Etnografya
55 theses under this subject heading
Heterotopik destinasyonlarda varoluşsal hisler: Olympos'ta etnografik bir araştırma
Turizm, mekanlar ve insanlar ile üretilen, onlar arasındaki ilişkiye dayanan bir kavramdır. İnsanların gündelik yaşamlarından ayrı kaldıkları zaman dilimlerini içeren tatiller, seyahatler ve geziler; insan sosyolojisi ve psikolojisi bağlamında anlaşılması, farklı bakış açılarıyla yaklaşılması gereken olgulardır. Destinasyonların mekânsal pratiklerinin anlaşılması da oldukça önemlidir. Çünkü turizm destinasyonları insanların yaşadıkları yerlerden farklı pratiklere sahiplerdir. Farklı pratiklere sahip mekanlara dair teorilerden biri de Foucault (1986)'nun heterotopya teorisidir. Aslında turizm mekanlarının hepsi heterotopya bağlamı içerisinde konumlandırılabilecek özelliklere sahiptir. Çünkü alternatif düzenlemelere ve onları hem girilebilir hem izole kılan bir giriş çıkış sistemine sahip heterotopyalar, ütopyaların aksine gerçek yerlerdir ve aynı anda birden fazla uyumsuz mekanı bir araya getirebilmektedir. Bu anlamda heterotopya kavramının anlaşılması ve turist-çalışan-bölge sakini ekseninde değerlendirilmesi destinasyonlara farklı bir gözle bakılmasını sağlamaktadır. Hisler ve özellikle varoluşsal hisler (Ratcliffe, 2008) turizm disiplini içerisinde çok fazla ele alınmamış bir konudur. Duygular veya etkiler çalışılmış olsa da varoluşçuluk felsefesinin benimsendiği turizm araştırmalarında genellikle otantiklik kavramı incelenmiştir. Turizm psikolojisi bağlamında varoluşsal hislerin anlaşılması turist davranışlarının öğrenilmesine katkı sağlayacaktır. Hisler ve mekanlar arasındaki ilişkinin önemi ise destinasyonların insanlarla yani turistler, çalışanlar ve yerliler ile sakinlerle birlikte var olmasıdır. Bu bağlamda bu tez çalışmasının amacı heterotopik destinasyonlarda yaşayanlar, ziyaretçiler ve çalışanlar tarafından deneyimlenen varoluşsal hislerin keşfedilmesidir. Bu amaç doğrultusunda, Antalya'da bulunan Olympos destinasyonu heterotopya olarak incelenmiş; orada yaşayan, çalışan ve orayı ziyaret edenlerin varoluşsal hisleri araştırılmıştır. Bu çalışmada nitel bir yaklaşım benimsenmiş; verilerin toplanması için etnografik yöntemler kullanılmıştır. Olympos'ta alan çalışması yirmi gün sürmüş; bu süre içerisinde katılımcı gözlem ve derinlemesine görüşme teknikleriyle veri toplanmıştır. Alanda toplanan verilerin geçerlik ve güvenirliğini sağlamak amacıyla netnografik araştırma da eklenmiş ve çevrimiçi seyahat yorum siteleri, seyahat blogları ve sözlük forumlarında yer alan Olympos ile ilgili yorumlar incelenmiştir. Toplanan veriler analiz edildikten sonra ortaya çıkan temalar doğrultusunda Olympos'un heterotopik özellikleri ve bireylerin varoluşsal hisleri ortaya konmuştur. Çalışma sonucunda Olympos'un, Foucault (1986) tarafından belirlenen altı ilkenin tümüne uyan özelliklere sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Olympos eşikte bir mekan olarak insanlar için bir kaçış yeri sunmakta; farklı mekanları bir araya getirmesiyle tiyatro benzeri bir sahne oluşturmakta; zıtlıkları, kodları ve kuralları ile alternatif düzen oluşturarak kendisini izole kılmakta ve diğer deniz-güneş-kum ve kültür/tarih destinasyonlarından kendisini ayırmakta; geçmişten gelen ve yabancı sırt çantalı turistlerin getirdiği hippi ruhuyla, hem ziyaretçilere hem sakinlerine sunduğu özgürlük ve rahatlıkla ön plana çıkan yaşam tarzıyla insanlara heterotopik bir deneyim sunmaktadır. Bu tür karmaşık bir deneyim içerisinde katılımcıların bu heterotopik mekanda deneyimlediği varoluşsal hisler; doğa-beden, mekan-beden ve kişiler arası ilişkiler doğrultusunda ortaya konmuştur. Doğa veya mekan bu noktada hislerin yönlendirildiği belirli nesneler olarak görülmemeli; bedensel hislerin anlaşılması için belirlenen temalar olarak görülmelidir. Ziyaretçilerin, yaşayanların veya çalışanların Olympos'ta deneyimlediği doğa ve mekan aracılı varoluşsal hisler doğanın bir parçası olma, doğaya ait hissetme, huzurlu hissetme, şifa bulmuş hissetme; huşu, farklı bir zamanda gibi hissetme, sonsuzluk hissi, hayal gücü ve dünyayı yeniden keşfetme hissi, ölümlülük ve yuvada hissetme olarak bulunmuştur. İnsanlar arası ilişkiler içerisinde hissedilenler ise hemhal olma, ruhların sevişmesi, topluluk hissi ve aşk temaları altında toplanmıştır. Sonuç olarak tüm bu hisler bireyin varoluşsal özgürlük hissetmesine, öz farkındalık geliştirmesine, düşünce ve davranışlarında kısa veya uzun süreli değişimlere ve eşikte anlarda da olsa otantik benlik hissine neden olmuştur. Bu tez çalışmasının turizm disiplinine farklı bir bakış açısı kazandırması beklenmektedir.
Okuma kültürünün edindirilmesinde okulun rolü
Bu araştırmanın amacı ilkokul döneminde okuma kültürünün edindirilmesinde okul bileşenlerinin nasıl bir rolü olduğunun belirlenmesidir. Bu doğrultuda okulun bileşenleri; okulun fiziki şartları, sınıf öğretmenleri, okul yöneticileri ve rehber öğretmen olarak ele alınmıştır. Çalışma nitel araştırma modellerinden etnografik durum çalışması yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Öncelikle araştırma amacına uygun olarak araştırmanın yürütüldüğü okul belirlenmiştir. Araştırma 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Bursa'nın Osmangazi ilçesindeki bir ilkokulda yürütülmüştür. Bu okulda çalışan okul yöneticileri, rehber öğretmen ve sınıf öğretmenleri bu çalışmanın doğal katılımcılarıdır. Araştırma verileri, belirlenen araştırma takvimine göre okulda uzun süreli gözlem ve katılımcılarla yapılan görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizi görüşme ve gözlem notlarından elde edilen kod ve temaların sürekli karşılaştırılması yoluyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre ilkokul döneminde okulda okuma kültürünü destekleyen en güçlü faktör sınıf öğretmenleridir. Öğretmenlerin okumaya yönelik inançları öğrenci merkezli ve içerik merkezli olmak üzere iki başlık altında ele alınmış ancak bazı öğretmenlerin okumaya yönelik inançlarının yönü tespit edilememiştir. Öğretmenlerin okumaya yönelik inançlarının okuma uygulamalarına yansıdığı belirlenmiştir. Bu uygulama farklılıklarının ilkokul öğrencilerin okuma isteği ve motivasyonlarını olumlu ya da olumsuz olarak etkilediği gözlemlenmiştir. Bu araştırmada öğrenci merkezli okuma inancında olan öğretmenlerden biri, yaptığı okuma uygulamalarıyla ve öğrenciler üzerindeki etkisiyle diğer öğretmenlere göre pozitif anlamda ön plana çıkmıştır. Bu öğretmenin sınıfında gerçekleştirdiği okuma uygulamalarına öğrencilerin aktif olarak katıldığı ve bu uygulamaların öğrencileri eleştirel okuryazarlık boyutuna taşıdığı saptanmıştır. Araştırmanın yürütüldüğü okulda görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenlerle yapılan görüşmeler, fiziki yetersizlikler nedeniyle okulun sürekli faaliyet gösteren bir okul kütüphanesi bulunmadığını göstermektedir. Ayrıca eğitim-öğretim yılı boyunca okul kütüphanesi, kilitli olması nedeniyle işlevsel olarak hizmet verememiştir. Bunun yanı sıra kütüphanedeki kitapların tasnifinin, listesinin yapılmaması, kütüphane görevlisinin bulunmaması gibi nedenlerle öğrencilerin kütüphaneden kitap almalarını teşvik edecek unsurların olmamasının da kütüphanenin işlevselliğini azalttığı belirlenmiştir. Diğer taraftan rehber öğretmenin kişisel çabayla odasında oluşturduğu alternatif okuma mekânı çocuklara sürekli açık olmasıyla kütüphaneden daha işlevsel bir ortam sağlamıştır. Araştırma sonuçlarına göre okul yöneticilerinin okuma kültürünün edindirilmesinde dolaylı yoldan etkilerinin olması nedeniyle tüm okulu kapsayan ortak bir okuma kültürü ortamı sağlanamamıştır. Ayrıca okul kütüphanesi okuma kültürünün edindirilmesinde okulun fiziki olanakları açısından önemli bir bileşen olabilecekken kütüphanenin işlevsel olarak hizmet verememesi bu durumu engellemiştir. Okul bileşenleri içerisinde sadece sınıf öğretmenlerinin okumaya yönelik inançları ve uygulamalarının öğrencilerin karşılaştıkları okuma durumlarını doğrudan etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları doğrultusunda okulun okuma kültürünün edindirilmesindeki rolünün iyileştirilebilmesi için politika yapıcılara, okul yöneticilerine, öğretmenlere ve araştırmacılara yönelik birtakım öneriler getirilmiştir.
Okul öncesinde okul, sınıf ve akran kültürüne etnografik bakış
Bu araştırma, okulöncesinde okul, sınıf ve akran kültürünün betimlenmesi ve bu kültürler arası etkileşim ve iletişimin nasıl olduğunun anlaşılması amacıyla yapılmış nitel bir çalışmadır. Araştırma Kahramanmaraş merkez ilinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız bir anaokulunda 20 öğrenci, öğretmen, stajyer ve okul personelinden (idari, temizlikten ve yemekten sorumlu) oluşan çalışma grubuyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada etnografik yaklaşım tercih edilerek kültürler gözlenmiştir. Bu süreç boyunca araştırmacı okul içerisinde katılımcı gözlemci olarak verilerini gözlem, görüşme, doküman analizi ve araştırmacı günlüğünü kullanarak toplamıştır.Elde edilen nitel verilerin analizinde betimsel ve içerik analizi kullanılmıştır. Betimsel analizde toplanan veriler bütünsel bir şekilde ortaya konulurken, içerik analizinde ham veriler sistematik kodlama işlemine tabi tutulmuştur.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre okul kültürü, okulun fiziksel ve sosyal özelliklerinden oluşarak içerisinde gizli ve farklı kültürler barındırmaktadır. Sınıf kültürü ise sınıfın fiziksel özelliklerinden şeklini alırken, öğretmen ve öğretmenin sınıf içindeki uygulamaları da kültürün şekillenmesideki diğer öğelerdendir. Akran kültüründe, çocukların birbiriyle olan ilişkileri kültürün çekirdek kısmında bulunmakta ve özellikle erkek çocukların tercih ettikleri spiderman, ben ten, savaş oyunları bu kültürün doğasını oluşturmaktadır. Bu üç kültürün birbiriyle olan etkileşiminde okul kültürünün sınıf kültürünü şekillendirdiği, bu şekillenme sonucu oluşan sınıf kültürünün biçiminin ise akran kültürünün oluşumuna yön verdiği ve sınıf kültürü ile akran kültürünün çatıştığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Okulöncesi, Okul Kültürü, Sınıf Kültürü, Akran Kültürü
Etnografya müzelerinde sergileme ve teşhirin hikayesi :Ankara, Çankırı, Eskişehir, Yozgat Etnografya müzeleri örneği ile
Bu çalışma kapsamında etnografya ve müze kelimelerinin tanımı yapılmış, müzeciliğin kökeni, tarihsel gelişimi, Avrupa?da müzecilik anlayışı ve Türk müzecilik anlayışı (Osmanlı dönemi ve Türkiye Cumhuriyeti) açıklanmıştır. Çalışma kapsamında ele alınan Ankara, Çankırı, Eskişehir ve Yozgat Etnografya Müzeleri ?etnografya? ve ?müze? kavramları dâhilinde ve İç Anadolu Bölgesi Türk kültürü kompozisyonu çerçevesinde çalışılmıştır. Ankara, Çankırı, Eskişehir ve Yozgat Etnografya Müzelerinin durumları ve sergileme yöntemleri tartışılarak ziyaretçi üzerinde hikâye belleği oluşturma konusuna dikkat çekilmiştir. Ayrıca ulusal kalıt ve imge yönetimine değinilerek kültürün tanıtımı ve pazarlanması durumu gündeme getirilmiştir. Günümüz modern müzecilik yaklaşımları doğrultusunda Ankara, Çankırı, Eskişehir ve Yozgat Etnografya Müzeleri örneğinden yola çıkarak Türkiye?deki etnografya müzelerinin durumları değerlendirilmiştir. Anahtar Kelime: Müze, Etnografya, Hikâye Belleği Oluşturma, Kültür Oluşumları
Göçün etnografisi: Çok mevkili etnografi yöntemiyle göçmeni anlamak
Bu çalışma İranlı, Iraklı ve Suriyeli göçmenlerin küresel ve yerel bağlamlarlarda uluslararası düzensiz göç sürecini nasıl deneyimlediklerini ve göçmen olma deneyiminin ne anlama geldiğini çok mevkili etnografi yöntemiyle açığa çıkarmak amacını taşımaktadır. Günümüzde, uluslararası göçün bağlamı değişerek, göçmenlik kategorisi homojen ve doğrusal değil, heterojen ve dağınık olan olarak gerçekleşmektedir. Bu çalışma ise göçe neden olan yapısal koşulları ve göçmen kategorileri arasındaki kopmaları, kesintileri ve birliktelikleri ilişkisel ve yorumsayıcı bir perspektiften ele almaktadır. Araştırmada 3 mevki için veri toplanmıştır, Ortadoğu'dan Avrupa'ya doğru düzensiz göç güzergâhları ve yöntemleri incelenmiştir. Bunlar göçmenlerin yaşam öyküsü olmuş, incelenen alan tarihselleştrilmiş ve öz-düşünümsel bir tavırla da göçmeni anlamak tezin temel hedefi olmuştur. İncelenen üç mevkide "Ortadoğu (İran, Irak, Suriye), Türkiye (Gaziantep), ve Avrupa (İsviçre, Norveç, Almanya)" 26 göçmenle yüz yüze ya da Skype-WhatsAap aracılığıyla derinlemesine görüşme yapılmıştır. Özellikle her bir göçmenin biricik olduğu savından hareketle göçmen katagorilerinin heterojenliği açığa çıkarılmaya çalışılmıştır. Göçün etnografisi şunu göstermiştir: Devletlerin göçü engelleyici güvenlik politikalarının göçmenlerin mevkiler arasındaki dolaşımını hem kısıtlayan hem de hızlandıran bir unsur olarak açığa çıkmıştır. Göçmenlerin çatlaklardan sızarak devletlerin göçe ilişkin güvenlik politikaları karşısında bitmek bilmeyen bir mücadele gösterdikleri görülmüştür.
Ankara Etnografya Müzesinde bulunan Kur' an-ı Kerim' in incelenmesi
Araştırmada, yazma sanatlarımız içerisinde yer alan Kur? an-ı Kerim süslemeleri ile ilgili yapılmış yayınların sınırlı olduğu problem olarak görülmüş, geleneksel sanatlarımız ile ilgilenen bireylere kaynak oluşturmak için örneklem grubuna alınan Kur? an-ı Kerim?in süsleme özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, Ankara Etnografya Müzesinde bulunan Kur? an-ıKerimler oluşturmuş, örneklem olarak ise müzede bulunan 10039 envanter numaralıKur? an-ı Kerimden yararlanılmıştır. Araştırmada, Türk süsleme sanatlarının tasarım ilkelerini, dönemini, kullanım alanlarını ve uygulamalarını ortaya çıkarmak için tarama modelinde bir betimleyici araştırma yöntemi kullanılmış ve örneklem grubuna alınan Kur? an-ı Kerimin detaylı olarak incelenebilmesi için, Kur? an-ı Kerim içerisinde yer alan süslemeler fotoğraflanarak arşivlenmiş ve bilgi formları ile desteklenmiştir. Elde edilen verilerden yararlanarak dönem özellikleri düzenle bir sırayla aktarılmaya çalışılmıştır. Araştırma kapsamında Ankara ve Türkiye?nin diğer belirli illerinde bulunan kütüphane ve internetten yararlanılmıştır. Araştırmada özetle aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır. Örnekleme alınan Kur? an-ıKerimde yer alan süsleme unsurlarının dönemin özelliklerini taşıdıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Örnekleme alınan Kur? an-ı Kerimde yer alan tezhip süslemelerinin birebir çizimleri yapılmıştır. Kur? an-ı Kerim?in yazı, cilt, kompozisyon, renk ve motif özellikleri belirlenmiştir. Bu eserde, doğada bulunan hayvanların gaga, kanat ve ayaklarının üsluplaştırılarak tanınmaz hale getirilmiş rumi motiflerinden oluştuğu görülmüştür. Ayrıca eserin genel yapısında simetrik kompozisyonların bulunduğu ve dönemin klasik vrenklerinin hakim olduğu belirlenmiştir. Cildinin ise eserin kendi dönemine ait olmadığı, tamir gördüğü dönem içerisinde yenilendiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kur an-ı Kerim, tezhip, hüsn-i hat, rumi, el yazması eserler
İzmir Etnografya Müzesi teşhirinde bulunan ahşap baskı kalıpların incelenmesi
Araştırmanın amacı, İzmir Etnografya Müzesi teşhirinde bulunan ahşap baskı kalıpların üretiminde kullanılan malzemeler, bezeme türleri, kalıp çeşitleri ve kompozisyon özelliklerinin envanter bilgi formlarından erişilen bilgiler doğrultusunda çizimleriyle birlikte incelenmesidir. Araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Bu tarama modelinin tanımına göre; araştırmaya konu olan nesnelerin var olduğu şekliyle, hiçbir değiştirme ve etkileme çabası gösterilmeden araştırılmasıdır. İzmir Etnografya Müzesi?nde bulunan ahşap baskı kalıplar, bu araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. İzmir Etnografya Müzesi teşhirinde bulunan 127 adet ahşap baskı kalıp örneklem olarak alınmıştır. Araştırmada verilerin toplanması amacıyla, her bir ahşap kalıba ilişkin bilgi formu (künye) hazırlanmıştır. Bilgi formları, müzede ulaşılan envanter bilgileri ve araştırmanın alt amaçlarına uygun olarak düzenlenmiştir. Bilgi formlarından elde edilen bulgular, frekans(f) ve yüzde dağılımları(%) ile tablolaştırılarak yorumlanmış, öneriler sunulmuştur. Araştırma sonucunda, İzmir Etnografya Müzesi?nde teşhir edilen ahşap baskı kalıplarda, çoğunlukla bitkisel motiflerin yer aldığı, işlevselliklerine göre sınıflandırıldığında ise kontur kalıbı olarak kullanıldıkları görülmüştür. Bilgi formlarından elde edilen verilere göre, kalıpların bağış ve satın alma yoluyla müze envanterine girdiği, ıhlamur ağacından üretildiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ahşap Kalıp, Doğal Boyacılık, Yazmacılık, İzmir Etnografya Müzesi.
Dijital medya çerçevesinde Podcast yayıncılığı ve yapımcılığı üzerine etnografik alan araştırması: Podcast ağı Podfresh örneği
Bu tezde podcast yayıncılığının tarihsel gelişimi, Türkiye'deki podcast yayıncılığı ve yapımcılığının ekosistemi, medya ve reklam ilişkileri podcast ajansı örneği ile incelenmiştir. Çalışmada podcast ajansının ağ yapılanması, medya ilişkileri, örgütlenme şekli, eğitim çalışmaları, yayıncı ilişkileri ve ağ ekosistemi ele alınmıştır. Podcast medya ve reklam ajansının Türkiye'deki podcast mecrasına etkisi, çalışmanın temel çıkış noktasını oluşturmaktadır. Tezin amacı; Türkiye'de gelişen podcast ağ yapısını ve ekonomisini tanımlamak, reklam ve medya ajansının podcast üretim- medya ve reklam bağlantılarını ortaya koyabilmektir. Bu noktalardan hareketle Türkiye'deki ilk podcast medya ve reklam ajansı Podfresh'in detaylı olarak bir analizi yapılmıştır. Bu bağlamda ajansın çalışma dinamikleri, grup ilişkileri, medya iş birlikleri, podcast üretim ilişkileri, eğitim ve reklam faaliyetlerine dair ajans kurucuları ve çalışanlarıyla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Podfresh reklam ve medya ajansında gerçekleştirilen gözlem ve temin edilen alan notları ışığında veriler elde edilmiştir. Çalışmanın sonucuna göre podcast ekosisteminin gelişmesinde podcast medya ajansları etkili rol oynamaktadır.
Ankara Etnografya Müzesinde bulunan mezar taşlarındaki süslemeler
Bu tez çalışmasında Selçuklu, Osmanlı ve Karakoyunlu Dönemlerine ait olan Ankara Etnografya Müzesinde bulunan 21 adet mezar taşı örneği form, süsleme, dönem özellikleri bakımından incelenmiştir.Öncelikle literatür taraması yapılarak söz konusu taşlarla ilgili yazılan kaynaklar araştırılmıştır. Kavramsal çerçevede bu dağınık olan bilgiler toplanmış birbiriyle karşılaştırılmış ve hepsi bu tezde birleştirilmiştir. Taşların kitabelerinde tarih olanlar, okutularak tarih tablosu hazırlanmış ve kendi dönemleri içerisinde değerlendirilmiştir. Ankara Etnografya Müzesinde yer alan mezar taşlarının süsleme özellikleri açısından da dönemlerinin güzel örneklerinden olduğu görülmüştür.Tezimizin asıl amacı olan Müze bünyesinde bulunan taşların fotoğraf, ölçüm ve çizim yoluyla belgelenmesi yapılmış süsleme tekniği, form ve kompozisyon özellikleri belirlenmiştir. Taşlarda kullanılan, bezeme, öğeleri tablolar halinde verilmiş, bunun dışında taşların günümüzdeki durumlarının da tespitleri yapılmıştır.Günümüze kadar geçen sürede taşlarda deformeler olduğu bunların da bazılarının açık hava şartlarından bazılarının da insan hatası ile oluştuğu gözlenmiştir.
Konya Etnografya Müzesinde bulunan Ladik halıları ve görsel çözümlemeleri
Konya Müzesi, 1901 yılında Müze-i Hümâyun'un Konya şubesi olarak kurulmuştur ve 1927'de Mevlânâ Müzesi'ne çevrilmiştir. Daha sonra bu müzeden ve Mevlânâ Dergâhı'ndan getirilen etnografik eşyalar birleştirilerek, 6 Aralık 1975'te Konya Etnografya Müzesi adıyla Meram semti Sâhibata Caddesi üzerinde bulunan iki katlı betonarme bir yapıda ziyarete açılmıştır. Müzede 6000'in üze¬rinde eser bulunmaktadır. Halılar mü¬zenin en fazla dikkat çeken eserlerindendir. Bu halıların başında Beyşehir Eşrefoğlu Camii'nden gelen XIII. yüzyıl yıldızlı halı parçası, yine aynı camiden gelen bir XV. yüzyıl ha¬lısı ile bazı Kula, Lâdik, Karapınar ve Gördes halıları gelir.Müze'de bulunan bu halıların çoğu hakkında akademik bir çalışma yapılmamıştır. Halılar hakkında bütün bilinen, envanter defterlerinde bulunan hangi devre ait olduğu, nereden ve ne zaman müzeye geldiği gibi bilgiler bulunmaktadır. Ancak bu bilgiler yetersizdir. Günümüze kalan bu halıların hangi malzemeyle ve ne şekilde yapıldığını anlamak için akademik boyutta ciddi bir çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bunların yanı sıra bu çalışma, halılarda kullanılan renklerin motifler üstünde ve halı genelindeki dağılımları, kullanılan motiflerin genel özellikleri, uyulan kompozisyon şeklileri hakkında daha net bilgilere ulaşmayı hedeflemektedir.Bütün bunlar dikkate alınarak seçilen ?Konya Etnografya Müzesinde Bulunan Ladik Halıları ve Görsel Çözümlemeler? adlı tez çalışmasında 25 adet halı teknik, hammadde ve tasarım özellikleri bakımından incelenip değerlendirilmiştir.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1-Lâdik Halısı 2-Halı 3-Türk halısı 4-Konya Etnografya Müzesi 5- Orta Anadolu Halıları
Konya Etnografya Müzesi'nde bulunan ''Küçük Muhsine'' halılarının incelenmesi
Konya Etnografya Müzesi, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından 1975 yılında hizmete açılmıştır.Müze; bodrum üzerine zemin ve birinci kat olmak üzere üç katlı betonarme bir yapıda hizmet ver¬mektedir. Zemin katta Dr. Mehmet ÖNDER konferans salonu, müze teşhir salonu ve bodrum katta halıların sergilendiği bölüm yer almaktadır. Birinci katta idari hizmet büroları ve eser depoları bulunmaktadır.Sergilenen eserler arasında, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait halı parçaları ile Anadolu'nun değişik halı merkezlerinde dokunmuş örnekler bulunmaktadır. Bunlar arasında Beyşehir Eşrefoğlu Camii'nde bulunan Selçuklu halıları ile Konya Alaeddin Cami, Selimiye Camii ve Konya Mevlana Dergahı'ndan müzeye kazandırılan halılar en önemli örneklerdendir. Sergilenen halılar arasında Karapınar, Sille, Ladik, Küçük Muhsine, Kavak, Karaman, Derbent halıları ile Uşak, Kula, Gördes, Mucur, Bergama gibi önemli halı merkezlerinin örnekleri de yer almaktadır. Bunların dışında müze teşhir salonunda Refet Yardımcı ve Kenan Özbel'in etnografik eser koleksiyonu sergilenmektedir.?Konya Etnografya Müzesi'nde Bulunan Küçük Muhsine Halılarının İncelenmesi? adlı tez çalışması kapsamında 27 adet Küçük Muhsine halısı incelenmiştir. Kaynaklarda Küçük Muhsine köyü 13. yüzyıl Anadolu Selçukluları dönemine tarihlendirilmektedir. Köyün tarihi geçmişinde halı dokumacılığının olduğu bilinmektedir. İncelenen tez kapsamında Küçük Muhsine halılarının, kalite, boyut, düğüm türü, kullanılan malzeme gibi teknik özellikleri ile motif ve kompozisyonları incelenmiştir.Türkçe Anahtar Kelimeler:1-Küçük Muhsine Halısı 2-Halı 3-Türk halısı 4-Konya etnografya Müzesi
Bir polifonik etnografi denemesi: Dört kadın, dört oluş
İnsanlık tarihi boyunca yaratıcılık ile ilgili süreçler, yaratıcılığın motivasyon kaynakları, yaratıcılığı nelerin tetiklediği, insanların neden yaratıcı olmak istedikleri gibi sorular merak konusu olmuştur. Yaratıcılığın tanımlarına bakıldığında ise konu ile ilgili düşünen filozofların, bilim insanlarının, psikologların, sanatçıların ortak, tek bir tanım yapmak yerine yaratıcılığı çok çeşitli tanımlarla açıkladıkları görülmektedir. Bu durum yaratıcılık kavramını açıklarken farklı kuram ve modellerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu nedenle tez yazım sürecinde yöntem olarak tek bir yönteme ya da kurama bağlı kalmanın mümkün olmadığı göz önüne alınarak nitel araştırma yönteminin bu tez için uygun olduğu görülmüştür. Bu tez de Türkiye'nin farklı şehirlerine bağlı köylerde yaşayan ve hayatın kendilerine sunduğu sınırlı yaşam tarzını reddeden, yaşadıkları toplumun kendilerine dayattığı kalıpları yıkarak yaratıcılığı yaşamlarının bir parçası haline getirmekle kalmayıp bir özne olarak kendi değerini bilen dört kadının yaratıcılık serüveni üzerinden yaratıcılık kavramı ele alınmıştır. Bu aşamada kadınların yaratıcılık süreçlerini daha doğal ve özgürce anlatabilmeleri adına onlara kısaca kamera çekim teknikleri ve kamera kullanımı anlatılmış ve otoetnografik bir damardan kendilerinin yaratıcılık süreçlerini anlatan çekimler yapmaları istenmiştir. Araştırmacının da çekim sürecine dâhil olması ile bir polifonik etnografik film ortaya çıkmıştır. Bu film ve kadınlarla yapılan görüşmeler ışığında kadınların yaratım süreçleri mevcut yaratıcılık kuramları ile değerlendirilmiş ve kuramlarla özdeşlikleri ya da farklılıkları olup olmadığı incelenerek yaratıcılık süreci derinlikli bir biçimde anlamaya çalışılmıştır.
Etnograf ve fotoğrafçılara yönelik bir etnografi çalışması: Hacı Bektaş Veli etkinliklerinin foto-etnografisi
Araştırmada, etnografi ve fotoğraf ilişkisi çerçevesinde, fotoğrafçı ve etnografın fotoğrafı, sosyal bilimler araştırmalarında veri olarak nasıl kullandığı, etnografik nitelikli fotoğrafın hangi yöntemlerle çekildiği ortaya konmuştur. Alanyazın bölümünde araştırmaya temel oluşturan kuramcıların düşüncelerine yer verilerek, kuramsal bir arkaplan oluşturulmaya çalışılmıştır. Etnografi ve fotoğraf ilişkisi örnekleriyle açıklanmış, görsel etnografi, foto etnografi ve etnografik fotoğrafın tanımı yapılmıştır. Etnografik fotoğrafın araştırmalarda kullanımına yönelik örnekler verilmiş, fotografik uyarım, düşünümsel fotoğraf, yeniden fotoğraflama, fotoifade, görsel anlatı ve vernakular fotoğraf gibi yöntemler literatüre kazandırılmıştır.Araştırmanın uygulama bölümünde etnografi ve fotoğrafçılardan oluşan katılımcıların, Alevilerin her yıl düzenledikleri Hacı Bektaş Veli Törenleri ile ilgili bir foto-etnografi çalışması yapmaları sağlanmıştır. Bu araştırma süresince araştırmacı da etnograflar ve fotoğrafçıları alanda gözlemleyerek onlar üzerine bir etnografi çalışması gerçekleştirmiştir. Böylelikle katılımcıların yaptıkları etnografinin de etnografisi gerçekleştirilerek, iki farklı sosyal bilimler alanından gelen etnograf ile fotoğrafçı arasındaki benzerlikleri ve farklılıklar belirlenmiştir. Araştırmada etnografi ve foto-etnografi yöntemleri ile katılımcı günlüğü, araştırmacı günlüğü, derinlemesine görüşme, fotografik uyarım gibi veri toplama araçlarından faydalanılmıştır. Analiz sonucunda fotoğrafçı ve etnografların mesleki pratiklerinde ortaklıklar ve farklılıklar bulunmuştur. Mesleki, cinsiyet, ideolojik, dini kimliklerinin bakış açılarını etkilediği ve alana yansıdığı tespit edilmiştir. Fotoğrafın sosyal bilimlerde veri olarak değeri ortaya konularak, katılımcıların alanda geliştirdikleri yöntemler de tartışılmıştır. Mesleki pratikleri, alanda karşılaşılan zorluklar, alanda gerekli durumlar, fotoğraf çekme ve diğer veri toplama araçlarını kullanma deneyimleri, kaynak kişilerle iletişimleri, fotoğrafın ve etnografinin tanımları gibi temel bulgular ortaya konulmuştur. Etnografların fotoğraf çekmeye, fotoğrafçıların da etnografi yapmaya olan yatkınları tespit edilmiştir. Böylelikle gerek fotoğrafçılara gerekse etnograflara yol gösterebilecek temel bilgiler araştırma sonunda sıralanmıştır.Katılımcıların alanda çektikleri fotoğraflar da analiz edilmiş, analiz sürecinde fotoğraf çekim süreci, fotoğrafın kendisi ve izleyicinin yorumundan oluşan üçlü sac ayağının önemi bir kez daha vurgulanmıştır. Katılımcıların çektikleri fotoğraflara, farklı disiplinlerden gelişleri, kimlikleri, etnografiye ve fotoğrafa bakışları, alanla ilgili düşünceleri yansımıştır. Katılımcılardan elde edilen veriler ışığında, söylenmesi gereken en temel vurgu etnografik bilgiyi aktaran görsel metin olarak fotoğraflar etnografik veri niteliğindedirler ve sosyal bilimlerin her alanında kullanılmalıdırlar. Burada önemli olan nokta ise araştırma tasarımında fotoğrafın görsel günlük mü ya da görsel kayıt olarak mı tanımlanacağıdır. Yapılan çalışmada fotoğraf görsel günlük olarak tanımlanmış ve düşünümsellik kavramı ön plana çıkmıştır
Örgütlerde kadınlara yönelik etik-dışı davranışlar: Feminist etik bakış açısıyla etnografik bir inceleme
Bu çalışma, çalışma yaşamında kadına yönelik etik-dışı davranışları kadın bakış açısı taşıdığı düşünülen feminist etik temelinde oluşturulmuştur. Çalışma yaşamında kadına yönelik etik-dışı davranışlar, çalışma yaşamının gerçeklerine ve içinde yaşanılan toplumun yapısı ve kültürüne bağlı değerlendirilmiş ve bu nedenle araştırma için etnografiye dayalı alan araştırması yöntemi seçilmiştir.Alan araştırması sonucunda, kadınların erkek egemen yapı ve toplumsal cinsiyet uzantılarına bağlı olarak temellendirilen kadınlık rollerine uygun hareket ettikleri ve bu durumu içselleştirdikleri görülmüştür. Kadınların ayrımcılık (bir anlamda etik-dışı davranış) yaşadıkları ifade edilen ve alan yazında tartışılan kadın ve erkek işi ayrımı, psikolojik ve cinsel taciz, cam tavan, ücret eşitsizliği ve ödüllendirmedeki eşitsizlik gibi konuların toplum yapısını oluşturan kültür, din ve aile ile bağdaşık yapılandığı belirtilebilmektedir. Aynı zamanda örgüt içerisindeki yönetim yapısının ve informel ilişkilerin, kadınların çalışma yaşamında karşılaştıkları ya da benimsedikleri etik-dışı davranışları desteklediği görülmüştür. Birbirleriyle bütünleşik olan bu konular, kadınların toplum tarafından biçimlendirilen şekilde hareket etmelerini sağlamıştır. Kendilerine yönelik haksızlıkları içselleştirdikleri ve benimsedikleri gözlemlenmiştir. Bu durum, farklı cinsiyetlerin birbirlerine ve hemcinslerine yönelik algılarını da etkileyerek, cinsiyet ayrımını körüklediği söylenebilmektedir.Anahtar kelimeler: Kadın, etik-dışı davranış, feminist etik, etnografi, alan araştırması.
Türkiye'deki bir geçici barınma merkezinde Suriyeli çocukların yaşamı: İlkokul eğitimi üzerine etnografik bir çalışma
Bu araştırma, Suriye'deki savaş ortamından kaçarak Türkiye'ye sığınan ilkokul çağındaki çocukların geçici barınma merkezindeki yaşam ve eğitim deneyimlerini etnografik bakış açısı ile betimlemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, etnografik araştırma deseni ile yürütülmüştür. Araştırmanın katılımcıları, Hatay ili Altınözü ilçesinde geçici barınma merkezinde konaklayan ve 2018-2019 öğretim yılında geçici eğitim merkezinde eğitim alan dördüncü sınıf öğrencileri, öğretmenleri, velileri ve yakın sosyal çevresinden oluşmaktadır. Çocukların geçici barınma merkezindeki yaşam ve eğitim deneyimlerini betimleyen veriler, Şubat 2019-Kasım 2019 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında gözlem, görüşme, saha notu, araştırmacı günlüğü ve etnografik fotoğraf kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde içerik analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda, geçici barınma merkezinde günlük yaşamın doğası, çocukların yaşam ve eğitim deneyimleri etnografik bakış açısı ile betimlenmiştir. Araştırma; geçici koruma kapsamındaki çocuklarla daha çok etnografik araştırma yürütülerek onların yaşam öykülerinin ve yerli bakış açılarının betimlenmesini, çokkültürlü eğitim politikalarının benimsenmesini, yabancılara Türkçe öğretimine yönelik hizmet içi eğitimlerin düzenlenmesini önermektedir.
Türkiye'de hastane çevirmenlerinin rolünün (Ortak) inşası: Üçlü görüşmelerde etkileşimsel dinamikler
It is undisputable that there is a growing need for interpreters due to the increasing global mobility between countries. In this respect, Turkey is no different, as an important destination for vacation and, increasingly, for healthcare services as well. Against this background, this study seeks to analyze the ways in which the role of interpreters both shapes and is shaped by triadic interactions in healthcare settings in Turkey. More specifically, recognizing the phenomenon of healthcare interpreting as "social action or social inter-action" (Wadensjö, 1995), the research questions raised in this study seek answers to how the role of the interpreter is (co)-constructed with the other parties-at-talk. To this end, the focus is not only on naturally- occurring data, but also on the user expectations and perceptions, as well as on the interpreters' self-perceptions of role. To this end, the study employs various ethnographic data collection methods such as questionnaires for medical doctors and hospital executives, interviews with healthcare interpreters, participant observation, and audio-recordings of interpreter- mediated encounters. The data collected from the users and the interpreters was triangulated with the observation and the audio-recordings of real- life situations. This data was analyzed in accordance with Chesterman's (1997) expectancy norms and professional/process norms as well as Goffman's (1981) participation framework, shedding light on the relatively unexplored field of healthcare interpreting in Turkey. This study revealed discrepancies in the role perceptions of users and interpreters; nevertheless, the interpreters conform to users' expectancy norms. Moreover, the interpreters emerge as active and competent participants in the triadic encounters, and thus, this study has the potential to inspire for further research in this neglected area. Keywords: Healthcare interpreting, role, norm, participation framework, ethnography, user perception, expectations, self-perception
Moritanya'da görsel kültür; etnografik bir çalışma
"Moritanya'da Görsel Kültür; Etnografik Bir Çalışma", özellikle Moritanya Bidan toplumunda Görme ve Görsellik sorularını inceleyen disiplinler arası bir çalışmadır. Buradaki Vizyon ve Görsellik, basit terimlerle Bidan kültürünün çeşitli pratik, sembolik ve estetik yollar için gözlerini bilinçli ve bilinçsiz şekillerde kullanması olarak tanımlanmaktadır. Bu terimde, çalışma Bidan'ın gözlerini kullandığı belirli yollarla ilgili farklı problematikleri inceliyor; 1. Gözün diğer duyu organlarının kullanımına kıyasla kullanımı, ağız ve kulak konuşma ve dinleme organları olarak. 2. Sözlü / gerçek ve görselliğin merkeziliği veya marjinalliği. 3. Görünen / görünmeyen dünyalarla ilgili efsanevi inançlar. 4. Özellikle sosyal ve tarihsel bağlamlarda, gözden saklanma ve göz için sergileme ikilemi. 5. İkonik ve resimsel temsilin sorunsallaştırılması ve bu yasağın Bidan göçebelerinin kültürel bağlamında ele alınış biçimi. 6. Estetik ve estetik değerler sorunu. Metodolojik olarak, çalışma çok disiplinli branşlar tarafından bilgilendirilmektedir. Çalışma, insan kültür etkinliklerinin dinamiklerine odaklanan konusunu ve teorik araçlarını Kültür ve Görsel Çalışmalardan alıyor. Çalışmanın disiplinler arası doğası, çalışmada ortaya çıkan sorunsalın uygun tarihsel, sosyal ve antropolojik bağlamlarda doğru bir şekilde analiz edilmesi için diğer disiplin araçlarının kapısını açar. Bu şekilde çalışma, tamamlayıcı analitik araçlar olarak antropoloji, sosyal teori, sözlü gelenek, etnografya, edebiyat teorisi, dilbilim analizi, arkeoloji ve sanat tarihini kullanır. Bu araçlar, bu çalışmanın metodolojik çerçevesine uyan en iyi teorik araçta her problematiği doğru bir şekilde analiz etmek için dinamik bir şekilde kullanılır.
Antalya ili Etnografya Müzesi'nde bulunan kadın gömlek yakası ve kadın iç giyim örneklerinin incelenmesi
Geleneksel el sanatları alanında yapılan çalışmalar incelendiği zaman müzelerde özellikle depoda bulunan eserlerin ulaşılabilirliği göz önüne alınarak çok fazla gün yüzüne çıkamadığı anlaşılmaktadır. Etnografik Tekstillerin koruma anlamında zahmetli olması sebebiyle bu grupta yer aldığı görüldü. Ulaşılan eserlerin teknik özelliklerinin incelenmesi yapılarak, alanda kaynak oluşturacak katalog çalışması yapıldı. Antalya ili civarında yapılan dokumaların çoğunlukla bez ayağı tekniğinde olduğu görüldü. İç giyim örneklerinin keten ve pamuktan oluştuğu tespit edildi. Azınlıkta olsa da ipek iç giyim parçalarına da rastlandı. Doküman analizine dayalı olarak yürütülen çalışmanın örneklemini müzenin deposunda bulunan 37 adet kadın giyim unsuru oluşturmuştur. Örneklemin doküman numarası, müzeye geliş tarihi, müzeye geliş şekli, müzedeki yeri, dokuma malzemesi, dokuma boyutu, dokuma tekniği, kullanılan desen ve dokumanın tamamlayıcı özelliklerinin ayrıntılı bir şekilde sunulması sebebiyle alan yazına önemli katkıda bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Mekikli dokuma, Antalya Etnografya Müzesi, İpek, Keten, Pamuk
İslami yaşam tarzlarına görsel etnografik bir yaklaşım: Başakşehir örneği
This study, adopting the visual ethnography as a methodology by asking the participants to take photographs and comment on them, explores Islamic lifestyles that belong to different socio economic groups in Başakşehir 1. Etap (district) and 4.Etap. Başakşehir, as a gated community, is a place where the religious residents can freely lead their Islamic lifestyles with other religious people like themselves and enjoy many opportunities it has to offer. However, the class distinction between 1.Etap and 4.Etap creates a controversy in between. Especially their different lifestyles which manifest themselves most clearly in their consumption patterns lead a hostile relationship between two Etaps. While the most crucial factor of the differences in their lifestyles is the class distinction the others are the different interpretations of Islam and the modernity concern of Başakşehir 4.Etap residents with a higher economic level. This study provides an insight of these Islamic lifestyles differentiation depending on the iv socio-economic status by the help of the photographs that Başakşehir residents have taken.
Uluslararası bir okulun içerik tabanlı bir sınıfında matematiksel ve iletişimsel söylemler: Bir etnografik çalışma
The purpose of this ethnographic study was to investigate the culture of a content-based English/Mathematics classroom in terms of mathematical and communicative discourse. The participants of this study were 21 multicultural secondary grade students and an international mathematics teacher in a content-based classroom of an international school in Turkey. The main data instrument was the researcher as a participant observer. The data were the audio-recordings gathered through 17 separate secondary grade lessons consisted of 540 minutes course-time. In the data analysis, two different methods were used: qualitative method to investigate the characteristics of the mathematical discourse and descriptive method to analyze the communicative discourse using a research-based scheme. The results indicated that in this multicultural content-based classroom, mathematical discourse was productive in terms of encouraging students to use the language of mathematics; strategies, solution methods and different perspectives; mathematical reasoning and mathematical justification; and connection between mathematical ideas/concepts and extension in mathematical thinking. As a result, the students in this classroom did and learned mathematics by participating in mathematical discourse. The teacher-students interactions were effective in terms of teaching mathematics but it needed to improve for developing learner's English. As this was a multicultural content-based classroom where English was the only medium of instruction, it carried features of mathematical discourse. Yet, in terms of communication, the teacher tended to ask questions to which she already knew the answers, and that restricted the variety of language forms that students could produce. To conclude, in a multicultural content-based classroom, mathematics instruction should aim to encourage English learner students to participate in communicative discourse more because they are not only learning mathematics but also English. Key Words: Content-based instruction, mathematical discourse, communicativediscourse, content-based English/Mathematics classroom, international school, multicultural classrooms.
Moğolistan göçebe kültürlerinin etnoarkeolojik açıdan incelemesi
Bu çalışmanın amacı, Moğolistanda seçilen bölgede bu günkü göçebe yaşam biçimleri etnografik bakımda araştırarak göçebe yaşam biçimlerinin sosyo-kültürel yapıları ve konaklama biçimleri üzerinde araştırmalar yapıp, belgelenmesi ve eski göçebelerin bıraktığı bazi arkeolojik kalıntıları belgelenmesidir. Her iki araştırmadan veriler ile tarih öncesi dönem göçebe topluluklarının bıraktığı kalıntıları anlamak ve etnoarkeolojinin açıdan yorumlamakta ve etnagrafya çalışmalar ağırlıklı içermektedir . Çalışmanın giriş bölümünden sonraki birinci bölümünde Moğolistan'ın tanım belgiler, Moğolistan arkeolocjisının gelişimi, tarihçesi ve başlıça tarih önce kültürleri, İkinici bölümünde göçebelik tanımıyla, Avrasya steplerindeki göçebeliği üzerinde hafıf incelerek, Moğolistan'da günümüz göçebe yaşam ve yaşam tarzı ele alınmıştır. Üçüncü bölümünde ise ana konusu olan günümüz Moğolistan'da yaşayan göçebe yaşam biçimin üzerinde yapılıdığı enografya çalışmayı ele alınmıştır. Çalışmanın dördüncü bölümünde Kuragan mezarı'nın tanımı ile arkeoloji bazı bultular ile etnografya çalışmanın yorum ile karşlaştırma konuyu elde alınmıştır. Moğolistan yer oluşum yüzünden karasal iklimli, sert bir hava germesinden dolayı tarım gelişmek uygun olmadığı ve yer oluşum tek bir açık mera otlak göçebe hayvancılığına uygum sağladığını göstermektedir. Neolitik dönemde kendi şekliğine bulunduğu açık mera göçebe hayvancılığı Tunç Çağında klassik bir şekliğine dönüşerek zaman boyunca hakım olarak devam ederek günümüze geldiğini izlenmektedir. Göçebe hayvancılığına takip ederek insanların hayat tarzi, doğaya ilişki durum ve inanç sistemi de değişlik olamadığınını gözlenmiştir. Göçebe insanların yaşam tarzın, geleneksel kültürünün en eski şekli saklaması özelliği açık mera otlak hayvancılık olduğunu da gözlenmiktedir.
Butik burgercilerde müzik unsuru: Kadıköy'de (İstanbul) etnografik gastromüzikoloji çalışması
Müzik, sahnede veya bir kayıttan dinlenilmesinin yanı sıra ticari alanda insanlar tarafından kullanılan bir araçtır. Farklı meslek gruplarından işletmelerin ürünlerinin temsil kabiliyetini arttırmak, belirli bir kesime hitap edebilmek, alışverişe teşvik etmek veya atmosfer yaratmak için müziği kullandıkları bilinmektedir. Bu araştırmada, butik burger işletmelerinin tercih ettiği müzik türünün/türlerinin belirlenmesi ve ilgili müzik türlerinin hangi amaçla(rla) tercih edildiğinin araştırılmasıyla butik burgeri temsil eden bir müzik türü/türleri olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç çerçevesinde yapılan ön araştırmalarda, İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, Caferağa Mahallesi'nin geçmişten günümüze artarak devam eden sosyal, kültürel ve gastronomik özelliklere sahip olduğu ve son yıllarda butik burger işletmelerinin de sosyal ve gastronomik mekânlar olarak öne çıktığı belirlenmiştir. Caferağa Mahallesi'nde mekân, lezzet ve müzik arasındaki ilişkilerle oluşan 8 butik burger işletmesi belirlenip ilgili amaç doğrultusunda etnografi yöntemli gastromüzikolojik araştırma yapılmıştır. Betimsel düzende durum tespitine dayalı bu nitel araştırmada, toplam 8 işletmede; 6 işletmeci, 4 aşçı-işletmeci, 10 aşçı ve 16 müşteriye gözlem ve görüşme tekniği uygulanarak veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler araştırma problemine ilişkin olarak analiz edildiğinde, butik burgeri temsil eden müzik türleri belirlenip bunların butik burgeri temsil etme nedeni irdelenmiştir. Bu çalışma İstanbul Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi tarafından desteklenmiştir. Proje numarası: SYL-2018-28961.
Abdallar üzerine etnografik bir alan araştırması: Antalya Abdalları, kültür, kimlik ve toplumsal değişme
Bu çalışmanın konusunu Antalya'da yaşayan Abdallar topluluğu oluşturmaktadır. Türkçe konuşan ve Alevilik Bektaşilik inancına sahip Abdallar, yaşam tarzı, inanç ve değerler bakımından zengin bir kültürel içeriğe sahip olmuşlardır. Araştırmanın amacı Abdallar üzerine yapılan akademik ve bilimsel çalışmalara Antalya Abdalları ile ilgili tarihsel vesikalar ve alan araştırmasından elde edilen bulguların yorumlanması sonucu katkı sağlayabilmektir. Çalışmada, göçebelikten yerleşik hayata geçmiş olan Abdallar topluluğunun kültürel ve ekonomik yaşamında nasıl bir değişikliğin meydana geldiği temel problemine cevap aranmıştır. Araştırma, etnografik modele dayanmakta olup, Antalya'da yaşayan Abdallar topluluğu ile sınırlıdır. Araştırmada derinlemesine görüşme, katılımlı gözlem ve doküman incelemesi gibi veri toplama araçları kullanılarak veriler toplanmış, toplanan veriler anlam, içeriklerine göre sınıflandırılarak yorumlamacı paradigma bağlamında analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda yerleşik düzene geçiş Abdalların başta aile kurumu olmak üzere, inanç, ekonomi, eğitim, boş zaman kavramı ve politik görüşleri üzerinde bir takım değişim ve dönüşümlere yol açtığı sonucuna ulaşılmıştır. Abdal kimliğini oluşturan en önemli unsurların Abdalların kendi aralarında konuştukları dil, çalgıcılık, Alevilik inancı, Atatürkçülük ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti Vatandaşlığı olduğu tespit edilmiştir. Abdalların genel olarak eğitim düzeylerinin düşük olduğu sonucuna ulaşılmakla birlikte Abdalların grup içi evlilik yapısına sahip oldukları tespit edilmiştir. Tek eşlilik tipinin yaygın olduğu Antalya Abdallarının doğum, isim koyma, cenaze ve askere uğurlama geleneklerinde Alevilik ve Bektaşilik inancının belirleyici olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Akdeniz coğrafyasında, Antalya yöresinde böylesine bir toplumsal grubun varlığının etnografik boyutuyla ortaya çıkarılması düşünsel ve kültürel açıdan büyük bir zenginlik ve kültürel çeşitlilik kaynağıdır. Bu çalışmanın Akdeniz uygarlıkları ve Akdeniz medeniyeti sahasına da sosyolojik ve felsefi yönden katkı sağlayabileceği düşünülmektedir
"Çoğunlukla zararsız ekolojiler düşlemek": Etnografi tabanlı bir yeni medya projesi
This thesis analyzes the possible collaborations between anthropological knowledge generation processes and production of artworks in new media environments. The accompanying new media project titled 'Imagining Mostly Harmless Ecologies' attempts to create a cityscape and focuses on a collective garden to explore and present people's possibly different ways relating to each other and their environments. Through collecting critical visions, practices, and relations in the urban context, it aims to open a space for discussion and communication. New media project aims to contribute to and move further the discussions of the thesis with providing a network of critical visions. The main argument that I discuss is that the possibilities that new media environments propose, diversifies the anthropological knowledge generation and dissemination processes. Also, the collaboration of two disciplines contributes to the political and public features and responsibilities of the artwork by a more attentive and detailed background.