Financial markets
117 theses under this subject heading
Terör saldırılarının finansal piyasalara etkisi: Borsa İstanbul 100 endeksi üzerine bir uygulama
Yatırımcıların finansal piyasalarda rasyonel hareket ettikleri görüşüne dayanan ve Eugene Fama tarafından ortaya atılan Etkin Piyasalar Hipotezine göre, piyasa da oluşan bilgiler anında fiyatlara yansımaktadır. Bilgilerin fiyatlara anında yansıması yatırımcıların bu piyasalardan beklenenin üzerinde bir getiri elde etme imkânları ortadan kaldırmaktadır. Bundan dolayı da teknik ve temel analiz yoluyla fiyatların önceden tahmin edilme olanağının bulunmadığı iddia edilmektedir. Fakat bahsedilen bu durum her zaman mümkün olmamaktadır. Yatırımcıların her zaman rasyonel davranmadıklarını ve bazen benzer durumlara benzer tepkiler verdikleri yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Davranışsal Finansında temellerini oluşturan bu olgu, yatırımcılar sosyolojik, psikolojik ve çevresel birçok etkenden etkilenme eğilimi gösterebilmektedir. Özellikle son yıllarda artış gösteren ve toplumların sosyolojik, psikolojik, yönetimsel yapılarını zedelemekten çıkıp ekonomik olarak da zarar vermeye başlayan terör olaylarının varlığı çalışmamızın temel çıkış noktasını oluşturmaktadır. Ülkemiz açısından da önemli sorunları beraberinde getiren terör olaylarının varlığı ve etkileri uzun yıllardır tartışılan bir konudur. Bu perspektifte, çalışmanın amacı 20.09.2011-17.02.2017 tarihleri arasında Türkiye'de meydana gelen 94 terör saldırısının Borsa İstanbul 100 Endeksi üzerindeki olası etkisinin ortaya çıkarılmasıdır. Bu kapsamda, Olay Çalışması (Event Study) metodolojisi uygulanırken piyasanın vermiş olduğu tepkiyi daha net gözlemleyebilmek amacıyla terör saldırılarının etkisi tatil günlerinde ya da hafta içi günlerde gerçekleşmesi şeklinde iki alt kategoride irdelenmiştir. Yapılan analiz sonucunda; terör olayları neticesinde genel anlamında piyasada net olarak negatif ya da pozitif bir trendin varlığından söz etmek kullanılan veri seti ve yöntem bağlamında mümkün olmadığı görülmüştür. Diğer taraftan, istatistiksel olarak anlamlı sonuçların varlığı, ele alınan konu çerçevesinde BİST 100 Endeksinin yarı güçlü formda etkin olmadığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Terör Saldırıları, BİST 100 Endeksi, Etkin Piyasalar Hipotezi, Davranışsal Finans, Event Study.
Beklentilerin Türkiye finansal piyasalarına yansıması
Finansal piyasaların serbestleşmesi ile artan uluslararası sermayenin hareketliliği finansal piyasalarda kırılganlığın da artmasına neden olmuştur. Özellikle dünyanın tek merkezli hale geldiği 1990'lı yıllardan itibaren daha sık aralıklarla yaşanan finansal krizler (1994 Meksika Krizi, 1997 Asya Krizi, 1998 Rusya Krizi gibi), ekonomiye ilişkin beklentilerdeki değişimin önemini ortaya koymuştur. Bu anlamda, iktisadi birimlerin beklentilerinin sayısal bir ifadesi olan ekonomik güven endekslerinin piyasalarla ilişkisinin belirlenmesi hem politika yapıcılar hem de araştırmacılar için önemli bir konu haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, tüketici güven endeksi ile finansal piyasalar ve genel ekonomik göstergeler arasındaki kısa ve uzun dönemli ilişkinin ve bu ilişkinin yönünün eşzamanlı olarak incelenmesidir. Buna göre, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayımlanan tüketici güven endeksinin, para piyasası, sermaye piyasası ve genel ekonomik durum için belirlenen değişkenlerle ilişkisi 2005:01 — 2019:04 dönemi aylık verileri kullanılarak ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Zaman serisi analizinden yararlanılarak yapılan ampirik çalışmanın sonuçlarından elde edilen bulgular şu şekildedir: Birincisi, para piyasası göstergeleri ile tüketici güven endeksi arasında uzun dönem ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca, para piyasası göstergelerinden sadece dolar kurundan tüketici güven endeksine doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Sermaye piyasası göstergeleri ve tüketici güven endeksi arasındaki ilişkinin araştırıldığı diğer modelde, değişkenler arasında uzun dönem ilişki bulunamamıştır. Ancak, hisse senedi piyasası gösterge endeksinden, tüketici güven endeksine doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi varken; tahvil piyasası gösterge değişkeni ve tüketici güven endeksi arasında karşılıklı bir nedensellik ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, genel ekonomik göstergeler ile tüketici güven endeksi arasında uzun dönemli ilişki olduğu belirlenmiş ve enflasyona ilişkin göstergelerden tüketici güven endeksine doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kavramlar: Tüketici Güven Endeksi, Finansal Piyasalar, Nedensellik Analizi, Davranışsal Finans
Adaptif piyasalar hipotezinin Borsa İstanbul 100 endeksinde test edilmesi
Adaptif piyasalar hipotezi, etkin piyasalar hipotezi ile davranışsal finansı birleştiren bütüncül yaklaşımıyla son dönemde yoğun ilgi gören teorilerden birisidir. Adaptif piyasalar hipotezine göre finansal piyasaların işleyişi evrimsel prensiplerle açıklanabilmektedir. Piyasalarda getiri öngörülebilirliği derecesi zamanla değişmektedir dolayısıyla piyasalar bazı dönemler zayıf formda etkinken bazı dönemlerde etkinliğini kaybetmektedir. Bu çalışmanın amacı, adaptif piyasalar hipotezinin Türkiye finansal piyasalarında geçerliliğini araştırmaktır. Bu doğrultuda Ocak 1988-Aralık 2017 dönemine ait BIST 100 endeksi günlük ve aylık getirileri doğrusal ve doğrusal olmayan yöntemlerle araştırılmıştır. Doğrusal yöntemlerden üç farklı varyans rasyo testi (Chow Denning, Joint Rank ve Joint Sign) ve doğrusal olmayan BDS testi kullanılmıştır. Bu testler sabit uzunlukta pencere kaydırma yöntemiyle elde edilen alt örneklemlere uygulanmış ve böylece piyasanın getiri öngörülebilirliği derecesinin zamanla değişimi incelenmiştir. Sonrasında getiri öngörülebilirliği derecesinin piyasa koşullarından etkilenip etkilenmediği araştırılmıştır. Sonuçlara göre farklı frekanslarda ölçülen getiri öngörülebilirliği derecesi zamanla değişmektedir ve piyasa koşullarından etkilenmektedir. Adaptif piyasalar hipotezi Türkiye finansal piyasaları için geçerlidir.
Finansal yenilikler ve finansal yeniliklerin bireysel kredilendirme sürecine etkisi
Finansal piyasalar 1980'li yıllardan itibaren hızla gelişmiş ve ulusal sınırları aşmıştır. Uluslararasılaşmanın sonucu olarak bir yakınsama süreci ortaya çıkmış yeni bir finansal düzen oluşmuştur. Bu yeni piyasada artan rekabet ve talep sonucu var olan merkezler kendilerini geliştirmek ve yenilemek durumunda kalmış, böylece yeni finansal merkezler ve yeni finansal ürünlerin ortaya çıkması kaçınılmaz olmuştur.Son zamanlarda finansal piyasalarda gözlemlenen eğilimlerden birisi olan finansal yeniliklerin temel amacı, piyasaları etkin ve rekabetçi yapmak, kar elde etmek ve riski azaltmaktır. Bunlar aynı zamanda finansal yeniliğin arkasındaki itici unsurlar olarak kabul edilmektedir. Finansal yenileşme eğilimleri, daha çok kullanılan araçlarda ve finansal aracılık türlerinde karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, finansal yenilikler incelenmiş ve bu yeniliklerin bireysel kredilendirme sürecine etkisi SPSS istatistik paket programı kullanılarak incelenmiştir. Bu kapsamda çalışmanın ilk üç bölümünde finansal sistem, finansal piyasalar, finansal yenilikler ve bireysel kredilendirme süreci ile ilgili kavramlar ayrıntılı bir şekilde açıklanmış, daha sonra bireysel kredileri etkilediği düşünülen değişkenler arasında çoklu regresyon yapılmıştırAnahtar Kelimeler: Finansal Sistem, Finansal Piyasa, Finansal Yenilikler, Bireysel Krediler.
Finansal piyasalarda kalite ölçümü: Nasdaq 100 indeks futures kontrat piyasasındaki kalitenin vektör otoregresyon metodu ile ölçümüne ilişkin bir uygulama
ÖZET Finansal piyasalarda ortaya çıkan teknolojik, yapısal veya işleyişe ilişkin yenilikler, piyasanın fîyatlama etkinliği, kalitesi ve diğer piyasalarda yaratabileceği etki ve yansımaların değerlendirildiği çalışmaların yapılmasına neden olmaktadır. Hatta bu tür gelişmeler, ampirik çalışmaların yapılabilmesine fırsat yaratmaktadır. Bu doktora tezi çalışmasının konusunu, menkul kıymet piyasalarının mikroyapı incelemelerinin bir boyutunu oluşturan piyasa kalitesinin ölçülmesi oluşturmaktadır. Piyasa kalitesinin ölçülmesine ilişkin uygulama ise, Amerika Birleşik Devletlerindeki Nasdaq 100 İndeks futures piyasası üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu piyasanın kalitesinin ölçümü, CUBEs'un piyasaya çıkışının etkisi dikkate alınmak suretiyle gerçekleştirilmiştir. Cubes, borsada işlem gören fonlar (BİF) grubunda yer alan yeni bir tür yatırım aracı olup, Nasdaq 100 İndeksini takip eden hisse senedidir. Piyasa kalitesinin ölçümü, Hasbrouck'un Vektör Otoregresyon (VAR) yaklaşımı aracılığıyla, gün içi işlemden- işleme veriler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla, fiyatlama hatası varyanslan hesaplanmıştır. Fiyatlama hatası, işlem fiyatının etkin fiyattan sapması olarak ifade edilmektedir. Fiyatlama hatasının varyansı ise; gerçekleşen işlem fiyatının, etkin fiyatı ne kadar yakından takip ettiğini ölçmektedir. Dolayısıyla, piyasa kalitesinin doğal bir ölçütü olarak kabul edilmektedir. Çalışmada, VAR analizi Cubes 'dan önceki ve sonraki 200'er günlük dönemler için gerçekleştirilmiştir. Cubes öncesinde 0.20030 olan fiyatlama hatası varyansı, Cubes sonrası dönemde 0.03907'ye gerilemektedir. Bu sonuçlar, indeks futures'un piyasa kalitesinde, Cubes sonrası beklenen piyasa kalitesi artışının gerçekleştiğini göstermektedir.
Finansal serbestleşme, finansal krizler ve Türkiye örneği
Gelişmiş ülkelerin ekonomilerinin küreselleşme dalgası ile sermaye hareketlerinde serbestleşmeye gitmesi gelişmekte olan ülke ekonomilerini de özellikle 1980'lerden sonra finansal serbestleşme yönünde adımlar atmaya zorlamıştır. Sermaye piyasalarının tamamen kontrolden bağımsız hale gelmesi ve serbestleşmenin giderek önem kazanması ülkelerin bağımsız bir şekilde iktisat politikalarını uygulamasına izin vermemiş bunun yanı sıra ülkeler ekonomik krizle karşı karşıya kaldığında bile uluslararası fonlar tarafından kurtarılmaya çalışılmıştır. Türkiye ekonomisinde finansal serbestleşme sürecinin temelleri 24 Ocak 1980 Kararları ile atılmıştır. Finansal reformlara her geçen yıl yenileri eklenmiş ve 1989 yılında 32 Sayılı Karar'la birlikte dış finansal serbestleşmeye geçilmesi ile birlikte gelişmeye çalışan ülke ekonomisi pek çok finansal istikrarsızlık ve finansal krizle mücadele etmeye başlamıştır. Bu çalışmanın amacı Türkiye ekonomisinde 1980 sonrasında uygulanan finansal serbestleşme politikalarının büyüme üzerindeki etkisini analiz etmektir. Çalışmanın ilk bölümünde finansal serbestleşmenin teorik çerçevede yaklaşımları ve çeşitleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise Türkiye ekonomisinin finansal serbestleşme ile sınavı değerlendirilmiştir. Burada özellikle gerçekleşen finansal serbestleşmeye yönelik reformlar ve reformlar sonrası gerçekleşen önemli finansal krizler üzerinde durulmuştur. Son bölümde ise finansal serbestleşme düzeyi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki Vektör Otoregresyon yöntemi aracılığıyla modellenmiş ve ulaşılan sonuçlar analiz edilmiştir. Ekonometrik analiz sonucunda finansal serbestleşme ile ekonomik büyüme arasında negatif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Ulaşılan sonuç literatürdeki pek çok çalışma ile bu anlamda paralellik göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Finansal Serbestleşme, Finansal Krizler, Türkiye Ekonomisi,Ekonomik Büyüme
Finansal piyasalarda futures-opsiyon işlemleri ve muhasebeleştirilmesi
Risk yönetimi, firmalar için gelecekte meydana gelmesi beklenen, istenmeyen durumların.ortadan kaldırılması için alınacak önlemleri kapsar. Risk yönetiminde kullanılan ve çalışmamızın da konusunu oluşturan türev ürünler, yatırımcıların farklı türdeki gereksinmelerini karşılamak üzere geliştirilmiştir. Dört bölümden oluşan bu tezde; işletmelere, çeşitli risklerden korunmak için farklı alternatifler sunan türev ürünler ele alınmış, bu ürünlerin muhasebeleştirilmesinde kullanılan standartlar açıklanmış, futures ve opsiyon işlemlerinin muhasebeleştirme işlemleri yapılmıştır. Birinci bölümde finansal piyasalar ve bu piyasalarda karşılaşılan riskler açıklanmıştır. Risk yönetimi ve risk korunma teknikleri incelenmiştir. İkinci bölümde futures, üçüncü bölümde opsiyon piyasalarının özellikleri ve işleyişi hakkında bilgiler verilmiştir. Dördüncü bölümde ise türev ürünlerin muhasebeleştirilmesinde karşılaşılan sorunlar ve kullanılan standartlar üzerinde durulmuştur. Futures ve opsiyon işlemlerinin muhasebeleştirilme işlemleri yapılmıştır.
Finansal piyasa riski yönetimi ve Islami finans
The purpose of this thesis is to explore the similarities and differences between conventional financial market risk management and Islamic finance. The scope of the thesis is to identify the key principles of risk management in financial markets system. The method used in this study is a comparative analysis of the principles and practices of risk management in conventional finance and Islamic finance. The study draws on a range of sources, including academic literature, industry reports, and case studies of risk management. The main of this thesis is that there are significant differences between conventional financial market risk management and Islamic finance. The conventional approach is based on the use of derivatives and other financial instruments to manage risk, while Islamic finance relies on a system of ethical principles and risk sharing. The implications of these differences for risk management in Islamic finance are significant, as they require a different approach to risk assessment and mitigation. The findings of this study have important implications for practitioners and policymakers in the field of Islamic finance. The study highlights the need for a greater understanding of the principles of risk management in Islamic finance, and the development of new risk management tools and techniques that are compatible with these principles. Overall, the study contributes to a better understanding of the challenges and opportunities of risk management in Islamic finance and provides a foundation for future research in this area.
Finansal krizlerin mali piyasalara ve kurumlara etkilerinin analizi
Finansal serbestleşme hareketleri sonrasında, gelişmiş ülkelerdeki sermaye birikimleri, kendilerine farklı kazanç yollan aramış ve ulusal sınırların dışında hareket etmeye başlamıştır. Finansal sistemde kısa vadeli sermaye hareketlerinin neden olduğu dalgalanmalar ekonomik istikran bozarak finansal krizlere sebebiyet vermektedir. Güneydoğu Asya Krizinde olduğu gibi krizler bulaşıcı etki gösterebilmektedir. Krizler erken uyan sistemleri ve öncü göstergeler ile önceden tahmin edilebilir duruma gelmiştir. Yapılan bu çalışmada son dönemlerde dünyada ve Türkiye'de meydana gelen önemli krizler anlatılmış, kriz dönemlerinde temel makroekonomik göstergelerin gösterdiği gelişimler analiz edilmiş ve finansal krizlerin mali kurumlar üzerine etkileri incelenmiştir. X
Kantitatif hisse senedi analiz uygulaması
Bu tez çalışmasında, Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) ve Türkiye Bankalar Birliği (TBB) gibi resmî kaynaklardan elde edilen çoklu finansal verilerin, ASP.NET Core tabanlı katmanlı bir mimari üzerinden Playwright ve Selenium ile zamanlanmış veri çekimi, otomatik ön işleme, SQL veri tabanı kayıt altyapısı ve Python destekli görselleştirme bileşenleri aracılığıyla entegre edildiği uçtan uca otomatik bir kantitatif analiz sistemi geliştirilmiştir. Sistem hem reel sektör hem de finans sektöründeki kurumlara yönelik olmak üzere Kantitatif, Banka, Sigorta ve Faktöring başlıklı dört farklı PDF raporu üretmekte; ayrıca günlük piyasa özetlerini oluşturmakta ve Telegram bot entegrasyonu aracılığıyla gerçek zamanlı bildirimler sağlamaktadır. Elde edilen deneysel bulgular, çok kaynaklı veri entegrasyonunun analitik kapsamı anlamlı ölçüde genişlettiğini; Excel ve PDF modüllerinin ise raporların detay seviyesini önemli ölçüde artırdığını göstermektedir. Performans ölçümleri, sistemin raporlama süresini %65'e kadar azalttığını ve sektör bazlı rating karşılaştırmaları sayesinde portföy kararlarında duyarlılığı ve doğruluğu artırdığını ortaya koymuştur. Tartışma bölümünde veri güncellemelerinde senkronizasyon sorunları, zaman damgası uyumsuzlukları ve versiyon kontrolü gibi çoklu kaynak yönetimi zorlukları analiz edilmiştir. Sistem mimarisi, API tabanlı servisler, gömülebilir bileşenler ve çoklu kiracı yapısı sayesinde, ticarileştirilmeye uygun tam ölçekli bir SaaS (Software as a Service) ürünü niteliği taşımaktadır. Sonuç olarak geliştirilen sistem; veri doğruluğu, işlem hızı ve kullanıcı etkileşimini tek bir platform altında birleştirerek, Türkiye finansal piyasaları için ölçeklenebilir, sürdürülebilir ve genişletilebilir bir karar destek aracı sunmaktadır.
Yabancı bankacılığın Türkiye`deki yeri ve önemi
Bu çalışmada ilk önce finansal sisteme değinilmiş ve finansal aracıların ekonomideki yeri anlatılmıştır. Daha sonra Türk finans sisteminden bahsedilmiş ve finansal piyasalar hakkında geniş bilgi verilmiştir. Borsalar ve tezgah üstü piyasalar ele alınmış ve para piyasası araçları hakkında genel bir bilgi verilmiştir. Daha sonra sermaye piyasasına değinilmiş ve sermaye piyasası araçları hakkında genel bir değerlendirmede bulunulmuştur. Bu arada Türk Bankacılık sistemi ele alınmış ye Merkez Bankası dahil olmak üzere diğer bankalar (mevduat, ticaret, kalkınma ve yatırım) hakkında ayrıntılı bilgiler verilmiş ve Türk banka sisteminin özellikleri anlatılmıştır. Bundan sonra _ Türkiye 'de yabancı bankacılığın tarihçesi anlatılmaya çalışılmış ve ortaçağdan başlayarak Osmanlılar dönemindeki kurulmuş olan yabancı bankalara kadar geniş bir inceleme yapılmıştır. Bu incelemede periyodik olarak yabancı bankaların ekonomideki yerlerine de değinilmiştir. Daha sonra yabancı bankaların zaman içinde gelişimi irerinde durulmuş ve 1980 öncesi ve sonrası dönem arasında mukayeseler yapılmıştır. 1980 sonrası iç ve dış ticaret hakkında ekonometrik incelemeler yapılmış ve yabancı bankaların ekonomideki payları hakkında bilgi verilmiştir. J arada Türk banka sisteminde önemli bir yer tutan yabancı bankaların neden Türkiye'yi seçtikleri de detaylı bir şekilde atlatılmıştır. En son olarak da Türk banka sisteminin sorunları ve Yabancı bankaların Türkiye 'deki ve Türk bankasistemindeki yeri ve önemi açıklanmaya çalışılmış ve ulusal bankacılık ile yabancı bankacılık arasındaki tarihsel benzerlikler ve farklılıklar belirtilmiştir. Burada da Türkiye'nin stratejik, politik, ekonomik ve siyasi acıdan ne kadar önemli bir konumda olduğu geniş bir şekilde anlatılmaya çalışılmıştır.
Oyun kuramının ekonomide uygulanması
Ekonomik büyümenin kaynağı yatırımlardır. Yatırımlar ise ekonomik birimlerin gelirlerinden daha azını harcayarak elde ettiği tasarruflara dayanmaktadır. Ekonomik tasarruflar finansal piyasalar aracılığıyla yatırıma dönüştürülmektedir. Finansal piyasalar ekonomideki bu önemli fonksiyonunun yanında yatırımcısına önemli getiriler sağlayarak tasarrufları özendirici bir unsur olmaktadır. Bu bağlamda, finansalpiyasaların tüm bu fonksiyonlarını yerine getirmesi kararların sağlıklı alınmasına bağlıdır. Bu piyasalar çok sayıda sosyo-ekonomik değişkenin etkisi altında olduğundan belirsizlik ve risk içermektedir. Ayrıca bu değişkenlerin birbirleriyle olan etkileşimi alınan kararlarda bu unsurun dikkate alınmasını zorunlu kılmaktadır. Yukarıda bahsedilen karşılıklı etkileşim ve belirsizlik durumları altında alınan kararlarda oyunkuramı bilinen diğer yöntemlere göre çok daha iyi sonuçlar vermektedir. Çalışmamızda öncelikle oyun kuramı ile ilgili temel kavramlardan bahsedildikten sonra, teori sıfır toplamlı, sıfır toplamlı olmayan ve yayvan (genişletilmiş) formdaki oyunlar olmak üzere üç kısımda incelenmiştir. Çalışmamızın uygulama kısmında ise minimum risk düzeyinde maksimum getirili portföyün oyun kuramı yaklaşımıyla luşturulması ve oluşturulan portföydeki hisse senetlerinin geçmişe yönelik alt dönemlerdeki getiri oranları değişimlerinin yine oyun kuramı yardımıyla hesaplanarak mevcut piyasanın içinde bulunduğu durumu anlamaya yönelik stratejik bir bakış açısı getirilmesi amaçlanmaktadır. Buradan hareketle oluşturulan portföydeki hisse senetlerinin getiri oranı performanslarının durağan olup olmadı ve nasıl bir seyir izlediği belirlenmeye çalışılmaktadır.
Gelişme sürecinde sermaye hareketliliği ve finansal piyasaların bütünleşmesinde yapısal değişme dinamiklerinin analizi: Karşılaştırmalı bir yaklaşım
1970'li yıllardan bu yana dünya ekonomisinde gözle görülür değişikliklerden birisi de, finansal sermaye hareketlerindeki kısıtlamaların kaldırılmasına paralel olarak gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler arasındaki bütünleşme derecesindeki ve sermaye akımlarının miktarındaki artıştır. Giderek yaygınlaşan bir uygulama olan finansal piyasalardaki düzenlemelerin kaldırılmasına paralel olarak uluslararası finansal piyasaların birbiriyle bağlantısı giderek artmıştır. Bu tez çalışmasının ana amacı, politika yapıcılar ve uluslararası yatırımcılar açısından önemli bilgiler sunması nedeniyle seçilmiş OECD üyesi ve diğer ülkeler için sermaye hareketliliği ve finansal piyasaların bütünleşme derecesini incelemektir. Bu amaçla, ilk aşamada 1960-2008 döneminde sermaye hareketliliğinin derecesini incelemek maksadıyla Feldstein-Horioka ve Jansen hata düzeltme modelini güncel zaman serileri ve panel veri yöntemleri ile tahmin edilmiştir. Bireysel zaman verilerine dayalı analizler birçok ülkede ve de bir bütün olarak bütün ülke grubunda yatırım ve tasarrufların eşbütünleşik olmadığını dolayısıyla yüksek bir sermaye akışkanlığına işaret etmektedir. Ayrıca, literatürde yatırım ve tasarruf ilişkisini etkilediği öne sürülen bazı kontrol değişkenleri (dışa açıklık, nüfus bağımlılık oranı, kişi başına gelir, ülke büyüklüğü ve cari denge v.s.) kullanılarak panel eşik regresyon analizleri yapılmıştır. İkinci aşamada, Reel Faiz Paritesi (RIP)'nden sapmalar finansal piyasaların bütünleşme derecesiyle ilgili bir gösterge olduğundan, uluslararası finansın köşe taşlarından birisi konumunda olan ve Güvencesiz Faiz Paritesi (UIP) ile Satın Alma Gücü Paritesi (PPP)'ni kapsayan Reel Faiz Paritesi (RIP) koşulu 1974:Q1?2008:Q4 döneminde seçilmiş ülkeler için ampirik olarak sınamaya tabi tutulmuştur. Bu amaçla analizlerde, geleneksel birim kök testleriyle yapısal değişime olanak veren birim kök sınamalarının yanı sıra doğrusal olmayan birim kök sınamaları da kullanılmıştır. RIP geçerliliğini yapısal değişime olanak tanıyan doğrusal ve doğrusal olmayan birim kök testleri çerçevesinde ele almak çalışmamızın önemli bir yönünü oluşturacaktır. Analiz sonuçları özellikle doğrusal olmayan birim kök testleri kullanıldığında analize konu ülkelerde yüksek bir piyasa entegrasyonu olduğu yönündedir.
Uluslararası finansal piyasların ve forex piyasalarının gelişimi: Türkiye'deki durumu
ÖZETULUSLARARASI FİNANSAL PİYASLARIN VE FOREX PİYASALARININ GELİŞİMİ: TÜRKİYE'DEKİ DURUMUSidre KÜÇÜKYüksek Lisans Tezi, İşletme Anabilim DalıDanışman: Prof. Dr. Hatice DOĞUKANLIAralık 2012, 104 SayfaForex piyasası, Bretton Woods sisteminin resmen sona erdiği yıl olan 1974 yılında, dünya ekonomisinin dalgalı kura geçişiyle önemli olmaya başlamıştır. 1974 yılından bu yana, artan, günlük işlem hacmi ile birlikte, şuan dünyanın en büyük para piyasalarından biridir. Forex piyasalarının katılımcıları; merkez bankaları ve özel bankalar olabileceği gibi aynı zamanda ufak birikimleri olan yatırımcılardır.Forex piyasasının kendine özgü işleyişi vardır. Örneğin; pip, spread ve parite gibi bazı temel terimleri bilmek gerekmektedir. Temel terimleri öğrenildikten sonra forex piyasasını anlaşılması daha kolay olacaktır. Ayrıca bu piyasalarda işlem yapan yatırımcıların bu piyasayı iyi analiz etmeleri gerekmektedir.Forex piyasasında iki çeşit analiz yöntemi bulunmaktadır. Bu analiz yöntemleri temel ve teknik analizlerdir. Temel analiz; makroekonomik veriler ile piyasanın analiz edilmesidir. Bu çalışmada; önemli birkaç makroekonomik veri ele alınıp, açıklanmıştır. Teknik analiz ise; grafikler yardımıyla ya da göstergeler ile piyasanın analiz edilmesi ve geleceğe dönük tahminler yapılmasıdır. Çalışmanın önemli bir kısmı teknik analize ayrılmıştır. Bunun temel sebebi; teknik analizin, forex yatırımcıları tarafından çok fazla kullanılıyor olması ve temel analize göre daha önemli olmasıdır.Bu çalışma; forex piyasası ile ilgili teorik bilgiler içermesinin yanı sıra bu piyasanın işleyişine ilişkin bilgileri içermektedir. Türkiye'de SPK tebliği, bu piyasanın gelişimi ayrıca forex piyasalarının Türkiye'de nasıl algılandığına ilişkin bir anket çalışmasına da yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Forex Piyasaları, SPK Mevzuatı,Türkiye
Portföy yönetici görüşleri temelinde finansal piyasalarda manipülasyonlar üzerine nitel bir araştırma
Son yıllarda küresel ölçekte artan finansal krizler, piyasa istikrarsızlıkları, bilgi asimetrileri ve sosyal medya kaynaklı yönlendirmeler, sermaye piyasalarında yatırımcı güvenini zedeleyen ve piyasa bütünlüğünü tehdit eden yapısal riskleri daha görünür hâle getirmiştir. Bu bağlamda, piyasa içi ve dışı aktörler tarafından gerçekleştirilen manipülatif işlemler, özellikle gelişmekte olan ekonomilerde, denetim ve regülasyon eksiklikleri ile birleştiğinde sistemik bir sorun alanına dönüşmektedir. Finansal manipülasyonun tespiti ve önlenmesi amacıyla geliştirilen dijital teknolojiler –yapay zekâ, algoritmik analiz, veri madenciliği ve işlem gözetim sistemleri gibi araçlar– bu süreçte giderek daha kritik bir rol üstlenmektedir. Bu çalışma, finansal piyasalarda manipülasyonun algılanışı, gerçekleşme biçimleri, tespit yöntemleri ve bu süreçte dijital teknolojilerin rolünü; aynı zamanda yatırımcı davranışı, regülasyon yeterliliği ve piyasa güveni gibi sosyal, yapısal ve teknolojik değişkenler üzerinden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın teorik çerçevesi, II mevcut literatür ışığında manipülasyon türleri, regülasyon yapıları, dijital denetim uygulamaları ve yatırımcı psikolojisi bağlamında oluşturulmuştur. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış; ölçüt örnekleme yoluyla belirlenen 16 portföy yöneticisi ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler MAXQDA 24 programı ile analiz edilmiştir. Analiz bulgularına göre, finansal manipülasyonun özellikle sosyal medya yönlendirmeleri, işlem hacmindeki anormallikler, içeriden bilgi kullanımı ve dönemsel fiyat hareketleri üzerinden gerçekleştiği gözlemlenmiştir. Katılımcılar, mevcut düzenlemelerin uygulanabilirlik düzeyinde yetersiz kaldığını; yatırımcı eğitimi, teknolojik gözetim sistemleri ve yapay zekâ destekli analizlerin ise manipülasyonla mücadelede önemli kolaylaştırıcı araçlar olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca, teknolojik araçların yalnızca piyasa güvenliği sağlamada değil; yatırımcı farkındalığını artırma, karar verme kalitesini yükseltme ve dolaylı olarak yatırımcı memnuniyetini destekleme gibi sosyal etkiler doğurduğu da belirlenmiştir. Bu doğrultuda çalışma, finansal piyasalarda manipülasyonla mücadelede dijital dönüşümün yapısal, davranışsal ve teknolojik etkilerini bütüncül bir yaklaşımla ele alarak, politika yapıcılara, düzenleyici kurumlara ve piyasa aktörlerine yol gösterici öneriler sunmayı hedeflemektedir..
Türkiye'de hisse senedi piyasasının gelişimi ve bazı önemli ülkelerin hisse senedi piyasalarıyla karşılaştırmalı bir analiz
Piyasalar, tarihin en eski kavramlarından biri olarak birçok olgunun temelini oluşturmaktadır. Bu çalışmaya konu olan finansal piyasalar da para ve sermaye piyasası olmak üzere iki alt başlıkta incelenmektedir. Sermaye piyasası yatırım araçlarından olan pay senetleri ve pay senedi piyasasının işleyişi bu çalışmanın ana odak noktasını oluşturmaktadır. Piyasaların doğuşu ve gelişimi günümüz ekonomi ve piyasalarına yön vermiştir. Borsaların ilk oluşumları ve modern anlamda bildiğimiz Borsalara dönüşümü bu tarihsel etkilere dayanmaktadır. Bugünü anlayabilmek ve geleceği doğru tahmin edebilmemiz için tarihi ve tarihsel süreçleri iyi analiz etmemiz gerekmektedir. Tam olarak bu sebeple bu çalışma hem piyasalara hem de borsa kavramına ve tarihsel gelişimlerine ışık tutmaktadır. Dünyada ve Türkiye'de borsaların doğuşu ve gelişimi incelenerek, geleceklerinin doğru bir şekilde değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Oldukça köklü bir tarihe sahip Borsa İstanbul pay senedi piyasası bu çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de pay senedi piyasasının son 10 yıldaki gelişimini dünyadaki önemli bazı ülkelerin pay senedi piyasaları ile karşılaştırmalı olarak ortaya koymaktır. Bu amaçla, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği'nin yıllık raporlarından yararlanılmış ve pay senedi piyasasının son 10 yıllık verileri kullanılarak, piyasanın hali hazırda geldiği noktanın durumu analiz edilmiştir.
Finansal piyasalarda risk ayrıştırma: BRICS-T ülkeleri örneği
Risk yönetimi, risklerin farkında olmak, onları öngörebilmek ve zararlarını en aza indirebilmek ya da bu riskleri bir fırsat haline çevirebilmektir. Finansal sistemin gelişmesiyle meydana çıkan risk yönetim araçları gün geçtikçe önemini arttırmaktadır. Risk ölçümünün ve risk yönetiminin yapılması firmalar için gerekli ve fayda sağlayan konulardır. Bu çalışmada riskin ölçülmesi ve ayrıştırılması konuları incelenmiş ve ABD piyasaları baz alınarak BRICS-T ülkelerinin (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika ve Türkiye) ulusal borsa endekslerinin riskleri, 2009-2018 dönemi için aylık kapanış verileri kullanılarak ölçülmüştür. Pazar endeksi olarak S&P 500 endeksi seçilmiştir. Buna bağlı olarak BRICS-T ülkelerinin ulusal borsa endekslerinin toplam riskleri hesaplanarak sistematik risk ve sistematik olmayan risklere ayrıştırılmıştır. Ayrıca piyasa hareketlerine olan hassasiyeti ölçen beta katsayıları 120 aylık veriler temel alınarak hesaplanmıştır. Çalışma bulguları BRICS-T topluluğundaki ulusal borsaların endeks bazında sistematik olmayan risklerinin genel itibariyle oldukça düşük olduğunu, riskin çoğunluğunu sistematik risk unsurunun oluşturduğunu göstermektedir.
Bitcoin ve seçili endeksler arasındaki dinamik ilişkilerin ekonometrik analizi
2008 itibariyle hayatımıza giren ve bilinirliği günden güne artan Bitcoin insanların ilgisini oldukça fazla çekmektedir. En büyük sorunsallardan bir tanesi Bitcoin'e ne olarak bakılacağı konusudur. Bir yatırım aracı olarak değerlendir mi gerekir ya da ileride bir rezerv para olacak mı soruları sürekli sorulagelmektedir. Bitcoin'im yapısına ilişkin bir çok çalışma yapılsa da ekonomik etkisi henüz yeni bir kavram olduğu için anlaşılamamaktadır. Bu çalışmanın amacı Bitcoin ile BİST100, NASDAQ 100, NYSE 100 ve Dolar kuru endeksleri arasındaki dinamik ilişkiyi ekonometrik olarak analiz etmektir. Tezin zaman aralığı 1 Ocak 2017 ve 10 Mart 2022 olarak belirlenmiştir. Analiz için ilk olarak durağanlığın sağlanması için birim kök testlerinden (ADF, PP, KPSS, ZA, FADF ve FFFFF ADF) yararlanılmıştır. Birim kök test sonuçlarına göre Otoregresif Koşullu Değişen Varyans Modelleri (ARCH) kullanılmıştır. Daha sonra Genelleştirilmiş Otoregresif Koşullu Değişen Varyans (GARCH-EGARCH) ve Dinamik Koşullu Korelasyon Testi (DCC GARCH) yapılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde borsa kavramı detaylı olarak irdelenmiş, Türkiye'de BİST 100 yapısı ve seçili endeksler olan NASDAQ 100 ve NYSE 100 yapısı analiz edilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde para kavramı ve tarihçesinden bahsedilerek, takas ekonomisinden dijital paralara kadar olan bölüm değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde çalışmada kullanılan serilerin açıklamaları ile birlikte çalışmada kullanılan ekonometrik yöntemler açıklanmıştır. Dördüncü ve son bölümde ise çalışmaya uygulanan test ve model sonuçları açıklanarak bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda DCC GARCH modelinin çıktıları analiz edildiğinde Bitcoin ile BİST 100 ve Dolar kuru arasında istatistiksel olarak anlamlı bir dinamik koşullu korelasyon çıkmazken, Bitcoin ile NASDAQ 100 arasında negatif yönlü ve Bitcoin ile NYSE 100 arasında da pozitif yönlü ve anlamlı bir dinamik koşullu korelasyon elde edilmiştir.
COVID-19 salgını sürecinde vaka artışlarının Türkiye ekonomisi üzerine etkisi ve finansal piyasalar üzerine bir uygulama
Bu tezde COVID-19 korona virüs salgın döneminde günlük vaka sayısına bağlı olarak bir sonraki gün borsa endeksindeki ve dolar döviz kurundaki hareketler bir adımlı stokastik Markov zincirleri yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Seçilen günler için ayrıca vaka sayısından bağımsız olarak günlük borsa endeksi ve dolar kurundaki değişimler incelenmiştir. Bu yatırım araçları üzerinde günlük vaka sayısına göreli ve göreli olmayan Markov modelleri oluşturulmuştur. Geçiş olasılık matrisleri bulunmuş ve kuvvetleri alınarak denge durumundaki limit matrisleri hesaplanmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar: i) Günlük vaka sayısının azalmasının sonrasındaki günlerde 0,6761 en yüksek olasılık ile borsa endeksinde pozitif yönlü hareket olacaktır. ii) Vaka sayısındaki artış sonrasındaki günlerde ise 0,6184 en yüksek olasılık ile dolar kuru getirisi ile artan yöndedir. iii) Durağanlık durumunda vaka sayıları artma veya azalma yönündeki hareketlerinden bağımsız olarak dolar kurundaki artış olasılığı 0,5541, azalma olasılığı ise 0,4459 dir. Borsa endeksinin getirisi ise durağanlık durumunda 0,5971 olasılık ile pozitif, 0,4029 olasılık ile negatif olarak hesaplanmıştır. İv) Vaka sayılarına göreli denge durumunda dolar kuru ve BIST 100 endeksi pozitif yönlü olarak hesaplanmıştır. v) Dolar kuru günlük değişimlerinden elde edilen geçiş olasılık matrislerine göre en yüksek olasılıklar sırasıyla; dolar kurunda artan bir günden artan güne geçiş olasılığı 0,6828 dir. Dolar kurundaki azalan bir günden azalan güne geçiş olasılığı 0,5087, azalan günden artan güne geçiş olasılığı 0,4913, artan günden azalan güne geçiş olasılığı 0,3172 dır.vi) BIST 100 günlük değişimlerinden elde edilen geçiş olasılık matrisine göre en yüksek olasılıklar sırasıyla; BIST 100 endeksinde artan bir günden artana güne geçiş olasılığı 0,6347 dir. BIST 100 endeksinde azalandan bir günden artana güne geçiş olasılığı 0,5824 bulunmuştur. BIST 100 endeksinde azalandan günden azalan güne geçiş olasılığı 0,4176 olmuştur. BIST 100 endeksinde artandan bir günden azalan güne geçiş olasılığı 0,3653 olarak elde edilmiştir. Vii) Denge durumu sonuçlarına göre dolar kurundaki artış olasılığı 0,6077, azalma olasılığı ise 0,393 olarak bulunmuştur. BIST 100 endeksinin getirisi ise durağanlık durumunda 0,6145 olasılık ile pozitif, 0,355 olasılık ile negatif olarak hesaplanmıştır. Dolar kurunun ve Bist100 endeksinin getirisi pozitif yönlü olarak hesaplanmıştır.
BİST ile seçilmiş Körfez ülke sermaye piyasaları arasındaki çeşitlendirme fırsatlarının analizi
Bu çalışmanın amacı, Türkiye hisse senedi piyasası ile, Körfez İş Birliği Konseyi Üyesi, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Kuveyt, Ürdün, Umman, Katar ve Bahreyn hisse senedi piyasaları arasında uzun dönemli bir eşbütünleşme ilişkisi olup olmadığını araştırmak, Arap yatırımcılar için Türkiye sermaye piyasalarının çeşitlendirme fırsatı sunup sunmadığını tespit etmek ve yatırımcılar için yatırım kararlarını değerlendirirken faydalanabilecekleri bir kaynak sunmaktır. Çalışmada belirtilen amaç doğrultusunda araştırma yöntemi olarak Johansen Koentegrasyon Analizi seçilmiştir. Analize başlamadan önce ülkelerin tanımlayıcı istatistikleri ve korelasyon katsayıları incelenmiş, araştırma kapsamında kullanılan ülke endekslerinin düzeyde durağan olup olmadıkları Genişletilmiş Dickey-Fuller ve Phillips Perron birim kök testleri ile araştırılmıştır. Piyasalar arasındaki olası kısa dönemli ilişkilerin tespitinde ise Wald Dışsallık/Nedensellik testlerinden yararlanılmıştır. Tarih aralığı 04.01.2006-31.12.2010, ve 05.01.2011-31.12.2015 olarak iki dönem altında incelenip, detaylandırılmıştır. Her endeks için 522 gözlem, 9 endeks için ise toplamda 4698 gözlem yapılmıştır. Türkiye'nin verileri www.borsaistanbul.com adresinden, Kuveyt'in verileri www.kuwaitse.com'dan, araştırmaya dahil edilen diğer ülkelerin hisse senedi endeksleri ise www.marketstoday.net'ten elde edilmiştir Analiz sonucunda, Türkiye ve Körfez ekonomik birliği üyesi olan; BAE, Ürdün, Bahreyn, Katar arasında birinci ve ikinci dönemleri içeren 5'er yıllık periyodlarda %5 düzeyinde uzun dönemli denge ilişkisi (eşbütünleşme) bulunmuştur. Abu Dhabi, Dubai, Ürdün, Umman, Katar ve Türkiye arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir ve Türkiye'nin incelenen ülkeler ile uzun dönemde finansal açıdan eşbütünleşik olduğu bulunmuştur. Piyasaların aynı yönde hareket etmesi yatırımcılar için minimum risk seviyesinde maksimum getiri elde etme olanağını engellemektedir.
Hedge fonların finansal piyasalardaki yeri ve 2004-2008 dönemi performans değerlemesi
Hedge fonlar, uluslararası finansal piyasalardaki önemli oyunculardan biri haline gelmiştir. Hedge fon sektörü, 1990'lı yıllardan itibaren hem aktif büyüklüğü hem de hedge fon sayısı olarak hızla büyümektedir. Hedge fonların finansal piyasalardaki akif ve etkin rolleri, hedge fonları daha öenmli bir konuma getirmektedir. Hedge fonlar da havuz yatırım araçları olmasına rağmen, geleneksel yatırım fonlarından ve portföy yönetim şirketleriden farklı özelliklere sahiptir. Çalışmada hedge fonlar ayrıntılı tanımlanarak, diğer yatırım fonları ile arasındaki farklar belirtilmiştir. Hedge fonların Türkiye ve çeşitli ülkelerde finansal piyasalardaki gelişimi incelenmiştir. Ayrıca hedge fonlar ile ilgili Türkiye'de ve diğer ülkelerde yapılan yasal düzenlemeler hakkında bilgi verilmiştir. Son bölümde ise performans ölçüm yöntemleri değerlendirilmiş, Kosowki ve Novikov Fonu ele alınmıştır.
Finansal piyasalarda sürü psikolojisinin ampirik bir analizi; BBİST-30 örneği
Bu çalışmanın amacı, BIST 30 endeksinde sürü etkisinin varlığını araştırmak ve bu etkinin var olması durumunda yatırımcılar üzerinde ne ölçüde etkili olduğunu ortaya çıkarmaktır. Çalışma, 02.01.1997 ile 31.08.2018 dönemini kapsamaktadır. Çalışmada BIST-30 endeksi günlük ve aylık kapanış fiyatları kullanılmıştır. Çalışma geniş bir veri dönemini kapamaktadır. Bununla birlikte çalışmanın literatürdeki mevcut diğer çalışmalardan farkı sürü etkisinin BIST-30 endeksi üzerinde test edilmesidir. Çalışmada, Christie ve Huang (1995) ve Chang, Cheng ve Khorana'nın (2000) geliştirmiş olduğu yatay kesit standart sapma yöntemi kullanılmış, elde edilen veriler Regresyon analizi yöntemi ve Excel programı yardımıyla analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda Christie ve Huang (1995) yatay kesit standart sapma yöntemine göre elde edilen hem günlük hem de aylık verilerde sürü etkisinin varlığına dair kanıtlara ulaşılamamıştır. Çalışmada kapsamında kullanılan ikinci bir yöntem olan Chang, Cheng ve Khorana'nın (2000) yöntemine göre ise elde edilen günlük verilerde sürü davranışının varlığına işaret eden bulgulara ulaşılmış ancak aylık verilerde sürü etkisine dair kanıtlara ulaşılamamıştır. Christie ve Huang (1995), Chang, Cheng ve Khorana (2000), Excel ve Regresyon analizi sonuçları ile benzer sonuçlar elde edilmiştir.
Kripto paraların bankacılık sektörüne etkileri
Bu araştırma, kripto paraların bankacılık sektörü ödeme yöntemlerine etkisini belirlemek amacı ile gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de faaliyet gösteren bankacılık sektöründe en az 10 yıl deneyime sahip, konusunda uzman özel banka çalışanlarından kartopu örnekleme yöntemi ile belirlenen 10 özel banka çalışanı çalışma grubunu oluşturmaktadır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemi desenlerinden biri olan olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla çevrim içi ve yüz yüze elde edilmiştir. Veriler, nitel veri analizi yöntemlerinden içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Sonuçta, kolaylık sağlaması, daha hızlı ve düşük maliyetli işlem yapabilme imkânı sağlaması nedenleri ile kripto paraların bankacılık sektörü ödeme yöntemlerini farklılaştıracağı sonucuna varılmıştır. Çalışmada, bankacılık sektörünün kripto paraların ödeme yöntemlerine ilişkin yasal düzenleme beklentisi ile AR-GE çalışmalarının hazırlık aşamasında olduğu belirlenmiştir.
COVID-19 pandemi sürecinin alternatif yatırım araçları üzerindeki etkisi
2020 yılı ilk çeyreğinde tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi, başta ekonomik olmak üzere toplumsal ve sosyal hayatı büyük ölçüde etkilemiştir. Sağlık krizinden ekonomik krize dönüşen pandemi ekonomide belirsizliğin artmasına neden olmuştur. Ekonomik belirsizlik, yatırım kararlarını etkileyerek hem reel ekonomide hem de finans piyasalarında dalgalanmalara yol açmıştır. Vaka ve ölüm sayılarındaki artışlar birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de finansal piyasalar üzerinde etkili olmuştur. Alternatif yatırım araçlarının birbirleri ile olan ilişkisi pandemi süreci ile birlikte farklı bir boyut kazanmıştır. Bu yönüyle çalışma pandeminin Türkiye'deki alternatif finansal araçlar üzerindeki etkisini araştırmayı amaçlamaktadır. Covid-19 pandemisinden önceki dönemde alternatif yatırım araçları arasındaki mevcut ilişkinin pandemi döneminde değişip değişmediği belirlenmiştir. Ayrıca vaka ve ölüm sayılarındaki değişmenin her bir yatırım aracı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu doğrultuda çalışmada, hisse senedi kapanış fiyatları, cds primleri, bitcoin, ons altın fiyatları, USD/TL dolar kuru ve gecelik repo faiz oranı değişkenlerinin pandemi öncesi ve pandemi dönemindeki ilişkileri belirlenmiştir. 22.03.2019-14.06.2022 tarihleri inceleme dönemi olarak seçilmiştir. Covid-19 öncesi dönemi 22.03.2019-20.03.2020 tarihleri arası, Covid-19 dönemi ise 23.03.2020-14.06.2022 tarihleri ile temsil edilmek üzere kullanılmıştır. Covid-19 dönemi aşı öncesi ve aşı sonrası olacak şekilde analize konu edilmiştir. Değişkenler arasındaki uzun dönem ilişkilerin incelenmesinde Pesaran ve Shin (1999) ile Pesaran ve diğ. (2001) tarafından geliştirilen ARDL sınır testi yaklaşımı ile Johansen-Juselius (1990) ve Johansen (1987, 1989) eşbütünleşme analiz yöntemi kullanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre Covid-19 öncesi döneminde alternatif yatırım araçları arasındaki eşbütünleşme ilişkisinin olmadığı buna karşılık Covid-19 sonrası dönemde alternatif yatırım araçları arasındaki ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yaşanan sağlık krizinin yol açtığı belirsizlik ve risk ortamının yatırımcıları alternatif yatırım araçlarına yönlendirdiği ve piyasada tüm yatırım araçlarına olan talebi arttığı tespit edilmiştir. Ayrıca aşı öncesi dönemde vaka ve ölüm sayılarındaki artışların özellikle bitcoin fiyatlarını etkilediği tespit edilmiştir. Aşı sonrası dönemde ise ölüm sayılarındaki artışın özellikle BİST endeksi üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.