Modernizm

143 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

1960-1980 arası Türk romanında estetik modernizm

1960-1980 yılları arasında Türk romanında birden fazla anlayış aynı anda, aynı dönemde gelişmiştir. Kimi yazarlar köyün ve köylünün sorunlarını romanlarının merkezine alırken kimi yazarlar da geçim kaygısı sonucu popüler eserler verme yoluna girmişlerdir. Çalışmamızın ana konusu olan modernist estetik ise nicelik bakımından az sayıda yazar tarafından benimsenmiş bir anlayış olmuştur. Bu anlayışta eser veren yazar ve üretilen telif eser sayısı az olsa da bu dönemin etkisi ve kalıcılığı çok fazla olmuştur. Özellikle Adalet Ağaoğlu, Ferit Edgü, Oğuz Atay, Sevgi Soysal, Yusuf Atılgan gibi modernist teknikleri yoğun bir şekilde kullanan yazarların hem sonraki kuşak yazarlarda hem de okurlarda çok büyük etkileri olmuştur. Modernizmin Avrupa'da ortaya çıkışı ve şekillenmesi yaklaşık dört yüz yıllık bir süreci kapsar. 1500'lü yıllarda Rönesans, reform ve Aydınlanma dönemleri ile başlayan modernizasyon süreci Sanayi Devrimi ile birlikte doruğa ulaşarak büyük şehirlerin kurulmasıyla ve kırdan kente yoğun göçlerle sonuçlanır. Böylece başta Fransa'nın Paris kenti olmak üzere Avrupa'da birçok büyük başkent modernliğin sancılarını yaşayan aydınlara ev sahipliği yapmıştır. Modernlikle yıldızları barışmayan aydınlar bu ilerlemeci anlayışa karşı geliştirdikleri düşüncelerle estetik modernizm adı verilen hareketi ortaya çıkarırlar. 20. yüzyılın ortalarından itibaren gerçeklik algısının da değişmesiyle birlikte romanda yeni teknik arayışlara yönelen yazarlar; kolaj-montaj, parodi-pastiş, laytmotif, bilinç akışı, iç monolog-iç diyalog gibi teknikleri romanlarında yoğun bir şekilde kullanmaya başlamışlardır. Böylece bireyi ve bireyin büyük şehirdeki bunalımını ele alan yazarlar, bu teknikler vasıtasıyla düşündüklerini ve hissettiklerini daha etkileyici aktarmayı denemişlerdir. Modernizmin Türk romanına dâhil olması Batı kaynaklı düşüncelerin 1950'lerin sonlarından itibaren Türk düşün dünyasına yoğun etkisi sonucu gerçekleşir. Özellikle dergiler vasıtasıyla gerçekleştirilen çevirilerle bu etki gerçekleşir. Dergilere, çeviri romanlara fazla ilgi göstererek yetişen kuşak bu çevirilerin etkisiyle yeni tekniklerle tanışmış ve bu teknikleri başarılı bir şekilde romanlarında uygulamışlardır. Avrupa'dakine benzer bir şekilde kırdan kente göçlerin arttığı bir dönemde Türk aydını için de şehirleşmenin, modernleşmenin sıkıntıları gün yüzüne çıkar. 60'lı 70'li yıllara gelindiğinde modernliğin bunalımlarını yaşayan yazarlar, tıpkı Avrupa'da olduğu gibi yeni bir roman anlayışının Türkiye'de yerleşmesine öncülük ederler. Bu yazarlar eserlerinde kullandıkları, Türk romanı için yeni sayılabilecek tekniklerle Türk edebiyatına damga vururlar.

EstetikEstetik romanModernizm+3
Burak Biçer
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Modern erkeklikten postmodern erkek(lik)lere askerlik algısı ve pratikleri

Askerlik, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her sağlıklı erkek için bir zorunluluktur. Savunma ve eğitim işlevinin yanı sıra kültürel bir anlama sahip olan askerlik vazifesi, erkeklik inşa sürecinin en önemli aşamalarından biridir. Üzerinde ortaklaşılan bir askerlik uygulamasından bahsetmek mümkünken tek ve değişmez bir erkeklikten bahsetmek oldukça zordur. Dolayısıyla her erkek askerliği farklı şekilde algılamakta ve deneyimlemektedir. Bu çalışmanın amacı moderniteden postmoderniteye geçişle farklılaşan erkek(lik)lerin askerliği nasıl algıladığı ve deneyimlediğini ortaya koymaktır. Bu bağlamda İstanbul'un farklı semtlerinde ikamet eden, askerlik vazifesini yerine getirmiş 32 erkek katılımcıyla yüz yüze derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir.

AskerlerAskerlikErkeklik+5
Deniz Sever
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sanat tarihinde paradigmatik kırılmalar ve resim sanatına yansımaları

Bu çalışmanın amacı, sanat tarihinin kırılma noktalarına ve bu kırılmaların ardında yatan içinde bulunulan dönemin güç ilişkilerinin neden olduğu dinamiklere odaklanmak ve özgürlükçü, çoğunlukçu bir ortamda, resim sanatının çağdaş sanat sunumları içerisindeki yerini vurgulamaktır. Sanat tarihi toplumun sosyal ve ekonomik ilişkilerini belirleyen güç ilişkilerinden bağımsız değerlendirilemez. Batı sanatı, tarih boyunca düşünce yapılarındaki bu kırılmalar sonucu farklı biçimlerde şekillenmiştir. Çağdaş sanat yaklaşımına kadar geçen süre içinde bütün sanat dönemleri hâkim akımların, büyük anlatıların etkisinde biçimlenmiştir. Ancak, çağdaş sanatla birlikte sanat gündelik hayatla bağlarını, yaşanılan dönemin gerçekliği ile tekrar kurmuş ve herkesi kapsayan bir niteliğe bürünmüştür. Bu anlayışın açtığı özgürlük alanı geçmişteki sanat anlayışından farklı olarak herkese sanatçı ve her şeye de sanat eseri olabilme yolunu açmıştır. Çağdaş sanatın gelenekselin tam karşısında şekillendiğini ileri süren tezlere rağmen çağdaş sanatın içinde barındırdığı özgürlük ve çoğulculuk karakteri, resmin ve sanatın sonu gibi karamsar tezleri çürütmüştür. Günümüzde, geleneksel yöntemlerden dijital teknolojinin sağladığı yeni imkânlara kadar her türlü sunum yöntemi uygulanabilir durumdadır. Aksi, çağdaş sanatın avangardlarının eleştirdikleri, modern sanatın seçkinciliği sorununu tekrar doğuracaktır. Ancak, avangard çıkışların sanatçılara sağladığı özgürlük alanının, kapitalizmin ve kültür endüstrisinin kontrolünde olduğu da yadsınamaz bir gerçekliktir. Çağdaş sanatın özgürlükçülüğü ve çoğulculuğu bir kazanım olmakla birlikte sanatın ve sanatçıların para ile kurduğu ilişki sanatın metalaşması sorununu, sanat ve hayatın kültür endüstrisi koşullarında birleşmesini de gündeme getirmiştir. Çağdaş sanatın bu iki farklı gerçekliği ekseninde oluşan gerilim, günümüz sanatının karakterini oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: mimesis, estetik, çağdaş, modernizm, postmodernizm, çoğulculuk

ModernizmParadigmaPostmodernizm+4
Haydar Taşçılar
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel toplumdan modern topluma etik'in sosyolojik temelleri

Geleneksel toplumlarda ve modern toplumlarda etiğin ve ahlakın nasıl temellendirildiği, nasıl bir dönüşüm geçirdiği araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Geleneksel toplumların temel dinamiklerinin anlaşılması için antik dönemdeki tartışmalara yer verilmiştir. Çalışmanın bütünselliğinin korunması için ise güncel tartışmalara yer verilmiştir. Tarihsel süreç içerisinde, Akıl'ın, Tanrı'nın, Doğa'nın ve Sözleşme'nin etiğin ve ahlakın kaynağı olarak görüldüğü anlaşılmıştır. Zamanla bu unsurların önemlerinin azaldığı; buna bağlı olarak da, bireylerin ciddi dönüşümlerle, risklerle karşı karşıya kaldığı saptanmıştır.

AhlakAntik ÇağAristoteles+6
Mustafa Solmaz
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Alev Alatlı'nın fikirlerinin sosyolojik açıdan değerlendirilmesi

Türkiye'de edebiyat, Batı'daki değerinin aksine uzun yıllar sosyal bilimlerin odak noktasının dışında kalmıştır. Oysaki edebiyat disiplini, felsefe ve sosyal bilimler, özellikle de sosyoloji için çok değerli bulguların yer aldığı bir bilgi deryasıdır. Türkiye'de, romancı kimliğiyle tanınan Alev Alatlı, ülkemizdeki çoğu sosyal bilimcinin aksine, toplumsal konuları ve sorunları tahlil ederken, edebiyat alanından önemli ölçüde istifade etmiştir.Alatlı, Aristoteles mantığının tek düzeliğine karşın "saçaklı mantık"ın önemine vurgu yapan, bütüncül düşünce biçimini öne çıkaran, anti-pozitivist, gerçekçi bir romancıdır. Alatlı, Doğu-Batı ayrımı hakkındaki düşüncelerini, coğrafyadan ayrı olarak, biyofilik ve nekrofilik yönden kâinatı algılama tarzındaki farklılıkların üzerine kurmuştur. Alatlı'ya göre, Türk toplumu, Doğu ve Batı arasında arafta kalmış, ahlâk yapısı kapitalist sistemin zorlamasıyla göreceli ahlâka kurban gitmiş, değerler dünyasında büyük karmaşalar yaşamış, genç nüfusu cehalete yenik düşmüş, insanları Batılılaşmanın tesiriyle çeşitli açmazlarla karşı karşıya kalmış, kimlik bunalımı yaşamış, fertleri birbirine yabancılaşmış bir toplum haline gelmiştir.Alatlı, Türk toplumunun Batılılaşma süreciyle nekrofilik bir ruha büründüğünü, kendi yapısına ve dokusuna ters düşen bir yabancılaşma yaşadığını iddia etmiştir.Alatlı, Türk insanının derin kültürel bağlarında yatan özgürlük ruhuna vurgu yapmıştır. Alatlı, dünyayı tahakküm altına alan yağma düzenine eleştirel bakmıştır. Türk toplumunu dünyanın emniyet supabı olarak görmüştür. Alatlı, Türk toplumunun sahip olduğu değeri ve önemi fark etmiştir. O, Türk toplumunun özünü bulması için eserler kaleme almıştır.Tezimiz, Alatlı'nın kaleme aldığı yazıların ışığında, Türk toplumunu hangi dinamikler açısından nasıl değerlendirdiğini konu edinmiştir. Bunun yanı sıra tezimizde, Alatlı'nın toplum sorunlarına bakışını, Doğu-Batı ayrımına, Türk toplumuna ve insanına dair fikirlerini tahlil etmeyi amaçladık. Türkiye'de edebiyat dünyası ve sosyal bilimlerde önemli bir yere sahip olan Alatlı'nın görüşlerini genel ivbir çerçeveye oturtmaya çalıştık. Tezimiz, genellikle edebi yönüyle ele alınmış olan Alatlı'yı, sosyolojik bir perspektifle bütün yönlerini incelemiş olan ilk çalışmadır.Anahtar SözcüklerAlev Alatlı, Aydınlanma, Modernizm, Postmodernizm, Pozitivizm, Oryantalizm, Yabancılaşma, Biyofili, Nekrofili, Batılılaşma, Türk Toplumu, Türk İnsanı, Aydın, Bütüncül Düşünce, Kavram Kargaşası, Saçaklı Mantık, Rölativistik Ahlâk, Murat

Alatlı, AlevAydınlanmaBatılılaşma+7
Çağrı Aslan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de modernizm sonrası sosyal içerikli afişlerde görsel ve tipografik değişimler

Bu araştırma, Cumhuriyetin ilanı ile modernleşmeye başlayan Türkiye'nin önemli sanat dallarından biri olan afiş tasarımındaki biçim, içerik ilişkileri ve görsel değişikliklerin incelenmesi ve elde edilen verilerle gelecek nesillere kaynak olması amacı ile hazırlanmıştır. Araştırmada Türkiye'de tasarlanan sosyal içerikli afişler incelenmiştir. Grafik tasarımın ve afiş tasarımının temel ilkeleri araştırılmış ve afişlerin temel tasarım kurallarına uygun olup olmadıkları irdelenmiştir. Bu çalışmada literatür tarama tekniği ve eser analizi yöntemleri kullanılmış, elde edilen bulgular yorumlanmış ve afişin gelişim süreçleri anlatılmıştır. Araştırmada aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır: Buna göre, Cumhuriyetin başlangıcından günümüze baktığımızda ilk zamanlar daha çok grafik tasarım, alanında eğitim alan ya da bu konu hakkında yeterli bilgiye sahip kişiler tarafından sunulmuş bir hizmettir. Sonraki zamanlarda teknolojik gelişmeler, paralelinde artan ihtiyaçlar ve mevcut tasarımcıların bu ihtiyaçları karşılayamaması, belirli alanların haricinde afişlerde bir bozulmaya, birbirinin taklidi özgünlükten ve işlevsellikten uzak işler haline dönüşmesine sebep olmuştur. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Modernizm, Tipografi Afiş Tasarım.

Afiş sanatıAfişlerGrafik sanatlar+7
Yalın Tolga Tekdemir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Modern ve postmodern hakikat anlayışları arasındaki ilişkiye dair kavramsal bir inceleme

Hakikat anlayışının olumsuzluklarına işaretle modernizmi reddetmek üzere ortaya çıkan postmodern düşünce, tepkisel özelliğinin bir sonucu olarak modernizme benzer şekilde olumsuzluklara yol açmaktan kendini kurtaramamış ve eleştirilerin odağı haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, postmodernizmin nihai bir düşünceyi temsil edemeyeceği iddiasını, onun modernizme yönelik tepkisel özelliği üzerinden temellendirmektir. Ayrıca modernizmin ve postmodernizmin olumsuzluklarının dışarıda bırakıldığı bir sentezin zorunluluğunu ispatlamak ve söz konusu senteze yönelik bazı imkanlara işaret etmek hedeflenmektedir. Bu amaç ve hedefler doğrultusunda; bu tez çalışmasında benzerlik, tepkisellik, birbirini gerektirme ve sentez olmak üzere modern ve postmorn düşünceler arasındaki ilişkiyi gösteren dört aşamadan oluşan kavramsal bir model geliştirilmiştir. Birinci aşama olan benzerlik olgusunu tespit etmek üzere modern ve postmodern hakikat anlayışları karşılaştırılmıştır. Benzerliğe dair elde edilen verilerden hareketle mantıksal çıkarım yoluyla diğer aşamalara geçilmiştir. Sonuç olarak, modern ve postmodern düşünceler arasında bir sentezin gerekliliği fikrine ulaşılmıştır. Çalışmamızın çağdaş felsefede modern ve postmodern düşünürlerin birbirlerine yönelik sert eleştirilerinin yerine yapıcı önerilerin sunulduğu bir tartışma zemininin oluşmasına katkı sağlaması beklenmektedir.

FelsefeHakikatModernizm+3
Hümeyda Aydın
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Baskı gruplarının yönetişim anlayışı temelinde kamusal karar verme mekanizmalarına etkisinin analizi

Bu çalışmada, yönetişim anlayışı temelinde baskı gruplarının kamusal karar verme mekanizmalarına etkisi ele alınmıştır. Yönetim, yönetişim, ulusal yönetişim, yerel yönetişim, küresel yönetişim ve bölgesel yönetişim gibi kavramlara yer verilmiştir. Yönetişim yaklaşımının tarihsel gelişimi, özellikleri, bu özelliklerden katılımcılık, etkinlik, şeffaflık, hukukun üstünlüğü, eşitlik, hesap verilebilirlik, stratejik vizyon ve cevap verilebilirlik konularında açıklamalara yer verilmiştir. Yeni devlet anlayışı; yeni muhafazakârlık ve neo-liberalizm başlıkları altında ele alınmıştır. Yeni kamu yönetimi anlayışında yer alan; modernizm, post-modernizm, sosyal devlet anlayışı vs. konuları irdelenmiştir. Çalışmanın ilerleyen bölümlerinde demokrasinin bir aracı olarak; baskı grupları, çıkar grupları, baskı grubu türleri detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Baskı gruplarının amaçlarını gerçekleştirmek üzere kullandıkları yöntemlerden; tehdit, ikna, para, lobicilik, rüşvet ve boykot gibi araçların etkileri tartışılmıştır. Kamu denetimi faaliyetleri çerçevesinde; ombudsman kavramı, tarihsel gelişimi, denetim faaliyetlerinin önemi, denetimin meşruiyet katkısı konularına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yönetim, Yönetişim, Modernizm, Postmodernizm, Baskı Grupları, Çıkar Grupları.

Baskı gruplarıKamu denetimiKamu yönetimi+6
Osman Uçar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu-batı bağlamında kentleşme sürecine ilişkin eleştirel bir yaklaşım

Kentler, tarih boyunca insanoğlunun askeri, ekonomik, siyasal ve entelektüel ilgisini çekmiş, onu anlamak, onun içerisinde yer almak ve dahası onu merak etmek arsında gidip gelen duygularla kentler inşa edip yıkmışlardır. Kentlerin etkileri, ona bakanda kendisini hayran bırakan özelliklerinde kendisini göstermektedir. Dünyanın yedi harikasının tümünün kentlerde olması bu açıdan tesadüf değildir.En yaratıcı fikirlerin ortaya atıldığı, en güzel binaların inşa edildiği mekânlar olan kentleri anlamak oldukça karmaşık ve zor bir süreçtir. Çalışmada kentler tarihsellikleri içerisinde yaşadıkları çelişkileri, gelişimleri ve mücadeleleri içerisinde ele alınmaktadır. Kent tarihi, siyasal bir açıdan ele alınan ve çifte standarda açık bir özellik göstermektedir. Bu çifte standardı üreten, batı merkezli modernist yaklaşımın uzantısı olarak değerlendirilebilir. Çalışma içerisinde kentleşme süreçlerinin anlatımında yalnız batı kentlerini kapsayan kısmı eleştirilmiş, doğu kentlerinin tarihsel gerçekliği ortaya konmaya çalışılmıştır.Kentlilik bilincinin oluşumu ve kentlerin siyasi karakteri, doğu batı ekseninde meydana gelen karşıtlığın hem nedeni hem de sonucu olarak ifade edilecektir. Çalışmada doğunun tarihsel konumu ve doğu kentlerine bakış bu bağlamda eleştirilerek, doğu kentlerinin özelliklerine değinilmiştir.İnsanoğlunun doğaya en büyük meydan okuması olarak kentler, zaferleri, yenilgileri, inanışları simgeleyen büyük bir imaj olarak, insanoğlunun tarihi kadar eski, yaşanılan zaman kadar güncel ve geleceği hayal etmek kadar fantastiktir.Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Kentleşme, Küreselleşme, Modernizm, Post-modernizm, Sanayi Devrimi, Oryantalizm.

DemokrasiEndüstrileşmeKentleşme+4
Hakan Uman
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Modern dünyanın özgürlük yanılsaması

Modern dünyamız büyük bir bunalımı yaşamaktadır. Kültürel, politik,ekonomik, dinsel, kimliksel olarak bu bunalım kendisini gezegenin her yanındahissettirmektedir. Modern dünyada insanlar kendilerini güvende hissedemiyorlar. Savaş,çatışma, ekonomik kriz ve salgın hastalıklar, insanlar üzerinde büyük bir korku unsuruoluşturmaktadır. Kavramların içerikleri politikalar tarafından değiştirilmekte ve çıkarpolitikaları doğrultusunda bu kavramlara (özgürlük, eşitlik, demokrasi, adalet vb.)anlamlar yüklenmektedir. Özgürlük adı altında savaşlar yapılmakta, onlarca insanhayatını kaybetmekte ve onlarcası da yurtlarından sürgün olmaktadır. Olanakların veuygun çözüm politikalarının olmasına rağmen, dünyamız yağmalanmakta, yoksullukartmakta ve ekolojik felaketler çoğalmaktadır. Demokrasi ise sözde olarak hepvurgulanır, öneminden sözedilir, ancak içerik olarak yaşanmaz. Demokrasi araçsal akılve politikalar doğrultusunda şekillenmekte olup, demokrasi modern dünyanın hiçbiryerinde tam olarak yaşanmamaktadır. İktidarları, yönetimleri seçimler değil, savaşlar vesilahlar belirlemektedir. İletişim olanakları ve insan ihtiyaçlarını karşılayacak ürün vegıda olanakları bol olduğu halde insanların büyük bir çoğunluğu yoksul yaşamaktadır.Açlıktan hergün onlarca insan yaşamını yitirmektedir. Ayrıca iletişim çağındayaşanmasına rağmen insanlar arasındaki iletişimsizlik artmaktadır. Savaş, çatışma veküresel kapitalizm sonucunda meydana gelen küresel ısınma dünya ve canlılar üzerindebüyük yıkım ve tahribatlara yol açmaktadır. Tüm bunlar modernitede ortaya konulanhedeflerin (demokrasi, özgürlük, eşitlik, daha güzel bir dünya) gerçekleşmediğinigöstermektedir. Modern olanaklar bir azınlık tarafından daha çok kullanılırken, büyükbir çoğunluk ise bu imkanlardan yararlanamamaktadır. Tüm bunlar modern dünyanınbir özgürlük yanılsamasının içinde olduğunu bize göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Ekoloji, Kapitalizm, Modernite, Özgürlük, Teknoloji.

AdaletDemokrasiKapitalizm+3
Sebatullah Tekin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya Halkevi'nin kuruluşu ve faaliyetleri (1932-1937)

ÖZETKÜTAHYA HALKEVİ'NİN KURULUŞU VE FAALİYETLERİ (1932-1937)ŞAHİN, HavanurYüksek Lisans Tezi, İlköğretim Ana Bilim DalıTez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. İsmail ÇİFTÇİOĞLUEkim, 2010, 95 sayfaGeniş anlamıyla birer halk eğitimi kuruluşu olan halkevleri, faaliyet gösterdiği dönemde (1932?1951) Türk kültürünü yaymaya, Türk inkılâbını kökleştirmeye ve milli birliği sağlamaya çalışmıştır. Aydınlar ile halkın kaynaşma yeri olan bu kuruluşlar aynı zamanda Türk modernizminin gerçekleşmesinde de önemli rol oynamışlardır.24 Haziran 1932 yılında kurulan Kütahya Halkevi Dil, Tarih ve Edebiyat, Kütüphane ve Yayın, Temsil, Güzel Sanatlar, Halk Dershaneleri ve Kurslar, Köycülük, Sosyal Yardım şubeleriyle faaliyete başlamıştır. Halkevine o dönemde çeşitli meslek gruplarına mensup bazı kişilerin, Kütahya'nın tanınmış simalarının ve pek çok eğitimcinin üye olduğu görülmektedir.Kütahya Halkevi faaliyetlerinin bu ilin genelini kapsadığı faaliyetlere olan katılımlardan anlaşılmaktadır. Özellikle konferans, konser, gösterit gibi faaliyetler halkın yoğun ilgisini çekmiştir. Bu bağlamda Kütahya Halkevi'nin yöre halkının eğitim ve kültür seviyesinin yükselmesinde kayda değer katkılar sağladığı söylenebilir.Anahtar Kelimeler: Halkevi, Kütahya Halkevi, Modernizm, Eğitim, Halkevi Neşriyatı, Şube, Faaliyet

EğitimHalkevleriKütahya+1
Havanur Şahin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Modern yönetim anlayışında motivasyon: Kütahya İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi'nde bir uygulama

İşletmelerin/kurumların amaçlarına ulaşabilmelerini sağlayan temel unsur insandır. Yöneticiler çağı yakalayabilmek için istihdam ettikleri personele önem vermek durumundadırlar. Organizasyonların gelecekleri istihdam ettikleri kaliteli insan gücüyle bağlantılıdır. Demokratik bir işletmede/kurumda yöneticilerin başarılı olmaları, çalışanlarının verimini artırarak, organizasyona bağlılıklarını sürekli kılmaları, onları motive edecek yöntemler geliştirmelerine bağlıdır.Günümüzde kamu kurumları da özel sektör işletmelerindekine benzer bir değişim süreci yaşamaktadırlar. Bu nedenle işletme yönetimlerinin yaşadığı deneyimler ve geliştirdikleri yenilikler, kamu kurumlarında da ilgi görmektedir. Kamu kurumları, kendi hizmetlerini finanse eden insanlar olarak vatandaşlara sundukları hizmetlerin kalitesinin iyileştirilmesi ve veriminin yükseltilmesi yolunda çaba sarf etmektedir. Bu nedenle kamu kurumlarında çalışan personelin motivasyonunun yüksek tutulması, bu kurumların sundukları hizmetlerin kalitesini ve verimliliğini etkilemektedir.Bu çalışma da, Kütahya İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi personelinin motivasyonlarını olumlu yönde etkileyecek unsurların neler olabileceği anket tekniği kullanılarak incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde, modern yönetim yaklaşımlarının analizi verilmiştir. İkinci bölümde ise motivasyon kavramının analizi ve modern yönetim anlayışındaki yeri incelenmiştir. Üçüncü bölümde, emniyet teşkilatını yapısı genel olarak değerlendirilmiştir. Son bölümde, Kütahya il emniyet teşkilatı asayiş şubesinde çalışan personelin motivasyon düzeyini ve hangi unsurlardan etkilendiği belirleyen anket uygulanmıştır. Anket sonuçlarından elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Motivasyon, Çağdaş Yönetim Yaklaşımları, Asayiş, Polis.

KütahyaKütahya İl Emniyet MüdürlüğüModern yönetim+4
Özcan Sönmez
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Modern sonrası sanat yaklaşımları ve Türk resmine etkisi

Bu araştırma, ?Modern Sonrası Sanat Yaklaşımları ve Türk Resmine Etkisi? konusunu içermektedir. Araştırmanın amacı, modern sonrası olarak ifade edilen postmodern süreçte oluşan sanat yaklaşımlarının Türk resmi üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Bu dönemde yeni sanat yaklaşımları konu, teknik ve uygulamalar açısından ele alınmıştır. Batı?da 1960 sonrasında meydana gelen sanat yaklaşımlarının Türkiye sanat ortamına etkileri, tuval resmi yanında diğer güncel yaklaşımlara yönelen sanatçılar ve yapıtları, kuramsal çerçevede incelenmiştir. 1980 sonrası Türkiye?de meydana gelen sosyo-ekonomik, teknolojik, siyasal değişimler ve bunlardan yola çıkarak sanat ortamını belirleyen etkenler ele alınmıştır. Araştırma geleneksel tuval resmi ve klasik heykel anlayışından uzaklaşarak günümüzde yerleştirme ve Kavramsal Sanat yaklaşımlarını ele alan sanatçılara yer verilmesi bakımından önemlidir. Tarama modelinde desenlenen bu araştırmanın sınırlılıkları modern, postmodern kavramlarının irdelenmesi ve bu kavramların Batı?da ortaya çıkması sonucu Türkiye?de oluşan yansımaları üzerinedir. Araştırma Türkiye?de 1980 sonrası dönemde dikkat çeken, tuval resmi yanında diğer güncel yaklaşımlara yer veren sanatçılar ile sınırlıdır.Sonuç olarak; Türkiye?de 1980 sonrası dönemde tuval resmi sorgulanarak, izleyiciye yeni malzemelerle farklı yaklaşımlar sunulmuştur. Minimalizm, Kavramsal Sanat, enstalasyon, fotoğraf, video, happening ve Performans Sanat yapan sanatçılar uluslararası sergiler ve bienallerde yerlerini almışlardır. Sanatçılar artık nesnel bir biçimde sanat nesnesini tek başına sergilemek yerine, sanatı geleneksel çizgisinin dışına çıkarmışlardır. Bu sanatçılar sadece resim ve heykele alternatif yaklaşımlar sunmakla kalmayıp aynı zamanda sanatın tanımını da genişletmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Modernizm, Postmodernizm, Modern Sonrası Sanat Yaklaşımları

Modern DönemModern resim sanatıModern sanat+4
Alev Alkan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Mustafa Kutlu öykücülüğünde mekân: Bir edebiyat sosyolojisi incelemesi

İnsan ve mekân ilişkisi ilkel dönemden modern döneme, modern dönemden postmodern döneme doğru bir bütünlük içerisinde süreklilik arzetmektedir. Bu bağlamda mekân-insan ya da mekân-toplum ilişkisi kaçınılmazdır. Tarihsel düzlemde mekânlar toplumu ürettiği gibi toplumlar da mekânı ürete gelmiştir. Dolayısıyla insanın ve mekânın mutlak bir ilişkiselliği söz konusudur. Mağaralardan gökdelenlere uzayan bu süreç içerisinde insan ve mekân birbirinden ayrılmaz iki unsur haline gelmiştir. Bu bağlamda mekânın insan üzerindeki etkisi, insanın mekân üzerindeki etkisi ayrıntılı bir şekilde irdelenmiştir. Zaman, insanın ve mekânın şekillendiricisi konumundadır. Tarihsel süreçle bakıldığında Sanayi İnkılabı sonucunda ortaya çıkan kapitalist düşünce insan-mekân ilişkisini de etkilemiş, mekânlar bir araç iken bu süreçten sonra bir amaç haline gelmiştir. Bu durum toplumsal mobilitenin ve kırılmaların mekâna ve insana şekil verme gücünü göstermektedir. Kapitalizm sonrası modern dünyada insanlar artık mekânı bir yaşam alanı olmaktan ziyade bir yatırım aracı görüp mekânı kapitalizme kurban etmişlerdir. Bu bağlamda mekanik bir ilişki içerisinde olan mekânlar organik birer kapitalist mekâna evrilmiştir. Köy kasabaya, şehir kente, kent megakente evrilmiştir. Modernizm ve gelenek ilişkisi karşıtlık üzerine kuruludur. Bu karşıtlık bağlamında Mustafa Kutlu'nun hikâyeleri gelenek ekseninde konumlandırılabilir. Mustafa Kutlu'nun hikâyeleri sadece mekânsal unsurlar bağlamında değerlendirilmemelidir. Edebi eserlerin asli unsuru olan insan ve toplum sosyolojide de bu konumdadır ve bu anlamda ortak bir paydada buluşmaktadır. İşte bu birliktelik çerçevesinde Mustafa Kutlu'nun hikâyeleri mekânsal açıdan sosyolojik nüanslarla bezelidir Anahtar Kelimeler: Mekân, Sosyoloji, Modernizm, Gelenek, Edebiyat Sosyolojisi, Mekân Sosyolojisi, Köy, Kent.

EdebiyatEdebiyat sosyolojisiHikaye+4
Bilal Can
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Modern dünyanın bunalımı karşısında radikal bir eleştiri ve alternatif çözümler: Ivan Illich

Bu çalışma Toplum Felsefesi alanında olup, 20.yy'da yaşamış, Avusturyalı filozof ve toplum eleştirmeni olan Ivan Illich'in çağdaş batı kültürü ve kurumları ile modernite problemlerinden olan kapitalizm, endüstri, medeniyet, teknoloji ve tüketim toplumu gibi sorunlara yönelik eleştiri ve çözüm önerilerine yer vermeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde Illich'in hayatı, eserleri ve entelektüel biyografisine yer verilecektir. İkinci bölümde modernite eleştirilerinden bahsedilecek olup, çalışmanın son bölümü olan üçüncü bölümde ise Illich'in bu sorunsala ürettiği çözüm önerileri ele alınacaktır. Bu çalışmada, Illich'in bir ideoloji olarak gördüğü yenilik fikri üzerinde durulmakla beraber bu kavramın toplumu gelenekten kopuşa sürükleme aşamaları incelenecektir. Bu aşamalar ise modernizmin bir sorunsal boyut getirdiği ekonomik, çevresel, sosyo-kültürel ve etik zemindeki bozulmalar üzerinde olacaktır. Bu problematikler mekanik bir dünya oluşturduğu için çalışmada insani değerlerin kaybı ve bireyin kendi ürettiklerine bağımlı olması etüd edilecektir.

EndüstriIllich, IvanKapitalizm+6
Dönüş Sarıtaş
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyılda sanatın üretim, tüketim ve eylem alanı olarak sokak

Burjuva Devrimi'nin, Aydınlanma'nın ve Sanayileşme'nin tüm getiri ve götürüleri ile girilen 20. yüzyılda, kapitalist endüstrinin hızlı gelişimiyle ortaya çıkan tüm toplumsal, ekonomik, kültürel ve siyasi dönüşümler; hem sokağı hem sanatı hem de sokak ve sanat arasındaki ilişkiyi doğrudan etkilemiştir. Sokak, bu anlamda salt fiziksel bir mekan olmanın ötesinde toplumsal, kentsel ve gündelik hayat içindeki her türlü gelişmenin ve dinamiğin merkezinde olmuştur. Sanat ise tüm bu dönüşümlerin bir aracı ya da bir aktörü olarak, başka bir deyişle tüm bu gelişmelerin bizzat öznesi ya da nesnesi olarak, öyle ya da böyle yüzyıl boyunca etkin rol almıştır.Sanat alanı için 20. yüzyıl, geçmiş on dokuz yüzyılı ile her anlamda hesaplaştığı bir dönem olmuştur. Bu sorgulamaya sebep olan ise bahsi geçen dönüşümlerdir: Yani eski sistemlerin yerine gelen yeni sistemler, yeni üretim teknik ve biçimleri, yeni toplumsal ve kültürel yapılardır. Sanatçı, bu bağlamda gerek tüm bu yenilikleri yerinde keşfetmek üzere, gerek tüm bu yeni sistemle iktidar ve özgürlük mücadelesine girmek üzere, gerekse de tüm bu yeni sistem içinde yaşamını sürdürebilmek ve kendine bir rol, bir alan ya da bir kazanç sağlayabilmek üzere sokakta yer alabilmiştir. Bu çalışma, 20. yüzyıl boyunca sanatsal alanın ilgili tüm aktör ve araçlarının sokakta yer alma nedenlerini, süreçlerini ve sonuçlarını irdeleyerek ilgili kavram, yaklaşım, akım ve uygulamaları biraraya getirmeye çalışmaktadır.

AltkültürAvangard sanatKamusal alan+6
Eren Gülbey
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Alaın de Botton ve modernizm eleştirisi

Alain De Botton, modernizm tarafından kurgulanan günümüz dünyasını anlamaya çalışan bir düşünürdür. İnsanların modern dünya içindeki sorunlarına dikkat çekmektedir. Sorunları tespit ettikten sonra çözümler önermektedir. Bu çözümlerin kaynağı ise filozoflar, sanatçılar ve bu gibi bilge insanların eserleridir. Modern dünyanın sorunlarına, geleneksel çözümler üretmesi dikkat çekici yönüdür. Batı tarzı felsefe eğitiminden geçmiş olan Alain De Botton, gerektiğinde Doğu menşeli yaklaşımlardan istifade etmektedir. Özellikle inanç sistemleri ile ilgili konularda kadim eserlere vurgu yapmaktadır. İnsanların, modern dünyanın içinde yer alabilmeleri için karşı karşıya kaldıkları durumu "statü endişesi" olarak adlandırmaktadır. Alain De Botton'a göre, insanların bu kaygı durumu, toplum tarafından acımasızca körüklenmektedir. İnsanlar, sosyal hayat içindeki değerlerini, elde ettikleri statü ile ortaya koymak zorunda kalmaktadırlar. Bu durum, modernizm anlayışı çerçevesinde, on sekizinci yüzyıldan günümüze kadar gelmiştir. Aydınlanma Düşüncesi'nin ön plana çıkardığı "akıl", yaşanması daha kolay olan bir dünya arzulamaktaydı. Lakin kendisi için serpilme imkânı bulan kapitalizm, modernizm anlayışına, Aydınlanma Düşüncesi'nin akıl anlayışı ile eklemlenmiştir. Bu durum günümüzdeki modern dünyayı ortaya çıkarmaktadır. Alain De Botton ortaya çıkan bu modern dünyanın, meritokrasi ile beslendiğini düşünmektedir. Çalışmamızın çerçevesini Alain De Botton'un eserleri belirlemiştir. Çalışmamızda, modernizm anlayışına yönelik eleştirilerin, çözüm odaklı olarak incelenmesi hedeflenmiştir. Alain De Botton tarafından ortaya konulan geleneksel yöntemlerin anlaşılabilmesine özen gösterilmiştir. Çalışmamızın en önemli bulgularından biri, statü endişesinin insan hayatını şekillendirmesidir. Sonuçta, insanların modern dünyanın üstesinden gelebilecek yöntemleri, asırlar önce kullandığı hatırlatılmaktadır. Alain De Botton'un düşüncesi, bu yöntemleri günümüze taşıyarak, günümüz dünyasının sorunları için çözümler bulmamızı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Alain De Botton, Modernizm, Aydınlanma Düşüncesi,Meritokrasi, Statü Endişesi

AydınlanmaDe Botton, AlainMeritokrasi+2
Erşan Ağbaş
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Modernizm sürecinde kültürel bir temsiliyet aracı olarak, İstanbul'da; fotoğraf ve azınlıklar

Güncel sanat paradigma ve pratikleri içerisinde özerk bir yapılanmaya sahip olan fotoğraf olgusuna yönelik evrensel hipotez ve post-yapısalcı eleştirel dayanakların, yerel bir sorunsal üzerine odaklandığı proje, ele alınan konunun disiplinlerarası uzantıları bağlamında ortaya koyulmuştur. Modernizm sürecinde kültürel bir temsiliyet sorunsalı olarak belirleyici rol üstlenen fotoğrafın, İstanbul azınlıklarının ilk yerli stüdyolardan günümüze uzanan fotografik temsil anlayışı özelinde sorunsallaştırıldığı genel perspektif, göstergebilimsel bir kuramsal alt yapı üzerine temellenmiştir. Bu kavrayış zemini üzerine, disiplinlerarası sanat metodolojisinin öngördüğü evrensel teorik bağlamlar doğrultusunda konunun sosyo-stratejik, etno-kültürel ve siyasal boyutu eklemlenmiştir. Böylece, ele alınan sorunsalın çok yönlü açılımları arasında saptanan tarihsel ve güncel nedensellik ilişkilerinin karşılaştırmalı olarak modernizm eleştirisi temelinde yeni eleştiri ve okumalarına ulaşılmıştır. Post-yapısalcı eleştirel kavrayışın kaynaklık ettiği bilgi birikimi ve temsiliyet sorunsalının, disiplinler arası güncel sanat kuramlarının ön gördüğü bir eksende yeniden yapılandırıldığı çalışma, kuramsal referansların, konunun kendisine referanslık edecek kültürel birikimi ile bir arada yürütülmüştür. Bu aşama, yalnızca elde ki teorik alt yapı ve metinler değil, bu alt yapının öngördüğü sorunsalları kapsayacak nitelikte geniş bir görsel belge sunumu gerçekleşmiştir. Bu amaç doğrultusunda, alan araştırması, görsel arşiv taramaları ve sözlü tarih gibi sosyal bilim temelli metodlar, projenin öncelikli hedefi olarak çalışmaya dahil edilmiştir. Böylece, eldeki kuramsal dayanakların temsil sorunsalı özelinde örneklenmiş yeni bir görsel seçkisi ortaya koyulmuştur. Bu aşamada, bir ara disiplin ve metod oluşturulması ön görülerek, çalışmada farklı disiplinlere dair anlayışların birbirlerine önerdiği sorunsallar kavramsal bir temelde yeniden kurgulanmıştır. Çalışmanın özgün metodolojik yapılanması doğrultusunda ortaya koyduğu öncelikli anlayış, teorik ve pratik düzlemin birbirlerine uygulanma süreçlerinde elde edilen bir ara disiplin kurgulama ve geliştirme fonksiyonunun gelecek projeler açısından öngördüğü metodolojik kaynaklık niteliğidir. Anahtar Kelimeler: Fotoğraf, Azınlıklar, Modernizm, İstanbul, Kültürel Temsiliyet, İmaj Politikaları, Disiplinlerarası Sanat, Eleştirel Teori.

AzınlıklarFotoğrafModernizm+1
Tayfun Serttaş
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Sophie Calle, Nan Goldin ve Marlene Dumas`da öznellik ve bedenin temsili

Modernite düşüncesinin evrensel doğruyu bulma arayışı, sanat alanında da etkili olmuş, fikir yerine biçimsel kaygıların egemen olduğu sanat, kendini tekrar etmeye başlamıştır. Modernizmin sona erişiyle, biricik olan sanat objesi önemini kaybetmiş, kavramlar, orjinal fikirler ve farklı sunum şekilleri sanat alanında yeni kapılar açmıştır. Bu çalışmada, tek merkezci ve ataerkil bir söylemle yazılmış olan sanat tarihi içerisinde, kadın bedeninin ve toplum içindeki varlığının temsil edilme biçimleri ve öznelliğin sanat üretimindeki yeri incelenmekte, Sophie Calle, Nan Goldin ve Marlene Dumas'nın çalışmaları ile örneklendirilmektedir. Toplumsal pratiklerde olduğu gibi sanat alanında da Batı-Doğu, siyah-beyaz, kadın-erkek ayrımları yaşanmıştır. Bu karşıtlıklar dahilinde, Batılı beyaz erkek özne etken bir tavır içindeyken, kadın sanatta estetik bir haz objesi olarak temsil edilmiştir. Çalışma içerisnde, feminist hareketlerin etkili olduğu ve toplumsal cinsiyet teorilerinin önem kazandığı 1960 sonrası dönemde, kadın sanatçıların bedeni ve bireysel hikayelerini, sanat alanında etken bir hale gelebilmek amacıyla kullanış şekilleri incelenmektedir. Sanatçıların öznel bir bakış açısı ile eleştirisini yaptığı iktidar söylemleri, postmodern düşünceler bağlamında önemini kaybetmeye başlamıştır. Toplumsal ve teknolojik gelişmelerin önem kazandığı bir sanat ortamında öznellik, farklı eğilimlerin ifade edildiği bir özgürlük imkanı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Sophie Calle, Nan Goldin, Marlene Dumas, çağdaş sanat, öznellik, bedenin temsili. vııı

BedenCalle, SophieDumas, Marlene+7
Seda Hepsev
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Bursa'da 1930-1950 yıllarında inşa edilmiş konutların cephe özelliklerinin değerlendirilmesinde tipolojik bir yöntem denemesi

ÖZET Kentleşme olgusunda, geçmişi geleceğe taşıyan binalar, kentin diğer mekânsal öğeleri ile birlikte kentsel oluşum sürecininde birer parçası olmuştur. Bu oluşumları hedef alan araştırmalar için envanter çalışması bir araçtır/Türkiye'de 1970'li yıllar sonrasında artan koruma çalışmaları sırasında binalar, inşa edildikleri dönemle ilgili mimarisinde etkili ol muş mimari stil, akım ve eğilimler vede yapısal kimlikleri gözetilerek koruma altına alın maktadır. Kültür ve Tabiat Varlıklarım Koruma Kanunu incelendiğinde de, ancak XIX. yüzyıl sonuna kadar inşa edilmiş taşınmazlar ile Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriye- ti'nin kuruluşunda büyük tarihi olaylara sahne olmuş binalar ve Mustafa Kemal Atatürk ta rafından kullanılmış evler korunması gerekli taşınmazlar olarak belirlenmiştir(*). Cumhu riyet sonrasında Çağdaşlaşma olgusunun ürünü olan sivil mimarlık örneklerinden konutlarında incelendiklerinde herbir konutun kültürel değişimi yansıtan önemli birer belge olduğu anlaşılmaktadır. / Türkiye'nin Doğu Marmara ulaşımında, kuzey-güney ve doğu-batı ekseni üzerinde bulu nan Bursa, ulaşımda menzil noktası olma özelliği ile, Osmanlı İmparatorluğu'ndan Türki ye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna ve günümüze değin ekonomik yatırımlara sahne olmuştur. Kuruluşundan günümüze önemli değişim ve gelişimlerin mekanı olan bu kentte, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu sonrasında döneminin nitelikli binaları inşa edilmiştir. Bu çalış mada, yapılan inceleme sonrasında, 1930-1950 yıllan arasındaki dönemde, Bursa'da inşa edilmiş her bir konutun, taşıdığı değerler bağlamında korunması gereken birer belge olduğu gerçeği ile karşılaşılmıştır. Bu değerlere ulaşabilmek için konutlar, tipolojik çözümleme yöntemi kullanılarak envantere kaydedilmiştir. Envanter çalışmasından elde edilen sonuçlar tezin diğer bölümleri ile desteklenmiştir. Tezin birinci bölümünde konu nun tanımı, yöneldiği sav ve yöntem açıklanmıştır. Çalışma alanının tanıtımı amacı ile kentin coğrafi konumu, tarihi, ekonomik gelişimi ve toplumsal yapısı sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel değişim bağlanımda incelenmiştir. Kentin gelişim ve yerleşim özellikleri ile 1930-1950 döneminde karşılaşılan kentsel gelişiminin tanıtıldığı ikinci bölümü, 1930- 1950 Bursa'sında inşa edilmiş binalara ait özelliklerin araştırıldığı üçüncü bölüm izler. Bu bölümde Bursa'da izleri gozlemlenenyXX. yüzyıl başlarında etkili olmuş mimari akım, stil ve eğilimler incelenmiştir. İncelemede mimari gelişimin Türkiye'ye ve Bursa'ya yansıması hedeflenmiştir. Bu incelemede, konutların mimarisindeki yabancı etkiler ile birlikte gele neksel mimarimizden gelen unsurlar ile de karşılaşılmıştır. Bir sentez ürünü olan binaların kentte sivil mimarlık örneklerinin yamsıra resmi ve kültürel işlevli olanları da, mimari akım, stil ve eğilimler bağlamında örneklenmiştir. Bursa'mn kentsel geçmişini, 1930-1950 yıllan arasında yeralan dönemde inceleyen tezde, Cumhuriyet sonrası yaşanmış çağdaşlaşma olgusunun sivil mimari örneği konutların bir bölümünün envanteri çıkanlmıştır. Kentte kültürel değişimin belgesi olan bu konutların (*) 21 Temmuz 1983, T.B.M.M. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na ait yasa ve ilgili mevzuat. XVparsel genişlikleri ve cephe biçimlenişleri ile ilgili verilerinden elde edilen ölçütler kullanılarak bir matris yapılmıştır. Bu matris açılımında toplam 54 konut kataloga alınarak plan şemaları, fotoğrafları ve mi mari özellikleri tespit edilmiştir. Bir envanter, niteliği taşıyan dördüncü bölümü takiben beşinci bölümde, Bursa'da yapım yılı 1930-1950 arasında kalan konutların ortak özellikleri, aynı dönemde dünyada inşa edilmiş konutların ortak özellikleri ile bağlantısı kurulmuştur. İncelenen konutların belgesel, yaşamsal, üslupsal, kentsel ve tarihi doku değeri, fiziksel değeri olduğunun ortaya konduğu altıncı bölümde, bu değerlere bağlı kalarak, Bursa'da 1930-1950 yılları arasında inşa edilmiş konutlar için koruma önerileri sunulmuştur. xvı

BursaCephe özellikleriKonut+3
Timur Kaprol
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Tanımlar denizinde modern söylemlere karşı postmodernizm

Bu tezde modernizm ve postmodernizm süreçleri, bu sürece dâhil olan isimler ve modernizmin ve postmodernizmin etki ettiği alanlar incelenmiştir. Bu inceleme insanlık tarihinden başlayıp 20. yüzyıla kadar olan süreci içermektedir. Modernizme etki eden Rönesans ve Aydınlanma, postmodernizme etki eden modernizm dikatle değerlendirilmişttir. Bu ele alış ne modernizmi dışlar ne de postmodernizmi dışlar. Bu doğrultuda tez modernizm ve postmodernizm süreçlerini anlatan toparlayıcı bir çalışma olacaktır.

AydınlanmaModernizmPostmodernizm
Elif Henek
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Modern Türkiye'de popüler din ve paranormalizm

Yapılan bu çalışmada internet aracılıyla 571 anket uygulanmıştır. Uygulanan anketin çoğunluğu Ankara'da yaşayan katılımcılar olmak üzeri kalan diğer kısmı ise 43 ilden katılan katılımcılardan oluşmaktadır. Paranormal inanç ölçeği için Likert tipi beşli cevap kategorileri kullanan sorular kullanılmıştır. Bunlar "kesinlikle katılıyorum", "katılıyorum", "kararsızım", "katılmıyorum", "kesinlikle katılmıyorum" şeklindedir. Paranormal inanç ölçeğinde 27 soru bulunmaktadır. Çalışmamız paranormal inanç ölçeği dini tutum, batıl inanç, büyü ve gezegen boyutları olmak üzeri dört alt boyuta ayrılmaktadır. Yapılan T-Testine göre; din, batıl inanç ve gezegen tutumu cinsiyet açısından anlamlı düzeye ulaşmamaktadır. Yapılan Anova testine göre; din, batıl inanç, büyü yaş açısından anlamlı düzeye ulaşmakta fakat gezegen tutumu ulaşmamaktadır. Medeni duruma göre din, batıl inanç, büyü ve gezegen tutumu anlamlı düzeye ulaşmaktadır. Eğitim durumuna göre din, batıl inanç, büyü ve gezegen tutumu anlamlı düzeye ulaşmaktadır. Mesleğe göre din, batıl inanç, büyü ve gezegen tutumu anlamlı düzeye ulaşmaktadır. Aylık kazanca göre ise din, büyü ve gezegen tutumu anlamlı düzeye ulaşmakta fakat batıl inanç tutumu anlamlı düzeye ulaşmamaktadır. Anahtar Kelimeler: Din, Büyü, Batıl İnanç, Gezegen

Batıl inançlarBüyüDindarlık+4
Akınnur İlkutlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yusuf Atılgan'ın romanlarındaki modernist unsurlar

İnsanoğlu, aklını evreni anlamaya yordukça tarihin akışı; Tanrısal alanın laisite karşısında mevzi kaybetmesi şeklinde gerçekleşmiştir. Dünyevi alandaki akıl, laisiteden yana geliştikçe de seküler akıl sanatın ve bilimin yüklemi olmuştur.Bu noktada, çalışmanın teorik kısmında modernist romana ortam hazırlayan gelişmeler ele alınmıştır. Çalışmanın teorik kısmı, modernizmin ve modernist romanın ortaya çıkışına zemin hazırlayan Rönesans, Reform, Aydınlanma Çağı, Sanayi Devrimi gibi gelişmelerin değerlendirilmesinin ardından; modernizm ve onun sanata yansımaları değerlendirilmesinden oluşmaktadır.Daha sonra incelenen tüm gelişmelerin ortaya çıkardığı modernist romanın şekil, içerik aygıtları ve bu aygıtların Yusuf Atılgan'ın romanlarındaki işlevselliği incelenmiştir.Çalışmamıza konu olan romanlar; yabancılaşma, intihar, Freudyen Unsurlar, Sisyhpos Kompleksi, psikopatolojik durumlar, arketipler, karakterin ölümü gibi içerik aygıtları,Bilinç akışı, yabancılaştırma, serbest çağrışım, iç konuşma, montaj/kolaj,leitmotif, metinlerarasılık, olay, anlatıcı/bakışaçısı, zaman ve mekan gibi teknik aygıtlarla incelenmiştir.Çalışmaya konu olan romanların belirtilen aygıtlarla incelenmesi ise; önce belirtilen aygıtlar hakkında tanımlayıcı bilgi verme, daha sonra bu aygıtların neden modernist bir roman için belirleyici bir aygıt olarak kabul edilmesi gerektiğine değinme ve daha sonra da bu aygıtların incelememize konu olan romanlardaki yansımalarının gösterilmesi ve işlevselliklerinin tespit edilmesi şeklinde yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Modernizm, roman, modernist roman, Yusuf Atılgan

Atılgan, YusufEdebiyatModernizm+2
Bülent Aytok Özaltıok
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Modernist Türk romanında depresif ve nevrotik karakterlere psikanalitik bir yaklaşım

Bilinçli olarak tanımlanan pek çok olay, davranış ve rastlantının altında bilinçaltında yatan nedenler etkili olmaktadır. Görüneni değil, görünenin altında yatan etkenleri anlama yoluyla bireyi ve sorunlarını tanıma, insan davranışlarının nedenlerini daha iyi yorumlayabilme için kullanılan Freud'un geliştirdiği psikanalitik eleştiri yöntemi, sanat eserlerinin anlaşılıp yorumlanmasında geniş olanaklar sunmuştur. Bu tez çalışması, modernist Türk romanlarında önemli bir yere sahip olan depresif ve nevrotik karakterleri seçtiğimiz romanların özelinde psikanalitik açıdan irdelemeyi amaçlar. Araştırmada, yöntem olarak başta Freud olmak üzere, onu takip eden ya da küçük farklılıklarla ondan ayrılan psikanalistler ve nevroz çözümlemesinde Karen Horney'in yaklaşımlarından yararlanılmıştır. Çalışmada, modernist Türk romanının öncülerinden sayılan Ahmet Hamdi Tanpınar, Hikmet Erhan Bener, Leyla Erbil, Oğuz Atay, Selim İleri, Adalet Ağaoğlu, Yusuf Atılgan, Pınar Kür, Tezer Özlü gibi çoğu Freud öğretisini benimseyen yazarların seçilen romanlarında, klinik depresif, manik depresif ve nevrotik tanısı olan ana karakterlerin ruhlarındaki saplantıların, açmazların, acıların, korkuların, yalnızlığın ve parçalanmışlığın nedenlerinin çocukluk dönemindeki travmatik yaşantılara bağlı olduğunu, Freud'un öne sürdüğü psikanalitik görüşlerden hareketle ortaya koyduk. Analiz edilen her romanın ardından kısa bir değerlendirme yaparak, yetişkin dönem yaşamındaki uyumsuzlukların nedenini Freud'un bakış açısına göre yorumlayıp çocukluk döneminde yaşanan olaylara ve önemlisi ebeveynin yetersiz sevgi ve ilgisine dayalı olduğu tespitinde bulunduk. Tezimizde vardığımız sonuçları belirttikten sonra, çalışmamıza konu olan romanların ve yararlandığımız kuramsal kitapların kaynakçasını sunduk. Anahtar kelimeler: Psikanalizm, Sigmund Freud, modernizm, depresyon, nevroz.

DepresyonFreud, SigmundModernizm+4
Banu Antakyalı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00

Related subjects