Consumption behaviours
220 theses under this subject heading
Investigation of tobacco consumption and tobacco consumption behavior among foundation university students in Turkey
This study inquiries into the factors that increase the risk of using cigarette and hookah and, for current smokers, the factors that affect expenditures on these products by foundation university students in Turkey. It also examines the joint relationship between cigarette and hookah consumption behaviors. The data used in the study was collected by an internet-based survey. In the econometric analyses, logistic regression was used to examine the risks of hookah use and smoking. Moreover, the bivariate probit model is used to analyze the joint relationship between hookah and cigarette consumption. Results indicate that male students are more likely to use these tobacco products than females. In addition, a higher number of people using cigarettes and hookah in the social network of a student increases both the risk of using these products and the amount of expenditure. The estimates from the bivariate probit model reveal that hookah and cigarette use are correlated. Keywords: Cigarette, Hookah, Bivariate Probit, Logistic
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nin Süleymanpaşa ilçesi ekonomik gelişmesi üzerindeki etkileri: Öğrenci tüketim harcamaları özelinde bir değerlendirme
Üniversitelerin ekonomik büyüme, sosyal gelişme, rekabet edebilir mal üre-timi ve hizmetlerin sağlanması, kültürel kimlik oluşumu, sosyal bağın ve kültürün sürdürülmesi ve sonuçta yoksulluğa karşı mücadele ve barınma kültürünün destek-lenmesi gibi konularda çok önemli bir konuma sahip olduğu konusunda genelde uz-laşma olduğu görülmektedir. Üniversiteler bilim ve bilginin en etkili/kaliteli bir şekilde üretildiği ve bu birikimlerin işlendiği kurumların ilk sırasında yer almaktadır. Üniversiteler kuruldukları şehirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel olarak gelişmesine katkıda bulunurlar. Bu nedenle, pozitif dışsallık yaratmaktadır. Bu çalışmanın amacı üniversitelerin kuruldukları şehirlere yaptığı katkıları sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve demografik boyutlarda ele alarak; 2006 yılında kurulan Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nin merkez ilçe Süleymanpaşa'ya olan sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve demografik katkılarını incelemektir. Bu amaçla çalışmanın analiz kısmında NKÜ öğrencilerine uygulanan anket verileri kullanılmıştır. Böylece öğrencilerin tüketim davranışlarını belirleyen etkenler analiz edilerek, üniversitenin merkez ilçe ekonomisine katkısı incelenmektedir. Anahtar kelimeler: NKÜ, Tüketim Davranışları, Eğitim
Tüketici perspektifli sürdürülebilir tüketim çalışmalarının metin madenciliği ile analizi
Küresel çevresel krizin giderek arttığı dünyamızda sürdürülebilirlik kavramı son dönemlerin en önemli konularından biri haline gelmiştir. Sürdürülebilir olmayan üretim ve tüketim günümüzde insanlığı ve gelecek nesilleri tehdit eden en büyük unsurlardan birisidir. Çalışmanın amacı sürdürülebilir tüketim kavramını tüketici perspektifinden ele alan ulusal ve uluslararası yazındaki çalışmaları metin madenciliği yöntemi ile analiz etmektir. Metin madenciliği, çeşitli formatlardaki metinler aracılığıyla faydalı bilgilerin çıkarılmasında insan faaliyetlerini destekleyen teknolojik bir yaklaşım olarak ortaya çıkmaktadır. Çalışmada 35 Türkçe ve 206 İngilizce makale metin madenciliği yöntemleri ile analiz edilmiştir. Böylelikle şimdiye kadar Dünya'da yapılmış olan tüketici yönlü sürdürülebilir tüketim çalışmalarına genel bir bakış sağlayarak tüketici değişkenlerinin tespit edilmesinin yanı sıra, literatürde eksik kalan yönlerin tamamlanması açısından da yol gösterici bir kaynak olacağı düşünülmektedir.
Photography's role on a fashion brand's marketing on an online platform
In this era of marketing, a substantial amount of it has migrated to online platforms. Customers these days don't have the luxury of time and actually going to a physical store to shop, so a lot of them have become dependent and addicted to online shopping. When people shop online, they mostly come across pictures of products displayed to them on the websites and they mostly have to depend on their "sense of sight" to make a consumer preference about a particular product. This research is concentrated upon a clothing line's online shopping, and two variables have been selected to analyze the results; pictures of the clothes and model in the pictures of clothes. The aim of the study will determine whether these variables affect buying behaviors of customers or not. To measure these variables, some demographic variances were considered like gender, age, income and profession. The purpose of this study has been investigates through an articulated questionnaire. The sample size was 266 respondents and the collected data was analyzed over SPSS program.
Hedonik ve faydacı güdülerin mobil uygulama kullanımına etkisi
Mobil uygulamalar iletişim, eğitim, eğlence, alışveriş, seyahat, sağlık gibi birçok farklı alanda hizmet vermektedirler. Mobil uygulamaların mal ve hizmetlerden farkı ve en önemli özellikleri zaman ve mekân kısıtlaması olmadan, gerekli şartların uygunluğuna göre (Mobil telefon, tablet, ağ bağlantısı vs.) kullanılabilir olmasıdır. Bu çalışmanın amacı mobil uygulama tercihinde tüketicilerin kişilik özelliklerinin mobil uygulama kullanımı ile ilişkisini belirlemek, kullanıcıların mobil uygulama kullanımına faydacı ve hedonik güdülerin etkisini, mobil uygulamalara yönelik algılanan faydayı ve algılanan kullanım kolaylığını, mobil uygulamalar ve kullanımına ilişkin kullanıcıların sahip oldukları bilgi ve ilgi düzeyini, kullanıma yönelik tutumu ve gerçekleşen kullanım arasındaki ilişkileri incelemektir. Bu çalışmada öncelikle literatürde hedonik ve faydacı güdülerin ürün / hizmet tercihine etkisini inceleyen çalışmalar incelenmiş ve ardından söz konusu güdülerin mobil uygulama pazarlaması kapsamında kullanıcıların uygulama tercihlerine etkisi araştırılmıştır. Çalışmada kullanılan veriler anket yöntemi ile toplanmıştır. Soru formu dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, demografik değişkenlere ilişkin bilgiler; ikinci bölümde, mobil cihaz kullanıcılarının kullandıkları mobil uygulamalara yönelik bilgiler; üçüncü bölümde, hedonik ve faydacı güdüler ve mobil uygulamalar hakkında kullanıcıların bilgi düzeyini ölçmek için kullanılacak ifadeler; dördüncü bölümde ise, mobil uygulama kullanıcılarının mobil uygulamalardan algıladığı fayda ve kullanım kolaylığı, kullanımlarına yönelik tutumları, kullanım niyetleri ve gerçekleşen kullanım durumlarını ölçen sorular bulunmaktadır. Örneklem seçiminde kolayda örnekleme yöntemi uygulanmış ve 1050 veriye ulaşılmıştır. Yapılan çalışma neticesinde, mobil uygulama geliştiren / kullanan işletmelerin / kurumların, müşterilerinin / kullanıcıların uygulamalar ile ilgili düşünceleri hakkında bilgi sahibi olmasının, kullanıcıları eğlendirebilecek, boş zamanlarını hoş geçirmelerini sağlayacak ve bunların yanı sıra fayda sağlayabilecekleri uygulamalar geliştirmelerinin pazarlama stratejileri açısından önem arz ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
Çizgi filmler ve tüketim kültürü: Çizgi filmlerde tüketim davranışlarının ve tüketim nesnelerinin ilkokul ve ortaokul çağındaki çocuklara etkisi
Bu araştırma çizgi filmlerde ilkokul ve ortaokul çağındaki çocukları tüketime yönlendiren içeriklerin belirlenmesi, belirlenen içeriklerin çocukların satın alma davranışı üzerinde ne kadar etkili olduğunu tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Ayrıca çizgi filmlerde tüketim davranışlarının ve tüketim nesnelerinin ilkokul çağındaki çocuklara etkisi de belirlenmiştir. Bu bağlamda oluşturulan hipotezler analiz edilerek amaca ulaşmaya çalışılmıştır. Araştırmanın birinci ve ikinci bölümleri kavramsal çerçeveyi kapsamaktadır. Araştırmanın ilk bölümünde, tüketimle ilgili genel kavramlar açıklanarak, televizyonun tüketim üzerindeki etkileri ile ilgili literatür taranmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde ise, çizgi filmlerin ortaya çıkışı, genel özellikleri ve çizgi filmlerde üretilen ideolojilerin çocuk izleyicilere etkileri kavramsal olarak açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın uygulama bölümünü oluşturan üçüncü kısmında, televizyonda yayınlanan çizgi filmlerin ilkokul ve ortaokul çağındaki çocukların tüketim alışkanlıklarına etkisini araştıran bir alan araştırması yapılmıştır. Bu bağlamda Bitlis ilinde ilkokul ve ortaokul çağındaki 380 çocuğa anket uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 25 paket programında frekans, T Testi ve Anova Testi yapılarak analiz edilmiştir. Bu testler sonucunda elde edilen bulgular tablolaştırılarak yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda çizgi filmlerde çocukları etkileyen içeriklerin bulunmadığı ve çizgi filmlerde bulunan çocukların satın alma davranışında rol oynayan ürünlere olan ilgilerinin de olumsuz olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tüketim, Tüketim Kültürü, Çizgi Film, Çocuk, Televizyon
X ve Z kuşağında yer alan tüketicilerin sembolik tüketim ve marka bağlılığı açısından karşılaştırılması
Her tüketici belirli bir ihtiyacını gidermek, istek, beklenti ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek için belirli mal ve hizmetleri satın almakta ve/veya tüketmektedir. Tüketime konu olan mal ve hizmetler ise tüketicilerin değişen ihtiyaç ve beklentilerine bağlı olarak değişmekte ve aynı zamanda teknolojik, sosyal, ekonomik, toplumsal gelişmelerden de etkilenmektedir. Söz konusu bu teknolojik, sosyal, ekonomik ve toplumsal değişmeler aynı zamanda farklı yaşam gruplarını diğer bir ifade ile farklı yaş kuşaklarını oluşturmaktadır. Her kuşağın kendine özgü özellikleri, değer yargıları ve tutumları farklılık göstermektedir. Bu çalışmada özellikle Z ve X kuşaklarında yer alan farklı özellikler taşıyan bu iki kuşağın sembolik tüketim ve marka bağlılığına ilişkin görüşleri değerlendirlendirilerek değişen tüketici istek ve beklentileri hakkında bir değerlendirilme yapılmıştır. Çalışma kapsamında İstanbul'da bulunan ve Z ve X kuşağında yer alan tüketiciler alınmıştır. Çalışma örneklemini ise Z ve X kuşağında yer alan 373'er tüketici oluşturmaktadır. Z ve X kuşaklarının sembolik tüketime davranışları ile marka bağlılıklarının karşılaştırılmasında nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, X kuşağında yer alan tüketicilerin genel olarak yükseköğrenim durumuna sahip ve profesyonel işlerde çalıştıkları belirlenmiştir. Diğer taraftan çalışma kapsamına alınan ve X ve Z kuşağını temsil eden katılımcıların markaya olan bağlılıkları, tercihleri, değerleri arasında farklılıklar olduğu görülmüştür. Bu çalışma da Y kuşağının X ve Z kuşağı arasında bir köprü görevi gördüğünü, her iki kuşaktanda aldıkları değerler olduğunu gözlemlemiş oluyoruz. Anahtar Kelimeler: X Kuşağı, Z Kuşağı, Marka Değerleri ve Tercihleri
Tüketici dindarlığı ve alışveriş tutumu üzerine bir inceleme
Geçmişten günümüze, dini inançların inanan birey üzerinde çok yönlü bir etki gücüne sahip olduğu görülmektedir çünkü din, insanhayatına nüfuz ettiği ölçüde bireyin duygu, düşünce ve davranışının şekillenmesinde rol oynar. Bu çerçevede dinin insan üzerindeki etkisi sadece namaz, oruç, hac gibi ibadet eksenli ritüellerle sınırlı olmayıp gündelik hayata dair davranışlarda da görülmektedir.Bu bağlamda göze ilişen olgulardan biri tüketim davranışıdır. Dolayısıyla dini inançların etkili olduğu insan davranış türlerinden biri de tüketim tutum ve tercihleridir. Bu araştırmada dindarlık ve tüketim davranışı arasındaki ilişki incelenmiştir. Gıda ve kıyafet gibi zaruri ihtiyaçlardan eğlence ve tatil gibi bazen lüks kabul edilen tüketim tutumu ve tercihleriyle dindarlık arasında nasıl bir ilişki vardır? Tüketici tutum ve tarzlarında dindarlığın rolünü inceleyen bu nicel araştırma kapsamında 1106 kişiye ulaşılmıştır. Katılımcıların tüketici tarzlarını belirlemek için Sproles ve Kendall (1986) tarafından geliştirilen Tüketici Tarzları Envanteri (TTE) ve dindarlık düzeylerini ölçmek için araştırma kapsamında tarafımızca geliştirilen Dini TutumÖlçeği (DTÖ) kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS- 24 programıyla analiz edilmiştir. Ölçeklerin arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik Pearson Korelasyon Analizi yapılmıştır. Gruplar arasındaki farkı belirlemek için Anova ve bağımsız grup t-testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre Dini Tutum Ölçeği (DTÖ) puanları ile Tüketici Tarzları Envanter (TTE) puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bu ilişkinin mahiyetine baktığımızda dindarlık ile tüketici tarzlarının alt faktörlerinden Marka Odaklılık, Yenilik-Moda Odaklılık, Düşünmeden AlışverişYapma, Alışkanlık (marka bağlılığı), Bilgi Kargaşası Yaşamaile negatif yönde;Fiyat Odaklılık ve Alışverişten Kaçınma alt faktörleri ile pozitif yönde ilişki olduğubelirlenmiştir. Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu ise dini inançların araştırmamıza katılan bireylerin gıda, kıyafet, tatil ve banka tercihlerinde en belirleyici faktör olduğudur. Elde edilen sonuçlar, araştırmanın örneklemi bağlamında dindarlığın tüketim tarzve tercihleri üzerinde etkili olduğuna işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Din, Din Psikoloji, Dindarlık, Tüketim, Tüketici Dindarlığı, Tüketim Tarzları
Consumers' behaviors inorganic product marketan empirical application
Interest in consuming organic products had remarkably increased since mid80's. Numerous researches and studies have been conducted on the reasons of consumers who prefer organically produced foods rather than conventionally produced ones. Conducted studies revealed that although the demand is increasing each year, organic agriculture occupies only a small percentage of global agriculture. This is surprising as organic agriculture does not only protect human health but also helps in preserving and conserving environment of our planet and ensures sustainability. The demand for organic products in our country is very low. While organically produced food industry is a profit promising branch of the economy, it is also a source of wellness for humans, animals and environment. Therefore, the reasons of consumers for not buying organically produced food must be studied carefully to raise the awareness on the benefits of these products as well as their effects on human health, animal welfare and environment. This thesis is focusing on why consumers are not willing to purchase organic foods? What is preventing them to purchase? Why are they still going for conventionally produced products in this era of scientific developments proving that conventional agriculture is harming human body and environment and also animals? Can modifications in the market or in the marketing of organically produced foods convince them to purchase? What can those modifications be? Can they be realized? This thesis will aim to find out answers to these questions.
COVID-19 pandemisi ile birlikte, farklı jenerasyonlara ait tüketicilerin ödeme ve tüketim davranışlarındaki dönüşüm
The first Covid-19 case which is called corona virus, was detected on November 17, 2019, in Wuhan, China. With the number of increasing cases, no one thought it would require such radical changes in our living conditions at first. Due to the global and severe corona epidemic, the World Health Organization (WHO) declared global pandemic in March 2020. After this date, the Covid-19 pandemic undoubtedly caused many changes in our lives from politics to economy, from education to consumption. The 21'st century consumption is emerged from a system established on successful marketing, good sales skills, and persuasion of the consumer. While the concept of marketing was initially related to product's quality; then in the following period, it turned into a system based upon successful marketing, good sales skills, and persuasion of the consumer. However, recent marketing has gained a new identity and has changed its shell as "first create a need, then satisfy that need". In such periods, consumer purchasing behavior changes completely and passes to a different dimension. In this study, we will examine how the consumption behaviors and payment preferences of people have changed. It deals with the results of the studies conducted on this subject in the world.
Türkiyede bölgesel tüketim ve gelir dinamikleri: Panel veri analizi
Examining regional consumption and income dynamics has become increasingly important in recent years. Regional income and consumption disparities are used to create regional economic policies because the reduction of these disparities is a crucial step for economic development. The rapid progress of the scientific and technological developments in communication technologies and the promotion of the air, land and marine transportation in recent years have increased the interactions among households at the regional level. Thus, the differences in consumption and income among households have been changing. This thesis thus aims to test whether there are any differences in consumption and income among the 26 NUTS-2 regions in Turkey, then to identify the determinants of the differences and finally to examine the direction in which these differences evolve over time. For this purpose, demand elasticities are estimated at the regional level for each group of goods and service, then regional convergence analyzes is tested. The price and income elasticities for 12 groups of goods and service for 26 NUTS-2 level regions covering the period 2005-2013 are estimated using the Almost Ideal Demand Model(Deaton & Muellbauer, 1980) in the linear form. Elasticities are obtained for the expenditures on food, alcohol, clothing, shelter, furniture, health, transportation, communication, recreation, education, restaurant and other goods and service using geographically weighted panel regression (Bruna & Yu, 2013; Yu, 2010) technique. The technique considers both time dependence (effect) and spatial dependence and is superior to other traditional regressions because it takes into account spatial autocorrelation, spatial heterogeneity, and individual heterogeneity. Our findings show that the income elasticity of demand is inelastic for shelter expenditure, whereas transportation expenditure, furniture expenditure and health expenditure are quite elastic. The elasticities of food expenditure, clothing expenditure and communication expenditure differ between the east and the west of the country. Alcohol expenditure, restaurant expenditure, and recreation expenditure also vary from region to region. It should be noted, however, that elasticities of food expenditure, clothing expenditure and communication expenditure do not show a systematic pattern. Counterintuitively, the elasticity of education expenditure does not also show a systematic pattern among the regions. The price elasticity of demand is similar for all regions in terms of shelter expenditure, furniture expenditure and health expenditure. The elasticities of all other remaining expenditures show significant differences among all regions. The price elasticities of food and clothing expenditure vary systematically between the eastern and western regions as income elasticities. However, the price elasticity of alcohol expenditure, recreation expenditure and restaurant expenditure do not differ systematically across all regions. Contrary to expectations, the price elasticities of education expenditure, health expenditure, transportation expenditure and communication expenditure differ significantly among all regions. The convergence in the expenditures on food, alcohol, clothing, shelter, furniture, health, transportation, communication, recreation, education, restaurant and other goods and service as well as income is tested using four different approaches. Firstly, the convergence of the 12 goods and service groups and income for 26 NUTS-2 level regions is tested by employing spatial dynamic panel regression model approach(Lee & Yu, 2010) and the dynamic panel quantile regression model(Galvao, 2011) based on the Neoclassical growth model(R. J. Barro & Sala-i-Martin, 2004). Then the presence of convergence clubs is examined by using the convergence clubs approach(Hobijn & Franses, 2000) applying the unit root test and clustering algorithms. Finally, convergence is tested by the distribution approach (Quah, 1996) based on the kernel density functions. Our findings from these four convergence analyzes present that the differences in terms of food expenditure, clothing expenditure and health expenditure, which have low income and price elasticities and high share in budget, are gradually decreasing among all of the regions. However, neither convergence nor divergence are not found in furniture expenditure, shelter expenditure, recreation expenditure, restaurant expenditure and education expenditure, which have partly high income and price elasticities.
Şanlıurfa ilinde tüketicilerin zeytinyağı tüketim alışkanlıklarının belirlenmesi
Bu tez çalışması, Şanlıurfa ilinde yaşayan hane halkı bireylerinin zeytinyağı tüketim alışkanlıklarını ve bu alışkanlıkları etkileyen temel faktörleri belirlemeyi amaçlamıştır. Araştırma, tüketicilerin zeytinyağına ilişkin tercih ettikleri türler, satın alma sıklıkları, fiyat ve marka hassasiyetleri, sağlıkla ilgili algıları, duyusal değerlendirmeleri, kültürel eğilimleri, alışkanlık düzeyleri, algılanan kalite ve değer, ürüne ilişkin algılanan engeller ile bilgi kaynaklarını kapsamaktadır. Ayrıca demografik değişkenlerle zeytinyağı tüketim alışkanlıkları arasındaki ilişkiler incelenerek farklı tüketici grupları arasında anlamlı farklılıkların ortaya konulması hedeflenmiştir. Araştırmanın temel veri kaynağı, Şanlıurfa ilinde 18 yaş ve üzeri 536 bireyden anket yoluyla toplanan birincil verilerdir. Verilerin analizinde parametrik analiz yöntemleri kullanılmış; ölçeklerin yapı geçerliliği açımlayıcı faktör analizi ile güvenilirliği ise Cronbach Alfa katsayısı ile değerlendirilmiştir. Zeytinyağı tüketim yoğunluğunu etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla hiyerarşik regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın temel bulgularına göre, Şanlıurfa ilinde zeytinyağı tüketim yoğunluğunu etkileyen faktörler arasında yaş, eğitim, kültür, alışkanlık ve algılanan değer değişkenlerinin pozitif yönlü anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Özellikle, bireylerin zeytinyağını uzun süredir kullanmaları ve evde genel olarak zeytinyağı tüketilmesi gibi yerleşik alışkanlıkların, tüketim miktarını belirlemede en kritik rolü oynadığı görülmüştür. Kültürel bağlamın da zeytinyağı tüketimini artırıcı bir etkiye sahip olduğu, zeytinyağının aile geleneği veya kültürel bir unsur olarak algılanmasının tüketimi desteklediği belirlenmiştir. Ayrıca, tüketicilerin zeytinyağına ödedikleri paranın karşılığını aldıklarını düşünmeleri, yani algılanan değerin yüksek olması, tüketim yoğunluğunu artıran bir diğer önemli faktördür. Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri, zeytinyağının sağlık yararları algısı, duyusal çekicilik ve algılanan kalitenin zeytinyağı tüketim yoğunluğu üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki göstermemesidir. Bu durum, zeytinyağı tüketenler arasında bu faktörlere yönelik zaten yüksek ve homojen bir olumlu algının bulunmasından kaynaklanmaktadır. Zeytinyağı tüketmeyen veya yeterince tüketmediğini düşünenler için fiyatın önemli bir engel olduğu, ayrıca zeytinyağını yemeklerde ağır bulma veya diğer yağlardan farkı olmadığını düşünme gibi algılanan engellerin de tüketimi kısıtladığı ortaya konulmuştur. Ürün nitelikleri açısından yapılan değerlendirmelerde, içsel niteliklerden kokunun tüketiciler için en önemli özellik olduğu, dışsal niteliklerde ise üretici ve satıcının güvenilirliğinin en belirleyici faktör olduğu saptanmıştır.
Ağızdan ağıza pazarlamanın tüketime etkisi: Rusya pazarı örneği
Gösterişçi tüketim, sosyoekonomik açıdan her toplumda bireylerin tüketici kimliklerini ve toplumsal statülerini, tükettikleri ürünler ve hizmetler aracılığıyla sergilemelerini mümkün kılmaktadır. Kapitalist sistemin bir yansıması olan bu tüketim türü dijital dünyanın gelişmesi ve büyümesiyle de gün geçtikçe toplumlarda yaygınlaşmaktadır. Teknoloji ve iletişimde yaşanan gelişmelerle tüketicilerin istek ve ihtiyaçları değişmekte ve farklılaşmaktadır. Pazarlama tüketicilerin istek ve ihtiyaçlarının karşılanmasına dayanmaktadır ancak geleneksel pazarlama yöntemleri artık tüketicilerin beklentilerini belirleyerek tüketicilerin isteklerinin giderilmesinde yetersiz kalmaktadır. Gün geçtikçe alternatiflerin fazlalaşması, kitle iletişim araçlarına olan güvenin azalması gibi nedenler tüketicilerin kafa karışıklığı yaşaması sonucunu doğurmakta ve tüketiciler karar verme sürecinde zorlanmaktadır. Tüketiciler bu karışıklıktan ve zorluluktan kurtulmak için farklı yollara yönelmişlerdir. Ağızdan ağıza pazarlama son derece güvenilir bir pazarlama yöntemi olduğu için, işletmeler ağızdan ağıza pazarlamayı tüketicilere ulaşmak için giderek daha fazla kullanmaktadır. Çalışmada, ağızdan ağıza pazarlamanın gösterişçi tüketim üzerindeki etkisi araştırılmış ve bu kavramın tüketim toplumundaki yeri incelenmiştir. Gösterişçi tüketim üzerine teorik çalışmalar, gösterişçi tüketimi yaygınlaştıran faktörler, gösterişçi tüketim ve yabancılaşma, gençler ve gösterişçi tüketim arasındaki ilişki de bu tezin araştırma konularından bazılarıdır. Çalışmanın uygulamalı kısmında Rusya pazarındaki 442 katılımcıya anket yapılmıştır ve bu katılımcıların demografik özellikleri üzerinden ağızdan ağıza pazarlamanın gösterişçi tüketim üzerinde etkisi olup olmadığı irdelemiştir. Bu çalışmada Rus tüketicisi üzerinde ağızdan ağıza pazarlamanın gösterişçi tüketim üzerindeki rolü araştırılmıştır. Bu amaçla Rusça bir anket formu hazırlanmıştır ve ağızdan ağıza pazarlamanın gösterişçi tüketim üzerine etkisi hakkında görüşleri alınarak bilgi toplanmıştır ve bu bilgiler SPSS istatistik programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda ve çalışmanın hipotezleri doğrultusunda ağızdan ağıza pazarlamanın gösterişçi tüketim üzerinde etkisi kabul edilmiştir ve belirlediğimiz hipotezlerimizin biri hariç tümü kabul görmüştür.
Yiyecek ve içecek sektöründe gösterişçi paylaşım süreci ve bu süreci etkileyen faktörlerin incelenmesi
Yiyecek ve içecekler kapitalist sistemin, dijitalleşmenin etkisiyle prestij, statü, güç göstergesi olarak sembolleştirilebilmektedir. Yiyecek ve içecek sektörü gerek bireylerin fizyolojik ihtiyaçları sebebiyle gerek gösterişçi tüketim faaliyetleri sebebiyle dünyada gittikçe büyüyen bir gelir kaynağıdır. Sektörün pazarlama faaliyetlerini daha etkin olarak yapabilmeleri amacıyla gösterişçi paylaşım eğilimi üzerinde etkisi olabileceği düşünülen gösterişçi tüketim, itkisellik, gösterişçi tüketim yeniden satın alma ve kişilik tipleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Çalışmada veri toplama tekniği olarak nicel araştırma deseni kapsamında anket yöntemi kullanılmıştır. Türkiye genelinde kolayda örnekleme metoduyla 412 kişiye pandemi dolayısıyla online platformalar aracılığıyla anket çalışması yapılmıştır. İnceleme amacıyla SPSS 19 paket programı ile çoklu regresyon, çoklu korelasyon, t-testleri, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testleri yapılmıştır. Çalışma sonucunda gösterişçi paylaşım eğilimi üzerinde gösterişçi tüketim ve gösterişçi tüketim yeniden satın alma eğiliminin anlamlı bir etkiye sahip olduğu, itkisel satın alma eğiliminin ise anlamlı bir etkiye sahip olmadığı görülmüştür. Gösterişçi paylaşım eğilimi A B kişilik tiplerine göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir.
Evlilik öncesi alışverişte kişisel değerlerin, hedonik ve faydacı tüketimin sosyal karşılaştırma üzerine etkisi
Değerler, kişinin yaşamı boyunca kendisine rehberlik eden standartlar bütünüdür. Bireylerin yaşamlarının merkezinde olan değerler, onların tüketim tercihlerinde ve satın alma kararlarında da önemli rol oynamaktadır. Günümüzde tüketici, bir ürünü satın alırken salt rasyonel faydayı gözetmemekte; mutluluk, haz gibi duygusal faydalar da elde etmeyi amaçlamaktadır. Tüketici, ürün ve markaya yönelik satın alma kararı verirken aynı zamanda diğer kişilerin kendi hakkında ne düşündüğünden etkilenmekte; tutum ve davranışlarını diğer bireylerle kıyaslama yaparak ölçüt olarak kullanmaktadır. Geçmişten günümüze büyük çaptaki toplumsal ve kültürel değişimler birçok yönüyle var olan evlilik ve tüketim olgusunu derinden etkilemiştir. Yaşanan değişim ve gelişmeler, evlilik öncesinde ve sürecinde bireylerin tüketime yönelik tutum ve davranışlarında değişimlere neden olmuştur. Bu anlamda, bireylerin evlilik öncesi alışveriş deneyimlerinin açıklanması, tüketim tercihlerinin belirlenmesi; kişisel değerlerinin, hedonik ve faydacı tüketim eğilimlerinin, kişilerin kendilerini diğer bireylerle kıyaslamasına dayanan sosyal karşılaştırma üzerindeki etkilerinin bilinmesi gereği ortaya çıkmıştır. Bu tezde evlilik öncesi alışverişte kişisel değerlerin, hedonik ve faydacı tüketim eğilimlerinin tüketicilerin sosyal karşılaştırma durumları üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmış ve bu amaca yönelik bir model oluşturulmuştur. Katılımcılar, iMessage ve Whatsapp üzerinden kartopu örnekleme yöntemiyle seçilmiş; veriler çevrimiçi uygulanan anket aracılığıyla toplanmıştır. Modelde yer alan yapılar arasındaki ilişkiler Yapısal Eşitlik Modeli ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda tüketicilerin evlilik öncesi alışverişlerindeki faydacı ve hedonik tüketim eğilimlerinin sosyal karşılaştırma düzeylerini doğrudan etkilediği, fakat sahip oldukları kişisel değerlerin sosyal karşılaştırma durumunu doğrudan etkilemediği sonucuna varılmıştır. Evlilik öncesi alışverişte tüketicilerin alışveriş deneyimlerinin hedonik ya da faydacı tüketim temelinde olmasının cinsiyete ve eğitim düzeyine göre değişiklik gösterdiği ortaya koyulmuştur. Bununla birlikte, tüketicilerin banka kredisine başvurmaya yönelik kararları ile kendisini diğer bireylerle kıyaslama düzeyi arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır.
Lüks değer algısının cinsiyete göre farklılıklarının belirlenmesine yönelik ampirik bir araştırma
Bu çalışmanın amacı lüks ürünlere yönelik değer algısının cinsiyete göre farklılaşıp Farklılaşmadığını araştırmaktır. Bu kapsamda Wiedmann vd., (2009) tarafından önerilen lüks değer algısı modeli incelenmektedir. Çalışmada 283 katılımcıdan elde edilen veriye keşifsel faktör analizi ve fark testleri uygulanmıştır. Çalışmanın bulgularına göre lüks değer algısı 10 boyuttan oluşmaktadır. Boyutlar kullanılabilirlik, benzersizlik, özkimlik, materyalizm, kendini ödüllendirme, savurganlık, hayatı zenginleştirme, kişilerarası etkileşim, gösteriş ve uyum sağlama değerleridir. Ortaya çıkan faktör yapısı orijinal ölçekte önerilen yapıdan farklıdır. Ayrıca, değer boyutlarının ortalamaları arasında cinsiyete ve ürüne göre farklılık olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Lüks, Lüks marka, Lüks tüketim, Algılanan değer
Ürüne ait özelliklerin satın almadaki etkisinin tüketim ve endüstriyel pazarlar için değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, farklı tüketici grupları olan bireysel ve endüstriyel tüketicilerin ürün değerlendirme ve satın alma kararı verirken önem verdikleri bazı ürün özelliklerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesidir. Bu doğrultuda, ürünün fiyatı, kalitesi, markası, teslimat zamanı ve menşe ülkesi ele alınmıştır. Böylece, bu iki tüketici grubunun satın alma davranışlarındaki benzerlik ve farklılıklar tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma inşaat sektöründe, duvar kağıdı satın alma faaliyeti gösteren bireysel ve endüstriyel tüketiciler ile yapılmıştır. 102 endüstriyel tüketici ve 101 bireysel tüketiciden kolayda örnekleme yöntemi ile elde edilen verilere SPSS bilgisayar programında Konjoint Analizi uygulanmıştır. Yapılan analizlere göre, bireysel tüketiciler ve endüstriyel tüketicilerin ürün değerlendirmelerinde göz önünde bulundurdukları özellikler benzerlik ve farklılıklara sahiptir. Endüstriyel tüketicilerin duvar kağıdı alacakları zaman belirledikleri en önemli özellik teslimat zamanı olmaktadır. Teslimat zamanını kalite, fiyat, menşe ülke ve marka takip etmektedir. Bireysel tüketicilerin en fazla önem verdikleri özellik ise kalite olmuştur. Kaliteyi, fiyat, teslimat zamanı, marka ve menşe ülke takip etmektedir. Bütün bu özellikler birlikte incelendiğinde, zamanında teslimatın yapılması, ürünlerin yüksek kalite ve düşük fiyata sahip olması her iki tüketici grubu için benzer tercihler arasında yer almaktadır.
Sanal paylaşım ekonomisi platformlarında içsel ve dışsal güdüleyicilerin işbirlikçi tüketim uygulamalarına etkisi
Paylaşım ekonomisi veya işbirlikçi tüketim platformları dijital teknolojilerin gelişmesiyle giderek yaygınlaşmaktadır. Bu platformlardaki bireysel üreticiler ürün-hizmet sağlayıcısı görevlerini yerine getirmektedirler. Bu tür platformların ve bireysel üreticilerin sayılarının artması akademik araştırmalar için önemli görülmektedir. Bu tarz platformların devamlılığına ve yeni platformların oluşmasına katkı sağlamak amacıyla bu üreticilerin araştırılması gereği doğmaktadır. Bu çalışmanın amacı işbirlikçi tüketim platformlarındaki üreticilerin motivasyonlarını araştırmaktadır. Araştırma sonuçlarının platformların iletişim çalışmalarına ve stratejilerine katkı sağlaması hedeflenmiştir. Araştırma kapsamında; işbirlikçi tüketimin ortaya çıkışı ve gelişimine neden olan etkenlerle ilgili; geleneksel işbirlikçi tüketim platformları, internet teknolojileri ve sosyal medya ele alınmıştır. Devamında işbirlikçi tüketim, motivasyon, öz belirleme kuramı hakkında yazın taraması yapılmıştır. Talep bazlı platform olan scotty sürücülerine ve bireysel olarak üretim yaparak bu ürünleri Etsy ve benzeri platformlardan satan kişilere anket uygulanmıştır. Analiz kapsamında, 159 kişiden gelen cevaplar kullanılmıştır. Araştırma sonucunda hem içsel güdülerin hem de dışsal güdülerin işbirlikçi tüketim platformlarına katılımı etkilediği tespit edilmiştir. Bu doğrultuda firmaların iletişim faaliyetlerinde her iki güdüye de etki etmeleri tavsiyesi verilmiştir. İşbirlikçi tüketim modellerinin benimsenmesi, yasal konular hakkında yerel yönetimlere ve yasa yapıcılara da tavsiyelerde bulunulmuştur.
Postmodern pazarlamada hazcı ve faydacı tüketim tutumlarının belirlenmesine yönelik bir araştırma
Endüstri devriminden sonraki ilk yıllarda pazarda rekabet az üretim kitlesel üretim biçimindeydi. Rekabetin az olması tüketicilerin sınırlı sayıdaki firmanın ürünlerini satın alıp temel ihtiyaçlarını giderecek kadar tüketim gerçekleştirmesine yol açıyordu. Ancak firmaların "Ne üretirsem, onu satarım" düşüncesi ilerleyen dönemlerde pazarda arzın talebi geçmesi sebebiyle yerini müşteri istek ve beklentilerini de dikkate alan müşteri odaklı yaklaşıma bırakmaya başlamıştır. Müşteri odaklılığın bu çıkış noktasından sonra özellikle 1990lardan sonra globalleşmenin de etkisiyle müşteriyi tamamen söz sahibi konumuna getirmiştir. Çünkü tüketici yalnızca yerel boyutta değil uluslar arası boyutta alışveriş gerçekleştirmeye başlamış, ürünler ve üretim süreçleri hakkında daha çok bilgi sahibi olmuş, alternatifleri artmıştır. Tüm bu gelişmelerden sonra bir hizmetin veya ürünün satın alınmasında ihtiyaçtan çok istekler birincil rol almaya başlamıştır. İstekler doğrultusunda yapılan tüketim sonucunda da tüketici ürün veya hizmetten fayda sağlamak yerine mutluluk ve haz duymaya başlamıştır. Hedonik tüketim dendiği zaman anlık satın alma davranışının tüketici bilinçaltında eğlence, haz, mutluluk ve zevk ilişkilendirildiği tüketimden bahsetmek mümkündür. Bu bağlamda tezin ilk bölümünde postmodern pazarlama ve pazarlama iletişimi arasındaki ilişkinin incelenmesi için geleneksel pazarlamanın tanımları, tarihçesi ve pazarlamanın gelişim evreleri ve güncel pazarlama trendlerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde postmodern tüketici davranışlarından hazcı (hedonik) ve faydacı tüketici davranışları ve postmodern pazarlama ile bu davranışların ilişkileri irdelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise herhangi bir sosyal medya hesabına sahip ve aktif olarak kullanan ve 18-55 yaş arası alışveriş yapan kadın ve erkek tüketicilere erişilmiş hedonik ve faydacı tüketim alışkanlıkları anket yöntemiyle sorgulanmıştır. Araştırma bulgularına göre hedonik tüketimde; hedonik tüketim düzeyinin erkeklere göre kadınlarda daha fazla olduğu, hedonik tüketimin medeni duruma göre farklılık göstermeyeceği, hedonik tüketimin yaş gruplarına göre farklılık gösterdiği ancak eğitim durumu ve aylık gelire göre farklılık göstermediği sonuçlarına ulaşılmıştır. Faydacı tüketimde ise; erkeklerin kadınlara göre daha fazla bu tüketim biçimini tercih ettiği bulgusuna ulaşılmıştır . Faydacı alışveriş yapma medeni durum, aylık gelir ve yaşa göre farklılık göstermemektedir. Öğrenim durumu arttıkça faydacı alışveriş gerçekleştirme eğilimi de artmaktadır. Korelasyon testine göre ise hedonik alışveriş yapanlar ve faydacı alışveriş yapanlar arasında ters yönlü bir ilişki vardır. Sonuç kısmında ise araştırmadan elde edilen sonuçlar ve bu sonuçlar ışığında postmodern pazarlama alanında nasıl kullanılacağına dair çıkarımlar bulunmaktadır.
Demografik özelliklerin tüketici karar verme tarzları ve sürdürülebilir tüketim davranışına etkisi: İzmir ili örneği
Endüstri Devriminden sonra yaşanan gelişmeler sonucunda bireyler tüketime odaklı bir şekilde yaşamaya başlamıştır. Tüketime odaklı olarak yaşam standartları değişen tüketicinin, tatmin etmek istediği ihtiyaçları da değişmiştir. Zorunlu ihtiyaçlarının yanı sıra tüketiciler toplum içinde var olmak, eğlenmek, mutlu olmak gibi çok çeşitli nedenlerden dolayı tüketme eylemini gerçekleştirmek istemiştir. Fakat tüketicinin bu eylemlerinin, dünya üzerinde yaşayan diğer canlıların hayatını tehlikeye attığı görülmüştür. Tüketicinin demografik özelliklerine bağlı olarak karar verme tarzlarının zamanla değişim göstermesi sürdürülebilir tüketim davranışının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu yüzden demografik özelliklerin tüketici karar verme tarzları ile sürdürülebilir tüketim davranışı üzerindeki etkisinin ele alınması gerektiği düşünülmüştür. Bu bağlamda demografik özelliklerin tüketici karar verme tarzları ile sürdürülebilir tüketim davranışı üzerinde nasıl bir etkisinin olduğunu tespit etmek araştırmanın amacını oluşturmuştur. Bu amaç doğrultusunda, araştırmanın evreni İzmir‟de nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu 6 ilçe olarak belirlenmiştir. Bu evrenden kota örnekleme yöntemine göre 598 kişi araştırma anketine katılmıştır. Araştırma verilerinin analizi SPSS 22 ve AMOS 21 programlarında gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, demografik özelliklerin hem tüketici karar verme tarzları hem de sürdürülebilir tüketim davranışında oldukça önemli olduğu görülmüştür. Aynı zamanda tüketici karar verme tarzları ile sürdürülebilir tüketim davranışı arasında hem pozitif hem de negatif bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Demografik Özellikler, Tüketici Karar Verme Tarzları, Sürdürülebilir Tüketim Davranışı.
Tüketim karşıtlığı olarak kültür bozumu hareketi: Türkiye'deki kültür bozumu hareketi uygulamaların incelenmesi
Tüketim toplumu yapısında tüketim kavramının işlevi farklılaşmıştır. Kapitalist sistemin sürdürülebilir kılınması için tüketimin arttırılması gereklidir. Dolayısıyla tüketim ihtiyaçların giderilmesinin ötesinde iletişim görevi üstlenmiştir. Bireyler kimlik inşalarında ve sosyal statülerini belirleme yolunda tüketim toplumunda metalara yüklenen anlam sistemini kullanmaya başlamıştır. Tüketimin bir amaç haline geldiği tüketim toplumunun oluşumunda bireysel tüketimin artmasının yanı sıra yönetim kurumlarının da artan tüketim miktarı etken olmuştur. Tüketim kültürünün sosyal, ekonomik, çevresel gibi farklı alanlarda etkilerini gösterir duruma gelmesi karşıt düşüncelerin oluşmasına neden olmuştur. Tüketim kültürünün etkisine karşı yapılanan tüketim karşıtlığı farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Direniş biçimlerinden biri olan kültür bozumu hareketi son yıllarda önem kazanan bir kavram olmaya başlamıştır. Kesin bir çerçevede yer almayan ve düşüncelerin ifade edilişince yaratıcılığın etkin olduğu kültür bozumu hareketi kavramsal olarak Dadaizm ve Sitüasyonizm sanat akımlarından etkilenmiştir. Kültür bozucuların amacı tüketim kültürünün etkisi altında olan yapıların sorgulamak ve tüketimin neden olduğu bozulmalar hakkında farkındalık yaratmaktır. Tüketimin artan bir grafik çizmesini amaçlayan kurumların ve markaların gösterişli mesajları altında yatan boşluğu ve gerçekliği ortaya çıkarmaya çalışan kültür bozucular hedeflerindeki mesajların ögelerini kullanırlar. Kültür bozumu hareketinin önemli özelliklerinden biri de bozuma uğratılması amaçlanan mesajın ögelerinden faydalınalarak karşıt mesajın oluşturulmasıdır. Teknolojinin gelişmesi kültür bozumu hareketinin oluşumunu ve geniş kitlelere ulaşması konusunda önemli bir araç olmuştur. Fotoşop gibi dijital yöntemler ile hızlı bir şekilde bozuma uğratılan durumlar kısa bir süre içerisinde geniş kitlelere ulaştırılabiliyor. Bu bağlamda kültür bozumu hareketinin tüketim toplumu karşıtlığı olarak incelenmesi önemini arttırmıştır. Çalışma kapsamında Türkiye'de oluşmuş kültür bozumu çalışmalarının tüketim toplumu karşıtlığındaki yansımaları incelenmiştir. İnternet ortamında toplanan kültür bozumu çalışmaları içerik analizi yöntemi ile incelenerek karşıtık mesajlarının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Kültür bozumu çalışmaları içerdikleri mesajlara bağlı olarak beş farklı kategori altında irdelenmiştir. Araştırma sonucunda Türkiye'de oluşmuş kültür bozumu çalışmalarının ağırlıklı olarak politik unsurlara karşı oluştuğu gözlemlenmiştir. Politika kategorisi altındaki çalışmalar Türk siyasi yapılara karşı veya küresel anlamda devlet stratejilerinin neden olduğu savaşlara karşı oluşmuştur. Kültür bozumunun amaçları arasında olan tüketim kültürü gibi egemen ideolojileri değiştirme tez kapsamında incelenen çalışmaların tümünde geçerli olduğu söylenememektedir. Bazı tasarımcıların kültür bozumu niteliğindeki çalışmalarını aynı zamanda tüketim ürünü olarak satışa sunması ve insanları bu tüketim pratiğine yönlendirmeleri tüketim karşıtlığı olgusu ile çelişkili bir durum yaratmaktadır.
Etnik grupların tüketim alanında konumlanma mücadelelerinin kadın toplanmaları üzerinden analizi
Bu tezde, Şanlıurfa'daki tüketim alanında yer alan yüksek ekonomik kapitale sahip tüketicilerin, bu alandaki konumlanma mücadeleleri kadın kadına toplanmalar bağlamında incelenmiştir. Kentteki yerliler ve kente göç eden aşiret kökenli yeni zenginlerin bu çekişmeli alandaki mücadelelerinde ekonomik, sosyal ve kültürel sermayelerini ne şekilde ortaya koydukları araştırılmıştır. Çalışmada öncelikle kentin sosyo-ekonomik yapısında ve bu toplanmalarda tarihsel süreçte yaşanan değişime yer verilmiş, ardından kadınların bu toplanmalarda ne gibi konumlanma stratejilerini kullandıkları tartışılmıştır. Bu stratejiler incelenirken etnik köken farklılıklarının konum kazanmada nasıl araçsallaştırıldığı ortaya koyulmuş ve "etnik sermaye" kavramı önerilmiştir.
Feminist annelerin tüketim kültürü bağlamındaki deneyimleri
Feminist bakış açısının tüketim ve ilişkili kültürün birey üzerindeki tahakkümüne ve sürekli olarak yeniden üretilen iktidar biçimleri açıklamasına yeni bir pencere açabileceği öngörülmektedir. Tahakkümün her türlüsüne karşı koyan feminist ideolojinin ve hareketin, ya da daha önemlisi bu hareketin öncül özneleri olarak feminist kadınların tüketim kültürü bağlamında yaratılan annelik imgesine, kimlik projelerine, pazar yeri kültürlerine, pazar yeri ideolojilerine yönelik anlamlandırmalarının ve tepkilerinin anlaşılmasına yönelik olarak tasarlanan bu çalışmanın, feminist ideoloji ve tüketim kültürü çarpışmasını, kesişimlerini, çatışmalarını, iç içe geçtiği noktaları derinlemesine anlamak açısından oldukça önemli olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın tüketici kültürü teorisi temelinde, "feminist annelik" kimliği çerçevesindeki tüketimin nasıl gerçekleştiği, "feminist anneler"in tüketimle ilişkileri, tüketim kültürü içerisinde oluşturulan anlamlara nasıl tepkiler verdiği ya da bu anlamları ne şekilde oluşturduğu gibi sorulara yanıt aradığı ifade edilebilir.
Geleneksel kültürden tüketim kültürüne geçişte evlilik törenlerinde kullanılan kıyafet ve nesnelere yüklenen anlamlar
Bu tezin amacı, kültürün bir öğesi olan evlilik olgusunun bir boyutu olarak gerçekleştirilen tüketimin çeşitlenmesi bağlamında evlilik töreni kıyafetleri ve nesnelerinin satın alma tercihlerini hangi faktörlerin yönlendirdiğini araştırmaktır. Bu amaca yönelik olarak bir anket çalışması yapılmıştır. Alan araştırması sonucunda; gelinlik satın alma tercihlerini etkileyen faktörlerde tüketici değerleri, tüketici-ürün anlam ilişkisi, satın alma güdüleri ve materyal değerler ile tüketici karakteristiklerine ait değişkenlerin farklı boyutlarda etkileri olduğu belirlenmiştir. Tez kapsamında, tüketicilerin satın alma tercihlerinde rol oynayan etkiler değerlendirilmeye çalışılmıştır.