Economy
821 theses under this subject heading
Asimetrik iki oyunculu tahmin oyunu
In this thesis, we theoretically and experimentally investigate the asymmetric players case in the two-person guessing game. We multiply one of the players' chosen number by a positive parameter k > 1. Here, the target number is some proportion (p) of the \weighted" average of the two numbers. The theoretical solution of the model depends on the value of p and k. In the experimental sessions, we have one symmetric and two asymmetric cases in which the theoretical equilibrium is (0,0). We nd that the chosen numbers in the asymmetric cases do not di er from those in the symmetric case. However, the speed of convergence toward equilibrium is slower in the asymmetric cases than that in the symmetric one. Keywords: Guessing Game, Asymmetry, Convergence
Are richer countries more democratic? the case of Muslim-majority countries
In this study, the correlation between democracy and economic growth is investigated in the context of forty-six Muslim-majority countries. Although the relationship between democracy and economic variables has been quite popular in the literature, the case of Muslim-majority countries has been rarely studied. Moreover, the existing studies have not yet reached a clear conclusion considering the correlation. I study the time period 1960-2015 because this is the longest time span for which all of the variables of interest to this study are available. A contribution of the study is that data from four different sources that publish democracy indices for the specified time interval and countries are used. By using data from four sources that adopt different definitions of the multi-pronged concept of democracy, this study generates a more detailed and more reliable picture of the link between democracy and income per capita. One democracy index, called V-Dem, has been fairly recently developed and has several advantages over the other indices (Freedom House, Polity IV, and Vanhanen Democracy Indices). To estimate the regression model, the fixed effects model is chosen, since it takes into account the heterogeneity among countries, which is quite high. The results support the hypothesis that in the group of Muslim-majority countries and in the time period 1960-2015; ceteris paribus, the ones that have a higher domestic product per capita are the ones that are more democratic. Keywords: Democracy, economic growth, Muslim-majority countries
Türkiye'de ekonomi yöneticilerinin değişiminin borsa endekslerine olan etkisi: BİST endekslerinde bir uygulama
Bu çalışmanın amacı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanlığında ve Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığında gerçekleşmiş olan yeni atamaların belirlenmiş olan altı farklı borsa endeksine olan etkisini incelemektir. Bu etki incelenirken iki kurumda da gerçekleşmiş olan son üç değişim dikkate alınmıştır. Çalışmada BİST100, BİST BANKA, BİST GIDA, BİST TURİZM, BİST TİCARET ve BİST SANAYİ endekslerinin 2018 ile 2021 yılları arasındaki günlük getirileri olay çalışması yöntemi ile inceleme altına alınmıştır. Analiz gerçekleştirilirken t-testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, gerçekleşmiş olan değişimlerin belirtilen altı farklı endeksin anormal getirileri üzerinde çeşitlilik gösteren farklı etkilere sahip olduğu saptanmıştır.
Economic interaction between the Greek Orthodox Church and the Ottoman State in the seventeenth-century Ottoman documents
This thesis examines the nature of the financial activities of the Greek Orthodox Church vis-à-vis Ottoman State during the 17th century that has often been neglected by the historians due to the lack of archival sources. It proposes to overcome these challenges by systematically scanning two important archival collections, namely the Atik Şikâyet Defters and Mühimme Defters, which contain registers covering both ecclesiastical and non-ecclesiastical matters through an examination and analysis of the orders (hüküms) on financial aspects of the ecclestical matters between 1650 and 1690. This research will unveil the evolving dynamics between the church members and the Ottoman officers. Analysis of the orders in these registers with the religious, legal, financial and social dynamics of the petitioners sheds light on the financial changes of the period that is often characterized by almost exclusive crisis in the secondary literature. This thesis shows that the financial relations between them were more complex and that the crisis also included several cases of financial cooperation. Consequently, the findings promise to make a significant contribution to the field of Ottoman and ecclesiastical studies, providing a rich and comprehensive understanding of an important but under-explored period.
Bilgi ekonomisi ve ekonomik büyüme ilişkisi: Türkiye üzerine ampirik bir analiz
Son yıllarda, bilgi ekonomisinin önemli unsurları olan inovasyon, Ar-Ge faaliyetleri, bilişim teknolojileri, patent ve diğer fikri-sınai mülkiyet haklarının ekonomi üzerindeki etkileri teorik ve ampirik literatürde araştırılmaktadır. Büyüme iktisatçıları, ekonomik büyümenin bilgi ekonomisi değişkenleri tarafından belirlendiğini iddia etmektedirler. Onlara göre, bilgi ekonomik ile ekonomik büyüme arasında pozitif bir ilişki söz konusudur. Bununla birlikte ekonometrik çalışmalar oldukça karmaşık sonuçlar ortaya koymaktadır. Bu tez çalışmasının amacı, bilgi ekonomisi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi Türkiye ekonomisinde 1975-2017 dönemi için analiz etmektir. Burada, bilgi ekonomisi ölçütü olarak patent başvuruları değişkeni kullanılmıştır. Üç farklı regresyon denklemi kurulmuştur. Değişkenlerin birim kök analizleri ADF, PP ve KPSS testleriyle gerçekleştirilmiştir. Değişkenler arasındaki eşbütünleşmenin varlığı ARDL sınır testi ile incelenmiştir. Değişkenler arasındaki nedensellik ilişkileri Toda-Yamamoto nedensellik metodu kullanılarak belirlenmiştir. Analizlerden elde edilen ampirik bulgular, Türkiye ekonomisi için bilgi ekonomisi odaklı ekonomik büyüme yaklaşımının geçerli olduğunu kanıtlamıştır. Ayrıca, bu sonuçlar Türkiye için önemli politika önerileri sunmuştur.
Afganistan'ın ekonomik kalkınmasının önündeki engeller ve çözüm önerileri
Bu çalışmada, ilk olarak Afganistan'ın genel ekonomik durumu gösterilecek ve ardından da Afganistan'ın ekonomik kalkınmasının önünde var olan engellerden bahsedilecektir. Örneğin, 18. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar, yaklaşık 150 yıl boyunca İngiltere'nin sömürge faaliyetlerine direnmiş ve her türlü yabancı etkiye kapalı kalmıştır. Son 35 yılda ise müdahale ve iç çatışmalar Afganistan'ın ekonomisini daha fazla tahrip etmiştir. 2001'den sonra ise ülkedeki istikrarsızlıktan dolayı yerli ve yabancı yatırımcılar ülkeye yatırım yapma konusunda isteksiz hale gelmiştir. Ülkenin siyasi istikrarsızlığı ve beraberinde artan Afganistan'ın güvenlik zafiyetleri neticesinde legal sektörler ekonomiden dışlanırken, uluslararası bağlamda illegal olan uyuşturucu üretimi gibi faaliyetler de yaygınlaşmıştır. Oysa ekonomik kalkınma için gerekli unsurlar olan yatırım ve üretim ancak güvenli bir çevrede gerçekleşebilir. Tüm bunların sonucunda ülke yolsuzluk içerisinde yaşamakta ve Afganistan ekonomisi zayıf kalmaya devam etmektedir. Çünkü yolsuzluk birçok yönden ekonomik büyümeyi yavaşlatır. Çalışmada bu konular incelendikten sonra ülkenin ekonomik kalkınması için bazı çözüm önerileri ortaya konulacaktır.
II. Abdülhamid dönemindeki mesleki okulların modernleşmeye etkileri
Eğitim bireylerin ve toplumların gelişmesi için vazgeçilmez bir unsurdur. Toplumların karakterlerinin belirlenmesi ve dünyadaki gelişmelere eklemlenmesi eğitim yoluyla gerçekleşir. Osmanlı Devleti de kuruluşundan itibaren zengin bir eğitim sistemine sahip olmuştur. 18. Yüzyılda Avrupa'da yaşanan teknik ve bilimsel ilerleme ile yaşanan ekonomik dengelerdeki değişime uyum sağlamak için Osmanlı Devleti eğitimi araç olarak kullanarak yapısal modernleşmeyi gerçekleştirmek istemiştir. Batılı tarzda modernleşmek için birçok eğitim kurumu açılmıştır. Bu eğitim kurumlarından olan sivil mesleki ve teknik eğitim kurumları Avrupa'daki teknolojik ilerlemenin Osmanlı Devleti'ne transfer edilerek kullanılması için önemli görevler üstlenmiştir. II. Abdülhamid döneminde kapsamlı şekilde değerlendirilerek ülke geneline yayılan mesleki ve teknik eğitim kurumları Osmanlı'nın iktisadi ve sosyal alanda kalkınarak modernleşmesine olumlu katkılar yapmıştır. Bu çalışmada genel olarak Osmanlı Devleti'nin sanayi devrimini gerçekleştiren devletler karşısında geri kalmışlığını nasıl engellemeye çalıştığına değinilecek ve bu ülkelerin ilerleyişinin nedeni olan bilimsel ve teknolojik gelişmelere uyum sağlamak için eğitim alanında yapılan çalışmalar incelenecektir. II. Abdülhamid döneminde modernleşme anlayışı üzerinde durularak bu anlayışla açılan mesleki ve teknik okulların Osmanlı Devleti'nin modernleşmesine ve ekonomik kalkınmasına yaptığı etkiler değerlendirilecektir.
Ekonomide beklentilerin rolü
Yunanlı heykeltraş Pygmallion'dan itibaren beklentiler ile gerçekleşen olaylar arasında yakın bir ilişkinin var olduğu düşünülmüştür. Daha sonralarda ise P.D. Cagan beklentileri geçmiş dönemde gerçekleşen ve geçmişte gerçekleşmesi muhtemel olan beklentiler olarak incelemiş bu durum literatürde Adaptif Beklentiler Teorisi olarak yerini almıştır. Bu konudaki bir diğer teori ise beklentileri sadece geçmiş döneme bakarak oluşturmanın yeterli olmadığı düşüncesiyle ve cari dönem bilgilerinin de dahil edilmesi gerektiği görüşünü dile getiren J. Muth'un geliştirmiş olduğu Rasyonel Beklentiler Teorisi'dir. G. Gigerenzer'ın öncülüğünde gelişen Ekolojik Rasyonellikte ise elde bulunan tüm bilgileri kullanmadan, rasyonel olmayan kısa yollar ile karar alımı söz konusudur fakat bu kavramda diğer beklenti kuramlarından farklı olarak çeşitli çevresel durumları karar alırken göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulanmaktadır. Ekonominin son 20 yılına baktığımız zaman makro iktisattaki değişimlerin mikro temelleri oluşturulurken bireyin tercihleri ve o tercihlere sebep olabilen beklentiler, aynı zamanda politika yapıcıların başarılı olup olmaması sonucunda beklentileride etkilemesi konusu gittikçe daha çok kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Çalışmada önce beklenti kavramı ve ekonomide izlenecek olan politikaların iktisadi ajanların beklentilerine (bekleyişlerine) göre şekillendiği durumu teorik olarak daha sonra ise ampirik açıdan ele alınmış ve bu tezde detaylı olarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Adaptif Beklentiler, Rasyonel Beklentiler, Ekolojik Rasyonellik.
Cevizin Türkiye ekonomisne katkısı
Şehir merkezlerinde yoğunlaşan insan nüfusu, beraberinde hayat standartlarında bazı değişiklikleri de getirmiştir. Hızlı yaşam temposu ile alternatif gıdalara olan ilginin artması sonucunda yüksek enerji ve besin değerine sahip kabuklu kuru meyvelere olan ilgi de artmıştır. Dolayısı ile ülke ekonomilerine büyük katkısı olan tarımsal faaliyetlerden biri olan kabuklu meyve yetiştiriciliği bu alanda ilgileri üzerine çekmiştir. Dolayısıyla yapılan bu çalışmanın asıl amacı insan beslenmesinde büyük öneme sahip olan ve dış pazar imkanının oldukça fazla olduğu cevizin; Türkiye'deki üretimi, ithalatı, ihracatı ve ülke ekonomisine yaptığı katkıların analiz edilip üretiminde karşılaşılan sorunların çözümüne yönelik önerilerin sunulmasıdır. Anahtar Kelimeler: Ceviz, İthalat, İhracat, Üretim
Türkiye'deki çalışma sürelerinin mutluluğa ve gelire etkisi ve dünya ülkeleri ile karşılaştırılması
Bu çalışmada çalışma süreleri, mutluluk ve gelirin iktisadi ilişkileri incelenmiştir. Çalışma sürelerinin mutluluğa ve gelire etkisinin olup olmadığı araştırılmıştır. İktisatta gelirin yanı sıra son dönemlerde refah da önemli bir yer kaplamaktadır. Bu yüzden mutluluğa sebep olan gelir ve gelire bağlı olarak ne kadar kendine boş zaman ayırdıkları incelenmiştir. Çalışmada gelirin mutluluğa etkisi olduğu kesin olarak ortaya çıkmıştır. Kişinin tükettiği zaman kendini mutlu hissediyor mu ? Kişi boş zamanında gelir kazanmadığı bir zaman dilimi ama tükettiği zaman önemlidir. Gelir mutluluk için gerek koşul ama yeter koşul değil. Bu kavramlar ikinci bölümde ikili ikili incelenerek arasındaki ilişki açıklanmaya çalışılmıştır. Son bölümde de veriler incelemiş, Türkiye'nin diğer ülkeler arasındaki yeri saptanmış ve dünya ülkeleri ile karşılaştırılması yapılmıştır.
Yazılım sektörünün ekonomiye katkısı: Türkiye örneği
Günümüzde yazılımın kullanılmadığı herhangi bir sektör yok denecek kadar azdır. Bankalardan tutun ufak ölçekli firmalarda bile yazılımdan destek alınmaktadır. Bu kadar yaygın olan ve hemen her sektörde kullanılan yazılımın ekonomiye katkısı da yadsınamayacak derecededir. Bu bağlamda çalışmamın iki önemli amacı bulunmaktadır. Birincisi Yazılım'ın önemi, ikincisi ise yazılımın ekonomik açıdan ülkelere katkısının neler olduğunun gözlemlenmesidir. Anahtar Kelimeler: Yazılım, Ekonomi, Programlama, Kodlama, Araştırma Geliştirme
Çin jeo-ekonomisi ve Afrika
Geçmişte diğer ülkelerin ekonomi kalkınması coğrafi savaşlardan geçiyorsa, 21. yüzyılda diğer ülkelerin fethi ekonomi yoluyla oluşuyor. Yeni terim jeo-ekonomi, her ülkenin dış ekonomisini tanımlar. Çin'in ihracatı dünyada birinci olduğundan dolayı Çin'in jeo-ekonomisi araştırmak önemlidir. Ekonomi ve siyaset bir olduğundan dolayı her bir ülke ile farklı sistem kurmak konusunda Çin başarılı olduğunu göstermekte. Ekonomik konumunu iyileştirmek için Çin, Asya gibi coğrafi bir bölgeye odaklanmıyor. Aksine Çin için işgücü, sermaye ve kaynak önemlidir. Hangi ülkede bu üç faktörün birisi varsa Çin oraya odaklanmaya çalışmakta. Afrika bölgesi daha araştırılmamış hali ile çoğu ülkeleri kendine çeker. Afrika bölgesindeki ucuz işgücü, doğal kaynaklar Çin ekonomisini farklı bir sisteme dönüştürmek için başarılı yol göstermekte.
Doğal afetlerin ekonomik büyümeye etkileri: Türkiye 1960-2018 dönemi
Bu tez çalışmasının amacı Türkiye'de 1960-2018 yılları arasında yaşanan doğal afetlerin yaşattığı maliyet ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi zaman serisi verilerinin kullanarak analiz etmektir. Çalışmanın ilk bölümünde doğal afet kavramı, unsurları ve maliyetleri açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, doğal afetlerin ekonomik etkilerine değinilmiştir. Çalışmanın ampirik kısmında ise Türkiye'de yaşanmış doğal afetlerin ekonomik büyümeye etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın sonucunda Türkiye'de 1960-2018 yılları arasında yaşanan doğal afetlerin maliyeti ile ekonomik büyüme arasında uzun dönemde negatif bir ilişki olduğu ve nedenselliğin ekonomik büyümeden doğal afet maliyetine doğru olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Doğal Afet, Ekonomik Büyüme, Maliyet, Doğal Afetlerin Ekonomik Etkileri
Pamuklu kumaşların enzimatik renklendirilmesinin geliştirilmesi ve ekonomik ve ekolojik açılardan reaktif boyama ile karşılaştırılması
Son yıllarda tekstilin diğer alanlarında olduğu gibi tekstil boyamacılığı alanında da çevredostu üretim alternatifleri üzerinde yoğun araştırmalar yapılmaktadır. Bu açıdan önemli fırsatlar vadeden bir yaklaşım çeşitli renksiz başlangıç maddeleri kullanılarak bunların lakkaz ile enzimatik reaksiyon sonucu boya molekülüne dönüştürülmesi ve müteakip veya eşzamanlı olarak liflerin boyanmasıdır. Bu tez kapsamında öncelikle başlangıç maddesi olarak fenol, amin ve bunların karışımı kullanılarak enzimatik boya sentezine ilişkin reaksiyon mekanizması ve elde edilen boyaların kimyasal yapıları Foruier Dönüşümlü Kızıl Ötesi Spekstroskopisi ve Nükleer Manyetik Rezonans Spekstroskopisi analizleri ile detaylı olarak aydınlatılmıştır. Ardından lakkaz ile enzimatik renklendirmede ultrason teknolojisi kullanımının ve enzim orijininin etkisi incelenerek literatürde daha önceki çalışmalarda elde edilmiş olan sonuçlar geliştirilmeye çalışılmıştır. Bunun ötesinde pamuğun kendi doğasında bulunan renk veren pigmentlerin veya bitkilerden ekstrakte edilen doğal başlangıç maddelerinin enzimatik renklendirmede kullanım olanakları araştırılmıştır. Son olarak, enzimatik boyamaların teknik (renk tekrarlanabilirliği; yıkama, sürtme, ışık ile ter haslığı değerleri ve UV koruma faktörü), ekonomik (bir kg kumaşın boyanması için gerekli kimyasal, enerji ve su tüketimi) ve ekolojik (atık suyun pH'ı, kimyasal oksijen ihtiyacı, biyolojik oksijen ihtiyacı, toplam çözünmüş katı madde miktarı, toplam Kjeldahl azotu ve klorür içeriği) açılardan günümüz pamuk boyamacılığında en fazla kullanılan yöntem olan reaktif boyama ile karşılaştırılması ve optimum reçetelerin endüstriyel ölçekli üretim koşullarında denenmesi gerçekleştirilmiştir.
The shift in global political economy and international relations education in Turkey
As political and economic systems of the world become increasingly globalized, IR education is also influenced from this trend. In this study, I look at the institutions of IR education and the curricula to analyse the impact of globalization on IR education patterns. IR education trains the experts who will protect the interests of his/her nation in international affairs and the future scholars. As the world becomes increasingly interconnected, the IR curriculums should become standardized. So this study asks "Can IR education be seen as a tool for global governance?" The patterns in IR education can be examined by three types of sources: textbooks, curricula and journals. This study focuses on the curricula. In order to see the influence of globalization I look at the top 5 universities in the Anglophone tradition as listed in the Times Higher Education university rankings. I analyse their curriculums and derive their main characteristics. Then I look at the curriculums of the top 4 universities from Turkey and determine their main characteristics. Then I will compare them with the Anglophone universities. The findings suggest that undergraduate IR curricula in the analysed Turkish universities are similar to that of the analysed Anglophone universities. This can be interpreted as the influence of globalization on IR education in Turkey. The results are important for the discussions on the degree of how IR education should be structured to pursue national interests.
Sürdürülebilir kalkınma için suyun ekonomik önemi ve sektörel paylaşımı
Dünya ekonomisini sosyal kapsayıcılık ve çevresel duyarlılıkla birleştirerek normatif bir bakış açısı sunmayı amaçlayan sürdürülebilir kalkınmada, suyun ekonomik değeri ve sektörel paylaşımı tez konusunu oluşturmuştur. Bu anlamda, ulusal ve uluslararası kuruluşlar, sivil toplum örgütleri, internet siteleri ve konu ile ilgili çeşitli kitap, makale, bildiri ve rapor gibi belgelerden toplanan bilimsel veriler analiz edilerek makro düzeyde suyun sürdürülebilir kalkınmada ekonomik önemi ve sektörel paylaşımı ortaya konmuştur. Çalışmada, sürdürülebilir kalkınma çağı, dünya su varlığı ve su ayak izi, su hakkı, suyun ticarileştirilmesi, Avrupa Birliği su politikaları, sınıraşan sular ve sürdürülebilir kalkınmada suyun paylaşımı adlarıyla yedi ana başlık altında, değişen su paradigması dâhilinde analizler gerçekleştirilmiştir. Tüm canlılar için ikame edilemeyen bir kaynak olan, insanlığın ortak hakkı olarak kabul edilen ve gelecek kuşaklar için korunması gereken suyun, ülkelerin kalkınmasında ki yeri ve önemi vurgulanmıştır. Artan dünya nüfusu ve gelişen sanayi sektörü nedeniyle bugün alınıp satılan bir ticari meta olarak, yatırım ve kazanç unsuru olan su, artık kendi ekonomisini oluşturmuştur. Tüm canlıların ve ekonomik sektörlerin müştereği olarak görülen suyun, doğal çevrim dâhilinde insanlar tarafından gerek miktar gerekse kalite olarak en verimli şekilde ekonomik, sosyal ve çevresel yararlar içinde, bugünün gereksinmelerini karşılarken gelecek kuşaklarında kendi gereksinmelerini karşılama olanaklarını elinden almadan, sürdürülebilir bir kalkınma içinde kullanılması önerilmiştir.
Bağımsızlık sonrası Azerbaycan ekonomisinin gelişimi ve uluslararası ticarete entegrasyonu: Türkiye ilişkileri
Azerbaycan'ın bağımsızlık yıllarının başarısı, Cumhuriyetimizin bağımsız bir politika izlemesi, herhangi bir devlet veya uluslararası kuruluştan bağımsız olarak ulusal çıkarları gözetmesidir. Azerbaycan ekonomisinin iktisadi ve sosyal tabanı, 1996 yılından itibaren sürdürülebilir kalkınma ve yüksek büyüme oranları ile genişlemektedir. Ülkemizde petrol ve petrol dışı sektörlerin büyümesi, ekonominin gayri safi yurtiçi hasılasının, bütçesinin ve döviz rezervlerinin yıldan yıla istikrarlı büyümesini göstermektedir. Bu dönemde girişimciliğin gelişimi, enerji güvenliği, yeni altyapı da gelişmiştir. Son dönemlerde Türkiye'nin dış politikasında ciddi değişiklikler yapılmış ve Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinde niteliksel olarak yeni bir aşama başlamıştır. Bugün Türkiye, Azerbaycan'ın en güvenilir siyasi müttefiki ve eşit ekonomik ortağıdır. Azerbaycan-Türkiye ilişkileri sadece iki kardeş halkın çıkarlarına hizmet etmekle kalmıyor, aynı zamanda dünyada ve bölgede barış ve huzurun tesis edilmesine de katkıda bulunuyor. Anahtar Kelimeler: Petrol sektörü, Petrol dışı sektör, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, Türkiye ilişkileri
Borsa temelli finansal gelişme ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki: Türkiye örneği
Bu tez çalışması, Türkiye örneği üzerinden finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Finansal gelişme ve ekonomik büyüme, iktisadi kalkınmanın temel unsurları olarak kabul edilmekte ve bu ilişki, iktisat literatüründe uzun süredir tartışılan önemli bir konu olmuştur. Türkiye'deki finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak ve ekonomi politikalarının gelecekteki yönlendirmeleri için önemli bir referans sağlamak amacıyla araştırılmaktadır. Bulgular, ekonomi politikası yapıcılarına, finansal sektör paydaşlarına ve araştırmacılara fayda sağlayacak bir analiz sunmayı hedeflemektedir. Çalışmanın analiz kısmında, Türkiye ekonomisinin 1999:1-2023:1 dönemine ilişkin çeyreklik veriler alınmıştır. Çalışmanın analizinde eşbütünleşme analizi için ARDL (Autoregressive Distributed Lag-ARDL) yaklaşımından yararlanılmıştır.
Katılım bankalarının Türkiye ekonomisi üzerine etkileri
Ekonomik büyüme ülkeler için önemli bir kavramdır. Ekonomik büyümenin seneler içerisinde istatistiki olarak artmasından ziyade bu durumun istikrarı daha çok önem arz etmektedir. Ülkeler ekonomileri için karar vericilerin almış ve uygulamış olduğu politikalarda son yıllarda finansal piyasalara daha da ağırlık vermeye başlamışlardır. Finansal piyasaların vazgeçilmez unsurları olan bankaların da burada doğrudan etkileri bulunmaktadır. Son yıllarda yaşanan makro ve mikro çaplı krizlerin temel sebepleri arasında finansal piyasaların etken olması buradaki ağırlığın artmasında etkili olmaktadır. Finansal piyasalar içerisinde ise Katılım Bankaları son 20-25 yıl içerisinde Müslümanların ağırlıkta olduğu yerlerde etkin olmakla birlikte ve azınlıkta olduğu yerlerde dahi faal olmaktadırlar. Ülke ekonomileri için kaynakların etkin bir şekilde kullanılması ve atıl olarak kalan fonların ekonomiye aktarılması önem arz etmektedir. Araştırmada Türkiye örneği üzerinde 2010 ve 2020 yılları çeyreklik veriler baz alınarak Johansen Eş Bütünleşme testi ve Granger Nedensellik testleri uygulanmıştır. Katılım Bankalarında kullandırılan finansmanlar, vadeli ve vadesiz mevduatlar, toplam varlıklar ülke ekonomisinde temel gösterge olarak alınan Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla (GSYİH) ile karşılaştırılmıştır. Uygulanan testler sonucunda değişkenler arasında uzun dönemli eş bütünleşme ilişkisi tespit edilmiştir. Nedensellik testleri sonucunda da kredilerden GSYİH'ya doğru tek yönlü nedensellik, GSYİH ve kredilerden mevduatlara yönlü de tek yönlü nedensellik tespit edilmiştir.
Türkiye'de hanehalkı tasarruf tercihlerini etkileyen faktörler
Hanehalkı tasarrufları gelişmekte olan ülkelerdeki (GOÜ) yatırımların finansmanı kapsamında önemli bir kaynak teşkil etmektedir. Hanehalkı tasarrufları daha yüksek ekonomik büyümede itici bir güce sahiptir. GOÜ'ler yerel yatırım gereksinimlerini finanse edebilmek amacıyla çoğunlukla sermaye ya da uluslararası bir borçluluk şeklinde yabancı tasarruflara bağımlı haldedir. Bu çalışmanın temel amacı, ülkemiz gibi GOÜ'ler için ekonomik ilerlemede önemli bir unsur olan hanehalkı tasarrufunu etkileyen faktörleri belirlemek ve elde edilen bulgularla ilgili karar vericilere politika önerileri sunmak ve eylemlerini belirlemeleri yönünden yol gösterici olmaktır. Çalışmada demografik ve ekonomik faktörlerin tasarrufa etkisini belirleyebilmek amacıyla lojistik regresyon analizi yapılmıştır. Tez çalışmasında Türkiye İstatistik Kurumu Hanehalkı Bütçe Araştırmasının 2019 yılı verileri kullanılmıştır. Analiz sonucunda hanehalkı tasarruflarına etki eden faktörler içerisinde en önemli demografik değişkenlerin yaş, cinsiyet ve eğitim düzeyi olduğu; ekonomik değişkenler içerisinde ise yıllık kullanılabilir gelir, mülk ve araç sahipliği olduğu tespit edilmiştir. Bulguların literatürdeki diğer çalışmalardan farkı ise hanehalkı reislerinin tasarruf tercihleri ile ilgili davranış biçimleri hakkında karar vericilere politika ve faaliyetlerini belirlemeleri açısından yol gösterici fikirler sunulmuştur.
Kamu harcamaları, vergi geliri, kurumsal kalite ve ekonomik büyüme ilişkisi: E7 ülkeleri örneği
Bu çalışmada, 2002-2020 dönemine ait verileri kullanarak E7 ülkelerinde kamu harcamaları, vergi geliri, kurumsal kalite ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH), kamu harcamaları (KH), vergi geliri (VG) ve kurumsal kalite (KK) değişkenleri kullanılmıştır. Yatay kesit bağımlılığını değerlendirmek için dört Kesitsel Bağımlılık (CD) testi gerçekleştirilmiş ve seriler arasında yatay kesit bağımlılığı tespit edilmiştir. Ardından, serilerin durağanlık seviyelerini belirlemek için CADF panel birim kök testi yapılmış ve kamu harcamalarının seviyesinde durağan olduğu diğer değişkenlerin ise birinci farkında durağan olduğu belirlenmiştir. Değişkenler arasındaki uzun dönem ilişkiyi belirlemek için Westerlund (2008) eşbütünleşme testi uygulanmış ve değişkenlerin uzun dönemde birlikte hareket ettiği bulunmuştur. Uzun dönem katsayıları Arttırılmış Ortalama Grubu (AMG) tahmincileri ile tahmin edilmiş ve kamu harcamaları ile kurumsal kalitenin ekonomik büyüme üzerindeki etkisinin negatif olduğu, vergi gelirinin ise anlamsız olduğu gözlemlenmiştir. Değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi Dumitrescu ve Hurlin (2012) panel nedensellik testi ile incelenmiş ve kurumsal kalite ile ekonomik büyüme, vergi geliri ile ekonomik büyüme ve ekonomik büyüme ile kamu harcamaları arasında tek yönlü nedensellik ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, kurumsal kaliteden vergi gelirine ve kamu harcamalarından kurumsal kaliteye tek yönlü nedensellik ilişkileri bulunmuştur. Bu bulgular, E7 ülkelerinin uzun dönemli ekonomik büyümelerini artırmak için kurumsal reformlara, kamu harcamalarına, vergi toplama sistemlerine ve ekonomik büyümeyi destekleyici politikalara odaklanmaları gerektiğini göstermektedir. Anahtar kelimeler: Kamu harcamaları, vergi geliri, kurumsal kalite, ekonomik büyüme, panel eşbütünleşme, panel nedensellik
Yerel aktörlerin ötekine yönelik bakış açısı: Silifke örneğinde Ruslara ve Suriyelilere karşı yaklaşımların karşılaştırılması
Göç, insanlığın ilk zamanlarından itibaren meydana gelen ve küreselleşme ile birlikte dünya gündeminde öncelikli olarak yer alan bir kavramdır. Tarihi süreçte çeşitli sebeplerle yaşanan bu göçler zaman içerisinde toplumlarda "öteki" kimliğinin oluşmasına neden olmaktadır. Göç çalışmalarında siyasi partilerin tutumları ile devletlerin izlediği göç politikaları, hem meselenin toplum tarafından algılanışını hem de toplumun "öteki"ne yönelik tutumunu belirleyen önemli unsurlar hâline gelmektedir. Türkiye'de özellikle Suriyeli göçünün yarattığı toplumsal dönüşüm, "öteki" algısının nasıl üretildiği ve şekillendiği tartışmalarını kaçınılmaz kılmaktadır. Yabancı/öteki/onlar şeklinde ifade edilen kesime karşı sosyal mesafe çoğu zaman toplum tarafından yaratılmakta ve korunmaktadır. İlgili mesafenin temelinde yatan motivasyonu ise güvensizlik ekseninde şekillenen tehdit algısı oluşturmaktadır. Diğer taraftan kültür farklılıkları ve ekonomik endişeler de söz konusu ayrışmalar arasında yer almaktadır.Çalışmada, Mersin İli Silifke İlçesi'nde bulunan Suriyeli ve Rus nüfusuna yönelik ötekileştirme pratiklerinin karşılaştırması yapılmıştır. Yerel düzeyde karar alma süreçlerinde rol aldığı varsayılan yerel aktörlerin siyasi parti üyeleri olarak; Adalet ve Kalkınma Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, İYİ Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi üyeleri belirlenmiştir. Yapılan görüşmeler Maxqda programında analiz edilmiştir. Çalışma hem içerik analizini hem de söylem analizini kapsamaktadır. Çalışma kapsamında yürütülen analizler, göç olgusunun yerel düzeydeki siyasal tutumları ve toplumsal algıları belirgin şekilde etkilediğini ortaya koymaktadır. Bulgular genel olarak, ulusal siyasetteki söylem ve yönelimlerin yerel düzeyde de karşılık bulduğunu ve katılımcıların değerlendirmelerinin parti kimlikleriyle uyumlu eğilimler gösterdiğini işaret etmektedir.
GUL herbaryumu'ndaki Ocimum L. (Lamiaceae) cinsinin sistematiği ve ekonomiye kazandırılması
Son yıllarda 'Resimli Türkiye Florası' başlığı altında yeni ve kapsamlı bir kitap hazırlanmakta ve yayınlanmaktadır. Bu tez; adı geçen kitap için Türkiye'deki Ocimum L. cinsinin sistematik, coğrafi, ekolojik ve ekonomik özelliklerini tanıtmak amacıyla hazırlanmıştır. Çalışmalar 2023-2025 yıllarında tarla koşullarında (MAREM, Eğirdir), GUL Herbaryumu'nda ve Ekolojik Ürünler Laboratuvarı'nda yürütülmüştür. Çalışma, Türkiye'de yetiştirildiği tespit edilen tüm Ocimum L. taksonlarını kapsamaktadır. Cinsin üyeleri Türkiye'de; 'Fesleğen, Fesliyen, Festikan, Reyhan, İreyhan, Peslan, Rahan' gibi isimlerle bilinmektedir. Kutsal Kitap Kur'anda doğrudan adı geçmemektedir. Dini kaynaklarda güzelliklerden, pozitif etkilerinden bahsedilirken sıkça adı geçer. Farsça kökenlidir. Arapça narin, zarif, latif, hoş kokulu anlamına gelmektedir. Reyhan; 'rayiha, yani 'hoşkoku veren' anlamına gelir. Latincedeki Ocimum kelimesi de: Yunanca 'hoş koku, aromatik ot' anlamına gelen 'Okimon' kelimesinden türetilmiştir. Gıda, ilaç ve kozmetik alanında yaygın olarak kullanılmaktadır. Bazı ülkelerde ise bazı türleri kutsal kabul edildiği için ibadethane bahçelerine dikilmekte, gıda amaçlı olarak tüketimi yasaklanmaktadır. İslami kaynaklarda 'Reyhan kapısı' sadece oruçluların girebildiği cennet kapılarından birinin adıdır. İncelenen toplam farklı örnek sayısı yaklaşık 50; toplam koleksiyon örneği sayısı 150, Türkiye'deki toplam kültivar sayısı ise 35 kadardır. İlgili bitkilerin sistematik incelemesi sonucunda (Ocimum cinsine ait 8 tür, toplam 15 taksonu adlandırılmıştır. Tüm örnekler GUL Herbaryumu'nda (SDÜ, Isparta) muhafaza edilmektedir. Türkiye herbaryumları içerisinde Ocimum cinsi açısından en zengin koleksiyon GUL Herbaryumu'ndadır. Bu örnekler tarafımızdan çeşitli sistematik kaynaklardan teşhis edilmiş, teşhis edilemeyenlerin bir kısmı tarafımızdan ve ilk kez ve yeni olarak belirlenmiştir. Tüm taksonları Türkiye'de kültivardır, hiç birinin doğal formu bulunmamaktadır. Türkiye için bu cinsin detaylı bir revizyon çalışması gerekmektedir. Taksonomik açıdan önem sırasına göre; brakte şekli, yaprak şekli, korolla rengi, bitkide tüy durumu, çiçek salkımının rengi ve dallanması önemli ayırt edici karakterlerdir. Çalışmamızda; bazı kültivarların bilimsel isimleri belirlenebilmiş, bazıları ise belirlenememiştir. Tüm Ocimum taksonları çalışmamızda Fesleğen ve Reyhan olmak üzere 2 büyük gruba ve 8 türe ayrılmıştır. Halkın verdiği isimler esas alınmış, adı verilmeyenlere uygun Türkçe isimler önerilmiştir. İncelenen örneklerin tarafımızdan belirlenen taksonları, Türkçe adları ve taksonlara göre dağılım sayıları şöyledir: Türler: Ocimum basilicum L., Ocimum minimum L.Ocimum forskolei Benth.,Ocimum tenuiflorum L. ve Ocimum americanum L., Ocimum gratissimum L. Ocimum L. sp.-AOcimum L. sp.-B Fesleğen grubunda: Tatlı fesleğen (Ocimum basilicum L.: 4, Tarçın kokulu fesleğen (Ocimum x thyrsiflorum L.: 2,Top fesleğen (Ocimum minimum L.: 2, Yediveren fesleğen (Ocimum forskolei Benth.): 3, Kış fesleğeni/Mübarek fesleğen (Ocimum tenuiflorum L.): 2, Amerikan Fesleğeni (Ocimum americanum L.: 3 olmak üzere toplam 4 türe bağlı, 6 takson ve toplam 16 farklı kültivar. Reyhan grubunda ise: Arapgir reyhanı (Ocimum basilicum L. cf. var. purpurascens: 2, Parlak Mor reyhan: 1, Alacalı mor reyhan: 3, Tüylü reyhan (Ocimum L. sp.): 4 olmak üzere toplam 10 kültivar; Yanardöner reyhan (Ocimum L. sp.-A): 1 ve Ocimum L. sp.-B reyhan: 1 olmak üzere toplam 2 türe bağlı 2 kültivar. Egzotik (yurtdışından gelen) kültivar sayısı toplam 5 olup diğerleri yerlidir. O. basilicum dışındaki taksonların tamamı Türkiye için yeni kayıttır. Çalışmada adlandırılan Ocimum cinsinin, türlerinin, kültür varyetelerinin morfolojik ve taksonomik özellikleri belirlenmiş, tanımları yapılmış ve teşhis anahtarı hazırlanmıştır. Çimlendirme denemelerinin sonuçlarına göre; en yüksek tohum çimlenme oranı sırasıyla şu şekildedir: Arapgir mor reyhanı (%73), Alacalı mor reyhan % 78; Tarçın kokulu fesleğen (% 60); Tatlı fesleğen (% 69), Top fesleğen (% 65), Yediveren fesleğen (% 63) ve Kış fesleğeni/Mübarek fesleğen (% 43). Bol güneşli ve nemli, 1500 m'ye kadar rakımlı, nemi yüksek topraklarda iyi yetişir. Sonbaharda kokusu azalır ve biyolojik aktivitesi zayıflar. Sıcaklık 10°C'nin altına düşmeye başlayınca yapraklarını döker ve kurur. Ocimum cültivarlarının ekonomik amaçlı kullanımı önerilmektedir. Yerel halk; mor renkli olanlarına "Reyhan", yeşil renkli olanlarına "Fesleğen" adını vermektedir. Ocimum genusu bitkileri arasında hem morfolojik hem de kimyasal bileşim olarak geniş bir varyasyon bulunmaktadır. Kokuları çeşitlidir. Bu kemotipik çeşitlilik kültivara ve yetişme ortamına (habitat) göre değişir. Kemotipik çeşitlilikteki bu farklılık uçucu yağ kompozisyonundaki farklılıktan kaynaklanmaktadır. Uçucu yağ miktarı ve kompozisyonu hasat dönemine göre değişebilir. Sonbahar ve yaz hasatlarında koku miktarı ve tipi değişmektedir. Tüm kültivarların sonbaharda kokusu azalmaktadır. Reyhan grubunda genel olarak koku az ve taze iken çoğunlukla kokusu hoş değildir. Ancak kurutulduktan sonra kokusu yoğunlaşır ve genelde hoş koku verir.
Kayıtdışı ekonomi:Siirt örneği (Tefecilik)
Kayıtdışı ekonomi, gelişmekte olan ülkelerin en önemli sorunlarından biri durumuna gelmiştir. Bu sorunun çözülmesi için yürürlüğe konulacak düzenlemeler konusunda çokça tartışmalar yaşanmaktadır. Kayıtdışı ekonomi faaliyetleri, vergi kaçakçılığı, tefecilik, uyuşturucu kaçakçılığı, kara para aklama gibi geniş yelpazede yer almaktadır. Kayıtdışı ekonominin unsurları içerisinde yer alan tefecilik, ihtiyaç sahipleri kişilerin, güçlü olanın ve sermayeyi elinde bulunduranın ölçüsüz bir kazanç elde ederek, kamu otoritesinin izni olmadan faiz karşılığında ödünç para almasıdır. Kişilerin, kamu otoritesinin izni dışında faiz karşılığı borç alması sonucu ekonomik bakımından zor duruma düşmeleri, borç batağı içine girmeleri ve bu borcun geri ödeme imkânsızlığına düşmeleri Türkiye'de çokça karşılaşılan durumlardan biridir. Bunun sonucunda bu kişiler, ekonomik olarak yıkıntıya uğramakta, malvarlıklarını kaybetmekte, aileleri dağılmakta hatta borcunu ödeyemeyen kişiler hayatlarına son verme noktasına kadar gelmektedirler. Bu tez çalışmasında Türkiye'de tefeciliğin tarihsel gelişimi, boyutu ve Türk hukukundaki yeri hakkında bilgiler verilmiş, sonrasında Siirt ilinde tefeciliğin boyutu, nedenleri, tefecilik suçunun işleniş biçimleri hakkında bilgi verilmiş ve tefeciliğin önlenmesine yönelik olarak yapılması gerekenler hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kayıtdışı Ekonomi, Tefecilik, Türkiye, Siirt