Ethnography
70 theses under this subject heading
Kendi kendine öğrenme bağlamında bilgisayar okuryazarlığının incelenmesi: Bilişsel etnografik çalışma
Bu tez çalışmasında daha önce hiç bilgisayar kullanmayan çocukların bilgisayarı kendi kendine öğrenme süreçleri, yaşadıkları kültürel bağlam çerçevesinde incelenmiştir. Teknolojinin hayatın her alanında etkili olduğu ve insanların daha çok "kendi kendine öğrenme"ye yöneldiği günümüz koşulları, araştırma konusunu bilgisayar eğitimi açısından önemli kılmaktadır. Araştırma konusuna uygun olarak daha önce hiç bilgisayar kullanmayan çocuklara ulaşmak amacıyla ülkemizin sosyoekonomik düzeyi düşük ve dijital uçurumun belirgin biçimde hissedildiği bölgelerinden olan Güney Doğu Anadolu Bölgesi kırsalındaki bir köy tercih edilmiştir. Araştırma deseni olarak nitel araştırma yöntemlerinden etnografinin bir türü olan "bilişsel etnografi" kullanılarak, bilişsel süreçlerin kültürel temelleri değerlendirilmiş ve otantik verilere ulaşılmıştır. Araştırma etnografik çalışmaların doğasına uygun olarak, iki seneye yayılan uzun süreli bir katılımlı gözlem sürecini içermektedir. Çalışma grubu 46 çocuktan (17 kız, 29 oğlan) oluşmakta olup yaşları 6-11 arasında değişmektedir. Çalışma süresince çocukların bilgisayarla baş başa kaldıklarında, kendi öğrenmelerini nasıl organize ettikleri ayrıntılı olarak gözlemlenmiştir. Süreç içerisinde öğrencilere basit ipuçları verilerek, merak uyandırmaya yönelik sorular sorularak ve gruplar oluşturmalarına müsaade edilerek, öğrenme durumlarının bu yönlendirmelerden ve işbirlikli çalışmalardan nasıl etkilendiği incelenmiştir. Verilerin analizinde, açık kodlama ve aksiyal kodlama yöntemleri kullanılmıştır. Açık kodlama ile elde edilen 853 kod, yapılan revizyonlarla 174 koda indirgenmiş ve 10 kategori altında toplanmıştır. Çalışma sonucunda ortaya çıkan bulgular, çocukların kendi kendine bilgisayar öğrenme süreçlerinde basit yönlendirmeler yapılmasının ve gruplar oluşturmalarının, genel olarak olumlu sonuçlar doğurduğu yönündedir. Yaş ve cinsiyet değişkenine göre çocukların öğrenme davranışlarında önemli farklılıklar gözlemlenmiştir. Çalışma sonuçları, kültürel altyapının eğitsel süreçlere etkisi ve bu etkinin ülkemizin eğitim politikaları açısından değerlendirilmesi bağlamında derinlemesine veriler sunmaktadır.
The muslim malay diaspora in Canada: A Case of Muslim agency and global civility
The thesis examines the theoretical framework of transterritoriality and global civil society, and how they are manifested in preformative agency, locally and globally through the ethnographic study of a small groups of a Muslim Malay Canadian diaspora residing in Ontario, Canada. The study explores the negotiations of the normative discourses of tradition and religion in shaping the identities of members of the community in fighting for their recognition as a Muslim Asian minority in Canada. The ethnography suggests that there is a a tug war between adopting transterritorial ideals of global trends yet a need for stability and home making through territoriality. This happens as diasporas redefine their traditions that accompanies them in a new homeland. In addition, to highlighting the role religion plays in grounding the community in the face of cultural ordeals. Thus, introducing through a transmodern theoretical framework, the role the discursive tradition of adab plays in affecting the civil conduct of the diaspora as members of a global civil society.
Hopes in transition: an ethnography of sub-saharan African migrants in Istanbul
Istanbul has become one of the most crucial nodes in the global network of refugees and migrants' trails, routes and destinations to Europe. Consequently, Istanbul has become a "hub" for migrants and refugees who are waiting impatiently to sneak across the border in the dark of the night to Greece or Bulgaria. Moreover, sub-Saharan African transit migrants' numbers have increased drastically in Istanbul over the years. This phenomenon is the subject matter of this ethnographic research project. This research has three objectives: first and foremost, is to explore the causes and triggers of migration in Sub-Saharan African countries; Second, is to relay the lived experiences, testimonies, voices, struggles, "victories", resilience, hurdles and pains of the Sub-Saharan African migrant throughout the long journeys that are imbued with hopes of prosperity but that have in-store for the migrants detentions, violence, death, rape, vulnerability, exploitation, racism, Xenophobia, uncertainties, humanitarian aid, and sensationalist media coverage; third, is to offer an ethnographic account of sub-Saharan African migrants' life-experiences, life-conditions and livelihoods in Istanbul. The aim of this study is to paint and portray the sub-Saharan African migrants and refugees as victims and "creation" of a multi-faceted and complex interactions of matrices. These include: the brutal legacy of colonialism and its subsequent demolition of existing indigenous social, environmental and political institution; the failure of the post-colonial nationbuilding processes in many sub-Saharan Africa countries; exploitative capitalism and financial corporations that has wreak havoc on the environments, hence altering centuries-long communal lives and their natural eco-system. This thesis aims to contribute to the sociology and anthropology of migration studies in Turkey and subsequently critique and challenge essentialist approaches predicated on security, humanitarianism, nationalist and integration perspectives that disregard implicitly and discursively the life experiences, testimonies and personal struggles of migrants, refugees and asylum seekers. Keywords: Borders, Life-stories, Migrants, Post-colonialism, Refugees, Sub-Sahara Africa
Ahlat Müzesi'ndeki etnografik madeni eserlerden örnekler
Birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış olan Anadolu'da maden sanatına ait örnekler yapılan arkeolojik kazılar sonucu tarih öncesi çağlara kadar uzandığı tespit edilmiştir. İlk olarak bakırdan madeni eserler üreten insanoğlu, gelişimine bağlı olarak işlenmesi daha zor madenler ile birlikte, bronz gibi dayanıklılığı arttırılmış alaşım metalleri işlemeyi de öğrenmiştir. Madanler işlenirken dövme, döküm, torna, balmumu gibi yapım teknikleri kullanılmıştır. Süslemede, kesme, kazıma, çalma, kakma, savatlama gibi teknikleri kullanılarak yüzey haraketlendirilmiştir. Madeni eserlere ait örnekler, günümüzde Anadolu'da birçok müze ve koleksiyonlarda sergilenmektedir. Araştırma tezinin konusu olan Ahlat Müzesi'de bu müzelerden biridir. 1971 yılında hizmete giren müzede Tunç çağı, Demir Çağı, Roma, Helenistik, Selçuklu ve Osmanlı Dönemine ait eserler sergilenmektedir. Müzede arkeolojik eser olarak kayda geçirilmiş 2608 adet, etnografik eser olarak ise 181 adet eser sergilenmektedir. Ahlat Müzesi'ndeki Etnografik Madeni Eserlerden Örnekler olarak belirlenen tez kapsamında müze müdürlüğü tarafından izin verilen teşhir alanındaki ve müze deposunda yer alan etnografik eserler incenlenmiştir. Bu eserler müzeye, arkeolojik kazı, satın alma, müsadere gibi yollarla getirilmiş olup ağırlıklı olarak 18- 19. yy' lara tarihlendirilmiştir. Tezin öcelikli amacı, genel hatları ile söz konusu bu eserlerin kullanım alanları, yapıldığı malzeme, yapım ve süsleme tekniklerinin açıklanması, dönemin bezeme ve uslup anlayışları hakkında değerlendirme yapılarak eserlerin tarihlendirmesine ve sahip olabilecekleri anlamların belirlenmesine yönelik bir sonuca ulaşmak hedeflenmiştir.
Kars Müzesi'nde bulunan etnografik madeni takılar
Doğu Anadolu bölgesinde yer alan Kars ili ilk çağlardan beri önemli medeniyetleri içinde barındırmış, ev sahipliği yapmış ve bir uygarlık merkezi haline gelmiştir. Geçmişten günümüze kadar farklı ve zengin kültürlerin içinde yer aldığı Kars ili Anadolu'nun önemli şehirlerinden birisidir. ''Kars Müzesi'nde Bulunan Etnografik Madeni Takılar'' başlığı altında yapılmış bu çalışmada ilk olarak Kars ilinin coğrafi konumu ve tarihçesi, müzecilik ve Kars müzesi, madenlerin gelişim süreci, takının tarihçesi, , takı yapımında kullanılan gereçler, maden yapım ve süsleme teknikleri detaylı bir biçimde açıklanmıştır. Müzenin depo bölümünde bulunan elli eser teknik, form ve kompozisyon olarak tek tek incelenmiş, fotoğraflanmış ve envanter kayıtları alınarak katalog kısmında detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Değerlendirme ve karşılaştırma bölümünde teze konu olan eserler kendi aralarında değerlendirilmiştir. Karşılaştırmada eserler hem kendi aralarında hem de Anadolu'nun farklı bölgelerinde yer alan eserlerle karşılaştırılarak benzer ve farklı yönleri ortaya çıkarılmıştır. Teze konu olan eserlerin başka bölgelerdeki eserlerle benzer özellikler taşıması, kültürler arası bir etkileşimin olduğunu da göstermektedir. Çalışmanın son bölümünde incelenmiş eserlerden elde edilen bilgilerle bir sonuç çıkarılmış, çizimler ve fotoğraflarla bitirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Müze, Kars, Etnografik takı, Madeni eserler
Şanlıurfa Müzesi'nde bulunan etnografik madeni takılar
El sanatları Anadolu geleneksel kültürünün vazgeçilmez bir parçasını oluşturmaktadır. El sanatlarının bir kolu olan takı ilk çağlardan beri kullanılmaktadır. İlk etapta dinsel simge, büyü, statü gibi işlevsel özelliklerin ön planda olduğu takı kullanımı zamanla estetik kaygıların ön plana çıktığı bir zemine oturmuştur. Peygamberler şehri olarak da adlandırılan, son yapılan arkeolojik araştırmalarla özellikle Göbeklitepe Tapınağı'nın keşfinden sonra geçmişinin milattan önce (M.Ö.) 11.000 yıllarına kadar uzandığı tahmin edilen Şanlıurfa şehri birçok medeniyetin yaşadığı bir alandır. Burada yapılan arkeolojik kazılar, hala varlığını sürdüren mimari eserler geçmişin birer belgeleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Anadolu'da yaşamış olan zanaatkarlar çeşitli yapım ve süsleme teknikleri ile birbirinden güzel eserler üretmişlerdir. Bu eserler geçmişten günümüze açılan pencereler olup bir topluluğun tarihini, kültürünü, yaşayışını tanımlamakta bize yardımcı olmaktadır. Şanlıurfa Müzesi'ndeki bir grup etnografik takı üzerine yapmış olduğumuz bu çalışmada, eserlerin kullanılan malzeme, yapım tekniği, süsleme yöntemleri gibi özellikleri incelenmiştir. Takının tanımı, tarihçesi, takı yapım ve süsleme teknikleri değerlendirilmiş olup Şanlıurfa İli ve Müzesi tanıtılmıştır. Çalışmaya müzede bulunan 29 adet etnografik madeni eser alınmıştır. Bu eserler hakkında oluşturulan bilgi formları ile özellikleri anlatılmıştır. Ele alınan takılar Osmanlı Dönemi ve Erken Cumhuriyet Dönemine aittir. Değerlendirme bölümünde ele alınan takılar hem kendi içlerinde hem de birbirleriyle karşılaştırılarak anlatılmıştır. Elde edilen veriler sonuç bölümünde kısaca verilmiştir.
Malatya Beşkonaklar Etnografya Müzesi'ndeki taş eserler
Malatya, eski çağlardan beri sahip olduğu coğrafi konumu nedeniyle pek çok uygarlığa ve kültüre ev sahipliği yapmış bir ilimizdir. Selçuklu ve Osmanlı Devleti döneminde stratejik bir öneme sahip olan Malatya bu dönemlerde önemli eserler vererek dönem hakkında önemli belge niteliğinde bilgiler bırakmıştır. "Malatya Etnografya Müzesindeki Taş Eserler" konulu çalışmamızda, Malatya Etnografya Müzesinde bulunan Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait taş eserler incelenmiş ve buradaki yapı kitabeleri, mezar taşı kitabeleri, yazıtlı ve yazıtsız mimari taş parçalar değerlendirmeye alınmıştır. Bu çalışmamızda, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait 10 adet mezar taşı, 11 adet yapı kitabesi, 4 adet yazıtlı mimari taş parça ve 4 adet yazıtsız taş parçaya yer verilmiştir. Yapı malzemesi olarak kalker türü kireç taşının ağırlık kazandığı, bunun yanı sıra düzgün kesme taş ve mermerin de kullanıldığı örneklere de rastlanılmıştır. Mezar tasları üzerinde cel-i sülüs yazı türü tespit edilmiştir. Süsleme olarak ise yazı, bitkisel, geometrik ve nesnel karakterli motiflere yer verilmiştir. Etnografya Müzesi'ndeki Selçuklu ve Osmanlı Dönemine ait eserler; ölçüleri, orijinal metinlerin yazılışları, transkripsiyonları, anlamları, dili, yazı türleri, formu, malzeme ve teknikleri hakkında bilgilendirmenin yanı sıra, süsleme programları ve üslup özellikleri bakımından da değerlendirilmiştir. Böylece incelediğimiz taş eserler amacına uygun şekilde en yalın haliyle incelenip bir tez konusu haline getirilerek son halini almıştır.
Slow Food Hareketi'ne yönelik etnografik bir araştırma: Germiyan Köyü örneği
Yiyecek turizmi kapsamında değerlendirilecek olan "Slow Food Hareketi" lokal değerleri ön plana çıkaran, yerel kültürün günlük yaşam pratiklerini deneyimlemeye ve korumaya yönelten bir arz oluşturması, bu hareketin ortaya çıkış amacının vurgulanması adına önem arz etmektedir. Bu araştırmanın temel amacı Slow Food Hareketi aracılığıyla Germiyan Köyü'ndeki turizmin gelişimini ve tarım toplumundan hizmet üreten bir turizm köyüne dönüş sürecini etnografik bir bakış açısıyla eleştirel olarak irdelemektir. Yerel halkın bu sürece yönelik deneyimleri ve günlük yaşam pratikleri incelenmektedir. Bu çerçevede, Slow Food Hareketi'nin Germiyan köyündeki turizmin gelişimindeki rolü belirlenerek bu süreçte köyde yaşayan halkın sosyo-kültürel deneyimleri, yaşadıkları zorluklar, sosyo-kültürel kazanımları ve Slow Food Hareketi'nin başarı(sızlık) nedenleri ayrıntılı olarak ortaya konulmaktadır. Bu anlamda, Türkiye'deki Slow Food Hareketi'nin bir uygulama örneğine derinlemesine odaklanarak başarı ve başarısızlık hikâyelerini ortaya koymayı hedef edindiği için, literatüre önemli katkılar sunabileceği düşünülmektedir. Araştırma yöntemi olarak nitel araştırma dizaynı temel alınmıştır. Bu kapsamda, nitel verilerin toplanılmasında Germiyan köyünde yaşayan 42 kişiyle yüz yüze derinlemesine görüşmelerden ve 4 ay süreli etnografik gözlemlerden faydalanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulguların çözümlenmesinde sosyal deneyim teorisi temel alınarak yorumsayıcı ve eleştirel bir bakış açısı izlenmiştir. Bu tez araştırmasında ulaşılan sonuçlar şu şekildedir: Slow Food Hareketi'nin turizmin gelişmesine ve çeşitlenmesine yönelik önemli katkılar sunduğu ve yerelde de önemli fırsatlar yarattığı görülmektedir. Özellikle kadın girişimcilerin sayısının artması ile birlikte köy mekanlarının yeniden üretilmesi ve kadının güçlendirilmesi gibi temel sonuçlar doğurduğu ortaya konulmuştur. Ancak, Slow Food köyü olarak sürdürülebilir bir hale getirilememesi noktasında ise metalaşan yerel kültürel değerlerinin ortak amaçların önüne geçtiği ve metanın bir pazarlama aracı olmaktan çok bir amaç haline geldiğine yönelik sonuçlara ulaşılmıştır. Bu durumun sonucunda ise Slow Food Hareketi'nin ana prensipleriyle uyuşmadığı ve bir başarısızlık sürecine yönlendiği görülmektedir. Bu başarısızlık sürecinin ortadan kaldırılmasına yönelik, yerel halkın sosyo-kültürel birikimiyle elde ettiği bilginin yeniden üretimi ve tekrar sürdürülebilir bir turizm odağına dönüştürülmesinin de başarı örnekleri ayrıca tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Slow Food, Yiyecek Turizmi, Germiyan Köyü, Etnografi, Sosyal Deneyim Teorisi
Kültürel hafızanın hatırlatıcısı olarak etnografik Türk belgeselleri
Bu çalışma, etnografik ve kültürel ögeler içeren yedi belgesel filmin çözümlenmesi ile etnografik belgesellerin kültür aktarımına ilişkin tartışmalara katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Bu maksatla, üç bölümden oluşan bir araştırma tasarlanmıştır. Birinci bölüm kültür ve sinema konularına, ikinci bölüm toplumsal bellek ve etnografya konularına ayrılmıştır. Üçüncü bölümde araştırma yöntemine ve filmlerin incelemesine yer verilmiştir. Burada, etnografik belgesellerin sanat ürünü olmasının yanında, içerdiği etnografik unsurlar nedeniyle aynı zamanda kültürel aktarım aracı olduğu görüşü savunulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde ise etnografik belgesellerin nasıl sınıflandırılacağına ilişkin niteliksel bir çözümleme yürütülmüştür. Bu araştırmada örneklem olarak seçilen yedi film, Karl G. Heider'in etnografik film çözümleme tablosu üzerinden içerik analizi yapılarak çözümlenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında etnografik belgesellerin kültür aktarımında ve toplumsal belleğin sürekliliğinin sağlanmasındaki rolü ortaya konmuştur.
Bir popüler kültür mecrası olarak Wattpad
Bir popüler kültür mecrası olan Wattpad'e odaklanan bu tez çalışması, platformun kullanıcılarına sunduğu özellikler ve etkileşimsel alanla, bunların kullanıcıların ne tür ilgi ve ihtiyaçlarına karşılık geldiğini ortaya koymayı amaçlıyor. Nitel bir araştırma olarak tasarlanan çalışma, platformun Türkiye'deki popüler on altı yazarıyla yapılan derinlemesine görüşmeler ve üç yıla yayılan katılımlı-katılımsız gözlemlerle şekillenen çok platformlu dijital etnografiye dayanıyor. Yürütülen saha araştırması ışığında, Wattpad'e ilk akla gelen haliyle edebiyat bağlamında değil, etkileşimin süregeldiği ve topluluğun/toplulukların kurulduğu bir sosyal medya mecrası olarak yaklaşıyor.Bu bağlamda çalışma Wattpad'deki topluluk dinamiklerine ve bunların öznelerin yaşamlarındaki karşılıklarına kafa yorarken, bugün popüler kültürle kurduğumuz ilişkiden yola çıkıyor ve popüler kültürle kurulan topluluğa odaklanıyor. Wattpad'de cisimleşen bu ilişki ve popüler kültürün topluluk kurma işlevinin ise bugüne bakarak, neoliberal çağın koşulları ve buyurduğu öznelik biçimlerine dair yürütülen tartışmalar ışığında anlamlandırılabileceği düşüncesine yaslanıyor. Sonuç olarak Wattpad'den yola çıkarak dijital mecralar ve popüler kültürle birlikte içinden geçtiğimiz toplumsal dönüşüme dair çıkarımlar yapmaya çalışıyor.
Sosyal medya ve şöhret kültürü: Çocuk YouTuberlar üzerine etnografik bir inceleme
Son yıllarda sosyal medyanın ve video paylaşım sitesi YouTube'un yükselişe geçmesiyle, dijital oyun, vlog, makyaj ve moda videoları üreten ve milyonlarca abonesi bulunan "YouTube ünlüleri" ortaya çıkmıştır. Bu kişiler, çocuklar ve gençler arasında şöhrete dönüşmekte, onları YouTube kanalları açarak, benzer içerikleri üretmeye motive etmektedir. Bunun yanı sıra, şöhret olma konusunda çocuklar için örnek teşkil etmektedir. Tez kapsamında, YouTube ünlülerinin çocukların gündelik yaşamlarında nasıl bir yer tuttuğu, meslek edinme ile yetişkinlik algılarını ne derece biçimlendirdiği ve bu kültürel manzaranın çocuk hakları bağlamında nasıl değerlendirilmesi gerektiği araştırılmıştır. Bunun için etnografik bir perspektifle, derinlemesine görüşme veri toplama tekniği kullanılarak farklı sınıflar ve farklı demografik özelliklere sahip amatör YouTuber çocuklar ile ebeveynlerinden oluşan 30 kişilik bir örneklem grubuyla çalışılmıştır. Yapılan saha araştırması sonucunda, çocukların YouTube kanalları açmalarının ünlü olmak, etkileşim kurmak, arkadaş edinmek ve sosyalleşmek gibi pek çok amaca dayandığı ve bu süreçte fenomen YouTuberları rol model aldıkları görülmüştür. Ayrıca, çocukların gelecekte öğretmen, doktor, avukat, mühendis gibi toplum nezdinde kabul görmüş meslekleri yapmak istedikleri ve YouTuberlığı meslekten ziyade bir hobi olarak değerlendirdikleri anlaşılmıştır.
Anadolu'da kullanılan ağırşaklar ve çağdaş seramik sanatında yorumları
Günümüzdeki gibi eskiçağda da insanların en temel ihtiyaçlarından biri giyimdir. İnsanların vazgeçemedikleri giysi için hayvansal ve bitkisel hammaddelerden ip üretimi ve bunların dokunarak kumaş elde edilmesi eskiçağın önemli endüstrilerinden birini oluşturmuştur. İp eğirme işi kadınların yaptığı en önemli görevlerinden biri olmuştur. Eskiçağ 'da, yunun eğrilerek ipe dönüştürülmesinde iğ, ağırşak kullanılmıştır. Elde yün eğirmeye yarayan kil, kemik, metal ve ahşaptan yapılmış araç olarak bilinen ağırşaklar Eskiçağda Anadolu'da birçok yerleşim biriminde kullanılmışlardır. Eskiçağlardan yakın geçmişe kadar varlığını koruyan bu nesneler arkeoloji biliminin ilgisi çekmiş ancak sanatın malzemesi haline yurt dışında birkaç çalışma hariç gelmemiştir. Bu çalışmada ağırşakların Anadolu'da eskiçağlardan günümüze serüveni anlatılacak ve çağdaş seramik sanatı sınırları içerisinde yorumları hedeflenmektedir.
Niğde ilindeki çalgı tipleri
Niğde ilindeki halk müziği kültürü ve buranın kültüründe yer alan ayrıca kültür dışından da kullanılan çalgılar incelenerek elde edilen bulguların organolojiye kazanım sağlayacağı düşünülmüştür. Bulguların tespiti için alanda ve ayrıca literatürde yer alan çalgılar araştırılmıştır. Anadolu'daki halk müziği kültürü ve halk çalgılarından gelerek Niğde ilinin müzik kültürü ile burada kullanılan çalgılar üzerinde durulmuştur. Buradaki çalgı tipleri, çalgıların geçmiş ve günümüz hali arasındaki yapısal farklılıkları, çalgı üzerindeki kültürel öğeler gibi veriler toplanarak organolojik açıdan ele alınmıştır. Çalışmayı yürütmek için ildeki çalgı yapımcıları ve yerel sanatçılar ile görüşülmüş, Niğde müzesinde yer alan çalgılar da incelenerek bulgular elde edilmiştir. Literatür taraması aşamasında ise makale, tez, ansiklopedi, kitap, dergi gibi bilimsel yazılar toplanarak ayrıntılı olarak incelenmiştir. Görüşmeler ve literatür taramasının ardından elde edilen telli, yaylı, üflemeli, vurmalı, mekanizmalı ve hibrit çalgılar detaylı fotoğraflanarak, organolojik ve morfolojik özellikleri detaylı incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda yöreye ait olmayan çeşitli çalgılar da görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Halk Kültürü, Etnografya, Organoloji, Çalgı bilimi, Müzikoloji
Karacakurt Türkmen köylüsünün sosyal yaşamındaki insan ve mekân algısının incelenmesi: "Etnografik çalışma"
Bu araştırma Anadolu'yu yurt edilen onlarca Türkmen aşiretinden biri olan Karacakurt Türkmen köylüsünün yaşam biçimini ve kültürel anlayışını ortaya çıkarmak için yapılmıştır. Anadolu'nun Türkleşmesi sürecinde önemli rol alan Karacakurt Türkmen Köylülerinin geçmişten günümüze insan ve mekân algılama biçimleri ile tarihi geçmişini, günümüzle bağlantısını tespit etmek amaçlanmıştır. Karacakurt Türkmen köylerini temsilen seçilen 3(üç) köy (Hasanlar, Karaovalar ve Sadık) ile bu köylerde yaşayan dokuz kişi bu araştırmanın çalışma grubudur. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden etnografik desen kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak doküman taraması, gözlem ve görüşme formu kullanılmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler, dokümanlardan ve gözlemlerden elde edilen verilerle karşılaştırılmış, elde edilen tüm bulgu ve sonuçlar betimsel olarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, Karacakurt Türkmen köylüsü geçen uzun yıllar sürecinde insan ve mekân algısının birbiriyle bağlantılı şekilde ana kaynağa bağlı kalarak sürekli bir değişim ve gelişim içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır. Konar-göçer Türkmen köylerinin genelinde olduğu gibi Karacakurt Türkmen köylüsü de kalıcı olarak yerleştikleri, yurt edindikleri yerleşim yerlerine ana yurt Orta Asya'da var olan coğrafi kavramları taşıdıklarını görülmüştür. Karacakurt Türkmen aşiretine komşu ve akraba olan Herikli, Yabanlı gibi diğer Türkmen aşiretlerinin insan ve mekân algılama becerilerini inceleyen başkaca bilimsel çalışmalar yapılmalı ve kültürel faaliyetler artırılmalıdır.
An ethnographic perspective of the terms "Esports" and "Metagame": Formal and ethnographical analysis of VALORANT and Counter-Strike: Global offensive
Video game industry has evolved from arcade saloon activities and grew into a professional sport and found a home in ballrooms and stadiums. Video games are becoming a part of most people's everyday lives. New terms such as esports, Competitive video games, professional gamers, esports athletes, metagame (also known as meta) have arisen as well as a need for a clearer view on this topic. As a player who formerly pursued a career in esports and kept close ties to esports ever since, an ethnographical and formal research of these terms seems worth investigating and giving another point of view for the future researchers which comes directly from the culture itself. In this research, these terms regarding esports will be given clear definitions with both necessary research and up-to-date examples. Keywords: Competitive Video Games, Esports, E-sports, Metagame, Professional Gaming
Geç Neolitik'ten Demir Çağı'na kadar Güneydoğu Anadolu Bölgesinde hayvan gübresi kullanımı: Etnoarkeolojik bir değerlendirme
Tez çalışması, Geç Neolitik Dönem'den Demir Çağı'na kadar Güneydoğu Anadolu'da yaşamış arkeolojik topluluklarda hayvan gübresi kullanımına ilişkin etnoarkeolojik bir araştırmayı kapsamaktadır. Tamamen doğal kaynaklarla yaşayan bu arkeolojik topluluklarda, özellikle kerpiç inşaatlarda yapıştırıcı madde olarak, yemek pişirmek için yakıt ve şiddetli soğuk mevsimlerde ısınma kaynağı olarak hayvan gübresinin kullanımı doğal bir olasılıktır. Belirtilen bu ihtiyaçlara ek olarak, bölgedeki günümüz yerel topluluklar hayvan gübresini hastalıkların tedavisinde, ek gelir elde etme, tarım arazilerinde verimliliği sağlama, avcılık faaliyetlerinde tuzak kurma gibi çeşitli amaçlarla kullanmaktadır. Çalışmada öncelikle mevcut arkeolojik kaynaklar kullanılarak bölgedeki arkeolojik topluluklarda hayvan gübresinin kullanımına ilişkin ipuçları araştırılmıştır. Etnografik saha araştırması yöntemi kullanılarak, günümüzde Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaşayan geleneksel topluluklarda hayvan gübresi kullanımı esas alınarak, Geç Neolitik'ten Demir Çağı'na kadar yaşamış arkeolojik toplulukların gübre kullanım tercihlerine de ışık tutmuştur.
Marjinalleştirilen bir semtte aidiyet: Istanbul, Okmeydanı'nın tarihsel etnografisi
This thesis studies the contemporary history of Okmeydanı, an urban neighborhood in Istanbul which has a specific place in the history of urbanization in Turkey. Established as a gecekondu settlement during the rural-urban migration period in the late 1950s and 1960s, the neighborhood went through other transformations marked by new waves of migration and the political circumstances surrounding them. Based on the narratives of Okmeydanı's inhabitants, this study examines the sense of belonging and the sense of community in this place which has been generally approached as one of the marginalized "Alevi-leftist" neighborhoods. To explore how the inhabitants developed an attachment to the neighborhood where they live in, and identify themselves with it, this study focuses on the establishment process of the settlement, and transformations that it went through in the 1990s. Given the diversity of its population and different historical processes, the inhabitants had their own particular experiences of bonding with their new environment after the migration, and thus have different recollections of the past. In addition, by the 2000s, under the impact of globalization, Okmeydanı has become one of the targeted areas for gentrification and urban renewal attempts. This thesis also overviews how the Okmeydanı's inhabitants defend the identity and texture of their neighborhood against the urban transformation project.
Exploring children's play culture in an early childhood classroom: An ethnographic study
This study aims to explore children's play culture in an early childhood classroom. Additionally, there are two more objectives of this study. The first objective is; the characteristics of the socio-dramatic play that takes place in the classroom. The second one is exploring the active construction process of socio-dramatic play with special attention to how children name the play, how they terminate play, how they evolve into other things or other types of play. The qualitative study is conducted as an ethnographic study in an Early Childhood Education Center. In order to conduct this ethnographic study, ten children aged between four and five, who form one classroom, participated in this research. Observations, field notes, informal interviews and children's drawings were used. A general overview of the play in the classroom, play scenarios constructed by the children of the Little Daisies classroom, play culture in the classroom and general characteristics of socio-dramatic play in the classroom are described in detail
Contested landscapes of belonging at the Turkish-Syrian border: the (re) making of Antakya and Defne
Based on the new metropolitan municipality system (Law No. 6360) Hatay, a multicultural province located at the Turkish-Syrian border, has undergone major cartographic changes. During this process, Defne has been crafted out of Antakya city as an ethnically and religiously segregated district. In this ethnographic study, I analyze the sociopolitical implications of this process. I examine how and why the Alawite and Christian Arab communities that identify themselves as indigenous peoples of Antakya have found themselves in the newly mapped Defne. I demonstrate how and through what spatial and identity practices these indigenous communities and key political stakeholders compete over the cultural heritage of Hatay and Antakya. Doing so, I aim to reveal the power relations behind the new cartography for Hatay while witnessing and documenting Antakya's (re)make and Defne's metamorphosis into the built and imaginary landscapes of the nation at the Turkish-Syrian border. My research has shown that Defne, now with its non-Sunni population, stands as a sign of difference and segregation in Hatay's new ethno-sectarian landscape, in contrast to Antakya, which has been Sunnified due to recent official districting practices. Nonetheless, the very same place (Defne) has proven to be a new public sphere for Hatay's Arab Alawites to negotiate their local identity by appropriating its space for political and communal engagements.
An ethnography of collaboration: reflecting on the assemblage of projects for gender mainstreaming in Turkey
This thesis examines the establishment and implementation of gender mainstreaming (GM) projects enabled by the collaboration between the civil society, public and private sector in Turkey and the new dynamics they create. This study, which aims to observe how gender equality is (re)framed in different contexts and how collaboration is practiced, is based on participant observation carried out in GM activities, and in-depth interviews conducted with actors who play an active role in the establishment of this terrain. First, the thesis introduces a normative framework that includes the new development paradigm, the new configuration of capitalism, and project feminism, with a focus on Turkey's interaction with this framework. In other words, while illuminating the complex, intertwined processes that contribute to the formation of gender mainstreaming, it proposes to analyze this terrain through this framework and emphasizes the specificity of the Turkish case. Then, it discusses the conflicts that have occurred in the contact zones where different actors with different agendas come together as well as the historical background of these conflicts, how they have been resolved, and the new dynamics that have emerged. Finally, the thesis examines the design phase of the projects, the construction of the trainings, and the roles of the trainers while revealing the informal processes that are not included in the public documents but ensure the formation and continuation of the projects. In sum, this thesis follows the movement of gender within the boundaries drawn by a paradigm that has become dominant today and the questions it produces.
An ethnographic study of social bonds in collective confinement
This thesis explores the everyday life of political prisoners and the effects of incarceration after their release. In order to achieve this aim, the study employs the ethnographic data collected in the Silivri Prison and through participant observation and in-depth semi-structured interviews conducted with the prison inmates after their release. This study explores the prison and post-prison life of political prisoners collectively incarcerated in a ward. In particular, the study analyzes the imprisonment process by focusing on two significant events: the arrest and the release. In doing so, my analysis aims to show how political prisoners form social bonds among themselves and the effects of incarceration on their subjectivity after their release. In order to explore the subjectivation processes of political prisoners, my study analyzes the social-material setting of the prison space, the organization of everyday life in prison, and its contestation between the prison administration and the political prisoners. By elaborating on collective self-organization practices, identification, and subjectivation processes of political prisoners, the thesis examines how they make sense of their imprisonment. The study explores the reintroduction of the family as an institution where care relations are primarily designated and how political prisoners experience the public space in the post-prison life. This thesis proposes to take political prisoners as active agents of transformation within the prison space and beyond the narratives of total destitution and suffering. The main argument of the study is that the relations of care among the political prisoners transform the political ward into an intimate space.
Heterotopik destinasyonlarda varoluşsal hisler: Olympos'ta etnografik bir araştırma
Turizm, mekanlar ve insanlar ile üretilen, onlar arasındaki ilişkiye dayanan bir kavramdır. İnsanların gündelik yaşamlarından ayrı kaldıkları zaman dilimlerini içeren tatiller, seyahatler ve geziler; insan sosyolojisi ve psikolojisi bağlamında anlaşılması, farklı bakış açılarıyla yaklaşılması gereken olgulardır. Destinasyonların mekânsal pratiklerinin anlaşılması da oldukça önemlidir. Çünkü turizm destinasyonları insanların yaşadıkları yerlerden farklı pratiklere sahiplerdir. Farklı pratiklere sahip mekanlara dair teorilerden biri de Foucault (1986)'nun heterotopya teorisidir. Aslında turizm mekanlarının hepsi heterotopya bağlamı içerisinde konumlandırılabilecek özelliklere sahiptir. Çünkü alternatif düzenlemelere ve onları hem girilebilir hem izole kılan bir giriş çıkış sistemine sahip heterotopyalar, ütopyaların aksine gerçek yerlerdir ve aynı anda birden fazla uyumsuz mekanı bir araya getirebilmektedir. Bu anlamda heterotopya kavramının anlaşılması ve turist-çalışan-bölge sakini ekseninde değerlendirilmesi destinasyonlara farklı bir gözle bakılmasını sağlamaktadır. Hisler ve özellikle varoluşsal hisler (Ratcliffe, 2008) turizm disiplini içerisinde çok fazla ele alınmamış bir konudur. Duygular veya etkiler çalışılmış olsa da varoluşçuluk felsefesinin benimsendiği turizm araştırmalarında genellikle otantiklik kavramı incelenmiştir. Turizm psikolojisi bağlamında varoluşsal hislerin anlaşılması turist davranışlarının öğrenilmesine katkı sağlayacaktır. Hisler ve mekanlar arasındaki ilişkinin önemi ise destinasyonların insanlarla yani turistler, çalışanlar ve yerliler ile sakinlerle birlikte var olmasıdır. Bu bağlamda bu tez çalışmasının amacı heterotopik destinasyonlarda yaşayanlar, ziyaretçiler ve çalışanlar tarafından deneyimlenen varoluşsal hislerin keşfedilmesidir. Bu amaç doğrultusunda, Antalya'da bulunan Olympos destinasyonu heterotopya olarak incelenmiş; orada yaşayan, çalışan ve orayı ziyaret edenlerin varoluşsal hisleri araştırılmıştır. Bu çalışmada nitel bir yaklaşım benimsenmiş; verilerin toplanması için etnografik yöntemler kullanılmıştır. Olympos'ta alan çalışması yirmi gün sürmüş; bu süre içerisinde katılımcı gözlem ve derinlemesine görüşme teknikleriyle veri toplanmıştır. Alanda toplanan verilerin geçerlik ve güvenirliğini sağlamak amacıyla netnografik araştırma da eklenmiş ve çevrimiçi seyahat yorum siteleri, seyahat blogları ve sözlük forumlarında yer alan Olympos ile ilgili yorumlar incelenmiştir. Toplanan veriler analiz edildikten sonra ortaya çıkan temalar doğrultusunda Olympos'un heterotopik özellikleri ve bireylerin varoluşsal hisleri ortaya konmuştur. Çalışma sonucunda Olympos'un, Foucault (1986) tarafından belirlenen altı ilkenin tümüne uyan özelliklere sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Olympos eşikte bir mekan olarak insanlar için bir kaçış yeri sunmakta; farklı mekanları bir araya getirmesiyle tiyatro benzeri bir sahne oluşturmakta; zıtlıkları, kodları ve kuralları ile alternatif düzen oluşturarak kendisini izole kılmakta ve diğer deniz-güneş-kum ve kültür/tarih destinasyonlarından kendisini ayırmakta; geçmişten gelen ve yabancı sırt çantalı turistlerin getirdiği hippi ruhuyla, hem ziyaretçilere hem sakinlerine sunduğu özgürlük ve rahatlıkla ön plana çıkan yaşam tarzıyla insanlara heterotopik bir deneyim sunmaktadır. Bu tür karmaşık bir deneyim içerisinde katılımcıların bu heterotopik mekanda deneyimlediği varoluşsal hisler; doğa-beden, mekan-beden ve kişiler arası ilişkiler doğrultusunda ortaya konmuştur. Doğa veya mekan bu noktada hislerin yönlendirildiği belirli nesneler olarak görülmemeli; bedensel hislerin anlaşılması için belirlenen temalar olarak görülmelidir. Ziyaretçilerin, yaşayanların veya çalışanların Olympos'ta deneyimlediği doğa ve mekan aracılı varoluşsal hisler doğanın bir parçası olma, doğaya ait hissetme, huzurlu hissetme, şifa bulmuş hissetme; huşu, farklı bir zamanda gibi hissetme, sonsuzluk hissi, hayal gücü ve dünyayı yeniden keşfetme hissi, ölümlülük ve yuvada hissetme olarak bulunmuştur. İnsanlar arası ilişkiler içerisinde hissedilenler ise hemhal olma, ruhların sevişmesi, topluluk hissi ve aşk temaları altında toplanmıştır. Sonuç olarak tüm bu hisler bireyin varoluşsal özgürlük hissetmesine, öz farkındalık geliştirmesine, düşünce ve davranışlarında kısa veya uzun süreli değişimlere ve eşikte anlarda da olsa otantik benlik hissine neden olmuştur. Bu tez çalışmasının turizm disiplinine farklı bir bakış açısı kazandırması beklenmektedir.
Okul öncesi öğretmenlerinin kültürel çeşitliliğe dair bakış açıları: Etnografik bir durum çalışması
Bu çalışma, okul öncesi öğretmenlerinin sınıf ortamındaki kültürel çeşitliliğe yönelik bakış açılarının incelenmesine ve kültürel farklılıkları ele almak için kullandıkları öğretim stratejilerinin ve tekniklerinin belirlenmesine odaklanmıştır. Bu amaçla, devlet, özel ve uluslararası okul öncesi kurumlarında öğretmenlik yapan ve sınıfında yabancı uyruklu öğrencisi ya da öğrencileri bulunan okul öncesi öğretmenlerinin, sınıf içi kültürel çeşitliliğe yönelik bakış açılarını açıklamak ve buna ek olarak, öğretmenlerin kültürel çeşitlilik konusundaki görüşlerinin sınıf içi uygulamalara nasıl yansıdığını anlamak amaçlanmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda, nitel araştırma yöntemlerinden etnografik durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmacı, 2020-2021 eğitim öğretim yılında İstanbul ve Bursa'da üç farklı kurum ve üç farklı sınıfta dört ay boyunca veri toplamıştır. Mevcut araştırma verilerini görüşmeler, gözlemler ve dokümanlar oluşturmaktadır. Toplanan veriler nitel veri analizi yöntemlerinden içerik analizi kullanılarak incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre; katılımcı üç öğretmenin, kültürel çeşitliliği farklı düzeylerde algıladıkları görülmüştür. Özellikle etnik çeşitliliğin nispeten yeni bir olgu olduğu okullarda çalışan öğretmenlerin sınıflarında değişen demografik özelliklerin farkında olmadıkları ve kültürel çeşitliliğe yönelik sınırlı bakış açısına sahip oldukları anlaşılmıştır. Bunun yanı sıra, öğretmenlerin kültürel çeşitliliğe yönelik bakış açısı ile sınıf içi uygulamaları arasında güçlü bir ilişki olduğu görülmüştür. Son olarak, katılımcı öğretmenlerin aile geçmişleri ve akademik geçmişlerinin sınıftaki çeşitliliği etkili bir şekilde kabul etme ve destekleme yetenekleri üzerinde önemli bir rolü olduğu anlaşılmıştır.
An ethnographic study on the notion of martyrdom in Turkey reflected on the commemorations of the Gallipoli campaign, WWI
This research suggests to analyze the concept of martyrdom in case of the Gallipoli Campaign and its contemporary commemorations within the unique context of Turkish cultural history constructed and reshaped in the historical, religious, political and cultural processes that the Turkish society has been going through. Having such strong cultural, political and religious connotations in Turkish society, the Gallipoli Campaign and commemorations are vulnerable to interventions and manipulations of various power groups. Growing its roots in the scripts of Qur'an and hadiths, the concept of martyrdom is located at the sacred space of the modern state of Turkey. This study also tries to explore how an element of religious concept prevails in contemporary national discourses and unite millions of people coming from different national, religious, professional and cultural backgrounds and bring them to this open-air cemetery to cry and pray together. The land was discussed as a site of remembrance, the battle as a rite of passage, the visitors as the actors of remembrance, the notion of martyrdom as the unifying cement and the commemorations as ritual of reaffirming contesting identities in the holistic perspective of Cultural Anthropology with its data gathering methods of direct observation and in-depth interviews with 27 participants who were selected among the families whose family members fought at Gallipoli and having visited the peninsula. It is found that the notion of martyrdom is a multi-layered phenomenon and commemorations will continue to be a simulation platform for the power groups to sanctify their authority. Key words: Gallipoli, Dardanelles, commemorations, martyrdom, Turkey, memorial, ethnography, collective memory, WWI.