Flexibility
162 theses under this subject heading
Exploring architectural education from the resilience perspective: The case of the pandemic experience
There had been numerous disastrous events in the last decades, including natural disasters such as tsunamis, droughts, heatwaves, forest fires, and earthquakes. Moreover, there had been pandemics, economics crisis, social conflicts, poverty, the gradual decrease in world resources, effects of climate change, terrorism, and war. In the midst of this time of conflicts and disasters, resilience capacities of natural and social systems became more relevant than before. Resilience is a concept that emphasizes the ability or capacity of a system to absorb disturbance and prevent its function in the face of shocks, disturbances or while undergoing a change. Nowadays, resilience is utilized by many fields to understand the behavior and attributes of complex systems in the face of disturbances. With the global health crisis, namely the COVID-19 pandemic, the need for architectural education to be flexible and resilient in the face of disturbances has been brought into the focus. Moreover, new tools, ways, and methods were experienced during the "emergency remote learning" that took place to prevent the spread of the virus. It is predicted that positive aspects of emergency remote learning will remain, and higher education would transform. This response of the education system is similar to the adaptive resilience framework. In this manner, the recent pandemic experience provides an observable example of the adaptation process of architectural education in the face of disturbances. To understand and lead the transformation of the architectural education to new conditions, it is crucial to understand and analyze current changes that architectural education goes through. This study adopts resilience perspective and takes the example of the pandemic experience to provide insight into the transformation of architectural education in the face of future challenges. To do this, first, the concept of resilience and the genetic characteristics of the architectural education (curriculum, tools, learning environment and interaction) are discussed. A new understanding of resilience is developed, which is then used as a foundation to explore architectural education from the resilience perspective. After setting the framework, a literature review on architectural education is conducted in order to address the disturbances that education systems went through in relation with their transformations. Finally, the pandemic experience of TOBB ETU Department of Architecture is examined to provide data to develop strategies to increase the resilience of education systems and insights for adapting better to future disturbances.
Astımlı erişkinlerde üst ekstremite esneklik, endurans ve fonksiyonelliğin değerlendirilmesi
Bu çalışma, astım tanılı erişkin hastaların üst ekstremite esneklik, endurans ve fonksiyonelliklerini değerlendirmek ve sağlıklı kontrol grubuyla karşılaştırmak amacıyla yapıldı. Araştırmanın evrenini hastanenin Göğüs Hastalıkları Servisine başvurup astım tanısı alan hastalar oluşturdu. Çalışmaya astım tanılı 25 hasta ve 25 sağlıklı birey dahil edildi. Üst ekstremite esneklikleri, mezura ve gonyometre ölçümü ile, enduransları Eurofit Test Bataryası Disklere Dokunma Testi kullanılarak, fonskiyonellikleri ise Kol, Omuz ve El Sorunları Anketi (DASH) ile değerlendirildi. Verilerin istatiksel analizinde IBM SPSS Statistics 23 paket programı kullanıldı. Yapılan analizler sonucunda astım tanılı hastalar ile kontrol grubunun; demografik özellikleri benzerdi (p>0,05). Ancak astımlı grubunun VKİ değerleri kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha yüksekti (p<0,05). Astımlı hastaların %100'ünde ailede astım öyküsü tespit edildi (p<0,05). Astım tanılı hastaların üst esktremite esnekliklerinin kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha düşük olduğu tespit edildi (p<0,05). Üst ekstremite endurans değerlendirmesinde Eurofit Test Bataryası- Disklere Dokunma Testi kullanıldı. Test sonuçlarına göre astımlı grubun enduransının, kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha düşük olduğu bulundu (p<0,05). Kol, Omuz ve El Sorunları Anketi (DASH) 'ne göre astımlı hastaların fonksiyonelliklerinin, kontrol grubundakilere göre anlamlı düzeyde daha zayıf olduğu tespit edildi (p<0,05). Sonuç olarak; astım tanılı hastaların üst ekstremite esneklik, endurans ve fonskiyonelliklerinin olumsuz yönde etkilendiği saptandı. Esneklik, endurans ve fonksiyonelliğin birbirini etkileyebileceği bilinmektedir. Dolayısıyla rehabilitasyon programlarında bu parametrelerin değerlendirilmesi ve programın ona göre düzenlenmesi programın başarısını arttıracaktır.
Graston tekniği ile foem roller uygulamasının hamstring kas esnekliği üzerine kısa süreli etkisinin karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı Graston Tekniği ile Foam Roller uygulamasının hamstring kas esnekliği üzerindeki kısa süreli etkilerini karşılaştırmaktır. Çalışmaya 60 sağlıklı erkek katılmıştır. Uygulama öncesi Aktif Diz Ekstansiyon Testi değerleri ortalaması 54,17°; uygulama sonrası 66,17° ve değişim ortalaması 12,00°' dir. Uygulama öncesi Askling H Testi değerleri ortalaması 61,08 VAS (0-100) ; uygulama sonrası 37,92 VAS (0-100) ve değişim ortalaması -23,17 VAS (0-100)' dir. Graston ve Foam Roller uygulaması hamstring kas esnekliği üzerinde etkili bulunmuştur (P<0,05). Ancak analiz sonuçlarına göre Graston ile Foam Roller uygulanan gruplar arasında yaş, VKİ, uygulama sonrası Aktif Diz Ekstansiyon Testi, uygulama sonrası Askling H Testi, Aktif Diz Ekstansiyon Testi Değişimi ve Askling H Testi Değişimi değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamaktadır (p>0,05). Her iki uygulama da miyofasyal gevşetme tekniği olarak ve performans öncesi ve performans sonrası toparlanma amaçlı kullanılabilir. Etki yönünden aralarında anlamlı bir fark yoktur. Foam Roller uygulaması başka bir kişinin uygulamasına ihtiyaç duyulmadığı için uygulamada daha pratik olabilir. Anahtar Kelimeler : Esneklik; Hamstring; Graston; Foam Roller; Miyofasyal gevşetme
Nesne ilişkileri ile baş etme tutumlarının ilişkisinde umut ve bilişsel esnekliğin rolü
Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin nesne ilişkileri ve gerçeği değerlendirme süreçlerinin baş etme tutumları ile ilişkisinde sürekli umut düzeyleri ve bilişsel esneklik düzeylerinin aracı rolünün incelenmesidir. Uygun örnekleme yönteminin kullanıldığı araştırmanın katılımcıları, Türkiye'deki farklı üniversitelerin 629 gönüllü öğrenci oluşturmuştur. Katılımcılara ölçekler uygulanmıştır. Çalışmada Nesne İlişkileri ve Gerçeği Değerlendirme Ölçeği, Başa Çıkma Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği, Sürekli Umut Ölçeği ve Bilişsel Esneklik Ölçeği veri toplama araçlarını oluşturmaktadır. Yapısal eşitlik modeli bu araştırmanın veri analiz yöntemidir. Bulgular incelendiğinde, nesne ilişkileri ve gerçeği değerlendirme değişkenlerinin sorun odaklı ve işlevsel olmayan başa çıkma tutumları ile ilişkisinde, bilişsel esnekliğin ve umudun aracı rolü anlamlı bulunmaktayken, duygu odaklı başa çıkma tutumları ile ilişkisinde aracı rolü anlamlı bulunmamıştır. Nesne ilişkileri, gerçeği değerlendirme, sürekli umut, bilişsel esneklik, sorun odaklı başa çıkma tutumları, duygu odaklı başa çıkma tutumları ve işlevsel olmayan başa çıkma tutumları ile cinsiyet ve yaş değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Nesne ilişkileri ve gerçeği değerlendirme değişkeninin, sorun ve işlevsel olmayan başa çıkma tutumları değişkenlerini istatiksel olarak önemli düzeyde yordadığı; duygu odaklı başa çıkma tutumları değişkenini yordamadığı görülmüştür. Çalışmanın sınırlılıkları ile araştırmacılar ve uygulamacılar için öneriler tartışılmıştır.
Ön diz ağrısı olan ve olmayan amatör bisikletçilerin bisiklet postürü, alt ekstremite kas kuvveti ve esnekliğinin karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı, ön diz ağrısı olan ve olmayan amatör yol bisikletçilerin alt ekstremite esnekliği, kas kuvveti ve bisiklet postürünü karşılaştırmaktı. Çalışmaya ön diz ağrısı olan (n=17) ve olmayan (n=17) toplam 34 bisikletçi dahil edildi. Gruplardaki bisikletçilerin yaş, vücut kütle indeksi, sürüş yılları, haftalık sürüş mesafesi ve ortalama kadansları benzerdi. Bireylerin alt ekstremite kas esneklikleri Diz Ekstansiyon, Ely's, ve Ağırlık Aktarmalı Öne Hamle Testi; kuadriseps, hamstring ve kalça eksternal rotator kaslarının izometrik kas kuvvetleri el dinamometresi ile; alt ekstremite dizilimi Tek Bacak Çömelme Testi ile; bisiklet postürü, lateralden ve anteriordan çekilen fotoğraflardaki eklem açılarının belirlenmesi ile değerlendirildi. Dominant olmayan ekstremitelerinde ön diz ağrısı olan bisikletçilerin, kuadriseps kas kuvveti kontrol grubuna göre daha az bulundu (p=0,025). Ön diz ağrısı olan bisikletçilerin ağrısız ekstremiteleri ile sağlıklı grubun ekstremiteleri karşılaştırmalı analizinde ağrılı grubun kuadriseps kas kuvveti kontrol grubuna göre daha az bulundu (p=0,034). Tek bacak çömelme testinde de sonuçlar ekstremite karşılaştırmalı olarak analiz edildiğinde diz ağrılı grubun valgus açısı değerleri daha fazla bulundu (p=0.018). Bisiklet postürleri ile ilgili testlerin sonuçlarının kıyaslanmasında gruplar arası değerler benzerdi. Ön diz ağrısı olan bisikletçilerin kuadriseps kas kuvvetini arttırıcı egzersizlerin tedavi programına eklenmesi ağrı yönetiminde olumlu sonuçlar ortaya çıkarabilir. Bisikletçilerde alt ekstremite dizilimi değerlendirmek ve dinamik diz valgusu varlığında bu durumu düzeltmeye yönelik egzersizler vermek ön diz ağrısını önleme stratejilerine katkı sağlayabilir.
Alt ekstremite tendinopatilerinde uygulanan ekstrakorpereal şok dalga tedavisinin kas kuvveti, esnekliği ve mimari özelliklerine olan etkisinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı, alt ekstremite tendinopatilerinde tendon ve kasa uygulanan ekstrakorpereal şok dalga tedavisinin ilgili kasın mimari özelliklerine, kas kuvveti ve esnekliğine olan etkisini araştırmaktı. Çalışmaya hamstring, kuadriseps veya gastrokinemius kaslarından tendinopati tanısı almış 20 birey katıldı. Değerlendirmeler, ekstrakorpereal şok dalga tedavisi uygulaması öncesinde, ilk uygulamanın hemen sonrasında ve tedavi bitiminde olmak üzere üç defa yapıldı. Kas kalınlığı, pennasyon açısı ve lif uzunluğu radyoloji uzmanı tarafından ultrasonografi ile değerlendirildi. Kas kuvveti, dijital dinamometre; kas esnekliği ise mezura ile değerlendirildi. Olgular, EŞDT uygulamasına ek olarak standart fizyoterapiprogramına alındı. EŞDT uygulaması tek seansta kas kuvvetinde azalma (p=0.0001), kas esnekliğinde azalma (p=0,0003), kas kalınlığında artış meydana getirdi (p=0,0001). Tek seans EŞDT uygulaması sonucunda kas kuvetindeki değişiklik ile kas kalınlığı değişikliği arasındaki ilişki anlamlıydı (r:-0,609, p=0,004). İzole olarak her bir kasa uygulanan tedavi etkinliği değerlendirildiğinde hamstring grubunda; kas kuvveti (p=0,015) ve esnekliğinde (p=0,029) artış bulundu, kas kalınlığında bir değişiklik bulunmadı. Kuadrisepste, kas kuvvetinde artış (p=0,0001) ve esnekliğinde (p=0,001) azalma bulundu. Gastrokinemiusta ise kas kuvvetinde artma (p=0,039), pennasyon açısında artma (p=0,039) ve kas kalınlığında azalma (p=0,018) bulundu. Özellikle tek seanslık EŞDT uygulaması, kuvveti ve esnekliğini azaltırken, gastrokinemius için lif uzunluğunu, pennasyon açısını ve kas kalınlığını arttırmakta; hamstring ve kuadriseps için kas kalınlığını arttırmaktadır. Kas fonksiyonundaki bu hızlı değişiklik, EŞDT uygulaması sonrası kasın yüklenmesini etkileyebilir. Uygulama öncesi ve sonrası kas dokusunu koruyucu fizyoterapi yaklaşımlarının planlanması gerektiğini düşünüyoruz. Anahtar Kelimeler: Tendinopati, Ekstrakorpereal şok dalga tedavisi, Kas mimarisi
Kamu personelinin bilişsel esneklik düzeylerinin psikolojik sözleşme rolleri açısından incelenmesi bir alan araştırması: Bakırköy adliyesi
Hayata dair bir soruya cevap bulmak, tahminlerde bulunmak, karar vermek, sorun çözmek zihinsel faaliyetleri gerektirir. Psikoloji biliminin biliş olarak kavramsallaştırdığı; bireyin, düşünce, algı, idrak gibi zihinsel etkinlikleri ve bulunduğu ortamın değişen şartlarının farkına vararak ona uyum sağlaması anlık sorunların üstesinden gelmek için, şartları düzenlemesi ve yapılandırması bilişsel esneklik olarak adlandırılmıştır. Bireylerin zihinlerinde, yeni bir işe girmeden önce başlayan ve işe girdikten sonra da devam eden işyerine ve yapacakları işe yönelik beklentileri ve yükümlülükleriyle ilgili resmi bir sözleşmeyle teminat altına alınmamış bazı bilişsel süreçler oluştururlar. Çalışma hayatını etkileyen bu tür algısal sözleşmelere Psikolojik Sözleşme ismi verilmektedir. Alan yazınındaki araştırmalar çalışanların Bilişsel Esneklik Düzeyleri ile Psikolojik Sözleşme rolleri arasındaki ilişkisine yönelik bir çalışmanın henüz yapılmadığını göstermektedir. Bu araştırma kamu personelinin bilişsel esneklik düzeylerinin, psikolojik sözleşme rolleri açısından incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırma, T.C Adalet Bakanlığına bağlı Bakırköy Adliyesinde 2016-2017 yıllarında mahkeme, savcılık ve icra dairelerinde çalışan yazı işleri müdürü, zabıt kâtibi, mübaşir, hizmetli ve icra memuru ünvanlı, 299 kamu personeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni Bilişsel Esneklik düzeylerini ölçmek amacıyla Volkan Gülüm ve İhsan Dağ (2012) tarafından Türkçeye Uyarlaması yapılan Dennis JP, Vander Wal JS (2010) tarafından geliştirilen "Bilişsel Esneklik Envanteri" (BEE, Cognitive Flexibility Inventory-CFI) kullanılmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkeni olan Psikolojik Sözleşme rollerini ölçmek amacıyla N. Öykü İyigün ve Canan Çetin (2012) tarafından geçerlilik ve güvenirlik çalışması yapılan Millward, L.J. & Hopkins, L.J. (1998) tarafından geliştirilen "Psikolojik Sözleşme"( Psychological Contracts) kullanılmıştır. Kamu Personelin demografik bilgileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Araştırmada regresyon tekniği kullanılmıştır. Analizlerde Mann Whitney, Kruskal Wallis testleri Spearman korelasyon testleri kullanılmıştır. Bulgular, kamu personelinin psikolojik sözleşme rollerinin, bilişsel esneklik düzeyleri üzerinde pozitif yönde etkisi olduğunu göstermiştir. Bulgular araştırmaya katılan kamu personelinin, kurumda çıkabilecek problemleri çözmek için olası alternatifleri algılama becerilerinin yüksek olduğunu göstermektedir. Ayrıca Psikolojik Sözleşme değişkeninin alt boyutlarından İlişkisel Sözleşmeye olan algı düzeylerinin, İşi Benimsememe ve İşlemsel Sözleşmeye olan algı düzeylerinden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, kamu çalışanlarının görev yaptıkları kurum ve çevresindekilerle ilişkilerini önemsedikleri söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Bilişsel esneklik, Psikolojik sözleşme, Kamu Personeli
Sağlıklı yetişkinlerde klinik pilates temelli egzersizlerin esneklik, yaşam kalitesi ve uyku kalitesi üzerine etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, sağlıklı erişkinlerde Klinik Pilates temelli egzersizlerin esneklik, yaşam kalitesi ve uyku kalitesi üzerine etkisini araştırmaktır. Çalışmamıza İstanbul Bia Life Studio'ya gelen 18-45 yaş arasındaki 30 sağlıklı birey katılmıştır. Katılımcılara 12 hafta süreyle haftada 1 gün, 60 dakika fizyoterapist eşliğinde Klinik Pilates temelli egzersizler yaptırılmıştır. Kişilerin esnekliğini, yaşam kalitesini ve uyku kalitesini değerlendirmek için yapılan ölçümler egzersiz öncesi ve egzersiz sonrası 12 hafta sonunda tekrarlanmıştır. Kişilerin Klinik Pilates egzersizleri sonrası 12. Haftada ölçülen tüm esneklik parametlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir artış bulunmuştur (p<0,05). Egzersizler sonunda SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği puanlarında fiziksel rol alt parametre ve sosyal işlevsellik alt parametre haricinde anlamlı iyileşme görülmüştür (p<0,05). Egzersizler sonunda ölçülen Pittsburgh Uyku Kalitesi Ölçek puanlarında istatistiksel olarak anlamlı iyileşme olmuştur (p<0,05). Bu araştırmanın sonucuna göre Klinik Pilates egzersizleri sağlıklı erişkinlerde esnekliği, yaşam kalitesini ve uyku kalitesini arttırmada etkili bir yöntem olarak kullanılabilir. Anahtar Kelimeler: Klinik Pilates, Esneklik, Yaşam Kalitesi, Uyku Kalitesi
İnsan kaynakları yönetiminde esnek istihdam politikalarının Y Kuşağı bağlamında incelenmesi ve bir araştırma
Her geçen gün artan küreselleşme karşısında örgütlerin rekabet avantajlarını sürdürebilmeleri için en önemli kaynaklardan birinin insan kaynağı olduğu tartışılmaktadır. Bir organizasyonun amacını gerçekleştirebilmesi için iyi maddi kaynaklara ve fiziki yapıya sahip olması yeterli olmayıp, maddi kaynaklarını ve fiziki yapısını etkin bir şekilde kullanabilen insan kaynağına ihtiyacı vardır. Bu nedenle kuruluşlar insan kaynağına değer vermeli ve bu kaynağı bir maliyet unsuru olarak görmemelidir. Y Kuşağının karakteristik özellikleri iş yaşamının da değişmesinin yolunu açmaktadır. Bu bağlamda insan kaynakları yönetiminde esnek istihdam politikalarının Y Kuşağı bağlamında incelenmesi amacıyla anket uygulaması yapılmıştır.
Esnek ve rijit kaplama parametrelerinin üstyapı türü seçimi üzerine etkileri
Esnek kaplama veya rijit kaplama türlerinin seçiminde temel sorun maliyet olmaktadır. Türkiye'deki farklı durumlar için hangi üstyapının ideal olacağını tespit etmek için, ekonomik ve teknik özellikleri değerlendirmek, araştırmak ve karşılaştırmak gerekmektedir. Bu çalışmada üstyapı türleri karşılaştırılmaktadır. Esnek kaplama olarak Bitümlü sıcak karışım (BSK) ve Sathi kaplama, rijit kaplama olarak beton üstyapı kaplama kalınlıkları ve maliyetleri incelenmektedir. Kaplama kalınlığı ve maliyet karşılaştırması için esneklik modülü (MR), yatak katsayısı (k) ve 8.2 ton standart dingil yükü tekerrür sayısı (T8.2) parametreleri kullanılmaktadır. Esnek kaplama için MR, rijit kaplama için k parametresi ve T8.2 ise her iki kaplama türü için kullanılmaktadır. Verilen parametrelere göre esnek kaplama türlerinde MR değeri arttıkça kaplama kalınlığı azalmaktadır. Rijit kaplamada k değeri arttıkça gözle görülür bir değişim olmamaktadır. Maliyet kıyaslaması yapıldığında esnek kaplamalarda MR değeri arttıkça metrekare birim maliyet azalmaktadır. Rijit kaplamada k değeri arttıkça maliyet kıyaslamasında gözle görülür bir değişim olmamaktadır. T8.2 değeri arttıkça hem esnek kaplama hem de rijit kaplama için metrekare birim maliyet de aynı oranda artmaktadır. Hesaplanan maliyetlerde 3x106 T8.2 değerine kadar olan kaplamalarda en ekonomik kaplama türü sathi kaplama olarak belirlenmiştir. T8.2 değeri 3x106 üzerine çıktığı durumda iyi zemin koşullarında ilk tercih olarak bitümlü sıcak karışım (BSK) veya rijit kaplama tercih edilebilir. Bu durumlara bağlı olarak düşük trafik akışının olduğu yollarda esnek kaplama türü olan sathi kaplamanın seçilmesi daha ekonomik olmaktadır. Trafik akışının yüksek olduğu yollarda rijit kaplamalar esnek kaplamalara göre daha ekonomik olmaktadır. Kaplama kalınlıklarının tahmin edilmesinde yapılan analizlerde ise Yapay Sinir Ağı (YSA) modeli ile Lineer Regresyon (LR) modeli karşılaştırılmıştır. Yapılan çalışmada lineer regresyon analizi için Hataların Kareleri Ortalaması (HKO), Ortalama Yüzde Hata (OYH) ve Korelasyon hesapları yapılmıştır. Çıkan sonuçlara göre esnek ve rijit kaplama kalınlıklarının tahmininde YSA analizi LR analiz modeline göre daha iyi sonuç vermiştir.
Ayak bileği instabilitesinin 18-30 yaş aralığındaki futbolcularda diz kas kuvveti ve esnekliğine etkisi
Lateral ayak bileği burkulması, spor popülasyonlarında en sık gözlenen yaralanma çeşididir. Ayak bileği yaralanma riski yüksek olan aktiviteler arasında açık havada veya oyunun temas, sıçrama ve yön değişiklikleri içeren kapalı alanlarda oynanan takım sporları yer almaktadır. En yüksek burkulma oranı futbolda meydana gelmektedir. Bu çalışmada 18-30 yaş aralığındaki futbolcularda ayak bileği instabilitesinin diz kas gücü ve esnekliğine etkisini ortaya koymaktı. Çalışmaya İstanbulda'a bulunan Göktürk Spor Kulübü ve Altınyıldız Spor Kulüplerinde bulunan 18-30 yaş aralığında 32 amatör futbolcu dahil edildi. Bireyler kontrol grubu (n=16) ve çalışma grubu (n=16) olmak üzere iki gruba ayrıldı. Her iki gruptaki bireylerin demografik bilgileri ve yaralanma ile ilgili hikayeleri kaydedildi. Bireylerin diz kas gücünü ölçmek için 1 Maksimum Tekrar Yöntemi, diz esnekliğini ölçmek için Otur-Uzan Testi uygulandı. Fonksiyonel ayak bileği instabilitesi durumunu ve derecesini belirlemek için Cumberland Ayak Bileği İnstabilitesi Anketi (CABİA) kullanıldı. Sporcuların fiziksel fonksiyonları Ayak ve Ayak Bileği Yetenek Ölçütü (FAAM) Türkçe versiyonu ile değerlendirildi. Ayak bileği instabilitesinin diz kas kuvvetine etkisi bulunamadı (p>0,05). Ayak bileği instabilitesinin diz esnekliğine etkisi saptanmadı (p>0,05). Her iki grup arasında Cumberland Ayak Bileği İnstabilitesi ve Ayak ve Ayak Bileği Yetenek Ölçütü bakımından anlamlı bir fark gözlenmedi (p>0,005). Çalışma sonunda ayak bileği instabilitesinin diz kas kuvveti ve esnekliğine herhangi bir etkisinin olmadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler : Ayak bileği instabilitesi, diz kas gücü, esneklik, lateral ayak bileği instabilitesi.
Mat pilates egzersizlerinin sağlığa ilişkin fitness parametreleri üzerine etkilerinin cinsiyete göre karşılaştırılması
Ülkemizde son yıllarda hızla spora ve egzersize olan ilgi artmıştır. Özellikle Pilates metodu ülkemizde kadınlar arasında rağbet görmektedir. Kadınlar tarafından benimsenmesiyle, kadın egzersiz metodu gibi algılanan Pilates üzerine yapılan çalışmalar da çoğunlukta kadın katılımcılar üzerinden yapılmıştır. Buradan yola çıkarak bu çalışmada erkek katılımcılarla, kadın katılımcılar aynı egzersizleri uygulayarak bir karşılaştırma çalışması yapılmıştır. Bu çalışmada 8 haftalık mat pilates egzersizlerinin sağlığa ilişkin fitness parametrelerinden; aerobik dayanıklılık, kassal kuvvet ve kassal dayanıklılık, esneklik ve vücut kompozisyonuna etkilerinin cinsiyete göre karşılaştırılması yapılmştır. Araştırmaya Mecidiyeköy Anadolu Lisesinde öğrenim gören yaş ortalamaları 15,59±0,49 olan, daha önce hiç Pilates yapmamış 26 erkek 26 kız öğrenci, toplamda 52 sağlıklı gönüllü katılmıştır. Katılımcılara 8 hafta boyunca haftada 3 defa, 45 dakika mat pilates egzersizleri uygulanmıştır. Katılımcılara çalışma öncesi ve sonrası aerobik dayanıklılığı ölçmek için 3-dakika basamak testi, kassal kuvveti ölçmek için pençe kuvveti testi, kassal dayanıklılığı ölçmek için mekik testi, gövde esnekliğini ölçmek için otur eriş esneklik testi yapılmıştır. Vücut kompozisyonunun değerlendirilmesinde Bioelektrik empedans aleti kullanılmıştır. Sonuç olarak 8 haftalık, haftada 3 gün, 45 saatlik yapılan, mat pilates çalışmasında katılımcıların, aerbik kapasiteleri, kassal kuvvet ve kassal dayanıklılık ve esnekliklerinin olumlu anlamda geliştiği; vücut yağ oranlarının ise olumlu azalmalara neden olduğu tespit edilmiş, cinsiyete göre karşılaştırma yapıldığında, kadınların esneklik gelişimi ve vücut yağ oranı değişimlerinde, erkeklere kıyasla daha hızlı gelişme olduğu ortaya konmuştur.
Kronik bel ağrılı olgularda miyofasyal gevşetme uygulamasının ağrı, esneklik ve gövde mobilitesi üzerine anlık etkisinin değerlendirilmesi
Çalışmamızda, kronik bel ağrısında miyofasyal gevşetme uygulamasının ağrı, esneklik ve gövde mobilitesi üzerine anlık etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu deneysel çalışmaya, kronik bel ağrısı bulunan 40 hasta katıldı. Katılımcılar randomize kontrollü olarak gruplandırıldı. Ağrı değerlendirmesi için Görsel Analog Skalası uygulandı. Esneklik değerlendirmesi için Otur-Uzan Testi ve Hamstring esnekliği için gonyometrik ölçüm eşliğinde düz bacak kaldırma testi uygulandı. Gövde mobilitesini değerlendirmek için Modifiye Schober Testi uygulandı. Tüm değerlendirmeler deney ve kontrol gruplarına uygulanan uygulamaların anlık etkisini ölçmek için uygulamadan hemen önce ve hemen sonra yapıldı. Aynı gruptaki bireylerin tedavi öncesi ve sonrası değerlendirme verilerinin karşılaştırılması non-parametrik testlerden "Wilcoxen Sum Rank Testi" kullanılarak yapıldı. Her iki grubun tedavi öncesi ve sonrası değerlendirme verilerinin karşılaştırılması non parametrik değerlendirme "Mann-Whitney U Testi" kullanılarak yapıldı. Grup içi karşılaştırmalarda hem deney hem de kontrol grubunda tüm sonuç ölçümlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark elde edilmiştir (p˂0,05). Sonuç ölçümlerinde uygulamalardan sonra uygulama öncesine göre oluşan fark değeri (delta fark) gruplar arası karşılaştırıldığında Otur-Uzan Testi ve Sol düz bacak kaldırma testi anlamlı fark gösterirken (p˂0,05); VAS, Modifiye Schober Testi ve sağ düz bacak kaldırma testi gruplar arası benzerdi (p˃0.05) Kronik bel ağrılı olgularda miyofasyal gevşetme yönteminin ağrı, esneklik ve fonksiyonel mobilite üzerine anlık etkisini incelediğimiz çalışmamızda, tüm sonuç ölçümlerinde olumlu kazanımlar sağladığı belirlenmişti. Ayrıca, myofasial gevşetme uygulamasının klasik masaj uygulamasına göre Otur-Uzan testi ve Sağ Düz Bacak Kaldırma testi değerinde daha fazla iyileşme sağladığı belirlenmiştir.
Sağlıklı erkek bireylerde egzersiz eğitimine eklenen pilates egzersizlerinin; Esneklik, benlik saygısı ve yaşam kalitesine etkisi
Egzersiz, sağlıklı yaşamın devamlılığı için gerekli en önemli faktörlerden birisidir. Bu çalışmanın amacı, sağlıklı erkek bireylerde egzersiz eğitimine eklenen pilates egzersizlerinin; esneklik, kas gücü, benlik saygısı, yaşam kalitesi ve depresyon düzeyi üzerindeki etkisini araştırmaktır. Çalışmaya; Ocak - Nisan 2019 tarihleri arasında, Ordu İli ProMOSS Manuel Terapi Merkezinde, yaş ortalaması 27,78±5,25 olan 20-45 yaşları arasında, 60 sağlıklı erkek katılımcı dahil edilmiştir. Yapılan değerlendirmeler öncesinde katılımcıların sosyodemografik bilgileri kaydedilmiştir. Katılımcılar, grup 1 ve grup 2 olmak üzere 2 gruba ayrılmıştır. Grup 1'e sadece egzersiz eğitimi verilirken grup 2 ye eğitime ek olarak pilates egzersizleri yaptırılmıştır. Egzersiz ve/veya eğitim öncesi ve sonrasında esneklik ölçümü için Otur-Uzan Testi, anterior gövde fleksiyonu ve gövde ekstansiyonu kas gücü değerlendirmesi için Manuel Kas Testi, benlik saygısını değerlendirmek için Rosenberg Benlik Saygısı Anketi, depresyon düzeyini değerlendirmek için Beck Depresyon Ölçeği ve yaşam kalitesini değerlendirmek için SF-36 Kısa Formu kullanılmıştır. Egzersiz öncesi gruplar arası karşılaştırmalarda grup 2 nin eğitim düzeyi grup 1 den anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p=0.033) . Çalışma sonunda grup 1 de gözlenen değişimler istatistiksel açıdan anlamlı düzeye ulaşmazken (p>0.05), grup 2 de Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği hariç değerlendirilen tüm parametrelerde çalışma öncesine göre anlamlı düzelme meydana gelmiştir (P<0,05). Sonuç olarak bu çalışmada sağlıklı erkeklerde egzersiz eğitimine pilates egzersizlerinin eklenmesi ile kas gücü, esneklik, yaşam kalitesi ve depresyon düzeyinde olumlu gelişme sağlanmış ancak benlik saygısında değişiklik olmamıştır. Anahtar Kelimeler: Pilates, Esneklik, Benlik Saygısı, Yaşam Kalitesi, Depresyon
Aletli pilates uygulamasının 20-45 yaş arası kadınlarda vücut kompozisyonu, hamstring esnekliği, egzersiz inanışı ve egzersiz davranışlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, aletli pilates uygulamasının 20-45 yaş arası kadınlarda vücut kompozisyonu, hamstring esnekliği, egzersiz inanışı ve egzersiz davranışlarına etkisini belirlemektir. Çalışma deneysel olarak tasarlanmış olup, tüm katılımcılara haftada 2 defa olmak üzere 50 dakikalık 8 seans boyunca kuvvetlendirme, esneklik, denge çalışmalarına yönelik fiziksel hareketlerden oluşan egzersiz programı uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini 20-45 yaş arası aletli pilates yapan kadınlar, örneklemi ise İstanbul Unique Pilates ve Diyet Merkezi'nde takip edilmekte olan 20-45 yaş arası toplam 38 aletli pilates yapan kadın oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Demografik ve Vücut Kompozisyonu Bilgi Formu, Otur-Uzan Testi ve Egzersiz İnanışları Ölçeği kullanılmıştır. Bireyler çalışmanın başlangıcında ve çalışmanın sonunda veri toplama araçları kullanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS 25.0 paket programı kullanılarak, nicel yöntemler ile analiz edilmiştir. Aletli pilates uygulamasının vücut kompozisyonu üzerindeki etkisi ile ilgili bulgular incelendiğinde, pilatesin vücut kompozisyonunu anlamlı olarak değiştiren bir etkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Kilo, vücut kitle indeksi (VKİ), bel çevresi, kalça çevresi ve bel/kalça değerlerinde %1-3 arasında çok belirgin olmayan azalma yaşanmış ancak bu azalma istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0,05). Öte yandan aletli pilates uygulamasının hamstring esnekliği üzerindeki etkisi ile ilgili bulgular ise olumlu sonuçlar ortaya koymuştur. Katılımcıların esneklik ortalamalarında %47,4 oranında bir artış meydana gelmiş ve bu artış istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Aletli pilates uygulamasının egzersiz inanışı üzerindeki etkisi incelendiğinde ise genel olarak yine esneklik üzerindeki olumlu etkiye benzer biçimde olumlu yönde etki tespit edilmiştir. Katılımcıların egzersizlerin yararlı olduğu ile ilgili inançları anlamlı olarak artmış, egzersizler önünde engeller var olduğu ile ilgili inançları ise anlamlı olarak azalmıştır (p<0,05). Sonuç olarak, 20-45 yaş arası kadınlarda, haftada 2 defa olmak üzere 50'şer dakikalık 8 seans halinde 3 ay süresince yürütülen bu araştırma sonucunda aletli pilates uygulamasının kadınlarda hamstring esnekliği ve egzersiz inanışını olumlu yönde etkilediği, kadınların egzersiz davranışlarını arttırdığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Aletli pilates, Egzersiz inanışı, Esneklik, Vücut kompozisyonu.
Tüketim harcamalarının ekonometrik analizi Uşak ili örneği
Tüketim harcamaları, iktisat teorisinin araştırdığı önemli konulardan birisidir. İktisatçıların, tüketim konusuna önem vermeleri Keynes'ten sonra olmuştur. Keynes'in Mutlak Gelir Hipotezini ortaya koymasından sonra, gelir tüketim ilişkisinin açıklanmasına yönelik değişik hipotezler ortaya atılmıştır.Uşak ilinde hanehalkı tüketim harcamalarını konu alan bu çalışmada, Uşak il merkezi kentsel alanında yaşayan hanehalklarının tüketim davranışları analiz edilmiştir. Çalışmada, örneklem kümesine yüzyüze mülakat tekniği ile uygulanan ?Uşak İli Hanehalkı Tüketim Harcamaları Anketi?nden elde edilen veriler kullanılmıştır.Bu çalışmanın birinci amacı; Uşak ili kentsel alanında yaşayan hanehalkları için tüketimin gelir hipotezlerini test etmek ve en uygun modeli belirlemektir. Çalışmanın diğer amaçları ise; harcama gruplarına ait gelir esneklik değerlerini hesaplamak ve Uşak ili için Engel Kanununun geçerliliğini araştırmaktır.Anahtar kelimeler: Tüketim Harcamaları, Gelir Hipotezleri, Harcama Esnekliği, Engel Kanunu
Farklı ülkelerde temel futbol eğitimi alan 9-14 yaş grubu çocukların antropometrik ve motorik yeterliliklerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada Farklı Ülkelerde Temel Futbol Eğitimi Alan 9-14 Yaş Grubu çocukların Antropometrik ve Motorik Yeterliliklerinin Karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmaya aktif olarak temel futbol eğitimi alan Kazakistan'dan 57 ve Türkiye'den 58 sporcu katılmıştır. Çalışmamızda sporcuların yaşı, boyu, kilosu, vücut yağ yüzdesi, bel ve kalça çevresi, esneklik, çeviklik, dayanıklılık, sürat testleri yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler ortalama ve standart sapma olarak belirtilmiştir. Normallik testi için kolmogrovf ve simirnov testi kullanılmış olup verilerin normal dağılması üzerine iki grubun karşılaştırılması için bağımsız gruplarda T testi kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi için SPSS for Windows 25.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmaya katılan sporcuların demografik özellikleri karşılaştırıldığında vücut yağ ağırlığı ve boy parametrelerinde istatistiksel bir farklılık görülürken (p<0,01) vücut ağırlığında ise istatistiksel anlamda farklılığa rastlanmamıştır (p>0,05). Diğer ölçümlere bakıldığında bel çevresi parametresinde anlamlılık izlenirken (p<0,01) boyun çevresi ve kalça çevresi parametresinde herhangi bir anlamlılık saptanmamıştır. Antropometrik özellikler incelendiğinde şınav, mekik ve illinois (çeviklik) parametrelerinde anlamlı bir farklılık görülürken (p<0,01) solunum fonksiyonları testi, Sprint, esneklik ve dayanıklılık parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılığa rastlanmamıştır. Motorik özelliklerin ortalamalarına bakıldığında Kazak sporcuların sprint değerlerinin ortalaması 5,405±,474 sn. olurken, Türk sporcularda 5,540±,506 olarak ölçülmüştür. Kazak sporcularda şınav değeri ortalaması 15,160±5,754 olarak ölçülürken, Türk sporcularda 12,807±5,228 ad. olarak belirlenmiştir. Kazak sporcuların mekik çekme değeri 15,821±3,747 ad. olurken, Türk sporcularda 13,982±3,870 ad. olarak belirlenmiştir. Kazak sporcuların esneklik değerinin ortalaması 21,678±,6,630 cm olurken, Türk sporcularda 19,946±5,797 cm olarak ölçülmüştür. Kazak sporcuların dayanıklılık değerinin ortalaması 47,071±16,634 olurken, Türk sporcularda 42,631±17,396 olarak ölçülmüştür. Kazak sporcuların İllinois(çeviklik) değerinin ortalaması 18,613±1,452 sn. olurken, Türk sporcularda 19,691±2,385 sn. olarak ölçülmüştür. Kazak sporcuların Solunum fonksiyonları test değerinin ortalaması 2,080±,552 olurken, Türk sporcularda 2,222±,620 olarak ölçülmüştür. Araştırmanın sonucunda Temel Futbol Eğitimi Alan 9-14 Yaş Grubu çocukların Antropometrik ve Motorik Yeterlilikleri arasında birçok değerde Kazak sporcuların Türk sporculara göre anlamlı farklılıkları olduğu sonucuna varılmıştır.
İstanbul Anadolu yakasında bulunan 8-12 yaş arasında olan erkek futbol oyuncularının fiziksel özelliklerini incelenmesi
Yapılan bu çalışmanın amacı; İstanbul Beykoz ilçesinde spor yapan ve yapmayan 8-12 yaş grubu çocukların fiziki gelişim ve fiziki uygunluk parametrelerinin incelenmesidir. Araştırmaya deney grubu olarak 80, kontrol grubu olarak da 40 gönüllü çocuk katılmıştır. Araştırmaya tabi tutulan deney grubu ve kontrol grubunda yer alan çocukların antrenman öncesi ve sonrası antropometrik ve fiziksel test ölçümleri testleri uygulanmıştır. Boy ölçümü için stadiometre, oturarak boy ölçümü özel oturma yüksekliği aleti, vücut ağırlığı ölçümü için Tanita HD 358 baskül, esneklik testi için özel otur-uzan esneklik sehpası, dikey sıçrama ölçümü için elektronik Smart Speed Lite marka ped, 30 saniye mekik testi için kronometre, durarak uzun atlama ve 1 kg baş üstünden sağlık topu atış testleri için metre kullanılmıştır. Grupları karşılaştırmak için Paired t test, yaşlarına göre motorsal ölçümlerinin karşılaştırılması için Kruskal Wallis H testi, korelasyon ölçümleri için Pearson kolarasyon programı ve SPSS analiz programı kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerde (p<0.01) ve (p<0.05) güven aralıkları kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarında ilk test ve son test arasında anlamlı farklılıklar görülmüştür (p<0.01). Elde edilen sonuçlar ve öneriler spor biliminde ve beden eğitimi derslerinde öğretmenlere faydalı olacağı düşünülmektedir.
Voleybol ve futbolcularda kendi kendine uygulanan miyofasyal gevşetme hareketlerinin akut esneklik, kuvvet ve denge üzerine etkisinin incelenmesi
İnsan vücudu birçok karmaşık yapıdan oluşmaktadır. Spor bilimciler, antrenörler ve spor camiası içerisinde yer alan kişiler esneklik motorik özelliği üzerine araştırmalara yer vermektedirler. Antrenman veya müsabaka öncesi bireylere hangi esneklik protokolü uygulaması yapılması araştırmalara sıkça konu olmuştur. Çalışmanın amacı voleybol ve futbol branşlarıyla ilgilenen bireylerin kendi kendine uyguladığı miyofasyal gevşetme uygulamalarının akut esneklik ve kuvvet, denge üzerine etkisini anlamlı veya anlamsız olup olmadığını irdelemektir. Araştırmaya, İstanbul ilinde bulunan Büyükçekmece Voleybol Akademi sporcuları 10 kız voleybolcu ve İstanbul Bafra Spor Kulübü futbol altyapı sporcuları 10 erkek sporcu katılmıştır. Kendi Kendine Miyofasyal Gevşetme(KKMG) hareketleri gruplara foam roller ile uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak öncelikle bireylerin antropometrik ölçümleri boy uzunlukları, vücut ağırlıkları, beden kütle indeksleri ile çap ölçümlerinden biacromial, biiliak ve femur bikondiller alınmıştır; çevre ölçümlerinden göğüs, karın, uyluk çevreleri ölçülmüştür; uzuv uzunluklarından kol, gövde ve bacak uzunlukları tamamlandıktan sonra flamingo denge testi, stork denge testi, yüzüstü köprü(plank), baş üstü geriye sağlık topu atma testi ve gonyometre ile omuz, diz ve ayak bileği eklemleri ile kas esneklikleri testleri yapılmıştır. Veriler SPSS(Statistical Package for Social Sciences) 25. 0 paket programı kullanılmıştır. Veriler ortalama ve standart sapma olarak verilmiştir. Verilerin spss programı üzerinden tanımlayıcı istatistikler hesaplanmıştır ve ardından verilerin normallik testi için Shapiro-Wilk analizi yapılmıştır. Grupların sonuçlarını istatistiksel olarak incelemek için Wilxocon testi uygulanmıştır. Gruplar arası farklılıkları belirlemek amacıyla Mann - Whtitney U Testi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler p<0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Denek gruplarından futbolcu ve voleybolcuların ön test değerleri karşılaştırıldığında: Esneklik Latissimus Dorsi Bitiş, Esneklik Hamstring Bitiş, Esneklik Gastrocnemius Bitiş, Flamingo Test(Hata), Stork Test(Sn), Plank Test(Sn) testlerinde anlamlı farklılık bulunmamıştır. Sağlık Topu Test(m) sonucunda ise anlamlı farklılık bulunmuştur(p<0,05). Futbolcu ve voleybolcuların son test değerleri karşılaştırıldığında: Esneklik Latissimus Dorsi Bitiş, Esneklik Hamstring Bitiş, Esneklik Gastrocnemius Bitiş, Flamingo Test(Hata), Stork Test(Sn), Plank Test(Sn) testlerinde anlamlı farklılık bulunmamıştır. Sağlık Topu Test(m) sonucunda ise anlamlı farklılık bulunmuştur(p<0,05). Futbolcu ön test- son test değerleri karşılaştırıldığında: Esneklik Latissimus Dorsi Bitiş testinde anlamlı farklılık bulunmuş(p<0,05); Esneklik Hamstring Bitiş, Esneklik Gastrocnemius Bitiş, Flamingo Test(Hata), Stork Test(Sn), Plank Test(Sn) ve Sağlık Topu Test(m) testlerinde anlamlı farklılık bulunmamıştır(p<0,05). Voleybolcuların ön test- son test değerleri karşılaştırıldığında, Esneklik Latissimus Dorsi Bitiş ve Sağlık Topu Test (m) testinde anlamlı farklılık bulunmuş(p<0,05); Esneklik Hamstring Bitiş, Esneklik Gastrocnemius Bitiş, Flamingo Test(Hata), Stork Test(Sn), ve Plank Test(Sn) testlerinde anlamlı farklılık bulunmamıştır(p<0,05). Araştırmamızın sonucunda foam roller ekipmanının antrenman veya müsabakalarda kullanılmasına yönelik uygulamalarında futbolcu ve voleybolcular için ortak olarak latissimus dorsi kası esnekliğini ve omuz eklemi hareket açıklığının arttırdığı gözükmektedir. Voleybolcularda ise yapılan roller sonrası üst ekstrimite kuvvetinde artış görülerek bu özelliklere olumlu yönde katkı sağladığı sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: kuvvet, denge, antropometrik, miyofasyal gevşetme, esneklik
El bileğindeki hareket açıklığının profesyonel kadın basketbolcularda şut tekniğine etkisinin incelenmesi
Bu araştırma, Türkiye Kadınlar Basketbol Ligindeki yetişkin, ve aynı ligin genç takımları arasında 25 sporcunun farklı takımlarının el bileği eklem hareket açıklıklarının şut parametrelerine bakılarak aralarında bir ilişki olup olmadığını incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu doğrultuda oyuncuların el bileğindeki, dorsal ekstansiyon ve palmar fleksiyon lateralden ve tam karşısından, radial deviasyon ve ulnar deviasyonları ise kuş bakışı olarak fotoğraflanarak, Kinovea 0.8.15 paket programında açısal değerleri saptanmıştır. Oyuncuların alınan açılarından sonra AAHPERD hızlı şut testi uygulanarak, liglerinde sergilemiş oldukları atışlarının toplamı, başarılı sonuçlandırdığı atışlar ile bu iki parametrenin yüzdelik dilimlerine bakılmıştır. Verilerin analizi SPSS 26.0 paket programında yapılmıştır. Ölçümler öncesinde ve sonrasında grupların antropometrik olarak normal dağılım sergileyip sergilemediğini görmek için tanımlayıcı istatistikten, fisher testi, çarpıklık ve basıklık katsayılarına bakılmış (±3), kulüpler ile değişkenler arasında yapılmış olan tanımlayıcı istatistiklerde (±3) grupların normal dağıldığını göstermiştir. Elde edilen verilerden ANOVA testinde anlamlı sonuçlar elde edilmiş, anlamlı olan değişkenler ile ilgili Posthoc Tukey uygulanmıştır. Tüm değişkenlerin takıma göre, korelasyonlarını incelemek için, Pearson Korelasyon ilişki katsayısı, testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda; takımlar arasında el bileği hareketlerinden Palmar Fleksiyonda, Genç ve A takım seviyesindeki iki takım ortalama uygun açı sergilerken, diğer A takımın geniş açıda kaldığı gözlemlenmiştir (p<0,01). Kategorik Atış yüzdeleri ile Ulnar Deviasyonda düşük yüzdede olanların daha dar açı ile yüksek kaliteli açısal değere sahip olduğu gözlemlenmiştir (p<0,05). Takımların korelasyon ilişkilerinde ise el bileği değişkenleri, Antropometrik ve atışları aralarında, negatif ve pozitif ilişkilere rastlanmıştır.
Geriatrik bireylerde zeybek çalışmalarının bazı motorik özellikler üzerine etkisi
Bu araştırmada, 12 haftalık zeybek oyunlarının yaşlıların denge, kuvvet ve esneklik becerileri üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında 18 gönüllü araştırmaya dahil olmuştur. Çalışma grubu, Edirne Valiliği huzurevinde yaşayan 18 yaşlı birey olup, egzersiz grubunda 9, kontrol grubunda 9 yaşlı birey gönüllü katılım göstermiştir. Deney ve kontrol grubu ön test ve son test fiziksel ölçümlerinden sırasıyla; boy, vücut ağırlığı, denge, kuvvet ve esneklik ölçümleri alınmıştır. Verilerin analizi SPSS 26 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Deney ve kontrol grupların karşılaştırılması için bağımsız gruplarda t testi analizinden faydalanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermedikleri belirlenmesi amacıyla Shaphiro wilk testi uygulanıp sonrasında verilerin normal dağılım göstermeleri üzerine T testi, eşleştirilmiş T testi analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucuna göre 12 haftalık Zeybek oyunu çalışmalarına katılan yaşlı bireylerin denge, kuvvet ve esneklik değişkenlerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklara rastlanmıştır (p<0,05). Araştırma bulguları uygun egzersiz programlarının 65 yaş ve üstü yaşlı bireylerin günlük yaşam aktivitelerini artırmada olumlu yönde etkilediği görüşünü desteklemektedir.
12-14 yaş tenisçilerde self-miyofasyal gevşetme tekniklerinin esneklik kuvvet ve sürat üzerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, 12-14 yaş tenisçilerde self-miyofasyal gevşetme tekniklerinin esneklik kuvvet ve sürat üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunu Göktürk tenis kulübü sporcularından araştırmaya gönüllülük esası ilkelerine göre katılan 20 kişi oluşturmaktadır. Katılımcılar rastgele yöntemle deney grubu 10 kontrol grubu 10 olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Bu çalışmada ön-test son-test kontrol gruplu araştırma modeli kullanılmıştır. Kontrol grubu 8 hafta boyunca normal tenis antrenmanı programına devam ederken deney grubu ısınma sonrası 8 hafta boyunca haftada 3 seans miyofasyal gevşetme protokolünü uygulamıştır. Uygulamalar eğitmen bir hoca eşliğinde gerçekleştirilmiştir. Veriler IBMSPSS 26.0 paket program ile analiz edilmiştir. Grup içi farklılıkları tespit etmek için bağımlı örneklem t testi, gruplar arası farklılıkları tespit etmek için bağımsız örneklem t testi, kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, deney grubu ile kontrol grubu son-test ölçümleri arasında üst ekstremite hareket açıklığı ve esneklik puanlarında, deney grubu lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Deney grubu ön-test son-test puanlarının karşılaştırılmasında üst ekstremite hareket açıklığı, esneklik ve üst ekstremite kuvvet puanlarında gelişim yönünden anlamlı farklılık tespit edilmiştir (p<0.05). Sürat testinde ise ön-test son-test ölçümlerinde grup içi ve gruplar arası anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir.
Esnekleşen çalışma ilişkilerinin kuşaklararası dayanışma sürecine etkisi
Bu araştırmada, post-fordist dönem ile bütünleşen esneklik olgusu çalışma ve kuşaklararası dayanışma ilişkileri bağlamında ele alınmaktadır. Bu doğrultuda esnekleşen çalışma ilişkilerinin kuşaklararası dayanışma ilişkilerine olan etkisi değerlendirilmektedir. Bu bağlamda tezin amacı, esnekleşmenin çalışma ilişkilerini nasıl etkilediğinin anlaşılması ve bireylerin kuşaklararası dayanışma ilişkilerindeki yansımalarının analiz edilmesidir. Bu amaçla ilk olarak araştırmada post-fordizm bağlamında esnekleşmenin çalışma ilişkilerine yansımalarının neler olduğu temellendirilmiştir. Devamında çalışma ilişkilerindeki esnekleşmenin kuşaklararası dayanışma sürecine nasıl yansıdığı Vern L. Bengston'un kuşaklararası dayanışma yaklaşımıyla eklektik bir yapı içerisinde ele alınmıştır. Bu doğrultuda çalışma ilişkilerindeki esnekleşme süreci, Bengston'ın kuşaklararası dayanışma yaklaşımının alt boyutlarıyla ilişkisel bir yapıda inşa edilmiştir. Bu yapı çerçevesinde araştırmanın soruları oluşturulmuştur. Katılımcılar kartopu tekniği ile tespit edilmiştir. Yarı yapılandırılmış soru formlarının kullanıldığı derinlemesine görüşmeler ile veri toplanmıştır. Bu araştırma sonucunda, çalışma ilişkilerindeki esnekleşmenin bireylerin mevcut kuşaklararası dayanışma ilişkilerine dâhil olmasını engellediği ve kuşaklararası dayanışma ilişkilerinin yapısal sürdürülebilirliğine zarar verdiği görülmüştür.
Adölesan tenis oyuncularında omuz rotator kas esnekliği ve eklem hareket genişliği ile izokinetik kas kuvvet değerlerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, adölesan tenis oyuncularında omuz rotator kas esnekliği, eklem hareket açıklığı, skapular diskinezi ile izokinetik kas kuvvetini incelemekti. Çalışmaya 10-18 yaşları arasında en az üç yıl tenis oynayan 54 birey dahil edildi. Bireylerin rotator kas esnekliği mezura ile, eklem hareket açıklığı Goniometer Pro dijital inklinometre ile, rotator kas kuvveti ve tepe torka ulaşma açısı izokinetik kas kuvveti ISOMED 2000 (D&R GmbH, Almanya) sistem ile, gözlemsel skapular diskinezi değerlendirmesi video analiz ile değerlendirildi. Atıcı omuz değerleri diğer omuz ile karşılaştırıldı. Çalışmanın eklem hareket açıklığı ve skapular diskinezi bulgularına göre glenohumeral internal rotasyon defisiti (GİRD) olan ve olmayan; skapular diskinezisi olan ve olmayan olarak alt gruplara ayrılarak kas kuvvet farklılıkları incelendi. Sonuç olarak, eksternal rotasyon esnekliği; internal rotasyon ve horizontal adduksiyon eklem hareket açıklığı, atıcı omuzda diğer omuza göre daha düşüktü (p<0,05). İzokinetik kas kuvveti 60°/s ve 180°/s açısal hızda atıcı omuzda tepe tork, tepe torkun vücut ağırlığına oranı ve toplam iş daha yüksekti (p<0,05). GİRD olan bireylerin (% 41) internal rotasyon tepe torku ve total iş değerleri GİRD olmayan gruba göre daha düşüktü (p<0,05). Skapular diskinezisi olan (% 40) ve olmayan bireylerin kas kuvvet değerleri benzerdi (p>0,05). Adölesan dönemdeki tenis oyuncularında, omuz kuşağında spora özel adaptasyonlar meydana gelmektedir. Bu adaptasyonları erken dönemde saptamak, risk altındaki sporcuları belirlemek açısından oldukça önemlidir. İlerleyen dönemde kalıcı hale gelebilen bu değişimler, şiddetli ve geri dönüşü olmayan yaralanmalara yol açabilir. Bu yaralanmalara özel koruyucu programların geliştirilmesi, adölesan tenisçiler için oldukça önemlidir.