Research-development
189 theses under this subject heading
Türkiye biyoteknoloji sektöründe reel opsiyonlar yöntemi ile bir ar-ge projesinin değerlemesi
Artan rekabet ortamı ile birlikte, ülkeler kalkınma yarışında sürdürülebilir rekabet gücüne sahip olmak amacıyla yüksek teknolojili sektörler ve inovasyona dayalı büyüme stratejisine doğru yönelmektedir. Artan nüfus ve değişen talep yapısı da, yenilikçi uygulama ihtiyacını doğurmakta ve biyoteknoloji gibi yüksek teknolojili sektörler, gelişmiş ülkelerin yanı sıra, gelişmekte olan ülkelerde de önem kazanmaktadır.Biyoteknoloji sektörünün gelişimi, sektördeki firmalar için patent, teknoloji transferi, lisans anlaşmaları gibi süreçleri beraberinde getirmiştir. En önemli varlıklarından biri Ar-Ge projeleri olan biyoteknoloji firmaları için bu süreçler Ar-Ge projelerinin değerleme gereğini ortaya çıkarmaktadır. Değerleme süreçlerinde geleneksel bir yöntem olan İndirgenmiş Nakit Akımları (İNA) yönteminin eksiklerinin giderilmesi amacı ile geliştirilmiş olan Reel Opsiyonlar yöntemi, Ar-Ge süreçlerinin değerlemesinde son yıllarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Değerleme sürecinde ülke ve sektör faktörü önemli olup literatürde Türkiye'de yer alan biyoteknoloji firmalarının Ar-Ge projesi değerlemesine ilişkin bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışma kapsamında, Türkiye biyoteknoloji sektöründe yer alan bir firmanın gerçek yaşamda yürütülen ve tamamlanmamış bir Ar-Ge projesi için, Reel Opsiyonlar yöntemi ile örnek bir değerleme modelinin geliştirilmesi amaçlanmaktadır.Çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Özet girişin sunulduğu ilk bölümden sonra, biyoteknoloji ve kullanıldığı alt sektörler, dünyada ve Türkiye'de biyoteknoloji sektörünün durumu ikinci bölümde yer almaktadır. Üçüncü bölümde değerleme kavramı, kullanıldığı durumlar ve yöntemleri ve biyoteknoloji sektöründe değerlemenin kullanımı üzerinde durulmaktadır. Örnek olarak seçilen projenin derinlemesine yüz yüze görüşmeler ile toplanan verileri, proje sürecinin binomial ağaç ve gerekli model parametrelerinin hesaplamaları dördüncü bölümde sunulmaktadır. Beşinci bölüm İNA ve Reel Opsiyonlar yöntemi ile değerlemenin yapıldığı bölümdür. Çalışmanın son bölümü olan altıncı bölümde ise sonuçlar karşılaştırmalı olarak değerlendirilmekte, duyarlılık analizlerine yer verilmekte ve Türkiye'de biyoteknoloji sektöründe değerleme sürecine ilişkin genel bir değerlendirme yapılmaktadır.
BEEPS 2012 - 2014 dönemi araştırmasına ait veriler çerçevesinde şirketlerin inovasyon yapmalarını etkileyen faktörler
Bu çalışmada, günümüzde şirket ve devletler nezdinde her geçen gün daha fazla önem kazanan inovasyon kavramı çerçevesinde, özel şirketleri yenilik yapmaya sevkeden faktörler incelenmektedir. Bu bağlamda, Dünya Bankası ile Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası tarafından ortaklaşa yürütülen ve 2012-2014 yılları arasında Türkiye de dâhil olmak üzere Doğu Avrupa ve Orta Asya'da yer alan 30 ülkede faaliyette bulunan 15.883 kuruluşta uygulanan BEEPS Araştırması uyarınca elde edilen veriler baz alınmaktadır. Bu çerçevede ilk olarak yenilik literatüründe söz sahibi olan teorisyenler ile ampirik araştırma sonuçları incelenmektedir. İkinci olarak, güncel BEEPS Araştırması verileri ışığında yeniliğin belirleyicileri lojistik regresyon analizleri aracılığıyla irdelenmektedir. Araştırma sahası olarak Arnavutluk, Ermenistan, Azerbaycan, Beyaz Rusya, Bosna Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Makedonya, Gürcistan, Macaristan, Kazakistan, Kosova, Kırgız Cumhuriyeti, Letonya, Litvanya, Moldova, Moğolistan, Karadağ, Polonya, Romanya, Rusya, Sırbistan, Slovakya, Slovenya, Tacikistan, Türkiye, Ukrayna ve Özbekistan seçilmiştir. Sonuçlar inovasyonun belirleyicilerinin, yeniliğin çeşitleri bazında ufak değişikliklere uğramalarının yanı sıra bu alanda şirketin büyüklüğü, tepe yöneticisinin tecrübesi, uluslararası sertifikasyonlar, sübvansiyonlar, danışman tayini, eğitim programları, kredi kullanımı, yabancı firmadan edinilen lisanslı teknolojiler, Ar-Ge harcamaları gibi unsurların öne çıktığı gözlemlenmektedir.
Ar-Ge ve Tasarım Merkezlerinin gelişim stratejilerinde açık inovasyona yönelik bir uygulamanın geliştirilmesi
Bu çalışmada, paylaşım temelli bir yaklaşım olan açık inovasyon modeli ile proje yazma kültürüne sahip olan Ar-Ge ve Tasarım Merkezlerini ve akademik bilginin öncüleri öğretim elemanlarını Python programlama diliyle yazılan bir yazılım aracılığıyla tek bir platformda bir araya getirerek üniversite sanayi işbirliğine katkı sağlanması amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında Batı Akdeniz Bölgesi'ndeki Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri örneklem olarak alınmıştır. İlk olarak Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri'nin açık inovasyona yatkınlığını ölçümlemek için anket tekniği ile veri toplanma yoluna gidilmiştir. İkinci olarak Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri'nin yazmış oldukları projeler Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırmalar Kurumu Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TÜBİTAK TEYDEB) web sitesinden excel ortamına aktarılmıştır. Elde edilen veriler Python programlama dilinin pandas kütüphanesi ile işlenmiş streamlit kütüphanesi aracılığıyla da arayüze aktarılmıştır. Üçüncü olarak Yükseköğretim Kurumu Akademik Arama web sitesinden Batı Akdeniz Bölgesi'nde bulunan kamu ve özel üniversitelerin öğretim elemanlarının uzmanlık alanlarını içeren veriler selenium kütüphanesi aracılığıyla .csv dosyasına yazılmıştır. Son aşamada elde edilen anket, proje ve öğretim elemanı verileri tek bir arayüzde bir araya getirilerek son kullanıcının kullanımına hazır bir web sitesi oluşturulmuştur. Çalışmanın bulguları, Batı Akdeniz Bölgesi'nde faaliyet gösteren Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri'nin anketler sonucunda açık inovasyona yatkın olduğu yönündedir. İşbirliğine açık oldukları, hem Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri ile hem de başka bir firmayla ortak projede çalışabilecekleri, dış kaynak kullanabilecekleri, hibe, teşvik, destek gibi imkanlar sağlandığı takdirde fikirlerini paylaşabileceklerini, özellikle üniversitelerle ve Ar-Ge ve Tasarım Merkezleriyle çalışma istedikleri bulgulanmıştır.
Üniversitelerde ar-ge faaliyetleri ve bilimsel araştırma projeleri (BAP) etkinliğinin değerlendirilmesi: Siirt Üniversitesi örneği
Üniversiteler toplumda saygın bir yere sahip olan ve toplumsal gelişmeye katkı sağlayan eğitim kurumlarıdır. Günümüzde toplumların gelişmesinde üniversitelerin rolü büyüktür. Üniversiteler bilginin kaynağı olan beşeri sermayeyi yetiştiren ve işgücü piyasasına hazırlayan eğitim kurumlarıdır. Üniversiteler sadece bilginin üretildiği yer olmakla kalmamakta, bilginin ticarileştiği yer haline de gelmektedir. Üniversitelerde eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma işlevi birbirine entegre bir şekilde yürütülmektedir. Bilimsel araştırma üniversitelerin en temel işlevlerindendir. Bilim ve teknoloji üretmek bilimsel araştırmalar sonucunda gerçekleşen faaliyetlerdir. Günümüzde toplumların refah seviyeleri ürettikleri bilgi ve teknoloji ile doğru orantılı olarak artmaktadır. Günümüz bilgi çağında teknolojiye ve Ar-Ge'ye önem veren ve Ar-Ge faaliyetlerine büyük kaynak ayıran ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin üst seviyede olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Gelişmiş ülkelerin başarılarının en büyük sebebi ise bilim ve teknoloji politikalarını erken dönemden başlayarak belirlemeleri ve bunu istikrarla uygulamalarıdır. Türkiye'de Ar-Ge faaliyetleri 1963 yılında TÜBİTAK'ın kurulmasıyla devlet politikası olarak belirlenmiş ve desteklenmeye başlamıştır. Ar-Ge'ye verilen önem neticesinde teknolojide dışa bağımlılık azalacak, bilim ve teknoloji ülkelerin kalkınmasındaki en önemli unsur olarak öne çıkacaktır.
Proje bazlı personel çizelgeleme için matematiksel model önerisi: Savunma sanayi uygulaması
Günümüz artan rekabet koşullarında personellerin minimum maliyetle maksimum fayda sağlayacak şekilde ve belirli kısıtlar altında çizelgelenmesi, kâr amacı olan veya olmayan her organizasyonun ortak problemidir. Ar-Ge personeli çalıştıran ve proje bazlı çalışan Savunma Sanayi firmalarında ise personellerin projelere en çok fayda sağlayacak şekilde çizelgelenmeleri öncelikli amaç olmaktadır. Personel çizelgeleme problemi literatürde çok çalışılan bir konu olmasına rağmen daha çok vardiya çizelgeleme problemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada proje bazlı çalışan organizasyonlarda personellerin projelere çizelgelenmesi için bir matematiksel model önerilmiş ve Ankara'da faaliyet gösteren bir savunma sanayi firmasından alınan örnek bir veri seti ile elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Literatürdeki birçok çalışmadan farklı olarak personellerin eş yeteneklere sahip olduğu varsayımı kullanılmamış olup; günlük periyotlarda değil, aylık periyotlarda projelerin işgücü ihtiyacı ve personellerin aylık harcayabilecekleri işçilik saatleri göz önünde bulundurulmuştur. Savunma sanayi firmalarında da diğer organizasyonlar gibi maliyetin belirlenen sınırlar dışına çıkmaması kritik olsa da projelerin zamanında ve istenilen kalitede tamamlanması ve bunun için de alanında uzman Ar-Ge personellerinin projelere sağlayabilecekleri en çok katkıyı sağlaması savunma sanayi firmalarının birinci önceliği olmaktadır. Hem projelerin hem personellerin sahip oldukları kısıtlar göz önünde bulundurularak personellerin projelere maksimum fayda sağlamasını amaçlayan çalışma, kaynak yöneticilerinin karar verme süreçlerini kısaltacak olup daha verimli çizelgelemeler yapmalarını da sağlayacaktır.
Ar-Ge harcamalarına yönelik mali teşvikler ve Ar-Ge harcamalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi
Günümüzde küreselleşme ile ülkeler arasında rekabet artmış, ucuz işgücü ve doğal kaynakların yanı sıra, teknolojik yenilikler üretim fonksiyonlarının önemli bir girdisi haline gelmiştir. Bu nedenle ülkelerin Ar-Ge faaliyetlerine sağladıkları teşvikler oldukça önem kazanmıştır. Bu çalışmada Ar-Ge, teknolojik gelişme ve yeniliğe dayalı ekonomik büyüme modelleri ile 21 OECD üyesi ülkenin Ar-Ge faaliyetlerine sağladıkları mali teşvikler incelenmiştir. Sonrasında ise Türkiye'de uygulanmakta olan yasal mevzuata ilişkin olarak detaylı açıklamalara yer verilmiştir. Çalışmanın amacı patent başvuru sayıları, Ar-Ge faaliyetleri ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Bu nedenle, ulusal ve uluslararası alanda bu konuda yapılmış çalışmalara yer verilmiş ve 22 OECD üyesi ülkenin 1990-2019 dönemine ilişkin patent başvuru sayıları, Ar-Ge harcamaları ve ekonomik büyüme verileri ekonometrik bir model aracılığıyla analiz edilmiştir. Analizde panel veri yöntemi kullanılmış olup, Pesaran CD yatay kesit bağımlılık testi, Pesaran Yamagata Delta homojenlik testi, Harris-Tzavalis panel birim kök testi, Westerlund eş bütünleşme testi, Pesaran CCEMG eş bütünleşme katsayı testi ve Juodis, Karavias ve Sarafadis Granger nedensellik testi uygulanmıştır. Analizde kullanılan değişkenler birimler arası korelasyon içerdiğinden, yatay kesit bağımlılığı durumunu göz önüne alan durağanlık testleri uygulanmış ve modelde yer alan serilerin birinci farklarında durağan hale geldiği tespit edilmiştir. Eş bütünleşme analizinde patent sayıları, Ar-Ge harcamaları ve ekonomik büyümenin yer aldığı modelde uzun dönemli eş bütünleşme ilişkisi olmadığı, ancak patent başvuru sayılarının yer almadığı modelde Ar-Ge harcamaları ile bağımlı değişken olan ekonomik büyüme arasında pozitif yönde eş bütünleşme ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Ar-Ge harcamalarında meydana gelen %1'lik artışın bağımlı değişken olan ekonomik büyüme üzerinde pozitif yönde ve %0,11 oranında etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan nedensellik analizi sonucunda ise ekonomik büyüme değişkeni ile Ar-Ge harcamaları değişkeni arasında pozitif ve çift yönlü nedensellik ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Ar-ge projelerindeki kritik başarı faktörlerinin algılanan proje performansı üzerindeki etkileri: Havacılık sektöründe bir araştırma
Ürün ömürlerinin azaldığı ve ürün karmaşıklığının arttığı savunma sanayisinde, yeni ürün geliştirme projelerinin başarısı, şirketlerin ayakta kalabilmesi için büyük önem arz etmektedir. Savunma sanayisinde teknolojik üstünlük içeren yeni ürünün daha kısa sürede ve yüksek performansta üretilmesi, ülkelere stratejik bir üstünlük sağlamaktadır. Türk savunma ve havacılık sanayisinde hazır ürün alımından özgün ürünler geliştirme aşamasına geçiş hızlı bir şekilde devam etmektedir. Bu geçiş aşamasında yeni ürün geliştirme projelerini etkileyen kritik başarı faktörlerinin tespiti ve etkili faktörlerin iyileştirilmesi giderek daha önemli hale gelmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türk savunma ve havacılık sanayisindeki projelerde çalışan tasarım mühendislerinin algıladıkları kritik başarı faktörleri ile algılanan proje performansı arasındaki ilişkiyi incelenmektedir. Çalışmanın literatürdeki farkı Türk savunma ve havacılık sanayisinde Ar-Ge projelerindeki algılanan kritik başarı faktörleri ve algılanan proje performansı arasındaki ilişkiyi inceleyen, bilinebildiği kadarı ile ilk çalışma olmasıdır. Çalışmanın veri toplama aşamasında, 211 tasarım mühendisi ile yüzyüze görüşerek iki ayrı zamanda anket uygulanmıştır. Korelasyon analizinde algılanan kritik başarı faktörleri ve algılanan proje performansı arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Regresyon analizinde sorun giderme, proje misyonu, müşteriye danışılması ve teknik görevler faktörleri ile algılanan proje performansı arasında anlamlı ilişki bulunmuştur.
Ranking OECD countries with multi criteria decision making approach by using research and development indicators
Research and Development (R & D) is one of the most critical areas in which both institutions and countries are concerned. Through its indicators, countries can measure the extent of their progress and development, in addation to know which areas need more attention at present and in the future. Organization for Economic Co-operation and Development (OECD) countries consider as the most developed, economicl development and interest in research and development as a basic field to demonstrate the progress and raise it among other countries. Therefore, the research aims to find the ranking of these countries according research and development (R & D) indicators and determine Turkey's position among them. Besides to check the potential correlation between the OECD countries ranking by R & D indicators and both of Human Development index (HDI) and ICT Development Index (IDI) as an important world wide indexes related to R & D field. The multi-criteria decision making (MCDM) is suggested to be a viable method to achieve this goal, due to its ability to deal with several number of criteria (indicators) and large data. In this thesis three different MCDM techniques (tools) which are Multi Attribute Utility Theory (MAUT), Analytic Hierarchy Process (AHP) and Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solution (TOPSIS) were introduced and applied. Through this thesis, a series of procedures were conducted and the results determined under some limitations and scenarios. Four scenarios (assumptions) were presented to make the final ranking for 38 of OECD countries, which are: MAUT with equal weights, MAUT with AHP weights, TOPSIS with equal weights and finally TOPSIS with AHP weights. Among these scenarios, the results shown that Korea and Japan were in the top three places in all scenarios, Turky's position came late in the ranking at all scenarios, there is a sufficient positive correlation between the OECD countries ranking by R & D indicators and both of HDI and IDI and it shown also MAUT method is the strongest technique that describe the correlation better than other methods. The research presented several recommendations through the extracted results for concerning countries and suggestions for future researchers. The recommandations includes continue at the same pace of develping and caring about R&D fileds for the xvi high ranked countries, allocate more of GDP for spending on R&D filed especially in Turkey, and enhance the field of R & D by do workshops and conferances related to this subject. And for future researches, there is a possibility to use another MCDM methods to make a ranking, also may use another fields indicators to make the ranking depending on it with different data values.
Teknoparklarda işletmelere sağlanan vergisel avantajlar ve bir uygulama
Günümüz ekonomisinde, ulusların gelişmişlik düzeyi teknoloji alanında sahip oldukları yerle doğru orantılıdır. Bilgi ve Teknolojiyi üreten ve bu alanlara yatırım yapan ülkeler, bunları transfer eden ülkelere göre her aşamada daha üstündürler. Bilgi çağında küreselleşme ile ağırlaşan rekabet ortamında ülkelerin pazar paylarını koruyup genişletebilmeleri için yenilikçi fikirlere duyulan ihtiyaç daha da artmıştır. Bu çalışmada, devlet-üniversite ve sanayi üçgeninde yenilikçi fikirlerin ticari olarak değerlendirilmesi, beyin göçünün önlenmesi, teknoloji transferi yerine üretimin öncelenmesi amacıyla kurulan TEKNOPARK'lar da faaliyet gösteren işletmelere değinilecektir. Bu bağlamda, Teknoloji Geliştirme Bölgelerinden yer alan işletmelere devlet tarafından sağlanan vergisel avantajlara ve uygulayıcılar tarafından bu avantajların nasıl muhasebeleştirilip, ne şekilde beyanname düzenlenmesi gerektiği konusuna örneklerle değinilecektir.
Orta gelir tuzağından çıkış için kullanılan yöntemlerden AR-GE ve sanayi üretimi üzerine değerlendirme: Türkiye örneği
Orta gelir tuzağı, Dünya Bankasının açıklamış olduğu üzere ülkelerin, kişi başına düşen milli gelir seviyesi olan 1.026$ – 12.745$ aralığında uzun yıllar boyunca takılı kalması sonucu bir üst gelir grubuna çıkamamasını olarak tanımlanmaktadır. Türkiye'de 2004 orta gelir grubuna çıkmış ve söz konusu dönemde başarılı ekonomi politikaları sergilemiştir. Bu çalışmada, Türkiye'nin günümüzde orta gelir tuzağında yer alıp almadığı konusu çalışılmıştır. Ayrıca; ülkelerin gelir seviyelerini arttırmak için kullandığı araştırma ve geliştirmeye yapılan yatırım harcamalarının ve sanayi üretimi faaliyetlerinin Türkiye ekonomisi üzerinde nasıl etkiye sahip olduğu ekonomik modelleme yöntemleri ile test edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Orta Gelir Tuzağı, Araştırma ve Geliştirme yatırım harcamaları, Sanayi Üretimi.
Factors affecting research and development (R&D) collaboration of multinational enterprises (mnes) and their local partner firms: A case study of Turkish automotive industry
This thesis focuses on disclosing the factors that affect the Research and Development (R&D) collaboration between Multinational Enterprises (MNEs), and their Turkish partner firms, in the automotive industry. Following the literature review and pre-test interviews with the experts from the industry a number of different factors were identified. The methodology of the research was ?Case Study? in order to provide an in-depth exploration of the factors. There are three case studies namely: Tofaş-Fiat, Ford Otosan-Ford and Hyundai Assan-Hyundai. The primary data was collected from 40 respondents (R&D/production managers and employees) by in-depth face-to-face interviewing.Findings yield that the most important factors affecting R&D collaboration for the local companies were production, innovation & R&D capabilities and then absorptive capacity of the local companies. The most important factor affecting MNE?s R&D location decisions was the main R&D policy of the MNE (criteria for possible R&D collaboration, openness to R&D collaboration and strategic goals). Another factor, competition between other R&D departments in different countries, and other R&D department?s competency were found as moderate level of importance.R&D Managers of Fiat, Ford and Hyundai found the Turkish government?s R&D incentives very attractive, and found that Turkey?s infrastructure, socio-economic conditions and cheap but skilled labor force were appropriate for undertaking R&D collaborations. Social factors (mutual trust, level of commitment and cultural conflicts) were found to be an important influence in MNE?s R&D location decisions. The findings are expected to contribute to the R&D efforts and innovativeness of the Turkish Automotive Industry.
Türkiye'de tasarım faaliyetlerine sağlanan devlet yardımları ve işletmelerin bu yardımlar ile ilgili bilgi düzeylerinin yararlanma durumlarına etkisi
Piyasaların küreselleşmesi ile birlikte artan rekabet ortamında ülkeler, uluslararası rekabet güçlerinin arttırılması amacıyla farklı politika arayışlarına girmişlerdir. Bu kapsamda uygulanan politik yöntemlerden biri de devlet yardımlarıdır. Devlet yardımlarıyla sürdürülebilir ekonomik ve sosyal kalkınma amaçlanmıştır. Gelişmiş̧ ülkelerde bu amaçlar doğrultusunda Tasarımın Ar-Ge ekosisteminde yer edinmesi gerekliliği buna yönelik regülasyonları da beraberinde getirmiştir. Ülkeler zamanla inovasyon odaklı politikalar geliştirmiş ve tasarım sürecini teşvik eden bu politikaları uygulamaya başlamışlardır. Uluslararası rekabette ön sıralara yükselmek ve sürdürülebilir ekonomik büyüme için yeni, yenilikçi ve alanında özgün ürünler tasarlayarak üretebilmenin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Bu araştırma ile Türkiye'de tasarım faaliyetlerine sağlanan devlet yardımlarının incelenmesi ve bu yardımlar ile ilgili işletmelerin bilgi düzeylerininin yararlanma durumlarına etkisinin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemi kullanılan bu çalışma kapsamında veri toplamak üzere anket çalışması yapılmıştır. Araştırmanın alanı Marmara Bölgesi'nde tasarımla ilgili faaliyet gösteren veya bünyesinde tasarım birimi bulunan işletmeler ile sınırlandırılmıştır. Anket çalışması online sistem üzerinden yapılmıştır. Anket sorularını cevaplayan 103 işletme yetkilisinden elde edilen veriler analiz edilmiştir. Yapılan araştırma ile devlet yardımları hakkında bilgi düzeyi düşük işletmelerin, desteklerden yararlanma oranlarının da aynı oranda düşük olduğu tespit edilmiştir. Ülkemizde 2000'li yıllardan itibaren gündem oluşturan tasarım politikalarının yaygın etkisinin arttırılması için tanıtım faaliyetlerinin arttırılması önerilmektedir. ii Bu sayede daha fazla işletmenin devlet yardımlarından faydalanarak rekabette ön sıralara yükselebileceği düşünülmektedir. İşletmelerin devlet yardımları ve sektörleri ile ilgili gelişmeleri daha yakından takip edebilmek için bünyesinde devlet yardımları ile ilgili personel istihdam etmelerinin veya bu konuda uzman olan danışmanlarla çalışmalarının da yardımlardan maximum düzeyde faydalanmalarını sağlayacağı düşünülmektedir.
Türkiye'de inovasyonun genç işsizlik üzerindeki etkisi,1995-2017
Bu çalışma Türkiye'de 1995-2017 yılları arasında inovasyonun genç işsizlik üzerindeki etkisini incelemektedir. Çalışmada bağımlı değişken 15-24 yaş arası işsizlik oranı iken bağımsız değişkenler; patent-marka-faydalı model sayılarının toplamı, Ar-Ge yatırımlarının GSYİH 'ya oranı, teknolojiye dayalı ithalatın toplam ithalata oranı ile teknolojiye dayalı ihracatın toplam ihracata oranı olarak 4 değişken alınmıştır. Çalışma dört ayrı bölüme ayrılarak işsizlik ile inovasyon kavramları, türleri ve ekonomik-sosyal boyutları bilhassa her iki olgunun etkileşimi incelemiştir. Aradaki ilişkinin tespitine yönelik Grangernedensellik analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonucuna göre işsizlik verisi bağımlı değişken ve diğer değişkenler bağımsız değişkenler olduğunda Ar-Ge yatırımları, teknolojiye dayalı ithalat değişkenlerinden işsizlik değişkenine doğru nedensellik ilişkisinin mevcut olduğu görülmüştür. Ancak teknolojiye dayalı ihracatın işsizliğe bir etkisi bulunmamakla birlikte uzun dönemde sadece teknolojiye dayalı ithalattan etkilendiği saptanmıştır.
Eğitimde Ar-ge'nin önemi ve Ar-ge biriminin faaliyetlerine ilişkin yönetici ve öğretmen görüşleri (Van ili örneği)
Ar-Ge yönetim ve faaliyetlerini incelediğimizde, birimlerin altyapı ve yatırımları kadar örgütlerin bu yapıları kullanma becerilerinin de önemli olduğu görülmektedir. Ar-Ge örgütlerinde başarı kriterleri, temel yetenek ve üstünlükleridir. Örgütlerin üstünlükleri; faaliyetleri düzenleme yetenekleri, yeniliklere uygun proje çıktıları ve stratejik hedefleri ile orantılıdır. Ar-Ge örgütlerinde gerekli yatırımların sağlanabilmesi için, hükümet politikalarının stratejileri, beşeri gücün etkin kullanımı ve bunları yönetimsel yaklaşımlar ile güçlendirmek önem arz etmektedir. Bu kapsamda hazırlanan çalışma Milli Eğitim Bakanlığı'nın taşra teşkilatlarında oluşturdukları Ar-Ge örgütlerinin stratejik olarak planladıkları ve yürüttükleri proje faaliyetlerinin eğitime ve okulların dönüşümüne etkileri incelenmiştir. Çalışma beş ana bölüm şeklinde kurgulanmıştır. Ar-Ge örgütleri ve okul/kurumlarda görev yapan 19 katılımcı ile gerçekleşen görüşme neticesinde veriler toplanmış ve analiz edilmiştir. Çalışmanın örgütlerin Ar-Ge politikaları, Ar-Ge sorunları, usul ve esasları ile Ar-Ge birimlerinin temel yetenekleri, kurumsal işbirliklerine ve eğitimde 2023 Ar-Ge yönetişimine olumlu katkı sağlaması hedeflenmiştir.
R&D volatility and firm growth: The case of manufacturing firms in Turkey
The aim of this study is to investigate the impact of R&D volatility on firm growth in the Turkish manufacturing industry. Our empirical analysis covers the period 2006-2015 and mainly relies on "The R&D Activities Survey in Business Enterprises Sector Micro Dataset" collected from TURKSTAT. As R&D and non-R&D firms are not randomly selected in our dataset, to overcome the possible selection problem we use Heckman's two-stage procedure for sample selection. Our results show that R&D volatility which is an indicator of proactive R&D management significantly improves the performance of the firm growth with more pronounced effects at the upper end of the size distribution. Tangible and intangible asset volatility has been observed as a complementary element regarding this positive relationship between R&D volatility and growth, particularly for larger firms.
Bir Cumhuriyet sanayisi örneği olarak SEKA
Bu tez çalışması, SEKA'nın 1981'den itibaren Ar-Ge alanında yaptığı bütün faaliyetlerin incelemesini kapsamaktadır. Çalışmanın amacı, Ar-Ge sürecini ve elde edilen sonuçları ortaya koymaktır. SEKA'da Ar-Ge süreci, geniş bir arşiv çalışması sonucunda aydınlatılmıştır. Söz konusu arşiv kaynakları, SEKA Dokümantasyon Merkezi'nden temin edilmiştir. SEKA Ar-Ge faaliyetleri, tür bakımından Alternatif ve Yardımcı Ham Madde Geliştirme, Kenaf ve Verimlilik Çalışmaları olarak üçe ayrılmıştır. Alternatif ve Yardımcı Ham Madde Geliştirme ve Kenaf bölümlerinde müessesenin temel amacı, selüloz üretiminde odun yerine ikame edilebilecek bir alternatif ham madde bulabilmektir. Ormanların ekolojik olarak vazgeçilmez bir unsur olması, doğru bir ağaç yetiştirme politikasının eksikliği ve selülozun dışarıdan ithal edilmesi nedeniyle bu çalışmalar önemli bir yer kaplamaktadır. Ayrıca selülozun dışarıdan ithal edilmesinde bir diğer sorun, oluşan ekonomik dar boğazlar sebebiyle fiyatının çok yükselmesidir. SEKA söz konusu sorunlar sebebiyle dünya literatürünü gözününde bulundurarak fabrikalarının hususi ihtiyaçlarına göre alternatif ham madde ve yardımcı maddeler konusunda çözüm yolları aramıştır. Verimlilik çalışmalarında ise müessese, kamu kurumları ve uluslarası kuruluşlar ile birlikte verimlilliği artırma ve maliyeti azaltma çalışmaları yapmıştır. Başta Avrupa Kalkınma Sınayi Örgütü olan UNİDO ve üniversiteler bu konuda SEKA'nın en önemli çalışma ortaklarıdır. SEKA, Ar-Ge'yi etkileyen sorunlar kapsamında Avrupa kâğıt sanayisi ile karşılaştırılmıştır. ArGe üzerinden yapılan bu karşılaştırmalı analiz, fabrikalardaki makinelerin boyut ve hızlarından, üretim ve kapasitelerine kadar birçok göstergeyi kapsamaktadır. Bu analizle birlikte SEKA'nın yatırım ve maliyetler konusundaki problemleri kâğıt sanayisi çerçevesinde ortaya koyulmuştur. Ar-Ge çalışmalarının rekabet edebilecek düzeyde olması için gerekli yatırım ve teknolojiye sahip olunması şarttır. SEKA'nın bir Kamu İktisadi Teşebüs olarak kullandığı kâğıt makinelerinin eski olması, yatırımların 1980‟den sonra özelleştirme ile azalması ve kâğıt ana ham maddelerinde dışarıya karşı bağımlılık Ar-Ge çalışmalarını olumsuz etkilemiştir. Sonuç olarak SEKA'da Ar-Ge faaliyetleri, sürdürülebilir bir ekonomik büyümeye değil, müessesedeki var olan sorunları çözmeye yöneliktir. Tüm bu etkenler, SEKA'nın 2000'li yıllarda sahneden çekilmesine sebep olmuştur. Anahtar Sözcükler SEKA, Ar-ge, Kâğıtçılık, Kâğıt Sanayi, KİT
Araştırma ve geliştirme harcamalarının ekonomik büyümeye etkisi: OECD ülkeleri için ampirik bir analiz
Günümüzde araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) harcamaları hem devlet hem de özel sektör için daha fazla önem kazanmıştır. Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkan teknolojik gelişmelerin ekonomik performansı ve refah seviyesini yükselttiği son yıllarda yapılan çalışmalarda öne sürülmektedir. Bu çalışmada 37 OECD ülkesinin 2001-2019 yılları arasındaki verileri kullanılarak Ar-Ge harcamalarının ekonomik performans göstergelerinden kişi başına düşen milli gelir üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışma; Ar-Ge harcamalarının gayri safi yurt içi hasıla içerisindeki payının yanı sıra milyon kişi başına düşen araştırmacı sayıları ve patent başvuru sayılarının ana bağımsız değişken olarak ayrıca ele alınması, brüt sabit sermaye yatırımı oranı ile toplam ihracat içindeki bilgi ve iletişim teknolojileri ihracatı oranının kontrol değişkenleri olarak dikkate alınması ve güncel veri setinin kullanılması bakımından önceki çalışmalardan farklılaşmaktadır. Çalışmanın öncül çalışmalardan farklılaşan bir diğer yönü ise; OECD ülkelerinin tamamının incelenmesine ek olarak ülkelerin; gelişmişlik düzeylerine göre ayrıştırılıp alt örneklemlerin ayrıca analiz edilmesidir. Analiz sonucunda Ar-Ge harcamalarının ekonomik performansı pozitif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmış olup, 37 OECD ülkesi için yapılan analizde araştırma ve geliştirme harcamalarındaki %1 birimlik artışın kişi başı geliri %0,94 oranında artırdığı, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için ayrım yapıldığı zaman ise sırasıyla %0,84 ve %0,30 oranında kişi başı geliri pozitif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Farklı ülke gruplarına ait katsayı tahminlerinin niceliksel olarak farklılık göstermesi, ülkelerin ayrıştırılarak analiz edilmesini destekler niteliktedir.
Orta gelir tuzağının belirleyicileri: Karşılaştırmalı bir analiz
Orta gelir tuzağı, bir ülke ekonomisinin belirli bir seviyede durağan veya yavaş büyüme eğilimine girmesi durumunu ifade etmektedir. Bu durumda olan ülkeler belirli bir düzeye yükseldiğinde daha yüksek gelir seviyelerine ulaşmakta zorlanarak bulundukları gelir düzeyinde sıkışıp kalmaktadır. Bu kavram özellikle gelişmekte olan ülkelerin yaşadığı bir sorun olup literatürde önemli bir tartışma konusu haline gelmiştir. Bu çalışma, orta gelir tuzağının kavramsal ve teorik çerçevesi, tuzakta bulunan ülkelerdeki varlığının göstergeleri, bu tuzaktan çıkış stratejileri ve tuzağın Türkiye Ekonomisi'ndeki genel görünümü üzerine hazırlanmıs bir literatür incelemesidir. Anahtar Sözcükler Orta Gelir Tuzağı, İnovasyon, Ar-Ge, Beşeri Sermaye, Kişi Başına Gelir, Türkiye Ekonomisi.
Comparison of mail and web survey modes on firms in organized industrial zones (OIZs)
Although there are studies on the comparison of mail and web survey modes on different populations in terms of data quality indicators in the literature, it is seen that there are very few studies on comparing these two modes on firms. On the other hand, there is no study to compare mail and web survey modes in national literature. At the same time, no study has been encountered in the international literature to compare these two data collection methods in the context of organized industrial zone (OIZ). The purpose of this study is to compare mail and web survey modes in terms of data quality indicators and response rates on the firms in the production stage in OIZs. The research consists of two stages and two different questionnaires, both of which included partly repetitive questions, were applied in internet and mail mode. The number of firms responding to the 1st stage questionnaire of the survey is 847, while the number of firms answering the 2nd stage questionnaire of the survey is 343. As a result of the analyzes, when web survey mode and mail survey mode are compared in the context of response rates, it is seen that web survey mode had a higher response rate. Primacy effect, although not for all, are higher for some questions in web survey mode. In general, the consistency of the answers to repeated questions is high and does not differ by survey mode. Straightlining does not vary by survey mode in general. On the other hand, item nonresponse in mail questionnaires does not differ according to the survey stages. When the findings were evaluated in a holistic approach, it was observed that survey modes did not show a large difference in terms of data quality on the firms in OIZs in the context of Turkey. The findings obtained from this study are generalizable because firms are determined by random sampling. The results are expected to make a significant contribution to both national and international literature in terms of comparing data quality in OIZs. In addition, this study has a special importance because it carries characteristics of establishment survey. Findings and fieldwork determinations indicate that use of web survey mode will be useful in future research for OIZs in Turkey.
The qualitative research culture: Reflections from the field
The experiences and the processes of researchers is one of the most fruitful ways to understand the approaches and methods of qualitative research and embody the theoretical aspects of any methodology. This thesis aims to understand the experiences and research practices of researchers regarding qualitative research and explore the particularities of qualitative research culture in the country. Through a comprehensive approach to the entire process of the researches, this study reflects on the various factors that affect the researcher process, and the opinions of the academicians on the difficulties faced by lecturers when teaching qualitative methods, and by students when learning qualitative methods. This thesis focuses mainly on the experiences, perceptions and processes of researchers in academia. However, the research process is subject to change according to different contexts. Therefore, in order to have a richer understanding on the diverse research processes, in-depth interviews were also conducted with the researchers working in private research companies along with the researchers from academia. Fifteen in-depth interviews were carried out using semi-structured interview guideline. This study suggests that even tough qualitative research methods were faced with scrutiny in the past, in the last 30 years, it seems to have an accepted position and it is employed more predominantly. However, there are certain hindrances to the research practices of researchers and these hindrances, in some instances, prevent researchers from conducting studies as they prefer. Furthermore, even though the studies and efforts focused on furthering the methodological discussions on qualitative research are increasing, the interviews suggest that methodological discussions on qualitative research are, to a certain extent, still unheeded.
AR-GE desteklerinin etkinliği: Bir dinamik genel denge analizi
Bu çalışma, Araştırma ve Geliştirme (AR-GE) desteklerinin makro açıdan ekonomik büyüme, mikro açıdan patent alımı üzerine etkilerini açıklama amacındadır. Bu etkileri açıklamak için iki ayrı hesaplama yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın 2. bölümünde kurgulanan dinamik genel denge modelinde AR-GE, işgücü ve sermayenin kullanıldığı ve içsel olarak Toplam Faktör Verimliliğine (TFV) etki eden bir fonksiyon olarak tanımlanmıştır. Daha sonra, AR-GE'de çalışan işgücü ve AR-GE fiziki sermayesi için kamu destekleri ayrıştırılmış ve sonuç olarak Türkiye için AR-GE işgücüne verilen desteklerin ekonomik büyüme üzerinde daha etkin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın 3. bölümünde ise, ekonomi 10 sektöre ayrılarak 11 Avrupa ülkesi ve Türkiye için, kamu desteklerinin sektörel bazda patent alımı üzerine etkileri incelenmiştir. Sonuç olarak Avrupa'da, yüksek teknolojili sektörlerde AR-GE desteklerinin, düşük teknolojili sektörlerde ise AR-GE harcamalarının artırılmasının patent alımı üzerinde daha etkin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye için yapılan analiz sonucunda, kamu AR-GE destekleri ve patentler arasında U şeklinde bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır.
Ar-ge destek mekanizmalarının firma performansı üzerine etkilerine yönelik bir araştırma
Günümüz bilgi çağında küresel anlamda rekabet avantajı elde edilmek istenmesi inovasyonu ve buna bağlı Ar-Ge faaliyetlerinin yapılmasını bir gereklilik haline getirmiştir. Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi anlamında, ülkeler politikalarını bu doğrultuda şekillendirmektedirler. Firmalar, ölçeklerine göre destek politikalarının nitelikleri ve destek oranları farklılaşmakta olup bu destekler, vergisel ve vergisel olmayan (hibe veya geri ödemeli) şeklinde 2'ye ayrılmaktadır. Vergisel destekler belirlenen dönemler bazında alınacak verginin daha az alınması veya hiç alınmaması anlamına gelmekteyken vergisel olmayan destekler Ar-Ge nitelikli, çeşitli devlet kurumlarının çağrılarına yönelik projeler aracılığıyla beyan edilen bütçenin belirlenen oranda tutarsal olarak devlet tarafından firmaya geri ödenmesi şeklinde olmaktadır. Türkiye özelinde bakıldığında ekonomik gelişmenin artırılması için Ar-Ge faaliyetlerine yönelik destekler giderek çoğalmaktadır. Ulusal anlamda belirlenen 2023 Araştırma, Geliştirme ve İnovasyon hedeflerinde ortaya konulan Ar-Ge faaliyetlerinin firmalar içerisinde önemli bir faktör hale getirilmesi amacına yönelik olarak başta Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı ve bakanlığa bağlı TÜBİTAK, KOSGEB gibi çeşitli kurumlar tarafından sağlanan desteklerin her geçen gün hem sayısı hem de bütçeleri artırılmaktadır. Bu desteklerin firma performansını ne derecede etkilediği ise önemli bir araştırma konusu haline gelmiştir. Tüm bu gelişmeler doğrultusunda bu tez araştırmasının amacı Ar-Ge destek mekanizmalarının firma performansı üzerindeki etkilerini ortaya koyabilmektir. Bu amaç doğrultusunda da Ege Bölgesi'nde faaliyetlerini sürdüren, Ege Bölgesi Sanayi Odası'na kayıtlı 68 adet firmaya anket uygulanmıştır. Elde edilen verilerle gerçekleştirilen istatistiksel analiz sonucu göstermiştir ki devlet tarafından sağlanan desteklerin çıktıları (ürün, patent, ekipman alımı vb.) firmanın performansını pozitif bir şekilde etkilemiştir. Çalışma içerisinde genellikle firma unvanı kullanılmış olup yararlanılan literatürlere bağlı olarak işletme ve şirket unvanlarıyla da tanımlamalar yapılmıştır.
Knowledge-based economy and economic growth: Empirical analysis of BRICST countries
Rapid developments in information and communication Technologies (ICT) and intense pressure of globalization have changed trade relations and economic performance in global economy. Particularly the invention of many ICT tools and services, growing demand to technology products, rise of knowledge-based sectors have addressed the role of intangible factors such as education, knowledge, information, innovation and R&D as new source of economic growth. However, with the onset of global financial crisis, many countries have experienced recessions or less growth than before. Lasting uncertainty in macroeconomic stability and concern about the future performance of global market lead governments to realize knowledge-based economy (KBE) as a major solution to problems of the existing economy. Emerging countries are also perceived as the global leaders of KBE due to their better and faster performance in adopting new technologies and increasing their accumulation of knowledge than the advanced countries.The aim of this study is to analyze major determinants of KBE which are based on World Bank Knowledge Assessment Framework, on economic performance indicators such as GDP, GDP per capita and economic growth rate in Brazil, Russia, China, India, South Africa and Turkey (BRICST) over the period from 2000 to 2010 by using Panel Data Model. The empirical evidence reveal that ICT infrastructure and secondary education are found to be important infrastructure channels that affect GDP per capita positively in the BRICST countries. In addition, the number of R&D personnel as an indicator for innovation potential has positive influence on the GDP per capita. Accumulation of educated people in R&D can affect country?s ability to innovate, benefit from ICT and enhance economic performance. Therefore, expansion of ICT infrastructure together with educated R&D personnel have become the major factors that affect economic performance in the BRICST countries.
Teknolojik gelişmeler ve yüksek teknoloji ihracatının ülkelerin ekonomik büyüme performansı üzerine etkisi
Ekonomik büyümenin dinamikleri, ülkelerin gelişmişlik düzeylerine göre farklılık gösteriyor. Teknolojik ilerleme ve beşeri sermayeye yatırım, özellikle ülkelerin refahını artırmak ve adil bir gelir dağılımını sağlamak için önemli. İnovasyon kritik bir rol oynamakta, ülkeler ekonomik büyümeyi sağlamak için bu yönlere öncelik vermekte, ayrıca teknolojiyi en üst düzeye çıkarmak ve ekonomik büyüme için itici bir güç olarak kullanmak istemektedir. Bu tez çalışması, 1995-2018 yılları arasında AB üyesi ülkeler için teknolojik gelişmelerin ve yüksek teknoloji ihracatının ekonomik büyüme üzerindeki etkisini incelemek için ekonometrik bir yöntem olarak Panel VAR analizinden yararlanmaktadır. Panel VAR analizinin sonuçları, Ar-Ge harcamaları ile ekonomik büyüme arasında pozitif bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Büyüme, Ar-Ge yatırımlarındaki artışın ekonomik çıktıda buna karşılık gelen bir artışa yol açtığını göstermektedir. Bununla birlikte analiz, yüksek teknolojili ihracatın ekonomik büyüme üzerindeki olumsuz etkisini de vurgulayarak, yüksek hacimli yüksek teknolojili ihracatın genel ekonomik genişleme üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini öne sürmektedir. Ayrıca, işgücü, GCF ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin incelenmesi, işgücünün ekonomik büyüme üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Granger nedensellik analizinin bulgularına dayanarak, farklı ekonomik değişkenler arasındaki nedensel ilişkiler açıklanmaktadır. GSYİH ile Ar-Ge harcamaları arasında tek yönlü, yüksek teknoloji ihracatı ile ekonomik büyüme arasında çift yönlü, Ar-Ge harcamaları ile yüksek teknoloji ihracatı arasında tek yönlü ve GCF ile yüksek teknoloji ihracatı arasında çift yönlü bir ilişki olduğu kaydedilmiştir. AB üyesi ülkeler tüm bu sonuçlar çerçevesinde öncelikle ARGE teşviki yapmalı, teknolojik ilerlemeyi desteklemeli ve beşerî sermaye ile işgücü katılımına önem vermelidir. Bunları sağlarken ise dengeli bir ekonomik büyümeyi hedeflemelidir.