Granger Causality Test

187 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

BİSTt-100 endeksi ile makroekonomik değişkenler arasındaki nedensellik: 2005-2015 yılları arasında Türkiye uygulaması

Çalışmada BİST-100 Endeksi'ni etkileyen makroekonomik faktörler arasında ilişkinin varlığı ve yönü araştırılmıştır. "Çoklu Doğrusal Regresyon" analizi ile makroekonomik faktörlerin birleşik halde etkisi, "Granger Nedensellik Testi" ile yönü tespit edilmiştir. Bağımlı değişkenimiz BİST-100 Endeksi için, günlük kapanış fiyatlarının oluşturduğu aylık ortalama baz alınmıştır. Bağımsız değişkenlerimiz; para arzı, enflasyon, döviz kuru, faiz oranları, altın fiyatları, öncü göstergelerden oluşan makroekonomik faktörlerdir ve bunların da gün sonu fiyatlarından oluşan aylık ortalama değerleri analiz edilmiştir. Çalışmada analiz edilen veriler, TCMB web sayfasından temin edilmiş olup, Aralık 2005- Haziran 2015 tarihleri arasındaki aylık ortalama değerleri kapsamaktadır. Çalışma sonucunda, "para arzı" ve "altın fiyatları" dışında tüm faktörlerin BİST-100 Endeksi ile "tek yönlü nedensellik ilişkisi" olduğu anlaşılmıştır. BİST-100 Endeksi enflasyon, faiz oranları değişkenlerinden negatif etkilenirken, öncü göstergeler endeksinden pozitif yönlü etkilenmektedir. Ayrıca BİST-100 endeksi, döviz kuru fiyatlarını ise negatif yönde etkilemektedir. Oluşturulan "VAR" modeli sonucu zaman serisi verileri durağan hale getirildiği için, uzun dönemli etkileri yerine "Granger Nedensellik Testi" ile 1 (ay) dönemlik gecikmelere bakılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bist-100 Endeksi, Makroekonomik Faktörler, Çoklu Doğrusal Regresyon, VAR, Granger Nedensellik Testi.

Borsa endeksiBorsa İstanbulGranger Nedensellik Testi+6
Muhammed Emin Aykut
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik büyüme ve yenilenebilir enerji tüketimi – üretimi ilişkisi; Türkiye örneği

Gelişmiş ekonomiler, büyümeye devam ederken doğaya verilen zararı en aza indirmeye çalışmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının etkin kullanımı da bu çabanın temelini oluşturmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin de hede-fi istikrarlı büyümedir. Literatürde özellikle CO2 salınımının tehlikeli boyutla-ra ulaştığı 21.yy'ın başlarından sonra bu konuda yapılmış olan çalışmalar hız kazanmıştır. Konu üzerinde yapılan çalışmalara göre dört ana hipotez mevcut-tur. Bunlardan birincisi ekonomik büyüme ve yenilenebilir enerji tüketimi ara-sında ilişki yoktur. İkinci hipotez ise yenilenebilir enerji tüketiminden ekono-mik büyümeye doğru bir nedensellik ilişkisinin bulunmasıdır. Üçüncü hipo-tez, ekonomik büyümeden yenilenebilir enerji tüketimine doğru bir nedensel-lik ilişkisinin bulunmasıdır. Dördüncü ve son hipotez ise feedback (geribildi-rim) hipotezi olarak adlandırılır. Feedback hipotezi; yenilenebilir enerji tüke-timi ve ekonomik büyüme arasında çift yönlü bir nedensellik bulunmasını ifa-de eder. Bu çalışmanın amacı Türkiye nezdinde yenilenebilir enerji tüketimi ile ekono-mik büyüme arsındaki nedensellik ilişkisinin incelenmesidir. Granger Neden-sellik Testi; 1980 – 2013 yılları arasındaki 2005 yılı sabit dolar ile ölçülmüş GSYH verileri ve 1980 – 2013 yılları arasındaki yakılabilir yenilenebilir enerji kaynakları ve atık enerjisi tüketimi verileri ile yapılmıştır. Test sonucunda teo-rik beklentilerden birisi olan ekonomik büyüme ve yenilenebilir enerji tüketi-mi arasında, yenilenebilir enerjiden ekonomik büyümeye doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Yenilenebilir enerji, Ekonomik büyüme, Granger Nedensellik Testi, Yeşil ekonomi, Çevre.

BüyümeEkonomik büyümeEnerji+5
Özgür Akçiçek
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Makro-ekonomik değişkenlerin Pakistan Karachi Borsası üstündeki etkileri

Bu çalışmada Pakistan Karaçi Borsası endeksi (KSE) ve temel makro-ekonomik değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi incelenmektedir. Çalışmada, 2005 Temmuz ayından 2014 Nisan ayına kadar olan zaman dilimindeki aylık veriler göz önüne alınmıştır. Enflasyon oranı (TÜFE), döviz kurları, GSYİH, faiz oranları ve altın ve petrol fiyatları çalışmada incelenen makro-ekonomik değişkenlerdir. Yöntem olarak, Johansen ve Juselius (1990) Eşbütünleşme Analizi, VECM çerçevesinde Granger Nedensellik Testi'nin yanı sıra Sims (1980) Varyans Ayrıştırması ve Etki Tepki Fonksiyonu Analizi kullanılmıştır. Bulgulara göre, çalışmada ele alınan makro-ekonomik değişkenler ve KSE arasında uzun vadede eş bütünleşme olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, uzun vadede tüm makro-ekonomik değişkenlerle KSE 100 arasında tek yönlü Granger nedensellik ilişkisi, kısa vadede ise sadece döviz oranları ile KSE 100 arasında tek yönlü Granger nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir.

BorsaBorsa endeksiEşbütünleşme+3
Waqar Badshah
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Dünya enerji emtia fiyatları ile Borsa İstanbul (BİST) elektrik endeksi arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Enerji emtiaları, üretim sürecinin vazgeçilmez girdileridir. İnsanlığın kullandığı elektriğin çok büyük kısmı, bugüne kadar fosil yakıt kökenli enerji emtialarından; petrol, kömür ve doğal gazdan üretilmiştir. 2018 yılı itibariyle, fosil yakıtların dünya elektrik üretimindeki payı %64, Türkiye'de ise %67,6 civarındadır. Bu çalışmada, fosil kaynaklı enerji emtialarında dışa bağımlılığı yüksek olan Türkiye'de; petrol, doğal gaz ve kömür getirilerinin düzeltilmemiş ve piyasa faiz oranına göre düzeltilmiş Borsa İstanbul (BİST) Elektrik endeksinin getirisi ile nedensellik ilişkisi araştırılmıştır. Ayrıca, bu emtiaların ticaretinde ABD Doları kullanıldığından, kur değişimlerinin etkilerini görmek amacıyla TL/ABD Doları kuru, emtia fiyat değişimlerinin sektöre özgü olup olmadığını tespit etmek için de BİST 100 endeks getirileri analize dâhil edilmiştir. Bildiğimiz kadarıyla bu araştırma, Türkiye'de BİST Elektrik endeksi getirisinde dünya petrol ve doğal gaz fiyatlarının yanında dünya kömür fiyatlarının da etkisini inceleyen ilk çalışma olma özelliğini de taşımaktadır. Analiz dönemi olarak 17 Mayıs 2010 – 29 Mayıs 2020 dönemi belirlenmiş, değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi Granger nedenselliği test etme yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda; Petrol ve kömür fiyatlarındaki değişimler ile BİST Elektrik Endeksinin getirisi arasında karşılıklı nedensellik ilişkisi olduğu, doğal gaz fiyatlarındaki değişim ile ne BİST 100 ne de BİST Elektrik Endeksinin getirileri arasında nedensellik ilişkisinin olmadığı tespit edilmiştir.

Borsa endeksiBorsa İstanbulDoğal gaz+7
Tuncay Gümüş
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisi: Ekonometrik bir analiz

Bu çalışmanın temel amacı Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisini 2002 sonrası dönemini dikkate alarak araştırmaktır. Bu bağlamda ilk olarak kamu harcamaları ve dış borçlanmaya yönelik teorik çerçeveye yer verilmiş, ardından literatür taraması yapılarak kamu harcamaları ve dış borçlanma arasındaki ilişki ekonometrik olarak incelenmiştir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kamu harcamaları ve dış borçlanmaya yönelik teorik bilgiler sunulmuş, ikinci bölümde ise Türkiye'de kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisinin ekonometrik analizi gerçekleştirilerek, Türkiye'de kamu harcamalarının tarihsel gelişimi, kamu harcamaları ve dış borçlanma ilişkisine yönelik literatür taraması ve değişkenler arasındaki ilişkinin test edilmesine yer verilmiştir. Değişkenler arasında ilişkinin test edilmesi amacıyla Granger Nedensellik Analizi ve Johansen Eşbütünleşme Analizi kullanılmıştır. Bu analizlerden elde edilen sonuçlara göre ise Türkiye'de 2002 sonrası dönemde kamu harcamaları ile dış borçlanma arasında bir ilişkinin olduğu ve bu ilişkinin yönünün pozitif olduğu tespit edilmiştir. Teorik beklentiyle uyumlu olan bu sonuç aynı zamanda 2002 sonrası dönemde kamu harcamalarında meydana gelen artışların dış borç stokunda da artışlar yaratacağı bulgusunu sunmaktadır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Kamu Harcamaları, Dış Borçlanma, Türkiye, Granger Nedensellik Analizi, Johansen Eşbütünleşme Analizi

BorçlanmaBorçlanma yönetimiDış borçlanma+6
Mehtap Tarhan Bölükbaş
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de banka kredileri ve büyüme ilişkisi üzerine bir uygulama: 1995?2010

Bu çalışmada, Türkiye'de banka kredileri ve büyüme arasındaki ilişkinin yönü belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca parasal aktarım mekanizması ve bu kanalın en önemli unsuru olan kredi kanalı üzerinde ayrıntılı olarak durulmuş ve Türk bankacılık sistemi kısacaca değerlendirilmiştir. Çalışmada, 1995-2010 dönemi için, üçer aylık veriler kullanılarak analizler yapılmıştır. Yapılan analizlerde kredi değişkenini, reel kredi hacmi değişim oranı temsil etmekte olup, büyümeyi ise kişi başına düşen GSYİH temsil etmektedir. Çalışmanın yönünü belirleyebilmek için, Birim Kök Testi, Koentegrasyon testi, Granger Nedensellik Analizi ve Regresyon Analizi gibi istatistiksel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan analizler ve değerlendirmeler sonucu, Türkiye'de bankacılık sektörü yapısı itibariyle kredi kanalının etkinliğini azaltmaktadır bundan dolayı kredi hacminin büyümeye etki etme gücü azalmıştır. Kredi ve büyüme arasındaki ilişki tek yönlü bir nedensellik ilişkisine dayanmaktadır. İlişkinin yönünün büyümeden kredilere doğru olduğu, büyümenin kredileri etkilediği fakat kredilerin büyümeyi etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kredi, Kredi Kanalı, Kredilerin Sınıflandırılması, Parasal Aktarım Mekanizması, Büyüme, Granger Nedensellik Analizi, Regresyon Analizi.

Banka kredileriBankalarBüyüme+6
Arzu Şahin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye elektrik spot ve vadeli işlem piyasaları arasındaki nedensellik ilişkisinin analizi

Elektrik enerjisi gelişen teknoloji ile birlikte hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Elektriğe duyulan ihtiyaç giderek artarken, bu ihtiyacın karşılanabilmesi için sektörün büyümesi de kaçınılmaz olmaktadır. Yatırımların sektöre çekilebilmesi için güven veren, sağlıklı işleyen bir piyasa yapısı ayrıca önem arz etmektedir. Bu nedenle piyasanın gelişimi adına dünyada ve Türkiye'de pek çok adım atılmakta, köklü değişimler yaşanmaktadır. Türkiye'de Elektrik Piyasası Kanunu ile başlayan ve elektrik piyasasının şeffaf, güvenilir, rekabete dayalı ve diğer ülkelerin elektrik piyasaları ile entegre bir elektrik piyasasının oluşturulması hedeflenen süreçte her ne kadar ilerleme kaydedilse de henüz istenilen noktaya ulaşılamamıştır. Bu nedenle Türkiye'deki elektrik spot ve vadeli işlem piyasalarının gerçek fiyatları tam anlamıyla yansıtamadığı düşünülmektedir. Piyasanın daha serbest ve daha güvenilir olabilmesi adına Türkiye Enerji Borsası kurulmasına ve ilk etapta bu borsada elektrik ticaretinin yapılmasına karar verilmiştir. Türkiye Enerji Borsası'nın faaliyete başlamasından sonra piyasalara güven duyulması, her iki piyasanın derinliğinin artması ve böylece daha gerçekçi fiyat oluşması beklenmektedir. Çalışmada, öncelikle elektrik piyasa yapısının nasıl işlediği, piyasada ne gibi değişimler yaşandığı araştırılmış, daha sonra önemli elektrik piyasa yapılanmalarından, Türkiye'deki mevcut piyasalardan ve bu piyasalardaki fiyat oluşumlarından söz edilmiştir. Bu kapsamda, Türkiye'deki elektrik spot ve vadeli işlem piyasaları arasındaki nedensellik ilişkisi Granger nedensellik testi ile incelenmiştir. TEİAŞ PMUM'da belirlenen Kısıtsız Piyasa Takas Fiyatı'nın günlük ortalaması spot veri olarak, Borsa İstanbul'da işlem gören en yakın vadeli Baz Yük Elektrik Vadeli İşlem Sözleşmesi'nin uzlaşma fiyatı da vadeli fiyat olarak kullanılmıştır. Zaman serisi verilerinin analiz için uygunluğu Augmented Dickey Fuller birim kök testi ile test edildikten sonra yapılan Granger nedensellik testi ile çift yönlü nedensellik ilişkisinin varlığı tespit edilmiştir. Bu sonuca göre her iki piyasa birbirinden etkilenmektedir. Teoride, vadeli işlem piyasalarında oluşan fiyatların spot fiyatlarla ilgi öncü gösterge olması ve böylece risk yönetimine katkı sağlaması savının, mevcut yapı itibariyle Türkiye Elektrik Piyasası için geçerli olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Elektrik Enerjisi, Elektrik Piyasaları, Elektrik Spot ve Vadeli Piyasaları, Granger Nedensellik Testi.

ElektrikElektrik enerjisiEnerji piyasası+5
Fatma Köse
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bootstrap panel nedensellik: Geçiş ekonomileri üzerine ampirik bir uygulama

Bu çalışma geçiş ekonomisi ülkelerinde kişi başına düşen enerji kullanımı ve kişi başına düşen Gayri Safi Milli Hasıla'daki büyüme arasındaki Granger nedensellik ilişkisini inceleyerek enerjiye bağlı büyüme hipotezinin geçiş ekonomileri için geçerliliğini sınamaktadır. Bu amaçla Orta ve Doğu Avrupa ile Kafkasya'da yer alan 17 geçiş ekonomisi (Arnavutluk, Ermenistan, Azerbaycan, Beyaz Rusya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Gürcistan, Macaristan, Letonya, Litvanya, Makedonya, Moldova, Polonya, Romanya, Slovakya, Slovenya ve Ukrayna) seçilmiş ve bu ülkelere ait 1990 – 2011 yılları arasını kapsayan 22 yıllık panel veriseti ile çalışılmıştır. Çalışmada Granger nedensellik ilişkisi yatay-kesit bağımlılığı ve ülkeler arasındaki heterojenlik durumlarında da güvenilir sonuçlar veren, Kónya (2006) tarafından geliştirilmiş bootstrap panel nedensellik yöntemi ile incelenmiş; nedensellik modellerinin tahmininde ise Görünüşte İlişkisiz Regresyon denklemi kullanılmıştır. Nedensellik ilişkisi trendin dahil edildiği ve edilmediği iki ayrı senaryo için incelenmiş. Elde edilen sonuçlara göre Arnavutluk, Ermenistan, Beyaz Rusya, Gürcistan, Macaristan ve Letonya için ilgili değişkenler arasında çift yönlü nedensellik; Çek Cumhuriyeti, Litvanya, Romanya ve Slovakya için kişi başına düşen enerji kullanımından kişi başına düşen Gayri Safi Milli Hasıla'ya doğru tek yönlü nedensellik ve Moldova örneğinde ise kişi başına düşen Gayri Safi Milli Hasıla'dan kişi başına düşen enerji kullanımına doğru tek yönlü nedensellik bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar geçiş ekonomisi ülkelerinde enerjiye bağlı büyüme hipotezinin 10 ülke için geçerli olduğunu göstermektedir. Bu ülkeler enerji politikalarını bu bilgiyi göz önünde bulundurarak geliştirmelidir. Öte yandan, enerjiye bağlı büyüme hipotezi Azerbaycan, Bulgaristan, Makedonya, Moldova, Polonya, Slovenya ve Ukrayna için geçerli olmadığından bu ülkeler enerji tasarruf politikalarını benimseyebilirler.

Bootstrap yöntemleriBüyümeEkonometri+7
Semih Karacan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Dış ticaret, döviz kuru ve ekonomik büyüme ilişkisi Türkiye örneği 2003-2019

Ülkelerin bir önceki dönemlerine göre üretim kapasitelerinde ortaya çıkan artışlar o ülkelerin ekonomik büyümelerinin hızlarını göstermektedir. Ekonomik büyümeyi tetikleyen bir mekanizma olarak savunulan dış ticaret, genel anlamda mal veya hizmet ticaretini kapsamaktadır. Dış ticarette nihai hedef ihracatı arttırmak, ithalatı azaltmak ve ekonomik büyümeye katkı sağlamaktır. Ülkeler arasında meydana gelen söz konusu mal veya hizmet alım satımında kullanılan temel araç ise döviz kurlarıdır. Bu anlamda gerek dış ticaret gerekse de iktisadi büyüme gibi hususlar döviz kurlarından bağımsız şekilde düşünülemez. Dolayısıyla bir ülke ekonomisinin yapısı hakkında bilgi elde etmek ayrıca gelecekle ilgili tahminlerde bulunabilmek için dış ticaret, döviz ve ekonomik büyüme konusunun araştırılması önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı; dış ticaret, döviz kuru ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi araştırmaktadır. Bu amaç doğrultusunda 2003-2019 yılları arasında gsyh, enflasyon, reel efektif döviz kuru, ihracat ve ithalat değişkenlerine ait üçer aylık aylık verilerle ekonometrik analiz yapılmıştır. ADF (Genişletilmiş Dickey-Fuller) Ve PP (Phillips-Peron) birim kök testleri ile birinci dereceden farkları alınarak durağan hale getirilmişlerdir. Uzun dönemli bir ilişkinin varlığını araştırmak amacıyla Johansen eşbütünleşme testi uygulanmıştır. Yine VAR modeli kapsamında etki-tepki fonksiyonları incelenmiş devamında Granger nedensellik testi uygulanmıştır. Analiz sonucunda değişkenler arasında uzun dönemli bir ilişki mevcuttur. Ayrıca enflasyon ve ihracat milli geliri pozitif etkilerken, reel efektif döviz kuru ve ithalatın negatif etkilediği sonucuna varılmıştır.

Döviz kuruDöviz kuru politikalarıEkonomik büyüme+5
Mehmet Kuşci
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

E7 ülkelerinde döviz kuru ile borsa getirileri arasındaki ilişki

Bu çalışmada, E7 ülkelerinde döviz kurları ile piyasa endeksleri arasında ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Bilindiği üzere ülkeler gelişmişlik düzeyi ve ekonomik durumlarına göre: en az gelişmiş ülkeler, az gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkeler ve gelişmiş ülkeler gibi isimlerle sınıflandırılmaktadır. Bu araştırmada kullanılan, literatüre E7 (Emerging 7) olarak giren ülkeler ise gelişmişlik düzeyleri ve ekonomileri incelendiğinde gelişmekte olan ülkeler arasında yer almakta olup gelişmekte olan ülkeler arasında en iyi ekonomiye sahip ülkelerdir. Bu ülkeler: Hindistan, Endonezya, Çin, Türkiye, Brezilya, Rusya ve Meksika'dır. 01.01.2010-28.02.2021 dönemi haftalık verilerin kullanıldığı araştırmada; döviz kuru olarak ülkelerin ABD Doları kuru ve ülkelerin en çok işlem hacmine sahip piyasa endeksleri kullanılmıştır. Bu ülkelerde döviz kurları ile piyasa endeksleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla VAR (Vector Autoregression) analizi, etki tepki analizi ve Granger nedensellik analizi uygulanmıştır. Analizlerden elde edilen sonuçlar, Brezilya ve Hindistan dışında kalan diğer ülkelerde döviz kuru ile pay senedi piyasası arasında ilişki olduğunu, genel olarak Meksika' da döviz kurundan pay senedi piyasasına nedeni olduğunu gösterirken diğer ülkelerde (Çin, Rusya Türkiye ve Endonezya) pay senedi piyasasından döviz kurlarına doğru nedenselliğin olduğu anlaşılmıştır.

Borsa İstanbulDövizDöviz kuru+6
İbrahim Yenigün
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dış borçlanmanın ekonomik büyüme üzerinde etkisi (Türkiye örneği)(2000-2020)

Günümüzde az gelişmiş ve gelişmekte olan devletlerin istedikleri büyüme hızına ulaşılabilmesi için tasarruflarını destekleyecek finansman kaynakları yeteri kadar bulunmamaktadır. Günümüzde az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ihraç oranlarının az olması döviz azlığına sebep olmaktadır. Söz edilen bu nedenlerden dolayı dış borçlanma Günümüzde az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde sıkça kullanılan mali bir kaynağa dönüşmüştür. Literatürde dış borçlanmanın ekonomik büyümeye etkisi, tartışılsa da araştırmaların çoğunda çok fazla dış borcun ekonomik büyümeye olumsuz etkisi olduğu neticesine ulaşılmıştır. Bu çalışmamızda Türkiye'de dış borçların ekonomik büyümeye etkisi 2000-2020 yıllarında senelik verilerden yararlanarak yapılan VAR analizi ve Granger Nedensellik Testiyle incelenmeye alınmıştır. Uygulanan analizlerin neticesinde dış borçlanma ve büyüme arasında bir nedensellik ilişkisine rastlanılmamıştır. Anahtar Kelimeler: Borçlanma, Dış Borçlanma, Ekonomik Büyüme, Türkiye Ekonomisi, VAR Analizi, Granger Nedensellik Testi.

BorçlanmaDış borçlanmaEkonomik büyüme+3
İbrahim Halil Terlemez
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin enerji ithalatı, cari açık ve ekonomik büyüme ilişkisi ve yakın komşuları ile olan enerji politikalarının değerlendirilmesi

İnsanlık tarihi boyunca birçok sebeple enerjiye duyulan ihtiyaç, sadece hane tüketimi ile kalmamış, sanayileşen toplumlarda üretim faktörlerinden biri haline gelmiştir. Sanayi Devrimi'nin başlattığı makineleşme, ardından teknolojik ilerlemeler ve nüfusun artması makineleşme çağını oluşturmuş, özellikle sanayileşmiş ülkelerde daha çok enerjiye gereksinim duyulmuştur. Enerji kaynakları bakımından zengin ülke özelliğine sahip olmak, ekonomik güç haline gelmiştir. Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı ülkeler ise, özellikle 1970 Petrol Krizi'nden sonra enerji güvenliğine yönelik politikalar izlemeye yönelmiştir. Bu çalışmada, Türkiye'nin enerji ithalatı, cari açık ve ekonomik büyüme ilişkisi incelenmiştir. 2000 ile 2020 yılları arasında zaman serisi uygulanmıştır. Çalışmanın modelinde, cari açık bağımlı değişken olurken, enerji ithalatı ve ekonomik büyüme bağımsız değişkenlerdir. İlk olarak Genişletilmiş Dickey Fuller(ADF) birim kök testi uygulanmış, büyüme değişkeninin bütünleşik olduğu bulunmuş, bütünleşme derecesine karar verebilmek için ise Zivot- Andrews birim kök testi tercih edilmiştir. Daha sonraki aşamada, değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişki, Johansen Eşbütünleşme yöntemi ile test edilmiştir. Son olarak, eş bütünleşme vektörünün tahmini için Tam Değiştirilmiş En Küçük Kareler Yöntemi(FMOLS), ardından Granger Nedensellik Testi ile enerji ithalatı ve ekonomik büyümeden cari açığa tek yönlü nedensellik bulunmuştur.

Birim kök testleriCari açıkDickey-Fuller Testi+7
Fatma Nur Şahan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Enerji ekonomisi üzerine üç deneme

This study examines the Turkish economy with respect to a number of energy related issues. It is comprised of three chapters, each utilizing a different methodology. Chapter One shows that Turkey has room for implementing energy efficiency policies without hampering economic growth. Chapter Two examines the level and the evolution of oil price pass-through over time. The findings indicate that oil price pass-through to domestic prices in Turkey increases over time. Chapter Three investigates the role of biofuels in commodity futures price linkages, which is relevant to energy policy issues in Turkey. The findings shows that a channel through biofuels has probably caused links between energy and agricultural commodities by increasing the correlation between them. Keywords: Granger Causality, Bootstrap, Turkey, Oil Prices, Domestic Prices, PassThrough, Wavelet analysis, Comovement, Energy futures, Agricultural Commodity Futures, Biofuels

Bootstrap methodsEnergyEnergy economy+7
Dinçer Dedeoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Ücret teorileri ve Türkiye imalat sanayiinde ücretlerin durumu üzerine uygulama

Bu doktora tezinde, ücret teorileri incelenmekte; Türkiye İmalat Sanayiinde ücret yapısının nasıl olduğunu ve Türkiye için uygun ücret politikalarının nasıl olması gerektiğini tartışmaya açabilmek için; neo-klasik bir yaklaşım olan ?Marjinal Verimlilik Teorisi? ve Keynesyen bir yaklaşım olan ?Etkin Ücret Teorisi? ekonometrik analizlere tabi tutulmakta ve bu ekonometrik analizlerin yanında, karşılaştırmalı veri incelemeleri de yapılmaktadır.Klasik ücret teorisi, değerin emek-değer teorisi ile ifade edilmesine ve üretim faktörlerinin bölüşüm ilişkilerinin açıklanmasına dayanır. Ekonomide rekabetçi şartlar varsayılmaktadır ve bu şartlar altında reel ücret dengesi geçimlik düzeyde oluşur. Marjinal verimlilik teorisi, değerin fayda teorisi ile ifade edilmesiyle klasik ücret teorisinden ayrılır. Ücret dengesi, reel ücretin emeğin marjinal ürününe eşit olduğu durumda oluşur. Marjinal verime eşit ücrete razı olmayan işçilerin sendikalaşarak pazarlık güçlerini artırmaları ya da devletin koruyucu tedbirler almasını sağlayarak ücretlerini yükseltmeyi başarmaları, zorunlu olarak işsizliğe neden olmaktadır. Bu nedenle neo-klasik iktisat teorisine göre ekonomide her türlü müdahale şartları engellenmelidir. Gerek iktidar teorisi gerekse de pazarlık teorisi, ücretlerin tespitinde toplu pazarlık ve örgütlenmenin önemini vurgulamaktadır. Keynes, ekonomilerin eksik istihdam düzeyinde de dengeye gelebileceğini ifade etmesiyle geleneksel iktisat düşüncesinden ayrılır. Keynes, geleneksel iktisadın, gerek parasal ücret indirimleri sayesinde reel ücretlerin düşürülmesi ile istihdam artışı sağlanabileceği düşüncesine, gerekse de işçilerin, sendikalaşarak, pazarlık güçlerini artırmak yoluyla veya devletin koruyucu tedbirler almasını sağlayarak ücretlerini yükseltmeyi başarmalarının, zorunlu olarak işsizliğe neden olacağı yönündeki düşüncelere karşı çıkar. Keynes, işçilerin çok küçük dahi olsa parasal ücret indirimlerine karşı koyduklarını ve bu nedenle nominal ücret katılığının olduğunu ifade etmektedir. İşçilerin örgütlenmelerini ve birlikte hareket etmelerini de olumsuzlamamaktadır. Yatırım teorisi ile ücreti belirleyen olgu, marjinal verimlilik teorisinde olduğu gibi üretkenlik olarak sunulmaktadır. Fakat, buradaki farklılık, marjinal verimlilik teorisi işçinin üretimi üzerine yoğunlaşırken, yatırım teorisi, emek girdisi ve ona yapılan yatırım üzerine yoğunlaşmaktadır. Yeni Keynesyen yaklaşımlar olan, İçerdekiler-Dışardakiler Modeli, Etkin Ücret Teorisi ve Zımni Sözleşme Modeli, ücret katılıkları ve eksik rekabet dikkate alınarak oluşturulmuş yaklaşımlardır. Etkin Ücret Teorisi'ne göre, işçilerin fiziksel sağlıkları ve üretkenlikleri, işgücüne ödenen ücretler ile pozitif bir ilişkiye sahiptir. Bu temelde firmalar, yüksek ücret ödeyerek, işçilerin daha sağlıklı ve daha üretken olmalarını sağlarlar.Yaptığımız uygulama çalışmaları göstermektedir ki; marjinal verimlilik teorisi Türkiye İmalat Sanayiinde 1963-1998 döneminde, toplam ve özel kesimlerde açıklayıcı olamamakta, kamu kesiminde ise, 20: Gıda, 25: Ağaç, 27: Kağıt, 33: Metalden gayri ve 34: Metal sektörlerinde açıklayıcılık gücüne sahipken, 22: Tütün ve 37: Elektrik makinaları sektörlerinde ise kısmi açıklayıcılık gücüne sahiptir. Etkin ücret teorisi ise, Türkiye İmalat Sanayiinde, 1963-1998 dönemi için, kısmi açıklayıcı bir özelliğe sahiptir. Yani ücretler verimliliğin Granger anlamında nedenselidir. Daha açık bir deyişle, bazı sektörlerde ücretler verimliliği öngörmemize olanak tanımaktadır. Sonuçların bazı sektörlerde bu teoriyi desteklediği, bazılarında ise desteklemediği anlaşılmaktadır. Sektörler gözönüne alındığında, Türkiye İmalat Sanayiinde göreceli olarak yüksek ücretlerin var olduğu, sırasıyla, 31: Kimya, 21: İçki, 34: Metal, 37: Elektrik makinaları, 38: Taşıt araçları, 27: Kağıt, 36: Makine, 28: Matbaacılık ve 30: Kauçuk sektörlerinde, ücretler ile emek üretkenliği arasında, ücretten verimliliğe doğru bir istatiksel nedensellik ilişkisinin var olduğu gözlemlenmiştir. Bu nedensellik ilişkisinin yanında, aynı zamanda bu sektörler, 1964-1998 dönemine ait saat başına emeğin ortalama ürünündeki büyüme oranları, yani verimlilikteki artış oranları açısından, 28: Matbaacılık sektörü dışında, Türkiye İmalat Sanayii sektörleri içinde ilk sıralarda yer almaktadırlar.

Etkin ücret teorileriGranger Nedensellik Testi
Uğur Bülent Kaytancı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Düşük, orta ve yüksek teknoloji sektörlerinin dış ticaretinin gayri safi yurtiçi hasılaya etkisi: Türkiye örneği

Bu tezde düşük, orta ve yüksek teknoloji sektörlerinin dış ticaretinin Türkiye Gayri Safi Yurtiçi Hasılası üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmada, 1996Q1-2013Q1 dönemleri arası düşük, orta-düşük, orta-yüksek ve yüksek teknoloji sektörlerinde ihracatın ithalatı karşılama oranıyla GSYH arasındaki uzun dönemli ilişki eşbütünleşme yaklaşımıyla incelenmiştir. Değişkenler arası ilişkinin olup olmadığını test etmek için öncelikle serilerin ADF ve PP birim kök testleri yapılmıştır. ARDL sınır testi ile kısa ve uzun dönem ilişkinin varlığı test edilmiştir. Değişkenler arası ilişki bulunduktan sonra Granger nedensellik testi yapılmıştır. Çalışmada uygulanan ARDL modeli sonucunda, değişkenler ile GSYH arasında uzun dönem ilişkinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. ARDL uzun dönem sonuçlarına göre yüksek teknoloji değişkeni dışındaki değişkenlerin istatistiksel olarak anlamlı ve negatif olduğu tespit edilmiştir. Yüksek teknoloji değişkeni GSYH üzerinde pozitif bir etkiye sahip olmasına rağmen istatistiksel olarak anlamlı bulunamamıştır. Hata düzeltme modelinde değişkenler arasındaki kısa dönemlik sapmanın her dönem yaklaşık %24'lük kısmının düzeltildiği görülmüştür. Değişkenler arası ilişkinin yönünü belirlemek amacıyla yapılan Granger nedensellik testi sonucunda yüksek teknoloji sektör değişkeniyle GSYH arasında iki yönlü ilişki olduğuna dair daha güçlü deliller bulunmuştur. Diğer değişkenler ile GSYH arasında ilişki bulunamamıştır. İlişkinin yönü kısa dönemde yüksek teknoloji sektörlerinden GSYH'ya doğru, uzun dönemde ise GSYH'dan yüksek teknoloji sektörlerine doğrudur.

Elektrik sektörüGayri safi milli hasılaGayri safi yurtiçi hasıla+6
Ümmühan Baloğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de hava yolu taşımacılığı ve iktisadi değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi

Küreselleşme kişilerin, firmaların ve ülkelerin sosyal ve ekonomik beklentileri değişmeye başlamakta ve bu değişimler ulaştırma sektörünün önemi giderek artmaktadır. Bu çalışmada ulaştırma alt sistemlerinden biri olan hava yolu kargo taşımacılığı ile sektör üzerinde etkili olduğu düşünülen iktisadi değişkenler arasındaki ilişki Granger nedenselliği tespit edilmeye çalışılmıştır. 1960 - 2016 yılları arası Türkiye'deki hava yolu kargo taşımacılığı, büyüme, hava yolu yolcu taşımacılığı, ithalat, ihracat, havaalanı sayısı, petrol varil fiyatı ve döviz alış fiyatı (ABD Doları) verileri kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki nedensellik tespit edilmeden önce ADF ve PP birim kök testleri ve en küçük kareler yöntemi ile regresyon analizi yapılmıştır. Granger nedensellik testi sonucunda ekonomik büyümeden hava yolu kargo taşımacılığına, ekonomik büyümeden hava yolu yolcu taşımacılığına ve hava yolu yolcu taşımacılığından hava yolu kargo taşımacılığına doğru tek yönlü Granger nedensellik tespit edilmiştir.

Ekonomik büyümeEkonomik değişkenlerGranger Nedensellik Testi+2
Ceylan Kıyançiçek
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İşsizliğin ekonomik ve sosyal maliyetleri: Türkiye örneği

Günümüzde birçok ülkede istihdamın yapısı ve işsizliğin boyutu, ülkenin ekonomik gelişme ve sosyal kalkınma düzeyinin önemli bir göstergesi olmaktadır. Bugün Türkiye'nin en önemli sosyal ve ekonomik sorunlarından birisi de işsizliktir. Bu çalışmada işsizliğin ekonomik maliyetlerini ortaya koymak için ekonometrik analiz yapılmış sosyal maliyetler için literatür taramasına başvurulmuştur. Çalışmanın teori kısmında işsizliğin sosyal maliyetleri araştırılmış analiz kısmında ise işsizlik ve büyüme serilerinin 2000-2018 yıllarına ait çeyrek yıllık verileri kullanılarak, durağanlığı test edilmiş, nedensellik analizi yapılarak ilişkinin yönü saptanmış ve son olarak da Etki-tepki analizleri yapılmıştır. Değişkenler arasında belirli gecikme sonrasında işsizlikten büyümeye doğru tek taraflı bir nedenselliğin olduğu görülmüştür. Öncelikli olarak ekonomik bir nitelik taşıdığı gözlemlenen işsizlik problemi, yaşanılan toplumsal problemlerin en önemlilerinden ve birçok toplumsal probleminde kaynaklarından biridir. İşsizlik çok yönlü bir sorun olarak yalnızca işsiz bireyi değil onun ailesini, çevresini, buradan hareketle tüm toplumu etkileyen bir problemdir. İşin kaybıyla birlikte; işin sağladığı gelirden yoksun kalan birey çoğu zaman temel ekonomik ihtiyaçlarını dahi karşılayamamaktadır. Bu ekonomik problemlerle karşılaşan işsiz, yaşanan bir takım toplumsal problemlere sebep olmaktadır. İşsizlik stres, depresyon, kaygı, umutsuzluk, yabancılaşma, özsaygı zedenlenmesi, değer yargılarında erozyon, suç işleme eğiliminde, intihar eğiliminde, boşanma eğiliminde ve kötü alışkanlıklarda artış gibi sosyo-psikolojik problemlerin kaynaklarındandır. Yapılan çalışma sonucunda işsizlerin ne tür psikolojik ve sosyo-ekonomik problemler yaşadıkları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İşsizlik, Ekonomik Maliyet, Sosyal Maliyet, Durağanlık, Granger Nedensellik Testi

Ekonomik etkiGranger Nedensellik TestiMaliyet+3
Gülben Kuşooğulları
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yolsuzluk ve yabancı sermaye ilişkisi: Panel veri analizi

Bu çalışmada yolsuzluk ile yabancı sermaye akımları arasındaki ilişki incelenmiştir. Kuramsal çalışmalara göre yolsuzluk iktisadi işleyişi olumsuz ya da olumlu etkileyebilmektedir. Yolsuzluk kaynak israfına yol açabilmekte veya bürokratik çalışmaları hızlandırarak iktisadi faaliyetleri hızlandırabilmektedir. Yabancı sermaye kazanabileceğini düşündüğü ülkeleri tercih etmektedir. Dolayısıyla yolsuzluğun şiddeti yabancı sermaye akımını etkileyebilir. Bu çerçevede çalışma 2000-2016 yılları arası, seçilen 35 ülke üzerinden oluşturulmuştur. Çalışmada panel regresyon analizi ve Granger nedensellik testi yöntemleri kullanılmıştır. Panel regresyon analizi tahmin sonucunda modeli oluşturan 35 ülke için yolsuzluktaki artışın doğrudan yabancı yatırımları olumlu etkilediği, toplam yabancı sermaye yatırımlarını olumsuz etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Yolsuzluk ve portföy yatırımları arasında ise istatistiki olarak ilişki bulunamamıştır. Granger nedensellik testi sonuçlarında yolsuzluk ve toplam sermaye arasında nedensellik ilişkisinin olmadığı, yolsuzluktan doğrudan yabancı yatırımlara doğru tek yönlü nedensellik ilişkisinin olduğu ve yolsuzluk ile portföy yatırımları arasında çift yönlü nedensellik ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Buradan yolsuzluğun tüm yabancı sermaye türleri üzerinde etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. En güçlü ilişki yolsuzluk ile doğrudan yabancı sermaye arasında bulunmuştur.

Granger Nedensellik TestiPanel veri modelleriYabancı sermaye+3
Maşide Kıraç
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik büyüme, enerji tüketimi ve karbondioksit emisyonu arasındaki nedensellik ilişkisi: Türkiye örneği

Bu tezde, Türkiye'de 1990-2019 yılları arasındaki verileri kullanılarak, ekonomik büyüme, karbondioksit emisyonu ve enerji tüketimi arasındaki nedensellik ilişkisi incelenmiştir. Bu çalışmada literatürdekilerden farklı olarak, kullanılan veri setindeki enerji tüketimi, kişi başına petrol tüketimi (TEP) olarak alınmış ve ekonometrik analizler uygulanmıştır. Verilerin uygulanacak test sonuçlarında hataya sebep olmaması için ilk olarak durağanlığının kontrolü için ADF ve PP birim kök testleri uygulanmıştır. Karbondioksit emisyonu, ekonomik büyüme ve enerji tüketimi kavramları arasında bir nedenselliğin olup olmadığını Gragner Nedensellik Testi uygulanarak analiz edilmiştir. Çalışmada kullanılan yıllık veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) ve World Bank sitelerinden alınmış ve E-Views 10 programı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda ise Türkiye'de sadece enerji tüketiminden karbondioksit emisyonuna tek yönlü bir ilişki bulunuştur.

EkonomiEkonomik büyümeEkonomik etki+4
Enes Eylik
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kripto paraların Türkiye'nin seçilmiş makroekonomik değişkenleri üzerine etkisi: Bitcoin örneği

Çalışmada Türkiye'de 2011 Ocak – 2023 Aralık döneminde Bitcoin, USD-TRY (Dolar – TL kuru), GAU-TRY (Altın – TL kuru), BIST 100, Brent Petrol, işsizlik oranları, bir hafta vadeli repo faizleri, tüketici fiyat endeksi, üretici fiyat endeksi ve sanayi üretim endeksi değişkenlerinin aylık yüzde değişimlerinden elde edilen veriler ile Bitcoin ve modelde yer alan diğer değişkenler arasındaki ilişki araştırılmıştır. Bu bağlamda elde edilen değişkenlerin durağanlık sınamaları Augmented Dickey Fuller, Phillips-Perron ve KPSS Birim Kök Testi sayesinde gerçekleştirilmiştir. Düzey değerlerde %99 güven düzeyinde durağan yapıda oldukları tespit edilen değişkenler ile oluşturulması planlanan VAR model için uygun gecikme uzunluğunun tespit edilmesinin ardından VAR model kurulumu gerçekleştirilmiştir. İzleyen bahiste oluşturulan VAR modelin birim kök sınaması gerçekleştirilmiş olup modelin durağan yapıda olduğu kanaatine varılmıştır. Çalışmada ilgili dönem içerisinde Bitcoin değişkeninin açıklanan değişken olması ile açıklayıcı değişken olması pozisyonlarında modelde yer alan diğer değişkenler ile etkileşimlerinin farklılaştığı görülmüştür. BTC değişkeninin bağımlı değişken, modelde yer alan diğer değişkenlerin 1 gecikmeli değerlerinin ise bağımsız değişken olarak ele alındığı VAR model neticesinde; 2011 Ocak – 2023 Aralık dönemindeki aylık veriler ile yüzde 1 anlamlılık seviyesinde BTC bağımlı değişkeni ile USD-TRY(-1), BRENT(-1), REPO(-1), TÜFE(-1) bağımsız değişkenleri arasında pozitif yönlü; GAU-TRY(-1), BIST100(-1), UNEMP(-1), Yİ-ÜFE (-1) ve SÜE(-1) bağımsız değişkenleri arasında negatif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Bununla birlikte 2011 Ocak – 2023 Aralık süreci içerisinde Türkiye'deki Bitcoin fiyatlarındaki değişim üzerinde pozitif yönde etkili olan en önemli değişkenin 1.86 katsayı değeri ile TÜFE değişkeni ve 0.77 katsayı değeri ile Dolar-TL kuru değişkeni olduğu sonucuna bizleri ulaştırmıştır. Bu durum ülkemizde ilerleyen dönemler itibariyle gerçekleşecek olan enflasyon ve döviz kuru artışları ile birlikte Bitcoin fiyatlarında da doğru yönlü ilişkiden kaynaklı ciddi artışların meydana geleceğini; enflasyonla mücadele kapsamında uygulanacak olan başarılı para ve maliye politikaları ile Bitcoin fiyatları üzerindeki bu artışın baskılanabileceğini göstermektedir. Dolayısıyla beklenen enflasyon oranlarının yüksek öngörüldüğü dönemlerde Bitcoin'in diğer yatırım araçları ile birlikte değerlendirilmesi enflasyondan kaynaklı ortaya çıkacak olan alım gücündeki azalmanın absorbe edilmesine imkân sağlayabilecektir. Bu bağlamda ilgili modeldeki analiz sonuçları incelendiğinde TÜFE değişkeninin BTC üzerindeki etkisinin diğer yatırım araçlarına kıyasla daha yüksek bir değere sahip olduğu görülmektedir. Dolayısıyla ülkemizde TÜFE artış dönemlerinde Bitcoin'e gerçekleştirilmesi muhtemel yatırımların modelde yer alan yatırım araçlarından (Dolar, Altın, BIST100, REPO) daha karlı olabileceği öngörülebilmektedir. Bununla birlikte çalışmada diğer değişkenlerin modele dâhil edilmemesi ve Bitcoin'in ortaya çıktığı ilk günden itibaren sürekli olarak bir artış trendi içerisinde olması, enflasyon oranlarının bu zaman dilimi içerisinde sürekli olarak yükselmesi de değişkenler arasında bu şekilde bir ilişkinin doğmasına zemin hazırlamış olabilmektedir. TÜFE(-1) değişkeninde meydana gelecek olan bir birimlik artış/azalış BTC değişkeninde 1.861981 birimlik artış/azalışa sebebiyet vermektedir. Bu durum enflasyonun artmasının Bitcoin fiyatını da artırdığına dair bir bulgu sağladığı anlamını taşımaktadır. Bazı yatırımcılar, enflasyon dönemlerinde parasının değer kaybetmemesi için Bitcoin gibi alternatif varlıklara yönelebilmektedirler. Dolayısıyla enflasyon arttıkça, Bitcoin'e olan talebin artması Bitcoin fiyatlarında doğru yönlü bir seyrin izlenmesine, diğer bir deyişle Bitcoin fiyatlarının artmasına katkı sağlayabilecektir. Ancak model her ne kadar TÜFE(-1) değişkeni ile BTC arasındaki ilişkiyi gösterse de, bu kesinlikle nedensellik anlamına gelmemektedir. Bulunan sonuç yalnızca çalışma kapsamında yer alan veriler ve uygulanan model kapsamında elde edilen bir bulgudur. Bu kapsamda TÜFE'deki artışın doğrudan Bitcoin fiyatını artırdığını söylemek çok doğru bir ifade olmayacaktır ancak elde edilen bulgular bu şekilde ifade edilmektedir. USD-TRY(-1) değişkeninde meydana gelecek olan bir birimlik artış/azalış BTC değişkeninde 0.777810 birimlik artış/azalışı beraberinde getirecektir. Dolayısıyla doların TL karşısında değer kazanmasının genellikle BTC fiyatlarında da artışı beraberinde getireceği sonucuna ulaşılmaktadır. Doların değer kazanması, genellikle küresel piyasalarda risk iştahının azalması olarak yorumlandığından yatırımcılar, belirsiz dönemlerde Bitcoin'e yönelerek Bitcoin fiyatını yükseltebilmektedirler. İlaveten doların dünya genelinde rezerv para olarak kullanılmasından ötürü, dolar kurundaki hareketler birçok finansal varlığın fiyatını etkileyebildiği gibi Bitcoin fiyatlarını da etkileyebilmektedir. Bu bağlamda Türk yatırımcıların TL'deki değer kaybı karşısında dolar veya Bitcoin gibi alternatif yatırım araçlarına yönelmeleri rasyonel bir karar olabilecektir. Ancak gerçek hayatta Bitcoin'in fiyatını etkileyen pek çok faktörün olduğu (ABD faiz kararları, küresel ekonomik gelişmeler, spekülatif hareketler ve manipülasyon içerikli haberler, kripto paraya yönelik yasal düzenlemeler vs.) unutulmamalıdır. Varyans ayrıştırma analiz sonuçları doğrultusunda onuncu dönem itibariyle BTC değişkeninde meydana gelecek olan 0.192528'lik bir sapma %90 oranında BTC değişkenin kendisi tarafından açıklanırken; %2.41'i Yİ-ÜFE, %1.839384'ü GAU-TRY, %1.838942'si BRENT, %1.544308'i REPO, %1.230593'ü USD-TRY, %0.52'si UNEMP, %0.11'i TÜFE, %0.027241'i BIST100, %0.021936'sı SÜE değişkenleri tarafından açıklanmaktadır. Dolayısıyla BTC değişkeninin çoğunlukla kendi gecikmeli değerlerinin etkisi altında olduğu ve dönemler itibariyle BTC değişkeninde meydana gelen değişimlerde diğer değişkenlerin etkilerinin birbirlerine oldukça yakın değerlere sahip oldukları görülmektedir. İzleyen bahiste VAR model için diğer değişkenlerin varyans ayrıştırma sonuçları da incelendiğinde değişimin %100'lük kısmı BTC değişkeni tarafından karşılanmasından ötürü oluşturulan VAR modelinde BTC değişkeninin en dışsal değişken olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda ilk dönemde BTC değişkeninin varyansının tamamının kendisi tarafından açıklanmasının BTC'nin o dönemdeki fiyat hareketlerini etkileyen en önemli faktörün geçmişteki kendi hareketleri olduğu, modelde yer alan diğer değişkenlerin BTC'nin o dönemdeki fiyat hareketlerinde önemli bir rol oynamadığı, BTC'nin ilgili dönemde seçilmiş diğer değişkenlerden bağımsız hareket ettiğini veya çok az etkilendiğini göstermektedir. Dönemler itibariyle Bitcoin değişkeninin varyansının 0.90 seviyelerine gerilemesi diğer seçilmiş makroekonomik değişkenlerle ilişki içerisine girdiğini ve uzun vadeli BTC fiyat tahminlerinin yapılabilmesi için yalnızca Bitcoin'e ait geçmiş fiyat verilerinin kullanılmasının yeterli olamayacağını, diğer faktörlerin etkilerinin de göz önünde bulundurulması gerektiği sonucunu ortaya koymaktadır. Kısa vadede her ne kadar BTC fiyat hareketlerinin tahmin edilmesinde Bitcoin'e ait geçmiş fiyat verilerini kullanmak yeterli olabilse de uzun vadeli tahminlerin gerçekleştirilmesinde diğer değişkenlerin göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Bitcoin değişkeninde meydana gelecek olan bir standart hatalık şok karşısında Bitcoin değişkeninin gösterdiği tepki ilk dört dönem itibariyle pozitif iken beşinci dönem itibariyle negatif bir seyir izlemiştir. Bununla birlikte BTC değişken serisinde ortaya çıkacak olan bir standart hatalık şok karşısında BTC değişkeninin ilk dönemde en büyük pozitif tepkimeyi sergilediği, en büyük negatif tepkimeyi ise yedinci dönemde sergilediği sonucuna ulaşılmaktadır. Tüm bu bilgiler doğrultusunda Bitcoin'in kendi içerisindeki şoklar incelendiğinde kısa dönemde pozitif, uzun dönemde ise negatif bir tepki gözlemlendiği görülmektedir. Bu durum Bitcoin piyasasının volatilitesini ve yatırımcıların kısa vadeli kazanç beklentilerini yansıtabilmektedir. En büyük pozitif tepkime ilk dönemde gerçekleşirken en büyük negatif tepki ise daha sonraki dönemlerde gözlemlendiğinden Bitcoin fiyatlarının şoklara karşı farklı zamanlarda farklı duyarlılıklar gösterdiği aşikârdır. İncelemeye devam edildiğinde tüm değişkenlerdeki şokların Bitcoin piyasasının kısa vadede diğer piyasalardan bağımsız hareket edebileceğini ortaya koyacak biçimde, BTC'yi ilk dönemde etkilemedikleri görülmektedir. Ayrıca diğer değişkenlerdeki şokların, BTC'yi farklı dönemlerde farklı yönlerde etkilemeleri ekonomik koşulların ve piyasa duyarlılığının sürekli değiştiğini ve bu durumun Bitcoin fiyatlarını etkilediğini göstermektedir. İnceleme devamında Bitcoin dışındaki tüm değişkenlerdeki şokların uzun vadede Bitcoin fiyatlarını negatif yönde etkilemesi Bitcoin'in diğer varlıklarla olan korelasyonunu ve riskli bir finansal varlık aracı olarak algılanmasını yansıtabilmektedir. VAR Granger Nedensellik / Blok Dışsallık Wald Testi ve Pairwise Granger Nedensellik analiz sonuçları doğrultusunda her iki test sonucunda da Sanayi Üretim Endeksi değişkeninden işsizlik değişkenine tek yönlü nedensellik, USD-TRY değişkeninden REPO değişkenine tek yönlü nedensellik, BIST100 değişkeninden sanayi üretim endeksi değişkenine tek yönlü nedensellik olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Bununla birlikte VAR Granger Nedensellik / Blok Dışsallık Wald testi sonucunda Sanayi Üretim Endeksi'nden TÜFE değişkenine, USD-TRY değişkeninden TÜFE VE Yİ-ÜFE değişkenlerine, BIST100 değişkeninden TÜFE değişkenine, Yİ-ÜFE değişkeninden TÜFE değişkenine, BRENT değişkeninden SÜE değişkenine tek yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilirken; SÜE ve Yİ-ÜFE değişkenleri arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Pairwise Granger Nedensellik Testi ile de USD-TRY ve GAU-TRY değişkenlerinden BRENT değişkenine, BIST100 değişkeninden TÜFE değişkenine, GAU-TRY değişkeninden BIST100 ve REPO değişkenlerine, Yİ-ÜFE değişkeninde BIST100 değişkenine tek yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kriptografi, Kripto Para Sistemi, Bitcoin, Altcoin, Blokzincir Teknolojisi, Enflasyon ve Bitcoin, Finansal Yatırım Tercihi, Zaman Serileri Analizi, VAR model, ANOVA, Etki-Tepki Analizi, VAR Granger Nedensellik / Blok Dışsallık Wald Testi, Pairwise Granger Nedensellik Testi.

AltcoinBitcoinBlockchain+6
Gökhan Salman
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrudan yabancı yatırımların cari açık üzerindeki etkisi (2000-2018): Türkiye örneği

Bu çalışmada doğrudan yabancı yatırımların cari açık üzerindeki etkisi 2000-2018 yılları baz alınarak araştırılmıştır. Türkiye'nin 2000:Q1- 2018:Q4 dönemi verileri kullanılarak doğrudan yabancı yatırım ile cari açık arasındaki ilişki, Granger Nedensellik analizi ile uzun ve kısa dönem analizleri yardımıyla test edilmiştir. 2000 sonrası uygulanan Güçlü Ekonomiye Geçiş programının da etkisiyle ülke ekonomisindeki cari açık seyri günümüze yakın yılların verileri kullanılarak analiz edilmiş ve literatüre güncel bir çalışmanın eklenmesi amaçlanmıştır. Yapılan analiz bulgularına göre, cari açıktan doğrudan yabancı yatırımlara tek yönlü bir nedensellik bağı tespit edilmiştir. Ayrıca cari açığı etkileyen ve dış ticaret kalemlerinden olan ihracat ve ithalat değişkenleri de analize dahil edilmiş olup her ikisinin de cari açığı etkilediği ve bu değişkenlerden cari açığa bir nedensellik bağının olduğu ampirik olarak desteklenmiştir. Bu analizinde sonuçlarına paralel olarak; cari açık, doğrudan yabancı yatırımlar, ithalat ve ihracat verileri arasında iki eşbütünleşme ilişkisi bulunmuş olup, cari açık ile doğrudan yabancı yatırımlar ve ihracat arasında pozitif, ithalat arasında negatif ilişkiye ulaşılmıştır. Uzun ve kısa dönem analizleri sonucu literatürü destekler nitelikte bulunmuş ve sapmaların 2,5 ( ortalama 6 ay) dönemde ortadan kalkarak uzun dönem dengesine ulaşacağı tespit edilmiştir.

Cari açıkDoğrudan yabancı sermaye yatırımlarıGranger Nedensellik Testi+2
Seda Öznur
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Döviz kuru artışlarının fiyatlara geçiş etkisi: Türkiye örneği

Bu çalışmada döviz kuru artışlarının fiyatlar üzerindeki geçiş etkisi 2003:Q1-2020:Q1 yılları arasında incelenmiştir. Türkiye'nin 2003:Q1-2020:Q1 yılları arasındaki döviz kurunun fiyatlara geçiş etkisi, Engle-Granger Eş Bütünleşme ve Granger Nedensellik analizleri ile test edilmiştir. Türkiye'de 2003:Q1-2020:Q1 yılları arasındaki reel efektif döviz kuru ve yurtiçi fiyat değişimleri grafik yardımıyla hem ayrı ayrı hem de her iki değişken birlikte ele alınarak incelenmiştir. Uygulanan ekonometrik modellerden Granger testi sonucunda döviz kurundan fiyatlara doğru tek yönlü bir nedensellik bulunmuştur. Engle-Granger testinde ise söz konusu değişkenlerin aralarında güçlü bir ilişki olduğu ve uzun dönemde birlikte hareket ettikleri tespit edilmiştir.

Döviz kuruDöviz kuru oynaklığıDış açık+7
Ceren Altun
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye de döviz kuru-dış ticaret açığı ilişkisi: 2010 yılı sonrası

Küreselleşen dünyada ekonomilerin birbirini etkilemesi kaçınılmaz bir hal almıştır. Dış ticaret yapılırken döviz kurunda meydana gelen değişimler ülkelerin birbirini etkilemesinin yönünü belirlemektedir. Dış ticaret dengesi bir ülkenin ithalatı ve ihracatı arasındaki dengedir. İhracat miktarı, yurtdışına satılan malların değerleri toplamına eşitken; ithalat miktarıysa yurtdışından ülkeye giren malların değerleri toplamına eşittir. Bu kalemler döviz kuruyla yakından ilişki içerisindedir. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde dış ticaret açığı kronik bir sorun haline gelmiştir. Bu bağlamda dış ticaret açığı ile döviz kuru arasındaki ilişki çalışmalara konu olmaya devam etmektedir. Reel efektif döviz kuru ile dış ticaret arasındaki nedensellik ilişkisinin yönü Granger Nedensellik analizi kullanılarak belirlenmiştir. Bu çalışmanın hipotezi reel efektif döviz kuru ile dış ticaret arasında bir nedensellik bağının olduğudur. Genel beklentiler doğrultusunda reel efektif döviz kurunun düşmesi yani TL'nin değer kaybetmesi, dış ticaret dengesinde iyileşme sağlanacağını öngörmektedir. Bu çalışmanın amacı 2011: 01-2020: 04 yılları arasında reel efektif döviz kuru ile dış ticaret dengesi arasındaki ilişkiyi, Eviews 9 programında, VAR modeli tahmin edilerek, Johansen Eşbütünleşme, Granger Nedensellik, Etki-Tepki ve Varyans Ayrıştırması analizleriyle ortaya koymaktır. Johansen Eşbütünleşme analizi kullanılması sonucunda gözlemlene ilişkinin varlığı ve reel döviz kuru ile dış ticaret arasındaki nedensellik ilişkisinin yönü Granger Nedensellik analizi kullanılarak belirlenmiştir. Sonuçlar teorik beklentilerle uyumludur.

Döviz kuruDöviz kuru politikalarıDöviz kuru rejimi+7
Güngör Pabuşçu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

21. yy'da yeni korumacılığın ticaret ve kur savaşları kapsamında küresel ekonomiye etkileri: Ampirik bir analiz

Küresel ticaret, korumacı politikalarla liberal politikalar arasında bir dengede yer alır. Ticarette bazı dönemler korumacı politikalar ağırlık kazanırken, bazı dönemlerde liberal politikalar ağırlık kazanmıştır. 1980 sonrası hız kazanan neoliberal politikalar, 2008 Krizi'nin ardından yerini yeni korumacılığa bırakmıştır. 21.YY'a damga vuran korumacılık, yeni modern yöntemlerle başlayıp, geleneksel tarife artışları ile yayılarak küresel bir savaşa dönüşmüştür. Bu çalışmada, 21.YY'da yeni korumacılığın gelişim süreci ve nihai sonuçları incelenmiştir. Yeni korumacılığa giden süreçte, 1980 sonrası hız kazanan neoliberal uygulamaların etkileri incelenmiştir. Bununla birlikte, ABD ve Çin arasında başlayan ticaret ve kur savaşlarının küresel ve bölgesel etkileri incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre, 2008 Krizi'nin ardından neoliberal politikalar yerini geniş bir alana yayılan korumacılığa bırakmıştır. Kriz öncesi dönemle kriz sonrası dönem arasında ekonomik ve ticari açıdan önemli farklar ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlara göre, küresel krizin ardından uygulanan yeni korumacı politikalar, küresel ticaretin ve ekonominin hız kaybetmesine yol açmıştır. Ticaret savaşları ABD ve Çin'in dış ticaretini ve ekonomik büyümesini yavaşlatmıştır. Ayrıca küresel ekonomi ticaret savaşlarından olumsuz yönde etkilenmiştir. Küresel belirsizlik artmış, yatırımlar ve ticaret azalmıştır. Fakat iki ülke arasındaki anlaşmazlık, teknoloji, siyaset ve rekabet alanlarında artarak devam etmektedir. Bu çalışmada ticari açıklık oranı ile gümrük tarifeleri, tarife dışı engeller, ABD dolar endeksi ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki 1980-2019 dönemi yıllık verileriyle dünya geneli için incelenmiştir. Bu amaçla seriler arasındaki ilişki ARDL sınır testi ve Toda-Yamamoto Granger nedensellik testi ile incelenmiştir. Uygulama sonuçlarına göre seriler arasında eşbütünleşme ilişkisi vardır ve seriler uzun dönemde birlikte hareket etmektedir. Ayrıca ticari açıklık oranı ile bağımsız değişkenler arasında iki yönlü bir nedensellik ilişkisi vardır. Bu sonuçlar beklentilerle uyumludur. Korumacı politikalarla ticari açıklık oranı arasında ters yönlü bir ilişki vardır. Ekonomik büyüme ile ticari açıklık oranı arasında doğru yönlü bir ilişki vardır. Sonuç olarak korumacı uygulamaların küresel ticari açıklık oranı üzerindeki etkisi oldukça belirgindir.

21. yüzyılARDL Sınır TestiGranger Nedensellik Testi+7
Orhan Şanlı
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Related subjects