Schools
187 theses under this subject heading
Kurum kültürünün benimsenmesinin örgütsel bağlılık düzeyine olan rolünün değerlendirilmesi: Eskişehir ilinde bir özel okulda uygulama
Günümüz dünyasında her şey hızlı bir değişim yaşamaktadır. Bu değişim teknolojiden toplumsal hayata her alanda kendini göstermektedir. Özellikle küreselleşmenin hızlı bir şekilde gerçekleşmesi yönetim sektöründe de yeni bakış açılarının gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Kurumların bu yeni dönemdeki yönetim anlayışlarının çekirdeğini "önce insan" felsefesi oluşturmuştur. Kurumlarına yüksek düzeyde bağlılık duyan çalışanlar kurumun işleyişine olumlu yönde katkıda bulunmaktadırlar. Bu bağlılığın yaratılmasında en önemli faktörlerden biri de kurum kültürünün çalışanlarca benimsenmesidir. Bu noktadan hareketle çalışmanın ilk bölümünde kurum kültürü ve örgütsel bağlılık kavramlarının derinlemesine incelenmesini içeren bir alanyazın taraması gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın uygulama kısmında ise kurum kültürünün benimsenmesinin örgütsel bağlılık düzeyine olan rolünün değerlendirilmesi amacıyla Eskişehir ilinde bir özel okulda çalışan 56 katılımcı ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; kurum kültürü benimsenme düzeyi arttıkça örgütsel bağlılık düzeyinde de artış olacağı belirlenmiştir. Bunun yanı sıra uygulama yapılan kurumdaki kurum kültürü benimsenme düzeyi yüksek, örgütsel bağlılık düzeyleri ise ılımlı düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır.
Okul yöneticilerinde tükenmişlik: Kütahya il merkezi örneği
Bu araştırmanın amacı, okul yöneticilerinin tükenmişliğinin, tükenmişlik alt boyutlarında ve toplam tükenmişlikte hangi düzeyde olduğunu belirlemek ve tükenmişlik alt boyutlarına ilişkin algılarını, cinsiyet, yaş, medeni durum, çocuk durumu, mesleki kıdem, öğrenim durumu, toplam yöneticilik kıdemi, okuldaki öğrenci sayısı, okuldaki öğretmen sayısı, görevi, görev yeri ve sağlık durumu açısından incelemektir. Bu amaçla Kütahya il merkezinde ilköğretim ve liselerde 2010-2011 öğretim yılında görev yapan 233 okul yöneticisine anket (Maslach Tükenmişlik Envanteri ve Personel Bilgi Formu) uygulanmıştır. 186 anket geri dönmüştür. Microsoft Excel ve SPSS 16.0 programından yararlanılmıştır. Araştırmada, okul yöneticilerinin kişisel ve mesleki özelliklerini ve tükenmişlik düzeylerini belirlemek için elde edilen verilerin frekansları, yüzdeleri ve aritmetik ortalamaları tablolaştırılarak yorumlanmıştır. Okul yöneticilerinin tükenmişlik düzeylerinin; cinsiyet, yaş, medeni durum, çocuk durumu, mesleki kıdem, öğrenim durumu, toplam yöneticilik kıdemi, okuldaki öğrenci sayısı, okuldaki öğretmen sayısı, görevi, görev yeri ve sağlık durumuna göre fark gösterip göstermediğini ortaya koymak için bağımsız t- testi yapılmış, tek yönlü varyans (ANOVA) analizi hesaplanmış ve gruplar arası farkın nereden kaynaklandığını bulmak için Tukey ya da LSD testi kullanılmıştır. Yapılan incelemelere göre; okul yöneticilerinin; duygusal tükenme, kişisel başarısızlık ve toplam tükenmişlik puanları az tükenmişlik vardır. Ayrıca duyarsızlaşma alt boyutunda ise çok az tükenmişlik vardır. Ayrıca, cinsiyet, medeni durum, çocuk durumu, öğrenim durumu, okuldaki öğrenci sayısı, okuldaki öğretmen sayısı ve sağlık durumlarına göre anlamlı fark bulunamamıştır. Ancak yaş değişkeni, mesleki kıdem değişkeni, toplam yöneticilik kıdemi değişkeni, görevi, görev yerlerine göre anlamlı fark bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Eğitim Sistemi, Okul Yöneticileri, Tükenmişlik, Tükenmişliğin Boyutları, Tükenmişlikle Mücadele Teknikleri.
Eğitim örgütlerinde performans yönetimi ve Tavşanlı Atatürk Anadolu lisesinde yapılan bir uygulama
Performans yönetimi, örgütü istenen amaçlara yöneltmek için örgütün mevcut ve gelecege iliskin durumları ile ilgili bilgi toplama, bunları karsılastırma ve performansın sürekli gelisimini saglayacak yeni ve gerekli etkinlikleri baslatma ve sürdürme görevlerini yüklenen bir yönetim sürecidir. Okullardaki performans yönetiminin baslıca amacı, personel gelisiminin arttırılmasıyla okuldan yüksek verim almaktır. Performans yönetimine pozitif ve destekleyici bir unsur olarak yaklasılmalıdır. Okullarda performans yönetimi, kurum içerisinde, çalısanların üst düzey performansa erisebilme potansiyelini ortaya çıkaracak bir ortam yaratarak saglanacaktır. Performans Yönetimi, okulların stratejik amaçları ve hedeflerinin etkili bir sekilde yerine getirilmesi amacıyla personelin is performansını gelistirme, degerlendirme ve tanımlama süreci olarak tanımlanabilir. Bu baglamda okullardaki uygulamayı, kariyer planlama, kisisel gelisim, geri besleme konularını algılama mekanizması olarak personelin maksimum fayda alma süreci olarak ta tanımlamak mümkündür. Performans yönetimi personel katılımlı bir süreçtir. Bu süreç ayrıca, ögretim kalitesinin arttırılarak, ögretmenlere, ögrencilere ve okula faydalı olabilmesi için tasarlanmıstır. Performans Yönetimi, standartların yükseltilmesine, ögretmenlerin is tatmininin arttırılmasına, profesyonellesme ve uzmanlasmanın gelisimine yardımcı olur.
Şanlıurfa merkez ilçelerdeki mimari eserlerde kullanılan hadislerin değerlendirilmesi
İslâm medeniyet ve geleneğini inşa eden iki aslî unsur Kur'ân ve hadislerdir. Bu nedenle, mimariden âdet ve geleneklere varıncaya kadar akla gelebilecek her şey bu iki aslî unsur göz önünde bulundurularak anlaşılmalıdır. İslam toplumları tarih boyunca Hz. Peygamber'e (s.a.v.) olan bağlılıklarından dolayı, hadislere ayrı bir önem vermişlerdir. Onun sünnetini ve hadislerini hayatın her alanına yansıtmayı kendileri için bir görev addetmişlerdir. Bazı hadisler toplum hayatındaki etkisini sürdürürken, bazıları da ya kitapların sayfalarında kalmış ya da gözler önünde olmasına rağmen dikkatlerden kaçmış olabilir. İşte bu sebeple hadislerin toplumsal hayatta nasıl yer aldığı, nasıl kullanıldığı, topluma ne gibi mesajlar verdiği konuları, gün yüzüne çıkarılması ve dikkatlere sunulması gereken önemli hususlardandır. Bu tezde, Şanlıurfa'nın merkez ilçeleri olan Eyyübiye, Haliliye ve Karaköprü ilçelerindeki camiler, mezarlıklar, medrese ve dini eğitim veren lise ve ortaokularında yer alan hadislerin kaynakları ve değerlendirmeleri yapılacaktır.
Okuma kültürünün edindirilmesinde okulun rolü
Bu araştırmanın amacı ilkokul döneminde okuma kültürünün edindirilmesinde okul bileşenlerinin nasıl bir rolü olduğunun belirlenmesidir. Bu doğrultuda okulun bileşenleri; okulun fiziki şartları, sınıf öğretmenleri, okul yöneticileri ve rehber öğretmen olarak ele alınmıştır. Çalışma nitel araştırma modellerinden etnografik durum çalışması yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Öncelikle araştırma amacına uygun olarak araştırmanın yürütüldüğü okul belirlenmiştir. Araştırma 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Bursa'nın Osmangazi ilçesindeki bir ilkokulda yürütülmüştür. Bu okulda çalışan okul yöneticileri, rehber öğretmen ve sınıf öğretmenleri bu çalışmanın doğal katılımcılarıdır. Araştırma verileri, belirlenen araştırma takvimine göre okulda uzun süreli gözlem ve katılımcılarla yapılan görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizi görüşme ve gözlem notlarından elde edilen kod ve temaların sürekli karşılaştırılması yoluyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre ilkokul döneminde okulda okuma kültürünü destekleyen en güçlü faktör sınıf öğretmenleridir. Öğretmenlerin okumaya yönelik inançları öğrenci merkezli ve içerik merkezli olmak üzere iki başlık altında ele alınmış ancak bazı öğretmenlerin okumaya yönelik inançlarının yönü tespit edilememiştir. Öğretmenlerin okumaya yönelik inançlarının okuma uygulamalarına yansıdığı belirlenmiştir. Bu uygulama farklılıklarının ilkokul öğrencilerin okuma isteği ve motivasyonlarını olumlu ya da olumsuz olarak etkilediği gözlemlenmiştir. Bu araştırmada öğrenci merkezli okuma inancında olan öğretmenlerden biri, yaptığı okuma uygulamalarıyla ve öğrenciler üzerindeki etkisiyle diğer öğretmenlere göre pozitif anlamda ön plana çıkmıştır. Bu öğretmenin sınıfında gerçekleştirdiği okuma uygulamalarına öğrencilerin aktif olarak katıldığı ve bu uygulamaların öğrencileri eleştirel okuryazarlık boyutuna taşıdığı saptanmıştır. Araştırmanın yürütüldüğü okulda görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenlerle yapılan görüşmeler, fiziki yetersizlikler nedeniyle okulun sürekli faaliyet gösteren bir okul kütüphanesi bulunmadığını göstermektedir. Ayrıca eğitim-öğretim yılı boyunca okul kütüphanesi, kilitli olması nedeniyle işlevsel olarak hizmet verememiştir. Bunun yanı sıra kütüphanedeki kitapların tasnifinin, listesinin yapılmaması, kütüphane görevlisinin bulunmaması gibi nedenlerle öğrencilerin kütüphaneden kitap almalarını teşvik edecek unsurların olmamasının da kütüphanenin işlevselliğini azalttığı belirlenmiştir. Diğer taraftan rehber öğretmenin kişisel çabayla odasında oluşturduğu alternatif okuma mekânı çocuklara sürekli açık olmasıyla kütüphaneden daha işlevsel bir ortam sağlamıştır. Araştırma sonuçlarına göre okul yöneticilerinin okuma kültürünün edindirilmesinde dolaylı yoldan etkilerinin olması nedeniyle tüm okulu kapsayan ortak bir okuma kültürü ortamı sağlanamamıştır. Ayrıca okul kütüphanesi okuma kültürünün edindirilmesinde okulun fiziki olanakları açısından önemli bir bileşen olabilecekken kütüphanenin işlevsel olarak hizmet verememesi bu durumu engellemiştir. Okul bileşenleri içerisinde sadece sınıf öğretmenlerinin okumaya yönelik inançları ve uygulamalarının öğrencilerin karşılaştıkları okuma durumlarını doğrudan etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları doğrultusunda okulun okuma kültürünün edindirilmesindeki rolünün iyileştirilebilmesi için politika yapıcılara, okul yöneticilerine, öğretmenlere ve araştırmacılara yönelik birtakım öneriler getirilmiştir.
Ses yalıtımı yapılmış bir okulda ortamın akustik kalitesinin değerlendirilmesi: Bir durum çalışması
Son yarım asır eğitim yapılarında ses ve gürültüye kamuoyunun ve akustik bilimcilerin ilgisi giderek artmaktadır. Öğrenme ortamlarında gürültünün yarattığı olumsuz koşullar başta öğrenci ve öğretmenler olmak üzere toplumun çok geniş bir kesimini etkilemektedir. Bu nedenle okulların akustik koşulları ile yakından ilgilenenler arasında pedagoglar, psikologlar, akustik danışmanlar, eğitim kurumları ve aynı zamanda sigorta kurumları sıralanmaktadır. Yapılan araştırmalar öğrenci ve öğretmenlerin okulda yoğun Bu yüksek lsans tezi, TÜBİTAK 1001 programı tarafından desteklenen 114K738 nolu "Okulda Gürültü Kirliliği: Nedenleri, Etkileri ve Kontrol Edilmesi" projesi kapsamında gerçekleştirilmiştir. olarak gürültü kirliliğine maruz kaldığını ortaya koymaktadır. Yoğun gürültüye maruz kalma, okuduğunu anlama, bilişsel işlem yapabilme becerisi, dikkat süresi ve bilgilerin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarımını olumsuz yönde etkilediğini ortaya koymaktadır. Gürültü konuşmaları maskeleyerek ve konuşmanın anlaşılabilirliğini düşürmekte, okul iklimini bozmakta, öğrenci ve öğretmenleri işitsel, ruhsal ve fiziksel açıdan olumsuz etkileyerek, daha çabuk yorulmaya ve derse olan ilginin azalmasına yol açmaktadır. Ülkemizde eğitim yapılarında gürültü ve akustik ne yazık ki, tasarım aşamasında ele alınan bir konfor parametresi olmamıştır. Bu çalışmada ses yalıtımı yapılmış bir okulun akustik paremetreleri (ses düzeyi, reverberasyon süresi), okuldaki paydaşların okulun işitsel konforu hakkındaki görüşlerini ve araştırmacı gözlemlerine dayalı olarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu araştırma, durum çalışması desenlerinden, bütüncül tekli durum çalışması deseni çerçevesinde yürütülmüştürr. Akustik paremetre verileri, gözlem ve görüşme verileriyle desteklenmiştir. Araştırmada dört öğretmen, bir müdür ve müdür yardımcısından oluşan altı kişilik bir çalışma grubu belirlenmiştir. Çalışma grubunu belirlerken, nitel araştırma örneklemlerinden tipik durum örneklemi seçilmiştir. Araştırmanın veri toplama sürecinde, araştırmacı tarafından yarı-yapılandırılmış gözlem ve görüşme formları kullanılmıştır. Katılımcıların görüşlerini ortaya koyabilmek için görüşmeler yazıya dökülmüş ve tematik olarak analiz edilmiştir. Araştırma verilerinin analizleri sonucunda akustik konfor parametrelerinden arka plan gürültü düzeyi 33-36 dB(A) aralığında bulunmuştur. Bu bulgular yönetmelik sınır değeri olan 39 dB(A) altındadır. Okul öğrenci, öğretmen, yönetici ve diğer personel tarafından aktif kullanılırken ölçülen gürültü düzeyi 34-55 dB(A) aralığında ölçülmüştür. Bina kullanılırken ölçülen bu değerler, literatürde yapılan araştırmalarla karşılaştırıldığında oldukça düşük gürültü düzeyleridir. Reverberasyon (çınlanım) süresi ise dersliklerde 0.9 sn, koridorlarda vii 1.55 sn, yemekhanede ise 0.7 sn ölçülmüştür. Ölçülen bu değerler yönetmelik sınır değerlerine oldukça yakındır. Bu sonuçlardan seçilen okulun akustik konfor açısından iyi örnek teşkil edecek nitelik taşıdığını görülmektedir. Yapılan görüşmelerde yönetici ve öğretmenler okulun işitsel konforundan oldukça memnuniyet duydukları anlaşılmaktadır. Daha önce çalıştıkları okullar ile karşılaştırma yaparak bir öğretmen, okulun akustik ortamını "emsal kabul etmez" şeklinde tasvir etmiştir. Araştırmacının okulda yapmış olduğu gözlemleri, okul içinde genel bir sükûnet ve sakinlik atmosferi hâkim olduğu şeklindedir. Dışarıdan okul binasına giriş yapıldığında, kulağa gelen ses basınç düzeyinde ciddi bir düşme hissedilmektedir. Ders aralarında zil kullanılmadığı, bunun yerine arka fonda iletişimi olumsuz etkilemeyecek düzeyde dinlendirici müzikler çaldığı tespit edilmiştir. Yapılan gözlemlerde okulun tamamının asma tavan üzeri akustik panel ile kaplanmış ve yerler linolyum ile döşenmiş olduğu görülmüştür. Gözlem ve görüşme verilerinden, okulun işitsel konforunun öğretmenlerin ve yöneticilerin okula olan aidiyet duygusu ve çalışma motivasyonunu olumlu yönde etkilediği çıkarımına ulaşılmıştır. Aahtar Sözcükler: İşitsel konfor, okul akustiği, okulda gürültü, öğrenme ortamı, reverberasyon
Akran zorbalığı ile ergenlerin algıladıkları aile işlevselliğinin incelenmesi
Akran Zorbalığı İle Ergenlerin Algıladıkları Aile İşlevselliğinin İncelenmesi Bu araştırma, ergenlerin akran zorbalığı davranışına yönelme durumlarını, sosyo-demografik özellikler, aile işlevselliği ve ergenin özelliklerine göre değişip değişmediğinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın verileri 2018-2019 eğitim öğretim yılında halen eğitimine devam eden lise 1-2-3-4. sınıf öğrencilerinden elde edilmiştir. Araştırma Ankara İli Çankaya İlçesi Özel Kampüs Temel Lisesinde eğitim görmekte olan 343 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. İncelenen değişkenlere ilişkin veriler "Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği" Türkçe uyarlaması T.Ayas (2008) ve M. Pişkin (2002), "Aile Değerlendirme Ölçeği" Bulut (1990) ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğrenciler seçkisiz olmayan örneklem yöntemlerinden amaçsal kotalı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Verilerin istatistiksel analizinde Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis analizleri kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında ergenin özelliklerinden en fazla zorbalık davranışı gösterme durumu cinsiyet faktöründe görülmektedir. Buna göre erkekler kızlara oranla daha çok zorbalık davranışı sergilemektedir. Ergenlerin aile işlevselliğinin tüm boyutlarında görülen sağlıksızlık ergenin zorbalık davranışı gerçekleştirmesinde en önemli etken olarak bulunmuştur. Özellikle aile işlevselliğinin roller, iletişim, duygusal reaksiyon gösterebilme, gereken ilgiyi gösterme, davranışın kontrol edilebilmesi ve yaygın işlevlerde görülen sağlıksızlık ergenlerin zorba ve kurban olma durumlarını arttırmaktadır. Araştırmanın bulgularına göre ergenin sosyo-demografik özelliklerinden zorbalık davranışını etkileyen en önemli faktörlerin anne-baba mesleği olduğu özellikle de anne ve babası memur olan öğrencilerin zorbalık davranışına daha çok yöneldiği görülmüştür. Bu araştırmanın özellikle okul sosyal hizmeti, akran zorbalığı ve aile işlevselliği ile ilgili literatüre önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Aile işlevselliği, akran, akran zorbalığı, ergen, okul sosyal hizmeti
Ermeni Kilise ve okul yapıları; Bursa örneği
Bursa 1326 yılında Osmanlı Devleti'nin hakimiyetine girdikten sonra farklı etnik grupların bir arada yaşadığı bir şehir olmuştur. Kentte yaşayan yoğun gayrimüslim cemaatin bir kısmını Ermeniler oluşturmaktaydı. Ermeniler için devletin belirlediği şartlarda ibadethaneler ve okullar inşa edildi. 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra yeni bir kilise inşası olmamıştır. Bundan sonra 1915 yılında Ermenilere yönelik gerçekleşen Sevk ve İskân Uygulaması ile kilse ve okullar terk edilmiştir. Terk edilen bazı yapılar yıkılmış. Bazı yapılar kısmen de olsa günümüze ulaşmayı başarmıştır. Bu çalışmada bursa sınırları içerisinde tespit edilen yapıların plan tipi, mimari özellikleri, kullanılan malzeme ve süsleme programları incelenmiş olup bu yapıların varlığı belgelenmeye çalışılmıştır.
Türkiye`deki Alman okulları
Haçlı seferleriyle 12. yüzyılda başlayan Türk- Alman ilişkileri uzun süre elçiler vasıtasıyla sağlanmış, 1761' de bir ticari anlaşma yapılmasıyla resmiyet kazanmıştır. Osmanlı Devleti yapılan bu ticari anlaşmayla, diğer ülkelere sağladığı kapitülasyonları Almanya'ya da vermiştir. Bu tarihten itibaren sıklaşan Osmanlı-Alman ilişkileri daha çok ticari yönü ağır basan ilişkilerdi. 19. yüzyıldan itibaren Alman misyonerlerin, kutsal topraklarda ve Anadolu'nun doğusunda kendi mezheplerini yaymak amacıyla kilise ve okul açmaya başlamasıyla iki ülke ilişkileri farklı bir nitelik kazandı. Alman misyonerlerinin açmış olduğu bu okullar, resmi nitelik taşımayan ve Alman birliğinden önce açılmaya başlanmış okullardı. Ancak Almanya'nın 1871'de Fransa'yı yenerek oluşturduğu birlikle beraber hızlıca gelişen sanayisinin yeni ham madde ve pazar ihtiyacı Bismarck'm 1862'den beri yürüttüğü, içe kapalı denge siyasetini zorlamaya başladı. Almanya artık kendi topraklarından çıkan ham madde ile yetinemeyecek kadar sanayileşmiş ve gelişmişti. Almanya, pazar arayışına girdiği Avrupa'da, pazarların zaten çoktan paylaşılmış olduğunu ve kendisine bu pazarda yer olmadığını anlayınca, "güneşte kendine yer edinebilmek için" diğer emperyalist ülkeler gibi sömürge arayışına girmek zorunda kalmıştır. Bunun üzerine 1880'li yıllardan itibaren Afrika ve Asya'da sömürge edinmeye yönelik bir mücadeleye girişen Almanya, bu uğurda çok para ve asker yitirmesine rağmen istediği nitelikte verimli sömürgeler edinememiştir. Çünkü sömürgeler diğer Avrupalı devletler tarafından çoktan paylaşılmış, Almanya'ya ise sadece verimsiz topraklar kalmıştı. Bu noktada Almanya kendine çok daha yakın bir ülke keşfetti: Osmanlı Devleti. II. Wilhelm'in 1888'de Almanya'da iktidara gelmesiyle birlikte Almanya, Basra Körfezine kadar uzanan bir bölgeyi kendi çıkar alanı olarak ilan etti ve bu amacı gerçekleştirmek için de Bağdat Demiryollarının yapımına karar verdi. Bu tarihten sonra Almanya, ekonomisi, askeri, misyoneri, siyasetçisi ve eğitimcisiyle Osmanlı topraklarındaydı. VIIOsmanlı topraklarında Alman elçilik mensuplarının, demiryolları çalışanlarının ve tüccarlarının çocukları için resmi nitelikte olan Alman okulları açıldı. Almanlar tarafından Osmanlı topraklarında açılan bu okulların çoğu, Osmanlı Devleti 'nin yabancı okulların ruhsatlarım resmiyete kavuşturmayı zorladığı 1902 tarihine kadar ruhsatsız olarak faaliyetlerde bulundu. Almanlar, resmi politikalarının gereği olarak, bir yandan, Osmanlı Devleti ile iyi ilişkiler içinde bulunup başta demiryolu ve silah siparişleri olmak üzere her türlü kolaylığı ve imtiyazı Osmanlı devlet kademesinden sağlıyor, ülkedeki azınlıklara yönelik bir faaliyet içinde olmadığını göstermeye çalışıyordu. Hatta Alman hükümeti, Osmanlı topraklarında kolonyal yayılmayı savunan Pangermenleri ve misyonerleri Alman dış politikasının düşmanı dahi ilan edebilecek kadar ileriye giderken, diğer yandan da gizliden gizliye misyoner okullarıyla ve diğer resmi nitelikli Alman okullarıyla ülkedeki Gayri-Müslimlerin hem dinini değiştirmeyi hem de onları Osmanlı Devleti'ne karşı kışkırtmayı da ihmal etmedi. Almanlar bunun dışında, kendi ülkesinden atmak istediği Yahudilerin, kutsal topraklara yerleşmelerini sağlamak için teşvik etti ve onlara her türlü kolaylığı sağladı. Alman okullarını diğer ülke okullarından ayıran özellik, onların ülkedeki azınlıklara yönelik çalışmalarda bulunmuyor gözükmeleriydi, her ne kadar onlar da diğer yabancı okullar gibi azınlıklarla ilgili faaliyetlerde bulunsalar da, Alman okulları diğer bir deyişle, Osmanlıya dost gözüken bir ülkenin okullarıydı. Ancak Almanların Dünya Politikasının bir aracı olarak I. Dünya Savaşına giren Osmanlı İmparatorluğu, Alman devletiyle birlikte yenilmiş ve ülkedeki her türlü Alman faaliyeti de böylece son bulmuştur. I. Dünya Savaşından sonra kurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti' nde bütün Alman okulları Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olmayan Elçilik Okulu dışında tek bir Alman okulunda birleştirilmiştir. Cumhuriyet rejimi süresince tüm yabancı okullar sıkı denetim ve kontrol altına alınabildiği için Alman okulunun da en ufak zararlı bir faaliyet içine girmesine izin verilmemiştir. VIII
Okul reddi olan çocuk ve ergenlerin ailesel özellikleri
Amaç: Okul reddi yakınması olan çocukların ailesel özelliklerinin değerlendirilmesi ve okul reddi gelişiminde ailesel özelliklerin araştırılması amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Okul reddi yakınması olan 55 çocuk ve ana babası çalışmaya alınmış, kontrol grubuyla karşılaştırılmıştır. Ana-babalara sosyodemografik bilgi formu, Ayrılık Bunaltısı Bozukluğu Belirti Tarama Listesi, Beck Depresyon Ölçeği, Toronto Aleksitimi Ölçeği, Durumluk-Sürekli Bunaltı Ölçeği ve Ruhsal Belirti Tarama Listesi uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesi ki-kare ve Mann whitney U testi ile yapılmıştır.Bulgular: Okul reddi grubunun 34'ü (% 61,8) erkektir. Okul reddi olan çocukların % 74,5'i ayrılık bunaltısı bozukluğu tanısı almıştır. Annesi ev hanımı ve eğitim düzeyi düşük olan çocuklarda, çalışan ve eğitim düzeyi yüksek annelerin çocuklarına göre anlamlı olarak daha sık okul reddi görülmüştür (p<0,0001). Okul reddi grubundaki ana-babaların bunaltı, depresyon ve aleksitimi düzeyleri kontrol grubuna kıyasla daha yüksek bulunmuştur (p<0,005). Ayrıca okul reddi grubundaki ana-babalarda, daha fazla ruhsal belirti saptanmıştır (p<0,0001). Ana-baba tarafından çocuğa fiziksel şiddet uygulanması (odds ratio, 9,2 [% 95 GA, 3,2-26,4]; p<0,0001); annede (odds ratio, 9,4 [% 95 GA, 1,1-77,6]; p=0,014), babada (odds ratio, 9,2 [% 95 GA, 2,0-42,8]; p<0,001) ya da çocukta (odds ratio, 5,8 [% 95 GA, 2,3-14,5]; p<0,0001) bedensel hastalık öyküsünün olması; annede (odds ratio, 2,4 [% 95 GA, 1,9-3,1]; p<0,0001), babada (odds ratio, 8,0 [% 95 GA, 1,0-67,6]; p=0,026) ya da geniş ailede (odds ratio, 13,1 [% 95 GA, 2,9-60,0]; p<0,0001) ruhsal hastalık varlığının okul reddi gelişimi için risk etmeni olduğu saptanmıştır.Sonuç: Genetik ve çevresel etmenler, çocuk ve ergenlerde, okul reddi gelişimine katkıda bulunmaktadır. Bu nedenle okul reddi gelişimine katkıda bulunan etmenlerin saptanarak gereken önlemlerin alınması, sağaltım sürecinde, klinisyenlere kolaylık sağlayacaktır.
Mimari özellikleri farklı ilköğretim okullarındaki öğrenci ve öğretmenlerin okullarının bina ve bahçeleri hakkındaki görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmada, mimari özellikleri farklı üç ilköğretim okulundaki öğrenci ve öğretmenlerin okullarının bina ve bahçeleri hakkındaki görüşleri ayrıntılı olarak incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma, 2008-2009 Eğitim- öğretim yılında, Adana İli Merkez Seyhan ve Yüreğir ilçelerindeki resmi ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenler ile bu okullardaki 4.- 8. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Örneklem seçimi içinse Adana il Milli Eğitim müdürlüğünden, müfettişlerden, öğretmenlerden alınan bilgiler doğrultusunda mimari özellikleri bakımından iyi, orta ve alt düzeyde üç okul belirlenmiştir. Daha sonra bu üç okuldaki tüm öğretmenlere ve 4.- 8. sınıflardan seçkisiz olarak belirlenen birer şubedeki öğrencilere anket uygulanmıştır. Araştırmada ayrıca, bu üç okuldan farklı branşlardan beşer öğretmen ile 4.-.8. sınıf düzeyinde ikişer olmak üzere onar öğrenci gönüllülük esasına göre belirlenerek, bu bireylerle görüşmeler yapılmıştır. Bu bağlamda anket uygulamasına 439 öğrenci ile 96 öğretmen katılırken, görüşmelere ise 15 öğretmen ile 30 öğrenci katılmıştır.Veriler, araştırma kapsamında geliştirilen ? Okul Bina ve Bahçelerine Atfedilen Metaforlar Anketi? (OBBAMA) ve yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre, Okul bina ve bahçesinin genel görünümünün ve fiziki mekan uygunluğunun, eğitim-öğretim kalitesini etkilemede önemli bir faktör olduğu kullanıcı görüşleri doğrultusunda ortaya çıkmıştır. Okulun bina ve bahçesinin yeterli olarak kabul edildiği okullarda öğrenci ve öğretmenler daha çok olumlu temalar altında metafor üretmiş ve olumlu anlamda görüş bildirirken, bina ve bahçenin yeterli olarak kabul edilmediği okullarda ise öğrenci ve öğretmenler daha çok olumsuz temalar altında metafor üretmiş ve olumsuz görüş bildirmişlerdir. Mimari özelliklerin düzeyi olumlu anlamda arttıkça öğretmen ve öğrencilerin okullarına karşı olumlu tutum geliştirdikleri söylenebilir.Araştırma sonuçları doğrultusunda okullardaki gerekli olmasına rağmen bulunmayan bölümlerin il milli eğitim müdürlüğünce oluşturulacak bir komisyon tarafından tespit edilmesi ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın bundan sonra yapacağı projelerde eksik olan bu bölümlere yer vermesi gerektiği söylenebilir. Ayrıca binaların yapı aşamasında ve bahçe düzenlemesi sürecine mimarlar, mühendisler, eğitimciler ve çocuk gelişimcilerinin de katılması, kullanılan ve yapılacak olan okullarda renk seçiminin öğretmenler ve öğrenciler tarafından yapılması, sınıf ve çevre düzenlemelerinde öğretmen ve öğrencilerin fikirlerinin alınması önerilmektedir.Anahtar Kelimeler : Metafor, Okul Binası , Okul Bahçesi, Okul Bina ve Bahçelerine Atfedilen Metaforlar Anketi (OBBAMA)
Okullarda yürütülen psikolojik danışma ve rehberlik uygulamalarının belirlenmesi ve bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmada ilköğretim ve ortaöğretim okullarında rehber öğretmen kadrosunda çalışan ve okul psikolojik danışmanlığı görevini üstlenen psikolojik danışmanların çalıştıkları okullarda yürüttükleri PDR uygulamalarının, diğer bir değişle pratik becerilerinin nasıl olduğu incelenmiştir. Çalışmada ayrıca psikolojik danışmanların çalışma yaşamına ilişkin özellikleri (kıdemleri, öğrenim durumu, okul düzeyi), çalışılan okulun fiziki koşulları (okul mevcudu) ve lisans eğitimleri sırasında aldıkları uygulamalı ders (bireysel psikolojik danışma uygulama dersi, grupla psikolojik danışma uygulama dersi ve okul psikolojik danışmanlığıyla ilgili uygulama dersi) sayıları açısından psikolojik danışmanların çalıştıkları okullarda yürüttükleri PDR uygulamalarının farklı olup olmadığı araştırılmıştır.Araştırma, Türkiye'de toplam 46 ilde 2009-2010 yılları arasında ilköğretim ve ortaöğretim okullarında rehber öğretmen kadrosunda çalışan 221'i bayan, 223'ü erkek olmak üzere toplam 445 psikolojik danışman üzerinde yapılmıştır. Araştırmada psikolojik danışmanların yürüttükleri PDR uygulamalarını belirlemek amacıyla ?Okullarda Yapılan PDR Uygulamaları Anketi? ve psikolojik danışmanların özellikleri ile ilgili bilgileri de saptamak amacıyla ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır. Analizlerde, Tek Yönlü Varyans Analizi, Kay-Kare, Mann Whitney U Testi ve Kruskall Wallis Testi uygulanmıştır.Araştırma sonucunda, ilköğretimde çalışan psikolojik danışmanların bireysel rehberlik uygulamasında öncelikli sırada kişisel-sosyal gelişim alanına; küçük grup rehberliği, büyük grup rehberliği, sınıf rehberliği ve konferans uygulamalarında ise hem ilköğretim hem de ortaöğretim okullarında çalışan psikolojik danışmanların ilk sırada eğitsel gelişim alanına yönelik çalışmalara öncelik verdikleri görülmüştür. İlköğretim ve ortaöğretim okullarında çalışan psikolojik danışmanlar psikolojik danışma uygulamalarından sırasıyla en fazla bireysel psikolojik danışma, acil krize yönelik psikolojik danışma ve grupla psikolojik danışma uygulamaları yürüttüklerini belirtmişlerdir. Program geliştirme uygulamalarını; ilköğretimde ve ortaöğretimde çalışan psikolojik danışmanların yarıdan fazlasının (ilk: %75, orta: %65) yaptığı saptanmıştır. Program değerlendirme uygulamalarında ise; ilköğretim ve ortaöğretimde çalışan psikolojik danışmanların yarısının (ilk: %50, orta: %54), yürüttükleri PDR programını değerlendirmeye yönelik uygulama yaptıkları görülmüştür. Bireyi tanıma tekniklerinden test dışı teknikleri ilköğretim ve ortaöğretimde çalışan psikolojik danışmanların tamamına yakınının (ilk. %95, orta: %97) uyguladığı belirlenmiştir. En fazla yapılan test dışı tekniklerin ise problem tarama listesi, başarısızlık nedenleri anketi ve otobiyografi olduğu saptanmıştır. Psikolojik test tekniklerini, ilköğretim ve ortaöğretimde çalışan psikolojik danışmanların yarıdan fazlasının (ilk: %65, orta: %72) yaptığı ve yapılan bu testlerin ağırlıklı olarak ilgi envanterleri olduğu görülmüştür. Konsültasyon, veli görüşmesi ve öğretmenlerle görüşme yapma ile ilgili uygulamaları, hem ilköğretim hem de ortaöğretimde çalışan psikolojik danışmanların tamamına yakınının gerçekleştirdiği saptanmıştır. İlköğretimde ve ortaöğretimde çalışan psikolojik danışmanların okullarda yürütülen diğer uygulamalardan en fazla oryantasyon hizmetlerine en az ise akran yardımcılığı çalışmalarına yer verdikleri belirlenmiştir.Kıdemlerine göre psikolojik danışmanların okullarda yürüttükleri bazı PDR uygulamalarında farklılıkların olduğu görülmüştür. Rehberlik uygulamalarından bireysel rehberlik, küçük grup rehberliği ve konferans uygulamalarında, bireysel psikolojik danışma yapılan danışan sayısında, bazı PDR programı değerlendirme alt uygulamaları, bireyi tanıma teknikleri alt uygulamaları ve psikolojik test teknikleri alt uygulamalarında ve oryantasyon (duruma alıştırma) uygulamalarında 11 yıl ve üstü kıdeme sahip olan psikolojik danışmanlar lehine anlamlı farklılıklar olduğu saptanmıştır. Mezuniyet düzeylerine göre psikolojik danışmanların okullarda yürüttükleri PDR uygulamalarından sadece program geliştirme alt uygulamalarından; bir grup rehberliği paket programı geliştirme ve uygulama, program geliştirme çalışmaları sonucundan sonra program değerlendirme uygulamaları yapma, program değerlendirme uygulamaları yaparken uygulamaları değerlendirmek amacıyla anket gibi ölçme araçları geliştirme, program değerlendirme çalışmaları sırasında çeşitli istatistiksel işlemlerden yararlanma gibi uygulamalarda lisansüstü eğitim alan psikolojik danışmanlar lehine anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Çalıştıkları okul düzeyine göre sadece PDR programı geliştirme uygulamalarında bulunan psikolojik danışmanlardan ilköğretimde çalışanlar lehine, veli toplantılarına katılma ve oryantasyon uygulamalarında bulunan psikolojik danışmanlardan ise ortaöğretimde çalışanlar lehine anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Çalışılan okulun mevcuduna göre psikolojik danışmanların yürüttükleri bazı PDR uygulamalarında farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Örneğin, bireysel psikolojik danışma yapılan danışan sayısı, bireysel psikolojik danışma toplam oturum sayısı ve yönetilen grupla psikolojik danışma sayısı 1501 ve üstü okul mevcuduna sahip okullarda çalışan psikolojik danışmanlar lehine anlamlı düzeyde farklılık göstermiştir. Lisans eğitimi sırasında alınan bireysel psikolojik danışma, grupla psikolojik danışma ve okul psikolojik danışmanlığı uygulamalarına yönelik dersler ile çalışılan okulda yürütülen PDR uygulamalarından bazıları arasında lisans eğitimi sırasında bireysel psikolojik danışma uygulaması dersini, grupla psikolojik danışma uygulama dersini ve okul psikolojik danışmanlığı uygulama dersini iki dönemde alan psikolojik danışmanlar lehine farklılıklar olduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Okullarda yapılan PDR uygulamaları, Okul PDR programı, Psikolojik danışman
Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesi'nin bir ilköğretim okulunda demokratik siyasal kültür oluşturma bağlamında değerlendirilmesi: Bir durum incelemesi
Bu araştırma, ?Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesi?nin uygulandığı bir ilköğretim okulunda, projenin uygulanması sürecini ve projenin demokratik siyasal kültür bağlamındaki işlevlerini ayrıntılı bir şekilde incelemeye yönelik ?bütüncül tek durum deseni? ne göre planlanan bir durum (örnek olay) çalışmasıdır. Araştırma için belirlenen okul, DEOMP'nin uygulandığı, Adana Seyhan merkez ilçesine yakın, ulaşılabilirliği kolay, orta gelir düzeyine sahip ailelerin yerleştiği, tipik bir devlet okulu olarak nitelendirilebilecek bir ilköğretim okuludur. Araştırma verilerin toplanmasında üç aşamalı bir desen izlenmiştir. Birinci aşamada X ilköğretim okulunda DEOMP'nin nasıl yürütüldüğünü incelemek amacıyla okul ve sınıf gözlemleri yapılmıştır. İkinci aşamada X ilköğretim okulundaki üç yönetici,yedi öğretmen ve 15 öğrenci ile görüşülerek, okullarında uygulanan Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesi' nin yürütülme süreci, okuldaki demokratik siyasal kültürün Hoşgörü, Bireye güven, İşbirliği, Empati, Uzlaşma, Hak ve özgürlüklere sahip çıkma, İnsan onuruna saygı ve Farklılıklara saygı boyutlarını geliştirmedeki işlevi, projenin uygulanması sürecinde karşılaşılan sorunlarla ilgili görüşleri ve projenin okulda demokratik siyasal kültür oluşturma yönündeki etkililiğinin arttırılmasına yönelik önerileri incelenmiştir. Üçüncü ve son aşamada ise yönetici/öğretmen ve öğrencilerin DEOMP'nin okulda demokratik siyasal kültür oluşturma yönündeki katkı düzeyine yönelik algılarını belirlemek amacıyla veri toplama aracı olarak nicel veri toplama yöntemlerinden ölçek ve anket kullanılmıştır.Araştırmanın bu aşamasına X ilköğretim okulunda görev alan üç yönetici, 34 öğretmen ve bu okulda okuyan 276 öğrenci katılmıştır.Araştırma sonucunda Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesi' nin okuldaki yetişkinlerde ve okul genelinde demokratik ve siyasal kültür oluşturma bağlamında katkıları ile ilgili öğretmen/yönetici algılarının öğrencilere göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha olumlu olduğu görülmüştür. Erkek öğretmen ve erkek öğrenciler projenin okulda demokratik siyasal kültür oluşturma yönündeki katkı düzeyini daha yüksek algılarken, öğretmenlerin projenin okullarında demokratik siyasal kültürü geliştirmeye katkı düzeyine yönelik algılarında mesleki kıdemlerine, branşlarına ve mezun oldukları okul türlerine göre anlamlı bir faklılık olmamıştır. 13-14 yaş grubundaki 7-8.sınıf öğrencileri ise sınıf temsilcisi ve okul meclisi çalışmalarının okulda demokratik ve siyasal kültür oluşturma bağlamındaki katkılarını en olumlu algılayan öğrenciler olmuştur. Araştırma öğretmenlerin okul idarecilerini, öğrencilerin ise öğretmenlerini DEOMP ile ilgili bilgilendirme ve rehberlik etkinlikleri açısından yetersiz algıladığını göstermiştir. Bununla birlikte öğrencilerin uygulama sürecinde görev alan öğretmen ve yöneticilerin tutum, davranış ve uygulamalarıyla ilgili algıların daha olumlu olduğu görülmüştür. Okulun fiziksel olanaklarının yeterli olduğunu düşünen katılımcılar, DEOMP' nin okullarında herhangi bir baskı ve yönlendirme olmadan, demokratik bir süreç içinde uygulandığı, sandık kurulunda görevli öğretmen ve öğrencilerin objektif, hiçbir öğrenciyi birbirinden ayırmadan eşit mesafede davrandıkları konusunda hem fikir olmuşlardır.Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesi' ni okulda demokratik siyasal kültürü geliştirme açısından genel olarak işlevsel algılayan yönetici ve öğretmenler çoğulcu katılımı vurgulayarak, daha planlı ve programlı çalışılarak bilgilendirme çalışmalarının yapılmasını, projeye inanılması, yeterli zaman ayrılarak, mekân desteği sağlanmasını ve meclislerin aktif kılınmasını önermişlerdir. Öğrencilerin projenin daha etkili olmasına yönelik önerileri ise; seçim faaliyetlerinin zenginleştirilmesi, seçimlerin ayda bir yapılması, gerçek yaşamda olduğu gibi seçimlerde oy pusulalarının kullanılması, yaşça büyük ve örnek olabilecek öğrencilerin seçilmesi, öğretmenlerin de oy kullanması, temsilcilerin, öğrencilerinde fikirleri alınarak öğretmenler ve yöneticiler tarafından seçilmesi ve her sınıftan mutlaka bir adayın olması yönünde olmuştur. Bu araştırmanın okul ve sınıf gözlemlerinden elde edilen bulgular, genel olarak projenin okulda yürütülme sürecinin DEOMP yönergesi ile uyumlu olduğunu göstermiş, hem seçmenlerin hem de adayların genel olarak heyecanlı olduğu ve seçimlerin olumlu bir havada geçtiği görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Demokrasi Eğitimi, Demokratik Eğitim. Demokratik Siyasal Kültür, Okul Meclisleri Projesi.
Ivan Illich'in 'Okulsuz Toplum' önerisinin işlevselci ve çatışmacı yaklaşımlar açısından incelenmesi
Eğitim toplumun temel sosyal kurumlarından biridir. Bireyin içinde yaşadığı toplumda bilgi, beceri, tutum ve değerlerini geliştirdiği süreçlerin toplamıdır. Toplumun üyeleri için sosyalleşme veya sonradan katılanlar içinse bir bütünleşme ve kaynaşma sürecidir. Günümüzde eğitim kurumunun, en başta gelen alt kurumu okuldur. Okullar toplumun ihtiyaçları doğrultusunda bireyin yetiştirilmesi ve topluma kazandırılmasına aracılık ederler. Elbette her kurum gibi okullarında, aksayan veya bireyin yada toplumun faydalarını gözetmeyen işlevleri vardır. Radikal bir toplum eleştirmeni olan Ivan Illich'e göre ise, okulların bireyin ve toplumun aleyhine olan işlevleri lehine olanlara göre oldukça fazladır. Ona göre, okullarbireyi kapitalist sistemdeki kurumsal yapıların faydaları doğrultusunda üretmeye ve tüketmeye sevk ederler, sistemin ideolojisini aşılarlar, otoriteye itaati meşrulaştırırlar, bireyi gereken şekilde eğitmezler ve eşitsizlik yaratırlar. Illich açısından okulların ortadan kaldırılması, sebep oldukları tüm bu olumsuz durumların sonu demektir. Illich, okulların kaldırılmasını önerirken, mevcut teknolojileri de göz önünde bulundurarak kendi eğitim yöntemlerini önerir. Illich'in önerisinin farklı yaklaşımlar üzerinden değerlendirilerek çözümlenmesi okullar ve onların işlevlerinin anlaşılması adına faydalı olacaktır. Bu çalışmanın amacı, Illich'in `Okulsuz Toplum' önerisini, `işlevselci' ve `çatışmacı' yaklaşımların kavramlarını göz önünde bulundurarak hermeneutik okumayla çözümlemeye çalışmaktır.Anahtar Sözcükler:Eğitim, Okul, Kurumsal Yapılar, Teknoloji, Eşitsizlik.
Okul öncesi eğitim kurumu yöneticilerinin çocuk sağlığı ve güvenliği açısından okulların fiziksel/mekânsal koşullara uygunluk durumuna ilişkin görüşleri
Bu çalışmada okul öncesi eğitim kurumlarının, fiziksel ve mekânsal olarak çocuk sağlığı ve güvenliği açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından literatür taranarak hazırlanan 29 sorulu 'Okul Öncesi Eğitim Kurumlarının Yönetsel ve Okul Sağlığına Yönelik Durumlarını Belirlemeye Yönelik Anket Formu' ve 79 sorulu 'Okul Öncesi Eğitim Kurumlarının Fiziksel/Mekansal Koşullarına İlişkin Anket Formu' kullanılarak toplanmıştır. Kırıkkale il sınırları içerisinde bulunan okul öncesi eğitim kurumları araştırmanın evrenini oluşturmuş olup, çalışmaya toplam 57 okul öncesi eğitim kurumu alınmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde betimsel analiz teknikleri kullanılmış olup; yüzde, frekans ve ortalama hesaplanmıştır. 57 yönetici ile görüşülen araştırmada, yöneticilerin %33.3'ünün okul öncesi eğitimine ilişkin herhangi bir kurs, seminer veya konferansa katılmadığı tespit edilmiştir. Araştırma sonunda mekansal uygunluk yönünden, açık oyun alanı bulunan okulların %70.2'sinde yeşillendirme çalışmaları, hayvan bakımı ve bitki yetiştirme için ayrı alan düzenlenmesi yapılmadığı, fiziksel uygunluk yönünden %87.7'sinde revir, %38.6'sında mutfak ve %75.4'ünde uyku odasının bulunmadığı ve sağlık ve güvenlik yönünden incelendiğinde; %93'ünde hemşire bulunmadığı, ilk yardım sertifikasına sahip öğretmenin ise yetersiz olduğu (%21.1), öğrencilerin rutin olarak sağlık taramasından geçirilmediği (%47.4) ve bazı okullarda bulaşıcı hastalık (%10.5) ve acil durum gerektiren olaylara (%14) rastlandığı saptanmıştır. Okullardan çoğunda (%61.4) yangın merdiveni ve (%52.6) yangın çıkışı ve % 38.6'sının giriş kapılarında güvenlik görevlisi bulunmadığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda okullardaki fiziksel ve mekansal çevre koşullarının geliştirilmesi, her okulda okul sağlığı hemşiresi ve donanımlı revir bulunması, öğretmenlerin olası bir durumda acil müdahale edebilmeleri için ilk yardım sertifika programlarına katılması, okul yöneticilerinin okul öncesi eğitimi yönünden desteklenmesi, okul sağlığı hemşireliği sertifika programlarının açılması, okulların güvenliği açısından eksiklerinin giderilmesi (yangın merdiveni, yangın çıkışları, güvenlik görevlileri vb) önerilerinde bulunulmuştur.
Osmanlı Devleti'nde kız sanayi mektepleri
Osmanlı İmparatorluğu'nda XIX. yüzyılın ikinci yarısında başlayan sanayide modernleşme ve makineleşme süreci, sanayi sektörüne teknik eleman yetiştirme bi-çimlerinde değişikliğe yol açmıştır. Eski dönemlerde usta-çırak ilişkisine dayalı ele-man yetiştirme modeli yerine yeni gelişen sanayi sektörlerine adapte olacak personelin yetiştirilmesine gayret edilmiştir. Öncelikli amacı kimsesiz ve yetim çocukları koruma olan ve temeli 1863 yılında Niş'te Mithat Paşa tarafından atılan Islahhâneler, yapılan düzenlemelerle Sanayi Mektepleri olarak Osmanlı Devleti'nin teknik elemanlarını yetiştirmeye başlamıştır. Bu çalışma, Osmanlı Devleti'nde eğitim sürecine kız çocuklarının da dâhil edilmesiyle tesis edilen Kız Sanayi Mekteplerini ele almaktadır. Bu mektepler sanayide modernleşme sürecine kız çocuklarını dâhil ederek, hem aile hayatında kendine yetebilen hem de topluma katkı sağlayan özgüveni olan ve kendi ayakları üzerinde durabilen kadınları yetiştiren bir eğitim kurumu olmuştur. Bu araştırma ile günümüzde Kız Meslek Liselerinin selefi durumunda olan Kız Sanayi Mekteplerinin Türk Eğitim Tarihindeki yeri ve önemi tespit edilmiş öte yanda Yakın Çağ Türk Tarihinde kızların mesleki eğitim alanındaki rollerine yer verilmiştir.
Düşük ve yüksek sosyo-ekonomik düzeydeki (SED) okullara yönelik etkili okul profilinin belirlenmesi
Bu araştırmada; düşük ve yüksek sosyo-ekonomik düzeydeki okulların etkililiğinin hangi faktörlere bağlandığının ve bunun sonucunda etkili okul profillerinin nasıl algılandığının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Nitel araştırma yöntem ve tekniklerinin kullanıldığı araştırma, açıklayıcı/tanımlayıcı durum çalışması ve karşılaştırmalı durum çalışması desenlerinde yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu, aşırı/aykırı durum örneklemesi yoluyla belirlenmiştir. Araştırma, Niğde ilinde yüksek ve düşük sosyo-ekonomik düzeyde yer alan iki ortaokulda gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunda her iki okuldan; 10 öğretmen, 3 okul yöneticisi ve 5 veli olmak üzere toplam 36 katılımcı yer almaktadır. Araştırmanın verileri yarı-yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmış ve veriler, içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda, okul etkililiğinin; okulların sosyo-ekonomik özelliklerinden kaynaklanan ihtiyaçları doğrultusunda, bazı alanlarda farklı değerlendirildiği ortaya çıkmıştır. Her iki okulda da, okul etkililiğinin akademik başarı odaklı algılandığı belirlenmiştir. Okul etkililiğinin akademik başarı boyutu; yüksek sosyo-ekonomik düzeydeki okulda, tüm okul paydaşlarının katılımına bağlı olarak çok boyutlu değerlendirilmektedir. Akademik başarının düşük sosyo-ekonomik düzeydeki okulda ise, öğretmen ve öğrenci odaklı değerlendirildiği sonucuna ulaşılmıştır. Yüksek sosyo-ekonomik düzeydeki okulda, öğretmenlerin mesleki performanslarının geliştirilmesine bağlı olarak okul etkililiğinin sağlanmasında, okul yöneticilerinin daha aktif olması gerektiği sonucuna varılmıştır. Araştırmanın bulgularına dayalı olarak; okul yöneticilerinin, okul paydaşlarının katılımıyla okulların sosyo-ekonomik ihtiyaçlarının belirlenmesine yönelik ihtiyaç analizleri yapması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: etkili okul, sosyo-ekonomik düzey, okul profili
Okul psikolojik danışmanlarının eşcinsellere yönelik tutumlurının ve homofobi düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma, İstanbul'da görev yapan Okul Psikolojik Danışmanlarının homofobi düzeyleri ve eşcinsel bireylere yönelik tutumlarının eşcinsel bireylerle tanışıklık düzeyleri ve okul psikolojik danışmanı olarak çalışma süreleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektedir. Araştırma, 2016 yılında İstanbul'da görev yapan 304 (230 kadın ve 74 erkek) okul psikolojik danışmanı ile yürütülmüştür. Çalışmada Kişisel Bilgi Formu, uyarlaması, güvenilirlik ve geçerlilik çalışması Sakallı ve Uğurlu (2001) tarafından yapılan Hudson ve Ricketts Homofobi Ölçeği ve uyarlaması, güvenilirlik ve geçerlilik çalışması Duyan ve Gelbal (2004) tarafından yapılan Lezbiyen ve Gaylere Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, Okul Psikolojik Danışmanlarının homofobi düzeyleri ve eşcinsel bireylere yönelik tutumları, eşcinsel bireylerle tanışıklık düzeyleri açısından farklılaşmaktadır. Tanışıklık düzeyi arttıkça homofobi düzeyi azalmakta ve eşcinsel bireylere yönelik tutumları daha olumlu hale gelmektedir. Danışmanların homofobi düzeyleri ve eşcinsel bireylere yönelik tutumları, okul psikolojik danışmanı olarak çalışma süreleri açısından farklılaşmamaktadır. Anahtar Kelimeler: Lezbiyen, gay, eşcinsel, homofobi, tutum, psikolojik danışman
Okullarda iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarına yönelik okul yöneticileri ve öğretmenlerin görüşleri
Bu araştırmada, okullarda iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarına yönelik okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin görüşleri ortaya konularak, okullarda iş sağlığı ve güvenliği (İSG) uygulamaları performansının ölçülmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma araştırma yönteminin keşfedici sıralı deseni ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nitel boyutuna amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi ile belirlenen 10 okul yöneticisi katılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda İstanbul ilinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı 50 ve üzeri çalışanı olan devlet ve özel ilkokul, ortaokul ve lisede görev yapan on okul yöneticisi ile görüşme yapılmıştır. Araştırmanın nitel verileri "betimsel analiz" tekniği, NVivo programı kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmanın nicel boyutuna ilişkin verilerin analizinde ise Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet ve özel ilkokul, ortaokul ve lisede görev yapan öğretmen değerlendirmelerinin yüzde, standart sapma, aritmetik ortalama, ve frekans değerleri kullanılmıştır. Katılımcıların cinsiyet, öğrenim düzeyi, yaş, okul türü, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi alıp almama durumlarına göre karşılaştırılmasında SPSS programı kullanılarak yüzde, frekans, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) gibi anlam çıkartıcı istatistikler ile veriler çözümlenmiştir. Nitel araştırma sonucunda kadegori, tema ve alt temalar elde edilmiş ve yorumlanmıştır. Daha sonra "Okul İSG Performans Ölçeği" oluşturulmuştur. Araştırmanın nicel boyutunda, araştırmanın amaçlarına yönelik, "Okul İSG Performans Ölçeği" yardımıyla elde edilen öğretmen görüşleri doğrultusunda, okul öğretmenlerinin okul İSG uygulamaları performansına ilişkin görüşlerinin demografik değişkenlere göre karşılaştırılması yapılmıştır. Cinsiyet, eğitim düzeyi, yaş, kıdem, okul türü, İSG eğitimi alıp almama durumlarına göre karşılaştırılmış, İSG eğitimi alıp almama ve okul türüne göre anlamlı farklılıklar elde edilmiştir. Okullarda uygulanan İSG uygulamaları performansına ilişkin "Yönetsel Önlem ve Tedbirler", "Eğitim Uygulamaları" ve "Toplam Puan" boyutlarında İSG eğitimi alıp almama ile ilgili öğretmenlerin katılma düzeyi istatistiksel olarak .95 güven aralığı içinde anlamlı farklılık göstermiştir. Okul öğretmenlerinin İSG eğitimi alanların "Yönetsel Önlem ve Tedbirler" boyutuna ilişkin kabul düzeyleri (x̄ =3,96) almayan öğretmenlere göre (x̄=3,75) ve "Eğitim Uygulamaları" boyutuna ilişkin kabul düzeyleri İSG eğitimi alan öğretmenler (x̄=3,76) almayan öğretmenlere göre (x̄=3,36) daha yüksek olduğu tespit edişmiştir. Okul öğretmenlerinin İSG eğitimi alanların "Toplam Puan" boyutuna ilişkin kabul düzeyleri (x̄=3,89) almayan öğretmenlere göre de (x̄=3,61) daha yüksek çıktığı tespit edilmiştir. Okullarda uygulanan İSG uygulamaları performansına ilişkin "Yönetsel Önlem ve Tedbirler" (F(497)= 3,313 p<.05), "Eğitim Uygulamaları" (F(497) = 3,794 p<.05), ve "Toplam Puan" (F(497)= 3,578 p<.05) boyutlarında okul türü ile ilgili öğretmenlerin katılma düzeyi istatistiksel olarak .95 güven aralığı içinde anlamlı farklılık göstermektedir. Gruplar arasında farklılıklar incelendiğinde; okul türü diğer liseler olan öğretmenlerin "Yönetsel Önlem ve Tedbirler" boyutuna ilişkin değerinin ( x̄ = 3,48), ilkokul ( x̄= 3.83), ortaokul ( x̄ =3.68) ve Anadolu lisesi ( x̄= 3.63) öğretmenlerine göre düşük olduğu görülmüştür. Gruplar arasında farklılıklar incelendiğinde; okul türü ilkokul olan öğretmenlerin "Eğitim Uygulamaları" boyutuna ilişkin değerlerinin ( x̄= 3,93), ortaokul ( x̄= 3,87) Anadolu lisesi (x̄= 3,81), diğer lise türleri (x̄= 3.63) öğretmenlerine göre yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmanın nitel bulguları, nicel bulgulara ulaşmak için gerekli olan ölçme araçlarının elde edilmesine ışık tutmuştur. Özellikle okul yöneticilerinin İSG uygulamaları ile ilgili değerlendirmeleri ve bu değerlendirmelerden elde edilen kod ve temalar, ölçek oluşturulurken madde havuzunun elde edilmesinde yol gösterici olmuştur. Ayrıca ölçek uygulanıp nicel bulgular değerlendirilirken nitel bulgular bu değerlendirmeleri destekleyici katkı sağlamıştır.
Eğitim kurumlarında öğretmenlerin örgütsel iklim algıları üzerinde etkili olan örgütsel davranış faktörleri: Bir meta analiz çalışması
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin algılarını temel alan araştırmalar kapsamında, örgütsel iklim ile örgütsel davranış faktörleri arasındaki ilişkilerin etki büyüklüklerini meta-analiz yöntemiyle belirlemektir. Araştırmanın kapsamını, Türkiye'de Ocak 1988 ile Ağustos 2022 tarihleri arasında eğitim kurumlarında örgütsel iklim konusunda nicel yöntemlerle yapılmış yüksek lisans ve doktora tezleri ile hakemli dergilerde yayınlanmış araştırma makaleleri oluşturmaktadır. Örgütsel iklim konusunda yapılan tezlere YÖK Ulusal Tez Merkezi ve Proquest veri tabanları üzerinden, araştırma makalelerine ulaşmak için ise Education Resources Information Center (ERIC), Web of Science, EBSCOhost, Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM), DergiPark ve Google Akademik veri tabanları üzerinden ulaşılmıştır. Bu amaçla, veri tabanları üzerinde "okul iklimi", "örgüt iklimi", "örgütsel iklim", "school climate", "organizational climate" kelimeleri kullanılarak tarama yapılmıştır. Tarama sonucunda 448'i tez 350'si makale toplam 798 araştırmaya ulaşılmıştır. Araştırmanın dahil edilme kriterlerine uygun olarak 73 çalışmadan 79 etki büyüklüğü elde edilmiştir. Bu kapsamda, örgütsel iklim ile liderlik tarzı arasındaki ilişkiye yönelik 36 araştırma, örgütsel iklim ile iş doyumu arasındaki ilişkiye yönelik 11 araştırma, örgütsel iklim ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiye yönelik 10 araştırma, örgütsel iklim ile tükenmişlik arasındaki ilişkiye yönelik 8 araştırma, örgütsel iklim ile örgütsel güven arasındaki ilişkiye yönelik 5 araştırma, örgütsel iklim ile motivasyon arasındaki ilişkiye yönelik 5 araştırma ve örgütsel iklim ile performans arasındaki ilişkiye yönelik 4 araştırma analize dahil edilmiştir. Araştırmaların örneklem büyüklükleri, örgütsel iklimle liderlik tarzı arasındaki ilişki için 13693, örgütsel iklimle iş doyumu arasındaki ilişki için 16705, örgütsel iklimle örgütsel bağlılık arasındaki ilişki için 4030, örgütsel iklimle tükenmişlik arasındaki ilişki için 3221, örgütsel iklimle örgütsel güven arasındaki ilişki için 2178, örgütsel iklimle motivasyon arasındaki ilişki için 2031, örgütsel iklimle performans arasındaki ilişki için ise 1277 öğretmenden oluşmuştur. Verilerinin analizinde Comprehensive Meta-Analysis V3 (CMA) programı kullanılmıştır. Araştırmadaki tüm analizlerde rastgele etkiler modeli kullanılmıştır. Araştırmada yayın yanlılığını bulmak için Huni saçılım grafiği, Rosenthal's Fail Safe N ve Orwin's Fail Safe N istatistiği, Begg ve Mazumdar Sıra Korelasyonu, Egger Regresyon ve Duval ve Tweedie's Kırpma ve Doldurma analizleri yapılmıştır. Araştırmada moderatör olarak araştırmacının cinsiyeti, yayın türü, eğitim kademesi, araştırmanın yapıldığı bölge, liderlik sınıflandırması ve araştırmanın yılı gibi değişkenler esas alınmıştır. Örgütsel iklim ile liderlik tarzı arasındaki ilişkinin etki büyüklüğü orta düzeyde ve pozitif yönlü (r=0,445), örgütsel iklim ile iş doyumu arasındaki ilişkinin etki büyüklüğü orta düzeyde ve pozitif yönlü (r=0,467), örgütsel iklim ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişkinin etki büyüklüğü orta düzeyde ve pozitif yönlü (r=0,430), örgütsel iklim ile tükenmişlik arasındaki ilişkinin etki büyüklüğü orta düzeyde ve negatif yönlü (r= -0,325), örgütsel iklim ile örgütsel güven arasındaki ilişkinin etki büyüklüğü orta düzeyde ve pozitif yönlü (r=0,408), örgütsel iklim ile motivasyon arasındaki ilişkinin etki büyüklüğü güçlü düzeyde ve pozitif yönlü (r=0,525) ve örgütsel iklim ile performans arasındaki ilişkinin etki büyüklüğü orta düzeyde ve pozitif yönlü (r=0,358) olarak hesaplanmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel İklim, Okul İklimi, Örgütsel Davranış Faktörleri, Meta-Analiz, Öğretmen, Eğitim Kurumları
Okul psikolojik danışmanlarının çocuk istismarı vakalarındaki deneyimleri üzerine nitel bir çalışma
Bu araştırma okul psikolojik danışmanlarının çocuk istismarı vakalarındaki deneyimlerinin incelendiği nitel bir araştırmadır. Araştırmaya Adana'da görev yapan 17 okul psikolojik danışmanı (13 kadın, 4 erkek) katılmıştır. Araştırmada, veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "yarı yapılandırılmış görüşme formu ve katılımcıların demografik bilgilerini elde etmek için "kişisel bilgi formu" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler nitel veri analizi yöntemlerinden içerik analizi yoluyla analiz edilmiş ve bulgular temalar halinde sunulmuştur. Araştırma sonucunda okul psikolojik danışmanlarının çocuk istismarı vakalarındaki deneyimlerine ilişkin bulgular dokuz tema altında toplanmıştır. Bu temalar şu şekildedir; (1) çocuk istismarı olgusuna ilişkin algılar, (2) okul PDR servislerinde karşılaşılan istismar türleri, (3) okul PDR servislerinde istismarı önleme, tespit ve müdahale aşamalarında yapılan çalışmalar, (4) istismar vakalarına müdahale aşamasında yaşanan güçlükler, (5) istismar vakalarında işbirliği yapılan kurum ve kuruluşlar, (6) karşılaşılan istismar vakalarında zorlanılan durumlar, (7) istismar vakaları ile çalışmada yeterlilik algıları ve yeterliliği artırma konusunda öneriler, (8) çocuk istismarı ile ilgili mevcut yasaların yeterliliği ve yapılacak yeni yasal düzenlemeler, (9) çocuk istismarını önlemeye yönelik öneriler. Anahtar Kelimeler: Çocuk istismarı, duygusal istismar, fiziksel istismar, cinsel istismar, okul psikolojik danışmanı, PDR servisi.
Okullarda örgütsel adaletin tükenmişlik, iş doyumu, örgütsel bağlılık ve örgütsel vatandaşlık ile ilişkisi: Bir meta-analiz çalışması
Bu tez okullarda örgütsel adalet algısının öğretmenlerin tükenmişlik, iş doyumu, örgütsel bağlılık ve örgütsel vatandaşlık algıları üzerine etkisini belirlemek amacıyla hazırlanmıştır. Araştırma meta-analiz yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Eğitim-öğretim alanında örgütsel adalet ile tükenmişlik, iş doyumu, örgütsel bağlılık ve örgütsel vatandaşlık arasında yapılmış olan korelasyonel çalışmalar araştırmanın kapsamına alınmıştır. Tarama sürecinde tükenmişlik kapsamında 4 adet çalışma araştırmaya dahil edilmiş ve toplam 885 kişilik, iş doyumu değişkeni kapsamında 19 çalışma dahil edilmiş ve 6727 kişilik, örgütsel bağlılık değişkeni kapsamında 17 çalışma dahil edilmiş ve 6875 kişilik, örgütsel vatandaşlık değişkeni kapsamında 10 çalışma dahil edilmiş ve 6316 kişilik örnekleme ulaşılmıştır. Toplamda 46 çalışma ve 20.803 kişilik örneklem sayısına ulaşılmıştır. Aynı zamanda okul kademesi, yayın türü, çalışmanın yapıldığı bölge, çalışma alanı ve örneklem büyüklükleri kapsamında moderatör analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda; örgütsel adalet algısının öğretmenlerin tükenmişlik algılarına negatif yönlü ve düşük düzeyde, iş doyumu algılarına ve örgütsel bağlılık algılarına pozitif yönlü ve orta düzeyde, örgütsel vatandaşlık algılarına ise pozitif yönlü ve düşük düzeyde etkide bulunduğu tespit edilmiştir. Örneklem büyüklüğü ve bölgenin ilişkilerde moderatör değişken olduğu ancak okul türü, yayın türü ve çalışma alanının büyük ölçüde moderatör etki göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak bulgular kapsamında uygulayıcılar ve araştırmacılar için çeşitli öneriler sunulmuştur.
Okullarda prososyal davranış ve pozitif ses çıkartma davranışı oluşumunda lider-üye etkileşiminin rolü
Bu araştırmanın amacı, okullarda öğretmenlerin prososyal davranışları ile pozitif ses çıkartma davranışının arasındaki ilişki ve bu ilişkide lider üye etkileşiminin düzenleyicilik rolünün olup olmadığının saptanmasıdır. Bu sayede, öğretmenlerin davranışlarının liderleriyle kurdukları etkileşimden etkilenip etkilenmediği tespit edilecektir. Araştırmanın diğer amacı da öğretmenlerin prososyal davranışlarının, pozitif ses çıkartma davranışlarının ve lider üye etkileşimlerinin onların cinsiyetine, yaşına, medeni durumuna, çalışma sürelerine, çalıştıkları okulun büyüklüğüne ve türüne göre incelemektedir. Araştırma karma desende açıklayıcı sıralı modelle desenlenmiştir. Nicel desende yapısal eşitlik modellemesi ile prososyal davranışlar ile pozitif ses çıkartma davranışı arasındaki ilişkide lider üye etkileşiminin düzenleyicilik rolü test edilmiştir. Aynı zamanda demografik etmenlerin değişkenlere etkisini tespit etmek amacıyla t-testi ve tek yönlü ANOVA kullanılmıştır. Nitel desende olgu bilim ile desenlenen araştırma yarı yapılandırılmış görüşme formları ile verileri toplamıştır. Araştırma, 2019-2020 yılı İzmir ili Buca ilçesinde bulunan resmi okullarda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada "Kişisel Bilgi Formu", "Lider Üye Etkileşimi Ölçeği", "Prososyal Davranışlar Ölçeği", "Pozitif Ses Çıkartma Davranışı Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın bulguları, lider üye etkileşimi değişkeninde cinsiyet, yaş, medeni durumda anlamlı fark çıkmazken çalışma süresi, okul büyüklüğü ve türünde anlamlı farklılık çıkmıştır. Prososyal davranışlarda yalnızca okul türü değişkenine göre anlamlı farklılık görülürken pozitif ses çıkartma davranışında medeni durum ve okul türü değişkeninde anlamlı farklılık bulunmuştur. Bununla beraber prososyal davranışlar ile pozitif ses çıkartma arasındaki ilişkide lider-üye etkileşiminin düzenleyicilik etkisi de ortaya konmuştur. Sonrasında yapılan nitel analizler sonucunda ise; nicel bulgular desteklenmiş ve ayrıca lider üye etkileşiminin kalitesinin altında yatan etmenler saptanmıştır.
İzmir Bayraklı Toplum Sağlığı Merkezi bölgesinde bulunan ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin tıbbi ve sosyal durumları ve bunları etkileyen değişkenler
Amaç: Bu araştırmayla İzmir'in Bayraklı ilçesinde İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin demografik özelliklerinin saptanması, adolesan dönem sorunlarının ortaya konması, riskli sağlık davranışlarının ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma kesitsel bir çalışmadır. Araştırmanın evreni, Bayraklı ilçesinde ilköğretim ikinci kademe okullarındaki toplam 11548 öğrenci olup minimum örneklem büyüklüğü 805 olarak hesaplanmıştır. Toplam 875 öğrenciye ulaşılmıştır. Araştırmaya alınacak okullar tabakalı-rastgele örneklem yöntemiyle belirlenmiştir. Kullanılan Okul Çağı Çocukları Sağlık Davranışı 2009/10 anket formu araştırmacının gözetmenliğinde doldurulmuş ve öğrencilerin boy-kiloları araştırmacı tarafından sınıfta ölçülmüştür. Bulgular: Araştırmaya katılan 875 öğrencinin %51'i erkek, %49'u kızdır. Çalışmamızda sedanter yaşam oranı %85,5'dir. Öğrencilerin %22,2'si fazla kilolu, %17,3'ü obezdir. Öğrencilerin %7,1'inin sigara, %8'inin alkol kullanımı olduğu görülmüştür. Obezite, sedanter yaşam, düzensiz diş fırçalama, zararlı madde kullanımı, yaralanma, zorbalık yapma erkeklerde anlamlı olarak yüksek görülürken; zayıflık, düzensiz fiziksel aktivite ise kızlarda anlamlı olarak yüksek görülmüştür. Yarı kentsel bölgede düzensiz fiziksel aktivite, kentsel bölgede sedanterlik fazladır. Erkek olma, yaşı büyük olma, sosyal medya kullanımı zararlı madde kullanımını anlamlı olarak arttırmaktadır (Negelkerke R²= 0,186). Sonuçlar ve Öneriler: Çalışmamızda obezite ve sedanter yaşam prevalansı yüksek bulunmuştur. Sosyal medya kullanımının sedanterliği etkileyen en önemli faktör olduğu görülmektedir. Çalışmamızda şiddet oranları önlem almayı gerektirecek düzeydedir. Beslenmeyle ilgili olumlu davranışların desteklenmesi, aile bireylerine eğitim verilmesi ve çocukların hareketli yaşama geçiş yapmaları için yönlendirilmeleri gerekmektedir. Şiddetle mücadelede öğretmenler, rehberlik öğretmenleri, okul yönetimi ve aile iş birliği sağlanmalıdır. Anahtar Sözcükler: Okul Sağlığı, Sağlığı Geliştirme Davranışı, Ergenler, HBSC