Emission
69 theses under this subject heading
Köyceğiz Dalyan kanallarında turizm sektöründe faaliyet gösteren teknelerin sera gazı emisyonları ve iklim değişikliğine olan etkilerinin belirlenmesi, sıfır salımlı ulaşımın gerçekleştirilmesi için alt yapı oluşturulması
Köyceğiz-Dalyan Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içerisinde yer alan Köyceğiz Gölü ve Dalyan Kanalları; zengin biyolojik çeşitliliği ve hassas ekosisteme sahip kanal ve lagünlerle, doğal olarak denizle buluşan ve dünyada ender rastlanan 7 gölden birisidir. Söz konusu alan, İngiliz The Times Dergisi tarafından 2008 yılında İztuzu Kumsalı, Kaya Mezarları ve Kaunos Antik Kenti ile birlikte Avrupa'nın En İyi Korunan Kutsal Alanı olarak tescil edilmiştir. Bölge, yılda 1 milyonu bulan turisti ağırlamaktadır. Bu eşsiz güzellikleri görmek isteyen bölge ziyaretçilerinin çoğunluğu kanallarda seyreden ve yöre halkının da önemli bir gelir kaynağı olan gezi teknelerini kullanmaktadır. Yöre halkının aynı zamanda geçim kaynağına dönüşen bu tekne gezilerini bölgenin hassas ekolojik dengesine ve doğal güzelliğine zarar vermeden yürütülmesi zorunlu hale gelmiştir. 1988'de Özel Çevre Koruma Kurumu tarafından Köyceğiz-Dalyan "Özel Çevre Koruma Bölgesi" ilan edildi. Bugün Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü Özel Çevre Koruma Bölgeleri listesinde yer alan yörede çevre düzeni planlarından, uygulama planlarına kadar her şey bu kurum tarafından yapılıp onaylanmaktadır. Bölgede ortalama 400'ü ticari, 500 civarında tekne mevcuttur. Bölgenin en önemli çevre sorununun kaynağının ticari tekneler olduğu bugüne kadar çok sayıda çalışmada belirlenmiş durumdadır. Teknelerin yüzde 70'inin motorlarının oldukça yaşlı olduğu, aşırı gürültü çıkarması yanında "Dalyan kanallarında aşırı süratten kaynaklanan dalgaların yaptığı tahribat kenarlarda bulunan sazlıkların kökten kopmalarına neden olurken, teknelerin yarattığı sintine kirliliği, kanallardaki canlıların ve nesli tükenmekte olan Nil kaplumbağalarının yaşamını olumsuz yönde etkilemektedir. Egzoz dumanlarının yaratmış olduğu hava kirliliğinin, kaya mezarlarının eriyerek yok olmasına neden olan en büyük etkenlerden biri olduğu yetkililerce tespit edilmiştir. Bu olumsuzluğun giderilmesi ve etkilerinin azaltılması amacıyla ekonomik, turistik ve vazgeçilemez bir aktivite olan tekne turlarının, sürdürülebilir bir turizm perspektifiyle uyum içinde olması için Dalyan Koruma Alanı Sıfır Salımlı Ulaşımın (Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca Yürütülen Sıfır Atık Projesi Kapsamında) hayata geçirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Dalyanın ve Ülkemizin korunmakta hassasiyet gösterdiği 14 Özel Çevre alanının birinin doğal ve ekolojik varlığıyla gelecek nesillere aktarımı hususunda yeni bir adımın atılmasının başlangıcı olacaktır. Köyceğiz Gölü ve Dalyan kanallarının, Muğla ve ülkemiz turizminde önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu potansiyelden koruma kullanma dengesi içinde yararlanabilmemiz için teknelerin karbon ve sera gazı emisyonlarının ve iklim değişikliğine olan etkilerinin tespit edilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu tez konusunun amacı, deniz turizminde başı çeken bölgelerimizden Köyceğiz Dalyan Kanallarında turizm sektöründe faaliyet gösteren teknelerin Karbon ayak izinin hesaplanması ve iklim değişikliğine olan etkilerinin belirlenmesidir. Hesaplamada IPCC 2006 da önerilen yaklaşımlar ve uygun yazılımlar kullanılarak analizler yapıldı. Bunun için tekne sayısı ve teknelerin makine güçleri belirlenecek, bu teknelerin hangi rotalarda ve toplam kaç sefer yaptığı tekne kooperatifleri aracılığıyla tespit edildi, yapılan seferler sonunda harcanan toplam yakıt miktarı ve salınan sera gazı miktarı hesaplandı ve neticede teknelerin Karbon ayak izi çıkarıldı. Ayrıca Karbon ayak izinin büyüklüğüne ve iklim değişikliğine olan etkilerine ilişkin değerlendirmeler yapılacak ve karbon salımının azaltılması için öneriler sunulmuştur. Çalışmada, sadece turizm sektöründe çalışan, ticari amaç güden ve belgelendirilmiş dizel yakıt kullanan tekneler göz önüne alınmış, balıkçı tekneleri, özel maksatlı kullanılan tekneler ile benzinli tekneler kapsam dışında tutulmuştur. Bu çalışmanın, çevre politikalarını belirleyen kurumlara ve işletme maliyetini düşürmeyi hedefleyen işletmelere fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca çalışmanın kendisinden sonra yapılacak daha kapsamlı çalışmalara ışık tutması amaçlanmıştır. Ülkemizde yeni incelenmeye başlanan bu konu hakkında literatürde ve uygulamada yeterli çalışma bulunmamaktadır. Bu yüzden, bu tez ile bu kapının aralanması hedeflenmiştir.
Kontrplaklarda tutkal karışımına ilave edilen boraksın mekanik özelliklere ve formaldehit emisyonuna etkisi
Bu çalışmada; boraksın kontrplaklarda mekanik özelliklere ve formaldehit emisyonuna etkisi araştırılmıştır. Kontrplak örnekleri, tutkal karışımlarına belirli oranlarda boraks pentahidrat ilave edilerek, üre-formaldehit tutkalı ile üretilmiştir. Hazırlanan üç katlı kayın ve kavak numuneler üzerinde mekanik deneyler yapılmıştır. Ayrıca formaldehit emisyonunda meydana gelen değişimler de belirlenmiştir.Kontrol numunelerinin ve tutkal karışımlarına boraks ilave edilerek üretilen deney örneklerinin, eğilme ve çekme makaslama direnci değerleri arasında belirgin farklar tespit edilmemiştir. Formaldehit emisyonu değerlerinde ise azalmaların meydana geldiği görülmüştür.
Bartın'da ısıtma sistemlerinden kaynaklanan emisyon özelliklerinin incelenmesi
Isıtma sistemlerinin işletmesinde ısıl verim ve kapasite ile ifade edilen ısıl performans, bir kazanın ekonomik boyutunu, kazandan çevreye yayılan kirletici emisyonlar ise kazanın çevresel etki boyutunu tanımlamaktadır. Kazan enerji dengesindeki bozulmalar, sistem enerji-işletme ekonomisini, emisyon davranışını ve sistem ömrünü olumsuz yönde etkilemektedir. Kazanların ekonomik ve çevresel etki boyutları yönünden iyileştirilebilmesi, en başta tasarım aşamasında alınacak önlemlerle yanma kayıplarının en aza indirilmesine bağlıdır.Bu çalışmada; Bartın'da özellikle son yıllarda tehlikeli boyutlara ulaşan hava kirliliğinin nedenleri ve ısıtma sistemlerinin bu oluşuma katkısını ortaya koymak amacıyla, bazı kamu kurumlarında baca gazı ölçümleri yapılarak, mevcut yakma sistemleri incelenmiştir. Ayrıca, katı yakıtlı merkezi ısıtma sistemlerinden; doğalgaz yakıtlı merkezi ısıtma sistemlerine geçişin maliyet analizi açısından karşılaştırılması da yapılmıştır.
Karbon emisyonu ve enerji tüketiminin büyüme üzerindeki etkileri: MIST ülkeleri karşılaştırması
Tezin amacı, yeni bir uluslararası oluşum olan MIST ülkelerinde (Meksika, Endonezya, Güney Kore ve Türkiye), karbon emisyonu ve enerji tüketimi ile ekonomik büyüme arasında nedensellik ilişkisinin test edilmesidir. Bu amaçla, MIST ülkelerinin her biri için, 1971-2010 dönemi için, kişi başına düşen karbondioksit emisyonu, enerji tüketimi ve Gayrisafi Yurt İçi Hasıla yıllık verilerine, önce Birim kök testi, daha sonra Johansen Eşbütünleşme testi ve son olarak da Granger Nedensellik Testi yapılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, MIST ülkelerinde ekonomik büyümeden karbon emisyonu ve enerji tüketimine doğru tek yönlü bir nedensellik olduğu bulgusu elde edilmiştir. Ters yönlü, yani karbon emisyonu ve enerji tüketiminden ekonomik büyümeye doğru bir nedensellik eğilimi ortaya çıkmamıştır. Diğer bir deyişle ekonomik büyümedeki değişimler karbon emisyonu ve enerji tüketimindeki değişimlerden önce gelmektedir.
Emissions embodied in exports in developed and developing countries and an empirical study on the emissions embodied in Turkey's trade (2000 and 2009)
In this study, we are looking answers to three questions: 1) What are the carbon emissions embodied in exports for 40 major countries in 2000 and 2009? 2) How did emissions embodied in exports for those countries as well as emissions embodied in imports and exports for Turkey change in the 10-year term? 3) Is it possible to calculate net export values that exclude emission externality for major economies? In other words, we are going to look at one of the externalities, carbon emissions as a cause of climate change in general; then, we will calculate the emissions embodied in exports (EEEs); and last, have a very close look at the emssions embodied in exports and imports of Turkey and end up with calculating net export values for the nations. Our findings are as follows: 1) Climate change has been an undeniable reality of our lives in the last decades; 2) There is a direct relationship between carbon emission levels and industrial/service exports; 3) Emissions embodied in exports transferred mostly from developed nations to developing countries from 2000 to 2009; 4) Developed countries kept producing their strategic goods; however, total created emissions were much lower in those countries except Central Europe; 5) USA left most consumer-goods production to developing countries and decreased level of emissions in exports while her number one trade partner's, China's, emissions were fivefold from 2000 to 2009; 6) Total emissions embodied in exports on planet increased as a result of high production/exports and lower production technologies in the developing countries; 7) Central Europe had a different picture from Southern and Northern Europe with much higher emission levels; 8) Turkey created half of all emissions embodied in alonein Balkan staters in 2009; 9) Turkey's calculated emission cleaning cost was about 1.5 percent of her total exports; 10) Emissions embodied in Imports were higher than emissions embodied in exports for Turkey in 2009, putting the country in an unblamable position; however, she still needs to lower emission levels for environmental protection; 11) Far-Eastern countries have much higher emission cleaning costs as a percentage of the total exports comparing to Western nations. Clearly, there is a close relationship between exploded international trade and erupted emissions in the world; that is the reason why emissions embodied in exports and imports have been studied extensively in the last two decades, particularly because more than 50% of emissions come from trading for some countries. We have calculated emissions embodied in exports for 40 major countries holding 85% of world's GNP in the current study. We used input-output tables from World Input Output Database and implemented SRIO model with developed statistical formulas. Emission embodied in exports (EEE) values were calculated for developed and developing nations as well as several country groups as Northern, Southern and Central Europe, BRIC countries, and Balkan States. Also, the values of China and USA were compared in a different dataset for years 2000 and 2009 to see the developments in emission transfer by trade relations in the ten-year period. Then, the sectors classified as consumer producers and strategic sectors, and the positions of developed and developing countries were judged as well as BRIC countries'. We found out that Western industrialized countries did not quit producing and exporting their strategic goods even those caused emissions while most of consumer goods production was left to China and some other developing economies. Central Europe was not as successful as Northern and Southern Europe in controlling emissions in the ten-year period according to our findings. Russia saved significant emissions while China's emissions were fivefold. India has been another large emission producer while Turkey's emissions in telecommunications, defense industry and transports increased immensely. Last part of the study focuses on Turkey's emissions embodied in her both exports and imports. After studying the developments in emissions embodied in exports and imports from 2000 to 2009, we calculated the 'carbon leakage' for the country and studied each sector from the viewpoint of emissions. We finalized our study by calculating net export values for Turkey and other major countries by calculating and subtracting the dollar value of carbon emissions. Keywords : Balance of emissions embodied in trade, carbon leakage, emissions embodied in exports, emissions embodied in imports, Turkey's emissions.
Karbon emisyonu ve uluslararası ticaret ilişkisi:Türkiye örneği
Dünya popülasyonundaki hızlı artış, teknolojik gelişmelerin sanayileşmeye pozitif katkısı, kaynaklara olan talebi de arttırmıştır. Faktörlerin bu ihtiyaçların karşılanması esnasındaki aşırı ve de bilinçsiz kullanımı, insanoğlunu, geçmişten günümüze kadarki en ciddi problemlerinden biri olan iklim değişikliği problemiyle yüzleşmesine neden olmuştur. Her ne kadar doğal nedenlerle ilintili iklim değişmeleri yaşansa da, insanların kısıtlı doğal kaynaklara olan talebinin artması, iklim değişikliğine insan etkilerinin gözle görülür şekilde katkısı olduğunu özellikle de 19.yüzyılın ortalarıyla beraber kanıtlar niteliktedir. Nitekim, insanın tarih sahnesine çıkışından, Sanayi Devrimi'ne, Sanayi Devrimi'nden günümüze kadar süren dönemde, hem yeryüzünün büyük buzul dağları ve buzullarla kaplandığı ''buzul dönemi''ne hem de buzulların gerilediği buzullar arası dönemden, bugüne kadar ki döneme dek yaşamış doğal ve beşeri çevreye büyük ölçüde zarar verdiği görülmüştür. Küresel ısınma ve iklim değişikliği, atmosferdeki gaz bileşenlerinin yapısını değiştirmiş ve ülkelerin problemi küresel ölçekte değerlendirmeye götürmelerini sağlamıştır. Önce Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçevesi Sözleşmesi (BMİDÇS), daha sonra Kyoto Protokolü ile birlikte ilk adımlar atılmış, son olarak da Paris Görüşmeleri ile bu süreç devam etmiştir. Ne var ki Amerika Birleşik Devletleri Paris İklim Görüşmeleri'nden de kendi çıkarlarına zarar vereceğini düşündükleri için çekileceklerini açıklamıştır. Anlaşmanın Çin ve Hindistan gibi ülkelere daha fazla taviz vermesi ve Amerika'nın refahını diğer ülkelere dağıtacağı düşüncesi ile bu tavrını açıklayan Amerika, aynı zamanda da Çin'in gelişen ekonomisi ve Avrupa Birliği üye ülkelerinin temiz çevre piyasasına yönelmesi sonucu avantaj elde edip, piyasadaki yerinden olmak istememesi ile de iklim görüşmelerine farklı bir boyut getirmiştir. Ayrıca ülkelerin dış ticaretlerini yakından ilgilendiren milli sorumluluklar, ilgili ülkelere belirtililerek karbon emisyon seviyelerinde azaltım yapılması istenmiştir. Ülkelerin sanayileşme kalkınmalarını, ekonomik büyüme ve kalkınmalarını etkileyecek düzeyde olan ve uluslararası ticareti hem doğrudan hem de dolaylı bir şekilde etkide bulunan bu evrensel düzenlemeler, pratikteki evrensel işbirliğini zorlaştırmıştır. Çalışma giriş ve sonuç bölümleri ile birlikte altı bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm, problemin konusu ve amacı, yöntemi ve planından oluşan girişten oluşmaktadır. İkinci bölümde ise küresel iklim değişikliği ve sera etkisi ile küresel iklim değişikliğinin geçmişten günümüze gösterdiği tarihsel değişiklikler ve sera etkisi ele alınmıştır. Üçüncü bölümde küresel iklim değişikliği konusunda atılan uluslararası adımlar incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise Amerika, Çin, Avrupa Birliği ve Türkiye'nin iklim değişikliği konusuna yaklaşımlarına değinilmiş aynı zamanda iklim değişikliğinin ekonomik değişkenlere olan etkisinden bahsedilmiştir. Beşinci bölümde öncelikle, literatür araştırması ve ekonometrik metodoloji ile başlanırken, karbon emisyonu ve uluslararası ticaret ilişkisini OECD ülkeleri için dinamik panel veri analizi kullanılarak test edilmesi yer almaktadır. Beşinci bölümün bir diğer yarısında ise karbon emisyonu ve dış ticaret ilişkisinin , Türkiye için örneği sunulmaktadır. Son olarak altıncı bölümde ise ampirik sonuçlar değerlendirilmektedir. Bu kapsamda karbon emisyonları ve uluslararası ticaret ilişkisinin arasındaki ilişkiyi incelemek, çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. İlk önce dinamik panel veri yöntemi ve GMM kullanılarak 33 OECD ülkesi için 2000-2013 yılları arası verileriyle karbon emisyonu ve uluslararası ticaret ile ilişkisi incelenmiştir. Uygulama sonucunda ithalat değişkeni ve karbon emisyonu arasındaki ilişki pozitif ve anlamlı çıkarken, ihracat ile karbon emisyonu arasındaki ilişki negatif ve de anlamlı çıkmıştır. Daha sonrasında Türkiye için karbon emisyonu ve uluslararası ticaret ilişkisinin uzun dönemli varlığını ARDL yaklaşımı ile tespit edilmek amaçlanmıştır. ARDL içinse Türkiye'nin 1960 ile 2013 yılları arasındaki karbon emisyonu, ithalat, ihracat ve ağır sanayi ürünleri değişkenleri kullanılarak ilişki incelenmiştir. Çıkan %1 ile %5 arasındaki F değeri sonucu ise, Türkiye'nin protokol yükümlülüklerinin az olması ve geç kabul edilmesi sebebiyle ticaret değişkenleri ve karbon emisyonu arasındaki ilişkiye dönük kesin bir şey söylenemeyeceğini göstermekdir. Anahtar kelimeler: Karbon Emisyonu, Uluslararası Ticaret, GMM, ARDL
Sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde doğrudan yabancı yatırımlar ve CO2 ilişkisi: Türkiye örneği
Küreselleşme süreci, sermayenin uluslararası serbestliğe sahip olmasına yol açmıştır. Sürdürülebilir ekonomik büyüme hedeflerine ulaşmak isteyen ve yeni yatırımları finanse etmeye çalışan ülkeler, sermayenin serbest hale geldiği bu ortamda uluslararası şirketler aracılığı ile yapılan DYY'leri çekmeye çalışmaktadır. Sanayileşme konusunda gelişmiş ülkeleri yakalamak için hızla büyümek zorunda kalan gelişmekte olan ülkeler için, DYY'ler çok daha önemli bir yere sahiptir. Sanayileşme ve ekonomik büyüme faaliyetleri sonucunda oluşan CO2 emisyonu ve çevreye verilen zararın sorumlusu olan gelişmiş ülkelerde, uluslararası sözleşmeler gereği sıkı çevre politikası uygulanmaktadır. Gelişmiş ülkelerde uluslararası şirketlerin, kirli endüstrilerini DYY yoluyla gelişmekte olan ülkelere yönlendirdiği göze çarpmaktadır. Literatürde bu konuda yapılan uygulamalı çalışmalar, Kirlilik Sığınağı Hipotezi üzerine kurulmuştur. Bu çalışmada, Türkiye'ye gelen DYY akımlarının CO2 emisyonu ve ekonomik büyüme ile olan ilişkisi araştırılmıştır. Türkiye'de CO2 emisyonu, DYY ve GSYİH arasında karşılıklı nedensellik ilişkisinin olduğu yönünde kurulan hipotez, 1980-2017 dönemi verileri kullanılarak Granger Nedensellik testi yöntemiyle incelenmiştir. Analiz sonucunda değişkenler arasında karşılıklı nedensellik bulunamamış fakat, DYY ve GSYİH'dan CO2 emisyonuna doğru tek yönlü bir nedensellik olduğu belirlenmiştir. Ayrıca GSYİH'nın da DYY'nin nedeni olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, Kirlilik Sığınağı Hipotezini doğrular niteliktedir. Bu bilgiler ışığında, Türkiye'ye gelen DYY'nin ve ekonomik büyümeye bağlı olarak gerçekleşen üretim artışının, ülkede CO2 emisyonlarını arttırdığı ve çevreye zarar verdiği görülmektedir. Türkiye son yıllarda CO2 emisyonlarını azaltmak için çevreyle uyumlu olan yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmekle birlikte, henüz istenilen seviyeye ulaşmadığı söylenilebilir.
Yapısal eşitlik modellemesi ile ekonomik yapının çevre kirliliği üzerine etkisinin araştırılması
Sosyal bilimlerde, birçok değişken doğrudan gözlemlenememektedir. Duygu, tutum, başarı gibi soyut ve doğrudan gözlemlenemeyen ve gözlenen değişkenler aracılığıyla ölçülen değişkenlere gizil değişken adı verilmektedir. Çalışmanın yöntemi olan Yapısal Eşitlik Modellemesi gizil ve gözlenen değişkenleri aynı modelde tahmin edebilen tümdengelimsel bir çok değişkenli istatistiksel yöntemdir. Bu doğrultuda çalışmada Yapısal Eşitlik Modellemesinin özellikleri ve türleri ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Çevre-ekonomi ilişkisi yöntemin uygulanacağı sosyal konu olarak seçilmiştir. Araştırmanın amacı, ekonomik yapının (endüstri ve tarım sektörleri) ve milli gelirin çevresel kalite göstergeleri üzerindeki etkisinin yapısal eşitlik modellemesi ile tahmin edilmesidir. Çevresel kalite göstergeleri olarak temiz suya erişim ve karbondioksit emisyonu seçilmiştir. İnsani gelişmişlik sıralamasında yer alan 188 ülkenin 2014 yılına ait değişkenleri çalışmanın veri setini oluşturmuştur. Endüstrileşme ve milli gelirin çevresel kalite üzerinde anlamlı etkisi tespit edilememiştir. Tarım sektörünün çevre kirliliği yaratıcı etkisi doğrulanmıştır. Anahtar kelimeler: Çevre kirliliği, emisyon, sera gazları, yapısal eşitlik modellemesi
Gelişmekte olan ülkelerde ekonomik büyümenin karbon emisyonuna etkisi: Türkiye örneği
Tezimizin yazılış amacı, dünyada artık global bir prosedür ve otoritelerle karbon emisyonunun denetilmesi sonucunda karbon emisyonunun gelişmekte olan ülkelerdeki ekonomik büyümeye ne şekilde etkileri var, bunları saptayabilmektedir. Konu hakkında gerekli literatür çalışmalarını yaptığımızda gördük ki, karbon emisyonu hem doğa koruma bilinci için, hem de ekonomik kalkınmalar için önemli bir rol üstlenmektedir. Emisyon pazarı diğer endüstri ve hali hazırda sürdürülen diğer pazarlar gibi fiyat bakımından büyük oynamalar ve değişiklikler göstermemektedir. Hızla gelişen ekonomiler, önü alınamaz dünya nüfus kalabalığı ve enerji tüketimleri bu pazarın gelişmesi ve daha etkin, daha büyük bir pazar olabilmesi yolunda çok etkili bir yol hazırlamaktadır. Daha önce hazırlanmış benzer çalışmalar, dünya karbon emisyon verileri, gazete, dergi çalışmaları ve pek çok makale incelenerek hazırlamış olduğumuz çalışmada, karbon emisyonunun gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerindeki etkilerini en iyi şekilde ortaya koymaya çalıştık. Çalışmamızın birinci bölümünde, genel olarak sera gazlarını, bunların emisyon faaliyetlerini, oluşturdukları piyasaları, devletlerin kendilerine has kurdukları emisyon sistemlerini araştırıp, detaylı bir şekilde incelemiş bulunmaktayız. Çalışmamızın ikinci bölümünde, konunun daha derinlerine inip, karbon emisyonlarının ekonomilerdeki rolünü, ekonomik büyümelerdeki etkilerini, fiyatlandırma çalışmalarını ve uluslararası otoritelerce hazırlanan emisyon ticaret sistemlerini detaylıca araştırıp, incelemiş bulunmaktayız. Çalışmamızın üçüncü yani son bölümünde ise internet kaynakları aracılığıyla ulusal ve uluslararası emisyon verilerine ulaşılmış, bu verilerin ekonomilerdeki yerini ve önemini saptayabilmek için gerekli analizler yapılmış, sonuçları çıkarılmıştır.
Seçici katalitik indirgeme sistemleri için hibrit katalist sentezlenmesi ve performans özelliklerinin incelenmesi
In this study, it was aimed to produce catalysts with different metal nanoparticle materials to be used in the ethanol-selective catalytic reduction (SCR) systems and then to determine the nitrogen oxide (NOx) emission conversion performances of these catalysts. Firstly, two separate series of silver (Ag) based catalysts containing cerium (Ce) and copper (Cu) were produced, and then their structural properties were detected by SEM, XRD, and BET analyses. Finally, tests for NOx conversion efficiencies were performed on the SCR performance test system. Test conditions were determined as a temperature range of 200 ℃ to 300 ℃, the constant space velocity of 40000 h-1, and 4 different engine loads (1 kW, 2 kW, 3 kW, and 4 kW). The emission gas used in the tests was the actual emission gas originating from a 2-cylinder V-type diesel engine with a constant engine speed of 3000 rpm. Depending on the increment in the exhaust gas temperature from 200 ℃ to 300 ℃, the NOx conversion efficiencies of all catalysts improved. As a consequence of the tests, the best activity was obtained as NOx conversion efficiency of 92.48% at 300 ℃ at 4 kW engine load over the 5A5CT catalyst. Ce additive played a promotive role in the NOx reduction performance of Ag based catalyst. However, Cu doped catalysts achieved a lower NOx conversion rate than the 4AT catalyst without Cu. Cu additive did not provide an improvement in the NOx reduction performance of Ag based catalysts.
Bakır esaslı SCR katalisti üzerine selenyum içeren nano partikül ilavesinin düşük sıcaklık koşullarında NOx dönüşüm performansı üzerine etkisi
Bu çalışmada, Hidrokarbon Seçici Katalitik İndirgeme Sistemi (HC-SCR) sistemi için Cu(%3) /TiO2, Cu-Ca(%4) /TiO2, Cu-Ca-Se (%4,5) /TiO2, Cu-Ca-Se (%5)/TiO2, Cu-Ca-Se(%5,5)/TiO2 esaslı katalizör emdirme yöntemiyle sentezlenmiştir. Bu sistemde indirgeyici olarak etanol kullanılmış ve üretilen katalizörün NOx dönüşüm verimliliği üzerindeki etkisi incelenmiştir. Katalizöre ait SEM, XRD ve BET analizleri gerçekleştirilerek yapısal ve kimyasal özellikleri belirlenmiştir. SCR egzoz performans test sisteminde üretilen katalizör kullanılarak 180°C-270°C sıcaklık aralığında ve sabit alan hızında (30000h-1) deneyler yapılmıştır. Testler 2 silindirli V-tipi bir dizel motor kullanılarak sabit motor devrinde (3000 d/dk) ve 3 farklı yük (1kW, 3kW ve 5 kW) altında gerçekleştirilmiştir. Bu testlerle, SCR katalizörünün NOx emisyonu üzerindeki etkisi tespit edilmiştir. Sonuç olarak, maksimum NOX dönüşüm oranları 5 kW yükte, 270 0C sıcaklıkta, 30000 h-1 gaz saatlik alan hızında ölçülmüştür. NOX dönüşüm oranı en yüksek %94,88 olarak ölçümlenmiştir.
Antimon ilavesinin bakır esaslı SCR katalizörü üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Bu Çalışmada HC-SCR sistemi için Cu/TiO2, Cu-P/TiO2, Cu-P-Sb(%1)/TiO2 ve Cu-P-Sb(%2)/TiO2 kimyasal bileşenli katalizörleri emdirme yöntemi ile üretilmiştir. Üretilen katalizörlerin testleri sırasında indirgeyici madde olarak etil alkol kullanılmıştır. Farklı sıcaklık ve motor yüklerinde katalizörlerin NOX dönüşüm verimliliği incelenmiştir. Katalizörlerin yapısal ve kimyasal özelliklerini hassas bir şekilde belirlemek için SEM, XRD ve BET analizleri yapılmıştır. Test sisteminde ölçümler 180 0C ile 270 0C arasında değişen sıcaklıklarda, sabit alan hızında (30000 h-1) gerçekleştirilmiştir. Testler 3 farklı yük (1 kW, 3 kW ve 5 kW) altında sabit motor hızına (3000 d/dk) sahip, 2 silindirli V tipi dizel motor kullanılarak yapılmıştır. Bu testlerle birlikte üretilen katalizörlerin NOX emisyonu dönüştürme üzerindeki etkileri saptanmıştır. Sonuç olarak, NOX dönüşüm oranları %85,67 ile %94,89 arasında ölçülmüştür. 5 kW yükte, 270 0C sıcaklıkta, 30000 h-1 alan hızında %100 etil alkol indirgeyici madde olarak kullanıldığında NOX dönüşüm oranı %94,89 olarak ölçülmüştür.
Kalay ilavesinin gümüş esaslı HC-SCR katalistin özellikleri ve NOX dönüşüm performansı üzerine etkisi
Bu çalışmada, Hidrokarbon Seçici Katalitik İndirgeme Sistemi (HC-SCR) için AgNO3 esaslı katalistlerin geliştirilmesi ve bu katalistlerin NOx dönüşümleri üzerine etkisi araştırılmıştır. Katalizörler daldırma yöntemi ile kordiyerit malzemeden üretilmiştir. Bu amaçla 4 farklı türde, Ag/TiO2, Ag-P/TiO2, Ag-P-Sn(%1)/TiO2, Ag-P-Sn(%2)/TiO2 bazlı katalizör üretimi gerçekleştirilmiştir. Kullanılan katalizörün kimyasal ve yapısal özellikleri taramalı elektron mikroskopu (SEM), yüzey alanı ölçümü (BET) ve X-ışını difraktometresi (XRD) analiz sonuçları ile incelenmiştir. Katalizörler SCR test sisteminde 180 °C ile 270 °C arasındaki sıcaklıklarda testlere tabi tutulmuştur. Testler, 1 kW/ 3 kW/ 5 kW yükler altında sabit motor hızında (3000 devir/dakika), 2 silindirli V- Tip dizel motor kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Sistemde etanol indirgeyici olarak kullanmıştır. Sonuç olarak, en yüksek NOX dönüşüm oranları 5 kW yükte, 270 0C sıcaklıkta, 30000 h-1 gaz saatlik alan hızında ölçülmüş ve NOx dönüşüm oranı en yüksek Ag-P-Sn(%2)/TiO2 katalizöründe %95,58 olarak elde edilmiştir.
Antimon ilavesinin gümüş esaslı SCR katalist ve NOX dönüşüm performansı üzerine etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmada, emdirme yöntemiyle Ag/TiO2,Ag-Ca/TiO2,Ag-Ca-Sb(%1)/TiO2,Ag-Ca-Sb(%2)/TiO2,Ag-Ca-Sb(%3)/TiO2 bazlı beş adet katalizör üretilmiştir.Labaratuvar ortamında hazırlanan katalizörler HC-SCR deney düzeneğinde test edilmiştir.İndirgeyici madde olarak etanol kullanılmıştır.SEM, BET ve XRD analizleri ile testlerde kullanılan katalizörler kimyasal ve yapısal olarak incelenmiştir.HC-SCR test sisteminde gerçekleştirilen deneyler 170 °C ile 270 ºC arasındaki sıcaklıklarda gerçekleştirilmiştir.Bütün deneylerde gaz alan hızı sabit olarak 30000 h-1'de tutulmuştur. Testler herbir katalizör için 1 kW, 3 kW ve 5 kW olmak üzere üç farklı motor yükünde yapılmıştır.Testler sabit devire (3000 devir/dk) sahip, 2 silindirli V tipi,su soğutmalı dizel motor kullanılarak gerçekleştirilmiştir.Motor yüklerini ayarlayabilmek için herbiri 1 kW güce sahip ısıtıcı rezistanslar kullanılmıştır.Yapılan testler sonunda,üretilen katalizörlerin SCR sisteminde NOx dönüştürme oranı üzerindeki etkileri belirlenmiştir. Sonuç olarak, maksimum NOx dönüşüm oranı Ag-Ca-Sb(%3)/TiO2 katalistinde 5 kW yükte, 270ºC sıcaklıkta, 30000 h-1gaz alan hızında %95,88 olarak ölçülmüştür.
Simetrik olmayan bazı diketopirolopirol pigmentlerinin sentezi ve özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmada, altı seri simetrik olmayan diaril sübstitüe diketopirolopirol (DPP) pigmentleri sentezlendi. Simetrik olmayan DPP?ler karşılık gelen aromatik nitriller ve pirolinon esterlerinin baz katalizli kondensasyonu ile sentezlendi. Bileşikler spektrofotometrik yöntemlerle ve kütle spektroskopisi ile karakterize edildi. Bileşiklerin absorpsiyon ve floresans spektrumları farklı polarlıktaki çözücüler içinde incelendi. Genel olarak bileşiklerin absorpsiyon spektrumları az, floresans spektrumları ise orta derecede pozitif solvatokromizm gösterdi. Pirazin ve tiyenil halkaları içeren diketopirolopirol türevi en fazla pozitif solvatokromizm gösterdi. Absorpsiyon ve floresans spektral verileri sistemin,fenil halkasındaki sübstitüentlerin elektron verici ya da elektron çekici özelliklerinden az etkilendiğini gösterdi. Bileşiklerin absorpsiyon spektrumları üzerine baz etkisi incelendi. N-heterosiklik halka içeren bileşiklerin baza daha duyarlı olduğu gözlendi.
Yakıt pili-batarya hibrit güç kaynağından beslenen elektrikli araç geliştirilmesi
Günümüzde artan enerji talebi ile birlikte her türlü enerji kaynağı değerlendirilmeye çalışılmaktadır. Enerji talebindeki bu artış ile büyük miktarda fosil yakıtların uzun vadeli kullanımının beraberinde getirdiği çevresel olumsuzluklar yadsınamaz boyutlara ulaşmış ve dünya medeniyetinin gelişiminin karşı karşıya olduğu ortak bir sorun olarak kabul edilmiştir. Tüm dünyada enerji tüketiminde büyük paya sahip olan ulaşım alanında, çevresel zararı en aza indirmek ve fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltmak için yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji çözümlerine odaklanılmaktadır. Bu nedenle içten yanmalı araç teknolojilerinden elektrikli araç teknolojilerine doğru bir yönelim söz konusudur. Bu yönelim sonucunda elektrikli araç çözümleri her alanda hızla gelişmektedir. Rekabetçi bir sürüş menzili, kısa yakıt ikmali süresi ve sıfır emisyon ile Yakıt Pilli Elektrikli Araçlar (YPEA'lar), geleceğe ışık tutabilecek araç teknolojileri içinde en olası bir çözüm olarak kabul edilmektedir. Yakıt pilinin güç üretmeye hazır hale gelmesi için miktar zaman ve enerji gerekir ve ani güç gereksinimlerini karışılmakta gecikir dolayısıyla bu dezavantajları eleyebilecek ikinci bir enerji depolama cihazı ile hibritlenmesi gereklidir. Bu ikincil enerji depolama cihazı aynı zamanda pik yükleri ve yüksek güç dinamiklerini de karşılar ve verimliliği artırmak için frenleme enerjisinin geri kazanılmasına olanak sağlar. Bu nedenle bu çalışmada proton elektrolit membranlı yakıt pili ile lityum-iyon batarya elektrikli bir araca birlikte güç sağlamışlardır. Bu tez çalışmasında, yakıt pili-batarya hibrit güç kaynağından beslenen elektrikli araç geliştirilmesi amacıyla MATLAB tabanlı Simscape ile yakıt pilli fişli hibrit elektrikli bir araç modellenmiştir. Bu araç modelinin simülasyonu NEDC, WLTP Class 3, US06, Artemis Motorway 150 ve gerçek sürüş verileriyle oluşturulan ELZ130 sürüş çevrimlerinde yapılmıştır. Bu simülasyonlarla tasarlanan araç farklı çevrim şartlarında çalışmasını kararlı olarak tamamlamış ve çevrimlerden elde edilen veriler ile performans, verimlilik ve bunlarla bağlantılı birçok parametre elde edilmiştir. Simülasyonların en önemli sonuçları arasında tasarlanan aracın yakıt tüketimi ve menzili olup bu değerler NEDC, WLTP ve ELZ130 için sırasıyla benzin eşdeğer tüketimi olarak 2,08, 2,39, 2,44 L/100 km ve menzil olarak 986, 858,6, 841 km olmuştur.
Sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde çevre sorunlarıyla mücadele aracı olarak kirlilik izinleri piyasasının etkinliği
Sanayi devrimi ile başlayan insan faaliyetlerinin dünyanın doğal dengesi üzerindeki yıkıcı etkisi, taşıma kapasitesinin üzerine çıkmıştır. Nüfus artışı, kentleşme, sanayileşme ve ekonomik büyüme ile ağırlaşan çevre sorunları; küresel iklim değişikliği, su kaynaklarının azalması, ozon tabakasının incelmesi, çölleşme ve gıda sorunu gibi pek çok sorunun ortaya çıkmasına yol açmıştır.Çevre sorunlarına çözüm arayışları içerisinde üç ana eğilim bulunmaktadır: Sıfır büyüme yaklaşımı, iktisadi büyümeye devam edilmelidir yaklaşımı ve sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı.Sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı, çevresel kaynakların kullanımı konusunda bugünkü kuşaklar ile gelecek kuşaklar arasında denge gözeten bir kalkınma anlayışıdır. Bu yaklaşımda çevre sorunlarına çözüm arayışında kirlilik izinleri piyasası (emisyon ticareti) önemli bir yer tutmaktadır.Bu çalışma, sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı çerçevesinde kirlilik izinleri piyasasının (emisyon ticaretinin) etkin olup olmadığını tespit etmeye çalışmaktadır. Çalışmada ulaşılan sonuç, çevre sorunlarına çözüm bulma çerçevesinde kirlilik izinleri piyasasının etkin olmadığı yönündedir.
Tek silindirli bir dizel motorunda atık kızartma yağı metil esterinin, petrol dizeli ile karışımının ve ön ısıtmalı mısır yağı kullanımının etkisinin deneysel olarak incelenmesi
Taşıt sayısındaki artışla birlikte yakıt ihtiyacı da artmış, yakıt rezervleri tükenmeye başlamış ve alternatif yakıt arayışları başlamıştır. Bu alternatif yakıtların başında maliyetinin düşük olması ve çevreye zararının yok denecek kadar az olması sebebiyle biyoyakıtlar gelmektedir. Buna rağmen bazı olumsuz yanları da vardır ve bunların başında yüksek viskozitesi sebebiyle soğuk günlerde ilk çalıştırmalarda problem çıkartması, atomizasyonun iyi olmaması sonucu performansta azalmalara sebep olması gelmektedir. Bu çalışmada tek silindirli dizel motoru, hidrolik dinamometre, dinamometre kontrol ünitesi, yakıt tankları, sıcaklık ölçüm cihazı ve ısı değiştiricisinden oluşan deney seti kullanılmıştır. Isı değiştiricisi yakıtı istenilen sıcaklığa getirecek şekilde tasarlanmış, tasarımın ardından imal edilmiş ve deney setine dâhil edilmiştir. Deneylerin ilk kısmında atık kızartma yağı metil esteri, petrol dizeli ve petrol dizeli ile karışımları kullanılmıştır. Farklı motor devirlerinde, motor performans ve egzoz emisyon deneyleri yapılmıştır. Deneyin ikinci kısmında mısır yağı ve petrol dizeli ile karışımları kullanılmıştır. Yakıt enjektörlere gitmeden önce imal edilen ısı değiştiricisinden geçirilerek, egzoz gazından atmosfere atılan yanmış gazın sahip olduğu ısı ile farklı sıcaklıklara ısıtılmış ve egzoz emisyon testleri yapılmıştır.Yapılan deneyler sonucunda atık kızartma yağı metil esteri kullanımı ile emisyonlarda azalma olurken, motor performansının da azaldığı görülmüştür. Mısır yağının kullanıldığı deneylerde, mısır yağının yüksek viskozitesi sebebiyle emisyonların artmasına sebep olduğu, ön ısıtma ile emisyonların bir miktar azalmasına rağmen petrol dizeline kıyasla yüksek olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler : Biyodizel, bitkisel yağ, ön ısıtma, performans, emisyon
Doğrudan yabancı sermaye ve CO2 emisyonu ilişkisi: Türkiye örneği (1974-2010)
Küreselleşmenin yaygınlaşmasıyla birlikte ülkeler arsındaki sınırlar ortadan kalkmış ve DYY dünyanın bir ucundan öteki ucuna akmaya başlamıştır. Sıkı çevresel düzenlemelerin yokluğu gibi nedenlerden ötürü kirli endüstrilerin gelişmiş ülkelerden, gelişmekte olan ülkelere doğru kayması ve gelişmekte olan ülkelerde kirlilik emisyonlarının artması söz konusu olmuştur. Literatürde bu durum "kirlilik sığınağı hipotezi" olarak belirtilmiştir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de DYY ve CO2 emisyonu arasındaki ilişkileri belirlemektir. Bu çalışmada Engle-Granger Eşbütünleşme testi ve Toda ve Yamamoto Nedensellik testi kullanılarak, CO2 emisyonu ve DYY arasındaki ilişki 1974-2010 dönemi için yıllık verilerle incenmiştir. Eşbütünleşme testinden elde edilen sonuçlar CO2 emisyonu ve DYY'ın eşbütünleşik olduğunu göstermiştir. Ayrıca Hata Düzeltme modeli ve Toda ve Yamamoto nedensellik test sonuçları DYY ve CO2 emisyonu arasında çift yönlü bir nedensellik olduğunu göstermektedir. Amprik çalışmadan elde edilen sonuçlar Türkiye için Kirlilik Sığınağı Hipotezinin geçerli olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Sermaye, Eşbütünleşme, Nedensellik, Kirlilik Sığınağı Hipotezi
Emisyon ölçümleri ve sonuçların ulusal-uluslararası mevzuata göre değerlendirilmesi
Bu çalışma; hava kirliliği, hava kirleticileri ve kaynakları, kirleticilerin çevre ve insan sağlığı açısından etkileri bakımından örnek bir uygulamanın Yönetmelikler kapsamındaki değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Bu kapsamda, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş, TÜRKAK tarafından akredite edilmiş bir çevre laboratuvarının imkanları kullanılarak; ülkemizde kozmetik üretimi yapan bir tesisin emisyon kaynakları tespit edilmiş, bu kaynaklarda Uluslararası Standartlar ve Metodlar kullanılarak emisyon ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen ölçüm sonuçları için gerekli hesaplamalar yapılarak, sonuçlar hava kirliliğinin kontrolü konusunda ülkemizde yürürlükte olan ?Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği?ne göre değerlendirilmiş ve yorumlar getirilmiştir. Bu kapsamda ?Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği? hakkında bilgiler verilmiş olup, Yönetmeliğin her bir maddesi ayrıntılı olarak irdelenmiştir. Ayrıca hava kirliliği kapsamında AB Mevzuatı ve Direktifler genel olarak ele alınarak, ölçüm yapılan kozmetik sektörüne ait AB Mevzuatına ilişkin sınır değerlerin kıyaslanması yapılmıştır.
Buji ile ateşlemeli bir motorda farklı oktanlı yakıt kullanımının performans ve emisyonlara etkisi
İçten yanmalı benzinli motorların termik verimlerinin artırılması motorun sıkıştırma oranını artırmakla gerçekleştirilebilir. Sıkıştırma oranlarının artırılması için kullanılan benzinin oktan sayısı artırılmalıdır. Bu çalışmada günümüzde piyasada satılan değişik oktan sayılı benzinlerin buji ile ateşlemeli bir motorda incelenmesi gerçekleştirilmiştir. Deneylerde 95?97?100 oktanlı benzinler kullanılmıştır. Motorun özellikleri değiştirilmeden, aynı sıkıştırma oranında motorun ihtiyaç duyduğundan yüksek oktanlı benzinler kullanılarak motor performans ve emisyon davranışları gözlendi. Deneyler %25-%50-%75-%100 gaz kelebeği açıklıklarında 1500 1/min ile 4500 1/min arasında 500 er devir aralıklarında gerçekleştirilmiştir. Deneylerde 4 silindirli, 4 zamanlı ve 8,8 sıkıştırma oranına sahip buji ateşlemeli bir motor kullanılmıştır. Deney sonunda motorun standart yakıtı olan 95 oktanlı benzinin en iyi performans ve egzoz emisyonları değerlerine sahip olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, NOx emisyonları diğer benzinlerle kıyaslandığında daha yüksek değerlerde çıkmıştır. Bunun nedeninin yüksek yanma sonu sıcaklıklarının olduğu düşünülmektedir.
Dizel yakıtına belirli oranlarda karıştırılmış pamuk yağının motor performansı ve emisyon karakteristikleri üzerindeki etkilerinin araştırılması
I ÖZET Doktora Tezi DİZEL YAKITINA BELİRLİ ORANLARDA KARIŞTIRILMIŞ PAMUK YAĞININ MOTOR PERFORMANSI VE EMİSYON KARAKTERİSTİKLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİN ARAŞTIRILMASI Halit Lütfi YÜCEL Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Makina Mühendisliği Anabilim Dalı 1998, Sayfa: 121 Artan nüfus ve endüstrileşme dünya enerji tüketimindeki hızlı artışı beraberinde getirmekte ve bunun doğal sonucu olarak da enerji açısından yeni ve acil önlemlerin alınma zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Petrol sarfiyatının önemli bir bölümü tarımda ve ulaşımda olmaktadır. Tarımda ve ulaşımda kullanılan dizel motorlar için motorin yerine kullanılabilecek alternatif yakıtların bulunması önemli olacaktır. Bu çalışmada dizel motorlar için alternatif yakıt olarak pamuk yağı+motorin karışımlarının kullanılması halinde ortaya çıkabilecek problemlerin tespiti ile performans ve emisyon karakteristikleri üzerindeki etkilerinin tespiti amaçlanmıştır. Belirli oranlardaki pamuk yağı+motorin karışımları kullanılarak tek silindirli bir dizel motorun elemanlarının durumları incelenmiştir. Artan pamuk yağı yüzdesi ile silindir içerisinde kalıntı miktarının arttığı görülmüştür. Pamuk yağı+motorin karışımlarının yakıt olarak kullanılması halinde CO ve HC emisyonlarında motorine göre artış, NOx' te ise azalma elde edilmiştir. Motor gücü yaklaşık aynı seviyede kalmış, özgül yakıt sarfiyatı artmıştır. Motorda herhangi bir değişikliğe gidilmeden pamuk yağı+motorin karışımlarının kısa süreli çalışmalar için uygun olduğuna, uzun süreli çalışmalar için ise pamuk yağı oranının %30-40 oranından fazla olmaması gerektiği belirlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Pamuk yağı, alternatif yakıt, dizel motor
Çeşitli alternatif yakıtların dizel motoru emisyonlarına etkilerinin teorik ve deneysel incelenmesi
Ill ÖZET Doktora Tezi ÇEŞİTLİ ALTERNATİF YAKITLARIN DİZEL MOTORU EMİSYONLARINA ETKİLERİNİN TEORİK VE DENEYSEL İNCELENMESİ Cumali İLKDLIÇ Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Makine Eğitimi Anabilim Dalı 1999, Sayfa : 158 Gelişen teknoloji ile beraber motorlu taşıtların sayısı da artış göstermektedir. Bu artışın sonucunda motorlu araçların yakıt ihtiyaçları da artmaktadır. Yakıt rezervlerinin sınırlı olması ve bu yakıtlardan kaynaklanan hava kirliliği de son derece önemli problemler haline gelmiştir, alternatif yakıtların araştırılmasının önemi gün geçtikçe artmaktadır. İçten yanmalı motorlarda bitkisel yağların kullanılabilirliği çalışmaları daha önceden de yapılmıştır. Türkiye endüstrileşmenin yamnda bir tarım ülkesi olduğu için, bitkisel yağların dizel yakıtı olarak kullanılması halinde tarım alanlarına işlerlik kazandıracak ve büyük ekonomik yararlar sağlayacaktır. Bu çalışmanın birinci bölümü, bitkisel yağların alternatif dizel yakıtı olarak kullanılması üzerinde yoğunlaşmıştır. İkinci bölümünde bitkisel yağların kimyasal ve fiziksel özelliklerinin dizel yakıtı özelliklerine yaklaştırmak amacıyla, ayçiçek ve pamuk yağının metil esterleri hazırlanmıştır. Çalışmanın esas bölümünde, tek silindirli bir dizel motorunda dizel yakıtı, ayçiçek ve pamuk yağının metil esterleri denenmiştir. Dizel yakıtına hacimsel olarak %50 pamuk ve ayçiçek yağı metil esteri karıştırılmış ve ayrıca bu esterler %100 saflıkta kullanılmıştır. Tam gaz, değişik enjeksiyon basıncı ve çeşitli devirlerde denenmiş olan bu yakıtların motor performansı ile egzoz emisyon ürünleri üzerindeki etkisi karşılaştınlmıştır. Yapılan karşılaştırmada, düşük enjeksiyon basınçlarında pamuk ileIV ayçiçek yağı metil esterleri dizel yakıtına eşit ve diğer basınçlarda ise dizel yakıtına yakın güç ve moment değerleri vermektedir. Bütün enjeksiyon basınçlarında da ayçiçek ve pamuk yağı metil esterinin dizel yakıtına oranla daha düşük emisyon ürünü verdikleri görülmektedir. Bunun için, bu yağların metil esterinin özellikle çevre bakımından dizel yakıtına alternatif olabileceği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak ayçiçek ve pamuk yağı ile diğer bitkisel yağların metil esterleri veya bu esterlerin dizel yakıtı ile belli oranlarda karışımları literatürde yapılan benzeri çalışmalar ile uygunluk içinde olduğu görülmektedir. Pamuk ve ayçiçek yağı metil esterleri emisyon ürünlerinin dizel yakıtına oranla daha az olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Bitkisel yağlar, Ayçiçek yağı, Pamuk yağı, Yağ asidi metil esteri, Dizel motorları egzoz emisyonları, Emisyon ölçümleri.
Biyodizel-dizel yakıt karışımına n-bütanol ve metanol ilavesinin içten yanmalı bir motorun performans ve emisyonlarına etkisinin deneysel olarak incelenmesi
Dünyada artan insan sayısı, teknolojideki ilerlemeler, insanların konforlu yaşam istemeleri beraberinde motorlu taşıt sayısını arttırmıştır. Artan taşıt sayısıyla birlikte fosil yakıt kullanımının artması sonucu oluşan çevre sağlıgı problemleri, ülkeleri yeni alternatif, çevre dostu yakıt arayışlarına yöneltmiştir. Bu çalışmada; dizel yakıtına biyodizel, n-bütanol ve metanol ilavesinin motor performansı ve emisyonları üzerine etkileri deneysel olarak araştırılmıştır. Deneyler dört farklı motor yüklerinde tek silindirli dizel motorda yapılmıştır. Deneylerde test yakıtı olarak dizel, DB (%70 dizel+%30 biyodizel), DBB10 (DB+%10 n-bütanol), DBB15 (DB+%15n-bütanol), DBM10 (DB+%10 metanol) ve DBM15 (DB+%15 metanol) kullanılmıştır. Sonuçta dizel yakıtına %30 biyodizel ilavesi, DB yakıtına %10 ve %15 oranlarında ayrı ayrı olarak n-bütanol ve metanol ilaveleri, motor gücünü azaltmış, ÖYT değerini ise arttırmıştır. DBM15 yakıt karışımında güç değeri, ortalama olarak DBB15'e göre %4,22, DB'e göre %13,6 ve Dizel yakıtına göre %16,74 daha düşük elde edilmiştir. Dizel yakıtına %30 biyodizel ilavesi HC, CO ve is emisyonlarını azaltırken NOx emisyonunu arttırmıştır. DB yakıtının HC ve CO emisyon değerleri dizel yakıtına göre sırasıyla %19,41, %16,13 daha düşük olmuştur. DB yakıt karışımına n-bütanol ilavesi, DB yakıtına göre CO emisyonlarını azaltmış NOx emisyonlarını arttırmıştır. DB yakıt karışımına %10 ve %15 metanol ilavesi, DB yakıtına göre HC ve CO emisyonlarını arttırmış NOx emisyonunu ise azaltmıştır. DB yakıt karışımına n-bütanol ve metanol ilaveleri tüm yüklerde is emisyonlarını azaltmıştır.