United Nations

136 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

2000'li yıllarda küresel iklim değişikliği sorununa çözüm arayışlarında Birleşmiş Milletler

Geçmişi bin yıllar öncesine dayanan küresel iklim değişikliği sorunu küresel bir sorun olarak kabul edilmektedir. Yüzyıllar içerisinde atmosferde mevcut sera gazlarının yoğunluğunun artması sonucu iklim değişikliği sorunu ile insanlık karşı karşıya kalmış, mevcut sorunun engellenmesi adına bazı tedbirlerin hayata geçirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Konu tarihsel bağlamda ele alındığında iklim değişikliği sorununun literatürde Endüstri Devrimi ile başladığı kabul edilmektedir. Sorun 19.yy son döneminden itibaren bilimsel olarak ele alınmaya başlanmış, özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında yaşanan teknolojik gelişmeler sebebiyle bilimsel incelemeler artmıştır. 1970'li yıllardan itibaren Birleşmiş Milletler öncülüğünde konferanslar yapılarak çevre ve çevre felaketleri konularına dikkat çekilmiş, 1980'li yıllardan itibaren konu spesifik olarak iklim değişikliği şeklinde ele alınmaya başlanmıştır. İlk defa 1988 yılında BM Genel Kurulunda iklim değişikliğine ilişkin karar alınmış ve küresel seviyede iklim değişikliği ile mücadeleye başlanmıştır. BM nezdinde iklim değişikliği ile mücadelede Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması gibi önemli anlaşmalar kabul edilmiş ve süreç bu anlaşmalar üzerinden yürütülmüştür. Çalışmada, BM nezdinde oluşturulmuş olan iklim değişikliği rejimi incelenmiş, oluşturulan rejim bağlamında her yıl düzenli olarak yapılan COP (BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı) – CMP (Kyoto Protokolü Taraflar Konferansı) – CMA (Paris Anlaşması Taraflar Konferansı) konferanslarında alınan kararlar kronolojik olarak ele alınmıştır. Çalışmada özellikle 2000 yılı ve sonrası BM öncülüğünde iklim değişikliği ile mücadelede ne gibi adımların atıldığı üzerine araştırmalar yapılmıştır. Bunlara ek olarak süreç içerisinde altı adet yayınlanan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporlarına yine detaylı şekilde yer verilmiştir. Son tahlilde BM nezdinde iklim değişikliği konusunda atılan adımların ve elde edilen sonuçların neler olduğu, mevcut başarı ve başarısızlıkların neler olduğu, dünyanın mevcut durumu ve gelecekte insanlığın yaşaması muhtemel gelişmelerin neler olacağı, sorunları aşma adına ne gibi faaliyetlerin yürütüldüğü veya yürütülmesi gerektiği tarafsız bir göz ile değerlendirmeye çalışılmıştır.

Birleşmiş MilletlerIPCCKyoto Protokolü+4
Selçuk Eryılmaz
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Birleşmiş Milletler düzeni, terörizm ve yabancı terörist savaşçıların hukuki statüsü

Bu çalışmamızda öncelikle terörizm kavramı temel hatlarıyla ele alınmaktadır. Terörizm, Efesli filozof Heraklitos'un meşhur "her şey değişir, değişmeyen tek şey değişimdir" sözünü doğrularcasına çağlar içerisinde birtakım değişikliklerden geçerek bugünkü halini almış, geldiği noktada ise ulus aşan özelliği bulunan yabancı terörist savaşçı kavramını kendi kapsamından çıkarmıştır. Terörizmi etkisiz kılma adına yürütülecek mücadelede çeşitli yöntemler benimsenebilir. Sınırları aşan ve birden fazla devleti ilgilendiren bir problem söz konusu olduğu için devletlerin birlikte hareket etmeleri gerekmektedir. Bu birlikteliğin tek bir çatı altında yürütülmesi elzemdir ve bu noktada öne çıkan kuruluş ise bütün dünya devletlerini ortak zeminde bir araya getirme özelliğini haiz olan Birleşmiş Milletler'dir. Yabancı terörist savaşçı meselesine yönelik Birleşmiş Milletler'in almış olduğu kararların yanı sıra, devletlerin kendi mevzuatlarında gerçekleştirmiş oldukları değişikliklere de bu çalışmada yer verilmektedir. Tezin amacı, Birleşmiş Milletler'in yabancı terörist savaşçılarla mücadeledeki rolünün ve bu rol yerine getirilirken verilen katkı ve zorlukların incelenmesidir. Anahtar Kelimeler: Terörizm, Yabancı Terörist Savaşçılar, Birleşmiş Milletler, DEAŞ, YPG

Birleşmiş MilletlerHukuki statüIŞİD+6
Işık Orçun Denemeç
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Evolution of the notion of human security and Japanese human security understanding(s)

Since the publication of the Human Development Report in 1994, the concept of human security has been a topic of ongoing discussion in the international community. It has continued to evolve until the publication of the Special Human Development Report on Human Security in 2022, which was published in the post-COVID-19 period. In this study, the evolution of human security from the day the Human Development Report was published until the release of the 2022 Special Human Development Report on Human Security is analysed. The thesis begins by examining the evolution of the concept at the United Nations. Then, it focuses on Japan's understanding of human security, which is distinguished by initiatives related to the understanding of human security. The significance of human security for Japan and the factors that prompted its adoption of the notion are studied. While analysing Japan's endeavours in this field, the thesis critically examines how the identities attributed to Japan and the roles assigned to Japan by Japanese policymakers have influenced Japan's understanding of human security. This is done through analysing the rhetoric of the Diplomatic Bluebooks and speeches of Japanese policymakers from 1998 on, that is the year when Japan started to pursue this understanding as a policy until the revision of the Charter for Development Cooperation in 2023. Human security was at the beginning a rhetoric maintained at the level of the Prime Minister, but later became the rhetoric of the Ministry of Foreign Affairs. Afterwards, while it was the rhetoric of Japanese International Cooperation Agency (JICA), which administered Official Development Assistance (ODA) until the COVID-19 pandemic, today the rhetoric of "human security in the new era", rhetoric produced by Prime Minister Kishida, predominates. The Japanese human security understanding can be described as a supporting element of its current approach to foreign policy, which has been made more visible through the concept of aid.

United NationsJapanInternational policy+1
Aysu İmran Erkoç
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Liberal theories of self-determination: Towards peaceful settlement of self-determination disputes

The right to self-determination has stood the test of the time and is still a topic of academic discussion even though the decolonization process is thought to have ended long ago. Today's debates on self-determination are largely focused on what justifies a group's right to self-determination and under what conditions such claims are regarded to be legitimate beyond the decolonization context. After scrutinizing the history of the self-determination concept and examining relevant international legal instruments promulgated during the United Nations era, this thesis evaluates the mainstream liberal theories of self-determination. Upon finding that the Remedial Right Theory does not rest upon morally acceptable philosophical foundations, this thesis suggests a revision of the remedial right paradigm in order to improve it by eliminating the requirement for a moral threshold that the group has to endure before being able to exercise its right to external self-determination.

PeaceUnited NationsSelf-determination+5
Selçuk Ruscuklu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The refugee crisis in Djibouti and the role of the united nations

This thesis focuses on the refugee crisis happening in Djibouti, their struggles and the role of the United Nations and its refugee agency play. It also tries to answer the question why the United Nations has failed to do something concrete for the refugees in Djibouti. Secondly, this thesis tries to compare the treatment of the United Nations High Commissioner for Refugees towards the European refugees after the Second World War and the African refugees especially those who live in the Djibouti camps. It also questions why after 27 years since the first refugee camp opened in Djibouti; the refugees are still facing the same kind of problems. This thesis consists of five chapters. The first chapter gives general information of the topic. The second chapter talks about the history of refugees, the international refugee law and practices and the United Nation's refugee agency United Nations High Commissioner for Refugees and its mandate. The third chapter explains about the refugees from Eastern African countries and Yemen and the problems and conflicts that had caused the refugee. It also presents the history of the refugee camps in Djibouti. The fourth chapter explains deeply about the reality in the camps, the problems and the struggles of the refugees in Djibouti, the role of the United Nations and its agencies, suggestions and overcoming the problems. The questionnaire results of the refugees are also included. In the conclusion, findings of the research are presented. Keywords: Crisis, Djibouti, Refugee, United Nations.

United NationsUnited Nations High Commissioner for RefugeesDjibouti+3
Mohamed Ahmed Abdıllahı
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Mismanagement of united nations aids and natural resources funds in Nigeria from 2006 to 2016

Nigeria is generally considered the giant of Africa. There are so many different aspects of this recognition within the global spectrum. In view of this, the might of the state cannot be debated but it is also beyond reproach. The study below portrays some of these aspects considering mismanagement of resource funds and aids in Nigeria between 2006-2015. In this period, Nigeria attained record levels in mismanagment and corruption. The wealth of Nigeria comes mostly from its resources, petroleum products being the largest resource the country is endowed with. Accounting for over 90% of the GDP, Nigeria is Africa's largest exporter of petroleum products and a prominent member within the global trade. This has given the country a significant position within OPEC (Organization of Petroleum exporting Countries). However, this study adds light to the fact that despite its potential, mismanagement of funds in these sectors has significantly impacted Nigeria's economy. Due to mismanagement, the people of Nigeria live under the poverty threshold. This has led the country to be one of the recipients of aids from around the world to support some of its sectors which are seriously affected by the mismanagement of states funds. The study brings an in-depth view into the mismanagement practices within the state and how the practices are carried out within the sectors of the state that accounts for most of it revenues. Looking into the mismanagement of funds and aids also presents how difficult it is for the people most afflicted to receive the aid they need. Notwithstanding, the research also evaluates the overall impact of the mismanagement on the state mechanism as a whole while presenting its impact on smaller institutions of the state. Finally, the study makes some policy suggestions which can alleviate the repercussions of mismanagement. Keywords: Mismanagement, Corruption, embezzlement, Fraud, Aid, Natural resources, Petroleum

United NationsNatural resourcesFund management+3
Adenıyı Dauda Orısadare
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin göç politikası ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği

Türkiye'deki göç hareketleri, insanlığın oluşturduğu ilk medeniyetlerden beri önemli sosyal hareketlerden biri olmuştur. Göçü oluşturan dinamiklerin uluslararası bir hüviyet taşıması, sorunun bir ülke tarafından tek başına çözülmesini imkânsızlaştırmıştır. Bu nedenle teknoloji ve komünikasyonun ilerlemesiyle uluslararası iş birliği hız kazanmış, devletler uluslararası kuruluşlar vasıtasıyla bu sorunların çözümüne çaba sarf etmiştir. Kuşkusuz, göç hareketlerini düzenleyen kurallar dizayn edilirken, bu kuruluşların önceden öngördüğü kalıplara uyulmuştur. Birleşmiş Milletler'in (BM) en önemli alt kuruluşlarından biri olan Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği'nin (BMMYK), bütün üye devletlerin göç politikalarında yer alması bu şekilde mümkün olmuştur. BMMYK'nın amacı, dünyada göç hareketleri sonucunda insanların mağdur olmasını engellemektir. Türkiye'de üye ülkelerden olduğu için bu kuruluşun görevini tanımıştır. Türkiye'nin aynı zamanda 20. yüzyılın sonuna doğru artan göç hareketlerinin merkezinde bulunması BMMYK'nın Türkiye'deki faaliyetlerini artırmıştır. Dolayısıyla bu faaliyetlerin ne ölçüde Türk göç politikalarını etkilediğini anlamak önem iktiza eder. Bu etkinin daha iyi anlaşılabilmesi için Komiserliğin tarihçesi ve görevlerini irdelemek gerekmektedir. Türkiye'deki geçmişten günümüze göç hareketleri de bu ilişkiyi direk olarak etkilemiştir. Etkinin daha iyi ortaya konabilmesi için göç politikalarını düzenleyen kanun ve yönetmeliklerin değişimi analiz edilmelidir. Eğer bu analizler doğru yapılırsa, daha verimli göç politikalarının oluşturulması için teklifler sunulabilecektir. Anahtar Kelimeler: Göç, Birleşmiş Milletler (BM), Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK).

Birleşmiş MilletlerBirleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek KomiserliğiGöçler+6
Murat Karacabey
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Birleşmiş Milletler'de toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemenin değerlendirilmesi

Cinsiyet eşitliğini sağlamak ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek amacıyla hükümetler politikalarının tamamına cinsiyet eşitliğini yaymaya çalışmaktadır. Bu kapsamda kadın haklarını korumak, ekonomi, politika ve sosyal hayatta kadınların daha aktif olmasını sağlamak amacıyla toplumsal cinsiyet eşitliğinin tüm politikalara yayılması hedeflenmektedir. Bu durum, kamu politikalarının her alanına cinsiyet eşitliğinin uygulanmasını ifade etmektedir. Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme, kadın ve erkek arasındaki eşitsizliklerden kaynaklanan sorunları ortadan kaldırmak amacıyla ortaya çıkmıştır. Bu bütçeleme sistemi kadınlar için ayrı bir bütçe yapmak anlamına gelmemektedir. Mevcut ulusal ve yerel bütçe sistemine, cinsiyet perspektifinden bakmayı, kadın ve erkeklerin ihtiyaçları doğrultusunda bütçe hazırlamayı gerekli kılmaktadır. Ülkelerin gelişmişlik seviyeleri, politika süreçleri ve cinsiyet eşitliği seviyeleri, uygulanan cinsiyete duyarlı bütçelemede farklılıklar oluşmasına neden olmaktadır. Çalışmanın amacı; cinsiyete duyarlı bütçelemenin, cinsiyet eşitliğinin sağlanması yönündeki katkılarını ortaya koymaktır. Bu kapsamda cinsiyete duyarlı bütçelemeyi destekleyen uluslararası kuruluşlardan Birleşmiş Milletler; mevcut uygulamaları, sağlandığı finansal ve teknik destekler ile öncelikli öneme sahiptir. Birleşmiş Milletler uygulamaları çerçevesinde toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemenin, ülkelerin cinsiyet eşitliği seviyelerine göre farklılaşan oranlarda katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bütçeleme, Cinsiyet Eşitliği, Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme.

Birleşmiş MilletlerBütçeBütçe sistemleri+6
Fatma Açar
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Birleşmiş Milletler raporlarında toplumsal cinsiyet perspektifinden Türkiye'deki Suriyeli kadınlar

Suriye'de 2011 yılında halk ayaklanmalarıyla başlayan ve sonrasında küresel çapta bir etkiye yol açan kriz, çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu büyük ölçekli bir göç dalgasına sebep olmuştur. Bu kriz sonucunda ortaya çıkan mülteci nüfusu, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra görülmüş en yüksek sayılarla ifade edilen uluslararası bir mülteci krizine yol açmıştır. Bu eksende, bütün ülkeler arasında en yüksek Suriyeli nüfusa ev sahipliği yapan ülke olarak Türkiye karşımıza çıkmaktadır. Bu sebeple uzman Birleşmiş Milletler örgütleri Türkiye çapında kamu ve sivil toplum işbirlikleriyle kapsamlı çalışmalar yürütmektedir. Bu nitel çalışmada Birleşmiş Milletler raporlamalarında Suriyeli kadınların ele alınış biçimi, toplumsal cinsiyet perspektifinden içerik analizi ile incelenmiştir. Analiz içeriğine Birleşmiş Milletler'in Türkiye'deki Suriyelileri kapsayan raporları arasından 24 rapor dâhil edilmiştir. Çalışma sonucunda Suriyeli kadınlara yönelik projelerin daha çok sosyal yardım, mesleki beceri eğitimleri gibi konulara eğildiği; hak temelli uygulamalar ve sosyal bütünleşmeyi sağlayacak faaliyetlerin yeterli düzeyde olmadığı görülmüştür. Ayrıca, Türkiye'deki Suriyeli kadınların durumunu toplumsal cinsiyet perspektifinden ele alan çalışma, proje ve rapor sayısının son derece yetersiz olduğu ve bu konuda geniş kapsamlı çalışmaların yapılmasına ihtiyaç olduğunu saptamıştır. Anahtar Sözcükler Birleşmiş Milletler, göç, Suriyeli kadınlar, toplumsal cinsiyet, toplumsal cinsiyet perspektifinden göç

Birleşmiş MilletlerGöçmenlerKadınlar+4
Serap Seza Eralan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

A critical analysis of the united nations human rights council within the framework of the responsibility to protect

Three cornerstone initiatives which were the result of series of works of the United Nations (UN) for the wellbeing of peoples, the Sustainable Development Goals (SDGs), the United Nations Human Rights Council (HRC) and the principle of Responsibility to Protect (R2P) were born out of the need for "a more peaceful, prosperous and just world" in the 21st century. Placing the complementary relationship between these three initiatives at its center, this thesis focuses on the role that can be played by the HRC in the implementation of R2P. In order to understand this role, it takes SDG16 as a common framework for R2P implementation especially at the level of Pillars 1 and 2. As being directly related with human rights and human rights institutions, the success of SDG16 is arguably contingent upon the well-functioning of the HRC. In questioning the impact of the HRC on R2P's implementation, it is important to determine the contributions and shortcomings in the practices of the HRC as well as its mechanisms and procedures. To this end, the thesis adopts the method of case study, and comparatively analyses the implementation of R2P in the cases of the Democratic Republic of Congo (DRC), Libya and Syrian Arab Republic vis-à-vis the actions of the HRC with regard to these cases. Following from this, from an implementation point of view, this thesis argues that the HRC can play a role in the upholding of Pillar 1 and Pillar 2 responsibilities under R2P at the state and international levels in a way to contribute to the achievement of SDG 16, and accordingly, it can help to devise an early response in cases of imminent threats of atrocity crimes without the need for UN Security Council authorization.

European Commission of CivilrightsUnited NationsResponsibility to protect+4
Buşra Küçük
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

NATO intervention in the libyan crisis and the implementation of the responsibility to protect

The events that occurred during the Arab Spring in early 2011 triggered the world community. Violent socio-political processes and changes in the ruling regimes of the Middle East and North African countries, particularly in Libya, led to the emergence of a political and moral dilemma for the Western World. In this context, this thesis examines the importance and influence of the North Atlantic Treaty Organization's (NATO) intervention and response regarding this issue, as well as the questions of the motives behind the military operation in Libya. To this end, the thesis specifically discusses the positions of some key NATO members, namely USA, France, UK, Germany, as well as Italy, regarding the intervention in Libya based on the principle of 'Responsibility to Protect' under the United Nations Security Council (UNSC) authorization of Resolution 1973.

The Arab SpringUnited NationsUnited Nations Protection Force+7
Asset Zakırov
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Intervention by invitation within the responsibility to protect framework

The Responsibility to Protect (R2P) was introduced as a response to Kofi Annan's plea to resolve the paradox of illegal humanitarian interventions versus inaction by the international community in the face of atrocity crimes. By shifting the discourse from 'sovereignty as control' to 'sovereignty as responsibility', R2P places primary responsibility on states to protect their population from atrocity crimes and shifts this responsibility to the international community when the state is 'unable' or 'unwilling' to protect. However, after it was adopted by the United Nations General Assembly, R2P has not yet been a solution to ongoing humanitarian crises as evinced by the current cases mainly due to the political impasse at the United Nations Security Council. In this vein, this thesis explores the place of the 'intervention by invitation' (IvI) within the R2P framework as an aspect of prevention and/or timely action that can resolve the impasse. Building on state consent, the invited states assume the collective responsibility to protect if the UNSC fails to respond to the mass atrocity crimes. In view of this, the responsibility of the inviting and intervening states is intertwined in the three-pillar implementation strategy of R2P. As part of its Pillar I responsibilities, the state may request for military assistance in case of inability to protect the population and trigger Pillar II that is international assistance. Pursuant to the triggering of the responsibility of the international community, the intervening states may uphold the international community's Pillar II responsibility through 'preventive deployment'. In the event that the state is manifestly failing to protect its population and there arises a need for decisive action, when the Security Council fails to adopt a decision, such as for the authorisation of all necessary measures up to and including the use of force, based on the existing and applicable consent, the invited interveners can undertake the use of force in a 'timely and decisive' manner under Pillar III. Accordingly, to consider situations where an intervention is to take place, this thesis proposes a newly formulated test known as 'effective population protection legitimacy' (EPPL) in order to ensure its effective and right implementation. The applicability and feasibility of this test is analysed through the case of Yemen.

Military interventionUnited NationsUnited Nations Security Council+6
Haseenah Huurieyah Wan Roslı
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Bağımsızlık sonrası Kazakistan'ın uluslararası terörizmle mücadeledeki tutumu: Hukuki bir bakış

Terörizm, modern dünyada ulusal nitelikte karşılaştığımız ciddi bir sorun olmanın yanında küresel bir boyut da kazanmıştır. Terör saldırıları gittikçe daha kapsamlı bir şekilde, modern silahlar kullanılarak insan sağlığına zarar verme ve ciddi yaşam tehdidi oluşturma amacıyla düzenlenmektedir. Toplumsal, milli, dini ve diğer çatışmaları çözmek için yasal yollardan ziyade terör tercih edilmeye başlanmıştır. Bütün bunlar, "uluslararası terörizm" olgusunun bilimsel alanda daha dikkatli araştırılmasına yol açmıştır. Bugüne kadar evrensel bir ölçekte geçerli tanımı yapılamayan terör ve terörizm kavramları konusunda görüş farklılıklarına rastlanmasının sebebi teknik değil siyasi bir nitelik taşımaktadır. Uluslararası hukukta genel kabul gören bir tanım yapılamamış olması çerçevesinde terör ve terörizm kavramları hakkındaki farklı yaklaşımlara çalışmamızda yer verilmiştir. Terörizm, ulusal sınırları aşarak uluslararası boyut kazanan ulusötesi bir olgu haline gelmiştir. Bu sebeple uluslararası terörizm kavramı da çalışmamızın önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Küresel ve ulaşılabilir çok taraflı mekanizmalara sahip olduğu için terörizme karşı alınması gereken önlemler, en çok Birleşmiş Milletler aracılığıyla alınmaktadır. Ayrıca terörizmle mücadele, bölgesel düzeyde Şangay İşbirliği Örgütü, Bağımsız Devletler Topluluğu, Kollektif Güvenlik Antlaşması Örgütü gibi uluslararası örgütlerin işbirliğiyle de yerine getirilmektedir. Çalışmamızda, Birleşmiş Milletler ve Şangay İşbirliği Örgütü bünyesinde kabul edilen terörizmle mücadele ile ilgili antlaşma ve belgeler, konunun temelini oluşturmaktadır. Ayrıca bu belgelere ve antlaşmalara dayanarak, Kazakistan'ın iç hukukundaki terörizmle mücadele alanında yürürlükte bulunan Ceza Kanunu, Terörizmle Mücadele Kanunu, Aşırılıkçılıkla Mücadele Kanunu, Kanun Dışı Yollarla Ele Geçirilen Gelirlerin Yasallaştırılması ve Terörizmin Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun ile ilgili değerlendirmeler yapılacaktır. Bunun yanı sıra, çalışmamız boyunca ortaya çıkan hukuki zemin çerçevesinde, Kazakistan'ın terörizmle mücadeledeki tutumu ele alınacaktır. Anahtar Sözcükler: Uluslararası Hukuk, Terör, Terörizm, Uluslararası Terörizm, Birleşmiş Milletler, Şanghay İşbirliği Örgütü, Kazakistan iç hukuku

BağımsızlıkBirleşmiş MilletlerHukuk+4
Dana Kaskabayeva
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Koruma sorumluluğu çerçevesinde Suriye krizi

15 Mart 2019'ta, Suriye krizinin sekizinci yılı tamamlanmıştır. Bu sekiz sene içerisinde Suriye ve uluslararası toplum: yaklaşık altı milyon mülteci, altı milyondan fazla yerinden edilmiş insan, yaklaşık yarım milyon ölü, ciddi insan hakları ihlalleri, cezaevlerinde sistematik infazlar ve iki yüzden fazla kimyasal silah saldırısı ile karşı karşıya kalmıştır. Sorunun siyasi çözümü için çok sayıda deneme yapıldıysa da ne yazık ki bir çözüm hala bulunmamıştır. Savaşları ve insanların çektiği acıları engellemeye dair çabalar insanlık tarihi kadar eskidir ancak 2001 yılında Uluslararası Müdahale ve Devlet Egemenliği Komisyonu (UMDEK) raporuyla ortaya çıkan Koruma Sorumluluğu (Responsibility to Protect-RtoP) Raporu ile beraber yeni boyut kazanmıştır. Komisyon, doksanlı yıllarda yaşanan insanı krizler sonrasında, insan haklarını devlet egemenliğinin önüne çekmeyi ve egemenliğin bir ayrıcalık yerine sorumluluk olarak görülmesini sağlamayı hedeflemiştir. 2005 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabulü ile Koruma Sorumluluğu daha büyük önem kazanmıştır. Birleşmiş Milletler, her ne kadar bir daha asla Kosova, Srebrenitsa ya da Ruanda gibi durumlar yaşanmaması konusunda sorumluluk üstlense de ne yazık ki en az onlar kadar trajik olan Suriye krizinin çıkmasını engelleyememiş ve halen de durduramamıştır. Bu çalışma ise, RtoP mekanizmaları zamanında kullanılabilmiş olsaydı Suriye krizinin bugünkü boyutlarına ulaşmayacağını savunmaktadır. Bu çerçevede Suriye krizi, RtoP'un, ağır insan hakları ihlallerini çözmek amaçlı askeri güç kullanımına karar verebilmek için belirlediği altı prensip üzerinden değerlendirmiştir. Sonuç olarak RtoP'un ortaya çıkışının çok önemli bir gelişme olduğunu açık ve nettir. Bununla beraber yaşanan Suriye krizi gelecekte yeni krizlerinin yaşanmaması için de RtoP'un ne kadar gerekli olduğu konusunda küresel bir mutabakat yaratabilmek açısından büyük fırsat sunmuş fakat bu fırsat değerlendirilememiştir. Anahtar kelimeler: insan hakları, RtoP, Suriye krizi, ihlal, BM, koruma sorumluluğu

Birleşmiş MilletlerGöçmenlerKoruma+6
Abela Rızvanska Davut
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Humanitarian intervention realist concerns of liberal aims: A comparative study of Somalia and Rwanda

Humanitarian intervention, which aims to carry out one of the noblest intentions, seeking to rescue populations that are getting eradicated by their compatriots, and which is conducted via internationally legitimate actions, is a highly debated topic in international politics. The driving forces behind the intervention, i.e. whether it is interest or empathy/help, combined with the question whether intervention in a sovereign state is legal or not, are the main problems of the humanitarian intervention debate. This thesis compares two humanitarian interventions – Somalia (1992) and Rwanda (1994) – conducted by the United Nations to find out realist concerns within humanitarian interventions, as a form of the ultimate liberal cause in current international politics. By doing this, this thesis discusses the prevalence of the realist international politics theory even in liberal aims in an era of increasingly globalized foreign policy.

United NationsLiberalismRealism+5
Nadire Pınar Genç
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin sosyal bilgiler öğretim programı ilgili kazanım, değer ve becerileri bakımından değerlendirilmesi

Bu çalışma güncel bir sorun olan iklim değişikliği konusunun Sosyal Bilgiler Öğretim Programı kapsamında farkındalık oluşturmak ve uluslararası bir platformda farklı ülke perspektifleri tarafından onay görmüş bir belge olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin işaret etmiş olduğu kazanım, değer ve becerilerin program içerisinde içerip içermediği ve içeriyor ise ne miktarda içerdiğinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada 2022-2023 Sosyal Bilgiler Programı ele alınmıştır. Araştırma doküman incelemesi yöntemi ile yapılmış olup araştırma doküman analizi yolu ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucu verilerine, bulgular ve sonuçlar kısmında yer verilmiştir. Araştırma sonucunda "Değer" bulguları olarak belgede ifadesi bulunan Sosyal Bilgiler programına ait olan değerlerden frekans değeri en yüksek ve en fazla ihtiyaç duyulduğu belirlenen; %18,60 Çalışkanlık, %16,08 Sorumluluk, % 16,08 Adalet değerleri olduğu saptanmıştır. "Beceri" bulguları olarak belgede ifadesi bulunan Sosyal Bilgiler programına ait becerilerden frekans değeri en yüksek ve en fazla ihtiyaç duyulduğu belirlenen; %15,24 Hukuk okuryazarlığı, %10,48 Karar verme, %9,84 İletişim becerileri olmuştur. Araştırmada BMİDÇS içerisinde "Kazanım" bulguları olarak belgede ifadesi bulunan Sosyal Bilgiler programına ait frekans değeri en yüksek ve en fazla ihtiyaç duyulduğu belirlenen; 4. Sınıf Sosyal Bilgiler kazanımlarında 113 ifade, 5. Sınıf kazanımlarında 101 ifade, 6. Sınıf kazanımlarında 95 ifade, 7. Sınıf kazanımlarında ise 76 ifadeye rastlanmıştır. Araştırmada sınıf düzeyleri arttıkça ihtiyaç duyulması öngörülen kazanım ifadelerinin azaldığı görülmüştür. Araştırma sonucunda gelecekte muhtemel bir Sosyal Bilgiler Öğretim Programı düzenlemesine gidilmesi durumunda konu üzerine yeterli önemin gösterilmesi ve 21. Yüzyılda küresel iklim krizinin çözümüne yönelik gelecek neslin ihtiyaç duyacağı düşünülen beceri ve değerlerin kazandırılması adına programda yapılması öngörülen yeniliklere ise öneriler başlığı altında yer verilmiştir.

Birleşmiş MilletlerBirleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve SözleşmesiSosyal bilgiler dersi+4
Zehra Genç
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk hakları krizi: Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve Uygulanması Analizi

Çocuk hakları belki de insan hakları alanında üzerinde en hassas durulması gereken başlıklardan birisidir. Çocuk, insan olmanın gereği en temel haklara sahipken pek çok aktör tarafından çocuğun hakkı her ne kadar dünyada resmi olarak Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme kapsamında en fazla devlet tarafından tanınsa da en çok ihmal edilen ve en çok zarar gören gruplardan birisi olmaktadır. Uluslararası sistemde çocuğun hakkını korumak için tarihsel pek çok gelişmenin akabinde doğan Çocuk Haklarına Dair Sözleşme akabinde çocuk hakları alanında beklenen değişimler yeteri kadar gerçekleşmemektedir. Çocuk hala kırılgan, hala ihmal edilen olmuştur. Ve dünya çocuk hakları kriziyle baş başadır. Bu çerçevede genel olarak pek çok başlıkta çocuk haklarının günümüzde geldiği nokta dünya genelinde incelenmiş ve gelişimin gerekliliği ve durumun aciliyeti gösterilmek istenilmiştir. Çalışma, İnsani Gelişmişlik Raporu çerçevesinde listenin en başındaki ülkelerden dünyanın farklı bölgelerinden örnek devletler seçilerek bu devletlerin Çocuk Hakları Komitesi tarafından sunulan nihai gözlem raporlarının incelenmesi ve İnsani Gelişmişlik Raporu kapsamında gelişmiş olduğu iddia edilen bu ülkelerin çocuk hakları alanında hangi konumda olduğu incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çocuk, çocuk hakları, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Çocuk Hakları Sözleşmesi.

Birleşmiş MilletlerSözleşmelerÇocuk Hakları Sözleşmesi+1
Damla Aydaşo
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası insancıl hukuk açısından Rusya-Ukrayna Savaşı'na ilişkin bir değerlendirme

Tarih sahnesi, birçok defa devletler arasında çıkan ve asırlar süren uyuşmazlıklara şahit olmuştur. Rusya-Ukrayna Savaşı bu uyuşmazlıklar arasında önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, 2022'de savaşa dönüşmüş uyuşmazlığın kaynağına inilip, nedenleri açısından bir inceleme sunulmuştur. Dahası, Uluslararası İnsancıl Hukuk açısından bir değerlendirme yapılmıştır. Buna bağlı olarak, güncel olayların de jure olarak meşruiyeti incelenmiştir. Son olarak, süje devletlerin, uluslararası mahkemelerin ve uluslararası örgütlerin Rusya-Ukrayna Savaşı'na karşı tutumu incelenmiştir.

Birleşmiş MilletlerCenevre SözleşmesiSavaş hukuku+3
Halil İbrahim Aldemir
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

The status of Palestine in the United Nations and its implications for the Israeli-Palestinian conflict

The Palestinian application for UN membership in 2011 started the debates over the nature of statehood and reactivated the initiatives in different bodies of the UN. This dissertation focuses on the role of the UN in the Israeli-Palestinian conflict and highlights the legal and political aspects of statehood by applying the theoretical discussions to the Palestinian case. The political process of the Israeli-Palestinian conflict is based on the developments at different levels, namely the ground level, the UN level, and interactions between these levels including the negotiations so this mechanism can be defined as a complex two-level game for the Israeli-Palestinian conflict. Whereas the unilateral actions of Israel and the power imbalance in favor of Israel create an important advantage for the Israeli actors at the ground level, the legitimizing role of the anti-Israeli resolutions for the Palestinian claims and the high amount of support for the Palestinians in the international arena provide some assets for the Palestinian actors. The ground level witnessed a struggle over sovereignty while the UN level created a struggle over international legitimacy. Five General Assembly votes and three Security Council votes in terms of the policies and voting behaviors of the prominent actors and representative cases were analyzed in this dissertation. As a result, the UN process strengthened the hands of the Palestinians and contributed to the settlement of the Israeli-Palestinian conflict. However, it should be accomplished with the support of the external actors and favorable regional context for a comprehensive solution.

Arabian-İsrael conflictUnited NationsPalestine+5
Abdurrahman Gümüş
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

An analysis of the responsibility to protect in relation to sovereignty and power

This study aims to analyze the United Nations' (UN's) concept of Responsibility to Protect by relating it to sovereignty and power in international relations. The concept discusses the limits of sovereignty in cases of atrocities. However, the concept's practice has conditions for the five permanent members of the Security Council that include not using their veto power. The roles and involvements of these five states in the concept, and the issues surrounding the concept are decisive. They illustrate the state's influence on international structure and principles. In this case, the sovereignty is related to responsibility as concept describes while decisions surrounding a situation are made by sovereign states. Thus, the concept faces differences in principle and in practice. The mission of preventing atrocities and understanding sovereignty as a responsibility in this perspective is shaping actions. The five permanent members of the Security Council determine military interventions by using the argument of the concept unilaterally, it will be detailed in the last chapter. However, these actions also include the interests of the five states, and while using the reasoning of the concept, these actions have also caused atrocities. In these cases, changes in the balance of international power are decisive in the practice of the concept. The Responsibility to Protect concept includes remarkable missions for humanity, however, practicing of the concept relies on sovereign state actions and it includes power dynamics.

United NationsUnited Nations Protection ForceSovereignty+4
Cem Oğuz Kar
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Birleşmiş Milletler sürdürülebilir kalkınma amaçlarının belediyelere yansıması: Türkiye, Almanya ve İngiltere uygulamaları

Kalkınmanın dünya çapında gerçekleşmesini öngören, 17 amaçtan ve bunlarla bağlantılı 169 hedeften oluşan sürdürülebilir kalkınma amaçları (SKA), Birleşmiş Milletlere üye olan 193 ülke tarafından 2015 yılında kabul edilmiştir. Toplumsal, çevresel ve ekonomik sorunların çözümüne yoğunlaşan sürdürülebilir kalkınma amaçlarına 2030 yılına kadar ulaşılması beklenmektedir. Belirli mali kaynaklara, yetkilere ve görev alanlarına sahip belediyelerin sürdürülebilir kalkınma amaçlarına ulaşılması bakımından dikkat çekici konumu bulunmaktadır. Bu çalışmada, sürdürülebilir kalkınma amaçlarının ve bu amaçlara ait hedeflerin tüm detaylarıyla ele alınarak kavranması, bu konuda belediyelerin rollerinin vurgulanması ve belediyelerin önemine dikkat çekilmesi, Türkiye, Almanya ve İngiltere'deki belediye uygulamaları incelenerek bu alandaki tecrübelerin anlaşılması ve karşılıklı politika transferlerine temel oluşturulması amaçlanmıştır. Ayrıca sürdürülebilir kalkınma amaçlarına ulaşılması için belediye yönetimlerinin karar alma süreçlerinde aktif rol oynamalarının teşvik edilmesi, sürdürülebilir kalkınma amaçlarının gerçekleştirilmesine katkı sağlayacak politikaları destekleyici ve güçlendirici önerilerde bulunulması amaçlanmıştır. Üç bölümden oluşan bu çalışmada, konuyla ilgili teorik altyapı oluşturulmuş, 17 sürdürülebilir kalkınma amacı ve bunlarla bağlantılı 169 hedef detaylıca incelenmiş, sürdürülebilir kalkınma amaçlarının belediyelerle olan ilişkisi ortaya konmuştur. Sürdürülebilir kalkınma amaçlarının belediyelere olan yansıması Türkiye, Almanya ve İngiltere'deki uygulama örnekleri kapsamında ele alınmıştır. Çalışmanın tamamlanmasıyla, Türkiye, Almanya ve İngiltere'nin sürdürülebilir kalkınma amaçlarına tam anlamıyla ulaşamadıkları belirlenmiştir. Belediyelerin uyguladığı projelerin bazılarının sürdürülebilir kalkınma amaçlarına ulaşılması yönünde katkı sağladığı ancak yetersiz kaldığı sonucuna varılmıştır.

BelediyelerBirleşmiş MilletlerKalkınma+2
Eren Tozak
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Birleşmiş Milletler barışı koruma operasyonları kapsamında Polis Barış Gücünün rolü ve etkisi: Haiti-Kosova misyonu karşılaştırması

Dünya genelinde farklı bölgelerde ortaya çıkan krizlerin yaygınlaşması, uluslararası barış ve istikrarı tehdit etmesi üzerine Birleşmiş Milletler (BM), bir takım tedbirler uygulamaya başlamıştır. BM Kurucu Antlaşması'nda açıkça yer verilmemesine rağmen özellikle 1990'lı yılların ikinci yarısından itibaren Barışı Koruma Operasyonları (BKO) sıklıkla uygulanan bir yöntem olmuştur. Tezimizde son dönemde başvurulan BKO'lardan çatışmanın kaynakları açısından birbirinden farklı Haiti ve Kosova örnekleri ele alınarak analiz edilecektir. Çalışmanın kavramsal yapısı ortaya konulduktan sonra, BM'nin yapısı, BKO'ların kurulması ve bu operasyonlar ile birlikte literatüre giren kavramlar açıklanacaktır. Ayrıca çalışmamızda BKO'ların başarısının değerlendirilmesi için kullanılacak başarı ölçütleri açıklanmıştır. BM Haiti İstikrar Misyonu (United Nations Stabilization Mission in Haiti-MINUSTAH) ve BM Kosova Geçici Yönetim Misyonu (United Nations Interim Administration Mission in Kosovo-UNMIK) detaylı olarak incelenecek, misyonların yerel polis teşkilatlarının kurulup kapasitesinin geliştirilmesi ve suçlar üzerindeki etkisi konusundaki başarıları karşılaştırılacaktır. Tezin temel amacı MINUSTAH ve UNMIK misyonları örneğinde BM Barışı Koruma Operasyonları'nın barışın inşasındaki rolünü ve etkisini tespit etmektir. Bu bağlamda MINUSTAH ve UNMIK misyonlarının temel görev ve nitelikleri karşılaştırılarak, Polis Barış Güçleri'ndeki personel seçiminin görevin başarısına etkisi irdelenecektir.

BarışBarışı sağlamaBirleşmiş Milletler+7
Alptekin Aslantaş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

BM Küresel Sorumluluk Anlaşması bağlamında kurum içi halkla ilişkilerde mükemmellik ve çalışanların kurumsal sosyal sorumluluk algısı

Kurumların iç hedef kitleleri ile formal iletişimini yöneten, planlayan ve böylece kurum içindeki bilginin paylaşımındaki eşitsizlikleri gidermeye çalışan kurum içi halkla ilişkiler, mükemmellik yaklaşımı çerçevesinde yönetildiğinde örgütleri daha etkin kılmaktadır. Kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) anlayışının oluşturulmasında, bu sorumlulukların gerçekleştirilmesinde ve taraflar arasında etkili iletişimin sağlanmasında da önemli rol oynayan kurum içi halkla ilişkiler, yönetim ve tüm çalışanlar arasında köprü konumundadır. Sosyal sorumluluklarını yerine getirme iddiası taşıyan ve uluslararası KSS anlaşmaları aracılığıyla bunu hedef kitlelerine taahhüt eden kuruluşlar bulunmaktadır. Tezin temel amacı, kurum içi halkla ilişkilerde mükemmellik düzeyi ile kurumda çalışanların kendi kurumlarını sorumluluk sahibi olarak görmeleri arasında bir ilişki olup olmadığını bu kuruluşlar açısından sorgulamaktır.Araştırmanın evreni, KSS'ye yönelik uluslararası bir standardizasyon girişimi olan BM Küresel Sorumluluk Anlaşması'na Türkiye'den imza atan kurumlardır. İki aşamadan oluşan araştırmada veriler anket yöntemiyle toplanmıştır. İlk aşamada kurumlar hakkında bilgi toplanarak örneklem seçilmiştir.İkinci aşamada ise kurum içi halkla ilişkiler yapısının mükemmellik derecesi temel mükemmellik endeksi kullanılarak belirlenmiş ve yine aynı kurumlarda çalışanların kendi kurumlarını ne derece sosyal sorumluluk sahibi olarak algıladıkları dört faktör üzerinden ölçülmüştür. Sonuç olarak araştırma yapılan evren dahilinde, mükemmellik derecesi ile çalışanların sosyal sorumluluk algısı arasında anlamlı istatistiki bir ilişki bulunamamıştır.

Birleşmiş MilletlerHalkla ilişkilerKurumsal sorumluluk+4
Ayşe Banu Bıçakçı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir barış çerçevesinde BM barış koruma güçlerinin yapısal ve fonksiyonel dönüşümü

Uluslararası İlişkiler disiplini, 20. Yüzyılın başlarında temel olarak savaş ve barış kavramları üzerine kurulmuş bir disiplin olarak ortaya çıkmıştır. Başlangıç yıllarında disiplinin temel amacı, Birinci Dünya Savaşı'na neden olan devletlerarası uyuşmazlıkların ve sorunların barış çerçevesinde çözüme kavuşturulması için yol haritasının belirlenmesi olmuştur. Ancak ortaya konulan çabalar İkinci Dünya Savaşı'na engel olamamıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde ise uluslararası barış ve güvenliğin temini için Birleşmiş Milletler hayata geçirilmiştir. BM, kuruluşundan itibaren uluslararası düzeni oluşturan birey, toplum, grup ve devletler arasında ortaya çıkan uluslararası barış ve güvenliği tehdit eden uyuşmazlıkların tarafı olmaktadır. BM taraf olduğu uyuşmazlıkların çözümü için BM Antlaşması'nda yer alan barışçıl ve müdahaleci yöntemleri kullanmaktadır. Müdahaleci yöntemlerden en çok başvurduğu yöntem ise doğrudan BM Antlaşmasında lafzı geçmeyen barış koruma operasyonlarıdır. 1948 yılından günümüze kadar uluslararası barış ve güvenliği yeniden tesis etmek için pek çok barış koruma operasyonu icra edilmiştir. İcra edilen barış koruma operasyonları farklı unsur ve görevlerle icra edilmektedir. Barış koruma operasyonlarının farklı unsur ve görevlerle icra edilmesinin birden çok nedeni olmasına rağmen bu nedenlerin başında BM gündemine sürdürülebilir barış kavramının alınması yer almaktadır. Sürdürülebilir barış kavramı devam eden barış operasyonlarını ve yeni başlatılacak barış operasyonlarının fonksiyonel ve yapısal dönüşümüne neden olmuştur. Bu bağlamda bu çalışmanın konusu ve temel amacı sürdürülebilir barış çerçevesinde barış operasyonlarının fonksiyonel ve yapısal dönüşümünün ortaya konulmasıdır. Çalışma üç bölümden oluşacak şekilde planlanmıştır. İlk bölümde barış kavramının kavramsal ve kuramsal altyapısı irdelenerek sürdürebilir barış kavramının tanımı ortaya konulmaktadır. Müteakiben BM barış koruma operasyonlarının oluşturulma süreci, yetkileri, görevleri ve yapısı ele alınarak barış koruma operasyonları çok yönlü irdelenmektedir. Üçüncü bölümde ise BM'nin barış koruma operasyonu icra ettiği Kıbrıs, Haiti ve Mali uyuşmazlıkları üzerinden BM barış koruma güçlerinin sürdürülebilir barış çerçevesinde fonksiyonel ve yapısal dönüşümü incelenmektedir. Üçüncü bölümde irdelenen barış operasyonlarında askeri unsurların yanında polis ve sivil unsurların da görevlendirildiği, asker sayılarının azaldığı, barış koruma güçlerine sosyo-ekonomik düzenin tesis edilmesi, demokrasinin yayılması, gençlere yönelik faaliyetlerin yapılması gibi görevlerin verildiği tespit edilmiştir. Yine barış operasyonlarında geleneksel barış anlayışından farklı olarak sadece silahlı çatışma boyutu için adımların atılmadığı, sürdürülebilir barış anlayışının tesis edilmesi maksadıyla çatışmaya neden olan kültürel, yapısal, ekonomik ve sosyal nedenlerin çözümü için de görevler yüklenmiştir. Bu tespitler doğrultusunda çalışmada barış operasyonlarının sürdürülebilir barış çerçevesinde fonksiyonel ve yapısal olarak dönüşüm geçirdiği sonucuna ulaşılmıştır.

BarışBarış gücüBirleşmiş Milletler+2
Uğur Gürsoy
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects