleştirilen bu çalışmanın veri kaynakları Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2019-2020 eğitim-öğretim yılında okutulmakta olan ortaöğretim matematik ders kitaplarıdır (9. 10. 11. ve 12. sınıf). Doküman analizi aracılığıyla toplanan nitel veriler, betimsel analiz ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda matematik eğitiminde kullanılan terimlerin, sözcüklerin ve simgelerin anlambilim ve sözdizim ile güçlü bir etkileşim içinde olduğu görülmüştür. Anlambilim ve sözdizimin matematik eğitimi için önemi ortaya konmuş ve dilin bu bileşenlerinin doğru kullanımının gerekliliği vurgulanmıştır. Anahtar sözcükler: anlambilim, sözdizim, matematik terimleri, matematik eğitimi

Anlam bilimMatematikMatematik eğitimi+4
Selay Yebrem
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00

Related subjects