Emzirme

Bu konu başlığı altında 182 tez

Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Kadınların anne sütü ve emzirme hakkında bilgi düzeyleri ve tutumları

Anne sütü yenidoğanın sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için gerekli tüm besin ihtiyacını karşılayan biyoyararlılık açısından en uygun, sindirimi rahat, doğal ve mucizevi bir besin kaynağıdır. DSÖ, doğum sonrası en kısa sürede anne sütü ile beslenmenin başlamasını, yaşamın ilk 6 aylık döneminde sadece anne sütü ile beslenmeyi sonrasında 2 yıl anne sütüne devam edilmesini önermektedir. Bu çalışmada aile hekimliği polikliniğine başvuran anne ve anne adaylarının, anne sütü ve emzirme hakkındaki bilgi düzeylerini ve tutumlarını değerlendirmeyi amaçladık. Çalışmamızın katılımcıları Haziran-Aralık 2021 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi Aile Hekimliği Polikliniğine başvuran anne ya da anne adayı olan gönüllü erişkinlerdir (n=264). Çalışmamız tanımlayıcı tipte kesitsel bir çalışmadır. Veriler literatür araştırması sonucu tarafımızca hazırlanan anket ile toplanmıştır. Araştırmada verilerin analizinde, SPSS 24.0 programı ile frekans ve yüzde analizlerine ek olarak "Mann-Whitney U" ve "Kruskal-Wallis H" testlerinden yararlanılmıştır. Çalışmamızda anne sütü ve emzirme bilgi düzeyi 100 üzerinden ortalama 71,61 olarak bulunmuştur. Yüksek eğitim düzeyindekilerin bilgi düzeyleri düşük eğitim düzeyindekilere göre, çalışan kadınların bilgi düzeyleri ev hanımı olanlara göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0.05). Eşi yüksek eğitim düzeyinde olanların bilgi düzeyleri eşi düşük eğitim düzeyindekilere göre, ailesinin geliri >6000 TL olanların bilgi düzeyleri, <3000 TL ve 3000-6000 TL olanlara göre anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır (p<0.05). Çalışmamızda katılımcıların %24,2'si 0-6 ay, %21,6'sı 6-12 ay, %43,6'sı 12-24 ay ve %10,6'sı 24 aydan daha uzun süre ile bebeklerini emzirmişlerdir. 0-6 ay emzirenlerin ağırlıklı olarak yüksek eğitim düzeyinde, 6-12 ve >12 ay emzirenlerin ise ağırlıklı olarak düşük eğitim düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Çalışmamızda aile hekimliği birimlerinden anne sütü ve emzirme danışmanlığı alanların oranı %67,4'dür. Katılımcılar sağlık profesyonelleri haricinde anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi kaynağı olarak %29,9'u sosyal medya, internet, televizyon programlarından; %40,2'si kitap, dergi ve broşürlerden; %56,8'i çevresindeki tecrübeli insanlardan faydalanmıştır. Sonuç olarak; anne sütü ve emzirme eğitimleri sağlık profesyonelleri tarafından yüz yüze ve uygulamalı olarak, sosyoekonomik düzey fark etmeksizin tüm bireylere hitap edecek şekilde ve teknolojik imkanlardan olabildiğince faydalanılarak verilmelidir. Bu konuda birinci basamak aile sağlığı merkezlerinin etkinlikleri arttırılmalı, anne ve adaylarının tümüne ulaşılması hedeflenmelidir.

Anne sütüBilgi düzeyiEmzirme+2
Tansu Gözütok
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Anne sütü alım süresi ve kesilme zamanını etkileyen faktörler

Anne sütü ve emzirme; sağlıklı büyüme ve gelişme, dengeli ve yeterli beslenme, psikososyal gelişim ve ekonomik boyut açısından oldukça önemlidir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tüm bebeklerin ilk 6 ay SAS ile beslenmesini, 6. aydan itibaren ise anne sütüne ek olarak besin değeri yüksek ek gıdalara başlanmasını ve en az 2 yaşına kadar anne sütü ile beslenmenin devam edilmesini önermektedir. Araştırmamız 5 yaş ve altı çocukların anneleri veya bakım verenleriyle anket uygulanan kesitsel tipte bir çalışmadır. Bu çalışma Ekim 2021 – Aralık 2021 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Poliklinikleri'ne başvuran 5 yaş ve altı 400 çocuk üzerinde yapıldı. Yaptığımız çalışmaya göre; sezaryen ile doğum, erken doğum ve düşük doğum ağırlığı, ilk 6 ay SAS ile beslenme ve toplam anne sütü alma sürelerini olumsuz etkilemektedir. Annenin doğum öncesi emzirme eğitimi almış olması çocuklarını daha uzun süre emzirmelerini sağlamaktadır. Annenin çalışıyor olması, eğitim durumu ve anne sütü hakkındaki bilgi seviyesinin yüksek olmasının, çocuklarını ilk 6 ay SAS ile besleme ve toplam emzirme sürelerini arttırdığı saptanmıştır. Diğer çocuğunu emziren annelerin sonraki çocuklarını daha uzun süre SAS ile besledikleri; annenin kronik bir hastalığa sahip olmasının ise SAS ile beslenme süresine etki etmezken toplam anne sütü alma süresini kısalttığı saptanmıştır. Annenin sigara kullanıyor olması ve doğum sonrası duygu durum bozukluğu yaşaması ise emzirme süresi ile ilişkisiz bulunmuştur. Babanın eğitim durumu ve hane halkının toplam gelirinin yüksek olması da çocukların ilk 6 ay SAS alma ve toplam anne sütü alma süresine olumlu etki etmektedir. Sonuç olarak; çocukların anne sütü ile beslenmesi arttırmak için annelere gerekli eğitim ve desteğin verilmesi ile birlikte toplumun bu konudaki bilinç düzeyini arttıracak çalışmalar yapılmalıdır.

Anne sütüAnnelerBebek beslenmesi+2
Gözde Yıldırım Çelik
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Primipar gebelerin prenatal bağlanma düzeylerinin emzirme beklentileri ve emzirme öz yeterliliğine etkisi

Prenatal dönem fertilizasyondan doğumun başlangıcına kadar olan süreci kapsamaktadır. Bu süreçte anne ve fetüs birtakım gelişmelere adapte olmaya çalışır. Doğum sonrası süreçte anne-bebek bağlanmasının ve emzirmenin sürdürülmesi oldukça önemlidir. Araştırma, primipar gebelerin prenatal bağlanma düzeylerinin emzirme beklentileri ve emzirme öz yeterliliğine etkisini incelemek amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte yapılmıştır. Araştırma Nisan-Aralık 2024 tarihleri arasında Tarsus Devlet Hastanesi kadın hastalıkları ve doğum polikliniğine başvuran 370 primipar gebe ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Prenatal Emzirme Öz Yeterlilik Ölçeği (PEÖYÖ), Prenatal Bağlanma Ölçeği (PBÖ) ve Emzirme Beklentileri Ölçeği (EBÖ-A) kullanılmıştır. Veriler uygun istatistiksel paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Emzirme Beklenti Ölçeği toplam puan ortalaması 18,57±5,37, Prenatal Emzirme Öz Yeterlilik Ölçeği toplam puan ortalaması 82,96±7,58, Prenatal Bağlanma Ölçeği puan ortalaması 64,40±7,59 olarak bulunmuştur. Emzirme Beklenti ölçeği toplamı ile Prenatal Emzirme Öz Yeterlilik Ölçeği toplamı arasında negatif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Emzirme Beklenti Ölçeği toplamı ile Prenatal Bağlanma Ölçeği arasında negatif yönlü zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Prenatal Emzirme Öz Yeterlilik Ölçeği toplamı ile Prenatal Bağlanma Ölçeği arasında anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Araştırma sonucunda; gebelerin emzirme öz yeterlilikleri ve bağlanma düzeyleri arttıkça emzirme beklentileri olumlu yönde artmaktadır. Anahtar kelimeler: ebe, emzirme, gebe, prenatal bağlanma, öz yeterlilik

EmzirmeGebelik
Aybeniz Serin
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gebelerde emzirme öz yeterliliği ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi

Bu çalışma gebelerde emzirme öz-yeterliliğini incelemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel türde bir araştırmadır. Araştırma Gaziantep'te bulunan SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniklerine başvuran gebeler üzerinde yapılmıştır. Araştırma Ekim 2019 - Haziran 2020 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın verileri Ekim 2019 - Mart 2020 tarihleri arasında toplanmıştır. Çalışmanın örneklemini SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvuran başvuran 330 gebe oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu" ve "Prenatal (Doğum Öncesi) Emzirme Öz Yeterliliği Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 23 paket programı kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı ve yüzde değerleri ile, aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi ve tek yönlü ANOVA testi kullanılmıştır. Çalışmada gebelerin yaklaşık %70'nin 30 yaşın altında olduğu tespit edilmiştir. Gebelerin yaklaşık yarısının üniversite ve üzerinde, %82.7'sinin ise orta öğretim ve üzerinde bir eğitiminin olduğu görülmüştür. Gebelerin emzirme öz-yeterlilik algılarının ortanın üzerinde olduğu saptanmıştır. Gebelerin eğitim düzeyinin, yaşlarının, gebelik sayısının ve aylık gelir durumunun emzirme öz-yeterliliğini etkilediği belirlenmiştir. Üniversite ve üzeri eğitim alan, 30-34 yaş grubunda ve 2. gebeliği olan, aylık geliri aylık giderinden fazla olan gebelerin emzirme öz-yeterliliklerinin diğerlerinden yüksek olduğu saptanmıştır. Genç yaştaki gebeler ile eğitim ve gelir düzeyi düşük olan gebeler öncelikli olmak üzere, tüm gebelere emzirme öz-yeterliliklerinin arttırılması konusunda eğitim verilmesi önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gebe, Anne Sütü, Emzirme, Öz-Yeterlilik, Emzirme Öz-Yeterliliği

Anne sütüEmzirmeGebelik+1
Tuğba Konukoğlu
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

0-12 aylık bebeği olan ve emziren annelerin anne sütü bankası ile ilgili görüşlerinin belirlenmesi

Bu çalışma 0-12 aylık bebeği olan ve emziren annelerin anne sütü bankası ile ilgili görüşlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel türde bir araştırmadır. Araştırma Mersin Şehir Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği ile Çocuk Polikliniği'ne başvuran, 0-12 aylık bebeği olan ve emziren anneler üzerinde Ekim 2021-Eylül 2022 tarihleri arasında yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini belirtilen polikliniklere başvuran ve çalışmaya katılmaya gönüllü olan 160 anne oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında "Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "Anne Sütü Bankasına İlişkin Görüşler Formu" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı ve yüzdelik değerleri ile ki-kare testi kullanılmıştır. Çalışmada annelerin %55,0'ının 20-29 yaş grubunda olduğu, %50,0'ının ortaokul veya lise düzeyinde eğitime sahip olduğu, %90,0'ının çalışmadığı, %60,6'sının gelirinin giderden az olduğu tespit edilmiştir. Annelerin anne sütü bankası kurulması ile ilgili görüşlerinin çoğunlukla olumlu olduğu, anne sütü bankalarının Sağlık Bakanlığı tarafından işletilmesini doğru buldukları, kurulan anne sütü bankalarının ilerleyen dönemlerde ticari kuruluşlar halini alabileceğine inandıkları ve süt bankasından beslenen bebeklerin ilerleyen zamanlarda evlenmelerinin uygun olmadığı görüşlerinin baskın olduğu belirlenmiştir. Annelerin anne sütü bankası ile ilgili görüşlerini, yaşının, eğitim düzeyinin ve gelir düzeyinin etkilediği, yaşayan çocuk sayısının etkilemediği tespit edilmiştir. Toplumun anne sütü bankası ile ilgili bilgi eksikliğinin ve endişelerinin giderilmesi için kitle iletişim araçları aracılığı ile Sağlık Bakanlığı destekli topluma yönelik eğitimlerin yapılması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: 0-12 Aylık Bebek; Emzirme; Anne Sütü; Anne Sütü Bankası; Hemşirelik.

Ana-çocuk hemşireliğiAnne sütüBebek beslenmesi+5
Demet Özer
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Samsun ilinde çalışan aile hekimlerinin emzirme dönemindeki annelerde ilaç kullanımı ile ilişkili bilgi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışma, Samsun ilinde görev yapan aile hekimlerinin emzirme dönemindeki annelerde ilaç kullanımı ile ilişkili bilgi düzeylerini, tutumlarını ve klinik pratikteki davranışlarını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu araştırma, Samsun ilindeki Aile Sağlığı Merkezleri'nde görev yapan 220 aile hekimi ile yürütülmüştür. Veriler, hekimlerin sosyodemografik özelliklerini, bilgi düzeylerini (10 soruluk test), tutumlarını, öz-yeterliklerini ve davranışlarını sorgulayan bir anket formu ile toplanmıştır. İstatistiksel analizlerde tanımlayıcı istatistikler, Ki-kare, ANOVA, Korelasyon ve Lojistik Regresyon analizi kullanılmıştır (p<0,05). Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 43,4 ± 7,8 yıl olup, %60,5'i erkek, %50,5'i pratisyen hekimdir. Bilgi testi puan ortalaması 5,9 ± 2,0 (%59 başarı) olarak bulunmuştur. Özellikle "güvenli olmayan analjezik" (Aspirin) (%70,0 yanlış), "tercih edilen antiepileptik ilaç" (%72,3 yanlış) ve "güvenli antidepresan" (%51,4 yanlış) gibi kritik konularda ciddi bilgi eksiklikleri saptanmıştır. Hekimlerin %61,4'ü LactMed® gibi kanıta dayalı veritabanlarını hiç duymamıştır. Hekimlerin %45,4'ü (bazen/sık sık/her zaman) annelere ilaç kullanmaya başlayınca emzirmeye ara vermelerini önermektedir. Aile hekimliği uzmanlarının ve SAHU asistanlarının bilgi puanları, pratisyen hekimlere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p=0,017). Yüksek bilgi düzeyine sahip olmayı en güçlü öngören faktörler uzmanlık durumu (Uzman OR=3,92) ve öz-yeterlik puanı (OR=2,76) olmuştur. Cinsiyet (p=0,41) ve çalışılan bölgenin (p=0,896) bilgi düzeyi üzerinde anlamlı bir etkisi saptanmamıştır. Sonuç: Samsun ilindeki aile hekimlerinin emzirme döneminde ilaç kullanımı konusunda bilgi düzeyleri orta seviyede olup, özellikle kritik ilaç gruplarında geliştirilmeye açıktır. Bilgi düzeyi, uzmanlık eğitimi ve hekimin kendine güveni (öz-yeterlik) ile pozitif ilişkili bulunmuştur. Güvenilir bilgi kaynaklarının (örn. LactMed®) bilinirliği ve kullanımı artırılmalı, hekimlere yönelik sürekli eğitim programları düzenlenmelidir.

Aile hekimliğiEmzirmeLaktasyon
Mustafa Tokur
Samsun Üniversity
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Annelerin çalışma durumu ve statüsüne göre emzirilmenin sürdürülmesi: TNSA verilerinin ikincil analizi

Anne sütü bebekler için en ideal besin kaynağıdır. Annenin çalışması emzirmenin sürdürülmesinde etkili faktörlerden birisi olarak bilinmektedir. Çalışan anneler iş ve annelik rollerini bir arada yürütmek durumundadır. Bu çalışma ile annelerin emzirme davranışının çalışma durumları ile ilişkisini, çalışma statüsü ve çalışma koşullarının emzirmenin sürdürülmesi üzerine olan etkisini göstermeyi amaçladık. Türkiye Nüfus Sağlık Araştırmaları (TNSA) 2008, 2013 ve 2018 verileri çalışmaya alındı. Çalışma örneklemi 15-49 yaş grubunda olup 2 yaşın altında çocuğu olan annelerin annesi ile yaşayan, son tekil gebelikten doğan çocukları olarak belirlendi. Çalışmamıza 3557 (ağırlıklandırılmış 3490) çocuk-anne çifti dahil edildi. Annenin çalışması ile emzirme arasındaki ilişkiyi bulabilmek için karmaşık örneklem çoklu lojistik regresyon analizi kullanıldı. Çalışmamızda doğu bölgesinde, refah düzeyi en düşük hanelerde, 35 yaş ve üstü, eğitimi olmayan, Kürtçe konuşan annelerde, 4 ve üstü doğum sırası olan, normal vajinal yolla doğan, 0-5 ay aralığında olan, 2500 gr ve üstünde doğan, biberon kullanmayan, evde sigara içilmeyen bebeklerde, emzime oranları anlamlı oranda yüksekti. Annelerin %35,5'i hiç çalışmamış, %18,6'sı halen çalışıyor, %45,9'u geçmişte çalışmış şu anda çalışmıyor idi. Annenin çalışması ile emzirme oranlarına bakıldığında sadece 2008 yılında çalışan annelerin emzirme oranı, hiç çalışmamış ve geçmişte çalışıp şu anda çalışmayan annelere göre anlamlı oranda düşüktü [59,5 (%95 GA:52,3-66,4)]. Diğer yıllarda ve genel toplamda annenin çalışması emzirmeyi etkilememişti. İleri analizlerde 2018 yılında endüstride çalışan anneler tarımda çalışan annelere göre [Model 0, %80 (%95 GA:0,05-0,85), Model 1 %94 (%95 GA:0,01- 0,48)] daha düşük emzirme oranına sahipti. Bu sonuçlar annenin çalışmasının emzirmeye devam etmesine engel olmadığını göstermektedir. Endüstride çalışan annelere yönelik emzirme politikaları geliştirilmelidir. Kadınlara iş hayatından kopmadan uygun koşullar sağlanarak emzirmeye devam edebilecekleri hakkında bilgilendirici eğitimler verilmelidir.

Anne sütüAnnelerEmzirme+1
Şeyma Çiçek
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sezaryen ile doğum yapan kadınlara uygulanan progresif gevşeme egzersizleri ve transkütan elektriksel sinir stimülasyonunun akut ağrı, emzirme davranışı ve konfor düzeyine etkisi; Randomize kontrollü çalışma

Dünyada ve ülkemizde uygulama sıklığı giderek artan sezaryen ile doğum, doğum sonu yaşanabilecek bir çok sorunu da beraberinde getirmektedir. Sezaryen sonrası yaşanabilecek sorunlar arasında ağrı, emzirme sorunları ve konforda azalma önemli yer tutmaktadır. Sezaryen sonrası yaşanılan sorunların azaltılmasında farmakolojik yöntemlerin yetersiz kalması ve bir çok yan etkiye sahip olması nonfarmakolojik yöntemlere yönelimi arttırmaktadır. Bu araştırma sezaryen ile doğum yapan kadınlara uygulanan progresif gevşeme egzersizleri ve Transkütan Elektriksel Sinir Stimülasyonun akut ağrı, emzirme davranışı ve konfor düzeyine etkisinin değerlendirilmesi amacıyla randomize kontrollü çalışma olarak yapılmıştır. Örneklem sayısı PASS 11 programı ile hesaplanmış ve örnekleme alınan kadınlar gruplara randomizasyon planına göre atanmıştır. TENS grubunda 30, progresif gevşeme egzersizleri grubunda 30, TENS ve progresif gevşeme egzersizlerinin birlikte uygulandığı grupta 30 ve kontrol grubunda 30 olmak üzere örneklem seçim kriterlerine uygun 120 kadın araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma, 20 Ağustos 2018-15 Nisan 2019 tarihleri arasında, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yürütülmüştür. Araştırma verileri; Veri Toplama Formu, Görsel Kıyaslama Ölçeği, LATCH Emzirme Tanılama Aracı, Emzirme Öz-Yeterlilik Kısa Form Ölçeği (Postnatal Şekli), Doğum Sonu Konfor Ölçeği ve Anne İzlem Formu aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; sayı, yüzde ve ki-kare testleri; sürekli değişkenler için ortanca, "Wilcoxon İşaret testi", "Kruskall-Wallis H testi" uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre üç müdahale grubunda da (TENS uygulanan grup, progresif gevşeme egzersizleri uygulanan grup ve TENS ve progresif gevşeme egzersizlerinin birlikte uygulandığı grup) kontrol grubuna göre sezaryen sonrası ağrının anlamlı düzeyde azaldığı, emzirme özyeterliliği ve konforun arttığı belirlenmiştir (p<0,05). Emzirme davranışı ile ilgili olarak TENS uygulanan grupta emzirme davranışı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir değişiklik olmamakla birlikte progresif gevşeme egzersizleri grubunda ve TENS ve progresif gevşeme egzersizlerinin birlikte uygulandığı grupta emzirme davranışının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha iyi olduğu saptanmıştır (p<0,05). Sonuç olarak sezaryen sonrası ağrı, emzirme sorunlarının giderilerek konforun arttırılmasında TENS ve progresif gevşeme egzersizlerinin birlikte uygulanması en etkili yöntem olmakla birlikte TENS; ağrı, emzirme özyeterlilik ve konfor üzerinde, progresif gevşeme egzersizleri ise ağrı, emzirme davranışı, emzirme özyeterlilik ve konfor üzerinde etkilidir. Araştırma sonuçlarımıza göre sezaryen sonrası TENS ve progresif gevşeme egzersizlerinin birlikte ya da ayrı ayrı uygulanmasının ağrı yönetiminde, emzirme sorunlarının giderilmesinde ve konforun arttırılmasında güvenli birer nonfarmakolojik yöntemler olarak kullanılması önerilmektedir.

AğrıDoğumEgzersiz+7
Derya Öztürk
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Emzirme eğitiminin annelerin bebeklerini besleme tutumuna, emzirme motivasyonu ve yeterliliğine etkisi

Bu çalışmanın amacı, annelere doğum sonrası verilen emzirme eğitiminin annenin bebeğini besleme tutumu, emzirme öz yeterliliği ve emzirme motivasyonu üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla tek gruplu örneklem olarak öntest ve sontest tasarımında deneysel ve karşılaştırmalı olarak yapıldı. Etik kurul ve kurum izinlerini takiben Ekim 2018-Mayıs 2019 tarihleri arasında yapıldı. Araştırmanın örneklemini Nişanca Aile Sağlığı Merkezi'nde izlemi yapılan 80 loğusa dönemindeki anneler oluşturdu. Verilerin toplanmasında eğitim öncesi ve sonrasında Kişisel Bilgi Formu, Iowa Bebek Besleme Tutumu Ölçeği, Emzirme Öz-Yeterliliği Ölçeği ve Emzirme Motivasyonu Ölçeği kullanıldı. Çalışmadaki annelere bire bir emzirme eğitimi verildi. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS 24 İstatistiksel Analiz Programında; tanımlayıcı istatistiksel analizler, karşılaştırmalarda Manwhitney U, Kruskal Wallis, Wilcoxon t testi kullanıldı. Çalışmaya katılan annelerin çoğunun 25-30 yaş (%33,8) arasında, ortaokul ve lise mezunu (%37,5), ev hanımı (%87,5), 2 yıllık evli (%38,8), eşinin lise mezunu (%55) ve işçi (%42,5) olduğu, gelirinin giderini karşılamadığı (%81,3) saptandı. Annelerin çoğunun gebeliğini istediği (%87,5), normal doğum yaptığı (%65), tamamının hastanede emzirme eğitimi aldığı, aldıkları bu eğitimin emzirmede yararlı olduğu (%62,5), doğumdan sonra ilk yarım saat içinde emzirmeye başladığı (%47,5), iki yıl süreyle emzirmeyi düşündükleri ve ASM'den aldıkları emzirme eğitiminin yararlı olduğunu (%92,5) belirttikleri saptandı. Emzirme eğitimi öncesi ve sonrası veriler arasındaki farklılığa ilişkin analiz sonuçlarına bakıldığında bebek beslenmesi tutumu, emzirme öz yeterlilik algısı ve emzirme motivasyonu alt boyutlarının eğitim sonrasında, eğitim öncesine göre istatistiksel açıdan anlamlı ve olumlu yönde farklılıkları olduğu (p<0,05), araştırmanın hipotezlerini desteklediği ve bebek beslenmesi tutumunun, emzirme öz yeterlilik algısının ve emzirme motivasyonun arttırılmasında postpartum dönemin birinci haftasında verilen emzirme eğitiminin etkili olduğu saptanmıştır.

Anne eğitimiAnnelerBebek bakımı+5
Emine Durmuş
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Prematüre bebeklerde iki farklı destekleyici yöntemin anne memesine geçiş sürecine etkisi

Araştırma 01.04.2021 – 01.11.2021 tarihleri arasında, Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi'nin Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde randomize kontrollü deneysel bir çalışma olarak gerçekleştirildi. 35 deney grubu 1 (kapla beslenen) (n=35), deney grubu 2 (emzirme ekleyicisi) (n=35) kontrol grubu (n=35) olmak üzere toplam 105 prematüre bebek araştırmaya dahil edildi. Veriler "Preterm Bebeği Tanıtıcı Bilgi Formu", "Preterm Bebek İzlem Formu" ve "LATCH Emzirme Tanılama Ölçeği" kullanılarak sorumlu araştırmacı tarafından elde edildi. 9:00, 12:00, 15:00 öğünlerinde Deney grubu 1 bebekler kap ile, Deney grubu 2 bebekler emzirme ekleyicisi ile, kontrol grubu bebekler ünitenin rutin beslenme düzenine göre beslendi. Bebeklerin emme durumları, taburculuk süresi ve emzirme başarısı araştırmacı tarafından değerlendirildi. Emzirme başarısının değerlendirilmesinde LATCH emzirme ölçeği kullanıldı. Bulgular değerlendirildiğinde; grupların LATCH puanları arasında istatistiksel düzeyde anlamlı fark olduğu (p=0,001; p<0,01) görüldü. En yüksek LATCH puanının deney 2 (emzirme ekleyicisi) grubuna (8,23±0,81), ikinci yüksek LATCH puanının deney 1 (kapla beslenen) gruba (7,23±0,49), en düşük LATCH puanının ise kontrol grubuna (7,11±0,63) ait olduğu belirlendi. Bebeklerin taburculuk süresi gruplara göre karşılaştırıldığında, en uzun hastane yatış süresinin kontrol grubuna ait olduğu (17±14,92 gün), ikinci sırada deney 1 (kapla beslenen) grubunun yer aldığı (14,52±16,82 gün), en kısa hastane yatış süresinin ise deney 2 (emzirme ekleyicisi) grubuna ait olduğu (6,14±8,99 gün) belirlendi. Sonuç: emzirme ekleyicisi kapla beslenmeye göre anne memesine geçişi kolaylaştırmakta, hastanede kalış süresini kısaltmaktadır. Emzirme ekleyicisi bebeklerin anne memesini daha başarılı emmesine katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler : Prematüre, Kapla Beslenme, Emzirme Destekleyici Sistem

Bebek beslenmesiBebek-prematürBebek-yenidoğmuş+2
Özge Uzal Mete
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yenidoğanda termoregülasyonun emzirme başarısına etkisi

Araştırma yenidoğanda termoregülasyonun emzirme başarısına etkisini incelemek amacıyla, tekrarlı değerlendirmeye dayalı randomize kontrollü deneysel nitelikte gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini, Ocak- Ekim tarihleri arasında, sağlıklı doğan, yenidoğan ve anneleri oluşturdu. Örneklemi ise örneklem seçim kriterlerine uyan, deney grubunda 40 ve kontrol grubunda 40 olmak üzere, toplam 80 anne- yenidoğan bebek alındı. Deney grubu bebekler 22-25°C oda ısısında giysileri azaltılarak (yalnız body ve alt bezi bırakılarak) emzirildi, kontrol grubu ise giysileri ile emzirildi. Veri toplama aracı olarak, Tanıtıcı Bilgi Formu, Emzirme Günlüğü ve LATCH Emzirme Tanılama Ölçeği kullanıldı. Çalışmanın deney ve kontrol grubundaki annelerin; yaş, eğitim durumu, çalışma, aile tipi, bebeğin cinsiyeti, gebelik, çocuk ve düşük sayısı, gebelikte sorun yaşama ve doğum şekline göre gruplar homojendi (p>0,05). Deney ve kontrol grubundaki annelerin; sosyodemografik, obstetrik ve emzirmeye ilişkin özelliklerine göre LATCH puan ortalamaları arasında fark yoktu (p>0,05). Annelerin bebeği kucağa alma zamanı kısaldıkça emzirme başarısı artmıştı (p<0,05). Emzirme öncesi ve emzirmeden 5 dakika sonra nabız ve vucut ısısının kontrol grubunda daha yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Emzirmeden önce ve emzirmeden 5 dk sonra deney ve kontrol grubunun SpO2 değeri arasında fark yoktu (p>0,05). Deney ve kontrol grubundaki annelerin ilk 24 saatte ve 8. günde emzirme başarısı açısından fark olmadığı belirlendi (p>0.05). Deney grubundaki yenidoğanlar kontrol grubuna göre ilk gün daha uzun süre emzirildi (p<0,05). Emzirme süresi ile LATCH puanları arasında pozitif yönlü bir ilişki bulundu (r=0,403, p<0,01). Sonuç olarak; termoregülasyon ile ilgili yapılan müdahale (giysiyi azaltma) emzirme başarısını etkilememiştir. Deney grubundaki bebekler ilk gün daha uzun süre emmiştir. İlk gün emzirme süresi artıkça emzirme başarısının arttığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Emzirme, Emzirme Başarısı, Emzirme Süresi, Termoregülasyon.

Bebek-yenidoğmuşBebeklerEmzirme+1
Tuğba Gözlüklü
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de biberon kullanımındaki değişimler ve ilişkili faktörler: TNSA 1993-2018 verilerinin ikincil analizi

Biberon kullanımının çocuk sağlığı ve emzirme üzerine birçok olumsuz etkisi bulunmaktadır. Çalışmamızda Türkiye'de biberon kullanımındaki değişimleri ve biberon kullanımı ile ilişkili faktörleri belirlemeyi amaçladık. Türkiye Nüfus Sağlık Araştırmaları 1993, 1998, 2003, 2008, 2013 ve 2018 verileri çalışmaya alındı. Çalışmanın örneklemini biberon kullanım bilgisi olan, üç yaş altı son tekil çocuklar ve anneleri oluşturdu. Çalışmaya 11205 (ağırlıklandırılmış 10596) anne-çocuk çifti dahil edildi. Biberon kullanımının eğilimlerini ve ilişkili faktörleri analiz etmek için karmaşık örneklem analizi kullanıldı. 1993 ve 2018 yılı verileri iki ayrı model şeklinde çok değişkenli lojistik regresyon yöntemi kullanılarak analiz edildi. Biberon kullanımının 1993-2013 yılları arasında arttığı 2018'de ise azaldığı görüldü (sırasıyla %33,0, %44,9, %47,2, %49,6, %51,5 ve %47,9, p<0,001). Biberon kullanımı en çok doğu bölgesinde, Kürtlerde, düşük refah endeksine sahip olanlarda, anne eğitim seviyesi düşük olanlarda, yetersiz doğum öncesi bakım alanlarda ve 6 ay üzerindeki bebeklerde arttığı saptandı. 2018 yılı verilerinde eğitimli annelerde ve 8 ve üzerinde doğum öncesi bakım alanlarda görülen düşme bulundu. 2018 yılı verilerinin lojistik regresyon analizi biberon kullanımının güncel belirleyicilerinin genç anneye yaşı, düşük doğum ağırlığı olması ve 6 ayın üzerinde çocuk yaşı olduğunu gösterdi. Çalışmanın sonuçlarına göre biberon kullanımı en çok düşük sosyoekonomik düzeyde ve 6 ay üzeri çocuklarda artmıştır. Üç yıla kadar uzanan biberon kullanımı çok yaygınlaşmıştır. Biberon kullanımını azaltmak için risk gruplarına yönelik yeni programlar geliştirilmeli ve var olan programlar yaygınlaştırılmalıdır.

Bebek beslenmesiBebek dostuBebek mamaları+4
Meryem Erat Nergiz
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sezaryen ameliyatında farklı vücut bölgelerinin basınçlı hava ısıtma tekniği kullanılarak ısıtılmasının maternal hipotermi, titreme, termal konfor, yenidoğan apgar skoru ve emzirmeye etkisi: Randomize kontrollü çalışma

Bu araştırma, sezaryen ameliyatında sadece alt ekstremitelerin, sadece üst ekstremitelerin ve tüm vücudun basınçlı hava ısıtma tekniği kullanılarak ısıtılmasının maternal hipotermi, titreme, termal konfor, yenidoğan APGAR skoru ve emzirme başarısına etkisini belirlemek amacıyla paralel grup randomize kontrollü çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, 3 Mart-30 Nisan 2021 tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi doğumhanesine planlı sezaryen ile doğum yapmak üzere başvuran 76 gebe oluşturmuştur. Çalışma 4 grup ile yürütülmüştür: tüm vücudun ısıtıldığı grup (n=19), sadece üst ekstremitelerin ısıtıldığı grup (n=19), sadece alt ekstremitelerin ısıtıldığı grup (n=19) ve kontrol grubu (n=19). Müdahale gruplarındaki kadınlar, ameliyattan 30 dk öncesinde ısıtılmaya başlanmış olup, ameliyat sonrası 30 dk boyunca ısıtılmaya devam edilmiş ve her 15 dk'da bir vücut sıcaklıkları, titreme ve termal konfor düzeyleri değerlendirilmiştir. Araştırma verileri; Tanıtıcı Bilgiler Formu, Obstetrik ve Doğum Sonu Özellikler Formu, İzlem Formu, tez çalışması kapsamında geliştirilen Termal Konfor Ölçeği, Sıcaklık Konfor Algı Skalası, Titreme Düzeyi Tanılama Formu, LATCH Emzirme Tanılama ve Ölçüm Aracı ve Görsel Kıyaslama Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Ameliyat başlangıcında sadece kontrol (%26,32) ve alt ekstremite ısıtma (%5,26) gruplarında hipotermi görülürken, üst ekstremite ısıtma grubunda ameliyatın 15. dk'sından itibaren (%10,53), tüm vucut ısıtma grubunda ise ameliyatın 60. dk'sından itibaren (%5,26) hipotermi görüldüğü saptanmıştır. Ameliyat sonrası kontrol grubundaki kadınların %31,60'ında titreme görülürken, müdahale gruplarında titreme görülmemiştir (p=0,001). Ameliyattan 30 dk öncesinde sıcaklık konfor algı puanları açısından gruplar arasında fark bulunmazken, daha sonraki ölçümlerde gruplar arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir (p=0,001). Bununla birlikte, termal konfor açısından müdahale ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Yenidoğan 1. ve 5. dakika APGAR skorlarının tüm gruplarda 7 puanın üzerinde olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Tüm vücut ısıtma grubunun LATCH puanının (8) üst ekstremite ısıtma grubu (9) ve alt ekstremite ısıtma (10) gruplarının puanına göre daha düşük olduğu belirlenmiştir (p=0,009). Araştırmanın sonucunda; hemşirelerin basınçlı hava ısıtma tekniğini sezaryen ameliyatı olan kadınlarda hipotermi ve titremenin önlenmesi amacıyla kullanması önerilmektedir.

Ana-çocuk hemşireliğiApgar puanıDoğum+6
Cansu Akdağ Topal
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Erken süt çocukluğu döneminde tamamlayıcı beslenmeye geçişte ve beslenme sorunlarında babanın rolü

Çocuklarda sık görülen davranışsal sorunlardan birisi de beslenme sorunudur. Babaların beslenme sırasındaki olumsuz tutumlarının çocuklarda beslenme sorunlarını arttırdığı gösterilmiştir. Bu çalışmada, babalara anneler ile birlikte eğitim verilerek, tamamlayıcı beslenmeye geçişte babaların anneyi desteklemesinin bebeklerin davranışsal yeme sorunlarının ortaya çıkmasına etkisi ve anne/babaların beslenme süreci ile ilgili yaklaşımlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Eylül 2019-Haziran 2020 tarihleri arasında Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Genel Pediatri Polikliniğine başvuran, tamamlayıcı beslenmeye geçiş dönemindeki 168 bebek ve bu bebeklerin anne/babası alındı. Çalışma grubunda anne ve babalara, kontrol grubunda ise annelere 20 dakika süre ile Tamamlayıcı Beslenmeye Geçiş Rehberine uygun şekilde eğitim verildi. Anket aracılığıyla bebeklerin beslenme öyküleri, anne ve babaların beslenme tutum ve davranışları değerlendirildi. Anne ve babaların beslenme süreci ile ilgili duygu, düşünce ve tutumları Beslenme Süreci Anne Tutumları Ölçeği ile bebeklerin davranışsal pediatrik yeme durumu ise ebeveyn görüşlerine göre Davranışsal Pediatrik Besleme Değerlendirmesi Ölçeği kullanılarak araştırılmıştır. Beslenme eğitimi sonrasında çalışma grubunda babanın anneye bebek beslenmesinde yardımcı olma sıklığının bebeğin 6.ayında %16,5'den, 9.ayda %85,9'a, 12.ayda %96,5'e arttığı, kontrol grubunda ise 6.ayda %19,3, 9.ayda %49,4, 12.ayda %75,9 olduğu gösterilmiştir (p<0,05). Beslenme sorunu sıklığı çalışma grubunda 9. ayda %44,7 ve 12. ayda %18,8 olarak bildirilmiştir. Kontrol grubunda beslenme sorunu sıklığı sırasıyla %79,5 ve %65 olarak bulunmuştur. Gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,05). Beslenme eğitimi sonrasında çalışma grubunda anne ve babaların Beslenme Süreci Anne Tutumları Ölçeği ve Davranışsal Pediatrik Besleme Değerlendirme Ölçeği toplam puanlarının kontrol grubuna göre daha düşük olduğu gösterilmiştir. Çalışma grubunda annelerin Beslenme Süreci Anne Tutumları Ölçeği toplam puanı 9.ayda 77,08±10,96, 12.ayda 77,34±10,16, kontrol grubunda ise 9.ayda 89,51±12,75, 12.ayda ise 89,00±12,77 olarak bulunmuştur (p<0,01). Çalışma grubunda annelerin bebeklerini beslerken gösterdiği tutumlarla ilgili sorunlarının orta düzeyde, kontrol grubunda ise yüksek düzeyde olduğu bulunmuştur. Çalışma grubunda babaların bebeklerini beslerken gösterdiği tutumlarla ilgili sorunların daha düşük düzeyde olduğu gösterilmiştir. Beslenme eğitimi sonrasında çalışma grubunda Davranışsal Pediatrik Besleme Değerlendirme Ölçeği puanının, annelerde 9 ve 12.ayda sırasıyla 56,61±8,96 ve 57,02±6,93, babalarda 54,36±6,82 ve 53,31±6,62, kontrol grubunda ise sırasıyla annelerde 67,97±9,66 ve 65,54±8,52, babalarda ise 62,54±6,69 ve 61,28±7,73 olduğu saptandı (p<0,01). Çalışma grubunda bebeklerin düşük seviyede sorun yaratacak yeme davranışı ve beslenme alışkanlığı olduğu gösterilmiştir. Annelerle birlikte babalara da tamamlayıcı beslenmeye geçiş döneminde beslenme ve beslenme sorunlarına yönelik eğitim verilmesi, anne/babaların beslenme tutum ve davranışlarını olumlu olarak etkilemekte ve bebeklerde erken dönem davranışsal beslenme sorunlarını azaltmaktadır.

Bebek beslenmesiBebeklerBeslenme davranışı+3
Beril Aydın
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Ürdün'de annelerin tütün kullanımı ile emzirmenin sürdürülmesi ilişkisi

Ürdün'de Annelerin Tütün Kullanımı ile Emzirmenin Sürdürülmesi İlişkisi. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Uzmanlık Tezi, Ankara, 2021. Anne sütü, bebek beslenmesinin en önemli parçasıdır. Annenin emzirme döneminde tütün kullanımının anne sütünün miktarını, yağ ve vitamin değerlerini azaltması gibi negatif etkileri bulunmaktadır. Sigara ve nargile, Ürdün'de yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada yaşı 25 aydan küçük bebeği olan annelerin sigara ve nargile kullanım durumları ile emzirmenin devamlılığı ile ilişkisinin incelenmesi amaçlandı. Ürdün Nüfus ve Aile Sağlığı Araştırması 2012 ve 2017-18 verileri kullanıldı. Örneklemimiz, annenin son doğan çocuğu, yaşı <25 ay, tekil gebelikten doğan bebekler, emzirilmiş ve annesi ile yaşayan bebekler olarak kısıtlandı. Annesi hamileliğin 2. ve 3. üç ayında olan bebekler çalışmaya dahil edilmedi. Annenin tütün kullanımı ve emzirmenin sürdürülmesi arasındaki ilişkiyi bulabilmek için karmaşık örneklem çoklu lojistik regresyon analizi kullanıldı. Toplamda 6726 bebek çalışmaya dahil edildi. Emzirmeyi sürdürme oranı 0-6 ay arası bebeklerde %87, 12-17 ay arası bebeklerde %43,9 ve 18-24 ay arası bebeklerde %19,4 olarak hesaplandı. Annelerin %4,4'ü sigara, %5,4'ü nargile ve %1,6'sı hem nargile hem de sigara içtiği görüldü. Karmaşık örneklem ikili analizlerde sigara kullanan annelerin emzirmeyi sürdürmesi oranı tütün ürünü kullanmayan annelere göre daha düşüktü (OR=0,60, %95 GA= 0,39-0,92). İleri analizlerde, sigara kullanan annelerde emzirmenin devamlılığı tahmini oranı tütün ürünü kullanmayan annelere göre daha düşük olarak hesaplandı (AOR=0,51, %95 GA=0,30-0,87). Bu sonuçlar annenin sigara kullanımı ile emzirmenin sonlandırılması arasında ilişki olduğunu göstermektedir. Bu nedenle sağlık çalışanları, anneler ve genel kamuoyu için konu hakkında bilgilendirici eğitimler düzenlenmelidir.

AnnelerEmzirmeNargile+2
Esra Can Özalp
Hacettepe University
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Babaların emzirmeye etkisi ölçeğinin geçerlik ve güvenirliğinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırma Rempel & Rempel (2011) tarafından geliştirilen "Babaların Emzirmeye Etkisi Ölçeğinin" (The Partner Breastfeeding Influence Scale) Türkçeye uyarlamasının geçerlik ve güvenirliğini değerlendirmek amacıyla metadolojik olarak planlanmıstır. Yöntem: Bu çalışmanın evrenini 01 Temmuz- 31 Aralık 2018 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi Yenidoğan Polikliniğine başvuran bebeklerin babaları, örneklemini ise araştırmaya katılmayı kabul eden, araştırma dahil edilme kriterlerine uyan ve ölçekleri tam olarak dolduran 301 bebeğin babası oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak Birey Tanılama Formu ve Babaların Emzirmeye Etkisi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde sayı/yüzde, korelasyon analizi, Cronbach  güvenirlik katsayısı ve faktör analizi yöntemleri uygulanmıştır. Bulgular: Ölçeğin geçerlik çalışmasında dil geçerliği için ölçeğin İngilizceden Türkçeye çevirisi ve daha sonra İngilizceye çevirisi yapılmıştır. Dil geçerliği sağlandıktan sonra içerik geçerliği için ölçek farklı sağlık alanlarında uzman 10 kişinin görüşüne sunulmuştur. Uzman görüşleri Davis tekniği kullanılarak değerlendirilmiştir. Uzman görüşlerine göre tüm maddelerin kapsam geçerlik indeksi "0.99" olarak bulunmuştur. Kendall W Katsayısı sonucuna göre uzmanlar arasında istatistiksel olarak görüş birliği olduğu belirlenmiştir (Kendall's W değeri 0.163; p<0.05). Babaların emzirmeye etkisi ölçeğinin Cronbach α güvenirlik değeri .95; beş alt boyutun Cronbach α güvenirlik değerleri .82, .83, .83, .83, .75 olarak belirlenmiştir. Madde-toplam puan korelasyonları ise .240 ile .721 arasında (p <.001) dağılım göstermiştir. Açıklayıcı faktör analizi ölçeğin toplam varyansının %59.09'unu açıkladığını göstermektedir ve ölçek maddelerinin faktör yükleri .40 ile .70 arasında olduğu belirlenmiştir. Doğrulayıcı faktör analizinde ise ölçeğin faktör yükleri .28 ile .82 arasında, GFI, NNFI, NFI, CFI'nın > .90, RMSA'nın > .080 olduğu saptanmıştır. Ölçeğin yapı geçerliği ile ilgili faktör analizi sonuçları verilerin modelle uyumlu olduğunu, beş faktörlü yapıyı doğruladığını, ölçeğin madde ve alt boyutlarının ölçekle ilişkili olduğunu, her bir alt boyuttaki maddelerin kendi faktörünü yeterli olarak tanımladığını göstermiştir. Sonuç: Yapılan tüm analiz ve değerlendirmeler sonucunda Babaların Emzirmeye Etkisi Ölçeğinin Türkçe formunun Türk toplumu için geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda ölçek Türkiye'de yapılacak araştırmalar için kullanılabilir. Anahtar kelimeler: Anne sütü; emzirme; bebek; baba; geçerlik; güvenirlik.

Anne sütüBabalarBebekler+3
Emel Buldur
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Emzirme sorunları değerlendirme ölçeğinin (ESDÖ) Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması

Amaç: Bu araştırma, Emzirme Sorunları Değerlendirme Ölçeği'nin Türkçe formunun güvenirlik ve geçerliğini belirlemek amacıyla yürütülmüş metodolojik bir araştırmadır. Yöntem: Araştırma, T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi'nde 1 Şubat 2016 – 1 Haziran 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi, 1 Şubat 2016 – 1 Haziran 2016 tarihleri arasında hastaneye postpartum 2. haftada kontrolüne gelen, araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan 184 anne oluşturmuştur. Araştırmada, 1990 yılında Wambach tarafından geliştirilmiş 'Emzirme Sorunları Değerlendirme Ölçeği'nin Türk kültürüne uyarlanması çalışması yapılmıştır. Anketler araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme yöntemi kullanılarak uygulanmıştır. Anketler uygulanmadan önce annelere çalışma hakkında bilgi verilmiştir. Görüşmeler her bir anne ile Birey Tanılama Formu ve Emzirme Sorunları Değerlendirme Ölçeği için yaklaşık beş-on dakika sürmüştür. Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirilirken, SPSS 20.00 (Statistical Package for the Social Sciences) ve AMOS paket programı kullanılmıştır. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotları (Frekans, Yüzde) ve geçerlilik güvenilirlik analizleri kullanılmıştır. Bulgular: Emzirme Sorunları Değerlendirme Ölçeği'nin Türkçe formunun geçerliğini belirlemek için önce dil eşdeğerliği sağlanmıştır. İçerik geçerliğinde on uzman görüşüne başvurularak kapsam geçerlik oranı ve kapsam geçerlik indeksi hesaplanmıştır. Ölçeğin tüm madde sayısı (18) üzerinden KGO sağlanmıştır (%80-%100). Yapı geçerliliği analizinde doğrulayıcı faktör kullanılmıştır. Faktör analizi öncesi KMO ve Barlett testleri yapılmış ve örnek büyüklüğünün faktör analizi için yeterli olduğu saptanmıştır (KMO=0.764>0.60; p<0.05). Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda beş faktör belirlenmiş olup maddelerin ölçeğin orijinal yapısına uygun olduğu tespit edilmiştir. Maddelerin faktör yükleri ise 0.552-0.842 arasındadır. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda ki-kare/Sd, RMSA, SRMR uyum istatistikleri sonucuna göre modelin iyi uyum verdiği saptanmıştır (ki-kare/Sd=1.902; RMSA=0.070; SRMR= 0.027 SRMR=0.02). Ölçeğin test tekrar test güvenirliği, dört hafta sonra ulaşılabilen 54 kadın ile gerçekleştirilmiştir ve test tekrar test yanıtları arasında anlamlı fark olmadığı saptanmıştır. Emzirme Sorunları Değerlendirme Ölçeği'ni oluşturan 18 maddenin Cronbach's Alpha değeri 0.776 olarak saptanmıştır. Ölçek alt boyutlarının Cronbach Alpha değerleri; Mekanik endişeler: 0.852; Sürece ait endişeler:0.712 0.723; Süt yetersizliğine ait endişeler: 0.766; Memeye ait endişeler: 0.748; Sosyal endişeler: 0.789 olarak bulunmuştur. Madde alt boyut puan korelasyonu analizinde ölçeğin maddeleri arasındaki ilişkinin istatistiksel açıdan anlamlı olduğu bulunmuştur (p< 0.05). Sonuç ve Öneriler: Emzirme Sorunları Değerlendirme Ölçeği'nin Türkiye için yüzeysel ve yapısal geçerlik ve güvenirliği sağlanmıştır. Emzirme Sorunları Değerlendirme Ölçeği'nin emzirme döneminin farklı zamanlarındaki annelerle yürütülecek araştırmalarda kullanılması ve sonuçlarının değerlendirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler; Emzirme or n arı, Geçer ik, Gü enir ik

AnnelerBebek bakımıBebek beslenmesi+4
Gülderen Uyanık
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

34 hafta ve üzeri yenidoğanlarda fincanla beslemenin bebeklerin beslenme çıktı ve konforuna etkisi

Amaç; Anneye çeşitli sebeplerle ulaşamayan preterm ve yenidoğan bebekler için emmeyi unutturmayacak fakat emmeyi güçlendirip, yutmayı destekleyecek alternatif beslenme yöntemleri geliştirilmiştir. Bunlardan birisi ise fincanla beslemedir. Araştırmamız; 34 gebelik haftası ve üzerinde bebeklerde fincanla besleme sırasında fizyolojik parametreleri, ağızdan akıtma ve beslenme süresindeki değişiklikleri (beslenme çıktıları) gözlemlemek, beslenme sonrası konforu ve hemşirelerin beslenmeyle ilgili görüşlerini değerlendirmek amacıyla yapılan bir araştırmadır.Gereç ve Yöntem:Araştırma kesitsel, tanımlayıcı ve yarı deneysel bir çalışmadır.Araştırmanın verileri 15.01.2019 ve 15.04.2019 tarihleri arasında, İzmir iliS.B.Ü. Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde uygulanmıştır.34 hafta ve üzeri 43 yenidoğan ve 1 yıldan fazla yenidoğan yoğun bakım ünitesinde görev yapmakta olan 43 hemşire, dahil edilme kriterlerine uygun olarak saptanmıştır. Veriler, "Olgu Rapor Formu", "Hemşirelerin Fincanla Beslemeye İlişkin Görüş Formu", "Gözlem Formu", "Yenidoğan Konfor Davranış Ölçeği" ve "Hemşire Fincanla Besleme Beceri Değerlendirme Kontrol Listesi" ile toplanmıştır. Bulgular: Hemşirelerin %81,4'ü (n=35) daha önce bir bebeği fincanla beslemediklerini belirtmişlerdir. Hemşirelerin fincanla beslemeye ait görüşleri, fincanla besleme eğitimi ve fincanla besleme deneyiminden olumlu yönde etkilenmiştir. Birinci fincanla besleme öncesi/ sırası / 1 dakika sonrası, ikinci fincanla besleme öncesi/ sırası / 1 dakika sonrası, üçüncü fincanla besleme öncesi/ sırası /1 dakika sonrası kalp tepe atımları, solunum sayıları ve oksijen saturasyonu beslenme sayısına göre tekrarlı ANOVA testi ile değerlendirilmiştir. Birinci, ikinci, üçüncü besleme kalp tepe atımları, solunum sayıları ve oksijen saturasyonlarıarasında fark olmadığıancak tüm beslemeler öncesi, sırası ve sonrasındaki kalp tepe atımı, solunum sayısı ve oksijen saturasyonu değişimi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Besleme Öncesi-sırasısonrası ilerleyişi) üç beslenmede de benzerdir. Fincanla besleme sonrası puan ortalamaları, fincanla beslemenin bebekler için konforlu bir işlem olduğunu ortaya çıkarmıştır. Sonuç: Araştırma sonucunda, fincanla beslemenin bebekler için konforlu olduğu, hemşirelerin eğitim ve deneyim sonunda fincanla besleme hakkındaki yargılarının kırıldığı ve bebeğin deneyim artışınınbeslenme çıktılarına etkisinin olmadığı ortaya çıkmıştır.

Bebek bakımıBebek beslenmesiBebek-yenidoğmuş+6
Setenay Zengi Kaya
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatan prematüre bebeklerin anne sütü ile beslenmesini etkileyen etmenler

Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde Yatan Prematüre Bebeklerin Anne Sütü İle Beslenmesini Etkileyen Etmenler Amaç: Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde (YYBÜ) yatan prematüre bebeklerin anne sütü ile beslenmesini etkileyen etmenlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Method: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel bir çalışma olarak Kasım 2018-Mayıs 2019 tarihleri arasında Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi ve Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde yatan 28-36 hafta arası anne sütü ile enteral beslenen 126 prematüre bebek, anneleri ve YYBÜ'de çalışan 60 hemşire ile yüz yüze görüşülerek anket formu uygulanarak yapılmıştır. Prematüre bebeğe ait bilgiler hasta dosyasından elde edilmiştir. Bulgular: Araştırma sonucunda tüm prematüre bebeklerin %55,6'sının sadece anne sütü aldığı ve anne sütü ile beslenmeyi bebekler, anneler ve hemşirelere ait bazı özelliklerin etkilediği; kanguru bakımı ve ten tene temas uygulanma durumu ile annenin doğumdan sonra süt gelme zamanı arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0.05). Hemşirelerin mesleki deneyim ve eğitim durumu ile anneleri anne sütü, sağma ve emzirme hakkında bilgilendirme zamanı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı, prematüre bebeğin solunum desteği alma durumu, doğum kilosu ve yatış süresi ile ilk anne sütü ile beslenme zamanı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı belirlenmiştir (p>0.05) . Sonuç: Annelerin çoğunluğunun gebelik döneminde ya da öncesinde anne sütü ve emzirme hakkında eğitim almadığı, kanguru bakımının daha erken anne sütü oluşumuna katkı sağladığı, annenin kronik hastalığının anne sütü oluşumunda süreyi uzattığı, sütünün yeteceğine inanan annelerin bebeğinin taburcu olduğunda evde sadece anne sütü ile besleme niyetlerinde olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Anne sütü; emzirme; prematüre; yenidoğan yoğun bakım ünitesi; hemşire.

Anne sütüBebek bakımıBebek beslenmesi+5
Öznur Akgün
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anne emzirme değerlendirme ölçeği'nin Türkçe psikometrik özellikleri

Giriş ve Amaç: Bu çalışmanın amacı; annelerin emzirmeyle ilgili düşüncelerini belirlemeye yönelik Anne Emzirme Değerlendirme Ölçeği'nin Türk toplumuna uyarlanmasıdır. Yöntem: Bu çalışmanın örneklemini Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk hastanesinde bir-dört aylık bebeklerini çocuk sağlığı ve hastalıkları polikliniğine muayeneye getiren ve araştırmaya katılmayı kabul eden 200 anne oluşturmuştur. Veriler 12.11.2018 / 12.02.2019 tarihleri arasındaEge Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk hastanesinde toplanmıştır. Ölçeğin içerik/kapsam geçerliliği, ebelik ve ölçek alanlarından dört uzmanın görüşü ışığında değerlendirilmiştir. Verilerin analizi sayı-yüzde, korelasyon analizi, t testi, faktör analizi ve Cronbach Alfa(α) güvenirlik katsayısı yöntemleri ile yapılmıştır. Bulgular: Ölçek sorularının tamamının Cronbach Alfa (α) güvenirlilik katsayı değeri .88; üç alt boyutunun Cronbach Alfa (α) güvenirlilik katsayı değerleri .82;.80;.86 'dır. Madde-toplam puan analizi korelasyonları ise.361-.544 değerleri arasında yer almaktadırlar (p <.001). Ölçeğin zamana göre değişmezliğini saptamak amacıyla 4 hafta ara verilerek uygulanan test- tekrar test ölçüm sonuçlarından elde edilen puan ortalamaları arasında anlamlı fark saptanmamıştır (p> .05). Açımlayıcı faktör analizi ölçeğin, toplam varyansın %57,69'unu açıkladığını göstermektedir ve ölçeğe ait maddelerinin faktör yükleri .36 ile .88 arasında yer almaktadır. Doğrulayıcı faktör analizinde ise ölçeğin faktör yükleri .42-.74 arasındadır ve NFI, GFI, CFI, NNFI'nın> .90, RMSA'nın <.080 olduğu saptanmıştır. Ölçeğin yapı geçerliğiyle ilişkili faktör analizi yapıldığında sonuçlar verilerin model ile uyumlu olduğu tespit edilmiş, üç alt boyutlu yapıyı doğruladığını, her bir alt boyut yer alan maddelerin ait oldukları faktörü yeterli olarak tanımladığı, ölçeğin madde ve alt boyutlarının ölçek ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Sonuç: Yapılan analizler ve değerlendirmeler sonucu Anne Emzirme Değerlendirme Ölçeği'nin geçerlilik ve güvenilirliliği yüksek anlamlı bulunmuştur. Bu analizler ışığındapsikometrik özellikleri çalışılan ölçeğin Türk toplumuna yapılacak araştırmalarda kullanılabilirliğigösterilmiştir. Anahtar kelimeler: Emzirme; Anne Sütü, Bebek; Geçerlilik ve Güvenilirlik

Anne sütüAnnelerBebekler+4
Nilsu Boz
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Annelerin emzirme öz-yeterliliği ve emzirme süresine etki eden faktörlerin incelenmesiannelerin emzirme öz-yeterliliği ve emzirme süresine etki eden faktörlerin incelenmesi annelerin emzirme öz-yeterliliği ve emzirme süresine etki eden faktörlerin incelenmesi

Amaç: Araştırmanın amacı annelerin emzirme öz-yeterliliği ve emzirme süresine etki eden faktörlerin incelenmesidir. Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipte planlanan araştırma, İzmir Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin Yenidoğan ve Sağlıklı Çocuk İzlem Polikliniğinde Şubat - Mart 2019 tarihleri arasında 133 anne ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında sosyo-demografik özellikler anket formu ile emzirme öz-yeterlilik ölçeği (kısa form) kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde bağımsız gruplarda t testi, Anova tek yönlü varyans analizi ve Ki-kare testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan annelerin %52.62 'sının 26-34 yaş aralığında, annelerin %72.9'unun 1-6 ay arasında bebeklerini emzirdiği, bebeklerin ortalama yaşının 11.5 ±7.75 ay olduğu saptanmıştır. Annelerin EÖYÖ puan ortalamasının 61.38±7.83 olduğu saptanmıştır. EÖYÖ puan ortalaması ile bebeğin doğum haftası ve kilosu, sadece anne sütü ile beslenme durumu ile annelerin emzirmeyi bıraktıkları aylar arasında istatistiksel anlamda fark belirlenmiştir (p<0.05). Annenin ve babanın demografik özellikleri, bebek bakımında anneye destek durumu, doğum şekli, bebeğin cinsiyeti, annenin emzirme eğitimi alma durumu ve emzirme eğitiminin kaynağı arasında bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Annelerin EÖYÖ puan ortalaması ile bebeğin doğum haftası ve kilosu ile babaların meslek grupları arasında istatistiksel anlamda fark belirlenmiştir (p<0.05). Annelerin emzirme süreleri ile gebelik sayısı ve yaşayan çocuk sayılarına arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken (p>0.05), annelerin meslekleri ile eğitim durumları arasında ilişkili bulunmuştur (p<0.05). Sonuç: Annelerin emzirme öz-yeterlilik algısının orta düzeyde olduğu, emzirme öz-yeterlilik algısı ile annenin gebelik sayısı ve yaşayan çocuk sayısının öz-yeterlilik algısı ile doğru orantılı olduğu saptanmıştır. Bebeğin doğum haftası ve doğum kilosunun annenin öz-yeterlilik algısını olumlu etkilediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler; Emzirme, öz-yeterlilik, ilişkili faktörler, emzirme süresi

Anne sütüAnnelerEmzirme+1
Aysun Çalış
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yenidoğan bebeklerin beslenme şekilleri, anne sütü alma durumu ve emme sorunlarının incelenmesi

Bu araştırma yenidoğan bebeklerin beslenme şekilleri, anne sütü alma durumları ve emme sorunlarını incelemek ve etkileyen faktörleri belirlemek için planlanmıştır. Araştırma Mart 2015- 2016 tarihleri arasında İzmir Bornova' da özel bir üniversitenin kadın – doğum, yeni-doğan yoğun bakım, çocuk servisi ve emzirme polikliniğine başvuran bebeklerin kayıtları retrospektif incelenerek uygulanmıştır. Örneklemi oluşturan 1520 yenidoğan bebeğin emzirmeye ilişkin kayıtlarının incelendiği tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırmada verilerin toplanmasında birey tanılama formu kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde ise SPSS 25.0 (Statistical package for the social sciences) paket programı uygulanmıştır. Verilerin karşılaştırmalarında anlamlılık düzeyi p değeri 0,05 alınmış olup, veriler üzerinde Kruskal- Wallis tek yönlü varyans analizi, Mann-Whitney U testi, Ki kare Analizi ve Shapiro Wilk testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmamızda bulgular incelendiğinde emzirme deneyimi olan annelerin emzirme süreleri ortalaması 2.86 ±0.03 ay, %76.1'inin ilk yarım saat içinde, %20'sinin ikinci yarım saatte, %3.9'u 1-6 saat arası içinde bebeklerini emzirdikleri, anne yaşının daha önceki bebeğini emzirme süresi, bebeğin doğum haftası, bebeğin doğum kilosu ve bebeğin polikliniğe başvurduğu kilosu arasında yapılan değerlendirmesinde anlamlı bir ilişki bulunduğu, doğumdan sonraki ilk emme zamanıyla anne yaşı arasında istatistiksel olarak incelendiğinde ise ilk yarım saatte emme zamanının anne yaşı ile ilişkisi ile ikinci yarım saatte ilişkisi anlamlı bulunduğu, annenin emzirmeye devam edip etmemesine göre bebeğin doğum haftası, kilosu ve polikliniğe başvuru kilosu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Sağlık profesyonelleri arasında yer alan hemşirelerin annelerin hatalı emzirme davranışlarının uygun olan davranışlar ile değiştirilmesinde ve annelere verilecek olan eğitimlerde kritik role sahiptir. Büyük örneklem grupları ile yapılmış olan araştırmaların sonuçları da bu eğitim içeriklerinin hazırlanmasında anlamlı veriler sağlaması açısından önemlidir. Annelerin yaşı, çalışma durumu, doğum şekli, emzirme sıklık ve süreleri ile emme sorunlarının anneye ve bebeğe ait nedenleri ise dikkatlice vurgulanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Anne sütü, beslenme şekilleri, emme sorunları, yenidoğan

Anne sütüBebek beslenmesiBebek-yenidoğmuş+3
Burcu Sarı Bıçkıcı
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Emzirme pozisyonlarının emzirme başarısına etkisi

Araştırma, sezaryen doğum sonrası erken postpartum dönemdeki emzirme pozisyonlarının annenin emzirme başarısına, emzirme süresine, memnuniyet derecesine, meme başı ve insizyon ağrısına etkisini incelemek amacıyla yarı deneysel olarak yapılmıştır. Araştırma, 01/12/2017 -30/03/2018 tarihleri arasında, Buca Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde Erişkin Yoğun Bakım ve Kadın Doğum servisinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, hastanede belirtilen tarihler arasında spinal anestezi ile sezaryen doğum yapmış, araştırmaya dahil olma kriterlerine uyan ve katılmayı kabul eden 67 primipar anne oluşturmuştur. Çalışmaya katılan annelerin ilk 30 dakika içinde emzirmeleri Erişkin Yoğun Bakımda gerçekleştirilerek meme ucu problemi olup olmadığı değerlendirilmiştir. Anneler Kadın Doğum servisine alındıklarında beşik tutuş ve futbol tutuş pozisyonları hakkında emzirme eğitimi verilmiştir. Kura yöntemi ile ilk emzirme pozisyonları belirlenmiştir. İkinci emzirmelerinde diğer pozisyonu kullanmışlardır. Araştırmada veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan "Anne ve Yenidoğan Tanıtım Formu", "LATCH Emzirme Tanılama Ölçüm Aracı", "Emzirme Süresi ve Memnuniyet Formu" ve "Meme Başı ve İnsizyon Ağrısı için Sözel Kategori Ölçeği" kullanılarak, yüz yüze görüşme tekniği ve gözlem yapılarak toplanmıştır. Veri değerlendirmesinde; sayı, yüzde, ortalama, standart sapma değerleri, power analiz, Shapiro-Wilk testi, McNamer-Bowker testi, Paired Sample t test, Wilcoxon İşaretli Sıra Testi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan annelerin yaş ortalaması 25,68±5,7'dir. Annelerin %97,0'ı isteyerek gebe kalmış ve %34,3'ü gebelik döneminde emzirme eğitimi almıştır. Beşik Tutuş pozisyonu %94 oranında annelerin en fazla bildiği pozisyondur. Beşik tutuş pozisyonunda LATCH emzirme başarı puan ortalaması 8.71±1.05, Futbol tutuş pozisyonunda 8,00±1,11 olarak bulunmuştur. Annelerin emzirme pozisyonlarına göre LATCH emzirme başarı puan ortalamaları arasında anlamlı fark elde edilmiştir (p<0,05). Beşik tutuş pozisyonundaki LATCH puan ortalaması, Futbol tutuş pozisyonuna göre daha yüksektir. LATCH puan ortalaması her iki pozisyonda da 30 anne için eşit bulunmuştur. Beşik tutuş pozisyonunda emzirme süresi ortalaması 11.5±4,05 dakika, futbol tutuş pozisyonunda 10.5±4.24 dakikadır. Emzirme pozisyonuna göre annelerin emzirme süre ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Annelerin %37,3'ü futbol tutuş pozisyonundan "orta derecede memnun", %35,8'i beşik tutuş pozisyonundan "çok memnun" olduğunu belirtmiştir. Emzirme pozisyonlarına göre memnuniyet dereceleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05). Annelerin emzirme öncesi ve sonrası meme başı ağrısı yaşamadıkları bulunmuştur. Beşik tutuş pozisyonunun, annelerin insizyon ağrısını artış yönünde etkilediği, futbol tutuş pozisyonunda emzirme öncesi ve sonrası insizyon ağrı şiddetinde değişim olmadığı belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, annelerin emzirmede beşik tutuş pozisyonunda emzirme başarı puanının daha yüksek olduğu ve LATCH emzirme başarı puanını anlamlı olarak etkilediği, meme başı ağrısı yaşamadıkları ancak beşik tutuş pozisyonunun insizyon ağrısını arttırdığı, emzirme pozisyonları ile emzirme süreleri ve memnuniyet dereceleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı bulunmuştur. Bu bilgiler ışığında; doğum öncesi verilen emzirme eğitimlerinde emzirme pozisyonlarının tümünün rutin olarak anlatılması, pozisyonların gösterilmesi ve seçimin anneye bırakılması, doğum sonrası süreçte anneye izlemler sırasında ve ihtiyacı olduğunda tekrar danışmanlık yapılması, emzirmede kullanılan diğer pozisyonların etkinliğini belirlemek üzere farklı çalışmalar planlanması, emzirme pozisyonlarına yönelik eğitimi alan ve almayan annelerin karşılaştırıldığı çalışmaların yapılması önerilebilir.

Anne sütüAnnelerBebek bakımı+3
Nazlı Pehlivan
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Postpartum dönemde annelere verilen emzirme destek programının sadece anne sütü ile beslenme süresi üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi

Amaç: Araştırma kapsamında yeni doğum yapmış annelerde ilk altı ayda sadece anne sütü ile besleme oranını arttırmayı hedefleyen; doğum sonrası hastanede bir oturumluk eğitimi, taburculuk sonrası ikinci hafta hastanede izlemi ve ikinci, dördüncü, altıncı aylarda telefon izlem ve danışmanlığını kapsayan Emzirme Destek Programı (EDP) geliştirilmiştir. Bu araştırma ile EDP'nın etkinliğinin, müdahale grubunda yer alan annelerin bilgi düzeyi, emzirme özyeterlilikleri ve sadece anne sütü (SAS) ile besleme davranışları açısından kontrol grubu ile karşılaştırılarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma eğitim etkinliğinin değerlendirilmesine yönelik kontrollü bir müdahale araştırmasıdır. Araştırma grubu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Sağlığı ve Doğum kliniğinde 04.11.2013-25.04.2014 tarihleri arasında doğum yapan; okuryazar olan, 18 yaş ve üzeri, İzmir şehir merkezinde yaşayan, tekil ve miadında doğum yapan annelerden oluşmuştur. Örnek büyüklüğünün hesaplanması amacıyla daha önce yapılmış çalışmalarda bildirilmiş olan müdahale ve kontrol grupları arasındaki girişime yönelik etki farkı değerlendirilmiş, EDP ile altıncı ayda SAS' ne devam etme yüzdesinin % 55'e ulaşması hedeflenmiştir. NCSS-PASS 2005 programından yararlanarak α=0.05 ve % 80'lik bir güçle hesaplanan örnek büyüklüğü müdahale grubunda 105, kontrol grubunda 105 olmak üzere toplam 210 anne olarak belirlenmiştir. İzlem kayıpları olabileceği dikkate alınarak 230 anne çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırma süresince müdahale grubunda dört, kontrol grubunda altı annenin izlemleri tamamlanamamıştır. Müdahale grubunda yer alan annelere hastanede eğitim uygulanmadan önce; sosyodemografik, doğurganlık ve emzirme açısından özellikleri ile emzirme konusunda bilgi düzeyleri, özyeterlik algıları ve emzirme davranışlarına ilişkin verileri toplanmıştır. Veriler toplandıktan sonra müdahale grubundaki anneler EDP' na dahil edilerek, araştırmacı tarafından birebir görüşme ile emzirme eğitimi verilmiştir. Taburculuk sonrası ikinci hafta hastanede izlem, ikinci, dördüncü ve altıncı aylarda telefon izlemi ile birlikte emzirme danışmanlığı uygulanmıştır. Kontrol grubuna ise hastanedeki görüşme ile birlikte ikinci, dördüncü ve altıncı aylarda telefon izlemi yapılmış, ikinci hafta hastane izlemi yapılmamıştır. Bu gruba araştırmacı tarafından eğitim uygulanmamış, rutin hizmetlere yönlendirilmişlerdir. Altıncı ay sonunda tüm annelere Bilgi Değerlendirme Formu (son test) uygulanarak emzirme konusunda bilgi düzeyleri değerlendirilmiştir. Elde edilen verilerin istatistik analizinde tanımlayıcı özellikler ki-kare analizi ile karşılaştırılmıştır. Eğitim öncesi ve eğitim sonrası bilgi formu, Özyeterlilik ölçeği ve LATCH tanılama aracından aldıkları puanlar t testi ile değerlendirilmiştir. Anne sütü ile besleme açısından grupların kendi içindeki aylara göre değişimi Cochrane Q testiyle, emzirmenin belirleyicileri ise lojistik regresyon analizi ile incelenmiştir. Bulgular: EDP sonrası altıncı ayda uygulanan son testte annelerin bilgi puan ortalaması müdahale grubunda, kontrol grubuna göre daha yüksek bulunmuştur (t=10.737; p=0.000). Annelerin özyeterlilik düzeyleri ise ikinci ayda her iki grupta da artış göstermiş, müdahale grubundaki artışın kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır (t=7.90; p=0.000). Hastanede eğitim öncesi ve sonrası annelerin emzirme davranışlarını değerlendirmede kullanılan LATCH ölçeği puanları da müdahale grubunda, kontrol grubuna göre daha yüksek elde edilmiştir (t=7.250; p=0.000). Müdahale grubunda bebeğini sadece anne sütüyle besleme yüzdesi, hastaneden taburcu edilmeden önceki izlemden son izleme kadar kontrol grubundan anlamlı düzeyde yüksektir (p<0.05). Müdahale grubunda SAS düzeyi, hastaneden taburcu olmadan önce % 88.3, ikinci ayda % 83.8, dördüncü ayda % 71.2 ve altıncı ayda % 58.6 iken kontrol grubunda sırasıyla % 70.6, % 46.8, % 31.2 ve % 19.3'tür. Müdahale grubunda olma kontrol grubuna göre sadece anne sütüyle besleme olasılığını; taburculukta 3.02 kat, ikinci ayda 8.94 kat, dördüncü ayda 7.46 kat ve altıncı ayda 7.51 kat artırmaktadır. Sadece anne sütüyle beslemede etkili olan diğer değişkenlerin ise çekirdek ailede yaşama, normal doğum yapma, multipar olma ve biberon kullanmama olduğu belirlenmiştir. Çekirdek ailede yaşayan annelerde SAS ile bebeğini besleme olasılığı, geniş ailede yaşayanlara göre taburculukta 3.18 kat, ikinci ayda 4.84 kat ve altıncı ayda 4.45 kat artmaktadır. Normal doğum yapanlarda ise hastanede SAS ile besleme olasılığı sezaryen doğum yapanlara kıyasla 2.65 kat yüksektir. Multipar anneler, primiparlara göre bebeklerini, ikinci ayda 5.20 kat, dördüncü ayda 2.95 kat ve altıncı ayda 4.08 kat daha fazla anne sütüyle beslemektedir. Biberon kullanmayan kişilerde ise hastanede SAS ile besleme düzeyinin biberon kullananlara göre 3.60 kat arttığı bulunmuştur. Aylık izlemlerin değerlendirilmesi sonucunda annelerin en fazla aile sağlığı merkezlerinden hizmet aldığı, bu süreçte üçte birinin emzirme açısından değerlendirilmediği, ek besine başlamada en yüksek oranda sağlık çalışanının etkili olduğu ve çalışan annelerde işe başladıktan sonra emzirme sorunlarının arttığı saptanan diğer bulgulardır. Sonuç: Bilgi, özyeterlilik ve davranış bileşenleri çerçevesinde oluşturulan EDP' nın annelerin bilgi düzeylerinin geliştirilmesine önemli katkı sağladığı, emzirme özyeterliliklerini güçlendirdiği ve sadece anne sütüyle besleme düzeyini artırarak annenin emzirme davranışını olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sadece anne sütü; Emzirme Eğitimi; Özyeterlilik; Emzirme Desteği

Anne sütüAnnelerBebek bakımı+5
Aysun Ekşioğlu
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00

İlgili konular