Family

601 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Madde kullanan ve kullanmayan ergenlerde özdenetim becerilerinin ve aile işlevlerinin belirlenmesi

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de madde kullanım sorunu, yeni ve farklı arayışların üst düzeyde olduğu, toplumda en fazla risk altında olan ergenlik dönemi için önemlidir. Araştırma, madde kullanan ve kullanmayan ergenlerin özdenetim becerileri ve aile işlevlerinin belirlenmesi amacıyla kesitsel tipte yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Hatay ili Samandağ ilçesine bağlı liselerde öğrenim gören 6792 öğrenci, örneklemini ise 2017-2018 eğitim-öğretim yılında 12 lisede öğrenim gören 670 öğrenci oluşturmuştur. Veriler Tanıtıcı Bilgi Formu, Aile Değerlendirme Ölçeği, Ergenlerde Özdenetim Beceri Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik, ANOVA, Bonferroni, Student t, Mann Whitney U, Kruskal Wallis, Spearman ve All Pairwise kullanılmıştır. Araştırmamızda sigara, alkol ve yasadışı maddelerden herhangi birini kullanma oranı ¼ (% 25.8) olarak bulunmuştur. Araştırmaya katılan madde kullanan ergenlerin ADÖ alt ölçek puan ortalamaları ikinin üstünde yani sağlıksız algılanmış olup madde kullanmayan ergenlerin ADÖ alt ölçek puan ortalamaları genel işlevler alt ölçeği hariç sağlıksız olarak algılanmıştır. Madde kullanan ve kullanmayan ergenlerin ADÖ ve EÖDBÖ ile cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, anne baba kavga etme durumu, ailede sigara ve alkol kullanma durumu gibi değişkenlerde istatistiksel olarak pozitif yönde zayıf bir korelasyon tespit edilmiştir. Madde kullanan ve kullanmayan ergenlerde özdenetim becerileri ile aile işlevleri arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Araştırmamızın sonuçları doğrultusunda madde kullanan ergenlerin, madde kullanmayanlara göre aile işlevlerini daha sağlıksız algıladıkları, özdenetim becerilerinin de daha düşük olduğu söylenebilir. Madde kullanan ve kullanmayan ergenlerde anne babası çok sık kavga eden ergenlerin aile işlevlerinin daha sağlıksız algılandığı ve özdenetim becerilerinin daha düşük olduğu görülmüştür. Bu nedenle anne ve babalara ergenlik dönemi özellikleri, iletişim becerileri, ebeveyn tutumlarının ergenler üzerindeki etkisi gibi konularda eğitim verilmesi önerilir. Anahtar Kelimeler: Madde kullanımı, ergenlik, aile işlevleri, özdenetim becerileri

AileAile işlevleriErgenler+2
Funda Can
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal bilgiler ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin aile birliğine önem verme değerinin metaforlar yoluyla incelenmesi

Aile; günümüz toplumunda çekirdek aile olarak ortaya çıkan tanıma istinaden kan yoluyla akrabalık kurulan baba, anne ve çocuklardan oluşan toplumun en küçük kurumdur. Bireylerin eğitiminin ilk başladığı yer olan aile kurumu çocukların doğruyu yanlışı öğrendiği ilk yerdir aynı zamanda toplumumuzu ayakta tutan kök değerlerimizin ilk öğrendiği yer aile birliğidir. İnsanların sosyal hayatta birbirine karşı davranışı, yaklaşımı bireyleri etkilemektedir. Çocuğun gelişimini de birçok faktör etkilemektedir. Aile içinde birbirimize olan tutumumuz çocuğun mizacını şekillendirmektedir: Aile içinde bireylerin birbirine karşı etkili iletişimi, hoşgörülü ve anlayışlı olması aile birliğinin temellerini atmaktadır. Bu çalışmada Sosyal Bilgiler ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin "Aile birliğine önem verme değerine" yönelik tutumlarının metaforlar yoluyla belirlenmesi istenmektedir. Araştırmanın katılımcıları 2019-2020 eğitim-öğretim yılı içerisinde Ankara ilinde öğrenim gören Sosyal Bilgiler ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerdir. Araştırma 447 Sosyal Bilgiler ortaokul sekizinci sınıf öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri tüm anket formlarında bulunan "Aile Birliği….…gibidir, çünkü…" ifadesi yardımıyla toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde içerik analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda "Aile birliği değerine" yönelik Sosyal Bilgiler ortaokul sekizinci öğrencileri tarafından en fazla ağaç, çiçek, zincir, su hayat, güneş olarak algıladıkları görülmektedir. Ayrıca öğrencilerin aynı metaforları farklı kategoriler altında kullandıkları belirlenmiştir.

AileAile bağlarıAlgı+6
Muhammet Mustafa Akçay
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

1869-1878 yılları arasındaki tereke kayıtlarına göre Milâs'ta sosyo-ekonomik hayat

Tereke defterleri, Şer'iyye sicilleri içerisinde yer alır. Vefat eden kişilerin miraslarının kaydedildiği defterlerdir. Bu yönüyle Osmanlı sosyo-ekonomik tarihinin önemli kaynaklarından biridir. Bu çalışmada 139, 140 ve 141 numaralı defterler esas alınarak Milas'ın sosyo-ekonomik yapısı ele alınmıştır. Bu çerçevede tereke sahiplerinin medeni durumları, çocuk sayıları, kullandıkları lakaplar, ölüm yerleri, geriye bıraktıkları giyim-kuşamları, ev eşyaları, aksesuarları, kitapları, silahları gibi maddi kültür unsurları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ekonomik hayat başlığı altında ise Milas'ta yaşayanların ekonomik durumları, meslekleri, ev ve dükkânları, hayvanları, nakit para ve altınları, borçları ve alacakları gibi konular işlenmiştir. Çalışma bu yönüyle Milas'ta Tereke kayıtlarından hareketle aile ve sosyal hayatı ele alan ilk çalışma özelliğini taşımaktadır.

19. yüzyılAileEkonomik hayat+7
Fatma Aytamur Tekin
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Güner Sümer'in Küçük İnsanı

Güner Sümer'in sanatçı kişiliği tüm kalem faaliyetlerinde ana problematiği oluşturan toplumculukla biçimlenmiştir. Sümer, yaşadığı dönemde toplumsal problematiğin ezdiği insanlardan biriyken sivrilerek bu grubun sözcüsü durumuna geldi. Güner Sümer, dramatik yazarlığının odağına yerleştirdiği küçük insan temiyle toplumsal problematiği yansılamıştır. Nitekim Sümer'e göre bir dramatik yazarın asli görevi toplumsal problematiğe karşı duyarsızlaştırılmak istenen insanı bilinçlendirmektir. Bir yazarı başarılı kılan nitelik küçük insanın yükselişine tanık olmasıdır. Bundan ötürüdür ki bir yazar topluma yüksek bir kuleden bakan olamaz. Aydınlar grubu, kimliği ne olursa olsun tüm ezilen insanların bilinçlenmesine tanıklık etmelidir. Toplumsal problematikle savaşan insanın ihmali dramatik yazarın kendini kandırması anlamına gelir. Bu tezin yazılmasındaki amaç, Güner Sümer'in dramatik metinlerinin çekirdeğini oluşturan, çaresizlikleriyle mücadele eden ve yaşam koşulları ağırlaşan orta halli tiplerini dönemin politik, toplumsal ve ekonomik problematiği bağlamında ele almaktır. Metinlerdeki kahramanların her biri farklı bir toplumsal sorunu sembolize eder. Güner Sümer, bu sorunları tipik durumlar halinde ve tipler aracılığıyla yansılamıştır. Tiplerin karşıt ve koşut şekillerde çizilmesi bir dinamizm oluşturma amacıyladır. Dramatik metinlerin bir diğer özelliği tarihsel aile kurumunda geçmeleridir. Toplumsal problematiğin aileye etkileri bocalayan insan eliyledir. Aile dışındaki bireyler kötücül özellikleriyle acımasız dış dünyayı sembolize ederler. Dramatik metinlerin aile kurumu odaklı yapısı toplumun en küçük yapı biriminin sahne tekniği ve yapısına uygunluğuyla açıklanabilir. Sahneden beklenen, dramatik metinlerdeki bocalayan insanı yansılamasıdır. İzleyici, bocalayan insanın üzerine düşen gölgesiyle toplumsal problematiği içselleştime sürecine girer. Tiyatro salonundan bilinçlenerek çıkan izleyici, toplumsal değişim ve dönüşümün bel kemiğini oluşturacaktır.

AileSümer, GünerTipler+3
Gökhan Teker
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde konuşma bozukluğu olan ve olmayan çocukların ebeveyn ve öğretmenlerinin, konuşma bozukluklarına yönelik tutum ve bilgilerinin incelenmesi- lefkoşa örneklemi

Çalışmanın amacı, Lefkoşa örneklemi ile KKTC'de konuşma bozukluğu olan ve olmayan çocukların ebeveyn ve öğretmenlerinin konuşma bozukluklarına yönelik tutum ve bilgilerini belirleyebilmektir. Toplam 191 katılımcıdan 34'ü konuşma bozukluğu olan çocukların ebeveyni, 57'si konuşma bozukluğu olmayan çocukların ebeveyni, 64'ü konuşma bozukluğu olan öğrencisi bulunan öğretmen, 36'sı konuşma bozukluğu olan öğrencisi bulunmayan öğretmenden oluşmaktadır. Çalışma betimsel bir araştırma olup veri toplama aracı olarak Toğram ve Maviş'in (2009) çalışmasında yer alan "Dil ve Konuşma Bozukluklarına Yönelik Tutum ve Bilgi Anketi" kullanılmıştır. Anket ile ebeveyn ve öğretmenlerden oluşan katılımcı gruplarının, konuşma bozukluğu olan çocukların akademik/sosyal başarısına yönelik tutumları ve konuşma bozukluklarının nedenleri ve terapisine yönelik düşünceleri betimlenmiştir. Toplanan veriler her grubun konuya ilişkin bilgisini ortaya koymak için karşılaştırılırmıştır. Araştırmanın sonucunda konuşma bozukluğu olan ve olmayan gruplardaki ebeveyn ve öğretmenlerin konuşma bozukluğu olan çocuğun akademik/sosyal başarısı ve terapi gereksinimleri hakkındaki tutumlarının belirgin olarak farklılaşmadığı bulunmuştur. Ayrıca dil ve konuşma bozukluklarının nedenleri ve terapi eksikliklerine yönelik bilgilerinde grupların öncelikli sıralamalarının da farklılaşmadığı görülmüştür

AileEbeveynlerKonuşma+4
İmge Bora
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Siblings of individuals with autism and their thoughts and feelings about their family

This study aimes to investigate the feelings and thoughts of elder siblings of children with autism spectrum disorder (ASD) about their family members. Participants were 3 non-disabled (ND) siblings of children with ASD, aged 15-16 years. Narrative inquiry were adopted to conduct the study. The ND siblings of children with ASD were given cameras and asked to introduce their family by 10 photographs within four days. The data were collected through semi-structured interviews via those photos and analyzed through narrative analysis. In the study, three main titles were given to all participants' stories. The first main title is about the participant's thoughts about themselves; the second main title is about the participant's thoughts about his/her sibling with ASD and the third main title is the participant's thoughts about his/her family. We can infer the following results from the words of the three adolescents who have siblings with ASD: The male sibling feel embarrassment about behaviors of his sibling with ASD; siblings feel nervous about their sibling's future; all three seem to have lack of information about ASD; they are not satisfied about the time they spend with their parents; besides female siblings seemed acquiescent and protective towards the child with ASD. Implications and future research needs were discussed according to the findings of the study. Keywords: autism spectrum disorder, sibling, family, photo elicitation, narrative, qualitative research

FamilyNarrativePhotograph+4
Ezgi Alagözoğlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Değerler eğitimi açısından Kutadgu Bilig

Değerler, bir toplumun temelini oluşturan yapı taşlarıdır. Nesilden nesile çeşitli yollarla aktarılarak toplumların günümüze kadar varlığını devam ettirmelerini ve toplumların sanat, bilim, teknik, sağlık gibi birçok alanda gelişmelerini sağlamışlardır. Bu çalışmada İslami Türk Edebiyatının ilk yazılı eserlerinden birisi olan Kutadgu Bilig Talim Terbiye Kurulu'nun Değerler Eğitimi Yönerges'inde bulunan, öğrenciler açısından önem arz eden değerler bakımından incelenmiş ve bu eserin değerler eğitiminde materyal olarak kullanımı üzerinde durulmuştur. Beyitlerin tespitinde Fikri Silahdaroğlu'nun Günümüz Türkçesi ile Kutadgu Bilig Uyarlaması adlı eseri kullanılmıştır. Eserde yazarın kullandığı değer öğretim yöntem ve tekniklerini belirlemek için ise Reşit Rahmeti Arat'ın Türkçe'ye çevirdiği Kutadgu Bilig adlı eser kullanılmıştır. Amacımız Kutadgu Bilig'in değerler eğitiminde materyal olarak kullanımı ve eserde değer öğretiminde hangi yöntemlerin kullanıldığının ortaya konulmasıdır. İlk olarak "Eğitim" ve "Değer" kavramlarından hareket edilerek araştırmaya giriş yapılmış ve bu kavramlar üzerinden asıl konumuz olan Değerler Eğitimi, Değerler Eğitiminde aile, okul, öğretmen, edebi eserlerin rolü ve Değerlerin işlevleri, sınıflandırılması konusu hakkında detaylı bilgiler verilmiştir. Ardından Kutadgu Bilig'in tarihsel süreci ve eserin sahibi Yusuf Has Hacip hakkında gerekli bilgiler verilerek belirlediğimiz on dokuz değerle ilgili beyitler Kutadgu Bilig'den tespit edilerek analiz edilmiştir. Değerlerin eserden tespitinden sonra yazarın değer öğretiminde kullandığı yöntem ve teknikler tespit edilerek Kutadgu Bilig'in din ve değer öğretiminde materyal olarak kullanımı hakkında örnek ders modelleri üzerinden bilgi verilmiştir.Çalışmamızda betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Tespit edilen beyitler eserden aynısı gibi alınarak tablolar halinde yazılmış ve yorumlanmıştır. Anahtar Kavramlar: Eğitim, Değer, Değerler Eğitimi, Kutadgu Bilig, Yusuf Has Hacip

AileDeğerlerDeğerler eğitimi+5
Sait Bilgen
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Buhârî'nin el-Edebü'l-Müfred adlı eserindeki aile konulu hadislerin din eğitimi açısından değerlendirilmesi

Aile; toplumun gelişimini ve devamlılığını sağlayan, bir toplumun diğer toplumlar arasındaki statüsünü belirleyen bir kurumdur. Çünkü toplumu meydana getiren her birey, ilk eğitimini ailede alır. Aile, toplumun yapısında belirleyici bir role sahip olduğu gibi toplumda yaşanan değişim ve gelişmeler de aile kurumunun yapısını ve niteliklerini şekillendirmektedir. Özellikle XX. yüzyılda sanayi devrimi ile başlayan ve köyden kente göç ile devam eden toplumsal değişim; aile kurumunu da etkilemiş, yeni aile tipleri ortaya çıkarmıştır. Yaşanan bu değişimle birlikte ailelerin dinî davranış ve eğitim anlayışı da yeniden biçimlenmiştir. Bu araştırma;Buhârî'nin el-Edebü'l-Müfred adlı eserinde geçen aile konulu hadislerin günümüz din eğitimi yöntem ve ilkeleri doğrultusunda incelenmesiyle, günümüz ailesinin din eğitimi anlayışına katkı sağlamayı hedefleyen bir değerlendirmedir.Araştırmada, Hz. Peygamber'in ailede din eğitimi konusunda nasıl rol model olabileceği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırma betimleyici bir tez niteliğinde olup araştırmada belgesel tarama modeli kullanılarak içerik çözümlemesi yapılmıştır. Araştırma sonucunda kentleşme, göç, kitle iletişim araçları, sanayileşme ve modernleşme gibi etkenlerin; aile, akrabalık ve komşuluk gibi sosyal kurumların din eğitimi açısından işlevini olumsuz yönde etkilediği görülmüştür. Bu bağlamda,Hz. Peygamber'in din eğitiminde kullandığı metodların; modern din eğitimi yöntem ve teknikleriyle örtüştüğü, bu konuda ailelere rol model olabileceği tespit edilmiştir. Araştırma, M. Yaşar KANDEMİR tarafından iki cilt olarak tercüme ve şerh edilen el-Edebü'l-Müfred adlı eserle sınırlandırılmıştır. Eserin Tahlil Yayınları'ndan çıkan 2. baskısı kullanılmıştır.

AileBuhariDin eğitimi+5
Mesut Eskin
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aile kurumuna katkısı açısından din eğitiminin rolü

Araştırmamızın amacı din eğitiminin, aile kurumuna katkısını incelemektir. Araştırma Çorum İlinde yapılmıştır. Bu bölgede yaşayan 20 evli birey araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında öncelikle aile kurumu ve din eğitimi üzerine kavramsal çerçeve verilmiştir. Aynı zamanda ailede gözetilmesi gereken ahlaki ve manevi unsurların önemi üzerinde durulmuştur. Konuyla ilgili literatür taraması yapılmış ve bu kapsamda YÖK tez merkezinde konuyla ilgili yapılmış çalışmalar araştırılmıştır. Çalışmanın uygulama bölümünde ise araştırmanın örneklem gurubu için saptanan katılımcılara yüz yüze görüşme formu uygulanarak 10 açık uçlu soru sorulmuştur. Yapılan mülakatlar neticesinde ulaşılan bilgiler, eğitim yöntemleri ve daha önce çalışılmış akademik çalışmalar ışığında analiz edilmiştir. Yapılan analizde ayrıca Aile Araştırma Kurumu'nun istatistiklerine yer verilmiştir. Araştırmamız giriş kısmından sonra üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında araştırmanın problemi, amacı, yöntemi, modeli, evren ve örneklemi, sınırlılıkları, verilerin toplanması, analiz ve değerlendirilmesi ile ilgili bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde araştırmamızın konusu ile ilgili kavramlar din eğitimi kapsamında tanımlanarak açıklanmıştır. Ayrıca ailede din eğitimi kavramı ve aile eğitiminin temel prensipleri çalışmalarımıza ışık tutması noktasında alt başlıklar halinde açıklanmıştır. İkinci bölümde ailede gözetilmesi gereken ahlaki ve manevi unsurlar açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise, toplanan veriler tablolar yardımıyla aktarılmış, yapılan anket sonuçları ve değerlendirmeler literatürdeki diğer araştırmalarla karşılaştırılmıştır. Sonuç ve öneriler kısmında ise, değerlendirme ve önerilerde bulunulmuştur. Aile kurumuna katkısı açısından din eğitiminin rolünün araştırıldığı bu çalışmada ulaşılan bulgularda bu görüşü destekler niteliktedir. Öyle ki araştırmaya katılan katılımcıların büyük çoğunluğu din eğitiminin aile kurumu için önemli olduğunu ifade etmişlerdir. Katılımcıların çoğunluğunun çocuklarına din eğitimi vermesi, evlerinde dini bilgi veren kitapların okunması aynı zamanda eşlerin birbirleri ile ve çocuklarıyla yaşanan sorunlarda dini öğretilerin referans alınması ulaşılan sonuçlar arasındadır. Anahtar Kavramlar: Aile, Din, Din Eğitimi ve Aile Kurumu

AileAile içi ilişkilerDin+1
Sema Tuncay
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Entegrasyon ve ötekileşme bağlamında ikinci ve üçüncü kuşak Türk ailelerinde kimlik ve din: Hessen (LDK) örneği

Son yüzyılın ikinci yarısından sonra sanayileşmenin artması ve İkinci Dünya Savaşı'nın etkisi ile birlikte ortaya çıkan çalışan insan gücü eksikliğini gidermek isteyen ülkeler; diğer ülkelerden işçi alımına gitmiş, Türkiye'den de Almanya'ya işçi göçü böylelikle başlamıştır. Almanya'ya yalnız gelen Türk işçileri, aile birleşimi sonrası misafir işçi kimliğinden sıyrılarak kendi kültür ve değerleri ile yaşayan bir toplum kimliği oluşturdular. Bu durum, Türk ailelerini öteki olarak bulunmanın yanında dini, etnik ve ailevi kimliklere olan aidiyetleri korumanın zor olduğu bir ortama alışmak zorunda bırakmıştır. Türkler; ailevi bağların güçlü, dini hayatın da etkin yaşandığı bir ortamdan yabancı, hâkim kültür içerisine gelerek bir kimlik ve kültür karmaşası yaşadılar. Bundan dolayı da uyum ve ötekileşme gibi sorunsallar ile karşılaştılar. Din ve aile gibi kurumların kimlikleri bütünleştirici ve inşa edici etkisi sayesinde bu problemleri aşmaya çalışmışlardır. Bu çalışmanın konusu, Almanya'da yaşayan ikinci ve üçüncü kuşak Türk ailelerinin kimlik ve din algılarını entegrasyon ve ötekileşme bağlamında araştırmaktır. Bu nedenle Almanya'nın Hessen eyaletine bağlı Lahn Dill Kreis bölgesinde yaşayan ikinci ve üçüncü kuşak Türk ailelerini kapsayan bu çalışma nitel araştırma yöntemine uygun olarak ''fenomenoloji'' deseni üzerinden yürütülmüştür. Bu nedenle ''Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu'' yaklaşımı üzerinden, 56 kişi ile mülakatlar gerçekleştirilerek çalışmanın verileri elde edilmiştir. Türk ailelerin her iki kuşağı da etnik, dini ve ailevi kimliklerini genel anlamda korumuşlardır. Ailevi bağların korunmaya çalışılması, Türkiye ile iletişimin bir sebep ile devam etmesi ve kimliklerin özgürce yansıtıldığı cami gibi mekânlara olan ilgi, gelecek açısından umut verici gözükmektedir. Ancak Türklerin uyum için özverili olmasına rağmen gördükleri etnik ve dini ayrımcılığın; dini yaşamlarını, kimlik algılarını ve Almanya'ya olan uyum süreçlerini olumsuz etkilemiştir.

AileAlmanyaBütünleşme+7
Muhammed Özdemir
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Psikotik bozukluk tanısı olan hasta ailelerinde içselleştirilmiş damgalanma ve aile yükü

Amaç: Psikotik bozukluk tanısı olan hastaların ailelerinde gözlemlenen aile yükü ve içselleştirilmiş damgalama eğilimleri, hasta yakınlarının psikolojik iyi oluşunu ciddi şekilde etkileyebilen faktörler olarak ortaya çıkar. Bu olumsuz etkiler, aile atmosferini zehirleyerek, psikoz hastalarının tedaviye uyumunu, işlevselliğini ve hastalığın seyrini dolaylı yoldan etkileyebilir. Bu faktörler, psikotik hastalıkla başa çıkmanın değerlendirilmesinde kritik bir rol oynayan faktörlerdir. Bu çalışma, algılanan aile yükünün artmasının kendini damgalama düzeylerini artırma olasılığını araştırmayı amaçlamaktadır. Ayrıca, bu çalışmanın sonuçlarına dayanarak aile yükünü azaltmaya ve kendini damgalama düzeylerini düşürmeye yönelik müdahaleler geliştirmek için öneriler sunmayı amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne bağlı Toplum Ruh Sağlığı Merkezi'nde takip edilen ve araştırmaya dahil edilme ölçütlerini karşılayan 87 psikotik bozukluk tanısı almış hasta yakını üzerinde yapılmıştır. Araştırmamız, kesitsel ve nicel bir yöntemle gerçekleştirilmiştir. Katılımcılardan alınan Aydınlatılmış Onam Formu' na ek olarak, Sosyodemografik Veri Formu, Kendini Damgalama Ölçeği – Aile (KDÖ-A) ve Algılanan Aile Yükü Ölçeği (AAYÖ) uygulanmıştır. Toplanan veriler, uygun istatistiksel yöntemler kullanılarak IBM SPSS 22 paket programıyla analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya dahil edilen hasta yakınlarının %66.7'si (58 kişi) kadın, %33.3'ü (29 kişi) ise erkekti. Hastaların %26.4'ü (23 kişi) kadın, %73.6'sı (64 kişi) erkekti. Hastaların tanıları incelendiğinde, %64.4'ü (56 kişi) şizofreni, %21.8'i (19 kişi) şizoaffektif bozukluk ve %13.8'i (12 kişi) atipik psikoz tanısı almıştır. Hastaların ortalama hastalık süresi yaklaşık 19.28 yıl olarak bulunmuştur. Hastalık süresi, hasta yakını yaşı ve eğitim düzeyi Kendini Damgalama Ölçeği-A ile anlamlı ilişkili bulunmuştur. Evdeki kişi sayısı, hastanın günlük ihtiyaçlarını karşılama düzeyi, eğitim düzeyi ve sosyal destek varlığı ise Algılanan Aile Yükü Ölçeği ile anlamlı ilişkili bulunmuştur. Hasta yakınlarına ait Kendini Damgalama Ölçeği 'nin toplam puanı V ortalama 25.66 iken Algılanan Aile Yükü Ölçeği 'nin toplam puanı 27.97 olarak belirlenmiştir. Algılanan Aile Yükü Ölçeği ile Kendini Damgalama Ölçeği-Aile toplam puanı (p:0.002), değersizlik algısı (p:0.007) ve toplumsal çekilme (p:0.001) alt boyutları arasında pozitif yönde zayıf bir ilişki tespit edilmiştir. Bununla birlikte, AAYÖ ile KDÖ-A'nın hastalığın gizlenmesi alt boyutu arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p:0.297). Tartışma-Sonuç: Algılanan Aile Yükü Ölçeği ile Kendini Damgalama Ölçeği Aile toplam puanı ve alt boyutları arasında, değersizlik algısı ile toplumsal çekilme arasında bir ilişki tespit edilmiştir. Bu sonuçlar, aile yükü ile damgalama arasındaki karşılıklı etkileşimi göstermektedir. Öte yandan, AAYÖ ile KDÖ-A arasında hastalığın gizlenmesi alt boyutu arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Bu durum, hastaların uzun yıllardır psikotik bozukluk tanısına sahip olmaları ve çevrelerince zaten bu durumun bilinmesiyle açıklanabilir. Araştırmada yer alan katılımcıların uzun süre boyunca psikotik bozuklukla başa çıkmaya çalıştıkları ve bu durumun kronik hale geldiği sonucuna ulaşmak mümkündür. Psikotik bozukluk hastalarının yakınları için aile yükünü ve damgalamayı azaltıcı müdahalelerin sağlık profesyonelleri tarafından uygulanması, bu faktörlerle ilişkilendirilen durumların göz önünde bulundurulması ve kronik psikotik bozukluk yönetiminde ele alınması gereken önemli konulardır. Anahtar Kelimeler: Damgalanma, algılanan aile yükü, psikotik bozukluklar

AileAile yüküDamgalama+4
Elif Alaybay
Hitit University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İştahsızlığı olan 2-10 yaş arası çocukların ve ailelerinin incelenmesi ve sağlıklı beslenme eğitiminin verilerek eğitim sonrası sonuçların değerlendirilmesi

İştahsızlık çocukluk çağında sık karşılaşılan bir problem olup, bu nedenle çocuk hekimlerine başvuru da sıktır. Organik hastalığa bağlı olmayan iştahsızlıkta ailelere beslenme ve davranış önerileri verilerek çocuğun büyüme ve gelişiminin izlenmesi esastır. Bu araştırmada ailelere verilen beslenme önerilerinin çocuğun iştahsızlığını düzeltmede yarar sağladığının gösterilmesi hedeflenmiş olup, bu sayede çocukların sağlıklı beslenmesinin gerçekleştirilmesi ve de ailelerin iştahsızlık konusundaki kaygılarının giderilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Ağustos - Kasım 2017 tarihleri arasında T.C Sağlık Bakanlığı DPÜ Kütahya Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi çocuk polikliniklerine iştahsızlık şikayeti ile başvuran 2-10 yaş arası organik hastalık tanısı ve bulgusu olmayan 96 çocuk alındı. Çocukların gelişlerinde boy, kilo, vücut kitle indeksi ölçülerek, anket yoluyla beslenme özellikleri sorgulandı. Ailelerden çocukların üç günlük yemek listeleri alınarak çalışma başındaki boy, kilo, vücut kitle indeksi (VKİ), enerji ve protein alımları iki aylık davranış değişikliği sonrasındaki değerleriyle karşılaştırıldı. Ailelerin %84,3'ünün beslenme kurallarını uygulayabildiği ve bu ailelerden %79'unun kurallardan fayda gördüğü öğrenildi. Çocukların çalışma başındaki değerlerine göre çalışma sonunda alınan boy, kilo, VKİ, kalori değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı artış tespit edildi. Protein değerlerinde anlamlı artış saptanmadı. Yaş gruplarına göre değerlendirildiğinde özellikle 8 yaş altındaki çocuklarda beslenme kurallarının uygulanabilir ve faydalı olduğu saptandı. Çalışma başında hesaplanan çocukların aldığı kalori değerlerinin almaları gereken miktardan ortalama %25 düşük olduğu ve bunun annenin bildirdiği iştah durumuyla uyumlu olduğu tespit edildi. Sonuç olarak organik hastalığa bağlı olmayan iştahsızlıkta, davranış değişikliği uygulamasının özellikle 8 yaş altındaki çocuklarda faydalı olduğu tespit edildi. Anahtar kelimeler: İştahsızlık, beslenme sorunları, beslenme kuralları, enerji alımı

AileAnoreksiBeslenme bozuklukları+6
Hafize Selma Çetin
Kütahya Dumlupınar University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyanın ailenin sosyalleşme işlevine etkisi: Ankara örneği

Günümüzde sosyal medyanın aile bireyleri tarafından fazla kullanımı sosyal bilimlerin araştırma konularından biri olmaktadır. Teknoloji toplumunda ailenin sosyalleşme işlevinin sosyal medyada devam etmesini anlamaya yönelik bu çalışmada nitel yönteme dayalı betimsel analizler ve mülakat (görüşme) tekniğine yer verilmiştir. Görüşmeler Ankara ilinde Akdere, Abidinpa, Şentepe ve Çiğdemtepe semtlerinde gerçekleştirmiştir. Görüşmeler sonucunda günümüzün sosyal medya uygulamaları olan Facebook, Twitter, Instagram, Tik-Tok gibi sanal sosyalleşme uygulamaları yetişkin sosyalleşmesini devam ettiren toplumsallaşma aracı olarak ailenin sosyalleşme işlevini paylaştığı yönünde nitel bulgular elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Aile, Ailenin Sosyalleşme İşlevi, Sosyal Medya, Sanal Sosyalleşme

AileFacebookSosyal medya+4
Serap Balyemez
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İşgörenlerin kişilik tiplerinin örgütsel bağlılıkları üzerindeki etkisi: Bursa' da mobilya sektöründe uygulama örneği

Kişilik kavramının, çağlar boyunca oldukça önem verilen bir kavram olduğu bilinmektedir. Kişilik kavramı söz konusu olduğunda akla ilk gelen, bireysel farklılıkları vurgulamaktır. Her bireyin olayları algılama, düşünüş, kendini ifade etme şekli ve geliştirmiş olduğu davranışlar arasındaki farklılıklar araştırmacıları ortaya çıkan bu farklılıkların nedenini sorgulamaya yöneltmiştir. Bundan dolayı kişilik kavramı çağlar boyunca araştırmalara konu olmuştur.Günümüzde, entelektüel sermayenin etkin bir şekilde yönetimine verilen önem arttığından, örgütsel bağlılık kavramı da büyük önem kazanmıştır. Nitelikli işgücünün örgütüne bağlı olarak çalışması, bütün yetenek ve bilgisini örgütü için kullanması örgütsel bağlılığı yakından ilgilendiren bir konudur. Yapılan araştırmalar sonucunda, kendilerini bulundukları örgüte bağlı hisseden işgörenlerin oldukça başarılı oldukları gözlemlenmiştir. Bu nedenle örgütsel bağlılık, kaliteli mal / hizmet üretimini gerçekleştirme, müşteri memnuniyetini sağlama ve işgören devir hızını azaltma konularında önemli bir araçtır.Ayrıca örgütsel bağlılık konusuna; örgütsel davranış, örgütsel psikoloji ve sosyal psikoloji gibi farklı alanların etkisi de, işgörenlerin kişilikleri ile bulundukları örgüte bağlılıkları arasında ilişki kurmayı gerekli hale getirmektedir. Bu nedenle günümüzde birçok örgüt, işgörenlerin örgüte dahil olmalarının ilk aşaması olan iş görüşmelerinde adaylara çeşitli kişilik testleri uygulamaktadır. Bu yöntem işe, örgüte ve ortama uyumlu yapıdaki işgörenleri örgüte dahil etmenin bir yolu olarak düşünülmektedir.İşgörenlerin yaptıkları işe, bulundukları örgüte ve iş arkadaşlarına bağlılığı konusunun işgörenlerin kişilik tip ve özelliklerinden etkilendiği varsayımıyla araştırmada kişilik tipleri, kuramları ve örgütsel bağlılık konuları üzerinde durulmuştur.

AdaletAileDavranış+2
Tuğba Kaplan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Aile şirketlerinde kurumsallaşma ve yönetimin devri: Uşak OSB'nde örnek uygulama

Aile şirketleri ülke ekonomisinin büyümesinde önemli katkı sağlayan kuruluşlardır. Aile şirketlerinin bir çalışma konusu olarak ortaya çıkması ile birlikte bu işletmelerde kurumsallaşma ve yönetimin sonraki kuşaklara devri hususu gündeme gelmiştir.Bu çalışmamızda aile şirketlerinde kurumsallaşma ve yönetimin devri ilişkisi araştırılmış ve ortaya çıkan sorunlara çözüm önerileri getirilmiştir.Anahtar Kelimeler: 1) Kurumsallaşma, 2) Aile Şirketleri, 3) Yönetimin Devri

AileDevirKurumsallaşma+2
Nihal Dönmez
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Hedonik tüketim davranışını belirleyen demografik faktörlerin analiz (Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi sağlık personeli örneği)

Çağımızda hızla gelişen teknoloji ve bilişim alanındaki değişmeler tüketim olgusuna farklı bir boyut kazandırmıştır Gelişen iletişim araçları sayesinde tüketicilerin tüketim ihtiyaçlarına sürekli şekil verilmeye çalışılmaktadır. Bu çaba dâhilinde işletmelerin pazarlama faaliyetlerinin arzu edilen sonuçlara ulaşması için tüketicilerin davranışlarının incelenmesi ve analiz edilmesi zorunluluk haline gelmiştir. Yapılan araştırmalar sonucu tüketicilerin, sorunlarına maksimum faydayı bulmaya çalışan rasyonel problem çözücülerden daha farklı boyut ve özellikleri olduğu kabul edilmiştir. Tüketiciler sadece ihtiyaçlarını gidermek için alışveriş yapmamakta aynı zamanda, tüketim deneyiminden haz almaya çalışmaktadırlar. Bu yüzden ürün ve markaların sembolik anlamları rekabet avantajı sağlamada en önemli araçlardan birisi haline gelmiştir.Hedonik tüketim olarak adlandırılan bu yaklaşım tüketiciyi anlamak açısından önemli bir ipucu olmakta ve pazarlama araştırmacılarının işlerini ve rekabet güçlerini artırma yolunda önemli bir rehber konumundadırlar.Demografik faktörlerin hedonik tüketim üzerine etkileri için yapılan bu çalışmada birinci bölümde tüketici davranışları kavramı ele alınmış, ikinci bölümde Hedonik Tüketim olgusu tarihsel gelişimi ile incelenmiş ve son bölümde ise analizler yoluyla hedonik tüketim ve demografik faktörler arasındaki etkileşim saptanmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Tüketici Davranışları, Hedonizm, Hedonik Tüketim

AileAlgıDemografik değişkenler+6
Evren Akca
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk suçluluğu ve toplumsal nedenleri

Bu tezin amacı, çocuk suçluluğuna yol açan toplumsal nedenleri günümüzde ulaşılan ekonomik, siyasal ve sosyolojik nedenlerle birlikte açıklamaktır. Çocuk suçluluğunun değişen mahiyeti ve günümüze ulaşan gelişim süreci bu tezin ana eksenini oluşturmaktadır. Çocukların suç kelimesi ile birlikte anılması gerçekten de içinde bulunduğumuz çağın, toplumları ne derecede etkilendiğini göstermektedir. Bu olumsuz etkiler sosyal polarizasyonu derinleştirmekte ve incelemeye çalıştığımız suçluluk olgusunun itici nedeni olmaktadır. Çocuklar üzerinde aile ve sosyal çevre tarafından sürdürülen toplumsallaştırma işlevi bu gibi makro etkenler tarafından başarılı bir şekilde tamamlanamamakta, göç, düzensiz kentleşme, gecekondulaşma, medya gibi faktörlerin olumsuz etkileri çocukların suça bulaşmasına neden olmaktadır.Anahtar Kelimeler: Çocuk, Suç, Çocuk Suçluluğu, Göç, Kentleşme, Aile, Medya.

AileAile içi ilişkilerGöçler+8
Hakan Balci
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kitle iletişim araçlarında ailenin ve ataerkinin yeniden üretimi (Örnek olaylar: Zuhal Topal'la İzdivaç programı ve Geniş Aile dizisi)

ÖZETKİTLE İLETİŞİM ARAÇLARINDA AİLENİN VE ATAERKİNİN YENİDEN ÜRETİMİ (ÖRNEK OLAYLAR: ZUHAL TOPAL'LA İZDİVAÇ PROGRAMI VE GENİŞ AİLE DİZİSİ)ŞAHİN, HaticeYüksek Lisans Tezi, Sosyoloji Ana Bilim DalıTez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Şehriban ŞAHİN KAYATemmuz, 2011, 123 sayfaBu tez insanlar için son derece önemli bir duygusal destek alanı olan aile kurumunun ataerkillik, popüler kültür ve kapitalizm üçgeninde nasıl tekrar üretildiği, ?aile son buluyor? tartışmaları arasında kadını ikincilleştiren ataerkilliğin kitle iletişim araçlarında nasıl temsil edildiğini ?Geniş Aile? ve ?Zuhal Topal'la İzdivaç? örnek olayları üzerinden ortaya koyma hedefindedir. Bu çalışmada ailenin ve kitle iletişim araçlarının tarihsel gelişimi ve teorik yaklaşımları üzerine basılı yayın araştırması yapılmıştır. ?Geniş Aile? ve ?Zuhal Topal'la İzdivaç? programları üzerine uygulanan gözlem, içerik analizi ve görüşme teknikleri kullanılmıştır.20. ve 21. yüzyılın insanları günlük hayatın her anında ve her alanında kitle iletişiminin ürettiği kimliklere ve imajlara maruz kalırlar. Kitle iletişim araçlarında üretilen anlamlar, üretim ve tüketim ilişkilerini içerir. Üretim ve tüketimin söz konusu olduğu her noktada güç ilişkileri devreye girer. Kitle iletişim araçlarından söz edildiği noktada popüler kültür ve tüketim toplumu ilişkisine bakılması bir zorunluluktur.Çağdaş toplumlarda herkes bir tüketicidir. Tüketim, ister insanın yiyecek, giyecek, barınma ihtiyacı olsun isterse de kültürel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olsun kitleleri yönlendiren popüler kültürün egemenliği altındadır. Popüler kültür bir eğlence kültürü olarak kitle iletişim araçları tarafından tekrar tekrar üretilmektedir. Popüler kültürün yeniden üretimi esnasında toplumun içinde yaşayan kültür sorgulanmadan gösterime sokulur. Gösterime sokulan görüntü toplumu çağdaşlaştırmanın ötesinde sadece gelirlerini en üst seviyeye çıkarmanın peşindedir.Üreme, seks güdüsü ve duygusal bağlılıklar sonucu ortaya çıkan aile kurumu özel mülkiyet anlayışı ile birlikte ataerkil sistemin tahakkümü altına girmiştir. Kapitalizm kendinden önceki tüm kavramları, yaşam biçimlerini geleneksel olarak niteleyerek kendini farklılaştırmıştır, ancak ataerkillik konusunda bir süreklilik göstermiştir. Kitle iletişim araçları gelirlerini korumak ve artırmak için ataerkil kapitalist sisteme sıkı sıkıya bağlıdır. Kitle iletişim araçları, özellikle televizyon ataerkil aile yapısını korumak için toplumun ataerkil kültürel varlıklarını sorgulamadan ekrana taşır. Geniş Aile dizisi toplumdaki ataerkil aile imajını en iyi yansıtan örneklerden biridir.Zuhal Topal'la İzdivaç programına katılan kişiler çoğunlukla modern yaşam şartlarıyla yalnız kalan insanlar, ekonomik sıkıntı içinde olan ve bir erkeğin bakımına ihtiyaç duyan kadınlar ve kendilerine ev içindeki ihtiyaçlarını karşılayacak beceriler kazandırılmamış erkeklerdir. Geçmiş dönemlerde insanlar yaşlı anne ve babalarının bakımını üstlenmekteydi. Son dönemlerde yaşanan toplumsal ve ekonomik koşullar bunu engellemektedir. Geniş ailelerin parçalanmasıyla birlikte insanlar yaşlılıklarında yalnız kalmaktadır. Bu durumdan kurtulmak için çözümü evlilikte bulmuşlar ve en kolay yol olarak da toplum tarafından sevilen insanlarca sunulan televizyon programlarını tercih etmektedirler.Anahtar Kelimeler: Aile, Ataerkillik, Kapitalizm, Popüler Kültür, Tüketim Toplumu, Kitle İletişim Araçları.

AileAtaerkilKapitalizm+6
Hatice Şahin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin ev ziyaretlerinde karşılaştıkları sorunlar

Ülkemizde eğitime başlamanın erken yaşlara çekilmesi ile temel eğitim programlarında yer alan aile katılımı çalışmaları daha da önemli hale gelmiştir. Aile katılım çalışmaları arasında yer alan ev ziyaretleri öğrenci, aile, öğretmen ve okul açısından büyük öneme sahip bir etkinliktir. Ancak uygulayıcıları olan öğretmenlerinin ev ziyaretlerinde karşılaştıkları bazı sorunlar bu faaliyetin işlevselliğini etkileyebilmektedir. Okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin ev ziyaretlerinde karşılaştıkları sorunları belirlemeyi amaçlayan bu araştırma tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Araştırmanın çalışma evrenini 2012-2013 eğitim öğretim yılında Artvin İl Merkezinde bulunan okul öncesi ve sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırma sonunda okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin ev ziyaretlerinde, en fazla sorunu öğrenci velisinin çalıştığı ailelere ziyaret düzenlemekte yaşadıkları, ev ziyaretlerinin mesai sonrası yapılmasından ve bazı durumlarda sürenin uzamasından rahatsız oldukları, ziyaretlere yalnız gitmekten dolayı güvenlik noktasında tedirgin oldukları, ziyaretlerde ulaşım ve adres bulmada sorunlar yaşadıkları bulgularına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Öğretmen, Aile, Okul, Okul Aile İşbirliği, Aile Katılımı, Ev Ziyareti

AileAile katılımıEv ziyaretleri+7
İlker Alınmaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

60 - 72 ay arasındaki okul öncesi dönem çocuklarının aile algılarının incelenmesi üzerine bir durum çalışması

60-72 ay arasındaki okul öncesi dönem çocuklarının aile algılarının incelenmesi üzerine bir durum çalışması Okul öncesi dönemde çocukların çevrelerini keşfetme sürecindeki en yakın kurum ailedir. Bu küçük birim, temel alışkanlıkların kazanıldığı ve öğrenmenin en yoğun olduğu bu dönemde çocuk için çok önemlidir. Bu nedenle çocukların aile algılarının bilinmesi, sağlıklı bireyler olarak yetiştirilmelerinde faydalı olacak etmenlerden biridir. Bu araştırmada, 60-72 aylık okul öncesi dönem çocuklarının ailelerine ilişkin düşünce ve algılarının; cinsiyet, kardeş durumu, anne-baba eğitim seviyesi, aile yapısı ve okul öncesi eğitim kurumundaki yılına göre nasıl farklılaştığı, çizimler ve çizimlere yüklenen anlamlar arasındaki ilişkiler ortaya konmaya çalışılarak incelenmiştir. Araştırma nitel bir araştırma olup durum çalışması yöntemi ile yapılmıştır. Çalışmanın çalışma grubu 2014-2015 eğitim öğretim yılında Trabzon'da 3 okul öncesi eğitim kurumunda öğrenim görmekte olan 40 çocuk oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, anne-baba-çocuk ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ve çocuklara çizdirilen aile konulu resimler ile elde edilmiştir. Elde edilen veriler incelendiğinde, kız çocuklarının erkek çocuklarına göre, kardeşi olmayan çocukların kardeşi olan çocuklara göre, anne-baba eğitim seviyesi yüksek ve ortaöğretim olan çocukların anne-baba eğitim seviyesi ilköğretim olan çocuklara göre, tam aileye sahip çocukların parçalanmış aileye sahip çocuklara göre ve okul öncesi eğitim kurumunda 1. yılı olan çocukların 2 ve üzeri yılı olan çocuklara göre aile algılarının daha olumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Aile resmi, aile algısı, okul öncesi dönem.

AileAlgıAna-baba algısı+5
Ümmühan Akpınar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

12 haftalık rekreatif fiziksel etkinlik programının eğitilebilir zihinsel engellilerin ve ailelerinin üzerine etkileri

Bu çalışma; 13–18 yaş aralığındaki eğitilebilir zihinsel engelli çocuklarda, 12 haftalık rekreatif fiziksel etkinlik programının fiziksel kapasitelerinin gelişime ve ailelerinin depresyon düzeylerine olan etkisinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, 12 haftalık rekreatif fiziksel etkinlik programı hazırlanmış ve program deney grubu olarak belirlenmiş olan, Çanakkale'de ikamet eden 16 eğitilebilir zihinsel engelli çocukla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada eğitilebilir engelli bireylerin fiziksel uygunluk test skorları ile ailelerin depresyon düzeyleri verilerini elde etmek için ön test ve son test değerleri alınmıştır. Eğitilebilir zihinsel engelli çocukların gelişimini tanımlamak için Joseph P.Winnick ve Francis X. Short'un tarafından engelli gençlerin sağlıkla ilişkili fiziksel uygunluk düzeylerini tanımlamak amacıyla geliştirilen (1999) Brockport Fiziksel Uygunluk Testi ve çocukların Ebeveynlerin Depresyon davranışsal bulgularını Beck (1978) tarafından geliştirilip, Hisli (1988) tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılan "Beck Depresyon Envanteri" uygulanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS.20.00 programında değerlendirilerek, yüzde, frekans, eşleştirilmiş t-testi ve ki-kare testleri uygulanmıştır. Çalışmalar sonucunda Vücut ağırlığında, Vücut kompozisyonu ve Kas-İskelet fonksiyonlarında anlamlı farklar bulunmuştur. Çalışmanın sonucu olarak, 12 haftalık rekreatif fiziksel etkinlik programının engelli gençlerin fiziksel özellikleri ve bu gençlerin ebeveynlerinin depresyon durumları üzerine olumlu etki yarattığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Zihinsel engelli, Rekreasyon, Depresyon

AileBoş zamanları değerlendirmeDepresyon+4
Bilal Karakoç
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Aile değerlerinin aşı kabul ve reddine etkisi

Dünyada 20 yıl önce ortaya atılan aşı kararsızlığı-aşı reddi kavramları giderek artan aşılamada düşüşlere neden olmuştur. Türkiye'de aşılama 2016'da %98 2017'de %96'ya gerilemiştir. Çocuklarına aşı yaptırmak istemeyen ailelerin sayısı; 2011'de 183, 2013'te 980, 2015'te 5 bin 400, 2016'da 12 bin düzeyine yükselmiş, 2018'de 23 bin düzeyine ulaşmıştır. Çalışma; ebeveynleri aşı kararsızlığına-aşı reddine götüren nedenlerin tespiti, aile değerlerinin aşı karşıtlığına etkisini saptamak için yapılmıştır. 2020 yılı Ocak-Şubat ayları arasında Gaziantep Cengiz Gökçek Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Poliklinikleri'ne başvuran 8433 kişiden çalışmayı kabul eden, 0-24 ay arası çocuğu olan, Türkçe bilen 930 ebeveynle yüz yüze görüşme ile anket uygulanmıştır. Veriler Kişisel Bilgi Formu ve Aile Değerleri Ölçeği ile toplanmış, Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır. Bağımsız değişkenlerin karşılaştırılmasında x² testi kullanılmıştır. Katılımcıların %78'inin memleketi Gaziantep, %68'inin geliri gidere denktir. Katılan annelerin %74,7'si ev hanımıdır. Katılımcılardan %87,4'ü aşı kartına sahip, aşı kartı olmayan %12,6'dır. Katılımcıların %90,1'i aşıyı gerekli derken, %61,8'i aşıların mikroplara karşı direnç kazandırdığını söylemiş, %9,9'u aşı gereksiz demiştir. Katılımcıların %89,9'u çocuklarına aşı yaptırdığını, %10,1'i yaptırmadığını belirtmiştir. Katılımcıların %91,9'u aşıların yan etkisi olduğunu %8,1'i olmadığını söylemiştir. Aşı yaptırmayanların nedenlerine; %5,7'si aşısı yapılan hastalıklar artık görünmüyor, %5,2'si sağlık kurumları evime uzak, %4,4'ü doğal bağışıklığa inanıyorum, %4,1'i bebekler aşılama için küçük, %4,1'i aşıya götürecek zamanım yok. %3,2'si aşılar güvenli değil, %2,6'sı dini inançlar, %1,7'si aşılar otizme yol açıyor, %1'i Aşılar aşı firmalarını zengin etmek için yapılıyor demiştir. Katılımcıların %0,5'i çocuğumun kısır olmasından korkuyorum demiştir. Ebeveynler; aşılar, aşılanmazsa riskler, zararlar konusunda aydınlatılmalı; aşı reddi konusunda derinlemesine araştırmalar yapılmalıdır. Anahtar kelimeler: Aşı, Aşı Reddi, Aile, Aile Değerleri, Ebeveyn

AileAna-babaAşı reddi+3
Ömer Abiç
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Dinin eşler arası ilişkiler üzerine etkisi: Dindar evli çiftlerin algısı üzerine nitel bir araştırma

Bu çalışma, dindar eşlerin ilişkilerine dinin nasıl etki ettiğine ilişkin algılarını anlamayı amaçlamaktadır. Dinin Eşler arası ilişkiler üzerine etkisinin nasıl algılandığı anlamanın yanı sıra, dinin evlilik ilişkisinin kurulmasına, anne-baba ve çocuk ilişkilerine, eşler arasında yaşanan sorunların önlenmesine, aile sorunlarının ve krizlerinin çözümüne etkileri anlaşılmak istenmektedir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden kuram oluşturma yaklaşımına dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda amaçlı örnekleme yöntemi ile ulaşılan, yaşları 32 ile 63 arasında değişen, en az 10 yıldır evli bulunan 30 çiftle (60 kişi) yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada içerik analizi ve betimsel analiz yapılmıştır. Araştırmamıza katılan dindar eşlerin algısında, din, eş seçiminden itibaren aile ilişkilerini etkilemekte, hem eşler arası ilişkilere hem de anne-baba ve çocuk ilişkilerine olumlu katkılar sağlamaktadır. Araştırmamızın sonuçları dinin aile ilişkilerine etkilerini ele alan literatür ile uyumludur. Araştırmamız, dindar eşlerin, dini, aile sorunlarının oluşmasında önleyici ve ortaya çıkan aile sorunlarının çözümünde destek sağlayıcı olarak gördüklerini ortaya koymaktadır. Bu nedenle din, aile sorunlarının çözülememesinden kaynaklı içsel aile krizlerinin ortaya çıkmasını engelleyici, dışsal nedenli aile krizlerinin aşılmasında destek sağlayıcı ve aile yılmazlığını güçlendirici bir faktör olarak algılanmaktadır. Araştırmanın bulguları ilgili literatüre dayalı olarak tartışılmış, elde edilen sonuçların literatürle uyumlu olduğu görülmüştür. Son olarak ileri çalışmalar ve aile üzerinde çalışma yapan kurumlar için önerilerde bulunulmuştur.

AileAile içi ilişkilerAile sorunları+7
Volkan Tekdemir
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sporun aile içi iletişim üzerindeki etkilerinin incelenmesi

Bu araştırma, sporun aile içi iletişimdeki etkisini tespit etmeye yöneliktir. Araştırma nicel yöntemlerden ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır. Örneklem grubu basit tesadüfi örnekleme yoluyla belirlenen 270 erkek; 272 kadın katılımcı olmak üzere 542 kişiden oluşmaktadır. Araştırmanın verilerini elde etmek amacıyla araştırmacı tarafından literatür taraması sonucunda oluşturulan Kişisel Bilgi Formu ve düzenli spor yapma durumunu belirlemeye yönelik Düzenli Spor Bilgi Formu dışında Erdoğan ve Anık (2018) Türkçeye uyarlanan Aile İletişim Kalıpları Ölçeği kullanılmıştır. Aile İletişim Kalıpları Ölçeği ve alt boyutlarının güvenilirlik değerleri hesaplandığında toplam puan, 0.721 olarak belirlenmiştir. Güvenirlik sınırı Sijtsma'ya (2009) göre 0.70 olarak belirtilmiş olup araştırmada kullanılacak olan ölçeğin bu koşulu sağladığı görülmektedir. Araştırmada verilerin istatistiksel analizi için SPSS 25.0 programından yararlanılarak tanımlayıcı ve anlam çıkarıcı istatistik yöntemler kullanılmıştır. Verilerin değerlendirmesi ise %95 güven aralığında ve p<.05 anlamlılık düzeyinde yapılmıştır. Verilerin tanımlanmasında frekans ve yüzde analizi, verilerin karşılaştırılmasında ise ikili gruplarda t testi, ikiden fazla olan gruplarda One Way Anova analizi kullanılmıştır. Araştırmada uygulanan anketlerin arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda; katılımcıların %50'sinin spor yapmadığı, belirli günlerde spor yaptığını belirten katılımcıların günlük ortalama spor yapma süresinin 44 dakika olduğu sonucu bulunmuştur. Düzenli spor yapma durumunun demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığıyla ilgili bulgulardan hareketle cinsiyet, yaş, yerleşim birimi, anne baba öğrenim durumuna, aile gelir düzeyine, anne baba meslek grubuna göre farklılaşma olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Katılımcıların aile içi iletişim düzeyinin belirlenmesi amacıyla yapılan analiz sonucunda aile içi iletişim düzeyinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Aile içi iletişim yönüyle demografik değişkenlerin etkisiyle ilgili bulgulara bakıldığında ise cinsiyete, yaşa, yerleşim birimine, anne ve baba öğrenim durumuna, kardeş sayısına, aile gelir düzeyine, anne ve baba meslek grubuna göre herhangi bir farklılık oluşmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Katılımcıların düzenli spor yapma durumlarıyla aile içi iletişim arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılan regresyon analizinin sonucuna göre düzenli spor yapma durumlarıyla aile içi iletişim arasında ilişki olmadığı anlaşılmaktadır.

AileAile içi iletişimAile içi ilişkiler+2
Fulya Algan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00

Related subjects