Thinking
73 theses under this subject heading
Paydaş görüşlerine göre ilkokul dördüncü sınıf çocuklar için felsefe dersi öğretim programının özellikleri
Çocuklar için felsefe bir çocuk kitabı, resim, şiir ya da bir başka uyarıcıdan yola çıkarak bir uygulayıcı eşliğinde gerçekleşir. Bir yöntem, yaklaşım hatta bir ders olarak ele alınabilir. Bu araştırmada ise çocuklar için felsefe, bir ders olarak incelenmektedir. Araştırmada ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerine yönelik hazırlanacak olan bir çocuklar için felsefe dersi öğretim programının özelliklerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu doğrultuda nitel araştırma yöntemi benimsenmiş olup araştırma durum çalışması deseni ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak gözlem ve görüşme kullanılmıştır. Bu doğrultuda çocuklar için felsefe eğitmeni eğiticileri, felsefe alanı uzmanları, öğretmenler ve öğrenciler ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca çocuklar için felsefe etkinliklerinin yürütüldüğü bir dördüncü sınıfta gözlem yapılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre çocuklar için felsefe dersi öğretim programının amaçları beceri, değer ve felsefi tutum başlıkları altında toplanabilir. Dersin içeriğinde ise felsefeye, felsefenin araştırma alanları ve ilişkili disiplinlerine yönelik konuların yer alabileceği; bu konuların seçiminde ve sıralanmasında bazı noktalara dikkat edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Öğrenme-öğretme sürecinde çeşitli uyarıcıların, etkinlik ve tekniklerin kullanılabileceği; uygulayıcının ise bu süreçte önemli rollere sahip olduğu görülmüştür. Son olarak ölçme ve değerlendirme sürecinde öğrencilerin değerlendirilmesi, öğrencilerin kendini değerlendirmesi ve öğrencilerin dersi değerlendirmesi olmak üzere üç tema ortaya çıkmıştır. Ayrıca süreç değerlendirmenin esas alınması gerektiği, sürecin çeşitli ölçme araçları ile desteklenebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda çocuklar için felsefe dersi öğretim programı geliştirmek için eğitim alanındaki pek çok paydaşın ve alanyazının da dâhil olduğu bir ihtiyaç analizi çalışması yapılabilir.
Zihinsel özyönetim kuramı bağlamında okul yöneticilerinin düşünme stilleri
Bu çalışmada anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan yöneticilerin düşünme stillerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede kamu okullarındaki yöneticilerin düşünme stilleri unvan, okul türü, çalışma süresi, cinsiyet, kıdem ve atanma şekillerine bakılmıştır. Çalışmanın yönteminde tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmada verilerin toplanması Zihinsel Benlik-Yönetimi Kuramı çerçevesinde geliştirilmiş olan "Düşünme Stilleri Ölçeği" kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda katılımcıların cinsiyetlerine göre, düşünme stili tercihlerinin muhafazakârlık boyutunda farklılaştığı, farklılığın da erkekler yönünde olduğu görülmüştür. Buradan da okul yöneticilerinin cinsiyetlerinin onların düşünme stillerinin yönetim eğilimleri alanındaki tercihleri üzerinde etkili olduğunu, erkek yöneticilerin muhafazakârlık konusundaki eğilimlerinin kadın yöneticilerde göre daha yoğun olduğu, görev ünvanlarına (statülerine) göre düşünme stili tercihlerinin yürütme, monarşik, anarşik ve muhafazakâr boyutlarında farklılaştığı, farklılığın da yürütme ve anarşik boyutlarında okul müdürleri, monarşik ve muhafazakâr boyutlarında ise müdür yardımcıları lehine olduğunu görülmüştür. Bu bulgudan hareketle, okul müdürleri ile müdür yardımcılarının yürütme, monarşi, anarşi ve muhafazakârlık boyutlarında benzer, diğer boyutlarda ise farklı tercihlerde bulundukları söylenebilir. Çalıştıkları okulun türüne göre okul yöneticileri düşünme stili ölçeğinin alt ölçeklerinden en yüksek puan ortalamalarını yasama, yargı, monarşi, hiyerarşi, oligarşi, global, içsel, dışsal ve liberal boyutlarında okul öncesi yöneticileri; yürütme, anarşi ve lokal boyutlarında lise yöneticileri, muhafazakâr boyutunda ise ortaokul yöneticileri elde etmişlerdir. Mesleki deneyim sürelerine göre katılımcıların düşünme stili tercihlerinin mesleki deneyim sürelerine göre farklılaşmadığı gözlenmiştir. Çalıştıkları okuldaki görev sürelerine göre yöneticilerin düşünme stili tercihlerinin farklılaşma düzeyleri görev süresinin 5 yıl ve daha uzun süredir aynı okulda çalışan yöneticiler lehinedir. Atanma konusunda, sınav kazanarak atanan ya da doğrudan görevlendirmesi yapılan okul yöneticilerin, düşünme stillerinin atanma biçimlerine göre farklılaşmadığı gözlenmiştir. Bu bulguya göre okul yöneticilerinin atanma biçimi onların düşünme stili tercihleri üzerinde etkili olmadığı görülmüştür. Araştırmaya katılan okul öncesinden liseye kadar olan eğitim kurumlarının yöneticilerinin Düşünme stillerinin kimi boyutlarda farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler Okul, yönetici, düşünme stilleri.
Tefekkür kavramı ve Kur'an ayetlerin deki yansımaları
Tefekkür; düşünmek, neden-sonuç ilişkisi kurabilmek, hatırlamak, zihinde canladırmak vb. anlamlara gelmektedir. Tefekkür geniş bir kavram olmakla beraber tefekkür anlamına gelebilecek diğer kavramlarla da ilintilidir. Kâinat üzerinde düşünülmesi gereken, ucu bucağı olmayan tefekkür denizidir. Her şey bir hikmetle ve yerli yerinde yaratılmıştır. İnsan, hergün bu âlemde mucizelerle karşılaşır. Mesela güneşin doğmasından batışına kadar farkında olmadan harikalarla karşılaşırız. Biz de bu çalışmamızda bu harika âlemlerin, Kur'ân'a göre tefekkür boyutunu ve insan üzerindeki yansımaları üzerinde durmaya çalıştık. İnsan tefekkür edebilen tek varlıktır. Çünkü Allah (c.c) insana, olaylar karşısında aklını kullanma yeteneği vermiştir. Aklını kullanan insan gerçekleri görmüş, değerlendirmiş, yorumlamış ve açıklamıştır. Bu tefekkür anlayışı Müslümanların düşünce anlayışında vardır. Gayri Müslimlere gelince onlar tabiatta meydana gelen harikulade olaylar karşısında aciz kalmışlardır. Çünkü onlar aklını istenilen doğrultuda kullanmamışlardır. Dolayısıyla neticeye varamamışlardır.
Üst düzey düşünme becerilerini ölçen maddelerin öğrenci puanları ve puanlayıcı güvenirliği açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul 8.sınıf öğrencilerinin Bloom taksonomisine göre üst düzey düşünme becerilerini ölçen 5., 6., 7. ve 8. sınıf matematik dersi kazanımlarına göre belirlenen açık uçlu ve çoktan seçmeli maddelere verdiği cevapların dört puanlayıcı tarafından puanlama anahtarlarına göre puanlaması sonucunda puanlayıcılar arası güvenirliğin incelenmesidir. Bu amaçla 2006 ve 2012 yıllarında uygulanan PISA soruları kullanılmıştır. Seçilen PISA sorularının Bloom taksonomi düzeyleri ve 5., 6., 7. ve 8. sınıf matematik dersi kazanımlarına uygunluğu araştırmacı tarafından belirlenmiştir ve uygunluk için uzman görüşü alınmıştır. Uzman görüşleri alındıktan sonra 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Ankara'nın Polatlı ilçesindeki 8.sınıf ortaokul öğrencilerine aynı soru köküne sahip açık uçlu ve çoktan seçmeli sorular belirli zaman aralıklarıyla uygulanmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanmış analitik puanlama anahtarı ve bütünsel puanlama anahtarı, puanlayıcılara puanlama sırasında kullanmaları için verilmiştir. Puanlayıcıların puanlama anahtarları kullanarak puanlaması sonucunda elde edilen puanların Klasik Test Kuramı ve Genellenebilirlik Kuramı'na göre güvenirlik kestirimleri yapılmıştır. Öğrencilerin cevaplandırdıkları maddeler gönüllü olan dört matematik öğretmeni tarafından analitik ve bütünsel puanlama anahtarlarına göre puanlanmıştır. Verilerin analizinde, Klasik Test Kuramı'na göre güvenirlik belirlenirken, Pearson korelasyon, Cronbach Alfa (α) katsayıları SPSS 25 ile hesaplanmıştır. Genellenebilirlik Kuramına göre G katsayısı ve toplam varyans açıklama yüzdesi Edu-G 6.1 programı ile hesaplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda öğrencilerin açık uçlu ve çoktan seçmeli maddelere verdikleri cevaplar arasındaki korelasyon düşük düzeyde bulunmuştur. Klasik Test Kuramı ve Genellenebilirlik Kuramına göre, açık uçlu maddelerin analitik puanlama anahtarına göre puanlanması sonucu elde edilen puanlar ile bütünsel puanlama anahtarına göre puanlanması sonucu elde edilen puanlar arasındaki tutarlılık yüksek düzeyde çıkmıştır.
An examination of fifth and sixth grade students' proportional reasoning
The aim of the study was to investigate 5th and 6th grade students' understanding of proportional and non-proportional situations. The study also looks at reasons of erroneous solutions in proportional and non-proportional problems depending on the type of numbers used in the problems as integer ratio or non-integer ratio. Data collection instrument was a 12-item test that included four types of word problems, additive, constant, proportional comparison (PC), and proportional missing-value (PM), each with an integer and non-integer ratio. One hundred and twenty 5th and 101 6th grade students in a private school participated in the study. 5th and 6th grade students solved proportional and non-proportional situational problems with different success rates. In detail, constant problems were solved with the lowest success rate, while proportional missing-value problems with the highest success rate in both grades. When the use of erroneous strategies was calculated in percentages, the tendency to overuse proportional strategy in non-proportional situations was observed in both grade levels. The study also examined number effect on students' success rate in proportional and non-proportional situations. The analysis showed that, fifth grade students' success rates in integer and non-integer numbered problems were significantly different in only additive problems. However, in the 6th grade the success rates differed significantly in additive and PC problems. Additionally, 5th grade students' choice of the methods significantly differed depending on the number change in only additive problems, while 6th grade students' choice of the strategies significantly differed in constant and PC problems. In constant problems when problems included integer ratios 5th and 6th grade students tended to use proportional methods, and when problems included non-integer ratios they tended to prefer additive methods. Use of "other" method in the 5th grade also increased significantly by the number change in the problems. In additive problems, when numbers changed from integer ratio to non-integer ratio, there was a significant difference in the overuse of proportional methods. However, the expected difference in the overuse of additive strategies in proportional problems when numbers form non-integer ratios was not observed. Qualitative findings revealed two important points. One of these points was students' understanding about "building-up" strategy. One another point was students' decision of the solution strategy without a full understanding of the problem. Frequently, students had a tendency to rely their solution strategy on the relation between numbers in the problems. Besides, students' difficulty in explaining their way of thinking, and students' beliefs about mathematical problems supported their insufficient understanding of the problem.
A moderate defense of cognitive phenomenology
Is there a specific phenomenology of thinking? Cognitive phenomenology debate goes about possible answers for this question. According to a liberal conception of phenomenal consciousness, thinking has a sui generis phenomenology in addition to sensory phenomenology. A conservative conception of phenomenal consciousness rejects this liberal proposition and holds forth that the domain of phenomenology must be only sensory experiences. A detailed examination of the opposing arguments of the two rival approaches is the main topic of the present thesis study. The most common strategy for liberalism to argue for the existence of cognitive phenomenology is to appeal to introspection and claim that cognitive phenomenological properties are available to its subject by introspection. I propose that direct appeals to introspection cannot provide conclusive results and this is the main reason why conservatives cannot be persuaded by the liberal arguments from introspection. Another argument form that is commonly used by liberals is based on the notion of phenomenal contrast and liberals argue that the best explanation for phenomenal contrast scenarios is the existence of cognitive phenomenology. On the other hand, conservatives argue that the phenomenal contrast scenarios are explainable not by cognitive phenomenology but by sensory phenomenology and that there is no need to grant the existence of cognitive phenomenology. The general line of thinking of conservatives against the liberal arguments is a reductionist approach. I argue that this reductionist approach cannot prove the inexistence of cognitive phenomenology and support my claim with adverbialism. Moreover I argue that adverbialism conflicts with neither liberals nor conservatives and believe that the adverbialist approach can reconcile the two rival views.
İlkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin düşünme becerilerinin geliştirilmesine yönelik bir eylem araştırması
Bu çalışmada, çocuklar için felsefe pedagojisi doğrultusunda uygulanan öğretim etkinliklerinin ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin eleştirel, yaratıcı, özenli ve işbirlikli düşünme becerilerine katkısı incelenmiştir. Çalışma, nitel araştırma desenlerinden biri olan katılımcı eylem araştırması deseninde yürütülmüştür. Çalışma, 2022-2023 öğretim yılı bahar döneminde Konya ili Karatay ilçesinde bulunan bir devlet ilkokulundaki 12 üçüncü sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, çocuklar için felsefe pedagojisine uygun olarak araştırmacı tarafından hazırlanan toplam 10 eylem planı uygulanmıştır. Çalışmanın verileri, kamera kayıtları, araştırmacı ve rehber öğretmen tarafından gerçekleştirilen gözlemler, araştırmacı ve rehber öğretmen tarafından tutulan yansıtıcı günlükler ve her öğretim etkinliği sonrasında öğrencilerle gerçekleştirilen yarı-yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmış ve betimsel olarak analiz edilmiştir. Bulgulara göre, öğrencilerin dört temel düşünme becerisinde de gelişme gösterdiği ve bazı istenmeyen davranışlarında da iyileşmeler olduğu görülmüştür. Ayrıca, öğrencilerin çocuklar için felsefe etkinliklerine yönelik olumlu duygular geliştirdiği ve bu etkinliklerden keyif aldığı anlaşılmıştır.
Sınıf öğretmenlerinin yansıtıcı düşünme eğilimleri
Öğretmenlerin mesleki becerilerini geliştirebilmeleri, belirledikleri kariyer hedeflerine ulaşabilmeleri, çağın gerektirdiği bireyleri yetiştirebilmeleri için kendi öğretim metotlarını sürekli olarak sorgulamaları, öğretim süreçlerinde yaşadıkları olumlu ve olumsuz durumları belirleyerek öğretmenlik becerilerini bir adım ileriye taşımaları günümüzde artık bir zorunluluk olarak yerini almıştır. Bu noktada "yansıtma" ve "yansıtıcı düşünme" kavramları ortaya çıkmıştır. Araştırmada ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin yansıtıcı düşünme eğilimlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda karma yöntem kullanılmış olup, sınıf öğretmenlerinin yansıtıcı düşünme eğilimlerinin cinsiyet, kıdem, öğrenim düzeyi ve sınıf mevcudu değişkenlerine göre farklılık yaratıp yaratmadığı belirlenmiştir. Araştırma karma desenli bir araştırma olduğundan, nicel çalışmayı desteklemek için nitel veriler de elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma evrenini İstanbul ili Anadolu Yakasında yer alan 14 ilçede 2021- 2022 Eğitim- Öğretim yılı içerisinde faaliyetini sürdürmekte olan 379 ilkokulda çalışan 12320 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi tabakalı örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Evrende yer alan okullar homojen alt gruplara ayrılmıştır. Belirlenen alt tabakalardan örneklemler seçkisiz örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Araştırmanın örneklemi, iki farklı tabakada toplam 40 ilkokulda çalışan 390 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgiler", Semerci (2007) tarafından geliştirilen "Öğretmen ve Öğretmen Adaylarına Yönelik Yansıtıcı Düşünme Eğilimi Ölçeği (YANDE) ve araştırmacı tarafından oluşturulan "Metafor Belirleme Formu" kullanılmıştır. Araştırmada istatistiksel teknikler olarak non parametrik testler olan Kruskal Wallis ve Mann Whitney U fark testleri kullanılmıştır. Nitel veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, sınıf öğretmenlerinin yansıtıcı düşünme eğilimlerinin yeterli düzeyde olduğu bulunmuştur. Bulgular incelendiğinde, öğretmenlerin en çok öğrencilerinin görüşlerine değer verme konusunda yansıtıcı düşünme eğilimi gösterdikleri anlaşılmıştır. Çalışmada öğretmenlerin YANDE ölçeğinden aldıkları puanların cinsiyet, kıdem, öğrenim düzeyi değişkenlerine göre anlamlı farklılık ortaya çıkarmadığı; yalnızca sınıf mevcudu değişkenine göre farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Buradan yola çıkarak, sınıf mevcudu az olan öğretmenlerin yansıtıcı düşünme eğilimi düzeylerinin, mevcudu kalabalık olan öğretmenlere göre daha fazla olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda; "yansıtıcı öğretmen" kavramı ile ilgili 236 geçerli metafor elde edilmiştir. Bazı metaforlar birden fazla ifade edildiği için 90 farklı metafor üretilmiştir. Bu metaforlar 16 farklı kategoride toplanmıştır. Öğretmenlerin en çok geliştirdikleri metaforlar ve kategorileri belirlenerek nicel bulgular ile ilişkilendirilerek tartışılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar, alan yazın çerçevesinde sunulmuş ve öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yansıtıcı Düşünme, öğretmen, metafor
Sonuca atlama yanlılığının, paranoid şizofreni tanılı hastalarla non-paranoid şizofreni, anksiyete bozukluğu tanılı hastalar ve sağlıklı bireylerle karşılaştırılması
Amaç: Belirsizlik durumlarında sanrılı bireyler daha az bilgi kullanarak sonuca varırlar. Buna sonuca atlama yanlılığı denilmektedir. Bu tezde paranoid şizofreni, non-paranoid şizofreni ve yaygın anksiyete bozukluğu tanılı hastalar ve sağlıklı gönüllerin sonuca atlama yanlılığı bakımdan karşılaştırılması amaçlanmıştır. Ayrıca sonuca atlama yanlılığını etkileyen faktörlerin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Methodoloji: Çalışmaya 35 paranoid şizofreni, 31 non-paranoid şizofreni, 31 yaygın anksiyete bozukluğu tanılı hasta ve 31 sağlıklı gönüllü alındı. Tüm katılımcıların sosyodemografik bilgilerin alınmasının ardından KBT, LKT, BPRS, SANS, HAM-D, HAM-A ve BIS-11 ölçekleri uygulandı. Şizofreni tanılı bireylere ek olarak SAPS ve CDÖ ölçekleri de uygulandı. İstatistik değerlendirmeleri SPSS 21.0 IBM paket programı kullanılarak yapıldı. Bulgular: KBT 60/40 versiyonunda paranoid şizofreni hastaları kontrol grubundan anlamlı olarak daha az sayıda boncuk çekerek karar vermişlerdir (F(3-124)=3.495, p<.05). Paranoid şizofreni grubuyla sağlıklı gönüllüler arasında KBT 90/10 JTC (X2=8.989, p<.05) ve KBT 60/40 JTC (X2=9.394, p<.05) puanları açısından gruplar arasında anlamlı bir fark saptanmıştır. Paranoid şizofreni tanılılarda KBT 60/40 versiyonuna göre sonuca atlama yanlılığı olanlar (Sıra Ort.=21.91) olmayanlara (Sıra Ort.= 14.71) göre anlamlı olarak daha fazla toplam sanrı puanlarına sahiptir. Şizofreni tanılı bireylerde JTC yanlılığını etkileyen etmenler incelendiğinde, KBT 90/10 versiyonunda toplam SANS ve yaş arttıkça; HAM-A ve öğretim yılı azaldıkça JTC yanlılığı artmaktadır. KBT 60/40 versiyonunda ise toplam SAPS, BIS-NP ve yaş arttıkça; aksine BIS-M azaldıkça JTC yanlılığı artmaktadır. Sonuç: Paranoid şizofreni tanılı bireylerde sağlıklı bireylere göre daha fazla sonuca atlama yanlılığı mevcuttur. Bununla birlikte bu grupta sanrı şiddeti arttıkça JTC yanlılığının arttığı görülmektedir. Şizofreni tanılı bireylerde JTC yanlılığını etkileyen faktörler koşulun değişmesi ile değişmektedir. Daha belirli koşullarda negatif belirtiler JTC yanlılığını etkilerken daha belirsiz koşullarda ise pozitif belirtiler etkilemektedir. Ayrıca dürtüselliğin de JTC yanlılığını etkilediği söylenebilir. JTC yanlılığın psikotik bozukluklarda prognoza veya tedavilerin JTC yanlılığına etkisinin incelenmesi için uzunlamasına izlem çalışmaları yapılması, JTC yanlılığının daha iyi anlaşılmasına yardımcı olabilir.
Öğretmen adaylarının eleştirel düşünme gücü
YÜKSEK LİSANS TEZ OZU ÖĞRETMEN ADAYLARININ ELEŞTİREL DÜŞÜNME GÜCÜ Dilruba KÜRÜM Eğitim Bilimleri (Eğitim Programlan ve Öğretim) Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eylül 2002 Danışman: Prof. Dr. Mustafa SAĞLAM Günümüz bilgi toplumu sürekli düşünen, düşüncelerini başkalarıyla paylaşan, bunları en uygun bir şekilde yaşama geçiren ve böylece hem bireysel hem de toplumsal gelişimi sağlayacak bireylerin yetiştirilmesini ister. Bu niteliklere sahip bireylerin yetiştirilebilmesi, onlara çeşitli düşünme becerilerinin, özellikle de eleştirel düşünme becerilerinin kazandırılmasıyla olanaklıdır. Bu nedenle düşünebilen bireylerin yetiştirilmesi tüm ülkelerde eğitim sistemlerinin öncelikli amaçlan arasında yer alır. Bireylere eleştirel düşünme becerilerinin kazandınlmasmda en önemli görev öğretmenlere düşmektedir. Ancak öğretmenlerin eleştirel düşünebilen bireyler yetiştirebilmeleri için, öncelikle kendilerinin bu becerilere sahip olmalan gerekmektedir. Bu nedenle öğretmen adaylanna, öğretmenlik eğitimi sırasında verilen eğitimden başlanarak, hizmetiçinde de eleştirel düşünme becerilerinin kazandınlması önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören öğretmen adaylarının eleştirel düşünme gücü düzeyleri ile bu gücü oluşturan düşünme becerilerindeki düzeylerinin ve eleştirel düşünmeyi etkileyen etmenlerin belirlenmesidir. ivAraştırma, 2000-2001 öğretim yılında Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesinin 5 bölümündeki 1 1 öğretmenlik eğitimi programının birinci, ikinci ve üçüncü sınıflarında öğrenim gören 1047 öğrenciden elde edilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Tarama modelindeki bu araştırmanın verileri, öğretmen adaylarının kimi kişisel özelliklerinin belirlenmesi için bir "Kişisel Bilgi Formu" ve Watson-Glaser tarafından hazırlanmış olan "Watson-Glaser Eleştirel Akıl Yürütme Gücü Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Toplam 11 sorudan oluşan kişisel bilgi formunda öğretmen adaylarının kimi kişisel özellikleri, çıkarsama, varsayımların farkına varma, tümdengelim, yorumlama ve karşı görüşlerin değerlendirilmesi olmak üzere eleştirel düşünme becerileri olarak kabul edilen beş alt testten ve toplam 100 maddeden oluşan "Watson-Glasser Eleştirel Akıl Yürütme Gücü Ölçeği*' ile de eleştirel düşünme güçleri belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) for Windows 7.5 programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde istatistiksel teknik olarak ikili küme karşılaştırmasında Bağımsız Gruplar Arası "t" Testinden (Tek Örneklem "t" testi) ikiden çok küme karşılaştırmalarında ise, Tek Yönlü Varyans Çözümlemesinden (ONE WAY ANOVA) yararlanılmıştır. Uygulanan varyans çözümlemesi sonucunda elde edilen "F" test istatistiğinin anlamlı bulunması durumunda farklılığın hangi gruptan kaynaklandığını belirlemek amacıyla Tukey HSD (Tukey's Honestly Significant Difference Test) ve LSD çoklu karşılaştırma testi uygulanmıştır. Araştırma sonunda, öğretmen adaylarının eleştirel düşünme gücü düzeyleri ile bu gücü oluşturan bütün düşünme becerilerindeki düzeylerinin orta düzeyde olduğu; ayrıca yaşm, bitirilen ortaöğretim kurumunun, üniversiteye giriş puan düzeyi ve türünün, öğrenim görülen programın, ailenin eğitim ve gelir düzeylerinin ve son olarak kendilerini geliştirme amacıyla yapmış oldukları etkinliklerin onların eleştirel düşünme gücü düzeyleri ile bazı düşünme becerilerindeki düzeylerini etkilediği saptanmıştır.
Çocuklar için felsefe eğitiminde hipotetik düşünme yönteminin ilkokul BİLSEM öğrencilerinin yaratıcı düşünme becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı Çocuklar İçin Felsefe eğitiminde hipotetik düşünme yönteminin Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) ilkokul öğrencilerinin yaratıcı düşünme becerilerine etkisini belirlemektir. Çocuklar için Felsefe dersi kapsamında uygulanan hipotetik düşünme yönteminin yer aldığı etkinliklerin doğuştan standartların üzerinde yaratıcılık becerisine sahip üstün yetenekli ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerine etkisi olup olmadığı araştırma konusunu oluşturmaktadır. Literatür incelendiğinde Çocuklar İçin Felsefe ve Düşünme Eğitimi ile ilgili çalışmalar bulunmaktadır. Fakat bu çalışmalarda üstün yetenekli ilkokul öğrencileriyle çalışılmamış ve hipotetik düşünme yöntemine rastlanılmamıştır. Araştırmada tek gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Uygun örneklem yoluyla araştırmanın örneklemi oluşturulmuştur. Araştırmanın örneklemini Muğla ili Menteşe İlçesinde Bilim ve Sanat Merkezinde eğitim ve öğretim gören 36 ilkokul öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada "Torrance Yaratıcı Düşünme Testi (TYDT)" kullanılmıştır. Araştırmanın başında ön test olarak TYDT Sözel A form uygulanmıştır. Ardından öğrencilere 8 hafta boyunca 40 dakikalık 2 oturum şeklinde Çocuklar İçin Felsefe eğitimi hipotetik düşünme yöntemi ile etkinlik olarak verilmiştir. Eğitim sonrasında son test olarak TYDT Sözel B formu uygulanmıştır. Araştırma verileri öğrencilerin TYDT testlerine verdikleri yanıtlardan oluşmaktadır. TYDT'nin A ve B formlarından her bir öğrenci için; sözel toplam puanlar ve alt puan türleri elde edilmiştir. Elde edilen bu verilerin analizi için SPSS programı kullanılmıştır. Erişi verilerin normallik dağılımlarına bakıldıktan sonra İlişkisiz Örneklemler T Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile veriler analiz edilmiştir. Analiz sonucunda Çocuklar İçin Felsefe eğitiminde kullanılan hipotetik düşünme yönteminin sözel yaratıcılık toplam, akıcılık, esneklik ve orijinallik puanlarına tüm gruplar ve 3. sınıf düzeyinde olumlu etki ettiği, 4. sınıflar için ise akıcılık ve sözel toplam puanlarında anlamlı fark yaratmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak BİLSEM ilkokul öğrencilerine verilen Çocuklar İçin Felsefe eğitiminde kullanılan hipotetik düşünme yönteminin öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerine olumlu yönde geliştirdiği görülmüştür. Anahtar kelimeler: çocuklar için felsefe eğitimi, BİLSEM, üstün yetenekli, hipotetik düşünme, yaratıcılık
Ortaokul öğrencilerinin matematik okuryazarlıklarının niceliksel muhakemelerinin güçlendirilerek desteklenmesinin incelenmesi
Bu araştırmada niceliksel muhakeme öğretimi yaklaşımı (NMÖY) temelinde desenlenen öğrenme ortamında sekizinci sınıf öğrencilerinin problem çözme sürecindeki niceliksel muhakeme becerilerinin, düşünme yollarının ve matematik okuryazarlık performanslarının incelenmesi amaçlanmıştır. NMÖY kullanımına odaklanılan 6-aylık öğretim deneyine 19 ortaokul öğrencisi katılmıştır. Bu araştırmanın bulguları NMÖY'nin sekizinci sınıfta olan katılımcı öğrencilerinin niceliksel muhakemelerini güçlendirdiğini göstermiştir. Ayrıca, bu öğrenme ortamında sekizinci sınıf öğrencilerinin niceliksel muhakemelerinin güçlenmesi dolaylı olarak bu öğrencilerin matematik okuryazarlıklarını desteklemiştir. Bu araştırmanın kayda değer sonucu öğretimsel müdaheleye (NMÖY) dayalı olarak katılımcı öğrencilerin düşünme yollarının arzu edilmeyenden arzu edilene doğru değişim göstermesidir. Buna ek olarak NMÖY, problem çözme davranışlarında arzu edilen değişime neden olmuştur. Çünkü bu öğrenme ortamında kural koyucu davranış ve çözüm odaklı problem çözme davranışlarından niceliksel muhakeme odaklı davranışa doğru göze çarpan bir meyil/hareket görülmüştür. Bu sonuçlar niceliksel muhakeme öğretimi yaklaşımının doğası gereği ortaokul öğrencilerini gerçek yaşam bağlamlarındaki matematik okuryazarlığı problemlerini yorumlamaya, açıklamaya, analiz etmeye ve çözmeye ittiğini önermektedir. Anahtar Sözcükler: DNR çerçevesi, Düşünme yolları, Matematik okuryazarlığı,Niceliksel muhakeme, Ortaokul.
Sosyal bilimler öğretim yöntemlerinin eleştirici düşünme gücünün gelişmesindeki rolü
Mesnevi'de üst düzey düşünme becerilerinin geliştirilmesi için faydalanılabilecek metaforların incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Mesnevi'de üst düzey düşünme becerilerinin geliştirilmesi için faydalanabilecek metaforların incelenmesidir. Araştırmada; üst düzey düşünme becerileri olarak; eleştirel düşünme, yaratıcılık ve yaratıcı düşünme, problem çözme, karar verme ve üstbiliş becerileri esas alınmıştır. Esas alınan becerilerin geliştirilmesinde kullanılan stratejiler: ?Eleştirel Düşünme Stratejileri?, ?Yaratıcılığı Geliştirmek İçin 25 Yol?, ?Genel Sorun Çözme Stratejileri?, ?Karar Verme Stilleri?, ?Karar Verme Stratejileri? ve ?Üstbiliş Stratejileri? şeklinde alanyazından seçilmiştir. Daha sonra; 4017 beyitten oluşan Mesnevi'nin I. Cildi üzerinde Çağdaş Metafor Teorisi ve Metafor Belirleme Usulü (MBU) yöntemlerine uygun olarak metafor belirleme işlemleri yapılmıştır. Metafor sayısını sınırlamak amacıyla ?Metinler arası Tutarlılık? da aranmıştır. Yapılan çalışmaların sonucunda 119 metaforda karar kılınmıştır. Metaforların hedef alanları belirlenmiş, dilsel metaforlar / metaforik dilsel ifadeleri yazılmıştır. Bu aşamadan sonra; 119 metaforun her biri üst düzey düşünme becerileri açısından değerlendirilmiş ve metafor kullanımı nedeniyle ortaya çıktığı ve kullanıldığı varsayılan stratejiler tespit edilmiştir. Metaforların stratejilerin ortaya çıkması ve kullanılmasında varsayılan etkisi, bağlantı ifadeleri ile gösterilmiştir. Sonuç olarak; Mesnevide yer alan metaforları kullanarak üst düzey düşünme becerilerinin geliştirilebileceğini doğrulayan bulgulara ulaşılmıştır. Ayrıca, bulgular bağlamında, Mesnevi'nin bu amaçla nasıl kullanılabileceği konusunda bazı öngörülerde ve eğitimcilere yönelik bazı önerilerde de bulunulmuştur.
Resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan eğitim personelinin düşünme stilleri ile denetim odakları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı; Okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan eğitim personelinin düşünme stilleri ile denetim odağı özellikleri arasında ilişki ve okul öncesi eğitim personeline ilişkin sosyo-demografik değişkenlerle düşünme stilleri ile denetim odağı özellikleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır.İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmanın evrenini, 2008?2009 öğretim yılında İstanbul ili Anadolu Yakasından random olarak seçilen Kadıköy, Üsküdar ve Pendik ilçelerinde resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan 600 okul öncesi eğitim personelinden oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Kadıköy, Üsküdar ve Pendik İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri'ne bağlı okulöncesi eğitim kurumları arasından basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen 60 okulöncesi eğitim kurumunda görevli 230 okul öncesi eğitim personeli yanıtları üzerinden yapılmıştır.Araştırmada kullanılan Denetim Odağı Ölçeği, Rotter tarafından geliştirilmiştir. Rotter'ın Denetim Odağı Ölçeğini Türkçeye İhsan Dağ uyarlamıştır.Sternberg-Wagner Düşünme Stilleri Ölçeği, Zihinsel Benlik-Yönetimi Kuramı'nın öngörüleri doğrultusunda geliştirilmiştir. Ölçek Türkiye'de ilk kez Buluş (2006) tarafından Türkçe'ye uyarlanmıştır.Araştırma verilerinin istatistiksel analizleri ?SPSS 11,5? programı kullanılarak, araştırmacı tarafından bilgisayar ortamında yapılmıştır. Araştırma verilerinin analizleri sonucunda elde edilen bulgulara tablolar halinde verilmiştir.Anahtar Sözcükler: Denetim Odağı, Düşünme Stilleri, Okul Öncesi Eğitim
Anasınıfına devam eden çocuklara zihinsel düşünme becerilerinin kazandırılmasında yaratıcı drama çalışmalarının etkisinin incelenmesi
Okul öncesi dönemde gelişim alanlarının birbiriyle ilişkisi oldukça fazladır ve çocuğun gelişiminin desteklenmesi büyük önem arz etmektedir. Diğer gelişim alanlarıyla yakından ilişkili olan bilişsel gelişimde yaşanan bir sorun normal gelişim sürecini, sosyal ve duygusal gelişimi olumsuz etkilemektedir. Bilişsel beceriler olumlu sosyal davranışların görülmesinde büyük katkıda bulunmaktadır. Zihin kuramının gelişimi bireyin sosyal ve bilişsel gelişiminin bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Zihin kuramı becerilerini edinmiş olmak, kişinin, kendisinin ve ötekilerin istek, niyet, kanı gibi zihinsel durumlarını anlayabilme; zihinsel olarak bunları temsil edebilme ve diğer kişilerin kendisinden farklı bir zihne sahip olduğunu fark edebilme yetilerine sahip olmasını ifade eder. Zihin kuramı becerilerine ilişkin alan yazında bulunan çalışmaların oldukça sınırlı olduğu görülmektedir. Drama eğitimi ile zihin kuramı becerilerinin birlikte ele alındığı çalışmalar literatürde yok denecek kadar azdır. Bu nedenle araştırmada çocukların farklı bilgi ve beceriler edinmesine önemli katkıları bulunan drama eğitiminin çocuklara zihinsel düşünme becerilerinin kazandırılmasına etkisini incelemek amaçlanmaktadır. Bu amacı gerçekleştirmek için deneysel yöntem kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" ile anasınıfı çocuklarının zihinsel düşünme becerilerini ölçmek için Zihin Kuramı Ölçeği kullanılmıştır. Ölçek uygulayıcı tarafından çocuk ile yüz yüze uygulanarak ön test- son test- izleme testi olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara ili Çankaya ilçesinde okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 15 deney, 15 kontrol grubuna dahil olan toplam 30 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmanın sonucunda drama eğitimi alan çocuklarda zihin kuramı becerilerini ölçen beş alt boyutta anlamlı farklılaşma belirlenmiştir. Bu durum verilen drama eğitiminin anasınıfına devam eden çocukların zihinsel becerileri üzerinde olumlu etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuk, drama, yaratıcı, zihinsel beceri, zihin kuramı.
Kur'an-ı Kerim'de eleştirel düşünme eğitimi ve ortaöğretim DKAB öğretim programları üzerine bir değerlendirme
Bilgi çağı olan günümüzde, bireylerin eğitim ve öğretim faaliyetlerinde bilgi depolayıcısı değil, bilgiyi keşfeden ve keşfettiği bilgilerle yeni bilgilere ulaşabilen bireyler olarak yetiştirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bireylerin eğitim faaliyetlerinde, kalıcı öğrenmelerinin gerçekleştirilebilmesi için, sürece aktif olarak dâhil olmaları gerekmektedir. Din eğitimi açısından, bireylerin düşünme becerilerine sahip olarak yetiştirilebilmeleri amacıyla gerçekleştirilecek eğitim ve öğretim metotlarının belirlenmesi noktasında Kur'an'ın rehberliğine ihtiyaç duyulmaktadır. Din eğitiminde, sorgulayan, araştıran, doğru bilgiye ulaşmaya çalışan bireylerin yetiştirilmesi amacıyla Kur'an'ı Kerim'de eleştirel düşünme becerileri ve eğitimi bu araştırmanın temel konusudur. Araştırmada model olarak literatür taraması kullanılmaktadır. Tarama modeliyle elde edilen veriler, doküman analizi yöntemiyle, kavramların incelenmesi, İslam'da eleştirel düşünme, Kur'an'ın eleştirel düşünme yöntemi ve bu yöntemlerin, günümüzde din eğitiminde ne ölçüde kullanıldığı konularında ele alınmaktadır. Nitel içerik analizi yapılarak, Kur'an'da ve din eğitimi kaynaklarında yer alan düşünme becerilerine değinilmektedir. Eleştirel düşünme becerilerinin din eğitimi faaliyetlerinde kullanılmasının önemi ortaya konulmakta ve Ortaöğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Öğretim Programı, bu yöntemler açısından incelenmektedir. Bu inceleme neticesinde Ortaöğretim DKAB öğretim programında eleştirel düşünme eğitimi metotları noktasında eksikliklerin yer aldığı görülmektedir. Yapılan araştırmalar sonucunda eleştirel düşünme becerisinin din öğretiminde sürece aktif olarak dahil edilmesinin hem eğitimciler hem de öğrenciler için vazgeçilmez olduğu ortaya konulmaktadır. Her sınıf ve kademede her derste eleştirel düşünme becerilerini geliştiren bir din öğretiminin hedeflenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Theodor W. Adorno'da metafizik problemi
Bu tezin amacı, Adorno'nun düşünme biçimi ile oluşan metafiziği ortaya koymaktır. Tezin birinci bölümü metafizik kavramı hakkında bir fikir edinebilmek adına hazırlanmıştır. İkinci bölüm, Adorno'nun düşünme biçiminin oluştuğu dönem ve buna etki eden çevre hakkında bilgi edinmek için oluşturulmuştur. Üçüncü bölüm Adorno'nun eleştirileri doğrultusunda başlıca metafizik problemleri incelenmiştir. Aristoteles, Descartes, Locke, Bacon, Kant, Hegel, Husserl ve Heidegger gibi metafizik konusunda başlıca filozofların görüşleri incelenmiştir. Düşünme tarihinde, metafizik ile düşünme biçimi arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Gerçeklik ile metafizik arasındaki ilişki ortaya koyulmuştur. Dördüncü bölümde Adorno'nun düşünme biçiminin nasıl olduğu ortaya koyulmuştur. Eleştiri ile eleştirel düşünme arasındaki farkın önemi ele alınmıştır. Negatif diyalektik kavramının, eleştirel düşünme ile ilişkisi incelenmiştir. Adorno'nun düşünme biçiminde yeniden anlamlandırılan kavramlar üzerinde durulmuştur. Sonuç bölümünde, Adorno'nun düşünme biçimin ile oluşan metafizik ortaya konulmaya çalışılacaktır.
İbn Sînâ'nın akıl teorisi
İbn Sînâ felsefesinde âlem, ay üstü ve ay altı olmak üzere iki kısımda değerlendirilir. Ay üstü âlemdeki varlık grubunu Tanrı, göksel akıllar ve göksel küreler ile nefisleri oluşturur. Ay altı âlemdeki varlıklar ise unsurlardan oluşan cisimler, bitkiler ve hayvanlar olarak tasnif edilir. İbn Sînâ'nın felsefî sisteminde insan, ay altı âlemdeki varlık hiyerarşisinin en üst basamağında bulunur. İnsan, bu yetkin konumunu nefsinin akli bir varlık oluşuna borçludur. Filozof, yalnızca insana atfettiği akleden insani nefsi, kuvveleri ve yetkinlikleri olan bir cevher olarak tavsif eder. Bu bağlamda insani nefsin güçlerini, en temelde pratik akıl ve teorik akıl olarak iki kısımda değerlendirir. Pratik akıl, insanın davranış boyutuna dair fiillerini kapsarken; teorik akıl, insanın bilgisel süreçlerle ilgili faaliyetlerini içine alır. Teorik akıl da faal akılda bulunan akledilirlerle olan ilişkisine göre heyulani akıl, bilmeleke akıl, bilfiil akıl ve müstefâd akıl olmak üzere dört kısımda ele alınır. Bunların yanında peygambere özgü olan kutsî akıl da heyulani akıl ve bilmeleke akılla ilişkili olarak incelenir. İnsani nefsin bilme yönüne dair bu derecelendirme aynı zamanda teorik aklın yetkinlik durumunu da ifade eder. İnsanın yeryüzündeki gayesi müstefâd akıl derecesine ulaşmaktır. İnsanın bu amacı gerçekleştirebilmesi için sezginin yanında duyusal güçlerin etkisinden kurtularak düşünme gücünü işlevsel olarak kullanması gerekir. İnsan, sezgi ve düşünme gücünü kullanması sonucunda faal akılla ittisal eder. Faal akılla ittisalin anlamı ise orta terimleri ihtiva eden akledilirlerin faal akıl tarafından nefse feyz edilmesidir. Bu feyizler sayesinde insan, gayesi olan müstefâd akla ulaşır. Bu çerçevede araştırmanın amacı İbn Sînâ'nın akıl teorisini ortaya koymaktır. Anahtar Kelimeler: Akıl, Düşünme, Faal Akıl, İbn Sînâ, İslam Felsefesi, Sezgi
Öğretmen adaylarının zihinsel stil tercihlerinin (Düşünme stillerinin)incelenmesi
Zihinsel stil, alan yazında öne sürülen bütün stil yapılarının anlamını içine alan genel bir kavram olarak kullanılmaktadır. Zihinsel Stiller Sternberg (1997) tarafından geliştirilen Zihinsel Öz-Yönetim Kuramına dayandırılmaktadır. Bu kuramın ayırt edici özellikleri şöyle sıralanabilir, stiller tek boyut altında değil, beş farklı boyut altında toplanmıştır, tanımlanan stiller kendi içlerinde iki zıt kutba ayrılmak yerine süreklilik biçiminde algılanır, hiçbir stil iyi ya da kötü değildir, her birey için tek bir stil tanımlanmaz, stil profili çıkarılır (Zhang, 2001, 548). Bu araştırmanın amacı öğretmen adaylarının zihinsel stillerinin bir öğretim yarıyılı içinde farklılaşma durumunu ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada şu sorulara yanıt aranmıştır: (1) Öğretmen adaylarının zihinsel stilleri arasında (a) cinsiyet (b) akademik disiplin ve (c) sınıf düzeyine göre istatistiksel olarak anlamlı fark var mıdır (2) Öğretmen adaylarının zihinsel stilleri arasında bir öğretim yarıyılı içinde istatistiksel olarak anlamlı fark var mıdır (3) Öğretmen adaylarının zihinsel stilleri arasında bir öğretim yarıyılı içinde (a) cinsiyet (b) akademik disiplin ve (c) sınıf düzeyine göre anlamlı fark var mıdır? (4) Farklı yöntemlerle öğrenim gören öğretmen adaylarının zihinsel stilleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark var mıdır Araştımada üç farklı ölçme aracı kullanılmıştır. Bunlardan ilki Kişisel Bilgi Formu?dur. Stillerin ölçülmesinde Sternberg ve Wagner tarafından geliştirilen Düşünme Stilleri Ölçeği kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının lisans eğitimleri süresince kullanılan yöntemlerin belirlenmesinde ise araştırmacı tarafından geliştirilen Yöntem Belirleme Ölçeği kullanılmıştır. Düşünme Stilleri Ölçeği bir öğretim yarıyılının başında ve sonunda farklı bölümlerde öğrenim gören 794 öğretmen adayına uygulanmıştır. Yapılan analizler ile I. ve II. uygulama sonuçları incelendiğinde ayrıntısal alt ölçeği dışındaki tüm alt ölçeklerde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu sonuç, öğretmen adaylarının zihinsel stil tercihlerinin bir öğretim yarıyılı içinde değişebileceğini göstermektedir. Ayrıca öğretmen adaylarının zihinsel stil tercihlerinin cinsiyet, akademik disiplin, sınıf düzeyi ve kullanılan yönteme göre de farklılaştığı bulgulanmıştır.
An investigation on the relationship between prospective teachers' early teacher identity and their need for cognition
Identifying pre-service teachers' need for cognition and their pre-service teacher identities may guide the explanations on teacher development, and investigating the relationship between them can reveal important implications vital for classroom practice in teacher education institutions. Therefore, this study investigated the relationship between pre-service teachers' early teacher identity and their need for cognition. It was also intended to investigate whether there is a relationship between pre-service teachers' early teacher identity, need for cognition and their gender, GPA, study year, department, schooling background, and teaching experience. The research data was collected with the selection of the sample which consists of 449 students studying at Gaziantep Education Faculty (Departments of English Language Teaching, Turkish Language Teaching, Primary School Teaching, and Mathematics Teaching at Primary Education) in 2013-2014, Spring Term. "Early Teacher Identity Measure (ETIM)" (Friesen & Besley, 2013), adapted to Turkish by the researcher, was used to measure pre-service teacher identities of teacher candidates. The data related to the need for cognition were collected by "Need For Cognition Scale (NFCS)" (Cacioppo & Petty, 1982; adapted to Turkish by Gülgöz & Sadowski, 1996), the data related to attitudes towards teaching profession were collected by using "Attitude towards Teaching Profession Scale (ATPS)" (Çetin, 2006) and lastly, the data related to the personal information of the students were gathered by "Personal Information Form" which was designed by the researcher. The raw data obtained from the scales were analysed by using SPSS 20 and LISREL 8.1. After completing all necessary translation and linguistic equivalence processes in a proper scale adaptation study, confirmatory and exploratory factor analyses were conducted in order to investigate ETIM's psychometric properties. The other adaptation analyses included the split-half reliability coefficient and the test-retest reliability of the scale, item discrimination analysis calculated through a comparison between the top and bottom 27% groups, and criterion validity analysis. All these analyses revealed that the adapted version of ETIM meets all the requirements of an adapted scale in another culture, and the total score can be used as 'ETIM score'. As a second important step, the relationship between early teacher identity and need for cognition was investigated through a Pearson Product Moment Correlation, and it was found that early teacher identity and need for cognition are two separate but related constructs (r= .62, p<.01). This means that as the level of need for cognition increases, the participants' early teacher identity scores increase. Lastly, the analyses on the demographic variables were conducted via Pearson Product Moment Correlation, independent samples t-test, one-way ANOVA, and Mann-Whitney U Test, and results revealed important results supported by the literature. Key words: Identity, Professional identity, Teacher identity, Early teacher identity,Construction of pre-service teacher identity, Need for Cognition, Teacher Cognition
Sınıf öğretmenleri ve sınıf öğretmeni adaylarının yansıtıcı düşünme eğilimlerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmada sınıf öğretmenleri ve sınıf öğretmeni adaylarının yansıtıcı düşünme eğilimlerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada nicel araştırma desenlerinden genel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi, 2016-2017 öğretim yılında Gaziantep ilinde görev yapan 299 sınıf öğretmeni ve Gaziantep' te öğrenim gören 3. ve 4. sınıf 120 sınıf öğretmen adayından oluşmaktadır. Semerci (2007) tarafından geliştirilen 'Yansıtıcı Düşünme Eğilimi' ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formlarında sınıf öğretmenleri ve sınıf öğretmen adayları için iki farklı demografik bilgi formu yer almaktatır. Verilerin analizi için betimsel istatistiklerle birlikte karşılaştırma testlerinde parametrik veya non-parametrik testlerden hangilerinin kullanılacağını belirlemek amacıyla normallik sınaması yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi LSD testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, sınıf öğretmen adayları ve sınıf öğretmenlerinin yansıtıcı düşünme eğilimine ilişkin görüşlerinde cinsiyet ve büyüdüğü yerleşim yerleri açısından anlamlı olarak farklılaştığı tespit edilmiştir. Sınıf öğretmen adaylarının yansıtıcı düşünme eğilimleride not ortamalaması, anne ve baba öğrenim düzeyleri değişkenleri açısından anlamlı farklılık bulunmadığı tespit edilmiştir. Araştırmada ayrıca, Sınıf öğretmenlerinin yansıtıcı düşünme eğilimlerinin mezuniyet not ortalaması, mezun olunan okul türü, öğrenim düzeyi ve kıdem değişkenleri açısından da anlamlı olarak farklılışmadığı belirlenmiştir.
An Identification and description of the reading strategies used by freshmen students through think-aloud protocols
ABSTRACT This study explored the processes involved in a reader's mind while searching for meaning through think-aloud protocols. In think-aloud procedure, subjects verbalize their thoughts during the solution of a task. The reason for using think-aloud protocols in this study was to determine the reading strategies of the participants. In doing so, the study was mainly concerned with identifying and describing reading strategies used by Freshmen students at the ELT Department, Faculty of Education, Çukurova University. A total of twenty freshmen students- ten of whom were exempted from the preparatory class and ten prep-studied were gathered into two different groups accordingly. These students were randomly chosen among those whose reading section scores of the proficiency exam were similar. At the beginning of the academic year, these two groups of readers were asked to read an authentic text and report their thinking and understanding while reading. Immediately after the think-aloud process, the subjects were asked to answer ten multiple choice questions in order to help the researcher to gain insight about the information comprehended by the participants. The verbalisations of the participants during the think-aloud process were audio-taped, and subsequently transcribed. In order to analyse the collected data, the researcher developed a taxonomy based on the reading strategies of the twenty participants. This research characterised 51 different strategies which were studied under five main categories, pre-reading, vocabulary, comprehension-gathering, comprehension-monitoring andevaluation. The results of this study indicate that exempted participants used much more strategies in terms of type and nature when compared with prep-studied participants. While there was no particular evidence indicating a significant difference between the two groups related to the frequency of the employed strategies which were identified throughout this research, with reference to means and standard deviations, more participants in Group B were found to be consistent related to that matter. Regarding the performance level of the participants in the multiple choice test, this study also revealed some of the strategies which successful participants had a tendency to use.
Adana ili merkez ilçelerindeki resmi genel liselerde coğrafya öğretiminin coğrafi düşünme becerileri açısından değerlendirilmesi
Bilim, teknoloji ve iletişimin hızla gelişmesiyle birlikte coğrafya öğretiminde yaklaşımlar da değişmektedir. Coğrafi olayların nedenini araştırmayı kendine konu edinene coğrafya bilimi, okullarda kalıp bilgiler veren, olayların nedeni üzerinde durmayan bir ders olarak verilmektedir. Öğrenciler, coğrafi düşünme becerilerine sahip olmaları ve dolayısıyla da olayların "neden ve niçin"ini anlayabilmeleri önemlidir. Eğitim sistemimizin ve toplumun bir ihtiyacı olarak bilgi üreten ve düşünen bireylerin yetiştirilmesi gereklidir. Bu çalışma, resmi, genel lise öğretmenlerinin coğrafi düşünme becerilerini öğrencilere ne düzeyde kazandırdıklarım ortaya koymak amacıyla yapılmış tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini Adana İli, Seyhan ve Yüreğir Merkez İlçeleri'nde bulunan resmi genel liselerde görev yapan 78 öğretmen oluşturmuştur. Bu evren içerisinden tesadüfi olarak seçilen altı okuldaki lise ikinci sınıf öğrencilerinden 220 öğrenciye anket uygulanmıştır. Anket uygulanan bu öğrencilerin coğrafya dersine giren 16 coğrafya öğretmeniyle görüşme yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde öncelikle yüzde, frekans ve aritmetik ortalama dağılımları kullanılarak analiz edilmiştir. Coğrafi düşünme becerilerinin kazandırılmasına yönelik öğretmen ve öğrenci görüşleri arasında anlamlı farklılık olup olmadığım belirlemek amacıyla bağımsız gruplar t testi yapılmıştır. Daha sonra anketten elde edilen nicel veriler görüşme sırasında elde edilen nitel verilerle desteklenerek "bulgular ve yorum" bölümüne yazılmıştır.n Araştırma sonucunda öğretmenlerin coğrafi düşünme becerilerini "bazen", öğrenci görüşlerine göre "seyrek" olarak kazandırdıkları ortaya çıkmıştır. Öğretmen ve öğrenci görüşlerine göre en fazla kullanılan beceri "coğrafi soru sorma" becerisi olduğu belirlenmiştir. Coğrafi düşünme becerilerinin kazandırılıp kazandırılmadığı konusunda öğretmen ve öğrenci görüşleri arasında anlamlı farklılık olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler1: Coğrafi Düşünme, Coğrafya Öğretimi, Coğrafya ve Uygulaması, Orta Öğretim, Düşünme Becerileri