Econometrics

121 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

Estimation of food demand in Turkey using quadratic almost ideal demand system

Demand estimation is crucial for people, companies, and governments. It is important not only for predicting the future quantities, but is also important to understand the consumer behaviour. Because, understanding the consumer behaviour helps to decision-making process. This thesis estimates the food demand in Turkey for the years between 2008 and 2016. Because, drastic increases in inflation rates in recent years is mostly attributed to the food prices. Besides, demand for food is relatively more inelastic compared to the other commodity groups. So, food demand in Turkey is an important subject for the welfare of the Turkish people. One can make inferences on the consumers' well-being by observing the revealed preferences which is a subject of the Microeconomic Theory. By understanding the Neoclassical Demand Theory, one can better understand the consumers' behaviours (and preferences). Therefore, I examine the Neoclassical Demand Theory before estimating the food demand in Turkey. I use Almost Ideal Demand System to estimate food demand, because it satisfies many desirable assumptions of the Neoclassical Demand Theory. However, I make estimations using Quadratic AIDS instead of AIDS. Because QUAIDS assumes that consumers have quadratic Engel Curve which is more appropriate for the demand systems. On the other hand, AIDS and QUAIDS are nonlinear models; but in order to make estimations faster, it is converted into a linear model called Linear Approximated AIDS. However, LA/AIDS has some econometric problems like endogeneity; therefore I estimate QUAIDS nonlinearly. One of the distinctive feature of this study is that I estimate food demand after aggregation of household surveys. I convert surveys into time series data. By doing so, I notice unusual behaviour of the consumers during the sacrifice feasts; I estimate the model faster; and I do not need to apply censored demand techniques to reduce heterogeneity. However, the number of observations is reduced to 108 from (almost) 100.000 by aggregation. Thus, I make robustness checks at some points. The results carry conviction and give important intuitions about the current debates like ``bread pricing'' and ``meat imports''. ``Meat and Fish'' and ``Sugar, jam, honey, chocolate, and confectionary'' commodity groups have high income elasticity. Thus, welfare effects can differ for the low and high income people. The difference between compensated and uncompensated price elasticity for ``Bread and Cereals'', ``Fruit and Vegetables'', and ``Meat and Fish'' commodity groups are very high. This means, consumers cannot substitute these commodity groups. Thus, price increases for these commodity groups yield high welfare loss. In order to make better welfare analysis, one should estimate the food supply and supply elasticities of the commodity groups. And further methodological researches can be conducted on the machine learning algorithms. ML algorithms offer better performance of prediction accuracy and precision. However, there is a huge literature gap on interpretability of the ML algorithms. ML can be used for demand systems as well.

EconometricsQuadratic regression modelQuadratic programming model+5
Ali Furkan Kalay
İstanbul Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de iller ve bölgelerarası mali yakınsamanın mekansal analizi

Son yıllarda politika yapıcıların temel kaygısı, farklı bölgeleri veya ülkeleri benzer bir ekonomik kalkınma düzeyine getirme girişimine odaklanmıştır. Bu nedenle araştırmalar yakınsama politikalarının sadece kişi başı gelire değil aynı zamanda diğer değişkenlere de dayalı olarak değerlendirilmesine dayanmaktadır. Genel olarak neoklasik büyüme teorisinin bir sonucu olduğu düşünülen yakınsama aslında büyüme literatürünün etrafında geliştiği merkezi bir konudur. Bu tezde, gelir yakınsaması ile birlikte Türkiye'de bölgesel maliye politikaları arasındaki yakınsamanın varlığı Solow Büyüme Modeli çerçevesinde araştırılmıştır. Modelden yola çıkarak, ekonomiler arasında gelir yakınsaması mevcut olduğunda vergi gelirlerinin ve kamu harcamalarının da yakınsayacağını varsaymak makul bir hipotez gibi görünmektedir. Ayrıca, geleneksel gelir büyümesi modellerinde mekansal bağımlılık bulunduğundan yerel maliye politikasındaki büyümenin iller arasında da mekansal olarak ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu sebeple, il bazında uygulanan maliye politikalarının panel veri modeli ve mekansal panel veri modelleri (SAR, SEM, SAC, SDM) ile analiz edilmesiyle mekansal etkileşimin yakınsamaya etkisi ortaya çıkarılmıştır. Mekansal olmayan modellere göre kişi başı gelir, vergi ve kamu harcaması değişkenleri 2006-2020 dönemi için 81 il bazında koşullu yakınsama sergilemektedir. Mutlak yakınsama olgusuna sadece kişi başı gelir ve vergi gelirinde rastlanmıştır. Mekansal panel modellerinin sonuçları ise söz konusu dönemde sadece kişi başı gelir ve kamu harcaması değişkenleri için mekansal etkileşimin olduğunu göstermektedir. Kamu harcamaları ve vergilerin yakınsama ve büyümeye etkisi, hem mekansal hem de mekansal olmayan modeller yardımıyla da irdelenmiştir. Her iki değişkenin de söz konusu dönemde büyüme ve yakınsamaya katkısı olduğu tespit edilmiştir.

EkonometriEkonomik büyümeKamu ekonomisi+3
Kemal Buğra Yamanoğlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de iç borçlanma: Borç yükü ile vade yapısı ilişkisinin ekonometrik bir analizi

Tarih boyunca devletlerin faaliyet alanlarının devamlı olarak çoğalması ve özellikle klasik devlet anlayışından sosyal devlet anlayışına geçiş kamu harcamalarının gün geçtikçe artmasına sebep olmuştur. Artan kamu harcamalarının olağan gelirlerle karşılanamaması ise borçlanma gibi diğer kamu finansman kaynaklarının ön plana çıkmasına sebep olmuştur. Özellikle iç borçlanma devletlerin sıkça kullandığı bir kaynak halini almıştır. Günümüzde iç borçlanma etkin bir borç yönetimi olmaması durumunda ülkelerin en büyük sorunlarından biri haline gelebilmektedir. Ülkemizde iç borçlar Osmanlı İmparatorluğu döneminden beri kullanılagelmiş ve günümüzde ülke ekonomisinin önemli bir parçası haline gelmiş, zaman zaman iç borçlanmanın sürdürülebilirliği tartışmaya açılmıştır. 2018 yılı sonunda toplam iç borç stokunun harcama yöntemiyle hesaplanan GSYH'ye oranı %16 olarak gerçekleşmiştir. Çalışmamızda iç borçlanmanın ülkemizdeki tarihsel gelişimi ve yapısı ile iç borç yönetiminin önemli unsurlarından olan iç borç yükü ile iç borç stokunun vadeye kalan süresi arasındaki ilişki incelenmiştir. Optimal borç yönetimi teorileri çerçevesinde vade yapısına ilişkin yaklaşımlar değerlendirilmiş ve Türkiye'de özellikle 2002 yılından sonra literatürle uyumlu politikaların uygulandığı görülmüştür. Bu çalışmadaki ekonometrik uygulama kapsamında, 2004-2018 yılları arasında Türkiye'de iç borç yükü ile iç borç stokunun vadeye kalan süresi arasında ters yönlü anlamlı bir ilişkinin olduğu saptanmıştır.

Borç yüküBorçlanmaEkonometri+3
Muhammet Faruk Aykut
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kırgızistan'da parasal aktarım mekanizması: Ekonometrik analiz

Para otoritesi tarafından düzenlenmekte olan para politikası birbiriyle bağlantılı çalışan farklı kanallar yardımıyla reel ekonomiyi etkilemektedir. Bu çalışmada Kırgızistan Merkez Bankasının parasal aktarım mekanizmalarından geleneksel faiz oranı kanalı, banka kredi kanalı ve döviz kuru kanalı ele alınmıştır. Kırgızistan'da para politikasının reel üretim ve fiyatlar genel seviyesini hangi kanalla etkilediğini bulmak için VAR yöntemi kapsamında etki-tepki ve varyans ayrıştırma analizleri, Ocak 2000'den Kasım 2016'ya kadar olan aylık veriler kullanılarak yapılmıştır. Çalışma sonucunda, Kırgızistan'da geleneksel faiz oranı kanalının fiyatlar üzerinde etkili olduğu ama milli gelir üzerinde etkisiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kırgızistan gibi gelişmekte olan ve dışa açık ülkelerde önemli rol oynamakta olan parasal aktarımın döviz kuru kanalı enflasyon üzerinde etkili olmaktayken reel gayri safi milli hasıla büyümesi üzerinde etkisiz kalmıştır. Banka kredi kanalı için yapılan analiz sonucuna göre, hem enflasyon oranının hem de reel milli hasıla büyümesinin bankaların reel kredi hacmindeki bir birimlik şoka karşı tepkileri pozitif yönde olmuştur. Kısaca Kırgızistan için yapılan bu çalışmada elde edilen ampirik bulgulara göre Kırgızistan Cumhuriyet Merkez Bankası ve Hükümetin reel üretimi artırmada parasal aktarımın banka kredi kanalını; fiyat istikrarını sağlamada ise döviz kuru kanalını ve faiz oranı kanalını kullanabilecekleri sonucuna varılmıştır.

EkonometriEkonometrik analizEkonomi+3
Akmaral Mazhıtova
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Belirsizliğin BİST 100 endeksine etkisinin ve piyasalar arası bulaşıcılığın doğrusal olmayan ve asimetrik ekonometrik yöntemlerle modellenmesi

Belirsizlik ve bulaşıcılık kavramları iktisadi literatürde kapsamlı bir şekilde incelenmiştir ancak yapılan çalışmalarda kullanılan endeks, veri ve yöntemler ülke özelinde ve sık frekanslı veri setleriyle kullanıma uygun değildir. Bu nedenle bu çalışmada Türkiye'deki makroekonomik belirsizliğin finansal piyasalara olan etkisinin Covid-19 salgını dönemi özelinde incelenmesi için analog değişkenler ve Shahbaz, Omay ve Roubaud (2019) birim kök testi, doğrusal olmayan ARDL (Shin v.d., 2013) ve Hatemi-J (2012) asimetrik nedensellik testi gibi yeni nesil ekonometrik analizler kullanılmıştır. Çalışma makroekonomik etkilerin BİST 100 endeksine etkisi ve piyasalar arası bulaşıcılık olarak iki bölüme ayrılmıştır. Makroekonomik belirsizlik analogları olarak CDS primleri, ABD Doları/Türk Lirası efektif satış kuru ve TL Gecelik Referans Faiz değerleri, piyasalar arası bulaşıcılık modelinde ise BİST 100, CAC 40, DAX 30, Eurostoxx 50, FTSE 100, NASDAQ ve S&P 500 serileri kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan 2020 yılına ait verilerin öncelikle Shahbaz, Omay ve Roubaud (2019) birim kök testiyle durağanlık analizleri yapılmıştır. Ardından makroekonomik belirsizlik modeli için Shin v.d. (2013) tarafından geliştirilen doğrusal olmayan ARDL (NARDL) modeli kullanılarak makroekonomik belirsizliğin BİST 100 endeksine olan etkisi incelenmiştir. Kısıtlı sabitli ve kısıtlı trendli NARDL modelinin ardından bağımsız değişkenlerin BİST 100 endeksiyle olan nedensellik ilişkileri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar makroekonomik belirsizliğin piyasalar üzerinde çeşitli gecikmelerde anlamlı ve asimetrik etkilerinin olduğunu ve aynı zamanda bağımsız değişkenlerden BİST 100 endeksine farklı yön ve anlamlılıklarda nedensellik ilişkileri olduğunu göstermiştir. Bulaşıcılık modeli kapsamında ise çalışmada kullanılan piyasa endeksleriyle BİST 100 endeksi arasındaki ilişki incelenmiş, yapılan analizlerde NASDAQ ve S&P 500 endeksi ile BİST 100 arasında negatif şokların karşılıklı olarak birbirlerinin nedenseli olduğu görülmüştür.

BelirsizlikBorsa İstanbulEkonometri+4
Mehmet Uçaravcı
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Yarı parametrik panel multinominal tercih modelleri ve bir uygulama

Ekonomide pazarlama ve tüketici davranışları önemli bir yere sahiptir. Tüketicinin satın alma davranışı kültürel, sosyal, kişisel, psikolojik vb. faktörlerden etkilenmektedir. Tüketiciler her gün birçok satın alma kararı alır. Satın alma kararı pazarlamacıların çabalarının odak noktası haline gelmiştir. Pek çok şirket tüketicilerin satın alma kararlarını; nerede, ne zaman, ne kadar ve ne satın aldıklarını ciddi bir şekilde araştırmakta ve bu araştırmalara önemli bütçeler ayırmaktadır. Bu çalışmada tüketicilerin davranışlarını etkileyen faktörleri belirlemek için Sabit Etkili Logit Modeli, Sabit Etkili Multinominal Logit Modeli ve Rassal Etkili Multinominal Logit Modeli parametrik En Çok Olabilirlik Yöntemi ile tahmin edilmiştir. Parametrik modellerde varsayımların sağlanmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sabit Etkili Multinominal Logit Modeli esnek yoğunluk fonksiyonu hesaplayan ve yarı parametrik bir yöntem olan Döngüsel Monotonluk Yöntemi ile tahmin edilmiştir. Analizlerde tasarruf finansman sektöründe faaliyet gösteren bir şirketin 2021 yılına ait verileri kullanılmıştır. Panel verilerin birim boyutunu İstanbul'da yer alan 22 şube, zaman boyutunu 2021 yılına ait 52 hafta oluşturmaktadır. Tüketicilerin finansman ürünü ve finansman türü tercihlerini finansman ücreti, iskonto ve referansın nasıl etkilediği araştırılmıştır. Tüketicilerin finansman ürünü tercihini finansman ücretinin önemli derecede etkilediği belirlenmiştir. Finansman ücretinde yapılan iskontonun ve referansın müşterilerin ürün tercihleri üzerinde büyük bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Sonuçlar ürünlere yönelik kampanyaların düzenlenmesinde ve şirketin likidite oranının izlenmesinde önemli bilgiler sağlamaktadır. Ayrıca parametrik ve yarı parametrik tahminler karşılaştırılmış ve yarı parametrik tahmin yöntemi esnek bir tahmin sağladığı için daha uygun bir tahmin yöntemi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

EkonometriEkonometrik modellerLojik model+4
Nursefa Yavuz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de turizmin seçilmiş makroiktisadi değişkenlerle ilişkilerinin ekonometrik analizi

Türkiye'de turizm talebi ile uluslararası ticaret, diğer sektörlere ait faaliyet gelirleri ile istihdam ve enflasyon arasındaki ilişkilerin analiz edildiği bu tez üç makaleden oluşmaktadır. Birinci makalede uluslararası turizm talebi ve uluslararası ticaret arasındaki ilişkiler, Balcılar, Arslantürk ve Özdemir (2010) tarafından geliştirilen Zamanla Değişen Nedensellik yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. İkinci makale uluslararası turizm talebinin diğer sektör faaliyet gelirleri üzerindeki uzun dönem etkileri, Maki (2012) çok kırılmalı eşbütünleşme testi yardımıyla belirlenmeye çalışılmıştır. Üçüncü makale ise toplam, yabancı ve yerli turist geceleme sayılarının bölgesel ve sektörel istihdam ile bölgesel enflasyon üzerindeki etkileri Swamy (1970) tarafından geliştirilen Rassal Katsayılar Regresyonu ile tahmin edilmiştir. Elde edilen analiz sonuçlarına göre, uluslararası ticaret ile uluslararası turizm talebi arasında zamanla değişen nedensel ilişkiler vardır. Uluslararası turizm talebi, diğer sektör faaliyet gelirleri üzerinde uzun dönemde, çok yüksek olmayan etkiler yaratmaktadır. Toplam, yabancı ve yerli turist geceleme sayılarının bölgesel istihdam ve enflasyon üzerinde, bölgeden bölgeye değişen anlamlı etkileri vardır. Elde edilen sonuçlar, Türkiye'de turizm talebini etkilemeye dönük turizm politikalarının yeniden gözden geçirilmesi ve daha etkin politikaların yaşama geçirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Turizm Talebi, Zamanla Değişen Nedensellik,Maki Çok Kırılmalı Eşbütünleşme Testi, Swamy Rassal Katsayılar Regresyonu

EkonometriEkonometrik analizEşbütünleşme+6
Mustafa Kırca
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Temel bileşenler analizi ve uygulaması

EkonometriSermaye piyasasıTemel bileşenler analizi+1
İsmail Koçak
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Üçüz Açıklar Hipotezi: 2006-2018

1980'li yılların başından itibaren Amerika Birleşik Devletleri (ABD) başta olmak üzere gelişmiş ve gelişmişte olan ülkelerde bütçe açıklarının büyük oranda artması ve bunu artan cari işlemler açığının takip etmesi; bütçe açığı ve cari işlemler açığı arasında bir ilişkinin var olup olmadığı sorusunu gündeme getirmiştir. Bütçe açığı ve cari işlemler açığı arasında bir ilişkinin varlığını ileri süren "İkiz Açıklar Hipotezi" bu dönemde ortaya çıkmıştır. Son zamanlarda ise ikiz açıklar hipotezinden hareketle bütçe açığı ve cari açığın ortaya çıkmasını özel tasarruf-yatırım açıklarına bağlayan "Üçüz Açık Hipotezi" üzerinde durulmaktadır. Bir ülkede bütçe açığı ve cari işlemler açığının bir arada yaşanmasına özel tasarruf-yatırım açığı da eşlik ediyorsa söz konusu olan ülkede üçüz açık durumu yaşanmaktadır. Bu çalışmada, öncelikle bütçe dengesi ve açığı, cari işlemler dengesi ve açığı, özel tasarruf-yatırım dengesi ve açığı teorik olarak ele alınmış, 2006:Q1-2018:Q1 dönemleri arası Türkiye'de üçüz açıkların tarihsel gelişimi incelenmiş ve o dönemdeki ekonomik büyüme üzerinde durulmuştur. Son bölümde Türkiye'de üçüz açık hipotezinin geçerliliği ARDL (Augmented Redistributed Lag) yöntemi ile ekonometrik olarak analiz edilmiştir. Analizde uzun dönemde tasarruf açığı ile cari açık arasında pozitif ilişki tespit edilmiş olup, tasarruf açığının azaltılmasına yönelik politikalar cari açığı da azaltabilecektir. Yapılan analizin sonuçlarına göre, ilgili dönem için Türkiye'de hem kısa hem de uzun dönem için üçüz açık hipotezi doğrulanamamıştır. Anahtar Kelimeler: Bütçe Açığı, Cari İşlemler Açığı, Özel Tasarruf-Yatırım Açığı, Üçüz Açık Hipotezi, ARDL

ARDL Sınır TestiBütçe açıklarıCari işlemler+5
Medine Tekin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Çevresel Kuznets Eğrisinin mekansal analizi

Ekonomik büyüme ile çevre kirliliği arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya çalışan Çevresel Kuznets Eğrisi hipotezi literatürde oldukça popüler bir araştırma konusudur. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de Çevresel Kuznets Eğrisi hipotezinin mekânsal analizler ile test edilmesidir. Araştırmanın sonuçlarına göre 2011-2020 dönemi için ters U eğrisi tespit edilmiştir. Ayrıca çevre kirliliğinin mekânsal ilişkiler kapsamında bir bölgesel taşma etkisine sahip olduğu ve Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde Çevresel Kuznets Eğrisinin farklı etkiler gösterdiği tespit edilmiştir.

EkonometriEkonomik büyümeMekansal analiz+3
Meral Kara
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mekansal ekonometri analizi ile Türkiye'de istihdamın belirleyicileri

Bölgesel olarak yapılan çalışmalar son dönemlerde yaygın hale gelmiştir. Coğrafi olarak birbirine yakın yerler arasındaki ilişkinin analizi için klasik ekonometrik yöntemlerin kullanımının yetersiz olmasıyla mekansal ekonometri analizi geliştirilmiştir. Mekansal otokorelasyon ve mekansal heterojenlik özellikleriyle mekansal ekonometri analizi, çevresel etkileri modele dahil etmektedir. Bölgesel analizlerde yaygın olarak kullanılan mekansal ekonometri analizi, bilgisayar programlarının da ilerlemesiyle daha çok kullanılmaya başlanmıştır. Bu bağlamda çalışmada, mekansal ekonometri tekniği anlatılmış, çalışma sonunda Türkiye için önemli bir konu olan istihdam üzerinde etkisi olan faktörler, yakınlık faktörü de modele dahil edilerek analiz edilmiştir. Çalışmada Türkiye'nin 81 iline ait 2020 yılı verileri ile mekansal yatay kesit analizi yapılmıştır. İstihdam değişkeni bağımlı değişken; okuma ve yazma bilmeyenlerin sayısı, lisans mezunu sayısı, nüfus, net göç hızı, doğalgaz tüketim sayısı, işsizlik sayısı ve kişi başına düşen gayrisafi yurt içi hasıla değişkenleri ise bağımsız değişkenler olarak değerlendirilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkinin yönü incelenirken aynı zamanda mekansal etki olup olmadığı analiz edilmiştir. Mekansal etkinin olduğu bölgeler Moran I test istatistiği ve LISA test istatistiği ile analiz edilmiştir. Pozitif yönde mekansal otokorelasyon olduğu tespit edilmiştir. İstihdamı etkileyen faktörlerin analizi için uygun mekansal model mekansal hata modeli olarak belirlenmiş, değişkenler arasındaki korelasyonun yönü analiz edilmiş ve iktisadi olarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: İstihdam, Mekansal Ekonometri, Mekansal Regresyon Modelleri, Spesifikasyon Testleri, Türkiye'de İstihdam.

EkonometriEkonometrik analizEkonomi+5
Mazlum Barış Balcı
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisi: Ekonometrik bir analiz

Bu çalışmanın temel amacı Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisini 2002 sonrası dönemini dikkate alarak araştırmaktır. Bu bağlamda ilk olarak kamu harcamaları ve dış borçlanmaya yönelik teorik çerçeveye yer verilmiş, ardından literatür taraması yapılarak kamu harcamaları ve dış borçlanma arasındaki ilişki ekonometrik olarak incelenmiştir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kamu harcamaları ve dış borçlanmaya yönelik teorik bilgiler sunulmuş, ikinci bölümde ise Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisinin ekonometrik analizi gerçekleştirilerek, Türkiye'de kamu harcamalarının tarihsel gelişimi, kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisine yönelik literatür taraması ve değişkenler arasındaki ilişkinin test edilmesine yer verilmiştir. Değişkenler arasında ilişkinin test edilmesi amacıyla Granger Nedensellik Analizi ve Johansen Eşbütünleşme Analizi kullanılmıştır. Bu analizlerden elde edilen sonuçlara göre ise Türkiye'de 2002 sonrası dönemde kamu harcamaları ile dış borçlanma arasında bir ilişkinin olduğu ve bu ilişkinin yönünün pozitif olduğu tespit edilmiştir. Teorik beklentiyle uyumlu olan bu sonuç aynı zamanda 2002 sonrası dönemde kamu harcamalarında meydana gelen artışların dış borç stokunda da artışlar yaratacağı bulgusunu sunmaktadır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Kamu Harcamaları, Dış Borçlanma, Türkiye, Granger Nedensellik Analizi, Johansen Eşbütünleşme Analizi

BorçlanmaBorçlanma yönetimiDış borçlanma+6
Mehtap Tarhan Bölükbaş
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Government incentives and employment in SMEs, an econometric analysis on Turkey's manufacturing industry

From internal regional development to gaining strength in international competition, government incentives are fiscal policy tools that countries implement for many purposes. Turkey changed the focus of incentive programs in 2012 from a sectoral perspective to vanquishing regional disparities. This change brings about opportunities for new studies that could be made on the country's regions and sub-sectors. Most of the studies in the literature on the relationship between incentives and regional development deal with the data of developed countries. Studies on developing countries generally analyze the effects of public support on overall employment in the economy. Therefore, there is a gap in the literature for micro studies based on regional and sectoral differences. This study aims to add to the literature a micro data analysis on Turkish manufacturing SMEs to narrow the mentioned gap. When the performance of Turkey's new incentive program is inspected, the first thing to notice is that the Turkish manufacturing SMEs are struggling to create jobs with the help of state support. Furthermore, the objective of balancing inequalities among firms seems to be far away from being accomplished when a basic inspection is made on enterprises' yearly employment changes based on their regions and sizes. We conducted empirical analyses to obtain a more detailed picture of the relationship between firms' employment and government incentives. The dataset used in our analyses comes from the study of an independent research firm in which Turkish manufacturing SMEs were surveyed. The study's sampling is made on 10 063 respondent firms based on their sectors and regions. In addition to the variables derived from the survey study, we obtained variables from the database published by TurkStat to control for the effects of regional differences. We applied the OLS and for possible endogeneity problems IV approach to analyze the relationship between variables. Our OLS results showed a significantly positive relationship between general incentives and firms' employment. In the IV approach, we found higher coefficients between the variables. We could not find consistently significant results in OLS and IV approaches for employment incentives' effects on SMEs' employment. Lastly, our findings based on firms' sizes revealed that SMEs with 1 to 19 employees employ more people than SMEs with 20 and more employees. Additional factors that we found to be significantly effective on SME employment are firm-level characteristics: age of the firm, the capacity utilization rate of the firm, innovation, machinery level, and information technologies level of the firm.

Government supportEconometricsEconometric analysis+4
Ali Recai Direkçi
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Bayesyen Kantil yapısal eşitlik modellemesi

Kantil regresyon istatistik ve ekonometri literatüründe sıklıkla kullanılan bir tekniktir. Ortalama regresyon modeline göre kapsamlı sonuçlar veren kantil regresyonun gizil değişken modellerinde kullanımı oldukça sınırlıdır. Yapılan bu tez çalışmasında gizil değişken modellerinden olan Yapısal Eşitlik Modellemesinin (YEM) kantil metodu ve Bayesyen tahmininin teorik olarak anlaşılması ve yaygınlaştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda simülasyon çalışması ve öznel iyi oluş üzerine uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Her iki uygulamada da Bayesyen tahmin yapılırken sonsal dağılımı elde etmek için Markov Zinciri Monte Carlo metodu ve sonsal dağılımdan örneklem çekmek için Gibbs örneklemesi kullanılmıştır. Klasik YEM'de analizin yapılabilmesi için sağlanması gereken bazı varsayımlar mevcuttur, bunlardan biri de hata terimlerinin normal dağılıma uymasıdır. Ayrıca, klasik YEM'de egzojen değişkenlerin endojen değişken üzerindeki etkilerini incelerken sadece ortalama değerler üzerinden yorumlanır. Kantil YEM'de (KYEM) hata terimlerinin dağılımının normallik varsayımı bulunmamakta ve endojen değişkenin farklı kantil değerleri için sonuçlar yorumlanmaktadır. Bu çalışmada yapılan simülasyon uygulamasında hata terimlerinin farklı dağılımlar gösterdiği durumlar ve farklı örneklem büyüklükleri için Bayesyen KYEM'in (BKYEM) performansı değerlendirilmiştir. Hata terimlerinin normallikten saptığı durumlarda BKYEM'in Bayesyen YEM'e (BYEM) göre daha iyi sonuçlar verdiği görülmüştür. Gerçek verilerle yapılacak olan uygulama için ise Türkiye İstatistik Kurumundan temin edilen 2020 yılı Yaşam Memnuniyeti Araştırması veri seti kullanılmıştır. Buna göre öznel iyi oluşu etkilediği düşünülen değişkenler modele eklenerek BKYEM ve BYEM ile analiz edilmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Yapılan uygulamalarda R ve WinBUGS programları kullanılmıştır. Ulusal literatürde BKYEM üzerine herhangi bir çalışma olmaması tezin özgün değerini oluşturmaktadır.

Bayes yaklaşımıEkonometriEkonometrik analiz+2
Zübeyde Çiçek
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Essays on institutions and entrepreneurial societies: Game theoretic and econometric analyses

The broad aim of this thesis is to explore endogenous and exogenous relationships between entrepreneurships and institutions theoretically and empirically. The thesis is made up of three essays with chapters one and five as the general introduction and general conclusion respectively. In the first essay (that is chapter two), Prisoner's Dilemma (PD) game is applied to analyze how a rent-seeking society emerges in the absence of institutions and communication between the players. Institutions are exogenously introduced to transform the PD game into semi or full assurance game. It is specifically shown that a society can be productive, unproductive or destructive entrepreneurially depending on the institutional strength. Again, institutional complementarity approach is utilized to analyze how interaction between the state and entrepreneurs result in two reinforcing but stable and saddle equilibria: the state with strong enforcement strategy paired with many productive entrepreneurs, and the state with weak enforcement strategy paired with many rent seekers. The endogenous and exogenous findings are contextualized in different social orders that a society belongs in. In the second essay (that is chapter three), the study tests econometrically multi-directional causality between institutional changes and changes in entrepreneurships in factor-, efficiency- and innovation-driven countries. The findings show many incidences of reinforcing causality between changes in entrepreneurships and institutional changes across both short and long runs in the innovation-driven countries. Whereas, it is observed that there are many countering feedback relationships between changes in entrepreneurships and institutional changes in the short run for factor- and efficiency-driven countries. Another important finding is that overall entrepreneurship granger-causes many institutions in the short run while reverse is the case in the long run for factor-driven countries. We note that property rights granger-causes productive entrepreneurship in the short run for both factor- and efficiency-driven countries whereas reverse is the case in the long run for efficiency-driven countries. In the third essay (that is chapter four), the thesis explores how institutions determine the allocation of entrepreneurial talents towards or away from innovations or public procurement in Nigeria as well as their industrial heterogeneity. The findings indicate that property rights and control of corruption are the key institutions shaping allocation of entrepreneurial talents towards innovation while regulatory quality and control of corruption remains the main institution influencing the allocation away from or towards public procurement. The findings suggest that property rights and control corruption have bigger impacts on innovativeness of IT entrepreneurs than on that of manufacturing ones in Nigeria. Regulatory quality and control of corruption have greater impact on public procurement in the manufacturing industry than do they in the service industry. Interestingly, property rights and oil rents promote both innovations and engagement in public procurement among the entrepreneurs. However, the institution of property rights is more impactful on the innovation than does it on public procurement. Whilst, oil rents impact more on public procurement than do they on innovation.

EconometricsEconomic institutionsEntrepreneurship+3
Musa Abdu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kredi kartlarının seçilmiş iktisadi değişkenler ile ilişkisinin ekonometrik analizi: Türkiye uygulaması

İnsan ihtiyaçlarının ve isteklerinin artması, çeşitlenmesi ile birlikte ödeme araçlarında da tarihsel bir değişim yaşanmıştır. Para, günümüzde olduğu kadar geçmişte de ekonomik hayatın önemli ve vazgeçilmez bir unsuru olmuştur. Paranın taşınması ve korunması gibi risklerden dolayı yeni ödeme araçlarına ihtiyaç duyulmuştur. Ödeme araçları nakit ve nakit dışı olarak sınıflandırılabilmektedir. En yaygın kullanılan nakit dışı ödeme araçları çek, elektronik para, doğrudan borçlandırma, kredi ve banka kartlarıdır. Günümüzde büyük bir çoğunluk tarafından para yerine kredi kartı ödeme aracı olarak tercih edilmektedir. Kredi kartları, diğer ödeme araçlarından özelikle de nakit paraya karşı bir çok avantajı bulunmaktadır. Ancak kredi kartı, nakit paranın servet biriktirme fonksiyonunu yerine getiremediğinden tam anlamı ile para tanımı içerisine girmemektedir. 2009 yılı sonu itibariyle ülkemizde kredi kart sayısı 44.392,614 adetken, 2010 Ekim ayı sonu itibari ile kredi kartı sayısı 46.518.538 adet olmuştur. Hızla gelişen bu ödeme aracı aynı zamanda ekonomi üzerinde çeşitli olumlu veya olumsuz etkilere neden olmaktadır. Kredi kart kullanımı ile para arzı, enflasyon ve gayri safi yurt içi hasıla arasındaki ilişki zaman serileri analizi ile incelenmiştir. Kredi Kartlarının Yurt İçi Toplam Kullanım Tutarları'nın değişkeninin Tüketici Fiyat Endeksi, M1 Para Arzı ve Gayri Safi Yurt İçi Hasıla değişkenlerine istatistiksel olarak anlamlı etkileri olduğu görülmüştür. Kredi kartı kullanımları GSYH ve TUFE ile pozitif yönlü doğrusal bir ilişkiye sahipken, M1 Para Arzı ile negatif yönlü doğrusal bir ilişkiye sahiptir.Anahtar Kelimeler: Para, Ödeme Araçları, Kredi Kartı, Banka Kartı, Çek.

EkonometriEkonometrik analizEkonomik değişkenler+4
Hacı Yaşar
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Bootstrap panel nedensellik: Geçiş ekonomileri üzerine ampirik bir uygulama

Bu çalışma geçiş ekonomisi ülkelerinde kişi başına düşen enerji kullanımı ve kişi başına düşen Gayri Safi Milli Hasıla'daki büyüme arasındaki Granger nedensellik ilişkisini inceleyerek enerjiye bağlı büyüme hipotezinin geçiş ekonomileri için geçerliliğini sınamaktadır. Bu amaçla Orta ve Doğu Avrupa ile Kafkasya'da yer alan 17 geçiş ekonomisi (Arnavutluk, Ermenistan, Azerbaycan, Beyaz Rusya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Gürcistan, Macaristan, Letonya, Litvanya, Makedonya, Moldova, Polonya, Romanya, Slovakya, Slovenya ve Ukrayna) seçilmiş ve bu ülkelere ait 1990 – 2011 yılları arasını kapsayan 22 yıllık panel veriseti ile çalışılmıştır. Çalışmada Granger nedensellik ilişkisi yatay-kesit bağımlılığı ve ülkeler arasındaki heterojenlik durumlarında da güvenilir sonuçlar veren, Kónya (2006) tarafından geliştirilmiş bootstrap panel nedensellik yöntemi ile incelenmiş; nedensellik modellerinin tahmininde ise Görünüşte İlişkisiz Regresyon denklemi kullanılmıştır. Nedensellik ilişkisi trendin dahil edildiği ve edilmediği iki ayrı senaryo için incelenmiş. Elde edilen sonuçlara göre Arnavutluk, Ermenistan, Beyaz Rusya, Gürcistan, Macaristan ve Letonya için ilgili değişkenler arasında çift yönlü nedensellik; Çek Cumhuriyeti, Litvanya, Romanya ve Slovakya için kişi başına düşen enerji kullanımından kişi başına düşen Gayri Safi Milli Hasıla'ya doğru tek yönlü nedensellik ve Moldova örneğinde ise kişi başına düşen Gayri Safi Milli Hasıla'dan kişi başına düşen enerji kullanımına doğru tek yönlü nedensellik bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar geçiş ekonomisi ülkelerinde enerjiye bağlı büyüme hipotezinin 10 ülke için geçerli olduğunu göstermektedir. Bu ülkeler enerji politikalarını bu bilgiyi göz önünde bulundurarak geliştirmelidir. Öte yandan, enerjiye bağlı büyüme hipotezi Azerbaycan, Bulgaristan, Makedonya, Moldova, Polonya, Slovenya ve Ukrayna için geçerli olmadığından bu ülkeler enerji tasarruf politikalarını benimseyebilirler.

Bootstrap yöntemleriBüyümeEkonometri+7
Semih Karacan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Gümrük Birliği sonrası Türkiye`nin dış ticaretinin ekonometrik analizi

ÖZET Türkiye ile AB arasında, Gümrük Birliği 1 Ocak 1996 tarihinde imzalanan anlaşmayla tesis edilmiştir. Gümrük Birliğinin Türkiye ekonomisinde, esasen de Türkiye'nin dış ticaretinde meydana getirdiği etkilerin ve varsa değişimlerin ortaya çıkarılması Türkiye açısından önem taşımaktadır. Gümrük Birliğinin tesis edilmesi ile normal şartlarda meydana çıkardığı, ticaret yaratıcı ve saptırıcı etkilerin olması beklenen bir durumdur. Bu etkilerin incelenmesinden ziyade öncelikle dış ticaretle ilgili genel kavramlar üzerinde durulmuştur. Daha sonra 1980 sonrası ihracata dönük sanayileşme politikasıyla birlikte dış ticarette meydana gelen değişimin başlangıç tarihi baz alınarak; 1995 yılına kadar olan Türkiye dış ticareti ve 1 Ocak 1996 tarihiyle Gümrük Birliğine geçiş nedeniyle dış ticaretteki gelişmeler gözlemlenmiştir. 1980-1995 yılları arası dış ticaret verileri, 1996-2000 yılları arası ve bir bütün olarak 1980-2000 yılları arası dış ticaret verilerinden yararlanılarak Gümrük Birliği sonrası Türkiye dış ticaretine ait ekonometrik analiz yapılarak, Türkiye dış ticaretinde bir değişim araştırılmıştır.

Avrupa BirliğiAvrupa BirliğiBütünleşme+4
Mahmut Zortuk
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Seçilmiş OECD ülkelerinin eğitim ve ekonomik büyüme ilişkisi: 2002-2012 arası ekonometrik analizi

Ekonomik Büyüme, her üke için önemli bir ekonomi politikası hedefidir. Günümüze kadar tüm iktisatçılar ekonomik büyümenin belirleyicileri ve ülkeler arası farklılıkların nedenini açıklamada birçok çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalar arasında ekonomik büyümeyi ilgilendiren en önemli konulardan birisi de insan sermayesi olmuştur. İnsan sermayesi, bireyin bilgi, beceri ve hüner kazanabilmek için yaptığı eğitim harcaması olarak tanımlanır. Yapılan bu harcamalar diğer yanda da insan sermayesine yapılan yatırım olarak değerlendirilir. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün misyonu hükümetlerin finansal istikrarını korurken ülkelerin sürdürülebilir ekonomik büyüme ve istihdam ve yaşam standartlarını her geçen gün artırmayı hedeflemişlerdir. OECD ülkeleri sürdürülebilir ekonomik büyüme ve kalkınma için özellikle insan sermayesine dolayısıyla da eğitime oldukça önem vermektedirler. OECD ülkeleri geleceği için yükseköğretimde ihtiyaç duydukları gereksinimleri giderme yolunda ilerlemektedirler Bu tezin amacı 2002-2012 yılları için OECD kurucu ülkelerinin eğitim ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkisini incelemektir. Çalışmada OECD kurucu üye ülkelerinin eğitim harcamalarındaki yıllık değişim oranı ve yükseköğrenim okullaşmada değişim oranı ele alınarak analiz yapılmıştır. Yöntem ise panel veri analizini kullanarak En Küçük Kareler Yöntemi, Sabit Etkiler Modeli ve Rassal Etkiler Modeli kullanılmıştır. Çalışmada sonuç olarak OECD kurucu üye ülkeleri için eğitim harcamaları ve yüksek okullaşma oranının ekonomik büyüme üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi görülmüştür. Fakat ilk ve ortaöğretimde herhangi bir sonuca varılmamıştır. Diğer taraftan yine 2002-2012 yılları için yükseköğretimdeki okullaşma oranı kişi başı gelirde pozitif etki gösterirken, eğitim harcamalarının kişi başı gelir üzerinde daha fazla etkisi olduğu görülmüştür. Sonuç olarak OECD ülkeleri gibi diğer tüm ülkeler de sürdürülebilir ekonomik büyüme için insan sermayesine dolayısıyla da eğitim faktörüne önem vermelilerdir.

BüyümeEkonometriEkonometrik analiz+5
Şeyma Deveci
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Durağan olmayan paneller ve bir uygulama

Panel veri tahmin metotlarının kullanımı hem veri kaynaklarına ulaşmanın kolaylaşması hem de sadece yatay kesit ve zaman serileri ile yapılamayan analizlere imkân tanıması sebebi ile giderek artan bir öneme sahiptir. Bu popülerliğe parelel olarak teorik ve amprik panel veri çalışmalarının sayısı giderek artmıştır. Son dönemlerde panel veri ekonometrisinin en çok ilgi çeken alanlarından biri de durağan olmayan panel veri modelleridir. Geleneksel panel çalışmalarından farklı olarak, geniş zaman serisi ve yatay kesit boyutlarına sahip panellerde zaman öğeleri durağan olmamanın güçlü kaynağıdır. Ayrıca, zaman boyutuna yatay kesit boyutunun eklenmesi durağan olmamayı ve eş bütünleşmeyi test etmekte önemli katkılar sağlamaktadır.Bu yüksek lisans tezinde, durağan olmayan panellerin alanizinde sıkça karşılaşılan tahmin metotları incelenmiştir. Panel birim kök ve eş bütünleşme testlerinin uygulanabilirliğini göstermek için Türk İmalat Sanayinde Saat Başına Sabit Ücretler ile Saat Başına Emeğin Ortalama Ürünü arasında Etkin Ücret Teorisince ileri sürülen pozitif ilişkinin varlığı test edilmiştir. Elde ettiğimiz sonuçlar, Türk İmalat Sanayi için Etkin Ücret Teorisini ret etmemektedir.Çalışma veri analizine ilave olarak çeşitli testleri karşılaştırmalı olarak sunmaktadır. İlk olarak, Choi(2001) ve Maddala ve Wu(1999) takip edilerek, yatay kesit bağımlılığını göz önüne almayan Fisher tipi panel birim kök testleri uygulanmıştır. Daha sonra karşılaştırma yapabilmek için seriler yatay kesit bağımlılığından olabildiğince arındırılarak Fisher tipi panel birim kök testi yeniden uygulanmıştır. Ayrıca, yatay kesit bağımlılığını regresyon denklemi içinde göz önüne alan Pesaran(2003,2007) panel birim kök testi ayrı bir karşılaştırma yapmak için kullanılmıştır. Panel eş bütünleşmenin sınanması için ise Maddala ve Wu(1999) ve Choi(2001) birim kök testlerini panellerde eş bütünleşmeyi test edecek şekilde yeniden yapılandıran Hanck(2007) tarafından önerilen yeni eş bütünleşme testi kullanılmıştır. Bu test de hem yatay kesit bağımlılığı olan serilere hem de yatay kesit bağımlılığından arındırdığımız serilere uygulanmıştır. Çalışmada sunulan panel birim kök ve eş bütünleşme testlerinin yanı sıra bireysel seriler için ADF, CADF ve Engel-Granger testleri de uygulanmıştır.

Birim kök testleriDurağan olmayan panellerEkonometri+3
Ahmet İnal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Yapısal değişiklik altında birim kök testleri ve bazı makro iktisadi değişkenler üzerine uygulamalar

Bir zaman serisi değişkeni, analiz dönemi içerisinde savaş, barış, politika değişimleri, ekonomik krizler gibi pek çok nedenden dolayı yapısal kırılmalar içerebilir. Serilerde meydana gelen yapısal kırılmalar serilerin durağanlığının belirlenmesinde bir takım güçlüklere yol açar. Bu değişiklikler dikkate alınmadan birim kök testi uygulamak yanlış sonuçlar verebilir ve testin gücünü azaltır. Böyle bir durumda aslında birim köke sahip olmayan bir serinin yanlış olarak birim kök içerdiği şeklinde bir sonuç elde edilebilecektir. Güvenilir regresyon sonuçları elde etmek için serilerdeki yapısal değişikliğin dikkate alınması gerekmektedir.Çalışmada Türkiye'ye ait bazı makro iktisadi zaman serilerinin yapısal değişiklik altında durağanlığın sınanması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, serilerin birim kök süreci içerip içermedikleri ve serilerin trend fonksiyonunda meydana gelen yapısal kırılmaların birim kök süreci üzerindeki etkileri incelenmiştir. Serilerin 1987 ve 2009 dönemine ait 3 aylık frekansları kullanılmıştır. Ele alınan makro iktisadi değişkenler öncelikle yapısal kırılmanın dikkate alınmadığı ve uygulamalarda çok yaygın olarak kullanılan ADF, PP ve KPSS birim kök testleri ile analiz edilmişlerdir. Daha sonra, serilerin trend fonksiyonunda meydana gelen tek zamanlı bir kırılmanın birim kök testleri üzerindeki etkisini araştırmaya yönelik, Zivot ve Andrews (1992), BLS ve Perron (1997) tarafından geliştirilen test yöntemleri; serilerin trend fonksiyonunda meydana gelen birden çok kırılmanın test edilmesinde kullanılan Lee ve Strazicich (2003) testi incelenmiştir. Çalışmada GSMH, tüketim, üç ay vadeli mevduat faiz oranları, İMKB 100 endeksi, reel döviz kuru, cumhuriyet altın fiyatları, tefe, tüfe, M1 ve M2 serilerine ait gözlemler kullanılmıştır.Anahtar Kelimeler: Zaman serileri, Durağanlık, Birim Kök, Yapısal Kırılmalar

Birim kökBirim kök testleriDurağanlık+4
Esra İğde
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Yanlı tahmin ediciler ve ekonometride uygulamaları

Çoklu doğrusal regresyon modelinde incelenen açıklayıcı değişkenler birbirleriyle ilişkili olabilir. Bu ilişkinin derecesinin artmasının klasik tahmin ediciler üzerinde istenmeyen etkileri vardır. Çoklu iç ilişki olarak adlandırılan bu problemin çözümü için yanlı tahmin edicilere başvurulabilir. Bu çalışmada çoklu iç ilişki ile Ekonometride karşılaşılan bazı diğer problemlerin birlikte ele alınması amaçlanmıştır. Otokorelasyonlu veya değişen varyanslı hata terimleri ile kısıtlı ya da ön bilgiye sahip bir model için çoklu iç ilişkinin etkileri araştırılmıştır. Bunun yanı sıra kısıtların gözlemlere bağlı olduğu durum da göz önüne alınmıştır. Bu durumlarda kullanılabilecek alternatif yanlı tahmin ediciler incelenmiş ve klasik tahmin yöntemleri ile karşılaştırmaları yapılmıştır. Karşılaştırmalar Monte Carlo simülasyonlarla desteklenmiştir. Yöntemlerin gerçek veriler üzerinde nasıl uygulanabileceği de incelenmiş ve tahmin ediciler bu veriler aracılığıyla da karşılaştırılmıştır.

EkonometriMonte Carlo benzetimiRidge regresyon+1
Hüseyin Güler
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelişen piyasa ekonomilerinde uluslararası parite sistemleri ve piyasa etkinliği

Bu çalışmada uluslararası parite koşullarının geçerliliği, on beş gelişen piyasa ekonomisi için reel döviz kuru, satınalma gücü paritesi, faiz oranı paritesi ve piyasa etkinliği hipotezlerini kapsayan dört farklı model doğrultusunda test edilmektedir. 2003Q1-2015Q4 çeyreklik dönemler ile 2003-2015 yıllık dönemlerin ele alındığı çalışmada, reel döviz kuru modeli için geleneksel ve yapısal kırılmalı birim kök testlerine, satınalma gücü paritesi ve faiz oranı paritesi modelleri için zaman serisi ile panel veri analizlerine, son olarak etkin piyasa hipotezi modeli için ise zaman serisi analizlerine yer verilmektedir. Çalışmadan elde edilen bulgular genel olarak uluslararası parite koşullarının on beş gelişen piyasa ekonomisi için geçerli olmadığına yöneliktir. Fiyatlar ve döviz kuru ilişkisini gösteren ve mal piyasası koşullarını yansıtan satınalma gücü paritesinin tamamen etkinsizliği ön plandadır. Bununla birlikte faiz oranları ve döviz kuru ilişkisini gösteren ve varlık piyasası koşullarını yansıtan faiz paritesinin ise diğer üç modele göre, daha tutarlı sonuçlar verdiği gözlemlenmektedir. Bu durum yurtiçi piyasalarda yer alan fiyatlar ile faiz oranı düzeylerinin, döviz kurunun gelecekteki değerini yansıtması anlamında yeteri kadar etkili olmadığını ortaya koymaktadır. Özellikle küresel finans piyasalarında yaşanan olumsuzlukların gelişen piyasa ekonomilerinin makroekonomik politikalarında meydana getirdiği değişiklikler, döviz kurlarının öngörülebilirliğinin azalmasındaki en önemli neden olarak karşımıza çıkmaktadır.

Döviz kuruDöviz kuru sistemleriEkonometri+7
Faruk Mike
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Derin öğrenme teknikleri kullanılarak hisse senedi fiyatlarının tahmin edilmesi: BIST'te bir uygulama

Borsa yatırımcıları, kâr edebilmek amacıyla geleceği tutarlı bir şekilde öngörerek yerinde hamleler yapabilmelidir. Bu amaçla yatırımcılar sahip oldukları bilgileri doğru analiz edip başarılı tahminlerde bulunmalıdırlar. Gün geçtikçe daha da globalleşen finansal piyasalara yönelik gelecek fiyat tahminlerinde bulunmak gittikçe zorlaşmaktadır. Örneğin bazı zamanlarda Türkiye' deki bir hisse senedinin fiyat tahmini için sadece Türkiye' deki faktörler değil aynı zamanda dünyadaki diğer faktörlerin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla bu durumda basit istatistiksel hesaplamalar yetersiz kalmaktadır. Bu yetersiz kalmaya çözüm olarak bilgisayar programları ve bu programlar içerisindeki algoritmalar ile tekniklerden faydalanılmaktadır. Derin öğrenme, yaklaşık 80 yıl önce ilk kez temelleri atılan yapay zekânın en gelişmiş araçlarındandır ve son 10 senedir popülerliği artarak finans alanındaki çalışmalarda kendine çokça yer bulmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde Türkiye' de borsa ve enerji kaynakları hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde derin öğrenmenin tanımı, tarihçesi, teknikleri ve kullanım alanları tanıtılmıştır. Son bölüm olan üçüncü bölümde ise veri seti ve değişkenlerin tanıtılması, daha önce yapılmış benzer çalışmalar, yapılan uygulamanın adımları ve görselleri bulunmaktadır. Bu çalışmada bir hisse senedi tahmini için son gelişmiş teknolojilerden olan derin öğrenmenin LSTM (Long-Short Term Memory) ve GRU (Gated Recurrent Unit) teknikleri Google Colab programı ortamında uygulanmıştır. Çalışmada kullanılan veri seti Yahoo Finance' tan alınmış ve 02.01.2013 ile 30.12.2022 tarihleri arasını kapsamaktadır. BIST (Borsa İstanbul)' in bünyesinde yer alan XELKT (Borsa İstanbul Elektrik Endeksi) endeksine ait 5 şirket ele alınarak tahmin modelleri oluşturulmuştur. Ardından oluşturulan bu tahmin modellerinin başarıları hesaplanan model performans kriterleri ile test edilmiş ve kullanılan tekniklerin hisse senedi fiyat tahmini konusunda başarılı olup olmadığının belirlenmesi hedeflenmiştir. Buna ek olarak hesaplanan model performans kriterleri arasından MSE (Mean Squared Error) ve MAPE (Mean Absolute Percentage Error)' nin sonuçları baz alınarak kullanılan teknikler birbiriyle kıyaslanmış ve bu tekniklerden hangisinin daha az hata ile tahmin yaptığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Son olarak, 4 farklı gün sayısı alınarak yapılan analizlerden hangi gün ile daha başarılı tahminlerin yapıldığı kestirilmeye çalışılmıştır. Bu analizlerin sonucunda elde edilen model performans kriteri çıktıları, MSE için 1' in altında ve MAPE için de %5' in altında olduğundan dolayı iki tekniğin de başarılı fiyatı tahminleri gösterdiği söylenebilir. Sonuç olarak bu iki tekniğin birbiriyle karşılaştırılması neticesinde çok az bir farkla LSTM tekniğinin, GRU tekniğinden daha başarılı olduğu görülmektedir.

BorsaBorsa İstanbulDerin öğrenme+5
Özgür Saracık
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Related subjects