Çevre sorunları
Bu konu başlığı altında 163 tez
Bir sürdürülebilir kalkınma göstergesi olarak ekolojik ayak izi ve Türkiye
Sürdürülebilir kalkınma, bugünkü toplulukların ihtiyacı olan ekonomik gelişmenin gelecekte dünya üzerinde yaşayacak olan toplulukların ihtiyaçlarını karşılamada engel oluşturmayacak şekilde olmasını gerektirmektedir. Geleneksel enerji üretim ve tüketim alışkanlıklarının çevre ve doğal kaynaklar üzerinde yerel, bölgesel ve küresel ölçekte olumsuz etkilere neden olduğu bilinmektedir. Fosil yakıtların kullanımına bağlı olarak başta karbondioksit olmak üzere sera etkisi yaratan gazların atmosferde hızla artması insanlığın karbon ayak izini arttırmakta ve Türkiye'nin de aralarında bulunduğu gelişmiş ve gelişmekte olan bir çok ülkede ekolojik açık sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin karbon ayak izini azaltmaya yönelik yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesinin ne derece gerekli olduğuna vurgu yapılmıştır. Temiz enerji üretim ve tüketiminin yaratacağı pozitif etkilerin çevresel, sosyal ve ekonomik yönleri sürdürülebilirlik yolunda büyük değer kazanmaktadır. Bu doğrultuda enerji kaynaklarından gerçekleştirilen enerji üretiminin yüksek verim ve temiz teknolojilerle gerçekleştirilmesi, fosil yakıtların yerine çevre dostu yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasının teşvik edilmesi günümüzün en önemli hedefleri arasında yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Kalkınma, Ekolojik Ayak İzi, Karbon Ayak İzi, Türkiye
Ekolojik muhafazârlığın imkân ve sınırlılıkları üzerine bir değerlendirme
Ekolojik muhafazakârlık; çevre sorunlarına alternatif çözüm niteliği taşıyan felsefi bir görüş olarak ortaya çıkmıştır. Modernizm ile birlikte insan ve doğa arasındaki etkileşim sonucu çevresel tahribatlar artış göstermiştir. Çevre sorunlarına kayıtsız kalamayan ideolojilerden bir tanesi de muhafazakârlık olmuştur. Moderniteyle birlikte gelen yeniliklere karşı eleştirel tutum, muhafazakârlık ve ekolojiyi aynı paydada birleştirmiştir. Çalışmada "Ekoloji" bilimi tanımlanacak; ekolojinin içerisinde barındırdığı değerler göz önünde bulundurularak farklı ekolojist yaklaşımlar; Derin Ekoloji, Sosyal Ekoloji, Maneviyatçı/Dinsel Ekoloji açıklanacak ve bu sebeple ekolojinin sadece doğa (fen) bilimleri kapsamında değerlendirilmeyip sosyal bilimlerin de bir parçası olduğu kanısına ulaşılacaktır. "Ekoloji" ile "Yeşil Düşünce" arasındaki düşünsel farklılıklar açıklanarak Siyaset Bilimi literatüründeki tarihsel süreç incelenecektir. Ekoloji biliminin, sosyal bilimler içerisinde yer almasıyla birlikte Siyaset Biliminin de araştırma konusu oluşturmuştur. Bu yeni ideolojik oluşum "Ekolojik Muhafazakârlık" olarak literatürde yerini almıştır. Modern dünyanın düşünsel eylemleri sonucunda ortaya çıkan çağdaş siyasal bir ideoloji olan muhafazakarlık; yeniliklere mesafeli bir duruş sergilemekte olup aynı zamanda değişen ve dönüşen değerlere karşı da tedbirli davranılmasına yönelik vurgu yapmaktadır. Ekoloji biliminde modernitenin getirmiş olduğu yeniliklere eleştirel yaklaşılması, muhafazakâr ideoloji ile ekoloji bilimini ortak paydada birleştirmiştir. Bu çalışmada; literatürde yeni bir ideolojik oluşum olan "Ekolojik Muhafazakârlık" konusu, imkân ve sınırlılıklarıyla birlikte açıklanacaktır. Ekolojik Muhafazakârlığın İmkân ve Sınırlılıkları adlı çalışmada tanımlayıcı ve açıklayıcı anlatım yöntemleri kullanılacaktır. Ekolojik Muhafazakârlık; ideoloji ve çevrenin birleşimiyle interdisipliner bir araştırma konusunu oluşturmaktadır. Ekolojik Muhafazakârlığı, çevre sorunlarına alternatif çözüm sunan yeni bir ideolojik oluşum olarak değerlendirmek mümkün olacaktır. Yönetimde Muhafazakâr ideolojinin etkili olduğu İngiltere ve Türkiye'de, çevre politikaları ve çevre çalışmalarında teori ve pratik arasında farklılıklar bulunmaktadır. Teori ve pratik arasındaki bu farklılıklar, yeni ideolojik oluşumun sınırlılıkları kapsamında değerlendirilecektir. Muhafazakâr politikada çevre çalışmaları, günümüz çevre sorunlarının ekolojik bir kriz haline dönüşmesi, ekolojik muhafazakârlığın teori ve pratik arasındaki farklılıktan kaynaklandığını sonucuna ulaşılması yanlış bir tutum olmayacaktır. "Ekolojik Muhafazakârlığın İmkân ve Sınırlılıkları Üzerine Bir Değerlendirme" adlı çalışma, bugünün ve gelecekte yaşanması kaçınılmaz olan çevre sorunlarına alternatif bir çözüm niteliği taşıyan yeni bir ideolojik oluşumun tohumlarından oluşmaktadır. Dün, bugün ve yarının en büyük sorunlarının başında yer alan çevre sorunlarına ideolojiler de kayıtsız kalamamıştır. Muhafazakârlık, modern bir ideoloji olması yönünden bugünün yönetim biçimlerinde de etkili olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Muhafazakâr politikanın hâkim olduğu ülkelerde yapılan çevre çalışmalarının yetersiz kalması, çalışmanın merkezini oluşturmaktadır. Teori ve pratik arasındaki çelişkilere çözüm arayışları; ekolojik muhafazakârlığın başarılı bir düşünsel eylem haline dönüşmesine katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Ekoloji, Muhafazakârlık, Çevre Sorunları, Ekolojik Muhafazakârlık
Çevre politikalarının yerel yönetimlerde uygulanabilirliği: Kütahya Belediyesi örneği
Çevre sorunlarının temelinde doğa ve insan ilişkisi yer almaktadır. Eski çağlardan günümüze insan-çevre arasındaki ilişkiye bakıldığında, çevrenin insana göre ön planda olduğu gözlemlenirken günümüze gelindiğinde ise bu durumun tam tersi olduğu görülmektedir. Çevre sorunları, insanların çeşitli faaliyetlerinin sonucu çevreyi oluşturan canlı ya da cansız varlıkların üzerinde, ekolojik ya da doğal nedenlerden kaynaklanan bozulmaların tümüdür. Çevre sorunları günümüzün en önemli sorunlarının başında yer almaktadır. Bu durumun daha ciddi bir hal alması 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren olsa da sorunun temeline bakıldığında insanlık tarihi kadar eskilere dayanmaktadır. Temel olarak çevre sorunlarının çözümünde en etkili ölçek yerel yönetimlerdir. Bu bağlamda çevre sorunları çözümünde yerel yönetim birimlerinin çevresel faaliyetleri ön planda olmak zorundadır. Çevre politikalarının yerel yönetimlerde uygulanabilirliğinin araştırıldığı bu çalışmada, genelde yerel yönetimler ve çevre politikaları ele alındıktan sonra özelde ise Kütahya Belediyesi'nin 2011-2016 yılları arasındaki meclis kararlarında çevresel kararların görüşülme sıklığı dolayısıyla bu yerel yönetim biriminin benimsediği hizmet anlayışı içerisinde çevre politikalarının yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çevre, Çevre Politikaları, Yerel Yönetimler, Kütahya Belediyesi
Türkiye'de çevre sorunları açısından hidroelektrik santrali (hes) uygulamalarının değerlendirilmesi
Günümüzde çevre sorunları öncelikli olarak ele alınması gerekli bir konudur. Çünkü sanayi devrimiyle birlikte artan enerji ihtiyacı çevre sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Hızlı sanayileşme ile enerji üretimine yönelik çalışmalar ve ortaya çıkan sorunlar, çevreye olan müdahalelerin tartışılmasına neden olmuştur. Çevre sorunları insanlar üzerinde etkisini göstermeye başladığında ise, çevresel sorunların çözümüne yönelik ilgiyi arttırmıştır. Özellikle son dönemlerde artan enerji ihtiyacı yatırımlarına yönelim olmaktadır. Enerji ihtiyacını karşılmak için yapılan bu yatırımlardan birisi de hidroelektrik santrali uygulamalarıdır. Bu nedenle hidroelektrik santrallerinin çevreye verdiği olumsuz etkiler araştırılması gereken alanlardan bir tanesidir. Çünkü hidroelektrik santralleri çevre dostuymuş gibi gözükseler de çevre sorunlarına yol açmaktadırlar. Bu tezin amacı, hidroelektrik santrallerin çevre sorunlarına neden olduğunu ifade etmektir. Çünkü esas olan nokta, hidroelektrik santralleri yapılırken çevresel etkileri göz önünde tutularak uygulanması gerektiğidir. Yani HES'ler olmalı ancak çevre ön planda tutularak uygulanması gerekmektedir. HES'ler ekonomik kalkınmaya katkı sağladığı için ekolojik etkiler göz ardı edilmektedir. Bu nedenle Türkiye'deki HES uygulamalarının ortaya çıkardığı çevre sorunları dile getirilme gereksinimi duyulmuştur. Aslında bu tezin yaklaşımı insan merkezci değil, çevre merkezci hareket edilmesi gerektiğini belirtmektir. Çünkü çevrenin insana değil, insanın çevreye bağımlılığı söz konudur. Anahtar Kelimeler: Çevre, Ekoloji, Çevre Sorunları, Hidroelektrik Santrali (HES), Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED)
İlköğretim dört ve beşinci sınıf öğrencilerinin çevre kavramına ilişkin görüşleri
Bu çalışma ilköğretim dört ve beşinci sınıf öğrencilerin çevre kavramına ilişkin görüşlerini ortaya koymak ve öğrencilerde çevre kavramının oluşmasında etkili olan faktörleri sebepleriyle belirlemek amacıyla yapılmış nitel bir araştırmadır.Araştırmanın çalışma evrenini Ankara ili, Mamak ilçe merkezinde bulunan Barbaros Hayreddin Paşa İlköğretim Okulu dört ve beşinci sınıf öğrencileri oluşturmaktadır.İlköğretim dört ve beşinci sınıf öğrencilerinin çevre kavramına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amacıyla çizim yöntemi ve yarı yapılaştırılmış mülakat tekniği kullanılmıştır. Uygulanan yöntem ve tekniğin analizi için uzman görüşüne başvurularak, derecelendirme ölçekleri hazırlanmış ve bu ölçeklerden faydalanılarak öğrencilerin çevre kavramına ilişkin görüşleri belirlenmiştir.Elde edilen bulgulara göre ilköğretim dört ve beşinci sınıf öğrencilerinde çevre kavramının oluşmasında canlı çevre, cansız çevre, çevre sorunları ve diğer (sayılan etmenler dışında kalan tüm etmenler) faktörlerin etkili olduğu görülmüştür. Bu sınıflamalardan yola çıkılarak, öğrencilerde çevre kavramının oluşmasında özellikle cansız varlıkların etkili olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerde çevre kavramının oluşmasında ağırlık kazanan cansız etmenler, bulut, güneş, ev ve çöp tenekesi iken; öğrencilerde çevre kavramının oluşmasında ağırlık kazanan canlı etmenler ise; ağaç, insan, bitki ve kuştur. Ortaya çıkan bu etmenlerin sebeplerine yönelik olarak yapılan içerik analizinde öğrencilerin canlı ve cansız çevre çizimlerindeki bu etmenlere sıklıkla yer vermelerinde; yakın çevrelerinin, çevrelerindeki varlıklara karşı hissettikleri duygularının, arzu ve isteklerinin, geçmiş yaşantılarının ve hobilerinin özellikle etkili olduğu belirlenmiştir.Öğrencilerin çevre kavramlarına ilişkin yapmış oldukları çizimlerinde ve yapılan görüşmelerde dikkat çeken bir diğer sonuç ise; öğrencilerin çevre sorunlarına yeteri kadar yer vermedikleridir. Çevre sorunlarına değinen öğrencileri ise ağırlıklı olarak kız öğrencilerin oluşturması elde edilen bir başka sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır.Araştırma sonuçları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; çevre eğitimine daha fazla ağırlık verilmesi, çevre eğitiminin daha erken yaşlarda başlatılması, bu eğitimin gerçekleştirilmesi aşamalarında öğretmenlerin örnek model olmaları ve öğrencilerin çevre bilinçlerine katkı sağlamak amacı ile okul müdürlüklerinin çevresel etkinliklere daha fazla ağırlık vermeleri gerektiği söylenebilir.Anahtar Kelimeler : Çevre, çevre bilinci, öğrenci, eğitim, tutum, doğa, çevre sorunu.
Geçiş ekonomilerinde çevre sorunlarına Çevresel Kuznets Eğrisi çerçevesinde yaklaşım: Seçilmiş ülke uygulaması
Çevre sorunları, günümüzde dünyanın en önemli sorunları arasında yer almaktadır. Özellikle, Sanayi Devrimi ile başlayan ve hızla artan çevre sorunları doğanın taşıma kapasitesini aşmaya başlayınca, ulusal ve küresel düzeyde olumsuz sonuçlara sebep olmuştur.Bu çalışmada çevre kavramı, çevre sorunları, çevre sorunlarının sebepleri, türleri ile çevre ve ekonomi arasındaki ilişki araştırılmıştır. Bütün çevre problemlerinin kökeninde yatan özellik, çevre açısından piyasa işlemlerinin başarısız olmasıdır. Bu nedenle çalışmada çevre kirliliğinin neden olduğu dışsallıklar, türleri ve dışsallıkların tazminine yönelik olarak alınacak önlemler ve çözüm önerileri incelenmektedir.Çalışmanın uygulama kısmında seçilmiş geçiş ekonomilerine ilişkin Çevresel Kuznets Eğrisi Yaklaşımının geçerliliği incelenmektedir. Gelir ile çevre kirliliği arasındaki ilişki panel veri tahmin yöntemi kullanılarak incelenmektedir. Panel veri modelinde, 1992- 2007 yılları arasında 15 ülkede yapılmış olan karbondioksit (CO2) ölçümleri kullanılmaktadır. Panel veri modeli tahmin sonucunda karbondioksit emisyonlarının gelir ile ilişkisi olduğu bulunmuştur. Bu çalışmanın temel bulgusu; bu araştırma seçilmiş geçiş ekonomilerinde Çevresel Kuznets Eğrisi hipotezini desteklemektedir.Anahtar Kelimeler: Çevre, Çevre Sorunları, Dışsallık, Geçiş Ekonomileri, Çevresel Kuznets Eğrisi
Sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde çevre politikaları ve iktisadi etkileri
Çevre sorunlarının önlenmesine ilişkin yapısal değişiklikler yoluyla birtakım önlemler almak, çevreye zarar veren veya vermesi muhtemel üretim yöntemleri ve tüketim kalıpları yerine ekolojik dengeye saygılı ve çevre dostu tekniklere yönelmek çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Bu nedenle sürdürülebilir çevre ve kalkınma politikalarının analizinin yapılacağı bu çalışmada, çevre kalitesini artırmak ve gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakabilmek için hangi politikaların izlenmesi yararlıdır sorusu teorik ve ampirik literatür kapsamında analiz edilerek, bu soruya cevap bulunmaya çalışılacaktır.Tezin amacı, çevreyi ve kaynaklarını dengeli kullanarak sürdürülebilir kalkınmanın nasıl gerçekleştirilebileceğine yönelik bir yol haritası çizmektir. Bu bağlamda çalışmada gelecek kuşakların olanaklarını sınırlamadan bugünkü gereksinmeleri karşılayabilen ve çevresel dengeleri de gözeten bir büyüme modeli ile sürdürülebilir kalkınmanın başarılabileceği bir ekonomik ortamın mümkün olup olmadığı tartışılacaktır. Çalışmanın literatüre katkısının daha çok sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilmesinde nasıl bir çevre dostu politika uygulanabileceği sorusuna getirmeyi planladığı cevaplar yoluyla olması beklenmektedir.Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Kalkınma, Çevre Politikaları, Kalkınma ve Çevre
Dışsallıklar, kamunun düzenleyici rolü: Enerji sektöründe bir uygulama
Bu çalışmada piyasa başarısızlıklarının nedenlerinden biri olan dışsallıklar konusu incelenmiştir. Üretim ve tüketim faaliyetleri sonucu ortaya çıkan dışsalhklann nasıl düzenleneceği, olası sonuçlan piyasa çözümleri yanında kamusal düzenlemeleri de zorunlu kılmaktadır. Çalışma, giriş niteliğindeki bilgilerin sunulması ve dışsallıklar literatüründeki değişik görüşlerin incelenmesi ile başlamaktadır. Daha sonra dışsallık türleri ele alınmıştır. Dışsallıklarda birbirini tamamlayıcı nitelikteki farklı sınıflamalar görülmektedir. Çalışmamızda dışsallıklar dört ana grup halinde sınıflandırılarak incelenmiştir. Dışsalhklann düzenlenmesinde bütün ekonomik sistemlerde mali, ekonomik, yasal ve idari düzenlemelere gerelcsinim duyulmaktadır. Çalışmamızda kamusal düzenleme türlerinden vergiler, sübvansiyonlar, harçlar, standartlar, pazarlanabilir kirlilik haklan incelenmiştir. Kamusal düzenlemelere alternatif olarak gösterilen piyasa çözümlemeleri kapsamında ise Couse yaklaşımı ve Tazminat Çözümlemelerine değinilmiştir. Çalışmamızın uygulama bölümünde ise, Türkiye'de kurulması öngörülen nükleer enerji santralleri ele alınmıştır. Nükleer enerji santrallerinin sermaye, yakıt ve balom işletme maliyetleri hesaplanmış ve özelliklede Akkuyu'da kurulması öngörülen nükleer enerji santrali baz alınarak nükleer santrallerin kumlması sonucu ortaya çıkabilecek çevresel dışsal etkiler tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Dışsallıklar, Pozitif Dışsallık, Negatif Dışsallık, Çevre Sorunlan, Kamusal Düzenlemeler, Ekonomi ve Çevre; Nükleer Enerji, Akkuyu, Enerji; Maliyet Analizi
Sürdürülebilirlik bağlamında ekolojik tasarım prensiplerinin mimaride uygulanabilirliğinin irdelenmesi
Yirminci yüzyılda sanayileşmenin beraberinde getirdiği makineleşmeye bağlı olarak artan enerji ihtiyacı, toplumların yenilenmesi mümkün olmayan fosil yakıtlara yönelmesi sonucunu doğurmuştur. Günümüzde yenilenemeyen enerji kaynaklarının tükenmesi olgusu, bu kaynakların aşırı kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan çevre sorunları ve ekonomik olumsuzluklar, kullanılan enerjinin büyük bir bölümünü tüketen binalarda yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılmasını gerekli kılmaktadır.Binaların doğal çevreye getirdiği yükün azaltılabilmesi, mimarların çevreye duyarlı yapılar tasarlama sorumluluğunun artmasıyla gerçekleşir. Yenilenebilir kaynak potansiyeli açısından zengin olan ülkemizde, binalarda tükenmeyen enerji kaynaklarını etkin kullanma tekniklerinin kullanıcılar tarafından da öğrenilmesi ve yaygınlaşması gerekmektedir. Böylece çevreye ve ekonomiye verilecek zarar en aza indirilebilir ve doğal kaynaklardan gelecek nesillerin de yararlanabilmesi sağlanır.Ekolojik döngünün devamlılığının sağlanması, canlı yaşamı için hayati önem taşımaktadır. Enerji kullanımından doğan çevre sorunları, ekolojik döngüyü ve dolayısıyla canlı yaşamını tehdit etmektedir. Enerji tüketimindeki payı nedeniyle binaların tasarım ve yapım aşamasında görev alan meslek gruplarının, gerek kentsel ölçekte gerekse bina ölçeğinde çevreye duyarlı, enerjinin etkin kullanıldığı, sürdürülebilir yaşama birimleri ve alanları tasarlaması gerekmektedir. Bununla birlikte mevcut yapıların yapılacak çeşitli müdahaleler ile toplum yararına yeniden ve enerji etkin yapılar halinde kullanılmaları sağlanmalıdır.
Sürdürülebilir (yeşil) demiryolu yolcu taşımacılığı: Yolcu perspektifinden bir değerlendirme
21.yy'ın başından itibaren çevresel problemler, artık insanoğlunun en büyük problemi olarak tanımlanagelmektedir. Bu problemler sadece şimdi değil, gelecek kuşakların yaşam kalitelerini de kesinlikle etkileyecektir. İnsan ve endüstri faaliyetlerinden kaynaklı çevresel problemleri çözmek için iktisat ve işletme bilimlerinin her dalından otoriteler, klasik kalkınma felsefesi içerisindeki sürdürülemez nitelikteki boşlukları yeşille doldurmak için optimum nitelikte yaklaşımlar geliştirmeye çalışmaktadırlar. Bu noktada yeşil pazarlama sürdürülebilir bir kalkınma kurgusunun yaratılması için kritik bir rol üstlenmektedir. Bir çok makale, pazarlama bilimini ekoloji ile endüstri arasında ve dünyadaki insanlar arasında sürdürülebilir bir ilişkinin kurulması için en önemli bileşen olarak işaret etmektedir.Çalışma öncelikle sürdürülebilir kalkınmanın önemli bir parçası olarak sürdürülebilir (yeşil) pazarlama felsefesi ve yeşil taşımacılığa, ikincil olarak ise yeşil bir taşımacılık enstrümanı olarak demiryollarına odaklanmaktadır.Grant'in yeşil pazarlama manifestosu ise çalışmanın üçüncü bölümünde tartışılmakta ve sonuç olarak Adana-Mersin arasında seyahat eden yolcuların yorumlarını içeren pazarlama araştırma verilerinin analiz ve değerlendirilmesi yapılmaktadır. Grant'in yeşil pazarlama çerçevesi, yolcu görüşleri kullanılarak, iki şehir arasında yeşil bölgesel bir yolcu taşımacılığı modeli oluşturma amacı ile doldurulmuştur.Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir pazarlama, yeşil pazarlama, yeşil taşımacılık, sürdürülebilir taşımacılık, demiryolu taşımacılığı
Çevre sorunlarının küreselleşme bağlamında sosyolojik analizi
Bu çalışmada çevre sorunlarının küresel bir boyuta taşınmış olduğuna dikkat çekilmiştir. Hızlı gelişim ve değişimler nedeniyle çevre göz ardı edilmiştir. Böylelikle çevre sorunları artmış çözülmesi gereken bir problem olmuştur. Çevre sorunlarının arka planında olan küreselleşme tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Güçlü devlet ve güçlü toplumun olmazsa olmazlarının, en temel politikalarının arasında insanların refah içerisinde yaşayabilecekleri çevreyi muhafaza etme çabası yer almalıdır. Özellikle yaşadığımız bu son yüzyılda yeni çevre sorunları ortaya çıkmıştır. Ekonomik kalkınma ile verilen kararlardan en çok etkilenen çevre olmuştur. Doğanın bilinçsiz bir şekilde tahrip edilmesi kendi içindeki dengesinin bozulmasına neden olmuştur. İnsan yaşamış olduğu çevreyi tüm hassasiyeti ile koruması gerekmektedir. Çevresel dengenin korunmasına yönelik her türlü planlamalar öncelik olmalıdır. Bu bilincin hem insana hem de topluma kazandırılması sürdürülebilir çevre açısından önemlidir. ANAHTAR KELİMELER: Çevre, Çevre Sorunları, Küreselleşme, Çevre Kirliliği, Çevre Sosyolojisi
Neo-Gramşiyan yaklaşım çerçevesinde Türkiye'de çevreci hareketler: Akkuyu, Çırpılar, Fındıklı örnekleri
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de ekonomik kalkınma söylemi ile desteklenen enerji politikalarına karşı ortaya çıkan çevreci hareketleri incelemektir. Tezde, Türkiye'de enerji alanında uygulanan neoliberal politikaların neden olduğu sorunlara karşı ortaya çıkan nükleer karşıtı hareket, termik santral karşıtı hareket ve hidroelektrik santral karşıtı hareket incelenecektir. Nükleer, kömür ve hidroelektrik santral karşıtı hareketler, daha önceki çalışmaların çoğunda Yeni Toplumsal Hareketler teorisi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu çalışmada ise bu hareketlerin, hegemonya karşıtı hareketler olduğu ve aydınlar tarafından inşa edilen değerlerle desteklendiği ortaya konulmaya çalışılacaktır. Çalışma kapsamında Türkiye'nin neoliberal politikalara geçişi, enerji politikalarındaki değişimler, enerji alanında ortaya çıkan karşıt grupların nasıl oluştuğu incelenecek ve nükleer, kömür ve hidroelektrik santral karşıtı hareketlerin amaçları, söylemleri ve eylemleri değerlendirilip, analiz edilecektir. Çalışmanın teorik çerçevesi oluşturulurken Antonio Gramsci'nin hegemonya, karşı hegemonya kavramlarından ve Robert Cox'un fikirlerinden faydalanılacaktır.
Savaşların iklim değişikliğine etkisi: İkinci Dünya Savaşı örneği
Dünya var olmaya başladığı zamandan bu yana sürekli ısınma ve soğuma döngüsünü takip etmektedir. Bu döngü zaman zaman canlı yaşamına zarar verse de dünyada var olan düzenin bir parçası olarak devam etmiş canlılar da bu değişimlere ayak uydurmayı başarmıştır. Dünya üzerinde yaşanan bu soğuma ve ısınma döngüsü yüzyıllar içerisinde oluşmaktadır. Ancak günümüzde meydana gelen ve küresel ısıma olarak tanımladığımız bu durum beşerî etkenlerden kaynaklı olarak çok kısa bir zaman zarfında oluşmaktadır. Bu durum da var olan küresel ısınmanın dünyanın doğal döngüsünden kaynaklı olmadığını beşerî faktörlerle tehlikeli bir şekilde gerçekleştiğini göstermektedir. Beşerî faktörler arasında birçok sebepten en bilindik olanları aşırı sanayileşme ve fosil yakıtların kullanımıdır. Bu faktörler, sera gazlarının atmosferde oranını artırarak küresel ısınmaya ve ona bağlı olarak da iklim değişikliğine neden olmaktadır. Günümüzde sorgulanması gereken soru ise küresel ısınma sebepleri arasında savaşlar neden yeterince yer bulamamaktadır? Savaşlar hem sanayileşmenin artmasına hem fosil yakıtların kullanımda artışa sebep olduğu kadar kullanılan konvansiyonel, nükleer, kimyasal ve biyolojik silah teknolojisi, ordular, savaş araç ve gereçleri gibi birçok unsurun birleşimi hava, toprak ve denizleri kirletirken havaya çok miktarda zararlı ve sera etkisi yapabilecek gaz salınımı oluşturmaktadır. Savaşlar sadece o an var olan canlıların hayatlarını yok etmekle kalmamakta gelecek yaşamları da tehlikeye atmaktadır. Yapılmakta olan iklim anlaşmalarında sera gazı etkisini azaltma yöntemleri tartışılıp hayata geçirmek için birçok önlem düşünülürken, bu önlemlerin arasında savaşların ve savaş teknolojilerin engellenmesine yönelik herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. İki büyük dünya savaşı atlatan dünyamız kullanılan silah teknolojileri yüzünden büyük yaralar almıştır. Özellik İkinci Dünya Savaşı sırasında kullanılan birçok askeri araç, teçhizat, nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar havaya çok miktarda zararlı gaz salınımına neden olurken toprak ve denizlerin kirlenmesine neden olmuştur. Ayrıca bu savaş, savunma sanayilerinin artmasına neden olmuş ve silah üretiminin hız kazanmasına neden olarak büyük çevre felaketlerinin oluşmasına zemin hazırlamıştır. Bu çalışmada ise yukarıda sözü edilen savaş teknolojilerinin iklim değişikliğine etkileri ele alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: Küresel Isınma, Çevre, İklim Değişikliği, Savaş
Bilimsel senaryo temelli ekolojik ayak izi etkinliklerinin 8. sınıf öğrencilerinin çevresel vatandaşlık düzeylerine etkisi
21. yüzyıl, insanoğlunun çevre sorunları ve bunların ciddi sonuçlarıyla en çok yüzleştiği dönem olarak nitelendirilebilir. Günümüzde, çevre sorunları sıralanırken geçmişte olduğu gibi hava, su ve toprak kirliliğinden değil küresel iklim değişiklikleriyle beraber ortaya çıkan sıra dışı hava olaylarından, büyük çaplı orman yangınlarından, verimli toprak alanlarının tahribinden, kara ve su ekosistemlerindeki bozulmayla beraber gelen biyoçeşitlilikteki azalmadan ve daha nicesinden bahsedilmektedir. Söz konusu sorunların ise sadece yerel değil küresel çapta hissedilen sonuçlar doğurduğu açıktır. Gezegenin herhangi bir bölgesinde bu sorunların görülmesi ile o bölgedeki insanların yayılım ve tüketim faaliyetlerinin doğru orantılı olduğu görülmektedir. Bu bağlamda bireylerin uluslararası boyutta çevresel sorumluluk sahibi ve doğal ekolojik istikrarın korunmasında aktif rol alan bireyler olarak yetiştirilmesi yani çevresel bir vatandaş olmaları önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı bilimsel senaryo temelli ekolojik ayak izi etkinliklerinin 8. sınıf öğrencilerinin çevresel vatandaşlık düzeyleri üzerindeki etkisini araştırmaktır. Ayrıca araştırmada öğrencilerin bilimsel senaryo temelli ekolojik ayak izi etkinliklerinin kullanımına yönelik görüşlerinin belirlenmesi de amaçlanmıştır. Çalışma grubu, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Manisa ili Şehzadeler ilçesindeki bir devlet okulunda öğrenim gören toplam 38 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışma nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma desenine göre yürütülmüştür. Araştırmanın nicel boyutu için ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desenden yararlanılmıştır. Nicel veri toplama aracı olarak 'Çevre Tutum Ölçeği', 'Ekolojik Ayak İzi Farkındalık Ölçeği', 'Çevresel Sorumlu Vatandaş Davranışları Ölçeği' ve bu tez çalışması kapsamında geliştirilen 'Çevresel Vatandaşlık Kavramsal Anlama Testi' kullanılmıştır. Çalışmanın nitel verileri ise 'görüş formu' bireysel ve odak grup şeklinde gerçekleştirilen 'yarı yapılandırılmış mülakat' ile 'öğretmen gözlem notları' aracılığıyla toplanmıştır. Nicel verilerin çözümlenmesi için SPSS-25 (Statistical Package for the Social Sciences-25) paket programında gerçekleştirilen t-testi ve ANCOVA analizinden, nitel verilerin çözümlenmesi için ise içerik analizi ve betimsel analizden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; uygulamalar sonrasında grupların çevresel tutum ve çevresel vatandaşlık kavramsal anlama puanları arasında deney grubu lehine anlamlı farklılık görülmüştür. Her iki veri toplama aracında da deney grubu puanları ön testten son teste, son test lehine anlamlı farklılaşmıştır. Deney ve kontrol gruplarının ekolojik ayak izi farkındalık son test puanları anlamlı farklılık göstermezken ön testten son teste deney grubunda son test lehine anlamlı farklılığa rastlanmış ancak kontrol grubunda rastlanmamıştır. Deney grubu ekolojik ayak izi farkındalığında 'Ulaşım ve Barınma' ile 'Atıklar' alt boyutlarında son test lehine anlamlı bir değişim görülmüştür. Çevresel sorumlu vatandaş davranışlarına ilişkin puanların ise iki grupta da hem ön test, hem son test, hem de ön testten son teste ölçeğin tamamı ve tüm alt boyutlarında anlamlı bir değişim göstermediği ve 'orta' düzeyde olduğu anlaşılmıştır. Cinsiyet değişkenine bağlı çevresel tutuma, ekolojik ayak izi farkındalığına ve çevresel sorumlu vatandaş davranışlarına ilişkin puanların deney grubunun hem ön hem de son testlerinde anlamlı bir farklılık göstermediği anlaşılmıştır. Ancak ön testten son teste deney grubunda çevresel tutum ve ekolojik ayak izi farkındalık puanlarının kızların son testi lehine, çevresel sorumlu vatandaş davranışları puanlarının ise erkeklerin ön testi lehine anlamlı olduğu görülmüştür. Deney grubunda çevresel vatandaşlık kavramsal anlama puanları ön testlerde kızlar lehine anlamlıyken son testlerde anlamlı değildir ancak ön testten son teste her iki cinsiyetin de son test lehine puanlarının anlamlı farklılık gösterdiği anlaşılmıştır. Kontrol grubunda ise ön testten son teste sadece kızlarda ve son test lehine anlamlı farklılığa rastlanmıştır. Nitel boyutta, deney grubu öğrencilerinin uygulamalara ilişkin olumlu görüşler sundukları, olumlu tavır ve söylemlerini ders içi faaliyetlerde de gösterdikleri anlaşılmıştır. Öğrencilerin; uygulamaları kalıcılık sağlama ve akademik başarıyı artırma bakımından verimli buldukları, senaryolarla işlenen derslerin merak, heyecan ve ders motivasyonunu artırıcı etkiler yarattığı, ilginç fikirler sunmaktan ve duymaktan memnun kaldıkları yönünde görüşleri bulunmaktadır. Bunun yanında öğrencilerin ekolojik ayak izi farkındalıklarının süreç içinde arttığı ancak çevresel vatandaşlığa ilişkin görüşlerinin davranışlarıyla uyuşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Gerçekleştirilen bu çalışmanın çevre eğitimi, bilimsel senaryo kullanımı, ekolojik ayak izi ve çevresel vatandaşlık konularında alanyazına katkı sağlayacağı ve ileriki çalışmalara ışık tutacağı düşünülmektedir.
Avrupa Birliği ve Türkiye'de çevre dostu enerji politikalarının uygulanmasında devletin rolü
Enerji ihtiyacının karşılanması için fosil kökenli yakıtlar ucuz olmaları nedeniyle uzun yıllar yaygın olarak kullanılmış bunun neticesinde de hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği, sera etkisi-küresel ısınma ve iklim değişikliği, enerji üretimi ve radyasyon kirliliği, gürültü kirliliği, atıklar ve ozon tabakasının delinmesi gibi çevre sorunları gündeme gelmiştir. Bu nedenlerden dolayı Dünya'da ve Türkiye'de çevre ile dost enerji kaynakları olan yenilenebilir enerji kaynaklarının (güneş, rüzgâr, biyokütle, jeotermal, hidroelektrik, hidrojen ve deniz kökenli enerji kaynakları) kullanımının artırılması gerektiği konusu gündeme gelmiştir. Bu çalışmanın amacı AB ülkeleri ile Türkiye'de yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılmasına yönelik olarak yürütülen çevre dostu enerji politikalarını değerlendirmektir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çevre dostu yenilenebilir enerji politikaları ve teşvik araçları teorik çerçevede ele alınmıştır. İkinci bölümde AB ülkelerindeki politika ve uygulamalar detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Son bölümde ise Türkiye'deki çevre dostu yenilenebilir enerji politikaları ve teşvik mekanizmaları AB ülke uygulamaları kapsamında değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında Türkiye'nin toplam enerjideki yenilenebilir enerji payının artırılması ve mevcut potansiyelden maksimum fayda sağlanması için önemli yollar katettiği ancak daha atması gereken birçok adım olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.
Ortaokul öğrencilerinin küresel çevre sorunları farkındalıkları ile eleştirel düşünme ve bilimsel süreç becerilerinin geliştirilmesine yönelik bir eylem araştırması
Araştırmanın amacı ortaokul 7.sınıf öğrencilerinin hazırlanan öğretim etkinlikleri yoluyla küresel çevre sorunları farkındalıklarını, eleştirel düşünme ve bilimsel süreç becerilerinin nasıl geliştirebileceği, uygulamada ne tür sorunlarla karşılaşılabileceği ve bu sorunların nasıl giderilebileceğinin ayrıntılı olarak incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda çalışma eylem araştırması olarak tasarlanmıştır. Çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Ölçüt olarak öğrencilerin alt sosyo-ekonomik düzeyde yer alan bir bölgede yaşıyor olmaları, 7. sınıfa gidiyor olmaları ve araştırma konusu ile ilgili eksikliklerinin olması belirlenmiştir. Adana ili Yüreğir ilçesinde bulunan bir ortaokulda 2020-2021 eğitim öğretim yılı yaz dönemi telafi eğitimlerinde ders alan 10 adet 7. sınıf öğrencisi ile yürütülen araştırma 4 hafta süreyle 35 ders saatinde tamamlanmıştır. Araştırmada mevcut durum analizinde görüşme formu, eleştirel düşünme becerisi testi ve bilimsel süreç becerileri testi kullanılarak nitel ve nicel veriler toplanmıştır. Nitel veriler içerik analizi ile ve nicel veriler IBM SPSS Statistics 22 programı ile değerlendirilmiştir. Uygulama sürecinde ise rubrikler, öğrenci çalışmaları ve araştırmacı günlükleri ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak nitel veriler toplanmış, verilerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizinden faydalanılmıştır. Araştırma verilerinin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları için, uzun süreli etkileşim, uzman görüşü, çeşitleme ve ayrıntılı betimleme kullanılmıştır. Mevcut durum analizinde öğrencilerin küresel çevre sorunları olan sera etkisi, küresel ısınma ve iklim değişikliği farkındalıklarının yetersiz olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin eleştirel düşünme becerileri ve bilimsel süreç becerilerinin geliştirilmesi gerektiği ortaya konmuştur. Öğrencilerin çalışmalarından ve görüşme sorularına verilen yanıtlardan öğrencilerin küresel çevre sorunları farkındalıklarının uygulanan öğretim etkinlikleri sonucunda geliştiği belirlenmiştir. Öğretim etkinliklerinin uygulanması sürecinde eleştirel düşünme becerileri ve bilimsel süreç becerilerinin alt boyutları rubrikler yoluyla puanlanmış ilk durum ile son durum karşılaştırılarak öğrencilerin alt boyutlara ilişkin gelişimleri incelenmiştir. Öğrencilerin tamamının eleştirel düşünme becerilerinden tanımlama ve açıklama becerisini tam olarak doğru kullanabildikleri belirlenmiştir. Diğer alt becerilerin ise geliştiği sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan uygulama sonrasında bilimsel süreç becerilerinin alt boyutlarından değişken belirleme, grafik okuma ve hipotez kurma becerileri kısmen gelişmiştir. Araştırma planlama becerisinde belirgin bir gelişme sağlanamamıştır. Deney tasarlama becerilerinin ise araştırma planlama becerisine göre daha çok geliştiği belirlenmiştir. Araştırma sonunda uygulanan öğretim tasarımının küresel çevre sorunu farkındalıklarının, eleştirel düşünme becerilerinin ve bilimsel süreç becerilerinin gelişmesinde etkili olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin yapılan etkinliklere karşı olumlu düşüncelere sahip oldukları ve eğitimin daha çok öğrenciye ulaştırılmasını istedikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Küresel çevre sorunları farkındalığı, Eleştirel düşünme becerisi, Bilimsel süreç becerisi, Eylem araştırması
Sürdürülebilir çevre vizyonu açısından Türkiye'nin enerji politikalarında güneş enerjisinin geleceği
Enerji, kalkınmanın en temel sürükleyicilerinden biridir. Sürdürülebilir kalkınma için enerjinin ve diğer girdilerin sürdürülebilir özellikte olması gerekmektedir. Enerji tarafı iyi yönetilemeyen bir kalkınma, çevresel sürdürülebilirlik için risk oluşturmaktadır. Fosil yakıtlar tükenmektedir ve yerine yenisinin oluşması çok uzun zaman gerektirmektedir. Bu nedenle sürdürülebilir kalkınma için bol, ucuz, temiz ve erişilebilir özellikte alternatif enerji kaynaklarına ihtiyaç vardır. Güneş enerjisi maliyetleri giderek düşen, bol, temiz ve erişilebilir bir kaynaktır. Türkiye coğrafi konumu itibariyle güneş enerjisi bakımından avantajlı bir durumdadır. Ülkenin her tarafına yayılmış, evsel ve endüstriyel uygulamalar için yeterli olan güneş enerjisi, Türkiye için önemli bir kaynaktır. Enerjide dışa bağımlı olan ve bu bağımlılığın risklerine karşı Türkiye'nin, güneş enerjisi potansiyelini değerlendirmeye ve enerji arzındaki payını artırmaya yönelik politika ve stratejiler geliştirmesi daha kapsayıcı, daha çeşitlendirilmiş, daha güvenli ve daha temiz bir enerji arzı için gerekli görülmektedir. Bu tez çalışması, sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı ile Türkiye'nin enerji ihtiyacını karşılamada ve dışa bağımlılığını azaltmada, güneş enerjisi ile ilgili karşılaşılan sorunları ortaya koyarak güneş enerjisine dayalı ve çevre eksenli temiz enerji arzı için yol gösterici öneriler sunmak amacıyla hazırlanmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çevre, çevre sorunları ve nedenleri ele alınmıştır. İkinci bölümde, konvansiyonel ve yenilenebilir enerji kaynaklarının avantaj ve dezavantajları incelenmiştir. Üçüncü bölümde, Türkiye'nin güneş enerjisi potansiyelini değerlendirmesinin önündeki sorunlar irdelenmiş ve çözüm önerileri getirilmiştir. Anahtar kelimeler: Çevre sorunları, fosil yakıtlar, güneş enerjisi, sürdürülebilir kalkınma, yenilenebilir enerji
Sürdürülebilirlik odaklı girişimcilik faaliyetleri ile gayrimenkul sektöründeki sorunlar arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırmanın amacı, sürdürülebilirlik odaklı girişimcilik faaliyetlerinin gayrimenkul sektöründeki sorunlara etkisinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır ve Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) üyesi işletmeler evren olarak incelenmiştir. Üye işletmelerdeki 251 yöneticiden anket cevapları toplanmıştır. Toplanan verilere SPSS 25 programı aracılığıyla ile çeşitli istatistiki analizler yapılmıştır. Bulgulara göre literatüre uygun olarak sürdürülebilirlik odaklı girişimcilik faaliyetlerinin sektördeki ekonomik, sosyal ve çevresel sorunlar üzerindeki olumlu etkisi tespit edilmiştir. Yasallık, etki ve felsefe öznitelikli faaliyetlerin gayrimenkul sektöründeki sorunların çözümünde genellikle olumlu yönde etkilerinin olduğu görülmektedir. Sosyal sorunların önemli görüldüğü ve yasallık nitelikli girişimcilik faaliyetlerinin görece daha fazla etkili olduğu araştırmada tespit edilmiştir. Gayrimenkul sektöründe meşruiyet özelliği taşıyan genel kabul görmüş kişi ve kurumlardan sürdürülebilirlik odaklı kentsel dönüşüm, uygun finansal altyapılar ve uzun vadeli uygulanabilir politikalar gibi çözümler beklenmektedir. Sürdürülebilirlik odaklı eğitimler, yenilikler ve araştırmalar toplumda farkındalığın artmasına katkıda bulunacaktır. Konu üzerine sektörel araştırma yapacak araştırmacıların mevcut durumu analiz ederken öncelikle sektördekilerin nitelik ve etkilerini tanımlayarak, sınıflandırarak incelemeler yapmaları önerilmektedir. Gayrimenkul sektöründe meşruiyet özelliği taşıyan genel kabul görmüş kişi ve kurumlardan sürdürülebilirlik odaklı kentsel dönüşüm, uygun finansal altyapılar ve uzun vadeli uygulanabilir politikalar gibi çözümler beklenmektedir. Sürdürülebilirlik odaklı eğitimler, yenilikler ve araştırmalar toplumda farkındalığın artmasına katkıda bulunacaktır. Konu üzerine sektörel araştırma yapacak araştırmacıların mevcut durumu analiz ederken öncelikle sektördekilerin nitelik ve etkilerini tanımlayarak, sınıflandırarak incelemeler yapmaları önerilmektedir.
Fen bilgisi, sosyal bilgiler, Türkçe eğitimi öğretmen adaylarının çevre sorunlarına ve çevreye dair davranış ve tutumlarının çok boyutlu incelenmesi
Bu çalışmada eğitim fakültelerinde öğrenim gören üniversite öğrencilerinin çevre ve çevre sorunları konusunda mevcut davranışlarının ve tutumlarının belirlenmesine çalışılmıştır. Bu çalışma ile öğrenimine devam eden Necmettin Erbakan Üniversitesinden 334, Gazi Üniversitesinden 393 olmak üzere toplamda 727 öğretmen adayına çevre sorunlarına yönelik davranış ölçeği ve Necmettin Erbakan Üniversitesinden 329, Gazi Üniversitesinden 441 olmak üzere toplamda 770 öğretmen adayına çevre sorunlarına yönelik tutum ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Gazi Üniversitesinde ve Necmettin Erbakan Üniversitesinde 2018-2019 güz döneminde öğrenim gören sosyal bilgiler eğitimi, Türkçe eğitimi, fen bilgisi eğitimi bölümü birinci ve dördüncü sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Birinci sınıf öğrencileri davranış ölçeği (N=366), tutum ölçeği (N=388); dördüncü sınıf öğrencileri davranış ölçeği (N=361), tutum ölçeği (N=382) kişiden oluşturmaktadır. Gerçekleştirilen bu araştırmada eğitim fakültesinin bazı bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerin çevreye dair sahip oldukları davranış ve tutumları açığa çıkarmak amacıyla Güven (2013) 'in biçimlendirip, oluşturduğu 45 maddelik çevre sorunlarına yönelik tutum ölçeği ve yine Güven tarafından oluşturulan 40 maddelik çevre sorunlarına yönelik davranış ölçeği uygulanmıştır. Araştırma sonucundaki nicel veriler SPSS 21 istatistik analiz programından yararlanılarak analiz edilmiştir. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistik teknikler, bağımsız gruplar t-testinden ve one-way anovadan yararlanılmış, anlamlılık düzeyi 0.05 kabul edilmiştir. Bu araştırma ile eğitim fakültesinin bazı bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerinin çevre sorunlarına dair davranış ve tutum puanları belirlenmiş ve hangi branştan ne kadar öğretmen adayının bu seviyeye ulaştığı ortaya çıkartılarak öğretmen adaylarının okuduğu bölüm, sınıf düzeyi, ekonomik durum, okuduğu üniversite ile çevre sorunlarına dair davranış ve tutum puanları arasında anlamlı bir farkın olup olmadığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Çevre, Çevre Sorunları, Çevre Eğitimi, Çevre Kirliliği, Eğitim Fakültesi Öğrencilerinin Çevreye ve Çevre Kirliliğine Karşı Tutumu, EğitimFakültesi Öğrencilerinin Çevreye ve Çevre Kirliliğine Karşı Davranışları, Çevre Denetimi
Dönüşümsel öğrenme modeline dayalı çevre eğitiminin biyoloji öğretmen adaylarının çevre sorunlarına yönelik algılarına etkisi
Bu araştırmanın amacı dönüşümsel öğrenme modeline dayalı çevre eğitiminin biyoloji öğretmen adaylarının çevre sorunları bilgisi, çevre sorunlarına yönelik tutum, çevreye yönelik inanç ve çevreye duyarlı davranışlarına etkisini belirlemektir. Araştırma modeli nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntem olarak tasarlanmıştır. Çalışmanın nicel boyutu deneysel yöntem olarak, nitel boyutunda ise durum çalışması olarak belirlenmiştir. Araştırma pilot ve asıl uygulama olmak üzere iki basamakta gerçekleştirilmiştir. Pilot uygulama 2011-2012 eğitim öğretim yılı güz döneminde 14 hafta süre ile Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Biyoloji Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim gören 28 biyoloji öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Asıl uygulama ise 2011-2012 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Gazi Üniversitesi Biyoloji Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim gören 28 biyoloji öğretmen adayı ile 14 hafta sürede gerçekleştirilmiştir.Araştırmada nicel verilerin toplanmasında çevre sorunları bilgisi testi, çevre sorunları tutum ölçeği, çevreye duyarlı davranış ölçeği ve çevreye yönelik inanç ölçeği; nitel verilerin toplanmasında etkinlik değerlendirme formları, öğrenci günlükleri, çevre biyografileri ve yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Nicel veriler SPSS 18 paket programı ile Mann Whitney U testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Eta Kare kullanılarak analiz edilmiştir. Nitel veriler ise içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiş, frekans ve yüzde olarak ifade edilmiş, tematik kodların oluşturulmasında N vivo 10 programı kullanılmıştır.Araştırma sonunda dönüşümsel öğrenme modelinin uygulandığı deney grubunun çevre sorunları bilgisi, çevre sorunlarına yönelik tutum, çevreye yönelik inanç ve iiiçevreye duyarlı davranış düzeylerinin, geleneksel yöntemin uygulandığı kontrol grubuna göre anlamlı olarak farklılaştığı belirlenmiştir. Uygulamalar sonunda yapılan görüşmeler deney grubunun çevre sorunlarına yönelik bilgi, tutum, çevreye yönelikinanç ve çevreye duyarlı davranışlarında olumlu değişiklikler meydana geldiğini ortaya koymaktadır. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Dönüşümsel öğrenme, çevre eğitimi, çevreye yöneliktutumu, çevre sorunları bilgisi, çevreye duyarlı davranış
Farklı sosyo-kültürel çevrelerde (Antalya ili örneği) öğrenim gören ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin çevre sorunlarına yönelik zihinsel modellerinin belirlenmesi
Bu çalışma öğrencilerin çevre sorunlarına yönelik zihinsel modellerini belirleme amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma, nitel verilere odaklanan bir özel durum çalışması olarak yürütülmüştür. 2011?2012 eğitim-öğretim yılında 4 farklı ilköğretim okulundaki toplam 102 sekizinci sınıf öğrencisi çalışma grubunu oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak 3 adet açık uçlu soru içeren bir testten yararlanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yapılmıştır ve kategorilere ayrılıp tablolar halinde sunulmuştur. Araştırma sonuçları, öğrencilerin genel olarak bilimsel bilgilerle uyumlu zihinsel modellere sahip olduklarını göstermektedir. Öğrencilerin çevre sorunlarını algılamalarında bulundukları sosyo-kültürel çevrenin etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: zihinsel model, çevre sorunları, ilköğretim öğrencileri
Sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerini araştırmaktır. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın değişkenleri; cinsiyet, sınıf seviyesi, ebeveynlerin gelir ve eğitim durumu, en uzun süre yaşanılan yerleşim birimidir. Araştırmada veriler araştırmacılar tarafından geliştirilen `Ekolojik Ayak İzi Farkındalık Ölçeği? ile toplanmış ve SPSS 19.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma ön ve asıl uygulama olmak üzere iki aşamada tamamlanmıştır. Ön uygulama 2012-2013 eğitim öğretim yılı Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı 1. ve 4. sınıf öğrencileri ile Fen Bilgisi Öğretmenliği 3. sınıfta öğrenim gören toplam 283 öğrenci ile yapılmıştır. Asıl uygulama ise 2012-2013 eğitim öğretim yılı Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı 2. ve 3. sınıfta okuyan toplam 372 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları, sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik ayak izi farkındalıklarında sınıf seviyesi, ebeveynlerin eğitim durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılık çıkmamıştır. En uzun süre yaşanılan yerleşim birimine göre; gıda, ulaşım-barınma ve enerji alt boyutlarında anlamlı farklılık görülmüşken, atıklar ve su tüketimi alt boyutunda anlamlı farklılık görülmemiştir. Cinsiyete göre ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerine bakıldığında enerji, atıklar ve su tüketimi alt boyutlarında kadınlar lehine anlamlı farklılık görülmüşken; gıda, ulaşım-barınma alt boyutlarında anlamlı farklılık görülmemiştir. Anahtar Kelimeler: Ekolojik ayak izi, çevre sorunları, sınıf öğretmeni adayları, sürdürülebilir çevre
Öğretmen adaylarının ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerinin belirlenmesi
Bu çalışma, sınıf eğitimi, okul öncesi eğitimi, sosyal bilgiler eğitimi, Türkçe eğitimi, matematik eğitimi ve fen bilgisi eğitimi lisans programlarında öğrenim görmekte olan öğretmen adaylarının ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi 4. sınıfta öğrenim görmekte olan toplam 424 öğretmen adayı ile çalışılmıştır. Araştırma yönteminde tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın değişkenleri; öğrenim görülen lisans programı, en uzun süre yaşanılan yerleşim birimi ve cinsiyettir. Araştırma verileri, 46 maddeden oluşan 5'li likert tipi "Ekolojik Ayak İzi Farkındalık Ölçeği" ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının öğrenim görülen lisans programına göre; ''enerji'', ''atıklar'', ''gıda'', "ulaşım ve barınma", "su tüketimi" alt boyutları farkındalık puanlarında anlamlı bir farklılığın olmadığı belirlenmiştir. En uzun süre yaşanılan yerleşim yeri değişkenine göre incelendiğinde "enerji", "atıklar", "gıda", "su tüketimi" alt boyutları farkındalık puanlarında anlamlı bir farklılık belirlenmişken; "ulaşım ve barınma" alt boyutu farkındalık puanlarında anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkeni bakımından incelendiğinde ise "atıklar" alt boyutu farkındalık puanlarında kadınlar lehine anlamlı farklılık belirlenirken; "enerji", "gıda", "ulaşım ve barınma", "su tüketimi" alt boyutu farkındalık puanlarında anlamlı farklılığın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Sınıf öğretmenlerinin çevre sorunlarına ilişkin tutumlarının ve çevresel duyarlılıklarının incelenmesi
Geleneksel çevre eğitiminin yanında son yıllarda yeni yaklaşımlar ele alınmaktadır. Çevre ile ilgili bilgi düzeyinin artırıldığı, çevreye karşı olan davranış ve tutumların iyileştirilmesinin yanında olumlu yönde artırılabilmesi için yeni öğrenme kuramları, geliştirilmekte ve uygulanmaktadır. Çevreye yönelik davranış ve tutumların iyileştirilmesi için mevcut durum tespitinin yapılması ve yorumlanması elzemdir. Bu araştırmada Kastamonu il merkezinde, 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılında faaliyet gösteren tüm okul/kurum tiplerinde Sınıf Öğretmenliği branşında görev yapan 100 Sınıf öğretmenine çevresel tutum ve çevresel duyarlılık davranış ölçekleri uygulanmıştır. Öğretmenlerin çevresel duyarlılık davranışları ve çevre sorunlarına yönelik tutumları belirlenerek, kıdem yılı, yaş ve cinsiyete göre farklılıkları incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde, çalışmaya katılan tüm öğretmenlerin çevre sorunlarına yönelik olumlu tutuma ve çevresel duyarlı davranışa yüksek derece sahip olduğu belirlenmiştir. Çevresel tutumun demografik özelliklere bağlı olmadığı, çevresel duyarlı davranışın ise yaş ve kıdem yılına göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir.