Ekolojik çevre

Bu konu başlığı altında 80 tez

DoktoraAçık ErişimTR

Mermer çamur atıklarının yapı malzemesi olarak kullanılması

Ülkemizde mermer fabrikalarında oluşan ıslak ve kimyasal çöktürücü içeren mermer çamurunun depolanmasında yaşanan sorunlar ve herhangi bir katma değere dönüştürülmemesi en önemli çevresel sorunlarından birisi olarak kabul edilmektedir. Çalışmanın amacı, Burdur İli Bucak İlçesi özelinde mermer sektöründe mevcut durum ve yaşanan sorunların ortaya konulması ile birlikte mermer fabrikalarında mermer üretim sürecinde ortaya çıkan mermer çamurunun yapı malzemesi olarak kullanılabilirliğin araştırılmasıdır. Bu çalışmada, 10 aşamalı işlem gerçekleştirilmiştir; Literatür taraması ve veri toplama, Bucak İlçesi özelinde 19 mermer fabrikasında yapılan anket çalışması, mermer çamur atığı temini ve atığın incelenmesi, mermer çamurunun mermer tozuna dönüştürülmesi, ön deneylerin ve benzetim yapılması, deney süreci, kalıp araştırılması aşaması, yapı malzemesi üretim aşaması, üretilen yapı malzemelerinin piyasada kullanılan ürünlerle karşılaştırılması ve sentez aşamalarıdır. Çalışmada, anket çalışması ile mermer fabrikalarında yönetsel, personel, mermer üretimi ve atık ile ilgili mevcut durum ve sorunlar ortaya konulmuş ve tartışılmıştır. Mermer fabrikalardan preslenme sonrası kapalı kaplarda temin edilen mermer çamur atıkları fiziksel bazı deney ve işlemlerden geçirilerek köpük beton içerisinde ince agrega olarak kullanılmıştır. 8 farklı deney serisinde 4'er alt numune ile toplam 32 farklı karışımda numune dökülmüştür. Her numuneye dökümünden sonraki 3. gün, 7. gün, 28. gün ve 90. günde basınç dayanım testleri uygulanmıştır ve veriler literatürdeki benzer çalışmalar ile karşılaştırılmıştır. Sonuçta, yapı malzemesi olarak örnek dış cephe kaplama ürünlerinin imalatı geçekleştirilmiş ve muadil ürünlerle karşılaştırılmıştır. Böylece mermer çamurundan yapı malzemesi olarak üretilebilirliği kanıtlanmıştır. Buna yönelik ilgili paydaşlara öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mermer Atığı (çamur), Sürdürülebilir Yapı Malzemesi, Ekolojik Mimarlık, Bucak (Burdur), Mermer Fabrikaları

Ekolojik çevreEndüstriyel ekolojiHafif inşaat malzemeleri+3
Aydın Apaydın
Süleyman Demirel University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ekolojik kent tasarımı örneklerinin değerlendirilmesi

İnsanlar, var oldukları andan itibaren doğa ile iç içe, uyum içerisinde bir yaşam tarzı benimsemişler ve ihtiyaçları kadar olanı doğadan temin ederek kullanmışlardır. Zamanla ihtiyaçların farklılaşması ve giderek nüfusun da artmasıyla birlikte doğal kaynaklar tükenmeye ve iklim değişiklerinin meydana gelmesiyle birlikte çevresel sorunlar oluşmaya başlamıştır. Hızlı ve kontrolsüz nüfus artışı, kentlerde yaşayan nüfusun düzensiz bir biçimde yerleşmesiyle çarpık kentleşmeler oluşmasına neden olmuştur ve beraberinde sosyal ve ekonomik eşitsizlikler meydana gelmiştir. Bunun için ilk çalışmalar 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra yapılmaya başlamıştır. Sanayi Devrimi ile hayatımıza giren teknolojik gelişmeler, çevre kirliliği, sağlıksız ve yoğun nüfuslu yaşam alanlarının oluşması bu çalışmaların başlamasına öncülük etmiştir. Ekolojik mimarlık, içerisinde bulunduğu durumu ve gelecek nesilleri de dikkate alarak, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına öncelik veren, çevreye duyarlı, enerji etkin tasarımı benimseyen, insanların konforunu ve güvenliğini önemseyen sürdürülebilir yapılar ortaya koyma faaliyetlerinin bütünü olarak tanımlanabilir. Ekolojik kent tasarımında, tasarımcılara yol gösterici olmak adına bu çalışma hazırlanmıştır.

Ekolojik çevreMimari çevreSürdürülebilir çevre+2
Elif Akdal
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tüketici deneyimlerinin tekrar ziyaret etme niyetine etkisinde ekolojik dünya görüşünün düzenleyici rolü: Yeşil Oteller örneği

Bu çalışmanın amacı yeşil otelleri ziyaret eden otel müşterilerinin konaklamadıkları süre boyunca edinmiş oldukları deneyimin tekrar ziyaret niyetlerine etkisini ve bu etkide otel müşterilerinin ekolojik görüşlerinin düzenleyici rolünü belirlemektir. Araştırmanın evrenini Türkiye'de faaliyet göstermekte olan yeşil otelleri ziyaret eden otel müşterileri oluşturmaktadır. Evrenin tamamına ulaşmanın mümkün olmaması nedeniyle örneklem alma yoluna gidilmiştir. 389 otel müşterisine anket formu doldurtulmuştur. Anket formları olasılıklı olmayan örneklemler için önerilen kolayda örneklem metoduyla toplanmıştır. Anket formları Nisan 2018- Aralık 2018 tarihleri arasında müşteriler ile yüz yüze iletişime geçirilerek doldurtulmuştur. Araştırma kapsamında toplanan veriler SPSS ve Amos istatistik programları aracılığıyla analize tabi tutulmuştur. Etki ölçümünde Amos Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılırken, düzenleyici etki ölçümünde SPSS Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde deneyim boyutlarından duyusal, duygusal, davranışsal ve ilişkisel deneyimin tekrar ziyaret niyeti üzerinde olumlu yönde anlamlı etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Ancak davranışsal deneyimin tekrar ziyaret niyeti üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca ekolojik dünya görüşünün deneyim boyutları ile tekrar ziyaret niyeti arasında düzenleyici rolünün olduğu yapılan analizler sonucunda tespit edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulguların bundan sonraki çalışmalara ışık tutması beklenmektedir.

DeneyimEkolojik etkiEkolojik çevre+6
Aslıhan Kement
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsan-doğa ilişkisinde yaşanan değişimler ve sanata yansımaları

Dünyanın 4,5 milyar, canlı hayatının 3,8 milyar yıllık tarihi içinde yaklaşık sadece 300 bin yıllık bir geçmişe sahip insan, günümüzdeki çevre ve iklim krizinin nedeni, Dünyayı yok oluşa götürecek ve yeni bir jeolojik döneme geçilmesini sağlayacak kadar önemli bir etken olarak görülmektedir. 2000'lerin başında, J. Paul Crutzen tarafından öne sürülen Antroposen/Anthropocene (İnsan Çağı) tezine göre, Sanayi Devrimi ile girilen yeni jeolojik dönemde yerküre üzerindeki değişim, kirlenme, çevre ve iklim sorunlarının yaratıcısı insandır. İnsanın doğa üzerindeki dönüştürücü, yıkıcı etkileri, küresel ısınma, iklim krizi, çevre sorunları gibi meseleler, sanatın/sanatçının bu sorunlar karşısında yapabilecekleri Türkiye kültür sanat ortamında yoğun olarak tartışılan bir olgudur. Çalışma günümüzde yaşadığımız çevre ve iklim krizini ortaya çıkaran tarihsel nedenleri, süreçleri, bu süreçlerde insanın doğa düşüncesinde ve algısında yaşanan değişimleri ve sanata yansımalarını araştırmayı amaçlamaktadır. Sadece belirli bir kuramsal teoriye, tarihsel döneme ya da bir sanat akımına bağlı kalmak yerine insanın doğa ile olan ilişkisindeki dönüşüm geriye dönük incelenmeye çalışılmış, jeolojik dönemler ana başlıkları altında toplanmıştır. İnsanın doğaya bakışı, doğa ile olan ilişkisindeki değişimler, onu yorumlama tarzındaki değişimlerin en önemli nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkmakta, dönemin sanat formlarına, üretilen biçem ve içeriğe de yansımaktadır. Çalışmada değişen doğa algısının, düşüncesinin sanata nasıl yansıdığı, sanatı ve sanatçıları nasıl etkilediği, insanın/sanatçıların doğayı, çevreyi nasıl yorumladıkları ekoeleştirel bir yaklaşımla incelenmeye çalışılmıştır.

DeğişimEkolojiEkolojik çevre+5
Nagehan Kara
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The effect of some refinery and industrial wastewater discharges located northwest of Erbil city on the water quality of the great zab river

Utilizing the Water Quality Index (WQI), this research evaluates the water quality across the Great Zab River in different sampling areas and the overall water quality. The investigation helps shed light on the possible sources of pollution. The whole picture, including both underlying natural conditions as well as human activities, is depicted by the combined effects represented by the WQI values. Results showed different water qualities from moderate to poor, on and off rising values of which are blamed on pollution arising from industrial plants and mixing with river water. The medium gradation of WQI in the upper part of the River Great Zab, 57.48, is consistent with the moderately good water quality and the lower value of WQI or rather the equal good water quality at the downstream part of the river where it is 56.00. In contrast, the Cola North Iraq plant and its confluence with the river have combined WQI values of 43.32 and 44.97, and therefore they represent unacceptable water quality. Nevertheless, the statistician shows that the locations of the refinery, the factory, and the power plant noticeably affect the water quality of the river at their blending points. The thesis results sharply remind us of the necessity to close our eyes strictly in an ecological way, establish environmental regulations, and make use of sustainable technologies to protect the nature of the river. Measures that are concise to eliminating pollutant sources and giving a boost to the environmental consciousness of communities must be integral in the conservation of the Great Zab River and the preservation of the surrounding ecosystems.

Ecological environmentSustainable environment
Harem Alı Abdulhaq
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Risk assessment of trans anatolian natural gas pipeline project

TANAP project is designed to carry the Azeri natural gas from Shah Deniz 2 Gas Field along with other areas in the South Caspian Sea to Turkey and Europe. TANAP begins from the Georgia/Turkey border, goes through the borders of 20 provinces, and ends at Turkey/Greece border. Trans Anatolian Natural Gas Pipeline (TANAP) Project has the potential to cause accidents defined under the titles of corrosion, sabotage, material and equipment, incorrect operations, natural damage, and third-party damages. Also, TANAP pass through the areas that underground and groundwater resources, ecologically and socio-economically sensitive areas are located. Therefore, it is very important to evaluate the failure possibility and to determine risk value of TANAP project. For this purpose, risk assessment method of gas transmission pipelines based on historical failure-related data that developed by (Shan, Shuai, Xu, & Zheng, 2018) has been used. Trans-Anatolian Natural Gas pipeline is separated into 16 segments according to the seismicity property of the pipeline crossings. Calculation of risk value of each segment has been done based on six main factors that lead natural gas transmission pipelines to the failure according to historical related data. The calculation of the risk value for these six main modification factors is done based on 34 secondary modification factors that carve out that six main factors. For increasing the objectivity of the risk calculation process, the modification factors was tried to be made as quantitative as possible. Given the different levels of difficulty in quantifying the sub level modification factors, they were divided into 3 different groups to calculate the second-order modification factors more precisely: a quantitative index, a semi-quantitative index, and a qualitative index. Quantitative indices are calculated by fitting functions that developed based on statistical data. However, qualitative and semi-quantitative indices are conceptualized by the expert-opinion based scale and fuzzy logic method which is developed by (Guo et al., 2016). After calculation of second level modifications factors, corresponding weight of each second level modification factor in first level modification factor is calculated according to their mean failure frequencies. Sum of multiplication of second level modification factors to their corresponding weight gave us first level modification factor. Failure frequency is the term used to show how often the failure is per kilometer of the pipeline. The basic failure frequency term defines the average failure frequency of the selected part of given pipeline. The basic failure frequency estimate for the TANAP project was derived from historical pipeline accidents collected by PIDs such as PHMSA, NEB, and ECIG. Data about failures in the pipelines in years 2002 and 2015 were used to calculate baseline failure frequency. The product of multiplication of baseline failure frequency to first level modification factors determines primary cause failure probability of each modification factor. Sum of every six determined primary cause failure probability demonstrates the failure probability of selected segment. The average failure probability of pipeline based on their length demonstrates failure probability of TANAP project. Failure probability of TANAP is equal to 2,25 x 10-4 per km per year. According to the assessment scale of failure probability, risk probability of selected segment was evaluated as medium level. For decreasing failure probability applicable recommendations are given such as enhancing subfactors of third party damage, corrosion, also material and equipment factors that are leading factors of TANAP project. In order to ensure the reliability of the results of the risk values calculated for the TANAP project, calculated results are compared with the risk assessment score of TANAP project based on K.W. Muhlbauer risk assessment methodology. Correlation between the results of two evaluation method has demonstrated an agreement.

Baku oilsEarthquake riskNatural gas pipelines+3
Alı Rahımlı
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kozak yaylasında (Bergama) fıstık çamının ekolojik şartları ve yetiştiriciliği

İnceleme alanı olan Kozak, Ege Bölgesi'nin Asıl Ege Bölümü'nde yer almaktadır. Araştırma sahası, Bergama ilçesinin kuzeyinde olup, ilçe merkezine uzaklığı 20 km. dir. Akdeniz iklim sahasında yetişme olanağı bulan Fıstık Çamı {Pinus pinea), çok özel bir bitkidir. Yetişmesi kolay ve ekonomiye olan katkısı çok büyüktür. Dünyada ılıman kuşak ve Akdeniz ülkelerinde yetişen bu çam türü dış görünüşü ile diğer çam türlerinden kolay bir şekilde ayırt edilebilir. Kullanım alanı ve besin değeri ile ekonomiye katkısı fazladır. Ekonomik değeri yüksek olması nedeniyle Fıstık Çamı, yetiştirildiği ülkelerde ticaret payını yükselten bir üründür.Bu çalışmada, Bergama - Kozak Yöresi'nde Fıstık Çamı'nın ekolojik şartları ve yetiştiriciliği hakkında bilgi toplamak amaç edinilmiştir. Bu ağacın özellikleri, optimum yetişme koşulları ve Kozak Yöresi'nde yayılmasının sebepleri araştırılmıştır. Araştırma sahasında Fıstık Çamı dikili alan yaklaşık olarak 16.000 ha dır. Türkiye'nin en büyük ve doğal Fıstık Çamı sahası olan Kozak Yaylası coğrafi açıdan önemli bir yere sahiptir. Tüm uygun şartlar bu havzada mevcuttur. İklim, toprak, jeolojik ve jeomorfolojik faktörlerin bir arada bulunması bu bölgede Fıstık Çamı'nın yetişmesini kolaylaştırmıştır. Granodiyoritlerin yayılış göstermesi bu yörede Fıstık Çamı için en önemli unsuru teşkil eder. Toprak karakteri olarak granitlerin üzerinde gelişen kumlu toprakları seven Fıstık Çamı, bu alanda rahat bir şekilde yetişmektedir. Bakımı da oldukça kolaydır. Bu nedenlerden dolayı Kozak tipi Fıstık Çamı'nda verim diğer Fıstık Çamı tiplerine göre daha yüksektir. Ülkenin ihraç ürünlerinde çam fıstığı, kuru meyve alanında büyük bir başarı yakalamıştır. Bu satış gelirlerinin yanında yöre halkına geniş bir istihdam sahası oluşturmaktadır.Fıstık Çamı'nı yine bir Akdeniz bitki elemanı olan zeytinle karşılaştırmak gerekirse, zeytinin bakımı daha zor ve uğraştırıcıdır. Fıstık Çamı bakımında ise böyle bir durum söz konusu değildir. Yetiştirilmesinde budama çok önemli bir yer tutar. Zeytinin yetiştirilmesinde olduğu gibi gerekli olan çapalama, gübreleme ve ilaçlama masrafları bulunmaz. Yetişme dönemi uzun olmasına rağmen getirmiş olduğu gelir çok yüksektir. Bu nedenle Bergama'nın ekonomik açıdan en zengin köyleri bu yörede yer alır.Fıstık Çamı yetiştiriciliğinin en önemli sorunu, hasat zamanı gelmeden toplanan kozalaklardır. Hırsızlık olayları nedeniyle köy halkı kozalaklarını olgunlaşmadan toplama gereği duymakta, bu da verimi düşürmektedir. Bu sorunun yetkililerce çözümlenmesi gerekir. Diğer sorunlar ise yetersiz tanıtım, kalifiye eleman eksikliği, eğitim ve pazarlama olarak söylenebilir.Sahanın Fıstık Çamı yetiştiriciliği dışında diğer geçim kaynakları ise; bağcılık, hayvancılık ve granit taşı işletmeciliğidir. Kozak Yaylası'nda ağırlıklı olarak büyükbaş hayvancılığının yapıldığı söylenebilir. Yöre halkına getirişi Fıstık Çamı'ndan sonra en fazla olan iş sahası granit işletmeciliğidir. Granit işletmecilikleri Terzihaliller ve Yukarıcuma Köyleri'nde faaliyet gösterir. Fakat bu granit taş işletmelerinin çevreye verdiği zararlar da önemli bir sorundur. İşletmelerin doğaya yaydıkları toz ve katı atıklar, çevre kirliliğine yol açmaktadır. Bu nedenle taş işletmeciliği konusun da gerekli tedbirler alınmalıdır.Anahtar Kelimeler: Fıstık Çamı, ekoloji, Kozak Yaylası, coğrafya, Pinus pinea

Bitki yetiştirmeCoğrafyaEkoloji+7
Şule Solbaş
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
DoktoraAçık ErişimTR

Et Entegre Tesislerinde Çevresel Etkilerin Yaşam Döngüsü Analizi ile Değerlendirilmesi ve Sürdürülebilirliğinin İyileştirilmesi

Bu tez çalışmasında Afyonkarahisar Organize Sanayi Bölgesi'nde yer alan bir et entegre tesisinin fermente sucuk üretimi kapsamında çevresel etkilerinin ortaya konarak değerlendirilmesi ve tesisin sürdürülebilirliğinin iyileştirilmesi ölçülmüştür. Fonksiyonel birimi 1 kangal sucuk (0,5 kg) seçilerek yapılan Yaşam Döngüsü Analizi (YDA)'nin sistem sınırı, canlı hayvan üreticisinden canlı hayvanın dizel yakıtlı araçlarla transferi ile başlamakta olup karkas etlerin tesise taşınması, üretim aşamaları, paketleme ve pazara dağıtım süreçlerini içermektedir. Çalışmada; abiyotik tüketim potansiyeli (ATP), abiyotik tüketim potansiyeli-fosil yakıtlar (ATP-fosil), küresel ısınma potansiyeli (KIP), ozon tabakası incelmesi potansiyeli (OTİP), insana toksisite potansiyeli (İTP), tatlı su canlılarına ekotoksisite potansiyeli (TSCEP), deniz canlılarına ekotoksisite potansiyeli (DCEP), kara canlılarına ekotoksisite potansiyeli (KCEP), fotokimyasal oksidan oluşumu potansiyeli (FOP), asidifikasyon potansiyeli (AP) ve ötrofikasyon potansiyeli (ÖP) etki kategorileri, SimaPro yazılımı ve CML-IA hesaplama metodu ile belirlenmiştir. 11 kategorinin 10'unda en yüksek katkıyı hammadde aşaması ve bu aşamadaki hayvan girdisi oluşturmuştur. Sadece ATP-fosil etki kategorisinde en fazla katkıya sebep olan unsur farklı olup, şebeke elektriği kullanılarak 7/24 yapılan soğutma prosesi bunda etkili olmuştur. Çevresel etkilerin azaltılmasına yönelik 5 adet enerji senaryosu (jeotermal enerji, rüzgar enerjisi, güneş enerjisi, biyogaz enerjisi ve fotovoltaik güneş panelleri) ve 2 adet transfer senaryosu (Euro-6 araç tipi ve raylı taşıma) oluşturulmuş ve mevcut durum ile karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda jeotermal enerjinin, yerel enerji kaynağı özelliği taşıması sebebiyle iyi bir alternatif oluşturduğu görülmüştür. Karayolu taşımacılığına alternatif olarak modelleme sonuçları, raylı taşımacılığa yatırımın önemi ortaya koymuştur. Tüm etkenler birlikte değerlendirildiğinde mevcut tesiste jeotermal enerjinin kullanılması ile sürdürülebilirlik iyileştirilirken, çevresel emisyonları daha düşük olan Euro-6 transfer aracının kullanılması ile çevresel etkilerin azaltılacağı düşünülmüştür.

Ekolojik çevreSürdürülebilir çevre
Nur Seda Şahin
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sürdürülebilirlik bağlamında ekonomik büyüme ve ekolojik bozulma ilişkisi

Ekolojik sistemleri ve doğanın sınırlarını dikkate almayan tüketim ve üretim sistemi çevreyi olumsuz şekilde etkilemektedir. Ekonomik büyümenin zaman içinde çevre sorunlarını durdurulamayacak boyutlara kadar getirmesi, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma endişesini de beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda gelecek nesillerin ihtiyaçlarını gözeterek, günümüz neslinin ihtiyaçlarının karşılanması diğer bir ifade ile sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması gerekmektedir. Bu amaçla doğal kaynakların rasyonel şekilde kullanılması ve gelecek nesillere beklentilere uygun ekolojik ortamın sağlanması önem arz etmektedir.

EkolojiEkolojik çevreEkonomi+5
Doğukan Kaçaker
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çevre, ekolojik iktisat ve büyüme

Çalışmanın temel amacı, iktisadi büyümenin, ekolojik bozulma ve sürdürülebilirlik üzerindeki etkilerini analiz etmektir. Bu analiz yapılırken, yeryüzünde ekolojik bozulmanın ne zaman başladığı ve bu bozulmanın kapitalizmin gelişimiyle yakın ilişkileri de ortaya konulmaktadır. Bu bağlamda kapitalizmin gelişimi ile ekolojik bozulma arasındaki bağlantı, ilk birikim dönemi, birinci sanayi devrimi, ikinci sanayi devrimi bağlamında ayrıntılı olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlantı incelenirken, farklı iktisadi okulların, ekoloji problemine nasıl yaklaştıkları da tartışılmaktadır. Bu çerçevede sırasıyla neoklasik iktisadın, Marksizmin, Ekolojik iktisatçıların ve diğer alternatif okulların soruna yaklaşımları ve çözüm önerileri değerlendirilmektedir. Ardından, ekoloji, ekonomik büyüme ve sürdürülebilirlik arasındaki karşılıklı ilişkiler incelenmektedir. Yerleşik neoklasik iktisat ve neoklasik büyüme teorilerinin, 2020'lere gelinirken nasıl bir ekolojik tablo yarattığı gösterilmekte ve iktisadi büyümeye alternatif olarak geliştirilen modellerin nasıl bir ekolojik yol haritası öngördüğü irdelenmektedir. Bu çerçevede yerleşik iktisadın kabulleri ve iktisadi politikalarının yol açtığı gezegenimizin sürdürülebilirliğini tehlikeye atan ekolojik sorunların nasıl çözülebileceğine yönelik alternatif teorilere yer verilmektedir. Sonuç olarak mevcut iktisadi büyüme tercihleri, yerleşik iktisadi kabuller ve politikalar ile ekolojik bozulmanın geriletilemeyeceği anlaşılmaktadır. Küresel ısınma ve iklim değişikliği her geçen gün daha da derinleşen problemler olmaya devam etmektedir. ABD Başkanı Trump'ın Paris İklim Sözleşmesi'nden çekileceğini açıklaması, bazı ülkelerin çevresel sorunlara ilişkin çelişkili ya da negatif tutumları, gelecek kuşakların sürdürülebilirliğini tehlikeye atmaktadır. Yerleşik iktisadi paradigma ve dünyanın geleceği üzerinde belirleyici güce sahip olan aktörlerin politikaları değişmedikçe, ekolojik bozulmayı azaltmak ya da engellemenin kolay olmayacağı anlaşılmaktadır.

Ekolojik çevreEkonomik büyümeKapitalizm+4
Cengiz Zengin
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

American radical environmental fiction: Deep Ecology and Eco-Defense in Edward Abbey's The Monkey Wrench Gang, Paul Chadwick's Concrete: Think like a Mountain, and T.C. Boyle's A Friend of the Earth

The fictional works of American authors Edward Abbey, Paul Chadwick, and T.C. Boyle present a reaction principally to the depletion of the wilderness, destruction of the land, and other environmental ills. Edward Abbey's The Monkey Wrench Gang, Paul Chadwick's Concrete: Think like a Mountain, and T.C. Boyle's A Friend of the Earth reflect the significance of the protection of the natural world through the writers' radical environmentalist characters who possess an ecocentric worldview which leads to an ecological self. They are in a process of increasing their Self-realization and are ready to defend the natural world in self-defense which evolves into eco-defense because any harm on nature means harm to their greater Self. Their concept of community encompasses all the living and nonliving entities on earth. The radical environmentalist movement, with its deep ecological ideas which they adhere to and act from accordingly, came into being as a result of disillusionment with the inability of mainstream environmentalism to offer long-lasting solutions to current environmental problems. The authors studied in this thesis all believe in some form of radical environmentalism, and created radical environmentalist characters who resort to actions that go beyond mainstream anthropocentric environmentalism. Monkeywrenching, a form of action used by radical environmentalists, targets only inanimate machines and tools which harm nature. This thesis attempts to explore the worldviews and activities of radical environmentalist characters created by Abbey, Chadwick, and Boyle in their attempt to create a better world. The characters they have created focus on the diversity and richness of different forms of interconnected life, and they seek to increase self-realization for all in their pursuit to reach an ultimate Self-realization which aims at the well-being and health of the planet as a counter to the characters of the megamachine, or current anthropocentrist system.

Abbey, EdwardAmerican literatureChadwick, Paul+4
Mustafa Eray Eren
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarımsal bazlı biyometan üretimi hesap ve ekonomik fizibilite aracı geliştirilmesi

Anaerobik çürütme, organik içeriği yüksek ham maddelerin oksijensiz koşullarda farklı türdeki mikroorganizmalar ile fermante olması olarak tanımlanmaktadır. Son yıllarda gelişen teknoloji ve artan enerji ihtiyacın nedeni ile bu süreç sonunda ortaya çıkan biyogaz ve biyogaz kompostu yatırımcıların ilgi odağı haline gelmiştir. Bu çıktılarda biyogaz, büyük miktarının metan ve karbondioksitten oluşan kalorifik değeri oldukça yüksek bir gaz karışımıdır. Diğer yanda, biyogaz kompostu, gerçekleşen fermantasyon sonucunda içerisindeki patojenite değerleri düşürülmüş ve yapısındaki yüksek mineral kompozisyonu sayesinde bitki büyüme düzenleyici olarak kullanılabilecek değerli bir kaynaktır. Yüksek çıktı değerine sahip bu sistemlerin tasarımında yatırımcıyı doğru yönlendirmek ve ülkemiz şartlarındaki atıkların değerlendirilmesi anlamında Microsoft Excel tabanlı bir hesap aracının geliştirilmesi hedeflenmiştir. Söz konusu hesap aracı tasarımı düşünülen biyogaz sistemine beslenecek olan atık miktarı girilmesi ile elde edilecek gaz miktarını, sistem kurulu gücünü, yıllara göre nakit akışını ve kaba bir akış şemasını kullanıcıya sunmaktadır.

Doğal çevreEkolojik çevreKentsel çevre
Erdem Sefa Şahin
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çevre eğitimi konulu STEM etkinliklerinin ortaokul öğrencilerinin çevre sorunlarına yönelik tutumları, STEM algıları ve öğrenme sorumluluklarına etkisi ile bilişsel yapıları ve görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmada, çevre eğitimi konusunda uygulanan STEM etkinliklerinin ortaokul öğrencilerinin çevre sorunlarına yönelik tutumları, öğrenme sorumlulukları ve STEM algılarına etkisini belirleyip öğrencilerin STEM'e yönelik bilişsel yapılarındaki değişimin ve etkinliklere yönelik görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, tasarım temelli öğrenme yaklaşımına göre planlanan çevre konulu beş STEM etkinliği, 2023–2024 eğitim öğretim yılı birinci yarıyılında Türkiye'nin batısında yer alan bir köy ortaokulunda öğrenim gören 12 yedinci sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Araştırma, karma araştırma desenlerinden eş zamanlı çeşitleme desenine göre yürütülmüştür. Araştırmanın nicel verileri, ön test ve son test şeklinde uygulanan "Çevre Sorunlarına Yönelik Tutum Ölçeği", "STEM Algı Testi" ve "Öğrenmeye Yönelik Sorumluluk Ölçeği" ile toplanırken nitel verileri ise "Kelime İlişkilendirme Testi" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" yardımıyla toplanmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS 22.0 programı aracılığıyla, ilişkili örneklemler için t-testi ile karşılaştırılırken, nitel verilerin analizi betimsel analiz ve içerik analizi yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre yapılan etkinlikler sonucunda öğrencilerin çevre sorunlarına yönelik tutumlarında, STEM algılarında ve öğrenme sorumluluklarında olumlu yönde anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Ayrıca, uygulanan etkinliklerin öğrencilerin STEM'e yönelik bilişsel yapılarını geliştirdiği tespit edilmiştir. Yapılan görüşmeler sonucunda ise öğrencilerin doğaya karşı farkındalıklarının arttığı, öğrencilerin eğlenerek çeşitli bilgi ve beceriler kazandıkları belirlenmiştir. Gelecekte, çevre konusunda güncel sorunlara ilişkin benzer etkinlikler tasarlanarak bu etkinliklerin uygulamasının farklı sınıf seviyelerindeki öğrenciler ile gerçekleştirilmesi önerilmektedir.

Doğal çevreEkolojik çevreSürdürülebilir çevre+1
Gözde Bulut
Balıkesir University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Manyas (kuş) gölü ostracoda (crustacea) faunası ile ekolojik değişkenlerin baskısı arasındaki ilişkinin araştırılması

Tatlı su kaynakları, canlılığın en temel gereksinimlerini karşılama bakımından oldukça önemlidir. Artan sanayi ve tarım faaliyetleri nedeniyle bu kaynakların bozunma derecelerinin teşhisi ve takibi için periyodik örneklemeler önemli bir rol oynar. Biyolojik çeşitlilik açısından zenginliğiyle faunistik çalışmalarda değerli bir habitat sağlayan Manyas (Kuş) Gölü (Bandırma, Balıkesir), Türkiye'nin önemli sucul ekosistemlerinden biridir. Tüm Dünya'da neredeyse her sucul habitatta bulunabilen Ostrakodlar ise yüksek tür çeşitliliğine ve çevresel değişkenlere karşı geniş tolerans seviyelerine sahip kabuklu canlılardır. Birçok türü açıkça tanımlanmış çevresel tolerans profillerine sahip olduğundan ötürü güvenilir biyo-indikatörler olarak kabul görmüştür. Manyas (Kuş) Gölü'nün Ostrakoda türlerini ve ekolojik değişkenlerin bu türler üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla Aralık 2020 ve Kasım 2021 tarihleri arasında aylık olarak örnekler toplandı. Yapılan teşhisler sonucunda toplamda 38 taksaya ait 25 tür tanımlanmış ve göldeki toplam bilinen tür sayısı 13'ten 27'ye çıkmıştır. Bu türler arasında Cypria ophtalmica, Darwinula stevensoni, Ilyocypris gibba, Limnocythere inopinata, Neglecandona neglecta ve Physocypria kraepelini yıl boyu tüm aylarda gölde varlığını sürdürürken, diğer türler belirli aralıklarla veya tek sefer gözlemlenmiştir. Türlerin çevresel etmenlerle ilişkisine bakıldığında CCA sonuçlarına göre Heterocypris salina, Herpetocypris chevreuxi ve Neglecandona neglecta'nın dağılımı ile elektriksel iletkenlik arasında doğrudan bir ilişki bulunurken, Fabaeformiscandona fabaeformis, Candonopsis kingsleii ve Pseudocandona compressa'nın çözünmüş oksijen konsantrasyonu ile zıt yönlü bir ilişkisi olduğu saptanmıştır. Ek olarak sanayi ve endüstriyel faaliyet yürüten yapıların bulunduğu gölün kuzey kesimindeki Sığırcı Deresi'nde elektriksel iletkenliğin 2537 µScm−1 seviyelerine çıktığı bulunmuştur. Son olarak yıl boyu her ay gözlemlenen türlerin mevsimsellikten etkilenme seviyelerini saptamak amacıyla Ostrakod Almanak Model (OAM) fikri ortaya atılmıştır.

Bentik biyolojiEkolojik çevreHidrobiyoloji
Çağatay Çapraz
Balıkesir University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

İki farklı sucul makrofit türünün (Limnobium laevigatum, Egeria densa) kurşun (Pb) giderim potansiyelinin laboratuvar ortamında mikrokosmos yaklaşımı ile araştırılması

Bu çalışmada, iki sucul makrofit olan L. laevigatum (Humb. & Bonpl. ex Willd.) Heine ve E. densa Planch. kullanılarak bitkilerin iki farklı su ortamında (Havuz suyu & %25 Hoagland) ve 3 farklı konsantrasyonda (1 ppm, 5 ppm, 15 ppm) kurşun (Pb) giderim potansiyellerinin incelenmesi hedeflenmiş ve bitkiler 7 gün boyunca Pb metaline maruz bırakılmıştır. Bu amaçla su ve bitki örnekleri 1., 4. ve 7. günlerde alınarak bitkilerin sudaki Pb giderimi ve bitki bünyesinde biriken kurşun miktarları belirlenmiştir. Sudaki bazı fizikokimyasal parametrelerin (pH, çözünmüş O2, EC ve sıcaklık) ölçümü de yapılmıştır. Ayrıca her iki bitkinin deney süresince ağırlık ölçümleri yapılarak bitkilerin deney süresi boyunca büyüme oranları izlenmiştir. Havuz suyunda bitkilerin kurşun giderim ve biyoakümülasyon oranları %25'lik Hoagland ortamına kıyasla daha yüksek bulunmuştur. Bitki bünyesinde gerçekleşen Pb birikimi her iki ortamda da E. densa'da daha fazla tespit edilmiştir. Bitki büyüme oranlarında tespit edilen düşüş, havuz suyu ortamında %25'lik Hoagland ortamına kıyasla daha fazla gerçekleşmiştir. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda L. laevigatum ve E. densa makrofitleri, düşük (1 ppm) ve orta (5ppm) konsantrasyonlardaki Pb giderimi için daha uygun bulunmuştur.

Bitki ekolojisiEkolojik çevreHidrobiyoloji
Fatih Dikmen
Ankara University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Yenice ve Sarıkamış (Türkiye) bölgelerindeki bozayı ve vaşakların diyet alışkanlıklarının analizi

In this study, the dietary habits of brown bears (Ursus arctos arctos) living in Yenice and Sarıkamış regions and dietary habits of lynx (Lynx lynx dinniki) living in Sarıkamış were investigated by scat analysis, and using the DNA metabarcoding approach. Universal primers were used for plant, invertebrate and vertebrate detection. Diet compositions of bears in Yenice and Sarıkamış regions were analyzed and compared to determine the effect of garbage feeding, and diet compositions for the bear were consistent with literature. Shannon, Levin's, and Pianka indexes were used for comparison of different locations of the collected samples. The results did not confirm the hypothesis of low diet diversity and low niche width for garbage feeding. Vertebrate component of lynx diet was not identified, potentially due to biases introduced by the methods used. However, the lack of detection of vertebrates could be due to human pressure on habitats and decreased prey availability for lynx.

Natural environmentEcological environmentSustainable environment+1
Nehir Sevim
Boğaziçi University · Çevre Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Removal and discharge of microplastics from the wastewater treatment plants in Istanbul

Wastewater treatment plants (WWTPs) act as both receivers and sources of microplastics as they both receive microplastics from household and commercial activities and release the particles that could not be retained. This study investigated several units of a tertiary WWTP with a nutrient removal unit. Samples after physical treatment and from the effluent were also taken as 3h composite samples in order to observe fluctuation effect of influent wastewaters. Dried sludge from the WWTP was also investigated for potential hazards with application of the sludge to the soils. Particles isolated from samples were divided into fibers, fragments, nylons, pellets and glitters based on their morphological characters. Fibers were the most dominant shape, followed by fragments. 500-1000 μm and 1000-2000 μm was the most common size ranges for wastewater samples and sludge, respectively. Size distributions were different for shape classes. Particles in different size ranges demonstrated distinct behaviors for some size classes in various units of the WWTP. Fragments <500 μm were removed more efficiently where fibers with sizes 250-500 μm and 1000-2000 μm were removed better within the WWTP. 84.6 and 93.0% removal were observed with grab and composite samples. Despite the high removal rates 5,151x106 particles/d were released to Marmara Sea where, 36 days of discharge was equal to abundance value reported for Marmara Sea and 5,069x106 particles/d were present in the dried sludge. Polymer structures were not confirmed therefore, the rates calculated represent the microlitter release and microplastic release rate should be lower with a characterization step utilized.

Marine environmentSea water pollutionEcological environment+3
Suat Vardar
Boğaziçi University · Çevre Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tüketicilerin çevresel sürdürülebilirlik ve ekolojik moda konusunda bilgi düzeyi, tutum ve davranışlarının belirlenmesine yönelik bir araştırma

Son yıllarda çevre ile insan arasındaki ilişkinin toplum üzerinde yarattığı endişe sürdürülebilirlik yaklaşımının işletmeler için önemini gittikçe arttırmaktadır. Moda endüstrisi de yarattığı çevresel yük ve neden olduğu hızlı tüketim sebebiyle bu süreçten etkilenmektedir. Birçok işletme oluşan bu yeni pazarda yer edinmek istemektedir. Bu bağlamda tüketicilerin çevresel konulardaki bilgi düzeyi, tutum ve davranışlarının belirlenmesi işletmenin pazarlama stratejilerinin başarısı için oldukça önemlidir.Bu çalışmanın amacı tüketicilerin çevresel sürdürülebilirlik ve ekolojik moda konusunda bilgi düzeyi, tutum ve davranışlarının belirlemektir. Eskişehir ilinde ikamet eden tüketicilere hazırlanan anket çalışması uygulanmış ve elde edilen veriler tanımlayıcı istatistikler, t-testi, tek yönlü ANOVA ve korelasyon analizi kullanılarak analiz edilmiştir.

EkolojiEkolojik modaEkolojik çevre+4
Özgür Ceylan
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ekolojik muhafazârlığın imkân ve sınırlılıkları üzerine bir değerlendirme

Ekolojik muhafazakârlık; çevre sorunlarına alternatif çözüm niteliği taşıyan felsefi bir görüş olarak ortaya çıkmıştır. Modernizm ile birlikte insan ve doğa arasındaki etkileşim sonucu çevresel tahribatlar artış göstermiştir. Çevre sorunlarına kayıtsız kalamayan ideolojilerden bir tanesi de muhafazakârlık olmuştur. Moderniteyle birlikte gelen yeniliklere karşı eleştirel tutum, muhafazakârlık ve ekolojiyi aynı paydada birleştirmiştir. Çalışmada "Ekoloji" bilimi tanımlanacak; ekolojinin içerisinde barındırdığı değerler göz önünde bulundurularak farklı ekolojist yaklaşımlar; Derin Ekoloji, Sosyal Ekoloji, Maneviyatçı/Dinsel Ekoloji açıklanacak ve bu sebeple ekolojinin sadece doğa (fen) bilimleri kapsamında değerlendirilmeyip sosyal bilimlerin de bir parçası olduğu kanısına ulaşılacaktır. "Ekoloji" ile "Yeşil Düşünce" arasındaki düşünsel farklılıklar açıklanarak Siyaset Bilimi literatüründeki tarihsel süreç incelenecektir. Ekoloji biliminin, sosyal bilimler içerisinde yer almasıyla birlikte Siyaset Biliminin de araştırma konusu oluşturmuştur. Bu yeni ideolojik oluşum "Ekolojik Muhafazakârlık" olarak literatürde yerini almıştır. Modern dünyanın düşünsel eylemleri sonucunda ortaya çıkan çağdaş siyasal bir ideoloji olan muhafazakarlık; yeniliklere mesafeli bir duruş sergilemekte olup aynı zamanda değişen ve dönüşen değerlere karşı da tedbirli davranılmasına yönelik vurgu yapmaktadır. Ekoloji biliminde modernitenin getirmiş olduğu yeniliklere eleştirel yaklaşılması, muhafazakâr ideoloji ile ekoloji bilimini ortak paydada birleştirmiştir. Bu çalışmada; literatürde yeni bir ideolojik oluşum olan "Ekolojik Muhafazakârlık" konusu, imkân ve sınırlılıklarıyla birlikte açıklanacaktır. Ekolojik Muhafazakârlığın İmkân ve Sınırlılıkları adlı çalışmada tanımlayıcı ve açıklayıcı anlatım yöntemleri kullanılacaktır. Ekolojik Muhafazakârlık; ideoloji ve çevrenin birleşimiyle interdisipliner bir araştırma konusunu oluşturmaktadır. Ekolojik Muhafazakârlığı, çevre sorunlarına alternatif çözüm sunan yeni bir ideolojik oluşum olarak değerlendirmek mümkün olacaktır. Yönetimde Muhafazakâr ideolojinin etkili olduğu İngiltere ve Türkiye'de, çevre politikaları ve çevre çalışmalarında teori ve pratik arasında farklılıklar bulunmaktadır. Teori ve pratik arasındaki bu farklılıklar, yeni ideolojik oluşumun sınırlılıkları kapsamında değerlendirilecektir. Muhafazakâr politikada çevre çalışmaları, günümüz çevre sorunlarının ekolojik bir kriz haline dönüşmesi, ekolojik muhafazakârlığın teori ve pratik arasındaki farklılıktan kaynaklandığını sonucuna ulaşılması yanlış bir tutum olmayacaktır. "Ekolojik Muhafazakârlığın İmkân ve Sınırlılıkları Üzerine Bir Değerlendirme" adlı çalışma, bugünün ve gelecekte yaşanması kaçınılmaz olan çevre sorunlarına alternatif bir çözüm niteliği taşıyan yeni bir ideolojik oluşumun tohumlarından oluşmaktadır. Dün, bugün ve yarının en büyük sorunlarının başında yer alan çevre sorunlarına ideolojiler de kayıtsız kalamamıştır. Muhafazakârlık, modern bir ideoloji olması yönünden bugünün yönetim biçimlerinde de etkili olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Muhafazakâr politikanın hâkim olduğu ülkelerde yapılan çevre çalışmalarının yetersiz kalması, çalışmanın merkezini oluşturmaktadır. Teori ve pratik arasındaki çelişkilere çözüm arayışları; ekolojik muhafazakârlığın başarılı bir düşünsel eylem haline dönüşmesine katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Ekoloji, Muhafazakârlık, Çevre Sorunları, Ekolojik Muhafazakârlık

EkolojiEkolojik çevreMuhafazakarlık+6
Özlem Güneruz
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de yeşil ekonomi uygulamaları: Kütahya katı atık yönetimi

Sanayileşmenin gelişmesiyle birlikte kalkınmanın hızlanması ve buna bağlı olarak kaynak kullanımının aşırı artışıyla birlikte çevre sorunları da ortaya çıkmıştır. İlk başlarda ulusal düzeyde ortaya çıkan çevre sorunları daha sonra artarak küresel boyutlara ulaşmıştır. Çevre sorunlarını gidermek ve kalkınmanın devamlılığını sağlamak adına yeşil ekonomi modeli ortaya çıkmıştır. Yeşil ekonomi anlayışı çevreyi de içine alan bir ekonomi modelidir. Bu model kapsamında ülkeler, değişim ve dönüşüm yaşamakta ve bu değişimler sayesinde de yeni istihdam olanakları ortaya çıkmaktadır. Yeşil ekonomi modeli doğa ile dost bir ekonomik büyümenin yanında insana yakışır yeni yeşil işlerin ortaya çıkmasına ve istihdama katkıda bulunmaktadır. Bu çalışma kapsamında yeşil ekonomi modelinin ortaya çıkışı, Dünyada ve Türkiye'de yeşil ekonomi uygulamaları ile atık yönetimi konusundaki çalışmalar ve Kütahya ilinin katı atık yönetimi çalışmaları ele alınıp incelenmiştir.

Atık yönetimiAtıklarEkoloji+7
Birsen Kılıç
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Manas Destanı'na ekoeleştirel bir yaklaşım

Manas Destanı, dünyanın en uzun ve henüz tamamlanmamış destanı olarak kabul edilmektedir. Destan, dar anlamda Kırgız Türklerinin olarak kabul edilse de geniş anlamda Türk tarihi ve kültürü açısından zengin bir içeriğe sahip olması nedeniyle bütüncül bir bakışla Türk topluluklarının ortak değeridir. Çalışmada, Manas Destanı, edebiyattaki klasik eleştiri türleri arasına yeni katılan ve gelişimini sürdürmekte olan ekoeleştiri kavramıyla incelenip, sonuçları tarafsız bir bakışla tespit edilmiştir. Araştırma, Naciye YILDIZ'ın "Manas Destanı (W. Radloff) ve Kırgız Kültürü ile İlgili Tespit ve Tahliller'' adlı eseri ile Tuncer GÜLENSOY'un "Manas Destanı" adlı eseri kaynak alınarak; destanda yer alan coğrafya, elementler, hava olayları, bitkiler, hayvanlar, dünya kavramı ve doğaüstü düşünce alanlarının, ekoeleştiriye ait yaklaşımlardan; derin ekoloji, toplumsal ekoloji, ekofelsefe ve çevrecilik yaklaşımları kapsamında incelenmesinden oluşmaktadır. Destanın coğrafyası, kırsal ve göçebe Kırgız kültürünün kadim ata toprakları olmasıyla kendi kutsallığını da içinde barındırır. Bitkiler destanda üzerinde fazla durulmayan bir ekolojik unsurdur. Bitkiler konusu çoğunlukla ağaçlar ve meyveler üzerinden aktarılmıştır. Ağaçlar genellikle kutsal ve koruyucu kabul edildiği için doğa-merkezci yaklaşım görünmekle birlikte meyveler ise hayvan bedenine ait kavramlara benzetilirken hayvan-merkezcilik ön plana çıkmaktadır. Hayvanlara ait bölümlerde ve özellikle atlara verdiği değer, destanın farklı dizelerinde faydacı bir yaklaşımdan çıkarak, destanın kahramanı Manas'ın atı Ak Kula'ya yapılan mükemmelliyetçi tasvirlere ve Manas'ın ölümünden sonra Ak Kula'nın bir insan gibi acı çektiğine yer verilmesi, insani değer atfedilmesi, destanın bu yönleriyle genel anlamda hayvan-merkezci bir yaklaşım sergilediğini göstermektedir. Destanda doğaüstü unsurlar, doğaya ait mekânlar ve hayvanlar ekoeleştiri yöntemleri kullanılarak ele alınmıştır. Çalışma, Türk tarihi ve kültürünün önemli bir yansıması olan Türk edebiyatındaki ekoeleştiri alanında yapılan çalışmalara katkı sunmayı hedeflemektedir.

Derin ekolojiEkoeleştiriEkolojik çevre+5
Ahmet Yalçın
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tek kullanımlık PET ve EPS bardakların yaşam döngüsü değerlendirmesi

Bu tezde; Akıllı şehir bileşenlerinden çevre ve ekonominin bir parçası olan tek kullanımlık mutfak gereçleri endüstrisine odaklanılarak, üretimde kullanılan ham madde temini, kullanımı ve geri dönüşümü süreçlerinin çevresel açıdan değerlendirilmesi, YDD ile analiz edilerek, openLCA yazılımı kullanılarak, iki farklı hesaplama yapılmıştır. Köpük (EPS-Expanded Polystyren Foam) ve polietilen tereftalat (PET) malzemelerinden imal edilen bardakların çevresel etkileri belirlenerek çevresel etkisi en düşük olan proses/ürünün belirlenmesi ve sürdürülebilir, ekonomik bir model oluşturulması amaçlanmıştır.

Ekolojik çevreSürdürülebilir çevre
Serkan Beycur
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çanakkale'de sulak alanlarda yaşayan Emys orbicularis ve Mauremys rivulata türlerinin yaşam alanlarının hematoloji ve plazma biyokimyası üzerine etkisi

Çanakkale'de yayılış gösteren Emys orbicularis (Linnaeus, 1758) ve Mauremys rivulata (Valenciennes, 1833) türlerine ait kan örneklerinden hematolojik olarak eritrosit sayısı, lökosit sayısı, hemoglobin, hematokrit, Ortalama eritrosit hacmi, Ortalama eritrosit hemoglobini, Ortalama eritrosit hemoglobin konsantrasyonu ve Plazma biyokimyasına ait Total protein, Glukoz, Trigliserit ve Üre gibi parametreler farklı yöntemler ile incelenmiştir. Türlerin yaşadığı tatlı suların ekolojik özellikleri (çözünmüş oksijen, ph, iletkenlik ve sıcaklık) belirlenmiştir.Bu çalışmanın sonuçlarına göre Emys orbicularis ve Mauremys rivulata türlerinde hematolojik verilere göre sexüel dimorfizm bulunamazken, plazma biyokimyası bakımından trigliserit değerinde sexüel dimorfizm vardır. Üreme ve üreme sonrası dönem arasında hematolojik değerler bakımından farklılık belirlenemezken, plazma biyokimyasal değerler bakımından dişilerde trigliserit ve total protein miktarında farklılık tespit edilmiştir. Türler arasında ise hematolojik değerler bakımından lökosit sayısında, plazma biyokimyasal değerler bakımından trigliserit ve total protein miktarında farklılık saptanmıştır. Yaşadığı biyotopların su kalitesine göre E. orbicularis türünde eritrosit ve lökosit sayısında M. rivulata'da ise eritrosit, lökosit sayısı, OEH ve OEHb değerlerinde farklılık tespit edilmiştir. E. orbicularis türünde kurak ve sulak döneme göre biyokimyasal olarak total protein ve üre miktarında farklılık tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Emys orbicularis, Mauremys rivulata, Hematoloji, Plazma Biyokimyası, Ekoloji

BiyokimyaEkolojik çevreHematoloji
Nilgün Yılmaz
Çanakkale Onsekiz Mart University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sınıfdışı deneyimsel öğretim: Ekoloji uygulaması

Sınıfdışı Deneyimsel Öğretim: Ekoloji UygulamasıSon yıllarda ülkelerin en çok üzerinde durdukları konulardan birisi, sürdürülebilir kalkınmadır. Sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleşebilmesi için ekonomik, sosyal ve çevresel bileşenlerin bir arada irdelenmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Sürdürülebilir kalkınma için çevre eğitimine ihtiyaç vardır. Bu araştırmanın amacı, sürdürülebilir kalkınma için çevre eğitimi kapsamında geliştirilmiş olan, sınıfdışı çevre eğitim programının etkililiğini incelemektir. Programda ilköğretim ve ortaöğretim programlarının bilişsel ve duyuşsal kazanımları, ekopedagoji, uygulama topluluğu, Kolb'un Deneyimsel Öğrenme Teorisi temel alınmıştır. Araştırmanın yönteminde, örnek olay bakış açısı çerçevesinde üçleme karma yöntem kullanılmıştır. Veri toplamak için çevre bilgi testi, çevre farkındalık ölçeği, çevre tutum ölçeği, açık uçlu sorular, gözlemci notları ve kamera kayıtları kullanılmıştır.Araştırmada, evren- örneklem seçimine gidilmemiştir. Araştırmanın evrenini, `Çanakkale ve Yakın Çevresinde Ekoloji, 2011' başlıklı TÜBİTAK projesine, sınıfiçi ve geleneksel çevre eğitimine katılan öğretmenler oluşturmuştur. Araştırmanın deneysel modeli, `öntest-sontest-kontrol gruplu model'dir. Her üç grup için de aynı eğitim programı uygulanmıştır. Deney grubunda, konu anlatımı ile birlikte etkinlikler, sınıfdışında uygulanmıştır. Birinci kontrol grubunda, konu anlatımı ile birlikte etkinlikler, sınıfiçinde uygulanmıştır. İkinci kontrol grubunda, geleneksel yöntemler ile konular işlenmiştir. Hazırlanmış olan ölçekler ve sorular, her üç gruba da eğitim öncesinde, eğitim sonrasında ve eğitimden 6 ay sonra (takip) uygulanmıştır.Çevre bilgi testinde en başarılı olan grup, birinci kontrol grubu iken çevre farkındalığı ve olumlu çevre tutumunda en başarılı grup, deney grubu olmuştur. Deney grubuna uygulanan sınıfdışı çevre eğitim programı hem duyuşsal alan hem bütünsel bakış açısı hem de davranış değişikliği üzerine daha etkili olmuştur.Anahtar Kelimeler: Sınıfdışı çevre eğitimi, ekopedagoji, üçleme karma metod, Kolb'un Deneyimsel Öğrenme Teorisi.

Deneysel öğrenmeEkolojiEkolojik çevre+4
Emel Okur
Çanakkale Onsekiz Mart University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2012
00

İlgili konular