Ekolojik çevre

Bu konu başlığı altında 65 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ekolojik muhafazârlığın imkân ve sınırlılıkları üzerine bir değerlendirme

Ekolojik muhafazakârlık; çevre sorunlarına alternatif çözüm niteliği taşıyan felsefi bir görüş olarak ortaya çıkmıştır. Modernizm ile birlikte insan ve doğa arasındaki etkileşim sonucu çevresel tahribatlar artış göstermiştir. Çevre sorunlarına kayıtsız kalamayan ideolojilerden bir tanesi de muhafazakârlık olmuştur. Moderniteyle birlikte gelen yeniliklere karşı eleştirel tutum, muhafazakârlık ve ekolojiyi aynı paydada birleştirmiştir. Çalışmada "Ekoloji" bilimi tanımlanacak; ekolojinin içerisinde barındırdığı değerler göz önünde bulundurularak farklı ekolojist yaklaşımlar; Derin Ekoloji, Sosyal Ekoloji, Maneviyatçı/Dinsel Ekoloji açıklanacak ve bu sebeple ekolojinin sadece doğa (fen) bilimleri kapsamında değerlendirilmeyip sosyal bilimlerin de bir parçası olduğu kanısına ulaşılacaktır. "Ekoloji" ile "Yeşil Düşünce" arasındaki düşünsel farklılıklar açıklanarak Siyaset Bilimi literatüründeki tarihsel süreç incelenecektir. Ekoloji biliminin, sosyal bilimler içerisinde yer almasıyla birlikte Siyaset Biliminin de araştırma konusu oluşturmuştur. Bu yeni ideolojik oluşum "Ekolojik Muhafazakârlık" olarak literatürde yerini almıştır. Modern dünyanın düşünsel eylemleri sonucunda ortaya çıkan çağdaş siyasal bir ideoloji olan muhafazakarlık; yeniliklere mesafeli bir duruş sergilemekte olup aynı zamanda değişen ve dönüşen değerlere karşı da tedbirli davranılmasına yönelik vurgu yapmaktadır. Ekoloji biliminde modernitenin getirmiş olduğu yeniliklere eleştirel yaklaşılması, muhafazakâr ideoloji ile ekoloji bilimini ortak paydada birleştirmiştir. Bu çalışmada; literatürde yeni bir ideolojik oluşum olan "Ekolojik Muhafazakârlık" konusu, imkân ve sınırlılıklarıyla birlikte açıklanacaktır. Ekolojik Muhafazakârlığın İmkân ve Sınırlılıkları adlı çalışmada tanımlayıcı ve açıklayıcı anlatım yöntemleri kullanılacaktır. Ekolojik Muhafazakârlık; ideoloji ve çevrenin birleşimiyle interdisipliner bir araştırma konusunu oluşturmaktadır. Ekolojik Muhafazakârlığı, çevre sorunlarına alternatif çözüm sunan yeni bir ideolojik oluşum olarak değerlendirmek mümkün olacaktır. Yönetimde Muhafazakâr ideolojinin etkili olduğu İngiltere ve Türkiye'de, çevre politikaları ve çevre çalışmalarında teori ve pratik arasında farklılıklar bulunmaktadır. Teori ve pratik arasındaki bu farklılıklar, yeni ideolojik oluşumun sınırlılıkları kapsamında değerlendirilecektir. Muhafazakâr politikada çevre çalışmaları, günümüz çevre sorunlarının ekolojik bir kriz haline dönüşmesi, ekolojik muhafazakârlığın teori ve pratik arasındaki farklılıktan kaynaklandığını sonucuna ulaşılması yanlış bir tutum olmayacaktır. "Ekolojik Muhafazakârlığın İmkân ve Sınırlılıkları Üzerine Bir Değerlendirme" adlı çalışma, bugünün ve gelecekte yaşanması kaçınılmaz olan çevre sorunlarına alternatif bir çözüm niteliği taşıyan yeni bir ideolojik oluşumun tohumlarından oluşmaktadır. Dün, bugün ve yarının en büyük sorunlarının başında yer alan çevre sorunlarına ideolojiler de kayıtsız kalamamıştır. Muhafazakârlık, modern bir ideoloji olması yönünden bugünün yönetim biçimlerinde de etkili olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Muhafazakâr politikanın hâkim olduğu ülkelerde yapılan çevre çalışmalarının yetersiz kalması, çalışmanın merkezini oluşturmaktadır. Teori ve pratik arasındaki çelişkilere çözüm arayışları; ekolojik muhafazakârlığın başarılı bir düşünsel eylem haline dönüşmesine katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Ekoloji, Muhafazakârlık, Çevre Sorunları, Ekolojik Muhafazakârlık

EkolojiEkolojik çevreMuhafazakarlık+6
Özlem Güneruz
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tüketicilerin bireysel değerlerinin sürdürülebilir tüketim davranışıyla ilişkisi ve sınıf öğretmenleri üzerinde bir araştırma

Özellikle 20. yüzyılda yaşanan nüfus artışı ve ekonomik gelişme sonucu dünyanın kaynaklarının hızla tükendiğinin farkına varılması, var olan ekonomik sistemin sorgulanmasını sağlayarak, sınırsız büyümeye odaklı ekonomik gelişme anlayışından sürdürülebilir gelişme düşüncesine geçiş yaşanmasına neden olmuştur.Gelecek kuşakların gereksinimlerini gidermelerini tehlikeye atmaksızın bugünkü gereksinimlerin karşılanmasını öngören bir model olan sürdürülebilir gelişme düşüncesinin pazarlama alanına yansıması ise ?sürdürülebilir pazarlama? yaklaşımının ortaya atılmasıyla gerçekleşmiştir. Sürdürülebilir pazarlama yaklaşımı, geleneksel pazarlamanın örgütsel amaçları gerçekleştirme ve müşterileri tatmin etme amaçlarına ekolojik sisteme uyum amacını da ekleyerek, pazarlama alanında sürdürülebilir çözümlerin yaratılmasını öngörmektedir.Sürdürülebilir gelişme düşüncesinin tüketim konusuna ilişkin hedefi, tüm dünyada sürdürülebilir tüketim düşüncesinin benimsenmesidir. Sürdürülebilir tüketim düşüncesinin benimsenmesi ve toplumun tüm kesimlerine yayılması için, söz konusu davranışı belirleyen etkenlerin araştırılmasında yarar vardır. Bu çalışmada, Schwartz'ın Değerler Listesi kullanılarak, Kütahya ili Merkez ilçesinde görev yapmakta olan sınıf öğretmenlerinin sürdürülebilir tüketim davranışını etkileyen bireysel değerler incelenmiştir. Yapılan araştırma sonucu, evrenselcilik ve güvenlik değer tiplerinin sürdürülebilir tüketim davranış sıklığı üzerinde pozitif yönde etkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca, katılımcılara ilişkin sürdürülebilir tüketim davranış sıklığının orta düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmadan ortaya çıkan sonuçlara dayalı olarak, sürdürülebilir tüketim düşüncesinin paydaşlarına ve gelecek araştırmalara ilişkin öneriler sıralanmıştır.

DeğerlerEkolojik çevrePazarlama+7
Hakan Kiracı
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Simav ovası (eski Simav gölü-Simav) rehabilitasyon çalışmaları

Bu çalışmada, 50 yıl önce kurutulan Simav Gölü (Kütahya)'nün sulak alan fonksiyonlarındaki değişiklikler ve gölün restorasyonunda takip edilecek yöntemler ortaya konulmuştur. Elde edilen verilere göre Lemna trifolia L. (%70,7) başta olmak üzere Alisma plantago-aquatica L., Carex acuta L., Cynodon dactylon L., Epilobium hirsutum L., Iris pseudacorus L., Polygonum aviculare L., Polygonum hydropiper L., Ranunculus repens L., Ranunculus specius L. ve Veronica anagallis-aquatica L. türlerine ait tohumların varlığı göl arazisinde tespit edilmiştir. Ayrıca göl arazisini besleyen su kaynaklarının su kalitesinin, Su Kalitesi Kontrolü Yönetmeliği'ne göre IV. Kalite olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, a-) Simav Gölü'nün sulak alan olarak fonksiyonlarının sürdüğü ve b-) gelecekte yapılması planlanan rehabilitasyon çalışmalarının olumlu sonuçlanabileceği tespit edilmiştir.

Ekolojik çevreRehabilitasyon
Fatih İlhan
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının küresel sosyal sorumluluk düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmada, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının küresel sosyal sorumluluk düzeylerinde cinsiyet, sınıf düzeyi, akademik başarı düzeyi, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, anne mesleği, baba mesleği, aile gelir durumu, sivil toplum kuruluşuna üye olma durumu, topluma hizmet uygulamaları dersini alıp almama durumu, üniversiteye başlamadan önce yaşanılan yerin nüfus bakımından büyüklüğüne göre farklılaşma olup olmadığı irdelenmiştir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeline göre desenlenmiştir. Çalışmada araştırmanın evrenini Türkiye genelinde eğitim fakültelerinde öğrenim gören sosyal bilgiler öğretmen adayları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi olasılık temelli örnekleme yöntemlerinden rastlantısal kümeleme yöntemi ile seçilmiştir. Araştırma örneklemi Afyon Kocatepe, Uşak, Anadolu ve İstanbul Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Anabilim Dalında, 2014-2015 öğretim yılında öğrenim gören 463 sosyal bilgiler öğretmen adayından oluşmaktadır. Araştırma kapsamında öğretmen adaylarının genel bilgilerini toplayabilmek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", öğretmen adaylarının küresel sosyal sorumluluk düzeylerini belirleyebilmek amacıyla ise araştırmacılar tarafından geliştirilen "Küresel Sosyal Sorumluluk Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde tek yönlü varyans analizi (ANOVA), çoklu karşılaştırma testi (Post-Hoc) ve bağımsız gruplar t-testi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda cinsiyet, sınıf düzeyi, akademik başarı, baba eğitim düzeyi, anne mesleği, baba mesleği, aile gelir durumu, Topluma Hizmet Uygulamaları (THU) dersini alma durumu değişkenlerine göre sosyal bilgiler öğretmen adaylarının küresel sosyal sorumluluk düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır. Anne eğitim düzeyi değişkeninde ekolojik sorumluluk boyutunda, sivil toplum kuruluşu (STK) üyeliği değişkeninde eyleme dönük sorumluluk, ekolojik sorumluluk, özgeci sorumluluk boyutlarında ve üniversiteye başlamadan önce yaşanılan yerin nüfus bakımından büyüklüğü değişkenine göre eyleme dönük sorumluluk boyutunda anlamlı farklar bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Küresel sosyal sorumluluk, öğretmen adayı, sorumluluk.

Aday öğretmenlerEkolojik çevreKüreselleşme+6
Enis Harun Başer
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifi'ne göre Değirmendere ve Bulaklı derelerinin diyatome kompozisyonu ve ekolojik özellikleri

Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifi (SÇD)uygulamasından bu yana yüzey suların biyo-değerlendirilmesi çok önemli olmaktadır. Avrupa Birliği SÇD kapsamında fitobentoz, sucul ekosistemlerde ekolojik kalitenin belirlenmesinde kullanılan önemli bir biyolojik kalite bileşenidir. Bu çalışmada SÇD gereksimlerine göre Değirmendere (D1,D3ve D3) ve Bulaklı deresinin (B1 ve B2)limnoekolojik koşulları diyatome metrikleri ve multivariyet yaklaşımlar kullanarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Dört mevsimde örneklenen beş istasyonundaki diyatome türleri ile çevresel değişkenler arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için kanonik uyum analizi (CCA) kullanılmıştır. Çalışma süresince iki akarsudan toplam 8 diyatome türü tanımlanmıştır. Achnanthidium druartii, Achnanthidium minutissimum, Amphora ovalis, Cocconeis placentula, Cymbella excisa, Encyonopsis minuta, Encyonema silesiacum, Gomphonema cuneolus, Gomphonema minutum, Gomphonema parvulum, Navicula cryptotenella, Nitzschia denticula ve Nitzschia palea yaygın bulunmuştur.Çalışma boyunca elektriksel konduktivite (EK), tuzluluk, oksidasyon redüksiyon potansiyeli, PO4 ve TP diyatome türlerinin dağılımında etkili rol oynamıştır.Değirmendere ve Bulaklı derelerindeki örnekleme istasyonların su kalitesi ve ekolojik durumları çeşitli farklı diyatome indeksleri kullanarak değerlendirilmiştir. CCA Değirmendere ve Bulaklı derelerinin istasyonlarını bariz olarak ayırmıştır. Bulaklı deresi istasyonları EK, tuzluluk ve besin tuzları ile ilişkili iken Değirmendere istasyonlara karşı bölgede lokalize olmuştur. Sonuçlar Değirmendere su kalitesi durumu çoğunlukla iyi ve Bulaklı deresi su kalitesi durumu çoğunlukla zayif olduğu göstermiştir. Diyatome indeksleri (TIT (R2=0,78), TI (R2=0,51), EPI-D (R2=0,60), TWQI (R2=0,45), RRDI (R2=0,44) ve TDI (R2=0,46)) logTP ile ilişkili bulunmuştur. TIT'nin yüksek katsayı değeri, Değirmendere ve Bulaklı çaylarının biyo-değerlendirmesine uygunluğunu güçlendirmektedir.

BiyoindikatörDiyatomelerEkolojik çevre+3
Hasan Yıldız
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Haliç sedimentinin kirliliği ve ağır metal içeriğinin incelenmesi

Haliç yüzyıllar boyunca, bölgede var olmuş bütün medeniyetlere tanıklık etmiş ve İstanbul'un en gözde yeri olma özelliğini korumuştur. Fakat endüstriyel gelişmeler, nüfusun hızla artışı, kontrolsüz yapılaşma ve deşarjlar, trafik kaynaklı atmosferik girdiler gibi nedenlerle, Haliç bölgesi ağır bir kirlilik yükü altında kalmıştır. Çevre ve halk sağlığı açısından alarm vermeye başlayan Haliç bölgesini iyileştirme çalışmaları yürütülmüş, Haliç sedimenti 4-5 m'ye kadar çekilerek ağır metal kirliliği büyük ölçüde azaltılmıştır. Ayrıca bölgeye kanallar döşenerek Haliç'e gelen atık sular da büyük ölçüde engellenmiştir. Canlıların sağlıklı bir çevrede yaşaması için toprak, su ve hava kalitesinin belirlenmesinde ağır metal seviyelerinin analiz edilmesi; kirliliğe sebebiyet veren kaynaklarının tespit edilmesi ve alınabilecek önlemlerin saptanması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı İstanbul Haliç sedimentinden örnekler alınarak, sedimentte mevcut olan metal kirliliğinin belirlenmesidir. 2014 yılında Haliç sedimentinden alınan örnekler, farklı kimyasallar ile asitlendirilerek mikrodalga ile parçalama ön işlemine tabi tutulmuştur. Daha sonrasında Çinko (Zn), Krom (Cr), Bakır (Cu), Kurşun (Pb), Kadmiyum (Cd), Demir (Fe) ve Nikel (Ni) konsantrasyonları İndüktif Eşleşmiş Plazma Optik Emisyon Spektrometresi (ICP-OES) ve Atomik Absorpsiyon Spektrometresi (AAS) ile analiz edilmiştir. ICP-OES ile yapılan ağır metal analizinde Bakır (Cu) konsantrasyonu TEC (Eşik Etki Seviyesi)'in üzerinde olmakla birlikte, ölçüm yapılan diğer tüm ağır metal konsantrasyonları TEC (Eşik Etki Seviyesi) ve PEC (Olası Etki Seviyesi)'in altındadır. Bu sonuçlar Haliç'te yapılan çalışmalarla Haliç kirliliğinde iyileşmenin sağlandığı fakat sedimentte konsantre hale gelebilen kirleticilerin uzun yıllar sediment yapıda varlığını sürdürebildiğini göstermektedir.

Ağır metallerEkolojik çevreİstanbul-Haliç
Berivan Akgün
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bursa Teknik Üniversitesi kampüsünün ekolojik kampüs kriterlerine uygun olarak bitkilendirilmesi: Deneysel bir kampüs tasarım önerisi

İlk oluşturulduklarında kentsel bir kurum olarak hizmet eden üniversiteler, tarihsel gelişim süreci içinde kent dışında bağımsız yerleşkelere dönüşmüşlerdir. Günümüzde bu bağımsız yerleşim modeli, evrensel olarak 'kampüs' ismi ile adlandırılmaktadır. 19. yüzyıldan başlayarak çeşitli gereksinimler sebebiyle kent dışına doğru gelişim gösteren kampüsler, kendi ihtiyaçlarını kendi içlerinde çözebilecek çok fonksiyonlu bir yapı geliştirmişlerdir. Bu fonksiyonlar aynı zamanda kampüs alanlarını tasarlarken belirli tasarım kriterlerinin dikkate alınmasını da zorunlu hale getirmiştir. Bu tasarım yaklaşımlarından biri olan ekolojik tasarım yaklaşımı, iklim değişikliği ve küresel ölçekte meydana gelen diğer sorunlara alternatif çözüm arayışları geliştiren bir yaklaşımdır. 1972 Stockholm Bildirgesi ile, kampüs sürdürülebilirliğinin küresel bir endişe haline gelmesi, üniversite kampüslerinde yapılacak olan tasarım yaklaşımlarında, ekolojik yaklaşımlar geliştirmeyi zorunlu hale getirmiştir. Ekolojik tasarım yaklaşımları benimsenerek (enerji etkin, su etkin, atık etkin, iklim etkin) oluşturulan kampüs alanları kendi içlerinde sürdürülebilirliklerini sağlayabilmektedirler. Üniversitelerin ekolojik kampüs tasarım kriterlerine ne kadar uyumlu olduğunu değerlendirmek için bazı değerlendirme kriterleri geliştirilmiştir. Bu değerlendirme kriterleri LEED, BREEM ve Green Metric gibi sertifikalar kullanılarak puanlandırılmaktadır. Kampüs alanlarında enerji, su, iklim, malzeme ve atık özelliklerini dikkate alan bu sertifika sistemleri, uygun şartları sağlayan kampüslere sertifika sağlamaktadır. Çalışma alanı olarak belirlenen Bursa Teknik Üniversitesi Mimar Sinan Kampüsü, LEED sertifikasına göre değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme alanda iki kere yapılmıştır. İlk olarak alanın ekolojik peyzaj çalışması yapılmadan önceki puan değeri ortaya konulmuştur. Daha sonra alana yeni bir ekolojik peyzaj çalışması önerilmiş ve bu önerilen proje kapsamında yeniden puanlandırma yapılmıştır. Puanlama sonucunda yapılan ekolojik uygulamalar ile sertifikadan kaç puan değerinin elde edilebileceği değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda BTÜ Mimar Sinan Kampüsüne ekolojik peyzaj tasarımı yapılmadan ve yapıldıktan sonraki puan değerleri incelenmiş ve kampüse önerilecek olan ekolojik peyzaj çalışması ile LEED'de hangi sertifikayı alabileceği incelenmiştir. Bu değerlendirme, alandaki yapısal ve bitkisel öneriler ile ne kadar puan değerinin elde edildiği ve ekolojik peyzaj tasarımında bitkisel materyalin önemi ortaya konulmuştur. Alana önerilen ekolojik peyzaj tasarımı ile BTÜ Mimar Sinan Kampüsünün ekolojik peyzaj değeri yükseltilmiş ve kentsel ekosistem içindeki önemi arttırılmıştır.

Bitkisel tasarımEkolojik çevreYerleşke+3
Onur Aksoy
Bursa Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Selülozik atıkların parçalama yöntemleri ile geri dönüştürülebilirliği

Son yıllarda hızlı nüfus artışı ve değişen çevre koşulları tüketicilerin ihtiyaçlarını arttırmıştır. Buna bağlı olarak, doğal kaynakların tüketimi ve oluşan atık miktarı artmıştır. Bu durum doğal kaynakların verimli kullanılması zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. Bunun sonucunda çevre dostu, sürdürülebilir, geridönüşüm ürünlerinin önemi ortaya çıkmıştır. Yürütülen bu tez çalışmasında; mevsimsel döngülerden veya çeşitli çevresel faktörlerden kaynaklı oluşan selüloz içerikli bitkisel atıkların geri dönüştürülebilirliği tespit edilmiş, atık materyalden yeni çevre dostu ürünler üretilerek atık oluşumu azaltılmıştır. Bitkisel atıkların geri dönüştürülebilirliği işlemi için atık palmiye yaprak ve sapları kullanılmıştır. Bitkisel atığa çeşitli biyolojik, fiziksel ve kimyasal yöntemler uygulanmıştır. Selülozik atık havuzlama, alkali-asidik termal parçalama, ağartma gibi kimyasal işlemlerden geçirilmiş, lignin, hemiselüloz, pektin gibi yapı taşları sistemden uzaklaştırılmış ve selüloz içeriği yüksek çeşitli materyaller elde edilmiştir. Palmiye atıklarının hem yaprak hem de sap kısımları için ayrı ayrı biyolojik, fiziksel, kimyasal yöntemlerle, çeşitli dozlar uygulanarak farklı iplik formları, lif formları, pamuk formları ve kağıt formlarında ürünler üretilmiştir. Her form birbiriyle karşılaştırılmış, bu işlemler için uygun olan ve uygun olmayan kimyasallar tespit edilmiş, her işlem için optimum süre, sıcaklık gibi faktörler belirlenmiştir. Yapılan deneysel çalışmalarda genel olarak; uygun kimyasalların tespiti, çözelti sıcaklığı, bekleme süresi, çözelti pH' ı, sisteme beslenen atık kütlesi, çözelti konsantrasyonu gibi parametrelerin etkileri üzerine odaklanılmıştır. Üretilen selüloz içeriği yüksek materyallerin karakteristik özelliklerini tespit edebilmek için bu ürünler XRD (X-Ray Diffraction), selüloz tayini, SEM (Scanning Electron Microscope), su tutma kapasitesi, % su emiciliği gibi çeşitli analizlere tabi tutulmuştur. Deneysel çalışmaların sonucunda, üretilen farklı ürünlerin kendilerine özgü karakteristik özellikleri belirlenmiştir. Bu özellikleri doğrultusunda kullanılabileceği alanlar da tespit edilmiş ve sonuçlar kısmında listelenmiştir.

Atığın dönüştürülmesiBitkisel atıklarDoğal çevre+7
Yeliz Karataş
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tüketicilerin sürdürülebilir ekolojik etiketli ürün satın alma farkındalığı: Gaziantep'te bir alan uygulaması

Dünyamızda nüfus arttıkça doğal kaynaklarımız hızla azalmakta ve kirletilmektedir. Zamanla yaşanan insan ve doğa kaynaklı felaketler insanların çevresel duyarlılıklarının artmasına neden olmuştur. Bu durum insanların doğal kaynakların sınırsız olmadığını görmesine katkı sağlamıştır. Bu nedenle pek çok üretici çevre bilincini ön plana çıkararak çevre dostu üretim sürecine geçmekte, bu ürünlerin çevre dostu olduğunu ise devletler ve özel firmalar tarafından verilen sertifikalar sayesinde göstermeye çalışmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkamil ilçelerinde yaşayan tüketicilerin ürünler üzerinde bulunan ekolojik etiket sembolleri ile ilgili görüşlerinin belirlenmesi, çevre dostu ürünler hakkında tüketici farkındalığını tanımlamaktır. Veriler Gaziantep ilinin Şahinbey ve Şehitkamil ilçelerinde yaşayan en az ön lisans mezunu eğitim seviyesine sahip olan 413 tüketici ile anket formu aracılığı ile toplanmış olan verilerin SPSS ve AMOS programı ile analizi yapılmıştır. Yapılan analiz neticesinde tüketicilerin çevre bilinci ve ekolojik etiketli ürünleri satın alma davranışı üzerinde bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Çevre bilinci artan tüketiciler, ekolojik etiketli ürünleri satın almaya daha istekli olduğu görülmüştür.

Eko etiketEkolojik çevreGaziantep+7
Ertuğrul Balaban
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küresel ısınma kaynaklı iklim mülteciliğinin Türkiye'ye yönelik muhtemel hareketlerinin risk değerlendirmesi

Birbirinin tetikleyicisi olan küresel ısınma ve iklim değişikliği son yıllarda sıkça gündeme gelmeye başlamıştır. Küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle aşırı hava olaylarının sıklığının artması, deniz seviyesinin yükselmesi, ormansızlaşma, kuraklık ve çölleşme, su ve gıda güvenliği sorunları, kıtlık, tarımda toprağın verimsizleşmesi gibi çevresel, ekonomik, sosyal ve siyasal alanlarda çeşitli olumsuz etkiler ortaya çıkmıştır. Özellikle iklim değişikliği ve doğal afetler başta olmak üzere çevre sorunlarının sebep olacağı toplu göçler ile iklim mülteciliği konusu uluslararası alanda çözülmesi gereken başlıca sorunlardan biri olacaktır. Dünyada 2050 yılına kadar yaklaşık 50 ile 200 milyon arasında insanın iklim mültecisi olarak göç edeceği tahmin edilmektedir. Türkiye'ye ise 30 milyon insanın iklim değişikliği nedeniyle göç edeceği düşünülmektedir. Çalışma çerçevesinde gerçekleştirilen görüşmelerde küresel ısınma ve iklim değişikliğinin neden olduğu çevresel sorunlar ve doğal afetler neticesinde coğrafi konumu itibariyle göç yolları üzerinde bulunan Türkiye'nin iklim mültecileri ve toplu göçten orantısız bir şekilde etkileneceği kanısına varılmıştır. Araştırma sonunda iklim mültecilerinin Türkiye'ye muhtemel göç riskine karşı etkili politika ve strateji önerileri sunulmuştur.

Ekolojik çevreGöçlerKüresel ısınma+7
Gökçe Nur Sayın
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çevreye yönelik kamusal politika araçları: Avrupa birliği ve Türkiye karşılaştırması

Çevre uzun yıllar ekonomik birimler tarafından göz ardı edilmiştir. Çünkü çevre bitmez ve tükenmez serbest bir mal olarak görülmüştür. Ancak durumun sanıldığı gibi olmadığı son yüzyılda anlaşılmıştır. Çevrenin özellikle kamusal bir mal oluşu ve sorunlarının dışsallık içermesi ekonomistleri çevreyle ilgilenmeye yöneltmiştir. Hakikaten günümüz dünyasında çevre sorunları önemli boyutlara ulaşmıştır. Artık ülkeler bu sorunla mücadelede beraber hareket etmektedir. Birçok uluslararası kuruluş ve ülke toplulukları çevre politikalarına önem vermeye başlamıştır. Avrupa Birliği de üye olan ülkelere benzer politikaları uygulama konusunda baskı yapmaktadır. Bununla beraber, ülkeler kendileri kamusal politikalar uygulayabilmektedir. Bu kapsamda, vergi, yasal düzenleme, standart, sübvansiyon, kirletme haklarının tanımlanması gibi kamusal önlemler ülkelerin uygulandıkları başlıca politika araçlarıdır. Bu politika araçları ile çevre sorunları giderilmeye ve çevrenin korunması sağlanmaya çalışılmaktadır. Gerek Avrupa Birliği ülkeleri gerekse Türkiye ifade edilen kamusal politika araçlarını kullanarak çevre sorunları ile mücadele etmektedir. Fakat bu konuda ne kadar başarılı oldukları tartışmalıdır. Çevre sorunlarının önemli boyutlarda olduğu Türkiye'de Avrupa Birliğine kıyasla politikaların başarılı olmadığı söylenebilir. Bunun için hangi önemlerin alınması gerektiği düşünülmelidir. Çalışmamızda bu kapsamda Avrupa Birliği ile Türkiye'de uygulanan çevreye yönelik kamusal politika araçları karşılaştırılarak, Türkiye açısından önerilerde bulunulmayı çalışılmıştır. Bu kapsamda çalışmada öncelikle çevre ve sorunları ile çevrenin ekonomik-mali yönü ve çevreye yönelik kamusal politika araçları açısından teorik açıklamalarda bulunulmuştur. Sonraki kısımda ise Avrupa Birliği çevre politikaları, Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan çevreye yönelik kamusal politika araçları, Türkiye'de çevre politikaları ve çevreye yönelik kamusal araçlar açıklanmıştır. Yine bu kısımda Avrupa Birliği ile Türkiye açısından karşılaştırma yapılarak Türkiye için tespit ve önerilerde bulunulmuştur.

Ekolojik çevreÇevre vergisi
Emin Kömürcüler
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi öğretmen adaylarının ekoloji kavramlarını anlama durumlarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmen adaylarının ekoloji ile ilgili kavramları anlama durumlarını incelemektir. Günümüzde çevre sorunlarının artmasıyla birlikte ekolojik okuryazarlık, bireylerin doğayla olan ilişkilerini anlamaları ve sürdürülebilir bir yaşam biçimi benimsemeleri açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu bağlamda, öğretmen adaylarının ekoloji kavramlarını nasıl algıladıklarını ortaya koymak, çevre eğitimi uygulamalarının niteliğini artırmak adına gereklidir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden biri olan durum çalışması kullanılmıştır. Veriler, kelime ilişkilendirme testi ve çizme-yazma tekniği aracılığıyla toplanmıştır. Bu teknikler, bireylerin zihinsel modellerini ortaya koyma ve kavramsal bağlantıları analiz etme açısından etkili yöntemlerdir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023– 2024 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Kastamonu Üniversitesi'nin Okul Öncesi Öğretmenliği programına kayıtlı 58 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veriler içerik analizi yoluyla çözümlenmiştir. Bulgular, öğretmen adaylarının ekolojik kavramlara yönelik bilgilerinin çoğunlukla yüzeysel düzeyde kaldığını, bazı temel kavramları ise eksik veya hatalı algıladıklarını göstermektedir. Ayrıca bazı öğretmen adaylarının çizimlerinde doğa-insan ilişkisine yer verdikleri görülse de, büyük çoğunluğunun insan unsurunu dikkate almadığı ve ekosistem öğeleri arasındaki ilişkileri eksik ve yüzeysel bir şekilde yansıttığı gözlemlenmiştir. Araştırma sonuçları, çevre eğitiminin okul öncesi öğretmen yetiştirme programlarında daha bütüncül, uygulamalı ve doğayla etkileşim temelli bir şekilde ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, öğretmen adaylarının ekolojik farkındalıklarını geliştirmeye yönelik programların çeşitlendirilmesi ve artırılması önerilmektedir.

Ekolojik çevreOkul öncesi eğitimZihinsel modeller+1
Fatma Aslan Ulaşlı
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik vatandaşlık düzeylerinin belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik vatandaşlık düzeyleri üzerinde etkili olduğu düşünülen çeşitli değişkenlerin etkisini ortaya koymaktır. Araştırma 2017-2018 eğitim-öğretim yılı içerisinde 3 ayrı üniversitede sınıf öğretmenliği bölümünün 1. 2. 3. ve 4. sınıflarında öğrenim gören 732 öğretmen adayı üzerinde tarama modeli uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik vatandaşlık düzeyini belirlemek amacıyla kişisel bilgi formu ve 4 boyuttan oluşan ekolojik vatandaşlık ölçeği kullanılmıştır. Sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik vatandaşlık düzeyi üzerinde dört ayrı boyuta göre 19 değişkenin etkisi araştırılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22 istatistik programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde; betimsel istatistik, ilişkisiz örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve basit korelâsyondan yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik vatandaşlık düzeyinin orta düzeyde, katılım boyutu için düşük, sürdürülebilirlik, sorumluluk ile hak ve adalet boyutu için ise orta düzeyde olduğu görülmektedir. Bu sonuç sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik vatandaşlık düzeylerinin öğretmen olduklarında ekolojik vatandaş yetiştirmede yeterli olmayacağını göstermektedir. Araştırmanın sonucunda sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik vatandaşlık düzeyleri üzerinde çeşitli değişkenlerin etkisinin olduğu da tespit edilmiştir.

Aday öğretmenlerEkolojik çevreSınıf öğretmenliği+2
Cevdet Uysal
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İklim değişikliği sorununun matematiksel modellemeler ile incelenmesi

İklim, bir coğrafyanın belirli elemanlar çemberinde uzun vadeli incelenerek meydana gelen hava olaylarının analizi şeklinde tanımlanabilir. İklim bir sistemdir ve belirli elemanlardan oluşmaktadır. İklim değişikliği ise oluşumunun uzun zaman aldığı düşünülen ve genellikle olumsuz olarak karşımıza çıkan hava ve çevre olaylarındaki değişimdir. İklim değişikliği konusu toplumların siyasal, ekonomik, sosyal yapıları gibi birçok alan ile etkileşim halinde olduğu için oldukça çeşitli bakış açılarına sahiptir. Bu nedenle iklim değişikliği konusundaki bilinç özellikle son zamanlarda önemli bir artış göstermiş ve literatürde her alanda yer edinmiştir. İklim modeli ise iklim sisteminin işleyişi ve tepkilerinin nümerik olarak gösterimi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu çalışma, iklim değişikliği ile ilgili önemli kuruluşlardan biri olan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli tarafından yapılan çalışmalardaki matematiksel model boyutlarının incelenmesinden oluşmaktadır. Konu sadece matematiksel boyutu ile değil, aynı zamanda hukuki, sosyal, politik boyutlarıyla da disiplinler arası bir şekilde ele alınmaya çalışılmıştır. Çalışma, Türkiye ve Fırat-Dicle Havzası'nın iklim değişikliği projeksiyonlarını incelenerek Elazığ ili için iklim değişikliği projeksiyonu oluşturmayı amaçlamaktadır. Bunun için IPCC 5. Değerlendirme Raporu'nda yer alan HadGEM2-ES modeli kapsamında RCP 4.5 ve RCP 8.5 senaryoları temelinde ölçek küçültme yöntemi ile elde edilmiş verilerin, ArcGIS 10.5 programı ile Elazığ ili için haritalanması yapılmıştır. Türkiye'de yapılan çalışmalar sonucu Türkiye için 2-5 oC sıcaklık artışları ve %5-%45 arasında yağış azalışları ile Fırat-Dicle Havzası için 2-6 oC sıcaklık artışları ile %20'lere varan yağış azalışları beklenmektedir. Bu çalışma sonucunda ise Elazığ ili için yaklaşık 3 oC'lik sıcaklık artışı ve yaklaşık 200 mm'lik yağış azalması öngörüleri elde edilmiştir. Anahtar kelimeler: İklim Değişikliği, İklim Modelleri, İklim Değişikliği Projeksiyonları.

Doğal çevreEkolojik çevreMatematiksel modelleme+1
Ayşe Çiğdem Yar
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Atıksu arıtma tesisi için proje aşamasında öngörülen ve mevcut durumda sağlanan verimin sürekliliğinin karşılaştırılması: Azerbaycan Nahçıvan Atıksu Arıtma Tesisi örneği

Dünyamızdaki hızlı nüfus artışı ve buna paralel hızlı teknolojik gelişmeler ekolojik sistemi olumsuz yönde etkilemektedir. Ekolojik sistemin en önemli parçası olan su kaynakları hızla kirlenmekte, oluşan atıksu miktarları nüfus artışı ve teknolojik gelişmelere paralel olarak artmaktadır. Atıksuların deşarj edildiği ortama olumsuz etkilerini en aza indirmeyi amaçlayan Azerbaycan Nahçıvan Atıksu Arıtma Tesisi 2012 yılında projelendirilmiş bir A2O prosesidir ve 2018 yılında yapımı tamamlanarak işletmeye alınmıştır. Bu tez çalışmasında, Azerbaycan Nahçıvan Atıksu Arıtma Tesisi'nin proje aşamasında hedeflenen kirlilik giderim verimi ve işletme aşamasındaki kirlilik giderim verimi kıyaslanarak projelendirmenin ne derece isabetli ve rasyonel olduğunun belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bunun için; tesiste bizzat incelemelerde bulunulmuş, tesisin giriş ve çıkış suyundan alınan numunelerin laboratuar analizleri değerlendirilmiş, ünitelerde yaşanan aksaklıklar araştırılmıştır. Yapılan araştırmalar arıtma tesisi proje aşamasının en az yapım aşaması kadar önemli olduğunu göstermektedir. Proje hazırlanırken, oldukça düşük maliyetlerle gerçekleştirilebilecek deney ve gözlemler neticesinde daha sonra geri dönüşü imkânsız hatalardan kaçınılabilir. Projeyi hazırlayan ve denetleyen mercilerin projelere daha fazla hassasiyet göstermeleri ve zaman harcamaları gerekmektedir.

Doğal çevreEkolojik çevreEvsel atık su+2
Ahmet Saatçı
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Isparta ili gönen ilçesinde görev yapmakta olan öğretmenlerin çevre kirliliği hakkındaki görüşleri

Bu çalışma, Gönen ilçesi ve çevresindeki okullarda görev yapmakta olan öğretmenlerin çevre kirliliği hakkındaki görüşlerinin incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu, Isparta'nın Gönen ilçesi ve çevresindeki okullarda görev yapmakta olan 6 fen bilimleri ve 10 sınıf öğretmeni olmak üzere toplam 16 gönüllü öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden betimsel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Öğretmenlerin görüşlerini belirttiği, yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilen veriler betimsel analiz ve içerik analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Yapılan araştırmada ulaşılan verilere göre; öğretmenlerin çevre kirliliği çeşitleri hakkında derin bir bilgiye sahip olmadıkları görülmektedir. Öğretmenlerin bölgede bulunan fabrikanın yapısından bahsederken yüzeysel olarak yarattığı fiziki çevresel kirliliklere vurgu yaptıkları ve fabrikanın sağladığı ekonomik faaliyetlere değinmiş oldukları görülmektedir. Yörede geçim kaynağının tarımsal faaliyetler üzerine olması ve kullanılan tarım ilaçlarının toprağın verimini düşürdüğü sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğretmenlerin görüşlerine bakılarak insanlarda çevre kirliliklerine karşı oluşturulacak bilincin çevre eğitimi ile sağlanabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin çoğunun çevre kirliliklerinin tehdit boyutuna geldiğini düşünmesinin nedeni ise; insan faaliyetli çevre kirliliklerine dayanmaktadır. Yöredeki doğal yapıyı korumak için köy ve şehir halkı, öğrenci ve öğretmenler bilinçlendirilebilir. Çevre kirliliğini azaltmaya yönelik bir başlığın altında plan ve projeler tasarlanabilir. Çevreyle ilgili sosyal aktiviteler düzenlenerek yörenin doğal güzellikleri tanıtılabilir.

Doğal çevreEkolojik çevreFen bilgisi dersi+7
Elif Akar
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de ekoloji hareketinin gelişimi: Ağaçkakan Dergisi örneği

Çalışma, Giriş ve Sonuç bölümleri dışında, iki ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın konusu açıklanmış ve metodoloji hakkında bilgi verilmiştir. ?Yeni Toplumsal Hareketler ve Ekoloji Hareketi? başlığını taşıyan ilk bölümde, öncelikli olarak yeni toplumsal hareketler teorisi incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde konuyla ilgili temel kavramlar irdelenmiş ve bu kavramlardan hareketle, ?ekolojik yaklaşım? ile ?çevre korumacılığın? farklılığı sorunu tartışılmıştır. Her iki yaklaşım, düşünsel yapıları, ilkeleri, ekolojik sorunlara bakışları, amaçları ve hedefleri bakımından ele alınmıştır. Daha sonra ekoloji hareketinin partileşme süreci ve Türkiye'de yaşanan ?Yeşiller Partisi? deneyimi değerlendirilmiştir.İkinci bölümde, Ağaçkakan dergisinde yayımlanmış yazılar, konularına göre gruplandırılarak değerlendirilmiştir. Bu bölümde, Ağaçkakan dergisinin muhalif tavrının niteliğini incelemek, toplumsal muhalefetin dergide dile getirilme biçimlerini araştırmak amacıyla, 1992-2003 yılları arasında yayımlanan 40 sayı incelenmiştir.Çalışma, toplu bir değerlendirmenin ardından, kaynakça ve ekler ile sona ermiştir. Bu çalışmada, Türkiye'de ekoloji hareketi içerisindeki grupların, özellikle de S.O.S Akdeniz derneğinin siyasal, toplumsal, kültürel ve ekonomik alandaki ilke ve önerilerinin sunulduğu Ağaçkakan dergisi, bilimsel olarak ele almıştır.Anahtar Kelimeler: Yeni Toplumsal Hareketler, Ekoloji Hareketi, Ekolojik Siyaset, Ağaçkakan Dergisi

Ağaçkakan dergisiDergilerEkoloji+8
Aylin Bolsu Oygür
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çocuklar İçin Çevresel Tutum Ölçeği ile ?Yeni Ekolojik Paradigma Ölçeği?nin geçerlik güvenirlik çalışması ve çevre eğitim programının etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada; çocuklara yönelik olan ?Çocuklar İçin Çevresel Tutum Ölçeği? ve ?Yeni Ekolojik Paradigma Ölçeği?nin geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yapmak ve ardından anasınıfına devam eden 60-72 aylık çocukların ve ebeveynlerinin çevresel tutumlarını geliştirmeye odaklı uygulanan çevre eğitimi programının çevresel tutum düzeylerine etkisini belirlemek amaçlanmıştır.Araştırmada, öntest- sontest, kontrol gruplu deneysel model kullanılmıştır. ?Çocuklar İçin Çevresel Tutum Ölçeği? ve ?Yeni Ekolojik Paradigma Ölçeği?nin güvenirliğini belirlemek için yapılan uygulamada, araştırmanın örneklemini, küme örnekleme yöntemiyle seçilen 150 çocuk ve ebeveyni oluşturmuştur. Eğitim programının uygulanmasında ise deney grubunda 26, kontrol grubunda 26 olmak üzere toplam 52 çocuk ve deney grubunda 25, kontrol grubunda 26 olmak üzere toplam 51 ebeveyn araştırma kapsamına alınmıştır.Araştırma sonunda; Çocuklar İçin Çevresel Tutum Ölçeği'nin geçerlik-güvenirlik çalışması sonucu iç tutarlılık güvenirliği ? =.78 olarak belirlenmiştir. Test tekrar test güvenirliğinin ise .97 düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca testin her iki yarısının da aynı özelliği ölçtüğü görülmüştür. Yeni Ekolojik Paradigma Ölçeği'ne ilişkin açımlayıcı faktör analizi sonuçları incelendiğinde; bir temel faktör bulunmuştur. Test-Tekrar test korelasyonunun ise, .94 düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Toplam 13 maddeden oluşan Cronbach Alpha ( ? ) değeri .81 olarak bulunmuştur. İki yarı test güvenirliği analizlerinde elde edilen bulgular ise testin her iki yarısının da aynı özelliği ölçtüğünü göstermiştir. Çevre Eğitim Programı sonrasında, deney ve kontrol grubundaki çocukların ve ebeveynlerinin aldıkları puanlar arasında deney grubu lehine anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.01). Kalıcılık testinde ise, eğitim programının etkisinin devam ettiği saptanmıştır (p<0.05). Bu bulgular ışığında, okul öncesi dönem çocuklarının ve ebeveynlerinin çevresel tutumlarını geliştirmeye yardımcı olmak amacıyla eğitimcilere, ailelere ve ileride yapılabilecek bilimsel araştırmalara yönelik öneriler sunulmuştur.

Ekolojik faktörlerEkolojik çevreEğitim programları+7
Fatma Nilgün Cevher Kalburan
Gazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstanbul'da ekolojik gıda savunucularının üretim pratikleri, tüketim ve gündelik yaşam alışkanlıkları üzerine bir araştırma

Bu tez, kent yaşamındaki organik, sürdürülebilir, doğal, temiz gıdaya ulaşma çabasında olan bireylerin üretim, tüketim ve gündelik hayat alışkanlıklarını sosyolojik bir bakış açısıyla tartışmaktadır. Tezde, ekolojik gıda savunucularının beslenme tercihleri, yaşam tarzları bağlamında değerlenmiştir. Söz konusu bireylerin, İstanbul'da alternatif yollar bularak gıdaya ulaşmaları, kır ile kurdukları bağlar ve bu arayışlarda ortaya çıkan toplumsal ilişkiler tezde tartışılmıştır. Bu çalışmaya kaynaklık eden veri derinlemesine ve ayrıntılı veri elde etmek amacıyla niteliksel yöntem ile derlenmiştir. Araştırma, İstanbul'da ikamet eden, çalışan veya emekli olan, doğal ve organik beslenen, üretim ve tüketim yapan, sosyal girişimci olan, alternatif ürünler üreten, bir ölçüde kır ile bağlantısı olan yirmi dört yaş üstü on iki kadın ve üç erkek ile derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak yapılmıştır. Çalışma, yirmi dört yaş ile yetmiş yaş aralığında olan on beş katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Derinlemesine görüşme tekniği ile yapıla bu görüşmeler tezde üç bölümde tartışılmıştır. Sonuçta ekolojik gıda savunucularının günlük yaşam pratiklerine bakıldığında, gıdanın, üretim aşamasından atık haline gelmesine değin geçen süre boyunca bu kişilerin hayatlarında önemli bir yerde olduğu görülmüştür. Katılımcıların kent içerisinde ekolojik, sürdürülebilir, temiz gıdaya ulaşmaya çalışırken kır ile yeni ilişki biçimleri geliştirdikleri ortaya çıkmıştır. Son olarak, katılımcıların üretim ve tüketim ikiliğinin ötesinde türetim olarak adlandırılan gündelik faaliyetleri gerçekleştirdikleri görülmüştür.

EkolojiEkolojik çevreEkolojik çiftlik+7
Ülkü Yeşilyurt
İstanbul Beykent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sürdürülebilir tasarım ilkelerinin sağlık yapılarını şekillendirmesi

Değişen dünya, gelişen teknoloji ve kısıtlı kaynakların yetersizliği sebebiyle küresel ısınma sonuçlarının gün geçtikçe daha fazla hissedilmeye başlandığı günümüz dünyasında, 21.Yüzyılın başlıca sorunlarından olan; su kaynaklarının sürdürülebilirliğini sağlamak, yapı sektöründe geri dönüşümü mümkün olan çevre dostu malzemeler kullanılmasına teşvik etmek, enerji kaynaklarını verimli kullanmak, kullanılan enerji kaynaklarına alternatif kaynaklar üretebilmek ve benzeri konular toplum sağlığı düzeyinin yükseltilebilmesi için gün geçtikçe önem kazanan konuların başında gelmektedir. Toplum sağlığının yükseltilebilmesi amacıyla yapılan çalışmaların en önemlisi yeşil bina kavramı olmakla beraber gün geçtikçe önem kazanan konularında başında gelmektedir. İnsan yoğunluğunun fazla olduğu kamu kuruluşlarından 7 gün 24 saat hizmet veren sağlık yapıları; kaynak verimliliği sağlayan, enerji tasarrufuna önem veren, karbondioksit salımı az ve yeşil alan devamlılığına özen göstermesi beklenen kompleks yapıların başında gelmektedir. Ayrıca gerek yoğun olması gerek enerji ihtiyacı gerekse sağlıklı alan ihtiyacından ötürü toplum sağlığının yükseltilmesi için yeşil bina başlığı altında incelenmesi gereken önemli bir konudur. Bu çalışmanın amacı, Dünya'da ve Türkiye'de yeşil hastane kavramının uygulanabilirliğini ortaya koymak, kaynakları verimli kullanmak, sağlık kurumlarına ve çevreye sağladığı katkıları incelemek ve Türkiye'de sağlık yapılarında yeşil kavramına dikkat çekerek yeşil hastane sayısını arttırabilmektir. Yapılan araştırmalar ve literatür taraması sonucu olarak; Yeşil hastanelerin topluma sağladığı yararlar göz önünde bulundurularak, sağlık yapılarının sürdürülebilirliğine nitel ve nicel olarak önem verilmesi ve yeşil hastane unvanı alabilen sertifika sahibi sağlık yapılarının sayısının arttırılması önerilebilir.

Bina tasarımıEkolojik mimariEkolojik çevre+6
Fatma Doğan
İstanbul Beykent University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Quercus pontica K.Koch'nın yayılış alanlarında bitki birliklerinin analizi

Bu çalışma, Quercus pontica'ın doğal yayılış alanlarından Trabzon-Of, Rize-İkizdere, Rize-Çamlıhemşin, Artvin-Arhavi, Borçka-Karagöl ve Borçka-Camili yörelerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında bu türün yayılış alanlarının meşçere profilleri ve vejetasyon alımı yapılmıştır. Bunun yanında bu alanların yetişme ortamı özellikleri ve silvikültürel özellikleri belirlenmiştir. Trabzon-Of'ta 6 örnek alan, Rize-İkizdere'de 4, Rize-Çamlıhemşin'de 6, Artvin-Arhavi'de 9, Artvin-Borçka-Camili mevkiinde 3 ve Artvin-Borçka-Karagöl mevkiinde ise 8 örnek alan olmak üzere toplamda 36 örnek alanda meşcere profili ve vejetasyon çalışmaları yürütülmüştür. Q. pontica'nın yetişme ortamı özelliklerini belirlemek için iklim tipleri ve örnek alanların toprak özellikleri belirlenmiştir. Toprak özelliklerini belirlemek amacıyla ise toplamda 14 adet toprak profili (83 adet toprak örneği) açılmıştır. Farklı çalışma alanlarında Q. pontica'nın floristik çeşitliliği üzerinde olası etkisi olduğu düşünülen topoğrafik ve toprak faktörlerinin etkileri değişik istatistik analizler yardımıyla test edilmiştir. Yapılan vejetasyon analizi sonucunda 1 adet birlik ve 2 adet alt birlik bilim dünyası için yeni olup, bu çalışmayla ilk kez saptanmıştır. Belirlenen meşcere kuruluşları silvikültürel özellikler bakımından farklılıklar göstermektedir. Q. pontica ile karışıma en çok katılan türler Vaccinium arctostaphylos, Rhododendron ponticum ve Sorbus aucuparia olduğu görülmüştür. Kafkas endemiği ve relikt bir tür olan Q. pontica türü genel olarak gruplar ve kümeler halinde yayılış göstermekte olup bu alanların korunmaya alınması gerektiği önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Meşcere kuruluşu, İklim, Vejetasyon, Yetişme ortamı

Bitki örtüsüEkolojik çevreMeşcereler+1
Nebahat Çimen
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çevresel bilgilerin muhasebesi ve raporlanmasına yönelik bir uygulama

Çevresel etkilerin günümüzde önemli boyutlara ulaşmış olması ve bu duruma bağlı olarak çevresel sorunlar karşısında bireylerde ve kamuoyunda bilinçlenmenin giderek artması, işletmeleri söz konusu çevresel sorunlar karşısında duyarlı hareket etmeye ve oluşacak çevresel maliyetleri doğru ve yerinde tespit etmeye sevk etmektedir. Aynı zamanda, muhasebe biliminin de çevreye yönelik birtakım araştırmalarda bulunması, faaliyete geçmesi gerektiği anlayışı ile hız kazanmaya başlamıştır. Söz konusu anlayış çevre muhasebesine yönelik ilgi ve çalışmaların gelişmesine katkı sağlamış ve çevre muhasebesi kavramı önem kazanmıştır. Çevre muhasebesi; çevrede var olan kaynakların oluşumunu ve kaynakların kullanım biçimlerini, kaynakların yanlış kullanımından doğan olumsuz çevresel etkilerin iyileştirilmesine yönelik çalışmaları, kaynaklarda meydana gelen artış ve azalışları ve işletmelerin çevresel duyarlılıkları ile ilgili bilgileri toplayan ve bu bilgileri ilgi gruplarına raporlayan bir bilgi sistemidir. Artan bir seyir izleyen çevresel sorunlar, işletmelerin çevrenin korunmasına ve buna yönelik çevresel faaliyetlere katkıda bulunmaları gereğini ön plana çıkarmıştır. Dolayısıyla işletmelerden faaliyetleri ile ilgili çevresel veriler istenmeye başlamış ve işletmeler birtakım yaptırımlara maruz kalmışlardır. Bu çalışmada, işletmelerin çevreye ve çevre muhasebesine yönelik duyarlılıkları inceleme konusu yapılmıştır. Çalışmanın amacına yönelik olarak, öncelikle çevre kavramı, çevresel sorunlar ve çevresel sorunların önlenmesine yönelik temel unsurlar, işletme ve çevre ilişkisi, işletmelerde çevre yönetimi ve buna bağlı gelişen uluslararası çevre yönetim sistemi standardı, çevre ile muhasebenin temel kavramları arasındaki ilişki, çevre muhasebesi, çevresel maliyetler, çevresel maliyet türleri ve çevresel maliyet muhasebesi, çevresel raporlama ve denetim ve tekdüzen muhasebe sistemi kapsamında çevre muhasebesi konuları incelenmiştir. Son olarak da, işletmelerin faaliyetlerine çevreye olan duyarlılıklarını yansıtıp yansıtmadıkları araştırılmıştır.

Doğal çevreEkolojik çevreTek düzen muhasebe sistemi+2
Nurbanu Yetkin
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk çimento sektöründe çevresel sürdürülebilirlik uygulamalarının incelenmesi

Bu çalışmada, Türkiye'deki çimento sektörünün çevresel sürdürülebilirlik uygulamaları incelenmektedir. Çimento üretim süreçlerinin yüksek enerji tüketimi ve karbon emisyonları ile karakterize edilmesi, sektörde sürdürülebilirlik stratejilerinin önemini artırmıştır. Çalışmada, atıktan türetilmiş yakıt yönetimi, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı ve karbon emisyonlarının azaltılması gibi çeşitli sürdürülebilirlik stratejilerinin Türkiye'deki çimento üreticileri tarafından benimsenme ve uygulanma düzeyleri incelenmiştir. Araştırma metodolojisi, Borsa İstanbul'da işlem gören çimento şirketlerinin sürdürülebilirlik performanslarının kapsamlı bir değerlendirmesini içermektedir. Bu bağlamda, şirketlerin 2 Ekim 2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan SPK Kurumsal Yönetim Tebliği ile uygulamaya konulan Sürdürülebilirlik İlkeleri Uyum Çerçevesi'nin çevresel ilkelerine uyum sağlama çabaları ve uygulamaları detaylandırılmıştır. Nitel ve nicel veri analiz teknikleri kullanılarak yapılan bu çalışmada, Türk çimento sektörünün çevresel sürdürülebilirlik kapsamındaki durumu ve geleceğe yönelik çevresel sürdürülebilirlik hedefleri ele alınmıştır. Araştırma bulguları, Türk çimento sektörünün çevresel sürdürülebilirlik ilkelerine kısmen uyum sağladığını, tam uyum ve daha yüksek performans için ise ek önlemler ve stratejiler gerektiğini ortaya koymuştur. Özellikle enerji verimliliğinin artırılması, yenilikçi teknolojilerin benimsenmesi ve karbon emisyonlarının azaltılması konularında devlet ve özel sektör iş birliğinin kritik bir öneme sahip olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca, sürdürülebilirlik performansının iyileştirilmesinin tüm paydaşlar için ekonomik faydalar sağlayacağı da belirtilmiştir. Çalışma, Türk çimento sektöründe sürdürülebilirlik uygulamalarının mevcut durumu hakkında kapsamlı bilgi sunmakta ve gelecekteki araştırmalar ile sektörel politikalar için önemli bir referans noktası oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çimento sektörü, çevresel sürdürülebilirlik, enerji verimliliği, karbon emisyonları, yenilenebilir enerji.

Alternatif yakıtlarDoğal çevreEkolojik çevre+7
Emre Sürsavur
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şirketlerin çevreye karşı sorumluluklarının sürdürülebilirlik raporları aracılığıyla incelenmesi

Bu tezin amacı, şirketlerin yıllık bazda yayınlamış oldukları sürdürülebilirlik raporlarında çevre ile ilgili nelerin raporlandığının araştırılmasıdır. Çevresel sorunların giderilmesi açısından şirketlerin yıl içerisinde çevreye dair ne gibi katkılarda bulunduklarının anlaşılabilmesi faaliyet gösteren diğer firmalara örnek teşkil etmesi açısından özellikle önemlidir. Bu bağlamda, araştırma Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi'nde yer alan imalat sanayi alt sektörlerindeki firmaların yayınlamış oldukları sürdürülebilirlik raporları üzerinde yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda, şirketlerin çevreye karşı sorumluluklarını yerine getirmelerinde ve böylelikle çevresel sürdürülebilirliğin sağlanmasında inovasyonun büyük bir öneme sahip olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çevre Sorunları, Sürdürülebilirlik Raporlaması, Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi, İmalat Sanayi

Ekolojik çevreKurumsal sorumlulukRaporlama+7
Barış Gökalp
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00

İlgili konular