Energy sector

58 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Doğal gaz sektöründe iş sağlığı ve güvenliği risk analizi: Çorum ili örneği

Doğal gaz yer kabuğunun içindeki fosil kaynaklı petrol türevi bir çeşit yanıcı gaz karışımıdır. Günümüzde önemli bir enerji kaynağı olarak sıklıkla evlerde ve endüstride kullanılmaktadır. Doğal gaz kullanımı belli kanun ve yönetmelikler çerçevesince düzenlenmiştir. Doğal gaz iletimi, dağıtımı işiyle ilgili işletmeler ve çalışanlara yönelik hizmet yerlerinde oluşabilecek riskler için önlemler alınmıştır. Bu tez araştırmasındaki amaç, doğal gaz hizmetlerinin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili risk analizinin gerçekleştirilmesidir. Bu amaca ulaşmak için Çorum Gaz A.Ş.'ne iletilen 2019-2022 yıllarındaki ihbarların risk analizi yapılmış ve ihbar çeşitleri ve ihbar önem dereceleri arsındaki ilişki test edilmiştir. Risk analizinde Fine-Kinney risk analiz metodu kullanılmıştır. İhbar çeşitleri ve ihbar önem derecesi ilişkisi için SPSS istatistik programı ile basit uyum analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre risk derecesi ortaya çıkarılmış ve gerekli düzenleyici/önleyici tavsiyelerde bulunulmuştur. Risk analizi sonucunda elde edilen risk skorlarına göre çok yüksek, yüksek ve önemli riskler çıktığı görülmüştür. Düzenleyici/önleyici tavsiyeler sonucunda 2019 yılında ortalama risk skorunda %64,4'lük bir azalma, 2020 yılında ortalama risk skorunda %64,9'luk bir azalma, 2021 yılında ortalama risk skorunda %71,2'lik bir azalma olduğu tespit edilmiştir. İhbar çeşitleri ve ihbar önem dereceleri arasındaki ilişki doğal gaz kullanım yoğunluğuna göre sonbahar-kış ve ilkbahar yaz dönemleri şeklinde incelenmiş, ihbar çeşitleri ve ihbar önem dereceleri arasındaki ilişkinin mevsime göre değişiklik göstermediği tespit edilmiştir.

Doğal gazDoğal gaz sektörüEnerji sektörü+5
Enes Kaya
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Petrol fiyatlarının çimento sektörüne etkisi

Petrol bir enerji kaynağı olarak büyüyen ekonomiler için büyük önem arz etmektedir. Hem petrol ithal eden hem de ihraç eden ülkeler petrolün uluslararasını gündemini yakından takip ederler. Birçok ülke stratejik planlarını bu gündeme göre belirler. Özellikle büyüyen ekonomilere sahip petrol ithal eden ülkeler için dalgalanan petrol fiyatları büyük bir önem arz etmektedir. Büyüyen ekonomi ile artan petrol ihtiyacı ülkeleri petrole daha bağımlı hale getirmektedir. Türkiye de bu ülkeler arasında yer almaktadır. Artan enerji ihtiyacı içinde petrol büyük bir orana sahiptir. Hemen hemen her imalat sanayinde petrol doğrudan ya da dolaylı yoldan kullanılmaktadır. Bu tezde, dalgalanan petrol fiyatlarının Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahip çimento sektörüne olan etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Petrol fiyatlarında zaman zaman büyük oranlarda kırılmalar yaşanmıştır. Bu büyük orandaki kırılmalar sektörlere etkileri daha görünür kılmaktadır. Çimento sektöründe en büyük maliyet kalemi yakıttır ve sektörde kullanılan yakıtın yaklaşık %70'i petrokoktur. Çimento sektöründe Kamu Aydınlatma Platformu'nda yer alan çimento şirketlerinin karlılık oranları hesaplanarak yıllara göre petrol fiyatları ile karşılaştırılmıştır. Yapılan analizler ışığında, dalgalanan petrol fiyatlarının çimento sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin karlılık oranlarına anlamlı bir etkisi olduğu belirlenmiştir.

Enerji sektörüFiyat artışıFiyat hareketi+6
Erdoğan Erdoğan
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Dışsallıklar, kamunun düzenleyici rolü: Enerji sektöründe bir uygulama

Bu çalışmada piyasa başarısızlıklarının nedenlerinden biri olan dışsallıklar konusu incelenmiştir. Üretim ve tüketim faaliyetleri sonucu ortaya çıkan dışsalhklann nasıl düzenleneceği, olası sonuçlan piyasa çözümleri yanında kamusal düzenlemeleri de zorunlu kılmaktadır. Çalışma, giriş niteliğindeki bilgilerin sunulması ve dışsallıklar literatüründeki değişik görüşlerin incelenmesi ile başlamaktadır. Daha sonra dışsallık türleri ele alınmıştır. Dışsallıklarda birbirini tamamlayıcı nitelikteki farklı sınıflamalar görülmektedir. Çalışmamızda dışsallıklar dört ana grup halinde sınıflandırılarak incelenmiştir. Dışsalhklann düzenlenmesinde bütün ekonomik sistemlerde mali, ekonomik, yasal ve idari düzenlemelere gerelcsinim duyulmaktadır. Çalışmamızda kamusal düzenleme türlerinden vergiler, sübvansiyonlar, harçlar, standartlar, pazarlanabilir kirlilik haklan incelenmiştir. Kamusal düzenlemelere alternatif olarak gösterilen piyasa çözümlemeleri kapsamında ise Couse yaklaşımı ve Tazminat Çözümlemelerine değinilmiştir. Çalışmamızın uygulama bölümünde ise, Türkiye'de kurulması öngörülen nükleer enerji santralleri ele alınmıştır. Nükleer enerji santrallerinin sermaye, yakıt ve balom işletme maliyetleri hesaplanmış ve özelliklede Akkuyu'da kurulması öngörülen nükleer enerji santrali baz alınarak nükleer santrallerin kumlması sonucu ortaya çıkabilecek çevresel dışsal etkiler tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Dışsallıklar, Pozitif Dışsallık, Negatif Dışsallık, Çevre Sorunlan, Kamusal Düzenlemeler, Ekonomi ve Çevre; Nükleer Enerji, Akkuyu, Enerji; Maliyet Analizi

DışsallıkEnerji sektörüKamu düzeni+2
İsmail Güneş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Firma değerlemesi ve İMKB'de enerji sektöründe uygulaması

Bu tezin amacı, piyasada kullanılan firma değerleme yöntemlerinin açıklanması ve buyöntemlerin İMKB- ELEKTRİK endeksinde işlem gören beş tane firma için uygulanmasıdır.Çalışmanın birinci bölümünde değer kavramı üzerinde durulmuş olup firma değerlemesiliteratüründe kullanılan değer tanımlarına yer verilmiştir. İkinci bölümde ise piyasada ençok kullanılan Aktif Bazlı Yaklaşım, Göreceli Değerleme Yaklaşımı ve İndirgenmiş Nakitakımları Yaklaşımı teorik olarak anlatılmıştır. Çalışmanın uygulama kısmı olan üçüncübölümde, öncelikle firmaların 2005-2009 yılları arasındaki finansal tabloları analiz edilmiş,daha sonra sırasıyla göreceli değerleme yöntemleri ve indirgenmiş nakit akımları yöntemleriilgili firmalar için uygulanmıştır. Çalışmanın sonunda bulunan değerler ile firmaların 2010yılında borsada işlem gördükleri en düşük ve en yüksek fiyat aralığı karşılaştırılmıştır.Sonuç olarak indirgenmiş nakit akımı yöntemleri diğer yaklaşımlara göre firmaların 2010yılında piyasada oluşan fiyatlarını tahmin etmede daha başarılı olmuştur.

DeğerlemeDeğerleme modelleriEnerji sektörü+4
Mercan Hatipoğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yenilenebilir enerji ekonomisi: Türkiye (modelleme) İsrail ve İspanya örneği

Geçmişten günümüze gelişen teknoloji ve nüfus artışı, enerjiye olan talebi arttırmıştır. Gelecekte ise bu artışın devam edeceği öngörülmektedir. Artan enerji talebini karşılamak için enerji piyasasına yeni etmenler (yenilenebilir enerji kaynakları) eklenmektedir. Bu etmenlerin enerji piyasasına etkisi ve çevre konularındaki toplum duyarlılığı problemi oldukça karmaşık hale getirmektedir.Bu tez çalışmasında ileriye yönelik yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasının ekonomiye katkısı incelenmiş ve doğrusal yeniden düzenleme koordinat yöntemle modelleme yapılarak Güneş enerjisinden elektrik enerji üretim maliyeti hesaplanmış ve diğer kaynaklardan üretilen elektrik enerjisi maliyeti ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca alınan sonuçlar Güneş enerjisi kullanımında önemli aşama kaydetmiş İspanya ve İsrail'deki örneklerle karşılaştırılmıştır.Sonuç olarak, elektrik piyasasında yer alacak olan 6kW ve100 MW gücündeki Güneş panelli santraller ile 2020 yılında beklenen enerji talebinin %10 `nun rekabet edici fiyatlarla karşılanabileceği gösterilmiştir

EkonomiEkonomik etkiEnerji+10
Nigar Gökpınar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Endüstriyel işletmelerde enerji verimliliği ve enerji verimliliği optimizasyonunda Altı Sigma metodolojisinin kullanılması

Her geçen gün daha globalleşen Dünya ekonomisinde, endüstriyel işletmeler sadece bulundukları ülkelerde değil, Dünya çapındaki birçok endüstriyel işletmeler ile de rekabet etmek zorundadırlar. Küresel rekabette başarılı olabilmeleri için gerek duyulan insan, teknoloji ve sermaye kaynaklarının yanında en önemli kaynak olarak artık enerji de sayılmaktadır. 1970'li yıllarda yaşanan petrol krizlerinden beri enerji verimliliği, Dünya ekonomilerinin gündemindedir. Endüstriyel işletmeler açısından enerji verimliliği hem çevresel bir sorun, hem sürdürülebilirlik açsından ele alınan stratejik bir problem, hem de artan rekabet ile birlikte maliyetlerin düşürülmesi için güncel bir zorunluluktur. Endüstriyel işletmelerde enerji verimliliğini arttırılması ve optimize etmesi yöneticiler açısından önemli bir problem olarak ortaya çıkmıştır ve enerjinin verimli tüketilmesi için kullanılan yöntem ve araçlar daha iyi bilinmelidir. Bu çalışmada, endüstriyel işletmelerde enerji verimliliğini arttırmak üzere uygulanan enerji yönetimi sistemleri, enerji etüdleri ve enerji tasarrufu odakları incelenmiştir. Çalışmanın uygulama bölümünde, enerji verimliliği optimizasyonunda alternatif bir araç olarak Altı Sigma metodolojisinin kullanılması önerilmektedir. Çalışma metodu olarak Altı Sigma tanımlama, ölçme, analiz, iyileştirme ve kontrol (TÖAİK) modeli kullanılmıştır. Çalışmada prosesin enerji verimliliği ile ilgili olarak dokuz hipotez üretilmiş ve test edilmiştir. Altı Sigma TÖAİK süreçleri içerisinde iyileştirme kararı alınmış ve aksiyonlar planlanarak iyileştirmeler yapılmıştır. Çalışmada, seçilmiş olan bir endüstriyel kurutucu sisteminde sadece Altı Sigma araçları kullanılarak enerji verimliliğinde %17,7 oranında bir iyileşme sağlanmıştır. Bu sonuç, Altı Sigma metodolojisinin enerji verimliliği çalışmalarında alternatif bir optimizasyon aracı (yöntemi) olarak kullanılabileceğini gösterir niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Enerji yönetim sistemi, enerji verimliliği, enerji etüdü, altı sigma

Altı sigma yöntemiEnerjiEnerji sektörü+2
Murat Değirmen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Enerji sektöründeki yatırım duyurularının pay getirileri üzerindeki etkisinin incelenmesi

İşletmelerin pay getirileri, birçok faktörün etkisi altındadır. Finans literatüründe pay getirilerini etkileyen faktörlerin belirlenmesi araştırmacılar tarafından sürekli incelenmektedir. Pay getirilerini etkileyen bu faktörlerin belirlenmesi yatırımcılar ve portföy yöneticileri açısından önemli bir konudur. Gerçekleştirilen araştırmaların önemli bir kısmında, piyasaya yansıyan çeşitli bilgilerin pay getirileri üzerindeki etkisi olay çalışması yöntemiyle incelenmiştir. Pay getirilerini etkileme potansiyeline sahip bilgilerden biri de yatırım kararı duyurularıdır. Firmaların yaptıkları yatırım harcamaları, firma değerini etkileyen stratejik kararlardır. Bu çalışmanın amacı, enerji sektöründe faaliyet gösteren firmaların yatırım kararı duyurularının, pay getirileri üzerinde bir etkiye sahip olup olmadığının olay çalışması yöntemi ile araştırılmasıdır. Bu çalışmada araştırma yöntemi olarak olay çalışması yöntemi kullanılmıştır. Olay çalışması yöntemi, bir olay meydana geldiğinde payların bu olay karşısında verdiği olağandışı tepkinin ölçülmesini sağlayan yöntemdir. BİST'de işlem gören enerji sektöründeki 7 adet şirketin 2005 ve 2015 yıllarına ait 21 adet yatırım duyurusu incelenmiştir. Yatırım duyurusu gününden önceki ve sonraki 5 ve 10 günlük dönem olay penceresi ve olay penceresinden önceki 244 işlem gününü kapsayan dönem tahmin penceresi olarak belirlenmiştir. Olayın etkilerinin değerlendirilmesi için anormal getiri ve t testi hesaplanmıştır. Sonuçlar, enerji şirketlerinin yatırım duyurularının pay getirilerinde istatistiksel bakımdan önemli biçimde anormal getiriye neden olduğunu göstermiştir. Ayrıca, pay getirilerinin yatırım duyuruları öncesinde arttığı belirlenmiştir. Bu sonuçlar, Borsa İstanbul'un yarı kuvvetli formda etkin olmadığını ortaya koymuştur.

Enerji sektörüHisse senedi getirileriYatırımcılar+1
Gözde Elbir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Derin öğrenme teknikleri kullanılarak hisse senedi fiyatlarının tahmin edilmesi: BIST'te bir uygulama

Borsa yatırımcıları, kâr edebilmek amacıyla geleceği tutarlı bir şekilde öngörerek yerinde hamleler yapabilmelidir. Bu amaçla yatırımcılar sahip oldukları bilgileri doğru analiz edip başarılı tahminlerde bulunmalıdırlar. Gün geçtikçe daha da globalleşen finansal piyasalara yönelik gelecek fiyat tahminlerinde bulunmak gittikçe zorlaşmaktadır. Örneğin bazı zamanlarda Türkiye' deki bir hisse senedinin fiyat tahmini için sadece Türkiye' deki faktörler değil aynı zamanda dünyadaki diğer faktörlerin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla bu durumda basit istatistiksel hesaplamalar yetersiz kalmaktadır. Bu yetersiz kalmaya çözüm olarak bilgisayar programları ve bu programlar içerisindeki algoritmalar ile tekniklerden faydalanılmaktadır. Derin öğrenme, yaklaşık 80 yıl önce ilk kez temelleri atılan yapay zekânın en gelişmiş araçlarındandır ve son 10 senedir popülerliği artarak finans alanındaki çalışmalarda kendine çokça yer bulmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde Türkiye' de borsa ve enerji kaynakları hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde derin öğrenmenin tanımı, tarihçesi, teknikleri ve kullanım alanları tanıtılmıştır. Son bölüm olan üçüncü bölümde ise veri seti ve değişkenlerin tanıtılması, daha önce yapılmış benzer çalışmalar, yapılan uygulamanın adımları ve görselleri bulunmaktadır. Bu çalışmada bir hisse senedi tahmini için son gelişmiş teknolojilerden olan derin öğrenmenin LSTM (Long-Short Term Memory) ve GRU (Gated Recurrent Unit) teknikleri Google Colab programı ortamında uygulanmıştır. Çalışmada kullanılan veri seti Yahoo Finance' tan alınmış ve 02.01.2013 ile 30.12.2022 tarihleri arasını kapsamaktadır. BIST (Borsa İstanbul)' in bünyesinde yer alan XELKT (Borsa İstanbul Elektrik Endeksi) endeksine ait 5 şirket ele alınarak tahmin modelleri oluşturulmuştur. Ardından oluşturulan bu tahmin modellerinin başarıları hesaplanan model performans kriterleri ile test edilmiş ve kullanılan tekniklerin hisse senedi fiyat tahmini konusunda başarılı olup olmadığının belirlenmesi hedeflenmiştir. Buna ek olarak hesaplanan model performans kriterleri arasından MSE (Mean Squared Error) ve MAPE (Mean Absolute Percentage Error)' nin sonuçları baz alınarak kullanılan teknikler birbiriyle kıyaslanmış ve bu tekniklerden hangisinin daha az hata ile tahmin yaptığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Son olarak, 4 farklı gün sayısı alınarak yapılan analizlerden hangi gün ile daha başarılı tahminlerin yapıldığı kestirilmeye çalışılmıştır. Bu analizlerin sonucunda elde edilen model performans kriteri çıktıları, MSE için 1' in altında ve MAPE için de %5' in altında olduğundan dolayı iki tekniğin de başarılı fiyatı tahminleri gösterdiği söylenebilir. Sonuç olarak bu iki tekniğin birbiriyle karşılaştırılması neticesinde çok az bir farkla LSTM tekniğinin, GRU tekniğinden daha başarılı olduğu görülmektedir.

BorsaBorsa İstanbulDerin öğrenme+5
Özgür Saracık
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye elektrik sektöründe yenilenebilir enerjinin rolü

Yenilenebilir enerji; yerli, temiz ve çevre dostu özellikleri ile Türkiye elektrik üretimi için stratejik bir öneme sahiptir. Yenilebilir kaynakların yerli nitelikli oluşu ve yakıt maliyetinin düşük olması, elektrik üretiminde daha çok kullanılmaları için önemli birer tercih sebebidir. Yenilenebilir enerji kaynaklı elektrik üretimi yapan firmalara devlet tarafından belirlenen fiyatlardan elektrik alım garantisi uygulamaları, sektörün gelişimi için ne yazık ki tek başına yeterli değildir. Türkiye?de yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi sürecinde kullanılan rüzgar türbini, güneş pili gibi elektro-mekanik aksamların üretimi, çok yetersiz düzeydedir. Öncelikle bu girdilerin ülke içi üretimine yönelik teknolojik gelişmeyi sağlayacak AR-GE harcamalarının devletçe doğrudan desteklenmesi ve bu amaçla kapsamlı bir teşvik sisteminin oluşturulması gerekmektedir. Yükselen enerji ithalatı ve buna bağlı olarak artan enerjideki dışa bağımlılık, Türkiye?de cari işlemler açığının yapısal bir özellik kazanmasına aracılık etmiştir. Söz konusu dışa bağımlılığın azaltılabilmesi için yenilenebilir enerji dışındaki politika önerileri; uygun tasarruf önlemleri çerçevesinde enerji yoğunluğunun düşürülerek enerji verimliliğinin artırılması, nükleer enerjiden elektrik üretimi ve linyit gibi yerli enerji kaynaklarının akılcı kullanımı olarak sıralanabilir. Ülkenin artan elektrik talebini karşılayacak yatırımların tümüyle kar amacına odaklanmış özel sektör tarafından gerçekleştirilmesini beklemek, günümüz koşullarında çok gerçekçi değildir. Özel yatırımlarla birlikte devletin de özellikle ciddi bir enerji stratejisi ve planlaması dahilinde aktif olarak yatırım faaliyetlerine devam etmesi gerekmektedir. Enerji politikası uygulayıcıları, bir an önce enerjideki mevcut dışa bağımlı yapının değiştirilmesi için elektrik üretimi sürecinde kullanılan ithal girdilerin yurt içi üretimle ikamesini amaçlayan teknoloji geliştirici uygulamaları teşvik etmelidir.

ElektrikElektrik sektörüElektrik üretimi+2
Murat Mahmutoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Küreselleşen enerji ticaretinde Türkiye: Sosyal ağ analizi uygulaması

Kalkınma ve ekonomik istikrarın en temel gerekliliklerinden biri olan enerjinin maliyetini düşük tutmayı başaran devletlerin küresel mecrada üstünlük sahibi olabilmeleri, enerji kaynaklarının devletler boyutunda stratejik önem taşımasına sebep olmuştur. Söz konusu stratejik değer, başta petrol, doğal gaz ve kömür olmak üzere halen yüksek oranda fosil yakıtlardan oluşan enerji kaynaklarının ticaretinde sıra dışı bir rekabetin oluşmasında etkili olmuştur. Zira enerji kaynakları ticareti, sadece kâr amacı taşıyan bir ticaret olmanın ötesinde, hükümetlerin çeşitli politik amaçlarında koz olarak kullandıkları bir araç haline gelmiştir. Bahsi geçen konu, enerji arz güvenliği meselesinin ciddiyetini artırmış, enerji ticaret ağlarının ülkelerin kendi çıkarları uyarınca geliştirdikleri politikalar doğrultusunda şekillenmesine sebep olmuştur. Güçlü ve zayıf bağlarla oluşan bu ağlarda yer alan aktörler ise, kendilerine has koşulların etkisinde çeşitli özelliklere sahip olmakta, kurdukları ilişkiler ile ağ içerisinde farklı rollerde yer almaktadırlar. Türkiye'nin enerji ticaret ağını ampirik verilerin ve matematiksel yöntemlerin kullanımını esas alan sosyal ağ analizi yöntemi ile incelemeyi amaçlayan bu çalışmada, söz konusu ağın küresel enerji ticareti içerisindeki büyüklüğü ve ağ yoğunluğu özelliklerinin yanı sıra, ağdaki aktörlerin ilişkisel bağları, merkezilik ve aracılık dereceleri ortaya çıkarılarak konuya yönelik ileriki çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.

EnerjiEnerji ekonomisiEnerji kaynakları+5
Mustafa Yücel
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de iklim değişikliğinin enerji ve tarım sektörüne etkisi üzerine ekonometrik bir uygulama

Sanayi devrimi sonrasında enerji ihtiyacının artması nedeniyle fosil yakıt tüketiminde ciddi artışlar yaşanmıştır. İnsanoğlunun bitmek bilmeyen çıkar mücadelesi ve çevrenin tahribatını görmezden gelmesi, sera gazının atmosferde birikmesine küresel ısınmanın yaşanmasına, buna bağlı olarak da iklim değişikliklerinin oluşmasına neden olmuştur. Bu sera salınımları güneşten gelen enerjide, atmosferin bileşiminde ve yeryüzünün fiziki karakterinde önemli değişimler meydana getirmiştir. Değişimler sonucu farklı doğal süreçler oluşmuş ve bu değişimlerin devam edeceği tahminleri üzerine günümüzde farklı iklim senaryoları geliştirilmiştir. İklim değişikliği konusunun çok yönlü bir konu olması nedeniyle ekonomik, sosyolojik ve kültürel birçok açıdan etkisinin değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. İklim değişikliği ile birlikte değişen unsurlardan birisi de dünya ekonomisi olmuştur. Süreç ekonominin seyrinin değişmesine, ülke ekonomilerinde önemli maliyet kalemlerinin oluşmasına ya da mevcut maliyet kalemlerinin yükselmesine neden olmuştur. Yaşanan bu süreç son yıllarda iklim değişikliği alanında farklı disiplinlerde uluslararası ve ulusal birçok çalışma yapılmasına neden olmuş, konu akademik platformun öne çıkan konuları arasında ilk sıralarda yerini almıştır. Bu çalışmada Türkiye'de iklim değişikliğinin seçilmiş sektörler üzerine etkisi ele alınmıştır. Çalışmada ele alınan sektörler enerji ve tarım sektörü olup iklim değişikliğinin etkileri ekonometrik model ile ortaya konmak istenmiştir. Enerji sektöründe Türkiye'de Çevresel Kuznet Eğrisi'nin varlığı test edilirken, tarım sektöründe ise ürün verimliliği perspektifinde iklim değişikliğinin etkileri Granger Nedensellik Testi ile analiz edilmiştir. Çalışmada enerji sektörü için 1960-2017 yılları esas alınırken, tarım sektöründe ise 1970-2017 dönemleri esas alınmıştır. Çalışmanın konuyu sektörel bazda ele alması, ayrıca tarım sektöründe ürün verimliliği bazında etkisinin değerlendirilmesi çalışmanın özgün yönünü oluşturmaktadır. Çalışmada elde edilen sonuçlardan yola çıkarak enerji sektörü ve tarım sektörüne yönelik Türkiye için iklim politikaları oluşturulmuş, sürecin sektöre etkileri spesifik olarak ortaya konmuş ve buna yönelik iki sektör için iklim politikaları geliştirilerek literatüre katkı sağlanması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: İklim Değişikliği, Enerji sektörü, Tarım sektörü, Çevresel Kuznets Eğrisi, Granger Nedensellik Testi

Enerji sektörüGranger Nedensellik TestiTarım sektörü+2
Ayşe Boyraz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye enerji piyasaları, doğalgaz dağıtım sektöründe sektör riskinin hesaplanması ve özellikli bir firmada kaynak maliyetinin belirlenmesi

Son yıllarda Türkiye enerji sektöründe yaşanan gelişmelerle birlikte sektöre yapılan yatırımlar gözle görülür bir şekilde artmaktadır. Bu bağlamda, enerji piyasalarından biri olan doğalgaz dağıtım sektörüne yapılacak yatırım kararlarının değerlendirilmesinde ve uzun vadeli kredi finansmanında bir öngörü oluşturularak sektörün riskinin ve özellikli bir firmada ağırlıklı ortalama sermaye maliyetinin belirlenmesi ve söz konusu sektörde yaşanan ve gelecekte yaşanacaklara ilişkin bir görüş oluşturmak bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye enerji piyasaları hakkında genel bir bilgi verilmiş, doğalgaz sektörü detaylı olarak anlatılmış, ancak hesaplamalarda doğalgaz dağıtım sektörü ile sınırlı kalınmıştır. Diğer taraftan piyasada faaliyet gösteren şirketlerin verileri gizlilik esası çerçevesinde değerlendirilmiş ve hesaplamalarda şirket isimleri kullanılmamıştır. Bu kapsamda doğal gaz dağıtım sektöründe faaliyet gösteren 44 şirketin verileri üzerinden sektör riski analizi yapılmış ve tek bir firma için ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti analizi yapılmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonrasında;?Sektör için beta katsayısı 0,418 olarak hesaplanmıştır.?Sektörü temsil kabiliyetine sahip dört firmanın birleşik kaldıraç dereceleri 4,96 ile 11,93 arasında değişmektedir. Bu sebeple satışların artması durumunda hisse başına karlılıklar da hızla artacaktır.?Sektörün tahsilat riskinin yok denecek kadar az olduğu,?Sektörün tarifelerinin düzenleyici kuruluş tarafından belirlenmesinin sektörün politik riskini oluşturduğu,?Sektörün ekonomik dalgalanmalara duyarlı olduğu,?Sektörün büyüme döneminde olduğu,?Konut tüketimlerindeki düzensizliğin sektör için risk oluşturduğu,Sonuçlarına ulaşılmış ve sektörü temsil kabiliyetine sahip özellikli bir firma için borçlanma maliyeti %13,50, risksiz getiri oranı %8,47, Betası 0,4373, piyasa risk primi %14,48 hesaplanarak sektör ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti CAPM modeli kullanılarak vergi öncesi %14,09 vergi sonrası da %12,61 olarak hesaplanmıştır.

DağıtımDoğal gaz dağıtım piyasasıEnerji+6
Serkan Özbilgin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yenilenebilir enerji kaynakları işlemlerinin muhasebeleştirilmesi ve vergilendirilmesinin incelenmesi: Bir uygulama

Teknolojik gelişmeler ve sanayileşmenin etkisi ile elektrik tüketimi sürekli artış göstermektedir. Fosil yakıtlara karşı yenilenebilir enerji kaynakları en güçlü alternatif olarak değerlendirilmektedir. Türkiye yenilenebilir enerji kaynakları yönünden yüksek potansiyele sahip bir ülkedir. Türkiye'de yenilenebilir enerji yatırımlarının artması yönünde Yenilenebilir Enerji Kanunu çıkarılmış; 5346, 2644 ve 5627 sayılı kanunlar kapsamındaki teşviklerle yatırımcılara bir çok kolaylık sağlanmıştır. Vergi muafiyetleri ve vergi indirimleri de sektörü cazip hale getirmektedir. Yenilenebilir enerji kaynakları işlemlerinin muhasebeleştirilmesi kapsamında muhasebe organizasyonu sektörel bazı farklılıklar dışında tüm işletmelerde benzer yapıdadır. Ancak işlemler muhasebesel olarak kayıt altına alınacağında dikkat edilmesi gereken bazı özellikli durumlar vardır. Bu çalışmada yenilenebilir enerji kaynakları hakkında bilgi verilmiş, yenilenebilir enerji sektöründeki işletmelerin muhasebe organizasyonu oluşturulurken ve muhasebe kayıtları yapılırken dikkat edilmesi gereken konulardan bahsedilmiş, sektöre sağlanan teşvikler açıklanmıştır. Konu ile ilgili olarak Batman Biyogaz Enerji Santrali'nde bir uygulama yapılmış, yatırım ve üretim dönemi maliyetleri belirlenmiştir. Gelir ve giderler hesaplanarak elde edilen veriler kapsamında tesis, muhasebesel ve vergisel açıdan incelenmiştir.

Enerji kaynaklarıEnerji sektörüMuhasebe+7
Özlem Eriş
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

4646 Sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu çerçevesinde idari yaptırımlar

EPDK, 4628 sayılı EPK ile Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumu olarak kurulmuş, daha sonra 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu ile de Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu adını almıştır. EPDK, bir BİO olup doğal gaz piyasasında düzenleme, izleme, denetleme ve yaptırım uygulama yetkileri ile donatılmıştır. Ülke ekonomisinde çok önemli bir yere sahip olan ve fiyatındaki dalgalanmaların ekonominin bütünü üzerinde etkileri bulunan doğal gaza ilişkin piyasanın sağlıklı bir şekilde işlemesi ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanununun öngördüğü hedeflere ulaşması açısından cezalandırma ve önleme işlevlerini haiz idari yaptırımların ve bu yaptırımlara neden olan kabahatlerin incelenmesi önem arzetmektedir.Bu çalışmada, suç olmaktan çıkarma eğiliminin güçlenmesi ve BİO'ların artması neticesinde birçok kanuni düzenlemede yer verilen kabahatlere ve idari yaptırımlara egemen olan ortak ilkelerin neler olduğu, bu ilkelerin Kabahatler Kanununa yansımaları ve bu çerçevede doğal gaz piyasasında yer alan kabahatler ve idari yaptırımlar incelenmiştir. Bu inceleme neticesinde, doğal gaz piyasasında idari yaptırım kararı verilirken gözetilmesi gereken hususların sadece 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu ve ikincil mevzuat ile sınırlı olmadığı, Kabahatler Hukuku ilkeleri ile hukukun genel ilkelerinin de gözetilmesinin uygun olacağı açıklanmaya çalışılmıştır.

Doğal gaz dağıtım piyasasıDüzenlemeEnerji+5
Hacı Yusuf Çınar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Enerji sektöründe imtiyaz sözleşmesi: Çukurova-Kepez örneği

ASLAN, Erol, ?Enerji Sektöründe İmtiyaz Sözleşmesi: Çukurova-Kepez Örneği?, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2010Enerji sektöründe imtiyaz yönteminin uygulanmasının tarihi gelişimi ve değişimi, sektörde imtiyaz sözleşmelerinin somut örneği ÇEAŞ-KEPEZ imtiyaz sözleşmelerinin uygulanması, sözleşmelerin imtiyaz usulüne hakim olan ilkelere uygunluğu, sözleşmelerin uygulanmasında ortaya çıkan sorunlar, enerji sektöründe imtiyaz yönteminin verimliliği ve idarece imtiyazın düşürülmesi yoluyla sözleşmelerin sona erdirilmesi aşamalarını incelemek bu çalışmanın amacı ve kapsamını oluşturmaktadır.Kamu hizmetlerinin özel kişilere gördürülmesinde sözleşmeli yöntemlerden biri olan kamu hizmeti imtiyazının 1326 tarihli Kanun'un enerji sektöründe uygulanmasına ilişkin yegane örnekleri ÇEAŞ ve KEPEZ imtiyaz sözleşmeleridir.Ülkemizde 1980'li yıllara kadar enerji sektöründe uygulaması ÇEAŞ ve KEPEZ imtiyaz sözleşmeleri ile sınırlı kalan imtiyaz yöntemi, bu dönemde özellikle enerji sektöründe uygulamaya konulan Yap-İşlet-Devret sözleşmeleri bağlamında yeniden tartışılmaya başlanmıştır. ÇEAŞ ve KEPEZ de özel hukuk hükümlerine tabi olarak adı imtiyaz sözleşmesi olmasa da 1988 yılında Yap-İşlet-Devret sözleşmesi imzalamıştır. Ancak Anayasa Mahkemesi ve Danıştay Yap-İşlet-Devret modeli uyarınca imzalanan özel hukuka tabi sözleşmelerin imtiyaz sözleşmesi niteliğinde olduğuna karar vermiştir. Gelişmeler üzerine 1999 yılında Anayasa değişikliği yapılarak kamu hizmetlerinin özel hukuk sözleşmeleriyle özel kişilere gördürülmesi konusunda, kanun koyucu yetkili kılınmış ve imtiyaz sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların çözümünde tahkim yoluna başvurulabilmesi olanağı getirilmiştir.ÇEAŞ ve KEPEZ ile akdedilen imtiyaz sözleşmeleri ile şirketlere görev bölgelerinde elektrik üretim, iletim ve dağıtım hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli ayrıcalık ve yetkiler tanınmış, sözleşmelerle, idareye kamu hizmetinin yürütülmesinde birinci derece sorumlu ve yükümlü olması nedeniyle üstün hak ve yetkiler verilmiştir.ÇEAŞ ve KEPEZ, imtiyaz sözleşmeleri ile üstlendikleri elektrik üretim, iletim ve dağıtım hizmetlerini, 3096 sayılı Kanun ve imtiyaz sözleşmeleri ile belirlenen esaslara göre yerine getirememiş, imtiyaz sözleşmeleri ile öngörülen amacı gerçekleştirememişlerdir. Sadece elektrik üretim, iletim ve dağıtım faaliyeti ile iştigal etmeleri gerekirken, bağlı oldukları grubun finans şirketine dönüşmek ve elektrik hizmetlerine ilişkin gereken yatırımları yapmamak suretiyle, görev bölgelerinde elektrik kamu hizmetinin kötü işleterek, tüketicilerin elektrik tüketimi konusunda sıkıntısı yaşamasına neden olmuşlardır.

Enerji sektörüKepez ElektrikÇukurova Elektrik+1
Erol Aslan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İntifa hakkı ve akaryakıt sektöründe intifa-rekabet ilişkisi

Avrupa Birliği enerji piyasalarında ki gelişmeler ülkemizi de dolaylı olarak etkileyeceğinden önemle takip edilmesi gerekmektedir. Özellikle akaryakıt sektöründe meydana gelen rekabet ve onun doğal yansıması olan fiyat ilişkisi önem arz etmektedir. Ancak akaryakıt sektöründe rekabetin oluşmasında ki en büyük engel ise Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de sınırlı ayni hak olan intifa hakkıdır. İntifa hakkının en yaygın kullanım alanı akaryakıt sektörüdür. Sektörde bayilik faaliyeti genellikle taşınmazların sahipleri tarafından akaryakıt dağıtım şirketlerine verilen uzun süreli intifa hakları ve buna paralel olarak dağıtıcı ile bayi arasında akdedilen sözleşmelerle özellikle de kira sözleşmeleri vasıtasıyla yürütülmektedir.Akaryakıt dağıtım şirketleri, bayileri ile gerçekleştireceği ticari ilişkilerin güvencesi olarak onlarla öncelikli olarak sözleşme yapmakta, satmış olduğu ürünlerin karşılığı olarak kambiyo senetleri almakta bu senetlerin karşılığının bulunmaması ihtimaline binaen banka teminat mektubu almakta ve çoğu zaman akaryakıt istasyonunun kurulu bulunduğu taşınmaz üzerinde kendi lehine intifa hakkı tesis edilmesini talep etmektedir.Akaryakıt istasyonun yapılması, çalışır hale getirilmesi oldukça pahalı bir yatırımdır. Çünkü arazinin bedeli, yapım maliyeti, güvenli teknik donanım ve teknolojik altyapıların sağlanması, yasal gerekliliklerin yerine getirilmesi zorunludur. Bunların da sağlanması oldukça maliyetlidir. Genellikle bayilerin finanssal gücünün bu yatırım için yeterli olmaması nedeniyle, istasyona ilişkin yatırım akaryakıt dağıtım şirketleri tarafından yapılmaktadır. Dağıtım şirketleri yaptıkları bu yatırımları geri alabilmek için yatırım yapılan istasyonda kendi şirketlerinin ürünlerinin belli bir süre satılmasını talep etmek zorundadırlar. Bu nedenledir ki dağıtım firması intifa hakkı ya da tapuya şerh edilmiş haklar sayesinde kendisini garanti altına alma yolunu kullanacaktır.Bu nedenledir ki dağıtım şirketleri uzun vadeli satış ve yatırım planlaması yaparken ve satış stratejisi oluştururken söz konusu sınırlı ayni haklardan faydalanacak ve riski en aza indirme yolunu seçecektir. Bu hayatın olağan akışı gereği ve olması gereken durumdur. Ancak bu durum başkaca sorunların da doğmasına neden olmaktadır;Rekabet Kurulu tarafından dikey anlaşmalara ilişkin olarak yapılan muafiyet düzenlemeleriyle, akaryakıt sektörü bakımından da bayilik sözleşmeleri beş yıla indirilmiş olup, bu kez intifa sözleşmeleri hakkında da kurul tarafından bir değerlendirme yapılması bayiler tarafından talep edilmektedir. Bu talepler doğrultusunda Rekabet Kurumu 05.03.2009 tarihli kararında akaryakıt sektöründe intifa hakkı sözleşmelerinin muafiyetten yararlanma süresini en fazla beş yıl olarak belirlemiştir.Avrupa Birliği ülkelerinde akaryakıt sektöründe ki intifa-rekabet ilişkisine en güzel örnek AB Komisyonu'nun bu konuya yaklaşımını belirleyen İspanya menşeli petrol şirketi REPSOL'a ilişkin kararıdır.Avrupa Komisyonu, REPSOL'ün akaryakıt bayileri ile yaptığı ve uzun süreli rekabet yasağı içeren anlaşmaların, Roma Antlaşması'nın 81. maddesi çerçevesinde sorunlar teşkil edebileceği sonucuna ulaşmıştır. Avrupa Komisyon'u REPSOL' ün taahhütlerini yeterli bulmuştur. Bu bağlamda REPSOL uzun süreli tedarik anlaşmaları yaptığı istasyonlara, bu anlaşmaları sona erdirebilmeleri için finansal olarak makul bir öneride bulunacak uzun süreli münhasır anlaşmalar yapmaktan kaçınacaktır.Avrupa Komisyonu'nun REPSOL kararından hareket edilerek REPSOL kararından kıyasen sonuçlar çıkarmak mümkün gözükmemektedir. Ancak, AB Komisyonu tarafından alınan bir karar olması nedeniyle, tüm AB ülkeleri düzeyinde etkili sonuçlar doğuracağı ve diğer ülkelerde de benzer şikâyetler olması durumunda Komisyon'un yaklaşımında etkili olacağı açıktır.Bu durumda, Kurul'un dikey sözleşmelerde beş yıllık bir uygulamayı esas almış olması nedeniyle, beş yıllık sürenin sonunda bayilerin gerçek anlamda sözleşme serbestisine sahip olmaları ve dağıtım şirketleri arasında rekabet yaratabilmeleri için intifa sözleşmelerinin de beş yılla sınırlandırılması gerektiği konusunda bayiler tarafında iddialar ortaya atılmaktadır. Ancak kanaatimizce bu görüşler hukuki olmaktan uzaktır. Çünkü bayi basiretli bir tüccar gibi yapmış olduğu sözleşmelerinin sonuçlarını öngörebilmeli ve buna göre hareket etmelidir. Hakkın kötüye kullanımı anlamına gelecek şekilde Rekabet Kurulunun dikey sözleşmelerde beş yıllık bir uygulamaya esas aldığından hareketle intifa süresinin de beş yıl ile sınırlandırılmaya çalışılması bizce doğru değildir. Olması gerekenden yola çıkarak evvelden yapılmış üstelik tapu sicil müdürlüğünde düzenlenmiş sınırlı ayni hak olan intifa hakkının beş yılla sınırlandırılması kanunlara aykırı olduğu gibi hakkaniyete de aykırı olacaktır. Yukarıda değinildiği üzere, AB Komisyonu'nun uygulaması da bu yöndedir. Ancak Komisyon bu uygulamayı şekillendirirken ayrıntılı bir pazar değerlendirmesi yapmamıştır.Dağıtım şirketleri açısından yerleşim yerlerinde işlek olan noktalarda bir bayi ile uzun süreli bir anlaşma yaparak faaliyetine devam etmek kendisi için en doğru olandır. Bayi açısından da bilinirliği, güvenilirliği ve ticari imajı en iyi olan dağıtım firmasıyla sözleşme yapmak yararınadır. Bayiler böylece belirli bir satış tonajını yakalama yolunu sağlamış olacaklardır. Bunun da yolu dağıtım şirketi ile bayi arasında uzun süreli bir intifanın kurulması ile olacaktır.Günümüzde akaryakıt sektöründe EPDK'nın kurulmuş olması gerek dağıtım lisansları gerekse de bayi lisansları standartlarının arttırılması, denetimlerin sıklıkla yapılması ulusal marker mevzuatının oluşturularak denetiminin arttırılması kaçak akaryakıt sorununun çözümlenmesini hızlandırılmış büyük ölçüde de başaralı olunmuştur. Bu nedenle önümüzde ki süreçlerde nihai tüketici denetimlerinin yapıldığını bilerek ve güvenerek büyük dağıtım firmalarının dışında da bulunan küçük dağıtım firmalarının kendilerine yakın olması durumunda onu tercih edebilecektir. Pazara yeni giren ya da pazar payını arttırmaya uğraşan küçük dağıtım şirketleri, bayilere daha cazip teklifler sunmaya başlamışlardır. Tam da bu noktada intifa engeli ile karşılaşan diğer dağıtım firmaları, bayiler ile sözleşme yapamamaktadır. Gerek küçük gerekse büyük dağıtım şirketleri bakımından, sektördeki rekabeti etkileyen en önemli husus, bayilik sözleşmesi imzalanan istasyonların durumu ve sözleşme süreleri olarak karşımıza çıkmaktadır.Yerleşim yerlerinin cazip noktalarında akaryakıt istasyonları için yeni arsa bulmak kolay olmadığından, akaryakıt pazarındaki rekabetin de güçlü olmadığı ve yüksek intifa bedellerinin ortaya çıktığı görülmektedir. Bu da özellikle satış tonajının yüksek olduğu merkezi yerleşim birimlerindeki istasyonların, sektördeki rekabet açısından öneminin arttığına işaret etmektedir.Ayrıca kilometre tahdidi gereği de istasyon kurulabilecek arsa bulabilmek günümüzde çok zordur. Ancak, bu tür yasal kısıtlamalar olmasa da yeni kurulabilecek istasyonlara yer bulmak zor olduğundan; akaryakıt istasyonları arasındaki yatay rekabetin belirli bir noktanın ötesinde geliştirilmesi zordur. Kilometre tahdidi gibi hususların bu kapsamda değerlendirilmesi gerekmekle birlikte, yalnızca kilometre tahdidinin kaldırılması da bayilerin kendi aralarında rekabete girmelerini sağlamak bakımından yeterli değildir.Rekabet Kurumunun 2003/3 sayılı Tebliğ ile değişik 2002/2 sayılı ?Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği? kapsamında, sözleşmelerde öngörülen rekabet yasaklarının süresi 5 yılla sınırlandırılmıştır. 5015 sayılı Kanun'da düzenlenen dağıtım-bayilik ilişkisi de tekelden satın alma/dağıtım koşullarını içerdiğinden, akaryakıt sektöründe bu sınırlama bayilik sürelerinin 5 yıla indirilmesi sonucunu doğurmuş ve bu husus dağıtım şirketlerine bildirilmiştir. Halen uygulama da bu yöndedir. Ancak dağıtım şirketleri ile bayiler arasında ki sözleşmelere uygulanan 5 yıllık sınırlama koşulunun taraflar arasındaki intifa hakkına da uygulanması yürürlükteki mevzuata ve hakkaniyete aykırı olacağı düşüncesindeyiz.

AkaryakıtAkaryakıt dağıtımıAvrupa Birliği+5
Murat Alan
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Enerji sektöründe yabancı yatırım uyuşmazlıkları ve uluslararası tahkim

Yabancı yatırımcılar tahkim şartı veya tahkim sözleşmesi vasıtasıyla, tahkim yerinin Türkiye olarak belirlenmesi veya uyuşmazlık çözümünde Milletlerarası Tahkim Kanunu uygulanmasını kararlaştırabilirler. Bu durumda uyuşmazlığın çözümünde, Milletlerarası Tahkim Kanunu uygulama alanı bulacaktır. Ancak enerji sektöründe genellikle, Devletler ve Diğer Devlet Vatandaşları Arasındaki Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümlenmesi Hakkındaki Konvansiyon (ICSID) ile düzenlenen ve kısaca ICSID tahkimi olarak adlandırılan tahkim yoluna başvurulmaktadır. Türkiye, 1988 yılında ICSID Konvansiyonu'na taraf olmuştur.Uyuşmazlığın hallinde ICSID tahkiminin uygulanabilmesi için, yabancı yatırımcının tabi olduğu devlet ile ev sahibi devletin, Konvansiyon' a taraf olması ve tahkim konusunda ayrıca rıza göstermeleri gerekmektedir. İki taraflı Yatırımın Karşılıklı Korunması ve Teşviki Anlaşmaları (YKTK) anlaşmalarının birçoğu ile çok taraflı Enerji Şartı Anlaşması taraf ülkelere, ICSID tahkimi, konusunda daimi "rıza" içerdiklerine dair yükümlülük yüklemektedir. Türkiye'nin Enerji Şartı Anlaşması üyeliği, 1994 yılında olmuştur ve bugüne kadar 85 ülke ile de, YKTK Anlaşmaları yapmıştır. Bu anlaşmalar sayesinde taraf ülkelere yatırım yapan yabancı yatırımcı, ev sahibi ülke ile uyuşmazlıklarını kolaylıkla ICSID tahkim merkezine taşıyabilecektir.Anahtar Kelimeler: Tahkim, Milletlerarası Tahkim Kanunu, Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümü İçin Uluslararası Merkez (ICSID), Yatırımın KarşılıklıKorunması ve Teşviki Anlaşmaları (YKTK), Enerji Şartı Anlaşması (EŞA

ArbitrajEnerjiEnerji sektörü+7
Elif Işıl Kılıçarslan
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Enerji sektöründe özel kişiler lehine kamulaştırma: Elektrik piyasası özelinde inceleme

Önceleri devletin asli ve vazgeçilmez ödevlerinden biri sayılan enerji üretimi ve dağtımı, dünyayı etkisi altına alan özelleştirme dalgası ile birlikte devlete mahsus olmaktan çıkmış ve enerji alanında da özelleştirmeler başlamıştır. Bu özelleştirmeler ise, münhasıran devlet denetiminde olmakla birlikte enerji alanında faaliyet gösterecek özel kişilere de bir takım haklar tanınmıştır. Ancak, enerji sektörünün çok geniş olması ve her pazarın kendi özel dinamiklerine sahip olması nedeniyle konunun elektrik piyasası özelinde incelenmesi zorunluluğu doğmuştur.Bu çalışmada, elektrik piyasasında faaliyet gösterecek özel kişilere tanınmış haklardan, lehe kamulaştırma yapılmasını isteme hakkı ele alınmıştır.Çalışmanın sonucunda, özel kişilerin lehe kamulaştırma yapılmasını isteme hakkının Menafii Umumiyeye Müteallik İmtiyazat Hakkında Kanun'da düzenlenmiş olduğu, kanunun oldukça eski ve dilinin ağır olması sebebiyle uygulamada sorunlara yol açtığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler1.Enerji Sektörü2.Elektrik Piyasası3.Lehe Kamulaştırma4.Özel Kişiler5.Kamu Hizmeti

ElektrikElektrik enerjisiElektrik sektörü+6
Zeynep Fırtına
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Elektrik dağıtım şebekelerinde SCADA sistemleri ve arıza analizleri

Dünyada her geçen gün enerjiye olan ihtiyacın artış göstermesi elektrik dağıtım şebekelerinin genişlemesine ve talebin daha da artmasına neden olmaktadır. Enerji ihtiyacı dünyada her gün arttığı için enerji sektöründeki teknolojik gelişmeler ve kaliteli enerji kullanmak için ülkemizde de ön plana çıkmaya başlamıştır. Bunların başında elektrik dağıtım şebekelerinde merkezi kontrol ve veri toplama sistemi ile dağıtım yönetim sistemleri yerini almaktadır. Elektrik dağıtım şirketlerinin en önemli işlevlerinden bir tanesi, arıza yerini en kısa sürede bulmak ve arızayı onarmaktır. Fakat arıza servislerinin uyguladığı klasik yöntemler kesinti süresini uzattığı gibi tehlike ve zararlar da meydana getirebilmektedir. Bu sebeple elektrik enerjisinin üretiminden tüketimine kadar gözetleyici kontrol ve veri toplama sistemi gibi otomasyonlu çözümlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tez çalışmasında, elektrik dağıtım şebekesinin uzaktan izlenmesi, analiz edilmesi, kontrol edilmesi ve arıza analizleri konuları açıklanmıştır. Tüm bunlarla birlikte merkezi kontrol ve veri toplama sistemi (SCADA) elektrik dağıtım şebekelerindeki teknik olmayan enerji kayıplarının azaltılmasında, önemli bir katkısı olduğu sonucuna varılmıştır. Elektrik dağıtım şirketleri için arızaların hızlı bir şekilde tespit edilip onarılması, hizmet sürekliliği açısından büyük önem taşır. Ancak, geleneksel arıza yöntemleriyle çözüme ulaşmak zaman almaktadır. Arıza tespiti ile onarımı sürecinde çeşitli sorunlar ortaya çıkarabilmektedir. Bu bağlamda, SCADA, gibi otomasyonlu çözümler önemli bir avantaj sunar. SCADA sistemleri, enerji şebekelerinin her noktasından veri toplar, bu verileri analiz eder. Sistemin performansını gerçek zamanlı olarak izler. Bu sistemler, arızaları verilerle hızlı bir biçimde tespit edilmesine ve yönetilmesine olanak sağlar. Enerji kesintileri kısa süreli olur ve güvenlik riskleri minimize edilir. Veri yönetim sistemi (DMS, Data Management System), dağıtım süreçlerini optimize ederek enerji akışını daha etkili bir şekilde yönetir.

Enerji sektörüSCADAVeri iletişimi
Ömer Çelebi
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Elektrik enerjisinde marjinal maliyetlere dayalı fiyatlandırma modelleri

Elektrik enerjisiEnerji sektörüFiyatlandırma+2
Serpil Koçak
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de enerji sektörünün genişletilmiş ekserji analizi kullanılarak değerlendirilmesi

Enerji, insanoğlunun temel ihtiyaçlarını karşılamada ve ülkelerin toplumsal olarak kalkınabilmeleri için gerekli olan en önemli unsurlar arasında gösterilebilir. Türkiye günümüzde büyük ölçüde fosil kaynaklara güvenmektedir ancak artan enerji tüketimi ile birlikte fosil enerji kaynaklarının kullanılabilir rezervleri hızla azalmaktadır. Bu durum hem çevreyi hem de dış ticaret dengesini olumsuz etkiler. Yenilenebilir enerji, potansiyel olarak bu etkileri azaltabilir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ile ulusal çıkarlarımız doğrultusunda ithal yakıtlara olan bağlılığın en aza indirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada Türkiye'deki enerji sektörü, referans olarak 2019 yılı için genişletilmiş ekserji analizi metodu kullanılarak incelenmiştir. Genişletilmiş ekserji analizi metodu kullanılırken EnergyPlan (15.1) yazılımından yararlanılmıştır. Genişletilmiş ekserji analizi, iş gücü, sermaye akışı ve çevresel etkiler gibi hususları geleneksel ekserji kavramına entegre edilerek hesaplanır ve analize dahil edilir. Tüm bu kaynaklar, girdilerin ne kadar verimli kullanıldığını görmek için ekserjetik eşdeğerlere dönüştürülür. Genişletilmiş ekserji analizi uygulanan 2019 yılı için iki farklı senaryo incelenmiştir. İlk senaryo, enerji sektörünün gerçek koşullarının değerlendirilmesiyle ilgili olup, ikinci senaryo ise elektriğin %100'ünün yenilenebilir kaynaklardan üretildiği varsayımına dayanmaktadır. Bu iki senaryo için iş gücü, sermaye, malzeme tüketimi ve çevresel etki unsurlarının karşılaştırmaları yapılıp sonuçlar sunulmuştur. Bu sonuçlar Türkiye'nin istihdam, ekonomik kalkınma ve çevresel etki gibi çeşitli alanlarda bizlere fikirler sunmaktadır.

EkserjiEkserji analiziEnerji sektörü+1
Canberk Ünal
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de halka açık enerji sektörü firmalarının finansal yapısı ve analizi

Bu çalışmada, sanayileşme ile birlikte önem kazanmış olan ve ülkelerin gelişmişlik düzeyi hakkında bilgi veren enerji sektörünün dünyadaki ve Türkiye'deki yeri belirtildikten sonra, sektörün finansal yapısı hakkında analiz yapılmıştır. Enerji sektörünün finansal analizinde, Türkiye'de faaliyet gösteren halka açık enerji sektörü firmalarından, Ak Enerji Üretim A.Ş., Aksu Enerji ve Ticaret A.Ş., Ayen Enerji A.Ş. ve Zorlu Enerji Elektrik Üretim A.Ş.'nin 2009-2013 dönemine ait yayınlanmış finansal tabloları kullanılarak rasyo analizi yapılmıştır. Buna göre enerji sektöründe, kısa vadeli yükümlülüklerin yerine getirilmesinde likidite sorunu ile karşı karşıya olunduğu, öz kaynak kapasitesinin yetersiz kaldığı, öz kaynaklardan daha yüksek oranda yabancı kaynak kullanımının finansal ve ekonomik verimsizliğe neden olduğu, yüksek oranda katlanılan finansman maliyetlerinin kârlılığı olumsuz yönde ve büyük ölçüde etkilediği görülmüştür. Yapılan analizler neticesinde elde edilen sonuçlar, etkin finansman politikalarına ihtiyaç duyulduğuna işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler : Enerji Sektörü, Rasyo Analizi

EnerjiEnerji sektörüFinansal analiz+3
Esra Dikbıyık
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İş yerinde yıldırma ve örgütsel sessizlik arasındaki ilişki: Enerji sektörü üzerine bir araştırma

Bu araştırmanın amacı, enerji sektöründe çalışan kişilerin görevleri sırasında maruz kaldıkları işten yıldırma düzeyinin kişilerin gösterdiği örgütsel sessizlik davranışına olan etkisinin boyutunu tespit etmektir. Çalışma üç bölümden meydana gelmektedir. Çalışmanın ilk bölümünde işten yıldırma kavramı incelenmiştir. Yıldırma kavramı incelenirken, yıldırmanın aşamaları, diğer kavramlar ile olan ilişkileri, sebepleri, neticeleri gibi kavramlara yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise sessizlik ve örgütsel sessizlik kavramları üzerine durulmuştur. Sessizlik kavramı ve boyutları ele alınırken türlerine ve nedenlerine de yer verilmiştir. Örgütsel sessizlik ele alınırken ise kavramsal bilgilerin yanında çalışanlarda görülen örgütsel sessizlik davranışları, örgütsel sessizliğin nedenleri ve sessiz kalınan konular, örgütsel sessizliğin oluşumunda rol oynayan bireysel etkenler, örgütsel sessizliği etkileyen faktörler ve sonuçları incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümümüzde ise enerji sektöründe çalışan 203 kişinin katılımıyla gerçekleşen araştırma sonuçları bulunmaktadır. Anketlerin analizinde SPSS 21 aracılığıyla Korelasyon Analizi, Regresyon Analizi, Bağımsız Örneklemler T-Testi ve ANOVA kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, işten yıldırma alt boyutlarının örgütsel sessizliğin alt boyutlarını etkilediği tespit edilmiştir.

Enerji sektörüMobbingPsikolojik istismar+3
Harika Dinçer
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kırgızistan'da doğrudan yabancı yatırımların sektörlere dağılımı ve enerji sektörünün incelenmesi

Bu çalışmada öncelikle doğrudan yabancı yatırımlarla ilgili teorik bilgilere değinilecek ve daha sonra Kırgızistan'da doğrudan yabancı yatırımları ve bu yatırımları belirleyen etkenler üzerinde durularak enerji sektörü incelenecektir.Çalışmanın Birinci Bölümünde, doğrudan yabancı yatırımlarının tanımı, önemi ve sınıflandırılması yapılarak, işletmeleri uluslararası doğrudan yatırımlara yönelten nedenler ve başlıca yeni gelişmeler detaylı bir şekilde açıklanmaya çalışılmıştır. Bununla birlikte, hızla değişen teknoloji, artan belirsizliğin getirdiği risk ve küreselleşen rekabet koşullarında işletmelerin uluslararası faaliyette bulunma yolları çizilmiştir. Devlet kısıtlamaları, üretim kaynaklarının yetersizliği ve artan maliyetler gibi olumsuz etkilerden kurtulmak için ya da rekabet güçlerini koruyabilmek için işletmeler, özellikle çok uluslu işletmeler, ne tür işbirliği stratejilerini uygulamaları gerektiği tartışılmıştır ve doğrudan yabancı yatırım kavramına ilişkin, yaklaşım ve modeller ele alınmıştır.İkinci Bölümde genel olarak Dünya'da doğrudan yabancı yatırımların tarihsel gelişimi, ülke ve bölgelere dağılımı, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde durumu ve değişim sürecindeki Orta Asya ülkelerinde genel durumu anlatılmıştır.Daha sonra Kırgızistan'ın yatırım ortamı incelenmiştir. Kırgızistan'ın Ulusal Yatırım Politikası hakkında bilgi verilerek, amaç ve görevleri anlatılmaktadır. Kırgızistan'ın yatırım politikasının uygulandığı alanlara da yer verilmektedir. Ayrıca Kırgızistan'da doğrudan yabancı yatırımları için gerekli olan kanun ve mevzuatlar açıklanmaktadır. Kırgızistan'daki yatırım ortamı incelenerek, doğrudan yabancı yatırımların ekonomi sektörlerine ve bölgelere göre dağılımı anlatılmakla birlikte, yatırım akımlarının geldiği ülkeler ve Kırgızistan'da faaliyette bulunan yabancı sermayeli şirketlere yer verilmiştir.Üçüncü bölümde ise Kırgızistan'da enerji sektörünün yapısı, enerji kullanımının durumu ve yatırım olanakları, elektrik enerjisi potansiyelini oluşturan faktörler, enerji üretimi, enerjiye talep ve enerji tüketim potansiyeli, enerji üretiminin enerji kaynaklarına göre dağılımı, enerji üretiminde ve kullanımında öne çıkan kaynaklar ve Kırgızistan'da faaliyette bulunan bazı enerji şirketlerinin tanımı ve finansal analizi yapılacaktır. Ayrıca Kırgızistan'da üretilen elektrik enerjisinin maliyet analizi yapılacaktır.Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Yatırımlar, Kırgızistan, Orta Asya, Enerji Sektörü, Hidro Elektro Santraller, Maliyet Analizi.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEnerji sektörüKırgızistan+3
Süyündük Kencali Uulu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00

Related subjects